AFRİKA DOSYASI : Geçmişten Günümüze Afrika Kıtasının Tanınmayan Ülkeleri


Geçmişten Günümüze Afrika Kıtasının Tanınmayan Ülkeleri

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Afrika’da da bazı ülkeler kurulmak istenmiş ancak birçoğu kısa ömürlü olmuş veya ulusal boyutta tanınmada başarılı olamamıştır. İşte Afrika’daki geçmiş ve mevcut tanınmayan ülkeler.

rif cumhuriyeti

hem fas sultanına hem de bölgedeki ispanyol kolonilerine karşı mücadele etmek için fas’ın kuzey bölgelerinde kurulan bir ülkedir. 1921 yılında kurulmuş ve 1926 yılında ispanyol ordusunun bu ülkeye ordusuyla girmesiyle dağılmıştır ancak 2013 yılında bu ülkenin bağımsızlığı tekrar gündeme gelmiştir.

sahravi arap demokratik cumhuriyeti

batı sahra ülkesinin tamamını yönetmek isteyen polisario gerillaları ülkedeki faslı birliklerle 1976 yılından beri mücadele etmekte ve kendilerinin bağımsız bir ülke olarak tanınmalarını istemekteler.

azavad

2012 yılında mali ülkesinin kuzey bölgesinde islami şeriat hükümlerine göre yönetilen bir ülke kurulmuş olsa da 3 ay kadar kısa bir süre sonra iç anlaşmazlıklardan dolayı bu ülke dağıldı.

biafra cumhuriyeti

1967 yılında nijerya’dan ayrılmaya çalışan ve iki buçuk yıl boyunca kuşatmayla karşı karşıya kalan, nijerya’nın güneyindeki bir ülke. kuşatmaya direnemeyip, teslim olunduğunda iki milyona yakın insan açlıkla mücadele etmekteydi.

benin cumhuriyeti

yine nijerya’nın güneyinde kurulan ve nijerya’dan ayrılmaya çalışan başka bir ülke. günümüzde benin cumhuriyeti vardır ve varlığını sürdürmektedir ancak bu kurulan benin cumhuriyeti farklıdır. 19 eylül 1967 tarihinde biafra birlikleri tarafından ele geçirilmiş ve kukla bir ülke olarak kurulması planlanmış olsa da aynı günün akşamı nijeryalı birlikler bölgeye gelmiş ve tekrar ele geçirmiştir. bu sebeple sadece bir günlük ömrü olan bir cumhuriyet olarak tarihe geçmiştir.

federal ambazionia cumhuriyeti

kamerun’un batı kısmında kurulan ve ülkedeki fransızca ve ingilizce konuşan insanlara karşı olan bu ülke 1984 yılında ortaya çıkmıştır ancak diğer devletler tarafından tanınmada başarılı olamamıştır. yine de 2006 ve 2017 yıllarında tekrar bağımsızlığını ilan etmiştir.

cabinda cumhuriyeti

angola’nın 1975 yılındaki bağımsızlık mücadelesi sırasında kurulan bir ülke. ancak angola birliklerinin 1976 yılında bölgeye girmesiyle birlikte ülke dağılmış ve bölge tekrar angola’ya geçmiştir. bunun sonucunda bölgede gerilla savaşı başlamış ve 2006 yılında bağımsız cabinda cumhuriyetinin kuruluşuna kadar devam etmiştir.

rodezya cumhuriyeti

ingiliz birliklerine karşı mücadele etmek için kurulan ülke ilk kez 1965 yılında ortaya çıkmış ve 1970 yılında ise kendisini cumhuriyet olarak tanıtmıştır. günümüzde ise ülke adını zimbabve olarak değiştirmiş ve varlığını sürdürmektedir.

transkei / bophuthatswana / venda / ciskei cumhuriyeti

1913 yılında ingiliz kolonileri bölgeye gelince güney afrika ülkesindeki yerlilere karşı ayrımcılık politikası uygulamaya başladı. bu ayrımcılık politikası uygulanınca bölgedeki siyahi bazı birlikler bağımsızlıklarını ilan ettiler, bu birliklerden dördüneyse tam bağımsızlık hakkı verildi ancak bölgede yaşayan vatandaşlar kısa süre içerisinde buraları terk ederek güney afrika ülkesine döndüler. bu ülkeler ise bölgeye insanları tekrar çekmek için kumar ve fuhuş gibi bazı durumları yasal hale getirdiler. ancak buna rağmen bölgeye insan çekmede başarılı olamadılar ve güney afrika dışında başka bir ülke tarafından tanınmadılar. bu sebeple 1994 yılında bu ülkelerin hepsi dağıldı ve tekrar güney afrika ile birleşti.

anjouan cumhuriyeti

komor adalarına bağlı olan bu ada, komor hükümetinden memnun olmadığı için 1997 yılında komor adalarından ayrıldı ve bağımsız bir ülke oldu. 2002 yılında tekrar komor adalarına bağlanmış olsa da, başbakanının 5 yıllık görev süresi bitmeden kısa bir süre önce tekrar ayrıldı ancak daha sonra komor askeri birlikleri tarafından devlet başkanı devrildi ve ülke tekrar komor adalarına bağlandı.

güney kasai

1960 yılında kongo cumhuriyetinin iç savaş yaşadığı sırada bağımsızlığını ilan etmiş ancak 1962 yılında gerçekleşen kongo’daki askeri darbeden sonra tekrar kongo’ya bağlanmıştır.

katanga

belçikalı birlikler tarafından desteklenen bu ülke 1960 yılında kongo’dan ayrılmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. ancak 1963 yılında birleşmiş milletler kongo’ya destek verince teslim olmuş ve tekrar kongo’ya bağlanmıştır.

martyazo cumhuriyeti

hutu halkının devamı olarak 1972 yılının mayıs ayında kurulan bu ülke bir hafta sonra tutsi birlikleri tarafından işgal edilmiş ve ülke dağılmıştır.

jubaland cumhuriyeti

somali iç savaşı sırasında 1998 yılında muhammed said hersi morgan tarafından kurulan, somali’nin güney bölgesindeki bir ülke. ancak 9 ay dayanabilmiş ve daha sonra teslim olmuştur.

somaliland cumhuriyeti

1960 yılında somali’ye katılmadan önce beş günlük bağımsızlık yaşayan somaliland, 1991 yılında somali ülkesi çökünce tekrar bağımsızlığını ilan etti. şu an ulusal olarak birçok ülke tarafından bapımsız bir ülke olarak tanınmamaktadır.

cyrenacia emirliği

1949 yılında libya’nın doğusunda kurulmuş ve sadece birleşik krallıklar tarafından tanınmıştır. ancak birleşmiş milletlerin bağımsız bir libya’yı desteklemesi sebebiyle 1951 yılında libya kurulmuş ve ve bu bölge libya’ya bağlanmıştır.

bir tawil

antarktika ile birlikte, hiçbir ülke tarafından sahiplenilmeyen bir bölge. mısır ile sudan arasında bulunan bu bölgeye gelen birkaç kişi burayı sahiplenmek istese de, şu ana kadar kimse ulusal boyutta tanınmada başarılı olamadı. bu bölge ulusal boyutta sadece mısır veya sudan tarafından elde edilebilmektedir ancak özel bir durum sebebiyle iki ülke de sahiplenmek istememektedir.

kaynak

AMERİKA DOSYASI : Kuruluş Öncesinden Günümüze Teksas’ın Mücadele İçinde Geçen Enteresan Tarihi


Kuruluş Öncesinden Günümüze Teksas’ın Mücadele İçinde Geçen Enteresan Tarihi

Bizde "Teksas mı burası?" deyimine konu olan, ABD’nin onlarca filme ilham olmuş ilginç eyaleti Teksas’ın, birden fazla ülkenin müdahil olduğu çetin bir tarihi var. Sözlük yazarı "guru", detaylı bir şekilde eğiliyor konuya.

bildiğiniz gibi texas’ın ilk yerleşik halkı amerikan yerlileri. bunlar apache, caddo, comanche, kiowa, cherokee, coushatta, kıckapoo, wichita diye gidiyor.

1519’da ilk avrupa’lılar olan ispanyollar bölgeye varıyorlar ve daha sonra nueva españa yani "yeni ispanya" olarak adlandırılacak olan koloniyi kuruyorlar. merkezi mexico city olan bu koloninin büyüklüğü günümüzdeki texas ile sınırlı değil, neredeyse abd’nin tamamını kapsayacak bir yüzölçümüne sahip ve güneyde güney amerika kıtasına kadar iniyor. bu koloni daha sonra yıllar içerisinde diğer avrupalıların da kıtaya gelmesi ile birlikte savaşlar (özellikle fransa ile) ve bağımsızlık ilanları ile parçalanacak ve meksika’ya evrilecek.

Yeni İspanya’nın ilk haritalarından biri.

ispanyolların sömürgeleştirdiği bu topraklarda yaşayan amerikan yerli uluslarından biri de pueblo’lar. pueblo halkının özelliği amerikan yerlilerinde pek rastlanmayan bir şekilde, çadırlar yerine adobe kullanılarak yapılmış çok katlı ve içerisinde odaları bulunan binalarda yaşamaları. ayrıca diğer yerlilere göre daha gelişmiş tarım teknikleri kullanıyorlar. pueblo’da ispanyolların bu halka verdiği isim zira "pueblos" ispanyolca "kasabalar" demek. aslında ispanyolların pueblo halkı diye tek bir isim altında topladığı bu halk beş farklı halktan oluşuyor ve kendilerine doğal olarak pueblos demiyorlar. kendi dillerindeki isimleri hopi, taos, jimez, zuni ve tigua.

tabii bu halktan durduk yere uzun uzun bahsetmedik. bu halkın texas’ın kurulmasındaki önemi 1620’de santa fe de nuevo méxico’da (günümüzde abd’nin new mexico eyaleti) ispanyollara karşı ayaklanmaları ve 400’e yakın ispanyolu öldürmeleri, geri kalan 2000 tanesini ise günümüzde el paso, texas şehrinin olduğu bölgeye sürmeleri. sürülen ispanyollar bu şehri kuruyorlar ve bu şehir, günümüzdeki texas topraklarında kurulan ilk ispanyol sehri oluyor. bu olaydan 12 sene sonra ispanyollar geri dönüp, pueblos katliamını yapacak ve şehirlerini tekrar ele geçirecekler fakat konumuz bu değil, dönelim texas’a.

bu arada yıl 1625 oluyor. günümüzde corpus christi şehri yakınlarına fransızlar gelip bir koloni kuruyorlar. maksat ispanyollara kıllık olsun. yok yok aslında öyle değil. aslında missisippi nehrine gitmeye çalışırlarken kaybolup orada bir kale kurmaya karar veriyorlar (fort saint louis). bu şanssız koloni kuzeye illinois’e ulaşmaya çalışıyor ve bu şanssız yolculuk boyunca katliamlar, hastalıklar, isyanlarla boğuşuyor ve illinois’a ulaşamadan hepsi öldürülüyorlar.

Bir Kanada gazetesinde yayınlanan bir St. Louis tasviri.

bu arada fransızların bölgeye geldiğini öğrenen ispanyollar onları aramaya başlıyor çünkü kendilerine tehdit olarak görüyorlar. bu sayede bölgede yayılmaları hızlanıyor. bir süre sonra fransızların terkettiği kaleyi ve topları buluyorlar. topları yakıp, kaleyi gömüyorlar. daha sonra "lan biz bayağı salağız galiba, topu gömüp kaleyi niye yakmadık ki ? saatlerdir uğraşıyoruz" diyorlar. neyse, kale ve toplar ortadan kalkınca kalıntılar üzerine binalar dikiyorlar ve fransızların bıraktığı o kalıntılar 1990’li yıllara kadar toprağın altında kalıyor.

öte yandan kurdukları bu kale daha sonra fransızlar’ın bu topraklar üzerinde hak iddia etmesi için dayanak oluşturuyor.

bundan sonraki bir asır ispanyolların, bölgenin hemen komşusu olan fransız bölgesi louisiana’nın oluşturduğu tehdite karşı ha babam şehir kurması ile geçiyor.

yıllar 1821’i gösterdiğinde meksika ispanya’ya karşı isyan bayrağı açıp, bağımsızlık ilan ediyor. tabii ki o yıllardaki meksika sınırları günümüzdeki meksika’dan çok farklı (çok çok daha büyük). günümüzdeki texas da meksika’nın bir parçası.

1821 zaferi sonrası Meksika kutlamalarını tasvir eden bir resim.

bu arada on üç koloni ayaklanmış ve ingiltere’den bağımsızlığını alıp abd’yi kurmuşlar. meksika hükümeti ülkeyi güçlendirmek ve nüfusu arttırmak için bir göçmen programı başlatıyor ve kuzeyden amerikalıların ülkeye gelmesine izin veriyor. 1819 ekonomik krizi’nden dolayı fakirlikten sürünen amerikalılar için meksikaya yerleşmek çok cazip geliyor çünkü meksika hükümeti bu insanlara toprak veriyor. bu ingilizce konuşan, çoğunluğu protestan göçmenlere anglos deniyor ve 1834 yılına geldiğimizde ülkede 8 bin ispanyol/amerikan yerlisi kökenli meksikalıya karşın 30bin anglos yaşıyor.

bu sırada meksika hükümetinde "antonio de padua maría severino lópez de santa anna y pérez de lebrón " gücü eline geçiriyor. insanlar "ona ne kadar da uzun isimli bir adam" diye hayran olup bunu başa getiriyorlar herhalde. kendisi batının napoleon’u unvanına sahip olan antonio abimiz, giderek sağa çekmeye başlıyor. ülkeyi baskıcı, aşırı sağ, askeri bir hale sokuyor. böyle otoriter bir manyağın dikkatini "azınlıklar" çekiyor tabii. "lan daha ülkeyi yeni kurdunuz, ne ara azınlık problemi yarattınız ?" uyarılarına aldırmadan yaverine "bu anglos’lara çok fena gıcık oluyorum" diyor ve sorunu çözmek için kendince bir çözüm buluyor.

Antonio López de Santa Anna

diyor ki [yaverine] "yahu yaver senin adın ne ?" adamcağız da "efendim benim adım yaver değil, tutturduğunuz bi yaver de yaver… daver benim adım diyor". antonio bu konuya fazla takılmıyor, "tamam uzatma" deyip devam ediyor.

"arkadaş bu tejas [evet tejas, texsas’ın orjinal ispanyolca ismi tejas] bir eyalet değil mi ? bu eyaletde de lanet olası anglos çoğunluk değil mi ? bu adamlar ülkede azınlıkken eyalette nasıl çoğunluk olabilir, hayatta izin vermem" diyor ve tejas eyaletini ispanyol kökenli meksikalıların harman yeri olan coahuıla eyaleti ile birleştirip coahuila y tejas adında saçmasapan bir eyalet olarak ilan ederek gerrymandering’in tohumlarını atıyor.

aslında antonio oğlan, kuzeydeki abd’nin meksika’nın bir parçası olan teksas’ta hak iddia ederek ele geçireceğinden çekiniyor. bu yüzden böyle işlere giriyor ama bununla da yetinmiyor. zaten bu konuda toplum desteği varken köleliği kaldırmaya karar veriyor. bu ekonomisi köleliğe dayalı işgücü gerektiren texas’a büyük darbe vuruyor. yetiyor mu ? hayır. hemen arkasından abd’den anglos göçmenlerin gelmesini yasaklıyor. yetiyor mu ? hayır. yanında bu görmüş olduğunuz tarak ve göçmenlerin katolikliğe geçmesini ve ispanyolca konuşmasını zorunlu kılıyor.

bu bardağı taşıran son damla oluyor ve isyan eden texaslı anglolar meksikalı komutanları esir almaya, kaleleri ele geçirmeye başlıyorlar (don’t mess with texas). antonio bu isyanların üzerine bildiğin deliriyor ve çok sert bir şekilde bastırmaya başlıyor. hatta "esir almak yok, direkt öldürün. vurun, koman" diye emir veriyor. hızını alamayıp "yök ulan eyalet filan, kaldırıyorum eyaletleri, üniter devletiz bundan kelli, mexico uber alles" diyor ve badem bıyık bırakmaya karar veriyor.

bu artık işlerin geri dönülmez bir şekilde dönüştüğü nokta oluyor ve 1836’nin nisanında texas revolution başlıyor. antonio "texas’ın geri alınması benim kişisel meselemdir, seni almadan ölmeyeceğim" diyor ve hazırladığı dev ordu ile kuzeye yürüyerek saldırıya geçiyor. yoluna çıkan tüm teksas ordularını birer birer biçen antonio nihayetinde günümüzde san antonio şehrindeki alamo kalesi’ne varıyor.

kaleyi savunan herkesi tamamen öldüren antonio oğlan zafer sarhoşluğu içerisindeyken, sam houston liderliğinde yeni bir texas ordusu kuruluyor. bu ordu yavaşça kuzeye doğru çekilmeye başlıyor ve bu çekilme sürecinde meksika ordusunun zalimliğinden korkan sivil halkın da katılması ile giderek büyüyor. çünkü manyak antonio artık yoluna çıkan sivil anglo’ları da öldürmeye başlıyor.

takvimler 21 nisan’ı gösterirken iki ordu nihayet karşılaşıyor. bu aşamada artık antonio teksas’lıları çok küçümsediği için güç sarhoşluğu içerisinde. bu karşılaşma bağımsız texas’ın kurulmasındaki en önemli savaş olan san jacinto olarak tarihe geçiyor zira texas’lılar savaşı kazandığı gibi antonio oğlanı da esir alıyorlar.

San Jacinto savaşı tasviri.

bundan sonraki süreç antonio’nun hayatına karşı meksika ordusunun rio grande nehrinin güneyine çekilmesi, antonio’nun serbest bırakılıp geri dönmesi fakat buna sinirlenen texas halkının isyan etmesi, yeni kurulan republic of texas hükümetinin "texas’da yeni bir fransız devrimi istemiyoruz" demesi, başarısız bir darbe denemesi gibi olaylarla geçiyor. neticede şam houston texas’ın ilk başkanı olup, houston şehrine adını veriyor.

sonraki süreçte meksika, bağımsız texas cumhuriyetini tanımayı reddediyor. antonio döndüğü ülkesinde özellikle de texas’a karşı giriştiği savaşta işlediği suçlardan dolayı gözden düşüyor. meksika hükümeti abd’yi texas’ı kışkırtmakla suçlamasına ve abd texas’ı bağımsız ülke olarak tanımasına karşın, parçası ilan etmeyi reddediyor.

1824’te Meksika toprakları.

öte yandan fransa kendisi için yeni bir ticaret partneri olacağını düşündüğü ülkeyi hemen tanıyor. meksika ile iyi ilişkiler içerisinde bulunan ingiltere ise 1840 yılına kadar bekleyip, meksika’nın geri alamadığını görünce ülkeyi tanımaya karar veriyor.

yıl 1845 olduğunda, hedefleri abd ile birleşmek olan texas hükümeti abd ile anlaşıyor ve abd texas’ı annex etmeye karar veriyor. bunun üzerine meksika "tamam ulan, annex etme bağımsız ülke olarak tanıcam ben dur !" diyor ama artık iş işten geçmiş oluyor. birleşme yönünde oylama yapan texas, abd’ye katılmaya karar veriyor ve bu karar mexican-american war’a yol açıyor.

texas’ın abd ile birleşmesine çıldıran meksika abd’ye savaş açıyor ve savaşın sonucunda topraklarının %55’ini kaybediyor ve texas ile beraber, new mexico, arizona ve california’yı da abd’ye vermeyi kabul ediyor.

ve bu olaylar texas halkının yarı deli, silah düşkünü karakterini şekillendirip bugüne getiriyor.

SAVAŞLAR DOSYASI : Tarihten Günümüze En Önemli İç Savaşlar


Tarihten Günümüze En Önemli İç Savaşlar

İç savaş, belirli ülke sınırları içerisindeki insanların politik, dini ve kültürel anlaşmazlıklardan doğan ve grup çatışmalarıyla büyüyen bir olağandışı haldir. Yaşanılan bu süreç belirli şiddet sınırlarını aşmış, şiddete dönüşmüş ve sonrasında üllkeleri kendi içlerinde bir karmaşaya süreklemiştir. Bu iç savaşların bazılarının etkileri o kadar büyük olmuştur ki tarihin gidişatını değiştirmişlerdir.

İşte o tarihi değiştiren iç savaşlar

1- Amerikan İç Savaşı (1861-1865)

Köleliği kaldırmak isteyen ABD başkanı Lincoln’e karşı çıkan 13 güney eyaletinin ABD’ye karşı olup iki tarafın da ağır kayıplar verdiği savaşlar dizisidir. İki tarafın da toplam 1 milyona yakın kayıp verdiği savaş, ABD’nin tarihinde en çok kayıp yaşadığı savaş olmuştur. Kuzeylilerin kazanmasıyla kölelik Amerika’nın her yerinden kaldırılmış kısa bir süre sonra da ABD Başkanı Lincoln’e suikast düzenlenip öldürülmüştür.

2- Rus İç Savaşı (1917-1922)

Rus İç Savaşo Çarlık Rusya’sının yıkılmasından sonra komünist yanlısı Kızıl Ordu ile monarşi yanlısı Beyaz Ordu arasında yaşanan iç savaştır. İki taraftan toplam 3 milyona yakın kişi hayatını kaybetmiş ve milyonlarca sivil de savaştan etkilenmiştir. İç savaşı komünistler kazanmış ve SSCB kurulmuştur. Vladimir Lenin ise SSCB’nin ilk devlet başkanı seçilmiştir.

3- Çin İç Savaşı (1927-1949)

Çin İç Savaşı, II.Dünya Savaşından sonra ülkedeki milliyetçiler ile komünistler arasında hakimiyet tartışması üzerine çıkan savaştır. İki tarafın toplam 2 milyona yakın asker kaybettiği savaşta milliyetçilerin lideri Çan Kay Şek iken komünistlerin lideri Mao Zedongdur. Komünistlerin 1949’da milliyetçileri ülkeden atmalarıyla birlike son bulmuştur. Ülkeden çıkan milliyetçiler Tayvan’ı ele geçirip orada Çin Cumhuriyeti adıyla yönetim kurmuştur.

4- İspanya İç Savaşı (1936-1939)

Almanya ve İtalya’nın desteklediği milliyetçiler ile SSCB’nın desteklediği cumhuriyetçiler arasında yaşanmış bir savaştır. Başlarda cumhuriyetçiler önemli kazanımlar elde ettiyse de Nazi Almanya’sının milliyetçilere verdikleri ağır silahlar savaşın seyrini değiştirmiş ve 1939 yılında milliyetçiler zafer ilan etmiştir. Milliyetçi lider Francisco Franco diktatörlüğünü ilan etmiştir. Savaşta toplam 500.000 ile 630.000 arasında insan hayatını kaybetmiştir.

5- Kore İç Savaşı (1950-1953)

Çatışmaların 1953 bittiği yalnız resmi olarak antlaşma olmadığı için kağıt üzerinde savaş halinin devam ettiği savaştır. Toplam 3 milyona yakın insan hayatını kaybetmiştir ve savaş sonrası ülkenin kuzeyinde komünist Kuzey Kore Halk Cumhuriyeti, güneyinde ise batı dünyasına yakın olan Güney Kore Cumhuriyeti kurulmuştur.

6- Lübnan İç Savaşı (1975-1990)

Yaklaşık 200.000 insanın ölümüne yol açan bu iç savaş, İsrail’in kurulmasıyla Lübnan’a göç eden Filistinliler ile Lübnan’lı hristiyanlar arasında ufak çatışmalarla başlamış ardından uluslararası kamuoyu oluşarak Suriye’nin ülkeniin kuzeyini, İsrail’in ise ülkenin güneyini işgal etmesiyle farklı bir boyut kazanmıştır.Ardından her iki ülke de Lübnan’dan çekişmiş ve 1991 yılında yapılan demokratik seçimler sonucunda ülkedeki siyasi suçlular için af çıkarılmıştır.

7- Angola İç Savaşı (1975-2002)

Angola İç Savaşı, Angola’nın Portekiz’den 1974’te bağımsızlığını kazanmasından sonra oluşmuş bir ihtilaftır ve aynı zamanda Afrika’nın en uzun süren anlaşmazlığıdır. 27 yıl süren savaş, bitene kadar 500.000 insanın yaşamını kaybetmesine yol açmıştır. 2002’de iki taraf uzlaşarak ortak bir hükümet kurmuştur.

8- Sudan İç Savaşı (1983-2005)

Savaş, Sudan hükûmeti ve bağımsızlık yanlısı Güney Sudan için mücadele eden Sudan Halk Kurtuluş Ordusu arasında gerçekleşmiştir. Yaklaşık 2 milyon kişinin hayatını kaybettiği savaş sonrasında barış anlaşması imzalanmış ve Güney Sudan özerklik kazanmıştır. 2011 yılında ise tamamen bağımsız olmuştur.

9- Cezayir İç Savaşı (1991-2002)

Cezayir İç Savaşı, 1991 ile 2002 arasında hükümet güçleri ile İslamcı grupların arasında geçmiş olan savaştır. 1962’de bağımsızlığını kazanıp tek parti yönetimiyle yönetilen ülke 1980’lere geldiğinde eşitlik yanlısı insanların protestolarına ev sahipliğini yapmış ve yapılan çok partili seçimi İslamcıların kazanması sonucunda, laikler harekete geçmiş ve iç savaş başlamıştır. 2002 yılına kadar süren çatışmaların sonucunda hükumet güçleri tamamen kontrolü sağlamış ve yapılan anlaşmalarla İslamcılar için af çıkarılmıştır.

10- Suriye İç Savaşı (2011-)

Arap Baharının etkisiyle Suriye’de başlayan gösterilerin Esed rejimi tarafından silahla bastırılmaya çalışılmasının üzerine muhalif olan halkın ve devrimci ordu mensuplarının silahlanıp özgür Suriye ordusunu kurmasıyla bir iç savaşa dönüşmüştür. Şu ana kadar milyonlarca kişi komşu ülkere sığınmış ve 300.000’e yakın kişi yaşamını yitirmiştir. Uluslararası camia barış görüşmeleri için arabulucuğa soyunmada geç kalmıştır.

E-KİTAP : Osmanlı’dan Günümüze Değişmeyen Maceramız /// YAZAR : Mehmet Emin MAKSUDOĞLU


Osmanlı’dan Günümüze Değişme Maceramız

Dosya Boyutu : 5.66 MB

Yazar : Mehmet Emin MAKSUDOĞLU

Tarih : 11 Ocak 2020

İndir : 24 x

Mehmet Emin MAKSUDOĞLU

ISBN:-978‐605‐68183‐5‐6-

KIRMIZILAR YAYINCILIK® Sanayi ve Ticaret A.Ş

Özellikler

Yayını Numarası:-6- e ‐ Yayın Numarası:-1- Fikir Eserleri :-2-

Yayın Tarihi: Ağustos 2019

ISBN:-978‐605‐68183‐5‐6-

KIRMIZILAR YAYINCILIK® Sanayi ve Ticaret A.Ş

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI SERTİFİKA NUMARASI : 40243

Yayın Editörülüğü: Kırmızılar Yayıncılık

Kapak ve Sayfa Tasarım: Kırmızılar Yayıncılık

E-KİTABI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

NAZİZM DOSYASI : Nazilerin Süper Güç Olmasında Önemli Katkısı Olan 11 Günümüz Markaları


Nazilerin Süper Güç Olmasında Önemli Katkısı Olan 11 Günümüz Markaları

İsa Ekici

Savaş öncesinde ve savaş döneminde günümüzün birçok dev şirketi o dönem Nazilerle işbirliği yapmış ve teknolojiye yön vermişti. Bu şirketlerin bazıları ideolojik olarak gerçekten Nazi sempatizanı bazıları ise keselerini doldurma amacı taşıyan kurumlardı.

Savaş sonunda iki tarafta kesesini doldurdu ve günümüze kadar köşesine çekilmeyi sorunsuz bir şekilde başardı. Hitler’i başaralı kılan ve amacına emin adımlarla yürümesinde büyük katkısı olan bu markalar, Nazi Almanya’sına ölümcül bir teknoloji alt yapısı sundular.

1.Hugo Boss

Ferdinand Hugo Boss 1924’te Hugo Boss markasını kurduktan sonra 1931’de Nazi partisine üye oldu. Hitler’in 1933’te iktidara gelmesinden sonra 1945’in sonuna kadar Alman ordusunun üniformalarını yaptı. Tasarımları arasında SS’lerin, Hitler gençliğinin ve Wehrmacht’ın üniformaları var.

2.BMW

BMW’nin kurucusu Günther Quandt, Nazi partisi üyelerindendi. Savaş döneminde Nazi rejimi için silah ve askeri teçhizat üreten firma, fabrikalarında 50.000 savaş tutuklusu ve toplama kamplarından gelen Yahudi işçileri çalıştırdı.

3.Coca-Cola

1936’da Nazi propagandasının başındaki Hermann Göring’in yabancı markaların Almanya’ya ithalatını durdurmasıyla Coca-Cola harekete geçer. Nazi rejimiyle pazarlığa giren ve anlaşma sağlayan Coca Cola, reklam afişlerinde kola içen Nazi gençliğinin ve gamalı haçın; arka yüzünde de Führer’in fotoğrafının yer almasını kabul eder.

1941’de Almanya Avrupa’daki en büyük pazar haline gelirken ABD hükümeti markanın Almanya’ya olan ihracatını durdurur. Bunun üzerine Coca-Cola’nın Almanya temsilcisi, Nazi gençliğine hitap eden yeni bir içecekle gelir: Fanta.

4.Renault

Renault’nun kurucusu Louis Renault’nun sonu diğer patronlar gibi olmadı. Fransa’nın 1944’te Nazilerden kurtuluşunun ardından Direnişçiler tarafından düşmanla işbirliği yaptığı gerekçesiyle yakalanan Louis Renault, Paris yakınlarındaki bir hapishaneye gönderildi ve bir ay sonra, muhtemelen tutuklular tarafından işlenen bir cinayete kurban gitti.

Her ne kadar Renault’nun mirasçıları dedelerinin işbirlikçi geçmişini yalanlasa da, arşivler Renault’nun Nazilere kamyon ürettiğini ortaya koyuyor.

5.Ford

Ford markasının kurucusu Henry Ford, Nazilerin en sağlam bağışçılarından biriydi. Hitler’e yardım etmek için markanın Almanya’da elde ettiği gelirleri Nazi rejimine bağışlayan Ford, Führer’in doğum günü için de 50.000 dolar vermekten geri durmamıştı. Almanya Devlet Nişanı’na layık görülen ilk yabancı, Henry Ford.

6.IKEA

Savaş sırasında yirmili yaşlarında olan Kamprad, İsveç’te faşist gençlik hareketine üyeydi. Nazi rejiminin İsveç’teki temsilcisi Per Engdahl’ın çok sıkı bir hayranıydı.

Bu durum yakın zamanda IKEA’ya şöyle bir resmi açıklama yapmasına neden oldu:

“Kurucumuz, 70 yıl önce yaşananlardan dolayı birçok kez özür dilemiştir. Geçmişte yaşananların IKEA’nın faaliyetleriyle bir bağlantısı yoktur.”

Nazilerle sempati duyan büyük patron ise hala hayatta şirketinin başındadır.

7.Fransız Demiryolları – SNCF

İkinci Dünya Savaşı’ndan 70 yıl sonra, Fransız Demiryolları (SNCF) Nazi rejimi altındaki faaliyetlerini kabul ederek kamuoyundan özür diledi. SNCF başkanının “sonsuza dek tarihimizi lekeleyecek bir dönem” olarak söz ettiği 1942-1944 yılları arasında SNCF, 80.000 Fransız Yahudi’nin demiryoluyla Almanya’daki toplama kamplarına taşınmasını sağladı.

8.Volkswagen – Porsche

Hitler, 1933’te iktidara geldikten sonra “halkın arabası”ni üretmek amacıyla Porsche arabalarının yaratıcısı Ferdinand Porsche’yi çağırır. Kendisinden “bir böcek” gibi akıcı çizgilere sahip bir araba üretmesini isteyen Hitler’i harfiyen dinleyen Porsche, dilimize “Vosvos” olarak geçen Volkswagen (Halkın Arabası) Beetle (Böcek) otomobillerini üretti.

9.Bayer

Günümüzün ilaç devi Bayer, bir zamanlar Nazilerin gaz odalarında kullandıkları Zyklon B gazının üreticisi IG Farben’in bir alt koluydu. Gaz üretiminin dışında, “Ölüm Meleği” olarak tanınan Nazi doktor Josef Mengele’nin deneylerine de yardım eden IG Farben, savaş sonrasında Bayer tarafından satın alındı.

10.Siemens

Alman teknoloji devi Siemens’in İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarından getirtilen Yahudi tutukluları, kalabalık halinde yakmalarını sağlayacak fırınları üretti.

11.KODAK

Savaş döneminde Almanya’dan ayrılmayan şirket, ABD’nin düşmanlarla ithalat yasağına rağmen ülkeden ayrılmadı ve onlarla alışverişine devam etti. Sonuçta bu iş birliği günümüzde Hitler’in yaptığı kıyımları belgelemek için kullandığımız fotoğrafların tamamını bize sağlamış oldu.

Kaynak: http://www.vikilist.com/nazilerin-buyuk-guc-olmasinda-onemli-katkisi-olan-11-gunumuz-markasi-5639

Yazar İsa Ekici