GRU (RUS ASKERİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş


Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş

Leonid Medvedko adlı eski Sovyet askeri istihbaratının (GRU) eski bir ajanı, Rusya basınına verdiği demeçte bir grup emekli Türk subayın, 61 darbesi sonrası idam edilen dönemin başbakanı Adnan Menderes’i devirmek için Moskova’dan yardım talep ettiği iddia etti.

Aynı zamanda yazar ve askeri tercüman olan 91 yaşındaki Leonid Medvedko, Türkiye ile ilgili anılarını Rusya’nın çok okunan gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets’e anlattı.

Medvedko, 1956 yılında Sovyetler Birliği’nin, Türkiye sınırına yakın topraklarında büyük bir askeri tatbikat yapmak için acilen Türkiye’nin dev askeri haritalarını aradığını söyledi. Kendisine haritaları bulma görevi verildiğini belirten Medvedko, ordudan ayrılmış bir diş hekimine tedavi olan eşi sayesinde adını açıklamadığı emekli Türk albayı ile tanıştığını ileri sürdü.

Medvedko, "Önce araştırma yaptım. Söz konusu kişiyi soruşturdum, hakkında bilgi toplamaya çalıştım. Defalarca onunla lokantaya gittik, farklı konularda sohbet ettik. Sonunda eski albayın haritaları bulma işinde bana yardım edebileceğini anladım. Elbette para karşılığında! Ardından, Türk Genelkurmayının haritalarına olan ilgimi açık bir şekilde ima ettim" dedi.

‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’

Ancak emekli albayın haritalar karşılığında Sovyetler’e karşı bir teklifte bulunduğunu iddia eden eski ajan Medvedko, “Onun kafasında başka meseleler vardı. Diğer birçok görevdeki ya da emekli Türk subayı gibi o da dönemin Başbakanı Menderes’ten nefret ediyordu. Bana, ‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’ dedi. Bunun üzerine kendisine Türk başbakanını devirmenin bizim işimiz olmadığını anlattım” diye konuştu.

Eski Sovyet askeri istihbaratı ajanı Leonid Medvedko

Teması kes talimatı

Medvedko, yaptığı görüşmelerin ve emekli albayla aralarında geçen konuşmanın GRU’nun Türkiye’deki istihbarat şefi tarafından Moskova’ya aktarıldığını belirtti. Medvedko, GRU merkezinin yaşananların Sovyetler Birliği’ni darbe aracılığıyla Türkiye’deki siyasi hesaplaşmaya sürüklemek isteyen Türk istihbaratının bir planı olabileceği kanısına vardığını ve kendisine emekli albayla teması acil olarak kesme talimatı verdiğini anlattı.

Eski ajan yine de böyle bir olasılığa inanmadığını belirterek, Moskova’dan gelen talimata rağmen riskleri de göz önüne alarak söz konusu kişi aracılığıyla haritaları ele geçirme çalışmalarına devam ettiğini söyledi.

Medya Günlüğü’nden Fuad Safarov’un haberine göre Medvedko, sonunda para karşılığında emekli albayın İstanbul’daki bir limanın bagaj emanet odasına bıraktığı toplam 400 sayfayı bulan dev askeri haritaları aldığını ve Moskova’ya ulaştırdığını iddia etti. Eski ajan, "Haritaları almaya giderken çok heyecanlandım. Bu bir tuzak da olabilirdi. Ama değilmiş. Hatta 400 sayfanın içinde Suriye’nin haritaları da vardı" dedi.

Merhum Başbakan Adnan Menderes

Bazı ülkelerde gazeteci görünümüyle görev yapan Medvedko, SSCB’nin Ankara Büyükelçiliği’nde askeri ataşenin tercümanlığını yaptığını, ayrıca İstanbul’da askeri deniz ataşeliğinde tercüman olarak toplam 6 yıl çalıştığını anlattı. Medvedko aynı zamanda, bir dönem dış istihbarat servisini de yöneten eski başbakanlardan Yevgeniy Primakov’un yakın arkadaşıydı.

GRU (RUS ASKERİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Dünyayı karıştıran Rus istihbarat servislerinden GRU yeniden aktif hale geliyor


Dünyayı karıştıran Rus istihbarat servislerinden GRU yeniden aktif hale geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2010 yılında kapatılan GRU’nun tekrar aktif hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’in talimatıyla Troçki tarafından Kızıl Ordu’ya bağlı olarak 1918’de kurulan ve 2010 yılında kapatılarak Rus Genelkurmay Başkanlığı istihbarat servisi ile birleştirilen (farklı isim ve yapı altında varlığını sürdüren) Ana İstihbarat Müdürlüğü’nü (GRU-Glavnoye Razvedyvatelnoye Upravleniye) tekrar aktif hale getirilecek.

Moskova’da GRU’nun 100. kuruluş yılı nedeniyle düzenlenen törende konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, GRU’nun eski ismiyle çalışmaya devam etmesi gerektiğini söyleyerek, "Ana İstihbarat Müdürlüğü’nün 100. yılı nedeniyle Rusya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığını tebrik ediyorum. GRU’nun neden ortadan kalktığının nedeni belli değil. GRU’nun ismiyle geri dönmesi gerekiyor" dedi.

2010 yılında Rusya’daki askeri reformlar neticesinde GRU’ya bağlı özel birlikler dağıtılarak onların yerine Rus Kara Kuvvetlerinin farklı birimleri vazife alırken, 2013 yılına gelindiğinde bazı birimler yeniden Kara Kuvvetleri bünyesinden ayrılıp askeri istihbarat olan GRU idaresi altında yer almaya başlamıştı. Son kararla birlikte GRU yine ayrı bir istibarat servisi olarak faaliyet gösterecek.

Sabotaj, suikast ve örtülü operasyon: Rusya Askeri İstihbaratı GRU ve Spetsnaz

Bir dönemler düzenledikleri tartışmalı terörle mücadele operasyonları ile anılan Rusya Askeri İstihbaratı’na bağlı Spetsnaz (özel kuvvetler), günümüzde Kırım ve Donbas’ın işgaliyle, olası sabotaj operasyonlarıyla birlikte anılmaktalar.

İSTANBUL (QHA) –

Geçtiğimiz sene QHA, FSB’nin (Rusya istihbaratı) Rusya meclisine sunduğu bir öneride Rus askeri istihbaratına (GRU) bağlı özel birliklerin (Spetsnaz) Türkiye’de "gizli operasyon" yapması için kanuni yetki istenmesine ilişkin bir haber yayınlamıştı. Yine geçtimiz aylarda ani kalp rahatsızlığıyla öldüğü açıklanan, Kırım’ın işgalinde görev almış istihbaratçı general İgor Sergun da GRU direktörü olması nedeniyle, Rusya’nın olası "temizlik operasyonu" iddiaları dile getirilmiş ancak GRU’ya pek eğilinmemişti.

GRU Türkiye’de doğrudan bir haber başlığı altında belki de uzun süre sonra yeniden anılsa da, yıllardan beri doğrudan, dolaylı Rus saldırılarına hedef olan Ukrayna, Litvanya, Bulgaristan gibi ülkelerin gündeminde. Kırım’da "yeşil adamların" işgaliyle birlikte kaçırılan insanların faili olması nedeniyle Rusya’nın işgal ettiği topraklarda da Kremlin muhaliflerinin sürekli peşinde oldukları da açıkça görülüyor.

Kanlı operasyonlarıyla tanınan ve bazı suikastlerde rol oynadığı bilinen bu karanlık yapılanma, günümüzde yaptıkları kadar geçmişteki faaliyetleriyle de hayli ün sahibiydi. QHA bu sefer Rus özel kuvvetleri yahut "Kremlin’in gizli ordusu"nu (spetsnaz) mercek altına aldı…

Örtülü Operasyon (Cover Operation) kavramı

Hükümetlerin politik tedbirler ve askeri tedbirlerin beklenen etkiyi vermediği ya da veremeyeceği durumlarda devreye soktuğu, istihbari güç ile askeri gücün ortaklaşa kullanıldığı yahut istihbarat teşkilatının icra ettiği operasyonlardır. Hedefleri ve olası rakipleri "ilan edilmemiş bir savaş" kapsamında ekarte etmeyi de içeren bu tip faaliyetler, suikast eylemlerinden asimetrik savaşa kadar uzanmaktadır. Rus general Gerasimov’un tanımladığı ve Rusya’nın son birkaç yılda icra ettiği "hibrid savaş" bu tip operasyonların bir örneğidir. Askeri operasyonlara göre daha az masraflı ve daha az yıkıcı olduğundan, diplomasinin de etkisiz kaldığı "gri alanlarda" tatbik edilmektedir. Bu gri alanlar tabirini hem Kissinger hem de Gerasimov kullanmaktadır ki zaten "hibrid savaş" bir anlamda Rusya’nın kendisine yönelik yapıldığını iddia ettiği örtülü operasyonlara yönelik bir cevaptır. Örtülü savaş kapsamında bir ayrılıkçı grubunu silahlandırmak da bir gazeteciye, politikacıya suikast düzenlemek de yapılabilmektedir. Adam kaçırma ve sabotajların da bu uygulama alanlarına girdiği görülebilmektedir.

Alındığı yer: http://fabiusmaximus.com/2015/02/02/4gw-hybrid-warfare-innovation-77902/

Alındığı yer: http://www.mindef.gov.sg/imindef/resourcelibrary/cyberpioneer/topics/articles/news/2015/mar/05mar15_news.html#.VpmovfmLTIU

Profesyonel özel birliklerin vb. oluşturulması, Soğuk Savaş’ın başlangıcına yakındır. Lidell Hart’ın Strateji: Dolaylı Tutum adlı kitabının önsözünde belirttiği üzere nükleer silahlar, ilk etapta İkinci Dünya Savaşı’nı sona erdirmek adına ilerisi düşünülmeden kullanılmış ve kazandıkları bu zaferin ardından aynı silahların Sovyetler Birliği tarafından da geliştirilmesine yol açmışlardır. Soğuk Savaş dönemi bir anlamda iki tarafın elinde bulunan nükleer silahların varlığına bağlı olarak gelişme göstermiş, nükleer saldırının topyekûn savaştan öte intihar sayıldığı bu durumda konvansiyonel savaşlar yerlerini sınırlı bölgesel savaşlara ve devletlerin dolaylı tutum stratejisi izlemek adına kullandığı gerilla tipi harekâtlara bırakmıştır. Bu durum da 20.yy’da terör hareketlerinin bireysel olmaktan çıkıp, kitle hareketlerine dönüşmesine ve bu tip örgütlenmelerinde doğrudan bir savaşa yol açmak istemeyen taraflarca paravan olarak kullanılmasını tetiklemiştir. Nitekim Liddel Hart da bununla ilgili olarak “Barış istiyorsanız savaşı, özellikle gerilla ve yıkıcı (yeraltı) savaş türlerini anlayanız.” demektedir. Daha İkinci Dünya Savaşı’nın koşullarına göre geliştirilen yeraltı savaş güçlerinin faaliyetleri ordulara yardımcı olmuş, SOE (Specieal Operations Executive) ve benzeri yapılanmalarla birlikte hareket eden partizanlar ve gerilla güçleri savaş sonrası dağıtılsa da, Avrupa ve Amerikan silahlı kuvvetleri savaş sırasında oluşturulan yarı gizli komando özelliğini taşıyan gruplardan bazılarını dağıtmamışlar ya da yeniden düzenlemişlerdir.

Soğuk Savaş döneminde tarafların birbirleriyle mücadelesinde bu unsurlardan sıklıkla faydalanıldı. Ama yeraltı faaliyetleri sadece bundan ibaret değildi. Bir ülkede o devleti savunan yardakçıların saptanması, bunların kullanımıyla politik operasyon gerçekleştirilmesi, buna bağlı olarak propaganda ve yanlış bilgilendirme, ekonomik savaş ve yarı askeri operasyon bu yıkıcı – yeraltı savaşının yöntemleriydi ve silahlı kısmı bunun sadece bir ayağını oluşturuyordu. Bilindiği üzere hedef ülkelerde iç istikrarsızlığa ve karışıklıklara neden olunması veya ülke içinde istikrarsızlık yaratabilecek unsurların gerektiğinde kullanılmaya hazır bulundurulması, Soğuk Savaş döneminde her zaman için devletlerin ilgisini çekmiş, nükleer silahların gölgesinde örtülü ve gizli yollarla yürütülmüştür. Özellikle bu örtülü savaş tarzı, Soğuk Savaş döneminde Amerika’nın ve Sovyetlerin tarzı haline gelmiş, hükümetlerin Soğuk Savaş sırasındaki en büyük politika araçlarından biri olmuştu. Çünkü iki kutuplu uluslararası sistem, Sovyetler’e dünyanın her yerinde karşı koyabilme gereksinimi yaratmış, sömürge ülkelerinden büyük güçlerin çekilmesi yüzlerce yerel savaşa neden olmuştu. Ayrıca “nükleer savaş” ihtimalinin doğrudan bir müdahale biçimine olanak sağlamaması, İkinci Dünya Savaşı sırasında OSS teşkilatının kazandığı “özel savaş” deneyimi ve buna verilen önem, başarısız operasyonlar olsa da büyük bir soruna yol açmamaları bu yolun tercih edilmesinde etkili olmuştur. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyetini yaymak için darbeleri desteklemesi, bu tür bir yöntemi ABD için meşru kılmaya yetmişti ve bunu yapmalarını gerektirecek ciddi tehditleri dayanak olarak kullanmaları örtülü operasyonların bu denli yaygınlaşmasının bir diğer nedeniydi. Kısaca Soğuk Savaş, örtülü operasyonların bir sebebi olarak kalmıştır. Özellikle Sovyetler Birliği’nin ölçüsüz ve kuralsız hareketleri de, ABD’ye bu tür operasyonları sıkça kullanmakta aynı oranda kuralsız davranmaya gerekçe sayılmıştır.

20. yüzyılda popülerlik kazanan “gerilla savaşı”, küçük birimler tarafından bir bölgeyi elinde tutma amacı gütmeden yürütülen savaşa olup en güçlü ordular dahil herkes tarafından uygulanabilecek bir taktiği tanımlamaktadır. Bahse konu yüzyılda geçmişte taşıdığından daha büyük bir özellik kazanmış, önceleri atlı süvariler ve çetelerle yani çok defa düzensiz küçük kuvvetlerle icra edilirken, artık Batı askeri teorisinde bütün dikkatleri üzerine çekmiş, buna paralel olarak önemi arttığından komandolar ve özel birlikler tarafından icra edilen bir harekat tarzı olmuştur. Yani yıkıcı faaliyetlerle gerilla savaşı neredeyse bir arada icra edilmiştir. Son olarak Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna işgallerinde görülebileceği gibi artık devletler tarafından işgal ve ilhakı kolaylaştırmak amacıyla profesyonel olarak, askeri harekâtın bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Bunları icra etmek için de eğitimli "özel kuvvetler" kullanılmış olup Rusya’daki "Spetsnaz" bu birliklerden biridir…

GRU 2010’da yeniden kuruldu…

Sovyetler Birliği döneminde 1949’dan 1991’e kadar faaliyet gösteren Spetsnaz GRU, Sovyetlerin çöküşünden sonra da faaliyetlerini sürdürdü. 2010 yılında Rusya’daki askeri reformlar neticesinde GRU’ya bağlı özel birlikler dağıtılarak onların yerine Rus Kara Kuvvetlerinin farklı birimleri vazife almaya başladı. 2013 yılına gelindiğinde ise bazı birimler yeniden Kara Kuvvetleri bünyesinden ayrılıp askeri istihbarat olan GRU idaresi altında yer almaya başladı.

Rusya’da FSB’den (eskiden KGB, Rus istihbaratı) ve Rusya İçişleri Bakanlığı’ndaki sptesnaz-özel kuvvetlerden farklı olarak, GRU’ya bağlı özel kuvvetler daha aktif operasyonlarda yer almaktadır. Askeri keşif, suikast, sabotaj ve doğrudan eylem gibi görevler icra eden yapılanmanın sembolü de "yarasa"dır. "Doğrudan eylem" tanımı önemli, zira bununla kastedilen düşman hatlarına sızarak lojistik ve iletişim sistemleri dahil olmak üzere hayati öneme sahip yerlere sabotaj düzenlemek ve kilit konumdaki hükümet liderleri ile subaylara suikast düzenlemek gibi kritik görevlerdir. Diğer ülkelerdeki özel birlikler için öngörülen özel beceri talimleriyle (dalış, havacılık, göğüs göğüse muharebe, keskin nişancılık, patlayıcı eğitimi vb.) yetiştirilmektedirler.

Kuruluşundan bugüne Soğuk Savaş döneminin çeşitli çatışmalarında, Sovyet-Afgan Savaşı’nda (1979-1989), Tacikistan İç Savaşı’nda (1992-1997), Doğu Prigorodny çatışmalarında (1992) Abhazya Savaşı’nda (1992-1993), Birinci Çeçen Savaşı (1994-1996), Dağıstan Savaşı (1999), İkinci Çeçen Savaşı (1999-2000), Güney Osetya Savaşı’nda (2008) görev almışlardır, günümüzde de Kırım’ın işgal altında tutulması ve Ukrayna müdahalesinde görev yapmaktadırlar. 1979’da Afganistan’da düzenledikleri Storm-333 Operasyonu (Afganistan devlet başkanı Hafızullah Amin’in sarayının basılıp öldürüldüğü harekat) ve 2000’li yıllarda Çeçenistan’daki Vostok ve Zapad çatışmalarında başat rol oynamışlardır.

Bunca operasyonda yer alan GRU, acaba Kırım ve Ukrayna’nın doğusundaki olaylarda ne kadar etkili? Hangi iddialarla son yıllarda gündeme geldi?

Kırım’ın işgal edilmesinden Donbas müdahalesine: 346. Bağımsız GRU Spetsnaz Tugayı

2014 Şubat’ında kısa sürede Kırım’da parlamentoyu, askeri üsleri ve havaalanlarını ele geçiren, maskeli ve tepeden tırnağa silahlı kimseler dünya gündemine oturdu. Üniformalarında herhangi bir işaret taşımadıklarından ve bir anda ortaya çıkmalarından ötürü "küçük yeşil adamlar" veya "yeşil adamlar" adı takılan kimselerin Rus Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğu bilinmekteydi. Rus Kozakları olarak ifade edilen, Kırımlı Rusların ve başka bölgelerden gelme Rus gönüllülerin de silahlarla "paramiliter" birlikler halinde baskınlarına katılan kişiler önplana çıksa da asıl işgal operasyonunda "daha profesyonel" timlerle yürütüldüğü açıktı.

Daha sonra bunların bir kısmının alelade askerler olmayıp özellikle bu tip işgal ve sızma operasyonları için yetiştirilen GRU mensubu spetsnaz (özel kuvvet) askerleri olduğu da anlaşıldı. İnternet paylaşımlarına dikkat etmediklerinden fotoğraflarla ifşa edilebildiği kadarıyla Kırım’da görevli olan GRU Spetsnaz biriminin 346. Bağımsız GRU Spetsnaz Tugayı olduğu öğrenildi.

Yine internet ifşaları sayesinde 346. GRU Spetsnaz Tugayı’nın tek faaliyet alanının Kırım yarımadası olmadığı fark edildi. Ukrayna’nın doğusunda varlıkları inkar edilip yahut "emekli GRU askerleri" bahanesiyle geçiştirilip reddedilen GRU özel kuvvetlerinin, Ukrayna’nın doğusunda da yer aldığı anlaşıldı.

İşgali takip eden süreçte, Minsk Görüşmeleri’nin gölgesinde Ukrayna’nın doğusundaki savaş hali sürüp giderken, GRU bağlantısız gibi görünen bambaşka bir olayla tekrardan konuşulmaya başlandı…

Kırım’ın işgal operasyonunda sır ölümler…

27 Aralık 2015’te,Rusya Federasyonu Hava İndirme Karargâhı Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Aleksandr Şuşukin’in kalp rahatsızlığı yüzünden öldüğünün açıklandığı vefat haberi, birçok haber sitesinde duyurulmuştu. Şuşukin’in ölüm haberinin beklenmedik bir kalp krizi olmasından çok, Kuzey Kafkasya’dan Yugoslavya’ya, Ukrayna’dan Osetya’ya birçok saldırı operasyonları yönetmesi dikkat çekmekteydi. Özellikle Rusya’nın saldırgan politikalarının en belirginleştiği 2008 Gürcistan müdahalesinde ve 2014 Ukrayna müdahalesinde görev alması, Kırım’ın işgalindeki birliklere komuta etmesi açısından haber değeri taşımaktaydı.

Birkaç gün sonra duyurulan bir başka ani ölüm haberi, pek çok şüpheyle birlikte GRU’nun Kırım ve Ukrayna’daki rolünü de yeniden gündeme getirdi. GRU direktörü İgor Sergun’un beklenmedik bir şekilde ölümü birçok tartışmaya neden oldu. Konuşulmasının nedeni sadece GRU’nun yöneticisi olması ve Şuşukin’den kısa bir süre sonra vefat etmesi değildi. Sergun da Şuşukin gibi Kırım’ın işgal operasonuyla bağlantılı bir isimdi.

Birbiriyle bağlantılı bu iki ismin ani ve şüpheli ölümlerini pek çok uzman ve yorumcu, iki komutanın ölümünü "Kremlin’in temizliği" olarak nitelendirmişti. Bu fikir doğrudan ve açık bir şekilde Ukrayna milletvekili Borislav Bereza tarafından da dile getirilmişti. Kırım’ın işgalinin uluslarası mahkemelerce yaptırımlar getirebilmesi ihtimali nedeniyle, Kremlin’in olası suçlamalardan kurtulmak için Ukrayna işgaline kalkışan isimleri ortadan kaldırmaya çalıştığı düşünülürken, diğer yanda Rus basınında ise Kremlin propaganda mekanizmasına uygun olarak suikastlerle ilgili yabancı istihbarat servisleri suçlanmıştı.

Bunlarla birlikte dile getirilmeyen ancak düşünülmesi gereken bir nokta karanlıkta kalmıştı. Acaba sır ölümlerin ardında GRU Spetsnaz’ın gelecekteki operasyonlarının, Rusya’nın yeni saldırı hamlelerinin bilgilerini ebediyen saklı tutmak olabilir miydi? Saldırgan politikalarının olmadığı iddiasındaki Kremlin, Rus komutanların olası işgal hamleleri nedeniyle başka uluslararası suçlamalara konu olmaktan mı çekince duymuştu?

Kesin olan tek nokta, Suriye’den Kırım’a, Balkanlardan Kafkaslara, Pasifik’ten Baltık’a amansız bir "hibrid savaş" sürdüren Rusya’ya bağlı GRU Spetsnaz timlerinin, başka ülkelerin sınırlarında da faaliyet gösterebilecek olmaları…

Mehmet Berk Yaltırık