CEZAEVLERİ DOSYASI /// Toplumsal Bellek Platformu : “BİN 334 HASTA TUTUKLU VARKEN NEDEN SİVAS KATLİAMI SANIĞINA ÖNCELİK TANINIYOR ???”


Toplumsal Bellek Platformu : “BİN 334 HASTA TUTUKLU VARKEN NEDEN SİVAS KATLİAMI SANIĞINA ÖNCELİK TANINIYOR ???”

2 Şubat 2020

Toplumsal Bellek Platformu Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülen 33 kişinin ardından açılan davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilmesine tepki göstererek “Katilleri kim affederse affetsin biz affetmeyeceğiz” dedi ve sordu: “Cezaevlerinde 557’si ağır 1334 hasta tutuklu varken tek bir kişiye öncelik tanınması eşitsiz bir anlayışa kapı aralamaz mı?”

LİNK : https://i0.wp.com/gazetekarinca.com/wp-content/uploads/2020/02/sivas-katliam%C4%B1.jpg?fit=750%2C505&ssl=1

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde çoğunluğu Alevi 33 yazar ve ozan ile iki otel çalışanı yakılarak öldürülmüştü.

33 kişinin hayatını kaybetmesi sonrası açılan davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezası sağlık sorunları gerekçesiyle AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaldırılmıştı.

Toplumsal Bellek Platformu bir açıklama yaparak katliamın sanığı Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilmesine tepki gösterdi.

Platform tarafından yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:

“Dün Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Cumhurbaşkanı özel kararıyla kaldırıldı.

“27 yıldır süren bir katliamın davası zaman aşımına uğratıldı katilleri cezasızlıkla ödüllendirildi ve ödüllendirme devam ediyor. Oysa ki Sivas Katliamı bir insanlık suçudur insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz.

“Sivas Katliamı’nı gerçekleştiren anlayış ile bu planlamayı yapan failler hiç soruşturulmadı. Sadece kameralara yakalanmış olanların bir kısmı yargıya taşındı. Bu hüküm giymiş katiller o günün siyasal İslam taraftarları ve ne hazindir ki bugünün iktidarı tarafından mağdur kabul edildiler. Katliamın elebaşları ile kilit isimleri iktidar tarafından kutsandı.

“Hatta yargı önünde sorgulanmayan farklı aktörler kimi sözde ‘aydınlar’ ve ‘gazeteciler’ tarafından temize çekildi. Bu olanları elbette tarih affetmeyecek.

“Şu anda cezaevlerinde hasta bakıma muhtaç ve yaşlı çok hükümlü olduğu bilgisinden hareketle onlar için geçerli olmayan bu kişiye özel uygulamanın gerekçesi nedir? İHD verilerine göre şu anda cezaevlerinde 557’si ağır 1334 hasta tutuklu varken tek bir kişiye öncelik tanınması eşitsiz bir anlayışa kapı aralamaz mı?

“Ve elbette bir kesim tarafından ‘dede’ diyerek kendisini manşetlere taşıyanlara sözümüz var. ‘Katilleri kim affederse affetsin biz affetmeyeceğiz. ”

Erdoğan Sivas Katliamı’ndan ağırlaştırılmış müebbet alan Kılıç’ın cezasını affetti

LİNK : https://gazetekarinca.com/2020/01/erdogan-sivas-katliamindan-agirlastirilmis-muebbet-alan-kilicin-cezasini-affetti/

LİNK : https://gazetekarinca.com/2020/02/bin-334-hasta-tutuklu-varken-neden-sivas-katliami-sanigina-oncelik-taniniyor/?fbclid=

TARİKATLER & CEMAATLER DOSYASI /// Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gizli tarikat raporu-3 : Süleymancılar için ‘istihbarat’ uyarısı


Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gizli tarikat raporu-3 : Süleymancılar için ‘istihbarat’ uyarısı

Özgürlük Meydanı•

05 Ağustos 2019

Diyanet’in tarikatlara ilişkin değerlendirmelerini yayımlamaya devam ediyoruz. Diyanet’in dikkat çektiği tarikatlardan biri de Süleymancılar. Raporda Süleymancıların ‘ciddiye alınması’ gerektiği belirtiliyor.

Süleymancılarla ilgili şu değerlendirme yapılıyor: Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN CEMAATİ

Süleyman Hilmi Tunahan’ın (1888-1959) öncülüğünde ortaya çıktığı için ona izafeten “Süleymancılık” olarak bilinir.

Süleyman Hilmi Tunahan

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Nakşî geleneğin içinde filizlenmekle birlikte kendilerini bir tarikat olarak nitelemeyen oluşumun son derece içe kapalı yapısı nedeniyle görüşlerini sağlıklı bir şekilde tespit edebilme imkânı pek bulunmamaktadır. Yayın organları olan “Yedi Kıta” dergisi “Tarih, İnsan ve Hayat” dergisi aktüel içerikli olup, cemaatin kendine özgü görüşlerini yansıtan bilgilere buralarda rastlanmamaktadır.

FAALİYETLERİ:

Cemaatin faaliyetleri günümüzde orta ve yükseköğretim öğrencileri için yurtlar, Süleymaniye Özel Eğitim Kurumları ve Kur’an kurslarıyla devam etmektedir. Yurt, kurs ve okulların finansmanı, sahip oldukları çok sayıdaki holding ve halktan toplanan yardımlarla karşılanmaktadır.

Süleymancıların, Kur’an kurslarına Diyanet’in ismini kullanarak yardım topladıkları, cenazelerde para karşılığı Kur’an okuma ve ıskat hususlarında da oldukça aktif davrandıkları bilinmektedir. Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

Zira uzun yıllar cemaat bünyesinde çalışmış, içyüzlerine vâkıf olduktan sonra onlardan ayrılmış olan ve cemaat içinde “Kozan imamı” olarak bilinen Mustafa Akyıldız, oluşumun din anlayışı ve yapılanmasıyla ilgili oldukça ciddi iddialarda bulunmaktadır. Buna göre, cemaatin Türkiye genelinde bölgeler bazında “kolordu kumandanlığı” ismi altında yapılandıkları öne sürülmektedir. Cemaat hakkında dile getirilen bir başka iddia da 16 yıldır derin güçler tarafından kontrol altında tutulduğudur. 1980 darbesinden sonra arkadaşıyla hapse alınan Kemal Kacar’ın, o dönemki MİT tarafından hapiste anlaşmaya zorlandığı, anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığı söylenmektedir.

İSMAİLAĞA CEMAATİ

Nakşibendi tarikatının Hâlidiyye kolunun günümüz temsilcilerinden biri. İsmailağa adı, 56. Şeyhülislam İsmail Efendi (ö. 1137/1725) tarafından Çarşamba’da (Fatih-İstanbul) yaptırılan camiden alınmıştır. Cemaat’in Mahmut Ustaosmanoğlu’ndan sonra öne çıkan isimlerinden Hızır Ali Muratoğlu ve Bayram Ali Öztürk, suikast sonucu hayatlarını kaybetmişlerdir.

Mahmut Ustaosmanoğlu

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Cemaatin, dini görüş ve fetvaları genellikle Diyanet İşleri Başkanlığı ile uyum arzeder. Bazı konularda farklı görüş ve fetvaları da vardır.

FAALİYETLERİ:

Cemaatin, özel okullar, medrese ve Kur’an Kursları, basın-yayın organları gibi çeşitli kurumları vardır. Cemaat mensubu yazarların kitap ve yazıları İsmailağa Yayınları, Siraç Yayınevi, Ahıska Yayınları, Lalegül Yayıncılık, Çelik Yayınevi, Kitap Kalbi Yayıncılık, Yasin Yayınevi, Hüküm Kitap gibi yayınevleri tarafından basılmaktadır.

DEĞERLENDİRME:

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yaşlı ve hasta olması nedeniyle yapı içerisinde bazı isimler etrafında birbirleriyle çatışan/çekişen müstakil gruplaşmaların olduğu görülmektedir. İndirgemeci tercihler Müslümanları ayrıştırma riski taşımakta; birlik, beraberlik ve kardeşliğini de olumsuz etkileyebilmektedir.

ADNAN OKTAR

1956 yılında Ankara’da doğdu. Lise mezunu. Dini bir eğitim aldığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır.

Adnan Oktar

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Harun Yahya müstear ismiyle öne çıkan Oktar, evrim ve Siyonizm karşıtlığı ile özellikle muhafazakâr kesim arasında şöhret basamaklarını tırmandı. Oktar’ın, http://www.harunyahya.org sitesinde kamuoyuyla paylaştığı kitaplar arasında en dikkat çeken “Müşrikler İstemese de Mehdi” adlı kitabıdır. Onun Siyonizm karşıtlığı ise Yahudi devleti ile yakın temaslar kurarak, Filistin’in Yahudilerin hakkı olduğunu savunabilecek bir noktaya savrulmuştur. Faaliyetleri Oktar, faaliyetlerini kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV) aracılığı ile yürütmektedir. Evrim karşıtı 300 adet kitap yazdırmış ve bu kitaplar 70’den fazla dile tercüme edilmiştir. Öte yandan A9 kanalının internet versiyonunda İslami kurallara, örf ve adaba yakışmayacak programlar yapmaktadır.

DEĞERLENDİRME:

Oktar’a göre evrim teorisi; materyalizm, nazizm, komünizm ve Budizm gibi ideoloji, din ve inançlarla doğrudan bağlantılı, şeytanî bir öğretidir. Seksenli ve doksanlı yıllarda o, bu düşünce ve yaklaşımlarıyla İslami kesimin dikkatini çekmiş ve desteklerini elde etmiştir. Oktar, etrafındaki bakımlı kız ve erkeklerden oluşan bir propaganda grubuna sahip olmakla birlikte aslında bir tabandan ve doktrinden yoksundur.

ALPARSLAN KUYTUL (FURKAN VAKFI)

Bu başlık altında selefi eğilim taşıyan yedi şahıs/grup üzerinde incelemeler yapılmıştır: Abdullah Yolcu, Alparslan Kuytul, Feyzullah Birışık, Halis Bayancuk (Ebu Hanzala), Kul Sadi Yüksel, Mehmet Balcıoğlu (Ebu Said Yarpûzî) ve Mehmet Emin Akın. Kuytul, 1965 yılında Adana’da dünyaya geldi. Mısır’ın Ezher Üniversitesi İslam Hukuku Fakültesi’nden 1997’de mezun oldu. 1994 yılının Kasım ayında Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı kurdu.

Alparslan Kuytul

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Kuytul, kendi çizgisini Rabbani ve tevhîdî bir hareket olarak nitelemektedir. Demokrasi, anayasa, kanun ve laiklik gibi yönetim şekil ve rejimlerini reddetmekte; ümmetin bu konularda sapkınlığa düştüğünü iddia etmektedir.

DEĞERLENDİRME:

Kuytul’un, devlet karşıtlığı söylemi, darbecileri ve FETÖ’yü savunmaya, bunun yanında birçok milli meselede Türkiye düşmanlarını tercih etmeye kadar ulaşmıştır. Öte yandan FETÖ elebaşına benzer şekilde Hz. Peygamber’in adını istismar ederek onun kendi mitinglerine katıldığını iddia etme noktasına gelmiştir.

AHMET MAHMUT ÜNLÜ (CÜBBELİ AHMET)

1965 İstanbul Fatih doğumlu Cübbeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, ilkokuldan sonra ortaokulu dışarıdan bitirmiş, Fatih İsmailağa’da ve Rize’nin Pazar ilçesinde Tütüncüler Köyü Kur’an Kursu’nda medrese eğitimi almıştır. 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos depremiyle ilgili konuşmasından dolayı 13 ay hapis yatmıştır. Yine 12 Ekim 2011 tarihinde Karagümrük Çetesi operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra 7 Aralık 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştur.

Ahmet Mahmut Ünlü

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Aylık dergide ve haftalık sohbetlerinde sıkça yer verdiği dualar sebebiyle bazı kesimlerin İslam diniyle alay ettikleri gözlemlenmektedir. Cinsel uzva üflenecek dua, cehennemi haram kılan dua vb. dualar örnek gösterilebilir.

FAALİYETLERİ:

Altmıştan fazla derleme ve tercüme mahiyetinde eseri olan Ünlü, geniş kitlelere ulaşmaktadır. Ünlü, Arifan dergisinde yazılar yazmakta, her çarşamba ve perşembe akşamı Lalegül TV’de ve Lalegül FM’de sohbet programı yapmaktadır.

DEĞERLENDİRME:

Hadis Usulüne adeta tavır alması ve ilmi eleştirileri dikkate almaması, ciddi bir problem olarak görülmelidir. Dini ticarî amaçlarla kullanması dikkat çekmektedir.

ERENKÖY CEMAATİ ERENKÖY

Cemaati, ismini şeyhleri Mahmut Sami Ramazanoğlu’nun 1955’ten sonra İstanbul’da görev yaptığı Zihni Paşa Camii’nin bulunduğu Erenköy semtinden alır. Öne Çıkan Görüşleri Nakşiliğe bağlı bu cemaatte tasavvufî söylem ön plandadır. Bazı yönlerden sahih İslam öğretisiyle çelişkili görülen rabıta, istiğâse, istimdat, müridin gassâl elinde meyyit gibi olması gerektiği vb. düşünceler bu cemaatte de benimsenmiştir.

Mahmut Sami Ramazanoğlu

FAALİYETLERİ:

Cemaate bağlı vakıf ve kuruluşlar arasında en dikkat çekenleri, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Muradiye Kültür Vakfı ve İLAM (İlmî Araştırmalar Merkezi)’dır. Sadece hayri hizmetler değil; okullar, kurslar vb. aracılığıyla eğitim ve öğretim faaliyetleri de yürütmektedirler.

DEĞERLENDİRME:

Erenköy cemaati Nakşibendiliğin esnaf ve zanaatkarlar kolu olarak bilinir. Üst gelir düzeyine sahip mensupların sayılarının oldukça fazla olduğu ifade edilmektedir. Geleneksel tarikat anlayışlarında görülen ve özgün dini telakki ve uygulamalar açısından sakıncalı olarak değerlendirilebilecek bazı hususlar, Erenköy Cemaatinde de bulunmaktadır. Bununla birlikte söylem ve eylemleri itibariyle uyumlu ve mutedil bir görüntü sergilemektedir.

IŞIKÇILAR CEMAATİ

Işıkçılar Cemaati’nin kurucusu, “Tam İlmihal Saadet-i Ebediyye” kitabının yazarı Hüseyin Hilmi Işık’tır. Nakşîlerin bir kolu olduğu iddia edilir. Işık’ın 2001’de vefat etmesiyle damadı Enver Ören oluşumun lideri olmuştur. Ören, 1970 yılına kadar İstanbul Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. “Türkiye Gazetesi” adını alan gazeteyi 1970 yılında çıkarmaya başladı. Ören, 1975 yılında da İhlas Vakfı’nı kurdu. 1993 yılında İhlas Holding adıyla şirketleşti, İhlas Haber Ajansı’nı ve TGRT’yi kurdu. BDDK tarafından el konulan İhlas Finansı da 1995’te kurmuştur. Ören, 2013 tarihinde vefat etmiştir. Yerine geçen oğlu Ahmet Mücahit Ören, Amerika’da yaşamaktadır.

Hüseyin Hilmi Işık

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Hüseyin Hilmi Işık’ın kaleme aldığı, 1963’te bastırılan “Tam İlmihâl” adlı (temel referans aldıklaı) kitapta, Hanefi mezhebinin temel yaklaşımıyla bağdaşmayan vurgular dikkat çekmektedir. Faaliyetleri İhlas Holding, Türkiye Gazetesi, TGRT Haber, TGRT FM, TGRT Belgesel Tv, İhlas Eğitim Kurumlan, Hakikat Kitabevi, Hüseyin Hilmi Işık’ın eserleri, İhlas Vakfı, Türkiye Takvimi, Türkiye Çocuk dergisi, İrfan Turizm (hac umre hizmetleri).Ayrıca birçok internet sitesi aracığıyla da çeşitli yayınlar yapmaktadırlar.

DEĞERLENDİRME:

Klasik anlamda bir tarikat veya dini bir cemaatten farklı bir yapıdır. Dini lideri: Hüseyin Hilmi Işık. Ön plana çıkan isimler: Mücahid Ören, Osman Ünlü, Mehmet Ali Demirbaş, Mehmet Said Arvas ve Ramazan Ayvallı. Oluşum siyasi olarak milliyetçimuhafazakâr bir çizgidedir. Öte yandan oluşumun bazı söylemlerinin din istismarına kapı araladığı görülmüştür. H. Hilmi Işık’ın öğretileri doğrultusunda, devletle barışık, siyasilerle yakınlık içerisinde bir çizginin benimsendiği görülmektedir.

NURETTİN ŞİRİN

1964 yılında Trabzon’da doğdu. 1982 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne girdi. 1985 yılında aylık İstiklal (daha sonra Şehadet) degisini, 1990-93 yılları arasında aylık Tevhid dergisini çıkardı. Haftalık ve günlük yayınlanan Selam Gazetesi’nde köşe yazarlığı ve haber müdürlüğü yaptı. 1979, 1981, 1989, 1995, 1997 yıllarında tutuklanarak cezaevine konuldu, yaklaşık 10 yıl hapis yattı. Halen Kudüs TV genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır.

Nurettin Şirin

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Şirin’in düşüncesinin ana merkezini Kudüs davası oluşturmaktadır.

FAALİYETLERİ:

Şirin; http://www.velfecr.com, http://www.israhaber.com internet siteleri ve “İsra Kültür Merkezi” aracılığıyla sosyal faaliyetlerini sürdürmektedir.

DEĞERLENDİRME

Türkiye’deki İran-Hizbullah lobisinden olduğu yönünde değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Asıl amacının “vahdet” söylemi altında takiyye yapmak suretiyle Şiiliği yaymak, İran ve Hizbullah propagandası yapmak olduğu söylenmektedir ki yazdığı yazılar, TV programlarındaki söylemlerde bu iddianın izdüşümlerini görmek mümkündür. Genel yayın yönetmenliğini yaptığı Kudüs TV de günümüzde bu lobinin medya ayağı gibi değerlendirilmektedir.

İSKENDERPAŞA CEMAATİ

Nakşibendiyye Tarikatının Hâlidiyye koluna bağlıdır. Aralarında Muhammed Zahid Kotku’nun şeyhi Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendinin de bulunduğu 116 kişiye hilâfet veren Ahmet Ziyaüddin Gümüşhânevî (18131893) yayılmalarında önemli bir rol oynamıştır. Gümüşhânevî’den sonra Şehzadebaşı İsmail Paşa Medresesi müderrisi Mustafa Feyzi Efendi (1267/1851) pek çok talebe yetiştirmiştir. Onun hilafet verdiği talebelerinden Mehmet Zahit Kotku (1897-1980), çeşitli camilerde imamlık görevi ifa etmiştir. Fatih İskenderpaşa Camii’ndeki görevini vefatına kadar sürdürmüştür. Cemaatin başına Kotku’dan sonra damadı Mahmud Es’ad Coşan (1938-2001) geçmiş, 2001 yılında hayatını kaybetmiştir. Yerine, 1963 doğumlu olan oğlu Nureddin Coşan geçmiştir. Nureddin Coşan Ankara İmam-Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra Suudi Arabistan’da Arapça eğitimi, ABD’de işletme eğitimi almıştır. Babası Es’ad Coşan’ın vefatı üzerine, vasiyeti gereği onun sorumluluk ve görevlerini devralmıştır.

Esad Coşan

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Cemaat mensuplarının geleneksel tasavvuf ritüelleri bağlamında diğer Nakşi cemaatlerden çok farkları bulunmamaktadır.

FAALİYETLERİ:

Cemaatin bir diğer özelliği siyasetle ve siyasetçilerle yakından ilgilenmeleridir. Zahid Kotku döneminde, cemaatin önde gelen isimleri Milli Nizam ve Milli Selamet Partisi’nin kurulmasında aktif rol üstlenmişlerdir. Ancak daha sonra cemaat ile Necmettin Erbakan ve çevresi arasında ihtilaf çıkmıştır. Mahmud Esad Coşan 1987 yılında Refah Partisi’ni desteklemişse de Coşan daha sonra kendi partisini kurma çabasına girmiştir. 28 Şubat döneminde ise Büyük Birlik Partisi’ne yakın durmuştur. Türkiye’de tarikat-siyaset-ticaret ilişkisi bağlamında İskenderpaşa Cemaati önemli veriler barındırmaktadır.

HAYDAR BAŞ

1947 yılında Trabzon’da doğdu. 1970 yılında Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi. Kullandığı akademik unvanlar ile ilgili yaygın kanaat, usulüne uygun olarak elde edilmediği yönündedir. Çeşitli devlet okullarında yedi yıl öğretmenlik yapmış ve İPA A.Ş.’nin Bölge Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. Baş, Bağımsız Türkiye Partisi’nin genel başkanlığını yapmaktadır. İddiaya göre Haydar Baş, Kâdirî şeyhi Hacı Mustafa Hayri Öğüt’ün 1979 yılında vefatının ardından onun yerine geçmiştir. Kâdirîliğin bir kolu olan bu teşekkül, onunla birlikte “İcmalciler” veya “Haydar Baş Grubu” olarak tanınmıştır.

Haydar Baş

ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:

Baş’ın, özellikle son dönemde yazdığı eserlerde, yazılı ve görsel medyaya yansıyan görüşlerinde, Şii vurgulu söylemlerinin ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Ona göre Hz. Ali’den başka halife yoktur, Mehdi hayattadır ve insanların arasında dolaşmaktadır.

FAALİYETLERİ

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), BAŞ Şirketler Grubu, BAŞ Çelik Fabrikaları, BAŞ Ticaret A.Ş., BAŞ Isı Sanayi. Özel Meltem Kolejleri, İlmî Araştırmalar Vakfı, Özel Meltem Hastaneleri, Özel Meltem Diş Poliklinikleri. İcmal dergisi, Öğüt dergisi, Mesaj dergisi, Yeni Mesaj Gazetesi, Meltem Radyo/TV, Mesaj TV, Kadırga TV, Sıhhat TV, Köy TV, Av TV, Kanal 99.

DEĞERLENDİRME:

Baş ve grubunun, özellikle son dönemlerde söylemlerine yansıyan Şiî vurgusuna bakıldığında, mezkûr çevrelerle yakın bir ilişki içinde olduğu çıkarımını yapmak mümkündür.

YARIN: SONUÇ DEĞERLENEDİRMESİ.

LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/diyanet-isleri-baskanligi-ndan-gizli-tarikat-raporu-1-devlet-eliyle-buyuduler-turkiye-agustos-2019

LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/diyanet-isleri-baskanligi-nin-gizli-tarikat-raporu-2-liderleri-ve-one-cikan-faaliyetleri-ozgurluk-meydani-agustos-2019-2

KİTAP TAVSİYESİ : 27 MAYİS’TAN BALYOZ’A – 2013 BY V. MURAT TULGA (AUTHOR)


27 MAYİS’TAN BALYOZ’A – 2013 BY V. MURAT TULGA (AUTHOR)

TSK’nin yaptigi ilk darbe ile TSK’ya yapilan son darbeyi anlatan bu kitap, darbe magduru babanin darbeci yaftasi ile yargilanan oglunun çarpici hikâyesidir.

Yazarin babasi Kurmay Albay Ahmet Muazzez Tulga, 27 Mayis 1960 darbesi magduru.

Darbeden sonra Eminsu olayi olarak bilinen kararlarla emekli edilen Muazzez beyin Ömrü, ugradigi haksizlik karsisinda hak aramakla geçti. çocukluk ve gençlik yillari boyunca babasinin isyanina taniklik eden yazar da askerlik meslegini seçti ve babasiyla ayni rütbeye geldiginde

Balyoz sorusturmasi kapsaminda, "darbeci"(!) suçlamasiyla tutuklandi.

Kurmay Albay V. Murat Tulga, kitapta, tarihe mal olan ibretlik Yassiada davalari ile Balyoz davasi arasindaki müthis benzerlikleri ortaya koyarak; cezaevine kurulan Adliyelerde gÖrülen Yassiada ve Silivri Davalarinda yasanan hukuksuzluklar silsilesini çarpici Örneklerle gÖzler Önüne seriyor.

Hüsamettin Cindoruk’un ifadesiyle, "Cezaevine mahkeme kurmanin mezarliga hastane kurmaktan farki yoktur".

TBMM Darbeleri Arastirma Komisyonu raporunda, "27 Mayis 1960 darbesinden sonra Yassiada’da demokrasi, hukuk, adalet ve vicdan sehpaya çekilmistir" deniliyor.

Elli yil sonra nefret tohumlari yeniden çiçek açti.

Bu kez demokrasi, hukuk, adalet ve vicdan Silivri’de sehpaya çekildi…

Sonuç olarak, Yassiada’dan Silivri’ye hukuk cephesinde degisen bir sey yok

(Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 240 Baskı Yılı : 2013 Dili: Türkçe Yayınevi : Tanyeri Kitap

MSS (ÇİN İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI /// YÜCEL TANAY : ÇİN İSTİHBARATININ TÜRKİYE FAALİYETLERİ !!!! VE Çin istihbaratına çalışan Kazak hainler


YÜCEL TANAY : ÇİN İSTİHBARATININ TÜRKİYE FAALİYETLERİ !!!! VE Çin istihbaratına çalışan Kazak hainler

Çin istihbaratı için Türkiye hayatı önem taşıyor. Türkiyede yaşayan Doğu Türkistanlıları kontrol altında tutarak Doğu Türkistan bağımsızlık hareketini etkisizleştirmek istiyor.

Çin istihbaratının Türkiyede kullandığı bir medya ayağı var.Bu ayak Global medya grubu CRI’nın (China Radio International – Çin Uluslararası Radyosu) Türkiye’deki uzantısı CRI TÜRK, . CRI TÜRK Fm, Türkiye’de İstanbul – Ankara ve İzmir’in dışında toplam 11 metropol merkezde yayın yapan ulusal bir radyo kanalı olarak faaliyet yapıyor.. Üç il dışında, Antalya – Bodrum – Gaziantep – Eskişehir – Adana- Kocaeli – Tekirdağ– Bursa – Kayseri illerinde yayın yapan CRI Türk FM, tarzında Türkiye’nin en geniş kapsamlı yayın yapan radyosu ı. CRI TÜRK FM aynı zamanda Türksat uydusu ile de yayınlarını geniş kitlelere ulaştırıyor.Radyo, bir haber ajansı gibi de çalışıyor. Ürettiği özel haberleri hem Türkiye’de hem de Çin ve Asya bölgesine İngilizce ve Türkçe dillerinde servis ediyor.

Aydınlık gazetesine bağlı kaynak yayınevi adeta bir Çin yayınevi gibi Doğu Türkistan konusunda Çinlilerin bilimsel olmayan çalışmalarını Türkçeye kazandırarak Çin propagandası yapıyor.

İstanbul’da bir Çin Radyosu CRITURK

Çin’in medya yatırımları içerisinde en çok bilineni hiç kuşkusuz haber ve müzik yayını yapan CRI TURK. Çin-Türk Dostluk Vakfı ile aynı binada faaliyet gösteren bu radyoyu önce GBTimes ismiyle satın aldı Çinliler. Medyada büyüme planları çerçevesinde ilk önemli yatırım olan radyo ile Türkiye’ye açılan Çinliler, televizyon satın almayı da düşündüler. Bunun için NTV ile pazarlıklar yürütüldü ama sonuçsuz kaldı. Sonrasında ise büyüme planları ertelendi ve radyo yatırımına odaklanıldı.

Tamamen Çin’in kamu kaynaklarından finanse edilen radyoda Türkiye’nin yakından tanıdığı isimler yer alıyor. Doğu Perinçek’in Aydınlık ekibiyle yakın temas içerisinde oldukları bilinen radyonun genel müdürlüğünü ise ünlü radyocu Michael Kuyucu üstlenmiş durumda. Çin’in medya yatırımları açısından kilit bir isim olan Kamil Erdoğdu ise haber yönetmeni olarak görev yapıyor. Çin Konsolosluğu ile de çok yakın teması olan ve geçmişte Çin’de gazetecilik yaptığı bilinen Erdoğdu, aynı zamanda Aydınlık gazetesi yazarları arasında yer alıyor.

Ağırlıklı olarak müzik, kültür ve haber kanalı olarak yayın yapan radyoda belki de en ilgi çekici isim Cem Küçük. Son olarak TGRT’de program yapan Küçük, kanalda siyasi yorumlar yapıyor ve gündemi değerlendiriyor. Yine radyonun programcıları arasında Can Ataklı, Erkan Tan, Yusuf Özkan, İlkim Kocamaz, Ekin Gün, Hayri Hiçler gibi isimler de yer alıyor.

Modern İpek Yolu dergisi

CRI Türk ve ulusalcı yayınlarla bilinen Kırmızı Kedi Yayınevi’nin birlikte çıkardığı dergi, Çin kültürünü ve günümüzdeki Çin gerçeğini anlatmayı hedefliyor. Finans kaynağını yine Çin devletinin karşıladığı dergide hayli geniş yelpazeden yazılar ve araştırma dosyaları yer alıyor. Çin’in diğer yayınlarında olduğu gibi dergide de birinci önceliği adından da anlaşılacağı gibi İpek Yolu Projesi. Çin’den başlayıp Fransa’da son bulan tarihi yolu yeniden canlandırmaya çalışan Çin, bu amaçla çok büyük paralar harcıyor.

Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir haberde Çin’in İpek Yolu Projesi için belgesel ve sinema filmlerine de çok ciddi fon ayırdığı yer alıyordu. Sinema ve belgeselcileri destekleme kararı alan Çin, bunun için İpek Yolu Projesinin ve bu hattaki kültürlerin görüntülenmesini talep ediyor.

Sessiz ve derinden ilerleyen Çin, çok iyi Türkçe ve Arapça konuşan Çinli gazetecileri bu bölgede görevlendiriyor. Devlet televizyonunun bölge merkezi olarak Katar’ı, ajans olarak Mısır’ı tercih eden Çin’in, politik rüzgârların da etkisiyle gelecekte Türkiye’ye daha fazla odaklanabileceği yorumları yapılıyor.

Son yıllardaMuhafazakar medya diye bilinen medya gruplarında yapılan haber ve yazılan makalelerde Doğu türkistana Çin ağzıyla Xinjiang(sinkiang) diyen ATV-Sabah grubu

Çin istihbaratı MSS’nin Türkiye’de faaliyetleri biliniyor. İstihbarat raporlarında Çin gizli servisinin Türkiye’den devşirdiği birçok ajanını uluslararası Pekin radyosunun Türkçe bölümünde istidam ederek, Türkiye yapılan Türkçe yayınlarda propaganda ajanı olarak kullandığı bilgileri mevcut. Çin Halk Cumhuriyeti, 1960’lı yılların sonlarından itibaren Türkiye’deki casusluk faaliyetleri iki ayrı yönden müdahale etmektedir: birincisi, Türkiye’de "Maocu" olarak ortaya çıkan yapılanmalara tam bir lojistik destek vermek;ikincisi ise, daha önce Türkiye’ye göç etmiş Doğu Türkistan cemaatini kontrol altında tutmak Uygur derneklerine sızmak Özellikle İş dünyasında faaliyet gösteren Uygur derneklerine sızmak, üçüncü Türkiye- Çin İşadamları dernekleri adı altında faaliyet gösteren derneklere sızıp eleman devşirmek,dürdüncüsü Türkiye üniversitelerinde Konfüçyüs Enstitüsü kurmayı teşvik etmek veya açılanları İstihbarat için kullanmak.

Türkiye’de öğrenim gören master yapan Çinlileri Türkiye’de İşyeri açan Çinlileri kullanmak.

Türkiye’de faaliyet gösteren Çin şirketleri üst düzey yöneticilerini Çin İstihbaratının casusluk faaliyetlerinde kullanacağı bir gerçektir.

Türkiye’de faaliyet gösteren Çin Firmaları:

  1. China Railway Construction
  2. Chian National Aero-Technology
  3. Dongfang Electric Corporation
  4. China General Technology Holding
  5. China National Machinery and Equipment Corp
  6. China National Petroleum Corporation
  7. Shangde (Güneş enerjisi şirketi)
  8. Chongqing Lifan (Chery marka otomobil üreticisi)
  9. Huawei Technology (3. nesil cep telefonu)

Özellikle Doğu Türkistanlıların yaşadığı İstanbul ve kayseri gibi kentlerdeki Çin şirketlerinin çalışmaları mercek altına alınmalı.

Çin istihbaratının bir hedefi’de Zeytinburnu ve Küçükçekmece’de ki Uygur lokantalardır. Doğu Türkistanlı Uygurların çtığı ve işlettiği Uygur lokantaları bu ajanların birinci hedefleri. Bu lokantaların genel anlamda çalışanları ve müşterilerinin Uygur olması sebebi ile, Çin ajanlarının birinci hedefi bu lokantalar.

Lokantaya yakın konumda oturan, sigara içen otobüs bekleyen, arkadaşını bekleyen ajanlar buralarda görüntülü ve sesli kayıtlar yapıyor.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi’ne bağlı MSS (Devlet Güvenlik Bakanlığı), Guoanbu (Guojia Anquan Bu), MPS (Kamu Güvenlik Bakanlığı), Halk Kurtuluş Ordusu bünyesi içindeki 8341 Unit-Central Security Regiment örgütünün İkinci Departmanı ve Uluslar arası İrtibat Departmanı ve Yeni Çin Haber Ajansı (Xinhua), Türkiye ile ilgili tüm istihbarat ve ajitasyon faaliyetlerinden sorumlu. Çin İstihbaratının faaliyet gösterdiği 50’nin üzerindeki ülke arasında Türkiye ön sıralardadır.

Kaynakça;

  1. Ömür Çelikdönmez-Çin ve ABD istihbarat savaşları ve Türkiye http://kafkassam.com/cin-ve-abd-istihbarat-savaslari-ve-tur…Yücel Tanay/ http://gokbayrak.com/haber_detay.asp?id=5050
  2. http://tr.euronews.com/…/alman-istihbarati-cinli-casuslarin…

Çin istihbaratına çalışan Kazak hainler

Doğu Türkistan İle Kazak otonom bölgesinden Kazakistan’a göçederek yıllardır Kazakistan’da Çin dıasporaları olarak faaliyetler yürüten ve Çin’in yayılmacı politikasına hizmet eden Kazak hainlerin listesi!

  1. Kazakistanda Jebeü vakfını “Çin diasporaları vakfı” kuran daha sonra Dünya Kazak birliği’nin “Kaumdastık’ın”başına geçen Rahim Ayıpoğlu-Kulca doğumlu
  2. Doğu Türkistan’dan Kazakistana göçeden ailelerin nüfus bilgilerini ekonomik ve sosyal konumları hakkında Çin istihbaratına bilgi veren Düken Masimhanoğlu-Kulca doğumlu
  3. Çin’in Kazakistan’daki yayılmacı politikasına hizmet için,siyaset bürokrasi akademi ekonomi finans basın çevrelerine kadro sokan Jebeü vakfı başkanı Ömerali Adilbekoğlu-Kulca doğumlu
  4. Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı toplama kamplarını yalanlayan kirli enformasyon grubunun başı Ayathan Ahmetoğlu
  5. Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı zulmünü,toplama kamplarını dünya kamuoyuna duyuran mazlumların hak ve hukuklarını arayan anadan babadan yoksun yetimlere kol kanat olan Serikcan Bılaşoğluna iftira atıp tutuklatan Alişer Turabaev

Bilge Kağan Yazıtlarında Türkleri uyarıyor: Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz,Bugün Çinin yuanlarına kanıp ırkdaşlarını satanlar,unutmasınki Çin emelerine ulaşınca ilk onları yok edecektır.

Ey Kazakistandakı çin işbirlikçileri Çin Kazakistanı ele geçirince birer köle olacaksınız, yüz milyondan fazla Han çinlisi göçmeni Kazak steplerine yerleştırıp, Kazakistanı tarihten silecektır. Ey mankurtlar ordusu!

Çin istihbaratına çalışan Kazak hainler – Yücel Tanay