FİLM TAVSİYESİ : CASUS (THE OPERATIVE) /// (YAKINDA GÖSTERİME GİRİYOR)


Ünlü oyuncu DIANE KRUGER : Mossad’dan eğitim aldım

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=MfvSsvj3fwQ

FİLM Özeti ve Detaylar

Casus, kimliği açığa çıkan bir ajanın hikayesini konu ediyor. Rachel, İsrail’in korkulan ulusal istihbarat örgütü Mossad’ın ajanlarından biridir. Genç kadının hayatı, bir gün aldığı telefonla alt üst olur. Telefondan Rachal’a söylenen tek şey “baban öldü” olur. Rachal’ın aldığı haber kelimenin gerçek anlamından çok uzaktır. Genç kadın, kendisine verilen şifreli mesajda kimliğinin açığa çıktığını öğrenir. Hayatı tehlikede olan Rachel, artık kendi teşkilatı için bile bir risk oluşturur. İyi bir casus olduğundan dolayı teşkilat Rachal’e son bir görev vermeyi planlar. Genç kadın, kendisine verilen gizli görev gereği İran’a gider. Burada Rachel kendisini hiç beklemediği bir durumun içinde bulur. Takip ettiği adama aşık olan Rachel, kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek bir karar vermek zorunda kalır.

Diane Kruger, bir Mossad ajanını canlandırdığı son filmi ‘The Operative’in çekimleri için İsrail’de Mossad eğitiminden geçtiğini ve bu eğitim kapsamında sahte kimlikle Tel Aviv Havalimanı’ndan ülkeye giriş yaptığını söyledi.

Oyuncu Diane Kruger, bir Mossad ajanını canlandırdığı son filmi ‘The Operative’in çekimleri için İsrail’de Mossad eğitiminden geçtiğini ve bu eğitim kapsamında sahte kimlikle Tel Aviv Havalimanı’ndan ülkeye giriş yaptığını söyledi.

Çekimleri Haziran ayında İsrail ve Bulgaristan’da başlayan “The Opoerative” filminde yer alan ünlü oyuncu Diane Kruger, filmin çekimleri için “İsrail’e sahte kimlikle giriş yaptığını” açıkladı.

Yuval Adler’in yönetmenliğindeki filmde bir Mossad ajanını canlandıran Kruger, sıkı bir Mossad eğitiminden geçirildiğini söyledi.

“ÇOK SAYIDA MOSSAD EĞİTİMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Sputnik’te yer alan habere göre; Kruger, "İsrail’e çekimlerden önce geldim ve çok sayıda Mossad eğitimi gerçekleştirdik. Mossad görevlileri bana sahte kimlik verdiler ve bununla Tel Aviv Uluslararası Havalimanı’ndan ülkeye giriş yapmamı istediler" ifadelerini kullandı.

İran’ın başkenti Tahran’da Mossad için çalışan genç bir kadının anlatıldığı film, ünlü yönetmen Adler’in istihbarat servislerini konu edinen ikinci filmi.

İlk olarak Truva filmindeki ‘Helen’ karakteriyle tanınan Almanya doğumlu oyuncu ayrıca, eğitimleri esnasında karakterine esin kaynağı olan ve hala kimliği gizli tutulan Mossad üyesi kadınla ilgili de çok şey öğrendiğini söyledi.

Eğitimi kapsamında sahte kimlikle ülkeye giriş yapan Kruger, bu girişle ilgili diğer ayrıntıları ise paylaşmadı.

“ONLARDAKİ YETENEK AKTÖRLERDE YOK”

Mossad yetkilileriyle yaşadığı tecrübeleri de aktaran ünlü isim, şunları söyledi:

"O ajanlardan biriyle konuşulduğunda tamamen farklı bir paranoya ortamı oluşuyor. Her yıl yapılan 5 bin başvuru arasından yalnızca bir tanesini alıyorlar. Ajanların farkındalıkları ve kararlılıkları dikkat çekici düzeyde. Tanıştığım Mossad yetkililerinin insanları haberleri bile olmadan oldukça başarılı bir şekilde manipule etme yetenekleri vardı. Bu olağanüstü. Bu yetenek aktörlerde yok. Birkaç ay boyunca başkası gibi davranabilirsiniz, ancak bunu yaşamak tamamen başka bir seviye."

Kruger ayrıca, Quentin Tarantino’nun yazdığı ve yönettiği 2009 yapımı ‘Soysuzlar Çetesi’ (Inglorious Basterds) filminde de ajan rolünü oynamıştı.

Çekimler esnasında Tarantino’nun İsrailli eşinin hamile olduğunu hatırlatan Kruger, "Sette çocuk gibiydi. Bir çekimden ya da sahneden memnun kaldığında sevinçten havalara uçuyordu. Şeker dükkanında gibiydi ve çok heyecanlıydı" dedi.

Odatv.com

FİLM TAVSİYESİ : En İyi Matematik Filmleri


En İyi Matematik Filmleri

Sibel Çağlar

Eğer matematik tutkunuysanız ve sayılarla aranız iyiyse ya da bulmacaları seviyorsanız, matematikle harmanlanmış bu filmleri mutlaka izlemelisiniz.

20 – Pİ – 2008 – IMDb: 7.4

Max, çılgın olduğu kadar dahi bir matematik meraklısıdır. Matematiğe ve özelikle de pi sayısına karşı oluşturduğu takıntısı, onun tüm hayatının gidişatını belirlemektedir. Max, on yıldan beri tüm doğanın ölçülebilir bir kodlanma sistematiğine sahip olduğunu fark etmiştir. Artık tek amacı doğanın bu büyük sırrını çözmektedir. Max, elindeki verilerle karşısındaki problemin çözümüne kalkışır. Ancak adım adım vardığı sonuç, onu problemin tam da ortasındaki değişken yapacaktır. Max’ın vardığı nokta, dünyayı temellerinden sarsacak kadar yenilikçidir. Max, bu sonuçları saklamalıdır.

Yeni dönem Amerikan sinemasının en heyecan verici yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Darren Aronofsky’nin takıntılar odaklı filmi, bir ilk film olarak büyük bir beğeniyle karşılanmıştı. Filmin başrolünü ise, tek kişilik şovunu sergileyen Sean Gullette üstleniyor.

19- UFO – 2018 – IMDb: 6.2

Ryan Eslinger‘in yazıp yönettiği ve baş rollerini Alex Sharp ile The X-Files’tan tanıdığımız Gillian Anderson‘ın paylaştığı UFO, 2018 yapımı düşük bütçeli bir film. Çok büyük sürprizler içermese de kendini izletmeyi başarabilen bir yapım olmuş diyebiliriz.

Parlak bir matematik öğrencisi olan Derek(Alex Sharp), çocukluğundaki bir UFO karşılaşmasının da etkisiyle, ABD genelinde çok sayıda hava alanından bildirilen vak’anın uzaylılara ait olduğuna inanıyor.

Kız arkadaşı Natalie (Ella Purnell) ve matematik profesörü Dr. Hendricks‘in (Gillian Anderson) yardımıyla bu gizemi çözmeye çalışırken, FBI özel ajanı Franklin Ahls da (David Strathairn) onun ensesindedir.

18- Gizli Sayılar – Hidden Figures – 2016 – IMDb: 7.9

Film üç Afro Amerikalı kadın bilim insanının NASA’da yakaladığı başarıyı ve 1962 yılında uzaya çıkarak Dünya yörüngesinde dönen ilk astronot John Glenn’in görevine katkılarını anlatıyor.

Margot Lee Shetterly’nin kaleme aldığı aynı isimli kitaptan uyarlanan filmin yapımcısı Pharell Williams şu sözlere yer verdi: “Bir önceki neslin propagandaya dönüşen, bilim, matematik ve mühendisliğin erkekler için olduğu fikrini yerle bir ediyor film. Kadınsız bir dünyada ne insanlık ne de erkekler var olabilir.”

17- Einstein and Eddington – 2008 – IMDb: 7.4

1. Dünya savaşı sırasında bilim insanlarının yaşadıkları zorluklar ve bu zorlukları aşmanın yine bilim olduğunu düşünen iki teorem çürütücünün, yani Alman Einstein ve İngiliz Eddington’ın gerçeklere dayanan öyküleri, yarı belgesel havasında anlatılıyor. Kesinlikle izlenmesi gerekenler arasında geliyor.

16- The Man Who Knew Infinity – Sonsuzluk Teorisi – 2015 – IMDb: 7.2

Srinivasa Ramanujan çok fakir bir aile çocuğu olarak Madras’da yoksulluk içinde büyümüş ve hiç bir şekilde eğitimi olmayan biridir. Kendisi buna rağmen matematiğe çok büyük bir ilgi duymaktadır ve bu konuda çalışmaları vardır. Bu yaptığı çalışmaları İngiltere de bulunan Cambridge Üniversitesine yollamıştır. Orada bu çalışmaları inceleyen G.H. Hardy bunlardan çok etkilenmiş ve Srinivasa’yı üniversiteye davet etmiştir. Kendisi aşık olduğu ülkesinden ve kadınından ayrılmış İngiltereye gitmiştir. Burada hem alışkın olmadığı bir dünyada bulunmakta hemde 1. Dünya savaşının tüm gücüyle sürdüğü ve etkisini hissettirdiği bir ortamda yabancı düşmanlığı denen olaylarla mücadele edecektir. Bu güzel yapımı mutlaka izleyin.

15. An Invisible Sign – Aşkın Logaritması – 2010 – IMDb: 5,4

Babasının hastalığını unutabilmek için çocukluğundan beri matematikle uğraşan Mona Gray, bir matematik dâhisidir. Her konuyu matematikle çözmeye çalışan Mona’nın hayatı bir okulda öğretmenliğe başlamasıyla değişir. Öğrencileriyle kurduğu ilişkilerle hayatı tekrar anlamlandırmaya başlayan Mona, aşkı, çocuk olmayı ve olaylara bakışı yeni baştan öğrenecektir.

14. The Oxford Murders – Oxford Cinayetleri – 2008 – IMDb: 6,1

İngiltere – İspanya yapımı film bir üniversite de işlenen cinayetleri ve bu cinayetleri çözmeye çalışan bir profesör ve öğrencisini konu almaktadır. Katilin arkasında matematiksel notlar bırakması, bu notları çözerek katile ulaşmaya çalışan profesör ve öğrencisi Sherlock Holmes metoduyla ince ve detaylı araştırmalara girer. Film Guillermo Martinez’in aynı adlı romanından beyaz perdeye aktarılmıştır.

13. La Solitudine dei Numeri Primi – Asal Sayıların Yalnızlığı – 2010 – IMDb: 6,4

Matematiğin insan doğasındaki izlerini ve asal sayıların yalnızlığı gibi yalnız insanları anlatan film, çocukluk travmalarının gölgesindeki Alice ve Mattia’nın hikâyesine değinmektedir. Asla eşlerini bulamayan asal sayılar, kayak kazası geçirip ölümden dönen Alice ve engelli kız kardeşinin kaybolmasından kendisini suçlayan Mattia’nın hayatlarına benzemektedir.

12. Enigma -2001 – IMDb: 6,4

Gizem ve bulmaca manalarına gelen Yunanca bir kelimenin film isminde kullanıldığı Enigma, Michael Apted’in yönetmenliğinde Kate Winslet’in başrolünde olduğu bir filmdir. 1943 yılında bir matematik dehası olan Tom Jericho’nun Almanların Enigma ismini verdikleri şifrelerini çözmek üzere görevlendirilir. İngilizlere ait 10.000 kişiyi taşıyan bir filo, Almanların aniden istihbarat şifrelerini değiştirmiş olmasından dolayı risk altına girmiştir. Kız arkadaşı Alman ajanı olmakla suçlanan Tom Jericho için şifreyi çözmek üzere zamana karşı bir yarış başlar.

11. The Number 23 – 23 Numara – 2007 – IMDb: 6,4

Film, karısı Agatha ile sıradan bir hayat yaşayan Walter’ın 23 Numara isimli kitabı okumaya başlamasıyla değişen hayatlarını konu alıyor. Kitabı okuyan Walter, kitapta yazılanların kendi hayatıyla ilgisi olduğunu düşünmeye ve gün geçtikçe buna saplantılı bir şekilde inanmaya başlar. Dramatik bir filmde Sil Baştan’dan sonra bir kez daha izleyiciyle buluşan Jim Carrey Walter karakteriyle etkileyici bir performans sunuyor.

10. La habitación de Fermat – Kapan – 2007 – IMDb: 6,7

İspanya yapımı bu filmde, birbirini hiç tanımayan dört matematikçinin büyük bir gizemi çözmeleri için bir mekâna davet edilmeleri işleniyor. Kendilerine soruldukları soruları doğru cevaplamadıkları takdirde bulundukları oda bir anda ölüm tuzağına dönüşecektir. Zamanında çözebilmek için yarıştıkları sorular haricinde asıl çözüme kavuşturmaları gereken, onları buraya kimin getirdiği ve aralarındaki ilişkidir.

9. Proof – Kanıt – 2005 – IMDb: 6,8

Ruhsal dengesizlikleri olan matematik dehası babasının yanından hayatı boyunca ayrılmayan Catherine ve babasının hayatı kız kardeşi Claire’in gelmesiyle büyük bir değişime uğrar. Kendisine hükmetmeye çalışan kız kardeşi Claire’le uğraşmaya çalışan Catherine, bir yandan da babasının öğrencisi Hal’le baş etmeye çalışmaktadır. Bütün bu dengelerle uğraşan Catherine bir yandan da babasının ruh sağlığının ne kadar kalıtımsal olduğu üzerine düşünmeye başlar.

8. Agora – Agora – 2009 – IMDb: 7,2

Film, tarihin gördüğü en etkileyici kadınlardan birisi olan Hypatia’yı konu alıyor. Matematikçi, filozof ve astronom olan bu kadın antik dönemde erkek egemen filozofların arasından sıyrılmayı başarıyor. Hem güzelliği hem de zekâsıyla ön plana çıkan Hypatia 45 yaşında bu hayattan ayrılmasına rağmen, unutulmayan tarihe damga vurmuş kadınlardan bir tanesidir. Erkeklerin linç etmesiyle öldürülen Hypatia’nın hikâyesi izlemeye değer matematik filmlerinden bir tanesidir.

7. Cube – Küp – 1997 – IMDb: 7,3

6 kişinin kapalı bir odada uyanmalarını ve küp şeklinde olan odalardan kurtulmaya çalışmalarını anlatan film yayınlandığı dönemlerin etkileyici filmlerinden bir tanesidir. Değişik mesleklere sahip bu kişiler, ölümcül tuzaklarla dolu bu küpten matematiksel şifreleri çözerek odadan odaya geçip çıkmaya çalışmaktadır.

6. Stand and Deliver – Kalk ve Diren – 1988 – IMDb: 7,4

Film, Amerika’da sayıları 40 milyonu aşan İspanyolca konuşan Latin kökenlilerin okuduğu bir okula matematik öğretmeni olarak atanan Jamie Escalante’nin hikâyesini beyaz perdeye taşıyor. Çoğu çete üyesi olan, yetersiz ve ilgisiz öğretmenler nedeniyle okulla ilgileri bulunmayan öğrencilerin oluşturduğu okuldaki öğrencilerin yeteneklerini fark eden Escalante, onları ülkenin matematik alanında en başarılı öğrencilerine dönüştürür.

5. Pi – 1998 – IMDb: 7,5

Gerilim ve bilim kurgu türündeki film, insan hayatının belki de en önemli buluşlarından birisini yapmak üzere olan sorunlu matematik dehası Max’in hikâyesini konu edinmektedir. Son on yıldır tabiatın kendine ait bir kodlama sistemi olduğunu fark eden Max henüz bunu çözmemiştir. Bu sırrı çözebilmek için çeşitli şeyler deneyen Max, sırrın ilk halkasını çözerse bunu çözebileceğine inanmaktadır.

4. Hakase no aishita sûshiki – The Professor and His Beloved Equation- Profesör ve Onun Sevgili Denklemi – 2006 – IMDb: 7,6

Bir matematik profesörünün tiyatro gösterisi çıkışında geçirdiği trafik kazasında hafızasını kaybetmesini ve sadece 80 dakikada bir yaşadığı olayları tekrar tekrar unutmasını anlatan bu ilgi çekici film profesörün hayatına giren bakıcı ve oğlu Kök’ü ve artık sadece geçmişte yaşayan profesörün Kök’e matematik öğretmesini konu ediniyor.

3. The Imitation Game – Yapay Oyun – 2014 – IMDb: 8,0

Yayınlandığı sene Oscarın iddialı filmlerinden birisi olan Yapay Oyun, Almanların ünlü Enigma şifrelerini ve bunu çözmeye çalışan bir grup insanın hayatını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkan filmde özellikle ünlü matematikçi Alan Turing’in biyografisi işleniyor. Morten Tyldum’un yönettiği filmin başrolünü Sherlock dizisiyle yıldızı parlayan Benedict Cumberbatch üstleniyor.

2. A Beautiful Mind – Akıl Oyunları – 2001 – IMDb: 8,1

Ünlü matematikçi John Nash’in hayat hikâyesini anlatan film, matematik filmleri içerisinde en bilinenlerden bir tanesidir. Film genç yaşında oyun teorisi üzerine geliştirdiği kuramlarla matematik dehalarından birisi haline gelen John Forbes Nash Jr. ‘ın akıl hastalıklarıyla, özellikle şizofreniyle baş etmesini anlatan etkileyici bir filmdir.

1. Good Will Hunting – Can Dostum – 1997 – IMDb: 8,2

Robin Williams’ın etkileyici filmlerinden bir tanesi olan Can Dostum, Matt Damon, Ben Affleck gibi oyuncuları da künyesinde bulundurmaktadır. Film, fotografik hafızası güçlü olan fakir bir gencin, üniversite profesörü Sean McGuire’la kurduğu dostluk anlatmaktadır. Üniversitede hademe olarak çalışan Will, Nobel ödüllü profesörlerin bile çözmekte zorlandığı matematik problemlerini çözünce profesör McGuire’in dikkatini çekiyor. Robin Williams’ın en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar’ını aldığı film aynı zamanda en iyi özgün senaryo dalında da Oscar kazanmıştır.

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

FİLM TAVSİYESİ : MÜTHİŞ BİR CASUSLUK AKSİYONU – KIZIL SERÇE (2018 FİLMİ)


FİLMİ BURADAN SEYREDEBİLİRSİNİZ.

Kızıl Serçe / Red Sparrow

Hayatta annesinden ve baleden başka tutkusu olmayan Dominika, geçirdiği bir kaza sonucu baleye veda etmek zorunda kalmıştır. Gelecek planları bir anda tuzla buz olan genç kadın, onun gibi üstün yetenekli gençlere bedenlerini ve zihinlerini bir silah olarak kullanmayı öğreten gizli istihbarat örgütü Sparrow School’a katılır. Zorlu ve sadistik bir eğitimden geçen genç kadın, programın şimdiye kadarki en tehlikeli öğrencisi olur. Dominika şimdi sahip olduğu güçle geçmişiyle yüzleşmeli ve sevdiği herkesin hayatı tehlikedeyken, Dominika’nın güvenebileceği tek kişi olduğunu söyleyen Amerikalı CIA ajanı Nathaniel Nash’le uzlaşma sağlamalıdır…

Akademi ödüllü genç yıldız Jennifer Lawrence başrollü Kızıl Serçe, Amerikalı yazar Jason Matthews’un dünya çapında beğeni toplayan casusluk romanından aynı isimle beyaz perdeye uyarlandı. Başrolünde Lawrence’a CIA ajanı rolünde Joel Edgerton’ın eşlik ettiği filmin zengin kadrosunda aynı zamanda Jeremy Irons, Mary-Louise Parker, Douglas Hodge, Ciarán Hinds, Joely Richardson ve Matthias Schoenaerts de bulunuyor.

FİLM TAVSİYESİ /// Devlet, mafya, siyaset : Filler ve Çimen


Devlet, mafya, siyaset : Filler ve Çimen

Mesut KARA
Tüm yazıları

3 Kasım 1996’da Kuşadası’dan yola çıkan ve Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ’ın kullandığı Mercedes, Balıkesir’in Susurluk’taki “Havaalanı” mevkiinde bir kamyonla çarpışır.

Kazada, Mercedes’i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde “Mehmet Özbay” sahte kimliği bulunan, kırmızı bültenle aranan katliam sanığı Abdullah Çatlı ve “Melahat Özbay” sahte kimlikli, sevgilisi Gonca Us ölür, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtulur.

Bu kaza ile uzun süredir bilinen deriniyle, sığıyla yaşanan devlet, mafya, siyaset ilişkisi iyiden iyiye açığa çıkar. Kazadan yaralı olarak kurtarılan ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan DYP’li Bucak olaydan 12 gün sonra bir gece yarısı hastaneden kaçırılırcasına taburcu edilir. Uzun süre basınla görüşmeyen Bucak, ilk yaptığı açıklamada arabada bulunan silahların kendisine ve adamlarına ait olduğunu söyler.

26 Kasım 1996’da çalışmalarına RP’li Mehmet Elkatmış başkanlığında başlayan TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu, olayla ilgili birçok kişinin ifadesine başvurur. 1 Şubat 1997’de sol önderliğinde kitlesel protesto eylemleri başlatıldı. “Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık” adı verilen eylemlerde, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan derin ve kirli ilişkilerin her yönüyle aydınlatılması için her gece saat 21.00’de halk evindeki ışıkları açıp kapamaya başlar. Kitlelerin değişim isteği, postmodern darbeye karşı tutum alabilen bir solun olmadığı bir ortamda, kendilerine beklenen değişimi vadeden AKP’yi iktidara taşır.

’90’lı yıllar böyle geçerken yaşanan bu karanlık ve kirli ilişkiler sinemaya da yansır. Derviş Zaim 1996 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmi Tabutta Röveşata’dan sonra 2000 yılında da “Para ve çıkar uğruna çevrilen dolapları, devlet içindeki mafyalaşmayı, yozlaşan insan ilişkilerini” cesurca masaya yatıran, önemli filmi Filler ve Çimen’i çeker.

FİLLER VE ÇİMEN

Devlet Bakanı Aziz Bebek istihbarat teşkilatı tarafından takip edilmekte ve istifa etmesi için teşkilat tarafından kendisine şantaj yapılmaktadır. Bunun üzerine Bakan daha önceden de iş yaptığı Camoka adındaki, ülke çapında aranan tetikçiyle anlaşarak, kendisine gelen istihbarat görevlisini öldürtür ve arabasına uyuşturucuyla birlikte İstihbarat Teşkilatı Başkanı Egemen Terzioğlu’nun yurt dışında Kürt terörist gruplarıyla görüşürken çekilmiş olan fotoğraflarını koydurtur. Ertesi gün haber tüm medya kuruluşlarının gündemine oturur.

Uluslararası bir maratoncu olan Havva ise, erkek kardeşi ile birlikte yaşayan genç bir kızdır. Kardeşi doğuda askerliğini yaparken bir mayına basıp sakat kalmıştır ve acil tıbbi yardıma ihtiyacı vardır. Tek ümidi Avrasya Maratonu’nu kazanmak ve verilen para ödülünü kardeşinin hastane masrafları için kullanmaktır.

Lüks bir otel bu zorlu mücadelesi sırasında Havva’ya yiyecek yardımında bulunarak destek sağlar. Ancak otel sahibinin geleceği tehdit altındadır. Mafya, oteli ve gazinosunu değerinin epey altında bir rakama satın almak ister. Otel Sahibi Ali Bey oteli almak isteyen ünlü Uyuşturucu Patronu Sabit’in teklifini geri çevirince işler karışmaya başlar. Otel sahibi Sabit’in adamları tarafından öldürülür ve Havva olanları görerek polise bildirir. Sabit para karşılığında suçu üstlenmesi için iki adam bulur ve bu iki adam karakola alınarak konuşmaları için uzun süre işkence görürler. Suçu üstlenen adamlardan birisi tesadüfen Camoka’ya tıpatıp benzemektedir. Bunu fark eden komiser hemen istihbarat başkanına giderek haber verir.

Havva ağabeyinin tedavisi için gerekli olan parayı bulabilmek amacıyla, Spor ve Bölge müdürlüğüne giderek yardım ister; ancak müdür bey bunun için yukardan bir bakanın onayı gerektiğini söyleyerek Havva için Bakan Aziz Bebek’ten randevu alır.

Sabit otel ile gazinoyu almak için ısrarlıdır ve Camoka’ya para vererek otel sahibinin oğlunu korkutmasını ister; fakat Camoka otele giderek uygun bir fiyat karşılığında, onları koruyabileceğini söyler. Sabit’in adamları da sürekli oteli gözlemektedirler ve birkaç gün sonra otel adamlar tarafından kurşunlanır. Bu arada Sabit, uyuşturucudan kazandığı paranın bir kısmını sus payı olarak Aziz Bebek’e dolaylı yoldan ama düzenli olarak yollamaktadır. Ancak son bir ayın parası bakana ulaşmaz; çünkü Camoka Sabit’ten aldığı parayı uyuşturucu işi için kendisi kullanır. Haracını alamayan Bakanın Sabit’i uyarmasıyla işler karışır ve Bakan Sabit’le Camoka’yı yüzleştirmeye karar verir. Bütün bu karmaşa Bakanla Havva’nın randevusunun olduğu güne denk gelince Havva Bakanla görüşemez.

Sabit olan bitenler üstüne kendisine oyun oynandığını düşünerek istihbarat başkanının yanına giderek her şeyi anlatır ve bakanı tuzağa düşürmek için ortak bir plan hazırlarlar.

Diğer taraftan otelin yeni sahibi Devrim ve arkadaşı ne mafyayı ne de Camoka’yı işe sokmak isterler. Bunun üzerine oteli ve kendilerini korumak için yasa dışı bir örgütle anlaşırlar. Ancak teröristler sadece oteli korumak için gelmemişlerdir, bir yandan da etrafı araştırarak bomba konacak yerleri tespit etmeye başlarlar. Teröristler bir süre keşif yaptıktan sonra askerlerin yoğunlukta olduğu bir çay bahçesini havaya uçururlar. Olayı duyan Devrim örgüt lideri ile kavga eder ve dayak yer. Devrimi otelin koridorunda gören Havva hemen polise haber verir; fakat bu durum işleri iyice karıştırır. Devrim birkaç gün ortadan kaybolmak zorundadır. Havva, devlet, mafya, çete ve istihbarat teşkilatının kirli ilişkilerinin arasında sıkışmışken kendisine güç veren şeylerden biri de otel sahibinin oğluna duyduğu aşktır. Bu yüzden onu kendi evine götürür ve yardım etmek ister. Teröristler polis tarafından yakalanır ve liderleri de ölü olarak ele geçirilir. Ancak polis her yerde Otel Sahibi Devrim’i aramaktadır. Devrim pasaportunu almak için Havva’yla birlikte kendi evine gider. Polis arabada bekleyen Devrim’i ve içeri pasaport almaya giden Havva’yı yakalar, ayrıca ağabeyi de karakola getirilmiştir.

Bu sırada Sabit Camoka tarafından öldürülür; ancak Sabit öldürülmeden önce Bakan Aziz Bebek’in kendisinden rüşvet aldığını ve sonrada kendisini tehdit etmeye başladığını anlattığı bir video kaset doldurmuştur. Aynı anda Camoka da istihbarat tarafından yakalanmıştır. Ancak istihbarat teşkilatı başkanı da Camoka’yı kendi adamı olması için ikna etmeye çalışır. Yapılan anlaşma sonucunda, Camoka’ya çok benzeyen ve karakolda tutulan kişi öldürülerek, basına uzun süredir aranan Tetikçi Camoka ölü olarak ele geçirildi şeklinde haber verilmiştir. Bu olayın ardından tekrar kaldığı yata dönen tetikçi Bakanı arayarak yata çağırır; fakat bakan ertesi gün yatta ölü olarak bulunur. Havva serbest bırakılmış ve büyük umutlarla beklediği Avrasya Maratonu’nun günü gelmiştir; ancak katılması için artık bir neden kalmamıştır. Çünkü ağabeyi ölmüştür.

FİLM TAVSİYESİ : THE OPERATIVE (TÜRKÇE İSMİ : AJAN)


Filmi bırak, Diane Kruger’e bak !

TAVSİYE EDEN : Ahmet Boyacıoğlu

DUVAR – Yuval Adler’in yönettiği ‘The Operative’, (Almancası ‘Die Agentin’, Türkçeye de ‘Ajan’ olarak çevrilebilir), yarışma olarak adlandırılan ana seçkide ‘yarışma dışı’ olarak gösterildi. Başrolde Diane Kruger yer alıyor. Bu film de ne yazık ki bir roman uyarlaması. Bu roman uyarlaması konusuna daha sonra döneceğim.

‘Ajan’ sanıyorum popüler sinema kontenjanından Berlin Film Festivali programında yer alıyor. Önemli olan Diane Kruger’in kırmızı halıda boy göstermesi. Rachel (gerçek adının Anne olduğunu sonradan öğreniyoruz) birçok dili çok iyi konuşabilen, Avustralya pasaportuna sahip bir Mossad ajanı. Önemli bir görev ile Tahran’a yollanıyor. (Tahran’ın dünyadaki havası en kirli kentlerden biri olduğunu biliyor muydunuz?) Filmde bir arabadan çekilmiş Tahran caddeleri görüntüleri var. Bu işi nasıl becerdiklerini çok merak ediyorum. İlk beş dakikada yanımda oturan iki kişi salonu terk etti. Bu roman uyarlamalarında mecburen görüntülerin üzerine konuşan bir dış ses oluyor. Ondan mı rahatsız oldular acaba? Belki de oldukça ticari bir casusluk filmine geldiklerinin farkına vardılar. Halbuki gelmeden önce filmle ilgili açıklamayı okusalar bu sıkıntıya katlanmak zorunda kalmazlardı.

Filme dönelim. İngilizce öğretmeni olarak çalışan ajanımız avını yakalıyor. Av dediysem bir bilgisayar firmasının sahibinden söz ediyoruz. Bu firmanın İran’ın nükleer programında yer aldığından şüpheleniyor Mossad. Bu nedenle firmanın bilgisayar verilerinin ele geçirilmesi gerek. Ajanımız bu görevi başarıyla yerine getiriyor, bu sırada avıyla yatağa giriyor, firmanın güvenlik elemanını da (mecburen) öldürüyor. Bu masum cinayeti ajanımızın patronu ‘Bu bir savaş ve savaşta masum insanlar ölür’ diye yorumluyor. Film sürekli Tahran ve Almanya arasında gidip geliyor. Ne de olsa insan dediğin kuş misali. Bu arada salondaki ‘yaprak dökümü’ sürüyor, giden gidene, ancak ne önemi var ki. Filmi bırak, Diane Kruger’e bak.

PROJE FİLM: AJAN

Tahran sahnelerinde İranlıların yaşam tarzı hakkında da bazı bilgiler ediniyoruz. Örneğin İran’da her şeyin gizli yapılması ve soru sorulmaması gerektiğini… Kadınların dekolte elbiseleriyle ortalıkta dolandığı, son derece Avrupai bir düğün sahnesi de var. Ne kadar İran gerçeğini yansıtıyor, bilemiyorum.

‘Ajan’ bir proje film. Proje film derken küçümsediğimi sanmayın, artık işler böyle yürüyor. Her şey Diane Kruger’in varlığına göre ayarlanmış. Birçok yapım firmasının ortaklığıyla gerçekleştirilen ve çok para harcanarak gerçekleştirilen böyle projeler hem festivallerde, hem de ticari dolaşımda kendilerine yer bulmayı başarıyorlar. Başarı garanti anlayacağınız. Oysa bizim yönetmenlerimiz üç beş kuruş bulabilmek için yıllarca uğraşıyorlar. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde film finansmanı son derece kısıtlı. Sürekli birilerine soruyorum, bir türlü cavap alamıyorum. Türkiye, Creative Europe (eski adıyla Media) programından neden çıktı? Daha doğrusu bu kararı kim verdi? Creative Europe ülkemizin dahil olduğu nadir Avrupa birliği programlarından biriydi ve sinemamıza maddi destek almak imkanı vardı. Bu soruyu aslında sinema meslek örgütleri sormalı ama nedense onlar da pek ilgilenmiyor.

Nedense?

FİLM TAVSİYESİ /// Uşak, operacı, casus ve daha fazlası : Çiçero


Uşak, operacı, casus ve daha fazlası : Çiçero

Dünyada sıcak savaş devam ederken, Türkiye’de de istihbarat savaşları sürüyordu. Bir uşak, dünyanın kaderini nasıl değiştirdi? Hitler Almanya’sının kendi evlatlarına bile uygulamaktan çekinmediği T4 uygulaması nedir? Tüm bunlar ve daha fazlası 18 Ocak Cuma günü vizyona girecek Çiçero filminde.

Yaşanmış hikayelerin izini sürerek beyazperdeye aktaran Dijital Sanatlar Yapımevi, yüzyılın casusu olarak adlandırılan İlyas Bazna’nın hayatını filme aktardı. Kod adı Çiçero olan Bazna, İngiltere ve Almanya arasında soluk soluğa yürüttüğü casusluk faaliyetleriyle hem Türkiye’nin hem dünyanın kaderini değiştirdi.

İngiltere Büyükelçisi’nin özel uşağı, herkesin sesine hayran olduğu opera sanatçısı, aynı zamanda romantik bir aşık ve vatansever olan Çiçero, tüm bu meziyetlerini kullanarak topladığı istihbaratla Ankara’da taşları yerinden oynatıp, dengeleri değiştirir.

Çiçero filminin biletleri ön satışa sunuldu

CGV Mars’ın dağıtımını üstlendiği 18 Ocak Cuma günü vizyona girecek ÇİÇERO’nun biletleri Anadolu dahil tüm sinema salonlarında şimdiden satışa çıktı.

Serdar Akar’ın yönetmenliğini üstlendiği filmde, Erdal Beşikçioğlu ve Burcu Biricik başrolleri paylaşıyor. Filmin güçlü oyuncu kadrosunda, Ertan Saban, Tamer Levent, Cem Kurtoğlu, Murat Garipağaoğlu, Mehmet Ulay, Altan Erkekli, Mehmet Esen, Selen Öztürk, Levent Ülgen, Açelya Özcan, Aylin Kılınçarslan, Mehmet Ezel Özgün ve Çiğdem Selışık Onat yer alıyor.