FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Arslan BULUT : “FETÖ’cü albayları general yapan yasa…”


Arslan BULUT : "FETÖ’cü albayları general yapan yasa…"

E-POSTA : arslanbulut

08 Şubat 2020

Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15 Temmuz Genelkurmay Çatı Davası’nın iddianamesinden bazı ifadeleri yayınladı.

Bu arada İlker Başbuğ’un "25-26 Haziran 2009’un gece yarısı TSK ile ilgili bir yasa geçiyor. Böylece askeri şahısların askeri mahalde işlediği suçlar da dahil özel yetkili mahkemelerde yargılanmasının önü açılıyor. Bu bir kere anayasaya aykırı… Bu yasa teklifini kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili… Bu araştırılsın." sözlerine suç duyurusu ile cevap verildi…

Uludağ’ın haberinde ise şu bilgiler var:

"İddianamede, ‘Örgüt, son olarak kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiye etmek için üç devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir.’ denildi.

‘FETÖ’cü subaylara erken general olma’ yolunu açan bu yasa değişikliği teklifinin altında 37 AKP milletvekilinin imzası vardı. Değişiklik, 30 Aralık 2015 tarihinde ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ adıyla Meclis Başkanlığı’na sunulmuştu.

İddianamede, ‘2013 YAŞ’ta terfi eden generallerin bir iki istisna hariç hepsi darbeye fiilen iştirak ettikleri için TSK’den ihraç edilmiş veya tutuklu durumdadır. 2011 ve 2012 yıllarında icra edilen YAŞ toplantıları neticesinde de durum aynı şekildedir. 2014 ve 2015 yıllarında albaylıktan tuğgeneralliğe ve amiralliğe terfi ettirilen personelin yüzde 80’i ihraç edilmiştir’ ifadelerine de yer verildi."

***

Bu sütunda 2014 ve 2015 şuralarını sık sık incelediğim için mesela 16 Temmuz 2019 tarihli yazımdan bir hatırlatmada bulunayım:

"2014 şurasında general yapılan 19 albaydan 12’si ve 2015 şurasında general yapılan 23 albaydan 20’si, 15 Temmuz darbesine karıştıkları gerekçesiyle TSK’dan atıldı!

FETÖ’nün askeri okullara sızması, 30-40 yıllık bir süreçtir ama 15 Temmuz 2016 darbe girişimine, 2014 ve 2015 YAŞ toplantılarında alınan siyasi kararların yol verdiğini görmek durumundayız."

***

Peki, 2015’te FETÖ’cü albayların generalliğe terfileri nasıl yapıldı?

Onu da dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Fikret Bilâ’ya anlatmıştı:

"2105 yılı YAŞ hazırlıkları devam ediyordu. Genelkurmay’da terfi listesi hazırlanmıştı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’ydu. Necdet Paşa daha önceki yıllarda yaptığı gibi listeyi alıp Başbakan Davutoğlu’na gitti. Başbakan ve Cumhurbaşkanı da bir liste üzerinde çalışmışlardı. İki liste karşılaştırıldı, çelişkiler vardı, bazı isimler tutmuyordu. Özel Paşa farklılığın nedenini sordu ancak Başbakan açıklama yapmadı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmeyi kararlaştırdılar. Özel Paşa’nın önerisiyle, toplantıya Genelkurmay Başkanlığı görevini devralacak olan Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar Paşa da katıldı.

Erdoğan, Davutoğlu, Özel ve Akar toplantı yaptılar. O sırada kuvvet komutanları da dışarıda hazır bekliyorlardı. Kendi kuvvetleri konu olduğunda onlar da Özel Paşa’nın önerisiyle içeri girip görüşlerini aktardılar. Sonuçta terfi listesine bu dörtlü toplantıda son şekli verildi. Liste YAŞ’tan geçti ve onaylandı."

***

AKP hükümetinin bir bakanı, önce Türk ordusuna sonra da 17-25 Aralık’ta kendilerine yönelik soruşturmaları kimin yaptığını, operasyonlar devam ederken telefon görüşmesinde Fatih Altaylı’ya itiraf etmişti.

Bakan, "Devlette, görünen devletin kontrolü dışında paralel bir yapı kurmuşlar, cirit atıyorlar. Üstelik de dış bağlantılılar. Dışarıdan yönlendiriliyorlar. Bu işin içinde sizin de tahmin edebileceğiniz yabancı istihbarat örgütleri var. Bunu biliyoruz ve bu yapıyı kullanıyorlar" demişti.(22 Aralık 2013, Habertürk, Fatih Altaylı)

Öyleyse, FETÖ’cü albayları bir an önce general yapmak, kimin operasyonuydu?

Kaynak Yeniçağ: "FETÖ’cü albayları general yapan yasa…" – Arslan BULUT

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’cüler, belge ve evrakları ‘casus kalem’ ile çalmış


FETÖ’cüler, belge ve evrakları ‘casus kalem’ ile çalmış

FETÖ’cüler, belge ve evrakları "casus kalem" ile çalmış – Adalet Bakanlığındaki FETÖ yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan 60 şüpheliden 35’inin itirafçı olması, 600’e yakın örgüt üyesinin deşifre edilmesini sağladı – "T – Rex" ve "Albatros" adı verilen gizli tanıklar ile itirafçıların ifadeleri doğrultusunda, örgüt üyelerinin, bakanlık personelini "Tarak" adı verdikleri bir kodlama yöntemiyle 19 başlık altında fişlediği tespit edildi – Örgüt üyelerinin belge ve evrakları, tarayıcı kalem kullanarak kopyaladığı belirlendi.

Adalet Bakanlığındaki Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan 60 şüpheliden itirafçı olan 35’inin verdiği bilgiler, 600’e yakın yeni ismin deşifre edilmesini ve kullandıkları yöntemlerin açığa çıkmasını sağladı. AA muhabirinin aldığı bilgilere göre, bakanlık bünyesinde başlatılan idari soruşturma sürecinde itirafçı olan "T – Rex" ve "Albatros" adları verilen iki gizli tanığın aktardığı bilgiler ile Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) çalışmaları, örgütün, hakim ve savcıların dışında kalan personel arasında da yapılanmaya gittiğini ortaya çıkardı. Bu kapsamda, örgütün bakanlık yapılanmasında kullandığı 906 "operasyonel hat" ile aralarında aktif çalışanların da yer aldığı 3 binin üzerinde personel ve örgütün 270 "mahrem imamı" deşifre edildi.

Bilgilerin iletildiği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 59 ile şüpheli listesi gönderirken, Ankara ‘da aralarında 23 aktif çalışan zabıt katibi ve infaz koruma memurunun da olduğu 84 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi. Bunun üzerine harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 13 Aralık’ta 16 ilde eş zamanlı düzenlediği Ankara merkezli operasyonlarda 84 şüpheliden 60’ını yakaladı. – Ağır darbe vuruldu Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünde sorgulanan şüphelilerden aralarında örgütün 11 mahrem imamının da yer aldığı 35’i, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak bildiklerini tüm detaylarıyla anlattı. İtirafçıların verdiği bilgiler bir taraftan 600’e yakın yeni ismin deşifre edilmesini sağlarken diğer taraftan da örgütün bakanlık bünyesinde nasıl faaliyet gösterdiğini gözler önüne serdi. – "Tarak" yöntem iİfade ve tespitlere göre FETÖ, Adalet Bakanlığındaki çalışanların büyük çoğunluğunu rakam ve harf kodlaması yaparak "Tarak" adını verdiği bir yöntemle fişledi.

Bu yöntemle, bakanlık bünyesinde çalışanlardan ateist olan veya Allah inancı olmayan kişiler 0, Allah’a inancı olup ibadet etmeyen kişiler 1, cuma namazına giden ve oruç tutan erkekler ile oruç tutup mütevazı giyinen kadınlar 2, bütün vakit namazlarını kılanlar 3, namaz kılan ve ara sıra sohbete gidenler 3A, namaz kılıp örgüte sempati duyan fakat sohbetlere katılmadığı halde örgütün kazanmayı hedeflediği kişiler 3İ, namaz kılan ulasalcı ve milliyetçiler 3U, düzenli sohbete gelenler 4, mütevelli adayları 4A, mütevelliler 5, şartsız ve koşulsuz bağlı olarak elde ettikleri bilgileri örgüt talep etmeden iletenler 5A, başka cemaatlere mensup olanlar 6U, ibadet eden Aleviler 7, dinden uzak Aleviler 7A, Caferiler 7C, paraya tamah edenler 8, kadın zaafı olanlar 9, terör örgütü PKK sempatizanları P, alkol ve kumar düşkünlüğü olanlar ise R harfiyle kodlandı. – "Kalem şeklinde tarayıcı kullanın" talimatı Emniyette itirafta bulunan bir şüpheli, örgütün, 5A kategorisinde olan üyeleri üzerinden Adalet Bakanlığı bünyesinde bir "istihbarat ağı" kurduğunu ve bu ağ üzerindeki mahremler aracılığı ile belge ve evrak topladığını anlattı. Sohbet toplantılarında devleti ve hukümeti zora sokmak amacıyla belge ve evrakın "casus kalem" yöntemiyle kayıt altına alınması için kalem şeklindeki tarayıcıların kullanılması talimatının 2012 yılında verildiği, bu yöntemle taranan belge ve evrakın 5A kategorisindeki örgüt üyeleri aracılığıyla tek kullanımlık hafıza kartlarına konularak örgüte ulaştırıldığı tespit edildi. Operasyonda gözaltına alınan 60 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından gruplar halinde adliyeye gönderildi. Adliyeye sevk edilen 53 şüpheliden 7’si tutuklanırken 4’üne ev hapsi verildi.
Diğer zanlılar ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : FETÖ’cü polisin gizli yazışmaları Hablemitoğlu suikastıyla ilgili gerçeği ortaya çıkardı


FETÖ’cü polisin gizli yazışmaları Hablemitoğlu suikastıyla ilgili gerçeği ortaya çıkardı

Hablemitoğlu suikastının kilit isminin FETÖ bağlantısına, darbe gecesi yakalanan eski istihbaratçının gizli yazışmaları sayesinde ulaşıldı. Suikast soruşturmasını 2015’te yeniden açan savcı 2002’deki baz istasyonu kayıtlarını istedi. Paniğe kapılan FETÖ’cü eski istihbaratçı, Eagle programı üzerinden FETÖ abisiyle bağlantı kurdu. Savcı kayıtları istedi, ne yapacağız diye soran istihbaratçının yazışmaları, gözaltına alınınca polisin eline geçti. HTS kayıtlarında da zanlı N. Gökhan Bozkır ile Hablemitoğlu’nun sinyalleri kesişti.

Hablemitoğlu suikastında merminin izini süren savcılık, Ukrayna’daki eski asker Nuri Gökhan Bozkır’a ulaştı. FETÖ’cü bir polisin yazışmaları da örgütün suikasttaki rolünü ortaya koydu.

Necip Hablemitoğlu suikastı üzerindeki esrar perdesi aralanıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bilgilere ulaşıldı. NTV’nin haberine göre, o dönem özel kuvvetler ve özel harekât polislerinin kullandığı merminin izini süren başsavcılık, Ukrayna’da yargılandığı ortaya çıkan eski asker Nuri Gökhan Bozkır’a ulaştı. Başsavcılık darbe girişimi sonrası gözaltına alınan istihbaratçı bir polisin telefonunda cinayetle FETÖ bağlantısını net olarak ortaya koyan yazışmalara da ulaştı.

Soruşturmayla ilgili detaylar şöyle:

MERMİ BİLGİ VERDİ

Önce cinayetin yöntemi mercek altına alındı. 2002 yılında işlenen Hablemitoğlu cinayetinde o dönem FETÖ ile bağlantılı olan S.T.’nin kriminal raporları hazırladığı tespiti üzerine 2015 yılında dönemin başsavcı vekili tarafından dosya sil baştan açıldı. Mermi çekirdeği ile kovan tekrar incelemeye alındı.

Merminin özel birimlerin kullandığı şekilde ucunun kesilerek içeriye doğru kıvrıldığı tespit edildi. Bu şekilde silah ateşlendikten sonra mermi girdiği yerde açılarak hedefin yaşama şansı kalmıyordu. Bu yöntemin Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda ve Polis Özel Harekat birimlerinin kullandığı belirlendi.

BAZ TAKİBİ SONUÇ GETİRDİ

Hablemitoğlu’nun öldürüldüğü Portakal Çiçeği Sokak’ta ve görev yaptığı Dögol Caddesi, üniversite kampüsü, seminer verdiği ve seyahat ettiği yerler dahil olmak üzere eşi Şengül Hablemitoğlu’nun da gittiği yerlerdeki bütün şüpheli baz hareketleri araştırıldı. Sonuç olarak eski bir asker olan Nuri Gökhan Bozkır ismine ulaşıldı. Bozkır’ın cep telefonu sinyallerinin cinayetten kısa bir süre önce Hablemitoğlu’nun yanından geldiği belirlendi. Cinayetten yarım saat sonra da sinyallerin yaklaşık 20 kilometrede bulunan Gölbaşı’ndan geldiği anlaşıldı. Bozkır cinayet silahını burada suya atarak kaçtı.

GÖZALTINA ALINDI

Cinayetin FETÖ bağlantısını mercek altına alan Başsavcılık 16 yıl sonra özel bir yazışma elde etti. 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ tarafından organize edilen darbe girişimi sonrasında saat 03.00 sıralarında, Yıldız’da Milli İstihbarat Daire Başkanlığı’nın hemen yakınında bir istihbaratçı polis gözaltına alındı.

BAĞLANTI DEŞİFRE OLDU

O istihbaratçının telefonundaki Eagle yazışmaları ortaya çıktı. Yazışmada Hablemitoğlu suikastına ilişkin 6 ay öncesine ait baz kayıtları isteniyordu. ‘Ne yapacağız’ diyen istihbaratçı FETÖ abisine soruyordu. FETÖ abisi de ‘Yukarıya sorup sana hemen dönüyorum’ yanıtını verdi.

TÜRKİYE 5 AY ÖNCE İSTEDİ

Kırmızı Bülten ile aranan Bozkır, Ukrayna’da 10 Temmuz tarihinde gözaltına alındı. 5 aydır Ukrayna’da ev hapsinde bulunan Bozkır’ın Türkiye’ye teslim edilmesiyle ilgili süreç Ukrayna tarafından akamete uğratıldı. 5 aylık süreçte 10’a yakın duruşma çeşitli gerekçelerle ertelendi. Bozkır’ın siyasi sığınma talebinde de bulunduğu öğrenildi.

Bozkır’ın Ukrayna tarafından teslim edilmemesi akıllara şu soruları getirdi:

• Bozkır’ın Türkiye’ye verilip konuşmasıyla kim ve kimler zarar görecek?

• FETÖ bağlantısı ortaya çıkan suikastın emrini Bozkır kimden aldı?

• Neden çete bağlantısı olan eski bir asker tetikçi olarak seçildi?

• İade sürecinin akamete uğratılmasında FETÖ nasıl rol oynuyor?

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜ SAMANYOLU HABER YİNE HEDEFİNE MİT’İ OTURTTU /// ŞİMDİ DE SUİKAST PROPAGANDASI !!! İŞTE HABER !!!!


Erdoğan suikast ruhsatı verdi !!!

Link : http://www.samanyoluhaber.com/erdogan-suikast-ruhsati-verdi-haberi/1340333/ (YURTİÇİNE KAPALI. VPN İLE GİRİLEBİLİYOR)

Bosna Hersek’in Bihaç şehrinde Richmond Park Bihaç Koleji’nin müdürü Fatih Keskin dün Yabancılar Şubesi’ne çağrılarak sürekli ikamet izninin iptal edildiği söylendi. Kendisine hiçbir gerekçe sunulmayan Keskin daha sonra Saraybosna’ya sevk edilerek Göçmen Merkezi’ne götürüldü. Keskin’in Göçmen Merkezi’nde elverişsiz şartlarda tutulduğu öğrenildi. Yakınları ve öğrencileri Keskin’in hukuksuz bir şekilde Türkiye’ye teslim edilmesinden ve can güvenliğinden endişe ediyor. Bugün gazeteci Can Dündar’ın The Washington Post gazetesinde yayımlanan "Erdoğan suikast ruhsatı verdi" başlıklı makalesinde Erdoğan’ın yeni suikastlere hazırlandığına işaret edildi.

SHABER3.COM

SAMANYOLUHABER- Özgürüz Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye sınırları dışında yaşamak mecburiyetinde kalmış önde gelen muhalif isimleri suikastle bertaraf etme yoluna gidebileceğini iddia etti.

Dündar, Erdoğan rejiminin karanlık yüzünü Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) önde gelen gazetelerinden The Washington Post’ta (WP) bugün yayımlanan “Başkan Erdoğan suikast ruhsatı verdi” başlıklı makalede anlattı.

“ERDOĞAN, IŞİD LİDERİ BAĞDADİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ İLE SİYASİ MUHALİFLERE SUİKASTİ AYNI GÖRÜYOR!”

Dündar, Erdoğan’ın 30 Ekim’de gazetecilere sarf ettiği şu sözlere dikkati çekti: “Bazı ülkeler, tehdit olarak gördükleri teröristleri nerede olursa bulup ortadan kaldırıyor. Öyleyse Türkiye’nin de aynı hakka sahip olduğunu kabul ediyorlar demektir. Yakında bu konuda milletimize müjdelerimiz olacak.”

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ekim’de ABD özel kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeyinde İdlib şehrinde IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’yi öldürdüğünü açıklamıştı.

Dündar makalesinde Trump’ın bu açıklamasının Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Erdoğan tarafından kendi muhalifleri için planladığı suikastlere meşruiyet kazandırmak için kullanılmak istendiğini vurguladı.

DÜNDAR: ERDOĞAN SUİKAST PLANLARINI KENDİSİ AÇIKLADI

Erdoğan’ın beyanlarını “suikastın açık bir şekilde duyurulması” diye nitelendiren Dündar, gazetecilerin Erdoğan’a aklındaki hedefin Suriye’de YPG’nin komutanlığını üstlenen Mazlum Abdi (Kabone) olup olmadığının da sorulduğunu aktardı. Erdoğan o soruya şöyle cevap vermişti: “Bu tür eylemleri kim ilan eder? Onlar (ABD) açıkladı mı?”

Dündar, Bağdadi ile Abdi arasında fark olduğunu belirterek, “Fakat general Abdi, senatörler tarafından ABD’ye davet edildi ve Trump, ondan son derece olumlu bir şekilde bahsetti.” ifadelerini kullandı.

Dündar, Erdoğan’ın açıklamasının Ankara’nın yurt dışındaki muhaliflere suikast planladığına dair yaygın bir spekülasyonu beraberinde getirdiğine işaret etti.

PARİS CİNAYETLERİNDE MİT ŞÜPHESİ

Dündar’a göre Türkiye’de devleti içindeki bir hizip, AKP hükümeti ile PKK arasında sürdürülen barış müzakerelerini sabote etmek için Paris’te üç kadın PKK’lıya yönelik suikast tertip etti.

“Bu mümkün olan tek senaryo değil.” diyen Dündar, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) suikast iddialarını reddetmesine rağmen, söz konusu suikastçinin hapishanede ölümü üzerine Fransa’nın mayıs ayında kapatılan dosyayı yeniden açtığını belirtti.

Dündar, Fransız savcıların MİT’in suikastte dahli olup olmadığını da araştırdığına ilave etti.

The Washginton Post’ta yayımlanan makalede Fransa’nın akabinde Almanya’nın da Erdoğan’ın muhalifleri hedef aldığı bir başka Avrupa Birliği ülkesi olduğunun altı çizildi.

GARO PAYLAN’IN SUİKAST HAZIRLIĞI İDDİALARINI ALMANYA TEYİT ETTİ

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 2017 yılının sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul salonunda şu uyarıda bulunmuştu: “Alman hükümeti yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarını hedef alan bir dizi suikastın planlandığını doğruladı.”

Aynı dönemde muhalefetin sorusu üzerine Alman makamları, Türkiye’den üç kişilik bir saldırı ekibinin Almanya’ya geldiğine dair istihbari bilgiyi paylaşarak Paylan’ın sözlerini teyit etmişti.

Dündar makalesinde bu bilginin kaynağının 2016 yılının ağustos ayında Kuzey Irak’ta PKK tarafından rehin alınan iki MİT yöneticisinin kamera ile kaydedilen beyanları olduğunu aktardı.

ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ ADINA ÇALIŞAN AVUKAT TUTUKLANDI

Dündar Ankara’da Alman Büyükelçiliği adına avukatlık yapan Türk avukatın “casusluk” suçlamasıyla 18 Eylül’de tutuklanmasını manidar buldu.

Avukatın Almanya’da iltica talebinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dosyalarını takip ettiği ortaya çıkmıştı.

Avukat, iltica talebinde bulunanların Türkiye’de gerçekten tehdit altında olup olmadıklarını dair delil topladığı belirtilmişti.

Dündar makalesinde, “Polis, avukatın tutuklanmasının ardından, PKK’nın destekçileri ve sürgündeki İslamcı lider, Erdoğan’ın ölümcül bir düşman olarak gördüğü Fethullah Gülen’in de dahil olduğu yüzlerce muhalif hakkındaki dosyalara ulaştı.” ifadelerini kullandı.

Can Dündar’ın çarpıcı makalesini yayımlayan The Washington Post gazetesi, Kosova’da Mehmet Akif Koleji’nde görev yapan öğretmenlerin 29 Mart 2018’de Priştine’de tutuklanmalarını ve sınır dışı edilmelerini protesto eden öğrencilerin fotoğrafına da yer verdi.

ZDF-CORRECTIVE İŞKENCELERİ BELGESEL OLARAK YAYIMLADI

MİT; Moldova, Kosova, Ukrayna, Azerbayacan, Gabon, Malezya ve Pakistan’ın aralarında bulunduğu 18 ülkeden 80 Hizmet Hareketi’ni uluslararası hukuku hiçe sayarak Türkiye’ye kaçırmıştı.

Bu veriye makalesinde yer veren Dündar, “Geçen yıl dokuz medya kuruluşundan oluşan uluslararası bir konsorsiyum (Alman devlet televizyonu ZDF ve gazetecilik ağı Corrective) Türkiye’deki gizli işkence alanlarının varlığını ispatlayan bir dizi kaynakla mülakat yapmak da dahil olmak üzere MİT’in kaçırdığı kaçırılma vakaların araştırdı.” tespitinde bulundu.

SİYAH TRANSPORTER MİNİBÜSLE KAÇIRILMA VAKALARI

MİT’in bu yıl bir dizi yeni gizli operasyon başlatmış gibi göründüğüne işaret eden Dündar, “Konuyu araştıran (HDP) Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kaçırılanların işkence altında sorguya çekildiğini ve daha sonra konuşma tehdidiyle susturulduğunu iddia ediyor. Ailelerinin de tehdit altında olduğunu söylüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Dündar artan kaçırma ve belirlenen hedeflere suikast siyasetinin açık bir şekilde kabul edilmesini “Erdoğan’ın hazırlıklı olduğunu gösteriyor.” diye yorumladı.

MEDYA DOSYASI : “Ben MİT’çiyim” diye işe gitmeyen eski FETÖ’cünün kripto Cem Küçük’le hiç de şaşırtmayan bağlantısı


"Ben MİT’çiyim" diye işe gitmeyen eski FETÖ’cünün kripto Cem Küçük’le hiç de şaşırtmayan bağlantısı

Kendisine “FETÖ Uzmanı” diye kart bastıran ve MİT’çi olduğunu öne süren Çetin Acar’ın kripto FETÖ’cü Cem Küçük’ün genel yayın yönetmenliğinde Profil Kitap’tan kitap bastırdığı ortaya çıktı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, belediye meclisindeki konuşmasında işten çıkartılanların çıkarılma gerekçelerine örnekler verirken “İşten çıkarılanlardan biri kendisine FETÖ uzmanı diye kart çıkartmış, bu nedenle işe gelmiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Mansur Yavaş’ın açıkladığı kendisine “FETÖ Uzmanı” diye kart bastıran Çetin Acar’la ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) açıklama gelmiş ve MİT, “Tanımıyoruz” demişti.

Kendisine “FETÖ Uzmanı” diye kart bastıran ve MİT’çi olduğunu öne süren Çetin Acar’ın kripto FETÖ’cü Cem Küçük’ün genel yayın yönetmenliğinde Profil Kitap’tan kitap bastırdığı ortaya çıktı.

İşte o kitap:

Cem Küçük, kendisine “FETÖ Uzmanı” diye kart bastıran Çetin Acar’ın 20 yıllık FETÖ’cü olduğunu belirtip 2014 yılında basılan kitabı ise sosyal medya hesabından böyle tanıtmış:

“Cemaatin içinde 20 yıl kalmış Çetin Acar’dan çok konuşulacak bir eser. DÜN CEMAAT BUGÜN PARALEL…”

İşte o mesaj:

Odatv.com

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜ MEDYA AKTİF HABER’DEN ÖNEMLİ İDDİA /// Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti


Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti

KAYNAK : https://www.aktifhaber.com/gundem/erdogan-kimsenin-istemedigi-tutsak-isidlilari-almayi-kabul-etti-h138528.html?fbclid=IwAR3BLQqaXbgp1FzHSw-wiSDf6slIRv3A7s0IrL9LAHh0tv6I-T3p-BUHYa4

Erdoğan, Trump’la görüşmesinde; Türkiye’nin Suriye’ye girmesine izin verilmesi karşılığında Avrupa ülkelerinin istemediği IŞİD üyesi vatandaşlarını almayı kabul etti.


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye girmesine izin verildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzun süredir planladığı operasyonu düzenleyeceğini ancak bunun içinde ABD’nin hiçbir şekilde olmayacağı açıklandı.

Pazarlık masasında Trump, TSK’nın Suriye’ye girmesine izin verirken, karşılığında aldığı taviz ise oldukça kritik. Erdoğan, dünyada kimsenin istemediği Avrupa Birliği ve Amerikan vatandaşı IŞİD üyelerini almayı kabul etti.

Açıklamada aynen şöyle dendi: “ABD, tutuklanan IŞİD’lilerin savaşçılarının çoğunluğunun geldiği Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri almaları için baskı yaptı, ancak onlar bunu istemedi ve reddetti. ABD onları uzun yıllar sürebilecek bu süreçte tutmayacak, bu ABD’li vergi mükelleflerine büyük bir yük olabilir. Şimdi, IŞİD’in yenilmesinin ardından son iki yılda bölgede yakalanan IŞİD savaşçılarından Türkiye sorumlu olacak.”

DANIŞTAY DAVASI : MEŞHUR DANIŞTAY SUİKASTİ FETÖCÜ İSTİHBARATÇILAR TARAFINDAN (SÖZDE) ERGENEKON’A NASIL MONTE EDİLDİ ??? HATIRLAYALIM !!!


Serhan Bolluk : Danıştay katili Alparslan Aslan kimlerle bağlantılı

Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı. Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen

Alparslan Aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.

Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti. Alparsalan Arslan’ın bu kişlerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

"Adım Adım Danıştay Suikasti" adlı yazı dizimizin son bölümünde Danıştay katili Alparslan Aslan’ın kimlerle irtibatlı olduğunu ve cinayeti işlediği gün yaptığı telefon görüşmelerine tanıklık edeceğiz.

Kemalettin Gülen:

Fethullah Gülen’in yeğeni. Başörtüsü kararından dolayı Danıştay üyelerine küfreden kişi. Alparslan Arslan bu hareketinden dolayı ona büyük saygı duyduğunu mahkemede söyledi.

Şeyh Salih Kunter:

Alparslan Aslan’ın gittiği dergahın şeyhi; cinci hoca. Alparslan Aslan’a Danıştay cinayetinden hemen önce cin çıkarma ayini yaptı. Konuşmalarında “Cumhuriyet gazetesinin kafir gazete” olduğunu, “Danıştay üyelerinin Allah’a iftira ettiğini söyledi. Alparslan Aslan da Allahın askeri olduğuna inanıyor ve her gün şeyhine gidip onun ihtiyaçlarını bile karşılıyor.

Salih Yaşar:

Şeyh Sait Kunter’in sağ kolu. Cin çıkarma seansları yapıyor, muska yazıyor.

Süleyman Esen:

Alparslan Aslan’ın ifadelerinde “Bombaları ondan aldım, benim liderimdir” dediği avukat. Şeyhin müridi ve Kemalettin Gülen’in yakın arkadaşı.

Hamza Öztürk:

Eski polis. Kim olduğu veya bağlantıları hiç araştırılmadı.

Osman Yıldırım:

Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalatmaktan ve Danıştay cinayetinde suç ortaklığı yapmaktan Alparslan Aslan ile birlikte müebbet hapis aldı. Ergenekon davasında hem sanık, hem tanık, hem de gizli tanık. Çok sayıda sabıkası var. Ablasını öldürmekten ve ablasının kızını para karşılığında erkeklere pazarlamaktan hükümlü. Ergenekon savcıları ona “Osmanım” diye hitap ediyordu.

Bu kişilerin Danıştay cinayetinden önceki yaklaşık 2 aylık (1 Nisan-28 Mayıs 2006) sürede birbirleri ile toplam 145 görüşmeleri var. Ama bunların içinde sadece Süleyman Esen sanık. Ergenekon duruşmasında da ifadesi bile alınmadan salıverildi. Diğerlerinin bazıları tanık, bazıları tanık bile değil.

Mesela 11 Mayıs 2006’da Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı.

Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen.

Danıştay saldırısından önce Alparslan Aslan, Vakit gazetesinin “İşte o üyeler” manşetli sayısını da yine Kemalettin Gülen’in ofisinden aldı.

Alparslan Aslan’ın Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba attıktan sonraki (12 Mayıs 2006) telefon irtibatlarının bazıları şöyle:

Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Kemalettin Gülen Hamza Öztürk’ü aradı.
Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Hamza Öztürk Alparslan’ı aradı.
Hamza Öztürk tekrar Alparslan’ı aradı.
Süleyman Esen, Alparslan Aslan’ı aradı.
Ve bu bağlantılar sürüp gidiyor.

Alparslan aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.

Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti.

Alparslan Arslan’ın bu kişilerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

KATİL ASLAN’IN MUZAFFER TEKİN’LE BAĞLANTISI VAR MI?

Özel görevli medyanın en çok tekrar ettiği yalanlardan biri de buydu. Hem gazetelerde hem de televizyonlarda hayali bağlantılar kurdular. Sözgelimi Nagehan Alçı 13 Aralık 2012 günü CNN’de yayınlanan Dört Bir Taraf programında şöyle dedi: “Danıştay saldırısıyla Muzaffer Tekin ilişkisini reddetmeyelim. Alparslan Aslan’ın Muzaffer tekin ile 35 kez telefonla konuştuğu belgelendi.

Oysa gerçek şuydu: Muzaffer Tekin’in Mahkemedeki beyanlarına göre, Alparslan Aslan kendisiyle, Danıştay suikastinden 1,5 yıl önce, bürosunun bulunduğu iş hanındaki bir avukat arkadaşının yanına geldiğinde tesadüfen tanıştı. Toplam telefon irtibatları 90 saniye. En son Danıştay saldırısından 9 ay önce Muzaffer Tekin’e bir mesaj atmış. Tekin savunmasında

bunun kandil tebriği gibi bir nezaket mesajı olduğunu söyledi. Bütün irtibat bu kadar.

O halde Nagehan Alçı neden “35 görüşme var” yalanını söylüyor? Esas bağlantıları gizlemek için olabilir mi?

POLİS MUZAFFER TEKİN’İN ADINI NASIL BULDU?

O kadar araştırdım bulamadım; Danıştay Suikastı’nın hemen ardından polis Muzaffer tekin adına nasıl ulaştı? “Saklan, ben sizi Pazartesi Ankara’ya götürürüm” diyen Ertaç Giray aynı zamanda Mehmet Eymür’ün de avukatıydı. Mehmet Eymür o gün Fenerbahçe Orduevi’ndeki masada Muzaffer Tekin’in yanında oturan M. Zekeriya Öztürk’ü de tanıyordu. Muzaffer Tekin’in babası vasıtasıyla yakın görüştüğü Demir bükülmez, kumarhaneler kralı Sudi Özkan’ın sağ koluydu. Bilindiği gibi Mehmet Eymür de Sudi Özkan’ın yanında danışman olarak çalışıyordu. Bir şey ima etmek için yazmıyorum; sadece kafamdaki soruya yanıt bulmaya çalışıyorum. Muzaffer Tekin’i birileri oyuna mı getirdi? Sorular bitmez…

Örneğin…

Danıştay Suikastı’nı Ergenekon davasına bağlamak için niye çok çaba harcandı? İddianamede bir zorlama olduğu ortada, Alparslan Arslan çevresiyle ilgili pek bir araştırma yapılmamışken, Ergenekon tutuklularının suikastla irtibatını kurmak için olağanüstü bir çaba göze çarpıyordu. Niye?

Terörle Mücadele Yasası’nın birinci maddesi 29 Haziran 2006 tarihinde değiştirildi. Bir fiilin terör suçu olması için birden fazla kişinin örgütlenip silah, mühimmat bulundurması yeterli değildi; cebir ve şiddet içeren eylem gerekiyordu.

Yani Ergenekon’un, terör örgütü kapsamına alınması için yakalanan kişiler, ele geçirilen silahlar yeterli değildi; şiddet içeren eylem gerekiyordu! Danıştay Suikastı Ergenekon’a bağlanınca, örgüt “terör örgütü” oluverdi.

CUMHURİYET BOMBALANDIĞINDA KİM KİMİNLE GÖRÜŞTÜ?

Alparslan Aslan bombaları Osman Yıldırım’a 4 Mayıs’ta verdiğini ifadelerinde söyledi. (İlk bomba atılmadan bir gün önce.)

Alparslan aslan 4 Mayıs gecesi defalarca ve uzun süre Osman Yıldırım ile görüştü. Ardından Osman yıldırım’ın telefonu 23.38’de Ataşehir’den sinyal verdi. Yani Ataşehir’e geldi. Tekrar görüştüler. İfadelerine göre Alparslan’ın bir arkadaşı arabasıyla Osman Yıldırım’ı Ataşehir Migros önünden aldı ve Alparslan Aslan’ın evinin önüne getirdi. Aslan bombaları dışarıda verdiğini söyledi.

Ertesi gün, yani 5 mayıs 2006’da sabah saat 09.51, 09.52, 09.58, 09.59, 10.50, 14.46’da Alparslan Aslan Osman yıldırım’a mesajlar attı. Mesajlarda “İş halloldu mu”, “Her şey tamam mı” diye sordu.

Aynı gün Osman yıldırım, Erhan Timuroğlu’nu saat 10.39, 10.42, 12.17, 12. 23, 14.05, 15.38, 15.39, 15.42, 16.24’te defalarca aradı. Bu arada da Alparslan aslan ile görüşmeye devam etti. Erhan Timuroğlu o gün Osman Yıldırım’n azmettirmesiyle Tekin Irşi isimli arkadaşına para vaat ederek Cumhuriyet gazetesini bombalattırdı.

Bu kişilerden hiçbirinin Ergenekon sanıklarıyla, ilişki ve irtibatı yok.

TİB KAYITLARINDA GÖRÜNMEYEN ADRES NERESİ?

İfadelerine göre Alparslan Arslan ve Süleyman esen sık sık Şeyh Salih Kunter’in Gültepe’deki evine gidiyorlardı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’ndan gelen baz istasyonu raporlarında ise bir sürpriz vardı. Her gün, akşam saatlerinde Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları bir yerden görüşmeler yapıyor ama o yerdeki baz istasyonunun adresi TİB raporunda görünmüyordu.

Telefonların yaklaşık olarak nerede olduğunu tespit etmek için görünmeyen yerden bir önceki görüşmelere bakıldığında 4. Levent ve Mecidiyeköy arasında olduğu anlaşılıyordu. Yani Levent veya Mecidiyeköy’den yapılan görüşmelerden sonra gelinen bir yer TİB raporlarında görülemiyordu.

Burası Şeyh Salih Kunter’in evinin de olduğu Gültepe olabilir miydi?

Ve bu adres TİB raporlarında neden görülemiyordu?

Bu sorular ısrarlı taleplere rağmen hâlâ cevaplanamadı.

ERGENEKON’DA MEDYA OPERASYONU

Ergenekon davasının başlangıcı sayılan Ümraniye operasyonundan sonra özel yetkili medya ağızbirliği emişçesine Danıştay davasının birleştirilmesi yönünde haberler yaptı.
Onlara göre Ümraniye operasyonunun ucu Danıştay’a uzanıyordu.

Bir yandan bu haberler yapılırken aynı gün Savcı Zekeriya Öz Ankara’dan Danıştay dosyasını istedi. Tarih 15 Haziran 2007’ydi ve daha ortada ne Osman Yıldırım’ın ifadesi, ne Ataşehir toplantısı iddiası vardı. Bunlar 8 ay sonra Osman yıldırım’ın ifadesinde yer alacaktı. Ama Zekeriya Öz Danıştay dosyasını 8 ay önceden istemişti bile.

Medya da bu yönde kamuoyu oluşturmak için elinden gelini yapıyordu.

İşte 14-15 Haziran 2007 tarihli bazı yandaş gazetelerden örnekler:

Danıştay katili Alparslan Aslan’ın Veli Küçük’le bağlantısı var mı?

30 Haziran 2006- Mehmet Eymür MİT Müsteşarlığına giderek Alpaslan Aslan’ın Irak’ın Kuzeyinden getirilen 500 milyon doları Veli Küçük’e teslim ettiğini, alacağı komisyon için de bir avukat ile görüştüğünü söyledi. İddiaya göre bu paranın komisyonu da 150 milyon dolardı. Komisyonun almadığı için de gidip Danıştay cinayetini işledi. 500 milyon doların birkaç TIR konteyneri yer kaplamasından dolayı fiziki olarak taşımak mümkün değildi ama bu basit mantığı bile yürütmüyorlardı. Aynı iddialar Ecevit Kılıç tarafından da Aktüel dergisinde haber yapıldı. MİT bunları araştırdı ve doğru olmadığını gördü. Daha sonraki Ergenekon duruşmalarında sanıkların talebi doğrultusunda 03–11–2010 tarihli yazıyla Ergenekon mahkemesine bildirdi.

Bir de dolaşıma sokulan bir fotoğraf üzerinden Veli Küçük ile ilişki kurulmaya çalışıldı. Yandaş medyanın iddialarına göre Veli Küçük ile Alparslan Arslan yan yanaydı. Fotoğraftakinin Alparslan Arslan olmadığı açıkça görülmesine rağmen bu yayınlara devam ettiler. Fotoğraftaki Amerika’da yaşayan bir Azeri genciydi ve fotoğraf Dünya Azeri Kongresinde çekilmişti.

Yani ortada ne para vardı ne fotoğraf, ne de Alpaslan Aslan ile Veli Küçük arasında bir ilişki…

Başbakan ve AKP yöneticileri neler söyledi?

17 Mayıs 2006- suikasttan iki saat sonra dönemin Adalet Bakanı olan M. Ali Şahin: “Sürprizlere hazırlıklı olun, arkasında Gladyo tipi bir yapılanma var şaşıracaksınız”

19 Mayıs 2006- Başbakan, “saldırı hükümete yönelik” açıklamasını yaptı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “bu olayın arkası başka, Muzaffer Tekin var” açıklamasını yaptı.

21 Mayıs 2006- Başbakan Erdoğan Danıştay saldırısının arkasında Deniz Baykal’ın olduğunu belirterek, “kurşunlar iktidara sıkıldı” açıklamasını tekrarladı.

24 Mayıs 2006- ABD Savunma Bakanı Paul Wolfowitz, “Türkiye’nin modern ve geleneksel yüzüne saldırılıyor. Danıştay saldırısını kastediyorum” dedi

27 Mayıs 2006- Başbakan, “Yüzbaşı’nın serbest bırakılmış olması suçsuz olduğu anlamına gelmez” açıklamasını yaptı. Bu açık bir hedef tarifiydi.

15 Haziran 2007- “Ümraniye’ye bakın. Başka bir şey armaya gerek yok.”

7 Temmuz 2007- Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: “Bekleyin bakın bu iş çok yukarılara gidecek” dedi.

20 Şubat 2008- Hasan Cemal, Ergun Babahan ve Mustafa Karaalioğlu ile yaptığı programda Ergenekon davası için: “Gerekirse Ergenekon için yasal düzenleme bile yaparız” dedi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül şöyle dedi: “Bu Ümraniye olayına dikkat edin bunun arkası gelecek, bu olay çok büyüyecek…” (Can Dündar, Milliyet 2 Temmuz 2008, Ayrıca Ergenekon mahkemesindeki ifadesi)

19 Şubat 2011- Kemal Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu örgüt gidip üye olacağım” sözüne karşılık: ”Ergenekon’u arıyorsan gidip Danıştay’ın ikinci Dairesine bak” dedi.

“POLİS SUÇ ORTAĞI”

5. 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleştirilen 3 ayrı bombalama eylemine rağmen niçin derhal suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla teknik istihbarat çalışması yapılmamıştır?

Suç mahallinden kaçış istikametine ilişkin MOBESE kayıtları istenirken niçin olası geliş istikametine ilişkin olarak Büyükdere Caddesi üzerindeki MOBESE kayıtları istenilmemiştir.

Olay mahalli civarında temin edilmeye çalışıldığı söylenilen işyeri kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin tanzim edilen bilgi notunun dayandığı, kamera kayıtları istenilen işyerleri hangileridir? Bu iş yerlerinden hangi tarihte kamera kayıtları istenilmiştir? İlgili tutanak yahut tanzim edilen evrak nerededir?

11 Mayıs 2006 günü gerçekleştirilen bombalama eylemine ilişkin olarak görgü şahitlerinden niçin derhal robot resim çizilmesi için yardım istenilmeyerek, Danıştay suikastının bir gün öncesine değin tam 5 gün beklenilmiştir?

İstanbul TEM’in, Cumhuriyet gazetesine 11 Mayıs günü saat 16.20’de atılan son bombadan iki gün sonra MOBESE görüntülerini istediği yazıda, niçin dağıtım-tebliğ tarihi olarak 12.05.2006 tarihinde tebliği alındığı görünen yazının üst kapak yazısında tarih 13.05.2006 olarak görünmektedir? Veya bir başka ifadeyle kayıt istemeye ilişkin yazı niçin derhal gönderilmek yerine tam bir gün bekletilmiştir?

5 Mayıs 2006 günü Cumhuriyet gazetesinin ilk kez bombalanması eyleminin hemen ardından görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmak yerine tam 3 gün süre ile beklenilmiştir? Niçin görgü şahitlerinin görgüsüne bilgisine derhal başvurulmamıştır?

B.05.I. EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı 1 klasör 250. Ve 6 klasör 250. Sayfada yer alan robot resim çizdirilmesine ilişkin yazışmada evrakın sağ üst köşesindeki tarih nedir? 15’mi, 16’mı, 17’mi? Evrak tarihindeki tahrifatın izahı nedir?

B.05.I.EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı başka tarihli bir evrak daha mevcut olup aynı sayılı iki ayrı tarih ve içerikteki evrakın izahı nedir?

Ankara TEM tarafından Danıştay cinayetinden hemen sonra 17.05.2006 günü saat 22.22’de İstanbul TEM’e gönderilen Alparslan Arslan’a ait araçtan elde edilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Araç Tanıtım Kartına ilişkin niçin hiçbir işlem yapılmamıştır?

ulusalkanal.com.tr

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// TÜRKER ERTÜRK : “YAŞ’TAKİ TASFİYELERDEN SONRA FETÖ’CÜLER BAYRAM ETTİ !”


TÜRKER ERTÜRK : "YAŞ’TAKİ TASFİYELERDEN SONRA FETÖ’CÜLER BAYRAM ETTİ !"

YAŞ kararlarının ardından FETÖ’cü isimlerin sosyal medyadaki ‘memnuniyet’ mesajları dikkat çekti.

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğgeneral Türker Ertürk YAŞ kararının ardından iktidara tepki gösterdi. FETÖ’cü isimlerin alınan kararlardan ‘memnuniyet duyduğunu’ dile getiren Ertürk “FETÖ ile mücadele palavra. TSK’yı parti ordusu haline getirmeye çalışıyorlar. İktidar Türkiye’yi felakete sürüklemeye kaldığı yerden devam ediyor!” ifadelerini kullandı.

İşte Ertürk’ün FETÖ’cü olduğunu belirttiği bir Twitter kullanıcısından alıntıladığı mesaj:

Kaynak Yeniçağ: Türker Ertürk: "YAŞ’taki tasfiyelerden sonra FETÖ’cüler bayram etti!"

KAYNAK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turker-erturk-yastaki-tasfiyelerden-sonra-fetoculer-bayram-etti-244181h.htm