FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti


Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti

AKP İktidarı döneminde dünyanın “En başarılı” istihbarat örgütü haline geldiği söylenen, “Suriye’yi sokak sokak biliyor” denilen MİT, ülkenin tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ tehlikesini fark edemedi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden haberdar olamadı.

Olamayınca da Erdoğan, vatandaşlardan yardım istemek zorunda kaldı. 15 Temmuz’dan 25 gün sonra 10 Ağustos’ta önce işadamlarına şu çağrıda bulundu:

“O camiadan dostlarınız arkadaşlarınız olabilir. Ben diyorum ki, bunları ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lâzım. Bu bir vatanseverlik borcudur. Herkes istihbarat bilemeyebilir, emniyet bilemeyebilir ya da yetişemeyebilir, bakın adamlar kaçıyor.”

Ardından 28 Ağustos’ta Gaziantep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda vatandaşlara şöyle seslendi:

“Bu şarlatanların peşinden gidenlerden bildikleriniz varsa, bunları karakollara, savcılıklara bildirin, gerekeni yapalım.”

Son olarak 27 Haziran 2017’de AKP’lilerle bayramlaşma programında, şunları söyledi:

“Hepinize sesleniyorum; Nerede, bildiğiniz, bulduğunuz bir FETÖ terör örgütü mensubu varsa, bunu bizlere muhakkak bildireceksiniz. Eğer bildirmiyorsanız, sorumlusunuz. Siz hangi mahallede kim var, bunları gayet iyi bilirsiniz. Bulacaksınız, biz de araştıracağız, inceleyeceğiz, hukuk içinde gereğini de yapacağız.”

Sonuç; Geçtik siyasi çekişmeleri, karı-koca kavgasında bile, “Kocam FETÖ’cü” ihbarları yapıldı… Alacak-verecek meseleleri veya kişisel husumetler, benzer ihbarların konusu oldu…

Ardından, “Lekelenmeme hakkı” hatırlandı ve isimsiz ihbarların işleme konulmayacağı müjdelendi!..

AKP TEŞKİLÂTININ LİSTESİ

Bu girişten sonra ilginç bir “İhbar” olayını anlatmak istiyoruz.

Erdoğan’ın 10 Ağustos’ta işadamlarına yaptığı çağrıdan sadece 5 gün sonra, 15 Ağustos 2016’da bir büyük ilimizin önemli ilçelerinden birisinin Emniyet Müdürlüğü’nde şu tutanak tutulur:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı …… …., Ak Parti İlçe Yönetimi, Kadın Kolları ve Gençlik kollarının yapmış olduğu çalışmalar sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin aidiyeti, iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti bulunduklarını düşündükleri kişi ve kuruluşlar hakkında hazırladıkları toplam 4 sayfadan oluşan liste ile bu husustan tanzim edilen ihbar tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması hususunu arz ederim.”

Tutanakta, dağıtımın Terörle Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüklerine yapılacağı belirtilir.

Ekine de 1 sayfalık ihbar tutanağı ile 4 sayfalık ihbar listesi konur.

İhbar tutanağı şöyledir:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …, Ak Parti İlçe Yönetimi başta olmak üzere Kadın Kolları, Gençlik Kolları gibi parti organlarına, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden sözlü olarak bildirimler geldiğini ve bunların teyitlerini yapamadıklarını, ancak bu kişi ve kurumların emniyet birimlerince araştırılması gerektiğinden bahisle; ……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …’un sözlü ve şifahi, çok ham ve olgunlaştırılması gereken, duyum şeklindeki bilgileri içeren beyanları, tutanağa geçmek üzere kısa notlar şeklinde alınarak aşağıdaki şekilde temize geçilmiştir.”

Sonrasında bildirilen isimler tek tek sıralanır. Çoğu birer cümlelik bilgilerin yanına parantez içinde “Detay veremiyor” notu da düşülür.

Bu isimlerin peşinden “Ayrıca” denilerek, yine aynı AKP ilçe başkanı, ilçe yönetimi ve parti organlarına atıfla şöyle devam edilir:

“Ulusal güvenliğimizi tehdit eden FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında çeşitli bildirimler geldiğini, ancak sözkonusu bildirimlerin teyitlerini kendilerinin yapamadıklarını; Kendilerine bildirim yapılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında bu kişilerin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olabilme ihtimali ve düşüncesiyle emniyet birimlerince araştırılması için 4 sayfalık bir liste hazırladıklarını, bu 4 sayfalık listede 40 kişiden oluşan 3 sayfalık bilgisayar çıktısı ile 1 sayfalık 13 maddeden oluşan el yazısı ile yazdıkları liste haline getirdiklerini beyan etmiştir.”

Tutanağın sonuna AKP İlçe Başkanı’nın, “Emniyetçe yürütülecek inceleme, araştırma ve soruşturmalarda, yaptıkları bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi talebinde bulunduğu” kaydı da konur.

ÜYEMİZDİ ÜYELİĞİNİ SİLDİRDİ

Eklerdeki listelere gelirsek;

İlki, bir firmanın antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, 13 kişinin adının olduğu ve bazılarının karşısında ihbarı yapanların isimlerinin de yer aldığı bir listedir.

Bilgisayar çıktısı çizelgede ise çoğunluğu kamu kurumlarında çalışan ve sadece nerede çalıştıklarının belirtildiği toplam 40 isim vardır.

1 ila 33 arasındaki isimlerin yazdığı listenin üzerine el yazısıyla, “Kadın Kolları üyelerimiz verdi” notu düşülmüştür.

Aralarında temizlik personeli ve askeri okul öğrencilerinin yanısıra bir “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisinin” adının da bulunduğu bu listede bir kadın için, “…. Mah. Oturuyor. Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” yazmaktadır. Aynı kadın için ilk listede ise “Abla” denilmektedir.

SORUŞTURMA SONUCU

İhbarlar haliyle ciddiye alınır. Cumhuriyet Savcılığı, Emniyet’in tüm ilgili birimlerinden bu isimlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini isterken, “Facebook, Twitter, Whatsapp gibi sosyal medya paylaşımlarına ilişkin araştırma yapılması” talimatını da verir.

Tam 1 yıl sonra Emniyet’ten, Savcılığa gönderilen raporda; Listede geçen bazı isimlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı belirtilir. Diğerleri için ise, “Belirtilen şahsın şu kişi olabileceği değerlendirilmektedir” denilerek, kendileri ve aileleri hakkında çeşitli bilgiler verilir.

Sonuç; AKP’lilerin ihbar ettiği 59 isimden 37’sinin “FETÖ/PDY müzahiri şahıslarla irtibatı” tespit edilememiştir.

Bunlar arasında, “Abla” veya “Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” denilen kadın ile “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisi” de vardır.

İHBARCILARI NEREDEN BİLİYORUZ

Buraya kadar, her şeyin normal olduğunu varsayalım.

İyi de ihbarı, AKP İlçe Başkanı ve parti organlarının yaptığını nereden biliyoruz?

Şuradan;

AKP İlçe Başkanı’nın, “Bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi” talebine rağmen yukarıda aktardığımız tutanak ve yazılar İstanbul’da görülen bir davanın dosyasına geçtiğimiz aylarda aynıyla vaki girmiş durumda.

Her haliyle tam Aziz Nesin’lik bir olay, değil mi?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’ ile ilgili yeni detay : Merkez üssü Kapalıçarşı


FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’ ile ilgili yeni detay : Merkez üssü Kapalıçarşı

FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’nın merkezi Kapalıçarşı’daki ‘mutemet’ kuyumcu ve döviz büroları. Milyonlarca euro buradan 18 ile gönderildi.

Akşam’ın haberine göre FETÖ‘nün yurtdışından Türkiye‘ye para aktarma sitemi ‘Hawala’nın merkezinin Kapalıçarşı olduğu belirlendi. İlk olarak 2017 yılında başlayan ve 2019’un ilk altı ayına kadar aktarılan paranın izini süren polis, milyonlarca liranın ilk olarak Kapalıçarşı’da toplandığını ardından da Ankara, İzmir ve Kayseri başta olmak üzere 18 ile dağıtımın yapıldığını tespit etti. ‘Hawala’ sistemini yöneten ismin ise FETÖ’nün beyin takımında 10. sırada yer alan firari Barbaros Kocakurt olduğu belirlendi.

ADIM ADIM TAKİP
Ankara merkezli 19 il ve Almanya ile Hollanda‘ya yayılan FETÖ’ye yönelik 200 milyon euro’luk para aktarma sistemi ‘Hawala’ operasyonunda yeni detaylar ortaya çıktı. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan 79 kişiden 58’inin gözaltına alındığı operasyonda polis, örgütün yeraltı bankacılığı olarak tabir edilen para aktarma sisteminin izini adım adım sürdü.

10. İSİM YÖNETİYOR
İlk olarak 2017’de başlayan ‘Hawala’ sistemini FETO’nün sözde ‘Baş Yüceler Şurası’ olan beyin takımında 10. sırada yer alan Barbaros Kocakurt’un yönettiği belirlendi. Örgütün bir dönem ‘İstanbul İl İmamlığı’nı da yapan ve 7 Ağustos 2014’te firar eden Kocakurt’un doğrudan FETO’ya bağlı olduğu ve yurt dışındaki tüm para tarafiğini yönettiği öğrenildi. Sistemle Türkiye’ye aktarılan paraların mahrem imamlara dağılımını da yine örgütün beyin takımında 27. sırada yer alan firari İsmet Aksoy’un yaptığı tespit edildi.

KAPALIÇARŞI’DAN DAĞILDI
Hawala sistemiyle yurtdışından Türkiye’ye aktarılan paranın rotasını araştıran polis, 2017 yılından 2019’un ilk altı ayına kadar milyonlarca liranın İstanbul Kapalıçarşı’daki döviz bürolarına aktarıldığını saptadı. Yapılan incelemede paraların Kapalıçarşı’da toplanıp buradan peyderpey Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Kayseri, Gaziantep, Samsun, Siirt, Kocaeli, Kahramanmaraş, Çankırı, Aydın, Kilis, Yalova, Elazığ, Manisa ve Rize‘deki döviz büroları ile kuyumculara yollandığı belirlendi.

SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?
Soruşturmayı yürüten polisin hazırladığı rapora göre ‘hawala’ sistemi şöyle çalışıyor: Farklı bir ülke ya da şehirde bulunan para gönderen kişi para gönderimi yapmak için kendisine en yakın ‘hawala’cıya yüzde 1 komisyon karşılığında göndereceği parayı veriyor. İlk ‘hawala’cı hem gönderene hem de diğer ‘hawala’cıya mail, telgraf ya da postayla şifreyi ulaştırılıyor. Parayı alacak kişi son olarak paranın gönderildiği ‘hawala’cı ile buluşup şifreyi söyleyerek parayı alıyor. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı’nın hazırladığı rapora göre El Kaide ve Kolombiya uyuşturucu kartelleri, Hindistan’daki Hizbul Mücahidin ve Sri Lanka’daki terör örgütü Tamil İlam Kurtuluş Kaplanları da aynı sistemi kullanıyor.

TARİKATLER & CEMAATLER DOSYASI : MENZİLCİLER POLİS AKADEMİSİNDE FETÖ GİTTİ ONLAR GELDİ


MENZİLCİLER POLİS AKADEMİSİNDE FETÖ GİTTİ ONLAR GELDİ

Devleti en önemli kuruluşları ele geçirerek almaya kalkışan FETÖ yapılanması bitirilemeden yeni bir yapılanma ile tehlike devam ediyor. Akademi de Menzil tarikatı tarzı zikirler her şeyi ortaya koyuyor. Polis Akademisi mescidinde şeyhlerinin talimat verdiği biçimde zikir çeken polislerin fotoğrafları ortaya çıktı. ‘Metastaz’ kitabındaki fotoğraflarda bir polisin üniformasına sarınarak Menzil tarikatına ait biçimde zikir çektiği görülüyor. FETÖ’nün ardından devlette yuvalanmaya çalışan Menzilcilerin Polis Akademisi mescidindeki fotoğrafları ortaya çıktı. Fotoğraflarda polislerin üniforma ya da buldukları bir örtüyle sarınarak ‘zikir’ çektikleri görülüyor.

Gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun bugün kitapevlerinde yerini alan ‘Metastaz’ kitabında FETÖ’den boşalan alanlara yerleşmeye çalışan tarikat ve cemaatler ile FETÖ davalarındaki çarpıklıklara ilişkin çarpıcı bilgiler yer aldı. Bunlardan biri Polis Akademisi’ndeki Menzilci polisleri gözler önüne seren ve ilk kez yayımlanan fotoğraflar oldu.

Kitaptaki bilgilere göre fotoğraflar FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden kısa süre önce çekildi. 2014’ten itibaren FETÖ’cülerin tasfiye edildiği Polis Akademisi’nin mescidinde… Yakında polis olacak belki de önemli görevlere gelecek Menzilci gençler tarikat şeyhlerinin önerdiği şekilde zikir çekiyor.

DIŞ DÜNYAYLA BAĞI KOPARAN ÖRTÜ

Vird hemen her tarikatta önemli yer tutan bir çeşit zikir. Ancak her tarikatta farklı biçimlerde çekiliyor. Virdin ‘gavsların’ yani şeyhlerin önerdiği biçim ve sayıda çekilmesi gerekiyor. Menzil tarikatının vird ritüelinde kişi dış dünyayla ilişkisini kesmek için örtülerin altına giriyor. Sağ elde kalbe yakın tutulan tespih bulunuyor bu sırada dil damağa yapıştırılarak zikir çekiliyor. Fotoğraflarda bir polisin beyaz bir örtünün içine girerek bir diğerinin de akademi üniformasına sarınarak vird çektiği görülüyor.

‘3 BİN KİŞİLİK KONTENJANA 300 KİŞİ’

Kitapta FETÖ’nün yerine gelen tarikatların yarattığı tehdide dikkat çekiliyor ve 2014’teki Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulu seçmeleri hatırlatılıyor:

‘Emniyet’te 17-25 Aralık operasyonlarının travması henüz geçmiş değildi. Polis olmak isteyen üniversite mezunu sivillerin mülakatı yapılacaktı. O yıl yaklaşık üç bin polis alınacaktı. Gelin görün ki mülakat için giden ekipler şaşkındı. Zira polis olmak için o mülakatta olanların büyük çoğunluğu Menzil Kurdoğlu Yazıcı Okuyucu Süleymancı ve İskenderpaşa tarikatlarının yönlendirmesiyle karşılarındaydı. Masaya oturan müridi olduğu şeyhin adını veriyordu. Görevli heyet kontenjanın çok altında seçtiği 300 kişiyle geri döndü. ‘

FETULLAHÇILARIN PANZEHİRİ MÜRİTLER!

‘Yukarılarda bu eleme büyük rahatsızlık yarattı. Bir kılıf bulunarak kısa süre sonra yeniden yapıldı seçmeler. Sonuç o müritler alındı polis oldu. Denir ki 2014-2016 arasındaki yani sadece iki yıl içindeki polis alımı tüm cumhuriyet tarihinde görülmeyen büyüklükteydi. FETÖ tasfiyesinin ardından 20 yıllık polis alımına eşit kişi giriş yaptı Emniyet’e. Ve onların büyük çoğunluğu Menzilcilerden Süleymancılara Kurdoğluculardan Yazıcılara kadar geniş bir ağa aitti. Emniyet Fetullahçıların panzehirinin başka tarikatlar olduğunu sanıyordu. Belki de 20 yıl sonra teknik takipten istihbarata kadar Emniyet’teki tüm kritik birimlerin başında işte bugünlerde alınan o müritler olacaktı…’

BAKAN BEBEK ÖLÜMLERİ İÇİN İSTİHARE İSTEDİ

Menzil tarikatının özellikle eski bakanlar döneminde Sağlık Bakanlığı’nda ciddi bir etkisinin olduğu herkes tarafından biliniyor. Kitapta yapılanmanın geldiği nokta ilgi çekici bir örnekle anlatılıyor. 2008’de Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde üç günde 27 bir ayda 49 bebek ölümü gerçekleşmişti. Toplumda infial uyandıran olayın nedeni bir türlü bulunamadı. Halkın yoğun baskısı üzerine Sağlık Bakanlığı bir inceleme heyeti oluşturdu. Dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın odasında heyetle toplantı yapıldı. Bakan Recep Akdağ odasına çekildi. Masasının üzerindeki telefonu aldı eline ve ‘köyü bağlayın’ dedi. ‘Köy’ dediği Adıyaman’ın Menzil köyüydü. Telefonun ucunda ‘gavs’ dediği Menzil Cemaati şeyhi Abdulbaki Erol vardı. İddia o ki o telefonda Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi de çocuk hastalıkları uzmanı olan Sağlık Bakanı bir cemaat liderine ‘bir istihareye yatar mısınız’ ricasında bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı onlarca bebeğin ölüm dosyasını hastane başhekimi ve ilgili doktorlar hakkında soruşturma izni verilmediği için kapattı. ”

SİYASETCAFE. COM

LİNK : https://www.siyasetcafe.com/menzilciler-polis-akademisinde-feto-gitti-onlar-geldi-47052h.htm

TEKNİK TAKİP DOSYASI : FETÖ’nün TİB’i ele geçirme planı deşifre edildi


FETÖ’nün TİB’i ele geçirme planı deşifre edildi

FETÖ üyeliğinden hapis cezasına çarptırılan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile MİT’te görev yapan eski istihbaratçı Aktepe hakkındaki hükmün gerekçesinde, örgütün, dinlemelerin yapıldığı TİB’i ele geçirmek için Aktepe’yi kullandığı belirtildi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 12 yıl hapis cezasına çarptırılan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ile Milli İstihbarat Teşkilatında (MİT) görev yapan eski istihbaratçı Basri Aktepe hakkında verilen hükmün gerekçesi yazıldı.

Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince, 27 Eylül’de verilen hükmün gerekçesinde, Aktepe’nin FETÖ’nün "altın nesil" kadrosunda yer aldığına işaret edilerek, dinlemelerin yapıldığı TİB’in ele geçirilmesi için Aktepe’nin önemli pay sahibi olduğu vurgulandı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, kararda, örgütün yapısı, işleyişi, mali kaynakları, kamu kurumlarına sızma stratejisi, kendisinden olmayanlar üzerinde oluşturduğu baskı ve 15 Temmuz darbe girişiminin nasıl yapıldığı anlatıldı.

FETÖ’nün amacına ulaşmak için her türlü yolu "mübah" gördüğüne vurgu yapılan kararda, örgütün öncelikle TSK, emniyet, MİT ve yargı gibi kritik kamu kurumlarına sızarak, ülke yönetimini ele geçirmek istediği aktarıldı.

Gerekçeli kararda, FETÖ’nün yapısına ilişkin verilen bilgilerin ardından sanık Aktepe’nin eylemleri sıralandı.

Buna göre, 1987’de mesleğe başlayan Aktepe, emniyet teşkilatının farklı birimlerinde görev yaptıktan sonra 2005’te kurulan TİB’e geçti ve 2011’e kadar burada kaldı. Bu tarihten sonra MİT’e geçen Aktepe, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL kapsamında yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi.

Örgütün tepe yöneticileriyle irtibatlı çıktı

FETÖ’nün yasa dışı teknik takip ve dinlemelerle kendisine karşı olanlara kumpas kurduğu hatırlatılan gerekçeli karada, bu amaç doğrultusunda örgütün özellikle istihbarat birimlerine sızdığı ifade edildi.

Örgütün amaç ve hedeflerini benimseyen kişilerin, bu birimlerde görev yapmasının sağlandığına işaret edilen gerekçeli kararda, örgütün altın nesil olarak nitelendirdiği çekirdek kadrosunda yer alan Aktepe’nin de bu kişilerden olduğu vurgulandı. Sanığın örgütün amaçları doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin dava dosyasında çok sayıda tanık beyanı olduğu belirtilen kararda, Aktepe’nin örgütün üst düzey yöneticilerinden Harun Biniş, Atila Öztürk, Tuncay Delibaş ve Bayram Arslan ile irtibatının bulunduğu kaydedildi.

Örgütün tepe yöneticilerinden firari Şerif Ali Tekalan’ın, Aktepe’nin eşinin amcası olduğu bilgisine yer verilen kararda, sanığın bir dönem örgütün "emniyet mahrem imamı" Kemalettin Özdemir’in devre mülkünde kalacak kadar kendisiyle samimi olduğu da aktarıldı.

Aktepe’nin savunmasında söz konusu kişilerle ilişkisine dair yaptığı savunmaların hayatın olağan akışına aykırı olduğuna işaret edilen kararda, "Bu şahısların örgütteki konumlarına dair sanığın bir şey bilmediğine dair savunmaları, mahkememizce hayatın olağan akışına aykırı, inkara yönelik ve gerçekçi bulunmayarak itibar edilmemiştir." denildi.

Aktepe’nin ABD’ye giderek teknik takip ve dinleme faaliyetleri için FBI’da eğitim alan ekipte yer aldığı bildirilen kararda, şu tespite yer verildi:

"Sanığın polis kolejinden itibaren ‘altın nesil’ olarak adlandırılan örgütün en önemli çekirdek kadrolarının içerisinde yer aldığı, teknik takip ve dinleme konularında FBI’dan eğitim alan kadro içerisinde bulunduğu ve bu suretle emniyet istihbarat, TİB ve MİT’te buna ilişkin teknik birimlerin başına özel olarak getirildiği, görevi ve konumu dikkate alındığında TİB’in kuruluşu ve yapılanmasında üst düzey görev üstlenerek, FETÖ’nün TİB’i ele geçirmesinde önemli pay sahibi olduğu anlaşılmıştır."

FETÖ’nün, yargı ve güvenlik birimlerinde örgütlenmesini tamamladıktan sonra Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, 17-25 Aralık operasyonları, MİT tırları operasyonu, Kozmik Oda’ya girilmesi operasyonlarını gerçekleştirdiği anlatılan kararda, örgütün TİB’deki yapılanması sayesinde ise üst düzey devlet yöneticilerinin telefon ve makam odalarını usulsüz dinlediği hatırlatıldı.

Aktepe’nin, kurulmasında yer aldığı MOBESE sistemi ile örgütün yasa dışı eylemler gerçekleştirdiği kaydedilen gerekçeli kararda, "Sanığın kurulmasında büyük pay sahibi olduğu MOBESE sistemi ile yasa dışı dinleme, takip ve sahte kaset kumpaslarıyla devlet kurumlarında, siyasi parti, dernek, vakıf, özel şirket ve kuruluşlarda örgütün kadrolaşmasının sağlandığı, sanığın kripto (gizli) şekilde hareket ederek gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetleri, FETÖ’nün hiyerarşik yapısına dahil olarak gerçekleştirdiği sabit görülmüştür." değerlendirmesi yapıldı.

Hüküm

Kararda, tanık beyanları, ilgili kurumların teftiş raporları ve örgüt mensuplarıyla irtibatı dikkate alındığında Basri Aktepe’nin FETÖ üyesi olduğunun anlaşıldığı ifade edildi. Sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişki nedeniyle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu vurgulanan kararın devamında, Aktepe’nin "silahlı terör örgütüne üyelik" suçunu işlediğinin altı çizilerek, 12 yıl hapis cezası verildiği belirtildi.

Ayrıca örgütteki konumu, güttüğü amaç, suç kastının yoğunluğu, yargılama sürecinde pişman olduğuna dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle Aktepe hakkında takdir indirimi yapılmadığı bildirildi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ şüphelisinden “kod sistematiği” itirafı


FETÖ şüphelisinden "kod sistematiği" itirafı

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) askeri okul mülakatlarında örgütsel "kod sistematiği" kullanarak TSK’ya sızmasına ilişkin soruşturma kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanarak ifadesi alınan şüpheli eski subay S.O, "Öğrenci alım mülakat komisyonunda görev aldım. Bu görevimi benden sorumlu örgüt abisi S.K’ya söyledim. Abi bana, ‘Bu çok önemli bir konu, sana dönüş yapacağım.’ dedi. Bir sonraki görüşmemizde, aday öğrenci numaralarından ve kodlamalarından bahsederek hesaplama yöntemini öğretti. Öğrenci numarasının 2. ve 3. hanesinin toplamı 9, 10, 11 ve 12 olanların ‘cemaatin’ alınmasını istediği adaylar olduğunu söyledi." dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca yürütülen FETÖ‘nün TSK yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, örgütün askeri okul mülakatlarında "kod sistematiği" kullanarak TSK’ya mensuplarını sızdırmasına ilişkin olarak 2013 yılındaki (Deniz astsubayı seçimleri) sınavla ilgili yapılan operasyonda gözaltına alınan ve etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olan eski subay S.O’nun beyanları dikkati çekti.

Şüpheli S.O. ifadesinde, örgütü ve örgüte nasıl girdiğini anlatarak, kendisinden bugüne kadar sorumlu kişiler ile örgüte mensup askerlerin isimlerini verdi.

Örgütün, kendisini askeri okula yönlendirdiğini detaylı bir şekilde anlatan itirafçı S.O, askeri okul yıllarında kendisiyle ankesörlü telefonlar üzerinden irtibata geçildiğini söyledi. Askeri okulda istihbarat sınıfına geçme isteğini örgüte söylediğinde kendisine "istihbarat sınıfına giriş soruları" getirildiğini ifade eden S.O, kendisine getirilen soruların sınavda çıktığını aktardı. Şüpheli S.O, örgütün kendisinden görev yaptığı yerlerde diğer askeri personel hakkında bilgi toplamasını istediğini, kendisinin de bunu yaptığını itiraf etti.

Örgüte himmet ve kurban bağışında bulunduğu anlatan şüpheli S.O, 2013 yılındaki Gezi olayları ile örgüt elebaşısı Fetullah Gülen’in beddua videosundan sonra örgütten soğuduğunu ve akabinde bu yapı ile görüşmediğini öne sürdü.

"Kurmaylık sınav soruları verildi"

Şüpheli S.O, örgüt talimatı ile kendisine bağlı çalışan bazı askeri personele sicil notunu düşük verdiğini anlatarak, ayrıca kendisine kurmaylık sınav sorularına ilişkin notların da yemin ettirilip sesini telefona kayıt ettikten sonra verdiklerini anlattı.

İtirafçı eski subay S.O, ifadesinde askeri okul mülakatlarında örgütsel "kod sistematiği"ne ilişkin ise şunları söyledi:

”2013 yılında öğrenci alım mülakat komisyonunda görev aldım. Benden sorumlu abi S.K’ye bu komisyonda görev aldığımı söyledim. Kendisi buna çok sevindi ve ‘Öğrenci alımları bizim için çok önemli, abilerle konuşup sana döneceğim.’ dedi. Bir sonraki görüşmemizde bana öğrenci alımları ile ilgili bilgi verdi ve ‘Sizin gibi iyi insanların bu okullara girmesini istiyoruz.’ dedi. Sonra bana aday öğrenci numaralarından ve kodlamalardan bahsederek hesaplama yöntemini öğretti. Öğrenci numarasının 2. ve 3. hanesinin toplamı 9, 10, 11 ve 12 olanların ‘cemaatin’ alınmasını istediği adaylar olduğunu söyledi.

Ayrıca benden sorumlu örgüt abisi S.K. bana ‘Askeri personelin çocukları, aday numaraları düşük olduğu için otomatik elenecekler.’ dedi. Bu kurulun üzerinde istihbarat üst kurulu vardı. Bu kurulun görevi aday öğrencinin güvenlik soruşturması, terör bağlantısı, irticai faaliyetleri ve siyasi bağlantısının olup olmadığının incelemesi ve istihbarat üyesine bunun bildirilmesiydi. İstihbarat üst kurulunun bana bildirdiği elenecek adayları kontrol ettiğimde, verilen eleme kodlamasına uyduğunu gördüm ve bu adayların Gülen cemaatine yakın olmadığı için kasıtlı elendiğini söyleyebilirim.

Tespitlerime göre o zaman ki istihbarat üst kurulu kodlama sistemini biliyor ve ona göre hareket ediyordu. Ayrıca aday öğrenci numaraları kodlamaları göz önüne alınınca, tabip subayların da sağlık muayenelerinde bu kodlara göre hareket ettiğini düşünüyorum.”

YOLSUZLUK DOSYASI : ”Sözde FETÖ uzmanı”na Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden 270 bin TL maaş !!!


”Sözde FETÖ uzmanı”na Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden 270 bin TL maaş !!!

Gazeteci İsmail Saymaz, kendisine "FETÖ uzmanı" olarak kart bastıran araştırmacı yazarın Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden 2009-2015 yılları arasında 4 yıl boyunca işe gitmeden toplam 270 bin TL maaş aldığı ortaya çıktı.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi ‘belediyede işten çıkarılan işçiler’ tartışmasına sahne oldu.

AK Partili meclis üyelerinin belediyede yaşanan işten çıkarmalara ilişkin sorularını yanıtlayan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, “İşten çıkarılanlardan biri kendisine FETÖ uzmanı diye kart çıkartmış, bu nedenle işe gelmiyor” dedi.

İSMAİL SAYMAZ: 4 YILDA 270 BİN TL MAAŞ ALDI

Gazeteci İsmail Saymaz, sosyal medya adresinden yaptığı paylaşımda ‘FETÖ Uzmanı’ diye kartı basılan Çetin Acar’ın 4 yılda işe gitmeden 270 bin TL maaş aldığını aktardı.

Saymaz, 18 Eylül’de Acar’a “Neden işe gelmiyorsun” diye sorulunca Acar’ın “Devlete çalışıyorum” dediğini, bunun üzerine MİT’in Acar’ı tanımadığı şeklinde açıklama yaptığını aktardı.

İsmail Saymaz ayrıca Acar’ın işten çıkartılacağını belirtti.