FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Kripto FETÖ’yü ilk tespit eden isim Burak Akbay


SÖZCÜ Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay

Kripto FETÖ’yü ilk tespit eden isim Burak Akbay

Yazarlar : Aytunç ERKİN

✔ Şahsım adına yapılan suçlamalar kumpastır. Fehmi Koru denen şahsın gerçek dışı köşe yazısıdır

✔ Okullarında okumadım. Semtlerine bile uğramadım. Atatürkçü bir gazete hedef alınmaktadır

✔ SÖZCÜ’de FETÖ’yü eleştirmiş biri olarak tespitim; bunlar gerçek FETÖ’cüleri gizleme çabasıdır

SÖZCÜ Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay’ın 4 sayfalık yazılı ifadesi tüm gerçekleri ortaya çıkarmıştı

Tarih 7 Kasım 2017… “Şahsım, Atatürkçü bir gazete kurduğum için hedef haline getirilmiştir. Türk adaleti buna alet olmuştur. Şahsım adına yapılan suçlamalar kumpasın bir parçasıdır. Gerçek bir kumpastır bu. Fehmi Koru denen şahsın gerçek dışı savlar içeren köşe yazısıdır. Atatürkçü bir gazete hedef alınmaktadır. SÖZCÜ Gazetesi’nin yok olması kimin işine gelir? Bu iddianamenin varlığı bu örgütün faal olduğunu göstermektedir. Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce kısmen 17 Aralık’ı kısmen 15 Temmuz sonrasının izlerini silmek için bu kumpasa dahil oluyorlar. Dayatma mı var yalancı tanıklık için? Hakkımda FETÖ lideri ile bir fotoğraf için fotomontaj gibi bir yola başvurulmuştur. Şahsımın fotomontajlı görüntülerine karşı içerik engelleme talebim reddedilmiştir. Okullarında okumadım. Semtlerine bile uğramadım. İş hayatımda kurmuş olduğum gazetelerin çizgisi modern hukuk devleti çizgisidir. Hem özel hayatımda hem SÖZCÜ Gazetesi’nde FETÖ’yü eleştirmiş biri olarak tespitim; bunlar gerçek FETÖ’cüleri gizleme çabasıdır.

PENSİLVANYA SEVİNMİŞTİ

Yaklaşık 2.5 yıl önce, SÖZCÜ Gazetesi’nin kurucu sahibi Burak Akbay, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 4 sayfalık yazılı savunma sunmuştu ve bu cümleleri kurmuştu. Meseleyi en iyi kavrayan isim Burak Akbay’dı bu süreçte! Zaman zaman yaptığımız konuşmalarda sakin olmamızı öneren de adalete inancını yitirmeyen de oydu!

Altını çiziyorum…“Hem özel hayatımda hem SÖZCÜ Gazetesi’nde FETÖ’yü eleştirmiş biri olarak tespitim; bunlar gerçek FETÖ’cüleri gizleme çabasıdır” cümlesi… Özellikle 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından istihbarat servisinin güdümündeki dini görünümlü örgütle mücadeleye ışık tutan bir tespit! Çünkü…

SÖZCÜ’yü hedef aldığınızda Pensilvanya sevinmişti… SÖZCÜ’ye ceza verilince de yine Pensilvanya ve örgüt sevindi! Ve… İnandırıcılık!…

Siz, kurulduğu günden bu yana örgütle ve yandaşlarıyla açık savaşı göze alan bir kurumu hedef aldığınızda, örgütle mücadeleye kimi inandırabilirdiniz?

Yanınıza aldığınız isimlere bakın: Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce! Birisi, Pensilvanya’dan mektup taşımış diğeri de örgütün yıllarca ‘basın sözcülüğüne’ soyunmuş! Esas soruya gelelim…

Fetullah’ın beyin takımı SÖZCÜ’yü neden hedef aldı?

“SÖZCÜ Gazetesi’nin yok olması kimin işine gelir?”…

Bu sorunun yanıtını 30 Ocak 2019’da bir duruşmada yaşanan ifadeyle anlatacağım…

Genelkurmay eski Adli Müşaviri Muharrem Köse

Ergenekon, Kozmik Oda kumpas davalarının yanı sıra 15 Temmuz’daki darbe girişiminde de başrol oynayan ve FETÖ’nün beyin takımı arasında sayılan Genelkurmay eski Adli Müşaviri Muharrem Köse, 30 Ocak günü SÖZCÜ’yü hedef almıştı! FETÖ’nün askeri yapılanmasına ilişkin davada ifade veren Köse, “31 aydır tutukluyum, aleyhime delil oluşturmaya çalışıyorlar. Kumpas davalarında mahkemelere sahte belge göndermekle suçlanıyorum. 2 gün önce SÖZCÜ Gazetesi yine bu iddiayı gündeme getirdi. İstihbarat Başkanı bana, ben de mahkemeye gönderdim. Benim ne suçum var? SÖZCÜ buradaysa görsün. Ben sizden adil yargılama istiyorum. SÖZCÜ Gazetesi adil yargılamayı etkiliyor, buna izin vermeyin” dedi. Köse devam etti: “Hakkımda yıllarca araştırma, soruşturma yapıldı. Hakkımda delil olsa bugüne kadar önünüze konur, gazeteler yazardı. Size göndermeden SÖZCÜ, Star, Odatv, A Haber’e verirler, siz de basından öğrenirdiniz zaten.”

İşte örgütün beyin takımının hedef aldığı gazete SÖZCÜ! Bitmedi…

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Kocaman neden isyan etmişti?

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman

Daha yeni…

Unutmayın…

TBMM eski Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter hakkında FETÖ üyeliği suçlamasıyla açılan davada beraat kararı verilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman da karara itiraz ettiklerini belirterek “Kararın bozulacağını düşünüyoruz” demişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yeter hakkında verilen beraat kararına yaptığı itirazın gerekçesi 3 Ocak’ta ortaya çıktı. Başsavcılık, mahkemenin verdiği beraat kararının kanuna aykırı olduğunu savunarak, 3 sayfalık şu gerekçelerle kararın bozulmasını talep etti:

‘BEYANLARDA ÇELİŞKİ YOK’

“Dosya kapsamındaki deliller ve mütalaamızda geçen hususlar bütün olarak değerlendirildiğinde tanık beyanları arasında esasen herhangi bir çelişki bulunmadığı… Gizli tanık, değişmeyen ifadelerinde sanıkla Mehmet Turgay Baz aracığıyla irtibat kurduğunu ve sanığın yönlendirdiği kişilerin de kendisi örgüte müzahir evlere yerleştirdiğini anlatmıştır. Mehmet Turgay Baz’ın gizli tanığı doğrulaması halinde kendisi açısından sorumluluk doğurabilecek durum oluşabilecek olması nedeniyle olayı bütün ayrıntıları ile anlatmasının da beklenilemeyeceği ortadadır. Gizli tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere sanığın örgüt üyelerinin irtibatlı olacağı kişileri belirleme ve organize etme görevini ifa ettiği değerlendirilmiştir.”

Ekrem Yeter

2015’E KADAR YÖNETİCİ

“Ayrıca sanığın başkanlığını yaptığı derneğin örgüt liderinin talimatı ile kurulan sivil toplum kuruluşlarından bir tanesi olduğu da tanık beyanları ile ispatlanmıştır. FETÖ isimli örgütün örgütsel faaliyetlerini yürütmek maksadıyla hukuku bir kılıf olarak kullandığı ancak gerçek amacın ve hedefin ülke yönetimini ele geçirmek olduğu, sağlık alanında faaliyetlerini yürütebilmek adına sanığın başkanlığını yaptığı Uluslararası Tıp Örgütü’nü (USAF) kurduğu anlaşılmıştır. Sanık bahse konu derneğin faaliyetlerini her ne kadar 15 Temmuz 2016 tarihinden evvel kendiliğinden sonlandırmış ise de… 2015 tarihine kadar derneğin faaliyetlerini yürüttüğü dosya kapsamındaki delil ve beyanlarından anlaşılmaktadır. Sanığın örgütün tepe yönetimi ile yaptığı görüşmeler içeriği belli olmadığı gerekçesiyle mahkemece dikkate alınmamış ise de birçok tepe yöneticiyle görüşme kayıtları bulunduğu ve Tuncay Delibaş ile görüşmeye Bülent Çanakçı’nın tanıklık ettiği, sanığın ‘İndeyim bekliyorum beyefendi gelecekmiş halıları serdik bekliyoruz’ sözlerini de telefonda söylediği anlaşılmıştır.”

Ankara başta olmak üzere İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde örgütle mücadeleye ışık tutacak tespitler işte bunlar!

Nazım Hikmet’in doğduğu gün memleketi sevmek…

Memleketimi seviyorum:
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
Memleketim: Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş:
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana…
Nazım Hikmet dün bir kez daha doğdu ve bugün de bize“Memleketimi Seviyorum” şiiriyle siz okuyucu selamlamak kaldı!

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Emniyet FETÖ’nün sözlüğünü yazdı


Emniyet FETÖ’nün sözlüğünü yazdı

Emniyet Genel Müdürlüğü, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarının kullandığı şifreli dili, şüpheli, tanık/müşteki-mağdur veya bilgisi alınan kişilerin ifadelerinden çözerek ‘FETÖ/PDY Sözlüğü’ yayımladı.

Sözlükte kek, tereyağı, lahmacun, lokum, köylü ve peyzajcı gibi FETÖ/PDY’nin gizli anlamlar yüklediği 1094 kelimeye yer verildi.

Şüpheli, tanık/müşteki-mağdur veya bilgisi alınan kişilere ait ifadeler, raporlar, tahkikat evrakı, müfettiş raporları ile açık kaynaklardan faydalanılarak hazırlanan sözlük, 326 sayfadan oluşuyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele dairesi başkanlıklarının müşterek hazırladığı "FETÖ/PDY Sözlüğü"nün ön sözü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, takdimi ise Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş tarafından kaleme alındı.

Üç bölümlük sözlüğün birinci bölümü terimler sözlüğü olup 1094 maddeden oluşuyor.

İkinci bölümde örgütün "Kevser" adını verdiği kitaptaki örgüt mensuplarından ezberlemeleri istenen kelimelerin listesi bulunuyor. "Kevser" kitabındaki ezberlenmesi istenen 756 kelimenin çoğu Farsça ve Arapça kökenli, bunların güncel Türkçe anlamları da sözcüklerin yanında yer alıyor.

Üçüncü bölümde ise örgüt yapılanmalarını ve hiyerarşik kademelerini gösteren örgüt şemaları bulunuyor.

Sözlükte örgütün dört temel yapılanmasından bilhassa mahrem yapılanmalar, coğrafi bölge yapılanması ve öğrenci yapılanması ile örgüt tarafından geliştirilen özel ve gizli dil üzerinde elde edilen bilgilerle doğru orantılı şekilde daha fazla duruldu.

Henüz deşifre edilememiş hususların aydınlatılmasıyla sözlükte belli periyotlarla güncelleme yapılması ve eksik noktaların giderilmesi planlanıyor.

ÖRGÜT MENSUPLARININ EZBERLEMESİ İSTENEN KELİMELER

Sözlüğün ikinci bölümünde FETÖ tarafından 1993’te yalnızca örgüt mensubu öğrencilerin ezberlemesi amacıyla hazırlanan 756 kelimenin bulunduğu "Kevser" isimli derleme kitabın kelime listesine yer verildi.

Sınırlı sayıda basılan, Fetullah Gülen’in birkaç eseri ile çeşitli bölümlerin yer aldığı kitabın, örgüt tarafından güvenlik tedbirleri çerçevesinde geri toplatıldığı bildirildi.

Sözlükte "Kevser" kitabının bir örgüt mensubunun nasıl davranması, zaman tanzimini nasıl ayarlaması gerektiği, inanması gereken örgüt değerleri ve elebaşı Gülen’in kullandığı dili anlaması için hazırlandığı kaydedildi.

ÖRGÜT YAPILANMASI VE HİYERARŞİK KADEMELERİN ŞEMALARI

Sözlüğün son bölümünde de FETÖ’nün coğrafi bölge, yönetim, finans, öğrenci, emniyet ve askeri mahrem yapılanmasına ilişkin şemalara yer verildi.

Coğrafi bölge yapılanması kapsamında Türkiye’nin 2003-2008 tarihli birinci şemada 7, 2008-2016 tarihli ikinci şemada ise 5 bölgeye ayrıldığı dikkati çekiyor.

FETÖ ASKERLERİ "GRİ DOSYA" İLE FİŞLEMİŞ

"FETÖ/PDY Sözlüğü"den aralarında kek, tereyağı, lahmacun, lokum, köylü, çöpçü, peyzajcı, depocu, KDV yüzde 12 sorumlusu, optik, kozmik, trend ve panik butonunun da olduğu gizli anlamlar yüklenen 1094 kelimeye yer verildi.

Sözlükte farklı anlamlar yüklenen başlıca kelimeler şu şekilde:

"Adanmış Ruh: Örgüte adanmış kimsedir. Örgütte sadakatinden şüphe edilmeyen kimseler için kullanılmaktadır.

Akabe: Örgütün başka görüşlerden, ideolojilerden eleman devşirmesi anlamına gelmektedir.

A Katı: Örgütün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanmasıyla ilgili bir kavramdır.

Âli Heyet: Genel olarak örgütün istişare ve karar alma mekanizmasındaki en yüksek kurula verilen isimdir.

Altın Günü: Örgütsel kararların alındığı ve bunların örgüt mensuplarına iletildiği istişare toplantılarının örgüt içindeki şifreli kodudur.

B Katı: Örgütün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanması ile ilgili bir kavramdır.

Ballı Şeker: Örgüt mensubunun rüyasında örgüt elebaşı veya peygamberlerle alakalı rüya görmesi demektir.

Beyaz Renk: Örgütte TSK mahrem yapılanmasında Deniz Kuvvetleri personeli olan örgüt mensuplarını ifade etmek için kullanılmaktadır.

C Katı: Örgütün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanması ile ilgili bir kavramdır.

Çiçek: Örgüt mensuplarının dinleme cihazına (böcek) verdikleri isimdir.

Çimen: TSK mahrem yapılanmasında jandarma birimini ifade etmek için kullanılmaktadır.

Çöpçü: FETÖ’nün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanmasında daha önce örgütle bağı olan ancak sonradan örgütten kopmuş ve örgüte zarar veren, örgüt aleyhine bilgi veren veya gizli tanıklık yapan kişiler için kullanılan koddur.

D Katı: Örgütün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanması ile ilgili bir kavramdır.

Dayı: Örgüt mensuplarının örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e verdikleri kod isimlerdendir.

Dede: Örgüt mensuplarının örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e verdikleri kod isimlerdendir.

Duvarcı: Örgütün mason yapılanmasında Mason Locası’na üye olan örgüt mensuplarına denilmektedir.

Fen: TSK mahrem yapılanmasında Kara Harp Okulunu ifade etmek için kullanılmaktadır.

Geometri: TSK mahrem yapılanmasında Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunu ifade etmek için kullanılmaktadır.

Gri Dosya: Örgütün TSK mahrem yapılanmasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde gerçekleştirilen fişlemelerde kullanılan bir arşivleme sistemidir.

Depocu: Örgütün hakim/savcı hazırlık evleri yapılanmasında faaliyet gösteren örgüt mensuplarıdır.

Emineri: Kendi evinde kalan üniversite öğrencileri (örgüt mensubu veya olmayan)

Halley Kuyruklu Yıldızı: Örgütün sembolü, Halley Kuyruklu yıldızıdır. Örgütün genel kabulü ve öğretisine göre ahir zamanda yeryüzüne gelecek "Mesih/Mehdi", Halley kuyruklu yıldızından zuhur edecektir.

Kainat İmamı: Örgütteki en üst, mutlak ve hatasız görülen örgüt elebaşının liderlik statüsüdür. Bu statünün sahibinin Fetullah Gülen olduğuna inanılmaktadır.

Kandan irinden deryaları geçmek: Fetullah Gülen’in yazılarında ve vaazlarında sık sık kullandığı bu tabir adeta bir slogandır. Zorluklara göğüs gerip hedeflere ulaşmayı ima etmektedir.

Kapadokya: Fetullah Gülen’in yazı ve vaazlarında sık kullandığı tabirdir.

KEK: "Kendi Evinde Kalan" anlamında örgütsel kısaltma. Emineri ile aynı anlama geliyor. Önceleri KEK tabiri kullanılırken daha sonra "Eminer/Emineri" tabiri kullanılmaya başladı.

KDV yüzde 12 sorumlusu: Örgütün topladığı himmet paralarının yüzde 12’sini oluşturan kısmının ayrılması ve yurt dışında kullanılmak üzere değerlendirilmesiyle ilgilenen örgüt mensuplarıdır.

Kınalama: TSK mahrem yapılanmasında, örgüt mensubu öğrencinin askeri mahrem yapılanmaya seçilmesi ile ilgili kavramdır.

Köylü: Örgüt jargonunda Menzil tarikatına bağlı insanları ifade etmek için kullanılmaktadır.

Kozmik: İstihbarat birimlerine sızmış örgüt mensuplarını ifade etmektedir.

Kutsal Hoca Payı: FETÖ içinde toplanan himmet ve benzeri paraların il imamları aracılığıyla örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e gönderilmek üzere ayrılan kısmına verilen addır.

Lahmacun: Örgütün gizlilik ilkesi gereği kullanmış olduğu finansal kodlama. Bir lahmacun, 10 bin Amerikan dolarına karşılık geliyor. FETÖ’nün topladığı döviz cinsi paraların miktarlarında yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için son zamanlarda böyle bir tabir kullanılmaya başlandı.

Lokum: FETÖ mensuplarının bulundukları ülkedeki örgütün iş ve işlemlerini kolaylaştıran yetkililere verdikleri rüşvet için kullandıkları bir tabir. Rusya’da yaşayan örgüt mensupları Amerikan doları için de Lokum tabirinikullanmaktadır. Çok sık olmamakla birlikte bu tabir Türkiye’de de bir dönem kullanılmıştır.

Mabede giden yolların kapatıldığı zaman dilimi: Fetullah Gülen’in Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerini kastetmek için kullandığı tabirlerden biridir.

Malikhane: Örgütün MİT mahrem yapılanmasında MİT personeline verilen "Hastane" adının deşifre olması sonrası verilen yeni isimdir.

Mutfak: FETÖ tarafından kullanılan mecazi bir tabirdir. Örgüt içinde her ünitenin yaptığı istişare toplantılarında yeni fikirlerin, stratejik kararların çıktığı bölüme "Mutfak" bölümü denilmektedir.

Müzik: Örgütün siyasi partiler yapılanması ile ilgili bir kodlamadır. Siyasi parti içine yerleştirilen örgüt mensuplarının deşifre olmaması için siyasi partiler "Müzik" şeklinde kodlanmaktadır.

Nefis terbiyesi: Örgütün özel iletişim dilinde beyin yıkamak anlamına gelen bir kavramdır.

Notçu/Notçuluk: Örgütün hakim/savcı hazırlık evleri yapılanmasında faaliyet gösteren örgüt mensuplarıdır. Yeni kanun düzenlemelerine göre çalışma notlarını ve kitapçıklarını revize etmekle görevlidirler.

Norm: Örgüt içinde dini bir yaşantı açısından arada kalmış, yani hem camiye giden hem de alkol alan, ehli dünya vesaire kişilere denilmektedir.

Oğuz: Fetullahçı Terör Örgütü’nce 2012’den sonra Milliyetçi Hareket Partisine verilen kod isim.

Pırlanta: Örgüt elebaşının yazdığı kitaplara verilen isim.

Şefkat tokadı: İsteksizlik gösteren veya örgütsel vazifesini geri plana atıp dünya işleri ile uğraşan örgüt mensubunun tehdit edilmesi/korkutulması.

Tereyağı: FETÖ mensuplarının telefon görüşmesi ya da yazılı haberleşme sırasında "himmet" dedikleri para toplama faaliyeti için kullandıkları tabirdir.

Yayın mahrem yapılanması: Örgütün siyaset yapılanması ile ilgili bir terim.

Doğan: Fetullahçı Terör Örgütü’nce 2012 yılından sonra Cumhuriyet Halk Partisine verilen kod isimdir.

Timaş: Örgüt tarafından 2012 yılından sonra Adalet ve Kalkınma Partisine verilen kod isimdir.

Optik: Fetullahçı Terör Örgütü’nün Emniyet Teşkilatı mahrem yapılanmasında veya diğer faaliyet alanlarında örgüte yeni eleman yapılması planlanan ya da bir görev verilmesi düşünülen şahıslar hakkında örgüt tarafından yapılan detaylı istihbari araştırmadır. Örgüt içinde "optimize etmek" olarak da adlandırılmaktadır.

Panik butonu: Örgüt mensuplarının cep telefonlarında bulunan bir uygulamadır. Ani bir durumda bu butona basıldığında telefondaki bilgiler geri döndürülemeyecek şekilde silinmekte, en son program kendisini de silerek işini tamamlamaktadır.

Peyzajcı: Örgütün mason yapılanmasında Rotary Kulübüne üye olan örgüt mensuplarına denilmektedir.

Trend: Örgüt içinde sözleşmeli olarak çalışanlara verilen isimdir. "Sözleşmeye tabi (ST)", Tayine tabi olmayanlar" tabirleri, trend ile aynı anlama gelmektedir.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : FETÖ’nün istihbarat üssü deşifre oldu


FETÖ’nün istihbarat üssü deşifre oldu

Ankara’da yakalandıktan sonra tutuklanan FETÖ’nün önemli isimlerinden Yasin Ugan, örgütün isihbarat üssü olarak faaliyet gösteren örgütün kozmik ofisine ilişkin açıklamalarda bulundu: ‘Devletin istihbarat verisine erişim sağlayan merkezde, aynı anda 14 kişiyi birden dinleyebiliyorduk.’

Geçtiğimiz aylarda Ankara’da yakalanarak cezaevine gönderilen FETÖ’nün önemli isimlerinden Yasin Ugan, 2016 yılı Ağustos ayından itibaren gaybubet adı verilen FETÖ evlerinde saklandığını belirterek, örgütün istihbarat ofisi hakkında bilgiler verdi.

DEVLETİN KOZMİK BİLGİLERİNE ULAŞMAK İÇİN KURULDUK

Ugan, FETÖ’nün devletin kozmik bilgilerine erişim için 2013’te Ankara Çukurambar’da bulunan Vişnelik isimli rezidansta teknik bir ofis kurduğunu söyleyerek, kendisinin de ofisin sorumlusu olduğunu söyledi.

Sabah’ın haberine göre, O dönemde MİT Mahrem Ankara Bölge Temsilcisi olduğunu söyleyen Ugan, kurulan sistemin uzak bilgisayar vasıtasıyla devletin istihbari bilgilerine bağlı olduğunu anlatarak şunları söyledi.

"AYNI ANDA 14 KİŞİYİ DİNLİYORDUK"

Yasin Ugan şunları söyledi:

"Merkezde aynı anda 14 kişiyi dinliyorduk. Örgütün mahrem yapılanmasında görevli Seyfullah Şencan ve Mehmet Emin Kuşçu da bu ofiste yönetici vasfıyla görevlendirildi. Örgüt bu kozmik merkezde Türkiye genelinde herkesin detaylı istihbari verilerini temin etmeye başladı. Çukurambar’da kurulan kozmik ofisi FETÖ’nün MİT’ten sorumlu Ankara Mahrem İmamı Yasin Ugan da itiraf etti."

26 YILDIR ÖRGÜT ADINA ÇALIŞIYOR

Ankara’da FETÖ’nün kurduğu kozmik ofisin başındaki mahrem imam Yasin Ugan, FETÖ ile 1993’te Konya’da Sabah Dershanesi öğretmenlerinin yönlendirmesiyle tanıştığını söyledi. 2012’de örgüt tarafından Adana iline MİT mahrem yapılanmasına öğretmen olarak atandığını söyleyen Ugan, 2013’te ise MİT Mahrem Ankara Bölge Temsilciğine getirildi. Ve ardından da kozmik ofisi yönetti.

MİT DOSYASI /// FETÖ’nün teşkilat oyunları : Adil Öksüz’ü ‘MİT ajanı’ yapmışlar !


FETÖ’nün teşkilat oyunları : Adil Öksüz’ü ‘MİT ajanı’ yapmışlar !

İtirafçı olan MİT mahrem imamı S.Z, Adil Öksüz’e ‘Timsah’ kod adıyla sahte ‘ajan belgesi’ hazırladıklarını söyledi. S.Z, bu belgeyi de örgüt hesaplarından yayarak 15 Temmuz’un ‘tiyatro’ olduğu algısını yaratmaya çalıştıklarını söyledi. MİT içinden PKK’ya da bilgi sızdırdıklarını itiraf etti.

İstihbari çalışmada FETÖ’nün MİT, emniyet istihbarat ve askeri istihbarattan sorumlu mahrem imamlarının isimlerine ulaşıldı. Bu kapsamda gözaltına alınan mahrem imamlar E.İ., Y.U., S.Z. ve Ö.K. itirafçı oldu. Mahrem imamlar, FETÖ’nün MİT, TSK ve emniyette yaptıkları casusluk faaliyetleri, devlete ait “çok gizli” bilgilerini nasıl elde ettiklerini, bu bilgileri nasıl FETÖ’nün üst düzey yöneticilerine aktardıklarını tek tek anlattılar.

Hürriyet’ten Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre, MİT mahrem imamı S.Z., 15 Temmuz darbe girişiminin kritik ismi olan firari Adil Öksüz ile ilgili sahte angaje formunu nasıl hazırladıklarını itiraf ederken özetle şunları anlattı:

“MİT mahrem yapılanmasında görevliydim. Benim bir üstüm B.B. (şu an firarda olan mahrem imam) MİT’ten sızdırdıkları angaje formunu bana göndererek Adil Öksüz’ün MİT elemanı olarak gösterecek sahte belge hazırlamamı istedi. Bana gönderilen angaje formunun paraf ve imza kısımları boştu. Buraları uygun bir şekilde doldurmam için talimat verdi. MİT’te bize bağlı (FETÖ’cü) öğrenciler aracılığıyla temin ettiğim dökümanlar arasından seçtiğim isim ve imza bilgileri angaje formunun boş kısımlarına yapıştırarak Adil Öksüz’ü MİT elemanı olarak gösteren sahte belgeyi hazırladım. Adil Öksüz adına hazırladığım sahte angaje formunu B.B.’ye gönderdim. Gönderdikten kısa bir süre sonra angaje formu @denizbayrak rumuzlu Twitter hesabından paylaşıldı. Bu hesap örgüt tarafından yönetiliyordu. Daha sonra sahte belge bu hesap üzerinden yayılmaya başladı.

15 TEMMUZ TALİMATI

15 Temmuz darbe girişimi başarısız olunca algı operasyonlarına ağırlık vermemiz istendi. Tüm mahrem imamlara ‘kontrollü darbe’, ‘tiyatro’ gibi kavramları kullanarak, bu durumu destekleyecek materyaller toplamaları talimatı verildi. Örgütün üst yönetimi tüm mensuplarına bu yönde talimat verdi. Herkesin bu konuda sahte hesaplar üzerinde paylaşımlarda bulunması, bu konuların işlenmesi istendi.”

PKK’YA BİLGİ SIZDIRDIK

“Mahrem imamlar, “devletin ‘çok gizli’ bilgi ve belgeleri belirli periyotlarla bize gelirdi” itirafında da bulundu.

Mahrem imam Y.U., şu bilgileri verdi: “Bizden özelikle PKK ile ilgili gizli bilgi ve belgeleri temin etmemiz istenirdi. İstihbarat ve devletin önemli kurumlarındaki örgüt mensupları aracılığıyla bu bilgi-belgeleri alıyorduk. FETÖ çözüm sürecinin sekteye uğraması, çözüm sürecinin bitmesini istiyordu, bunun için çalışma yürütüyordu. Devlete ait çok gizli bilgi-belgeler PKK’ya sızdırıldı. PKK’ya sızdırılan bilgiler nedeniyle o dönem Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan çok sayıda asker, polis ve köy korucusu şehit oldu. O şehitler nedeniyle vicdan azabı çekiyorum.”

MİT DOSYASI : Kısa bir süre önce MİT’çi Enver Altaylı FETÖ davasından tutuklandı


Kısa bir süre önce MİT’çi Enver Altaylı FETÖ davasından tutuklandı

Altaylı, siyaset sahasının bilinen isimlerinden biri. Bir MİT’çi olarak 1977-1980 arasında MHP’nin Hergün gazetesinin başyazarı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Altaylı, Orta Asya cumhuriyetlerini Türkçülük ideolojisi ve Türkiye etkisi doğrultusunda yapılandırmaya çalışan kadronun önde gelen isimlerinden biri.

Yeri gelmişken belirteyim ki, bu dönemi fırsat bilerek Türki cumhuriyetlere abilik rolünü üstlenen Türkiye Cumhuriyeti’nin somut siyaseti, Antalya’da mitolojiden kaynaklı demir dövme ritüelinden öteye gidemedi. Görüldü ki Türkiye resmi siyasetinin milliyetçik tasavvuru ile Orta Asya devletlerinin siyaseti pek örtüşmüyor.

MİT’çi Altaylı, FETÖ bağlamında tutuklanınca, 2013 tarihinde Doğan Kitap tarafından yayınlanmış olan “Ruzi Nazar: CIA’nın Türk Casusu” adındaki biyografi kitabı üzerinden bazı konulara değinme gereği duydum.

Ruzi Nazar, 1917 yılında Özbekistan’ın Fergana Vadisinin Margilan şehrinde doğan biri. İkinci Dünya Savaşı’nda teğmen rütbesiyle Kızıl Ordu’ya katılıyor ve kısa bir süre sonra cephede yaralanıyor. Yaralı olarak Ukraynalı bir köylü ailesinin yanına sığınıyor. Almanlar hızla Rusya içlerine ilerliyorlar ve Nazar da Alman kuvvetlerine teslim oluyor.

Naziler, teslim aldıkları Kızıl Ordu askerlerinden özellikle Özbek, Tacik, Kırgız, Kazak, Kırım Tatarı, Azeri ve Ukrayna kökenli olanlarından kendi saflarında savaşacak ordu kuruyor. Kaldı ki savaş sırasında Kızıl Ordu’dan kaçıp gönüllü olarak Alman cephesine geçen bu halklardan bir miktar asker de var.

Bu askerlerin çok büyük bir kısmı (kitapta 100 binin üzerinde bir sayı veriliyor), Rus egemenliğine karşı savaşarak kendi bağımsız devletlerini ilan edecekleri umudu ve Sovyet sistemine düşmanlıkları nedeniyle Nazi üniforması giyerek Kızıl Ordu’ya karşı savaşıyorlar.

İşte Ruzi Nazar da bunlardan biri. 1941’in sonlarında Almanlara teslim olan Nazar, kısa bir süre sonra Nazilerce keşfedilerek öğretmen subay yapılıyor. Kimi zaman cephede de bulunuyor. Savaş bittiğinde ise bu kez Amerikalılara teslim oluyor ve Amerikalılar adına çalışmaya başlıyor. 1947 yılında kurulan CIA’in içinde yükselerek ABD’nin 1979 yılı Tahran Elçiliği baskını da dahil, Afganistan’da ve birçok yerde görev yapıyor.

Ruzi Nazar’ı bizim için önemli kılan temel etmen, 11 yıl Türkiye’de görev yapmış olması.

Biyografi kitabının yazarı 1944 doğumlu Enver Altay’lı. Bursa Askeri Işıklar Lisesi öğrencisiyken 1963 yılındaki Talat Aydemir darbe girişimi nedeniyle bin 439 harp okulu öğrencisiyle birlikte tutuklanıyor. Kısa bir süre sonra serbest bırakılıyor ama orduyla ilişiği de kesiliyor. Sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ne giriyor. 1968 yılında ise, MİT’in Başkanı General Fuat Doğu tarafından MİT’e alınıyor.

Burada iki önemli noktanın altını çizelim. Enver Altaylı’nın MİT’e girişini sağlayan kişi, CIA ajanı Ruzi Nazar. Enver Altaylı ailesi de Özbek ve çok önceleri Fergana Vadisi’nden Adana’ya göç etmişler.

İkinci nokta ise, Talat Aydemir’in darbe girişimi ile orduyla ilişiği kesilenlerin çok büyük bir kısmı Türkeş’in etrafında toplanıyorlar. Bu kesim, CIA ve MİT için sola karşı mücadele mümbit bir toprak.

Kitapta Fethullah Gülen’den bahis yok, neden?

Altaylı’nın FETÖ’den tutuklanması bir rastlantı olmasa gerek. Eğer varsa bunun arka planını yazdığı kitapta, yazmadıkları üzerinden görebilir veya en azından tahmin edebiliriz.

Büyük boy ve 530 sayfalık kitabın hiçbir yerinde Fethullah Gülen ismi geçmiyor. Böylesine hacimli ve Nazar’ın yediği yemeklere kadar detaylı bir biyografi kitabının hiçbir yerinde ne “Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri”nden ne de Sovyetler dağıldıktan sonra Gülen Cemaati’nin Türki cumhuriyetlerde açtığı okullardan bir cümlecik dahi söz edilmemesini nasıl yorumlamalı?

Türkiye, Sovyetlerin güney komşusu olması itibariyle ve jeopolitiği gereği Soğuk Savaş’ın merkezi bir yerinde bulunmakta idi. CIA’in Türkiye üzerindeki asıl çalışması, Sovyetlere karşı aktif bir blok oluşumudur ki, bunun için de Türkiye’deki sol hareketin ezilmesi esas hedefti. “Komünizme Karşı Mücadele Derneği” bu projenin bir parçası olup İslami lafızlar üzerinden yapılandırıldı.

1965 yılında Erzurum’da Fethullah Gülen, Komünizme Karşı Mücadele Derneği’ni kuracak, 1969 Kanlı Pazar yaşanacak ve üstelik tüm bu çalkantılı yıllar boyunca CIA’in ajanı Ruzi Nazar Türkiye’de görev yapacak ama, biyografi kitabında ne bu dernekten ne de Gülen’den tek satır bahsedilmeyecek!

1959 yılından 1971 yılına kadar CIA’in Türkiye’deki üst düzey ajanı olarak çalışan, 1960 ve 1971 darbelerini yaşayan, birçok general, siyasetçi ve bürokrat tanıyan ve Türkeş ile yakın ilişkiler kuran bir ajanın biyografisini yazacaksınız…

Bütün amacı sol hareketleri etkisiz kılmak için her türlü yolu (öldürme, şiddet, cezaevi, kitlesel çatışmalar, içine ajan sızdırma, yönlendirme vb.) deneyen CIA’in Türkiye’de 11 yıl, hem de Türkiye’de siyasal çatışmaların en yüksek düzeyde yaşandığı dönemin bir ajanının biyografisini yazacaksınız…

Bütün bu yaşanmışlıklara rağmen kitabın hiçbir yerinde, Türkiye siyasal sürecinin perde gerisindeki önemli aktörlerinden (aslında piyon mu demek gerekiyor?) olan Gülen’den söz etmeyeceksiniz.

CIA, Türkçüleri gerek Sovyet/komünist düşmanlığından, gerekse milliyetçilikten ırkçılığa uzanan hat üzerinden yararlanacağı potansiyel güç olarak görüyor. Bu anlamda Türkiye’de CIA ile MİT’in bağlaşık operasyonları bir soru işaretidir.

1970’lere döndüm.

Sivas, Maraş, Malatya, Çorum, Erzincan gibi kitlesel çatışmaların yaşandığı olaylar…

Bahçelievler’de

Türkiye İşçi Partili yedi öğrenci Serdar Alten, Hürcan Gürses, Efraim Ezgin, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar’ın vahşice katledilmesi…

İstanbul Üniversitesi önündeki bombalı saldırı…

Abdi İpekçi dahil onlarca gazetecinin, akademisyenin, sanatçının katledilmesi…

1 Mayıs 1977 Taksim katliamı…

Ve daha niceleri.

Burası Türkiye.

Çatışmaların, katliamların, darbelerin ülkesi.

Yok edilen, iğdiş edilen gençlik.

Irkçı ve dinci naralar eşliğinde hüküm süren egemenler.

Ve Kürtlerin üzerinden eksik edilmeyen sopa.

Biyografi kitabındaki bariz saptırmalardan biri de Kürt meselesidir. Ruzi Nazar’ın hayatı, seçimleri ve ajanlığının gerekçeleri Sovyetlerdeki Türki ulusların bağımsızlık mücadelesi üzerine bina edilerek Nazar haklı çıkarılmaya çalışılırken, Türkiye’deki Kürtlerin haklarından bir iki kelimenin ötesinde söz edilmemesi, tam bir çifte standarttır. Elbette Altaylı’dan gerçekleri yazması beklenemez.

Yukarıda kısaca bahsettiğimiz olayların hangi birisinde CIA’in doğrudan ya da dolaylı parmağı yoktur diyebiliriz?

CIA’in şu meşhur Yeşil Kuşak Projesi’nin Türkiye ayağını kimler oluşturdu? Kitapta Taliban’ın, El-Kaide’nin kuruluşunun arkasındaki gücün ABD olduğu açıkça yazılıyor. Bunun sürpriz tarafı yok, zaten biliniyor. Ancak bugün İslam coğrafyasında CIA, İslamcılık üzerinden hangi siyasal operasyonları çekiyor, bilemiyoruz!

Hani sıkça deniliyor ya, Gülen hareketi devlete sızdı!

Sahi, Gülen devlete sızdı mı, yoksa devlet Gülen’e kontrollü bir alan mı açtı? Sonra AKP iktidarıyla nitelik bir büyümeye ulaşan Gülen hareketi, iktidarı talep edecek hale gelince mi köprüler atıldı?

Ülkücü harekete devlette alan açıldığı ve 12 Eylül faşist darbesiyle birlikte yumruğu yemesi gibi, Gülen hareketi için de benzer bir durumdan söz edilebilir mi?

Enver Altaylı’nın “Ruzi Nazar: CIA’nın Türk Casusu” kitabı, her ne kadar kontrollü ve ilgili merkezden (CIA’in bir departmanı olabilir) izinli olarak yayınlanmış olsa bile, siyasal tarihle ve Türkiye’nin yakın geçmişiyle ilgilenenlerce mutlaka okunması gerek bir kitap. (HŞ/EA)

* Fotoğraflar: Milliyet ve Habertürk‘teki röportajlar, Nacikaptan.com, ve Enver Altaylı arşivinden.

Hüseyin Şengül

Gazeteci, yazar. 1957 Sivas Akpınar köyü doğumlu. “Sivas Akpınar’ın Yazısız Tarihi”, “Bir Gezi Bin Renk”, “Narın ve Şarabın Harında” (şiir), “Sisyphos’un Kaderi”, “Sovyet Deneyimi ve Arayış” adlı kitapları var. Bir dönem ‘Bizimkenthaber’ adı site dergisinde yayın yönetmenliği, Gerçek Gazetesi ve Gazetemistanbul’da köşe yazarlığı yaptı. bianet’in yanı sıra Gazete Damga’da yazıyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’nün firar hattı ilk kez görüntülendi


FETÖ’nün firar hattı ilk kez görüntülendi

15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından yaklaşık 8 bin FETÖ’cünün Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a kaçarken kullandıkları güzergah ilk kez görüntülendi.

Yunanistan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ‘Avrupa’ya kaçın’ talimatıyla hareket eden örgüt üyelerinin kapısını ilk çaldıkları ülke oldu. Akşam’ın haberine göre darbe girişiminin ardından Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a kaçan FETÖ’cülerin kaçış güzergahı ilk kez görüntülendi.

İşte firar güzergahı

BULUŞMA YERİ ASLANLI TESİSLERİ: Yunanistan’a giden otoyolda bulunan Aslanlı Tesisleri’nin önünde akşam araçlarından inen FETÖ’cüler havanın kararmasıyla Meriç Nehri’ne giden 1,5 kilometrelik açık alanı koşarak geçiyor.

PATİKA YOLDAN YÜRÜYORLAR: Daha sonra Yunanistan ile sınırımızı çizen Meriç’e paralel bir yolu aşarak önceden belirlenmiş kaçış noktasına ulaşıyor.

BOTLA GEÇİYORLAR: Botla karşıya geçen FETÖ’cüler burada Yunan polisi ve avukatlarıyla irtibat sağlıyor.

DEVRİYELERİ TAKİP EDİYORLAR: FETÖ’cülerin kaçışında rol oynayan bir başka detay ise sınır güvenliğimizi sağlayan askeri devriye saatlerini yakından takip etmeleri. Türk devriyelerine yakalanmamak için ön çalışma yaptıkları da gelen bilgiler arasında.

5 bin 500 iltica talebi

Darbe girişiminin ardından kaçışların daha hızlı olduğunu kaydeden istihbarat birimleri bu rakamın 8 bini bulduğunu kaydetti. Bu yıl itibarıyla da 300 FETÖ’cü Meriç güzergahını geçmeye çalışırken güvenlik güçleri tarafından yakalandı. 2019 itibarıyla Yunanistan’a iltica talebinde bulunan ve aralarında FETÖ’cülerin de bulunduğu sayı ise 5 bin 500. İstatistiklere göre haftada 40’a yakın FETÖ’cü Meriç Nehri’nden kaçak geçiş yapıyor.

Taktikleri Yunan avukat

İstihbarat kaynakları Yunanistan’a kaçan FETÖ’cülerin yeni taktiğini deşifre etti. Buna göre Yunan polisine kendilerini ‘Gülenistim’ diye tanıtan örgüt üyeleri kaçar kaçmaz ellerindeki mahkeme evraklarıyla kendi fotolarını çekip Yunanistan’daki avukatlarına gönderiyor. Yunan güvenlik güçleri tarafından yakalanan FETÖ’cüler böylece Türkiye’ye gönderilmekten kurtuluyor. Yunanistan’a gelişlerinin avukatlarının bilgisi dâhilinde olduğunu söyleyen FETÖ’cüler böylece resmi olarak siyasi sığınmacı talebinde bulunuyor.

Kısa sürede sonuç aldık

Suriye’den Yunanistan’a kaçan daha sonra Yunan askeri tarafından bota bindirilerek zorla ülkemize geri itilen göçmen kadın, FETÖ’cülerle aynı toplanma bölgesinde bir süre tutulduğunu anlattı: "Benim getirildiğim yerde bir sürü Türk vardı. Yunan polisi tarafından bekletiliyorlardı. Onlara iyi muamele yapılıyordu. Benim Türkçe bildiğimi bilmiyorlardı. Bir tanesi Türkiye’den gelen bir polis olduğunu söyledi. Kendi aralarında yolculuğun çok zorlu geçtiğini ancak kısa sürede sonuç aldıklarını konuşuyordu."