FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Orhan UĞUROĞLU : Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler…


Orhan UĞUROĞLU : Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler…

E-POSTA : orhan

27 Haziran 2020

AKP’liler laf cambazlığında, algı yaratmakta profesyonelleri suya götürüp susuz getirirler. FETÖ itirafları yapan AKP’lilere ağabeyleri, ustaları Bülent Arınç da katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi, AKP kurucusu, Başbakan eski Yardımcısı Av. Bülent Arınç, Haber Global canlı yayınında Jülide Ateş’le 40 dakika programında çarpıcı itiraflar yaptı.

İşte Arınç’ın itirafları ve benim itirazlarım:

– İtirafı:

"Bunların karanlık yüzlerini maalesef çoğumuz göremedik. Masum değiliz hiçbirimiz."

– İtirazım:

FETÖ’nün karanlık yüzünü, Ceviz Kabuğu programına çıkardığı Gülen Cemaati itirafçıları ile Hulki Cevizoğlu ortaya koydu. Arabasına bomba konuldu. Faili meçhul kaldı…

Hulki Cevizoğlu, Yavuz Selim Demirağ, Zübeyir Kındıra, FETÖ’nün karanlık yüzünü anlatan kitaplar ve köşe yazıları yayınladılar.

Necip Hablemitoğlu suikastı da ders olmadı mı?

Değerli okurlarım,

Jülide Ateş, "FETÖ’cü müsünüz?" diye sordu.

– İtirafı:

"Bu bana yapılabilecek en kötü iftira olur. Türkçe olimpiyatlarının hepsine katıldım. Meclis Başkanıyken ödül de koydum. Çünkü Türkçe’nin konuşulması, Türkçe’nin uluslararası bir dil haline gelmesi, İstiklal Marşı’nın okunması bizi etkiliyordu. Bunların okullarına da gittim."

– İtirazım

Evet, FETÖ işte bu itiraflarınıza uygun olarak AKP iktidarlarının onayı ile askeriyeye, polise, bürokrasiye virüs gibi yayıldı.

– İtirafı:

"Bu sözün arkasından başkalarına da sormanız gerekir. Benim söylediğim sözleri Binali Yıldırım da, Bekir Bozdağ da, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da söyledi. Çünkü biz dış görünüşüne bakarız. Kimsenin kalbini yarıp da bakmadık."

– İtirazım

Dış görünüşe bakmanız, Fethullah Gülen’in hedefini, gerçek yüzünü görmemeniz, anlamamanız yüzünden Türkiye 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadı.

İktidar olmak muktedir olmaktır.

Dış görünüşe aldanmak, tüm uyarılara rağmen gerçek yüzünü araştırıp ortaya çıkarmamak AKP iktidarının ihmalidir, görev suçudur…

– İtirafı:

"Hiçbir istihbarat raporunun, hiçbir emniyetin, askeriyenin istihbaratlarında bunlar 15 Temmuz gibi bir kalkışma yapabilirler diye bir notun gelmediği MGK toplantılarına katılmış biri olarak söylüyorum. Eğer bizi aldatmışlarsa, bizi yanıltmışlarsa bu suç bizim değil. Biz bu faaliyetleri sezseydik kafalarını ezerdik."

– İtirazım

2004 yılı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, FETÖ tehlikesini gündeme getiriyor, tedbir alınması için hükümete tavsiye kararı alınıyor. Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı ve AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Sabah Gazetesine "Bu MGK kararı yok hükmünde olmuştur. AK Parti bununla ilgili hiçbir adım atmamıştır. Bunu çok net ortaya koymamız lazım" demedi mi?

1972 yılında Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Gülen’i "Atatürk’ü gençliğe din düşmanı olarak göstermeye ve tanıtmaya çalıştığı, Nurculuk tarikatı yoluyla dine dayalı devlet düzenini kurma yönünde faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle 3 yıl hapse mahkûm etmesini ve Askeri Yargıtay’ın 24.10.1973 tarihinde onadığını nasıl bilmezsiniz?

28 Şubat davasında ve 2008’deki AKP kapatılma davasında da ortaya çıktı ki FETÖ tehlikesi içeren tüm istihbarat raporları MGK’ya, cumhurbaşkanlığına ve başbakanlığa gönderilmiş.

Bunlardan da hiç haberiniz olmadı mı?

Bunları inceleyip "kafalarını ezmemek" suç değil mi?

Askerlere kurulan kumpasları fark etmemek suç değil mi?

– İtirafı:

"15 Temmuz’da bir facia yaşadık. Bu facianın yaşanabilir olduğunu kimse önceden söylemedi. Evet, emniyetteki, asker içindeki bir yapılanmadan zaman zaman bahsedildi ama böylesine bir 15 Temmuz hain kalkışmasını kimse söylemedi."

– İtirazım

2014 ve 2015 Yüksek Askeri Şuralarında MİT raporuna rağmen FETÖ’cü tüm askerleri neden emekli etmediniz?

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve MİT müsteşarının ısrarına rağmen Mehmet Dişli ve 8 generali neden emekli etmeyip terfi ettirdiniz?

MİT’e darbe olacağını ihbar eden Binbaşıyı neden dikkate almadınız?

İhbar varken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan neden tatilini kesip Ankara’ya dönmedi?

Dönemin AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, 3 Mart 2014’de dedi ki;

"Polisi, emniyeti, askeri, medyayı ele geçirerek ardından gelip Anadolu’ya 10 yıl sonra, 5 milyon kişi karşılayacak… Humeyni’ye nasıl teslim olduysa İran, biz de öyle teslim olacağız öyle mi?"

Bu sözleri de duymadınız mı?

– İtirafı:

"O yüzden kendimi bu noktada bir suçlu olarak görmüyorum. Hele hele FETÖ’cü olarak görmüyorum."

– İtirazım

Hepiniz 17-25 Aralık öncesi Fethullah Gülenciydiniz.

Devlette paralel yapı oluşması için Gülen cemaati ile elele olmanız sizleri suçlu yapmaz mı?

– İtirafı:

"Ben "Türkiye bağırsaklarını temizliyor" sözünü 2009’da söyledim. Cuntacılık Türkiye’de bir gelenektir. AK Parti iktidara geldi, cunta heveslileri bizi vesayet altına almak istediler. Biz onlara karşı direndik ve başardık.

– İtirazım

Başarınız; Türk askerine, Amerika ile FETÖ’cülerle kumpas kurmanız mı?

Değerli okurlarım,

AKP’liler; Suçlular mı, suçsuzlar mı?

Karar sizin…

Kaynak Yeniçağ: Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler… – Orhan UĞUROĞLU

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// AYHAN GONCA : ESRARLI TÜTSÜ


AYHAN GONCA : ESRARLI TÜTSÜ

Seküler bir dönemde yaşıyoruz. Herşey dünyavî olarak algılanıyor ve yapılıyor. Dahası insanlar "Normal İnsan" maskesi altında ruhsuz ve ahlaki olarak batmış vaziyette.

Dünyanın en iyi uyuşturucu kaçakçıları ve satıcıları "Uyuşturucu ile Mücadele" dernekleridir. Bu minvalden olayı ele alsak aslında herşey daha berrak şekilde görülecek gözümüze.

Şimdi düşünün, "hayırsever" dediklerimiz hırsız, namuslu dediklerimiz fuhuş yapar halde, "ahlaklı" dediklerimiz keş, "vatansever" dediklerimizde yok yok….

Sorun kendinize "Ahlaklı insan nasıl olmalı?"

Politika maskesi altında herşeyin mübah olduğunu sananların halini sorun… Milletvekili olabilmek için namusunu peşkeş çeken karaktersizleri sorun… "Din öğretmeniyim" sözüyle prim yapıp devletin ve milletin müesseselerinde fuhuş yapan başkanları sorun…

Ruhsuzlaşıyoruz…

Eğitimin insanları sadece dünyaya hazırladığı bir ülkede siz insanlardan nasıl namuslu birer vatandaş olmasını bekleyebilirsiniz ki? Bu ahmaklık olur. Zira devletin ölçüsü polisin vatandaşı yakalamasıdır. Yakalanmayan hırsız hırsız değildir göre. Şu meşhur cümle bunu kanıtlar nitelikte "Suçluluğu ispatlalana kadar herkes masumdur." Gelin de buradaki saçmalığı görün. Halbuki devlet dinine sadık şahsiyetler yetiştirse ne şart altında olursa olsun suç işlemekten çekinen, devletine sadık bir millet elde eder.

İnsanlar maneviyattan sekülerizme kaydıkça hayatlarında olan boşluğu dolduracak yeni yöntemler aramaya koyuluyor. O manevi hazzı alacakları yeni yöntemlerle kendilerini boşluktan kurtarma istekleri herşeyin önüne geçiyor.

"Buldukları yöntem ne?" diye soracak olursanız, UYUŞTURUCU.

Modernist İslâm’ın dine bakış açısı dünyevi olmaktan öteye geçemediği için savunan propagandistler insanları etkilemekte fevkalede zorlanıyordu. Tarihe baktıklarında haşhaşileri gördüler ve esrarın manipülasyondaki etkisini.

"Nereden nereye atladın" diyebilirsiniz sabırlı olun.

Hatırlarsınız 15 Temmuz öncesini. Fetullah Gülen itinin münafık olduğunu söyleyenlerin nasıl afaroz edildiğini. Halbuki bunu anlamak için deha olmak gerekmiyordu. Sadece dışarıdan Fetö yapılanmasına bakmak gerekiyordu. Beyin uyuşmadan, ahmaklaşmadan, aptallaşmadan…

Hadi olayı bağlayalım…

1999 yılıında Ankada’da istihbarata bir ihbar geliyor… "14, 15 yaşlarında astsubay okulu öğrencileri Fetullah Gülen’in öğrenci evlerine gidiyorlar" diye.

Dönemin istihbarat grup komutanı meseleyi araştırmaya başlıyor.

Bildiği birkaç öğrenciye meseleyi soruyor. Çocuklar, "Biz sinemaya, maça gitmek istiyoruz ama arkadaşlarımız ısrar edince oraya gitmek zorunda kalıyoruz. Çıkınca ise bir huşu ve mutlulukla oradan çıkıyoruz." diyorlar.

Meseleyi daha da merak eden istihbarat grup komutanı, "Beni de götürün" diyor.

Gidiyor tabi…

Kapıda Türk bayrağı, içeride Mustafa Kemal portresi, altında Nutuk. Farklı bir atmosfer. Sigara içenler bilir, dumanı bastırmak için tütsü yakılır. Görünce yadırgamayan sonradan merak edip tütsüyü kriminale gönderen istihbarat grup komutanı tütsünün içinde esrar tohumu olduğunu öğreniyor. Yani asıl İslâm’da var olan o huşuyu simüle etmek için Modernist Fetö ahmaklıklarını esrarla insanların beynine zerk ediyordu. Böylece gerçeği esrarın etkisiyle göremeyecek kadar aptallaştılar.

Hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikamet ettiği evi basmaya gelen SAT komandolarını. Normalde insan "SAT komandosu" deyince "Bunlar gittiği yerden kimseyi sağ çıkarmazlar" diye düşünür ama fetöcü SAT komandoları kaçarken ormanda birer birer keklik gibi avlandı. Ormanda yakalanmama ve her şartta hayatta kalma eğitimi alan komandolar bunlar. Nasıl ahmaklaştırıldıklarını görün. Yahut ne kadar ahmak olduklarını.

Fetönün beslendiği kaynak Mason Abduh. Hani, "Benim üstadım" diyordu Said-i Nursi. Hani ittihatçı birçok şahsın idölü mason Abduh. Ezher Üniversitesi’ni "Modern İslâm" safsatasıyla donatan Abduh. "Neden bunu anlatıyorsun" diye soracak olursanız sebebi şu: Ezher’den beslenen, haliyle Abduh’dan beslenen farklı kaynaklarda var. El-Ezher mezunu Samsunlu sabık bir belediye başkanı. 37.5 milyonluk şantaj yapılan başkan. Artık bir belediye başkanında 37.5 milyonluk potansiyel nasıl varsa? Bir millet vekili adayı olan evli bir kadınla münasebetini hatırlayın. Dedik ya "sekülerleşiyoruz" diye. Milletvekili adayı olabilmek için belediye başkanının yatağından medet umacak kadar İslâm’dan koptuk.

Herşeyin sahibinin Allah-ü Azimüşşan olduğunu unuttuk, herşeyi insanlardan bekleyecek kadar ahmaklaştık.

Uyuşmayın. Ve tütsü olan yerlerden uzak durun…

Unutmayın, huzur İslam’da ve esrarlı tütsü kullanmayan, insanın manevi derinliklerine inmeyi bilen ehl-i sünnet İslam alimlerinde…

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// YASEMİN GÜNERİ : Bylock çıkmayan tek kurum KOM


YASEMİN GÜNERİ : Bylock çıkmayan tek kurum KOM

12.06.2020

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden neredeyse 4 yıl geçecek. Şu ana kadar yakalanan, tutuklanan, meslekten ihraç edilen yaklaşık 200 bin kişi oldu. Örgüt üyeliğinden yakalanıp mahkum olanlar tahliye bile oldu.

Ancak, hâlâ çok kritik görevlerde yer alan FETÖ üyeleri hakkında işlemler yapılıyor. Aradan 4 yıl geçtiği halde FETÖ üyelerinin kritik görevlere atanması ve terfi ettirilmesi neden engellenemiyor?

FETÖ’cü çıkmayan tek bir kamu kurumu var mı?

Fetullah Gülen’in Türkiye’yi terk etmesine neden olan ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 1999 yılında hazırlanan raporda imzası bulunanlardan biri olan Mahmut Çorumlu’nun Daire Başkanı olarak görev yaptığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’nden 15 Temmuz sonrası meslekten ihraç edilen tek bir isim bile olmamış.

FETÖ’cü olduğu iddiasıyla hakkında inceleme başlatılan, FETÖ’cülerin haberleşme programı olan Bylock kullanan veya diğer FETÖ kriterlerini taşıyan hiç kimse bu kurumdan içeri adım atamamış.

Böyle olunca da, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Bylock tespit edilmeyen tek kamu kurumu oldu.

17 Aralık sonrası kurum yüzde 90 oranında revize edildi. Sonrasında da FETÖ’cülerin girmemesi için, FETÖ’cüleri en iyi tanıyan onların gazabına uğrayan bir isim kurumun başına getirildi.

17/25 Aralık FETÖ operasyonlarının ardından Emniyet’in en önemli birimlerinin başında gelen KOM’a Daire Başkanı olarak atanan Çorumlu, sosyal medya hesabından FETÖ üyelerine ilişkin önemli bir tespitte bulunuyor: “Emniyet teşkilatında 1975 yılında örgütlenmeye başladılar. 80’li yıllarda sonuç almaya başladılar. 90’lı yıllarda personel, özel kalem, bilgi işlem birimlerini kontrol altına almışlardı. Fetullahçıların emniyette ilk fark edilişi 1991 yılındaki Polis Akademisi mezuniyet töreninde kura çekiminde çift torba vardı. Ünal Erkan o zaman Emniyet Genel Müdürüydü. İhbar yapılmış geldi bastı suçüstü iki kura torbası olduğunu yakaladı. Ancak bu olayda ismi konulmadı, dosya yok edildi, kısa sürede kapatıldı. 1999 yılında Ankara İstihbarat Şubesinde çalışırken devlet için ne kadar büyük bir tehdit ve tehlike olduğunu yapmış olduğumuz çalışmalarda resmi olarak raporlaştırdık. 99 yılının Mart ayında Fethullah Gülen yurt dışına kaçtı. Haziran ayında Gülen’in o malum kaseti çıktı. Biz de telekulak iftirasıyla tasfiye edildik. Sonradan Gülen hakkında DGM’de iddianame açıldı, bizim ise zorlu hayatımız başladı. Sürgünler, cezalar, mahkemeler dönemimiz başladı ve 17 yıl sürdü. 99 raporu örgüt açısından çok önemliydi. Çünkü ilk kez resmi olarak maskeleri düşmüştü. ’Din motifli siyasi bir terör örgütü’ oldukları tespit edilmişti. Bu raporun hem devletçi bir dille hem de dini literatüre hakim bir şekilde yazılması yani ’din-ü -devlet’ anlayışıyla ele alınması, maskelerinin düşmesi ilk ve ağır bir darbeydi. Raporun hem dini kaygıyla hem de devlet kaygısıyla ve istihbaratçı anlayışıyla yazılması ve de ilk kez tanımlama yapılması çok önemli idi. Herkesin durduğu yerden değerlendirdiği bu yapıyı biz görmüştük ve tehlikenin de farkındaydık. FETÖ İslam tarihi ve Türk tarihinde hatta tarihte örneği olmayan ve benzeri görülmemiştir. Hiçbir tipolojiye uymaz. Kısmen Haşhaşilere, kısmen opüsdei, kısmen sol örgütlere, kısmen Cizvitlere, kısmen daha bir sürü örgütlere benzer. FETÖ dini olarak bir tarikat olmayıp ancak tasavvufun ritüellerini sıkça kullanır, alışılmış dini cemaatlere benzemez, masonlara en çok Hasan Sabbah grubuna Haşhaşileri andırır. Dünyanın en büyük mafyasıdır. En büyük casus örgütüdür. En büyük kara para aklama şirketidir. En büyük kapalı örgüttür. En tehlikeli mistik örgüttür. O yüzden zor anlaşılmıştır. 99’da bizi tasfiye eden FETÖ akabinde Emniyet içindeki milli unsurları istihbarat ve KOM birimlerinden hızla tasfiye etti. 2006’ya gelindiğinde Emniyet içindeki tasfiyenin bittiğini zannettiler. TSK içindeki milli unsurları ise Ergenekon iftirasıyla tasfiye etmeye çalıştılar. Yargı içindeki milli unsurları ise 2010 Anayasa Değişikliği ile tasfiye etmeye çalıştılar. 2009’da ise diğer cemaatlerin, tarikatların, mezheplerin içine sızmaya başladılar.”

FETÖ’cülerin bir kuruma girmesini engellemek ve FETÖ’cüleri tespit edebilmek için onları en iyi tanıyan kişiyi görevlendirmek gerekiyor. Son dönemlerde kritik görevlerde oldukları yeni tespit edilen FETÖ’cülerle mücadele için Çorumlu gibi isimlere sahip çıkmak ve görev vermek gerekiyor.

FETÖ’DE LİDERLİK KAVGASI…

Fethullah Gülen’in liderliğinde kurulan terör örgütünde çatırdamalar başladı.

Almanya’da yaşayan örgütün üst düzey yöneticilerinden ve Türkiye eski imamı Mustafa Özcan’ın örgüt liderliğini ilan ettiği ve himmet paralarına el koyduğu iddia ediliyor.

Mustafa Özcan ile Gülen arasındaki kavganın başlama nedeni “Rant”…

15 Temmuz darbe girişimini Türkiye’de yöneten isimlerden biri olan Adil Öksüz’ü koruyup kollayan isim olarak tanınan Özcan’ın Almanya ve İngiltere’de üst düzey istihbarat örgütleriyle iletişim kurduğu ve desteklendiği de gelen bilgiler arasında yer aldı.

Uzun yıllar Türkiye imamlığı yapan Özcan’ın taraftarlarının çok fazla olduğu ve yakın zamanda taraftarlarıyla, Fetullah Gülen’e dair gizli bilgileri vermesi gündeme gelebilecek.

Türkiye’de darbe girişiminde bulunacak kadar örgütlenen ve milyonlarca insanın hayatını karartan FETÖ içerisinde lider kavgasının yaşanması oldukça iyi bir gelişme. Kimsenin bilmediği sırlar, FETÖ’cülerin rant kavgası sayesinde yakında ortalığa saçılır.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’nün bilinmeyen sızma programları. ByLock’un atası deşifre oldu


FETÖ’nün bilinmeyen sızma programları… ByLock’un atası deşifre oldu

FETÖ’ye dokuz program yazan eski Emniyet İstihbarat Dairesi personeli bilgisayar mühendisi Fatih G’nin itirafçı olduğu öğrenildi. Örgütün ByLock’tan önce ‘Hortum’ ve ‘Mimar’ adındaki sızma programlarını kullandığı tespit edildi.

Yıllarca FETÖ yapılanması içinde yer alan eski Emniyet İstihbarat Dairesi personeli bilgisayar mühendisi Fatih G’nin itirafçı olduğu öğrenildi.

Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, örgüte ilişkin ayrıntılı bilgiler veren Fatih G.’ye etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 1 yıl 11 ay 22 gün hapis cezası vererek, hükmünün açıklamasını geri bıraktı.

FETÖ için çalıştığı dönemde dokuz program yaptığını anlatan Fatih G., programlar hakkında mahkemeye önemli bilgiler verdi.

BİLGİSAYARLARA SIZAN PROGRAM: HORTUM

Sözcü’den Can Özçelik’in haberine göre, Fatih G., 2009 yılında Emniyet İstihbarat Dairesi’nde çalışmaya başladıktan sonra kendisinden bir yazılım yapılmasını istediğini belirterek yaptığı programları ve işlevlerini şöyle sıraladı:

*Hedef bilgisayara yüklendiği zaman hedef bilgisayarındaki mikrofon verisini, klavye hareketlerini, internet tarayıcısı geçmişini, bilgisayardaki dosyaları verilerini, ekran görüntülerini alıp daha önceden belirlenen e-posta hesaplarına e-mail olarak gönderebilen bir yazılım geliştirmemi istediler. Bu programı bir yıl içerisinde yazdım. Bu programın ismini ‘Hortum’ koydular.

TİB’den gelen hedeflerin internet trafiklerinde olan Windows Messenger trafiğini oynatan bir video oynatıcı yazmamı istediler. Ben bu yazılımı altı ay gibi bir sürede yazdım. Bu programla, MSN programında görüşen kişilerin kamera görüntüleri, sesler geliyordu.

DHKP-C PROGRAMINDAN GELİŞTİRMİŞ: MİMAR

* Benden hedef şahısların internette gezinirken web sayfalarında tam olarak ne gördüklerini görüntüleyen bir program yazmamı istediler. Ben bu programı yıl gibi bir süre içerisinde yazdım. TİB’den gelen verileri bu programa attığım zaman hedeflerin o anda ekranda ne gördüklerini görebiliyorduk. Bu programın ismini ‘Mimar’ olarak koydular.

* İstediğimiz kişi adına e-mail atabileceğimiz bir program yazmamı istediler. Ben bu programı altı ay gibi bir sürede yazdım. Bu programla istediğimiz kişiye istediğimiz mail adresiyle mail atabiliyorduk.

* DHKP-C’de geliştirilmiş olan bir şifreleme programını tersine mühendislik yöntemleriyle analiz ettim ve bu program tarafından oluşturulmuş şifreleri çözen bir program geliştirdim.

BYLOCK’TAN ÖNCE BÖYLE HABERLEŞİYORLARDI

Fatih G., geliştirdiği bir programın polislerin haberleşmesi için kullanıldığını söyledi. Bu programın aynı Bylock gibi bir sunucuya kurulduğunu, amacının da örgüt üyesi polislerin güvenli bir şekilde şifreli haberleşebilmesinin sağlanması olarak anlatıldığını dile getirdi.

PROGRAM EMRİ EROL DEMİRHAN’DAN

Fatih G. programı yazmasını dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan tarafından emredildiğini iddia etti. Demirhan’ın daha sonra bu yazılımı emniyet dışındaki bir sunucuya kurması için kendisine talimat verdiğini belirten Fatih G., şunları söyledi:

* Bu sunucu 7 Nisan 2012 ile 18 Mart 2014 arasında hizmet vermeye devam etti. Mart 2014’te bu kiralık sunucuyu kapatmam istenildi. İstihbarat Daire Başkanlığı’ndaki sunucu ben tayin olduğumda dahi çalışmaya devam ediyordu.

ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ KULLANIYOR

* İnternetteki açık kaynaklarda ve gazetelerdeki haberlerden Bylock’un Mart 2014 yılında tescil edildiğini ve hizmete başladığı bilgisini edindim. Kiralık sunucuya kurduğum yazılımın son görülme tarihi Mart 2014.

* Bu sunucunun son görülme tarihinin ve Bylock’un ilk görülme tarihinin aynı olmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Bundan dolayı Bylock öncesinde örgütün bahsettiğim bu programla haberleşmiş olabileceğini düşünüyorum.

İtirafçı Fatih G.’nin Avukatı Sidar Yurtçiçek, “Müvekkilim, benim genellikle itirafçıların avukatlığını yaptığımı öğrenince bana başvurdu” diyerek, şunları söyledi:

* Müvekkilimin geliştirdiği programlardan en önemlisi ismi olmayan ama kullanım amacı gizli haberleşme olan aslında Bylock’un atası olan program. Bu gizli haberleşme programı aslında o zaman Emniyet İstihbarat Daire çalışanlarının kendi aralarında gizli haberleşebilmesi için yapılıyor.

* Lakin daha sonra örgüt tarafından o kadar beğeniliyor ki tüm kripto örgüt elemanlarının kullanabilmesi için sivil sunucularda da kuruluyor. Kanaatimiz 17/25 Aralık ve tüm FETÖ operasyonları yapılırken haberleşme aracı olarak bu gizli programı kullandılar.

* Zaten bu programın kullanılmasına son verildiği gün Bylock programı kullanılmaya başlıyor. Yani Bylock’un açılmasıyla müvekkilin geliştirdiği programın kapanma günü aynı gün. Bylock terör örgütünde tabana yayılmış bir program oysa bu program sadece kripto ve yönetici seviyesinde örgüt mensuplarının kullandığı bir program

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Adil Öksüz’ün firarının sırrı !!! Karakolda böyle ifşa olmuş…


Adil Öksüz’ün firarının sırrı !!! Karakolda böyle ifşa olmuş…

15 Temmuz hain darbe girişiminin bir numaralı imamı Adil Öksüz’ün nasıl serbest bırakıldığına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Sabah Gazetesi’nden Nazif Karaman‘ın haberine göre; Öksüz’ü karakolda ön mülakat yapan İstihbaratçı polis Serter Koçak tespit etti ve bağırarak "Bu gördüğünüz kişi sizin üstlerinize emir ve akıl veren imamdır, Hava Kuvvetleri İmamıdır. Gelsin kurtarsın kurtarabiliyorsa sizin Fetullahınız" diye ifşa etti.

SABAH’ın ele geçirdiği belgelere göre Öksüz’ü karakolda ön mülakat yapan İstihbaratçı polis Serter Koçak tespit etti ve bağırarak "Bu gördüğünüz kişi sizin üstlerinize emir ve akıl veren imamdır, Hava Kuvvetleri İmamıdır. Gelsin kurtarsın kurtarabiliyorsa sizin Fetullahınız" diye ifşa etti.
Fakat bu ifşaya rağmen Adil Öksüz, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen araca bindirilmedi. Öksüz hakkındaki örgütsel bilgi, sevk edildiği Sincan Adliyesi’ne ulaştırılmadı.

Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğü polislerinden Serter Koçak’ın Öksüz’ün kim olduğuna ilişkin bilgiyi İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan emniyet amiri Bilge Kağan Aksoy’u aramak suretiyle öğrendiği tespit edildi.
Adil Öksüz’ün FETÖ‘nün mahrem imamı olduğunun jandarma karakolunda görevli herkes tarafından bilindiği ifadelere de yansıdı. Çok sayıda jandarma görevlisi, ifadelerinde Serter Koçak’ın Öksüz’ü ‘FETÖ imamı’ diye afişe ettiğini beyan etti.

‘SEN İNMEYECEKSİN KAL’
Davanın tanıklarından jandarma er İzzettin Yüksel, Adil Öksüz’ün bindirildiği polis aracından bordo renkli tişörtlü sivil polisin isteğiyle indirildiği bilgisini verdi. İzzettin Yüksel, "Bordo tişörtlü sivil polis, resmi polise Adil Öksüz’ün aracın bindirilmesiyle ilgili olarak neden kafanıza göre iş yapıyorsunuz diye söyledi ve daha sonra Adil Öksüz’ bu araçtan indirdi" dedi.

Yine davanın tanıklarından jandarma onbaşı Abdullah Kaya da sivil polislerden tanımadığı birinin Adil Öksüz’e, "Sen binmeyeceksin, kal" diyerek onu indirdiğini söyledi. Tanıkların bu ifadeleri, kamera kayıtlarıyla birleştirilince Adil Öksüz’ü araçtan indiren kişinin Ankara İstihbaratçı Şube Müdürlüğü’nde görevli bir polis memuru olduğu anlaşıldı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Fetullah’ın gen haritası çıkartıldı !!!.. Fetullah Gülen’in soyu İran Ermenilerine çıktı !!!


Fetullah’ın gen haritası çıkartıldı !!!.. Fetullah Gülen’in soyu İran Ermenilerine çıktı

İşte FETÖ’nün gen haritası

Gerçek Hayat dergisi, dünyanın en alçak terör örgütü FETÖ’nün yüz yıllık hikayesini özel sayı olarak yayınladı. Özel sayıda, FETÖ ve Pensilvanya’daki elebaşı Fetullah Gülen’e dair birbirinden çarpıcı bilgi ve belgeler yer alıyor.

Gerçek Hayat Dergisi, özel bir sayı ile ihanet şebekesi FETÖ’nün gen haritasını ortaya çıkardı. Terörist başı Fetullah Gülen’in gizli teşkilatlarla ilişkileri, masonlarla bağlantıları, bugüne kadar yayınlanmayan bilgi, belge ve detaylarla ortaya konuldu.

İNÖNÜ VE GÜLEK İLE BAĞLANTILARI

Örgütün kuruluş amacının yanısıra örgütlenme modeli de en ince detayına kadar aktarıldı. Devletin kılcal damarlarına kadar sızan örgütün yolunu açan yerli ve yabancı işbirlikçiler ifşa edildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ve CHP’nin kudretli mason Genel Sekreteri Kasım Gülek’in terörist Gülen’e destekleri, 27 Mayıs Milli Birlik Komitesi Genel Sekreteri Albay M. Şükran Özkaya ve gazeteci İnal İnanç’ın arşivinden çıkan özel belgelerle ifşa edildi.

KARANLIK İLİŞKİLER AĞI

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Musevi işadamı İshak Alaton, CHP eski Milletvekili Aydın Bolak, Vehbi Koç, Özel Harpçi Resat Taylan, CIA Ortadoğu Şefi Graham Fuller, Amerikan Yahudi Örgütü Başkanı Abraham Foxman ve CIA ajanı Henri Barkey gibi isimlerin FETÖ’nün kurulması, gelişmesi ve yayılması için yaptığı yardımlar kapsamlı bir şekilde gözler önüne serildi.

SOY AĞACI İRAN’A UZANIYOR

Sayıdaki en dikkat dosyalardan birisi de terörist Fetullah Gülen’in şaibeli soy ağacı ve öz geçmişi oldu. Dosyada Gülen’in soy ağacının İran Ermenilerine dayandığı ifade edildi: “Baş terörist Gülen’in babası Ramiz, fiili olarak Van-Erciş-Hevirzok doğumludur. Ancak nüfusa Hasankale olarak yazılmıştır. İran’daki 1852 Babi (Bahai) ayaklanmasına katılanlardan olan baba dedeleri Anadolu’ya kaçmış Ermenidir. Terörist başı Gülen’in annesinin nüfustaki kızlık ismi Rebia idi. Evlendiğinde nüfusta ismi Rabia’ya dönüşmüştür. Mezar taşında Refia yazsa da aile içindeki ismi Rabin’dir. Gülen de 1986 yılında pasaport alırken annesinin bu 3 adından biri olan Rabin’i yazmıştır.”

DEVLETE BÖYLE SIZDI

Gülen’in devlete bizzat sızış öyküsü sayfalarda yerini aldı. Yaşı tutmamasına rağmen imam yapılması, hiç okula gitmediği halde ilkokul diploması verilmesi, devlet memuru olabilmesi için yaşının büyütülmesi ve CHP ile ilk teması satır satır ortaya döküldü. Gülen’in en büyük hamilerinden birisi olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür’ün de portresine yer verildi.

TUNAGÜR’Ü FETÖ MÜ ÖLDÜRDÜ?

Masonik Manevi Cihazlanmacılarla yakın teması olan Tunagür’ün de bizzat hamilik yaptığı Gülen tarafından öldürülmüş olabileceği anlatılarla özel sayıya taşındı: Oğlu Mehmet Tunagür’ün anlattığına göre, hastanede tedavi gören Tunagür, taburcu olacağı için eşyaları hazırlanır. Hastaneden çıkmalarına artık dakikalar vardır. Son bir kere daha muayene etmek için doktorlar yanına girer. Tunagür onlar gidince tekrar yatağa düşer ve bir iki saat sonra ölür. Bu hastane son anda Hakan Fidan yetişmeseydi Recep Tayyip Erdoğan’ın da ameliyat masasında kalacağı rivayet edilen Sema Hastanesi’dir….

DİYALOG FİTNESİ NASIL DOĞDU?

FETÖ’nün en büyük fitnelerinden birisi olan ‘dinler arası diyalog’ projesinin köklerine de özel sayıda inildi. ‘İbrahim’i dinler projesi’ başlıyor’ başlıklı dosyada özetle şu bilgilere yer verildi: Masonlar 1955’te İstanbul’u üç dinin başkenti yapmak da dahil ‘dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü’ projesi başlatır. 1960 darbesi ili proje sekteye uğrar. 1963 yılında bu kez de görev mason Gülen’e tevdi edilir…

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Kozmik oda kumpasçısı darbeyi 6 ay önce yazmış !!!


Kozmik oda kumpasçısı darbeyi 6 ay önce yazmış !!!

Kozmik oda savcılarıyla irtibatlı olduğu tespit edilen ‘mahrem imam’ Özgüzel’in 53 binden fazla ByLock’a girdiği tespit edildi. Özgüzel’in 15 Temmuz’dan 6 ay önce ‘darbe olacak’ diye yazdığı da ortaya çıktı.

VERYANSIN TV

FETÖ’nün kumpas dönemindeki en kritik ataklarından biri “Kozmik Oda” ihanetiydi. 19 Aralık 2009 günü eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında suikast iddialarının medyaya servis edilmesiyle başladı.

FETÖ, suikast iddiasıyla Ankara’daki Özel Harp Dairesi’ne bağlı “Kozmik Oda”ya girdi ve 20 gün boyunca arama yaptı. Devletin savaş planlarına ilişkin devlet sırrı niteliğindeki veriler FETÖ’nün eline geçti. Ülkenin milli menfaatleri ve güvenliği tehlike altına girdi. Kumpas döneminin bitmesiyle “Kozmik Oda” olayı yargıya taşındı.

Ancak bugünlere gelindiğinde ‘Kozmik Oda’ soruşturmasında, TSK personeline FETÖ üyelerince kumpas kurulduğu gerekçesiyle 101 kişinin yargılandığı davada tutuklu sanık sayısı 3’e inmişti.

Devam eden davayla ilgili yeni bilgiler ortaya çıktı.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kumpası olduğu belirlenen kozmik oda soruşturmasının savcısı Mustafa Bilgili ve İzmir askeri casusluk davasının savcısı Zafer Kılınç ile irtibatlı olduğu belirtilen “mahrem imam” Levent Özgüzel’in, 53 binden fazla kez ByLock sunucularına bağlandığı ortaya çıktı.

Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi, “FETÖ üyeliği” suçundan 11 yıl 6 ay 22 gün hapse çarptırılan Levent Özgüzel’e verilen cezanın gerekçesini açıkladı.

Sanık Özgüzel’in geçmişte örgüt içinde “askeri öğrencilerden sorumlu doktorluk”, “ser-gözcülük”, “eğitim alanında ortaokul, üniversite eyalet imamlığı” yaptığı, son olarak da yargı yapılanması içinde “üst düzey görev aldığı” anlatıldı.

FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullandığı belirtilen Özgüzel’in, program üzerinden FETÖ’cü hakim/savcılarla ve örgüt içindeki diğer mahrem imamlarla irtibatlı olduğu bildirildi.

Gerekçeli kararda şu tespitler yer aldı:

“(Özgüzel’in) Örgüt mensubu hakim/savcıların saklanması için yer ayarladığı, gaybubet olarak adlandırılan evlerden sorumlu olduğu, örgüt mensuplarının yurt dışına kaçış eylemlerini organize ettiği, gizli soruşturma bilgilerini sızdırdığı ve bu sızdırılmaya aracılık ettiği anlaşılmıştır.”

BYLOCK’A 53 BİNDEN FAZLA BAĞLANTI

ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen sanık Özgüzel’in, programa 53 binden fazla kez bağlandığı gerekçeli kararda yer aldı.

Buna göre, Özgüzel, sonu “02” ile biten GSM hattından 11 Ağustos 2014’ten itibaren ByLock sunucularıyla toplam 53 bin 792 kez bağlantı kurdu.

ByLock kullanımına ilişkin hazırlanan raporda Özgüzel’in, FETÖ’nün darbe girişimini 6 ay öncesinden bildiği, 28 Ocak 2016’da ByLock üzerinden, “Abi demiş ki ‘Ben askerler ile konuştum, biz darbe yapacağız, ortamın biraz daha hazır olması gerek. Bana söz verdiler’ demiş” ifadelerinin yer aldığı darbeye ilişkin mesaj gönderdiği tespit edildi.

KUMPAS HAKİMLERİ VE SAVCILARINI SAKLAMIŞ

Mahkemenin gerekçeli kararında, örgütün yargı yapılanmasında yer aldığı belirtilen “mahrem imam” Özgüzel’in, FETÖ’nün kumpas soruşturmaları ve davalarında görev alan örgüt üyesi hakim savcılarla irtibatlı olduğu ifade edildi.

Özgüzel’in irtibatlı olduğu belirtilen isimler arasında MİT tırları soruşturmasında görevli eski Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı Yaşar Kavalcıoğlu, kozmik oda savcısı Mustafa Bilgili ile hakimleri Halil İbrahim Kütük, Nihal Uslu, İzmir askeri casusluk davasının savcısı Zafer Kılınç ve Danıştay tetkik hakimi Remzi Şahin’in bulunduğu kaydedildi.

Özgüzel’in söz konusu isimlerin “gaybubet evi” adı verilen evlerde saklanması, yurt dışına kaçış süreçlerinin organizesi ve takibini yaptığı bildirildi.

ALT SINIRDAN UZAKLAŞILARAK CEZA VERİLDİ

Özgüzel’in savunmasında adı geçen hakim ve savcıları tanımadığını, ByLock’u kullanmadığını iddia ettiği ancak toplanan deliller kapsamında sanığın “FETÖ üyeliği” suçunu işlediğinin sabit olduğu belirtildi.

Bu doğrultuda, atılı suçun ceza alt sınırından uzaklaşılarak sanık Özgüzel’e 11 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildiği kaydedildi.