FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..


Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..

FETÖ’cü hainlerin kendilerini kurtarma adına yaptıkları "itiraf"lar yüzünden binlerce masum, KHK ile işlerinden atıldılar. Son dönem "kontörlü arama" yüzünden aynı işlem yapılıyor. 8-10 yıl önce hiç tanımadığı, hiç bir zaman gitmedikleri illerden aranmışlar. Bir saniye bile görüşme yok. Ama sorgusuz-sualsiz atılanlar var. Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı "Yeni bylock kullananları tesbit ettiklerini bunlardan 1680 kişinin kamu kuruluşlarında halen çalıştığını" açıkladı. Bylock ölçü ise 11 bin 700 kişi de "mor beyin" denilen sahte bylock çıkmış ve cezaevlerinden tahliye edilmiş, çoğu da beraat etmişti. Mor beyin gadrine uğrayan çok sayıda tanıdığım var. Emekli Albay Semih Ayan, haksızca 11.5 ay hapis yatmıştı. Eşi de KHK ile işinden atıldı. Suçsuzluğu kanıtlanınca geri döndüler. Geç gelen adalet, adalet olmasa da kendi yeğenlerimin başına da gelmişti. İki yıllık aradan sonra güç-bela döndüler. İşine dönemeyen yaklaşık 200 bin kişi daha var. Her gün yenileri ile tanışıyorum. Taksi şoförlüğü yapan Afrin Gazi’lerinden tutun, temizlikte çalışan ve hatta kağıt toplayan masum genç subaylar var. Garsonluk yapanlarla da karşılaştım. Aile desteği ile işsiz-güçsüz evde oturup adaletin tecelli edeceği günü bekleyenler de çok.

Evrensel hukuk da "suçun şahsiliği ilkesi" vardır. Dünyanın hiç bir yanında suç işleyenlerin aile bireyleri işten atılmaz. PKK’lı teröristlerin bile ailelerine uygulanmadı. Biz Balyoz kumpası esnasında "düşman savaş hukuku"na rastlamıştık. FETÖ’nün söz konusu uygulaması bu gün iktidar tarafından devam ettiriliyor. Babası, eşi 15 Temmuz darbesine şu veya bu şekilde bulaşmış diye, eşini, oğlunu, kızını, kardeşini ve hatta yeğenleri KHK ile atılan yüzbinden fazla insanın birinci, ikinci, üçüncü derece akrabaları ile kapsama alanları 2 milyonu geçmektedir.

Bunlardan birini, en bariz örneğini değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum. Yüzbaşı Vahit Berat Candar…

2004 yılında Maltepe Askeri Lisesinden, 2008’de ise Kara Harb Okulundan mezun. Babası da emekli Albay. Ailede FETÖ’nün zerresi yok. FETÖ’cü olmadığı için okullarda dereceye girememiş. 2014 ve 2015 yıllarında kurmay olmak için girdiği yazılı sınavlarda dereceye girmesine rağmen akademiye alınmamış. Berat Yüzbaşı üstelik "Tümgeneral Hamza Koçyiğit"in damadı… EDOK Kurmay Başkanı iken 15 Temmuz gecesi görevden alınıp, kuvvet emrine verilen Koçyiğit; ünlü EDOK Davasında Metin İyidil ve İhsan Yanıkoğlu ile beraber ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Dosya şu an İstinaf da, Yargıtay’da bozularak beraat edeceklerine inanıyorum. 2008 mezunu genç Berat Teğmen, 2009’da yeni mezun Gülşah Teğmen’e aşık olur. Yaklaşık 7 ay flört döneminden sonra 19 Aralık 2009’da şu an I. Ordu Komutanı olan o dönem ki Tümgeneral Musa Arsever’in taktığı yüzük ile nişanlanırlar. Yani FETÖ’cüler gibi "katalog evliliği" yapmamıştır. 19 aylık nişanlılık döneminden sonra 10 Temmuz 2011 tarihinde evlenmişlerdir. Teğmen Gülşah Koçyiğit artık Candar soyadını almıştır. General kızı ve damadı hiç torpilli görevlerde bulunmadıkları gibi en zor yerlerde çalışmışlar. Subaylık sicil notları hep FETÖ’cü amirler tarafından düşük verilmiştir. FETÖ’cü subayların eşleri çalınan sorular sayesinde 100 tam puan alırken, Gülşah ve Berat 75’in altında kalmıştır. 15 Temmuz gecesinin önemli karargahlarından birisi de "Kara Havacılık Okulu"dur. Berat henüz teğmen iken 160 teğmen ile beraber helikopter pilotluğu önerilmesine rağmen Berat’ın bunu kabul etmeyişi K.K.K. Bilgi Sistemi ağında mevcuttur. Sadece bu bile "FETÖMETRE Kriterleri"ne göre, Berat’ın kesinlikle FETÖ’cü olmayacağının göstergesidir. Berat ve Gülşah çiftinin bir de çocukları var.

Tümgeneral Hamza Koçyiğit, Aralık 2017 de henüz yargılama bitmeden ihraç edildi.

Hemen ardından Ocak 2018’de çıkan KHK ile babasından dolayı Üsteğmen Gülşah da ihraç edilir.

Ve nihayet Temmuz 2018’de Yüzbaşı Berat, eşinden ve kayınpederinden dolayı ihraç edilir.

Adalete bakar mısınız?

Ne yüzbaşı Berat ne de eşi üsteğmen Gülşah, general babaları yüzünden hiç bir zaman "Personel Temin Merkezi", yurt dışı görev, yüksek lisans eğitimi, dil kursları, personel-atama daireleri, istihbarat başkanlıkları gibi kritik olup FETÖ’cülerin çöreklendikleri yerlerde görev yapmadılar. Askeri liseler ve Harb okullarında Takım-Bölük Komutanlıkları yapmamışlardır. OHAL döneminde KHK ile sorgusuz-sualsiz mesleklerinden atılan Berat ve Gülşah çiftinin OHAL Komisyonuna verdikleri dilekçeye henüz cevap verilmedi!

Sözü fazla uzatmadan bu haksızlığı Türk kamuoyuna havale ediyor ve takipçisi olacağıma söz veriyorum… Ve bu arada, Şereflikoçhisar nüfusuna kayıtlı Hamza Koçyiğit’in 1970’li yıllarda Aksaray Ülkü Ocaklarında görevli olduğunun da bugün yüzlerce tanığı var. Hapishanelerde çok sayıda Milliyetçi-Atatürkçü subay, astsubay, uzman çavuş ve er olduğunun da altını çizsem kim ilgilenir ki…

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti


Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti

AKP İktidarı döneminde dünyanın “En başarılı” istihbarat örgütü haline geldiği söylenen, “Suriye’yi sokak sokak biliyor” denilen MİT, ülkenin tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ tehlikesini fark edemedi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden haberdar olamadı.

Olamayınca da Erdoğan, vatandaşlardan yardım istemek zorunda kaldı. 15 Temmuz’dan 25 gün sonra 10 Ağustos’ta önce işadamlarına şu çağrıda bulundu:

“O camiadan dostlarınız arkadaşlarınız olabilir. Ben diyorum ki, bunları ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lâzım. Bu bir vatanseverlik borcudur. Herkes istihbarat bilemeyebilir, emniyet bilemeyebilir ya da yetişemeyebilir, bakın adamlar kaçıyor.”

Ardından 28 Ağustos’ta Gaziantep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda vatandaşlara şöyle seslendi:

“Bu şarlatanların peşinden gidenlerden bildikleriniz varsa, bunları karakollara, savcılıklara bildirin, gerekeni yapalım.”

Son olarak 27 Haziran 2017’de AKP’lilerle bayramlaşma programında, şunları söyledi:

“Hepinize sesleniyorum; Nerede, bildiğiniz, bulduğunuz bir FETÖ terör örgütü mensubu varsa, bunu bizlere muhakkak bildireceksiniz. Eğer bildirmiyorsanız, sorumlusunuz. Siz hangi mahallede kim var, bunları gayet iyi bilirsiniz. Bulacaksınız, biz de araştıracağız, inceleyeceğiz, hukuk içinde gereğini de yapacağız.”

Sonuç; Geçtik siyasi çekişmeleri, karı-koca kavgasında bile, “Kocam FETÖ’cü” ihbarları yapıldı… Alacak-verecek meseleleri veya kişisel husumetler, benzer ihbarların konusu oldu…

Ardından, “Lekelenmeme hakkı” hatırlandı ve isimsiz ihbarların işleme konulmayacağı müjdelendi!..

AKP TEŞKİLÂTININ LİSTESİ

Bu girişten sonra ilginç bir “İhbar” olayını anlatmak istiyoruz.

Erdoğan’ın 10 Ağustos’ta işadamlarına yaptığı çağrıdan sadece 5 gün sonra, 15 Ağustos 2016’da bir büyük ilimizin önemli ilçelerinden birisinin Emniyet Müdürlüğü’nde şu tutanak tutulur:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı …… …., Ak Parti İlçe Yönetimi, Kadın Kolları ve Gençlik kollarının yapmış olduğu çalışmalar sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin aidiyeti, iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti bulunduklarını düşündükleri kişi ve kuruluşlar hakkında hazırladıkları toplam 4 sayfadan oluşan liste ile bu husustan tanzim edilen ihbar tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması hususunu arz ederim.”

Tutanakta, dağıtımın Terörle Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüklerine yapılacağı belirtilir.

Ekine de 1 sayfalık ihbar tutanağı ile 4 sayfalık ihbar listesi konur.

İhbar tutanağı şöyledir:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …, Ak Parti İlçe Yönetimi başta olmak üzere Kadın Kolları, Gençlik Kolları gibi parti organlarına, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden sözlü olarak bildirimler geldiğini ve bunların teyitlerini yapamadıklarını, ancak bu kişi ve kurumların emniyet birimlerince araştırılması gerektiğinden bahisle; ……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …’un sözlü ve şifahi, çok ham ve olgunlaştırılması gereken, duyum şeklindeki bilgileri içeren beyanları, tutanağa geçmek üzere kısa notlar şeklinde alınarak aşağıdaki şekilde temize geçilmiştir.”

Sonrasında bildirilen isimler tek tek sıralanır. Çoğu birer cümlelik bilgilerin yanına parantez içinde “Detay veremiyor” notu da düşülür.

Bu isimlerin peşinden “Ayrıca” denilerek, yine aynı AKP ilçe başkanı, ilçe yönetimi ve parti organlarına atıfla şöyle devam edilir:

“Ulusal güvenliğimizi tehdit eden FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında çeşitli bildirimler geldiğini, ancak sözkonusu bildirimlerin teyitlerini kendilerinin yapamadıklarını; Kendilerine bildirim yapılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında bu kişilerin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olabilme ihtimali ve düşüncesiyle emniyet birimlerince araştırılması için 4 sayfalık bir liste hazırladıklarını, bu 4 sayfalık listede 40 kişiden oluşan 3 sayfalık bilgisayar çıktısı ile 1 sayfalık 13 maddeden oluşan el yazısı ile yazdıkları liste haline getirdiklerini beyan etmiştir.”

Tutanağın sonuna AKP İlçe Başkanı’nın, “Emniyetçe yürütülecek inceleme, araştırma ve soruşturmalarda, yaptıkları bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi talebinde bulunduğu” kaydı da konur.

ÜYEMİZDİ ÜYELİĞİNİ SİLDİRDİ

Eklerdeki listelere gelirsek;

İlki, bir firmanın antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, 13 kişinin adının olduğu ve bazılarının karşısında ihbarı yapanların isimlerinin de yer aldığı bir listedir.

Bilgisayar çıktısı çizelgede ise çoğunluğu kamu kurumlarında çalışan ve sadece nerede çalıştıklarının belirtildiği toplam 40 isim vardır.

1 ila 33 arasındaki isimlerin yazdığı listenin üzerine el yazısıyla, “Kadın Kolları üyelerimiz verdi” notu düşülmüştür.

Aralarında temizlik personeli ve askeri okul öğrencilerinin yanısıra bir “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisinin” adının da bulunduğu bu listede bir kadın için, “…. Mah. Oturuyor. Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” yazmaktadır. Aynı kadın için ilk listede ise “Abla” denilmektedir.

SORUŞTURMA SONUCU

İhbarlar haliyle ciddiye alınır. Cumhuriyet Savcılığı, Emniyet’in tüm ilgili birimlerinden bu isimlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini isterken, “Facebook, Twitter, Whatsapp gibi sosyal medya paylaşımlarına ilişkin araştırma yapılması” talimatını da verir.

Tam 1 yıl sonra Emniyet’ten, Savcılığa gönderilen raporda; Listede geçen bazı isimlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı belirtilir. Diğerleri için ise, “Belirtilen şahsın şu kişi olabileceği değerlendirilmektedir” denilerek, kendileri ve aileleri hakkında çeşitli bilgiler verilir.

Sonuç; AKP’lilerin ihbar ettiği 59 isimden 37’sinin “FETÖ/PDY müzahiri şahıslarla irtibatı” tespit edilememiştir.

Bunlar arasında, “Abla” veya “Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” denilen kadın ile “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisi” de vardır.

İHBARCILARI NEREDEN BİLİYORUZ

Buraya kadar, her şeyin normal olduğunu varsayalım.

İyi de ihbarı, AKP İlçe Başkanı ve parti organlarının yaptığını nereden biliyoruz?

Şuradan;

AKP İlçe Başkanı’nın, “Bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi” talebine rağmen yukarıda aktardığımız tutanak ve yazılar İstanbul’da görülen bir davanın dosyasına geçtiğimiz aylarda aynıyla vaki girmiş durumda.

Her haliyle tam Aziz Nesin’lik bir olay, değil mi?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte Adil Öksüz’ün gizlendiği iddia edilen yer


İşte Adil Öksüz’ün gizlendiği iddia edilen yer

Alman istihbarat ekipleri iddiaya göre Almanya’ya gönderilen 69 kişilik terör listesinin ilk sırasında yer alan Adil Öksüz’ü Berlin Mitte yakınlarında gizlendiği evde buldu ve kontrol altına aldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, FETÖ’nün sözde TSK imamı Adil Öksüz’ün nerede olduğunu bildiklerine dair açıklaması gündeme bomba gibi düştü.

Terörist Öksüz’ün Almanya Berlin Mitte bölgesinde olduğu iddia edildi. FETÖ’nün sözde TSK imamı Adil Öksüz’ün nerede olduğunu bildiklerini vurgulayan Soylu, "Yeri konusu ise bize kalsın" karşılığını vermişti. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olması üzerine Öksüz, Akıncı Üssü’nden kaçarken jandarma tarafından yakalanmış ardından da serbest bırakılmıştı.

Yeni Asır’dan Fatih Şendil’in haberine göre, Türkiye’nin verdiği listenin ilk sırasında bulunan ve 15 Temmuz darbe girişiminin beyni olan Adil Öksüz, Almanya’da iki katlı bir evin giriş katında yaşıyor.

Adil Öksüz, Berlin’in Mitte bölgesinde bulunan bu evin giriş katında BND tarafından kontrol altına alındı.

İADESİ İÇİN GİRİŞİM

Daha önce Almanya’da olduğu yönünde ciddi bulgulara ulaşılan Adil Öksüz’ün Alman istihbarat teşkilatı BND tarafından geçtiğimiz hafta sonu bu evde kontrol altına alındığı öğrenildi. Öksüz’ün BND ajanları tarafından sorgulandığı ve onların kontrolünde olduğu ileri sürüldü. Sorguya Türk istihbaratının da katıldığı iddia edilirken Öksüz’ün iadesinin sağlanması için girişim başlatıldı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Türklerin cep telefonuna müdahale mi edilecek ????


Türklerin cep telefonuna müdahale mi edilecek ????

Büyükelçilik avukatının Ankara’da tutuklanması, bugünkü Alman basının yorum köşelerinde öne çıkan konular arasında yer aldı.

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan bir avukatın Türkiye’de casusluk şüphesiyle FETÖ’den tutuklanması Türk istihbaratının Almanya’daki muhaliflere yönelik bilgi toplama faaliyetleriyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Alman gazetenin yorumundaki “Alman hükümeti son gözdağından sonra sadece avukatının derhal serbest bırakılmasını talep etmekle kalmamalı, Almanya’daki Türklerin cep telefonlarındaki ihbar uygulamasının kapatılmasını da sağlamalıdır” ifadesi dikakt çekti.

Deutsche Welle Türkçe’nin aktardığı habere göre; Koblenz’de yayınlanan Rhein Zeitung’un konuya ilişkin yorumu şöyle:

"Türkiye’nin bu adımı, muhalif vatandaşların Türk makamlarının etkisine karşı kendini güvenceye alma çabasında ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Ancak maalesef hükümet karşıtı Türkler Almanya’da da ihbar edilme tehlikesine karşı güvende değiller. Türk makamları tüm dünyadaki rejim karşıtlarının ihbar edilebileceği özel bir uygulama geliştirdi. Alman hükümeti son gözdağından sonra sadece avukatının derhal serbest bırakılmasını talep etmekle kalmamalı, Almanya’daki Türklerin cep telefonlarındaki ihbar uygulamasının kapatılmasını da sağlamalıdır."

“YOĞUN GİRİŞİMDE BULUNUYORUZ”

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Erdmann ise, elçilik için çalışan avukatın casusluk şüphesiyle tutuklanmasının "anlaşılabilir olmadığını" söyledi. Muhalefet partilerinden vekiller de avukatın tutuklanmasına tepki gösterdi.

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği için çalışan bir avukatın casusluk şüphesiyle Türkiye’de tutuklanmasına ilişkin Büyükelçi Martin Erdmann’dan açıklama geldi. Demirören Haber Ajansı’nın (DHA) haberine göre Erdmann yaptığı yazılı açıklamada, "Bu tutuklama bizim için anlaşılabilir değil. Bu nedenle isnat edilen suçların açıklığa kavuşturulması için yoğun girişimde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Alman medyasına yansıyan haberlerde, tutuklanan avukatın Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş olan Türk vatandaşları hakkında edindiği bilgileri Almanya Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile Göç ve Mülteciler Dairesi’ne (BAMF) aktardığı belirtilmişti.

"Avukatlar ve diplomatik temsilcilikler arasındaki işbirliğinin tüm Avrupa’da, dış temsilciliklerin görevlerini Viyana Anlaşması’nın hükümlerine uyumlu şekilde yerine getirmelerini sağlayan, olağan bir uygulama olduğunu” belirten Erdmann, "Hukuk danışmanımız Büyükelçiliğimize, uluslararası düzeyde olağan ve kanaatimizce yasak olmadığı tartışmasız olan bir destek sağlamıştır. Bu tür bir işbirliğinin engellenmeden mümkün olması gereklidir” dedi.

KİŞİSEL VERİLER KONUSUNDA ENDİŞE

Alman medyasına yansıyan haberlere göre, avukatın tutuklanmasının, Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan mülteci adaylarının hassas bilgilerini tehlikeye atmış olmasından endişe ediliyor. Büyükelçilik için çalışan avukatta Almanya’da iltica başvurusu yapmış çok sayıda Türk vatandaşına ait dosya bulunduğu ve bu dosyaların Türk güvenlik ve istihbarat birimlerinin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Göç ve Mülteciler Dairesi de tepki gösterdi. BAMF Başkanı Hans Eckard Sommer, olayı “bir dış politika skandalı” olarak nitelendirdi.

BAMF’dan yapılan açıklamada iltica başvurularının değerlendirilme sürecinde kimi zaman ek bilgi kaynaklarına ihtiyaç duyulduğu ve bazı durumlarda yurt dışında detaylı bir araştırmanın da gerekebildiği belirtildi. Açıklamada, Dışişleri Bakanlığı üzerinden, işbirliği avukatı olarak nitelendiren hukuk danışmanları yardımı ile iltica başvurusunda bulunan kişilerin kaçma nedenleri ve ülkelerine dönmeleri halinde tehlike ile karşılıp karşılaşmayacaklarının araştırıldığı kaydedildi.

BAMF’ın açıklamasına göre, tutuklanma sonucu, sığınma başvurularının değerlendirme süreci devam etmekte olan çok sayıda kişiye ilişkin verinin Türkiye’nin eline geçmiş olabileceği tahmin ediliyor.

DAĞDELEN: YÜZLERCE KİŞİ ERDOĞAN’IN CASUSLARININ HEDEFİ HALİNE GELDİ

Ankara Büyükelçiliği için çalışan avukatın tutuklanmasına Sol Parti’den de tepki geldi. Sol Parti Grup Başkanvekili Sevim Dağdelen, Dışişleri Bakanlığı’nın hukuk danışmanının Eylül ayında gözaltına alınmasından bu yana kamuoyundan bu bilgiyi saklamasını “sorumsuzluk” olarak değerlendirdi. Dağdelen, DW’ye yaptığı açıklamada, siyasi sığınmacılara ilişkin Türk kurumlarının eline geçen hassas bilgilerin Almanya’ya iltica arayışında olan yüzlerce kişiyi "Türk Milli İstihbarat Teşkilatı ve Erdoğan’ın Almanya’daki yanlılarından oluşan ağın hedefi haline getirdiğini” söyledi.

Yeşiller partisi meclis grubunun dış politika sözcüsü Omid Nouripour da avukatın tutuklanmasını bir "provokasyon” olarak nitelendirdi. Nouripour, Berlin’in Ankara’ya tepkisini sert bir şekilde iletmesi gerektiğini belirterek, "Hükümet artık tepkisini açıkça dile getirmeli ve Erdoğan’ın önüne bir dur tabelası koymalıdır” diye konuştu.

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’ ile ilgili yeni detay : Merkez üssü Kapalıçarşı


FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’ ile ilgili yeni detay : Merkez üssü Kapalıçarşı

FETÖ’nün Türkiye’ye para aktarma sistemi ‘Hawala’nın merkezi Kapalıçarşı’daki ‘mutemet’ kuyumcu ve döviz büroları. Milyonlarca euro buradan 18 ile gönderildi.

Akşam’ın haberine göre FETÖ‘nün yurtdışından Türkiye‘ye para aktarma sitemi ‘Hawala’nın merkezinin Kapalıçarşı olduğu belirlendi. İlk olarak 2017 yılında başlayan ve 2019’un ilk altı ayına kadar aktarılan paranın izini süren polis, milyonlarca liranın ilk olarak Kapalıçarşı’da toplandığını ardından da Ankara, İzmir ve Kayseri başta olmak üzere 18 ile dağıtımın yapıldığını tespit etti. ‘Hawala’ sistemini yöneten ismin ise FETÖ’nün beyin takımında 10. sırada yer alan firari Barbaros Kocakurt olduğu belirlendi.

ADIM ADIM TAKİP
Ankara merkezli 19 il ve Almanya ile Hollanda‘ya yayılan FETÖ’ye yönelik 200 milyon euro’luk para aktarma sistemi ‘Hawala’ operasyonunda yeni detaylar ortaya çıktı. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan 79 kişiden 58’inin gözaltına alındığı operasyonda polis, örgütün yeraltı bankacılığı olarak tabir edilen para aktarma sisteminin izini adım adım sürdü.

10. İSİM YÖNETİYOR
İlk olarak 2017’de başlayan ‘Hawala’ sistemini FETO’nün sözde ‘Baş Yüceler Şurası’ olan beyin takımında 10. sırada yer alan Barbaros Kocakurt’un yönettiği belirlendi. Örgütün bir dönem ‘İstanbul İl İmamlığı’nı da yapan ve 7 Ağustos 2014’te firar eden Kocakurt’un doğrudan FETO’ya bağlı olduğu ve yurt dışındaki tüm para tarafiğini yönettiği öğrenildi. Sistemle Türkiye’ye aktarılan paraların mahrem imamlara dağılımını da yine örgütün beyin takımında 27. sırada yer alan firari İsmet Aksoy’un yaptığı tespit edildi.

KAPALIÇARŞI’DAN DAĞILDI
Hawala sistemiyle yurtdışından Türkiye’ye aktarılan paranın rotasını araştıran polis, 2017 yılından 2019’un ilk altı ayına kadar milyonlarca liranın İstanbul Kapalıçarşı’daki döviz bürolarına aktarıldığını saptadı. Yapılan incelemede paraların Kapalıçarşı’da toplanıp buradan peyderpey Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Kayseri, Gaziantep, Samsun, Siirt, Kocaeli, Kahramanmaraş, Çankırı, Aydın, Kilis, Yalova, Elazığ, Manisa ve Rize‘deki döviz büroları ile kuyumculara yollandığı belirlendi.

SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?
Soruşturmayı yürüten polisin hazırladığı rapora göre ‘hawala’ sistemi şöyle çalışıyor: Farklı bir ülke ya da şehirde bulunan para gönderen kişi para gönderimi yapmak için kendisine en yakın ‘hawala’cıya yüzde 1 komisyon karşılığında göndereceği parayı veriyor. İlk ‘hawala’cı hem gönderene hem de diğer ‘hawala’cıya mail, telgraf ya da postayla şifreyi ulaştırılıyor. Parayı alacak kişi son olarak paranın gönderildiği ‘hawala’cı ile buluşup şifreyi söyleyerek parayı alıyor. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı’nın hazırladığı rapora göre El Kaide ve Kolombiya uyuşturucu kartelleri, Hindistan’daki Hizbul Mücahidin ve Sri Lanka’daki terör örgütü Tamil İlam Kurtuluş Kaplanları da aynı sistemi kullanıyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// NEDİM ŞENER : 6 bin itirafçı olan ‘ankesör’de facia mı ???


NEDİM ŞENER : 6 bin itirafçı olan ‘ankesör’ de facia mı ???

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın “KHK bir faciadır” sözü ve damadı Ekrem Yeter’in ‘FETÖ üyeliği’ nedeniyle yargılandığı davada hakkında verilen beraat kararı büyük tartışma yarattı.

Yeter’in, FETÖ üst düzey yöneticileri ile 766 kez telefonla görüşmesi, Bank Asya’daki 310 TL bulunan hesabına para yatırıp, FETÖ elebaşı Gülen’in talimatı sonrası bakiyeyi 41 bin 230 TL’ye yükseltmesi, FETÖ’nün kuruluşu USAF’da yöneticilik yapmasına rağmen beraat ettirilmesi tartışmayı alevlendirdi. Mahkemenin gerekçeli kararının hazırlanmasından sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın mahkumiyet mütalaasına aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf mahkemesine itirazda bulundu. Şimdi dava yeniden görülecek.

Ancak Yeter’in beraat kararının gerekçesinde birçok hatanın yanında FETÖ yapılanması hakkında yanlış bir ifade yer alıyor: “FETÖ terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması…” Yanlış, çünkü FETÖ kendisine cemaat dediği dönemde bile üyelerine kod adı veren, toplantılarını gizli yapan, TSK, MİT, Emniyet ve bürokrasideki üyelerini “imam” adı verilen gizli elemanlar aracılığıyla yönlendiren bir istihbarat ve operasyon örgütüydü.

Yanlış tanım

Bırakın “ahlak ve eğitim hareketi” olmasını FETÖ, dini anlamda bir tarikat ya da cemaat bile sayılmaz. Çünkü üyelerine açıkta abdest almayı, namaz kılmayı yasaklamış, eşlerinin başlarını açıp, şaşırtma amacıyla kapılarının önüne alkol şişeleri koyma talimatları vermiş, başta ABD olmak üzere yabancı istihbarat örgütlerine Türkiye’nin milli sırlarını satmış bir örgüttür.

Tüm bu bilgileri, TSK’daki üyeleri ve ‘mahrem imamların’ itiraflarından öğreniyoruz. Sayıları hiç de az değil. Ankesörlü hat adı verilen haberleşme yöntemiyle bugüne kadar 14 bin 433 FETÖ elemanı gözaltına alındı. Ekim ayı itibarıyla bunların 6 bin 26’sı FETÖ ile ilgili itiraflarda bulundu. Yani gözaltına alınanların yüzde 42’si itirafçı oldu.

Ama ne hikmetse FETÖ’cülerin, örgütün en önemli haberleşme sistemi diye itiraf ettiği ‘ankesörlü hat’ konusunda yüksek yargı bir türlü karar veremiyor.

Bu arada FETÖ’cüler tıpkı ByLock, tıpkı KHK’da olduğu gibi ankesörlü hat ile haberleşmenin suç olmadığına dair kampanya yapıyor. Kimbilir, belki de FETÖ mensuplarının kabul ettiği bu yöntem hakkında bir başka siyasetçi de “ankesörlü hat soruşturmaları faciadır” diyerek buna sözcülük yapacaktır.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ şüphelisinden “kod sistematiği” itirafı


FETÖ şüphelisinden "kod sistematiği" itirafı

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) askeri okul mülakatlarında örgütsel "kod sistematiği" kullanarak TSK’ya sızmasına ilişkin soruşturma kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanarak ifadesi alınan şüpheli eski subay S.O, "Öğrenci alım mülakat komisyonunda görev aldım. Bu görevimi benden sorumlu örgüt abisi S.K’ya söyledim. Abi bana, ‘Bu çok önemli bir konu, sana dönüş yapacağım.’ dedi. Bir sonraki görüşmemizde, aday öğrenci numaralarından ve kodlamalarından bahsederek hesaplama yöntemini öğretti. Öğrenci numarasının 2. ve 3. hanesinin toplamı 9, 10, 11 ve 12 olanların ‘cemaatin’ alınmasını istediği adaylar olduğunu söyledi." dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca yürütülen FETÖ‘nün TSK yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, örgütün askeri okul mülakatlarında "kod sistematiği" kullanarak TSK’ya mensuplarını sızdırmasına ilişkin olarak 2013 yılındaki (Deniz astsubayı seçimleri) sınavla ilgili yapılan operasyonda gözaltına alınan ve etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olan eski subay S.O’nun beyanları dikkati çekti.

Şüpheli S.O. ifadesinde, örgütü ve örgüte nasıl girdiğini anlatarak, kendisinden bugüne kadar sorumlu kişiler ile örgüte mensup askerlerin isimlerini verdi.

Örgütün, kendisini askeri okula yönlendirdiğini detaylı bir şekilde anlatan itirafçı S.O, askeri okul yıllarında kendisiyle ankesörlü telefonlar üzerinden irtibata geçildiğini söyledi. Askeri okulda istihbarat sınıfına geçme isteğini örgüte söylediğinde kendisine "istihbarat sınıfına giriş soruları" getirildiğini ifade eden S.O, kendisine getirilen soruların sınavda çıktığını aktardı. Şüpheli S.O, örgütün kendisinden görev yaptığı yerlerde diğer askeri personel hakkında bilgi toplamasını istediğini, kendisinin de bunu yaptığını itiraf etti.

Örgüte himmet ve kurban bağışında bulunduğu anlatan şüpheli S.O, 2013 yılındaki Gezi olayları ile örgüt elebaşısı Fetullah Gülen’in beddua videosundan sonra örgütten soğuduğunu ve akabinde bu yapı ile görüşmediğini öne sürdü.

"Kurmaylık sınav soruları verildi"

Şüpheli S.O, örgüt talimatı ile kendisine bağlı çalışan bazı askeri personele sicil notunu düşük verdiğini anlatarak, ayrıca kendisine kurmaylık sınav sorularına ilişkin notların da yemin ettirilip sesini telefona kayıt ettikten sonra verdiklerini anlattı.

İtirafçı eski subay S.O, ifadesinde askeri okul mülakatlarında örgütsel "kod sistematiği"ne ilişkin ise şunları söyledi:

”2013 yılında öğrenci alım mülakat komisyonunda görev aldım. Benden sorumlu abi S.K’ye bu komisyonda görev aldığımı söyledim. Kendisi buna çok sevindi ve ‘Öğrenci alımları bizim için çok önemli, abilerle konuşup sana döneceğim.’ dedi. Bir sonraki görüşmemizde bana öğrenci alımları ile ilgili bilgi verdi ve ‘Sizin gibi iyi insanların bu okullara girmesini istiyoruz.’ dedi. Sonra bana aday öğrenci numaralarından ve kodlamalardan bahsederek hesaplama yöntemini öğretti. Öğrenci numarasının 2. ve 3. hanesinin toplamı 9, 10, 11 ve 12 olanların ‘cemaatin’ alınmasını istediği adaylar olduğunu söyledi.

Ayrıca benden sorumlu örgüt abisi S.K. bana ‘Askeri personelin çocukları, aday numaraları düşük olduğu için otomatik elenecekler.’ dedi. Bu kurulun üzerinde istihbarat üst kurulu vardı. Bu kurulun görevi aday öğrencinin güvenlik soruşturması, terör bağlantısı, irticai faaliyetleri ve siyasi bağlantısının olup olmadığının incelemesi ve istihbarat üyesine bunun bildirilmesiydi. İstihbarat üst kurulunun bana bildirdiği elenecek adayları kontrol ettiğimde, verilen eleme kodlamasına uyduğunu gördüm ve bu adayların Gülen cemaatine yakın olmadığı için kasıtlı elendiğini söyleyebilirim.

Tespitlerime göre o zaman ki istihbarat üst kurulu kodlama sistemini biliyor ve ona göre hareket ediyordu. Ayrıca aday öğrenci numaraları kodlamaları göz önüne alınınca, tabip subayların da sağlık muayenelerinde bu kodlara göre hareket ettiğini düşünüyorum.”