FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : İşte diplomatik vahşetin trafiği


İşte diplomatik vahşetin trafiği

SABAH, Cemal Kaşıkçı cinayetinin öncesindeki vahşet trafiğinin ses kayıtlarını yayınlamaya devam ediyor. İşte Suudi istihbaratının ülkenin İstanbul’daki Başkonsolosu Uteybi’ye ‘çok özel bir görev’ diyerek Kaşıkçı’ya yapılacak infazın bilgisini verdiği konuşmalar…

SABAH; diplomasi, istihbarat ve kriminoloji tarihinin en korkunç cinayeti olarak nitelendirilen Cemal Kaşıkçı cinayetinin öncesindeki dört gün boyunca yaşanan vahşet trafiğinin ses kayıtlarını dünya basınında ilk kez yayınlıyor. Cinayetten önce, 28 Eylül-2 Ekim 2018 arasında gerçekleşen ve bugüne hiç ortaya çıkmayan bu kozmik ses kayıtları, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu ile Riyad yönetimi arasında cinayet öncesi yapılan plan ve hazırlıkları bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.

Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na geldiği 28 Eylül’de, Kaşıkçı henüz binada iken İstanbul’da görevli Suudi Arabistan Genel İstihbarat Teşkilatı (RİARiaset’ül İstihbarat’il Amme) İstasyon Şefi El Muzeyni, Kaşıkçı’nın konsolosluğa geldiğini acil koduyla Riyad’a bildirdi. RİA İstanbul İstasyon Şefi ile 15 kişilik infaz müzakere tim lideri Mahir Abdülaziz M. Mıtrib arasında saat 14:22 ve 14:27’de iki ayrı konuşma gerçekleşti. Oysa bundan yalnızca bir gün önce 27 Eylül’de Suudi teknik istihbarat yetkilileri, Başkonsolosluk’ta dinleme cihazı olup olmadığı konusunda bir teftiş yaptılar, ancak böcek (dinleme cihazı) bulamadılar.

Bu yetkililer 29 Eylül günü saat 17:15’te Riyad’a döndüler. 28 Eylül’de Kaşıkçı’nın uçağı İstanbul’dan 14:40’ta kalkmadan önce, kendisinin 2 Ekim’de tekrar konsolosluğa geleceği bilgisi Suudi görevliler tarafından telefonla Riyad’a iletildi. İlk aramada Muzeyni, Mıtrib ile konuştu. Mıtrib konuşma esnasında, ‘iletişim ofisine’ Hatim’in (Kâhtani’yi kast ediyor) verdiği talimatı ilettiğini söyledi. İletişim ofisi, Suud El Kâhtani tarafından yönetilen Sinek Ordusu gibi troll ordularını yöneten ofisin adı. İstasyon Şefi Muzeyni, Mıtrib’in bu sözüne karşılık Kaşıkçı için şunları söyledi: "Evet, hepimiz şok olduk. Sadece konuştuk. Nasılsın diye sordum. Resmi bir şey yok, ama aranan kişilerden biri olduğu biliniyor. Ama kendisiyle ilgili bir sorun olup olmadığına dair servisimizden herhangi bir yazı almadık."

GAZETECİ CEMAL KAŞIKÇI’YI PARÇALAR AYIRAN SUUDİ ARABİSTAN’IN ÖZEL KATLİAM TİMİNİN ŞOKE EDEN İTİRAFLARI ORTAYA ÇIKTI!

‘ÖZEL BİR MESELE’
Aynı gün, yani 28 Eylül’de saat 19:08’de, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu Muhammed El Uteybi, Riyad’daki Kâhtani’nin ofisinden bir yetkili şahısla telefonda görüştü.
Kaşıkçı cinayetinden ‘özel bir mesele’ ve ‘çok gizli bir görev’ olarak bahsedilen bu konuşmada yetkili şahıs, Uteybi’ye aynen şöyle dedi:
"Devlet güvenlik başkanı beni aradı. Bir görevleri var. Özel bir mesele için heyetinizden herhangi birini istiyorlar. Protokolünüzde yer alan birini istiyorlar. Eğer gerekirse izin bile alabilir."
İşte bu cümleler Devlet Güvenlik Başkanı’ndan gelen Kaşıkçı cinayeti talimatının Muhammed bin Selman’ın oluru ile işlenemeyeceğinin delili. Konuşmanın devamında yetkili, görevi üstlenecek kişilerden birinden bahsederken "Bu adam güvenilir mi?" diye sordu ve "Ayarlamalar yapacaklar. Bir bilet alsın (Muzeyni’yi kast ediyor), ben başka şeyleri söyleyeceğim. Onlar ayarlayacaklar çünkü tatil" diye devam etti. Sonrasında da "Yazışma için vakit yok, çünkü uzayacak" diyerek ‘cinayet operasyonunun aciliyeti’ni vurguladı. Onun ardından "Eğer görev güvenlikle ilgiliyse, Asyeri var" diyerek kimliği ve görevi belirlenemeyen birinden bahsetti. Başkonsolos Uteybi, "Evet, görev güvenlikle ilgili" diye yanıt verdi.
Yetkili kişi de buna karşılık "Görevin bir yükümlülük olduğunu söylüyor. Onu sadece dört-beş günlüğüne istiyor. Konaklama dâhil her şeyi ayarlayacaklar. Bana numarasını gönderin. Ben de onlara bir saat sonra gönderirim. İletişime geçerler" dedi.

GİZLİ KONUŞMALAR KAYITLARA GİRDİ
Ardından saat 20:04’te Başkonsolos Muhammed El Utebyi, Suudi İstih-baratı’nın İstasyon Şefi El Muzeyni ile görüştü. Konuşma aynen şöyle gerçekleşti:
El Muzeyni: Bir şey var mı?
Uteybi: Evet, Riyad’da acil bir eğitim var. (Kaşıkçı cinayeti öncesindeki hazırlıkları kast ediyor.) Beni Riyad’dan aradılar. Bana protokolde çalışmış bir yetkili istediklerini söylediler. Ancak mesele çok gizli. Hiç kimse bilmemeli.
El Muzeyni: Orada hiçbir şey yok mu?
Uteybi: Hayır, mesele var. Ancak mesele oldukça hızlı gelişti.

İNFAZ TİMİNE KOMİSYON DEDİLER
1 Ekim günü saat 21:48’de kimlikleri bilinmeyen iki Suudi görevlisi konuştu:
– Yarın Suudi Arabistan’dan bir komisyon geliyor; konsoloslukta yapacakları bir şey var. Benim katımda ofiste yapacakları bir şey olacak.
– Tamam, öyleyse birinci katta mı?
– Hayır, benim ofisimin yanında. İçerideki işleri iki veya üç gün sürecek ve yukarıdaki ofisten sorumlu olacak hiçbir personel üyeleri yok.
– Pekâlâ, ben saat 8:00’da konsoloslukta olurum.

YARIN: Dublin-Riyad hattında yaşananlar

BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ. CEMAL KAŞIKÇI NASIL VE KİMLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ?

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Cemal Kaşıkçı’yı öldüren timin ifadesi ortaya çıktı !!!


Cemal Kaşıkçı’yı öldüren timin ifadesi ortaya çıktı !!!

08.09.2019 14:47

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldüren timin ifadeleri ortaya çıktı. Suudi Arabistan’da görülen davada ifade veren sanıklar, cinayetle ilgili çarpıcı ayrıntılar paylaştı.

İstanbul’da Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın davasında suikat timinin ifadeleri ortaya çıktı. İfadelere göre, Kaşıkçı’yı öldüren 15 kişilik infaz timinin liderinin Abdülaziz Mutreb değil tim ile birlikte İstanbul’a gelen Tümgeneral Mansur Ebu Hüseyin olduğu belirlendi.

Mansur Ebu Hüseyin, İstanbul’da ‘İstihbarat’, ‘Müzakere’ ve ‘Lojistik’ adında üç ekip kurdu.

Sabah gazetesinin ulaştığı bilgilere göre ilk duruşması 3 Ocak’ta Riyad’ta yapılan Kaşıkçı cinayeti davasının savcısı, Mansur Ebu Hüseyin de dâhil 9 sanığın beyanlarının birbiriyle örtüştüğünü, ancak Asiri’nin beyanının uyuşmadığını değerlendirdi.

EL ASİRİ: CEMAL’İN ZORLA GETİRİLMESİ İÇİN TALİMAT VERMEDİM

İstihbarat Başkan Vekili Ahmed El Asiri ifadesinde, "Ben Mansur’a Cemal’i müzakere yoluyla ikna ederek getirmelerini talimatını verdim. Bu görevin başkanı olarak da Mansur’u tayin ettim. Mansur, talimatımı yerine getirmek için Kâhtani ile görüşmek istedi. Ben de onları görüştürdüm. Cemal’in zorla getirilmesi yönünde bir emir vermedim” dedi.

HÜSEYİN, ASİRİ’Yİ YALANLADI: “ZORLA GETİRME TALİMATI VERDİ”

Hüseyin, Selman’ın propaganda işlerine bakan Suud El Kâhtani’yi Mutreb liderliğindeki Müzakere grubuyla buluşturdu.

Ebu Hüseyin, "Asiri beni çağırarak Cemal’in gerektiğinde zor kullanılarak Suudi Arabistan’a getirilmesi talimatını verdi. Ben de bu görev için Müzakere, Lojistik ve İstihbarat adlı üç ayrı grup kurdum. Başkonsolos Uteybi’yi aradım ve 15 kişi ile İstanbul’a geleceğimi söyledim. Ancak ayrıntılı bilgi vermedim. Cemal’in Riyad’a gelmeyi kabul etmemesi durumunda kaçırılacağı güvenli yerin temini amacıyla olay gününden önce (1 Ekim) yerli işbirlikçi ile görüşmek üzere İstanbul’a gittim. Ardından talebim üzerine Asiri beni Kâhtani ile görüştürdü. Kâhtani bana ‘Cemal, Suudi Arabistan’a düşman ülke ve örgütlerin kullanımına müsait hale geldi. Cemal’i getirirsen ülken açısından önemli bir başarı sağlamış olacaksın’ dedi. Görüşmeden sonra Tubeyki’yi aradım. Ve ona yerine getirilmesi gereken önemli bir görev olduğunu, detayları bir araya gelince bildireceğimi söyledim" ifadesini kullandı.

“PARÇALANMASINA KARAR VERDİM”

İdamı istenen sanıklardan Mahir Abdülaziz Mutreb şunları söyledi:

"Cinayet öncesinde konsolosluk binasını gezdim. Cemal kendi isteğiyle Riyad’a gelmeyi kabul etmezse onu zorla dışarı çıkarmanın güç olduğu kanaatine vardım. Bu nedenle Cemal’in öldürülmesine karar verdim."

“KAŞIKÇI UYUŞTURUCU İLE ÖLDÜRÜLDÜ”

Mutreb’in ifadesine göre, başında olduğu Müzakere grubu, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu’ndan Kaşıkçı ile görüşme için mekân tahsis edilmesini istedi. Cinayet öncesi Müzakere grubu sorgu sırasında Kaşıkçı’dan Suudi Arabistan’a dönmesini ve oğlu Salah ile konuşarak yakında Suudi Arabistan’da olacağını söylemesi istendi. Ancak Kaşıkçı kabul etmedi. Mutreb, Kaşıkçı’nın bir uyuşturucu ile öldürüldüğünü iddia etti.

MUTREB SÖZLERİNE ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

"Cemal Kaşıkçı, masanın üstündeki havlu, iğneyi ve uyuşturucu maddeyi görünce ‘Bunu ne yapacaksınız? Yoksa beni uyuşturacak mısınız?’ diye sordu. Ben de ‘Evet, seni uyuşturacağız’ dedim. Kaşıkçı, ‘Dışarıda bekleyen bir nişanlım var, binada uzun süre kalırsam bu Suudi Arabistan için sıkıntı olur’ dedi. Sonra kaçmaya çalıştı. Fakat Türki Müşerrif el-Şehri, Velid Abdullah el-Şehri, Fehd Şebib el-Belevi onu kolundan tutarak sandalyeye oturttu."

Tubeyki, Kaşıkçı’nın sol koluna ölümüne yeterli olacak şekilde piyasada satılması yasak, Kahire’den getirdiği uyuşturucu maddeden yüksek dozda verdi.

Cemal öldükten sonra cesedi önce konsolosluğun bahçesine gömmeyi düşündüm. Fakat sonra bunun ortaya çıkağından endişelenerek parçalanması talimatını verdim"

KAŞIKÇI CİNAYETİNİN "KİLİT İSMİ" KAHTANİ’NİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ İDDİA EDİLMİŞTİ

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın en yakın danışmanlarından biri olan ve İstanbul’da öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin kilit ismi Suud El-Kahtani’nin 23 Ağustos’ta zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilmişti.

Kaynak Yeniçağ: Cemal Kaşıkçı’yı öldüren timin ifadesi ortaya çıktı!

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Beyoğlu’nda poşetle boğulan Amerikalı kim çıktı ????


Beyoğlu’nda poşetle boğulan Amerikalı kim çıktı ????

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=dCe2wZnwYfI&feature=youtu.be

Beyoğlu’nda bir otel odasında 28 Mayıs 2018 tarihinde ölü olarak bulunan Amerikalı Stephen Michael King’in ABD Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey bürokrat olarak çalıştığı ortaya çıktı.

Amerikalı Stephen Michael King (49), Beyoğlu’nda kaldığı otel odasında 28 Mayıs 2018’de ölü olarak bulunmuştu. Otel görevlilerinin ihbarıyla otele giden polis King’i bulduğunda, yanında bilgi verilmesini istediği yakınlarının numaralarının yer aldığı bir intihar notu vardı. Otel kayıtları hemen incelemeye alındı. Kamera kayıtlarında King’in odasına başka birinin girmediği belirlendi. Ancak olayı ‘şüpheli ölüm’ olarak değerlendiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istendi. Yapılan ilk otopside herhangi bir sonuca varılamadı. Bunun üzerine Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu dosyayı incelemeye aldı. İnceleme sonrasında hazırlanan raporda King’in kesin ölüm sebebi "havasız kalma" olarak belirlendi. Raporda havasız kalmanın King’in kafasına poşeti kendisinin geçirmesi sonucu ‘husule gelmiş olabileceği’ değerlendirmesi de yer aldı. King’in intihar etmiş olabileceği değerlendiriliyor.

ÜST DÜZEY BÜROKRAT

Hürriyet’ten Musa Kesler’in haberine göre, King’in cenazesi Amerika Birleşik Devletleri’nin Kentucky eyaletinin Louisville şehrinde defnedildi. Cenaze kayıtlarında yer alan detaylara göre King, profesyonel kariyerine 1998 yılında ABD Nüfus İdaresi Bürosu’nda istatistikçi olarak başladı. 2003 yılında Disability Program Manager (Engelliler Programı Yönetimi) olarak önemli bir göreve getirildi. Daha sonra Ticaret Bakanlığı için çalıştı. Bazı proje ve programlar geliştirdi. Ardından Savunma Bakanlığı’na geçti. Buradan da Dışişleri Bakanlığı’na geçerek direktör olarak görev yapmaya başladı. Başarılı birçok projesinin ardından 22 Şubat 2018’de Viyana’daki Birleşmiş Milletler misyonu tarafından ödüllendirildi. King son olarak Dışişleri Bakanlığı için çalışıyordu.

Odatv.com

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Cinayetlerin arkasında FETÖ’cü hainler var !!!!


Cinayetlerin arkasında FETÖ’cü hainler var !!!!

Türkiye’de sansasyonel olaylara neden olan Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç ve Hrant Dink gibi isimlerin öldürülmesi olayının arkasından da FETÖ çıktı. Polis Akademisi Başkanlığınca hazırlanan raporda ayrıca, FETÖ’nün kirli emellerine ulaşabilmek için, birçok terör örgütüyle de işbirliği içinde olduğu bilgisine yer verildi.

Polis Akademisi Başkanlığınca, geçen yıl yayımlanan "Uluslararası Bir Tehdit Olarak FETÖ" raporuna, "FETÖ’nün Terör Yapısı ve Terör Eylemleri" bölümü eklendi. Raporun ek bölümünde, "FETÖ gerek Necip Hablemitoğlu ve Haydar Meriç gibi örgütün gerçek yüzü konusunda araştırmalar yapan akademisyen ve gazetecileri gerek Hrant Dink gibi Türkiye içinde ve dışında sansasyon oluşturacağı öngördüğü düşünürleri öldürmüştür" tespiti yapıldı.

Hablemitoğlu FETÖ kurbanı

Rapora göre, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002’de evinin önünde FETÖ tarafından silahlı saldırıya uğrayarak cinayete kurban gitti. Hablemitoğlu’nun FETÖ tarafından hedef alınmasının 2000’li yılların başına dayandığı belirtilen raporda, 11 Ağustos 2000’de FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen hakkında "yasa dışı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan hazırlanan iddianame kapsamında Hablemitoğlu’nun FETÖ hakkındaki araştırmalarına başvurulduğu kaydedildi. Cinayetteki FETÖ parmağı, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından TBMM bünyesinde Meclis Araştırma Komisyonu tutanaklarında da yer aldı.

Kitap yazınca hedef oldu

Rapora göre, Hablemitoğlu’na benzer biçimde gazeteci Haydar Meriç de FETÖ ve elebaşı Fethullah Gülen aleyhinde yazacağı kitap için araştırmalar yaparken öldürüldü. Meriç’in 31 Mayıs 2011 gecesi kaybolan cesedi, 18 Haziran 2011’de elleri ve ayakları domuz bağıyla bağlanmış şekilde denizde bulundu. FETÖ ile iltisaklı yayın organları, Meriç’in ölümünü, "define arama faaliyetleri yüzünden öldürülmüş olabileceği" yönünde haberler yaparak çarpıttı ancak etkin pişmanlıktan yararlanan eski komiser S.D, Haydar Meriç cinayetiyle ilgili önemli bilgiler verdi. S.D’nin ifadesi doğrultusunda dönemin FETÖ’cü istihbarat polisleri, Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandı. Rapora göre; Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmesi, FETÖ’nün ülke içinde ve dışında sansasyon oluşturmak ve toplumsal fay hatlarını derinleştirmek için düşünce insanlarını öldürdüğü ya da bu insanların öldürülmelerinin önünü açtığını gösterdi.

En kanlı eylemi 15 Temmuz

Silahlı gücünü, 15 Temmuz darbe girişiminde ülkenin varlığını tehlikeye düşürmek ve devlet otoritesini ele geçirmek için kullanan FETÖ, o gece gerçekleştirdiği eylemler sırasında büyük çoğunluğu sivil 249 insanı öldürdü, 2 bin 301 kişiyi yaraladı. Rapora göre, darbe girişimi, örgütün, PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine benzer şekilde silahlı eylem yapabildiğini ve bunu sivillere yönelik kullanmaktan çekinmediğini gösterdi.

DEAŞ canileriyle iş birliği içinde

FETÖ’nün, terör örgütü DEAŞ ile ilişki kurduğu ve bu yönüyle uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiği vurgulanan rapora göre, 8 Temmuz 2016’da yüksek miktarda patlayıcı mühimmatla ele geçirilen Suriye uyruklu DEAŞ üyesi "Abu Haydar" kod adlı Muhammed El Süleyman, sorgusunda mühimmat hakkında ‘Elvan Yüzbaşı‘ olarak tanıdığı istihbarat görevlisinin bilgisinin olduğunu söyledi. Araştırmalar sonucu, DEAŞ’lı terörist tarafından "Elvan Yüzbaşı" olarak tanınan şahsın, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ üyesi, eski Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli Jandarma Astsubay Başçavuş İrfan Çetinkaya olduğu tespit edildi. DEAŞ’lı teröristle yoğun irtibatı tespit edilen FETÖ’cü Çetinkaya, 28 Temmuz 2016’da FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandı.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Necip Hablemitoğlu’nda yollar FETÖ’ye çıkıyor


Necip Hablemitoğlu’nda yollar FETÖ’ye çıkıyor

17 yıl önce evinin önünde uğradığı suikast ile öldürülen Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu cinayetinde FETÖ izine rastlandı. İpuçları FETÖ’cü polis şefi Akın Güneri’yi gösterdi. Güneri, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi sonrasında tutuklanmıştı.

FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen ve Alman Vakıfları davalarında hazırladığı raporlarla bilinen Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, 17 yıl önce evinin önünde uğradığı suikast ile öldürülmüştü. Cinayetle ilgili yapılan soruşturmalar bir türlü ilerleyememiş ve rafa kaldırılmıştı. FETÖ çatı iddianamesine de giren Hablemitoğlu suikastında örgüt bağlantısının tespiti, dosyanın 2 yıl önce yeniden açılmasını sağlamıştı. Yargıtay’a atanan dönemin Ankara Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen’in kurduğu özel ekiple başlayan çalışmalar, görevi devralan Savcı Zafer Ergün’le devam etmişti. İstihbarat polislerinden oluşturulan ekip, tüm detayları yeniden incelerken, Akit’in ulaştığı bir bilgi, suikastın FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Buna göre, cinayetin ardından başlatılan soruşturmaya, FETÖ’cü polis şefi Akın Güneri getirildi. Kendisi gibi FETÖ’cülerden oluşan bir ekiple sözde cinayeti soruşturan Güneri, suikastın 17 yıldır aydınlatılamaması için bütün delilleri kararttı. 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi sonrasında, Balıkesir Altıeylül İlçe Emniyet Müdürü olan 3. Sınıf Emniyet Müdürü Akın Güneri, tutuklanarak cezaevine konuldu.

Suikasttaki FETÖ izi ByLock çözüldükten sonra tespit edildi

Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesinin üzerindeki sis perdesini aydınlatacak kritik bir bilgiye de örgütün ByLock yazışmaları çözüldüğünde ulaşılmıştı.

FETÖ’nün ByLock’ın deşifre olmasından sonra darbe girişimine uzanan süreçte aktif biçimde kullandığı Eagle uygulamasında Hami rumuzlu şahsın bir FETÖ imamıyla yaptığı konuşma, örgütün suikastı 15 Temmuz sürecinde bile perdelediğini göstermişti. Hami rumuzlu FETÖ’cü polisin, Tango görünümlü Eagle uygulaması içerisindeki BT isimli grupta yaptığı yazışmada, FETÖ imamına “Necip Hablemitoğlu cinayeti ile alakalı 18 Aralık 2002’den sonrası ve 6 aylık CDR verilerini şirketlerden istemişler. Onlar da ne var ne yok vermiş. İlgili tarihle alakalı” bilgisini aktardığı tespit edilmişti. Ele geçen yeni bulgu ve bilgiler ışığında, Hablemitoğlu suikastı, FETÖ çatı davasına alınmıştı. Suikast olayı ile ilgili çalışmalar, zaman aşımına 3 yıl kala hızlandırıldı. Hablemitoğlu’nun katillerinin bulunması için terörle mücadele ve istihbarat polislerinden oluşan özel ekip yoğun mesai harcıyor.

“Köstebek” isimli kitabı yazarken örgütün hedef tahtasına kondu

Hablemitoğlu ölümünden önce FETÖ elebaşısı Gülen’i ve örgütü anlatan Köstebek isimli kitabını bitirmek üzereydi. Hablemitoğlu, bu kitabı yazarken terör örgütünün radarına girmişti. Ölümünden sonra basılan kitabında Necip Hablemitoğlu, Gülen cemaatinin silahlı örgüt halini almaya başladığı tespitini daha o zamanlar yapmıştı. Gülen’in devleti ele geçirmeyi hedeflediğini de belirten Hablemitoğlu, FETÖ elebaşısının, iktidarı ele geçirdikten sonra Türkiye’ye Humeyni gibi dönmeyi planladığını da kitabında anlatmıştı.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Gazeteci Haydar Meriç’in son telefon görüşmesinin kayıtlarını silen polise dava açıldı


Gazeteci Haydar Meriç’in son telefon görüşmesinin kayıtlarını silen polise dava açıldı

Teröristbaşı Fetullah Gülen’in özel hayatına ilişkin kitap yazacağını söyledikten sonra FETÖ’cü polisler tarafından takibe alınan ve 2011 yılında cesedi denizden çıkarılan gazeteci Haydar Meriç’in son telefon görüşmesini kayıtlarının silinmesine ilişkin iddianame hazırlandı.

Sözcü’den Can Özçelik’in haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Haydar Meriç’in son telefon görüşmesinin kayıtlarının o dönem İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Operasyon Şube Müdürlüğünde (TEKOP) görevli komiser olan şüpheli Hakan K.’nın yardımı olmadan silinemeyeceği vurgulandı. Şüpheli Hakan Kanın ayrıca FETÖ’nün gizli mesajlaşma programı Bylock kullanıcı olduğu da tespit edildi. İddianamede şüphelinin “Silahlı Terör Örgütüne üye olma”, “Bilişim Sistemindeki verileri bozma, yoketme, erişilmez kılma” suçlarından cezalandırılması talep edildi.

FETÖ’CÜ İSTİHBARAT POLİSİ: HAYDAR MERİÇ OLAYI ÖRTBAS EDİLDİ

Kırklareli’ndeki usulsüz dinlemelere ilişkin yapılan soruşturma kapsamında İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli olan S.D isimli polisin verdiği ifade de iddianamede yer aldı. Eski polis memuru S.D’nin savunmasında telefonu dinleme altındayken Haydar Meriç’in öldürüldüğünü ve bu olayın örtbas edilmek için de istihbarat şubesince gerekli bilgi paylaşımı yapılmadığını söyledi.

“DAVULCU SÜLEYMAN” İDDİANAMEDE

İddianamede ayrıca gazeteci Haydar Meriç’in, FETÖ lideri Fetullah Gülen’in özel hayatını araştırdığı ve buna ilişkin bilgilere ulaşmasının ardından öldürüldüğü belirtildi. İddianamede, “Gazeteci Haydar Meriç’in Fetullah Gülen aleyhine görüşleri olduğu, bunu o dönem itibarıyla dile getirmekten çekinmediği tanık beyanlarına göre, Fetullah Gülen’in 1964 yılında Kırklareli’nde Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu olarak görev yaptığı dönemde ‘Davulcu Süleyman’ ismi ile bilinen bir kişi ile gayri ahlaki cinsel birlikteliği olduğuna dair duyumlara ulaştığı, bu duyumlara ilişkin araştırma yaptığı bu bilgileri kitaplaştıracağını çevresine söylemesi üzerine 2010 yılında hakkında dinleme kararı alındığı” vurgulandı.

“SON GÖRÜŞME 66 SANİYE”

Haydar Meriç’in 2011 yılında öldürülmeden önce yaptığı 66 saniyelik telefon görüşmesini kiminle yaptığına dair soruşturmanın derinleştirerek sürdüğü vurgulanırken iddianamede bu görüşmenin kayıtlarının silinmesi olayı da anlatıldı. İddianamede, bu kayıtların silinmesinin o dönem İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Operasyon Şube Müdürlüğünde (TEKOP) görevli komiser olan şüpheli Hakan K’nın olmadan yapılamayacağı da belirtildi.

İddianamede olay şöyle anlatıldı: “Haydar Meriç’in baz sinyallerinin takip edildiği, gece 01.00 sularında Erhan Y., adına kayıtlı patates hat olarak tabir edilen bir hat ile 66 saniyelik görüşmesi sonrası Haydar Meriç’in ortadan kaybolduğu, bu görüşmenin anlık olarak istihbarat şube müdürlüğü kayıtlarına düştüğü, telefonlarına ulaşılmaması ve ikametine de gelmemesi sonrası eşi tarafından şikayette bulunulması ve Haydar Meriç’in kaybolduğunun duyulması sonrası Kırklareli Asayiş Şube müdürlüğünde işlem yapılması ve dönemin İstihbarat Şube Müdürü İbrahim Ş’ye bilgi verilmesine rağmen İbrahim Ş’nin, Haydar Meriç’in görüşme kayıtlarından faydalanarak bilgi vermediği kasıtlı olarak haydar Meriç’in kaybolduğu gece yapmış olduğu görüşmeyi İstihbarat Daire Başkanlığı Log kayıtlarından örgütsel yapıyı da kullanarak silinmesini sağladı.”

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Veliaht Prens şimdi de Kaşıkçı’ya yakın bu 3 ismin peşinde !!!


Veliaht Prens şimdi de Kaşıkçı’ya yakın bu 3 ismin peşinde !!!

İstanbul’un Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası Suudi Arabistan sessizliğini korurken, cinayet emrini verdiği iddia edilen Veliaht Prens Muhammed bin Selman hakkında muhalif avını sürdürdüğü ortaya çıktı. Kaşıkçı’nın üç yakın arkadaşı için rapor hazırlayan CIA "Riyad sizi izliyor, hayatınız tehlikede" uyarısı yaptı

Suudi Arabistan‘ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 15 kişilik infaz ekibi tarafından öldürülen Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumluları hala hesap vermedi.

Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturması kapsamında Türkiye’ye gelen Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Suudi Konsolosluğuna gelmiş ancak içeri alınmamıştı. Uluslararası çapta tepkiler ve yaptırımlar da söz konusu olmasına karşın, Suudi Arabistan bu konudaki sessizliğini koruyarak, olayı örtme tavrını devam ettirdi.

CIA’DEN UYARI

İngiliz Time Gazetesi, CIA’in Kaşıkçı’nın üç yakın arkadaşını ölüm tehditleri konusunda bilgilendirdiğini yazdı.

CIA kaynakları bu üç ismin kendileri ve ailelerine yönelik güvenlik tehditlerinin son derece ciddi boyutlara ulaştığını düşünüyor. Gazete bu üç isme de geçtiğimiz haftalar içinde ulaşan CIA ekiplerinin brifingler verdiğini belirtti. Haberde bu isimlerden ikisi halen Norveç’te aktivist ve gazeteci olarak çalışan Iyad al Baghdadi, Kanada Montreal’de yaşayan Omar Abdulaziz. Tehdit altındaki üçüncü isim ise Kayıkçı ile insan hakları projelerinden yakında çalışan bir isim. Ancak yüksek güvenlik riski nedeniyle bu kişi isminin açıklanmasını istemedi.

Bu isimlerin cinayetin aydınlatılması için yaptıkları çalışmalar ve cinayetle Veliaht Prens arasındaki bağa dikkat çekmeleri nedeniyle hedef oldukları belirtildi.

Brifinlerde Baghdadi ve Abdülaziz’e bulundukları ülke dışında uzun süreli seyahatlere özellikle de Suudi yönetiminin etkili olduğu Avrupa ve Asya’ya gitmeleri konusunda uyarıda bulundu.

GÜVENLİ BİR YERE NAKLEDİLDİ

Norveç’in sığınma hakkı tanıdığı Filistinli bir aktivistin, Suudi Arabistan kaynaklı muhtemel bir tehdit nedeniyle güvenli bir yere götürüldüğü ortaya çıktı.

Guardian gazetesinin haberine göre, Filistin asıllı İyad el Bağdadi, 25 Nisan’da Norveçli yetkililer tarafından evinden alınarak güvenli bir yere nakledildi. Buna sebep olarak da Suudi Arabistan kaynaklı içeriği belli olmayan bir tehdit gösterildi.

Gazete, tehdide ilişkin istihbaratın ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından Norveç makamlarına iletildiğini iddia ederken, İyad el Bağdadi de konuya ilişkin açıklamasında, "Anladığım kadarıyla Suudilerin hedefindeyim ancak ne yapacakları hakkında hiçbir fikrim yok." ifadesini kullandı.

Norveçli yetkililerin istihbaratı çok ciddiye aldığını vurgulayan Bağdadi, iki polis ekibinin evine geldiğini, bunlardan birinin kendini güvenli yere naklederken, diğerinin olası bir takibe karşı önlem aldığını belirtti.

Bağdadi, haberin duyulmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, son iki haftanın çok stresli olduğunu ifade ederek, "Beni öldürmek istemiyorlarsa o zaman işimi yapmıyorum demektir." değerlendirmesinde bulundu.

Arap Baharı döneminde sosyal medya mesajları ile dikkat çeken Bağdadi, Birleşik Arap Emirlikleri’nden sınır dışı edilmesinin ardından 2015’te Norveç’te siyasi sığınma hakkı elde etmişti.

Gazetenin yorum için aradığı CIA açıklama yapmazken, Washington Post gazetesi Kayıkçı cinayeti hakkında önceden bazı bilgilere sahip olan CIA’in Kaşıkçı’yı uyarmadığını ortaya çıkarmıştı.