VATAN PARTİSİ DOSYASI /// MİT ESKİ KONTRTERÖR D. BŞK. Mehmet Eymür : Aydınlık hareketini solu bölmek için biz kurduk


MİT ESKİ KONTRTERÖR D. BŞK. Mehmet Eymür : Aydınlık hareketini solu bölmek için biz kurduk

MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür, Aydınlık hareketinin solu bitirmek için kurulduğunu ve Doğu Perinçek’in Abdullah Öcalan’la Bekaa’da çekilen fotoğraflarını kendisinin servis ettiğini açıkladı.

CNN TURK canlı yayınına telefonla bağlanan, Mehmet Eymür “Fethullah Gülen örgütlenmesinin bir eşi de bu Aydınlıkçılardır. Bunlar da sola karşı kurulmuş, solu bitirmek için kurulmuş bir örgüttür. Bunların 1972 senesinde ev ev arandığı zamanda bunları biz bir İngiliz’in evinde yakaladık. Bunların her şeyini ben iyi bilirim. Doğu Perinçek’in PKK’yı ziyaretindeki resimleri de ben bastırdım. Onun için onların bir göbek acısı var zaten.” dedi.

Mehmet Eymür’ün bu açıklamalarına Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ten 7 gündür bir cevap gelmedi.

Vatan Partisi Genel sekreterinin Cumhuriyet’ yanıtı

Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan Vatan Partisi’ne yönelik psikolojik savaş argümanına yanıt.

Tarih:12-08-2016 00:16

İnternet sitenizde bugün yayınlanan "Eski MİT mensubundan ağır iddia: Aydınlık hareketini solu bölmek için biz kurduk" haberi tamamen asılsızdır. Aydınlık hareketinin bizzat Mehmet Eymür’ün başında olduğu Kontr-terör Dairesinin baş hedeflerinden biri olduğu herkesçe bilinmektedir. Ayrıca Mehmet Eymür kendisi de programda "Aydınlıkçılar beni yedi kalıba soktular." diyerek bu gerçeği dile getirmiştir. Nasıl olur da sol ile mücadele etmek için kurulan Kontr-terör Dairesinin kurduğu bir örgüt, o daireyi etkisiz kılmış olur? Sadece bu olgu bile iddiaların saçma ve asılsız olduğunun bir kanıtıdır. Ayrıca aynı programda Genel Başkan Yardımcımız Nusret Senem, Mehmet Eymür’ün yalan söylediğini ve iddialarının asılsız olduğunu söylemiş ancak haberde bu bilgi yer almamıştır. Son olarak kendi haberinizin içeriğinde ve o gün yayınlanan programda bile haberinizin başlığındaki ifade geçmemektedir. Bu davranışlarınız habercilikten çok psikolojik savaş faaliyeti gibi görünmektedir. Söz konusu haberde geçenlerin tamamen asılsız olduğunu tekrar ediyor ve bu metni de sitenizde yayınlamanızı talep ediyoruz.

Osman Yılmaz

VATAN PARTİSİ Genel Sekreteri

TÜRKİYE VE DÜNYA DOSYASI : Eski Rum Bakan’dan itiraf gibi sözler ! ‘Türkiye’yi durduracak bir ülke yok’


Eski Rum Bakan'dan itiraf gibi sözler! 'Türkiye'yi durduracak bir ülke yok'

Eski Rum Bakan’dan itiraf gibi sözler ! ‘Türkiye’yi durduracak bir ülke yok’

KAYNAK : https://www.sabah.com.tr/dunya/2019/05/13/eski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok

Eski Güney Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj çalışmalarını durduracak bir ülke olmadığını belirterek “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu akıllıca oynuyor. Türkiye’yi kim durdurabilir ki? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?” dedi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi‘nde çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan ve deniz bölgesinde doğalgaz ve petrol konusunu ilk olarak 1998 ele alan Rum siyasetçi Nikos Rolandis, bugün Doğu Akdeniz’de şekillenen durumu “takıntılarımızla kaldık” sözüyle değerlendirdi.

Eski Güney Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj çalışmalarını durduracak bir ülke olmadığını belirterek "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu akıllıca oynuyor. Türkiye’yi kim durdurabilir ki? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?" dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan ve deniz bölgesinde doğalgaz ve petrol konusunu ilk olarak 1998 ele alan Rum siyasetçi Nikos Rolandis, bugün Doğu Akdeniz’de şekillenen durumu "takıntılarımızla kaldık" sözüyle değerlendirdi.

Güney Kıbrıs Politis Gazetesi "Hayata ve Tarihe Bakış" isimli kitabının, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in de katılımıyla 16 Mayıs Perşembe günü tanıtılacak olması nedeniyle Rolandis ile yaptığı söyleşiyi aktardı.

mailservice?url=https%3A%2F%2Fci3.googleusercontent.com%2Fproxy%2FsMy4VISaep-FxW2e_gq2nUn1TUM8FWVnQHZdyyuPlz14NJrNZJOB0Zo4XHG7vSkNMnxWm3nqsqDbIP6I_IqIwwtvrHFdTmfRr-I4RxAihkyGUOfi2COfJaBcVg99alwHCfBApaAdpmTpUL6SaQcB4BHt_UTadn8FzF2ICZOtymH36gbPYa87NBUI3QMiC3yU74_4GcV48cTQNSde-wVtM8QBs9eCQEqBpgFvpjy1aV1p2wmtnxjGDOg1ZjA7Xt1petWf2qJuWgttWeEvPQ_hIlpM%3Ds0-d-e1-ft%23https%3A%2F%2Fiasbh.tmgrup.com.tr%2F9cb8e9%2F0%2F0%2F0%2F0%2F800%2F602%3Fu%3Dhttps%3A%2F%2Fisbh.tmgrup.com.tr%2Fsbh%2F2019%2F05%2F13%2Feski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok-1557758823097.jpg%26mw%3D600&proxy=yes&key=3aee19b5d857da5ac2ed76e9caab9fd1

‘TÜRKİYE’NİN ŞAKASI YOK!’

Yıllardır açıklama ve makaleleriyle Türkiye’nin şakası olmadığını ve Rumların doğalgazı değerlendirmesini oturup izlemeyeceği konusunda uyaran Rolandis, 17 Şubat 2003’te Mısır ile Doğu Akdeniz’deki ilk münhasır ekonomik bölge anlaşması olan anlaşmayı imzalamasından sonra Ada’ya dönüşünde zamanın Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in kendisine "Nikos, şimdi imzaladığın bu anlaşmayı al da ofisindeki kasana kilitle çünkü Kıbrıs sorunu çözülene kadar hiçbir şey olamaz" dediğini hatırlattı.

"Kıbrıs sorununun çözülmeyeceğini ben de gördüğümden Başkan Klerides’e katıldım" diyen Rolandis, 2005-2006’da şu öneride bulunduğunu hatırlattı:

mailservice?url=https%3A%2F%2Fci3.googleusercontent.com%2Fproxy%2FkRykAMaZ46M5n6qtjLsrAGt3Mp2cJigJ0yUCmsyPtQEJOcVn0chfCCBvTIoZ899qwpllJHajst5cofOAu45WL6VhXYBkaK_ZaRy4OtDp10pzO6OUZoQNELZ_ZsjhIpPSIz1hT-NkQ2DEuWsg_M1Tz791tXagx_x39gViw5coA_kzGmYSJIq4nBIcRbHsrllgulmceJr9Tb3gLymyQ9TUeZNHYPGBBSH_u6lhxLEG9_tG17gFa9nAbW3fJzFHU01URioAdBz7LFg3tm6VDTwuGnE_%3Ds0-d-e1-ft%23https%3A%2F%2Fiasbh.tmgrup.com.tr%2F45c23a%2F0%2F0%2F0%2F0%2F800%2F535%3Fu%3Dhttps%3A%2F%2Fisbh.tmgrup.com.tr%2Fsbh%2F2019%2F05%2F13%2Feski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok-1557758824356.jpg%26mw%3D600&proxy=yes&key=0f2a34e99387adc2b26a86278522186a

"Kıbrıslı Türklerle ve Türkiye’yle hidrokarbon konusunu Kıbrıs sorunuyla ilgili diğer işlemlerden izole edecek bir anlaşma yapalım. Hidrokarbonların değerlendirilmesinden devletin kasasına girecek her dolardan, anlaşma yapılacak bir miktarını -ki benim önerim 20-25 sentti- Kıbrıslı Türklerin, ya Kıbrıs sorunu çözüldüğünde veya çözülmezse 10 yıl sonra çekebilecekleri bir hesaba yatırılmasını önerdim. Bunu, onların değil bizim çıkarlarımızı korumak için önerdim."

Rolandis, bu önerisini KKTC İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüştüğü hatırlatıldığında da Talat’ın kendisini iki kez akşam yemeğine davet ettiğini söyledi. Rolandis özetle şunları anlattı:

"Sayın Talat bana ‘önerdiğini -ki sana olduğu şekliyle kabul ediyorum demiyorum- kendi liderliğine de önerirsen ve o da kabul ederse, görüşmeye ve konuyu Ankara ile birlikte ele almaya hazırım’ dedi. O zaman itibarıyla pek çok makale yazdım ve ‘Türkiye ya vurur veya sondaj yaparsa veya her ikisini de yaparsa biz ne ‘yaparız dedim. Yani bizi savaş maceralarına çeker ve bugün yapmakta olduklarını yapmaya başlarsa Sonra Kıbrıs sorunu nasıl ileri götürülecek? Yani şimdi müzakereler ne olacak? Bir yandan Türk sondaj gemisi kazı yaparken bir öte yandan müzakere mi edeceğiz? Türkiye bizim doğal gazımızı çıkarırken biz görüşme mi yapacağız? Ne için?"

"ERDOĞAN, RUSYA YÖNÜNDE DE HAREKET EDEREK OYUNU AKILLICA OYNADI"

Bölge ülkeleriyle üçlü iş birlikleri ve ExxonMobil ve Total’e ruhsat verilerek MEB’in zırhlandırılmış varsayıldığı hatırlatıldığında "Kuşkusuz, bütün bunlar iyi hareketler ama savunma açısından böyle zırhlandırılmaz" diyen Rolandis, özetle devam etti:
"Son noktaya varırsan, gelip senin için savaşacak ülke yoktur. Büyük sorunların varsa her zaman tek başınasındır. Durum nispeten iyiyken dostun çoktur ama uçurumun kenarına geldiğinde, tek başına kalırsın ve elinden geleni tek başına yapmak zorundasın. Erdoğan’ın başında olduğu Türkiye’nin, kolayca uzlaşılacak bir ülke olmadığına inanıyorum. (Erdoğan) öngörülemezdir, tehlikelidir keza bunu Afrin’de göstermiştir. Suriye’ye girdi, ilini aldı ve neredeyse istediğini yapıyor. Erdoğan, Rusya yönünde de hareket ederek oyunu akıllıca oynadı. Çok değerli bir müttefik edindi. Rusya, Batı’dan koparacak ve NATO ile ilişkisini bozacak bir müttefik istemiyor. Şu anda teçhizat, enerji satıyor, nükleer santral yapıyor, bunları neler takip eder bilemem. Türkiye yıllardan beridir Rusya’dan elektrik enerjisi satın alıyor. Yanı başımızda, gelecekte bize çok ciddi sorunlar çıkarabilecek bir ittifak: Rusya-Türkiye-İran ittifakını kurdu. Biz, Türkiye profesyonel personel bulamayacağı için sondaj yapamaz takıntımızla kaldık. Azerbaycan var, şu anda İran müttefiki, bunlar, petrol konusundaki en iyi uzmanlardır. Yapacak personel mi bulamaz? 80 milyonluk ülke olduğunu ve Orta Asya’daki bir 80 milyonun daha kontrol ettiğini unutmayalım. Oraya gittim ve Türkiye’nin ne yaptığını gördüm. Azerbaycan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Özbekistan’da at oynatıyor. Bunlar Batı için çok kıymetli olan petrol zengini ülkelerdir. Türkiye’yi, hiç kimsenin güç olarak görmezden gelemeyeceği Türk merkezli Asya bütününün parçası sayıyorlar. Şimdi buna Rusya ve İran’la ittifaklar da eklendi. Dış politikamızı belirlerken doğru analizler yapmalıyız, kolay şeyler değil."

Rolandis, önerisinin ne olduğu sorulduğunda ise "uçurumdan düşmeyelim diye öneri yaptım. E, etkilendik. Düştükten sonra şimdi ne diyeyim? Kolay bir cevabı yok. Onların da bir payları olduğunu bileceği çok basit bir hal çaresi ile birçok maceradan kurtulabilirdik. Kıbrıs sorunu çözülmeyebilir. Paylarını bildiklerinde, onlarınkini değil aslında kendi payımızı güvence altına alırdık. Şimdi durum çok zor. Erdoğan’ın devam edeceğine inanıyorum. Bugün S-400 konusunda ABD’yi görmezden gelen, burada ne yapacak? Zenginlik çok büyük, bölgemizin ganimeti muazzam, yüz milyarlarca dolardan söz edilebilir, bunlar komik şeyler değil. Bana, yapabileceğimiz bir şey var mı diye soruyorsunuz. Türkiye, Kıbrıslı Türkler, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar, hepsi; çıkış yolu bulabilmemiz için bir, iki, üç ay ara vermekte anlaşırsa, belki. Çünkü aksi halde biz siper aldık diyeceğiz, onlar ilerleyecek, sondaj matkabını indirecekler, kim gelip engelleyecek? Herhangi bir filo mu gelecek? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak? Bu nasıl 1964’te, 1974’te ve S-300’ler konusunda 1998’de olmadıysa, şimdi de olmayacak" dedi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Emniyet Eski Sağlık D. Bşk. BÜLENT ÇANAKÇI : ESKİ EMNİYET İMAMI KEMALETTİN ÖZDEMİR’İN Örgütten ayrıldığı yalandır !!!


Emniyet Eski Sağlık D. Bşk. BÜLENT ÇANAKÇI : ESKİ EMNİYET İMAMI KEMALETTİN ÖZDEMİR’İN Örgütten ayrıldığı yalandır !!!

Geçen yıl FETÖ’den gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan Kemalettin Özdemir’le ilgili şok iddia. Emniyet eski Sağlık Daire Başkan Yardımcısı Bülent Çanakçı, firari Adil Öksüz’le birlikte 15 Temmuz’u yönettiğini söylediği Özdemir’in, aslında FETÖ’den ayrılmadığını kaydetti.

Emniyet Genel Müdürlüğü eski Sağlık Daire Başkan Yardımcısı olan Dr. Bülent Çanakçı’nın şüpheli sıfatıyla verdiği ifadeye Yeni Şafak ulaştı. Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nde verilen 115 sayfalık ifadede FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, örgütün emniyet imamlığını yapan Osman Hilmi Özdil, Kemalettin Özdemir ve İP Genel Başkanı Meral Akşener’le ilgili önemli iddialar yer aldı.

‘AYRILDI’ YALANI YAYILIYOR

Çanakçı’nın ifadesinde en dikkat çeken ise geçtiğimiz yıl FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan Kemalettin Özdemir’le ilgili söyledikleri oldu. Özdemir ve aile yakınlarının 23 yıl doktorluğunu yaptığını söyleyen Çanakçı, Özdemir’in örgütten aslında ayrılmadığını, 15 Temmuz’u yöneten isimlerden biri olduğunu söyledi: “Örgütün kara kutusudur. Çevreye ayrıldığı yalanı yayılmakta fakat Gülen’den sonra örgütü toparlama görevi verilmiştir.”

15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde yakalanan Adil Öksüz, “Arazi bakmaya gelmiştim” deyince salınmıştı.

GÜVEN VERMEK İÇİN KAÇMADI

Bülent Çanakçı’nın Kemalettin Özdemir’le ilgili emniyetle paylaştığı iddiaları şöyle: Kaçmayarak çevreye güven telkin etmektedir. Örgütten ayrıldığı söylendiği zamanlarda, Adil Öksüz tarafından Gülen’den gelen içinde şifreli talimatlar olduğunu düşündüğüm bir kitap kendisine hediye edilmiştir. (..) Adil Öksüz Hava Kuvvetleri içerisinde darbeyi yönetirken, kanaatimce Kemalettin de dışarıyı organize ederek darbenin başarıya ulaşması için çaba sarf etmiştir.

ÇOK ADAMI VAR

Kemalettin bir ara ‘İstihbarat birimlerinde çalışan arkadaşlar benim telefonumu dinliyor’ dedi. Ben de ‘Bunların abisi sensin, nasıl yapıyorlar’ dedim. O da ‘Boşver doktor, ben onların abilerini MİT’ten Daire Başkanı olarak emekli etmişim. Bu çocukların yaptıkları şey bana zaten zarar vermez, çok önemsemiyorum’ dedi. Buradan anladım ki MİT dahil tüm istihbarat birimlerinde Kemalettin Özdemir’in yetiştirdiği daire başkanı düzeyine gelen ve emekli olan birçok insan var.

HİMMET PARALARI ONA GELİRDİ

Kozanlı Ömer olarak bilinen Osman Hilmi Özdil, emniyet imamlığını Kemalettin Özdemir’den devraldı. Özdemir bana yıllar sonra ‘Tüm paralarla birlikte arkadaşları da teslim ettik’ demişti. O tarihlerde görüşmemesi gerekirken emniyetteki örgüt üyeleri ile görüşmeye devam etmiştir. Örgüte verdiğim himmet paralarını (..) örgüt adına Kemalettin Özdemir’e verirdim. (..) Emniyetin Türkiye geneli tüm personelinden toplanan himmet Özdemir’e gelirdi.

Yahudi projesi

Fetullah Gülen

Bülent Çanakçı, örgütten ayrıldığı gibi gözüktüğü zamanlarda Kemalettin Özdemir’e “Hocam bu durum düzeltilebilir mi” diye sorduğunu, Özdemir’in de “Bu durumu düzeltecek tek kişi İshak Alaton’dur” dediğini söyledi. Özdemir’in, Gülen’in 2016’da ölen İshak Alaton’dan habersiz iş yapmadığını ve Alaton’u büyüğü olarak kabul ettiğini söylediğini kaydeden Çanakçı, “Buradan anladığım şu, Gülen Yahudilerin Türkiye ve İslam coğrafyası üzerindeki operasyonunun bir parçası” dedi.

Bir telefon uzakta

Meral Akşener

Polis Koleji’ne tabip olarak atanmasında Kemalettin Özdemir’in emniyetteki bağlantılarını kullandığını belirten Çanakçı şunları söyledi: “Bir gün Özdemir’le otururken İçişleri Bakanlığı ile ilgili bir konu olduğunu söyledim. ‘İçişleri Bakanını arayayım mı’ dedi. Ben de ‘Tanır mı sizi, muhabbetiniz var mı’ diye sordum. ‘Beni çok sever, şimdiye kadar telefonuma hiç çıkmamazlık yapmadı’ dedi. 1996 ya da 1997 yıllarıydı, İçişleri Bakanı Meral Akşener’di.”

CIA DOSYASI /// Nicolas Maduro : Eski istihbarat şefi CIA’e çalıştı


Nicolas Maduro : Eski istihbarat şefi CIA’e çalıştı

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, ülkenin eski istihbarat şefi olan Christopher Figuera’nın bir yıldan uzun süredir ABD istihbaratı CIA için çalıştığını ileri sürdü.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ülkenin eski istihbarat başkanı olan Christopher Figuera’nın CIA için çalıştığını ileri sürdü. Maduro televizyondan canlı yayınlanan konuşmasında Figuera’nın yaklaşık bir yıldan beridir Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA için çalıştığının tespit edildiğini söyledi. Maduro "hain" ve "köstebek" olarak tanımladığı Figuera’nın ABD istihbaratına çalıştığına işaret eden bir kanıt sunmadı.

Figuera’nın ayrıca Nisan ayı sonundaki başarısız darbe girişimini de koordine ettiğini ileri süren Maduro "Yakında yargı önüne çıkacak ve ihanetin bedelini ödeyecek" diye konuştu.

Kendisini Venezuela geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido 30 Nisan tarihinde bir grup askerle birlikte orduya ayaklanma çağrısı yapmış ancak bu girişim sonuçsuz kalmıştı.

Venezuela yönetimi bu olay sonrası şimdiye kadar 10 muhalif milletvekili hakkında ceza soruşturması başlattı. Bunlar arasında Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Edgar Zambrano da bulunuyor. Guaido’nun yardımcısı da olan Zambrano Cuma gününden beri bir askeri cezaevinde tutuluyor. Söz konusu milletvekillerinden üçü başka ülkelerin diplomatik temsilciliklerine biri ise Kolombiya’ya sığındı.

ABD’den yeni yaptırım kararı

Öte yandan Guaido’nun başlıca destekçisi olan ABD, Venezuela yönetimi üzerindeki baskıyı artırmak için uyguladığı yaptırımların kapsamını genişletti. ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasına göre daha önce petrol ve bankacılık branşlarında uygulanan yaptırımlar artık savunma ve güvenlik branşlarını da kapsayacak. Venezuela’da bu branşlarda etkin olan ABD’li ve yabancı firmalara yaptırım uygulanabilecek.

dpa, Reuters / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

BFV (ALMAN İÇ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI /// FETÖCÜ AKTİF HABER’DEN İDDİA /// Almanya eski istihbarat şefi : ‘Türkiyeli imamlar ajan’


Almanya eski istihbarat şefi : ‘Türkiyeli imamlar ajan’

KAYNAK (VPN İLE GİRİLEBİLİNİYOR) : https://aktifhaber.com/dunya/almanya-eski-istihbarat-sefi-turkiyeli-imamlar-ajan-h132330.html

Almanya’da 900’e yakın camisiyle Türkiye Diyanet Kurumu’na bağlı çalışan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ile ilgili tartışma yeniden alevlendi.


Geçen yıl görevinden ayrılan Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-Georg Maaßen, Almanya’da 900’e yakın camisiyle Türkiye Diyanet Kurumu’na bağlı çalışan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üyesi imamlar için “Onların istihbarat faaliyetleri içinde bulunduklarını ve topladıkları bilgileri Türkiye kurumlarına gönderdikleri biliniyordu” diye konuştu.

Hans-Georg Maaßen haftalık haber dergisi Focus’un internet sitesi “Focus Online”na konuştu.

Türkiyeli imamlarının söz konusu ajanlık faaliyetlerinin devletin bağımsızlığına saldırı anlamına geldiğini belirten Maaßen devamla şunları söyledi:

“Bana göre DİTİB’in ideolojik dini bakış açısının da demokratik değerlerle uyuşmuyor. Bundan dolayı Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın bu organizasyonu daha yakından takip etmesi gerekiyor. Tabii ki bu konudaki karar siyasi
iradenindir.”

Geçtiğimiz Ocak ayında DİTİB’in tamamen Ankara’ya bağlanması amacıyla genel başkan ve genel başkan yardımcısı bizzat Türkiye tarafından belirlenmişti. DİTİB’in genel başkanlığına Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Kazım Türkmen getirilerken, genel başkanlığına ise 2014-2017 yılları arasında Türkiye’nin Köln’deki konsolosluğunda Din Hizmetleri Ataşesi olarak çalışan Ahmet Dilek atanmıştı.

‘AJAN İMAMLAR’ SORUŞTURMASI KAPANMIŞTI

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Gülen yapılanması üyesi oldukları gerekçisiyle birçok imamın görevine son verirken, DİTİB yöneticileri ve imamları son dönemlerde özel olarak seçilip Almanya’ya gönderiliyor.

2017 yılı başında DİTİB’li imamların MİT’e bilgi verdiği iddiaları ortaya çıkmıştı. O dönem Kuzey Ren Vestfilya Eyaleti Anayasa Koruma Örgütü en az 13 imamı tespit etmiş, polis de bazı ev baskınları gerçekleştirmişti. Ancak daha sonra DİTİB’e soruşturma dosyası kapatılmıştı.

YARGI DOSYASI /// BARIŞ TERKOĞLU : Sabri Uzun’u tutuklayan hakim eski AKP’li çıktı !!!!


BARIŞ TERKOĞLU : Sabri Uzun’u tutuklayan hakim eski AKP’li çıktı

Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’u tutuklayan hakime dair bir ayrıntı dikkat çekti…

Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadenin ardından tutuklandı. Kararı veren Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği tutuklama gerekçesini "Cumhurbaşkanına hakaret, örgütün veya amacının propagandasını yapma, örgüte bilerek isteyerek yardım etme" suçlamasına dayandırdı.

"SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM"

Sabri Uzun, mahkemede verdiği ifadesinde şunları söyledi: "Atılı suçlamaları ve suçların tanımını kabul etmiyorum. FETÖ’ye yardım etmek ve Cumhurbaşkanına hakaret bana da uymuyor, buradaki fiile de uymuyor. Bu isnatları kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir tanımı da kabul etmiyorum."

"ŞAHISLARI KAST ETMEDİM"

Uzun, Erdoğan’a hakaret etmekle suçlandığı Twitter hesabı için ise şunları söyledi: "SabriUzun28 uzantılı twitter adresini ben kullanırım. Paylaşımlar da bana aittir. Her okuyanın farklı anlam verebileceği yoruma açık tweetlerdir. Şahısları kast etmedim. Daha çok bir tecrübe, birikim aktarımından ibarettir. Hakaret kastım kesinlikle olmaz. Hiç kimseyi de hedef alarak yazmadım. Kesinlikle isim de telaffuz edilmemiştir."

"5 SENEDİR BİR ŞEY YAPILMAMIŞ"

Son dönemde FETÖ’ye dair yaptığı açıklamalarla dikkat çeken Eski Ankara Cinayet Büro Amiri Tamer Topsakal’ın kendisini hedef alan 5 yıl önceki ifadeleri için ise Uzun şunları söyledi:

"Tamer Topsakal diye birisini hiç tanımıyorum. Benim bu şahısla o tarihte yüzleştirilmem lazımdı. Teşhis tutanağı yapılması lazımdı. O tarihte benim de gözaltına alınıp bunların sorulması lazımdı. Daha sonraki aşamada benim hakkımda istihbarat çalışması yapılması lazımdı. Ek deliller toplanması gerekirdi. Bugün geldiğimiz an itibariyle sanıktan itiraf veya red almak suretiyle adaletin tecellisi mümkün değildir. İtirafa zorlamak gibi, hukuk dışı bir durum ortaya çıkıyor. Benim hakkımda istihbarat çalışması yapılır elde edilen bilgiler bana sorulurdu. Benim telefonum Ankara Emniyeti’ndedir. Oradaki kayıtlara bakılır, hangi tarihte hangi FETÖ’cüyle beraber aynı baz istasyonu bölgesinde olduğum, hangi konuşmayı yaptığım bilgileri birleştirilmek suretiyle deliller yaratılırdı. 5 senedir hiçbir şey yapılmamış, 5 sene sonra ‘böyle şüphe uyandıracak ifade bulduk, sen ne diyorsun’ deniliyor."

"BU TAKTİK FETÖ’CÜLERİN TAKTİĞİ"

Sabri Uzun, Ayten Altınoluk adlı kişi ile irtibatlı olduğu ihbarına ise şu yanıtı verdi: "Ayten Altınoluk isimli kişiyi tanımıyorum. O tarihten bugüne kadar telefon kayıtlarına bakılırsa, bu kişiyi tanıyor olsam telefon konuşmam olur. İhbar alan kişi bu şahsın evine gidip bunu sormuş mu? O da yok. Onun ilişkili olduğu kişilerle ben ilişkili miyim? Bunun da çıkartılması lazım. O da yok. Yapılan ihbarlara ilişkin olarak, bu taktik FETÖ’cülerle ilgili taktiktir. Bunun araştırılıp, savcı adına bilgi derleyip, savcılığa gönderilmesi gerekirdi. İhbarı yapan veya yaptıran kişinin benle bir husumeti lduğunu düşünüyorum. Bunu araştırmayanların da benimle bir sorunu olması lazım. Ben gözaltındayken dahi bu Ayten isimli kişi bulunup sorulabilirdi. Ancak halen sorulmamış."

KARARI VEREN HAKİM ESKİ AKP YÖNETİCİSİ

Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’u tutuklayan hakim Ali İde’ye dair bir ayrıntı dikkat çekti. Uzun’u, aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı’na hakaretten tutuklayan hakim Ali İde, eski AKP Adıyaman Gençlik Kolları Başkanı.

Ali İde’nin AKP’de yöneticilik yaptığı döneme dair haberlerden biri

Bir süre avukatlık yapan İde, daha sonra yargıç oldu. Kilis’teki görevinin ardından 2015’te Kilis’ten Yargıtay Tetkik Hakimliği’ne atandı. Ekim 2018’deki kararnameyle de Ankara Hakimliğinde göreve başladı. İde, Sabri uzun’u tutuklayan Ankara 7. Sulh Ceza Hakimi olarak görev yapıyor.

Ali İde, çocuk ve kadınlara ilişkin açıklamalarıyla tepki çeken Nurettin Yıldız’a yakınlığıyla bilinen Adalet ve Medeniye Derneği’nde konuşurken

Böylece eski AKP yöneticisi olan bir hakim, AKP Genel Başkanı aleyhinde atılan bir mesaj hakkında karar vererek, Sabri Uzun gibi kritik bir ismi tutuklamış oldu. Bu da hakim tarafsızlığına dair yargı kulislerinde yeni bir tartışma başlattı.

Sabri Uzun’un tutuklama kararı

SABRİ UZUN KİMDİR

Emniyet Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un masasına Polis müdürü Recep Güven, 14 Haziran 2001’de ilk kez Ergenekon kumpası şemasını koydu. Sabri Uzun, o yıllarda bunu reddetti. Aynı şema 2006 yılında yine Recep Güven tarafından Uzun’a sunuldu. Sabri Uzun bir kez daha kumpasın parçası olmayı kabul etmedi.

Bir ay sonra adı “Şemdinli Olayları Hakkında Bilgi Notu”na haksız bir şekilde karıştırılarak tasfiye edildi. FETÖ’nün Büyükanıt’ı hedef aldığı not, Uzun’a maledilmişti. Sabri Uzun, uzun süre görevden alınmasının askerlerin işi olduğunu sandı. Üç yıl sonra gazeteci Cüneyt Özdemir’e artık böyle düşünmediğini şöyle anlatıyordu: “Sabri Uzun o yıllarda kendisini görevden alan önemli bir ‘güç’ olduğunu söylüyor, ama artık bunun askerler olduğunu düşünmüyordu! Hatta görevden alınmasında dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın göreve gelmesi sürecinde yaşanan bir komployu ortaya çıkarmasının etkili olduğuna inanıyordu.”

Sabri Uzun, İçişleri Bakanlığı müfettişlerine 20 Eylül 2010 tarihinde verdiği ifadede şunları söylüyordu: “Ben bu cemaatin (FETÖ kastediliyor) bir komutanla ilgili yaptığı yasadışı işi bizzat tespit edip ilgili bir makama kişiye özel yazıyla bildirdim.”

Yaşar Büyükanıt’ın özel hayatına ilişkin FETÖ merkezli sızıntılar ile Sabri Uzun’un anlattıkları arasında bağ kuruldu.

Sabri Uzun’un adı 2011 yılında ise Odatv kumpas davasına karıştırılarak yazmaya hazırladığı kitabı hedef alındı.

Uzun, resmi olarak 2001’den itibaren ile FETÖ karşı karşıya geldi. Kumpaslara karşı çıktı. Hatta bir kısmını devlete raporladı. Tasfiye edildi. Hapishanenin ucundan döndü. Nihayetinde halihazırda süren FETÖ davalarında tanık oldu. Son olarak ise iktidarı eleştiren mesajlarının ardından FETÖ suçlamasıyla tutuklandı.

Barış Terkoğlu

Odatv.com