TARİH : Eski Türklerde Güneş Algısı Ve Atatürk’ün Güneş Olarak Sembolize Edilmesi


Güneş, insan varlığı üzerindeki ana fonksiyondur. İnsanoğlu düşünmeye başlaması ile birlikte, evrendeki her şeyin üzerinde Güneşi tutmuş ve onun hayatın kaynağı olduğunu anlamıştır. Bu anlayışla “Güneş” dini ve felsefi düşüncenin doğuşuna da etki etmiştir. Tarih boyunca “Güneş”, kimi zaman gücünden korkularak tapınılan, tanrı yerine konulan, ulaşılmazlığın simgesi, varlık- yokluk gibi algılansa da, Türkler için farklı anlamlar da ifade etmiş ve Türk Kültürünün önemli bir öğesi olmuştur. Türkler Güneşe “Kün” yani bugünkü anlamıyla “gün” aydınlık olarak bakmışlardır. Saçtığı ışıklar, verdiği aydınlık, parlaklık, taşıdığı yükseklik, büyüklük, güç kudret, süreklilik gibi tüm fonksiyonları ile çok yönlü bir kavram olan “Güneş” resimde, şiirde, fotoğrafta, hatıralarda, köşe yazılarında, duygularda Atatürk ile bütünleştirilmiştir. Meşrutiyet yıllarından beri Atatürk’ün de söylediği “Gençlik Marşı’nda geçen “Güneş Şimdi Ufuktan Doğar” cümlesindeki “Güneş” Atatürk olmuştur. Atatürk’ün kendisi de “Güneş” ile yakından ilgili olmuştur. Nitekim ünlü “Güneş Dil Teorisi” tam olarak bu konu ile bağlantılıdır. Dr. Hermann Kvergitsch’in yaptığı bir çalışmadan esinlenerek o dönem dil ile yapılan çalışmalardaki sorunları gidermek için “Güneş” in hayatın kaynaklığı gibi dilin de kaynağı olduğunu ve Türkçenin dünyada esas dil olduğunu kanıtlama yoluna gitmişti. Tam da bu çalışmaların yapıldığı sırada 1933’te de Galatasaray kulübünden ayrılanların yeni kurdukları spor kulübüne “Güneş Spor Kulübü” adını da O önermiştir. Bu çalışma, Atatürk’ün “Güneş Dil Teorisi” konusunu tartışma veya sadece onunla ilgili değildir. Çalışma çoğunlukla Atatürk’ün “Güneş” ile ifade edildiği söz, yazı, resim gibi öğeleri sunacaktır.

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

DİN & DİYANET DOSYASI /// İŞTE DİN ADAMI BUDUR .!!! Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ve söyledikleri


İŞTE DİN ADAMI BUDUR.!!! Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ve söyledikleri –

1. İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, ahirette kazanırsın mesajını vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler.

2. Biz Müslümanlığı sadece inanma ve namaz, oruç, hac gibi belli ritüelleri yerine getirme olarak algıladığımız sürece bu mahçup edici durum devam edecektir.

3. Ortadoğu toplumları barut fıçısı gibi. Birbirlerine duydukları öfkeyi mezhep, din duyarlılığı veya öteki üzerinden dile getiriyor, onlar üzerinden kimlikler şekilleniyor. Toplum olarak ayrıştığımız, artık birbirimize öfke duyduğumuz doğrudur. Bunlar sosyal birlik beraberliğimiz açısından alarm noktalarıdır.

4. Serbest pazar mantığıyla fetva arayan, müşteri memnuniyetine göre fetva verenler kapladı ortalığı. İslam âlimlerinin içinde yaşadığı hayatla ve gerçekliklerle bağı koptu. Üçüncü, beşinci asırda yazılan kitaplardaki bilgileri tekrar ederek insanlara dini anlattığımızı düşünemeyiz. 50 küsur İslam ülkesi var, paramparçayız.

5. İslam barış dinidir diyoruz ama kimseyi inandıramıyoruz, çünkü birçok yerde Müslümanlar birbirinin boğazını sıkıyor. Birbirinin Müslümanlığını beğenmez oldular, birbirini itham ve tekfir ederek sürekli camdan aşağı atmakla meşguller.

6. Her şeyin altüst olduğu, fırsat eşitliğinin olmadığı, işgaller altında umutların tükendiği, siyasal katılımın olmadığı toplumda sadece din anlatarak insanları mutlu edemeyiz.

İslam dünyası acilen bilgi, çalışma, üretme, temizlik, sosyal barış, sosyal adalet, insan hakları, kadın hakları, çevre, özgürlükler, ötekinin hakkı gibi temel konularda zihnini durultmak ve bu konularda mesafe almak zorunda. İslamiyette ibadet sadece kıldığımız namaz değildir. İnsanlığa, dünyanın imarına, sulha, barışa hizmet eden her davranış ibadettir.

7. Gönlüm isterdi ki, evrensel ilâhî din olan İslam’ın günümüz uleması dünyada kanıksadığımız bunca eşitsizlik, sömürü, adaletsizlik, güçlü ve egemenin oldu bittileri karşısında hakkın sesi olsun, her türlü ayırımcılığa karşı çıksın, bizlere hepimizin Âdem’in çocukları kardeşler olduğumuzu, insan olarak eşit ve değerli olduğumuzu, insanca bir hayatın hepimizin temel hakkı olduğunu hatırlatsın.

Ama öyle olmadı ve olmuyor. Olup bitene eleştirel baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.

8.Bugün birçok dini cemaat birer ekonomik sektöre dönüştü. Unutmamalı, Türkiye’de dini gruplar kamusal alana sirayet etmeye başladığı, kapalı ve kayıt dışı olup kendilerine göre dini eğitim vermeye başlarsa sorun büyür, FETÖ’deki gibi. Ülke benzeri oluşumlara gebe demektir.

9. Dini cemaat ve tarikatlar siyaset, kamusal alan, yaygın din eğitimi ve ticaretten elini çekip kendi asli ve sivil hizmet alanlarına çekilmezse, kayıt dışılıktan çıkıp şeffaf ve denetlenebilir olmazsa yeni maceralar yaşamamız kaçınılmaz görünüyor.

10. Din artık melankoli ve gözyaşı olarak sunuluyor ve algılanıyor. Böyle bir din anlayışı sizi dünya sahnesinde yukarı çeker mi? Hazreti Muhammed’in hayatını öyle bir anlatıyorlar ki, öyle bir hayatın örnek alınması ve yaşanması mümkün değil. Bugün İslam dinini gizemli, esrarengiz bir din olarak sunanlar, asılsız kutsallıklar üretenler aslında kendi din ticaretleri için müşteri artırımı peşindeler.

11. “Din, acı, gözyaşı, melankoli ve menkıbedir” dedik. Ya geçmişe özlemle ya da bir kurtarıcı bekleyerek vakit geçiriyoruz. Bireyi ve birey bilincini, birey sorumluluğunu yok ettik.

Başımıza geleni de hep “ya Allah’ın gazabı ya da ötekinin kötülüğü” diye anlattık. “Sen sadece dua et, hatta en etkili ve gizemli duayı ve zamanı bul yeter, bunlardan kurtulursun” diyerek piyangocu bir anlayışı besledik. Halkı böyle besleyince onlar da buna uygun hoca tipi istemeye başladı.

12. Böyle bir dini anlayışın, çocuklarımız, torunlarımız tarafından nasıl karşılanacağından emin değilim. Artık yavaş yavaş yol ayrımına geliyoruz. Çocuklarımız, torunlarımız sorguluyor, görüyor, biliyor.

Bireyin olmadığı, kadın hakkı, insan hakkı, çevre bilinci, bilgi üretimi, sosyal adalet, hukuk, özgürlük, düşünce gibi temel değerlerin yeterince gelişmediği, sadece melankoli, sadece menkıbe, gözyaşı, ötekileştirme ve öfkenin yer aldığı bir din anlatımı İslamofobi’yi mahallemize indirecektir. Bizim çocuklarımız, torunlarımız da büyük sorular soracaktır.

13. Bizim din anlayışımız sığlaştı. Dindarlığı dar bir alana hapsettik. Müslümanlar şeklen dindarlaştıkça, dünyevileşmesi de artıyor. İslam, seccadeni ser ibadetle ömrünü geçir demiyor. Düşünce, bilgi, yararlı iş, temizlik, haklının ve mağdurun yanında olma, iyiliği destekleyip kötülüğü önleme, insanı insan olduğu için sevme hepsi ibadettir. Sadaka ve iane kültürüyle ya da retorikle bunları sağlayamayız.

14. Kuran’ı Kerim ile aramız açıldı. Kuran’ı Kerim’in bize verdiği öğütlere kulak tıkadık ve kendi yanlışlarımıza kendimiz fetva vermeye başladık.

Eski Diyanet İşleri Başkanı
Prof. Dr. Ali Bardakoğlu –

AKADEMİK DOSYA : Eski ÖSYM başkanının soruları nasıl çaldığını itiraf ettiler !!!


Eski ÖSYM başkanının soruları nasıl çaldığını itiraf ettiler !!!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ÖSYM eski Başkanı Ali Demir hakkında FETÖ üyeliği ve zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarından 18 yıl 6 ay hapis istemiyle iddianame hazırlayıp dava açtı. Demir, sınav sorularını nasıl çaldıklarını tek tek itiraf etti.

Terör ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Adem Güney tarafından hazırlanan iddianamede, ÖSYM tarafından 2010-2015 yıllarında düzenlenen tüm sınavlarda soruların sızdırılmasına ilişkin bilirkişi raporuna yer verildi. Raporda, söz konusu yıllarda kurum tarafından düzenlenen sınav sorularının, soru havuzundan çekilip matbaaya gönderilmek üzere "Sır cihazı" adı verilen kriptolu belleğe yüklendiği sırada ÖSYM’nin bilgisayarlarına kurulan "ProNMS ve Lumension" adlı programlar vasıtasıyla arka plana kaydedildiği belirtildi.

FETÖ’nün hırsızlığını itiraf ettiler! ‘sır cihazı’ kullanarak…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında FETÖ üyeliği ve zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarından 18 yıl 6 ay hapis istemiyle iddianame düzenleyerek dava açtı. İddianamede ÖSYM’nin Soru Hazırlama ve Geliştirme Daire Başkanlığı ile Bilgi Güvenliği ve Yönetimi Daire Başkanlığında görevli örgüt mensubu bazı bilişim uzmanlarının itiraflarına da yer verildi. İtirafçı M.E.A. ifadesinde, arka plana kaydedilen soruların örgütün ÖSYM imamı firari Bekir Şimşek’e, ÖSYM’de yaklaşık 10 yıldır çalıştığını bildiği S.S. tarafından verildiğini anlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında FETÖ üyeliği ve zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarından 18 yıl 6 ay hapis istemiyle iddianame düzenleyerek dava açtı.

Terör ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Adem Güney tarafından hazırlanan iddianamede, ÖSYM tarafından 2010-2015 yıllarında düzenlenen tüm sınavlarda soruların sızdırılmasına ilişkin bilirkişi raporuna yer verildi.

Raporda, söz konusu yıllarda kurum tarafından düzenlenen sınav sorularının, soru havuzundan çekilip matbaaya gönderilmek üzere "Sır cihazı" adı verilen kriptolu belleğe yüklendiği sırada ÖSYM’nin bilgisayarlarına kurulan "ProNMS ve Lumension" adlı programlar vasıtasıyla arka plana kaydedildiği belirtildi.

Sorular FETÖ’nün ÖSYM imamına ulaştırılmış

Bilgisayarların arka planına yüklenen soruların, kurumda görevli örgüt mensupları tarafından FETÖ’nün ÖSYM’den sorumlu imamı Bekir Şimşek’e ulaştırıldığı vurgulanan raporda, soruların Şimşek vasıtasıyla örgüt mensuplarına dağıtıldığı kaydedildi.

Raporda, soruşturmaların başlatılmasıyla örgüt mensuplarının ÖSYM’deki bilgisayarlara geri dönülemeyecek şekilde 35 kez format attığı, buna rağmen bazı bilgisayarlarda sınav sorularını kaydeden programlara ilişkin kalıntılar bulunduğuna değinildi.

İtirafçı beyanları

İddianamede ÖSYM’nin Soru Hazırlama ve Geliştirme Daire Başkanlığı ile Bilgi Güvenliği ve Yönetimi Daire Başkanlığında görevli örgüt mensubu bazı bilişim uzmanlarının itiraflarına da yer verildi.

Söz konusu birimlerde bilişim uzmanı olarak görev yapan itirafçı M.E.A, kurumda 3,5 yıl çalıştığına dikkati çekerek, şunları aktardı:

Sorular sır cihazına yüklenirken…

"Göreve başladıktan yaklaşık 1 yıl sonra, 2014 yılında S.S, sınav sorularını bağlı bulunduğumuz Fetullah Gülen cemaatine vermek üzere sanal sunucu kurmamı istedi. Ben de bunun üzerine WSUS isminde bir sanal sunucu kurdum. Bu sistem, sınav sorularının sır cihazına yüklendiği sırada dosyaların ProNMS aracılığıyla bir kopyasının da WSUS isimli sanal sunucuya atılmasını sağlıyordu. Bu programların yazılımlarını K.K. adlı kişi yapıyordu. Bu kişinin güncelleme sırasında soruların kopyasının alınmasını sağlamak için de güncellemeler yaptığını biliyorum. Kopyası alınan soruları S.S. bir CD’ye yükleyerek dışarı çıkartıyordu. Ben bu tür işlemleri bildiğim halde korkumdan ses çıkaramıyordum. Hangi sınavların soruları bu yöntemle çalındı bilmiyorum ancak tüm sınavlarda çalındığını tahmin ediyorum."

İtirafçı M.E.A. ise ifadesinde, arka plana kaydedilen soruların örgütün ÖSYM imamı firari Bekir Şimşek’e, ÖSYM’de yaklaşık 10 yıldır çalıştığını bildiği S.S. tarafından verildiğini anlattı. İtirafçı İ.P. de sınav sorularında son anda yapılan değişikliklerin bile örgüt üyelerinin eline geçtiğini, bunun da soruların son aşamada çalındığını ortaya koyduğunu vurguladı.

İ.P, "Soruların sızdırılması, sunucu üzerine yapılan yedekleme konfigürasyonu veya program parçacığı ile sistemi yöneten kişilerin soruları istedikleri başka yere atması şeklinde oluyordu. Bu işlemi yapan kişilerin tamamının 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kurumla ilişiği kesildi. Soruları çalan kişilerin S.S, M.E.A, ve S.S.K. olduğunu düşünüyorum." dedi.

Demir döneminde işe alınmışlar

İddianamede, soru hazırlanması ve güvenlikle ilgili kritik birimlerde çalışırken hakkında FETÖ’den işlem yapılan kişilerin ya Ali Demir döneminde işe alındığına ya da başka birimlerdeyken Demir’in onayıyla bu birimlerde görevlendirildiklerine değinildi.

İddianamede Ali Demir’in, 2012 KPSS’ye giren bir kişide cevap anahtarı yakalayan öğretmen S.Ö’yü evinde ziyaret ederek, kopya olayını örtbas etmeye çalıştığına da yer verildi.

İddianamede ifadesine yer verilen Ali Demir ise üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi, örgütle ilgisinin bulunmadığını belirtti.

ÖSYM’nin kendi döneminde kurumsal bir kimliğe kavuştuğunu savunan Demir, sınav güvenliğine ilişkin de tedbirler aldıklarını dile getirdi.

Demir, "ProNMS ve Lumension" adlı programların TÜBİTAK’ın onayıyla alındığına, personel alımlarının ise istihbarattan bilgi edinildikten sonra gerçekleştirildiğine dikkati çekti. İddianamede, Demir hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma" suçlarından 18 yıl 6 ay hapis cezası istendi. İddianame Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

YOLSUZLUK DOSYASI /// AKP’li eski vekil Abdurrahman Kurt : Bu ülkede 80 bin TL’ye kadro satıyorlar


kurt-1.jpg

AKP eski milletvekili Abdurrahman Kurt, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Diyarbakır’da kadroların rüşvet karşılığı satıldığını ileri süren Kurt, “Her şey bir yana da Diyarbakır’da kamu kurumlarında eleman alımlarında kadro satışı o kadar içselleşmiş ki akıl almıyor. En son DSİ için 80 bin civarı rakamlar. Artık birileri buna da edi bese (Yeter artık) demeyecek mi?” ifadelerini kullandı.

Kurt bir sonraki mesajında da, havaalanına silahlı güvenlik alımı için de 22 bin TL istendiğini yazdı.