ERMENİ SORUNU DOSYASI : TÜRKİYE-ABD ARASINDA İMZALANAN 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA ve ABD VATANDAŞI ERMENİLERİN TAZMİNAT TALEPLERİNE BAĞLAYICI ETKİSİ


TÜRKİYE-ABD ARASINDA İMZALANAN 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA ve ABD VATANDAŞI ERMENİLERİN TAZMİNAT TALEPLERİNE BAĞLAYICI ETKİSİ

Yorum No : 2020 / 1

AVİM

02.01.2020

GİRİŞ

  • Bilindiği üzere Bakalian-Davoyan davaları Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’da yaşayan ve sonradan Amerikan vatandaşı olan Ermenilerin mallarına el konulduğu iddiasıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk makamlarına karşı açılan tazminat davalarıdır.
  • Bu davalar ABD’nin Kaliforniya eyaletinde görülmüş olup yaklaşık dokuz yıl sürmüştür.
  • Davalar sonucunda yerel mahkeme ve üst mahkeme her ne kadar farklı gerekçelerle de olsa her iki aşamada da davaların reddine karar vermiştir.
  • Şüphesiz bu ret kararları hukuki anlamda çok önemli kazanımlardır ve emsal teşkil edeceklerdir.
  • Ancak bu emsal davaların yanı sıra 25 Ekim 1934 tarihli Türkiye-ABD Antlaşması[1] işbu davaları hukuki yönden konusuz bırakacak nitelikte bir antlaşmadır.
  • Dolayısıyla, 1934 yılında Türkiye ile ABD arasında imzalanan antlaşma, yukarıda bahsedilen davalar ile gündeme gelen Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat talepleri konusunda önemli bir rol oynamalıdır.

ABD’DE AÇILAN TAZMİNAT DAVALARININ YASAL DAYANAĞI

  • ABD’de görülen bu tazminat taleplerine ilişkin davaların yasal dayanağı Kaliforniya Eyalet Meclisi tarafından 2000 yılında çıkarılan SB1915 sayılı yasadır[2].
  • Bu yasa uyarınca, 1915-1923 yılları arasında Anadolu’da yaşamış olan ve Osmanlı Devleti’nin haksız uygulamalarından zarar gördüğünü iddia edenlerin ve/veya zarara uğrayanların alt soylarının Türk makamları aleyhine Kaliforniya mahkemelerinde tazminat davaları açmasının yolu açılmıştır.

BU DAVALARIN KONUSUNU TEŞKİL EDEBİLECEK BİR TAZMİNAT SÖZ KONUSU MUDUR?

  • Esas itibariyle Türkiye ile ABD arasında belirtilen yasanın konusunu teşkil eden tazminat taleplerine ilişkin temaslar Lozan Antlaşması sırasında Türk heyeti ile ABD heyeti arasında gerçekleştirilmiştir.
  • Lozan görüşmelerinde Türk ve Amerikan heyetleri arasında tehcir ve savaş nedeniyle Anadolu’dan ayrılarak ABD’ye yerleşen ve ABD vatandaşı olan kişilerin tazminat taleplerinin giderilmesi konusu gündeme gelmiş ve heyetler bu konunun Lozan Antlaşması sonrası dönemde görüşülmesine karar vermiştir.
  • Diplomatik kanaldan yürütülen süreçte, 24 Aralık 1923’te sözkonusu tazminat taleplerinin giderilmesine yönelik Türkiye-ABD arasındaki nota teatisi sonuçlanmış ve tazminatların hesaplanarak Türkiye tarafından ABD’ye ödenmesi için bir komisyon oluşturulmasına karar verilmiştir[3].
  • Ancak Lozan Antlaşması’nın ABD Senatosu’nda onaylanmaması, 1927’de sağlanan Modus Vivendi’ye kadar iki ülke arasındaki ilişkilerin tıkanmasına neden olduğundan Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat taleplerinin görüşülmesi de mümkün olmamıştır.
  • 24 Aralık 1923’te oluşturulması kararlaştırılan komisyon ancak 15 Ağustos 1933’de İstanbul’da toplanabilmiştir.
  • Komisyon tarafından tazminat talepleri kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türkiye, ABD’den tazminat talep edenlerin listesini talep etmiştir. Türkiye, listede yer alacak her dosya için;
  1. Tazminat talep edenin adı ve doğum yeri,
  2. Tazminat miktarı,
  3. Tazminat talebinin niteliği ve nedeni,
  4. Tazminata konu olayın tarihi ve dava nedeni,
  5. Taleplere ilişkin kanıtlar talep etmiştir.

Gerek bu taleplerin geniş bir araştırma içermesi, gerek tazminat talep edenlerin vatandaşlık durumları ile ilgili sıkıntılar görüşmelerde tazminat konusunun maktu bir ödeme ile çözülmesine ilişkin görüşü kuvvetlendirmiştir. Taraflar arasında aylarca süren verimli görüşmeler neticesinde 13 taksitte olmak üzere 1.300.000,00 USD’nin Türkiye tarafından tazminat taleplerine karşılık ABD’ye ödenmesi hususunda anlaşma sağlanmıştır. Bu antlaşma aslında günümüzde görülen ve birçok tartışmayı da beraberinde getiren Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat taleplerinin ne denli haksız ve yersiz olduğunu da ortaya koymuştur. 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA

  • Resmi adı “Metalibin Tesviyesine Mütedair İtilafname” olan antlaşma 25 Ekim 1934 tarihinde Türkiye ve ABD tarafından imzalanmıştır.
  • Söz konusu antlaşma 2 Ocak 1935 tarihli ve 2896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
  • Tazminat Antlaşması metni Amerikan Kongresi’nde de 22 Mart 1935 tarihinde onaylanmıştır.
  • Antlaşma ile:
  1. Türkiye Cumhuriyeti, ABD’ye 24 Aralık 1923 tarihli antlaşmada yer alan Amerikan vatandaşlarının taleplerinin tamamen karşılanması için faizsiz olarak 1.300.000,00 Amerikan Doları ödeyecektir. Bu bedel her sene 100.000,00 dolar olmak üzere 13 senede ödenecektir. İlk taksit TBMM’nin bu antlaşmayı onayının ardından 1 Haziran 1936’da ödenecektir.
  2. Her iki hükümet yukarıda belirtilen bedelin ödenmesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nden taleplerin ve 24 Aralık 1923 Antlaşmasına dahil bütün taleplerin de ibra edilmiş olacağını kabul etmişlerdir.
  3. Türkiye, Amerikan vatandaşlarının taleplerinin tamamen karşılanmasına yönelik maktu bir miktar ödemiştir.
  4. Tazminat antlaşması sadece Ermeni asıllı Amerikan vatandaşlarına yönelik değil, 1915-1923 yılları arası Osmanlı vatandaşı olan ve tazminat almaya hak kazanan Rum, Ermeni ve Yahudileri de kapsamaktadır.
  5. Komisyon’da ABD adına antlaşmayı imzalayan Fred Kenelm Nielsen’in de belirttiği üzere antlaşma bir ülkenin vatandaşlarının diğeri aleyhinde hâlihazırda açılmış bütün tazminat davalarına son veren bir mahiyet taşımaktadır[4].
  6. Raporlar uyarınca, Komisyon tarafından 33 talep tazminat almaya hak kazanmıştır. Bu 33 talebin toplam bedeli ise 899.338,09 Amerikan Doları’dır. Görüldüğü üzere, bu miktar esas olarak belirlenen 1.300.000,00 dolardan da azdır.

[5]

SONUÇ

  • Bu antlaşmaya tabi tazminat talepleri titizlikle incelenmiştir.
  • Tazminat talep edenler ile tazminata hak kazananlar arasında büyük bir fark bulunmaktadır.
  • Bu farkın oluşmasında ülkemizin tazminat görüşmeleri sırasında talep ettiği belge ve delillerin Amerikan yetkililer tarafından düzenli bir şekilde derlenememesinin etkisi büyüktür.
  • Bu hususun tazminat taleplerine ilişkin bedelin belirlenmesinde maktu bir ödeme planının seçilmesine de etki ettiğinden bahsedilmiştir.
  • Bu gelişmeler çerçevesinde 1923 yılından başlayan Türkiye-ABD arasındaki tazminat sorunu 1934 Antlaşması ile herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde sonlanmıştır.
  • Antlaşmanın maddeleri de göstermektedir ki; Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nde Osmanlı Devleti vatandaşı olarak yaşayan ve daha sonra çeşitli sebeplerle Amerikan vatandaşlığına geçen, toprakları ve mallarına el konulan Amerikan vatandaşlarına ödeyeceği hiçbir tazminat bulunmamaktadır.
  • Dolayısıyla, ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’ndeki SB1915 sayılı yasanın esasen ABD’nin imzalamış olduğu bir uluslararası antlaşma ile çeliştiği belirtilmelidir.
  • Aynı zamanda gerek bu yasanın oluşturulmuş olması, gerek ABD’nin hiçbir eyaletinde Türkiye ve Türk makamları aleyhine 1915-1923 yılları arasında doğduğu iddia edilen bir tazminat talebinin dava konusu yapılamaması uluslararası hukukun gereğidir.

[1] Bu antlaşmaya ilişkin detaylı bilgi için: Kemal Çiçek, “1934-1935 Türk-Amerikan Tazminat Anlaşması ve Günümüze Yansıması,” Ermeni Araştırmaları Dergisi: 37–38 (2011 2010).

[2] İlgili yasanın tam metni için: “SB-1915 Insurance: Armenian Genocide Victims.,” Erişim 30 Aralık 2019, http://leginfo.legislature.ca.gov/faces/billTextClient.xhtml?bill_id=199920000SB1915.

[3] 1924 yılında Türkiye-ABD arasında yapılan karşılıklı notalar için: “PAPERS RELATING TO THE FOREIGN RELATIONS OF THE UNITED STATES,” Erişim 30 Aralık 2019, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1923v02/d983.

[4] Nielsen’in raporlarına ilişkin daha detaylı bilgi için: Fred K. Nielsen, American – Turkish Claims Settlement: Under The Agreement of December 24, 1923, and Supplemental Agreements Between the United States and Turkey Opinion and Reports (United States Government Printing Office), Erişim 28 Aralık 2019, https://babel.hathitrust.org/cgi/pt?id=mdp.39015004301209&view=1up&seq=5.

[5] Antlaşma metninin İngilizcesi için: “Claims Agreement Between the United States of America and Turkey, Signed at Ankara, October 25, 1934,” Erişim 30 Aralık 2019, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1934v02/d778.

ERMENİ SORUNU DOSYASI : ERMENİLER, TÜRK ERKEKLERİNİ VAHŞİCE KATLEDİP KADINLARI İSE AKDAMAR KİLİSESİNDE ÖMÜRLERİNİN SONUNA KADAR TECAVÜZ ETMİŞLER !


ERMENİLER, TÜRK ERKEKLERİNİ VAHŞİCE KATLEDİP KADINLARI İSE AKDAMAR KİLİSESİNDE ÖMÜRLERİNİN SONUNA KADAR TECAVÜZ ETMİŞLER !

Milli Rekortmen Sporcu Alper Sunaçoğlu, ”Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır. Apaçık bir Uydurmadır.” dedi.

Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır. Apaçık bir Uydurmadır.

Ancak zamanında Ermenilerin uyguladığı vahşet ve tecavüz ise hakikattir.
Mesela bir çoğunuz bilmez, ben de yeni öğrendim ve paylaşım yapma zaruriyeti hissettim.
En yakın zamanda da bizzat ekip arkadaşlarımla Van’a gidip Milli Sporcu olarak bu olaya farkındalık için Van Gölünde Akdamar Adasına üstelik kış günü çok soğuk bir suda yüzerek dikkat çekecek bir etkinlik planlıyoruz.

SİZ HİÇ DUYDUNUZMU TECAVÜZ ADASINI?!

Birinci Dünya Savaşı sırasında Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştü. Bununla yetinmeyen Ermeniler kentte, kadınlara toplu halde ahlaksızca tecavüzde bulunmuş, mallarına ve ziynet eşyalarına el koymuştu. Rusya, savaştan çekilirken, elindeki bütün silah ve cephaneyi Ermenilere bırakmıştı. Silahlanan Ermeni çeteler, Doğu Anadolu’yu adeta kan gölüne çevirmişti. İşte bu katliamlardan Van da nasibini almıştı.

GÖL KIRMIZIYA BOYANDI

Kente giren Ermeniler, karşılarına çıkan herkesi kurşuna dizmişti. Can derdine düşen silahsız köylüler, Van Gölü’ne doğru kaçmaya başlamıştı. İşte o anda Van ile Akdamar adası arasında taşımacılık yapan vapurlar imdatlarına yetişmişti. Çaresiz halk, Ermeni zenginlere ait bu vapurlara doluşmuştu. Asıl katliam da burada yaşanmıştı. Vapur, gölün tam ortasına gelince Ermeniler, Türk erkeklerini vahşice katledip cesetlerini suya atmıştı. Kadınlar ise Akdamar’a götürülmüş, ömürlerinin sonuna kadar Ermenilerin tecavüzüne uğramıştı.

İşte bu sebeple Akdamar Adasının adı tarihe tecavüz adası olarak geçmiştir…

Ermeni Soykırımı yoktur aksine Ermenilerin yaptığı katliamlar ve tecavüzler vardır.
Ermeni zulmü ile katledilen ve tecavüze uğramamak namus uğruna intihar eden 50 genç kız vardır Van gölünde ve tarihte…
Ruhları Şad olsun.
Kahrolsun Ermeni Soykırımı iddiasında bulunanlar…

Arkadaşlar!
Tarihi deliller gösteriyorki Ermeniler yakmakta ve vahşet uygulamada çok ustalar..
1880’den 1915’e kadar 35 şehrimizi yakmışlar son yaktıkları şehir VAN..
Yıllardır diyasporanın yalanları ile dünya Ermeni soykırımı yalanlarını duydu inandı ama artık herkes gerçekleri korkmadan ifade etmelidir…
Sosyal medya uluslararası platformlarda sesimizi duyurmamızın en etkin yolu. Mümkün olduğunca paylaşıp yaymalıyız.

Arkadaşlar,
Lütfen sayfa ve gruplarda paylaşım yapalım Sosyal Medyadaki gücünüzü kullanın ve Ermeni diasporasının gerçek yüzünü dosta düşmana bir kez daha gösterelim…

ERMENİ SORUNU DOSYASI : 1915 olayları Sevr’de bile yok


1915 olayları Sevr’de bile yok

20.12.2019 02:00

Akçay, Sevr Antlaşması’nın hazırlık aşamasındaki görüşmeleri araştırdı, çarpıcı ayrıntıları makalesinde kaleme aldı. Sevr görüşmeleri sırasında 1915 olaylarına başka başlıklar altında kısa olarak değinildiğini belirten Akçay, Ermeni temsilcilerin de önemli bir anlatımının olmadığına dikkat çekti

Av. Dr. Deniz Akçay’ın, Türkiye Barolar Birliği Yayınları tarafından yayınlanan ‘Sevr Antlaşması Hazırlık Görüşmelerinde 1915 Olayları Konusu ve Bugünkü Uluslararası Yargı Kararlarına Göre Değerlendirilmesi’ başlıklı yazısında dikkat çekici noktalar yer aldı. Sevr Antlaşması’nın hazırlık görüşmelerinde bile 1915 olaylarının ayrı başlık altında incelenmediği belirtilen yazıda “Ermeni temsilcileri de olaylar hakkında ayrıntılı bir anlatımda bulunmadılar. Hele hele ‘soykırım’ olarak algılanabilecek herhangi bir ifade, kimse tarafından kullanılmadı” denildi.

Sözde ‘Ermeni Soykırımı’ yalanına ilişkin önemli saptamalarda bulunan Dr. Deniz Akçay’ın yazısından bazı paragraflar sunuyoruz:

AYRI BAŞLIK ALTINDA İNCELENMEDİ

Görüşmelere ilişkin tutanakların incelenmesinden, Müttefik Devletlerin 1915 olaylarını ayrı bir başlık altında incelemeye gerek görmedikleri anlaşılmaktadır. Bu olaylara yapılan genel nitelikli kısa göndermeler çok az olduğu gibi olayların anlatılması, belirli sayıların ortaya konulması, sorumlulukların tahlil edilmesi gibi bir çabanın sarf edilmesine de gerek görülmediği söylenebilir. 1915 olayları toplantılarda arada bir ek haklılık argümanı olarak kullanılmış olmakla birlikte bu konuda hiçbir zaman olayların cereyan şeklini ve boyutlarını belirleme ve derinleştirme ya da araştırılması konuları gündeme gelmemiştir.

ERMENİ TEMSİLCİLER OLAY ANLATMADILAR

Konferans toplantılarına katılmış olan Ermeni temsilcileri Avetis Aharonyan ve Boğos Nubar Paşa’nın da 1915 olayları hakkında ayrıntılı bir anlatımda bulunmamaları, bu konuda belirli ve daha önemlisi günümüzde ileri sürülen sayıları andıracak herhangi bir mağdur sayısı iddiasında bulunmamaları da en azından ilginç olgulardır. Üzerinde önemle durulması gereken husus, görüşmelere aktif ve iddialı biçimde katılmış olan Ermeni temsilcilerin, başka konularda doğruluğu kesin olmamakla birlikte çeşitli sayılar ileri sürmüş oldukları halde 1915 olayları ile ilgili olarak günümüzde ileri sürülen sayılara uzaktan yakından yaklaşacak bir sayıdan söz etmedikleridir.

ANLAŞMADA DA YOK

Sevr Antlaşması’nın gerek giriş bölümünde, gerek Ermenistan sınırı ile ilgili maddelerinde 1915 olaylarına herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Sevr Antlaşması sürecinde, 1915 olaylarının gerek Antlaşma metnindeki hükümler düzeyinde, gerek Müttefik Devletlerin görüşmeler sürecindeki ifadelerinin yansıttığı sübjektif algıları açısından soykırım olarak değerlendirildiğini ortaya koyacak unsurlardan yoksun olduğu açıktır.

SOYKIRIMIN ‘S’Sİ YOK

Türkiye temsilcisinin davet edilmediği hazırlık konferanslarında ve sonuçta ortaya çıkan antlaşma metninde, soykırım suçunu, diğer savaş suçlarından ve insanlık aleyhindeki suçlardan ayıran özelliği olan ‘Ulusal, etnik, ırksal veya dinsel’ olarak tanımlanabilecek bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi kastına ilişkin herhangi bir somut, maddi, hatta teorik bir ipucuna rastlanmamaktadır. Kaldı ki, Sevr Antlaşması’ndan üç yıl sonra Türkiye ile Müttefik Devletler arasında aktolunan Lozan Antlaşması’nda 1915 olaylarıyla bağlantılı olabilecek herhangi bir hükme rastlanmadığı gibi, daha geniş anlamında da yaptırım başlıklı herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemiştir.

‘SOYKIRIM’ ALGILAMASINI İMKÂNSIZLAŞTIRIYOR

Başlıca Müttefik Devletler tarafından bile onaylanmamış olan Sevr Antlaşması’nın hazırlık görüşmelerinin, devletler hukuku bakımından herhangi bir bağlayıcılığı ve hatta hukuki değeri bulunmadığı açıktır. Ancak Müttefik Devletlerin başkan, başbakan ya da bakan düzeyinde temsil edilmiş oldukları bir toplantı dizisinde yapılan açıklamaların, kullanılan argümanların, hatta sıradan ifadelerin tarihsel önemi azımsanamaz. Görüşmeler sırasında Müttefik Devletlerin başka başlıklar altında 1915 olaylarına yaptıkları genel, çok kısa ve ‘arızi’ olarak nitelendirilebilecek atıflarla yetinildiği ve ayrıca bu olayların hazırlanmakta olan Sevr Antlaşması’na da yansıtılmamış olduğu da dikkate alınarak, söz konusu olayların bugünkü anlamıyla ‘Soykırım’ olarak algılanmasını imkânsızlaştırmaktadır. 1915 olayları, 1920’de Müttefik Devletlerin Türkiye’nin doğusunu yeniden şekillendirmek projeleri çerçevesinde bir hukuksal argüman yoğunluğunu taşımayan oportünist bir ‘Atıf’ olarak kullanılmıştır.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Ardahan bağımsız milletvekili Yılmaz : Oylamaya sunulursa, TBMM ABD’deki ‘Kızılderili Soykırımı’nı tanır’


Ardahan bağımsız milletvekili Yılmaz : Oylamaya sunulursa, TBMM ABD’deki ‘Kızılderili Soykırımı’nı tanır’

ABD’nin ‘Ermeni Soykırımı’ kararının ardından Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz, oylamaya sunulması halinde, TBMM’nin ABD’deki ‘Kızılderili Soykırımı’nın tanınması kararını desteklemeye hazır olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Bizim de bazı kararlar almamız gerekebilir. Çok açık net rahatlıkla söyleyeyim, Amerika’da Kızılderililerle ilgili söylememek, konuşmamak mümkün mü?" sözlerinin ardından, Sputnik’e konuşan Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz şunları söyledi:

"Meclise gelirse, böyle kararın kabul edileceğini düşünüyorum. Umarım bu yalnızca Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir açıklaması olmaz, böyle bir süreç başlatılır, biz de mecliste bu kararı görüşürüz."

ABD Kongresi’nin 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili kararını kararlılıkla kınayan Yılmaz, "Bu karar Türkiye-ABD ilişkilerine ciddi bir zarar verebilir. Kararı kabul edenler, Ermeni lobisi ile birlikte içerideki siyasi kitleye yönelik hareket ettiler. Bu adım, seçimler öncesinde bu kitlenin desteğini almak amaçlı" dedi.

ABD Senatosu, 1915 Ermeni olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanıyan bir karar tasarısını kabul etmişti. Erdoğan ise Bizim de bazı kararlar almamız gerekebilir. Çok açık net rahatlıkla söyleyeyim, Amerika’da Kızılderililerle ilgili söylememek, konuşmamak mümkün mü? Bu Amerika’nın yüz karasıdır” açıklamasını yapmıştı.

ERMENİ SORUNU DOSYASI : ABD’nin “Ermeni soykırımı”nı tanınma kararı hakkında


Sayın Turkish Forum mensupları,

Ekte, “Ermeni soykırımı”nın 29 Ekim’de ABD Temsilciler Meclisi tarafından tanınmasını eleştiren bir makale (İngilizce ve Türkçe). Makalenin aslı ve Türkçe’ye çevirisi az bir farkla (ve birtakım resimlerlerle beraber) bir hafta kadar önce Ankara’da “The Diplomatic Observer” (“Diplomatik Gözlem”) dergisinin Aralık ayı nüshasında yayınlandı. Ekte bu resimler çıkarıldı. Ayda bir yayınlanan dergi internet’te ulaşıma açık değil.

Makalenin sonunda yer alan bir nokta: “Ermeni soykırımı”nın tanınmasını öven bir makaleyi hemen günü gününe 29 Ekim’de yayınlayan “The New York Times” gazetesi, benim bu makaleye yanıt olarak gönderdiğim bir yazıyı yayınlamadı. Oysa gazete, “değişik görüşlere açık” olduğunu iddia ediyor. Ermeni sorununda Türk tezine karşı önyargılı bu tür davranışlar Batı medyasında olağan. Yabancı dilde (özellikle İngilizce) Türk tezini internet ortamında dünya kamuoyuna duyurmak imkanları da – akademik çalışmalar dahil – hemen hiç yok. Ermeni tarafı için böyle sorunlar yok. Bu gibi konularda yazılacak daha çok şey var.

“Soykırım” tasarısının ABD Senatosu’nda da kabulu için Ermeni lobisinin çabaları devam ediyor.

F. Demirmen

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.