ERMENİ SORUNU DOSYASI : SÖZDE SOYKIRIM İLE İLGİLİ MİLLİ TEZLERİMİZ – 12 ADET KLASÖR – DOSYA HACMİ : 51 MB


  1. Asılsız Ermeni İddiaları
  2. Ermeni Göçleri
  3. Ermeni Kiliselerinin Uygulamaları, Kiliselerde Siyasi Ve Sair Sebeplerden Dolayı Meydana Gelen Olaylar
  4. Ermenilerin Askerlik Meseleleri
  5. İsyan, Ihtilal Ve Sair Eşkıyalık Hareketleri Ve Tabii Afetlerden Dolayı Zarar Gören Ermeni Ailelerine Tazminat Verilmesi Ve Para Yardımında Bulunulması
  6. Müslümanlar Ile Ermeniler Arasında Meydana Gelen Adi Olaylar (Hırsızlık, Yaralama, Yol Kesme Vs.)
  7. Sevkiyat İçin Para Tahsisi
  8. Tehcir Kanununun Uygulandığı Bölgeler
  9. Tehcire Tabi Ermenilerin Alacak Verecek Meseleleri
  10. Tehcirin Başlama Sebepleri
  11. Tehcirin Başlatılması
  12. Türklerle Ermeniler Ve Ermenilerle Ermeniler Arasındaki Arazi Meseleleri

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

DOKUMANLARIN HACMİ : 51 MB

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Özdem Sanberk : TÜRKİYENİN ERMENİ SORUNU NEDEN GÖRMEMELİDİR ?


Özdem Sanberk : TÜRKİYENİN ERMENİ SORUNU NEDEN GÖRMEMELİDİR ?

YORUM NO: 2015/86

2015/06/29

Hürriyet Daily News – 24/04/2015

Bir Türk Ermeni meselesini Türk açısından yazdığında, muhtemelen dünyanın geri kalanı tarafından duyulmayacağının bilincindedir.

Almanya gibi ülkeler artık hikayenin Türkiye’nin tarafını reddetmeye ve “soykırım” tezini desteklemeye karar verdiler, yani Doğu Türkiye’deki

Ermeni yerleşiminin sona erdiğini gören korkunç olayların (ve hiç kimsenin korkunç olmadığını tartıştığı) iddiası önceden planlanan cinayetlerdi.

Ermenilerin dünyaya ve Türkiye’ye tarihsel, kültürel ve sanatsal katkılarına hayran olduğumu ve buna minnettar olduğumu açıkça belirtmek istiyorum. Türk hükümetinin I.Dünya Savaşı’nda ve hatta daha önce acı çeken tüm masum kurbanlar için başsağlığı dileklerini ifade etme kararını memnuniyetle karşılarım. Keşke daha erken gelmiş olsaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması korkunç bir olaydı, acı veren yankılanmaları bugün hala hissediyoruz ve tüm tarafların acı çekmesine neden oldu.

Bununla birlikte, Türkiye’ye ve son günlerde ne olduğu hakkında “Haçlı Seferi” (başka ne?) Desteğinden ciddi şekilde endişe duyuyorum. Türk halkına saygısızlık ve cehalet demek. Batı hükümetlerinin bunu yapma kararı, bazı Türklerin söyledikleri veya yaptıkları için hafif veya nahoş bir tatsızlıktan alınmamalıdır. Türkiye’yi Batı dünyasından uzaklaştıracak ve belki de Batı’ya karşı sevgisi olmayanlara daha da yakınlaştıracak kadersel bir adım.

Ancak bu, kendi anıları ve deneyimleri olan 76 milyonluk bir ulusa tarihin bir partizan versiyonunu dayatmaya çalışmak için alınan siyasi kararları kınamak için yeterli olmayacaktır.

İlk soru, Batı dünyasının neden kısmi veya hatta sahte delillere dayanarak bu kadar hevesli olması ve sahtekarlıkların sahte olduğunu söyleyen insanların İsviçre, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde kovuşturmaya ve cezaya maruz kalabileceği anlamına gelebilecek yasaları kabul etmeleri gerektiğidir. ? Ya da bu olmazsa, en azından “Holokost-inkârcı” hakaret etiketine maruz kalır.

Bunun nedeni, Türkiye’nin eleştirmenleri arasındaki tek fikir birliğinin, Ermenilerin Türk muhaliflerinin söylediği her şeyin – ve herkes gibi Ermenilerin de kendi fikirleri, fikirleri ve tutumları var – Ermenilerin doğru olması gerektiği gibi görünüyor. Türklerin bununla çatışan herhangi bir ifadesi yanlış olmalıdır.

Ermeni soykırımının reddini suçlayan yasaları geçen ülkelerde, bu garip iddiaları kınayan veya çürütmeye çalışan herkes yargılanabilir.

Bu neden oluyor? Bunun bir nedeni, Türkiye içinde ve dışında birçok insanın Osmanlı tarihini bilmemeleri ve bu nedenle, neyi ihmal ettiğine bakılmaksızın tüm gerçekmiş gibi kurgusal, seçici bir Türk karşıtı milliyetçi versiyonu kabul etmesidir. yok sayar.

Geç Osmanlı Türkiye’sinin ve onun iç streslerinin ve çatışmalarının mükemmel akademik çalışmaları Heath Lowry, Justin McCarthy (pratikte Osmanlı nüfus çalışmaları hakkındaki tek güvenilir bilgin), Jeremy Salt ve diğerleri tarafından yapılmıştır. Bu adamlar polis değil, bilginlerdir – ancak bazı yerlerde garip akademik ambargolara maruz kalırlar ve bazen kötülüğün kurbanı olurlar.

Dahası, Türkiye’ye yönelik bu saldırı, bu bilginlerin çalışmalarını tamamen görmezden geliyor. Bu bahar, dünyanın en ünlü akademik yayın evlerinden biri olan Oxford Üniversitesi Yayınları (OUP), bir Türk Amerikalı akademisyenin yazdığı Ermeni aleyhindeki iddiaları destekleyen geniş bir kitap yayınladı. Muhtemelen OUP kitabın akademik hakemler tarafından okunmasını sağlamıştır. Öyleyse bu kitap neden bu ünlü âlimlerin çalışmalarını (Heath Lowry’den farklı bir konuda bahsetmek dışında) tamamen görmezden geliyor? Kaynakçada bile bahsedilmiyor.

OUP’un bu tür seçiciliğe izin vereceği başka bir akademik alan var mı?

Büyük Batı dergilerinde Türkiye’ye yönelik saldırıların zayıf noktalarını tartışmak da imkansız. Editörleri, önyargılı (ancak uzman olmayan) fikirlerine uymayan her şeyi küçümseme veya küçümseme ile yok eder; dolayısıyla, İngiltere veya Amerika’da bu tür noktalara değinen akademisyenler aslında baskı altındadır.

Bazı insanlar tüm bu tartışmanın ne kadar önemli olduğunu sorabilir. Politiklaştırılmış olmasına rağmen, Ermeni sorunu gerçekten uluslararası

siyasi gündemde sadece küçük bir sorundur, bu yüzden bazı politikacılar etnik lobilerin kendilerinden ne istediğini kabul etmeye isteklidirler.

Ama durum böyle değil. Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ortaya çıkan aşırı milliyetçi, Türk karşıtı hareketler hala dünyada çalışıyor ve hala uluslararası düzene ciddi zarar veriyor. Ermeni anlaşmazlığı her zaman bugün göründüğü gibi değildi. 1970′ lere kadar, dünyanın geri kalanındaki Türk ve çoğu Ermeni cemaati arasında yakın bir dostluk ve geniş bir örtüşme vardı. Bu ortak topluluk ve dostluk duygusu, Türkiye’ye karşı yürütülen kampanyada, 1974’ten sonra 40’tan fazla Türk diplomatın ve aile üyesinin hayatına mal olan kanlı bir kampanya olan kayıplardan biri oldu.

Türkiye ile ilgili, Türklerin Türk halkı üzerindeki bilişsel ve ahlaki üstünlük iddialarına ve onları kınama hakkına dayanan bu son saldırılar, ülkemiz ve Batı arasında, daha fazla ayakta durmamız gerektiğinde daha da derin yarıklar açmakla tehdit ediyor birlikte.

* Özdem Sanberk USAK Başkanı (Ret.) Büyükelçisidir.

© 2009-2019 Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

LİNK : https://avim.org.tr/en/Yorum/WHY-TURKEY-S-VIEW-OF-THE-ARMENIAN-ISSUE-SHOULD-NOT-BE-SUPPRESSED

ERMENİ SORUNU DOSYASI : Büyük Ermenistan Ve Aldatılmış Kürtler


Büyük Ermenistan Ve Aldatılmış Kürtler

ÖZEL BÜRO NOTU : DEĞERLİ YURTSEVERLER SİZLERE SIK SIK SÖZDE SOYKIRIM İLE MİLLİ TEZLERİMİZİ İLETİYOR, BİLGİLENMENİZİ SAĞLIYORUZ. BAZEN DE KARŞI TARAFIN YANİ DİASPORANIN BU KONUDAKİ YAZILARINI, VİDEOLARINI VE FAALİYETLERİNİ İLETİYOR BU KONUDA DA BİLGİ EDİNMENİZİ SAĞLIYORUZ. KARŞI TARAFIN TEZLERİNİ İLETİYORUZ DİYE BİZİ SOYKIRIMI KABUL EDENLERDEN SANMAYIN DİYE BİR KEZ DAHA BELİRTELİM.


1914-1921 yılları, savaş ve siyasi tarih söz konusu olduğunda dünya tarihinde bugün önemli bir dönem oluşturur. Bu dönemin fotoğrafları ile birkaç politikacı ve devlet adamı tarafından yapılan açıklamaların yanı sıra sivillerin ve askeri güçlerin açıklamaları ve kıyafetleri de inceleniyor. Bu tarihsel materyaller daha sonra hep birlikte raflanır, çünkü görsel ve entelektüel hafızamızı tatmin etmek için yeterlidirler.
Ancak, bu bölgenin tarihi ile ilgili birçok belge / fotoğraf olmasına rağmen, aynı zamanda Küçük Asya tarihi için aynı şeyi yapamazsınız. Bu, İngiliz ve Fransız ya da ABD ve Rusların arşiv belgeleri ile neredeyse hiç bulamayacağınız az sayıdaki Ermeni arşivi arasındaki tutarsızlıkların doğrudan bir sonucudur. Osmanlı arşivlerine gelince, burada 1918’den beri İngiliz hegemonyası nedeniyle kesilen bu arşivler nedeniyle başka bir zorlukla karşılaşıyorsunuz. Arşivlere yapılan kesimleri vurgularım çünkü propaganda ofislerinin Mavi Kitap yazmasına neden olan İngiliz Hükümeti ve aynı zamanda Birlik Komitesinin lider kadrosundan 145 kişiyi alan İngiliz yönetimidir. 1919’da, Sevr Antlaşması ile yasallaştırılan “savaş suçlarının cezalandırılmasına” dayanan ilerleme tutuklandı. Ancak bu insanların 1921’de “kanıt yetersizliği” nedeniyle serbest bırakılması gerekiyordu.

İngiliz Büyükelçisi Washington Craigie’nin Lord Curzon’a gönderdiği mektup: 13 Temmuz 1921
” Malta’da yargılanan Türklere karşı delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey bulunmadığını söylediğim için üzgünüm ”
Dışişleri Bakanlığı Arşivleri FO 371 / 6504 / e. 8519

Malta’daki İngiliz Avukatlık Genel Müdürlüğü’nün İngiliz Dışişleri Ofisine gönderdiği yazı: 29 Temmuz 1921
“ Türk kovuşturmasına karşı delil bulunmadı ”.
Dış Ofis Arşivleri FO 371/6504 / E. 8745


Bütün bu saçmalık, kimsenin ‘tarihsel’ ve ‘yasal’ gerçeklerle ilgili olarak umursamadığı bir “siyasi çöplük” endeksi olarak ‘Ermeni Soykırımı’ iddiasına işaret ediyor. Bu yazıyı yazmamın nedeni, ‘Avrupa Aydınlanması’ ile tam bir benzerliğin olmadığı bu ironiyi işaret etmemek.

Hayır. Burada odaklandığım nokta, ‘soykırım propagandasının’ siyasi bir eylem ve ifade olarak yaratmaya çalıştığı ‘Kürt Milliyetçiliği’ şablonu ve ‘1915’te kandırılan Kürtler’ şablonu.

Bu şablonun hedefi belli ki Batı kamuoyu veya Türk kamuoyu değil. Hedef kişisel olarak Türkiye’deki Kürt kamuoyudur. Bu nedenle, bu şablon konuyu incelemeye başlayan herkes için oldukça trajik görünüyor.

Musa Bey’in deneme döneminde özellikle Barbar Kürtlerin vizyonunun, bunu Batı medyasına taşıyan yabancı büyükelçiler tarafından gözlemlediği, 120 yıl sonra aksi kanıtlanmış birkaç belgenin bulunduğu “Aldatılmış Kürtler” e dönüştüğü bir merak. Ayrıca, Muş’tan bir Ermeni papazın kızının (Gülizar) tecavüzüne ilişkin olarak Kürt Musa Bey aleyhindeki suçlamalar düştü, ancak yine de sürgüne gönderildi.


Ermenilerin “Kürt Barbarlığı” ile ilgili suçlamalarının sayısı, sonraki yıllarda artan şekilde artmıştır. Bu yıllar boyunca, Fransızlar ve İngiliz medyası “Kürtlere ve Türklere karşı isyan eden Masum ve Savunmasız Ermeniler” konusundaki propagandayı üstlenirken, siyasi olarak hala nesnel bir yönetim olan ABD medyasının olaylarla ilgili tam tersi bilgilere sahip olan hikayeleri anlatıyordu. Doğu.


"Türklere veya Kürtlere Saldırmak ve Öldürmek İçin Oluşturulan Ermeni Grupları" NY Times 18 Jan 1894

"Sassoun Katliamı: Ermeni Devrimcilerin Buna Sebep Olduğu İddiası" NewYorkTimes 23 Ağustos 1895 Ermeni İsyancı Grupları Erzeroum civarında Kürtlere Saldırdı, 23 Ağustos
1899


Tüm bunlar arasında en anlamlı örtü , 1895’te Diyarbakır’daki NY Ermeni’de yayınlanan Ermeni İsyancı’yla ilgiliydi . Kapağın başlığı ‘Washington’a sunulan Ermeni Raporları Asılsızdı’ idi. Büyükelçiliğe soruşturma yapan elçilik makamları, Diyarbakır’da ‘Ermenilere karşı vahşilik’ iddialarının temelsiz olduğuna ve bazı işbirlikçi Kürtlerle birlikte bazı fahri Ermenilerin kışkırtıldığına ve kötüye kullanıldığına dikkat çekti.

Bugünün Avrupa – Amerikan medyasında ya da herhangi bir bilimsel araştırmada yayınlanan gibi herhangi bir yazı gördünüz mü?

Alman Büyükelçisi Wangenheim tarafından, kentin Ruslar ve Ermeniler tarafından işgal edilmeden hemen önce 1. Dünya Savaşı sırasında Van şehir merkezinde Ermeniler tarafından binlerce Kürt katledildiği bildirildi.


” Van kentinde Ermeniler isyan etmeye başladı ve Müslüman köylere ve kaleye saldırmaya başladı. Kale içindeki Türk karargahı 300 askerini kaybetti ve günlerce süren sokak çatışmaları sonucu isyancılar şehri ele geçirdi. Rusya, 17 Mayıs 1915’te şehri işgal etti. Ermeniler daha sonra Rusya’ya yöneldi ve Müslümanları katletmeye başladı. Bitlis çevresinde yaklaşık 80.000 Müslüman kaçmaya başladı. ” [Wangenheim, Deutschisches und Armenien 1914-1918, Postdam 1919 s.65]


Müslümanların Ermenileri tarafından yapılan etnik temizlik, 1915 tarihli Genel Bolhovitinov raporunda, Çarlık Rusyası döneminde resmi olarak belgelenmiştir.


” Bir etnik nefretin motive rmenian Gönüllü Alayı vicously Osmanlı Müslümanların katletti ” 1915 – Czarish Rus Tuğgeneral Leonid Bolhovitinov’dan Raporu

Rus Askeri Tarih Arşivleri
RGVIA düşkün 2100, list1, folder557, sayfa 303-307


Benzer tespitler 1920’lerde ve 30’larda Komünist Ermeniler tarafından da yapıldı.

" Dashnaks’ın takip ettiği siyaset; batı yardımı ile komşu ulusları işgal etmek ve bu toprakları havadan saf Ermeni milleti oluşturmak için Türkler ve Kürtlerden temizlemek "


Bagrat Artemovitch Boryan


Ermenistan – Uluslararası Diplomasi ve Sovyetler Birliği
Devlet Yayınevi
Moskva – Leningrad 1928


Öte yandan, Ermeniler, İtilaf Devletlerinin desteği ve vaadi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da (Diyarbakır, Erzurum, Van, Elazığ, Bitlis, Sivas) 6 şehri Osmanlı Devleti’nden ayırırken neden Türkleri ve Kürtleri öldürmek için uğraşacaklar? Bu romantik sorunun cevabını nüfus istatistiklerinde buluyoruz. 19. yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenilerin nüfusu, İngiliz tarihçi HFB Lynch ve Fransız tarihçi Cuinet’e göre toplam Türk ve Kürt nüfusunun neredeyse 1 / 3’ünden azdı. Ne yazık ki, Büyük Ermeni Devleti’nin bu nüfus yapısıyla birlikte ümit ettiklerini bulmak mümkün değildi.


Doğu Anadolu’daki Müslüman nüfusun 1915’te kaçtıkları, bugün Transkafkasya’da bulunan Azeri nüfusunun araştırılmasıyla daha iyi anlaşılıyor (1828’deki Türkmençay Antlaşması’nın ardından). Lynch’in sağladığı nüfus istatistiklerine göre, 20. yüzyılın başlarında Ermenistan nüfusunun yarısı Azeriler tarafından oluşturuldu ve sonrasında bugün bilinmeyen bir şey.


Tam burada, ‘Aldatılmış Kürtler’ ifadesinin politik olarak ne anlama geldiğini ve makalenin başında bahsettiğim Avrupa Aydınlanma trajik durumunun ne anlama geldiğini anlıyoruz.

Kürtler Hakkında Kirli Propaganda


Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki misyonerlerin hiçbiri değil, her şeyden önce Van’dakiler, Türkler ve Kürtler’deki katliamlardan bahsetti. Bunlardan bahseden biri olsa bile, yüzeye çıkmasına asla izin verilmedi. Tabii ki Avrupa ve Amerikan Hristiyan Misyonerlerini, Avrupa Aydınlanma Felsefesine göre inandıkları ve inanmadıkları “en kutsal” varoluş felsefesine göre değerlendirmeliyiz.
Emperyalist gündem için ‘Hristiyan Fanatizmini’ meşrulaştıran, bunu değerlendirmek için varsa bunu vicdanlarına bırakıyorum (sanırım hayalperest biriyim çünkü aslında bir özdeyiş kazancı bekliyorum).

Türk:

1914-1921 tarihinde dünya tarihi bugün bugün artık savaş ve politika tarihinin sayfalarında yer alan bir olgudur. Fotoğraflarına bakılır, politikacı ve devlet adamlarının açıklamaları okunur, o anda yaşayan sivil ve askerlerin ifade ve kıyafetleri izlenir. Sonra tekrar bütün bu tarihi materyalleri rafınıza geri koyarsınız. Zihinsel ve görsel hafızanız doğrulandı.


Bir rafa kaldıramazsınız. Çünkü İngiliz Belgeleri Fransızların ki ile, Amerikalıların ki Ruslarla uyuşmaz. Ermeni tanımı ise hiç kimseninkiyle uyuşmaz. Osmanlı’nın ise 1918 den sonra İngiliz Hegemonyası’nda ciddi bir kesiye uğradığı için bu belgede bir yere koyamazsınız. 1919 da İttihat Ve Terakki partisinin lider kadrosundan 145 kişilik, Sevr Antlaşması’nda da ‘1968’ in savaş suçlarının cezalandırılması ” maddesine istinaden tutukladı ve daha sonra da 1921 ” delileciliği ‘ ‘salıvermiştir.
Bütün bu saçmalıklar ” Ermeni Soykırımı ” iddiasını ” Tarihsel ” ve ” Hukuksal ” olarak kimsenin umursamadığı ” politik zırvalar ” dizini olarak bize sırıtıyor. Hayır. Avrupa Aydınlanması ile taban tabana zıt olan bu ” sırıttır ” ironisi değil.
Hayır. Çünkü odaklandığım nokta ” soykırım propagandası”nın politik bir söylem ve eylem haline getirildi. ” Kürt Milliyetçiliği ” ve ” 1915’te kandırılmış Kürtler ” şablonu.


Bu şablonun hedefi tabi ki Batı kamuoyu ya da Türk Kamuoyu değil. Bizzat Türkiye’de ki Kürt kamuoyuna yönelik. Zaten bu şablonu biraz kitap karıştıran herkes için trajıkomik hale getiren de bu.
Çünkü yabancı elçilik görevlilerin gözetiminde yuvarlaklaştır Musa Bey’in yargılamasıyla batı limanında taşıyacak ” Barbar Kürtler ” vizyonu bunca belge Musa Bey’in kaldı ki Kürt, Muş’lu Ermeni Papazın kızı Gülizar’a tecavüz etmekle suçlanıyor davadan beraat etmekte ve ardından sürgüne gönderilmekten de kurtulamamıştır.
Ermenilerin ” Kürt barbarlığı ” hakkında daha ileri sürdükleri iddialar devam ediyor, kat kat sanat vardı.Devam Edenlerde ” Kürt ve Türklere karşı isyan eden Masum ve Savunmasız Ermeniler ” propagandası daki olaylar ile ilgili tam tersi bilgiler yer almakta idi
Bu gazete haberlerinin için en anlamlısı NY Times ‘da 1895’te Diyarbakır’da ki’ ‘Ermeni İsyanı’ ‘ile ilgili olanıdır. Haberin başlığı ” Washington’a Deklare Edilen Ermeni Raporları Asılsız ” olarak başlayıp, Amerikan sefaret üyelerinin incelemesi … … Diyarbakır’da açıklanan ” Ermenilere ” yönündeki mezalimin asılsız orada, devrimci ve provakeğiyle bildiriliyor.


Bugünün Avrupa-Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda bilimsel araştırmalarda bu tip haberlerin yayınlandığını görüyor musunuz?
Bütün bu olaylar 1. Dünya Savaşı’nın devam etmekte olan vanasındaki Ruslar Ruslar ve Ermeniler’in hemen yanındaki Van’daki Ermenilerin şehir merkezindeki şehirdeki Kürtçe katlettiği Alman Büyükelçisi Wangenheim tarafından bildirilir.
Çarlık Rusyası’nda Genel Bolhovitinov’un 1915 tarihi raporunda ise Ermenilerin Müslamanlara karşı etnik temizlik hareketi resmi olarak belgelenmiştir.
Aynı saptamaları 1920 ve 30’lu yıllarda Komunist Ermenilerde yapmışlardır.
Halbuki Ermenilerin doğusu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun 6 vilayetinde (Diyarbakır, Erzurum, Van, Elazığ, Bitlis, Sivas) illerinde
Osmanlı Devleti’nden ayrıcalıklar ve teminatlar almalarına rağmen neden Kürtleri ve Türkleri öldüreceklerdi ki? Bu romantik kültür cevabını nüfus istatistiklerinde görüyoruz. 19yy. HFB Lynch ve Fransız Cuinet’e göre Osmanlıların içinde ki Ermenilerin sayısı Kürt ve Türklere oranla 1/3 daha azdı. Peki uzun yıllardan beri kurmak istedikleriniz Büyük Ermenistan Devleti bu nüfus yapısıyla nasıl kurulacaktı? 1828 deki Türkmençay Antlaşmasından sonra Transcaucasia’da ki Azeri nüfusun bugünki sırada bakıldığında 1915 te Doğu Anadolu’da ki Müslüman halkın nasıl bir yıkımdan kurtulmuş çok daha iyi anlaşılır. Ermenistan’ın nüfusunun yarısı Azeri’ydi. Ve akibetleri mümkün insanlık dışı bir süreçtir.
İşte tam da burada ” Kandırılmış Kürtler ” söyleminin politikasını ne alacağınızı bilmiyorsunuz.Ama yazımın sonunda Avrupa aydınlanmasının trajik durumu işte burada sırıtır. En doğusu Van şehri olmakta olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki binlerce misyonerden hiçbiri Türk ve Kürtlere yapılan katliamlardan bahsetmez. Eğer bahseden biri varsa bile saf bu asla günyüzüne çıkmadı. Tabidir ki Avrupa ve Amerikan Hristiyan Misyonerlerini Avrupa Aydınlanma Felsefesi ile değilde ” İnandıkları En Kutsal ” tasarımı felsefesi ile değerlendirmek gerekir.


Bunu değerlendirmeyi de varsa yine de emperyalist çıkarlar için ” Hıristiyan Fanatizmini ” mübah görünümlü vicdanlarına bırakıyorum. (sanırım ben bir hayalperestim ki ontolojik bir hesaplaşma bekliyorum)


LİNK : https://angelsof1915.blogspot.com/2011/05/greater-armenia-and-deceived-kurds.html

İNGİLİZCE ORJİNALİ AŞAĞIDA !!

Greater Armenia And Deceived Kurds

Gönderen : TruckTurkey

Years 1914 to 1921 form an important period today in world history as far as war and political history are concerned. Photos of this period as well as declarations by several politicians and statesman are scrutinized while also statements and clothings of civilians and military forces are investigated. These historical materials are then shelved all together because they are enough to satisfy our visual as well as intellectual memory.
However you can not do the same for the Asia Minor history for the same period although there are many documents / photographs in relation to the history of this region. This is a direct result of inconsistencies between the archival documents of the British & French or US & Russians and the very few Armenian archives that you can hardly find do not match any archives at all. When it comes to the Ottoman archives, you face another challenge here since these archives have cuts starting from 1918 because of the British hegemony. I emphasize the cuts to the archives because it is the British Goverment that got the propaganda offices write Blue Book and it is the same British goverment that got 145 people from the leader staff of Committee of Union & Progress arrested in 1919 based on ‘punishment of war crimes’ legalized by the Treaty of Sevres. However these people had to be released in 1921 because of ‘lack of evidence’.

The Letter send by Craigie,The British Ambassador Washington to Lord Curzon: July 13th,1921
” I’m sorry to say that nothing to be used against the Turks prosecuted in Malta as proof could be found ”


Foreign Office Archives F.O. 371/6504/E. 8519

The Letter send by The British Attorney Generalship in Malta to British Foreign Office: July 29th,1921
” No proof against Turks prosecuted has been found ”
Foreign Office Archives F.O. 371/6504/E. 8745


All this nonsense point out the ‘Armenian Genocide’ claim as an index of ‘political rubbish’ that noone cares about as far as ‘historical’ and ‘legal’ facts are concerned. The reason why I am writing this article is not to point out this irony where there is complete dissimilarity with the ‘European Enlightenment’ though.
No. The point that I focus on here is the ‘Kurdish Nationalism’ template that the ‘genocide propaganda’ is trying to create as a political act and an expression and the ‘Kurdish people that had been deceived in 1915’.
The target of this template is not obviously the West public opinion or Turkish public opinion. The target is personally the Kurdish public opinion in Turkey. That is why this template starts to look quite tragicomical to anyone who starts to dig into the matter.

It is a wonder how the vision of ‘Barbarian Kurds’ formed during the trial period of Musa Bey especially observed by foreign embassadors carrying this into the West media turned into ‘Deceived Kurds’ after 120 years when there are several documents proving otherwise. Moreover the charges against Kurdish Musa Bey in relation to the raping of the daughter (Gülizar) of an Armenian priest from Muş were dropped but he was exiled nonetheless.
The number of accusations by Armenians about the ‘Kurdish Barbarism’ increased incrementally in the following years. During these years the French and the British media were highly covering propaganda about the ‘Innocent & Defenseless Armenians rebelling against Kurds & Turks’ whereas the US media which was still under politically an objective goverment was covering stories having just the opposite information about the incidents of East.


"Armenian Bands Formed To Attack & Kill Turks or Kurds" NY Times 18 Jan 1894

"Sassoun Massacre:Proof Of Assertion that Armenian Revolutionists Caused It" NewYorkTimes Aug 23, 1895

Armenian Insurgent Bands Attack Kurds Near Erzeroum, Daily Gazette, 17 Nov 1899


The most meaningful cover among all these was the one related to the ‘Armenian Rebel’ in Diyarbakır in 1895 that was published in NY Times. The headline of the cover was ‘The Armenian Reports Presented to Washington are Unfounded’. The embassy authorities investigation to the matter pointed out the fact that the claims about ‘atrocities against Armenians’ in Diyarbakır were groundless and some revolationary Armenians together with some collaborator Kurds were provoked and abused in the process.

Have you ever seen any articles like this one being published in today’s European – American media or in any scientific investigations?

It was reported by German Embassador Wangenheim that thousands of Kurds were massacred by Armenians around the city center of Van during WW1 right before the city was invaded by Russians and Armenians.


” Armenians in the city of Van started rioting and started to attack Muslim villages and the castle. The Turkish headquarters in the castle had lost 300 soldiers and as a result of the street combats for days, the rebels took over the city. Russia occupied the city on 17th May, 1915. Armenians sided with Russia afterwards and started to massacre Muslims. Approximately 80.000 Muslims around Bitlis started to flee. ” [Wangenheim,Deutschisches und Armenien 1914-1918,Postdam 1919 p.65]

The ethnical cleansing by Armenians of Muslims was officially documented in 1915 report of General Bolhovitinov in the period of the Czardom Russia


” Armenian Volunteer regiment motivated by ethnic hatred vicously massacred Ottoman Muslims ” Report of Czarish Russian Brigadier General Leonid Bolhovitinov – 1915

Russian Military History Archives

RGVIA fond 2100,list1,folder557,page 303-307

Similar detections were made by Communist Armenians in 1920s and 30s.

" Politics followed by Dashnaks is; occupying neighbor nations lands with the help of west and cleansing these lands from Turks and Kurds to create a aerial pure Armenian nation "


Bagrat Artemovitch Boryan


Armenia – International Diplomacy and the Soviet Union
State Publishing House
Moskva – Leningrad 1928


However why would Armenians bother to kill Turks and Kurds when with the support and promise of the Entente States they would seperate 6 cities in East and Southeast Anatolia (Diyarbakır, Erzurum, Van, Elazığ, Bitlis, Sivas) from the Ottoman Empire? We find the answer to this romantic question in population statistics. At the beginning of 19th century the population of Armenians in the Ottoman Empire was almost 1/3 less than the total population of Turks and Kurds according to the British historian H.F.B. Lynch and the French historian Cuinet. Unfortunately it was not possible to found the Great Armenian State that they long hoped for with this population structure.


The destruction that the Muslim population in East Anatolia escaped in 1915 is better understood when the Azeri population in Transcaucasia today is investigated (following the Türkmençay Treaty in 1828). According to the population statistics provided by Lynch, half of the Armenia population at the beginning of 20th century was formed by Azeris and the aftermath of them is an unknown today.


Right here we understand what the statement of ‘Deceived Kurds’ politically mean and the tragic situation of the European Enlightenment that I mentioned at the beginning of may article come out.

Dirty Propaganda about Kurds


Not any of the missionaries in East and Southeast Anatolia, first and foremost the ones in Van cared to mention about the massacres carried out on Turks and Kurds. Even if there was anyone who had mentioned about these, that was never allowed to surface. Ofcoure we need to assess the European and American Christian Missionaries according to the ‘most sacred’ existence philosophy that they believed in and not according to the European Enlightenment Philosophy.
I leave it to their conscience if there is any, which legitimizes ‘Christian Fanaticism’ for imperialist agenda, to assess this ( I think I am a daydreamer because I am actually expecting an onthological payoff).

Turkish:

1914-1921 yılları dünya tarihi açısından bugün artık savaş ve politika tarihinin sayfalarında yer alan bir olgudur. Fotoğraflarına bakılır, politikacı ve devlet adamlarının açıklamaları okunur, o yıllarda yaşayan sivil ve askerlerin ifade ve kıyafetleri izlenir. Sonra tekrar bütün bu tarihi materyalleri aldığınız rafa geri koyarsınız. Zihinsel ve görsel hafızanız tatmin olmuştur.
Aynı tarih dilimleri arasındaki Ön Asya Tarihi için ise ortada yüksek sayıda belge-fotoğraf olmasına rağmen bütün bu belgeleri aynı düzenle bir rafa kaldıramazsınız. Çünkü İngiliz Belgeleri Fransızların ki ile, Amerikalıların ki Ruslarla uyuşmaz. Zorlukla bulabildiğiniz birkaç Ermeni belgesi ise hiç kimseninkiyle uyuşmaz. Osmanlı belgeleri ise 1918 den sonra İngiliz Hegemonyası’nda ciddi bir kesintiye uğradığı için bu belgeleride bir yere koyamazsınız. Kesintiye uğramıştır diyorum çünkü propaganda ofislerine Mavi Kitap’ı yazdıran İngiliz Hükümeti 1919 da İttihat Ve Terakki partisinin lider kadrosundan 145 kişi, Sevr Antlaşması’nda da yasallaştırılan ‘’savaş suçlarının cezalandırılması’’ maddesine istinaden tutuklamış daha sonra da 1921 yılında ‘’Delil Yetersizliği’’ salıvermiştir.
Bütün bu saçmalıklar ‘’Ermeni Soykırımı’’ iddiasını ‘’Tarihsel’’ ve ‘’Hukuksal’’ olarak kimsenin umursamadığı ‘’politik zırvalar ‘’ dizini olarak bize sırıtıyor. Hayır. Bu yazıyı yazma nedenim Avrupa Aydınlanması ile taban tabana zıt olan bu ‘’sırıtışın’’ ironisi değil.
Hayır. Çünkü odaklandığım nokta ‘’soykırım propagandası’’nın politik bir söylem ve eylem haline getirmeye çalıştığı ‘’Kürt Milliyetçiliği ‘’ ve ‘’1915’te kandırılmış Kürtler’’ şablonu.
Bu şablonun hedefi tabi ki Batı kamuoyu ya da Türk Kamuoyu değil. Bizzat Türkiye’de ki Kürt kamuoyuna yönelik. Zaten bu şablonu biraz kitap karıştıran herkes için trajıkomik hale getiren de bu.
Çünkü yabancı elçilik görevlilerin gözetiminde gerçekleştirilen Musa Bey’in yargılamasıyla batı basınına taşınan ‘’Barbar Kürtler’’ vizyonu bunca belge varken nasıl olmuşta aradan 120 yıl geçtikten sonra ‘’Kandırılmış Kürtler’’ hikayesine dönüşüvermiştir? Kaldı ki Kürt Musa Bey , Muş’lu Ermeni Papazın kızı Gülizar’a tecavüz etmekle suçlandığı davadan beraat etmesine karşılık sürgüne gönderilmekten de kurtulamamıştır.
Ermenilerin ‘’Kürt barbarlığı’’ hakkında ileri sürdükleri iddialar devam eden yıllarda kat kat artmıştır.Devam eden yıllarda ‘’Kürt ve Türklere karşı isyan eden Masum ve Savunmasız Ermeniler ‘’ propagandası İngiliz ve Fransız kamuoyunu meşgul ederken henüz tarafsız hükümet politikalarına sahip ABD basınında doğu daki olaylar ile ilgili tam tersi bilgiler yer almakta idi
Bu gazete haberlerinin için de en anlamlısı NY Times’ da 1895’te Diyarbakır’da ki ‘’Ermeni İsyanı’’ ile ilgili olanıdır. Haberin başlığı ‘’Washington’a Deklare Edilen Ermeni Raporları Asılsız’’ olarak başlayıp , Amerikan sefaret yetkililerin incelemesi sonucu Diyarbakır’da iddia edilen ‘’Ermenilere’’ yönelik mezalimin asılsız olduğu, devrimci Ermeniler ve birkaç işbirlikçi Kürtle birlikte hem Ermenilerin hem de Kürtlerin taciz ve provake edildiği bildiriliyor.
Bugünün Avrupa-Amerika basınında ya da bilimsel araştırmalarında bu tip haberlerin yayınlandığını görüyor musunuz?
Bütün bu olaylar 1. Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda Van şehrinin Ruslar ve Ermeniler tarafından işgalinin hemen öncesinde van şehrindeki Ermenilerin şehir merkezinde çevresinde binlerce Kürt’ü katlettiği Alman Büyükelçisi Wangenheim tarafından bildirilir.
Çarlık Rusyası’nda General Bolhovitinov’un 1915 tarihli raporunda ise Ermenilerin Müslamanlara karşı etnik temizlik hareketi resmi olarak belgelenmiştir.
Aynı saptamaları 1920 ve 30’lu yıllarda Komunist Ermenilerde yapmışlardır.
Halbuki Ermenilerin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun 6 vilayetinde (Diyarbakır,Erzurum,Van,Elazığ,Bitlis,Sivas) illerinde İhtilaf Devletleri’nin de desteğiyle
Osmanlı Devleti’nden ayrıcalıklar ve teminatlar almalarına rağmen neden Kürtleri ve Türkleri öldüreceklerdi ki? Bu romantik sorunun cevabını nüfus istatistiklerinde görüyoruz. 19yy. başında İngiliz araştırmacı H.F.B. Lynch ve Fransız Cuinet’e göre Osmanlı sınırları içinde ki Ermenilerin sayısı Kürt ve Türklere oranla neredeyse 1/3 daha azdı. Peki uzun yıllardan beri kurmak istedikleri Büyük Ermenistan Devleti bu nüfus yapısıyla nasıl kurulacaktı? 1828 deki Türkmençay Antlaşmasından sonra Transcaucasia’da ki Azeri nüfusun bugünki durumuna bakıldığında 1915 te Doğu Anadolu’da ki Müslüman halkın nasıl bir yıkımdan kurtulduğu çok daha iyi anlaşılır. Lynch’in verdiği nüfus istatistiğini göre 20.yy başında bugünki Ermenistan’ın nüfusunun yarısı Azeri’ydi. Ve akibetleri tamamen insanlık dışı bir süreçtir.
İşte tam da burada ‘’Kandırılmış Kürtler’’ söyleminin politik anlamda ne amaçladığının farkındayız.Ama yazımın başında Avrupa aydınlanmasının trajik durumu işte burada sırıtır. En başta Van şehri olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki binlerce misyonerden hiçbiri Türk ve Kürtlere yapılan katliamlardan bahsetmez. Eğer bahseden biri varsa bile bu asla günyüzüne çıkmamıştır. Tabidir ki Avrupa ve Amerikalı Hıristiyan Misyonerlerini Avrupa Aydınlanma Felsefesi ile değilde ‘’İnandıkları En Kutsal’’ varlık felsefesi ile değerlendirmek gerekir.
Bunu değerlendirmeyi de varsa yine emperyalist çıkarlar için ‘’Hıristiyan Fanatizmini’’ mübah gören vicdanlarına bırakıyorum. ( sanırım ben bir hayalperestim ki ontolojik bir hesaplaşma bekliyorum)

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Doç. Dr. Aydın SÜER : 1915 ERMENİ AYAKLANMALARINDA ÇARLIK RUSYASI’NIN ROLÜ


Doç. Dr. Aydın SÜER : 1915 ERMENİ AYAKLANMALARINDA ÇARLIK RUSYASI’NIN ROLÜ

Ermeni sorunu, günümüzde ülkemizin uluslararası düzeyde yüzyüze bulunduğu sorunların en önemlilerinden birisi olmayı sürdürmektedir ve daha uzun süre gündemde kalacağı da anlaşılmaktadır.
Ermeni sorunu üzerine yurt içinde ve yurt dışında pek çok yayın yapılmıştır ve yapılmaktadır. Yurt dışında yapılan araştırmalar, genellikle aleyhimize bir hava taşımakta, yapılan sistemli bir propaganda ile de bu durum her geçen gün daha fazla güçlenmekte ve yandaş bulmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, sözde Ermeni soykırımına dayanak yapılmaya . çalışılan 1915 olaylarında çarlık Rusya’sının oynadığı rolü ve ayaklanmanın gerçek nedenlerini, başta Ermeni asıllı Sovyet tarihçi B.A. Boryan’ın 1928 ydında Sovyetler Birliği’nde yayımlanan "Ermenistan, Uluslararası Diplomasi ve SSCB" eserine dayanarak ortaya koymaya çalışmaktır.

Böylelikle o günkü gerçeklerle, bugünkü yaklaşımlar arasındaki çelişkilerin de ortaya çıkacağı inancındayız.

Türklerle Rum ve Ermeni azınlık arasındaki sürtüşmelerin 1. Dünya Savaşı başlarında iyice belirginleşmesi ve kanlı olaylara dönüşmesinin nedenlerinden birisinin ekonomik olduğunu ileri süren Sovyet tarihçi Aliev, 1976 da yayımlanan "Jöntürk Yönetimi Döneminde Türkiye" adlı eserinde şu görüşe yer vermektedir:

"Ermeni ve Rum burjuvazisi, imparatorluğun dış ticaretinde önemli rol oynamakta, İngiliz ve Fransız kapitalini desteklemekteydi. Türkiye’ nin Almanya saflarında savaşa girmesi, onları eski ekonomik bağlantdarmdan yoksun kılmış, azınlıkların bağımsızlık savaşlarını büyük ölçüde etkilemelerine yol açmıştır"1.

Ermeni hareketini başlatan ikinci neden ise siyasidir ve bunda dış güçlerin oynadığı role Boryan şöyle açıklık getirmektedir:

" I . Dünya Savaşı başlarında Ermeni diplomatlar, Ermeni sorununu yeniden toplumlarının gündemine getirdiler. Kuşkusuz Ermeni toplumu kendi kişiliğini bu diplomatların psikoloji ve etkinliklerinde görmekteydi, fakat bu kişilerin davranışlarının yönü, yönetimi ve örgütlenmesi Ermenilerin değil, uluslararası diplomasinin elindeydi. Özellikle de Rus diplomasisi bu konuda çözümleyici rolü oynamaktaydı."2. Gerçekten de Rus Çarı, savaşın çıkacağı sırada, daha önce karşısına aldığı Rusya’daki Ermenileri kendi saflarına çekebilmek için girişimler de bulunmaktaydı.

1914 de yayınlanan manifestoda, Çar İL Nikolay, Rusya’nın bütünlüğünü, şerefini ve onurunu korumak için savaşacağını, bu yüzden de iç çekişmelerin unutulacağını bildiriyor ve hemen ardından sürgünde bulunan Ermeni Daşnaksütyun partisinin senato üyelerinin Kafkasya’ ya dönmelerini sağlıyordu.

Çar, ayrıca, 14 Kasım 1914 de Petrograd kentinde Fransız elçisinin sorusunu şöyle yanıtlıyor ve Ermenileri umutlandırıyordu: "Küçük Asya’da doğal olarak Ermenilerle ilgileneceğim; kuşkusuz onları Türk boyunduruğu altında bırakamayız. Ermenileri Rusya ile birleştirecek miyim ? Onları yalnızca kendileri istedikleri takdirde Rusya ile birleştirebilirim. Bu olmadığı takdirde onlar için bağımsız bir devlet kuracağım."3

Boryan, Ermeni liderlerin, çarın kendi diplomatik kombinasyonları ve manevraları için vermiş olduğu bu diplomatça karşılığa inanmalarını ve çarın içtenliğinden kuşkuya düşmemelerini şöyle açıklamaktadır: "Çünkü Ermeni diplomatlar siyasal açıdan acemi, uluslararası alandaki siyasal-hukuksal ve sosyo-ekonomik sorunlar konusunda da cahildiler"4.

Ermeni liderlerden Civelegov’un çara inandığını ve onu desteklediğini belirten Boryan, Civelegov’un düşüncelerini şöyle dile getirmektedir:

"Civelegov, Rusya’nın çıkarlarının ve uluslararası durumun bağımsız büyük Ermenistan’ın gerçekleşmesi için reel bir garanti oluşturduğunu öne sürmekte, Balkanlar’daki tarihsel olayların, Romanya, Bulgaristan, Doğu Rumeli, Makedonya ve Arnavutluk tarihlerinin de bunu onayladığını belirtmekteydi"5.

ERMENİ AYAKLANMALARI

Civelegov ve yandaşları Ermenistan’ın coğrafi durumunun önemini, büyük devletlerin Ermeni sorunundaki çıkarlarının neyi gerektirdiğini anlayamıyorlar, somut durumun bir analizini yapmayı gerekli görmüyorlardı."6

Boryan Rus çarının gerçek niyetine şöyle açıklık getirmektedir: "Gerçekte Rus hükümeti, çıkarları gereği, Ermenilerin otonom bir devlet kurmalarını istemiyor, onu ele geçirmeyi, koloniye dönüştürmeyi ve onlardan sınır boyunda yararlanmayı amaçlıyordu. Ermeni liderler ve ihtilalciler ise bunu anlamıyor ya da anlamak istemiyorlardı"7 .

Boryan’ın haklı olduğu, Rusların Ermenileri nasıl kullandığı, 1916 yılı başlarında, Erzurum’un Rus ordusu tarafından alınmasından sonra açıkça anlaşılmıştır. Rus ordusu Eızurum’u aldıktan sonra yönetimin aldığı i l k karar, "Ermenilerin Erzurum’da yerleşmeye hakları olmadığı" yolundaydı.

Ruslarla Ermeniler arasındaki ilişki Daşnaksütyun Partisi liderlerince yürütülmekteydi. Daşnaksütyun Partisi, bilindiği gibi, özellikle Rusya’dakiler
olmak üzere, çeşitli Ermeni fraksiyonların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış bir partidir. 1890’da kurulmuş, 1892’de programını açıklamıştır.

Daşnakların programından partinin bir terör örgütü olarak faaliyet göstereceği anlaşılmaktaydı. Daşnaklar i lk programlarında bağımsızlıktan da söz etmiyorlar, böylelikle" de Hınçak Partisi’nden kesin bir biçimde ayrılıyorlardı 8.

Parti, savaşın ilânından bir kaç gün önce Erzurum’da genel bir toplantı çağrısı yaptı. Bu toplantıya Jöntürk komitesinden de özel bir temsilci katılarak, partiye savaşta Osmanlı-Alman koalisyonu saflarında yer almayı önerdi. Buna karşılık, Rusya Ermenistanı sınırları dahilinde otonom bir Ermenistan vaadediliyordu. Daşnak Partisi bu öneriyi reddederek, partinin tarafsızlığını koruyacağını belirtti ise de bu karar yalnızca kağıt üzerinde kaldı.

Partinin İstanbul Komitesi ve Doğu Bürosu çarı destekleme kararı aldı. Parti, bu kararına dayanak olarak, I. Dünya Savaşının temel ilkesinin, ezilen ulusların kurtuluşu olduğu düşüncesini gösteriyordu.

Ve sonuçta Daşnak Partisi’nin Doğu Bürosu ve istanbul Komitesi, Türkiye’deki diğer Ermeni parti örgütlerinin arzuları ve iradeleri dışında, Türklere karşı harekete geçmeye ve Rus diplomasisinin isteklerine uymaya karar vererek, Doğu Anadolu’da isyan çıkarmak ve örgütlenmek amacıyla Ruslardan parasal yardım almaya başladı.

1915 Şubatında Tiflis’de toplanan Ulusal Kongre’de yapılan yardım ve ayaklanma planı, Daşnak Partisi’nin "askeri daire" temsilcisinin finans seksiyonu raporunda şöyle anlatılmaktadır:

"Bilindiği gibi, Rus hükümeti, savaşın başında Türkiye’deki Ermenileri silahlandırmak ve savaş sırasında ayaklandırmak için, ön harcamalara
242900 ruble vermiştir; gönüllü birliklerimiz Türk ordusunu yaracak, ayaklananlarla birleşecek, cephe gerisinde anarşi yaratacak, böylelikle Rus ordusunun hareketini ve Doğu Anadolu’yu işgalini sağlayacaktır."

Alman bu kararlar ve gelişmeler Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerle, İstanbul ve Rusya’da yaşayan Ermeniler arasında büyük bir görüş ayrılığının doğmasına neden olmuştur. Boryan, Daşnak Partisi’nin aldığı kararı şöyle tanımlıyor:

"Kuşkusuz bu karar, ne Ermeni halkının psikolojik durumundan, ne de objektif koşullardan kaynaklanıyordu. Bu, Türkiye’deki Ermenilerin tamamen iradeleri ve istekleri dışında alınmış bir karardı."10

Boryan’ın Türkiye’deki Ermenilere olan yaklaşımı da oldukça ilginçtir :

"Türkiye’deki Ermeniler gelişmiş, reel bir ulusal-siyasal bütünlük kazanmış durumdayddar. Tarihsel olaylar onları olumlu yönde etkilemiş, olayları, büyük devletlerin egemen sınıflarının reel ekonomik çıkarları ve siyasal hesapları açısından görmeyi öğretmişti"11

"Boryan, Doğu Anadolu’daki Ermenilerin Ruslara karşı genel tutumlarını da şöyle tanımlamaktadır:

Türkiye’deki Ermeniler* bir kaç kez, kendi deneyimleriyle, uluslararası diplomasinin, özellikle de Rus diplomasisinin Ermenistanla ve Ermenilerle yalnızca kendi diplomatik kombinasyonları, Osmanü devletinin iç ve dış işlerinde kendi etkinliklerinin yayılabilmesi ve karşılıklı hesapların yapılabilmesi ölçüsünde ilgilendiklerine kanaat getirmişlerdi".

" Türkiye’deki Ermeniler, Kafkasya Ermenilerince düzenlenecek bir gönüllü harekâtının kendilerine bağımsızlık değil, genel bir kırım getireceğinin
bilincindey diler "12.

Boryan Türkiye’deki Ermenilerin ayaklanmayı engellemek için yaptıkları girişimleri de anlatmaktadır:

"Van Parti Komitesinin görevlendirmesi üzerine, Daşnak Partisi liderlerinden Kaçaznuni, Van’dan gelerek, Türkiye’deki Van Parti Komitesi’nin ve diğer parti komitelerinin, Kafkasya’da başlatılacak bir gönüllü harekâtına karşı olduklarını resmen bildirdi. Türkiye’deki Ermeniler bu girişimi kendileri için çok tehlikeli görmekteydiler. Kaçaznuni, Daşnakların genel Erzurum toplantısında alınan tarafsızlık kararma dayanarak, Daşnak Van Parti Komitesinin Türkiye’deki Ermenilelerin yaşamlarını tehlikeye atmamak için, Türklere karşı yapılan her türlü harekâta bir son verilmesini talep ettiğini bildirmekteydi" 13.

1915’te Tiflis’te yapılan Ulusal Kongre’ye verilen raporda, Türkiye’ deki Ermenilerin karşı tutumu şöyle ortaya konmaktadır:

"Savaşın ilânından önce Rus hükümetini, Türkiye’deki Ermenilerin arzuları yönünde hareket ettiğimize inandırmaya çalıştık. Rus hükümeti de buna inandı, ama olay çok farklı gelişti.

Türkiye’deki Ermeniler etkinliklerimize, metodumuza ve hareket tarzımıza karşıdırlar ve bunları zararlı ve kendileıi için yok edici bir adım olarak görmektedirleı. Türkiye’deki Ermeniler, Türk vatandaşı gibi içtenlikle çalışıyorlar. Rus hükümetinin önerilerini gerçekleştirmek için giriştiğimiz tüm çabalar sonuçsuz kalmıştır."14

Rapor Şöyle devam ediyor:

"Daşnaksütyun Partisi’nin liderlerinden olan, Osmanlı İmparatorluğunun demokratikleşmesi ve bu imparatorluğun sınırlan dahilinde bulunan ulusların kendi kendilerini yönetmeleri taraftarı bir kişi olarak tanınan Şahrikyan Efendi de etkinliklerimize karşı. Parti liderlerinden Zoryan Efendi de, bize kendi işlerimizle uğraşmamızı, Türkiye’deki Ermenilerin işlerine karışmamamızı söyledi. Çünkü Kafkasya Ermenilerinin etkinlikleri , Ermenistan’a bağımsızlık getirmemekle kalmayacak, eğer biz Türkiye Ermenileri sizin politikanızı izler ve desteklersek, bu biz ifelâkete götürecektir.
Siz bizi özgürlüğe değil, ölüme, Otonom Ermenistan’a değil, onun yıkıntılarına götüreceksiniz" demektedir15 .
Rus hükümeti Ermeniler arasındaki bu anlaşmazlığı farketmiş ve Kafkasya’daki Ermenilere baskı yapmaya başlamıştır. Tiflis’teki rapor bu durumu da açıkça ortaya koymaktadır:

" Türkiye’deki Ermeniler her zaman bizim etkinliklerimiz e karşıydılar ve Rus hükümeti de şimdi bunu öğrenmiş bulunuyor… Kuşkusuz bu durum General Oganovskiy’in bana söylediklerine yol açacaktır. Oganovskiy şöyle diyor:

"Şimdi artık Ermeniler Rusların gözünde güvenilmez kişilerdir, çünkü Rusları aldattılar, yalan söylediler ve Türkiye’deki Ermenilerin durumunu saptırdılar… Ermeniler dar ulusal çıkarlarla değil, evrensel ve beşeri çıkarlarla yönetilmelidir ler… Rus hükümeti doğudaki tarihsel politikasını ve misyonunu unutmamıştır ve Ermenilerin otonom Ermenist a n istek ve hayallerine göre değil, Rus devletinin çıkarlarına göre davranacaktır.

Rus hükümeti Ermenilerin Türkiye’de azınlık oluşturmasını istemektedir. Ermeniler düşünce ve görüşlerini değiştirmek, otonom bir Ermenistan için değil,
Rus imparatorluğunun bir vatandaşı gibi savaştıklarını açıklamak ve kanıtlamak zorundadırlar. Aksi takdirde, Ermeniler şimdiki yönelimlerini pahalıya ödeyecek ve hükümetin nezdinde, İmparatorluğun tebaları arasında ilk sıralarda yer almayacaklardır"16.

Rus hükümeti, ayrıca, üzeılerine aldıkları sorumluluğu yerine getirmek, yanibelirtil en sürede Türkiye’de Ermenilerin yoğun olduğu bölgelerde
isyan çıkarmak kaydıyla, Ermeni diplomatlara sorunlarını özgürce tartışmak ve taleplerde bulunmak hakkını da veriyordu.

Bu baskılar sonucu Ruslar amaçlarına ulaştılar: Rus Askerî Bakanlığının emirleri ve planları gereğince Daşnaksütyun Partisi şuna karar verdi :

Ermeni birliklerin den birisinin komutanı olan Andranik Van’a yaklaştığında, orada bulunan Daşnak savaşçıları dağlara çekilecek ve ayaklanma çıkaracaklar dı. 1915 Nisanında ayaklanma planı gerçekleştirildi. Katolikos, 10.000 kadar savaşçının ayaklanmaya katıldığını belirtmektedir 17 .

Boryan olaya şöyle yaklaşmaktadır:

"Böylelikle Daşnaksütyun Partisi, çar, taht ve emperyalist Rusya’ ya karşı görevini yerine getirmiş… Doğu Anadolu’daki Ermenilerin güç duruma düşmeleri için formal bir neden yaratmış oluyordu" Boryan Daşnaksütyun Partisi’ni bu davranışından dolayı sert bir biçimde eleştirmektedir:

"Eğer, ulusal bir hareketin önderleri, objektif koşulları dikkate almadan, …kitlelerin isteklerini ve ruh halini değerlendirmeden, yalnızca emperyalist güçlerin çıkarlarına uygun bir ayaklanma çıkarıyorsa ve yalnızca ilgili devletlerin finans-kapital çıkarlarına destek oluşturmaktan başka bir şey yapmıyorsa, bu davranış, kendi ulusuna karşı işlenmiş bir suçtur."18

"… İstanbul ve Rusya Ermenileri Rus diplomasisinin itaatkâr bir silâhı olmuşlardı."19

"Tarihsel olaylar, onların uluslarına ihanet ettiklerini, çarlık yönetiminin ve emperyalist diplomasinin ajanları olduklarını göstermektedir" Boryan ayaklanmayı şöyle değerlendirmektedir:

"Askerî harekâtların sürdürüldüğü cephe gerisinde ayaklanma çıkarmak ne demektir? Kuşkusuz ayaklanan Ermenilerin başarısı söz konusu olamazdı ve bu girişimlerinde ölümcül bir tehlikenin kendilerini beklediği su götürmez bir gerçekti. Ermeniler, Daşnaksütyun partisinin komutası altında ve onların ısrarlarıyla kendilerini çarlık Rusya’sının emperyalist amaçları uğruna feda etmekteydiler. Yalnızca sağduyudan yoksun kişiler bu anlaşmanın Ermeniler için ölümcül sonuçlarını anlayamazdı"20 .

"Çarlık yönetimi de gerçekte, ayaklanmanın anlamını çok iyi biliyor ve bunun "Ermenisiz Ermenistan" isteklerinin yerine gelmesiyle sonuçlanacağını önceden kestiriyordu",

Boryan, ayaklanmaya karşı Osmanlı hükümetinin aldığı techir kararma ilişkin olarak, özetle şunları yazmaktadır:

"Askerî harekâtların yapıldığı bir cephe gerisinde 10.000 kişilik bir kitlenin isyan çıkarması, böylelikle o devletin varlığını tehlikeye düşürmesi durumunda, o devletin de şu ilkeyi uygulaması doğaldır: Amaç, aracı haklı kılar."21

"Ermenilerin bağımsızlıklarını kazanmak için savaşmaları tarihsel ve reel bir haktır. Fakat o devlet de bu ayaklanmayı acımasızca bastırıyorsa, bu da tarihsel ve reel bir haktır."22

Boryan, diğer büyük devletlerin Ermenilerin bu ayaklanma sonucu uğradıkları felâketlere karşı olan tutumlarını şöyle açıklıyor:

"Uluslararası diplomatlar Ermenileri hiç düşünmüyorlardı ve yalnızca kendi "etki alanları" ve "toprak dengelemeleri" ile uğraşıyorlardı.

Ermeni halkının yok olması, onları, yalnızca savaş sırasında ölen diğer milyonlarca insan kadar ilgilendiriyordu. Savaştan sonra da onların kayıpları,
hükümetler bilançosunda, hukuksal bir özne olarak değil, savaşın normal sonucu olarak ortaya çıkmıştır."23

Boryan’ın dile getirdiği bu kayıtsızlığın günümüzde büyük bir ilgiye dönüşmesinin ne denli düşündürücü olduğu ortadadır. Yine aynı biçimde, burada Boryan tarafından dile getirilen gerçeklerin, yıllar sonra, Eliev’in kitabında tamamen reddedilmesi de düşündürücüdür. Aliev, ayaklanmayla ilgili bölümde, Osmanlı devletinin, çıkan ayaklanmalarda dış güçlerin rolü olduğuna inandığını, bunun ise hiç bir temele dayanmadığını söyleyebilmektedir. 24.

Boryan’ın kitabı, 1928 yılında, yeni kurulan Sovyet rejiminin Çarlık Rusya’sının
tüm mirasını yadsıdığı ve Türkiye ile ilişkilerin en sıcak olduğu dönemde yazılmıştır ve o günkü politik ortama uygun düşmektedir ve buna göre değerlendirilmelidir.

DİPNOTLAR;

1 G.Z. Aliev. Tuıtsiya v Period Pravleiiya Mladoturok. Moskova, 1976, s. 275. 460 AYDIN SÜER
2 B.A. Boryan. Armeniya-Majdunarodnaya Diplomatiya i SSSR. s. 345.
3 a.g.e., s. 357
4 a.g.e., s. 357.
5 a.g.e., s. 347.
6 a.g.e., 347
7 a.g.e., 356
8 Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası.
9 B.A. Bor’yan. Armenya-Majdunarodnaya Diplomatiya i SSSR. s. 360.
10 A.g.e. s. 3.
11 a.g.e. s. 360.
12 A.g.e., 360
13 A.g.e. s. 360.
14 A.g.e., s. 361.
15 a.g.e. s. 361.
16 a.g.e., s. 362.
17 a.g.e., s. 363.
18 a.g.e., s. 36.
19 a.g.e,, 371
20 A.g.e., s. 352.
21 A.g.e., s. 363.
22 A.g.e., 365.
23 A.g.e., 369.
24 G.2. Aliev. Turtsiya v Period Pravleniya Mladoturok. Moskova, 1976, s. 276.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Ahmet ERDOĞDU : EMPERYALİZMİN, ATATÜRK’Ü VE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ SOYKIRIMCI İLANINA BİR CEVAP – YENİ ADANA – 22.04.2020


Ahmet ERDOĞDU : EMPERYALİZMİN, ATATÜRK’Ü VE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ SOYKIRIMCI İLANINA BİR CEVAP – YENİ ADANA – 22.04.2020

Blog No : 2020 / 12

29.04.2020

Yeni Adana (22 Nisan 2020)

Ahmet ERDOĞDU

Türk Toplumu, Sözde Ermeni Soykırımı gündeme geldiğinde bunun 1915 olayları ile ilgili olduğu yanılgısına düşer. “Su uyur düşman Uyumaz” ata sözümüze uygun olarak ırkçı emperyalizmin hedefi ise Atatürk ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Atatürk, Amerikalı gazeteci Clarence K. Streit’in Ermenilerin zorunlu göçe tabi tutulmasının gerekçelerini sorması üzerine şöyle söylemiştir: “Rus ordusu 1915’te bize karşı büyük taarruzu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında geri çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde hüküm sürdürülüyordu…”

İşte bu nedenlerden dolayıdır ki bugün Doğu Anadolu’da birçok köyde yapılan kazılarda Ermeniler tarafından öldürülen Türklerin toplu mezarları çıkmaktadır.

Lozan görüşmeleri öncesinde Büyük Millet Meclisi Hükümeti, İsmet Paşa’nın Lozan’da hangi konularda taviz vermeden müzakereleri yönetmesi gerektiğini belirten 14 maddelik bir talimat hazırlamıştır. İki konuda Türk hükümeti savaşı göze alabilecek kadar kesin kararlıdır: Biri “Ermeni Yurdu”, diğeri Kapitülasyonlardır. Lozan’da Ermeni Yurdu istenirse yani Anadolu’dan toprak koparılmaya çalışılırsa görüşmeler derhal kesilecektir.

Lozan görüşmelerinde Lord Curzon’un İsmet Paşa’ya hitaben Türkiye gibi geniş bir ülkede Ermenilere bir köşe bulunup bulunmayacağını sorması üzerine İnönü: “Bu konuya ilişkin olarak Türkiye’nin yüzölçümü ile kıyaslanmayacak kadar büyük toprakları olan devletlerin bulunduğunu hatırlatırım” diyerek Ermenileri bu kadar çok seviyorsanız onlara siz toprak verin demek istemişti.

Ermeniler, Lozan görüşmeleri öncesi ve sonrasında İngiltere, Fransa ve Rusya’ya I. Dünya Savaşı’nın başından sonuna kadar nasıl hizmet ettiklerini anlatan başvurular yapmışlardır. Bunlardan bazıları: Ermeni Heyeti Reisi Bogos Nubar’ın 30 Kasım 1918 tarihli yazısı: “Ermeniler savaşın başından beri tarafınızdan da bilindiği üzere ağır fedakârlıklar ve devamlı ıstıraplara uğrayarak bütün cephelerde İtilaf devletlerinin yanında savaşmışlardır…”

Bir başka başvuruyu da Birleşik Ermeni Heyeti Lozan Konferansında yapmış “Genel Savaş sırasında Ermeniler açıkça müttefiklere karşı görevlerini yapmışlar ve bunlar tarafından (iyi savaşçı) ve (Müttefik Millet) olarak tanınmışlardır…”

2 Şubat 1923 tarihli Ermeni Heyeti’nin bildirisi, “…Ermeniler genel savaş içinde itilaf devletlerine yapmış oldukları sayısız hizmetler sebebiyle yapmış oldukları vaatleri şüphesiz hatırlarlar. İtilaf devletlerinin çağrısı sebebiyledir ki Ermeni Gönüllüleri, alay alay bunları buyrukları altında toplanmışlardır…”

9 Şubat 1923’te Müttefik Devletler Temsilcilerine: “Lozan Konferansı’ndan sonra Sevr Antlaşması yerine yeni bir belge imzalanmıştır ki bunda Ermeni sorununa dair bir tek söz yoktur…” diyerek düştükleri durumu anlatmışlardır. Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni ise, “…Müttefik büyük devletler yaslı ve umutsuz jestler yaptılar: Zavallı Ermeniler için bütün vasıtalarımızı kullandık, her çareye başvurduk, mümkün olan ve olmayan her şeye teşebbüs ettik, artık bir şey yapmaya gücümüz yetmez dediler… Dağ fare mi doğurdu? diye sorup sonra da hatta fare bile doğurmadı…” diyor”.

Kısacası Ermeni sorunu Lozan’da bitirilmiştir. Buna rağmen emperyalistler 1915 tarihini 1923’e kadar genişleterek, senaryolarına Atatürk’ü de katarak Türkiye Cumhuriyetini yıkma amaçlarından vazgeçmemişlerdir.

Şimdi sizlere Cambridge Üniversitesince 2011 yılında onaylanan Stephan Ihrıg tarafından verilen doktora tezinin 20 Kasım 2014’te Amerika’da Harvard Üniversitesi yayını olarak piyasaya çıkartılması konusundaki gelişmeleri anlatalım:

Harvard Üniversitesi yayınevi Stephan Ihrıg’ın kitabını tanıtırken “Türk Hükümetlerinin Nazilerin doğrudan Alman Yahudileri ile karşılaştırdığı Ermeni ve Rum azınlıklarla nasıl acımasız bir şekilde uğraştığı, Hitler’in dikkatinden kaçmadı” diyerek Hitler için bir model olduğu ifade edilmektedir. Kitabın daha ABD’de yayınlanmasından 10 gün sonra kitabın kendisini görmeden 30 Kasım ve 1 Aralık 2014’te Türkiye gazetesinde Yıldıray Oğur, 1 Aralık 1914’te Yeni Şafak gazetesinde Hilal Kaplan “Hitler’in Atatürk’ü nasıl rol model aldığını” kitaba dayanarak büyük bir keyifle anlatırlar. Böylece Atatürk düşmanı iç ve dış çevreler el ele vererek yayınlarına gerek ülkemizde gerekse yurt dışında devam etmişlerdir. Oysaki Hitler 18 Ekim 1928’deki konuşmasında: “Kuzey Amerika bir zamanlar çok farklı bir insana Kızılderililere aitti. Beyazlar onlardan topraklarını aldı, onları sürdü ve onlara ateş suyu verdi. Beyazlar milyonlarca Kızılderili’yi birkaç yüz bine indirdikten sonra…” derken Nazi Almanya’sınca kimi örnek alındığını anlatıyordu.

Yukarıda sözünü ettiğimiz kitaba cevabı Cengiz Özakıncı “Tarih Üzerinden Psikolojik Savaş ve Atatürk Dersi” adlı belgesel kitabıyla verdi. Mehmet Haberal; “Bu kitap yurt dışında Cambridge ve Harvard Üniversitelerine, Başkent Üniversitesinin bir cevabıdır” der.

Özakıncı kitabında Nazi Partisi ileri gelenlerinden Göbbels’in günlükleri, Ernest Röhm’ün anıları ve Hitler’in konuşma ve yazılarından bazı bölümlerinin nasıl çarpıtıldıklarını, Nazi Partisi programı, Nazi Alfred Rosenberg’in günlüğü ve Atatürk Türkiye’sinin Yahudi bilim insanlarına nasıl kucak açtığı gibi birçok konuyu tüm detayları ve belgeleriyle ortaya koymaktadır.

Değerli okur; bu gibi yayınlarla mücadele etmek görevimizdir. Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz üzere Hitler gerek Amerika gerekse İngilizler tarafından belli çerçevelerce desteklenmiştir. Sovyetlerde 1917 devrimini yapan yöneticilerin bir kısmının Yahudi olması ve Komünizme karşı Hitler desteklenmiştir. İngiltere’nin Hitlerci Kara Gömleklileri ile I. Edward’ın Nazi selamını ailesine öğrettiği görüntüleri çeşitli İngiliz gazetelerinde yayınlanmıştır. 1933’te Hitler iktidara geldiğinde İngiltere’de büyük kalabalıklar halinde destek yürüyüşleri yapılmıştır. Amerika’da ırkçı Ku Klux Klan örgütünün 1865’li yıllardaki töreninde haç amblemi ile Nazi selamı verdiklerini, Amerikan okullarında bayrak törenlerinde 1940’lı yıllara kadar bu selamın verilmeye devam ettiğini ve 1936 Berlin Olimpiyatlarında Amerikalı sporcuların selamlarını da ekleyelim.

1943 yılında Henry Ford; sadece Ford, Opel, Standart Oil, İnternational Telefon değil 59 Amerikan firmasının Hitler’e hizmet verdiğini açıklamıştır. Bu arada 1917’den beri ABD’de Düşmanla Ticaret Yasağı Kanunu yürürlüktedir. Ama onlar nedense masum Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti soykırımcıdır. Öylemi? Hadi oradan.

Şimdi soruyoruz: Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti soykırımcı ise;

1- Venizelos, Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne nasıl aday gösterdi?

2- Milletler Cemiyeti Atatürk Türkiye’sini üyeliğe davet edip, oy birliği ile üyeliğe niçin aldı?

3- UNESCO, Atatürk’ün ölümünün 25. Yılında ve Atatürk’ün doğumunun 100. Yılında uluslararası etkinliklerle anılması kararını ve uygulamasını yaparken soykırımcı olduğu için mi yapmıştı? İşte emperyalizm budur. Hala kafalarında Türk düşmanlığı, Sevr vardır. Elbette bizim de onlara tokat gibi cevaplarımız olacaktır.

LİNK : http://yeniadana.net/kose-yazilari/emperyalizmin_ataturku_ve_turkiye_cumhuriyetini_soykirimci_ilanina_bir_cevap-4325.html

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// VİDEO : Koronik – 12 – Kürtler ve Türkler Niçin Ermenileri Katletmedi ?


Koronik – 12 – Kürtler ve Türkler Niçin Ermenileri Katletmedi ???

Koronik – 12. Bölüm – 23 Nisan 2020

Bu bölümde 24 Nisan Ermeni Katliamı vesilesiyle Konunun ele alındığı kavramları ele alıyoruz.

Ezber bozmaya veya Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışıyoruz.

İzlemek için aşağıdaki linki tklayınız.

VİDEO LİNK : https://youtu.be/ytnTfPZaKGg

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// VİDEO : GİZLİ ERMENİ BELGELERİ, Belgesel » TOPLAM 6 Bölüm


VİDEO LİNK :

1. BÖLÜM :https://www.youtube.com/watch?v=N9NIxxT0SKE&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=7

2. BÖLÜM :https://www.youtube.com/watch?v=1DBpv8H0Rj8&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=8

3. BÖLÜM : https://www.youtube.com/watch?v=wTIFkgzLTSs&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=9

4. BÖLÜM : https://www.youtube.com/watch?v=dzZttV_hkj8&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=10

5. BÖLÜM : https://www.youtube.com/watch?v=ddro0eBN064&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=11

6. BÖLÜM : https://www.youtube.com/watch?v=15TgW3zi-uw&list=PLrcOWPi59ndK-NzqmNnuqZ_e_76hawIMg&index=12