ERMENİ SORUNU DOSYASI : “Ermeni soykırımı yoktur” dedi sansüre uğradı


"Ermeni soykırımı yoktur" dedi sansüre uğradı

"Ermeni Soykırımı yoktur" dediği için Gazete Duvar’ın yazısını sansürlediği Gülgün Türkoğlu, siteden istifa etti.

Gazete Duvar haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz, dikkat çeken bir özür yazısı kaleme aldı. Sitede, “Bir özür yazısı: İnkarcılığa reddiye” başlığıyla, Ali Duran Topuz imzalı yayınlanan özür metninde, “Gazete Duvar, inkarcılığı reddeden bir yayın anlayışına sahip. Ermeni Soykırımı meselesinde de bu böyle. Fikir özgürlüğünün bizi inkarcılığı kabul etme, göz yumma, yayılmasına yardımcı olma borcu altına soktuğuna inanmıyorum” ifadeleri kullanıldı. Özür metninin devamında, sitenin yazarlarından Gülgün Türkoğlu’nun yazısının okunmadan girdiği, yazısının yayın politikasına aykırı olduğu belirtildi ve “Çok üzgünüm. Üzdüğüm, şaşırttığım, yanılttığım herkesten özür dilerim” denildi.

Odatv ‘de yer alan habere göre, Gülgün Türkoğlu ise, yazısının kaldırılması ve “özür metni” yayınlaması nedeniyle Gazete Duvar sitesinden istifa etti.

Gülgün Türkoğlu, Gazete Duvar’dan kaldırılan ve özür metni yayınlanan yazısında, “Ermeni Soykırımı” iddialarının gerçek olmadığını kaleme almıştı. Türkoğlu, Türkiye’nin konuyla ilgili arşivlerini açtığını, buna karşın Ermeni tarafının arşivlerini açmamakta direttiğini belirttiği yazısında, Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik hakaretlere de sert yanıt verdi.

Gazete Duvar, “Ermeni Soykırımı yoktur” demeyi ifade özgürlüğü olarak görmezken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2015 yılında "Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözünü, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiş ve bu yönde karar vermişti.

İşte Gazete Duvar sitesinin özür dileyerek yayından kaldırdığı Gülgün Türkoğlu’nun yazısı:

“Ermeni Tehciri"

Çivisi çıkmış dünya… Çivi nerede duruyordu da çıktı acaba? Bir mecazla ifade bulmuş olsa da ondan kopulduğunda dünyayı sallayacak bir merkez var demek ki! Gelenek, bu merkezin Hak duruş olduğunu söyler. Mevleviler saatlerce dönseler de bir ayakları sabit durur. Bir pergel misali; daireyi tamamlayıp dururlar, dünyayı turlarlar sarsılmadan; bir ayak her daim Hakta. İnsanın kendinden öte gidebildiği bir dünya var mıdır? Dünyalarımız küçük olsa da hepimizin hesabı Hak duruşa mesafemizden kesilir kanımca.

Eğri oturalım mı bilmem ama doğru konuşalım; doğrudan söyleyiverelim. Ondan da önce Artik Penik’in ölüm yatağında alınan görüntü kaydını izleyelim. Kendini bir dava uğruna yakmış bir insanın, ölmeden hemen önce söylediklerinden daha sahici ne olabilir? Cânım Artik Penik, sözlerinin etki edeceği gönül, yok artık bizlerde! İsa, bize “Fahişeye ilk taşı, hiç günah işlememiş olanınız atsın” dese, arsızca hepimiz taşlarız; hem de birbirimizin fahişelik yaptığını bile bile. Solculuk desen emperyalizmle dans peşinde. Birlikte yaşamayı beceremedik.

Bir karıncayı öldürmek bile olanaksızken, insanların katledilmesini olağan görmek, soysuzluktur. Yaşanan acılara saygı göstermek, bizi duyguda birleştirir ve bu çok değerlidir. Akıl boyutundaysa nesnelliğin aranması haktır. İçlerinden türemiş soysuzların, halka yaptıkları zulüm nasıl yadsınabilir? Tarafsız olabilmek belki de bir avuç dolusuna nasip olur böyle bir konuda; bedeli ağır bir tarafsızlıktır Artin’inki. Kendini yakışından beş gün sonra vefat edeceği hastane yatağından, tükenmekte olan soluğuyla, ekilen nifak tohumlarının, bu coğrafyada karşılığı olmadığını yalvarırcasına dile getirir. Soykırım iddiasının kabul ettirilmeye çalışılmasının, boş bir uğraş olduğunu yazan, ASALA benzeri terörist, faşist ellerden çıkan kurşunla yaşamını yitiren yurttaşımız Hırant Dink’in çığlığı da buna benzerdir. Tıpkı, Adana konuşmasından cımbızlanan cümlelerle Ermeni düşmanı olduğuna hükmedilen Atatürk gibi, o da çok kıymetli bir yazısından cımbızlanan cümlelerle ölüme mahkum edilmiştir.

Soykırım yapıldığı iddia edilen tarihlerde, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durum ve koşullar hatırlanmalı:

Düzenli orduları lağvedilmiş

Parası, sanayisi olmayan

Söz gelişi değil, fiili olarak, emperyalist ülkelerce dört bir yanından sarılmış

Topraklarının hangi ülkeler arasında, ne şekilde paylaşılacağına kağıt üzerinde karar verilmiş

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkacak, çok yoksul ve yıpranmış bir halk.

Türklerin Ermeni Tehcir Tezi, karşılıklı katliamların yapıldığını kabul eder. Bu önemli bir kavramsal ayrımdır. Karşılıklı katliam olduğundan, doğru tanım Mukatele’dir. Rus arşivleri, Ermenilerin arasında halkı kışkırtan Rus, İngiliz ve Fransız ajanlarının bulunduğunu ispatlamaktadır. 1915 Mayıs ayına dek, 120 binden fazla Türkün, Ermenilerce katledildiği Fransız, İngiliz ve ABD arşivlerinde yer almaktadır. Ermeni vatandaşlara yapılan saldırıların failleri olan 1673 görevli, Divan-ı Harb’e sevk edilmiş; kimi idam edilmiş, kimi hapis cezasına çarptırılmıştır.

Yukarıda anlatılan şartlarda boğuşan halk, bölünme tehlikesine karşı, ülkeyi savunmuş ve zafer kazanmıştır. 1915 yılından, sözde soykırımdan önce, ülkeyi bölmek amacı güden emperyalist devletlerle yaptıkları işbirliğiyle, çeşitli vilayetlerde katliamlar yaptıkları yabancı arşivlerce de doğrulanan bölücülere karşı bir önlem alınmayacak mıydı? 1912-1914 yıllarında, Rus, İngiliz ve Fransız desteğiyle, altı ilimizde “Ermeni Islahatı” başlatılmıştır. Örneğin; bu, altı kente, ikişer vali atanması girişimi, bölme çabasıydı. 1914 yılında, bir milyon kadar Müslüman, Tiflis ve Erivan’dan Türkiye’ye sürülmüştür. Bunlardan topraklarımıza ulaşabilenlerin sayısı, 702 bindir.

Ussal bir dizge, bir iddianın öncelikle ispatına muhtaçtır. Soykırım öncelikle ispat edilmelidir. Bir soykırım yapıldığını kanıtlayabilecek bir belge mevcut değildir. İspat edilememiş bir suça istinaden Türkiye mahkum edilmiştir. Bu tutum, Birleşmiş Milletler Antlaşması’na aykırıdır. Soykırım çok ciddi bir iddiadır. Nesnel düzeyde, olguların incelenmesinde kavramların doğru kullanılması beklenir. Bu çerçevede, yanlış kullanım değil, art niyetli kullanım vardır.

Osmanlı arşivleri açıldı; neredeyse tamamına İnternet’ten erişim olanaklıdır. Ermeni arşivlerininse tamamı bir türlü açılmamaktadır. Örneğin: Taşnak Partisi ile dönemin Rusya’sı arasında yapılan yazışmalar, Boston‘daki Taşnak Arşivi’nde bulunmaktadır. Bu arşiv açılmamıştır; yazışmaların bazılarının, birer kopyasıysa Rus arşivlerinde bulunmaktadır. Tarihçiler, bu yazışmaların, soykırım iddiacılarının, iddialarını tamamen geçersiz kılacak nitelikte olduğunu bildiriyorlar. Benzer bir biçimde, Kudüs Patrikhane arşivi, Erivan 1923 öncesi arşivi açılmamaktadır. İzin verme konusunda nasıl da “seçici” davranıldığı, yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından dile getirilmektedir.

Türk tarafının, 1919 yılında, İspanya, Danimarka ve İsveç’ten ikişer tarafsız hukukçu gönderilmesi suretiyle, olayın incelenmeye açılması teklifi reddedilmiştir. Türkiye’nin konuyla ilgili komisyon kurma teklifleri, sistematik bir biçimde reddedilmektedir. 2005 yılında, iki taraf nihayet Viyana’da biraraya gelebilmişler, belge değişimine başlamışlardır. Fakat, Ermeni tarafı bu görüşmelerden aniden çekilmiş, vazgeçmiştir.

20 Mart 1982’de Boston’daki The Armenian Weekly gazetesinin başyazarı ve editörü olan James H.Taşçiyan, Atatürk hakkında var olduğu iddia edilen haberin yalan olduğunu yazmış, fakat ne gariptir ki hemen işinden olmuştur.

Dünya tarihinde bir benzerine rastlanmamış Kurtuluş Savaşımızın, emperyalist ülkeleri hiç beklemedikleri bir mağlubiyete uğratmışlığının damaklarında bıraktığı acı lezzetin bir uzantısı olmalıdır soykırım iddiası.

Yaşamı, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle belirlemiş bir kişinin ırkçı olabileceğini düşünmek, bilinçsizliktir. Anzak annelerine, öylesine seslenebilmiş bir kişinin soykırımcı, kafatasçı olduğunu düşünmek us düşmanlığıdır; bilgisizlik kaynaklı kötülüktür.

Atatürk’ün, Ermeni sorununun asıl köküne işaret eden konuşmasından bir alıntıyla bitirelim: ‘Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin menfaatinden ziyade dünya kapitalistlerinin menfaatine göre halledilmek istenen mesele, Kars Antlaşması ile en doğru surette çözülmüştür. Tekrardan eskisi gibi iki çalışkan halkın dostluğu kurulmuştur.’”

ERMENİ SORUNU DOSYASI : TÜRK ARAŞTIRMACI GAZETECİ ABD SENATOSUNA GÖNDERDİĞİ MEKTUPTA NE YAZDI ??? /// İŞTE MEKTUP


MR. SENATÖR

08 Kasım 2019

Bu bilgiler ışığında, ABD Soykırım Anıtı Müzesi’nde BÜTÜN OLANLARDAN SONRA, KİM BUGÜN TÜRKLERİN YOK EDİLMESİNDEN SÖZ EDİYOR ifadelerini de yazmanız için herhalde SENATODA yeni bir karar alırsınız…

Ulaşmış olduğunuz siyasi kariyerinizin doruğunda, insanlık ve tarih şuurundan bir nebze nasiplenmiş olacağınız düşüncesiyle, vicdanınızın sesini dinleyeceğinize inanarak, tarihi olaylara objektif bir pencereden bakmanızı öneriyorum.

Ancak, dünya barışını, özgürlükleri ve ekonomileri bilinçli olarak sabote etmenizden tutunuz, bunları gerçekleştirirken bilinçli olarak YALANI kullanmanız, ister istemez, mensup olduğunuz din de ki;

“Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirletende budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, YALAN yere tanıklık ve İFTİRA hep yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten bunlardır.” (Matta, Bap 15, 18-20), ifadeleri hatırlamanızı tavsiye ediyorum…

Kutsal kitabınızın sizlere mutlak uymanız gerektiğini emrettiği gibi, ilahi sorumluluklarınıza aykırı davrandığınızı TANRI ve bütün insanlık görüyor… Gerçek inancınız nedir? Merak ediyorum. Yoksa sizler BÜYÜK ŞEYTAN inancına mı sahipsiniz!

ABD Temsilciler Meclisi’nin almış olduğu dayanaktan yoksun H. Res.296 kararına rağmen, bilmenizi isterim ki, 1915 öncesinde; 1812 -1918 yılları arasında Kafkasya ve Balkanlardan 4,5 milyon (4.500.000) TÜRK Anadolu’ya TEHCİR edilmiştir.

Aynı zaman diliminde 5 milyon (5.000.000) TÜRK hayatını kaybetmiştir. Sizin adlandırdığınız dille ifade etmek gerekirse, “SOYKIRIMA” uğramıştır.

Özellikle, Devletinizin emelleri doğrultusunda, MİSYONERLERİNİZ tarafından maşa olarak kullanılan ERMENİLERİN, devlet kurmak hayaliyle başlattıkları isyanlar, (1776-1918) hedeflerine ulaşmak için yaptıkları mezalimler sonucunda, Doğu Anadolu’nun sadece ALTI şehrinden 3 milyon (3.000.000) TÜRK hayatını kaybetmiş, 3 milyon (3.000.000) TÜRK sahip oldukları topraklardan GÖÇ etmek zorunda kalmıştır.

Bu bilgiler ışığında, ABD Soykırım Anıtı Müzesi’nde BÜTÜN OLANLARDAN SONRA, KİM BUGÜN TÜRKLERİN YOK EDİLMESİNDEN SÖZ EDİYOR ifadelerini de yazmanız için herhalde SENATODA yeni bir karar alırsınız…

Aşağıda ki TARİHİ kaynaklar üzerinde bilgilenmenizi, biliyorsanız (!) bilgilerinizi gözden geçirmenizi öneriyorum.

Thessaly kökenli ERMENİLERİN (Asılları Frig) Anadolu’ya İllyrya’lılar tarafından TEHCİR edilişlerini, o dönemde yaşadıkları SOYKIRIMI, Tarihçi HERODOT yanlış mı anlatıyor? Herodot’u destekleyen EUDOKSOS vd. tarihçilerin aktardığı gerçeklere neden bakmak istemiyorsunuz?

Roma Generalinin, Artavazt’ı Mısır’a nasıl götürdüğünü, POMPEYÜS’ÜN Ermenilere yaptıklarını, Galatya hükümdarı DEJOTER’E Ermenilerin teslim oluş şeklini neden irdelemiyorsunuz?

Tarih de Ermenilerle ilgili “HURRİ EVRESİ” ni, HİTİTLER, MİTTANİLER döneminin başka bir bölümünde, Ermenilerden neden hiç bahsedilmediği hakkında, hangi bilgilere sahipsiniz?

LUKULLOS’UN Ermenilere saldırılarını, Part Kralı I. ORODES’İN Ermenistan’ı yakıp yıkmasını, ANTONNİUS’UN Ermenilerden nasıl öç aldığını, ANAHİT heykelini nasıl paramparça ettiğini neden sorgulamıyorsunuz?

Ermenilerin acılarını anlamak için, Pers, Makedon, Selefkit, Rum, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Rusların tarih boyunca ne kadar Ermeni’ye SOYKIRIM uyguladığını, onları hangi şartlar altında, hangi coğrafyaya TEHCİR ettiklerini neden dikkatlice araştırmıyorsunuz?

Anadolu topraklarında birçok milletin yaşadığı, Rumların hâkim olduğu 4. yy.da Ermeni DİLİ ve DİNİ’NE getirilen yasakları, Ermeni milletini tamamen ortadan kaldırmak için kitleler halinde ÖLDÜRÜLDÜKLERİNİ, kalanlarını, yine kitleler halinde bulundukları bölgenin dışına TEHCİR edildiklerini, neden hiç merak etmiyorsunuz?

İberya Kralı PARASMAN’IN saldırılarında kaç bin Ermeni öldürülmüştür? Roma Komutanı CORBULO’NUN Ermenileri nasıl katlettiğini, Arşag’ı kimin ele geçirdiğini, kızgın ateşle kimin gözlerini dağladığını, THESDOSİUS’UN, İUSTİNİANOS’UN, MAURİCİUS’UN, Ermenileri kaç defa kaç parçaya böldüğünü, bölerken yaptıkları SOYKIRIMI hatırlamak ister misiniz?

MAURİCİUS’UN, Ermenileri Kıbrıs’a, Yunanistan’a götürürken yaptıklarına SOYKIRIM demeyecekseniz ne diyeceksiniz? CONSTANT, acaba Ermenileri düğüne mi davet etmişti? BİZANS, Ermenileri Trakya’ya davul-zurna ile mi getirmişti?

Arapların yaptıklarını, Ermeniler adına Yezid’le beraber yaşamanın ne olduğu hakkında neler bilmektesiniz? Ermenilerin ilk defa KİLİKYA’YA ve diğer Anadolu şehir ve kasabalarına nasıl sığınmak mecburiyetinde kaldıkları hakkında bir fikriniz, bilginiz var mı?

ANİ’DEN, FRANSA’YA gitmek mecburiyetinde kalan Ermeniler, X. yy.da hangi acılardan kurtulmak için gitmişlerdi?

Ermeni tarihçi MATEOS; “Roma Dükü, Bizans İmparatoru büyük bir ordu ile beraber Ermenistan’a yürüdü. Hıristiyanların üzerine atılıp onları kılıçtan geçirdi ve esaret altına aldı. O zehirli bir yılan gibi her yere ölüm getirdi ve böylelikle dinsiz milletlerin yerini aldı.” “Bizanslılar bu gayretleri ile bütün Ermeni prens ve kumandalarını DOĞUDAN çıkarıp, kendi memleketlerinde ikamet etmeye mecbur ettiler” diyor.

Dünya Tarihi, Ermenilerin yaşadıklarını bu şekilde günümüze aktarıyor. Tarihi coğrafyada hiçbir milletin kadim ve kaim olmadığını, Ermenilerin, Lübnan, Suriye, Mısır, Kıbrıs, Yunanistan, Yeni Zelanda, Avustralya, vd. gibi Balkanlar, Trakya, Anadolu ve Anadolu’nun bütün şehirlerinde de var oluşları yukarıda belirttiğim olaylar sonucunda gerçekleşmiştir. Bu nedenledir ki Ermenilerin kadim bir toprağı olamamıştır.

ABD Temsilciler Meclisinin 1915 olaylarını “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI” olarak tanıması H. Res. 296 ise bilgisizlik ve vicdan yoksunluğu sonucunda alınmıştır.

Mr. Senatör;

Temsilciler Meclisinin, gerekçesiz kabul ettiği bu yanlı kararı RET ederek, bu vicdansızlığa lütfen ortak olmayınız…

Üzülerek ifade etmek isterim ki, dünyanın sizi emperyalist olarak tanımladığı zaman diliminde, halen ORTADOĞU DA yaşatmakta olduğunuz olaylara, TERÖRİSTLERLE yaptığınız işbirliğine, özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.

Tarihi kaynaklardan yararlanarak yukarıda bilgilerinize sunduğum KATLİAMLARIN en büyüğünü, en kanlısını ve dünyanın en büyük SOYKIRIMINI, HIRİSTİYAN dünyası, ROMA İmparatorluğu ve bağlıları yapmıştır. Bütün bu gerçeklere rağmen PAPA Francisco, 1915 olaylarının 100. yıldönümünde “Son yüzyılda insanlık üç büyük trajedi yaşamıştır. Bunların ilki, genel olarak 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak görülen ve siz Ermeni halkına karşı yapılmış olandır. Piskoposlar, rahipler, dindarlar, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hatta savunmasız çocuklar ve hastalar bile öldürülmüştür.”

“Bugün, acıdan parçalanmış ama umut dolu kalplerle, atalarınızın zulme maruz kaldığı bu trajik olayın, bu toplu ve delice kıyımın yüzüncü yıldönümünü anıyoruz.” “Hatırlamak gereklidir, hatta zorunludur.” “Çünkü kötülüğü saklamak ya da inkâr etmek, bir yarayı tedavi etmeden kanamaya bırakmaya benzer” ifadelerini kullanmıştır.

Bu ifadeleri kullanan, şuursuzca YALAN söyleyen DİN ADAMI (!) bağlılarına; Nasıl YALAN söylemeyin diyebilir? Nasıl doğru yolu gösterebilir? Yukarıda ifade ettiğim bütün SOYKIRIMLARI atalarının yaptığını bilmemesi, sizin bilmemeniz hangi zekâyla izah edilebilir? Fakat şu gerçeği gözden uzak tutmuyorum ki, O İFTİRALARIN en büyüğünü, en adisini TÜRK MİLLETİNE yüklüyor. PAPA FRANCİSCO, Hıristiyan dünyasını; kendi geçmişini sözde yok sayarak, ERMENİLERE tarih boyunca Batı ve Doğu Roma’nın yaptıklarını, KİRLİ ve KANLI geçmişini gizleyerek aklınca yok sayıyor, aldatıyor ve YALAN söylüyor…

Mr. Senatör,

Siz, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914 yılında 18.000.000 olan nüfusunun, 1918 yılında 14.000.000’a düştüğünü bilir misiniz? Sizin atalarınız, kısaca ifade edecek olursam, Latin Amerika, Güney Doğu Asya ve Orta Doğu’da vd. yaptığınız SOYKIRIMLARI, size hiç mi anlatmadılar? Biliniz ki TÜRK MİLLETİ tarihin hiçbir döneminde, hiçbir MİLLETE sizin gibi SOYKIRIM uygulamamıştır.

Ermenilerin ve sizin, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI iddialarına gelince; Birinci Dünya Savaşı sonrasında; Cemiyet-i Akvam 1922 yılın da, dünyada ki YAŞAYAN (HAYATTA OLAN) Ermenilerin sayısını (4.003.000), bunun (817.873)’ünün Türkiye’den giden Ermeniler olduğunu, (95.000) kadın ve çocuğun Müslümanlığı seçerek Türkiye’de yaşadığını, bunun dışında yine Türkiye/İstanbul da (148.997), Anadolu’da (131.175) kişinin ERMENİ kimliği ile hayatta olduğunu söylüyor. Şayet birazcık matematik biliyorsanız, 1914 Osmanlı nüfusunun (1.290.000)’a yakın Ermeni nüfusundan, yukarıdaki toplam 1.194.000 Ermeni’yi çıkarırsanız farklı yerlerde ölen Ermeni sayısının 90.000 olduğunu zaten anlarsınız. Bu rakamları değerlendirirken, yine bu rakamlar içinde (8.000) Ermeni’nin eşkıyalarca öldürüldüğünü, (37.000) Ermeni’nin hastalıktan öldüğünü görmüş olursunuz. Tabii sizde görecek göz var ise!

Temsilciler Meclisi’nin aldığı karar “slander” iken, siz SENATO üyeleri, şayet S. Res. 150 kararını onaylayacaksanız, sizin yaptığınız da “stupidity” olmaz mı?

İnancınızda; “Ama korkak, imansız, iğrenç, adam ÖLDÜREN, cinsel ahlaksızlıkta bulunan, büyücü, putperest ve bütün YALANCILARA gelince, onların yeri, kükürtle yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm budur.” (Rev, 21:8) demiyor mu?

ABD Senato üyelerini, sizi yanıltarak YALAN söyleyen Ermeni dostlarınızı ve de tüm insanlığı aldatan PAPA’YI, Anadolu’nun her karış toprağında, birlikte gezerek, İDDİALARINIZI ispata davet ediyorum.

Ve de sormak istiyorum; KIZILDERİLİLERİ, Hiroşima ve Ngazaki de JAPONLARI kimlerin öldürdüğünü şimdi kim hatırlıyor? Bugün IRAK ve SURİYE de öldürülenleri, kimlerin öldürdüğünü kimler, ne zaman hatırlayacak?

Ailenize, çocuklarınıza, milletinize ve dünyaya, gerçeklerden kopmayan siyasi figür olarak anılacağınız kararlar vererek, yaşamınızın sağlık ve mutlulukla dolu olmasını diliyorum.

Saygılarımla,

Kenan Mutlu Gürses

Araştırmacı-Yazar

www.gggurses.com

ERMENİ SORUNU DOSYASI // FRANSIZ YAZAR YVES BENARD : ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR


manset68527-9t86jpf3g9dq8uza2fb3.jpg

FRANSIZ YAZAR BENARD : ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR

06.12.2017

Fransız Yazar Yves Benard incelediği tüm bilgilerin ‘Ermeni soykırımı’ iddialarını çürüttüğünü belirtti.

Erzurumajans-Fransız Yazar Yves Benard incelediği tüm bilgilerin ‘Ermeni soykırımı’ iddialarını çürüttüğünü belirterek "Soykırım yoktur iki taraf içinde katledilmişler vardır. Şuna ikna oldum ki aslında Türkler Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur" dedi.

Fransa’da Pantheon Yayınevi tarafından kısa bir süre önce Yazar Yves Benard’ın araştırmalarından derlenen "Türk-Ermeni Görüş Ayrılığına Yeni Bakış" (Divergences turco-armeniennes) adlı 165 sayfalık bir kitap yayımlandı.

Kitabın yazarı Yves Benard Türkiye’yi karış karış gezerek derin bir araştırmaya yapmış ve kendini gönülden bağlı hissettiğini ifade ettiği Türk toplumu hakkında adalet yerini bulsun istiyor.

Kitabıyla ilgili açıklama yapan Fransız yazar "Bu kitabı yayınlatmakta çok zorlandım. 2009 yılında çıkardığım ilk kitap sadece bir hafta yayınlanabilmişti. Çünkü yayınevi üzerinde çok büyük baskı vardı. Korktular ve yayını durdurmaya karar verdiler. Şimdi öyle görünüyor ki artık daha kolay yayınlanabilecek bir konu. Bu sefer çok kolaylıkla bir yayınevi buldum. Oysaki ilk kitabım için en az 60 yayıneviyle irtibata geçmiştim. O dönemde yayınevlerinin yarısı olumsuz yanıt vermiş diğer yarısı ise yanıt vermeye bile gerek duymamıştı" ifadelerini kullandı.

"İtiraf etmeliyim ki bir soykırımın olduğunu zannediyordum"

Araştırmalarının yaklaşık 5 yıl sürdüğünü ilk olarak gittiği Türkiye’de birkaç ay kaldığını ifade eden Benard "Türkiye’nin doğusunu karış karış gezdim. Tüm şehirlerin ismini çok iyi hatırlamıyorum ama gezdiklerim arasında Erzurum Diyarbakır Trabzon ve birçok küçük kasabayla köy de vardı. Oralarda çok sayıda insanla tanıştım. Hatta Ermenilere de sorular yöneltmek istedim. Ancak onlar reddettiler. Ermeniler tarafından bu konuyla ilgili yazılmış çok sayıda kitap var. Ben daha çok onların çıkardığı kitaplar hakkında bilgilenmiştim. Önce Türkleri konuşturdum. Kütüphaneleri gezdim çok fazla araştırma yaptım. Ben Fransız’ım ve itiraf etmeliyim ki bir soykırımın olduğunu yaşandığını zannediyordum. Ancak bu fikrimi çok çabuk değiştiren belgelere ulaştım. Okuduklarıma inanamadım İnsanoğlunun bu tür şeyler yapabilmesine inanmak çok zor. Ve belgelere ulaştıkça fikrim de değişmeye başladı" dedi.

"Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor"

Benard "Elbette katledilen Ermeniler oldu ancak öncesindeki aylarda Ermeni Taşnak üyeleri; kadınlardan çocuklardan ve yaşlılardan oluşan Türk sivilleri katletmişti. Erkekler ise cephede savaşıyordu. Unutmayalım ki bütün bunlar 1914-18 savaşı sırasında yaşandı. Erkekler savaşırken kadınlar çocuklar ve yaşlılar köylerde kalmıştı ve katledildiler. Ardından da köyleri Ermeni Taşnak üyeleri tarafından yakıldı. Yani Türklerin sonradan biraz da olsa intikam aldığını anlayabiliriz. Bu insanidir normaldir. Ermeniler de katledilmiştir. İncelediğim tüm belgelerle şuna ikna oldum ki aslında Türkler Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur. Ermeniler kayıpları için 1.5 milyondan söz ediyorlar. Yakında her halde bu sayıyı 2 milyona çıkarırlar. Ancak aslında en fazla 400 bin Ermeni hayatını kaybetmiştir. Ancak bu 400 bin içerisinde doğal olarak ölenler de vardır. Unutmayın ki o günlerde açlık yaşanmış ve soğuk hava şartları da ölümlere neden oldu. O dönemde nüfus kaydı yapan Ermeniler bu sayıları veriyordu. Dolayısıyla 400-500 binden bugün 1.5 – 2 milyon gibi bir rakama ulaşmak biraz şaşırtıcı. Ermeniler o zamanlar hiçbir zaman bu rakamları vermediler. Sonuç olarak bir yandan aslında bir soykırımın yaşanmadığına inanıyorum. Yani böyle bir niyet olmadı ve böyle bir şey programlanmadı. Ve Ermeniler de yaklaşık 400 bin kişilik bir kayıp oldu ve savaş şartlarıydı. Her yerde kayıp vardı Türklerde de Fransızlarda da. Ne yazık ki 400 bin gibi bir rakam o dönem için normaldi " ifadelerini kullandı.

"Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor"

"İnanıyorum ki artık bu konuyla ilgili kitaplar yazmak çok daha kolay olacak" diye devam eden Benard "Kitabım zaten birçok kanıt getiriyor. Gazetecilerle din adamlarıyla diplomatlarla. Gerçekten feci şeyler anlatıyorlar. Artık konuyla ilgili blokajın kalkacağına inanıyorum ve daha kolay konuşulabilir olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de belli yaştaki insanlara ulaşmanın kolay olmadığını söyleyen Benard "Asıl onların çok konuşacakları şeyler vardı. Ancak görüşmelerimiz kendilerine geçmişteki çok zor anları hatırlatıyordu. Bana konuşan kadınlar ve erkekler hep ağlıyordu. Ben de bu durumdan çok duygulandım. Mesela bir Azerbaycanlıyla görüştüm güçlü kuvvetli görünmesine rağmen çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyordu. Ben de bu durum karşısında gözyaşlarımı tutamadım" dedi.

Yves Benard’ın ilk kitabı "Ya Bize Yalan Söyledilerse?" Kasım 2009’da raflardaki yerini almış ancak çok kısa bir süre sonra yayınevi yazarın kitapta Ermeni soykırımını inkar ettiğini bu nedenle Fransa’da bu tezi destekleyemeyeceklerini bildirerek kitabın dağıtımını durdurma kararı almıştı. Yves Benard Ekim 2017’de çıkardığı yeni kitabında belgeleri konuşturmanın daha sağlıklı olduğunu ifade ediyor. Fransızlar tarafından tanınmayan diplomatlar gazeteciler subaylar din adamları ve teröristlerle yapılan görüşmeler Türk-Ermeni meselesi üzerine başka bir bakış getiriyor

LİNK : http://www.erzurumajans.com/fransiz-yazar-benard–ermeni-soykirimi-yoktur-68527h.htm

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// HALUK DURAL : Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır


Değerli Dostlarımız,

ABD Temsilciler Meclisinin sözde Ermeni soykırımını tanıyan kararı hakkında yazdığım makalemi, bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla,

Haluk DURAL

Millî Merkez Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.