FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// Ergün Diler : Merkez İstanbul


Ergün Diler : Merkez İstanbul

BURADA dün KARAKÖY‘de öldürülen İNGİLİZ ajanı yazdım. Olay yerine gidip baktım. İntihar için hiç de uygun görünmüyordu!
Zaten benim gibi düşünen çok isim var. Sadece bizim medya ilgilenmiyor. Oysa inanılmaz derecede önemli bir suikasttı bu…
Gelin bu işi en iyi bilenler ne anlatıyor, yazıyor, bakalım…
Derin mi derin yorumları merak ediyorsanız buyurun…
Özel biri düşünün…
Hayal edin… Kraliçe II. Elizabeth, ABD eski başkanları George W. Bush ve Bill Clinton, CIA eski direktörleri George Tenet ve David Petraeus, MI5 eski Başkanı Jonathan Evans, Filistin denilince akla ilk gelen Yaser Arafat, İngiltere Genelkurmay Başkanı Sir Nick Carter, George Clooney, Angelina Jolie, Pierce Brosnan’la çok yakın dost.
Elbette Arafat dışında, diğer hepsine istediği anda telefonla ulaşabilen, randevusuz evlerine ziyarete gidebilen birini düşünün.
İnanılmaz değil mi…
40’a yakın ülkede görev yapmış. Çok önemli operasyonlardan sağ kurtulmuş.
Birçok kez umudun kesilmesine rağmen evine dönmüş… Evet bu kişi, İstanbul’da çok komik bir şekilde evinin camından atlayarak intihar ettiği söylenen, uydurulan masalın kahramanı JAMES GUSTAF EDWARD LE MESURİER.
Tabii bu masala inanmak isteyenlere sözümüz yok.
Yine çok ciddi nörolojik bir sorun olabilir. "Kontrolde yarar var" diye düşünüyorum.
Burada gerçeği bilen kişi EMMA HEDVİG CHRİSTİNA WİNBERG
Bayan Winberg, Le Mesurier’in uyumaya gittiğini söylüyor.
Ancak Le Mesurier uyumaya botlarıyla, pantolonuyla, montuyla mı gitti?
Yatağa böyle mi giriyor.
Evet, Le Mesurier’in cesedi pijamayla değildi.
Botlarıyla yerde yatıyordu.
Adli Tıp Kurumu gerçeği açıklamasa da vücudunda 40’ın üzerinde kırık vardı.
Bu kırıkların oluştuğu her kemiğin dokularında darbe izleri de var.
Belli ki işkence yapılmış…
Oradan atlamayla o kırıkların olması mümkün değil…
Başta İngiltere olmak üzere bazıları Le Mesurier cinayetini kapatmaya çalışıyor.
Normal…
Çünkü İngiltere mesajı aldı. Le Mesurier, yaşayan son James Bond’du. Kraliçe II. Elizabeth onunla her görüşmesinde "BOND" diye hitap ederdi.
Açık şekilde Washington, Londra’ya son dönemin en önemli mesajını James Gustaf Edward Le Mesurier üzerinden verdi.
40’a yakın ülkede çok önemli operasyonlara imza atan Le Mesurier artık yok.
Şimdi İngiltere ne yapacak?
Öncelikli olarak Rusya’yı suçlayacak.
Aksi düşünülemez.
Her ne kadar gizli tutulsa da MI6’nın desteklediği Doctors Under Fire’ın yöneticisi ve Le Mesurier’in arkadaşı olan Hamish de Bretton-Gordon, "İntihar değil cinayet" dedi. Bu bile gerçeği ortaya koyuyor…
Gelelim derinlere…
Bu hamle NATO Gladyosu’nun uzun yıllar sonra Türkiye’deki ilk suikastı oldu. Le Mesurier kurban seçildi. Çünkü Le Mesurier, Avrupa Ordusu için Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere Asya’daki üs planlarını hazırlamıştı.
Yani Avrupa Ordusu Pesco’nun üs planları Beyaz Miğferler üzerinden hazırlanıyordu.
Le Mesurier, Kraliçe II.
Elizabeth’e çok önemli bir Pesco sunumu yapmıştı.
Le Mesurier, İngiliz Gizli Servisi’nin Dış İstihbarat Birimi (MI6) Başkanı Sir Alex Younger’la birlikte Kraliçe II. Elizabeth’i ziyaret edeceği gün yani 30 Mart’ta çok önemli bir mesaj daha verilmişti.
MI6 Başkanı Alex Younger’ın oğlu Sam Younger, trafik kazasında ölmüştü. Tabii bu da Gladyo’nun İngiltere’de Pesco’ya mesajıydı.
Hatta bu suikast da Rusya’nın üzerine atılacaktı ama MI6, suikastın arkasında NATO’nun olduğunu belgeledi.
Gladyo’nun arkasındaki en önemli güç ABD ve İngiltere’ydi.
Yıllardır uyuyan hücrelerin ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Ancak AMERİKAN GLADYOSU’nun İngiltere’yi hedef alması kolay anlaşılabilecek bir durum değil.
İngiltere’deki Gladyo’nun karşılığı Secret British Network de Amerikan Gladyosu’nun Le Mesurier suikastında başrolde olduğunu biliyor.
Le Mesurier’in "Ne yapabiliyorsak, ne zaman yapabiliyorsak, yapabildiğimiz kadar yapacağız" mottosu artıkbitti. Şimdi Beyaz Miğferlerya büyük bir destekle MI6için büyüyecek ya da İngilteregeri adım atacak ve BeyazMiğferler’i tarihin sayfalarınakaldıracak.
Önümüzdeki günlerde verilecek bu karar, ABD’nin amacına ulaşıp ulaşmadığını da gösterecek.
Beyaz Miğferler asla açıklandığı gibi bir örgüt olmadı.
Kuruluş amacı da elbette insanlığı kurtarmak değildi.
MI6’nın resmi olarak girmek istediği ülkelerdeki tabelasıydı.
Her devlet bunu yapardı.
Hedefi olanlar yani…
Ancak istihbarat örgütlerinde bu durum gizli değildi. Kendi ülkelerine karşı bir adım atmadığı sürece Beyaz Miğferler üyeleri tehlike olarak algılanmıyordu.
ABD çok üst düzey bir vuruşla Kraliçe’nin ve MI6’in canını yaktı.
Bakalım karşılık verilecek mi?
Nasıl verilecek?
Ya da ABD operasyonlarına devam mı edecek…
Savaş büyüyor…

AYAKLANMALAR DOSYASI /// ERGÜN DİLER : YENİ EYLEM


ERGÜN DİLER : YENİ EYLEM

GELİN kestirmeden gidip yeni eylem modelini anlatalım, aktaralım. Yeni düşünülen eylem hareketlerini yani… Uzun zamandır provası yapılıyor çünkü…
Kabul etmek gerekir ki, dünyada çok önemli bir güç var.
Bu gücün karşısında da bir güç var. İki taraf da öncelikli olarak bir ülkeyi kendi stratejik ortağı olması için yönlendirmeye çalışıyor.
Bunu başaramazsa, sokak eylemlerini ortaya çıkartıyor.
Elbette başka yollar da var kullandıkları ama bunlar olmazsa olmazları…
ABD’deki Wall Street ve ırkçı Ferguson eylemleri, İtalya’daki "Forconi" (Dirgen) eylemleri, Almanya’daki ırkçı protestolar, Türkiye’deki Gezi eylemleri, Fransa’daki Sarı Yelekliler’in gösterileri ve son olarak Hong Kong’daki sokak karışıklıkları…
Burada da iki güç birbirlerine karşı eylemleri yaptırdı. İstedikleri anda bugün BM üyesi tüm ülkelerde sokak eylemlerini ortaya çıkartabiliyorlar.
İsterlerse sokak eylemlerini iktidarı değiştirmek için de büyütüyorlar. Arap Baharı da bir sokak eylemiyle başladı. 6 ülke lideri değişti.
Ukrayna’daki renkli devrimler olarak adlandırılan sokak eylemleri de iktidarı değiştirdi.
Bu eylemler ülkelerdeki ana medya akımı ve sosyal medya ile destekleniyor.
Her ülkede seçilen gizli hücreler var. Önemli nokta burası! Çok önemli hem de.
Çünkü bunları o ülkenin istihbarat birimleri bile bilmiyor. Yani sistem o kadar güçlü ki, 198 ülkeyi birbirine bağlayan bu zincir, istihbarat örgütleri tarafından da çözülemiyor. Hong Kong’daki gösterileri organize eden Joshua Wong, Andy Chan ve Agnes Chow gözaltına alındı. Bu 3 isim de Amerikan destekli gizli hücrelerdi.
Ancak onların Amerikan destekli oldukları resmi olarak kanıtlanamayacak. Yakın zamanda da özgür kalacaklar.
Sarı Yelekliler hareketinin liderlerinden Jerome Rodrigues plastik mermi ile vuruldu, gözaltına alındı, serbest bırakıldı. Ardından Priscillia Ludosky, Eric Drouet ve Sophie Tissier gözaltına alındı, sonra özgürlüğüne kavuştu. Her yeni gün yeni bir lider ismi duyduk. Onlar da gizli hücre üyeleriydi.
Emanuel Macron, yani Fransa Cumhurbaşkanı, bizzat Fransa Adalet Bakanı Nicole Belloubet’le görüştü.
O liderlerin tutuklanmasını istedi. Belloubet de hakimlerle bir araya geldi, ancak hepsi serbest kaldı. Fransa gibi bir ülkenin cumhurbaşkanı sokak eylemcilerinin liderlerini tutuklatamadı.
Çünkü onları sokağa çağıran güç, Macron’dan da güçlü.
Yanlış anlaşılma olmasın, Macron’dan bile etkin olan bu güç Obama’dan da Trump’tan da güçlü. Sadece Macron’dan değil yani…
Şimdi artık eylemlerde ikinci boyuta geçilme kararı alındı.
Bundan sonra Avrupa’nın birçok ülkesindeki eylemler daha kanlı olacak. İkinci aşama bunu gerektiriyor. İngiltere’de BREXIT eylemleri ya bir terör saldırısıyla genişleyecek ya da sokak eylemlerinde kan dökülecek. İlk provanın İngiltere’de olması bekleniyor.
İngiltere’den sonra hedefteki ülkeler ise İran, Türkiye, İtalya, İspanya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Çünkü sokak eylemlerini başlatan güç, Akdeniz hedefini ilan etti. Akdeniz’den başlayacak güç akımı, Avrupa Birliği’ni de Asya’yı da Afrika’yı da yönetecek.
Akdeniz’e sınırı olan Kuzey Afrika ülkeleri de eylemlerle tekrar tanışacak. Burada kimse yanıltıcı bir detay yakaladığını düşünmesin. Örneğin Hong Kong’da Pentagon destekli eylemlere, Rothschild ailesinin bankaları ve üniversiteleri karşılık verdi. O nedenle her gösterinin merkezi Pentagon- CIA işbirliği olmayacak.
Rothschild ailesinin 198 ülkede binlerce üniversitesi var.
Bu arada eğitim döneminin başlamak üzere olduğunu da unutmazsak, her ülkedeki üniversitelerin sokağa dökülmesi için hazırlanan projeleri yakında göreceğiz.
Türkiye’deki çok önemli üniversitelerin rektörlerinin, aynı hafta ve aynı gün, Marsilya’da özel bir malikanede yeni eğitim yılını konuşmadıklarını biliyoruz!
Almanya’dan 9, İngiltere’den 11, Fransa’dan 21 rektörün de aynı gün aynı sahildeki başka villalarda buluşması da tesadüf olmamalı. 40’a yakın ülkenin önemli üniversitelerinin rektörlerinin bu büyük buluşmasının sonuçlarını aslında hepimiz merak ediyoruz. Acaba Hong Kong eylemlerini yayabilecekler mi!
Kendi içlerindeki İLETİŞİM AĞI, istihbarat örgütlerinin bile bilmediği AĞ, hedef ülkelerde aktif hale gelip sokakları kaşıyacak mı! Gizli toplantıda ne kararlar alındı? CIAPENTAGON işbirliği nasıl adım atacak… Aralarındaki çekişme bizi etkiler mi? Soru bu? Muhtemelen hayır! Ancak dikkatli olmakta da büyük fayda var… Tansiyon çok yüksek çünkü.
Unutmamalıyız… Türkiye hedef ülke. Biz olmadan yeni dünya dengeleri yerine oturamaz. Rahatsız edileceğimiz kesin. Akdeniz’de de Suriye’de de içeride de her yerde uyanık olmak durumundayız… Başka Türkiye yok…

MEDYA DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Arşiv


ERGÜN DİLER : Arşiv

YAZDIM… Bıraktığımız yerden devam edelim…
Büyük olayı terk etmeyelim, peşinden gidelim…
Dünyanın en önemli gazeteleri, televizyonları Jeffrey Epstein’in intihar ettiğini yazıyor, söylüyor.
Dünyada medyayı yönetenlerin büyük bir güç olduğunu anlatmaya gerek yok.
Ancak ne CNN ne FOX ne de New York Times, Jeffrey Epstein hakkında can alıcı soruyu soruyor. Burada sorulması gereken tek bir soru var?
Jeffrey Epstein’i kim öldürdü?
Epstein, dünyanın en güçlü adamlarından biriydi. Birçok Amerikan başkanı ile çok yakındı. Ancak CLİNTON ailesiyle çok özel bir dostluğu vardı. Onun birçok kez hapse atılmasını engelleyen kişi Bill Clinton’dı.
Ancak Bill Clinton onu çok sevdiği için bunu yapmıyordu.
Çünkü Clintonlar’ın aslında çok temiz, çok dürüst olmadığını kanıtlayacak görüntülere sahip olduğu için Epstein çok güçlüydü.
Kontrol edilebilir isimleri ABD BAŞKANI yapıyorlardı yani…
Şimdi gelelim Washington’ın derinliklerinde konuşulanlara…
Önemli iki senaryo fısıltılarla dolaşımda…
Öncelikli olarak Bill ve Hillary Clinton, Jeffrey Epstein’in ölüm emrini verdi.
Çünkü konuşacağını biliyordu.
Hatta Epstein bunu açık şekilde onlara iletmişti.
Clinton ailesi onu içeriden çıkaramayacağını anladığı anda operasyon emrini verdi.
Washington’ın çok önemli noktalarında bu iddia konuşuluyor.
Jeffrey Epstein’in ölümünün Pentagon’da rahatsızlığa neden olduğunu düşünürsek, Washington’ın BEŞGEN binası bu suikastta yer almadı.
Biraz daha detaylandırmak gerekirse, Jeffrey Epstein’in kara kutusu şimdi Pentagon tarafından 50 eyalette kapı kapı aranıyor. Karakutunun kim olduğunu açıklamadan, yıllar öncesine bir yolculuk yapmak gerekiyor.
Tarih 4 Kasım 1991…
O tarihte dünyanın en güçlü adamlarından biri olan Robert Maxwell.
SSCB Başkanı Gorbaçov, ABD Başkanı Reagan, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a istediği anda ulaşan, istediği gün onlarla yüz yüze görüşebilen Robert Maxwell’in öldürüldüğü geceye gitmekte fayda var.
Henüz o günlerde 25 yaşında olan FELİX SATER’le ölümünden sadece 24 saat önce bir araya gelen Robert Maxwell, kendi yerine onu seçtiğini söylemişti.
Felix Sater gerçekten de özel biriydi. Defalarca altını çizdim hatırlayın…
Yıllarca MOSSAD’a çalışan Robert Maxwell, kızı Ghislaine’i Felix Sater’e emanet etti.
Ghislaine Maxwell, o andan itibaren Felix Sater’le çalışmaya başladı.
Robert Maxwell, kızının adını taşıyan Lady Ghislaine yatıyla infaz edileceği Cebelitarık’a gitti.
MOSSAD tarafından da infaz edildi.
Robert Maxwell için düzenlenen törende Ghislaine Maxwell’in yanında Felix Sater vardı.
O törenden sonra Felix Sater’in görüştüğü kişi ise gelecekte Rusya Devlet Başkanı olacak KGB ajanı Vladimir Putin’di.
Çok önemli isimleri bu listeye almak yerine Epstein’in karakutusuna gelelim.
Epstein’in son 20 yılında hep yanında olan, kimilerine göre onun sevgilisi, Ghislaine Maxwell’di. Yani Epstein’in karakutusu.
Robert Maxwell’ın kızı Ghislaine Maxwell, Epstein’le olan yakınlığını itibarsızlaştırmak için ona, "Epstein’e küçük kız bulan kadın" dediler. Aslında böyle bir durum yoktu.
FBI, Epstein’in New York’taki evine baskın yaptığında, bir gün önce o evdeki tüm dökümanları toplayan kişi Ghislaine Maxwell’di.
Ghislaine Maxwell’in Amerikan başkanlarını tarihin karanlık sayfalarına atacak bilgilerle Felix Sater’in korumasında olduğu sanılıyor.
Ancak Felix Sater’in Clinton ailesine olan kızgınlığının bu durumda yeni sonuçlar doğuracağı da açık.
Bugün dünyanın en önemli kişisi kim diye sorulsa cevap net: Ghislaine Maxwell’den başkası değil…
Kraliçe Elizabeth’in oğlu İngiltere Prens Andrew, Podesta kardeşler, Comet Ping Pong adlı pizzacının sahibi James Alefantis, pizzacı dükkanını büyüten çift olarak gösterilen ABD Başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama, Ghislaine Maxwell’in nerede olduğunu en çok öğrenmek isteyenler. Tabii bu listeye Bill ve Hillary Clinton’ı da eklemek gerekiyor.
Bilinmeyen daha ne isimler de var…
Geçelim ikinci senaryoya… Bu da çok önemli…
Ghislaine Maxwell’in adını Google’a yazdığınız anda, Jeffrey Epstein ile kirli işleriyle ilgili binlerce bilgi akışı karşınıza çıkıyor.
Gerçekte olanlar ise farklı…
Ghislaine Maxwell’in de Jeffrey Epstein’i öldürmek için bazı görüşmeler yaptığı yine Washington’da konuşulan dedikodulardan biri.
Ciddi şekilde hem de…
Çünkü 200’ü Forbes listesinde olan ailelerin üyelerinin küçük çocuklarla girdiği ilişkilerin kayıtları, Jeffrey Epstein’in elinden alınması gerekiyordu.
Ghislaine Maxwell’in de bu kayıtları aldığı anda, öldürülmesinin önünü açtığı da yüksek ihtimal.
Çünkü Epstein, ölmeden birkaç gün önce NewYork Presbyterian Hospital’a kaldırıldı.
O hastanede Ghislaine Maxwell’le görüştüğü, tartıştığı iddia ediliyor.
O hastanenin gizli bağışçıları arasında PODESTA kardeşler var…
Gizli tutulsa da böyledir.
Yani önümüzde sonu yazılmamış bir senaryo var. İşin sonunda CIA ve PENTAGON nerededir?
Arşivi bulan hiç bilmediğimiz kadar önemli silahın kontrolünü ele geçirmiş demektir.
Yeryüzündeki nükleer başlıklı füzelerden hatta toplamından bile daha etkili, daha bitirici, yok edici bir silahtır bu ARŞİV!
Kim aldı, kime verdi?
Dünyanın gidişatını değiştirecek olay bu…
Önemsediğiniz her şeyi bir kenara atın…
Dünyanın çatısı alev alev…
Biri gidecek!
Ya paraya ya silaha hükmedenlerden biri büyük yara alacak…

ROTCHILD & ROCFELLER DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Sarkaç !


ERGÜN DİLER : Sarkaç !

GELİN bugün Pentagon’a karşı yani derin ABD’ye karşı olan AĞ’ın önemli karakterlerinden ve önemli toplantılarından söz edelim. Bu isimler öyle kolay kolay karşınıza çıkmaz. Medyada boy boy fotoğrafları yer almaz. Dedikleri son derece önemli olsa da sesleri pek duyulmaz. Takip edenler bilir. Şu isimleri çok yazdım…
Robert Mueller, Mike Flynn, Sheldon Adelson, Kushner, Ivanka Trump, Gary Cohn, Wilbur Ross, Paul Manafort, Mnuchin, Steve Bannon, Soros ve oğlu Alexander Soros, Sessions, Felix Sater, Tevfik Arif, Tamir Sapir, Lev Leviyev, James Comey… Ve daha neler neler…
Bugün daha önce yanılmıyorsam sadece bir kez yazdığım İSME gidelim…
Kim mi o?
Anlatalım… Ve çok önemli toplantıya gidelim…
Sovyetler yıkılınca küllerinden RUSYA doğdu.
SOVYETLER’in kurulması da yıkılması da büyük projeydi. Putin görev geldikten sonra ülkesini büyüttü. Zenginleştirdi. Saygın bir güç olarak ayakta tuttu. Bu yolculuğa dikkatli bakıldığında perde gerisinde AİLEYİ yani ROTHSCHILDLER’i görmek zor değildi… Avrupa’dan ORTA ASYA’ya kadar olan bölgede Rothschildler’in siyasi uzantıları, gölgeleri, gizli açık adamları vardı. Doğaldı da. Ancak bir de PARAYI yöneten bir isim vardı.
Bu çok akıllı çok becerikli çok işbilir biriydi! Giovanni Salvetti…
Dahi İTALYAN Salvetti, Kazakistan’dan Ukrayna’ya kadar olan operasyonları yönetirken, haftada beş sefer gerçekleştiriyor.
Milano, Viyana, Amman, Dubai, Tel Aviv, Minsk, Kiev, Moskova ve tekrar Tel Aviv… Salvetti, 8 günde 8 kent gezer! Gider bakar dengeleri koklar parayı yönetir!
İŞTE AİLENİN YANİ ROTHSCHILDLER’in parasını yöneten bu önemli isim, geçtiğimiz günlerde EGE’deydi!
RODOS açıklarında… Çok önemli bir YATTA çok önemli isimlerle bir araya geldi. Yatın burnu Bodrum’u gösteriyordu.
Çok da uzak değildi aslında…
Saatlerce yatta kalıp çok derin toplantının sonucunda karara vardı!
Giovanni Salvetti, savaş baronu değil. Hatta savaşa karşıdır. Hep barış yanlısı olmuştur ve belki de bu yüzden Pentagon’dan nefret eder. Kendisi gittiği her ülkede, Başbakan veya Başkan gibi karşılanır. O ailesiyle vakit geçirmeyi sever ve bu kadar güçlü konumda olup ailesine bu kadar vakit ayırabilen ikinci bir isim de yoktur. Giyimi kuşamı tarzı gerçekten ilgi çekicidir!
Şık adamdır!
Salvetti, dünyada paranın her zamankinden daha fazla değerli olduğunu ilk söyleyen kişidir.
Dünyada paraya belki de 100 yıldır yön veren ailenin en önemli şirketi olan Rothschild & Co da yeni düzenin, kendisine doğru evrilmesini sağlamaya başladı.
Yakında komuta tamamen onda olacak. Zaten şu an yönettiği güç, koca devasa bir oluşum!
Çok etkin bir güç olan Rothschild & Co’nun elbette en önemli kişisi de Giovanni Salvetti’ydi.
Gülümsemeyi hiç ihmal etmeyen İTALYAN Salvetti, Milano, Viyana, Amman, Dubai, Tel Aviv, Minsk, Kiev ve Moskova’da çok önemli toplantılar yaptı.
Bu toplantıların sonunda yine Rothschild Ailesi’nin her zaman özel kenti olarak kalacak olan Tel Aviv’de finali yaptı.
Hatırlayın Trump’ın damadı Kushner de Kumarhaneler Kralı Sheldon Adelson ve karısı Miriam ile birlikte KUDÜS’ün başkent olması için yakın zaman önce oralardaydı… Hazine Bakanı Steven Mnuchin de orada hazır bulunuyordu! Trump’ın güvendiği isimlerden biri yani…
Giovanni Salvetti, 8 günde 8 kent dolaştıktan sonra gülüyorsa istediğini almıştır. İTALYAN’ı tanıyan herkes bunu bilir! Evet, Giovanni Salvetti mutlu. Demek ki Giovanni Salvetti zafer kazandı.
Önümüzdeki günlerde Avrupa’nın büyük bir kriz yaşayacağını ama bu krizden ABD’nin de ciddi etkileneceğini söyledi. En azından birkaç toplantıda. Bu çok önemli bir uyarıydı. O nedenle toplantıda Salvetti ile aynı düşüncede olmayanlar da görüşme sonunda aynı fikri paylaştı. Demek ki Salvetti’nin ikna kabiliyeti de çok fazla.
Amerika Birleşik Devletleri’nin en güçlü kişileri kimler?
O isimlerden en az 5’iyle bu 8 günlük tur boyunca buluşan Salvetti, hiçbirinden de randevu almadı. Hatta bu ziyaretlerde görüştüğü merkez bankası başkanları, Salvetti’den özür diledi. Şimdi yeni dönemde ailenin çok güçlü adımlar attığını bunu da Salvetti gibi aileye yön veren kişiler üzerinden yaptığını görüyoruz. Rothschild Ailesi’nin kendine özgü ritüelleri vardı, bundan sonra da olacak.
Giovanni Salvetti, ailenin dışa açılımıydı. Hem de büyük bir başarıyla. Giovanni Salvetti, Amerika Birleşik Devletleri’nin yerleşik düzen sisteminden hep rahatsız olmuştu. Eğitim gördüğü yıllarda İtalyan bir arkadaşının Roma’nın başkent olmasından rahatsız olmasıyla gözlerinin açıldığını söyleyen Salvetti, bugün o durumun olağan olduğunu her güçlü devletin bunu başarmak zorunda olduğuna inanıyor. Salvetti, bugün İtalya’da elbette Roma’nın başkent olarak kalmasını savunan biri. Giovanni Salvetti, Yeni Dünya Düzeni’nde parayı temsil ediyor. Paranın da bu düzende çok güçlü olduğunu düşünürsek, Salvetti gerçekten de çok özel biri. Salvetti sürekli seyahat eden biri. Tatil için bu seyahat programlarını yapmıyor. O gerçekten istediği ve inandığı bir dünya için adımlar atıyor, kararlar alıyor. Bugün İtalya devletinin ve hükümetinin önemli isimleri, Salvetti’den çekinir. Çünkü Salvetti, aklını kullanan özel biri olmasından dolayıdır bu özellik.
Yattaki toplantıya dönelim.
Salvetti şıkları masaya getirdi!
Türkiye de bu şıkların içindeydi.
Ankara’nın, PENTAGON’la iletişimine göre adım atılacaktı.
PARA ÜZERİNDEN OPERASYON MASADAYDI.
Yapacaklarına inanıyorlardı.
Ağustos’ta denenmiş, frekanslar belirlenmişti… Dolar da EURO da kozlarıydı! Ancak Pentagon da Rothschildler de PARA ÜZERİNDEN gelerek ANKARA’yı tamamen kaybetme durumunu göze alamıyorlardı.
Planları vardı. PARA öncelikle aktördü onlar için… Doğru. Ama TÜRKİYE için öngörüleri uzun zamandır doğru çıkmıyordu.
Yoğurdu üfleyerek yiyorlardı.
PARA SALDIRISI İKİ TARAF İÇİN DE GÜNDEMDEYDİ.
Ama yara bere almadan saldırının altından kalkan Türkiye onları telaşlandırıyordu… Elleri düğmeye gidiyor basamıyorlardı!
Basmayı istiyorlar mı?
Şüpheniz olmasın! "Türkiye yanlarına gelsin" diye bayıla bayıla elleri düğmeye gidiyor.
Sonunu hesap edemedikleri için takılıyorlar! Bakalım neler olacak… Kushner’in gelmesi Rothschildler’in istemesiyle, James Jeffrey’in gelmesi ise PENTAGON’un! Bu sarkaç bittiği anda ikisinden biri saldıracak! Ayakta kalacağız ama saldırmayı deneyecekler… Sonrası Türkiye için elbette çok güzel…
Ama sancı her yerde olduğu gibi burada da olabilir! Yeni Dünya kurulurken bunlar doğal. 100 yıl önce kurulan bir önceki masada yoktuk. TOPRAKLARIMIZIN ÜÇTE İKİSİ GİTTİ!.. Sancı olsa da kazanacağız..
Savaş büyük çünkü!

FALSE FLAG (YANLIŞ BAYRAK) OPERASYONLARI DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Kapıdaki fırtına


ERGÜN DİLER : Kapıdaki fırtına

KAÇ zamandır altını çizdiğim İPEK YOLU’na bugün girelim. Girmek zorundayız!
Kimsenin kaçmak gibi bir lüksü yok. Ben olacakları, hesapları, kafalardakini paylaşmak istiyorum.
SIR da değil.
Yazılıyor, çiziliyor.
Türkiye’yi merkeze koyarak, olacakları görmek açısından önemli. Planlar yapıldı. Düğmeye basılmak üzere.
SUDAN’daki SOKAK HAREKETLERİ İLK İŞARET FİŞEĞİ.
VENEZUELA’ya bakarken aynı anda AFRİKA’da sarsıntı yaşanacak. Adımlar sıklaştı çünkü…
Gerçekten PENTAGON’da çok önemli kararlar alınmakta.
Hayata geçer mi geçmez mi bilemem! Ama adamlar oyun planını değiştirdi…
Açalım biraz…
Washington, iki seçenek arasındaydı! İPEK YOLU’NU BİTİRELİM Mİ? Yoksa ÇİN’İN ELİNDEN ALALIM MI?
İçinden çıkamadıkları buydu.
Bu nedenle büyük kavga cephe cephe yaşandı! Kişiler hedef oldu.
Kurumlar ve bazen şehirler zarar gördü! Şimdi iş değişti! Bu karar verildi. Washington, istemese de İpek Yolu’nu bitirme kararı aldı.
Çünkü Çin ile artık hiçbir konuda ortaklık yapamayacağını gören Washington, Pentagon’la birlikle Afrika’yı ateşe verecek.
Derinlere inelim…
Önce Cibuti, Eritre, Tanzanya’nın 14 limanı, ardından Orta Afrika’ya ulaşan Yeni İpek Yolu, Kuzey Afrika’da Akdeniz’e açılacaktı. Çin ile Afrika ülkeleri arasında yapılan anlaşmalar, Fransa’nın da buna destek vermesi Pentagon’un İpek Yolu fikrini bitirme kararı almasına yol açtı. Ortadoğu ve Afrika ülkeleri Bahreyn, Güney Afrika, Sudan, Cibuti, Tunus, İran, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Yemen, Çin’le anlaştı. Sadece Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ile küçük sıkıntılar yaşıyor. Ancak BAE, Çin’in güçlendiğini ve daha da büyüyeceğini gördüğü an, ABD’den ayrılır. Bunu da bilmesi gereken herkes biliyor!
ABD Başkanı Trump’ın damadı ve başdanışmanı Kushner’in özellikle Ortadoğu ziyaretlerini Rothschild ailesinin Yeni İpek Yolu turları olarak da görebilirsiniz. Zaten böyle görülmesi gerektiğini farklı açılardan çok kez ele aldık…
Kushner aile adına, yani ROTHSCHILDLER adına, bu ziyaretlerden istediğini aldı.
Çin’in çok güçlü bir şekilde hayata geçirmek istediği İpek Yolu projesi için tarihi kararların alınmasında büyük rol oynadı.
Genç, akıllı, dinamik bir isim olan KUSHNER çok ama çok önemliydi…
Şimdi Cezayir, Sudan, Eritre, Cibuti’de farklı sokak eylemleri başladı. Uluslararası medya, "Yeni Arap Baharı başladı" yorumunu yapıyor. Eylemlerin, Tunus’ta bir gencin kendini ateşe vermesiyle başlayan sokak eylemlerinden daha güçlü başladığı da bir gerçek.
Sudan lideri BEŞİR ile verdiği SEVAKİN ADASI’nı dün buraya taşıdım… Unutmayın merkezinde biz de varız!
Devam…
Pentagon buraları ateşe vererek bir yol haritası çizdi! Buna göre Yeni Arap Baharı ile birlikte Avrupa’ya 15 milyonu bulacak bir göç dalgası başlatacaklar!
Hedefleri böyle! Yani ABD, Çin’in İpek Yolu projesini bitirirken, Afrika’yı, Akdeniz’i ve Avrupa’yı da bir anda sorunlarla evlendiriyor. Sokak eylemlerinin boyutlarını kimse tahmin edemez. ABD de bu eylemlere lojistik destek sağlayacak.
Özellikle Çin’e karşı başlatılacak sokak eylemleri bile hazır.
Muhammed bin Selman, yani Veliaht Prens Selman, ABD ile açıktan kavga etmekten çekinmiyor. Bunu da her gün gösteriyor. Çin ile yakınlaşması bardağı taşıran son damlaydı.
Washington’un buna katlanması mümkün değildi. Bu nedenle SELMAN ile hesaplaşacaklardı…
Suudi Arabistan Kraliyet ailesinin en çok korktuğu olay sokak eylemleridir.
Pentagon, Arabistan için çok özel ve sadece hedefte birkaç Suud ailesine mensup isimlerin olacağı eylemleri hazırladı.
Afrika karışırken, Avrupa göçmen akınıyla boğuşmak zorunda kalırken Akdeniz’de de bir karışıklık gerekiyor.
Bu da Kıbrıs’ın her iki tarafını da kapsayacak bir sokak ayaklanması.
Hedef kişiler için CIA aylardır bilgi depoluyor.
Kişilere, kurumlara, ülkelere, hanedanlara saldırılar olacak. Karakter suikastları yaşanacak.
Ayrıca ABD; birçok ülkede etkinliğini arttırırken, Kıbrıs adasının iki tarafında da artık etkin değil.
ABD’nin en güçsüz olduğu bölge bu gün için Kıbrıs adası. Elbette eylemlerin başlayacağı Kıbrıs, ABD için önemli bir gelişme olacak. CIA ajanlarının, özellikle sahada görev yapanların öncelikli olarak aldığı eğitimlerden biri de halkın sokak eylemlerinde yönlendirilmesi. Tabii bu arada kimse ajanları sarışın, mavi gözlü, uzun boylu, İNGİLİZCE konuşan insanlar sanmasın!
Kıbrıs’ta biri Türk, diğeri Rum iki CIA ajanının ortak etkileşimleri üzerinden sonuç almak isteyecekler! Afrika’da da siyahi isimlerin etkinliği ile büyüyen sokak eylemleriyle…
Amerikan ajanlarının sıradan görünümlü olanları hep etkindi geçmişte! Zaten CIA böyle sıradan görünen etkili isimlerle büyüdü! Serpildi güç oldu!
DEAŞ’ın kurucu isimlerinden olan Ebubekir El Bağdadi önemli bir CIA ajanıdır. Ancak pahalı takım elbise giymemiştir, 5 yıldızlı otellerde konaklamamıştır. Hep zorlukların içinde CIA için çalışan bir saha ajanıydı. Bağdadi’den binlerce var. Boko Haram sözcüsü Ebu Musab el Barnawi de CIA ajanıdır.
Hepsi de çok güçlü ve akıllı.
Her ülkede önemli bağlantıları olan bu ajanların 2019’da daha etkin görevlerde olacağını da anlamak zor değil. Çünkü ABD; çok etkin bir saldırı hazırlığında. Bir ülke değil, ülkelerin birbirleriyle bağlantılarını kesecek kadar güçlü bir saldırı hazırlığında. Pentagon, bu tarihi operasyonların başarılı olması için CIA ile birlikte kararlar alıyor.
Ve bir sabah uyandığımızda çok noktadan operasyonların geldiğini göreceğiz. DERİN ABD’de çok kişi bu iş için çalışıyor! Bakalım bu plan sızacak mı? Önlenecek mi?
Bilemiyorum… Ama savaşın artık iyice büyüdüğü bir gerçek…
Safların netleşmesi için kırılmanın gerçekleşmesi şart. O noktaya geldik. Trump’ın yanı başından başlayan rüzgar belki onu da içine alıp buralara kadar gelecek. Bilinmesi gereken bu!
AMİNULLAH ile UYGURLAR üzerinden ÇİN ile TÜRKİYE’nin arasını açmaya çalışacaklar. Belki KATAR ile de… Kıbrıs’ta ne olur bilinmez!
YPG ile adım atılır mı muamma! İPEK YOLU üzerindeki birliği dağıtmak için KARARLAR alındı! Bu savaş PARANIN yönü ve merkezi için! Konu para olunca acılar hep büyük olmuştur… Biz uyanık olalım da… Fırtına sonrası bahar! Bunu atlatalım önümüze bakalım…

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Başrol


ERGÜN DİLER : Başrol

KARANLIK odalarda, dehlizlerde, sarayların görülmeyen noktalarında önemli buluşmalar, tehditler, uyarılar veriliyor! Gücü gücü yetene…
Ben dünyadaki büyük kavgayı anlatmaya çabalıyorum. Tarafların keskin adımlarını paylaşmaya gayret ediyorum. Ve bunların ülkelerdeki ADAMLARI üzerinden oluşturulan iklime dikkat çekmeye çalışıyorum!
Pentagon’u, Rothschildler’i, Buckingham Sarayı’nı günlük bilgilerle bezeyip bu üçgendeki trafiği buraya taşıyorum…
İşte bu trafikte önemli oyuncular var!
Biri Muhammed bin Selman.
Suudi Arabistan Prensi… Belki yakında babasının yerine KRAL olacak! Buradan gidelim bugün.
İtalya’ya ve Türkiye’ye gelelim…
Suudi Arabistan’ın Dış İlişkilerden Sorumlu Bakanı Adil el Cubeyr, Avrupa Birliği’nde önemli toplantılar yaptı. Bizzat Veliaht Prens Selman tarafından görevlendirilen Cubeyr, Avrupa Birliği’ne tarihi bir teklifte bulundu. Cubeyr, "Başta terörle mücadele olmak üzere biz Arabistan’da ikili anlaşmalar seçeneğinde PESCO’yu istiyoruz. Avrupa Ordusu, bizim için önemli. Uzun yıllar sürecek anlaşma için biz hazırız" dedi. Bu NORMAL şartlar altında söylenecek bir söz değil.
Bizzat PRENS SELMAN’ın adamı AVRUPA’ya gidiyor ve kurulmamış olan PESCO’yu yani AVRUPA ORDUSU’nu ülkesinde istiyor! İşbirliği talep ediyor. Paraysa para diyor!
Normal değil, hiç değil…
Şimdi bu teklif ne anlama gelmekte?
Ordusunun her mühimmatını ABD’den alan, ülkesinde yüzlerce ABD askeri barındıran bir PRENS bunu neden yapar!
Galiba ABD TARAFINDAN RESMEN İŞGAL EDİLMESİ İÇİN ATILAN BİR ADIM!
ABD, Arabistan’ın bu adımına mutlak şekilde bir cevap verecek.
Avrupa Ordusu henüz kurulmadı.
Kurulma aşaması tamamlanana kadar geçecek sürede Arabistan’ın bu adımı ağır bir ceza ile sonuçlanacak. Kurulmayan ORDU ile yakınlık istemek DİPLOMASİYE sığacak bir adım değil. ARAMCO bu kadar gündemdeyken yapılan bu hamle belli ki ARABİSTAN’da işlerin çok kısa zamanda karışacağının göstergesi…
Arabistan daha doğrusu Prens Selman, ısrarla Washington karşıtı adımlar atmaya başladı.
Bu gerçekten beklenmeyen bir durumdu. ABD de şaşkın ve bu duruma anlam veremiyor.
Cubeyr, Arabistan’da Prens Selman’dan sonra en derin kişidir. Atanan elçilere Prens Selman’dan önce o karar verir.
Derin Amerika ile yıllarca yakın çalışan, hatta ABD’de büyükelçi olduğu dönemlerde İngiltere’nin de tepkisini çeken Cubeyr’in bu tutumu dünya dengelerini de değiştirecek. Cubeyr 1984’te Washington’daki Georgetown Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yaptı. CIA için çok önemli bir okuldur bu! Anadili olan Arapça’nın yanı sıra ileri düzeyde İngilizce ve Almanca bilmektedir.
Bütün bunlar ne anlama geliyor peki?
Ortadoğu hep kaynadı, dünya hep Ortadoğu’dan şekillendi.
Şimdi de aynısı olacak. Ancak Ortadoğu’da başlayacak ateş öncesi Afrika’nın karışması gerekiyor. Sudan’da ayaklanmalar başlatıldı. Sudan Devlet Başkanı Beşir’i köşeye sıkıştırmak isteyen ABD, ciddi şekilde baskı kuruyor. Çünkü Sudan, stratejik konumu nedeniyle Ortadoğu’daki ateşin daha da güçlü yanmasını sağlayacak. Sudan, Kızıldeniz’e en uzun kıyısı olan ülke. Afrika’nın güvenliği belki de Sudan’dan başlar. Karışıklık ve içsavaş yaşayacak olan Sudan, Afrika’nın da güvensiz bölge olmasını sağlayacak ki Washington’ın en öncelikli planlarından biri de bu. Çünkü ABD, Fransa’nın Afrika elitleri üzerindeki gücünü kaosla bitirmek istiyor. O nedenle Sudan karıştı. Peki SUDAN hakkında bu planlar hazırlanırken ANKARA ne yaptı? Hatırlayan var mı? EVET! Gittik, SEVAKİN ADASI’nı aldık. Kullanacağız.
Askeri üs yapacağız, donanmamızı konuşlandıracağız…
Daha SUDAN karıştırılmadan önce TÜRKİYE gitti, büyük bir akıl ortaya koyarak ön aldı.
SEVAKİN’i kendimize bağlayıp AFRİKA ATEŞİ’ni kontrol etmek istedi. Daha da ötesi bu ateşin bize ulaşmasını engellemek için adım attı. Mısır’da SİSİ ile iş tutan güçlerin oyununu bozmak için orada bayrak gösterme kararı aldı.
İşte anlatmak istediğimiz de buydu. Ekonomik saldırılardan, kıskaçtan buralara sıra gelmiyor.
Türkiye 4 cephede mücadele etmek durumunda. Öte yandan kendi huzuru ve güveni için ÇİN’in Venezuela’ya gitmesi gibi ABD’nin Afganistan’a girmesi gibi sınırlarını SEVAKİN ADASI’na kadar esnetiyor.
Sorunu kaynağında çözsün diye.
SOMALİ adımımız da böyleydi.
KIZILDENİZ’in başlangıcında herkesin itimat ettiği TÜRK GÜCÜ bulundurma, orada bayrak dalgalandırma oyunun içinde olduğumuzun ilanıydı.
Bazıları bunu anlamıyordu. Ama gerçek kimin ne anladığıyla ilgili değildi. TÜRK DEVLETİ kurulacak yeni masada yer istiyordu. Bunu da aklını, gücünü kullanıp AFRİKA’da, ateşin yükseleceği AFRİKA’da attığı adımlarla netleştiriyordu!
KATAR’da, SURİYE’de, SEVAKİN’de biz varız…
Kavga eden güçler BİZİM yaptıklarımızı hayretle izliyor.
Bu nedenle "Bizsiz olamaz" diyorum… İsrail de kendi oyununu kurmak için AKABE KÖRFEZİ’nde SÜVEYŞ’e alternatif bir kanal arayışı ve yapımı içinde! Herkes kendi gündemiyle kendi geleceği için yürüyor! Tel Aviv Eilat Limanı’ndan Ashkelon Limanı’na KANAL açarak PETROLÜ güvence altına almak ve merkez olmak iddiasında! Hatta bu KANALIN 14 milyar dolara mal olacağı yazıldı, çizildi. Çinliler’in yapacağı da gündeme çok geldi!
Üzerinde çok kişi durmadı!
Süveyş’in bile alternatifi düşünülürken SEVAKİN ve TÜRK ADIMI çok ama çok anlamlı. Ve çok önemli…
Ve Sudan Lideri SEVAKİN ADASI’nı bize emanet ettiği için ABD’nin hedefi olmuştu.
Buralarda birileri de SUDAN DEVLET BAŞKANI BEŞİR’e saldırmaktan geri durmamıştı…
Türkiye böyle bir ülke! Yabancıyı tanırsınız! Önlem alırsınız! İçerisi bambaşka! Senden görünene ne yapacaksın! Beşir kendisini devirmek isteyenlere "2020’de seçim var. Ona hazırlanın" çağrısı yaptı…
Türkiye bunca soruna rağmen kendisine dost gözüyle bakmayanların ilerisinde yürüyor…
AKILLA tarihin verdiği güçle ve inançla yürüyor. Sıkıntılar olsa da KIZILDENİZ’de AFRİKA’nın bağrında oyun kuruyor. PETROL güzergahında "Ben de varım" diyor… En güçlü MÜSLÜMAN ÜLKE OLARAK bunu yapıyor…
Yakında SEVAKİN’in önemini bilmeyenler iyice anlar!
Türkiye olmadan, Türkler olmadan kuklalarla sonuç alınamaz! Son tahlilde BAŞROL kazanır! İtalya mı? Unuttum sanmayın! Yakında karışacak!
Fena halde! Az kaldı!

NOT: SEVAKİN ADASI’na iyi bakın! Haritayı açıp yaklaştırın! Oraya gidecek TÜRK GÜCÜ’NÜN ne kadar korunaklı bir yerde olacağını görün! Boşuna SEVAKİN DEĞİL.

ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Beş göz


ERGÜN DİLER : Beş göz

YENİ Zelanda’da iki camiye silahlı saldırı düzenlendi.
Katliamda ilk belirlemelere göre 49 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Brenton Tarrant isimli saldırgan, saldırıyı iki yıl önce planladığını belirtirken 70 sayfalık manifestosunda Türkler’i de tehdit etti! Kalpsiz, vicdansız kiralık katil CUMA NAMAZI için camiye gelen masum insanlara kurşun yağdırdı. 17 dakikalık video çekerek katliamı canlı vermek gibi bir ilke imza attı.
İSTİHBARAT operasyonu olan katliamın elbette şifreleri vardı.
Amacı vardı!
Mesajı vardı!
Hatta böylesine kurgulu, üzerinde çok düşünülmüş operasyonlarda birden fazla mesaj vardır. Ayrı ayrı adreslere gönderilmek üzere…
Brenton Tarrant isimli vicdansız kiralık katilin özel yaşamı, nerede ne yaptığı, kiminle evli olduğu, annesi-babası beni ilgilendirmiyor.
KATİL SONUÇTA! KİRALIK VE KİRLİ BİR TETİKÇİ…
İNSAN DEĞİL… Silah değiştirip vurduğu insanların üzerine ikinci, üçüncü kez kurşun sıkacak kadar cani. İnsanlık dışı yaratık…
Peki bu kadar vahşice bir katliam neden yapılır? Hiç tanımadığı insanlara niye böyle ÖLÜM kusulur? Asıl soruya gelelim… BU EMRİ, MASUM İNSANLARI ÖLDÜRME EMRİNİ KİM VERİR?
Gelin buraya bakalım…
Yıllardır, aylardır ABD ile ÇİN’in savaşını yazıyorum.
İki gücün arkasındaki isimleri sıralıyorum. TÜRKİYE’NİN VAZGEÇİLMEZLİĞİNDEN söz ediyorum. "Türkiye olmazsa olmaz" diye tekrar tekrar not ediyorum. Ve Yeni Zelanda’da katliam oluyor TÜRKİYE’ye mesaj yollanıyor! NEDEN ve KİM?
Açalım…
ABD, yani CIA, HUAWEI’nin patronunun kızını KANADA’da tutuklattı. Sonra da ABD’ye çekmek için düğmeye bastı.
Çin’in dünyayı dinlemek, borsaları gözlemek, konuşmaları kaydetmek, trafiği görmek için büyük ümit bağladığı HUAWEI saldırı altındaydı. 5G teknolojisiyle olan biten her şeyi bilecekti.
CIA-PENTAGON buna itiraz ediyordu. Çünkü bu işleri kendileri yapıyordu… Kaptırmak niyetinde değillerdi! Huawei’nin patronu Ren Zhengfei’nin kızı Meng Wanzhou CIA’nın eline geçince ÇİN cevap vermek zorundaydı.
Sert bir cevap dünyada izledikleri politikaya uymuyordu. Ancak bir şey yapmaları gerekiyordu. Bu arada tesadüf işte BOEING 737 8 MAX düştü! Çin hem uçakları yasakladı hem hava sahasını bu uçaklara kapattı. Türkiye de İran da! 50 ülkede bu uçaklar yere inmişti! Çin HUAWEI’ye yapılan saldırıya BOEING üzerinden cevap veriyordu. VE SAFLAR NETLEŞİYORDU! Türkiye ÇİN’in yanında yer alıyordu!
İşaretler bu yöndeydi!
Yeni Zelanda son zamana kadar HUAWEI’nin karşısında kaya gibi duruyor, ülkesinde operasyonlarını yasaklıyordu… Ancak son günlerde BASKI sonucu yön değiştirme sinyali verdi!
Konu elbette HUAWEI idi…
Ancak YENİ ZELANDA’nın ÇİN’in yanına geçmesi başka bir olayı daha tetikliyordu!
ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN İKİNCİ ÖNEMLİ KONU BUYDU!
Açalım…
Yeni Zelanda saldırısı SAHTE BAYRAK OPERASYONUYDU! Görünen ile gerçekte olan bambaşkaydı!
Sahte BAYRAK operasyonunun merkezinde ise The Five Eyes (Beş Göz) yatıyordu!
Özellikle Yeni Zelanda’da Kraliçe II. Elizabeth’ten çok Jacob Rothschild güçlüdür. Avustralya’da da etkilidir ama Yeni Zelanda farklıdır! Yeni Zelanda Merkez Bankası’nda görev yapmış olan Sir Spencer Russell, Dr. Donald Brash, Dr. Alan Bollard, Graeme Wheeler, Grant Spencer ve Adrian Orr, Jacob Rothschild tarafından atanır.
İşte Yeni Zelanda, Amerika Birleşik Devletleri’nin 70 yılı aşkın süredir kullandığı The Five Eyes (Beş Göz) istihbarat dinleme ve gözetleme sistemi için çok ama çok önemlidir! Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın da içinde olduğu bu sistem Amerika için vazgeçilmez.
Rothschild ailesinin baskısıyla YENİ ZELANDA yön değiştirdi.
Bunu istediğini gösterdi! Ailenin yani ROTHSCHILDLER’in kararıyla Yeni Zelanda The Five Eyes’tan (Beş Göz) ayrılma kararı verdi. Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı da, Yeni Zelanda’yı dünya ekseninde merkez haline getirecek bir saldırı planlamaya başladı. CIA, 1 ayı aşkın süredir Yeni Zelanda’da bir bomba saldırısı planlıyordu. Ancak cami baskını çok daha etkili olabilirdi. Böyle karar verdiler ve hayata geçirdiler!
Yeni Zelanda The Five Eyes’tan asla vazgeçemeyecek.
Bu konu artık mecliste dahi konuşulmayacak. Yeni Zelanda Merkez Bankası Başkanı Adrian Orr, saldırının olduğu saatten bir süre sonra 49 kişinin katledildiği caminin sadece 3 kilometre uzağında bir toplantıda konuşacaktı. O toplantı da iptal edildi. Bu da bir tesadüf değildi.
Adrian Orr, Merkez Bankası Başkanı gibi görünse de ülkenin Rothschild ailesiyle birlikte daha güçlendiğini söylemekten hiç çekinmeyen biri.
20 yılda sadece 76 kişinin cinayet ve kazada öldüğü Yeni Zelanda’daki bu saldırı, Ortadoğu’ya da mesaj göndermeyi ihmal etmiyordu. Türkiye mesajın merkezinde yer alırken, verilen rakamlardan bazıları Akdeniz’in eylem ve boylamıydı. Yani Akdeniz’in savaşın merkezi olduğu gizlenmiyordu. MESELA SİLAHIN ÜZERİNDEKİ 14, MALTA’nın BOYLAMI…
Saldırganlar yakalandı.
Konuşsalar da bir şey değişmeyecek. Cılız ifadeler, sükseli tipik terörist açıklamaları gibi gösterilecek. Aslında saldırı için bir cami, bir de kilise seçildi. Ancak tercih son anda değiştirildi…
Çünkü caminin sadece 3 kilometre uzaklığındaki bir kilisenin önünde de bombalı araç bulundu. Bu araçtaki bomba uzaktan kumanda ile patlatılmaya çalışıldı, ancak bilinmeyen bir nedenden dolayı patlamadı. Şimdi saldırıdan sonra ülkelerin ortak mesajlarını iyi takip edin. Kimileri bu saldırıdan mutlu olacak ama kınama mesajları yayınlayacak. TERÖR ve MÜSLÜMAN kelimelerini kimin kullandığına iyi bakın! NOT EDİN!
ABD, dünyada patlayan veya patlatılan her bombadan haberdardır. The Five Eyes (Beş Göz) Washington dışındaki saldırıları öğrenmek için kurulmuştu. Sonra amacı değiştirildi ve sistem dinlemesiyle ülkelerdeki eğitim kurumlarındaki görevlilerin yönünün değiştirilmesine kadar etkin olan bir sisteme geçildi.
Çok zor bir dönemden geçerken Yeni Zelanda’da bu saldırı kimse tarafından beklenmiyordu. O nedenle CIA Yeni Zelanda’yı seçti.
Avrupa’daki saldırı daha etkin mesaj olur muydu? Avrupa’da da yakın zamanda saldırı olacak. Bunu görmek de zor değil. Bu saldırı Avrupa’ya da mesaj içeriyor.
Merkel de Macron da hemen tepki verdiler! Biz de… Çin’in açtığı yolda olanlar hedef!
Başaramayacaklar ama terörle gelecekler. İPEK YOLU’nu engellemeye güçleri yetmedi, şimdi dağıtmak için gelecekler… Kaç kez söyledim bilmiyorum ama 2019 çok zor bir yıl olacak. "HAVADA SAVAŞ" isimli yazımın üzerinden daha iki gün geçti! Finalde ne notu düşmüştüm: Bu büyük savaşta masum çok can yok olacak…
Maalesef böyle… Savaş artık kendini gösterdi! AKDENİZ’den dolayı biz de merkezindeyiz…
Belki bize GÜCÜMÜZDEN dolayı hiç bulaşmazlar ama Çin’e destek olanlar hedef! Saldıracaklar!
Büyüttükleri bütün özel terör grupları aktif şu an! Türkiye bunu Atatürk Havalimanı, Reina ve Dolmabahçe saldırıları ile yaşadı. Ve sonra gerekeni yaptı, YABANCILARA ÇALIŞAN UNSURLARI TASFİYE ETTİ! Bize en fazla KAŞIKÇI CİNAYETİ ile bulaştılar! Bu kadar!
Yine tedbiri elden bırakmadan gidelim. SAVAŞ BAŞLADI!