İNGİLTERE DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Fırtına geliyor


ERGÜN DİLER : Fırtına geliyor

20 Haziran 2020

İNGİLTERE’DE KAVGANIN büyüdüğünü, dün burada SirRichard Dearlove üzerinden anlattım.
Kraliçe ile birlikte Rothschild Ailesinin gücünün azaltılması için düğmeye basıldığını,
AİLENİN de bunu bildiğini paylaştım. İngiltere içindeki iki gücün de TABANLARINI ve güçlerini özetledim. Kim kiminle aktardım…
Gelin bugün dünyanın çatısındaki ÇATIŞMANIN sonucu değiştirme kabiliyeti olan oyunculardan devam edelim.
Bütün amaç YENİ DÜNYA DÜZENİ… Kim kuracak? Nasılyönetecek? Kime pay verecek?
Kimlerle olacak? SORULAR BUNLAR… Kavganın temeli de bu…
Yeni Dünya Düzeni için planlar hayata geçirilirken, çatışma hali iyice hissedilir oldu. Her yerde hem de… Derin Amerika, ‘Great America’ için adım atıyor. Washington’da Derin Amerika’nın karşısında olan güç ise Çin’in daha da güçlendiği yeni sisteme ‘Chimerica’ diyor ve bunu istiyor.
Her ne kadar güneş batmayan imparatorluk olsa da bugün büyük sorunlar yaşayan Britanya, ‘BritAmerica’ ya da son dönemeçte ‘BriChina’ya dümen kıracak. Tercihi böyle şekillenecek…
Britanya’da Kraliçe II. Elizabeth ‘BritAmerica’ düzenini savunurken, oğlu Prens Charles ‘BriChina’ için sarayda huzursuzluk çıkartıyor. Belt and Road Initiative (Bri) yani Bir Kuşak Bir Yol Projesi olarak adlandırılsa da aslında gerçek Britanya ile Çin’in Yeni Dünya Düzeni’ni kuracağı ‘BriChina’dır… Bu da bilinmekte.
Çin-İngiltere arasında yapılan DEMİRYOLU bunun en önemli işareti.
İki ülke arasındaki OLİGARKLARIN temasları ve işbirliği de…
Ne Fransa, ne Almanya, ne de Rusya’nın Yeni Dünya Düzeni konseptinde izi görünüyor. Oyun kurucu olma ihtimalleri SIFIRA yakın… Tercihleri olacak. Pek çok ülke gibi…
Zaten anlatmaya çalıştığım da bu. İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI‘ndan sonra ABD-İNGİLTERE- SOVYETLER oturdu karar aldı herkes uydu.
Her devletin bir rolü vardı. Kimse dışına çıkamıyordu. Denge böyle sağlanıyordu. Türkiye içeride bunu itiraz ettiği an DARBELERLE yola getiriliyordu. Zaten DÜŞÜNEN ÇOCUKLARI sokaklardaki karanlık kavgalarla biçiliyordu. Ama kimse anlamıyor ve görmüyordu…
Covid-19 nedeniyle resmi ziyaretlerin askıda olduğu dönemde program dışı çok ilginç bir ziyaret gerçekleşti. Belki internette dolaşırken görmüş olabilirsiniz. SIR da değil.
Ama içeriği, ziyaretin amacı ve talepleri başka yerde bulma şansınız yok… Çok ama çok DERİN bir görüşmeydi…
İki ülke Coronavirüs’e teslim olurken, ne Boris Johnson ne de Macron maske takmadı. Sosyal mesafe de fotoğraf karelerinde vardı.
Bu iklimde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Londra’ya uçtu.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile bir araya geldi. Verilen fotoğraflarda iki eski dostun buluştuğunu gözlemek zor değildi. Macron, Fransa eski Cumhurbaşkan Charles de Gaulle’ün II. Dünya Savaşı sırasında sürgünde bulunduğu Londra’dan yaptığı ‘direniş’ çağrısının 80. Yıl dönümü için Londra’da olduğunu söyledi. Macron haliyle Prens Charles ile de bir araya geldi… Ziyaretin amacı ve açıklanan hedefi ile KONUŞULANLAR arasında küçücük de olsa bir ortak nokta yoktu. Açıklama en kibar anlatımla YALAN‘dı! Ama doğaldı.
Her şeyi şeffaf bir şekilde yapacak halleri de yoktu…
Çünkü Macron, Rothschild ailesinden kaçarak Kraliçe II.
Elizabeth’in saflarına katılan Boris Johnson’ı ikna etmek için Londra’daydı. EVET RICHARD DEARLOVE yine devredeydi…
Devam…
Macron AİLENİN yani ROTHSCHILDLER‘in en has isimlerinden de olsa eski dostu Johnson’a diller de dökse Boris, GERİ ADIM ATMADI. Ve yerini KRALİÇE‘nin yanı olarak bir kez daha belirledi. Bu ne demek? Şu demek: Artık Kraliçe II. Elizabeth, Derin Amerika ile yeni bir dünya için adımlar atacak. Dünyanın çatısında önemli bir hamle, önemli bir ittifak ve önemli bir oyuncu transferiydi…
Peki şu soru akla gelebilir? Neden Boris JOHNSON saf değiştirdi!
Fısıltıyla cevap verelim…Hiçbir gazete ve televizyonda yok çünkü…
‘BritAmerica’ için çalışacak olan Boris Johnson Coronavirüs’e yakalandıktan sonra ölümle burun buruna kaldı. Durumu kritikti.
Umutların kesilmek üzere olduğu anda DERİN AMERİKA imdada yetişti. Ve özel bir ilaçla JOHNSON hayata döndürüldü. Johnson da virüs suikastı sonrası yenilgiyi kabul etti ve Washington’a yaklaştı.
İkinci bir ŞIK da yoktu zaten.
Fransa Devlet Başkanı Macron, Rothschild ailesinin yeni kararlarını anlatmak için Paris’ten Londra’ya uçtu.
Ancak beklenen cevabı alamayınca Macron’ın ikinci durağı Londra’nın merkezindeki Clarence House oldu. Prens Charles ile bir araya gelen Macron, Boris Johnson’ı anlattı.
Prens Charles da Johnson’ı ikna edemedi. Şimdi Rothschild ailesi için tek seçenek kaldı. Sizce nedir o?
EVET… Kraliçe II. Elizabeth’i tahttan indirmek. Kolay mı? Sanmıyorum.
Zor mu? Değil!
Ya bir sabah Kraliçe II. Elizabeth yatağında ölü bulunur ya da tahtını Prens Charles’a bırakır. Aksi durumda İngiltere büyük bir ekonomik krize girer. Zaten THE ECONOMİST’İN KAPAĞI BU İŞARETİ VERDİ
BİLE… Ancak Richard Dearlove ve ekibinin bunu bilmiyor olması da mümkün değil. DERİN AMERİKA da hamleleri yakından takip ediyor.
İTTİFAK da var çatışmanın büyüğü de. Hepsi LONDRA’da!
Rothschild AİLESİ de düğmeye bastı ve medyadan taciz atışları gelmeye başladı… İngiltere’de monarşinin sorgulanması başladı. Ada’daki bazı yayın organları, "Demokrasinin beşiği İngiltere, kendisiyle çelişiyor mu?
21. yüzyılda, monarşi hala neden güçlü? Parlamento ve monarşi varsa, demokrasi yoktur" sorularını ve cevabı ortaya atmaya başladı. Kraliyet ailesi, 300 yılda, parlamentonun yetkilerinin arttığını monarşinin ise güç kaybettiğini söylüyor. Ancak durum tam da böyle değil. Çünkü Kraliçe II. Elizabeth’in istemediği hiçbir kanun teklifi yasalaşamaz. Kraliçe II. Elizabeth’in istemediği hiçbir siyasi lider başbakan olamaz. İngiltere’de her kurum, Kraliçe’ye bağlıdır. Şimdi Rothschild ailesi bunun sorgulanmasına karar verdi. Eğer İngiltere’de gerçek anlamda monarşi zarar görürse, Rothschild ailesi yeniden İngiltere’nin doğal olarak Büyük Britanya’nın patronu olur.
Tepede bunlar olurken ülkelerde ekonomik krizlerin yaşanması, Coronavirüs’e bağlanıyor. Ancak gerçek başka! Yeni Dünya Düzeni için başlayan savaşın etkilerinden biri olan Coronavirüs, ekonomileri çökertiyor.
Doğru. Ama planlı bir hamle bu.
FISILTILARA GÖRE şimdi yeni bir virüs yolda! Çok daha etkili çok daha öldürücü. Bu virüs sonrası asıl kaos başlayacak. Kulaktan kulağa konuşanlar da sıradan insanlar değil!
Coronavirüs günlerinde Macron’ın LONDRA’ya gitmesi, çok ama çok tarihi bir adım. Bunun yankılarını çok kısa zamanda göreceğiz. Macron ve Johnson, sistemin tek yumurta ikiziydi.
1 Mart 2007’de, Rothschild ailesinin Londra’daki malikanesinde Boris Johnson ve Macron bir araya geldi.
Jacob Rothschild, Macron’a Boris Johnson’ı tanıştırırken, "Gelecek yıl Londra Belediye Başkanı, daha sonra da İngiltere Başbakanı olacak" dedi.
Johnson’a dönen Jacob Rothschild, "Macron, Fransız devletinde kritik noktada. Sen (Boris Johnson) Londra Belediye Başkanı olduğunda Macron Fransız devletindeki görevinden istifa edecek ve Rothschild & Cie Banque’da işe başlayacak. Sonra Fransa Cumhurbaşkanı olduğunda, sen de mutlaka İngiltere Başbakanı olacaksın" dedi.
AİLENİN gücü de bu. Nasıl kararlar aldığı ve uyguladığı da orta. Hiç sapma yok. AİLENİN planlarını bozan ve savaşan taraf ise DERİN AMERİKA.
Yanında şimdi KRALİÇE ve adamları da var. Her şey değişmekte. İttifaklar yıkılıyor yeni saflar beliriyor. Kimse de bu çatışmanın dışında kalamıyor. Ve Fransa TÜRKİYE ile AKDENİZ‘de karşı karşıya geliyor… Libya’dan dolayı… EN tepede ne olup bittiğini anlarsak gelen rüzgarı okumak zor olmaz… Fırtına yakın…

ANALİZ /// ERGÜN DİLER : Yedi düvel


ERGÜN DİLER : Yedi düvel

ORTALIK toz duman… Çok eskiye gitmeden gelin bugünü anlamaya çalışalım. Ve tarafları artık net olarak yazmaya gayret edelim…
İçeriden giderek, isimlere, bilinen şahıslara işaret ederek gitmek kolay.
Kimse alınmasın, kırılmasın diye dışarıdan yazıyorum. Yine öyle yapacağım.
Örneklerle yürüyelim ve anlayalım…
2019’un ARALIK başında Londra’da NATO’nun 70. yıl törenleri vardı. Aklımda Kraliçe Elizabeth’in BUCKINGHAM’da liderlerle verdiği aile fotoğrafı kaldı…
Oradaki resepsiyon önemliydi. Zaten NATO için toplanılsa da 4 lider, yani ERDOĞAN-MERKELMACRON- JOHNSON, ayrıca LİBYA ve SURİYE zirvesi yaptı…
Açıklamalar harika görünüyordu.
Ama sahadaki sonuçlar aksini gösteriyordu… Peki neler oluyordu?
Londra’daki zirveden sonra MOSKOVA’da HAFTER’in de katıldığı ve toplantının ortasında uçağına atlayıp kaçtığı bir zirve daha yapıldı. Ateşkes isteniyordu ama GENERAL HAFTER sırra kadem basıyordu. 2020’nin Ocak ayında bu oluyordu. Hafter kaçınca birkaç gün sonra BERLİN Konferansı devreye giriyordu. Merkel sahne alıyordu… Ne Libya’da ne Suriye’de çözüm bulunuyordu! Ama SAFLAR artık netleşiyordu… Önemli olan da burasıydı! Biz de bunu İDLİB’de Mehmetçiğimize yapılan saldırıyla anlıyorduk…
Açalım…
Günlerce CORONAVİRÜS’ü ve etkilerini yazdım… Çin’in yani İNGİLTERE ile doğrudan bağı olan koca bir üretim makinasının devre dışı kaldığını aktarmaya çalıştım. ÇİN STOP ETTİ Mİ?
Etti! Bu birkaç satırla anlatılacak bir şey değildi. Çok ama çok önemli bir adımdı… Ardından LİBYA ve SURİYE’nin büyük arenalarda konuşulduğu toplantılar geldi. Sonuç çıkmadı… Aynı zaman diliminde RUSYA’da Putin’e DARBE oldu!
Mihail Vladimiroviç Mişustin BAŞBAKAN oldu. Putin tasfiye etmek istediği ismi BAŞBAKAN yapmak zorunda kaldı. Bu BERLİN’den WASHINGTON’a uzanan DERİN KOL’un emriydi.
Berlin, Washington üzerinden Rusya’da PUTİN’i kenara itiyordu…
"Burada sözü ben söylerim. Sen ileri gittin" diyordu. Doğruydu!
Alman derin yapısı RUSYA’da çok önemli mevziye sahipti. Lenin’i de gönderen onlardı, parayı da veren… Arkada o zaman da bu zaman da Washington’un bir kolu bulunmaktaydı… Putin durumu anladı, kabul etti… Siyaseten ömrü ne kadar bilemiyorum… Sallantıda ama… Son İDLİB saldırısında gördük ki FRANSA da ALMANRUS ittifakının hemen yanında, içinde yer aldı. İstihbarat verdiği gibi Suriye’nin sahibi olduğunu, oradaki askerleri yönettiğini gösterdi… Türk askerine yönelik hareketlerin arkasındaki akıllardan biri FRANSA’ydı! Tabii büyük akıl ALMANLAR’DI! Ruslar’ın içinde güçlü olan BERLİN’deki akıldı.
Akımdı! Ekoldü!
NATO’nun 70. YIL TÖRENLERİNDE Merkel ile Kraliçe ayrı düşmüştü… Britanya BREXIT ile AVRUPA’dan ayrılmış, kendi DOSTLARIYLA birlikte yürüyeceğini ilan etmişti. Bunu bizzat Başbakan Boris Johnson yapmıştı. Aslında ALMANYA, FRANSA ve RUSYA’yı yanına alıp ayrılıyordu! Olan buydu! Hedefe de İNGİLİZLER’i koyuyorlardı…
AVRUPA BİRLİĞİ ORDUSU PESCO zaten 4 büyük ülke ile hayata geçecekti. Almanya-Fransa- Rusya’nın yanında TÜRKİYE de olacaktı. Ama olmadı. Türkiye ayrı kaldı. İNGİLTERE ile yakın durmayı tercih etti… Onlar da ABD’deki bir kolla yan yana geldi! Olan buydu!
İDLİB’de bize saldıran, canımızı yakan aslında bu koalisyondu.
İngiltere ile yan yana gelişimize itiraz ediyorlardı. Türk Devleti böyle karar veriyor ancak kabul etmiyorlardı.
İDLİB, AVRUPA’nın RUSYA’yı da yanına alarak üzerimize gelmesiydi…
Zaten mülteciler için kapılar o gece bu nedenle açılıyordu.
ALMANYA, Rusya içinde çok güçlüydü. Bir eli ABD’de olan yapı WAGNER’i PUTİN’e rağmen kurduruyor ve LİBYA’da karşımıza dikiyordu. Düşünün!
LİBYA TOPLANTISI NEDEN BERLİN’DE YAPILIYORDU?
Almanya orada mıydı! Alman askeri gören var mıydı! YOKTU!
Peki Putin ne diyordu; "Wagner bize bağlı ama parasını ben vermiyorum…" Putin RUS DERİN YAPISINI İTİRAF EDİYORDU…
ALMANYA’yı işaret ederek… ABD’yi işaret ederek… Hafter’in ALMANYA’daki temaslarına bakın ne dediğimi anlarsınız.
Hafter orada LİDER gibi herkesle görüştü…
Eksiksiz her makamla oturup kalktı…
Avrupa içindeki bu oluşumun asıl hedefi İNGİLTERE’ydi…
Öteden beri de böyleydi. İKİ BÜYÜK SAVAŞIN ŞARTLARI yine oluşuyordu. İttifaklar da hızla netleşiyordu… DERİN ALMAN DERİN ABD ittifakı İNGİLTERE’yi ORTADOĞU’dan, AKDENİZ’den ve KIBRIS’tan atmak istiyordu…
DERİN ABD birebir görev almasa da RUSLAR’ın saldırısına karşı yardımda bulunmayıp ÖRTÜLÜ DESTEK VERİYORDU!
Putin’in de fatura ödemesini istiyordu. David Rockefeller’ın varisi Richard Rockefeller’in uçak kazasında ölmesinden önce başlayan kavga şimdilerde TAVAN yaptı. Derin ABD o kazadan DERİN İNGİLTERE’yi sorumlu tutuyordu. İNGİLTERE büyük akıl, büyük tecrübe… Bunu bilmeyen yok. Ancak karşıdaki ekol de ARAPLAR’ı da yani PARAYI da yanlarına alarak gelmekte… İDLİB bu buluşmanın, silahlı zirvenin yapıldığı yerin tam adresi… Türkiye orada aslında YEDİ DÜVELLE savaşıyordu.
Ama Ankara devlet aklını öne alarak "REJİM GÜÇLERİ" diyordu. Tırmandırmamak için…
Ama gerçekte saldıran büyük koalisyondu… İSİM İSİM vererek aklınızı karıştırmak istemem ama karşıdakiler BÜYÜK İTTİFAKIN GÖRÜNEN YÜZLERİYDİ…
Bütün bunların arasında OCAK ayında önemli bir buluşma daha yaşanıyordu. İtalya Başbakanı Giuseppe Conte Ankara’ya geliyor, Erdoğan’la buluşuyordu.
Açıklamaları ERDOĞAN’ın yanında olduğunu gösteriyordu. Zaten ÇİN ile yakınlıkları, İPEK YOLU’nda aldıkları görev ortadaydı. Bu nedenle olsa gerek ÇİN’i kasıp kavuran CORONAVİRÜS İTALYA’ya iniyordu. Ülkeyi durma noktasına getiriyordu… Hayatı felç ediyordu…
Derken ŞUBAT ayı geldi… Şubat önemliydi. İsim vermek istemesem de OSMAN KAVALA’dan söz etmek zorundayım. GEZİ DAVASI nedeniyle 3 yıldır tutuklu bulunan Kavala BERAAT etti. Ertesi gün başka suçtan tekrar alındı… Buna tepki geldi. Gecikmeden hem de…
Frankfurt yakınlarındaki bir TÜRK KAFE’sine silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti. Katil Tobias Rathjen, arkasında mektup bırakarak ortadan kalkıyordu!
İDLİB’den önce bu oluyordu…
Erdoğan’ın bağımsız karar alması istenmiyordu. İttifaklara kendi rızasıyla girmesi istenmiyordu…
Bunu içerideki basınçtan da dışarıdaki operasyonlardan da anlayabiliyorduk… İTTİFAKLAR böylesine netleşmişken İDLİB’den uzun süreli bir barış çıkar mı?
Ben sanmıyorum… Aksine İran’ı da yanlarına alan bu ittifakın SURİYE’de REJİMİ güçlendirmesi ihtimal… Şu an zamana oynama olasılığı hiç de az değil…
Sadece ABD TAM OLARAK BU YAPININ İÇİNDE DEĞİL GİBİ… BİR KOLU VAR… TAMAM… AMA TÜMÜ YOK…
İşte Washington’un alacağı karar bu açıdan önemli. YÜZDE yüz olarak DERİN ALMANYA ile mi olurlar, yoksa bir elleriyle BRİTANYA’ya mı uzanırlar kestiremiyorum.
Şu an için net değil… Almanlar’ın ABD’de çok güçlü olduğunu yazmama gerek yok sanırım…
Tıpkı İngilizler gibi… Bilmemiz gereken tek bir şey var! SAVAŞ BAŞLADI! Amerika’nın bütünüyle vereceği karardan sonra DENGE belli olacaktır… CORONAVİRÜS’e de PETROL FİYATLARININ DÜŞMESİNE DE Putin’e yapılan darbeye de böyle bakın. Savaş ÖNCESİNDE BİR YERDEYİZ…

LİBYA SAVAŞI DOSYASI /// ERGÜN DİLER : :LİBYA’DA İSTİHBARAT SAVAŞLARI – CIA-PENTAGON-MİT-DGSE-MOSSAD ORADA !!!!!


ERGÜN DİLER : Savaş masası

MICHAEL D’Andrea…
Geçtiğimiz günlerde yazdım. AFGANİSTAN’da düşürülen uçakta can verdiği notunu da ekledim. CIA için son derece önemli bir isimdi.
Yaklaşık 40 yıl CIA’nın İslam coğrafyasındaki planlarını hazırladı, uyguladı. Kısa bir süre önce de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’yi infaz etti. Bu operasyon onun son göreviydi.
Çünkü 27 Ocak’ta Afganistan’da vurulan uçakta Michael D’Andrea da vardı. Şimdi aktif kişi Faridah Currimjee D’Andrea oldu.
Buraya kadar olan kısmı zaten bir şekilde paylaştım.
Şimdi biraz daha genişletelim.
AJANLAR dünyasında neler olduğunu anlamaya çalışalım.
Geçtiğimiz gün de altını çizdiğim gibi CIA bilerek bazı yerlere bazı önemli noktaları sızdırıyor. Oraya bakarak ilerleyelim… Çünkü çarşı karışmış durumda. Herkes sahada. Müthiş bir kapışma var…Michael D’Andrea’nın eşi, istihbarat partneri Faridah Currimjee yeni bir dönem başlattı. Libya’dan start verdi.
Michael D’Andrea’nın 1990’lı yıllarda CIA’ye devşirdiği Muhammed Dahlan da yeni patronu Faridah Currimjee ile çalışmaya başladı. Dahlan’a bakacak olursanız son yıllarda her taşın altından çıktığını görürsünüz… Faridah Currimjee, Dahlan’a çok güveniyor. Libya’da etkin gücün Washington olması için Dahlan’ın yetkileri arttırıldı. Yani Libya’da vites yükseltildi… Beklenmeyen gelişme de değildi…
Dikkatle incelediğimiz zaman, Muhammed Dahlan Ortadoğu’da çok aktif. Filistin’e gitmesi riskli olarak görülse de birkaç haftada bir İsrail’in korumasıyla Gazze’de toplantı yapmakta. O gün Michael D’Andrea’nın uçağı vuruldu. Donald Trump da Michael D’Andrea’nın vurulduğu günden sadece 18 saat sonra İsrail için çok önemli olan anlaşmayı açıkladı.
Gazze’de iki grup, bu karara karşı eylem yapmaktan vazgeçti. İşte bu eylemi engelleyen kişi Muhammed Dahlan’dı.
Dahlan, Michael D’Andrea’nın ölümüne bile üzülemeden, GAZZE-Birleşik Arap Emirlikleri arasında mekik dokudu! Ardından Malta’ya, sonra da deniz uçağıyla Sirte Limanı’nın 45 mil açığında bekleyen bir yata gitti.
Kritik nokta zaten YAT’tı…
Gösterişli olan YAT’ın sahibi CIA’ydı. İçinde Michael D’Andrea’nın eşi Faridah Currimjee D’Andrea, 2 Türk general, yine Türkiye’de hakkında tutuklama kararı olan ve kırmızı bültenle aranan Türk işadamı ve New York’ta yaşayan etkili bir Türk bulunuyordu.
Konu elbette Libya oldu.
Yata son katılan isim de Libya’da Amerikan planlarını hayata geçirmek isteyen Halife Hafter oldu. Hafter’in yanında Afganistan ve Irak’ta görev yapmış emekli Amerikalı generaller de vardı.
Yatta kurulan "Savaş Masası" 2020’nin nasıl şekilleneceğini planlıyordu. İKİ TÜRK GENERAL, ARANAN İŞADAMI ve ABD’de etkili bir TÜRK, LİBYA’nın açıklarında TÜRKİYE’ye karşı oluşturulan blokta yer alıyordu… ŞAKA GİBİ DEĞİL Mİ!
Aynı toplantıya 1 Fransız generalin de katılması beklenirken, mazeret bildirmeden gelmedi. ABD tarafı neden gelmediğini hala bilmiyor.
O generalin 1 yıl önce emekli olduğu sanılıyor.
Toplantıya katılmaması, Fransa’nın da bu toplantının ana unsurlarından olduğunu ortaya koymakta. Fransa HAFTER’le görüşse de tam destek vermiyor.
Fransız askeri birlikleri, Sirte’nin doğusundaki Sidra Limanı’ndan sorumlu.
Hafter’e yaklaşık 9 aydır destek veren Fransız birlikleri, şimdi geri adım attı.
Hafter’in tamamen Washington’ın planıyla hareket ettiği gizli değildi.
Ancak Trablus konusunda Fransa’nın desteği önemliydi.
Şimdi Fransa, Hafter konusunda ağır davranmayı seçti. Yattaki toplantıda elbette Fransa’nın desteği de konuşuldu. Burada Faridah Currimjee’nin tavrı belirleyici olacaktı. Faridah Currimjee, Fransa’dan çok Türkiye’ye odaklanılmasını istedi.
Masadaki Türk generaller de Hafter’e her konuda yardımcı olacaklarını söyledi.
Libya’nın önemi her geçen gün daha da artıyor. Sadece ABD değil, Türkiye, Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya gibi 30’a yakın ülke Libya’da olmak istiyor. Her ülkenin farklı düşünceleri var. Bu da son derece doğal. Mısır bile Libya’da etkin olmak istiyor.
Ancak Mısır tehlikeli bir oyun içinde. Hem Washington’la karar alacağını açıklıyor hem de Londra ile anlaşmalar yapıyor. Bu nedenle de Trump’ın hışmına uğruyor…
Sisi’nin göreve geldiği günlerde bu durum doğal karşılanabilirdi. Ancak günümüzde bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri hiçbir konuda ortaklık istemiyor. Tek kutuplu bir dünyanın büyük zararlar vereceğini bilmesine rağmen Pentagon’da alınan bu karar hala geçerli. ABD DERİN DEVLETİ bildiği yoldan ilerliyor. Masada kimseyi görmek de istemiyor…
Amerika Birleşik Devletleri, karşı kutup olarak ÇİN konusunda anlaşmıştı. Ancak bu anlaşma da Coronavirüs’le bitti. İKİ KUTUPTAN GERİYE ABD kaldı…
Yeni bir anlaşma da yakın zamanda mümkün değil. Çin’e yapılan virüs operasyonu Washington’ın tek kutuplu bir dünya kararının da ilanıydı. Çin’in yerine bir ülke şu an için yok. İngiltere’yi ayrı tutsak da gelecekte de bir rakip olması pek muhtemel görünmüyor. En azından durum şimdilik bu… Rusya elbette güçlü bir ülke. Ancak hiçbir zaman, Sovyetler Birliği döneminde bile, iki taraflı kutbun bir parçası değildi.
Sadece öyle lanse edilmişlerdi.
ÇİN Devlet Başkanı Cinping TİME’a kapak oldu. Maskeli bir fotoğrafla… Gideceği söylenmekte. 2020’nin ilk 30 gününde neler oldu neler… "Çin ABD’yi yıkar mı?" sorusuna cevap ararken ‘Çin ne zaman teslim bayrağı çekecek’e geldik… İdlib de Libya da ÇİN’e yapılan saldırıdan ayrı konular değil. Çin, HAFTER’le yakınlaşmasaydı belki CORONAVİRÜS’ü görmeyecektik bile… Kartlar yeniden dağıtılıyor… Bakalım bölgemizde neler değişecek…

DERİN DEVLET DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Derin kavga


ERGÜN DİLER : Derin kavga

TÜRKİYE’DE DE DERİN DEVLET öteden beri tartışılır. VAR MIDIR, YOK MUDUR? Herkesin penceresinden gördüğü farklıdır. Ancak bu tartışma sadece bizde yapılmaz.
Tartışmanın, çatlamanın en büyüğü Amerika Birleşik Devletleri’ndedir!
Çünkü oradaki tartışmanın sonucu herkesi, her yeri etkiler.
ABD’nin batacağı da çıkacağı da bunun sonucuna göre şekillenir.
Kabul etmek gerekir ki 1945- 1990 arasındaki SOĞUK SAVAŞI anlamamış milyonlarca insan var.
Şimdikini anlamak da anlatmak da kolay değil.
Bakılması gereken ilk adres BEYAZ SARAY VE BAŞKAN TRUMP…
Açalım. Kavgayı anlayalım…
Amerika Birleşik Devletleri, iç çekişme hali nedeniyle dışa "odaklanamama" sorunu yaşıyor. Pentagon, ülke dışındaki gücünü korumak isterken Trump bunu engelleme çabasında.
Trump, Pentagon’un derin isimlerinden olan Deniz Kuvvetleri Sekreteri Richard Spencer’ın azil sürecinde kendisiyle ilgili bazı istihbarat faaliyetlerinde bulunduğunu gördü. Daha doğrusu başka bir istihbarat kurumu bunu iletti! Sonra farklı bir bahane ile Richard Spencer’ı istifaya zorladı. Oradaki çatışmayı bilmeden buralarda olacakları öngörmek kolay değil…
Devam…
Pentagon-CIA işbirliğiyle bu istifanın engellenmesi için çok önemli bir suikast gerçekleşti.
Genelde izlenen bir yoldu bu!
Trump’a geçmiş yıllarda 2 milyar doları aşan kredi veren Deutsche Bank’ın önemli isimlerinden Thomas Bowers, 19 Kasım’da evinde kendini astı. Evet evde asılı olarak bulunan Bowers idi. Ancak infazı gerçekleştiren ekip, Pentagon ve CIA’den başkası değildi. Türkiye’de bu konuya bizim gazeteden başka eğilen yoktu…
Başkan Trump’a en az Ivanka ve damadı Kushner kadar yakın olan Bowers’ın infazı, BEYAZ SARAY’a en sert mesajdı. Ancak Trump geri adım atmadı… Savunma Bakanı Esper’i Beyaz Saray’a çağıran Trump, hemen Richard Spencer’ın istifasını istedi. 25 Kasım tarihinde de Richard Spencer istifa etti.
Trump, Pentagon’un özellikle Suriye ve Akdeniz’deki planlarını engellediği için saldırı altında.
Pentagon, YPG’nin önemli bir güç olmasının önündeki tek engelin Trump olduğuna inanıyor. NATO Zirvesi öncesi Thomas Bowers’ın infazı, Richard Spencer’ın istifası Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sıkıntıyı gün yüzüne çıkardı. Pentagon, Trump’tan NATO’da çok sert olmasını istiyor. Özellikle Türkiye’ye karşı daha da sert açıklamalar bekleniyor.
Birkaç gün önce Richard Spencer ekranlara çıktı.
Spencer, "Trump, hala ordunun işleyişini anlamıyor.
Trump’ın davranışı ABD ordusuna zarar veriyor" dedi.
Trump bu açıklamadan birkaç gün önce bombanın pimini çekmişti.
Trump, "Derin devlete karşı üç büyük savaşçının yanında durdum" dedi. ABD’nin son 150 yılda derin devlete savaş açan ilk BAŞKANIYDI TRUMP.
Bunu da ilan ediyordu.
Trump, Amerikan derin devleti olarak Pentagon’u görüyor. ABD’nin kirli işlerinin arkasında Pentagon’un olduğuna ikna olmuş durumda. Suriye konusunda kendisinden istenileni elbette yapacak bir Trump vardı.
Ancak Mattis döneminde kendisine emir vermeye kalkan Amerikalı generaller, Trump’ı çileden çıkarttı.
Derin devlet ABD’de hep vardı. Gelecek yüzyılda da olacak. Bunu Trump da biliyor. Ancak o kendi gücünü kullanarak, derin devletin her kararı almasını engelleyeceğine inanıyor.
Thomas Bowers’ın infazına karşılık Spencer’ın istifasını alarak karşılık verdi. Pentagon Trump’ın geri adım atacağına inanıyordu.
Trump, 40’a yakın ülkeye büyükelçi atayamadı. Çünkü Amerikan elçiler, Pentagon tarafından atanırdı. Trump buna karşı çıkıyor. O nedenle birçok ülkenin elçileri atanamıyor. Washington’ın her köşesinde bir çatışma hali var. Washington’daki Dupont Circle Hotel’deki herkes bir tartışma halinde. Gazeteciler, işadamları, kurt politikacılar…
Bu Amerika tarihinde hiç olmamıştı. Bu kadar gerilim doğal olarak Washington’ın her noktasına yansıyor.
Burada tek suçlu da elbette Trump değil.
Abigail Robinson Bowers…
Thomas Bowers’ın 2017’de evinde öldürülen eşi. O tarihte de Trump, Suriye konusunda Pentagon’la karşı karşıya gelmişti. Amerikan askerlerinin Suriye’de olmasını istemiyordu. Bu konuda da açıklama üstüne açıklama yapıyordu. Yani Abigail Robinson Bowers’ın ölümü de Başkan Trump’a en sessiz mesajdı.
ABD’nin içindeki kavga doğal olarak her yerde!
Ve büyüyecek de… İsmini bildiğimiz bilmediğimiz çok kişinin canı yanacak.
Hiç tanık olmadığımız bir mücadelenin içinden geçiyoruz. ABD içindeki kavga çok ama çok sancılı…
Belli ki yakında TEK TEK isimlerden gitmeyecekler…
NATO ZİRVESİNE İYİ BAKIN! Bittikten sonra anlamayacağımız çok şey olacak gibi…
İYİ İZLEYİN!

MI6 (İNGİLİZ DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) /// ERGÜN DİLER : Kanlı Ajan’da


ERGÜN DİLER : Kanlı Ajan’da

GEÇTİĞİMİZ günlerde son JAMES BOND James Gustaf Edward Le Mesrurier’in KARAKÖY’de öldürülmesinden sonra isminden söz etmiştim.
Oğlu üzerinden uğradığı operasyonu kısa da olsa anlatmaya çalışmıştım.
Gelin isterseniz dengeleri yine aynı isim üzerinden başlayıp anlatmayı deneyelim…
Sir Alex Younger…
Younger, Ortadoğu ve Afganistan’da MI6’nın en iyi saha ajanlarından biriydi. Soğuk Savaş döneminde elde ettiği başarılar nedeniyle evinin bir odası madalya dolu. Kraliçe II. Elizabeth’in en güvendiği isimlerden biri. Öyle ki David Cameron, Theresa May ve Boris Johnson’ın onu görevden almak için kaç hamle yaptığını Kraliçe II. Elizabeth bile unutmuştur.
SIRADIŞI BİR AKIL, SIRADIŞI BİR BECERİ, SIRADIŞI BİR OYUNCU!
Oğlunu kurban verdi. Detayları yazmıştık. Dileyen hatırlamak için baksın… Younger büyük hamlelerin adamı.
Zaten büyük istihbaratçılar rakiplerin oyununun içine sızıp o hareketin yönünü değiştirenlerdir. Herkesin yapacağı iş de değildir!
Younger istisna ajanlardan, isimlerdendi! DEAŞ’ın içine sızan MI6 ajanlarının, tüm Amerikan planlarını bozduğunu gizlemedi. O kadar çok gizli operasyona imza attı ki, kendisine suikast beklerken oğlunu infaz ettiler.
Ve Alex Younger, çok önemli açıklamalar yaptı.
Younger, "Soğuk Savaş sonrası dünya en tehlikeli günlerini yaşıyor. Latin Amerika ülkeleri, Rusya, İran, Irak, Suriye’de yaşanan gelişmeleri olağan göremeyiz.
Bu sorunlar çok daha olumsuz bir gelecek yaşamamıza neden olabilir. Eskiden birçok istihbarat örgütüyle anlaşırdık. Elbette ülke çıkarlarımız önemliydi ama her ülke için ortak noktada buluşabiliyorduk. Şimdi ne Suriye’de ne de başka bir ülkede ortak istihbarat faaliyetlerinde bulunuyoruz.
Sorun yaşıyoruz" dedi.
Alex Younger, "Ne kadar güçlü olursanız olun, Kraliçe II. Elizabeth tarafından da korunsanız oğlunuzun suikastla öldürülebildiği bir dünyada yaşıyoruz" demeye getiriyor… Yeni bir dünyanın kurulduğunu açık şekilde anlatıyor Younger. Gizleyip sözü dolaştırmıyor… "Güç, para ve politika artık Doğu’ya gidiyor. İngiltere olarak artık Batı’yı değil, Doğu’daki ekseni önemsiyoruz. Çünkü gelecek burada" sözleri de Londra’nın Washington’dan koptuğunun işareti. İşte bu büyük kopuşun merkezi de İSTANBUL…
Çin’in teknoloji konusunda çağ atladığı MI6’da kabul ediliyor. Tıpkı diğer istihbarat teşkilatlarının kabul ettiği gibi…
İstanbul’da inşa edilen dünyanın en büyük havalimanına karşı olan İngiltere, şimdi ortaklık istiyor.
Çünkü İstanbul, yeni dönemde çok öne çıkacak. MI6, İstanbul’daki birçok gelişmeyi yakından takip ediyor. James Gustaf Edward Le Mesurier’in İstanbul’da infazı da Amerikan-İngiliz çatışmasının yansımasıydı. Bu kavganın dışavurumuydu! Merkez olarak da İSTANBUL seçilmişti.
Tesadüfen değildi…
İngiltere, uzun yıllardır Çin ile yakın ilişkiler içinde.
Özellikle Yeni İpek Yolu için anlaştı. Kraliçe II. Elizabeth bile bu anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. Yeni İpek Yolu için İngiltere artık çok daha ön plana çıkmak zorunda. Çünkü Washington, İngiltere’yi ORTADOĞU ve özellikle Akdeniz’den çıkarmak istemektedir.
Özellikle Kuzey Afrika’da yer alan ülkelerde İngiltere karşıtı operasyonların temelinde Washington yatmaktadır.
Washington biliyor ki, İngiltere ile artık aynı yolda yürümek zorlaştı.
Eskiden CIA ile MI6’nın ortaklığı ve bu ortaklıktan güçlenen bir MOSSAD vardı. Şimdi CIA ile MOSSAD yan yana devam ederken, MI6 dış oyuncu kaldı.
Ortadoğu’da birçok MI6 ajanı infaz edildi. İstihbarat savaşları başladığı zaman yani ajanlar infaz edildiği anda ortaklık biter. ABD ile Rusya ne kadar düşman olsa da, ajanlarını öldürmedi. Aralarında gerilim oldu ama ölüm yoktu. Aksine CIA’nın katkılarıyla MI6 Sergey Skripal’i zehirledi.
Kızıyla birlikte…
ABD’de tutuklanan ve en önemli Rus ajanı olarak bilinen Rus Maria Butina bile Rusya’ya iade edildi. Sadece 4 yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde yakalanıp Moskova’ya iade edilen Rus sayısı 40’ı aştı.
Ancak İstanbul’daki MI6 ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier öldürüldü. Ve cesette Amerikan izi de açık şekilde gösterildi. 11 Kasım’da infaz edildikten sadece 9 saat sonra Alex Younger’ın ortaya çıkıp açık şekilde savaşın başladığını ve Batı’nın değil Doğu’nun yanında yer alacaklarını söylemesi de tesadüf değildi.
Washington’da Rus ajanları yöneten isim olan Putin’in sadık adamı Alexander Torshin, "Rusya ile ABD ne kadar karşı karşıya gelse de perde arkasında ya kahve içerler ye de votka" sözü, iki süper gücün aslında birbirlerini büyüttüklerini gösteriyor. Le Mesurier cinayetinde Rusya’nın suçlanması bile ABD ile Rusya’nın arasını açmadı.
İngiltere’nin ABD ile biten ortaklığının etkilerini aslında görüyoruz. Kıbrıs adasının her iki tarafındaki anlaşmazlık da ABD ile İngiltere arasındaki kaos halidir. Özellikle Rus Kesimi’nde Rusya’nın güçlenmesini sağlayan İngiltere’dir. O nedenle ABD’nin her adımı Rusya ile İngiltere’yi karşı karşıya getirmek üzerine kuruludur.
Mayıs 2017’deki Manchester saldırısında gizlenen tüm fotoğrafların CIA tarafından New York Times gazetesine verilmesi, iki ülke arasındaki ortaklığın bittiğinin en önemli işaretiydi.
İngiltere hükümet düzeyinde sert açıklama yaparak ABD’ye tepki göstermişti. İngiltere, bunun karşılığını Rakka’da vermişti. Kasım 2017’de Amerikan özel kuvvetlerinin 250 DEAŞ teröristi ve ailesini dostane şekilde tahliye ettiğini fotoğraflayıp yayınlamıştı.
İKİ DEV arasındaki kavga herkesi ama herkesi işin içine çeker. Londra demir yolu ile PEKİN’e bağlandı. İngiliz AKLI Çin’in içinde. Kimse aksini söyleyemez. ABD de buna itiraz ediyor. Git-gel yaşayan Trump’ın bir anda AFGANİSTAN’da ortaya çıkması da ÇİN’e ve arkadaki İNGİLTERE’ye mesajdı…
"SAVAŞIRIZ" diyorlar. Akıl dışı gelse de SAVAŞ hiç uzak ihtimal değil. Sonuçları itibariyle yeni dünya düzeni muazzam bir değişiklik getirmekte.
Önermesi bu! SAVAŞSIZ olur inşallah. Ama zor! Şimdi isimler ve kilit ülkeler üzerinden çatışıyorlar. Tansiyon artacak.
Gerilim büyüyecek.
Çok hem de…

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// Ergün Diler : Merkez İstanbul


Ergün Diler : Merkez İstanbul

BURADA dün KARAKÖY‘de öldürülen İNGİLİZ ajanı yazdım. Olay yerine gidip baktım. İntihar için hiç de uygun görünmüyordu!
Zaten benim gibi düşünen çok isim var. Sadece bizim medya ilgilenmiyor. Oysa inanılmaz derecede önemli bir suikasttı bu…
Gelin bu işi en iyi bilenler ne anlatıyor, yazıyor, bakalım…
Derin mi derin yorumları merak ediyorsanız buyurun…
Özel biri düşünün…
Hayal edin… Kraliçe II. Elizabeth, ABD eski başkanları George W. Bush ve Bill Clinton, CIA eski direktörleri George Tenet ve David Petraeus, MI5 eski Başkanı Jonathan Evans, Filistin denilince akla ilk gelen Yaser Arafat, İngiltere Genelkurmay Başkanı Sir Nick Carter, George Clooney, Angelina Jolie, Pierce Brosnan’la çok yakın dost.
Elbette Arafat dışında, diğer hepsine istediği anda telefonla ulaşabilen, randevusuz evlerine ziyarete gidebilen birini düşünün.
İnanılmaz değil mi…
40’a yakın ülkede görev yapmış. Çok önemli operasyonlardan sağ kurtulmuş.
Birçok kez umudun kesilmesine rağmen evine dönmüş… Evet bu kişi, İstanbul’da çok komik bir şekilde evinin camından atlayarak intihar ettiği söylenen, uydurulan masalın kahramanı JAMES GUSTAF EDWARD LE MESURİER.
Tabii bu masala inanmak isteyenlere sözümüz yok.
Yine çok ciddi nörolojik bir sorun olabilir. "Kontrolde yarar var" diye düşünüyorum.
Burada gerçeği bilen kişi EMMA HEDVİG CHRİSTİNA WİNBERG
Bayan Winberg, Le Mesurier’in uyumaya gittiğini söylüyor.
Ancak Le Mesurier uyumaya botlarıyla, pantolonuyla, montuyla mı gitti?
Yatağa böyle mi giriyor.
Evet, Le Mesurier’in cesedi pijamayla değildi.
Botlarıyla yerde yatıyordu.
Adli Tıp Kurumu gerçeği açıklamasa da vücudunda 40’ın üzerinde kırık vardı.
Bu kırıkların oluştuğu her kemiğin dokularında darbe izleri de var.
Belli ki işkence yapılmış…
Oradan atlamayla o kırıkların olması mümkün değil…
Başta İngiltere olmak üzere bazıları Le Mesurier cinayetini kapatmaya çalışıyor.
Normal…
Çünkü İngiltere mesajı aldı. Le Mesurier, yaşayan son James Bond’du. Kraliçe II. Elizabeth onunla her görüşmesinde "BOND" diye hitap ederdi.
Açık şekilde Washington, Londra’ya son dönemin en önemli mesajını James Gustaf Edward Le Mesurier üzerinden verdi.
40’a yakın ülkede çok önemli operasyonlara imza atan Le Mesurier artık yok.
Şimdi İngiltere ne yapacak?
Öncelikli olarak Rusya’yı suçlayacak.
Aksi düşünülemez.
Her ne kadar gizli tutulsa da MI6’nın desteklediği Doctors Under Fire’ın yöneticisi ve Le Mesurier’in arkadaşı olan Hamish de Bretton-Gordon, "İntihar değil cinayet" dedi. Bu bile gerçeği ortaya koyuyor…
Gelelim derinlere…
Bu hamle NATO Gladyosu’nun uzun yıllar sonra Türkiye’deki ilk suikastı oldu. Le Mesurier kurban seçildi. Çünkü Le Mesurier, Avrupa Ordusu için Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere Asya’daki üs planlarını hazırlamıştı.
Yani Avrupa Ordusu Pesco’nun üs planları Beyaz Miğferler üzerinden hazırlanıyordu.
Le Mesurier, Kraliçe II.
Elizabeth’e çok önemli bir Pesco sunumu yapmıştı.
Le Mesurier, İngiliz Gizli Servisi’nin Dış İstihbarat Birimi (MI6) Başkanı Sir Alex Younger’la birlikte Kraliçe II. Elizabeth’i ziyaret edeceği gün yani 30 Mart’ta çok önemli bir mesaj daha verilmişti.
MI6 Başkanı Alex Younger’ın oğlu Sam Younger, trafik kazasında ölmüştü. Tabii bu da Gladyo’nun İngiltere’de Pesco’ya mesajıydı.
Hatta bu suikast da Rusya’nın üzerine atılacaktı ama MI6, suikastın arkasında NATO’nun olduğunu belgeledi.
Gladyo’nun arkasındaki en önemli güç ABD ve İngiltere’ydi.
Yıllardır uyuyan hücrelerin ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Ancak AMERİKAN GLADYOSU’nun İngiltere’yi hedef alması kolay anlaşılabilecek bir durum değil.
İngiltere’deki Gladyo’nun karşılığı Secret British Network de Amerikan Gladyosu’nun Le Mesurier suikastında başrolde olduğunu biliyor.
Le Mesurier’in "Ne yapabiliyorsak, ne zaman yapabiliyorsak, yapabildiğimiz kadar yapacağız" mottosu artıkbitti. Şimdi Beyaz Miğferlerya büyük bir destekle MI6için büyüyecek ya da İngilteregeri adım atacak ve BeyazMiğferler’i tarihin sayfalarınakaldıracak.
Önümüzdeki günlerde verilecek bu karar, ABD’nin amacına ulaşıp ulaşmadığını da gösterecek.
Beyaz Miğferler asla açıklandığı gibi bir örgüt olmadı.
Kuruluş amacı da elbette insanlığı kurtarmak değildi.
MI6’nın resmi olarak girmek istediği ülkelerdeki tabelasıydı.
Her devlet bunu yapardı.
Hedefi olanlar yani…
Ancak istihbarat örgütlerinde bu durum gizli değildi. Kendi ülkelerine karşı bir adım atmadığı sürece Beyaz Miğferler üyeleri tehlike olarak algılanmıyordu.
ABD çok üst düzey bir vuruşla Kraliçe’nin ve MI6’in canını yaktı.
Bakalım karşılık verilecek mi?
Nasıl verilecek?
Ya da ABD operasyonlarına devam mı edecek…
Savaş büyüyor…

AYAKLANMALAR DOSYASI /// ERGÜN DİLER : YENİ EYLEM


ERGÜN DİLER : YENİ EYLEM

GELİN kestirmeden gidip yeni eylem modelini anlatalım, aktaralım. Yeni düşünülen eylem hareketlerini yani… Uzun zamandır provası yapılıyor çünkü…
Kabul etmek gerekir ki, dünyada çok önemli bir güç var.
Bu gücün karşısında da bir güç var. İki taraf da öncelikli olarak bir ülkeyi kendi stratejik ortağı olması için yönlendirmeye çalışıyor.
Bunu başaramazsa, sokak eylemlerini ortaya çıkartıyor.
Elbette başka yollar da var kullandıkları ama bunlar olmazsa olmazları…
ABD’deki Wall Street ve ırkçı Ferguson eylemleri, İtalya’daki "Forconi" (Dirgen) eylemleri, Almanya’daki ırkçı protestolar, Türkiye’deki Gezi eylemleri, Fransa’daki Sarı Yelekliler’in gösterileri ve son olarak Hong Kong’daki sokak karışıklıkları…
Burada da iki güç birbirlerine karşı eylemleri yaptırdı. İstedikleri anda bugün BM üyesi tüm ülkelerde sokak eylemlerini ortaya çıkartabiliyorlar.
İsterlerse sokak eylemlerini iktidarı değiştirmek için de büyütüyorlar. Arap Baharı da bir sokak eylemiyle başladı. 6 ülke lideri değişti.
Ukrayna’daki renkli devrimler olarak adlandırılan sokak eylemleri de iktidarı değiştirdi.
Bu eylemler ülkelerdeki ana medya akımı ve sosyal medya ile destekleniyor.
Her ülkede seçilen gizli hücreler var. Önemli nokta burası! Çok önemli hem de.
Çünkü bunları o ülkenin istihbarat birimleri bile bilmiyor. Yani sistem o kadar güçlü ki, 198 ülkeyi birbirine bağlayan bu zincir, istihbarat örgütleri tarafından da çözülemiyor. Hong Kong’daki gösterileri organize eden Joshua Wong, Andy Chan ve Agnes Chow gözaltına alındı. Bu 3 isim de Amerikan destekli gizli hücrelerdi.
Ancak onların Amerikan destekli oldukları resmi olarak kanıtlanamayacak. Yakın zamanda da özgür kalacaklar.
Sarı Yelekliler hareketinin liderlerinden Jerome Rodrigues plastik mermi ile vuruldu, gözaltına alındı, serbest bırakıldı. Ardından Priscillia Ludosky, Eric Drouet ve Sophie Tissier gözaltına alındı, sonra özgürlüğüne kavuştu. Her yeni gün yeni bir lider ismi duyduk. Onlar da gizli hücre üyeleriydi.
Emanuel Macron, yani Fransa Cumhurbaşkanı, bizzat Fransa Adalet Bakanı Nicole Belloubet’le görüştü.
O liderlerin tutuklanmasını istedi. Belloubet de hakimlerle bir araya geldi, ancak hepsi serbest kaldı. Fransa gibi bir ülkenin cumhurbaşkanı sokak eylemcilerinin liderlerini tutuklatamadı.
Çünkü onları sokağa çağıran güç, Macron’dan da güçlü.
Yanlış anlaşılma olmasın, Macron’dan bile etkin olan bu güç Obama’dan da Trump’tan da güçlü. Sadece Macron’dan değil yani…
Şimdi artık eylemlerde ikinci boyuta geçilme kararı alındı.
Bundan sonra Avrupa’nın birçok ülkesindeki eylemler daha kanlı olacak. İkinci aşama bunu gerektiriyor. İngiltere’de BREXIT eylemleri ya bir terör saldırısıyla genişleyecek ya da sokak eylemlerinde kan dökülecek. İlk provanın İngiltere’de olması bekleniyor.
İngiltere’den sonra hedefteki ülkeler ise İran, Türkiye, İtalya, İspanya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Çünkü sokak eylemlerini başlatan güç, Akdeniz hedefini ilan etti. Akdeniz’den başlayacak güç akımı, Avrupa Birliği’ni de Asya’yı da Afrika’yı da yönetecek.
Akdeniz’e sınırı olan Kuzey Afrika ülkeleri de eylemlerle tekrar tanışacak. Burada kimse yanıltıcı bir detay yakaladığını düşünmesin. Örneğin Hong Kong’da Pentagon destekli eylemlere, Rothschild ailesinin bankaları ve üniversiteleri karşılık verdi. O nedenle her gösterinin merkezi Pentagon- CIA işbirliği olmayacak.
Rothschild ailesinin 198 ülkede binlerce üniversitesi var.
Bu arada eğitim döneminin başlamak üzere olduğunu da unutmazsak, her ülkedeki üniversitelerin sokağa dökülmesi için hazırlanan projeleri yakında göreceğiz.
Türkiye’deki çok önemli üniversitelerin rektörlerinin, aynı hafta ve aynı gün, Marsilya’da özel bir malikanede yeni eğitim yılını konuşmadıklarını biliyoruz!
Almanya’dan 9, İngiltere’den 11, Fransa’dan 21 rektörün de aynı gün aynı sahildeki başka villalarda buluşması da tesadüf olmamalı. 40’a yakın ülkenin önemli üniversitelerinin rektörlerinin bu büyük buluşmasının sonuçlarını aslında hepimiz merak ediyoruz. Acaba Hong Kong eylemlerini yayabilecekler mi!
Kendi içlerindeki İLETİŞİM AĞI, istihbarat örgütlerinin bile bilmediği AĞ, hedef ülkelerde aktif hale gelip sokakları kaşıyacak mı! Gizli toplantıda ne kararlar alındı? CIAPENTAGON işbirliği nasıl adım atacak… Aralarındaki çekişme bizi etkiler mi? Soru bu? Muhtemelen hayır! Ancak dikkatli olmakta da büyük fayda var… Tansiyon çok yüksek çünkü.
Unutmamalıyız… Türkiye hedef ülke. Biz olmadan yeni dünya dengeleri yerine oturamaz. Rahatsız edileceğimiz kesin. Akdeniz’de de Suriye’de de içeride de her yerde uyanık olmak durumundayız… Başka Türkiye yok…

MEDYA DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Arşiv


ERGÜN DİLER : Arşiv

YAZDIM… Bıraktığımız yerden devam edelim…
Büyük olayı terk etmeyelim, peşinden gidelim…
Dünyanın en önemli gazeteleri, televizyonları Jeffrey Epstein’in intihar ettiğini yazıyor, söylüyor.
Dünyada medyayı yönetenlerin büyük bir güç olduğunu anlatmaya gerek yok.
Ancak ne CNN ne FOX ne de New York Times, Jeffrey Epstein hakkında can alıcı soruyu soruyor. Burada sorulması gereken tek bir soru var?
Jeffrey Epstein’i kim öldürdü?
Epstein, dünyanın en güçlü adamlarından biriydi. Birçok Amerikan başkanı ile çok yakındı. Ancak CLİNTON ailesiyle çok özel bir dostluğu vardı. Onun birçok kez hapse atılmasını engelleyen kişi Bill Clinton’dı.
Ancak Bill Clinton onu çok sevdiği için bunu yapmıyordu.
Çünkü Clintonlar’ın aslında çok temiz, çok dürüst olmadığını kanıtlayacak görüntülere sahip olduğu için Epstein çok güçlüydü.
Kontrol edilebilir isimleri ABD BAŞKANI yapıyorlardı yani…
Şimdi gelelim Washington’ın derinliklerinde konuşulanlara…
Önemli iki senaryo fısıltılarla dolaşımda…
Öncelikli olarak Bill ve Hillary Clinton, Jeffrey Epstein’in ölüm emrini verdi.
Çünkü konuşacağını biliyordu.
Hatta Epstein bunu açık şekilde onlara iletmişti.
Clinton ailesi onu içeriden çıkaramayacağını anladığı anda operasyon emrini verdi.
Washington’ın çok önemli noktalarında bu iddia konuşuluyor.
Jeffrey Epstein’in ölümünün Pentagon’da rahatsızlığa neden olduğunu düşünürsek, Washington’ın BEŞGEN binası bu suikastta yer almadı.
Biraz daha detaylandırmak gerekirse, Jeffrey Epstein’in kara kutusu şimdi Pentagon tarafından 50 eyalette kapı kapı aranıyor. Karakutunun kim olduğunu açıklamadan, yıllar öncesine bir yolculuk yapmak gerekiyor.
Tarih 4 Kasım 1991…
O tarihte dünyanın en güçlü adamlarından biri olan Robert Maxwell.
SSCB Başkanı Gorbaçov, ABD Başkanı Reagan, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a istediği anda ulaşan, istediği gün onlarla yüz yüze görüşebilen Robert Maxwell’in öldürüldüğü geceye gitmekte fayda var.
Henüz o günlerde 25 yaşında olan FELİX SATER’le ölümünden sadece 24 saat önce bir araya gelen Robert Maxwell, kendi yerine onu seçtiğini söylemişti.
Felix Sater gerçekten de özel biriydi. Defalarca altını çizdim hatırlayın…
Yıllarca MOSSAD’a çalışan Robert Maxwell, kızı Ghislaine’i Felix Sater’e emanet etti.
Ghislaine Maxwell, o andan itibaren Felix Sater’le çalışmaya başladı.
Robert Maxwell, kızının adını taşıyan Lady Ghislaine yatıyla infaz edileceği Cebelitarık’a gitti.
MOSSAD tarafından da infaz edildi.
Robert Maxwell için düzenlenen törende Ghislaine Maxwell’in yanında Felix Sater vardı.
O törenden sonra Felix Sater’in görüştüğü kişi ise gelecekte Rusya Devlet Başkanı olacak KGB ajanı Vladimir Putin’di.
Çok önemli isimleri bu listeye almak yerine Epstein’in karakutusuna gelelim.
Epstein’in son 20 yılında hep yanında olan, kimilerine göre onun sevgilisi, Ghislaine Maxwell’di. Yani Epstein’in karakutusu.
Robert Maxwell’ın kızı Ghislaine Maxwell, Epstein’le olan yakınlığını itibarsızlaştırmak için ona, "Epstein’e küçük kız bulan kadın" dediler. Aslında böyle bir durum yoktu.
FBI, Epstein’in New York’taki evine baskın yaptığında, bir gün önce o evdeki tüm dökümanları toplayan kişi Ghislaine Maxwell’di.
Ghislaine Maxwell’in Amerikan başkanlarını tarihin karanlık sayfalarına atacak bilgilerle Felix Sater’in korumasında olduğu sanılıyor.
Ancak Felix Sater’in Clinton ailesine olan kızgınlığının bu durumda yeni sonuçlar doğuracağı da açık.
Bugün dünyanın en önemli kişisi kim diye sorulsa cevap net: Ghislaine Maxwell’den başkası değil…
Kraliçe Elizabeth’in oğlu İngiltere Prens Andrew, Podesta kardeşler, Comet Ping Pong adlı pizzacının sahibi James Alefantis, pizzacı dükkanını büyüten çift olarak gösterilen ABD Başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama, Ghislaine Maxwell’in nerede olduğunu en çok öğrenmek isteyenler. Tabii bu listeye Bill ve Hillary Clinton’ı da eklemek gerekiyor.
Bilinmeyen daha ne isimler de var…
Geçelim ikinci senaryoya… Bu da çok önemli…
Ghislaine Maxwell’in adını Google’a yazdığınız anda, Jeffrey Epstein ile kirli işleriyle ilgili binlerce bilgi akışı karşınıza çıkıyor.
Gerçekte olanlar ise farklı…
Ghislaine Maxwell’in de Jeffrey Epstein’i öldürmek için bazı görüşmeler yaptığı yine Washington’da konuşulan dedikodulardan biri.
Ciddi şekilde hem de…
Çünkü 200’ü Forbes listesinde olan ailelerin üyelerinin küçük çocuklarla girdiği ilişkilerin kayıtları, Jeffrey Epstein’in elinden alınması gerekiyordu.
Ghislaine Maxwell’in de bu kayıtları aldığı anda, öldürülmesinin önünü açtığı da yüksek ihtimal.
Çünkü Epstein, ölmeden birkaç gün önce NewYork Presbyterian Hospital’a kaldırıldı.
O hastanede Ghislaine Maxwell’le görüştüğü, tartıştığı iddia ediliyor.
O hastanenin gizli bağışçıları arasında PODESTA kardeşler var…
Gizli tutulsa da böyledir.
Yani önümüzde sonu yazılmamış bir senaryo var. İşin sonunda CIA ve PENTAGON nerededir?
Arşivi bulan hiç bilmediğimiz kadar önemli silahın kontrolünü ele geçirmiş demektir.
Yeryüzündeki nükleer başlıklı füzelerden hatta toplamından bile daha etkili, daha bitirici, yok edici bir silahtır bu ARŞİV!
Kim aldı, kime verdi?
Dünyanın gidişatını değiştirecek olay bu…
Önemsediğiniz her şeyi bir kenara atın…
Dünyanın çatısı alev alev…
Biri gidecek!
Ya paraya ya silaha hükmedenlerden biri büyük yara alacak…

ROTCHILD & ROCFELLER DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Sarkaç !


ERGÜN DİLER : Sarkaç !

GELİN bugün Pentagon’a karşı yani derin ABD’ye karşı olan AĞ’ın önemli karakterlerinden ve önemli toplantılarından söz edelim. Bu isimler öyle kolay kolay karşınıza çıkmaz. Medyada boy boy fotoğrafları yer almaz. Dedikleri son derece önemli olsa da sesleri pek duyulmaz. Takip edenler bilir. Şu isimleri çok yazdım…
Robert Mueller, Mike Flynn, Sheldon Adelson, Kushner, Ivanka Trump, Gary Cohn, Wilbur Ross, Paul Manafort, Mnuchin, Steve Bannon, Soros ve oğlu Alexander Soros, Sessions, Felix Sater, Tevfik Arif, Tamir Sapir, Lev Leviyev, James Comey… Ve daha neler neler…
Bugün daha önce yanılmıyorsam sadece bir kez yazdığım İSME gidelim…
Kim mi o?
Anlatalım… Ve çok önemli toplantıya gidelim…
Sovyetler yıkılınca küllerinden RUSYA doğdu.
SOVYETLER’in kurulması da yıkılması da büyük projeydi. Putin görev geldikten sonra ülkesini büyüttü. Zenginleştirdi. Saygın bir güç olarak ayakta tuttu. Bu yolculuğa dikkatli bakıldığında perde gerisinde AİLEYİ yani ROTHSCHILDLER’i görmek zor değildi… Avrupa’dan ORTA ASYA’ya kadar olan bölgede Rothschildler’in siyasi uzantıları, gölgeleri, gizli açık adamları vardı. Doğaldı da. Ancak bir de PARAYI yöneten bir isim vardı.
Bu çok akıllı çok becerikli çok işbilir biriydi! Giovanni Salvetti…
Dahi İTALYAN Salvetti, Kazakistan’dan Ukrayna’ya kadar olan operasyonları yönetirken, haftada beş sefer gerçekleştiriyor.
Milano, Viyana, Amman, Dubai, Tel Aviv, Minsk, Kiev, Moskova ve tekrar Tel Aviv… Salvetti, 8 günde 8 kent gezer! Gider bakar dengeleri koklar parayı yönetir!
İŞTE AİLENİN YANİ ROTHSCHILDLER’in parasını yöneten bu önemli isim, geçtiğimiz günlerde EGE’deydi!
RODOS açıklarında… Çok önemli bir YATTA çok önemli isimlerle bir araya geldi. Yatın burnu Bodrum’u gösteriyordu.
Çok da uzak değildi aslında…
Saatlerce yatta kalıp çok derin toplantının sonucunda karara vardı!
Giovanni Salvetti, savaş baronu değil. Hatta savaşa karşıdır. Hep barış yanlısı olmuştur ve belki de bu yüzden Pentagon’dan nefret eder. Kendisi gittiği her ülkede, Başbakan veya Başkan gibi karşılanır. O ailesiyle vakit geçirmeyi sever ve bu kadar güçlü konumda olup ailesine bu kadar vakit ayırabilen ikinci bir isim de yoktur. Giyimi kuşamı tarzı gerçekten ilgi çekicidir!
Şık adamdır!
Salvetti, dünyada paranın her zamankinden daha fazla değerli olduğunu ilk söyleyen kişidir.
Dünyada paraya belki de 100 yıldır yön veren ailenin en önemli şirketi olan Rothschild & Co da yeni düzenin, kendisine doğru evrilmesini sağlamaya başladı.
Yakında komuta tamamen onda olacak. Zaten şu an yönettiği güç, koca devasa bir oluşum!
Çok etkin bir güç olan Rothschild & Co’nun elbette en önemli kişisi de Giovanni Salvetti’ydi.
Gülümsemeyi hiç ihmal etmeyen İTALYAN Salvetti, Milano, Viyana, Amman, Dubai, Tel Aviv, Minsk, Kiev ve Moskova’da çok önemli toplantılar yaptı.
Bu toplantıların sonunda yine Rothschild Ailesi’nin her zaman özel kenti olarak kalacak olan Tel Aviv’de finali yaptı.
Hatırlayın Trump’ın damadı Kushner de Kumarhaneler Kralı Sheldon Adelson ve karısı Miriam ile birlikte KUDÜS’ün başkent olması için yakın zaman önce oralardaydı… Hazine Bakanı Steven Mnuchin de orada hazır bulunuyordu! Trump’ın güvendiği isimlerden biri yani…
Giovanni Salvetti, 8 günde 8 kent dolaştıktan sonra gülüyorsa istediğini almıştır. İTALYAN’ı tanıyan herkes bunu bilir! Evet, Giovanni Salvetti mutlu. Demek ki Giovanni Salvetti zafer kazandı.
Önümüzdeki günlerde Avrupa’nın büyük bir kriz yaşayacağını ama bu krizden ABD’nin de ciddi etkileneceğini söyledi. En azından birkaç toplantıda. Bu çok önemli bir uyarıydı. O nedenle toplantıda Salvetti ile aynı düşüncede olmayanlar da görüşme sonunda aynı fikri paylaştı. Demek ki Salvetti’nin ikna kabiliyeti de çok fazla.
Amerika Birleşik Devletleri’nin en güçlü kişileri kimler?
O isimlerden en az 5’iyle bu 8 günlük tur boyunca buluşan Salvetti, hiçbirinden de randevu almadı. Hatta bu ziyaretlerde görüştüğü merkez bankası başkanları, Salvetti’den özür diledi. Şimdi yeni dönemde ailenin çok güçlü adımlar attığını bunu da Salvetti gibi aileye yön veren kişiler üzerinden yaptığını görüyoruz. Rothschild Ailesi’nin kendine özgü ritüelleri vardı, bundan sonra da olacak.
Giovanni Salvetti, ailenin dışa açılımıydı. Hem de büyük bir başarıyla. Giovanni Salvetti, Amerika Birleşik Devletleri’nin yerleşik düzen sisteminden hep rahatsız olmuştu. Eğitim gördüğü yıllarda İtalyan bir arkadaşının Roma’nın başkent olmasından rahatsız olmasıyla gözlerinin açıldığını söyleyen Salvetti, bugün o durumun olağan olduğunu her güçlü devletin bunu başarmak zorunda olduğuna inanıyor. Salvetti, bugün İtalya’da elbette Roma’nın başkent olarak kalmasını savunan biri. Giovanni Salvetti, Yeni Dünya Düzeni’nde parayı temsil ediyor. Paranın da bu düzende çok güçlü olduğunu düşünürsek, Salvetti gerçekten de çok özel biri. Salvetti sürekli seyahat eden biri. Tatil için bu seyahat programlarını yapmıyor. O gerçekten istediği ve inandığı bir dünya için adımlar atıyor, kararlar alıyor. Bugün İtalya devletinin ve hükümetinin önemli isimleri, Salvetti’den çekinir. Çünkü Salvetti, aklını kullanan özel biri olmasından dolayıdır bu özellik.
Yattaki toplantıya dönelim.
Salvetti şıkları masaya getirdi!
Türkiye de bu şıkların içindeydi.
Ankara’nın, PENTAGON’la iletişimine göre adım atılacaktı.
PARA ÜZERİNDEN OPERASYON MASADAYDI.
Yapacaklarına inanıyorlardı.
Ağustos’ta denenmiş, frekanslar belirlenmişti… Dolar da EURO da kozlarıydı! Ancak Pentagon da Rothschildler de PARA ÜZERİNDEN gelerek ANKARA’yı tamamen kaybetme durumunu göze alamıyorlardı.
Planları vardı. PARA öncelikle aktördü onlar için… Doğru. Ama TÜRKİYE için öngörüleri uzun zamandır doğru çıkmıyordu.
Yoğurdu üfleyerek yiyorlardı.
PARA SALDIRISI İKİ TARAF İÇİN DE GÜNDEMDEYDİ.
Ama yara bere almadan saldırının altından kalkan Türkiye onları telaşlandırıyordu… Elleri düğmeye gidiyor basamıyorlardı!
Basmayı istiyorlar mı?
Şüpheniz olmasın! "Türkiye yanlarına gelsin" diye bayıla bayıla elleri düğmeye gidiyor.
Sonunu hesap edemedikleri için takılıyorlar! Bakalım neler olacak… Kushner’in gelmesi Rothschildler’in istemesiyle, James Jeffrey’in gelmesi ise PENTAGON’un! Bu sarkaç bittiği anda ikisinden biri saldıracak! Ayakta kalacağız ama saldırmayı deneyecekler… Sonrası Türkiye için elbette çok güzel…
Ama sancı her yerde olduğu gibi burada da olabilir! Yeni Dünya kurulurken bunlar doğal. 100 yıl önce kurulan bir önceki masada yoktuk. TOPRAKLARIMIZIN ÜÇTE İKİSİ GİTTİ!.. Sancı olsa da kazanacağız..
Savaş büyük çünkü!