EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Ege’deki adaları Yunan’a bırakmışız , öyle mi ???




Ege’deki adaları Yunan’a bırakmışız, öyle mi ???

Yazan Cahit Armağan Dilek

21 Şubat 2020

Asıl konuya geçmeden sıcak gündem İdlib’le ilgili birkaç cümle söyleyelim.

Erdoğan’ın söylediği gibi, İdlib’te savaş an meselesi. Ama bu savaş Türkiye ile Suriye arasında kalmayacak ve Rusya’yı da kapsayacak gibi görünüyor. Pentagon da aynı değerlendirmeyi yaptı. Tabi ki savaştan kaçınmak halen mümkün. Ama sahadaki aşırı gergin askeri pozisyonlar, askeri-politik resim silahların patlayacağına işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’te Suriye ordusuna karşı başlayacak harekatın (ki bu bir savaştır) nihai ve siyasi hedefini açıklamalıdır. Suriye ordusunu Suriye toprağı İdlib’ten çıkarmak ve bunu 6 aylık geçici süre için imzalanmış Soçi Mutabakatı’na dayandırmak doğru değildir.

İktidar, ABD tarafından Suriye’de savaşa itildiğini ve girdiğinde arkasına dönüp baktığında yalnız kalacağını görmeli. Bu Saddam Irak’ının Kuveyt’e girmesinin önünün açıklamasına çok benziyor ve dikkat diyorum.

Bu hafta boyunca Türk ve Yunan Millî Savunma Bakanlık heyetleri arasında Atina’da Ege’de güven artırıcı önlemler başta olmak üzere karşılıklı iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan görüşmeler yapıldı. Fotoğraflar güzel, tam bir barış havası var!

Muhtemelen benzeri kısa bir süre sonra Ankara’da yapılacak. Benzer görüşmeler geçen yıl da yapılmıştı.

O zaman da yazmıştık. Bunlar ipe un sermekten farklı olmayan istikşafi görüşmelerin bir parçası. Ama milim ilerleme yok. Olmaz da. Çünkü mevcut statüko Yunan lehine.

Yunanistan Ege’de uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş adalarımızı işgal etmiş, devlet uygulamaları yapıyor, adaları silahlandırıyor, asker konuşlandırıyor. Bu konu gündemde değil ama iki tarafın heyetleri güven artırıcı önlemleri görüşüyor. Yersen.

Yunanistan, dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde karasularını 6 mil ama hava sahasını 10 mil kabul ediyor. Ve özellikle Türk heyetler Atina’dayken Türk savaş uçaklarının 10 millik hava sahasını ihlal ettiği haberlerini manşetlere çıkarıyor.

Halbuki egemenlik üç boyutludur, hacimdir yani. Nasıl karasal alanda vatan toprağının altı, üstü hava sahası o devletin egemenliğindeyse karasularının altı, üstü ve üstündeki hava sahası da o devletin tam egemenliğindedir.

Yani 6 millik karasuyun varsa hava sahasının genişliği de 6 mildir. Yunan bu yalanıyla ortalığı ayağa kaldırıyor, Türkiye’yi hukuksuzlukla suçluyorlar ama biz Yunan’dan halen güven artırıcı önlem bekliyoruz. Çok bekleriz.

Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunan böyle oyunlar oynuyor ama Türkiye de karar ve uygulamalarıyla Yunanistan’a adeta ortam yaratıyor, ekmeğine yağ ve bal sürüyor.

Bakın aşağıdaki fotoğraflar Ortaokul 8. sınıf öğrencileri için Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabından.

Fotoğrafları 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın gönderdi. Sn. Yaşın, hukukçu ve Balkanlar konusu yanında Ege ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs konularında Türkiye’nin bir elin parmağı kadar sayıdaki önde gelen uzmanlarından.

Çocuğuna ders çalıştırırken görüyor rezaleti. Çünkü tam da kendisinin uzmanlık konusu. Ders kitabında Lozan Anlaşmasının hükümleri anlatılırken yazılan İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Yunanistan’a bırakılacak ifadesi, Gözde hanımı çıldırtıyor tabi ki. Çıldırmamak da elde değil ki. Gökçeada’yı İmroz diye yazmakta neyin nesi?

Kitaba koyulan bir cümleyle Ege Yunan gölü yapılmış olmuş bitmiş. Bu doğru olsaydı Ege’de şimdi Yunanla sorunumuz olur muydu? Güven artırıcı önlemleri görüşmeye, istikşafi görüşmeler yapmaya gerek olur muydu? Karasuları hava sahası sorunları olur muydu? Olmazdı.

Bu kitabı yazan, inceleyen, editörlük yapan, basımını ve ders kitabı olarak okutulmasına karar verenler ne diyecek bu duruma? Milli Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ne diyecek? Bu Türkiye’nin kabul ettiği hukuksal bir sonuç mu? Milli politikamız bu mu?

Gözde hanım o kadar üzgün ki. Bakın nasıl isyan ediyor ve ciddi uyarılar yapıyor:

İki ada hariç Ege’deki adaların Yunanistan’a bırakıldığını ders kitaplarımıza yazar, Türk çocuklarına bu yanlış bilgiyi öğretirseniz neyin mücadelesini, nasıl vereceğiz? Hem İmroz da nedir? Niye Gökçeada yazılmamış? Editörlerin gözünden kaçacak denli önemsiz bir konu mu? Ege’de anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş Türkiye’ye ait adaların Yunanistan tarafından işgal edildiği bugün tüm yetkilerce kabul ediliyor. Sadece işgalin "ne zaman" gerçekleştiği konusunda anlaşmazlık var. Uluslar arası anlaşmalarda ismen sayılarak Yunanistan’a -ve İtalya’ya- bırakılan adalar dışındaki adalar Türkiye’ye aittir. Hangi devlet çocuklarına tarihlerini ve hukuki zemini oluşturan antlaşma hükümlerini yanlış öğretir? İş davayı takibe gelince koca insanlar bu yüzden afallıyor, işin doğrusunu kim bilir diye araştırmaya başlıyorlar… Oğluma doğrusunu öğretmek için bu sınıfın ve lise sınavlarının bitmesini mi beklemeliyim yoksa üniversite sınavlarına dek müfredat böyle mi olacak? Size yanlış öğretiyorlar dersem "devlet" fikrini zedelemeden nedenini nasıl anlatırım? Yunanistan’da böyle bir ders kitabı hangi tepkilere yol açar?

Evet yanıt bekliyoruz… Yanıtlayacak haliniz varsa.

Milli Eğitim Bakanlığı cephesinde bu rezalet yaşanırken Dışişleri Bakanlığı cephesinde de benzer sıkıntılar var. Üst düzey bir diplomatın benzer konularda ABD’de verdiği konferansta kullandığı bazı ifadelerin ne anlama geldiğini de başka bir yazıda anlatırız.

A

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// Ahmet TAKAN : Ege üstünden yürütülen Bizans projesi…


Ahmet TAKAN : Ege üstünden yürütülen Bizans projesi…

E-POSTA : ahttakan

14 Mart 2017

Ege’de işgal edilen adalarımızla ilgili skandallara her gün bir yenisi daha ekleniyor. 14 yıldır meydanı boş bulan Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı izlediği küstah ve cüretkar tavır Ege ile de sınırlı değil. Ege’de işgal edilen 18 ada ve 1 kayacığımızın arkasında daha büyük derin bir proje var. Bugün, bu hain emellere tüm boyutları ile açıklık getireceğiz. Önce yazının flaşını verelim;

Yunanistan, işgal ettiği adalarımızı bir taraftan askeri üs haline getirirken diğer taraftan da kiliseler inşa ediyor. Bu kiliselerin papazları da İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi tarafından atanıyor. Hain projeyi belgeleriyle daha kapsamlı izah edebilmek adına gelişen son sıcak haber ile devam edelim;

İşgal edilen adalarımızdan birisi de Didim’in tam karşısında bulunan Bulamaç Adası. Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alkiviadis Stefanis’in, 15 Şubat 2017’de (Genelkurmay Başkanımız ve kuvvet komutanlarımızın meşhur Kardak fotoğrafının hemen ardından-aht-) Bulamaç’a gittiği ve adamızın ne halde olduğu ortaya çıktı. Ziyaret ile ilgili haber ve fotoğraflar, Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı.

Stefanis, Bulamaç’a giderken hiçbir engelle karşılaşmadı. Stefanis’i taşıyan Yunan CH 47 Askeri Helikopteri Türk hava sahasını 2 mil ihlal etti ve Türk toprağı olan Bulamaç Adası’na indi. Korgeneral Stefanis, Aydın Bulamaç Adası’nda işgalci Yunan askerlerini denetledi. Ada, 6 millik Türk karasuları içinde.

Bulamaç Adası’na, kiliseler inşa edildiği ve Yunan bayrakları ile süslendiği de belgeleriyle ortaya çıktı.

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Türklüğe karşı sinsice yürütülen projeye açıklık getirirken, diğer taraftan da acı gerçeğin bir kez daha altını çiziyor:

"1943 Tarihli İngiliz haritasında ve 1951 tarihli Amerikan haritasında, Bulamaç Adası’nın, 12 Ada deniz sınırının dışında ve Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilmiş.

Bulamaç Adası, İstanbul’daki Büyükada ile aynı büyüklükte. Adaya Yunan askerleri ile birlikte top ve uçaksavar gibi ağır silahlar yerleştirilmiş. Yunan askerlerinin yerleştirildiği Bulamaç adası silah ve mühimmat deposu haline getirilerek ileri karakol haline dönüştürülmüş."

"Bizans Yeniden Hortluyor"

Ümit Yalım, Ege’de adalarımızın işgali ile yürütülen hain projenin detaylarını da YENİÇAĞ’a şöyle anlattı:

"Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle Bizans İmparatorluğu sona erdi. Bizans’tan geriye sadece Fener Rum Patrikhanesi kaldı. Bugünkü Yunanistan yönetimi de kendilerini Bizans’ın temsilcisi olarak görüyor. Yunanistan, topraklarını genişletmek ve Bizans’ı yeniden inşa etmek için çalışıyor ve kiliselerde ayinler düzenliyor. Yunan kiliselerinde yapılan ayinler sonuç verdi. Bizans’ı yeniden inşa etmek için stratejik ortak bulundu. Yunanistan, stratejik ortağı Erdoğan ve AKP Hükümetleri ile birlikte Bizans’ı yeniden inşa etmeye başladı.

Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde, Türk vatandaşı olmayan altı yabancı papaz, Patrikhane’ye metropolit olarak atandı. Haziran 2004’te yapılan bu atama ile Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45’inci maddesi ile anayasanın 90’ıncı maddesi ihlal edildi. Yurt dışından getirilen papazlardan birisi Yunan vatandaşı. Anılan papaz Rodos Adası’ndan getirildi. Dört bin Türk soydaşımızın yaşadığı Rodos Adası’nda, 1972 yılından beri Müftü yok. Rodos Adası’na Müftü atamaktan aciz Erdoğan ve AKP Hükümeti, Rodos Adası’ndaki papazın Fener Rum Patrikhanesine Metropolit olarak atanmasına destek ve onay verdi.

Patrikhane’ye atanan Metropolitlerden ikisi yine Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde Rum cemaatin olmadığı İznik ve Bursa’ya atandı. Bursa’da "olmayan Rum cemaati" için atanan Metropolit Elpidophoros Lambriniadis, Bizans Dönemi Bursa haritası ile Yunanca ve İngilizce broşürler bastırdı. Bu atama ve faaliyetler, Yunanistan’dan getirilecek Rumların, Bursa ve İznik’e yerleştirilmesi için ön hazırlık kapsamında yapıldı. Bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak, Türkiye’de bulunan Bizans kiliseleri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesi ile onarılmaya başlandı.

Papazlar İstanbul’dan, Patrikhaneden!..

Bizans’ın yeniden inşası kapsamında, 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı alenen Yunan askerine teslim edildi. Yunan askerleri hiçbir karşı mukavemetle karşılaşmadan, elini kolunu sallayarak 2004 yılının Ekim ve Kasım aylarından itibaren adalarımızı işgal etmeye başladı. Adalarımıza kiliseler inşa edildi. Kiliselerin papazlarını İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi atıyor. Patrikhanenin internet sitesinde, işgal altındaki adaların doğrudan "Ekümenik Patrikliğin" yetkisi/yönetimi altına alındığı yazılmış. Yani işgalin içinde Fener Rum Patrikhanesi de var.

Bizans, Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetleri himayesinde yeniden hortluyor. Ege Denizi’ndeki adalarımız Yunan askerine teslim edilmek suretiyle Bizans’ın temeli atıldı. Sırada İzmir ve İstanbul mu var? Hepimiz Bizans mı olacağız?.."

Şimdi geriye, cevaplanması gereken tek soru kalıyor,

Eyy, Osmanlı ruhu neredesin?..

Gel de gör!..

Kaynak Yeniçağ: Ege üstünden yürütülen Bizans projesi… – Ahmet TAKAN

AKDENİZ BÖLGESİ DOSYASI /// Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU : Ege’den çıkamazsanız Akdeniz’e nasıl ineceksiniz ???


Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU : Ege’den çıkamazsanız Akdeniz’e nasıl ineceksiniz ???

E-POSTA : selcantasci

03 Ocak 2020

Hem, "Türkiye’de bir çakıl taşı bile hainlerin eline gitsin istemiyorsak… Türkiye’de bayrak inmesin’ diyorsak… 16 Nisan’da ne diyoruz? Eveeeet!!!" diye rejimi değiştireceksiniz.

Hem, bol "Hamdolsun ki, bir karış toprak için canını bile veren bir milletin idarecisiyim" replikli "payitaht" dizileri üzerinden sözüm ona "millilik/milliyetçilik" propagandasına girişeceksiniz…

Hem de, "Peki ya Ege adaları" diye sorduğumuzda, televizyon ekranlarını parsel parsel paylaştırdığınız yardakçılarınız aracılığıyla "Ada değil adacık ve kayalık" yüzsüzlüğünü sergileyeceksiniz. Ege’deki Türk topraklarında Yunan bayrağı dalgalanmasını, Yunan askeri konuşlanmasını sineye çekip, utanmazca "Türkiye’nin bundan bir kaybı yok ki", "5 bin Yunan askerinden ne olur" diyeceksiniz.

Önceki gece, akıllara durgunluk veren bir rahatlık, gevşeklik ve ciddiyetsizlik içinde, aynen bunları söyledi bir iktidar yağdanlığı katıldığı televizyon programında.

***

Velev ki kayalık; ne zamandan beri değeri ölçüsünde "vatan" sayıyoruz biz bu ülkenin taşını, toprağını?

Trakya’nın toprağı da pek zehirlendi; o zaman terk edelim, Yunanistan zehirlensin… Kars’ta "Anı" dediğin hepi topu taş yığını ne işimize yarayacak; bırakalım tepe tepe Ermenistan kullansın… Niye servet harcıyoruz mayınlarını temizleyeceğiz diye, 214 milyon metrekare alanı verseydik terör örgütlerine/devletlerine; sek sek oynasalardı üzerinde…

Böyle saçmalık mı olur!

***

Türk topraklarında Yunan bayrağı çekmiş, karakol inşa etmiş, askeri üs kurmuş, topçu bataryası, uçak savar ve dahi envai çeşit savaş araç ve teçhizatı konuşlandırmış 5 bin Yunan askerini "tehdit" saymıyorsak, Irak’taki -Milli Savunma Bakanı’nın verdiği rakama göre- "3 bin PKK’lı"yı neden tehdit sayıyoruz o zaman? "13 bin PKK"lı için neden harekat üzerine harekat düzenliyoruz Suriye topraklarına? Hele Türkiye’de… Madem "750 tanecik(!)" terörist kaldı; niye devam ediyoruz terörle mücadeleye?

Bu nasıl hastalıklı bir bakış açısıdır!

***

Ege’deki Türk topraklarında Yunan bayrağı dalgalanması, Türkiye açısından bir "kayıp" değilse, Güneydoğu’daki Türk topraklarında da PKK paçavrasına mı göz yumacağız bir adım sonra? Kilis’te Türkler neredeyse azınlık haline geldi; Suriye bayrağı mı dalgalansın orada da?

Madem devletler, ellerini kollarını sallaya sallaya başka devletlerin topraklarına girebilir, "sınır" tanımadan, oralarda hiçbir izin, onay, tezkereye ihtiyaç duymadan askeri üs dahi kurabilirler; "ordu"lar niye var? Kimi, kimden korumak için?

Hayır bu işler böyle oluyorsa, biz de gidelim Limasol’da birer askeri üs kuralım bakalım…

***

Türk adalarındaki Yunan işgalini gündeme getirmek ve gündemde tutmak için yoğun mesai harcayan Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri, emekli Albay Ümit Yalım’la konuştum dün;

"Kayalık" diye yalan söylüyorlar; bu adaların en küçüğü İstanbul’daki Büyükada kadar! Ayrıca "kayalık" olsa ne fark eder, biz neden Kardak için dünyayı ayağı kaldırdık?

"Kıta sahanlığı yok" diyenler yalan söylüyorlar. Kıta Sahanlığı yoksa, 1974’te, TPAO’ya nasıl Ege Denizi Türk Kıta Sahanlığında petrol arama ruhsatı verildi? TÜBİTAK Marmara Gemisi nasıl araştırma yapabildi 2019’da; Taşoz, Semadirek ve Limni adalarının kıta sahanlığında? "Adanın kıta sahanlığı olmaz" ise Kıbrıs’a nasıl veriyorsunuz? "Orada devlet var" diye ise; Güney Kıbrıs’ı tanıyor muyuz biz?

"Türkiye burada hiç devlet uygulaması yapmamış" diye yalan söylüyorlar. Montrö’den sonra, Şükrü Kaya tek tek envantere almış bu adaları. 1936’da. Belgesi var.

"Hukuki durum net değil" diye yalan söylüyorlar. Biz bu adalar üzerindeki egemenlik haklarımızı devretmedik; kullanma hakkı verdik. Girit’in dörtte üçü ile etrafındaki 14 ada ile adacık ve kayalıkların Türkiye’ye ait olduğu Lozan’la da teyit edildiği halde Yunanistan Girit’in güneyini parsel parsel satışa çıkardı ve Türkiye itiraz etmedi. Yarın Gavdos’ta başımıza gelecek; Exon Mobil veya Katar gelip burada petrol aramaya başladığında, bunun bütün siyasi-askeri sorumluluları hakkında suç duyurusunda bulunacağım!

Son olarak, "Doğu Akdeniz’i öne sürüp adaların gündeme getirilmemesini isteyenlere soruyorum:

Şu an işgal edilen adaların konumuna bakarsanız, Türkiye’nin Ege’ye sıkıştırıldığını görürsünüz. Ege’den çıkamazsanız, Doğu Akdeniz’e nasıl ineceksiniz?"

***

Yalım haksız değil; Deniz Kuvvetleri’nin sekiz üssünden -biri Arnavutluk’ta olmak üzere- sadece ikisi Akdeniz’de olduğuna göre, gerektiğinde, Bartın yahut Gölcük’teki, Foça, Erdek hatta Aksaz’daki üslerinizde bulunan gemileri karadan yürüterek mi geçeceğiz Akdeniz’e?

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki "mavi vatan"ında ne işi var diyen yok; Doğu Akdeniz bu kadar önemliyse Ege’deki işgale neden göz yumuluyor diye soruyoruz?

Kaynak Yeniçağ: ​​​​​​​Ege’den çıkamazsanız Akdeniz’e nasıl ineceksiniz? – Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Yunanistan’ın Ege’de işgal ettiği 18. adanın Türkiye adına tescilli olduğu ortaya çıktı


Yunanistan’ın Ege’de işgal ettiği 18. adanın Türkiye adına tescilli olduğu ortaya çıktı

Yunanistan bayrağı çekilen Aydın’ın açıklarındaki Marathi Adası’nın 1933’te CHP tarafından Milletler Cemiyeti’ne Türk adası olarak ve ismen tescil ettirildiği belgelendi.

Ege Denizi’nde Yunanistan tarafından işgal edilen 18. ada olan Marathi Adası’nın, 1933’te CHP tarafından Milletler Cemiyeti’ne Türk adası olarak ve ismen tescil ettirildiği ortaya çıktı. Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın ulaştığı belgede kayıt numaraları ile genel sekreterin imzası da var.Uluslararası hukuka göre, Türkiye’ye bağlı olan Marathi Adası’nın 2004’ten beri Yunan işgali altında olduğu, adaya Yunan vatandaşlarının yerleştirildiği ve Yunan bayrakları asıldığı belirlenmişti. Adanın işgalini Ege’de Türkiye’ye ait 17 ada ve 1 kayalığın işgal edildiğini de gündeme getiren Ümit Yalım kamuoyuna açıkladı. Sözcü’nün 16 Kasım 2016 tarihli haberinin ardından Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi ile temasa geçen Yalım, işgal altındaki 18. adanın tescil belgesini istedi. Ofis yetkilileri Marathi Adası’nın tescil belgesini Yalım’a iletti.

MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇERİSİNDE

Marathi Adası’nın, 30 Ekim 1918 tarihinde işgal altında olmadığını, bu sebeple Misak-ı Milli sınırları içinde bulunduğuna dikkat çeken Ümit Yalım, şunları kaydetti:

“4 Ocak 1932’de Türk-İtalyan Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmenin onay süreci devam ederken Türkiye, 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. Türk-İtalyan Sözleşmesi, 14 Ocak 1933’te TBMM tarafından kabul edildi ve 25 Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Resmi Gazete’de yayınlanan Türk-İtalyan Sözleşmesi’nin 1. maddesinde, Marathi Adası’nın Türkiye’nin egemenliği altında olduğu belirtilmiştir. Sözleşme, 24 Mayıs 1933’te Milletler Cemiyeti Sekreterliği’ne tescil ettirilmiştir. Bu belge arşivlerde…”

‘AB UĞRUNA EGE’DE ADALARI VERDİLER ŞİMDİ ‘AB OLMASA DA OLUR’ DİYORLAR’Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ege’deki 18 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiği eleştirilerine verdiği “Adaların hukuki ve fiili durumunda hiçbir değişiklik olmamıştır” yanıtına Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım tepki gösterdi.

Yalım, hükümetin ‘adacık ve kayalık’ diyerek bu konuyu geçiştirmeye çalıştığını kaydetti. Yalım şunları söyledi:

“Adacık ve kayalık diyorlar. Adacık değil ada. Uluslararası dokümanlarda da ada olarak kabul ediliyor. Amerikan ve İngiliz haritalarında da açıkça ada olarak geçiyor. Lozan Antlaşması’nın 15 maddesinde yer alan ‘adacık’ ifadesine bağlayarak, verilen 18 adayı bu adacıkların arasına sokmaya çalışıyorlar. Hükümet 2004 yılında AB’den müzakere tarihi alabilmek için bu adaları alenen Yunanistan’a verdi. Şimdi de AB olmasa da olur diyorlar. İşlenen günah çok büyük.”

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Ege’de iki ada satılığa çıktı ! Toplam değerleri 325 milyon lira


Ege’de iki ada satılığa çıktı ! Toplam değerleri 325 milyon lira

Marmaris’teki Karaca Adası 210 milyon TL, Balıkesir’in Ayvalık ilçesindeki Çiçek Adası ise 115 milyon TL bedelle internetten verilen ilanlarla satışa çıkarıldı. Üzerinde her biri 50 ile 100 metrekare arasında değişen 3 müstakil ev bulunan Karaca Adası’na günübirlik turizm tesisi ve küçük bir marina yapılabilecek.

ABD’de yaşayan Türk iş insanına ait, Marmaris ilçesinde Cumhurbaşkanlığı konutu karşısındaki 316 bin metrekarelik Karaca Adası, internet üzerinden satışa çıkarıldı. Metrekare fiyatı 665 TL olarak belirlenen adanın toplam fiyatı ise 210 milyon TL olarak açıklandı. 22 Eylül’de verilen ilanda, üzerinde her biri 50 ile 100 metrekare büyüklükte 3 müstakil ev bulunan adaya, mevcut imar durumuna göre günübirlik konaklama, yeme-içme, marina yapılabileceği belirtildi.

OTEL YAPMAK İÇİN ALDI, SİT ALANI İLAN EDİLDİ

Mülk sahibi adına adanın satışını takip eden emlak şirketi ortağı Uğur Özcan, adanın krediye uygun olduğunu söyledi. Karaca Adası’nın 1980 yılında ABD’de yaşayan bir Türk iş insanı tarafından 7 yıldızlı otel yapılmak üzere satın alındığını belirten Uğur Özcan, adanın o zaman imarlı olduğunu kaydetti.

Adanın 1983 yılında birinci dereceden sit alanı ilan edildiğini vurgulayan Özcan, "Bu nedenle otel yatırımı gerçekleşmedi. Sahibi yıllardır vergisini ödediği halde istediği yatırımı yapamadı. Yatırım yapmaktan vazgeçtiği için satışa çıkardı. Üzerinde 3 müstakil ev ev bulunuyor. Ancak bunlar metruk durumda. İmar affı kapsamında yapı kayıt belgeleri alındı. Restore edilerek kullanılabilir. Yine adaya günübirlik turizm tesisi ve küçük bir marina da yapılabilir. Bunlara izin var. Şu an Muğla Büyükşehir Belediyesi sınırlarında bulunduğu için 5 yıl süreyle vergiden muaf. Süre dolduğunda yeniden vergisini ödeyecek" diye konuştu.

Sahibinin yatırım yapamadığı için zarara uğradığını anlatan Uğur Özcan, "Ada aynı zamanda mavi tur rotası üzerinde bulunuyor. 4 koyu bulunuyor. Toplam 316 dönüm tapu tescili var. Yine 65 dönüm orman kullanım alanı var. Adanın toplam büyüklüğü 381 bin metrekare" dedi.

ÇİÇEK ADASI DA SATILIK

Balıkesir’in 22 adasından biri olan Ayvalık ilçesinde bahar mevsiminde sarı ve beyaz ’koyun gözü’ cinsi nergis çiçekleri açan ve adını buradan alan Çiçek Adası da 15 Eylül’de internet üzerinden satışa çıkarıldı. İlk kez 2002 yılında satışa çıkarılan Çiçek Adası, Ayvalık ve Gömeç ilçeleri açıklarında bulunuyor. Karaya 230 metre mesafede, 267 bin metrekare alana sahip Çiçek Adası, 115 milyon liraya satışa çıkarıldı. İçinde taban oturumu 450 metrekare 3 bina bulunan ada, Ayvalık’a 12 kilometre, Çanakkale- İzmir yoluna ise 3,5 kilometre mesafede. 4 tatlı su kuyusunun da bulunduğu adada 2 bin zeytin ağacı, 3 bin çam ve muhtelif meyve ağaçları bulunuyor. Ada, Katrinli, Katerin ve Hatırlı ailelerinin özel mülkü konumunda. En yüksek noktası 22 metre olan ada alıcılarını bekliyor.

DOĞA SORUNLARI DOSYASI : EGE’DEKİ ORMAN YANGINLARI HAKKINDA 3 HABER 3 YORUM


THK eski başkanı : ‘Uçaklar kullanılsaydı değil 500 hektar 1 hektar bile yanmazdı’

İzmir Karabağlar’da başlayıp Seferihisar ve Menderes’e sıçrayan ve 3 gündür devam eden orman yangınına ilişkin iddialar ortalığı karıştırdı. THK eski başkanı ‘uçaklar kullanılsaydı değil 500 hektar 1 hektar bile yanmazdı" dedi. Peki o uçaklar nerede?

İzmir’de devam eden yangın sonrası bir iddia gündeme oturdu. Türk Hava Kurumu’nda 6 sı faal 9 uçak, Türk Hava Kuvvetleri’nde ise 6 adet devasa yangın söndürme uçakları bulunuyor. Sosyal medyada bu uçakların neden kullanılmadığı soruluyor.

Uçaklar kullanılsa 1 hektar bile yanmazdı

THK’nin eski Başkanı Erdoğan Karakuş’un açıklamaları da olay oldu. Karakuş “Son yangınlarda uçaklar kullanılsaydı ne olurdu” sorusuna “Değil 500 hektar 1 hektar bile yanmazdı” oldu.

Uçaklar helikopterlerden üç kat daha hızlı

THK’nın eski başkanı Karakuş, uçakların yangın bölgesine helikopterlerden üç kat daha hızlı ulaşabileceğini ve daha yüksek su boşaltma kapasiteleriyle söndürme işleminde çok daha etkili olabileceğini vurguladı.

“Uçak olmadan yangınla mücadele edilemez” diyen Karakuş, çok çarpıcı bir olayı şöyle aktardı:
– “2002’de Marmaris’teki bir orman yangınında Bakanlık sadece helikopterleri denemek istedi. Beni arayıp “THK uçakları bu yangına karışmasın” dediler. Marmaris tam üç gün yandı ve alevler kontrol edilemeyince bizi yeniden göreve çağırdılar. Biz müdahale edince söndürdük. Tam 165 yangına uçaklarımızla müdahale ettik ve tamamını kısa sürede söndürdük.”

Türk Hava Kuvvetleri’nin de uçağı var
Yalnızca THK de değil, Türk Hava Kuvvetleri’nde de 6 adet yangın söndürme uçağı var. C-130 tipi uçakların beşi Türk Hava Kuvvetleri’nin Kayseri’deki ikbal bakım merkezinde yangına müdahale için geliştirilmiş. Tek bir uçak 12 ton su taşıyabiliyor. Eskiden yangınlara müdahale eden Türk Hava Kuvvetleri’nin İzmir yangınında neden devreye alınmadığı soruluyor.

Özel şirkete ihale edildi iddiası

Orman Bakanlığı yangınla mücadelede Türk Hava Kurumu’ndan ‘masraflı’ olduğu gerekçesiyle uçak kiralamayıp yangın söndürme işini bu alanda deneyimi olmayan ve yurt dışından helikopter kiralayan özel bir şirkete devretmiş.

Neden özelleştirdiniz?

Orman Bakanlığı’nın söndürme işlemlerinde devlete ait uçakları kullanmamasını TBMM’ye taşıyan CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir’e “Yangınla mücadele devletin görevi olmasına rağmen neden ve nasıl bir gerekçe ile özelleştirilmiştir” sorusunu yöneltti.

Atila Sertel : THK uçakları arızalı diyen Bakan gerçeği söylemiyor

İzmir’in Karabağlar ilçesinde başlayan ve Seferihisar ile Menderes ilçelerine yayılan orman yangınıyla ilgili CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel çarpıcı iddialarda bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin THK uçaklarının yangına müdahale etmemesiyle ilgili “THK uçakları arızalı” şeklinde yaptığı açıklamayı eleştiren CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, “Gazeteci titizliği ile araştırdım. Tarım ve Orman Bakanı ‘Uçaklar arızalı’ dedi. Sayın Bakan ne yazık ki gerçekleri söylemiyor. THK’nın altı uçağından beşi Ankara’da. Uçakların biri de şu anda İzmir’in Menderes ilçesinde. THK yetkilileri uçaklarda arıza olmadığını söylüyorlar” dedi.

THK uçaklarının neden kullanılmadığına ilişkin soru önergesi de verdiğini belirten Sertel, THK yetkililerinden resmi bir açıklama beklendiğini söyledi.

İSTİFA ÇAĞRISI

Bakanlığın saatlik ücreti 100 bin lirayı bulan uçakları yüksek maliyetlerden dolayı kiralamadığına ilişkin iddialar olduğunu hatırlatan Sertel, şöyle dedi:

“Yaptığım araştırma sonucuna göre; yangın uçağının bir saatlik kira bedeli 100 bin TL civarında. Ancak uçaklar yangın söndürmede Helikoptere göre çok ve köpük sistemini kullanıyor. Uçakların maliyeti yüksek diye kiralamaktan kaçınan zihniyet ormanların göz göre göre yanışını seyrediyor. Geçmişte Yunanistan’da ki yangına ‘Uçaklarımızla yardım edelim’ diyenler İzmir’in ormanlarının yanışında yeterli duyarlılığı göstermediler. THK yetkilileri çıksınlar ve açıklama yapsınlar. Uçaklarında arıza olmadığını açıklasınlar. Ve ‘Yangın söndürme uçakları arızalı’ diyen bakan gereğini yapsın istifa etsin.”

İsrail’de 13 Noktada Çıkan Yangınlara Türk Yangın Söndürme Uçakları Müdahale Etti

İsrail’de 4 gündür söndürülemeyen yangın nedeniyle Netanyahu basın açıklaması yaptı. Açıklama esnasında Netanyahu’nun arkasındaki Türkiye’ye ait yangın söndürme uçakları dikkat çekti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkenin 13 noktasında çıkan yangınları söndürmek için Türkiye‘den yardım talep etmişti.

Bu istek üzerine Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin İsrail’e 3 yangın söndürme uçağı gönderdiğini duyurmuştu.

80 BİN KİŞİ EVLERİNİ BOŞALTTI

İsrail güvenlik güçleri, iki aydır süren kuraklığın ardından gelen yangınlar ile ilgili olarak kundaklama şüphesiyle 12 kişiyi gözaltına aldı. Ülkenin üçüncü büyük kenti olan Hayfa’da 80 bin kişi evini boşalttı.

TÜRKİYE UÇAK GÖNDERDİ

Bugün İsrail Başbakanı Netanyahu kontrol altına alınamayan yangın nedeniyle yaptığı basın açıklamasını Türk uçaklarının önünde yaptı.