GIDA DOSYASI : TOPLAM 7 BÖLÜMDE GIDA GÜVENLİĞİ DOSYASI


Gıda güvenliği (1): Yediğimiz balıkların yarısında mikroplastik var – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=3FichVG5Mww

Gıda güvenliği (2): Yediğimiz şekerin içinde ne var? – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=wOmepdMSvpc

Gıda güvenliği (3): Buğday, anavatanında ithal ediliyor – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=S8_npwBK8hA

Gıda güvenliği (4): Sağlıklı süt için hayvanın ne yediğini bilmeniz gerek – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=55YzJZta-ag

Gıda güvenliği (5): Sebze-meyvedeki fiyat artışında tek kullanımlık tohum etkisi – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=co6xuG-s3tM

Gıda güvenliği (6): "Tavuk olduğu belirsiz birtakım ürünler var" – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=L-NggB1xxDQ

Gıda güvenliği (7): Gıda katkı maddelerinin ardındaki gerçekler – DW Türkçe

https://www.youtube.com/watch?v=LLDxibtP6i8

LOKAL THINK THANK KURUMLARI DOSYASI : ASAM STRAJİK MERKEZİNİN Arşivi – 147 ADET PDF DOKUMANTERİ


ASAM STRAJİK MERKEZİNİN Arşivi – 147 ADET PDF DOKUMANTERİ

İÇİNDEKİLER

  1. Avrasya Dosyası – ABD Özel Dosyası Cilt:6 Sayı:2 Yıl:2000
  2. ABD’nin İslam Politikası
  3. ABD-İngiltere: Özel Bir İlişki
  4. ABD’nin Almanya Politikası
  5. Türk-Amerikan İlişkileri: Belirsizlikten Yakınlaşmaya
  6. Amerikan Ulusal Füze Savunma Sistemi
  7. Amerika Birleşik Devletleri Milli Güvenlik Örgütlenmesi
  8. Soğuk Savaş Dönemi Sonrası ABD-İsrail İlişkileri
  9. Clinton’un Dış Politikasına Koşullu İki Övgü
  10. Amerika’da Din ve Siyasal Kültür
  11. Washington’un Hazar Havzası Politikası ve Türkiye
  12. 1947’den Günümüze Türk-Amerikan İlişkilerinin Genel Portresi
  13. ABD Süper Güç Olarak Kalabilir Mİ?
  14. Kazakistan’ın Petrol ve Gazının Türk ve Rus Dış Politikasındaki Yeri ve Önemi
  15. Rusya’daki 2000 Yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Demokratikleşme Süreci Açısından Bir Analizi

***

  1. Avrasya Dosyası – Arap Dünyası Özel Cilt:6 Sayı: 1 Yıl: 2000
  2. Soğuk Savaş Sonrasında Basra Körfezinde Güvenlik: Yapılanma, Algılamalar, Politikalar
  3. İlk Dönem Arap Kültür Tarihinde Türk İmgesi
  4. Arap Dünyasındaki Ana Psikolojik Motifler
  5. Türkiye’de Laikliğin Kabulü ve Arap Dünyası
  6. Basra Körfezi Güvenliği ve Hazar Zenginlikleri
  7. Irak’ın Geleceği Üzerine Tartışmalar
  8. Suudi Arabistan Krallığı: İstikrar İçinde İstikrarsızlık Unsurları
  9. Orta Doğu – Geçiş ve Halefiyet – Süreklilik ve Değişim
  10. İmaj Sorunu ve Türk – Arap İlişkileri Üzerine Bir Deneme
  11. Arap Baas Sosyalist Partisi Üzerine
  12. Foreign Backers, Domestic Dissent and Regim Policy in Jordan: Explaining Repression-Accommodation Decisions
  13. Arap Birliğinin Hayal Kırıklığı: Libya’nın Mısır ile İlişkilerinde Siyasi Pragmatizm (1992-99)
  14. Arap Dünyasında Nasır Önderliği
  15. Suriye’deki Etnik ve Dini Yapının Siyasi Yapının Oluşmasındaki Rolü
  16. İsrail’deki Arap Azınlığın Kimlik Sorunu
  17. Uluslararası Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ile Mücadelede yeni Öneriler
  18. Arap Dünyasındaki Liderlik ve Ekonomi 1950-1996
  19. Avrasya Dosyası – Azerbaycan Özel Sayısı Cilt:7 Sayı:1 Yıl:2001

***

  1. Bakü’nün Kurtarılması Uğruna Türk Diplomasisinin Mücadelesi: 1918 Yılı
  2. Azerbaycan’ın Tamamlanamayan Ekonomisi ve Türkiye ile Ekonomik İlişkileri
  3. Türk Cumhuriyetleri Arasında Ekonomik İşbirliği: Sorunlar, Perspektifler
  4. Azerbaycan’da Anayasalaşma Süreci ve Benimsenen Sistemin Niteliği
  5. Azerbaycan’da Milli Kimlik Sorunu
  6. Azerbaycan’da Siyasal Partiler ve Siyasal İlişkiler
  7. Azerbaycan’daki Etnik Azınlıklar
  8. Azerbaycan’da Bitmeyen Geçiş Süreci ve Medya Çıkmazı
  9. Azerbaycan-İran Bağlamında Güney Kafkasya’da Etno-Sosyal Yapı
  10. Kafkasya’da Uluslararası Rekabet
  11. Bağımsızlık Yıllarında Azerbaycan – Türkiye İlişkileri
  12. Bağımsızlığın On Yılında Azerbaycan – Rusya İlişkileri (1991-2001)
  13. Kaderdaş Devletler: Azerbaycan Gürcistan İlişkileri
  14. Satranç Tahtasında Azerbaycan ve Farsistan
  15. Azerbaycan ve Türkiye ile Bitmeyen Kan Davası Ekseninde Ermenistan’ın Dış Politikası

***

  1. Avrasya Dosyası – Rusya Özel Sayısı Cilt:6 Sayı:4 Yıl 2001
  2. Başkan Putin ve İcraatları "Rusya’da Eskiye Dönüş" Olarak Kabul Edilebilir Mi?
  3. Rusya’nın Siyasal Ekonomisi ve Türkiye ile Ekonomik İlişkileri
  4. Rusya Federasyonu’nda Merkez-Bölge İlişkilerinin Ekonomik Boyutu
  5. Coğrafya Tarih ve Rus Kimliği
  6. Rusya’nın Yeni Ulusal Güvenlik Konsepti ve Askeri Doktrini
  7. Büyük Satranç Tahtası ve Rusya’nın Silahlı Kuvvetlerin Modernizasyonu
  8. Ulusal Füze Savunma Sistemi (NMD) Çin’i Rusya’ya Yakınlaştırabilir Mi?
  9. Rusya ve Türkiye’nin Güvenliğinde Enerji İhracat e İthalatının Rolü
  10. Türk-Rus İlişkileri: Kasyanov Ziyareti’nin Anatomisi
  11. Rusya Federasyonu’nun Kafkasya Politikası ve Çeçnistan Savaşı
  12. Moskova’nın Çeçenistan Çıkmazı ve Çıkış Arayışları
  13. Kuzey Kafkasya’da Kktendincilik ve Vahabilik Sorunu
  14. Bağımsızlıklar Sonrası Türkistan’da Rus Siyaseti
  15. Orta Asya’da Köktendinciliğin Kökenleri Hakkında Birkaç Söz
  16. Üçüncü Kuşak: 21. Yüzyıla Girerken Rus-Amerikan İlişkileri
  17. Rusya’dan Ayrı ya da Rusya’nın Bir Parçası: Ukrayna Rusya İlişkilerinin Kederli Bir Destanı
  18. Post-Sovyet Rusyası ve Diğer BDT Devletlerinde Etno-Politik ve Etno-Sosyal Faktörlerin Rolü
  19. Sibirya’ya Çinli Göçü ve Yeni Bir Daispora Oluşumunun Başlangıcı
  20. 1990’larda Rusya-İran İlişkileri

***

  1. Avrasya Dosyası – Türkmenistan Özel Sayısı Cilt: 7 Sayı:2 Yıl: 2001
  2. 10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış
  3. Saparmurat Türkmenbaşı Önderliğinde Türkmenistan’da Gerçekleştirilen Reform Hareketi
  4. Geçiş Sürecinde Türkmenistan’da Finansal Piyasaların Yeniden Yapılandırılması Çalışmaları
  5. Türkmen Gazının Bağımsızlık Mücadelesi
  6. Geçiş Sürecinde Türkmenistan’ın Siyasi Yapısı: Türkmenbaşı Modeli
  7. Türkmenistan’ın Azınlıklar Konusundaki Siyaseti
  8. Türkmenistan Devletinin Dış Politikasının Temel Sacayağı: Daimi Tarafsızlık Statüsü
  9. Hazar’da Tehlikeli Oyunlar: Statü Sorunu, Paylaşılamayan Kaynaklar ve Silahlanma Yarışı
  10. Türkmenistan ve Rusya: "Gaz" Üzerine Kurulu İlişkiler
  11. Kopetdağı’nın İki Tarfaındaki Komşular: Türkmenistan – İran İlişkilerinin Son On Yılı
  12. Türkmenistan’da Çevre Sorunları
  13. D-8 İşbirliği Örgütü
  14. Gruplarda Olumlu (Tedavi Edici) ve Yıkıcı (Destruktif) Etmenler
  15. Milli Özelliklere Göre Orta Asya’nın Sınırlarını Belirleme Politikası

***

  1. Avrasya Dosyası – Kırgızistan Kazakistan Özel Sayısı Cilt:7 Sayı:4 Yıl 2001-2002
  2. Geçiş Döneminde Kazakistan Ekonomisi
  3. Kırgızistan’da Reformların Onuncu Yılı: Piyasa Ekonomisine Daha Çok Var
  4. Kırgızistan Ekonomisinin Reformlaşmasında Serbest Ekonomik Bölgeler
  5. Bağımsızlıktan Günümüze Kazakistan İç Politikası ve Demokrasi Yolundaki Gelişmeler
  6. Kazakistan’da Siyasal Gelişmeler
  7. Kırgızistan’da Siyasal Değişimin Özellikleri
  8. Kazakistan-Türkiye İlişkilerinin Dinamizmi: On Yıllık Deneyim
  9. Demografinin Gölgesi Altında Rusya Kazakistan İlişkieleri
  10. Kazakistan’da Alman Azınlığı
  11. Rusya ve Kırgızistan: Asimetrik İlişkilerin Sürekliliği
  12. Rusya ve Kırgızistan: Devletlerarası İlişikilerin Dinamiği ve Perspektifleri
  13. Bağımsızlıktan Günümüze Türkmenistan’da İktisadi Kalkınma Stratejisi ve Abadancılık
  14. Kafkasya ve Orta Asya Petrol Doğalgazının Bugünü Geleceği ve Türkiye
  15. Rusya’nın Azerbaycan Politikası

***

  1. Avrasya Dosyası – Birleşmiş Milletler Özel Sayısı Cilt:8 Sayı:1 Yıl 2002
  2. Örgütlenme İlkeleri ve Örgüt Yönetimi Perspektifinden Birleşmiş Milletler’in Analizi
  3. Birleşmiş Milletler’e Yeniden Canlılık Kazandırılması
  4. Günü Yakalamak
  5. Güvenlik Konseyi: Gizli Kalanlar
  6. Birleşmiş Milletler Sistemi ve Azınlık Hakları
  7. Uluslararası Hukuk Açısından Uluslararası Organizasyonlar ve İnsan Haklarının Korunması: Birleşmiş Milletler Örneği
  8. Uluslararası Barış ve Güvenliğin Sağlanmasında Bir Araç Olarak Birleşmiş Milletler ve Temel Sorunları
  9. BM ve Kuvvet Kullanımı
  10. Birleşmiş Milletler Savaşabilir mi?
  11. Küreselleşme Karşısında Birleşmiş Milletler
  12. ABD-BM İlişkileri: Çok Taraflılığık ile Tek Taraflılığın Bir Sentezi
  13. Rusya ve Latin Amerika Devletleri BM’de: İşbirliği Sorunları, Olanakları ve Geleceği
  14. Uluslararası Hukukta Birleşmiş Milletler ve Afganistan Operasyonu
  15. Değişen Dünya Düzeni, Değişen Barış Gücü Misyonları ve Türkiye’nin Katkısı
  16. Kolonyal Miras, Kimlik ve Bölgesel İlişkiler
  17. 11 Eylül Sonrası ABD: Süper Güç Yeni Politika Arayışında
  18. Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararlarında Kıbrıs Sorunu
  19. ABD ve İngiltere’nin Irak Karşısındaki Kuvvet Kullanımlarının Değerlendirilmesi

***

  1. Avrasya Dosyası – İstihbarat Özel Sayısı Cilt:8 Sayı:2 Yıl 2002
  2. İstihbaratın Tarihsel Teorisi
  3. İstihbarat Biriminin Çalışma Yöntemleri
  4. Teoride ve Pratikte Propaganda
  5. Psikolojik Propaganda: 20. Yüzyılın İlk Yarısında Fikirlerin Fikirlerle Savaşı
  6. Psikolojik Harp İstihbaratı
  7. Stratejik İstihbarat
  8. 1 . Dünya Savaşı Öncesi İstihbarat ve Günümüze Etkileri
  9. Enformasyon Savaşı – Siber Savaş – Net Savaşı
  10. Enformasyon Savaşı: Etkiler ve Kaygılar
  11. Bilgi Savaşı: Siperlerden Klavyelere Taşınan Harekatın Anatomisi
  12. Osmanlılarda İstihbarat
  13. Soğuk Savaş Sonrasında Askeri Stratejik İstihbaratın Yeni Vizyonu
  14. ABD İstihbaratının Kullanımı ve Sınırları
  15. Rusya Gizli İstihbarat Servisleri: KGB’nin Kısa Tarihi
  16. "Bölücü Televizyon Yayıncılığı" ve Uluslararası Bağlantıları: Med TV Örnek Olayı 1994-1999
  17. İmam Şamil’in Mektuplarının Kuzey Kafkasya Bağımsızlık Hareketini Aydınlatmadaki Yeri ve Önemi
  18. Amerika Birleşik Devletleri ve Dağlık Karabağ Uyuşmazlığı
  19. Uluslararası İlişkiler Teorileri Arasında Normatif Teorinin Yeri ve Kapsamı

***

  1. Avrasya Dosyası – Moleküler Biyoloji Özel Sayısı Cilt:8 Sayı:3 Yıl 2002
  2. 21. Yüzyılda Moleküler Biyoloji
  3. İnsan Genom Projesi
  4. Hastalıkların Genetik Kaynakları
  5. Kök Hücreleri ve Klonlama
  6. Genetik Araştırmalar ve Etik
  7. 21. Yüzyılda Gen Teknolojileri
  8. Gen Teknolojilerinin Tıpta Kullanımı
  9. Hayvancılık ve Veterinerlikte Gen Teknolojileri ve Biyoteknoloji
  10. Gen Teknolojileri ve Tarımın Geleceği
  11. Endüstriyel Üretimde Gen Teknolojileri
  12. Gen Teknolojileri ve Ulusal Güvenlik
  13. Neden Biyoinformatik?
  14. Soğuk Savaş Sonrasında Devlet Egemenliğinin Sınırlarına Normatif Bir Bakış
  15. Arnavutluk’ta Demokratikleşme Çabaları ve Sorunlar

***

  1. Avrasya Dosyası – Jeopolitik Özel Sayısı Cilt:8 Sayı:4 Yıl 2002
  2. Değişen Küresel Jeopolitikte Türkiye
  3. Tarihte Jeopolitik
  4. Jeopolitik ve Orta Doğu
  5. Rus Jeopolitik Düşüncesinde Misyon Arayışları
  6. Jeopolitiğin Yeniden Doğuşu
  7. Geleneksel Uzay ve Siberuzay: Günümüz Uluslararası Politikasında Coğrafyanın Değişen Rolü
  8. Irak’ta Kürt Ayrılıkçılığı ve Başarı Şansı
  9. Türkiye’nin Kuzey Irak Politikası
  10. Ege Kıta Sahanlığı Sorununda Türkiye’nin Hukuki Durumu: Uluslararası Yargı Kararları Işığında Bir Değerlendirme
  11. İsrail ve Amerika’nın Irak Savaşı
  12. Küreselleşme ve Kimlik
  13. Ayrılıkçı Televizyon Yayıncılığında Dış Destek ve Nedenleri
  14. Türkiye’nin Orta Doğu Polirikasının İncelenmesi: İstanbul Toplantısı Örnek Olayı
  15. Soğuk Savaş’tan Bugüne ABD ve Petrolcü Müttefikleri
  16. Rusya Federasyonu 2002 Yılı Nüfus Sayımı ve Düşündürdükleri
  17. Jeopolitik Kavramı ve Unsurları

***

  1. Avrasya Dosyası – Enerji Özel Sayısı Cilt:9 Sayı:1 Yıl 2003
  2. 21. Yüzyıl Dünya Enerji Dengesinde Petrol ve Doğal Gazının Yeri ve Önemi
  3. Doğu-Batı Enerji Koridoru Doğalgaz ile Tamamlanıyor: BOTAŞ’ın Avrupa’ya Açılım Stratejisi
  4. Mavi Akım: Genetik Şifresi Çözüldü
  5. Petrol Piyasalarının Yapısı, Petrolün Etkileşim Ağları ve Petrol Şirketleri Arasındaki Rekabet Ortamı
  6. Petrol Petrol Politikaları ve Orta Doğu: Global Politikaların Bölgesel Yansımaları ve Irak Savaşı
  7. Türkiye’de Petrol Aramacılığının Önemi
  8. Hayalden Gerçeğe Trans-Afgan Boru Hattı Projesi: Boru Hattı Gölgesinde Devam Eden Bir Savaşın Anatomisi
  9. Balkanlar ve Enerji

DOSYA HACMİ : 29,4 MEGABYTE

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

NAZİZM DOSYASI : Milyonlarca insanın ölümünden sorumlu Hitler, CIA dosyasına göre, kendisini İsa Mesih’in ikinci gelişi sanıyordu


Milyonlarca insanın ölümünden sorumlu Hitler, CIA dosyasına göre, kendisini İsa Mesih’in ikinci gelişi sanıyordu

Gizliliği yeni kaldırılan CIA’in 2. Dünya Savaşı belgelerine göre cinsel açıdan beceriksiz, kendisine takıntılı, hiddetli ‘Führer’de aynı zamanda Mesih kompleksi vardı.

ABD’nin Merkezi İstihbarat Kurumu CIA’in gizliliği kaldırılan belgelerinin içinden çıkan 68 sayfalık Adolf Hitler portresi, Nazi liderinin karakteriyle ilgili şaşırtıcı unsurlara yenilerini ekledi.

ABD’nin Aralık 1941’te 2. Dünya Savaşına girmesinden bir yıl sonra CIA’in öncülü Stratejik Hizmetler Dairesi‘nin oluşturduğu Hitler portresi, ABD Başkanı’nın Antropoloğu ve Beyaz Saray’daki Özel İstihbarat Birimi’nin üyesi Dr Henry Field tarafından Başkan Franklin Delano Roosevelt‘in danışmanlarına gönderilmişti.

The Daily Star gazetesinin yayımladığı dosyadan parçalara göre cinsel açıdan beceriksiz, kendisine takıntılı, hiddetli ‘Führer’de aynı zamanda Mesih kompleksi de vardı.

Berlin’i günahtan temizleyecekti

Gençlik yıllarında kendisinin İsa peygamberin dünyaya ikinci gelişi olduğuna dair fantezileri olan Hitler, ‘günah yuvası’ olarak gördüğü Berlin‘i Mesih sıfatıyla temizleme hayalleri kuruyordu.

1920’lerin başında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi‘ni, kısaca Nazi partisini kurmakla meşgulken kendisi ‘yarı tanrı’ olarak gören Hitler, 1923’te kendisinden ‘dünyanın eli kamçılı Mesih’i’ diye söz etmeye başlamıştı. Bu düşünüş şekli, ‘Führer’in siyasi ve cinsel yaşamını etkiliyordu.

Benim için tek gelin Alman halkı

Dosyada Hitler’in Dr. Sedgwick adında bir şahsın kızkardeşiyle nişanlandığı haberlerini reddediş tarzı da aktarılıyor. Nazi lideri, dedikodulardan koltukları kabarmış halde Dr. Sedgwick’e "Şunu basına söyleyin: Hayatta asla bir kadınla nişanlanmam ya da evlenmem. Benim için tek gerçek gelin Alman halkıdır ve hep öyle kalacaktır" diye çatıyor.

Dosyada arkadaşı Ernst Hanfstaengl’in Hitler’in bu konuşmadan sonra kendisini Mesih gibi hissettiğine dair görüşü de yer aldı. Mesih fantezisi içindeki Hitler’in ağzından "Kendimden geçtim, kendimi neredeyse İsa Mesih olarak hayal ettim" sözlerinin döküldüğü kaydedildi.

‘Penisi çok küçüktü, hayvan testosteronu enjekte ediyordu’

Gizli dosyanın yayımlanmasından önce, Britanyalı tarihçi Emma Craigie, ‘Führer’in cinsel yaşamının mahrem ayrıntıları hakkında açıklamalar yapmıştı. Hitler’in çok küçük bir penisinin olduğunu, kendisine hayvan testosteronu enjekte ettiğini ve sevgilisi Eva Braun’u etkilemek için köpekleri kırbaçladığını anlatmıştı.

WIKILELAKS DOSYASI /// Audiencia Nacional : Assange gözlemlendi, dinlendi ve bilgisiyarındaki dosyalar çalındı; elde edilenler CIA’ye satıldı


Audiencia Nacional : Assange gözlemlendi, dinlendi ve bilgisiyarındaki dosyalar çalındı; elde edilenler CIA’ye satıldı

7 yıl boyunca Londra’daki Ekvator Başkonsolosluğu’nda sığınmacı olarak kaldıktan sonra tutuklanan ve ABD’ye iadesi gündemde olan Wikileaks’in kurucu genel yayın yönetmeni Julian Assange’a ait hassas bilgilerin çalınıp ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na verildiği ifade edildi.

İspanya’da ‘Audiencia Nacional’ mahkemesi tarafından yapılan hukuki bir araştırma sonucunda Assange’ın başkonsoloslukta geçirdiği yıllar sırasında yasa dışı bir biçimde gözlemlendiği, dinlendiği ve bilgisayarındaki dosyaların çalınarak ABD istihbarat ajanslarına satıldığına dair bulgulara ulaşıldı.

The Guardian’ın aktardığına göre Assange’ın avukatlarına sığınma konularında danışmanlık yapan New South Wales Üniversitesi hukuk profesörü Guy Goodwin-Gill, bu gelişmenin Wikileaks kurucusuna fayda sağlayabileceğini ifade etti. Sürecin uzun süreceğini ifade eden Goodwin-Gill, kendisine casusluk yapıldığı iddialarının Assange’ın ABD’de adil bir yargıyla karşı karşıya kalmayacağına dair bir kanıt olarak kullanılabileceğini ifade etti.

Assange’ın, Britanya’da tutulduğu Belmarsh Cezaevi’nde sağlık durumunun kötüleştiğine dair uyarılar artıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden 100 doktor tekrar ortak imzalı bir mektup kaleme alarak, Avustralya’ya "vatandaşınızın hayatını koruyun" çağrısında bulundu.

Assange’ın ABD’ye iade edilip edilmeyeceğini belirleyecek mahkeme süreci Britanya’da devam ediyor. Assange, ABD’ye dair birçok gizli dosyayı sızdırmıştı. Wikileaks kurucusu, ABD’de kendisine yöneltilen 18 casusluk suçlamasının 17’sinden suçlu bulundu, iade edilirse 175 yıl hapis cezasına çarptırılabilir.

PENTAGON DOSYASI : ABD ordusunda bir ilk !!!! /// Kız kardeşlerden biri Tümgeneral, diğeri ise Tuğgeneral rütbesinde hizmet ediyor


22.jpg

ABD ordusu, 1901’de Ordu Hemşirelik Birlikleri kuruluncaya kadar resmi olarak kadınları kabul etmiyordu. Günümüzde ise kadınlar, ordunun 1,3 milyonluk aktif görev gücünün yüzde 16’sından fazlasını ve 417 general ve amiralden 69’unu oluşturmakta.

ABD medyası, Tümgeneral Maria Lodi Barrett ve Tuğgeneral Paula Lodi’nin başarı hikayesini, ordudaki kadınlar için dikkate değer bir kilometre taşı olarak değerlendirdi.

‘BABALARI İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA SAVAŞTI‘

Barrett ve Lodi’nin İtalyan göçmeni olan babaları Ruston Lodi, İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmış ve ‘Gümüş Yıldız’ cesaret nişanı ile ödüllendirilmişti. Babalarını rol model olarak alan iki kız kardeşlerin orduya yazılmasındaki asıl amaç ise okul harçlarını ödeyebilmekti.

11-1.jpg

‘FARKLI ALANLARDA YÜKSELDİLER’

Barrett, sınır dışında görev almak istedi ve bu doğrultuda Tufts Üniversitesi’nde Rezerv Memurlarının Eğitim Birlikleri’ne (ROTC) katıldı ve 1988’de asteğmen rütbesine yükseltildi. Barrett rütbesini yükseltirken, kız kardeşi Paula da orduya yazılarak Rutgers Üniversitesi Rezerv Memurlarının Eğitim Birlikleri’ne katıldı. Başta, kısa bir süre hizmet etmeyi planlayan Paula, Tıbbi Hizmet Birliği’ne katıldıktan sonra askeri alanda ilerlemek istedi.

Ordunun farklı bölümlerinde yükselen kız kardeşlerden biri Tümgeneral, diğeri ise Tuğgeneral rütbesinde hizmet ediyor ve bu ABD ordusunda bir ilk olarak tarihe geçti.

NSA DOSYASI : ABD’NİN TEKNİK TAKİP BİRİMİ NSA’DAN “TOP SECRET” DOSYALAR — 347 ADET İNGİLİZCE DOKUMAN —


İNDİRME LİNKLERİ – TOPLAM 7 PARÇA – TOPLAM HACİM : 1,5 GB

  1. https://app.box.com/s/ir4lkv9fdzekwc2xvtffx4312fpd621k
  2. https://app.box.com/s/aytzgpm15vadx7vfkhh6egzvldw1juy5
  3. https://app.box.com/s/8fos1lvi7bggelv4hmaq2sa9bp8hryn0
  4. https://app.box.com/s/v9b2rlxp19wok8kvt20iils58xiaptmv
  5. https://app.box.com/s/iwifgb77u9g4wu6wp5501ilq3a561qnb
  6. https://app.box.com/s/1hr9za7fqxgnh2it589a93szp5kn9q63
  7. https://app.box.com/s/5ax8vut7a4ts4gfq9jf5mtuudnorr1k1

TERÖR DOSYASI : Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı


Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı

Suikaste istihbarat desteği var mı? Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı

Suikaste istihbarat desteği var mı? Erbil’de Türk diploat Osman Köse ile iki Irak vatandaşını katleden suikastçinin terör örgütü PKK kampını bir hafta içinde 4 kez ziyaret ettiği ortaya çıktı. HaberTürk yazarı Çetiner Çetin’in konuyla ilgili olarak Haber Türk TV kanalında NedirNediğildir programında yaptığı açıklama, saldırıya ilişkin önemli bilgiler verdi. Kuzey Irak Kürt yönetimi polis teşkilatının peşine düştüğü suikastçi Diyarbakır doğumlu Müslüm Dağ’ın kullandığı silahın İsrail yapımı ve saldırı için özel olarak hazırlandığı bildiriliyor. Erbil Emniyeti, Erbil’deki bir restoranda Türkiye Başkonsolosluk görevlisinin şehit edildiği saldırıyla ilgili olarak Diyarbakır nüfusuna kayıtlı Mazlum Dağ’ın ‘baş şüpheli’ olarak arandığını bildirdi… Erbil emniyeti yetkilileri dün Erbil’deki bir restoranda Türkiye Başkonsolosluk görevlisinin şehit edildiği saldırıyla ilgili olarak Diyarbakır nüfusuna kayıtlı 27 yaşındaki Mazlum Dağ’ın ‘baş şüpheli’ olarak arandığını duyurdu. Erbil yönetimi tarafından yayınlanan bildiride ise Kürt Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlarda, görüntüleri yayınlanan teröristin yerini bilenlerin güvenlik güçlerine bilgi vermesini istedi. Saldırgan’ın 2014 yılında terör örgütüne katıldığı ifade ediliyor. Öte yandan gözaltına alınan 53 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltına alınanların tamamının Mahmur Kampı’nda kalanların olduğu bildiriliyor. Gözaltına alınanlardan 11’nin kaçış planı içerisinde rolü olduğuna inanılıyor. Gazeteci yazar Çetiner Çetin’in verdiği bilgilere göre, suikastin terör örgütü PKK merkez komitesi talimatıyla yapıldı.

1 HAFTADA DÖRT KEZ PKK KAMPINI ZİYARET ETMİŞ

Bölücü terör örgütü PKK’lı olduğu tespit edilen Mazlum Dağ’ın saldırıyı planlayan 3 kişiden biri olduğu öğrenildi. Dağ’ın eylem öncesinde bir hafta içinde 4 kez PKK’nın Mahmur’da bulunan kampına gittiği tespit edildi. Saldırıyla ilgili 11 kişi sorgulanırken Kuzey Irak Kürt yönetimi Terörle Mücadele ekipleri birinci derece araman kişi Mazlum Dağ peşinde olduğu belirtildi. Erbil güvenlik birimleri 2 saldırganın yakalanması için geniş çaplı operasyon başlattı.

IKBY : PLANLI BİR TERÖR EYLEMİ

Irak Kürt Bölgesi Hükümeti, Erbil’de dün gerçekleşen saldırının planlı bir terör eylemi olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü Cotyar Adil tarafından yapılan açıklamada, dün Erbil’deki bir restoranda gerçekleşen ve biri Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu personeli olmak üzere toplamda 3 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan saldırının planlı bir terör saldırısı olduğu belirtildi. Açıklamada, “İlk araştırma sonuçlarına göre, 17 Temmuz 2019’da Erbil’de gerçekleştirilen saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti. Bu önceden planlanmış bir terör saldırısıdır” ifadelerine yer verildi. Saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü ve önemli gelişmelerin kaydedildiğinin ifade edildiği açıklamada, soruşturmaya dair gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı kaydedildi.

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.iyigunler.net/gundem/erbil-saldirisinin-faili-pkk-li-cikti-suikaste-istihbarat-h334546.html

T.C.’NİN TEM FAALİYETLERİ DOSYASI : Yerel Yönetimlerin Ekonomisi ve PKK’nın En Büyük Gelir Kaynağı (YAZI DİZİSİ – BÖLÜM 3 )


Yerel Yönetimlerin Ekonomisi ve PKK’nın En Büyük Gelir Kaynağı

Türkiye kentlerinin çoğunda ve kentlerimizde sermayenin isteğine göre şekillenen, piyasa güçlerinin kent ölçeğinde egemen güç olduğu, arazi rantına endekslenmiş bir kent ekonomisi anlayışı, sürekli ve plansız büyüme gibi kabul edilemez bir durumu açığa çıkarmıştır. Türkiye kentlerinde yerel yönetimlerin ideolojik yaklaşımları gereği sermayenin isteğine göre şekillendirdikleri kentsel süreçler, bizim yerel yönetim uygulamalarımızda imar uygulamalarının yarattığı ranta belediyelerin gelir kapısı olarak bakan anlayışla üretilmektedir. Açıkçası belediyelerin imar uygulamalarının yarattığı rantı tek gelir kapısı olarak değerlendirmesi, kendini imar rantına mahkum bırakarak olumsuz etkiye açık hale gelmesi de doğru değildir. Nitekim kentlerdeki birçok yoğunluk artırıcı imar tadilatı, verilmemesi gereken kararlar sonucu gelişen çarpık yapılaşmanın en önemli sebebi imar uygulamalarından elde edilmesi beklenen gelirden vazgeçilememesidir. Bu durumun yarattığı en vahim sonuç, kentlerimizin bugününün ve yarının ipotek altına alınmasıdır. Çarpık kentleşmenin ortaya çıkmasına neden olan bu tür kararları almamak için, yerel yönetimlerin kaynaklarını çeşitlendirmeleri zorunluluğu bulunmaktadır. Bu çerçevede, yerel yönetimlerin bazı çalışmaları yapmak ve tedbirler almak üzere harekete geçmesi, kendi ekonomisini kuracak, bir anlamda ekonomik bağımsızlığını elde edecek koşulları yaratması kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bilindiği üzere yerel yönetimler birçok konuda hizmet alımı yapmakta, taşeron uygulamasına gitmektedir. Belediyelerin personel giderlerinin toplam bütçe içindeki payının % 30’u geçmemesi gibi bir sıkıntı olduğundan sınırlı sayıda personel istihdam edebilen belediyeler, personel açığını taşeron uygulaması ile gidermektedirler. Taşeron, çalıştırdığı personele yaptığı ödemelerin ve harcamaların dışında, kendi kasasına da para akmasını sağlayan bir kar elde etmektedir. Taşerona kar olarak dönen miktar, belediyelerin kasasından çıkan para anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla yerel yönetimlerin kendi hizmet süreçlerini kendilerinin yürüteceği, taşeron uygulamasından vazgeçecekleri bir yöntemin tespit edilmesi durumunda belediyelerin giderlerinde bir azalma sağlanacaktır. Doğru uygulama, çalışanların tamamını belediye bünyesinde istihdam etmek olsa da mevcut koşullarda bunun imkan dahilinde olmaması başka seçenekleri gündeme getirebilmelidir. Bu seçenek, özellikle AKP’li belediyelerin çok iyi bir şekilde uyguladığı şirketleşme politikasının hayata geçirilmesidir. AKP belediyelerinin uygulaması olarak sunulduğunda kulakları tırmalayan, rahatsızlık yaratan bu uygulamanın hayata geçirilmesinin birçok avantajı olacaktır. Hizmetlerin kendi şirketleri eliyle yapılmasını sağlayan bir belediyenin, yapılan hizmetin karşılığında ortaya çıkan karı kendi kasasına aktarması söz konusu olacaktır ki, bu uygulamayı başarıyla yerine getiren belediyelerin, merkezi hükümetin aktaracağı paylara hiç ihtiyacı olmadan, bütün hizmetlerini yürütebilme imkanlarına kendilerini kavuşturduklarını tespit etmek gerekir. Belediye şirketlerinin hizmet alımı işlerini yapmasının yanında üretime dönük faaliyetler yürütmesi de olanaklıdır. Şöyle ki, kentsel altyapı ve üstyapı hizmetlerinde kullanılan birçok malzeme dışarıdan, üreticilerden alınmakta; ya da işin kendisi bir başka yükleniciye yaptırılmaktadır. Kendi kullandığı taşı, çöp kovasını, sosyal donatı elemanlarını, altyapı malzemelerini kendi üreteceği tesislere sahip olmak iki önemli sonucu doğuracaktır. Birincisi, kentte üretim sektörünün gelişmesine katkı yapacak, istihdam sağlayacaktır. İkinci faydası ise hem üretimden, hem hizmetin yürütülmesinden ortaya çıkacak artı değer belediyenin kasasına girecek, belediyenin bütçesi, dolayısıyla ekonomisi güçlenecektir. Kendi şirketleri eliyle özellikle inşaat sektörüne girebilecek bir imkan yaratılabilirse, sosyal konut, ucuz konut yapımını da içeren bir örneğin bütün dünyaya gösterilmiş olması sağlanacaktır. Üretim alanlarını ve konut inşası gibi işleri işsizlikle mücadelenin aracına dönüştürme şansı yakalanacaktır. Buradan hareketle, sermayenin karına ve rantına dayalı olmayan, dayanışmacı bir ekonominin hayata geçirilebileceği herkese ispat edilebilecektir.

Belediye bünyesinde şirket kurma konusunda bazı girişimler yapılmış, ancak çeşitli nedenlerle sonuçsuz kalmıştır. Özellikle Diyarbakır’da büyükşehir belediyesi tarafından hayata geçirilmeye çalışılan, ancak AKP iktidarı tarafından engellenen Diyar A.Ş., Yenişehir belediyesi tarafından uygulanmaya çalışılan, halkın ilgisinin yönlendirilemediği marketçilik girişimi sonuçsuz kalan girişimlerdendir. Belediye şirketlerinin reklam, market, üretim, inşaat, altyapı-üstyapı müteahhitliği, hizmet alımı, mal alımı gibi birçok alanda faaliyetler yürütebilecek şekilde kurulması hayati faydalar getirecektir. Ancak birtakım engellerin çıkarılması durumunda alternatif bir yöntem benimsenebilir. Bu da dışarıdan kendi şirketini kurmak şeklinde tarif edilebilir. Yukarıda sayılan alanların her birinde ve farklı alanlarda çalışma yürütmek üzere, yurtsever kişilere özel hisseli şirketlerin kurdurulması, bu şirketlerin gelirlerinin tamamen yerel hizmetlere aktarılması, hatta partinin bile faydalanabileceği, sahip olarak görünenlerin sadece çalışan olduğu bir şirketleşme sürecine gidilebilir. Nitekim AKP belediyelerinin zenginleştirdiği şirketlerin AKP’yi zenginleştirdiği birçok örnek bilinmektedir. Yine Sanko, Boydak, Albayrak, Yimpaş gibi büyük sermaye şirketleri haline gelmiş bazı şirketlerin, yerel hizmetleri yürüten, belediyelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretim yapan firmalar olarak işe başladıkları değerlendirildiğinde, buradan yola çıkarak oluşturulacak bazı organizasyonların Kürt halkının, hatta hareketin hizmetine aktarılmasının, istihdam olanağı yaratması yanında ciddi ekonomik imkanlar sağlayacağı değerlendirilmelidir. Üstelik bizim belediyelerimiz üzerinden çok ciddi paralar kazanan bazı şirketlerin ise katkılarının yok denecek düzeyde olduğu da gerçektir. Bu durumda kendine ait şirketler kurarak, becerilemezse Kürt hareketine ait şirketler kurarak bu engel aşılabilir. Ekonomisi güçlü, merkezi bütçeden aldığı payı önemsemeyen, imar rantına muhtaç kalmayan bir yerel yönetimin önünün çok daha açık olması söz konusu olacaktır. Merkezi iktidarın, kentsel hizmetlerin sağlıklı yürütülmesini engelleyerek yerel yönetimleri ele geçirmek için, açlıkla terbiye etmenin başka bir versiyonu olarak adlandırılabilecek uygulamasıyla, birçok kaynağın belediyelere aktarılmasının önüne geçmesi karşısında, ona muhtaç olmadan belediyecilik yapma, imar rantına ihtiyacı olmadığından, kenti tehdit eden uygulamalara karşı duran bir belediyecilik imkanı ortaya çıkabilecektir.

Yerel yönetimlerin ekonomisinin güçlü olması kadar önemli bir konu da bütçenin nasıl oluşturulduğu, hangi ihtiyaçları karşılayabileceği, hangi çalışmaların yapılmasına imkan sağlayacağı hususudur. Bütçenin katılımcı yöntemle oluşturulması gerekmektedir. Ancak yerel yönetimlerimizde böyle bir uygulama mevcut değildir. Sadece Diyarbakır’da belediyelerin bütçelerinin tartışıldığı bir kent konseyi toplantısı yapılmakta, hazırlanan bütçeler katılımcılarla paylaşılmakta, varsa öneriler alınmakta, konu orada kapanmaktadır. Bu uygulamanın katılımcı bütçe uygulaması olmadığını tespit etmek gerekmektedir. Katılımcı bütçe, bütün meclislerin, kent dinamiklerinin, halkın, kısacası katılım sürecinin bütün aktörlerinin en başından itibaren içinde olduğu bir süreçtir. Öncelikle her alanın ihtiyaçları tespit edilir, talepleri alınır, bu ihtiyaç ve taleplerin hayata geçirilmesi için gerekli kaynak tespitleri yine bu kesimlerle işbirliği içinde yapılır, öncelikler yine katılımla belirlenir, belediyelerin zorunlu harcamaları v.s. ortaya konur, bütçede önceliklere göre kaynak aktarımını sağlayacak bir çalışma sonuçlandırılır. Aksi durumda birkaç saatlik bir toplantıda yapılan bütçe görüşmeleri o bütçenin hazırlanması sürecini katılımcı yapmaya yetmemektedir.

TÜRKİYENİN YASALARIYLA TÜRKİYE YE KUMPAS KURMAK.

Bir an önce kardeş belediye modeli gözden geçirilmelidir. PKK’nın para aklama ve resmiyete dökme yöntemlerinin başında gelir. yani TÜRKİYENİN kanunlarını uygulayarak Türkiye kumpas kuruluyor. HDP li belediyelerin kardeş belediyeleri hızla incelenmelidir geçmiş dönemlerdeki.

Türkiye kentlerinin çoğunda ve kentlerimizde sermayenin isteğine göre şekillenen, piyasa güçlerinin kent ölçeğinde egemen güç olduğu, arazi rantına endekslenmiş bir kent ekonomisi anlayışı, sürekli ve plansız büyüme gibi kabul edilemez bir durumu açığa çıkarmıştır. Türkiye kentlerinde yerel yönetimlerin ideolojik yaklaşımları gereği sermayenin isteğine göre şekillendirdikleri kentsel süreçler, bizim yerel yönetim uygulamalarımızda imar uygulamalarının yarattığı ranta belediyelerin gelir kapısı olarak bakan anlayışla üretilmektedir. Açıkçası belediyelerin imar uygulamalarının yarattığı rantı tek gelir kapısı olarak değerlendirmesi, kendini imar rantına mahkum bırakarak olumsuz etkiye açık hale gelmesi de doğru değildir. Nitekim kentlerdeki birçok yoğunluk artırıcı imar tadilatı, verilmemesi gereken kararlar sonucu gelişen çarpık yapılaşmanın en önemli sebebi imar uygulamalarından elde edilmesi beklenen gelirden vazgeçilememesidir. Bu durumun yarattığı en vahim sonuç, kentlerimizin bugününün ve yarının ipotek altına alınmasıdır. Çarpık kentleşmenin ortaya çıkmasına neden olan bu tür kararları almamak için, yerel yönetimlerin kaynaklarını çeşitlendirmeleri zorunluluğu bulunmaktadır. Bu çerçevede, yerel yönetimlerin bazı çalışmaları yapmak ve tedbirler almak üzere harekete geçmesi, kendi ekonomisini kuracak, bir anlamda ekonomik bağımsızlığını elde edecek koşulları yaratması kaçınılmaz bir sorumluluktur. Bilindiği üzere yerel yönetimler birçok konuda hizmet alımı yapmakta, taşeron uygulamasına gitmektedir.

Belediyelerin personel giderlerinin toplam bütçe içindeki payının % 30’u geçmemesi gibi bir sıkıntı olduğundan sınırlı sayıda personel istihdam edebilen belediyeler, personel açığını taşeron uygulaması ile gidermektedirler. Taşeron, çalıştırdığı personele yaptığı ödemelerin ve harcamaların dışında, kendi kasasına da para akmasını sağlayan bir kar elde etmektedir. Taşerona kar olarak dönen miktar, belediyelerin kasasından çıkan para anlamına gelmektedir. Dolayısıyla yerel yönetimlerin kendi hizmet süreçlerini kendilerinin yürüteceği, taşeron uygulamasından vazgeçecekleri bir yöntemin tespit edilmesi durumunda belediyelerin giderlerinde bir azalma sağlanacaktır. Doğru uygulama, çalışanların tamamını belediye bünyesinde istihdam etmek olsa da mevcut koşullarda bunun imkan dahilinde olmaması başka seçenekleri gündeme getirebilmelidir. Bu seçenek, özellikle AKP’li belediyelerin çok iyi bir şekilde uyguladığı şirketleşme politikasının hayata geçirilmesidir. AKP belediyelerinin uygulaması olarak sunulduğunda kulakları tırmalayan, rahatsızlık yaratan bu uygulamanın hayata geçirilmesinin birçok avantajı olacaktır. Hizmetlerin kendi şirketleri eliyle yapılmasını sağlayan bir belediyenin, yapılan hizmetin karşılığında ortaya çıkan karı kendi kasasına aktarması söz konusu olacaktır ki, bu uygulamayı başarıyla yerine getiren belediyelerin, merkezi hükümetin aktaracağı paylara hiç ihtiyacı olmadan, bütün hizmetlerini yürütebilme imkanlarına kendilerini kavuşturduklarını tespit etmek gerekir. Belediye şirketlerinin hizmet alımı işlerini yapmasının yanında üretime dönük faaliyetler yürütmesi de olanaklıdır. Şöyle ki, kentsel altyapı ve üstyapı hizmetlerinde kullanılan birçok malzeme dışarıdan, üreticilerden alınmakta; ya da işin kendisi bir başka yükleniciye yaptırılmaktadır. Kendi kullandığı taşı, çöp kovasını, sosyal donatı elemanlarını, altyapı malzemelerini kendi üreteceği tesislere sahip olmak iki önemli sonucu doğuracaktır. Birincisi, kentte üretim sektörünün gelişmesine katkı yapacak, istihdam sağlayacaktır. İkinci faydası ise hem üretimden, hem hizmetin yürütülmesinden ortaya çıkacak artı değer belediyenin kasasına girecek, belediyenin bütçesi, dolayısıyla ekonomisi güçlenecektir. Kendi şirketleri eliyle özellikle inşaat sektörüne girebilecek bir imkan yaratılabilirse, sosyal konut, ucuz konut yapımını da içeren bir örneğin bütün dünyaya gösterilmiş olması sağlanacaktır. Üretim alanlarını ve konut inşası gibi işleri işsizlikle mücadelenin aracına dönüştürme şansı yakalanacaktır. Buradan hareketle, sermayenin karına ve rantına dayalı olmayan, dayanışmacı bir ekonominin hayata geçirilebileceği herkese ispat edilebilecektir.

Belediye bünyesinde şirket kurma konusunda bazı girişimler yapılmış, ancak çeşitli nedenlerle sonuçsuz kalmıştır. Özellikle Diyarbakır’da büyükşehir belediyesi tarafından hayata geçirilmeye çalışılan, ancak AKP iktidarı tarafından engellenen Diyar A.Ş., Yenişehir belediyesi tarafından uygulanmaya çalışılan, halkın ilgisinin yönlendirilemediği marketçilik girişimi sonuçsuz kalan girişimlerdendir. Belediye şirketlerinin reklam, market, üretim, inşaat, altyapı-üstyapı müteahhitliği, hizmet alımı, mal alımı gibi birçok alanda faaliyetler yürütebilecek şekilde kurulması hayati faydalar getirecektir. Ancak birtakım engellerin çıkarılması durumunda alternatif bir yöntem benimsenebilir. Bu da dışarıdan kendi şirketini kurmak şeklinde tarif edilebilir. Yukarıda sayılan alanların her birinde ve farklı alanlarda çalışma yürütmek üzere, yurtsever kişilere özel hisseli şirketlerin kurdurulması, bu şirketlerin gelirlerinin tamamen yerel hizmetlere aktarılması, hatta partinin bile faydalanabileceği, sahip olarak görünenlerin sadece çalışan olduğu bir şirketleşme sürecine gidilebilir. Nitekim AKP belediyelerinin zenginleştirdiği şirketlerin AKP’yi zenginleştirdiği birçok örnek bilinmektedir. Yine Sanko, Boydak, Albayrak, Yimpaş gibi büyük sermaye şirketleri haline gelmiş bazı şirketlerin, yerel hizmetleri yürüten, belediyelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretim yapan firmalar olarak işe başladıkları değerlendirildiğinde, buradan yola çıkarak oluşturulacak bazı organizasyonların Kürt halkının, hatta hareketin hizmetine aktarılmasının, istihdam olanağı yaratması yanında ciddi ekonomik imkanlar sağlayacağı değerlendirilmelidir. Üstelik bizim belediyelerimiz üzerinden çok ciddi paralar kazanan bazı şirketlerin ise katkılarının yok denecek düzeyde olduğu da gerçektir. Bu durumda kendine ait şirketler kurarak, becerilemezse Kürt hareketine ait şirketler kurarak bu engel aşılabilir. Ekonomisi güçlü, merkezi bütçeden aldığı payı önemsemeyen, imar rantına muhtaç kalmayan bir yerel yönetimin önünün çok daha açık olması söz konusu olacaktır. Merkezi iktidarın, kentsel hizmetlerin sağlıklı yürütülmesini engelleyerek yerel yönetimleri ele geçirmek için, açlıkla terbiye etmenin başka bir versiyonu olarak adlandırılabilecek uygulamasıyla, birçok kaynağın belediyelere aktarılmasının önüne geçmesi karşısında, ona muhtaç olmadan belediyecilik yapma, imar rantına ihtiyacı olmadığından, kenti tehdit eden uygulamalara karşı duran bir belediyecilik imkanı ortaya çıkabilecektir.

Yerel yönetimlerin ekonomisinin güçlü olması kadar önemli bir konu da bütçenin nasıl oluşturulduğu, hangi ihtiyaçları karşılayabileceği, hangi çalışmaların yapılmasına imkan sağlayacağı hususudur. Bütçenin katılımcı yöntemle oluşturulması gerekmektedir. Ancak yerel yönetimlerimizde böyle bir uygulama mevcut değildir. Sadece Diyarbakır’da belediyelerin bütçelerinin tartışıldığı bir kent konseyi toplantısı yapılmakta, hazırlanan bütçeler katılımcılarla paylaşılmakta, varsa öneriler alınmakta, konu orada kapanmaktadır. Bu uygulamanın katılımcı bütçe uygulaması olmadığını tespit etmek gerekmektedir. Katılımcı bütçe, bütün meclislerin, kent dinamiklerinin, halkın, kısacası katılım sürecinin bütün aktörlerinin en başından itibaren içinde olduğu bir süreçtir. Öncelikle her alanın ihtiyaçları tespit edilir, talepleri alınır, bu ihtiyaç ve taleplerin hayata geçirilmesi için gerekli kaynak tespitleri yine bu kesimlerle işbirliği içinde yapılır, öncelikler yine katılımla belirlenir, belediyelerin zorunlu harcamaları v.s. ortaya konur, bütçede önceliklere göre kaynak aktarımını sağlayacak bir çalışma sonuçlandırılır. Aksi durumda birkaç saatlik bir toplantıda yapılan bütçe görüşmeleri o bütçenin hazırlanması sürecini katılımcı yapmaya yetmemektedir.

(ARKASI YARIN)

DİP NOT : ZEYNEP AY MÜSTEAR ADINI KULLANAN EKİP ÜYEMİZ 2009-2013 YILLARI İÇİNDE PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İÇİNDE DİYARBAKIR BÖLGE SORUMLULUĞU YAPMIŞ ÜST DÜZEY ESKİ BİR MİLİTANDIR. ŞİMDİ İSE YURTSEVER BİR VATANDAŞ OLARAK TÜRK DEVLETİNE HİZMET ETMEKTEDİR. SİTEMİZDE BULUNAN BU BÖLÜMDEN ZEYNEP HANIMIN DİĞER ÜST DÜZEY PKK MİLİTANLARI VE FETÖ ÖRGÜTÜ MİLİTANLARI İLE – Kİ BİR KISMI HALEN HİZMETE DEVAM EDİYOR – YAPMIŞ OLDUĞU GÖRÜŞMELERİ VE BU KONUDAKİ ÖNEMLİ İFŞAATLARI GÜNLÜK OLARAK TAKİP EDEBİLECEKSİNİZ.

T.C.’NİN TEM FAALİYETLERİ DOSYASI : PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ESKİ BÖLGE SORUMLUSU DEVLETİN TERÖRLE MÜCADELESİNİ DEĞERENDİRİYOR !!!!!


ÖNCELİKLE ÖZEL BÜRO ÇALIŞANLARINA VE BÜTÜN YURTSEVERLERE TEŞEKÜR ETMEK İSTİYORUM.

1995’TEN BERİ PKK’NIN İÇİNDE OLUP, SON ÜÇ YILDIR DA UZAKTAN İZLEMEYİ TERCİH ETTTİĞİM BİR SÜREÇ YAŞIYORUM. BİR ÇOK ŞEY YAŞADIK VE BİR ÇOK ŞEYE ŞAHİTLİK ETTİK. YAZDIKLARIMIN HEPSİ SADECE BENİM GÖRÜŞLERİMDİR, BAZEN ÖNERİMLERİM OLACAK AMA EN ÖNEMLİSİ DEVLETİN YETKİLİLERİNİN OKUMASINI İSTİYORUM.. BUNDAN SONRA GÖRECEĞİZ. DUYACAĞIZ VE KONUŞACAĞIZ..

BEN IRAK DUHOK’TA YAŞIYORUM. TÜRKİYEDE DE BİRÇOK DOSTUMUZ, ARKADAŞIMIZ VAR… “UZAKTAN BAK”TAN DAHA İYİ OLDU BU DURUM ÇÜNKÜ KORKUSUZ VE TARAFSIZ BAKABİLİYORUZ ŞUANDA..

KISMET OLURSA UZUN BİR YAZI DİZİSİ OLACAK, SİZDEN GELECEK OLAN ÖNERİLER, ELEŞTİRİLER ÇOK ÇOK ÖNEMLİ…. BU ÇALIŞMAMIZ SADECE OKUNUP GEÇİLECEK BİR YAZI DİZİSİ OLMAYACAK BİR ÇOK SIRRI, MAĞDURİYETİ DE AÇIĞA ÇIKARACAK. BELKİ DE BİR ÇOK SAVCILIK İFADELERE BAŞVURACAKTIR.. AMACIMIZ DEVLETİN ÇALIŞMALARINI KÜÇÜMSEME VEYA HİÇSELLEŞTİRMEK DEĞİL TAM TERSİNE HAKKINI VEREREK BAŞKA BİR GÖZ OLARAK BURDAN BAKIP GÖRDÜKLERİMİZİ DE MASAYA YATIRMAKTIR.

GÜNCEL BAŞLIKLAR İLE BAŞLIYACAZ YAZIMIZA.. GENEL HATLARIYLA BAŞLIKLANDIRACAĞIM..

1. FETÖ’NÜN YIKTIĞI HAYATLAR, YAŞAMLAR ? FETÖ’NÜN ÖLÜ HÜCRELERİ ? FETÖ’NÜN HEDEFİNDEKİ AVRASYACILAR KİMLER ?

2. HDP’NİN İÇİNDEKİ FETÖ YAPILANMASI ? AMACI NEYDİ BU YAPILANMANIN ? HDP’NİN GELİR KAYNAKLARI NELERDİR VE KİMLERDİR ?

3. GİZLİ TANIKLAR NEDEN DEŞİFRE EDİLİYOR ?, ADALET BAKANLIĞI VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ BİLGİSİ VARMI ? GİZLİ TANIK BİLGİLERİ KARŞILIĞINDA ÖRGÜTTEN FETÖ NE TALEP ETTİ ?

4. TÜRKİYE BASININDAKİ FETÖ VE HDP’LİLER ? YANİ ONLARA ÇALIŞANLAR KİMLERDİR ?

5. ÖRGÜTTEN KAÇAN ESKİ MİLİTANLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR, İNFAZ EDİLENLER ?, TÜRKİYEDEKİLER İLE İLGİLİ BİR TASARRUF VAR MIDIR ? ROJ PEŞMERGE PROJESİNİ TSK NEDEN HAYATA GEÇİRMİYOR ? EKİ PKK’LILARI MEVCUT OPERASYONLARDA KULLANAMAZ MI ?

6. ÖRGÜTTEN KOPMAK İSTEYENLER, KAÇMAK İSTEYENLER NEDEN ÇARESİZ ?

7. ÖRGÜTÜN YANİ PKK’NIN FİNANS KAYNAĞI, LOJİSTİK KAYNAKLARI NELERDİR VE KİMLERDİR ?

8. DEŞİFRE OLAN GİZLİ TANIKLAR İLE ROPORTAJLAR VE ESKİ MİLİTANLAR İLE SÖYLEŞİLER YAPILACAKTIR…

ZEYNEP AY

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ESKİ BÖLGE SORUMLUSU