ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : İmam Hatip’te erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan Kuran hocasına ‘iyi hal ‘indirimi


İmam Hatip’te erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan Kuran hocasına ‘iyi hal’ indirimi

İstanbul Fatih Atatürk İmam Hatip İlköğretim Okulu’nda ücretli öğretmenlik ve Kuran kursu hocalığı yapan Seyfettin Tekin, öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Tekin’in cezasında iyi hali indirimi uygulandı.

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre, B.A’nın ailesinden 3 yıl boyunca gizlediği cinsel istismar, 2017 yılında makat bölgesinde kanama şikayetiyle Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne götürülmesiyle anlaşıldı. Muayene sonucunda B.A’nın cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıktı. Annesinin suç duyurusunda bulunması üzerine B.A. Fatih Çocuk Büro Amirliği’nde yaşadıklarını anlattı. 2015 yılında 8. sınıftayken Kur’an Kursu hocası Seyfettin Tekin tarafından cinsel istismara uğradığını açıklayan B.A, hocanın kendisi ile çok ilgilendiğini, kıyafet, ayakkabı aldığını, her bayram kendisini hamama götürdüğünü bundan ilk başlarda şüphelenmediğini aktardı. B.A, bir gün okuldan çıktıktan sonra kursa gittiğini ve çok uykusunun geldiğini belirterek Tekin’in kendisine uyku ilacı gibi bir şey verdiğinden şüphelendiğini dile getirdi. B.A, şüpheliye uyumak istediğini söylediğinde şüphelinin ‘gel benim odamda uyu’ dediğini, uyuyup uyandıktan, Tekin’i yanında pantolonu giyerken gördüğünü, kendisinin ise pantolonsuz olduğunu ve makatın çok acıdığını ve ıslak olduğunu fark ettiğini anlattı. Olay yerinden hemen uzaklaşıp evine gittiğini daha sonra sanığın kendisini her gördüğünde özel bölgelerine dokunduğunu aktardı.

İTİRAF ETTİ

Cinsel istismarın çocuğun beyanıyla ortaya çıkmasının ardından aynı gün, Fatih Çocuk Büro Amirliği’ne çağrılan Seyfettin Tekin ise cinsel istismarı itiraf etti. Tekin, B.A’nın 3 sene önce İstanbul Fatih’te bulunan Atatürk İmam Hatip Kuran kursu derslerine girdiğini belirtti. B.A.’ya maddi yardımda bulunduğunu da beyan etti. Seyfettin Tekin, ifadesinde mağdur ile cinsel ilişkiye girmediğini ancak cinsel davranışlarda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi.

MAHKEMEDEN İSTİSMARA İYİ HAL İNDİRİMİ

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında ise daha önceki ifadesini reddeden sanığa, çocuğun nitelikli cinsel istismarından 30 yıl hapis cezası verildi. Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulayan mahkeme heyeti cezayı 25 yıla indirdi. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası da yine indirimle 3 yıl 1 ay 15 güne çevrildi.

Dava süresince tutuksuz yargılanan sanık, karardan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İHD’DEN AÇIKLAMA

İHD İstanbul Çocuk Hakları Komisyonu Twitter hesabından şu açıklama yapıldı:

Bugün, Çağlayan Adliyesi 9.Ağır ceza mahkemesinde görülen ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak takip ettiğimiz B.A davasında, istismarcı sanık cami hocası 28 yıl ceza aldı ve mahkemede tutuklandı.

BU ÇOCUKLAR KİMLERE EMANET EDİLİYOR

Gazeteci Burcu Karakaş "Dindar nesil yetiştirme gayesiyle başlatılan “Camiler Çocuk Dolsun, Ahlakı Kuran Olsun” projeleri yürüten devlet, aşağıdaki formları hazırlamak dışında (!) çocuk Kuran kurslarını ne kadar denetliyor? Bu çocuklar kimlere emanet ediliyor?" diyerek şu belgeyi paylaştı:

Karakaş açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Kuran kursu hocası hapis cezası alarak cezaevine gönderildi, peki ya kurs yöneticileri? Kursları denetlemeyenler? Din eğitimi altında çocuk istismarına göz yumanlar? Çocukların çıkaramadığı ses olmak zorundayız.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : 15 yaşındaki kız çocuğunu kaçırıp Özgecan Aslan’ın videosunu izletip 3 gün boyunca tecavüz etmişler !!!


15 yaşındaki kız çocuğunu kaçırıp Özgecan Aslan’ın videosunu izletip 3 gün boyunca tecavüz etmişler !!!

Mersin’de 15 yaşındaki lise öğrencisi, bir şahıs tarafından kaçırıldığını ve 3 gün boyunca cinsel istismara uğradığını iddia etti. Özgecan Aslan’ın yaşadıkları anlatılarak korkutulduğunu, ailesiyle tehdit edildiğini öne sürülen kız çocuğu, serbest bırakılan şahsın cezalandırılmasını istedi.

Mersin’in merkez Toroslar ilçesinde ailesiyle birlikte yaşayan lise 2’inci sınıf öğrencisi Z.G.K. (15), kendisinden yaşça oldukça büyük bir şahıs tarafından kandırıldığını ve tehdit edilerek kaçırıldığını öne sürdü. 3 gün boyunca alıkonulduğunu ve bu süre boyunca da birçok kez cinsel istismara uğradığını iddia eden Z.G.K, cep telefonuyla arkadaşının annesinden ‘Beni kurtarın’ diye yardım istediğini, telefon sinyalinin geldiği yeri tespit eden polis tarafından bulunduğunu ve kurtarıldığını anlattı. Z.G.K, daha sonraki süreçte annesi ve babasıyla birlikte Çocuk İzleme Merkezine gittiklerini ancak orada şikayetçi olmadığını söyleyerek, “Çünkü beni ailemle tehdit etti. Dayımın en küçük oğluna zarar vereceğini söyledi. Benim yüzümden kimseye zarar gelmesini istemediğim için şikayetçi olmadım. Daha sonra annemlere anlattım ve şu anda şikayetçiyim. Cezasını çeksin. Bu, kimsenin yanına kalmasın istiyorum” ifadelerini kullandı.

“İÇİMDEKİLERİ KENDİME BİLE ANLATAMIYORUM

Özgecan Aslan’ın yaşadıkları anlatılarak korkutulduğunu, hala yaşadığı dehşetin izlerini taşıdığını ifade eden Z.G.K, kendisini çok kötü hissettiğini vurgulayarak, “Akşamları hiç uyuyamıyorum. İçimdekini kendime bile anlatamıyorum. Kendime anlatamadığımı size de anlatamıyorum. Çok korktum ve hala da korkuyorum. Her an sanki kapıdan geleceklermiş gibi hissediyorum. Bazen babama bakarken onları görüyorum. İyice psikolojim bozuldu. Üç gün ne olduysa her akşam onlar geliyor aklıma. ‘Beni bulmasalardı onların elinde ne hale gelirdim’ diye düşünüyorum. Geceleri tek uyuyamıyorum, ablama sarılıp yatıyorum. Akşam yatarken sayıklıyormuşum” dedi.

“KENDİME SÖZ VERDİM, POLİS OLACAĞIM”

Ailesinin, yaşananların ardından kendisine çok iyi davrandığını belirten Z.G.K, “Şu an tek isteğim okuluma gitmek. Okula giderken karşıma çıkarlar, bir şey olur diye annemler beni açık öğretime yazdırdılar. Ablam, kardeşlerim okula gidiyor, ben gidemiyorum ve kendimi çok kötü hissediyorum. Okula gitmek istiyorum. Polis olmak istiyorum. Çünkü başıma gelenleri belki başkaları da yaşayacak. Ben de sesini duyuramayan insanlara el uzatmak istiyorum. Kendime bir söz verdim; polis olacağım. O insanların içeri girmelerini, diğer insanlarınsa rahatlıkla nefes almalarını sağlamak istiyorum” diye konuştu.

AİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Kızlarının yaşadıklarının ardından yaklaşık bir ay önce Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan aile, CİMER’e de dilekçe yazarak şikayetini bildirdi. Aile şimdi her iki şikayetin de sonucunu bekliyor. Çocuğunun kaybolduğunu, üç gün boyunca bulamadıklarını, daha sonra kaçırıldığını öğrendiklerini söyleyen Anne Nergis K., “Çocuğumu ben aldım ama nasıl aldım? Üç gün içinde ne yaşadığımı bilemedim. Kaçıran şahıslar bir aydır dışarıda geziyor. Üç gün boyunca çocuğumun sağ mı ölü mü olduğunu bilemedim. Adaletten yardım istiyorum. Benim çocuğum yandı, başka anne-babaların çocukları yanmasın, böyle bir olay yaşamasın. Davacıyım ve bu şahısların cezalarını çekmelerini istiyorum. Özgecan’ın videosunu izleterek çocuğuma tecavüz etmiş. Gereken neyse yapılmasını istiyorum” şeklinde konuştu.

Baba Derviş K. de, “Büyüklerimizden adalet istiyorum. Bu şahısların cezalarını çekmelerini istiyorum” ifadelerini kullandı.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : “İSLAM ÜLKELERİNDE OĞLANCILIK VE SÜBYANCILIK NEDEN YAYGINDIR ? NEDENLERİ AYET VE HADİSLERİ VE ÇARESİ”


“İSLAM ÜLKELERİNDE OĞLANCILIK VE SÜBYANCILIK NEDEN YAYGINDIR ? NEDENLERİ AYET VE HADİSLERİ VE ÇARESİ”

Kısaca oğlancılık ve/veya sübyancılık erkek ve kız çocuklarına karşı duyulan cinsel arzulara ait bir psikos*ksüel hastalıktır.

Bu hastalıklı fiilleri işleyenlere oğlancı veya sübyancı denilir. Bu hastalar kendi cinsleri veya karşı cinsteki çocuklara s*ksüel arzu duyabilir. Sadece küçük erkek çocuklara karşı cinsel arzu duyanlara oğlancı her iki cinsteki çocuklara arzu duyanlara ise sübyancı denir.

Bu psikos*ksüel hastalar normal karşı cinsten büyüklerle s*ks yapmaktan çekinirler dolayısıyla çeşitli yollardan kamuflaj yaparak küçük çocuklara yönelerek çok sayıda tecavüze sebep olurlar. Bu hastaların literatürdeki adı pedofilidir ve sübyancı sözcüğü ile eşanlamlıdır.

Bilindiği gibi sübyan Arapça kökenli ve küçük çocuk anlamına gelmektedir-genellikle 7-12 yaş arası. Sübyancı ve oğlancı sapıkların en küçük çocuklara tecavüz olayını gerçekleştirirken en önemli kamuflaj aracı dindir.

Bilhassa son senelerde Türkiye’de çocuklara tecavüz eden pedofili hastalarının dini vakıf ve yurtlar ile din eğitimi veren kurum ve Kuran kurslarında çıkmasının nedeni dinin kamuflaj olarak kullanılmasıdır. Hatta bu pedofili hastaları uzun yıllar din eğitimi görmüş ve çocuklara din eğitimi veren yaşlı başlı insanlar arasından çıkması çok anlamlıdır ki nedenlerini yazacağım.

Öncelikle bir saptamayı ortaya koymamız gerekmektedir. O da pedofili hastalığının çıkış yerinin Arap ülkeleri ve bilhassa Arabistan yarımadası olmasıdır.

Birkaç yıl önce Birleşik Arap Emirlikleri’nden kara çarşaflı dindar bir kadın olan Vedad Lutah yayımladığı kitabında yazmış ve şu saptamayı ortaya koymuştur ki Araplar evlenmeden önce ilk s*ks deneyimlerini erkeklerle yaşıyorlar.

Bu saptama tarihsel olarak böyledir ve Araplar çok küçük yaştaki kızlarla evlenerek pedofili arzularını geleneksel hale getirmişlerdir. Öyle ki Arap geleneğinde dokuz yaşındaki bir kız evlenir ve gerdeğe girer. İslamiyet öncesi yaşanılan bu gelenek daha sonra Araplar tarafından kamufle edilmek üzere dinselleştirilerek İslam hukukuna-fıkıh-sokulmuştur.

Örneğin İslam’ın önde gelen hadisçileri Buhari Müslim ve Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed bin Hanbel kitaplarında Peygamber’in karısı Ayşe’den ‘’Ben altı yaşındayken Allah’ı resulü benimle evlendi dokuz yaşında iken de zifafa girdik” hadisini naklederler.

Bence Arap pedofili hastalarının fıkıha kattıkları bu hadis İslam ülkelerinde neden çok fazla sübyancılık olduğunu açıklamaya yeter ki dini kullanan sübyancı sapıklar bundan manevi cesaret alır çok rahat tecavüz ederler küçük çocuklara.

Sübyancı sapıkların zihniyetlerindeki parçaları birleştirmeye devam edelim.

İslam’ın önde gelen alimlerinden ve her yazdıkları fıkıh delili olarak kabul edilen Kurtubi İbni Arabi İbni Şaban Abdullah İbni Ömer-Hz. Ömer’in oğlu-Suyuti İbni Hacer Askalani İbni Cerir Tabari ve daha bir çoğunda ‘’Hz. Ömer bir gün Peygamber’e gelip dediki: Mahvıldum ya Resulallah; Peygamber:Seni seni helak eden nedir? Diye sordu; Ömer:Dün gece eşime gidiş yolunu değiştirdim-arkadan yaklaştım-Bunun üzerine şu ayet indi:

”Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. ”-Bakara 223.

Bu ayete nasıl mana verdiklerini bilmem ama buna dayanarak Araplar arasında eşlerine dübürlerinden yanaşmak helal işler dairesindedir ve bu Arap sapıklığı tüm İslam ülkelerine yayılmıştır.

Bakın İslam ülkelerinde yukarıda açıkladığım ayete dayanarak eşlerine dübürlerinden yanaşma o kadar yaygın ki Maliki mezhebinin kurucusu Malik İbni Enes’e ‘’Acaba insan helaliyle anal yolla ilişkiye girebilir mi? Diye sorduklarında şöyle dedi:Daha şimdi bu iş yapıp gusul abdesti aldım” yanıtını verdi ve bu bilgi İslam’ın önde gelen alimlerinden Celalettin Suyuti’nin Eddur’il Mensur c.1 s.266’da kayıtlıdır.

Ayrıca İslam dünyasında Kütübü Sitte diye bilinen 6 sağlam hadis kitabından olan Nesai’de‘’Bu işin haram olduğuna dair sahih rivayet bulunmamaktadır” şeklinde kayıtlıdır.

Yukarıda açıkladığım Arap sübyancı geleneğine ait çok küçük yaştaki kız çocuklarının evlendirilmesinin İslam fıkhına sokulması ve hemen üstte açıkladığım bir erkeğin karısına dübüründen-popo-yanaşmasının önemli delillerle helal kabul edilmesi İslam coğrafyasında pedofili psikos*ksüel sapıklığının normal kabul edilir olmasını sağlamıştır ki şimdi bu toplumsal yaranın nedeninin üçüncü ayağını açıklayacağım.

Kuran’ın Tur suresi 24.ayeti ‘’Etraflarında sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır” anlamını ifade eder ki cennette cennetliklerin etraflarında dolaşan gılmanlardan bahseder.

Gılman’ın anlamı bıyığı terlememiş genç ve güzel çocuk demektir.

Ayrıca yine Kuran’ın İnsan suresi 19.ayetinde ‘’Etraflarında Vildanlar(ölümsüz delikanlılar) dolaşır onları görünce sanırsın ki saçılmış incilerdir” ayeti ile gılman ayeti oğlancı sapıkların yanlış anlamasıyla iştahlarını kabartmış ve hep küçük yaştaki parlak erkek çocuklarla bu en iğrenç fiili işlemişlerdir.

Hatta İslam tarihinde nice halifeler sadece kadın cariyelerden kurulan haremle yetinmemişler parlak güzel erkek çocuklardan kurulu haremleri de saraylarından eksik etmemişlerdir.

İşte İslam dünyasındaki küçük çocuklara tecavüz olayının üç dinsel sacayağını açıklamaya çalıştım ki bunlar tecavüzcü dinci sapıkların sarıldığı güya delillerdir.

Kendisini Müslüman ve çocukların din öğretmeni olarak kabul edip te din eğitimi verilen okullar Kuran kursları İslam’ı yayma adına açılmış yurtlarda oğlancılık/sübyancılık alçaklığını işleyen sapıkların bu fiili işlerken kendi sapkın yorumlarına dayanarak yukarıda sıraladığım üç delili göz önünde bulundururlar ki bu psikos*ksüel hastalıklarından hiçbir zaman kurtulamazlar.

İslam dünyasını kanser gibi sarmış bu pedofili hastalığına karşı üç önlem gerekmektedir.

Bunlar:

1-Çocukları dindar ve terbiyeli yetiştirme gayesi ile elinizden alan okullar kurslar ve yurtlardan uzak tutmak

2-Çocuklara bilimsel temellere dayalı ve beyinlerinde kendileri olacakları özgür düşünce sistemini yaratacak eğitim ve öğretim kurumlarına vermek

3-Bilhassa küçük çocuklara musallat olan tecavüzcü sübyancı sapıklara caydırıcı önlem olarak tıbbi yöntemlerle onları ömür boyu iğdiş(hadım) edecek ceza yasasını getirmek.

İslam coğrafyasının her santimetrekaresinin kan barut bombalar toplu katliamlar hırsızlıklar devleti yönetenlerin talanları ve bugün işlediğimiz küçük çocuklara tecavüz olaylarının sebepleri nelerdir? Diye sorduğumuzda hepsinin altında tarih boyunca alçak sahtekarların dine soktukları uydurmalar yattığı ortaya çıkmaktadır. Seküler ve bilimsel eğitimden başka bir şey Müslüman dünyasını kurtaramaz.

Kaynak yazı: http://www.halkinhabercisi.com/

LİNK : https://tammakale.com/2019/07/islam-ulkelerinde-oglancilik-ve-subyancilik-neden-yaygindir-nedenleri-ayet-ve-hadisleri-ve-caresi/?fbclid= IwAR0ImH8E050S2NFoFM1gYOW_9da0H-5cr2XkhYqqr1NaHAFc_UhxG0BqJO8

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : Çocuklara cinsel istismar 14 senede 14 bin arttı !!!!


Çocuklara cinsel istismar 14 senede 14 bin arttı !!!!

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında, Veri Kaynağı’nın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Adalet Bakanlığı’ndan derlediği verilere göre 18 bin 290 suçtan çocuklara cinsel istismar davası açılırken, her 1000 çocuktan 16’sının suça sürüklendiği kaydedildi. Toplam nüfus oranı içinde çocuk nüfusu ise giderek azalıyor.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde kanunen çocuklara tanınan ve tanınması gereken haklar hakkında farkındalık yaratılmayı amaçlayan bir gün olarak 1989’dan beri kutlanıyor.

Veri Kaynağı’nın ‘Türkiye’de Çocuk Hakları’ bülteni, 18 yaş altı her bireyin ‘çocuk’ kabul edildiği BM sözleşmesinden yola çıkarak hazırlandı.

Nüfusun yüzde 28’i çocuk; 2080’de yüzde 19’a gerileyebilir

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2018 yıl sonu itibarıyla Türkiye nüfusu 82 milyon 3 bin 882 iken bunun 22 milyon 920 bin 422’si çocuk.

Çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 1935-2080. (Tablolar: TÜİK ve Veri Kaynağı)

BM tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 48.5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41.8 ve 2018 yılında yüzde 28 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına bakıldığında ise çocuk nüfus oranının 2040 yılında yüzde 23.3; 2060 yılında yüzde 20.4 ve 2080 yılında yüzde 19 olacağı öngörülüyor.

Kız çocuklarının ilkokula gitme oranlarında Gümüşhane son, Şanlıurfa ilk sırada
Milli Eğitim istatistiklerine göre ilkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2017-2018 öğretim yılında yüzde 91.5 oldu.

Bu eğitim öğretim döneminde ilkokulda birinci ve dördüncü sınıfa giden kız çocuklarının oranı il bazında değerlendirildiğinde, yüzde 61.3’le Gümüşhane son sırada yer almaktadır.

2017-2018 eğitim öğretim döneminde ilkokulda kız çocuklarının okullaşma oranı

Yüzde 94 civarındaki oranlarla sırasıyla Şanlıurfa, Van ve Siirt ise ilk üç sırada yer alıyor.

18 bin 290 suçtan çocukların cinsel istismarı hakkında dava açıldı

Adalet Bakanlığı’nın ‘yıllar itibariyle yayınlanan adli istatistik verileri’nden derlenen bilgilere göre 2018’de 18 bin 290 suçtan çocukların cinsel istismarı hakkında dava açıldı.

Çocukların cinsel istismarı hakkında açılan davalarda suç sayıları 2004-2018.

Söz konusu rakamlar 2004’te 4 bin 32 civarındayken, 2010 yılında hızlı bir artış göstererek 16 bin 135’e yükseldi.

18 yaş altı çalışan çocuk sayısı yükseldi

2017 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 20.3 iken bu oran 2018 yılında yüzde 21.1’e yükseldi.

2018 yılında 15-17 yaş gurubundaki çocukların cinsiyet bazında işgücüne katılma oranları

2014 yılında ise bu oran erkekler için yüzde 29.4, kızlar için de yüzde 12.1 olarak kaydedilmişti.

Ağrı yüzde 14.8 ile kız çocuk evlenmelerinde ilk sırada

İstatistiklere göre 16-17 yaş grubundaki kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2014 yılında yüzde 5.8 iken, 2018 yılında yüzde 3.8’e düştü.

2018 yılında 16-17 yaş grubundaki evlenen kız çocuklarının toplam evlenmeler içindeki oranı

Söz konusu oranlar il bazında incelendiğinde 2018 yılında Ağrı yüzde 14.8’le kız çocuk evlenmelerinde en üst sırada yer aldı. Ağrı’yı yüzde 14.1’le Muş ve yüzde 12.5’le Bitlis izledi.

Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en düşük olduğu iller ise yüzde 0.7 ile Bolu, yüzde 0.9 ile Trabzon ve Artvin.

16-17 yaş grubundaki evlenen erkek çocuklarının toplam evlenmeler içindeki oranı ise yüzde 0.2 olarak kaydedildi. Bu oran 2005 yılında yüzde 0.5 idi.

1000 çocuktan 16’sı suça sürüklendi

Adalet Bakanlığı’nın ‘adli istatistik verileri’nden derlenen bilgilere göre 2018 yılında her 1000 çocuktan 16’sı suça sürüklendi.

Çocuk nüfusta suça sürüklenen çocuk sayısı (100.000 üzerinden hesaplanmıştır.)

Bu oran 2001 yılında yüzde 0.08 olarak kaydedilmişti. 2012 yılından itibaren her 1000 çocuktan ikisinin suça sürüklendiği görülüyor.

Trafik kazalarında hayatını kaybeden çocukların yüzde 42.1’i 0-9 yaş grubunda

Karayolu trafik kaza istatistiklerine bakıldığında 2017 yılında gerçekleşen trafik kazalarının yüzde 15.2’si ölüm ya da yaralanmayla sonuçlandı. Kazalarda toplam 7 bin 427 kişi yaşamını yitirirken, bu rakamın 787’si çocuklara ait.

Yaş grubu dağılımlarına göre değerlendirildiğinde yaşanan çocuk ölümlerinin yüzde 42.1’nin 0-9 yaş grubunda, yüzde 22.2’sinin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 35.7’sinin ise 15-17 yaş grubunda olduğu görüldü.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI /// ÜMİT ZİLELİ : ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ !!!….


ÜMİT ZİLELİ : ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ!. .

Daha birkaç gün önce son yıllarda yüzlercesini binlercesini kahrolarak öğrendiğimiz bir çocuk tecavüzleri haberi daha düştü medyanın gündemine…

İstanbul Ümraniye’de Fıkıh-Der’e ait yatılı ve de kaçak Kuran kursundaki 6 erkek öğrenci cinsel istismar ve tecavüze maruz kaldıklarını belirterek şikayetçi oldu ve iğrenç cerahat patladı!. .

Soruşturma ilerledikçe çocuk sayısı da süratle arttı ve 30’a dayandı!. . Çocukların anlattıkları yürek paralayıcıydı iğrençti… Mesela H. R. Ö isimli çocuk kurs sorumlusu Ömer I. ‘nın cinsel bölgesine yakın alanlara mesaj yaptırdığını cinsel organını tutmasını istediğini anlatıyordu.

Cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu kabul etmeyince mescit kapısını kilitleyip yalnız ve aç bıraktığını sonunda tecavüz ettiğini söylüyordu…

Bu herif defalarca tecavüz ettiği çocukları başta Hacı Serkan B. olmak üzere diğer kurs hocalarına da sunuyordu!. .

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame bir parça vicdanı olanlar için yenilir yutulur cinsten değildi… Yukarıda adını verdiğim iki alçakla birlikte en az onlar kadar soysuz Tarık. B. adlı kişi de tutuklandı…

Gazeteci Mustafa Hoş ise tutuklanan isimlerden Ömer I. ‘nın Fıkıh Der’in başkanı olduğunu cinsel istismarı başlatan kişi olduğunu diğer kişilere de tecavüz ettirdiğini ve aynı zamanda Memduhat İlim Derneği’nin başkanı olduğunu da işaret ediyordu. Bu iki dernek zaten kardeş gibiydi!. .

Şehvetiye Tarikatı!. .

Şaşırdınız mı? Ben zerre kadar şaşırmadım!. .

Yıllardır bu türden o kadar çok haberle karşılaştık ki yobazın iğrenç yüzünü o denli çok gördük ki şaşıracak hiçbir şey kalmadı!. .

Bu iktidarın önce kaçak Kuran kurslarını adeta serbest bırakması 2013 yılında da bu tür kuruluşların cezadan iyice kurtulmasını sağlayan karar yüzlerce dernek ve Kuran kursunun ülkeyi ahtapot misali sarmasını sağlamıştı…

Gazeteci kardeşim İsmail Saymaz’ın yeni piyasaya çıkan “Şehvetiye Tarikatı” isimli kitabı bu soysuz yobazların yalnızca erkek çocuklarına kız çocuklarına genç kızlara kadınlara tecavüz etmediklerini insanların beyinlerini de iğfal ettiklerini büyük dolandırıcılıklara örgütlü olarak imza attıklarını da gösteriyor!. .

Örneğin aralarında hakim öğretmen yüksek bürokrat gibi mesleklerden eski milletvekili ve yörenin hatırı sayılır zengin kişilerinin de bulunduğu pek çok kişiyi dini ritüellerle kandırıp milyonlarca dolar dolandırdıkları polis ve mahkeme kayıtlarına geçti!. .

İnanılması gerçekten çok güç ama mesela Hatay bölgesinde pek çok kişinin “Eevinizin altında şu kadar altın dolu küp var. Ancak cinler tarafından korunuyor” diyerek kandırılan pek çok kişi var. Bunlardan toplanan paralar hayal sınırlarını bile zorlayan miktarlara erişiyor!. .

Bu yobaz takımı bir yandan dolandırırken diğer yandan hiç yaşamamış evliyalar adına türbe yaptırıp ardından kendini o türbenin şeyhi ilan edip cinsel istismarlarına da aralıksız devam ediyor!. .

Okurken hayretler içinde kaldığım “Yok artık bu kadar da olmaz” dediğim hikayeler maalesef polis tutanaklarında mahkeme kararlarında yer alıyor!. .

Badeci Şeyh’in sır odası!. .

Saymaz’ın kitabında da anlatılan ancak gazeteci Timur Soykan’ın “Badeci Şeyh’in Sır Odası” kitabında tüm polis tutanakları ile birlikte yer alan “Kırklari Cemaati” hikayesi “yobaz tecavüzlerinin” iğrençlik zirvelerinden birisini oluşturuyor!. .

Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne 9 Haziran 2011 günü gelen bir ihbarda arayan kişi şöyle diyordu:

–Kırklari Cemaati Şeyhi Uğur Hoca kız çocuklarına Kuran öğretme bahanesi ile cinsel istismarda bulunuyor. Şu anda da içeride kız çocukları var… Mahalleli hocayı linç edecek!”

Polis belirlenen adresi bastı ve ortaya inanılmaz bir “tecavüzler serisi” çıktı!. . “

Uğur korunmaz yıllardır yüzlerce müridiyle her türden ilişkiye girmişti. En önemli iki başlık ise “Badelenme” ve “Tabi olmak” idi… Badelenme şeyhin organını emmek tabi olmak ise ters ilişkiye girmek anlamına geliyordu…

Tüm sapkınlıklar anahtarı yalnızca Şeyh de bulunan “Sır Odası” adı takılan yerde gerçekleşiyordu. . Bu herifin yaptıklarının ayırdına varıp şikayette bulunan çok sayıda kişi olduğu gibi bir o kadar da her şeye karşın bağlılığını en üst derecede sürdüren müritler vardı!. . İşte müritlerden bazılarının polis ifadeleri:

–Şeyh tarafından badelenen ve ters ilişkiye girerek tabi olan Mesut K: Her şey benim isteğimle gerçekleşti. Karım Hoca ile cinsel ilişkiye girmek istese memnun olurum…

–Sır Odası kapısında bekçilik yaptığı iddia edilen mürit: Zikir esnasında yanma mertebesine geldikten sonra “cezbelenme” oluyor. Bende böyle bir halde kendi rızam ile badelendim. Eşimi de götürmek istedim ama gelmedi…

-Bir mürit: Bu şahsa iman ettim… Badelenme bize göre ilahi aşktır…

Örnek o kadar çok ki; gelin bir de Şeyh denilen herifin ifadesine bakalım:

–Ben ilişkiye girmezsem cezbelenen mürit deli durumuna gelir…

-Benim şeyhim Hasan Burkay Efendi de beni badeledi…

Müritler bu Şeyh denilen sapığa çocuklarını eşlerini nişanlılarını kardeşlerini dahi getirdiler!. . Yerel mahkeme ilk verdiği karar Yargıtay tarafından bozulduktan sonra ikinci yargılamada Şeyh Efendiyi 188 yıl ağır hapse mahkum etti!. . Mahkeme kararında şöyle bir cümle dikkat çekiyordu:

–Orta zekadaki bir insan karşı koyardı!. .

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/umit-zileli/cocuk-tecavuzcusu-igrenc-yobaz-5319343/

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : Gün geçmiyor ki, cemaatlerin pislikleri ortaya saçılmasın.


Gün geçmiyor ki, cemaatlerin pislikleri ortaya saçılmasın…

İstismarlar, tacizler almış başını gidiyor…

Önleyici hiç bir tedbir alınmadığı gibi denetimsizlik had safhada…

Devletin imkanlarını arkalarına alarak her türlü gerici örgütlenmeyi rahatça yerine getirenler ve bu işten saltanat sürenler aslında din eğitimini ve bu yurtları paravan olarak kullanıyor… Çocukların geleceği karartılıyor…

Sözüm ona hayırlı işler yapıyor ve hayırlı dini bütün yurttaşlar yetiştiriyorlar ama ne yazık ki işin örtüsü o, arkasında bir vahşet ve kazanç kapısı var… Çocuklar tecavüze uğruyor ve bunun ne kadarı gün yüzüne çıkıyor tartışılır…

Bu yurtlar, kurslar finanse ediliyor mali bir denetim yok..

Toplanan paralar, bağışlar ne oluyor, nerelere harcanıyor ve bu uğurda tecavüze uğrayan beyni yıkanmış çocuklar onların cihatçı askerleri oluyor…

Ve kulakları tırmalayan, yüreğini sızım sızım sızlatan “abi yapma günah” sözcükleri…

Ört bas edilmeye çalışılmasını çokça duyduk ve gördük…

Hatta bir tanesinde kurban kestik dediler bunu da duyduk…

Din bunun neresinde, iman bunun neresinde, hepsi bir zenginleşme aracı ama mahvolan yoksul çocukların hayatı ve ülkenin geleceği….

Sahte Softalar ve örümcek kafalı yobazlar bu ülkenin en büyük belasıdır, her şeyi kirlettikleri gibi dini de kirlettiler bu ülkede…

Ellerinin, gözlerinin değdiği her şey kirleniyor ve kendilerine göre bir cennet ama bizlere, çocuklara, kadınlara bir cehennem yarattılar Anadolu’da…

***

CHP 26. Dönem İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, dini cemaatlerin yurt ve kurslarında yaşanan cinsel istismar vakalarını engelleyecek bir mekanizmanın olmamasının, çocukların geleceğini kararttığını söyledi. Son vakanın Beykoz’un İshaklı Köyü’ndeki bir cemaat yurdunda yaşandığını belirten Yarkadaş, “Yeter! Canımız yanıyor, çocuklarımızın geleceği karartılıyor” tepkisini gösterdi.

***

“Abi yapma günah”…….

Bir tarikat yurdunun bir odasından yükseliyordu bu çığlık….

Yurt görevlisinin ise “yapmayın böyle şeyler” diyerek odadan çıkması ise daha korkunç…

Yani sanki umursamaz, yani önem arzetmeyen sıradan, küçük yaramazlık gibi bir durum olarak görülüyor demek ki…

Oynarken milesi çalınmamıştı çocuğun…

Tıpkı bir bakanın “bir kereden bir şey olmaz” demesi gibi bir tavır değil mi?

Oysa ülkenin her yanından küçücük çocukların “abi yapma” çığlıkları yükseliyor yıllardır…

Ama yapıyorlar, artarak, hız kesmeden çoğalarak, alçakça bir saldırı var her alanda…

Ülkem inliyor “abi yapma”…

Ama gözü dönmüş, cahil işbirlikçi kafaların ürünü hastalıklı bir kitle hiç acımıyor, yapıyor…

“bir kereden bir şey olmaz”

Ve cehalet yayıldıkça tecavüzler artıyor, tarikat, cemaat yurtları çoğaldıkça gök kubbede çınlıyor “abi yapma” çığlıkları…

Bir cezaevinde çocuklar yalvarırken, alçak birkaç gözü dönmüş görevli tarafından tecavüz ediliyor çocuklara…

Yapıyorlar ve ödüllendiriliyorlar, terfi alıyorlar…

Ülkem utanıyor, elleriyle saklıyor yüzünü…

Onlar utanmıyor, kılıf buluyorlar neredeyse bir ibadet şekli diyecekler…

Buna, badeleşmek denir dinimizde diyor itin biri, sözde bir cemaat lideri…

Ve sadece çocuklar değil…

Bu ülkede…

Kuşlar, balıklar, ağaçlar, deniz, hava yalvarıyor “abi yapmayın, kıymayın”

Ama dinler mi kafalarının içini örümcek ağı gibi sadece zevk ve rant bürümüş yobazlar…

Fırsat ellerine geçmiş, ne varsa, yerin altında ve üstünde hepsi yağmalanmalı, hepsi ganimet olmalı…

Çocukların geleceği mahvolacakmış…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Deniz kirlenecekmiş….

“Bir kereden bir şey olmaz”

Ağaçlar tükenecekmiş, soluyacak hava bulamayacağız…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Taş ocakları, mermer ocakları doğayı öldürüyormuş…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Ve ırzına geçmedikleri hiçbir şey bırakmadılar ülkede…

Hepsi bir kere yapsalar, o kadar çoklar ve o kadar aç gözlüler ki memleket cehenneme döndü…

Mutlu gülüşleri olan çocuklar olmayacak bu ülkede…

Hangi kapının ardında tecavüz yaşayacağı korkusuyla yaşama tutunmaya çalışacak…

Mutlu kadınlar olmayacak mesela…

Bir yobazın bilmem kaçıncı karısı veya cariyesi olarak satılmayı bekleyecek 12-13-15 yaşlarında…

Bir köle gibi zincirlere vurularak pazarlarda satılan kadınları görmediniz mi?

Çok uzakta değil hemen yanı başımızda…

Şimdi daha çok farkında değilsiniz…

Gün be gün yayılıyorlar, çoğalıyorlar ve bir ahtopot gibi güzel olan, iyi olan her şeyin üzerini kirli kollarıyla sarıyorlar…

Ülkedekiler yetmiyor, dışarıdan ithal ediyorlar…

Geliyor büyük ölüm, geliyor büyük karanlık, geliyor büyük cehalet dalgası…

Adeta bir tsunami…

Siyasal İslam dağlarda mermer ve taş ocakları, siyasal islam siyanürlü altın madenleri, siyasal islam yabancılara satılan topraklar, siyasal islam tüketilen tarım ve açlığa mahkum edilen halk, siyasal islam üfürükçülük, siyasal islam çöl demektir, çöl…

Akbabalardan başka Kurdun kuşun dahi yaşamadığı, leş yiyenlerin dört gözle beklediği ölüm demektir siyasal islam…

Ülkem ağlıyor, Anadolu ağlıyor “abi yapmayın, kıymayın” diyor ama uçkuru çözük namussuzlar dört bir yandan saldırıyor…

Saldırıyor o kekik kokulu Istırancalara..

Saldırıyor Tanrıların sofrası Kaz dağlarına….

Saldırıyor üzerinde kuşların oluk oluk aktığı Kuzey Ormanlarına…

Saldırıyor içinde geyiklerin şarkı söylediği Küre dağlarına…

Akdeniz, Marmara, Ege, Karadeniz dört bir yandan yağma, talan ve zulüm altında…

Çocuklar, kadınlar, ağaçlar ağlıyor, kuşlar ağlıyor, balıklar kan ağlıyor işbirlikçi gericilerin pençesinde, kısaca Anadolu kan ağlıyor…

Bu topraklar, Anadolu olalı beri böyle bir zulüm görmedi…

“Abi yapma” diyor kentler “kıymayın”…

“Abi yapma” diyor çocuklar, kurtlar kuşlar, börtü böcek…

Dinler mi hiç gözü dönmüş yobazlar ve tecavüz de “bir kereden bir şey olmaz” diyerek bir sonrakini küraralar kafalarında…

Her defasında “bir kereden bir şey olmaz”

Her defasında “bir kereden bir şey olmaz”

Ama oldu, oluyor işte ne varsa iyilikten ve güzellikten yana yok olup gidiyor birer, birer…

Ne yaşamda onur, ne ölümde huzur, ne okulda bilim, ne havada oksijen, ne sofrada zeytinyağı, ne tarlada soğan, ne denizde coşku hiçbir şey kalmamacasına bir yağma, bir zulüm altında…

Cehalet ortaçağı geçti…. Cehennem zebanisi gibi ortada boy gösteriyor yobazlar… Kirli, cahil ve doymaz bir açlıkla bakıyorlar her şeye…

Her alanda çağ dışı gericilik hakim…

İstanbul seçimleri bu gidişata dur diyecek bekliyoruz…

Ama şunu da bilin ki, geldikleri gibi gitmeyecekler, çünkü cehennemdir yaratmak istedikleri…

Çünkü Onlar cehennemden beslenir, cennetten değil…

Korku bir eski yaradır, an gelir alt üst olur dünya…

Kısa çöp, hakkını ister uzun çöpten…

Ve onlar bunu biliyorlar, bugüne kadar gerçekte kaybettikleri seçimleri bir şekilde muhalefetinde desteği ile meşrulaştırdılar…

Halk desteği yok bitti ama güçleri var, tüm mevzileri ele geçirdiler, yandaşlarla doldurdular…

Yetmedi ithal ettiler ve ediyorlar….

Anadolu çığlık, çığlığa, Anadolu aç, Anadolu dönmek istemiyor bin yıl önceye…

Anadolu çığlık, çığlığa “abi yapma artık günah” diyor…

Anadolu yeti ulan artık yetti diyor…

Ve iş çığrından çıktı ulan, biz köle değiliz, Anadolu’da sömürge olmayacak diyerek yürümek üzere…

Az kaldı bak göreceksin Anadolu ayağa kalkacak, ve onları kendi pisliklerinde boğacak…

Yalvarmayacak “abi yapma günah” diye…

O “bir kereden bir şey olmaz” diyerek bu toprakları parselleyenleri, çölleştirenleri, çocuklara tecavüz edenleri, ne var ne yok yağmalayıp insanlara din satan din bezirganlarını önüne bir katacak ki…

İşte o zaman saraylar, saltanatlar çökecek…

Az kaldı, Anadolu şöyle bir yekinecek ve yürüyecek…

Ve Bedrettin, ve Baba İshak ve Baba İlyas, bize oradan bakıyor…

Hoşça kal yarın…

Bülent Karagöz…

***

“MAĞDUR KÜÇÜK ÇOCUK İSE ‘ABİ YAPMA GÜNAH’ DİYOR”

Eline geçen bir polis ifadesini dehşet içinde kalarak okuduğunu belirten Yarkadaş, bilgileri şu şekilde paylaştı: “Ailelerinden koparılıp cemaatlerin yurtları ve Kuran kurslarına verilen çocukların yaşadığı cinsel istismarlara bir yenisi daha eklendi. Bir ailenin gönderdiği polis tutanağını dehşet içinde okudum. Cinsel istismar iki gün önce yaşanıyor. 11 yaşındaki öğrenci şok yaşıyor. Beykoz’un İshaklı Köyü’ndeki kursta yaşanan istismarlar, 11 yaşındaki çocuğun, 13 yaşındaki bir çocuğun kendisine yönelik istismarıyla başlıyor.

İstismara şahit olan kurs görevlisi, ‘Böyle şeyler yapmayın’ diyerek odadan çıkıyor.

Mağdur küçük çocuk ise ‘Abi yapma günah’ diyor.

Okurken dehşet içinde kaldığım polis ifadelerini burada yazamam. Ne yazık ki; cemaat yurdunda yaygınlaşan bir istismar zinciri var.

Öğrenciler arasındaki istismar vakalarını önleyen ve önleyecek bir mekanizma da yok.

Küçücük çocuklar ailelerinden uzak güvensiz bir ortamdalar. Bu ve buna benzer binlerce cemaat yurdu var! Ne bir denetim var; ne de bu tür vakaları engelleyecek bir sistem… Yeter! Din eğitimi adı altında çocuklarımızın geleceğini karartmayın! O çocuklar ülkemizin geleceğidir.

Çocuklarımızı istismara kurban ettirmeyin! İçimiz acıyor!”

Hoşçakal yarın

Bülent Karagöz

LİNK : http://www.kocaelicumhuriyet.tv/haber/cocuk/katiller-de–bazen-turk–bazen-kurt–bazen-arap–bazen-ermeni–bazen-cerkezdiler

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : Küçük çocukları cami içinde istismar etti.


Küçük çocukları cami içinde istismar etti…

İstanbul Fatih’teki Tarsus Camii’nde H.U. adlı kişinin, Kur’an kursuna gelen çocuklara cinsel istismarda bulunduğu iddia edildi. İstismar olayı, haziran ayında çocukların kendilerini korumak için H.U’ya sopayla saldırması ve cami imamına durumu anlatması üzerine ortaya çıktı.

Çocuk İzleme Merkezi (ÇİM)’de ifadeleri alınan yaşları 11 ile 13 arasında değişen çocuklar, H.U’nun istismarına maruz kaldıklarını anlattı. İstismarın sistematik olarak devam ettiğini ve olayın caminin içinde yaşandığını aktaran çocuklar ve aileleri H.U’dan şikayetçi oldu.

Evrensel’de yer alan Eylem Nazlıer’in haberine göre, açılan davada İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, H.U’nun tutuklanmasının ‘ağır bir tedbir’ olacağı gerekçesiyle serbest bırakılmasına karar verdi. Ailelerin ve avukatların itirazına rağmen tutuklanmayarak serbest kalan H.U, istismar ettiği çocuklar ile aynı mahallede yaşamaya devam ediyor.

CAMİDE ALIKOYUP, İSTİSMAR ETTİ!

Çocukların verdiği ifadelerde istismarın boyutları ve yaşadıkları çok ağır olduğu için ayrıntılara haberde yer vermedik. 11 yaşındaki B, H.U’nun, kendilerini sürekli çikolata vererek kandırdığını ve istismar ettiğini anlattı. B, olayın cami içinde gerçekleştiğini, H.U’nun kendilerini cami kapısını kilitleyerek alıkoyduğunu ifade etti. Bu olay yaşandığında yanında arkadaşlarının da olduğunu söyleyen B, “Camiye girdiğimizde bana saldırdı ve istismar etmeye çalıştı. Ben karşı koydum ve kendisine bir tane yumruk attım ve bu olayı hocaya söyledik. Bu şahıs beni istismar ederken arkadaşlarım da gördü” ifadelerini kullandı. H.U.’nun daha önce başka arkadaşlarını da istismar ettiğini gördüğünü aktaran B, “K’yi, Y’yi ve E’yi de istismar ettiğini gördüm. Bana başka bir zaman da ‘Tuvaletten korkuyorsan gel seni ben tuvalete götüreyim’ demişti. Ama gitmemiştim. Hocamıza durumu anlattıktan sonra H.U, yanımıza geldi ve ‘Çikolata vereyim, hocaya yalan söylediğinizi anlatın’ dedi” diye konuştu.

”YAŞLI ADAM YAPMAZ”

Yaşadıklarını ailesine anlattığını söyleyen A. ise annesinin kendisine “Yaşlı başlı bir adam, öyle bir şey yapar mı?” diyerek tepki gösterdiğini aktardı.

“KAÇ KEZ İSTİSMAR ETTİ HATIRLAMIYORUM”

13 yaşındaki K. ise ifadesinde, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 7 senedir bu camiye gidiyorum. H.U’yu bir senedir tanıyorum. H.U. camide çiçekleri suluyor, bize uygunsuz hareketler yapıyor. Bunları caminin içinde ve top oynadığımız zaman yapıyor. Beni kaç kez istismar ettiğini hatırlamıyorum” dedi. H.U’nun kendisini yaklaşık bir yıldır istismar ettiğini anlatan K, “H.U’nun en son B’ye saldırdığını gördük ve kendisine vurduk. ‘Seni hocaya söyleyeceğiz’ dediğimizde çikolata vererek konuyu değiştirmeye çalıştı” dedi.

“SOPAYLA GEZİYORDUK”

13 yaşındaki A. ise oyun oynamak için toplandıklarında H.U’nun kendilerini yine çikolata vereceğini söyleyip camiye çağırdığını anlatarak “Camiye girdiğimizde üzerimize kapıyı kilitledi. H.U’nun B’ye saldırdığını görünce, kendisine vurduk ve anahtarı alıp çıktık. Daha önce beni de istismar etmişti. Bunu caminin içinde yapıyordu” diye anlattı. H.U’nun Y. ve K. adlı çocukları da istismar ettiğini söyleyen A, “Pazar günü B’ye saldırdığını görünce yanımıza sopa almıştık. Ben bu olayı görünce kendisini itekledim, vurdum. Bu olayı hocamız öğrendi. Hocamızla konuştuk ve H.U’nun yaptıklarını anlattık. Kendisi de bize ‘Kamera kayıtlarına bakıp, gerekeni yapacağım’ dedi.” Yaşanan istismarın ortaya çıkmasından sonra cami imamı ailelere istismarı haber verdi ve olay sonrasında mahkemeye yansıdı.

“ÇOCUKLARA ÇİKOLATA İKRAM EDERİM”

Çocukları istismar ettiği iddia edilen H.U. ise ifadesinde şunları söyledi: “Çocuklar camiinin arka tarafında şımarıklık yapıyorlardı ben kendilerini uyardığımdan bana sopayla vurdular. Ben camiye namaz kılmak için gelen çocuklara çikolata ve kek ikram ederdim. Ben camiyle gönüllü olarak ilgileniyorum. Daha sonra caminin hocası ‘Senin hakkında şikayet olacak sen camiye gelme’ dedi. Şikayetin konusunun çocuklara sarkıntılık yapmam olduğunu söyledi. Ancak ben cami ile ilgilenmeye devam ettim. Çünkü gelmezsem üzerime atılı suçlamayı kabul etmiş olacaktım. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

“HABERİ YAPARSAN ALLAH’IN EVİNİ LEKELEMİŞ OLURSUN”

Olayın yaşandığı Tarsus Camii’ne giderek camii cemaatinden insanlarla konuştuk. Savcılık tutanağında çocukların anlattığı olayların yaşandığı süreçte kameraların bozuk olduğunu, bu istismar iddialarının ortaya çıkmasının ardından kameraların yenilendiği bilgisini aldık.

Cami cemaatinden olduğunu söyleyen biri, “Bu olaylar iddiaya göre camide yaşanmış. Biz gözümüzle görmedik. Cami Allah’ın evidir. Sen bu haberi yaparsan Allah’ın evini lekelemiş olursun. Bunun sonucu ağır olur” dedi. Cami cemaatinden olan başka biri ise “Sen gözünle gördün mü? Adam yaşlı, evli bir adam. Böyle bir şey yapmaz” diyerek çocukların H.U’ya iftira attığını savundu.