ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI /// ÜMİT ZİLELİ : ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ !!!….


ÜMİT ZİLELİ : ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ İĞRENÇ YOBAZ!. .

Daha birkaç gün önce son yıllarda yüzlercesini binlercesini kahrolarak öğrendiğimiz bir çocuk tecavüzleri haberi daha düştü medyanın gündemine…

İstanbul Ümraniye’de Fıkıh-Der’e ait yatılı ve de kaçak Kuran kursundaki 6 erkek öğrenci cinsel istismar ve tecavüze maruz kaldıklarını belirterek şikayetçi oldu ve iğrenç cerahat patladı!. .

Soruşturma ilerledikçe çocuk sayısı da süratle arttı ve 30’a dayandı!. . Çocukların anlattıkları yürek paralayıcıydı iğrençti… Mesela H. R. Ö isimli çocuk kurs sorumlusu Ömer I. ‘nın cinsel bölgesine yakın alanlara mesaj yaptırdığını cinsel organını tutmasını istediğini anlatıyordu.

Cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu kabul etmeyince mescit kapısını kilitleyip yalnız ve aç bıraktığını sonunda tecavüz ettiğini söylüyordu…

Bu herif defalarca tecavüz ettiği çocukları başta Hacı Serkan B. olmak üzere diğer kurs hocalarına da sunuyordu!. .

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame bir parça vicdanı olanlar için yenilir yutulur cinsten değildi… Yukarıda adını verdiğim iki alçakla birlikte en az onlar kadar soysuz Tarık. B. adlı kişi de tutuklandı…

Gazeteci Mustafa Hoş ise tutuklanan isimlerden Ömer I. ‘nın Fıkıh Der’in başkanı olduğunu cinsel istismarı başlatan kişi olduğunu diğer kişilere de tecavüz ettirdiğini ve aynı zamanda Memduhat İlim Derneği’nin başkanı olduğunu da işaret ediyordu. Bu iki dernek zaten kardeş gibiydi!. .

Şehvetiye Tarikatı!. .

Şaşırdınız mı? Ben zerre kadar şaşırmadım!. .

Yıllardır bu türden o kadar çok haberle karşılaştık ki yobazın iğrenç yüzünü o denli çok gördük ki şaşıracak hiçbir şey kalmadı!. .

Bu iktidarın önce kaçak Kuran kurslarını adeta serbest bırakması 2013 yılında da bu tür kuruluşların cezadan iyice kurtulmasını sağlayan karar yüzlerce dernek ve Kuran kursunun ülkeyi ahtapot misali sarmasını sağlamıştı…

Gazeteci kardeşim İsmail Saymaz’ın yeni piyasaya çıkan “Şehvetiye Tarikatı” isimli kitabı bu soysuz yobazların yalnızca erkek çocuklarına kız çocuklarına genç kızlara kadınlara tecavüz etmediklerini insanların beyinlerini de iğfal ettiklerini büyük dolandırıcılıklara örgütlü olarak imza attıklarını da gösteriyor!. .

Örneğin aralarında hakim öğretmen yüksek bürokrat gibi mesleklerden eski milletvekili ve yörenin hatırı sayılır zengin kişilerinin de bulunduğu pek çok kişiyi dini ritüellerle kandırıp milyonlarca dolar dolandırdıkları polis ve mahkeme kayıtlarına geçti!. .

İnanılması gerçekten çok güç ama mesela Hatay bölgesinde pek çok kişinin “Eevinizin altında şu kadar altın dolu küp var. Ancak cinler tarafından korunuyor” diyerek kandırılan pek çok kişi var. Bunlardan toplanan paralar hayal sınırlarını bile zorlayan miktarlara erişiyor!. .

Bu yobaz takımı bir yandan dolandırırken diğer yandan hiç yaşamamış evliyalar adına türbe yaptırıp ardından kendini o türbenin şeyhi ilan edip cinsel istismarlarına da aralıksız devam ediyor!. .

Okurken hayretler içinde kaldığım “Yok artık bu kadar da olmaz” dediğim hikayeler maalesef polis tutanaklarında mahkeme kararlarında yer alıyor!. .

Badeci Şeyh’in sır odası!. .

Saymaz’ın kitabında da anlatılan ancak gazeteci Timur Soykan’ın “Badeci Şeyh’in Sır Odası” kitabında tüm polis tutanakları ile birlikte yer alan “Kırklari Cemaati” hikayesi “yobaz tecavüzlerinin” iğrençlik zirvelerinden birisini oluşturuyor!. .

Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne 9 Haziran 2011 günü gelen bir ihbarda arayan kişi şöyle diyordu:

–Kırklari Cemaati Şeyhi Uğur Hoca kız çocuklarına Kuran öğretme bahanesi ile cinsel istismarda bulunuyor. Şu anda da içeride kız çocukları var… Mahalleli hocayı linç edecek!”

Polis belirlenen adresi bastı ve ortaya inanılmaz bir “tecavüzler serisi” çıktı!. . “

Uğur korunmaz yıllardır yüzlerce müridiyle her türden ilişkiye girmişti. En önemli iki başlık ise “Badelenme” ve “Tabi olmak” idi… Badelenme şeyhin organını emmek tabi olmak ise ters ilişkiye girmek anlamına geliyordu…

Tüm sapkınlıklar anahtarı yalnızca Şeyh de bulunan “Sır Odası” adı takılan yerde gerçekleşiyordu. . Bu herifin yaptıklarının ayırdına varıp şikayette bulunan çok sayıda kişi olduğu gibi bir o kadar da her şeye karşın bağlılığını en üst derecede sürdüren müritler vardı!. . İşte müritlerden bazılarının polis ifadeleri:

–Şeyh tarafından badelenen ve ters ilişkiye girerek tabi olan Mesut K: Her şey benim isteğimle gerçekleşti. Karım Hoca ile cinsel ilişkiye girmek istese memnun olurum…

–Sır Odası kapısında bekçilik yaptığı iddia edilen mürit: Zikir esnasında yanma mertebesine geldikten sonra “cezbelenme” oluyor. Bende böyle bir halde kendi rızam ile badelendim. Eşimi de götürmek istedim ama gelmedi…

-Bir mürit: Bu şahsa iman ettim… Badelenme bize göre ilahi aşktır…

Örnek o kadar çok ki; gelin bir de Şeyh denilen herifin ifadesine bakalım:

–Ben ilişkiye girmezsem cezbelenen mürit deli durumuna gelir…

-Benim şeyhim Hasan Burkay Efendi de beni badeledi…

Müritler bu Şeyh denilen sapığa çocuklarını eşlerini nişanlılarını kardeşlerini dahi getirdiler!. . Yerel mahkeme ilk verdiği karar Yargıtay tarafından bozulduktan sonra ikinci yargılamada Şeyh Efendiyi 188 yıl ağır hapse mahkum etti!. . Mahkeme kararında şöyle bir cümle dikkat çekiyordu:

–Orta zekadaki bir insan karşı koyardı!. .

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/umit-zileli/cocuk-tecavuzcusu-igrenc-yobaz-5319343/

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : Gün geçmiyor ki, cemaatlerin pislikleri ortaya saçılmasın.


Gün geçmiyor ki, cemaatlerin pislikleri ortaya saçılmasın…

İstismarlar, tacizler almış başını gidiyor…

Önleyici hiç bir tedbir alınmadığı gibi denetimsizlik had safhada…

Devletin imkanlarını arkalarına alarak her türlü gerici örgütlenmeyi rahatça yerine getirenler ve bu işten saltanat sürenler aslında din eğitimini ve bu yurtları paravan olarak kullanıyor… Çocukların geleceği karartılıyor…

Sözüm ona hayırlı işler yapıyor ve hayırlı dini bütün yurttaşlar yetiştiriyorlar ama ne yazık ki işin örtüsü o, arkasında bir vahşet ve kazanç kapısı var… Çocuklar tecavüze uğruyor ve bunun ne kadarı gün yüzüne çıkıyor tartışılır…

Bu yurtlar, kurslar finanse ediliyor mali bir denetim yok..

Toplanan paralar, bağışlar ne oluyor, nerelere harcanıyor ve bu uğurda tecavüze uğrayan beyni yıkanmış çocuklar onların cihatçı askerleri oluyor…

Ve kulakları tırmalayan, yüreğini sızım sızım sızlatan “abi yapma günah” sözcükleri…

Ört bas edilmeye çalışılmasını çokça duyduk ve gördük…

Hatta bir tanesinde kurban kestik dediler bunu da duyduk…

Din bunun neresinde, iman bunun neresinde, hepsi bir zenginleşme aracı ama mahvolan yoksul çocukların hayatı ve ülkenin geleceği….

Sahte Softalar ve örümcek kafalı yobazlar bu ülkenin en büyük belasıdır, her şeyi kirlettikleri gibi dini de kirlettiler bu ülkede…

Ellerinin, gözlerinin değdiği her şey kirleniyor ve kendilerine göre bir cennet ama bizlere, çocuklara, kadınlara bir cehennem yarattılar Anadolu’da…

***

CHP 26. Dönem İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, dini cemaatlerin yurt ve kurslarında yaşanan cinsel istismar vakalarını engelleyecek bir mekanizmanın olmamasının, çocukların geleceğini kararttığını söyledi. Son vakanın Beykoz’un İshaklı Köyü’ndeki bir cemaat yurdunda yaşandığını belirten Yarkadaş, “Yeter! Canımız yanıyor, çocuklarımızın geleceği karartılıyor” tepkisini gösterdi.

***

“Abi yapma günah”…….

Bir tarikat yurdunun bir odasından yükseliyordu bu çığlık….

Yurt görevlisinin ise “yapmayın böyle şeyler” diyerek odadan çıkması ise daha korkunç…

Yani sanki umursamaz, yani önem arzetmeyen sıradan, küçük yaramazlık gibi bir durum olarak görülüyor demek ki…

Oynarken milesi çalınmamıştı çocuğun…

Tıpkı bir bakanın “bir kereden bir şey olmaz” demesi gibi bir tavır değil mi?

Oysa ülkenin her yanından küçücük çocukların “abi yapma” çığlıkları yükseliyor yıllardır…

Ama yapıyorlar, artarak, hız kesmeden çoğalarak, alçakça bir saldırı var her alanda…

Ülkem inliyor “abi yapma”…

Ama gözü dönmüş, cahil işbirlikçi kafaların ürünü hastalıklı bir kitle hiç acımıyor, yapıyor…

“bir kereden bir şey olmaz”

Ve cehalet yayıldıkça tecavüzler artıyor, tarikat, cemaat yurtları çoğaldıkça gök kubbede çınlıyor “abi yapma” çığlıkları…

Bir cezaevinde çocuklar yalvarırken, alçak birkaç gözü dönmüş görevli tarafından tecavüz ediliyor çocuklara…

Yapıyorlar ve ödüllendiriliyorlar, terfi alıyorlar…

Ülkem utanıyor, elleriyle saklıyor yüzünü…

Onlar utanmıyor, kılıf buluyorlar neredeyse bir ibadet şekli diyecekler…

Buna, badeleşmek denir dinimizde diyor itin biri, sözde bir cemaat lideri…

Ve sadece çocuklar değil…

Bu ülkede…

Kuşlar, balıklar, ağaçlar, deniz, hava yalvarıyor “abi yapmayın, kıymayın”

Ama dinler mi kafalarının içini örümcek ağı gibi sadece zevk ve rant bürümüş yobazlar…

Fırsat ellerine geçmiş, ne varsa, yerin altında ve üstünde hepsi yağmalanmalı, hepsi ganimet olmalı…

Çocukların geleceği mahvolacakmış…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Deniz kirlenecekmiş….

“Bir kereden bir şey olmaz”

Ağaçlar tükenecekmiş, soluyacak hava bulamayacağız…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Taş ocakları, mermer ocakları doğayı öldürüyormuş…

“Bir kereden bir şey olmaz”

Ve ırzına geçmedikleri hiçbir şey bırakmadılar ülkede…

Hepsi bir kere yapsalar, o kadar çoklar ve o kadar aç gözlüler ki memleket cehenneme döndü…

Mutlu gülüşleri olan çocuklar olmayacak bu ülkede…

Hangi kapının ardında tecavüz yaşayacağı korkusuyla yaşama tutunmaya çalışacak…

Mutlu kadınlar olmayacak mesela…

Bir yobazın bilmem kaçıncı karısı veya cariyesi olarak satılmayı bekleyecek 12-13-15 yaşlarında…

Bir köle gibi zincirlere vurularak pazarlarda satılan kadınları görmediniz mi?

Çok uzakta değil hemen yanı başımızda…

Şimdi daha çok farkında değilsiniz…

Gün be gün yayılıyorlar, çoğalıyorlar ve bir ahtopot gibi güzel olan, iyi olan her şeyin üzerini kirli kollarıyla sarıyorlar…

Ülkedekiler yetmiyor, dışarıdan ithal ediyorlar…

Geliyor büyük ölüm, geliyor büyük karanlık, geliyor büyük cehalet dalgası…

Adeta bir tsunami…

Siyasal İslam dağlarda mermer ve taş ocakları, siyasal islam siyanürlü altın madenleri, siyasal islam yabancılara satılan topraklar, siyasal islam tüketilen tarım ve açlığa mahkum edilen halk, siyasal islam üfürükçülük, siyasal islam çöl demektir, çöl…

Akbabalardan başka Kurdun kuşun dahi yaşamadığı, leş yiyenlerin dört gözle beklediği ölüm demektir siyasal islam…

Ülkem ağlıyor, Anadolu ağlıyor “abi yapmayın, kıymayın” diyor ama uçkuru çözük namussuzlar dört bir yandan saldırıyor…

Saldırıyor o kekik kokulu Istırancalara..

Saldırıyor Tanrıların sofrası Kaz dağlarına….

Saldırıyor üzerinde kuşların oluk oluk aktığı Kuzey Ormanlarına…

Saldırıyor içinde geyiklerin şarkı söylediği Küre dağlarına…

Akdeniz, Marmara, Ege, Karadeniz dört bir yandan yağma, talan ve zulüm altında…

Çocuklar, kadınlar, ağaçlar ağlıyor, kuşlar ağlıyor, balıklar kan ağlıyor işbirlikçi gericilerin pençesinde, kısaca Anadolu kan ağlıyor…

Bu topraklar, Anadolu olalı beri böyle bir zulüm görmedi…

“Abi yapma” diyor kentler “kıymayın”…

“Abi yapma” diyor çocuklar, kurtlar kuşlar, börtü böcek…

Dinler mi hiç gözü dönmüş yobazlar ve tecavüz de “bir kereden bir şey olmaz” diyerek bir sonrakini küraralar kafalarında…

Her defasında “bir kereden bir şey olmaz”

Her defasında “bir kereden bir şey olmaz”

Ama oldu, oluyor işte ne varsa iyilikten ve güzellikten yana yok olup gidiyor birer, birer…

Ne yaşamda onur, ne ölümde huzur, ne okulda bilim, ne havada oksijen, ne sofrada zeytinyağı, ne tarlada soğan, ne denizde coşku hiçbir şey kalmamacasına bir yağma, bir zulüm altında…

Cehalet ortaçağı geçti…. Cehennem zebanisi gibi ortada boy gösteriyor yobazlar… Kirli, cahil ve doymaz bir açlıkla bakıyorlar her şeye…

Her alanda çağ dışı gericilik hakim…

İstanbul seçimleri bu gidişata dur diyecek bekliyoruz…

Ama şunu da bilin ki, geldikleri gibi gitmeyecekler, çünkü cehennemdir yaratmak istedikleri…

Çünkü Onlar cehennemden beslenir, cennetten değil…

Korku bir eski yaradır, an gelir alt üst olur dünya…

Kısa çöp, hakkını ister uzun çöpten…

Ve onlar bunu biliyorlar, bugüne kadar gerçekte kaybettikleri seçimleri bir şekilde muhalefetinde desteği ile meşrulaştırdılar…

Halk desteği yok bitti ama güçleri var, tüm mevzileri ele geçirdiler, yandaşlarla doldurdular…

Yetmedi ithal ettiler ve ediyorlar….

Anadolu çığlık, çığlığa, Anadolu aç, Anadolu dönmek istemiyor bin yıl önceye…

Anadolu çığlık, çığlığa “abi yapma artık günah” diyor…

Anadolu yeti ulan artık yetti diyor…

Ve iş çığrından çıktı ulan, biz köle değiliz, Anadolu’da sömürge olmayacak diyerek yürümek üzere…

Az kaldı bak göreceksin Anadolu ayağa kalkacak, ve onları kendi pisliklerinde boğacak…

Yalvarmayacak “abi yapma günah” diye…

O “bir kereden bir şey olmaz” diyerek bu toprakları parselleyenleri, çölleştirenleri, çocuklara tecavüz edenleri, ne var ne yok yağmalayıp insanlara din satan din bezirganlarını önüne bir katacak ki…

İşte o zaman saraylar, saltanatlar çökecek…

Az kaldı, Anadolu şöyle bir yekinecek ve yürüyecek…

Ve Bedrettin, ve Baba İshak ve Baba İlyas, bize oradan bakıyor…

Hoşça kal yarın…

Bülent Karagöz…

***

“MAĞDUR KÜÇÜK ÇOCUK İSE ‘ABİ YAPMA GÜNAH’ DİYOR”

Eline geçen bir polis ifadesini dehşet içinde kalarak okuduğunu belirten Yarkadaş, bilgileri şu şekilde paylaştı: “Ailelerinden koparılıp cemaatlerin yurtları ve Kuran kurslarına verilen çocukların yaşadığı cinsel istismarlara bir yenisi daha eklendi. Bir ailenin gönderdiği polis tutanağını dehşet içinde okudum. Cinsel istismar iki gün önce yaşanıyor. 11 yaşındaki öğrenci şok yaşıyor. Beykoz’un İshaklı Köyü’ndeki kursta yaşanan istismarlar, 11 yaşındaki çocuğun, 13 yaşındaki bir çocuğun kendisine yönelik istismarıyla başlıyor.

İstismara şahit olan kurs görevlisi, ‘Böyle şeyler yapmayın’ diyerek odadan çıkıyor.

Mağdur küçük çocuk ise ‘Abi yapma günah’ diyor.

Okurken dehşet içinde kaldığım polis ifadelerini burada yazamam. Ne yazık ki; cemaat yurdunda yaygınlaşan bir istismar zinciri var.

Öğrenciler arasındaki istismar vakalarını önleyen ve önleyecek bir mekanizma da yok.

Küçücük çocuklar ailelerinden uzak güvensiz bir ortamdalar. Bu ve buna benzer binlerce cemaat yurdu var! Ne bir denetim var; ne de bu tür vakaları engelleyecek bir sistem… Yeter! Din eğitimi adı altında çocuklarımızın geleceğini karartmayın! O çocuklar ülkemizin geleceğidir.

Çocuklarımızı istismara kurban ettirmeyin! İçimiz acıyor!”

Hoşçakal yarın

Bülent Karagöz

LİNK : http://www.kocaelicumhuriyet.tv/haber/cocuk/katiller-de–bazen-turk–bazen-kurt–bazen-arap–bazen-ermeni–bazen-cerkezdiler

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : Küçük çocukları cami içinde istismar etti.


Küçük çocukları cami içinde istismar etti…

İstanbul Fatih’teki Tarsus Camii’nde H.U. adlı kişinin, Kur’an kursuna gelen çocuklara cinsel istismarda bulunduğu iddia edildi. İstismar olayı, haziran ayında çocukların kendilerini korumak için H.U’ya sopayla saldırması ve cami imamına durumu anlatması üzerine ortaya çıktı.

Çocuk İzleme Merkezi (ÇİM)’de ifadeleri alınan yaşları 11 ile 13 arasında değişen çocuklar, H.U’nun istismarına maruz kaldıklarını anlattı. İstismarın sistematik olarak devam ettiğini ve olayın caminin içinde yaşandığını aktaran çocuklar ve aileleri H.U’dan şikayetçi oldu.

Evrensel’de yer alan Eylem Nazlıer’in haberine göre, açılan davada İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, H.U’nun tutuklanmasının ‘ağır bir tedbir’ olacağı gerekçesiyle serbest bırakılmasına karar verdi. Ailelerin ve avukatların itirazına rağmen tutuklanmayarak serbest kalan H.U, istismar ettiği çocuklar ile aynı mahallede yaşamaya devam ediyor.

CAMİDE ALIKOYUP, İSTİSMAR ETTİ!

Çocukların verdiği ifadelerde istismarın boyutları ve yaşadıkları çok ağır olduğu için ayrıntılara haberde yer vermedik. 11 yaşındaki B, H.U’nun, kendilerini sürekli çikolata vererek kandırdığını ve istismar ettiğini anlattı. B, olayın cami içinde gerçekleştiğini, H.U’nun kendilerini cami kapısını kilitleyerek alıkoyduğunu ifade etti. Bu olay yaşandığında yanında arkadaşlarının da olduğunu söyleyen B, “Camiye girdiğimizde bana saldırdı ve istismar etmeye çalıştı. Ben karşı koydum ve kendisine bir tane yumruk attım ve bu olayı hocaya söyledik. Bu şahıs beni istismar ederken arkadaşlarım da gördü” ifadelerini kullandı. H.U.’nun daha önce başka arkadaşlarını da istismar ettiğini gördüğünü aktaran B, “K’yi, Y’yi ve E’yi de istismar ettiğini gördüm. Bana başka bir zaman da ‘Tuvaletten korkuyorsan gel seni ben tuvalete götüreyim’ demişti. Ama gitmemiştim. Hocamıza durumu anlattıktan sonra H.U, yanımıza geldi ve ‘Çikolata vereyim, hocaya yalan söylediğinizi anlatın’ dedi” diye konuştu.

”YAŞLI ADAM YAPMAZ”

Yaşadıklarını ailesine anlattığını söyleyen A. ise annesinin kendisine “Yaşlı başlı bir adam, öyle bir şey yapar mı?” diyerek tepki gösterdiğini aktardı.

“KAÇ KEZ İSTİSMAR ETTİ HATIRLAMIYORUM”

13 yaşındaki K. ise ifadesinde, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Yaklaşık 7 senedir bu camiye gidiyorum. H.U’yu bir senedir tanıyorum. H.U. camide çiçekleri suluyor, bize uygunsuz hareketler yapıyor. Bunları caminin içinde ve top oynadığımız zaman yapıyor. Beni kaç kez istismar ettiğini hatırlamıyorum” dedi. H.U’nun kendisini yaklaşık bir yıldır istismar ettiğini anlatan K, “H.U’nun en son B’ye saldırdığını gördük ve kendisine vurduk. ‘Seni hocaya söyleyeceğiz’ dediğimizde çikolata vererek konuyu değiştirmeye çalıştı” dedi.

“SOPAYLA GEZİYORDUK”

13 yaşındaki A. ise oyun oynamak için toplandıklarında H.U’nun kendilerini yine çikolata vereceğini söyleyip camiye çağırdığını anlatarak “Camiye girdiğimizde üzerimize kapıyı kilitledi. H.U’nun B’ye saldırdığını görünce, kendisine vurduk ve anahtarı alıp çıktık. Daha önce beni de istismar etmişti. Bunu caminin içinde yapıyordu” diye anlattı. H.U’nun Y. ve K. adlı çocukları da istismar ettiğini söyleyen A, “Pazar günü B’ye saldırdığını görünce yanımıza sopa almıştık. Ben bu olayı görünce kendisini itekledim, vurdum. Bu olayı hocamız öğrendi. Hocamızla konuştuk ve H.U’nun yaptıklarını anlattık. Kendisi de bize ‘Kamera kayıtlarına bakıp, gerekeni yapacağım’ dedi.” Yaşanan istismarın ortaya çıkmasından sonra cami imamı ailelere istismarı haber verdi ve olay sonrasında mahkemeye yansıdı.

“ÇOCUKLARA ÇİKOLATA İKRAM EDERİM”

Çocukları istismar ettiği iddia edilen H.U. ise ifadesinde şunları söyledi: “Çocuklar camiinin arka tarafında şımarıklık yapıyorlardı ben kendilerini uyardığımdan bana sopayla vurdular. Ben camiye namaz kılmak için gelen çocuklara çikolata ve kek ikram ederdim. Ben camiyle gönüllü olarak ilgileniyorum. Daha sonra caminin hocası ‘Senin hakkında şikayet olacak sen camiye gelme’ dedi. Şikayetin konusunun çocuklara sarkıntılık yapmam olduğunu söyledi. Ancak ben cami ile ilgilenmeye devam ettim. Çünkü gelmezsem üzerime atılı suçlamayı kabul etmiş olacaktım. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

“HABERİ YAPARSAN ALLAH’IN EVİNİ LEKELEMİŞ OLURSUN”

Olayın yaşandığı Tarsus Camii’ne giderek camii cemaatinden insanlarla konuştuk. Savcılık tutanağında çocukların anlattığı olayların yaşandığı süreçte kameraların bozuk olduğunu, bu istismar iddialarının ortaya çıkmasının ardından kameraların yenilendiği bilgisini aldık.

Cami cemaatinden olduğunu söyleyen biri, “Bu olaylar iddiaya göre camide yaşanmış. Biz gözümüzle görmedik. Cami Allah’ın evidir. Sen bu haberi yaparsan Allah’ın evini lekelemiş olursun. Bunun sonucu ağır olur” dedi. Cami cemaatinden olan başka biri ise “Sen gözünle gördün mü? Adam yaşlı, evli bir adam. Böyle bir şey yapmaz” diyerek çocukların H.U’ya iftira attığını savundu.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : AK Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli Target Karaman, iki çocuğa tecavüz ederken yakalandı !!!


AK Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli Target Karaman, iki çocuğa tecavüz ederken yakalandı !!!

Ak Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli ve Yeni Malatyaspor’un taraftar grubu olan Derebeyleri Derneği’nin üyelerinden Target Karaman, 2 çocuğa cinsel istismarda bulunurken yakalandığı öne sürüldü.

malatyatime.com’un haberine göre; Target Karaman’ın sosyal medyada paylaşılan fotoğrafında darp edildiği görülüyor. Ayrıca Karaman’ın fotoğrafında boynuna “Ben bir namussuzum, çocuk tecavüzcüsüyüm, beni ıslah edin…” yazılı not asılmış.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI /// YILMAZ ÖZDİL : Erkek çocuklarına tecavüz edilen Fıkıh Derneği neden 2013 yılında kuruldu biliyor musunuz ?


YILMAZ ÖZDİL : Erkek çocuklarına tecavüz edilen Fıkıh Derneği neden 2013 yılında kuruldu biliyor musunuz ?

4 Eylül 2019

İstanbul’da güya din eğitimi veren Fıkıh Araştırmaları Derneği’nin yatılı kursunda 30’a yakın erkek çocuğuna tecavüz edildiği ortaya çıktı.

Hergün bir başka şehirden böyle bir haber geliyor.
Giderek artıyor.

Çünkü…

2004 yılına kadar, din eğitimi kisvesi altında tarikat kursu açmak, Türk Ceza Kanunu’na göre suçtu.
Bu tür yerleri açanlara, buralarda hoca’lık yapanlara altı aydan üç yıla kadar hapis cezası veriliyordu.
Kaçak kurslar yakalandığı anda kapısına kilit vuruluyordu.

Akp’den önce hukuki durum buydu.

Akp iktidara geldi.
2005 yılında, bu tarikat yuvalarının kapatılmasını engellemek için kanun çıkardı.
Kaçak kurs açanlara ceza indirimi yaptı, “üç aydan bir yıla kadar hapis verilir, bu hapis cezası paraya çevrilir” dedi.

Yani?
Para öde, kurtul dedi.
Kapatma cezasını fiilen ortadan kaldırmış oldu.
Kaçak tarikat yuvaları para cezasını ödeyip, aynen devam edecekti.
Resmen “af” niteliğindeydi.
Ayrıca…
Tarikat yuvalarında hoca’lık yapanlar, kanun kapsamından çıkarıldı.
Sadece kurs açanlar mahkemeye verilecekti.
Hoca adı altındaki tiplere artık para cezası bile verilmeyecekti.

Varlığıyla onur duyduğumuz, Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, bu tarikatsever kanunu veto etti.
“Anayasa’ya aykırıdır” dedi.
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine aykırıdır” dedi.
“Sapkın yöntemlerle çağdışı eğitimin önünü açar” dedi.

Nafile… Cumhurbaşkanımız tarafından yeniden görüşülmesi için Tbmm’ye gönderilen tarikatsever kanun, aynen iade edildi.
Dayatmayla kanunlaştı.

Chp hukuki mücadele başlattı.
Bu tarikatsever kanunun iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
İptal başvurusunu, o dönem sadece milletvekili olan, henüz Chp genel başkanı olmayan Kemal Kılıçdaroğlu yaptı.
Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu dava dilekçesinde “laik eğitime aykırıdır” dedi.
“Türk devriminin temel niteliklerine aykırıdır” dedi.
Sapkın eğitim anlayışının yolunu açar” dedi.

2005
2006
2007
2008
Anayasa Mahkemesi dört yıl kulağının üstüne yattı.
Böylesine kritik bir kanunu görüşmeyi habire erteledi.
Eleştirilerin kesilmesini, unutulmasını sağladı.
2009’da Chp’nin iptal istemini reddetti.

Böylece… Anayasa’ya aykırı kaçak tarikat kursları, bizzat Anayasa Mahkemesi’nin onayıyla serbest bırakıldı.

Sadece dört üye karşı çıktı… En başta Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin 13 üyesi gayet güzel bir kanun dedi, kaçak tarikat kurslarının açılmasında herhangi bir sakınca görmedi.

Kaçak tarikat kursları salgın hızıyla yayıldı.
Salgın hızıyla kaçak yurtlara dönüştü.

2013 yılında, Akp bitirici bir hamle daha yaptı.
Bir kanun daha çıkardı.
Kaçak tarikat kursu açmayı Türk Ceza Kanunu’ndan komple sildi.
“Kanuna aykırı eğitim kurumu” maddesini yürürlükten kaldırdı.
Para cezasını bile kaldırdı.
Tarikat kursları hakkında adli soruşturma yapmayı bile kaldırdı.

Kanuna aykırı tarikat yuvası açmayı, kanunla serbest bıraktı!
Açın açabildiğiniz kadar dedi.

Bu dehşet verici kanun Tbmm’de görüşülürken, Chp adına Profesör Nur Serter konuştu.
Tarihi bir konuşmaydı.
“Kazdığınız kuyuya aslında kendiniz düşüyorsunuz, farkında değilsiniz” dedi.
“Bu ülkede tertemiz yaşanan İslam dinini, dipsiz ve karanlık kuyularda, tekke ve zaviyelerde yapılandırıyorsunuz, dipsiz ve karanlık kuyularda tarikat okullarının kapısını açıyorsunuz” dedi.
Sapkın gruplara hizmet edecek okulların kapısını açıyorsunuz” dedi.

Nafile…
Cumhurbaşkanı değişmişti.
Abdullah Gül şak diye onayladı.

Bugünlerde sanki Akp’yle hiç alakası yokmuş gibi davranıyor ama… Bu denetimsiz pedofili yuvalarının açılmasında, Abdullah Gül’ün hem hükümet üyesi olarak, hem cumhurbaşkanı olarak imzası var.

Özetle…

Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer taa 14 yıl önce uyardı, “sapkın”lara yolaçıyorsunuz dedi.
Chp hem 2005 yılında, hem 2009 yılında, hem 2013 yılında bas bas bağırarak uyardı, “sapkın”lara yolaçıyorsunuz dedi.

Akp bu “sapkın”lara yolaçtı.

Bugün, Akp yönetiminin de bu tarikat yuvalarında yaşananlar karşısında en az bizler kadar öfkelendiğinden, en az bizler kadar tiksindiğinden, en az bizler kadar üzüldüğünden eminim.
Ama…
Fıkıh Araştırmaları Derneği’nin amblemine bakın mesela…
Tam olarak 2013 yılında kurulmuş olduğunu görürsünüz.
Bu derneğin erkek çocuklarına tecavüz edilen kaçak yatılı kursu, tam olarak 2013 yılında çıkarılan kanunun ürünüdür.

Tam olarak, Akp neticesidir.

Ergenlik dönemindeki çocukları, yaşıtlarıyla sağlıklı arkadaşlıklar kurabilecekleri, sağlıklı iletişim kurabilecekleri, şeffaf, gözlemlenebilir, denetlenebilir, laik eğitim kurumlarından koparıp, istismara açık, perdeleri sıkı sıkıya kapalı, toplumdan izole, kuytu, izbe odalara doldurursan…
Cumhuriyet öğretmenleriyle fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek yerine, memleketin yoksul çocuklarını ne idüğü belirsiz, zır cahil, örümcek kafalı yobazların kucağına itersen…
İmbikten süzülmüş eğitim öğretim deneyimlerini yok sayarsan, pedagojik formasyon kavramından bile haberin yoksa…
Akıldan, bilimden, çağdaşlıktan uzaklaşırsan…
Mütedeyyin olduğunu zannedersin ama, aslında kelimenin tam manasıyla, işte böyle sapıklara yardım ve “yataklık” etmiş olursun!

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI /// Ümit ZİLELİ : Çocuk tecavüzcüsü iğrenç yobaz !!!..


Ümit ZİLELİ : Çocuk tecavüzcüsü iğrenç yobaz !!!..

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/umit-zileli/cocuk-tecavuzcusu-igrenc-yobaz-5319343/

6 Eylül 2019

Daha birkaç gün önce, son yıllarda yüzlercesini, binlercesini kahrolarak öğrendiğimiz bir çocuk tecavüzleri haberi daha düştü medyanın gündemine…
İstanbul Ümraniye’de Fıkıh-Der’e ait yatılı ve de kaçak Kuran kursundaki 6 erkek öğrenci, cinsel istismar ve tecavüze maruz kaldıklarını belirterek şikayetçi oldu ve iğrenç cerahat patladı!..
Soruşturma ilerledikçe çocuk sayısı da süratle arttı ve 30’a dayandı!.. Çocukların anlattıkları yürek paralayıcıydı, iğrençti… Mesela H.R.Ö isimli çocuk kurs sorumlusu Ömer I.’nın cinsel bölgesine yakın alanlara mesaj yaptırdığını, cinsel organını tutmasını istediğini anlatıyordu.
Cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu, kabul etmeyince mescit kapısını kilitleyip yalnız ve aç bıraktığını, sonunda tecavüz ettiğini söylüyordu…
Bu herif, defalarca tecavüz ettiği çocukları başta Hacı Serkan B. olmak üzere diğer kurs hocalarına da sunuyordu!..
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame bir parça vicdanı olanlar için yenilir yutulur cinsten değildi… Yukarıda adını verdiğim iki alçakla birlikte, en az onlar kadar soysuz Tarık. B. adlı kişi de tutuklandı…
Gazeteci Mustafa Hoş ise, tutuklanan isimlerden Ömer I.’nın Fıkıh Der’in başkanı olduğunu, cinsel istismarı başlatan kişi olduğunu, diğer kişilere de tecavüz ettirdiğini ve aynı zamanda Memduhat İlim Derneği’nin başkanı olduğunu da işaret ediyordu. Bu iki dernek zaten kardeş gibiydi!..

Şehvetiye Tarikatı!..

Şaşırdınız mı? Ben zerre kadar şaşırmadım!..
Yıllardır bu türden o kadar çok haberle karşılaştık ki, yobazın iğrenç yüzünü o denli çok gördük ki, şaşıracak hiçbir şey kalmadı!..
Bu iktidarın, önce kaçak Kuran kurslarını adeta serbest bırakması, 2013 yılında da bu tür kuruluşların cezadan iyice kurtulmasını sağlayan karar, yüzlerce dernek ve Kuran kursunun ülkeyi ahtapot misali sarmasını sağlamıştı…
Gazeteci kardeşim İsmail Saymaz’ın yeni piyasaya çıkan “Şehvetiye Tarikatı” isimli kitabı bu soysuz yobazların, yalnızca erkek çocuklarına, kız çocuklarına, genç kızlara, kadınlara tecavüz etmediklerini, insanların beyinlerini de iğfal ettiklerini, büyük dolandırıcılıklara, örgütlü olarak imza attıklarını da gösteriyor!..
Örneğin, aralarında hakim, öğretmen, yüksek bürokrat gibi mesleklerden, eski milletvekili ve yörenin hatırı sayılır zengin kişilerinin de bulunduğu pek çok kişiyi dini ritüellerle kandırıp, milyonlarca dolar dolandırdıkları polis ve mahkeme kayıtlarına geçti!..
İnanılması gerçekten çok güç ama, mesela Hatay bölgesinde pek çok kişinin “Eevinizin altında şu kadar altın dolu küp var. Ancak cinler tarafından korunuyor” diyerek kandırılan pek çok kişi var. Bunlardan toplanan paralar hayal sınırlarını bile zorlayan miktarlara erişiyor!..
Bu yobaz takımı bir yandan dolandırırken, diğer yandan hiç yaşamamış evliyalar adına türbe yaptırıp, ardından kendini o türbenin şeyhi ilan edip, cinsel istismarlarına da aralıksız devam ediyor!..
Okurken hayretler içinde kaldığım “Yok artık bu kadar da olmaz” dediğim hikayeler, maalesef polis tutanaklarında, mahkeme kararlarında yer alıyor!..

Badeci Şeyh’in sır odası!..

Saymaz’ın kitabında da anlatılan, ancak gazeteci Timur Soykan’ın “Badeci Şeyh’in Sır Odası” kitabında tüm polis tutanakları ile birlikte yer alan “Kırklari Cemaati” hikayesi, “yobaz tecavüzlerinin” iğrençlik zirvelerinden birisini oluşturuyor!..
Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne 9 Haziran 2011 günü gelen bir ihbarda arayan kişi şöyle diyordu:
–Kırklari Cemaati Şeyhi Uğur Hoca, kız çocuklarına Kuran öğretme bahanesi ile cinsel istismarda bulunuyor. Şu anda da içeride kız çocukları var… Mahalleli hocayı linç edecek!”
Polis belirlenen adresi bastı ve ortaya inanılmaz bir “tecavüzler serisi” çıktı!.. “
Uğur korunmaz, yıllardır yüzlerce müridiyle her türden ilişkiye girmişti. En önemli iki başlık ise “Badelenme” ve “Tabi olmak” idi… Badelenme şeyhin organını emmek, tabi olmak ise ters ilişkiye girmek anlamına geliyordu…
Tüm sapkınlıklar anahtarı yalnızca Şeyh de bulunan “Sır Odası” adı takılan yerde gerçekleşiyordu.. Bu herifin yaptıklarının ayırdına varıp şikayette bulunan çok sayıda kişi olduğu gibi, bir o kadar da her şeye karşın bağlılığını en üst derecede sürdüren müritler vardı!.. İşte müritlerden bazılarının polis ifadeleri:
–Şeyh tarafından badelenen ve ters ilişkiye girerek tabi olan Mesut K: Her şey benim isteğimle gerçekleşti. Karım Hoca ile cinsel ilişkiye girmek istese memnun olurum…
–Sır Odası kapısında bekçilik yaptığı iddia edilen mürit: Zikir esnasında yanma mertebesine geldikten sonra “cezbelenme” oluyor. Bende böyle bir halde kendi rızam ile badelendim. Eşimi de götürmek istedim ama gelmedi…
-Bir mürit: Bu şahsa iman ettim… Badelenme bize göre ilahi aşktır…
Örnek o kadar çok ki; gelin bir de Şeyh denilen herifin ifadesine bakalım:
–Ben ilişkiye girmezsem cezbelenen mürit deli durumuna gelir…
-Benim şeyhim Hasan Burkay Efendi de beni badeledi…
Müritler, bu Şeyh denilen sapığa, çocuklarını, eşlerini, nişanlılarını, kardeşlerini dahi getirdiler!.. Yerel mahkeme ilk verdiği karar Yargıtay tarafından bozulduktan sonra ikinci yargılamada Şeyh Efendiyi 188 yıl ağır hapse mahkum etti!.. Mahkeme kararında, şöyle bir cümle dikkat çekiyordu:
–Orta zekadaki bir insan karşı koyardı!..