TEKNİK TAKİP DOSYASI /// İsrail’in siber casusluk silahı : Pegasus


İsrail’in siber casusluk silahı : Pegasus

Devletlerin ya da devlet dışı aktörlerin, çıkarlarına yönelik istihbari amaçlarla kullandıkları teknolojik imkanlar siber alandaki birçok aygıtla iç içe geçerek etkisini arttırmıştır. Bunlardan en popüler olanı da şüphesiz siber espiyonaj araçları, diğer adıyla casus yazılımlardır.

Pratik olmaları, zor tespit edilmeleri, verimlilikleri ve hızlı reaksiyon göstermeleri bakımından casus yazılımlar birçok devlet için kullanışlı bir istihbarat aygıtı olmaktadır. Oldukça basit bir yazılım aracılığıyla dünyanın birçok noktasındaki hedefe ani ve etkili müdahalede bulunmak ve veriler elde etmek artık rutin bir operasyon olmuştur. Özellikle son yıllarda artan siber alandaki gelişmelerle birlikte devletlerin bu tarzdaki operasyonel kapasiteleri de güçlenmiştir. Burada da kimi zaman özel şirketler devreye girmektedir.

MEŞHUR SİBER AKTÖR: NSO

Son zamanlarda ismini sıkça duyduğumuz ve bundan sonra da duymaya devam edeceğimiz NSO Group, ilk olarak 2016 yılında Kanada merkezli Citizen Lab firmasının bir raporuyla detaylıca anlatılmıştı. Yeni adıyla Q Cyber Technologies olarak da anılan NSO Group, casus yazılım ürünleri geliştiren ve bunları sadece devletlere satan İsrail merkezli bir şirkettir ve İngiltere merkezli özel sermaye şirketi Novalpina Capital çatısı altındadır.

Resmi web sitelerinde kendilerini “devletlerin kolluk kuvvetlerine ve istihbarat servislerine terörle ve kritik suçlarla mücadele amacıyla sınıfının en iyi teknolojik çözümlerini üreten şirket” olarak tanıtan NSO Group, skandallarla yine kendinden söz ettiriyor. Daha önce İtalyan Hacking Team firması ile birlikte Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayında anılan NSO, son olarak WhatsApp’ta bulunan bir güvenlik zafiyetini istismar etmesiyle gündemde.

WhatsApp bu mezkûr saldırıyı geçtiğimiz Mayıs ayında tespit etmişti. Kullanıcılarını da bilinmeyen yabancı ülke numaralarından gelen çağrı ve mesajların açılmamasına dair uyarmıştı. Söz konusu saldırının analizi ve soruşturması sonrasında Citizen Lab firmasının tespitleri ve WhatsApp’a yapılan bildirimler üzerine yetkililer, NSO Group’a karşı ABD mahkemelerinde bir dava açtı. Davanın ana sebebi ise NSO Group’un, WhatsApp’ın sunucularındaki bir açıktan yararlanması ve en az 1.400 (tespit edilen) WhatsApp kullanıcısının mobil cihazlarını ele geçirmesi olarak belirtiliyor.

Söz konusu saldırı, bir WhatsApp kullanıcısına yabancı numaralardan gelen görüntülü aramalar ile hedef kullanıcının cihazına sızılabilmesi şeklinde oluyor. İsmi açıklanmayan kaynaklar, bilinen mağdurların önemli bir kısmının onlarca ülkeden (ABD dahil) yüksek seviyede devlet görevlilerinden oluştuğunu, diğerlerinin de BAE, Bahreyn, Meksika, Tunus, Fas, Pakistan ve Hindistan’daki gazeteci ve insan hakları aktivisti olduğunu belirtiyor. Ayrıca geçmiş tarihlerde, Cemal Kaşıkçı ile irtibatlı olan ve Kanada’da yaşayan Ömer Abdülaziz gibi bazı Suudi vatandaşlarının da bu yazılımla izlendiği ortaya çıkmıştı. Yine Cemal Kaşıkçı’nın yazarı olduğu Washington Post’un sahibi ünlü milyarder Jeff Bezos’un da bu yazılımının mağduru olduğuna dair bilgiler medyada yer almıştı. Yine aynı tarihlerde Meksika’nın, uyuşturucu karteli lideri “el Chapo”nun telefonuna bu casus yazılımı yüklediği de iddia edilmişti. Bütün bu olaylarda sözü edilen “süper ajan” casus yazılımın adının Pegasus olduğu ortaya çıktı.

SÜPER SİBER AJAN

Pegasus casus yazılımının ne olduğunu, NSO Group’a ait sızdırılan bir resmi dokümandan okumak daha açıklayıcı olacak: “…kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat teşkilatlarının neredeyse her türlü mobil cihazdan değerli istihbari verileri uzaktan gizli bir biçimde elde etmesini sağlayan, dünyanın önde gelen bir siber istihbarat ürünüdür. Bu ürün ‘elit istihbarat teşkilatlarının kıdemli çalışanları’ tarafından, son derece dinamik hale gelen siber savaş sahasında devletlere hizmet sağlamak için geliştirilmiştir… Pegasus, görünmez yazılımı (ajan) sessizce hedef cihaza iletir. Bu ajan daha sonra analiz için toplanan verileri çıkartır ve güvenli bir şekilde iletir. Kurulum genellikle uzaktan yapılır, hedeften herhangi bir işlem yapması beklenmez veya hedefle bir araya gelinmesi gerekmez. İşin sonunda cihaz üzerinde hiçbir iz bırakılmaz. Pegasus, kritik bir istihbarat-misyon sistemidir.”

Bu dokümanda, Pegasus ile ilgili bilgilerin yanında dünyadaki gelişmeler, yeni teknolojik imkanlar, istihbarat paradigmaları ve “siber savaş sahaları” gibi konularda da bir makale çalışması tarzında yorumlar mevcuttur. Pegasus’a gelince de burada küçük ama devasa etkisi olan bir casus yazılım ile karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Android, iOS, BlackBerry ve Symbian gibi bütün akıllı telefonlarda çalışabilen Pegasus’un hedefe nasıl sızdığını ve ne tür veriler topladığını yine bu resmi dokümanı incelediğimizde görebiliriz.

Dokümana göre Pegasus’un hedefe sızma teknikleri, cihaza anlık mesajlar göndererek (kullanıcının mesajı açmasına veya linke tıklamasına ihtiyaç olmadan), SMS ya da e-posta ile yemleme yaparak (sosyal mühendislik operasyonu), sahte baz istasyonu gibi davranan taktik sistem ile cihaza ulaşarak ve telefona çağrı yaparak gerçekleşiyor. Sızılan hedeften elde edilen veriler ise metin mesajları (SMS), e-postalar, takvim kayıtları, arama geçmişi, rehber listesi, anlık mesajlaşma uygulamalarındaki konuşmalar (uçtan uca şifreleme ile çalışan WhatsApp dahil), anlık yapılan aramalar, çevresel sesler (mikrofon kaydı), anlık kamera görüntüleri, çekilen fotoğraflar, anlık ekran görüntüleri, her türden doküman ve belge, cihazın konum bilgisinin izlenmesi (GPS kapalı olsa bile) ve cihazın teknik bilgilerinden oluşuyor ve ilgili dokümanda bu liste daha da uzuyor.

WhatsApp skandalında adını daha geniş kitlelere duyuran Pegasus bize, hem özel hayatın gizliliği ve hak ihlallerinin nasıl tehlikeye uğradığını hem de dünya lideri şirketlerin “yüksek güvenlikli” olduğunu iddia ettikleri cihazların ve uygulamaların aslında ciddi zafiyetler barındırdığını ifade etmektedir. Elbette burada yazılımsal ve donanımsal zafiyetlerin yanında siber güvenlik konusunda bireysel farkındalığın da önemi ortaya çıkmakta.

YENİ KÜRESEL TEHDİT

Pegasus casus yazılımı üzerinden, dünyadaki siber silah ticaretinin ve bunların neden olduğu özel hayatın gizliliği ve ulusal güvenlik ihlallerinin ne boyutta olduğunu anlayabiliyoruz. NSO Group yetkilileri her ne kadar ürünlerini sadece devletlere sattıklarını ve küresel terörizmi ve birtakım kritik suçları önleme amacıyla hizmet sunduklarını iddia etseler de hedef alınanlara baktığımızda bu iddialar anlamsız oluyor. 2018 yılından bu yana yaklaşık 45 ülkede tespit edilen bu casus yazılımın kimler tarafından ne amaçla kullanıldığını elbette sadece ona sahip olanlar ve kontrolünü sağlayanlar bileceklerdir.

Pegasus sadece ifşa edilen siber silahlardan biridir. Daha nice ifşa edilmemiş ya da tespiti yapılmamış bu tarz silahların varlığı kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca birkaç ay önce Çin istihbarat servisinin sadece Uygur ve Tibet bölgesini hedef alan bir casus yazılım ürettiği ve üst düzey isimleri izlediği yönünde tespitlerin yer aldığını da belirtelim. Dolayısıyla devletler doğrudan ya da özel şirketler aracılığıyla bu tarz sistemler geliştirip kullanmışlardır ve bu tutumlarını da çıkarları gereği sürdüreceklerdir.

İstihbarat servislerinin artık geleneksel yöntemlerin yanında özellikle tercih ettiği bu “siber ajan”lar gün geçtikçe konuşulmaya devam edecektir. Görünen o ki NSO Group ve Hacking Team firmaları ile birlikte, Amesys (Fransa), Gamma Group (İngiltere) ve devlet destekli onlarca siber casusluk yazılımları üreten firmalar da yeni skandallara konu olacak ve siber silahlar (özellikle casus yazılımlar) konusu uluslararası alanda önem arz edecek.

CASUSLAR DOSYASI : İran’da bir kişiye “ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası


İran’da bir kişiye "ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası

İran Yargı Erki Sözcüsü Gulam Hüseyin İsmaili, "ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) adına askeri ve sivil kurumlarda casusluk faaliyetinde bulunma" suçlamasıyla yargılanan bir kişinin idam cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Fars Haber Ajansı’na göre, başkent Tahran’da düzenlediği basın toplantısında İsmaili, "ABD adına casusluk faaliyetinde bulunan bir kişi idam cezasına çarptırıldı." dedi.

Hakkında idam cezası verilen kişinin ismini açıklamayan İsmaili, sanığın talebi üzerine kararın temyiz mahkemesine gönderildiği bilgisini paylaşmakla yetindi.

ABD ve İngiltere adına casusluk yapan 3 kişiye 10’ar yıl hapis

Öte yandan İran Yargı Erki Sözcüsü İsmaili ayrıca, ABD adına casusluk yapan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur ile İngiltere adına casusluk yapan Emir Neseb isimli İranlıların her birinin 10 yıl hapse mahkum edildiğini kaydetti.

İsmaili, "CIA adına casusluk yapmakla suçlanan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur 10’ar yıl hapis ve 55 biner dolar para cezasına çarptırıldı." diye konuştu.

İran Yargı Erki Sözcüsü, İngiltere’ye casusluk yapmakla suçlanan Emir Neseb hakkında da 10 yıl hapis kararı verildiğini belirtti.

İsmaili, temmuz ayında yaptığı açıklamada, istihbarat yetkililerinin operasyonları sonucu "ülkenin askeri, nükleer ve alt yapı tesislerinde CIA adına faaliyette bulundukları tespit edilen bir şebekenin çökertildiğini" duyurmuştu.

İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ DOSYASI /// VİDEO : CASUSLUK AŞKI VE İSTİHBARAT – Telepati ve İstihbarat Örgütleri – İstihbarat Servisleri Nasıl Çalışır ??


Telepati ve İstihbarat Örgütleri – Gizli Gerçekler

https://www.youtube.com/watch?v=FyPfoAQUyys&feature=youtu.be

CASUSLUK AŞKI VE İSTİHBARAT

https://www.youtube.com/watch?v=6tU4OQHbMYQ&feature=youtu.be

İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ, ( MOSSAD, CIA, MI6, FSB, MİT ) NASIL ÇALIŞIR? NASIL BİR ETKİYE SAHİPLER ???

https://www.youtube.com/watch?v=8KetMhgrtto

RUSLAR Amerikalı Ajanları Nasıl Yakaladı – ( Rus İstihbaratı Nasıl Çalışır ???? )

https://www.youtube.com/watch?v=_ze0V2quZ1E

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : CIA’nın Sırları – NSA’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE) VE CASUSLUK FAALİYETLERİ


CIA’nın Sırları – Karşı Darbe – Soğuk Savaş Dönemi (Türkçe Belgesel)

https://www.youtube.com/watch?v=NTdzIZc1OW0&feature=youtu.be

NSA – Documentary on the Secret Intelligence Agency (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=Kx7X4EWf0q8&feature=youtu.be

Öteki Gündem – 14 Nisan 2013 – Casusluk faaliyetleri (TÜRKÇE – 4 BÖLÜM)

https://www.youtube.com/watch?v=AFW2RLMsc5s

https://www.youtube.com/watch?v=WPlG4eGOMBU

https://www.youtube.com/watch?v=hLjKtb-2nHs

https://www.youtube.com/watch?v=agXMz3EVfTw

KİTAP TAVSİYESİ : İSTİHBARAT SAVAŞLARI /// 1. DÜNYA SAVAŞINDA SURİYE VE LÜBNAN’DA CASUSLUK FAALİYETLERİ /// HÜSEYİN AZİZ AKYÜREK


Dr. Polat Safi’den İstihbarat Savaşları (90 yıllık sır)

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nde Emniyet Genel Müdürlüğü yapan Hüseyin Aziz Akyürek’e atfedilen ve istihbarat, casusluk ve propaganda hikayeleri içeren hatırat Türkçe’ye kazandırıldı.

II. Meşrutiyet dönemi ve I. Dünya Savaşı sırasında istihbaratla ilgilenen bir Osmanlı emniyetçisine atfedilen yaklaşık 90 yıllık hatırat Arapçadan Türkçeye çevrilerek okurla buluşturuldu. I. Dünya Savaşı’nın ikinci yarısında Emniyet-i Umumiye Müdürü (Emniyet Genel Müdürü) olarak görev yapan Hüseyin Aziz Akyürek’in yazdığı düşünülen hatırat, gayrinizami harp ve istihbarat alanlarında önemli çalışmalara imza atan Dr. Polat Safi tarafından tenkitli bir şekilde yayına hazırlandı. Türk istihbarat tarihiyle ilgili araştırmalarda kaynak niteliğindeki hatırat, İstihbarat Savaşları: Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye ve Lübnan’da Casusluk Faaliyetleri adıyla raflardaki yerini aldı.

ADNAN HOCA ÖRGÜTÜ DOSYASI : Adnan Oktar, casusluktan elde ettiği bilgileri gizletti


Adnan Oktar, casusluktan elde ettiği bilgileri gizletti

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü iddianamesinde, örgüt lideri Adnan Oktar ve örgüt mensuplarının bir casusluk faaliyeti içerisinde olduğu, uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlarının olduğu ve örgüt içinde gizliliğin hâkim olduğuna dair bilgiler itirafçı ifadelerinde yer aldı. Örgüt yöneticileri şüpheliler Ulviye Didem Ürer, Yeliz Sucu, Merve Büyükbayrak ve Sinem Tezyapar’ın örgütün uluslararası casusluk ağında elde ettikleri bilgileri Adnan Oktar’ın talimatıyla sakladığı da ortaya çıktı.

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü iddianamesinde, örgüt yöneticileri şüpheliler "Dido" kod adlı Ulviye Didem Ürer, "Yellow (Sarı)" kod adlı Yeliz Sucu, "Fevzi" kod adlı Merve Büyükbayrak ve "Tez" kod adlı Sinem Tezyapar örgütün uluslararası casusluk ağında önemli faaliyetleri olduğu bilgisi yer aldı. Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün uluslararası casusluk faaliyetlerinden elde ettiği bilgileri bu isimler aracılığıyla sakladığı bilgisi itirafçıların ifadelerinde ortaya çıktı.

OKTAR’IN AMERİKA, İSRAİL VE RUSYA BAĞI

İddianamede, İsrail’in istihbarat örgütü MOSSAD ile irtibatı bulunan, Amerikan eski askerleri ve ajanlarıyla sürekli görüşen örgüt mensupları ve örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın ayrıca Rusya’da tercümanlık yapan "Leyla" isimli tercüman aracılığıyla yıllarca Rusya’dan da bilgi aldığı, hatta 2017-2018 yılları arasında 20-25 yıldır Rusya’da yaşayan "Leyla" isimli tercümanın Rusya’da yapılan Akkuyu ve Kırım görüşmelerini örgüt liderine sızdırdığı ifade edildi.

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün sapkın yüzü hazırlanan iddianame ile gözler önüne serildi

SUUDİ PRENSLERLE İLGİLİ BİLGİLERİ DE VERMİŞ

İddianamede etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen E.K., "Leyla" isimli tercüman ve örgütün uluslararası casusluk faaliyeti hakkında şu itiraflarda bulundu: "Leyla İstanbul’a geldiğinde Rusya’da aldığı notları Fatih Menet aracılığı ile Dragos’a gönderdi. Bu notlarda Suudi prensleri ile ilgili bilgiler vardı. Bu bilgilerde veliaht prenslerden hangi prensin Amerika’nın adamı olduğu, hangisinin Rusya’ya yakın olduğu gibi bilgiler vardı. Hangi okullarda okudukları vs bilgiler vardı. Ben de bu bilgileri Adnan Oktar’a ilettim. Leyla Türkiye’ye geldiğinde ben, Merve Büyükbayrak ve Lale Camcı ile de tanıştı. Gelen bu tarz bütün bilgileri Adnan Oktar gördükten sonra lazım olduğunda kullanılmak üzere Didem Ürer, Merve Büyükbayrak ve Yeliz Sucu’ya verilirdi. Onlar bu notları tarayarak flash bellek veya bilgisayarlarında gerektiğinde Adnan Oktar’ın emriyle bilgileri kullanmak üzere saklarlardı."

ORTADOĞU’DAN SORUMLU AMERİKALI İLE NE GÖRÜŞÜLDÜ?

İddianamede, Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün örgütün İsrail sorumlusu şüpheli Sinem Tezyapar’ın Rusya’daki görüşmeleri de ayarlayan isimlerden olduğunu belirten E.K. ifadesinde şunları söyledi: "Bir defasında da İbrahim Tuncer ve Zafer Fırat’a Rusya’da çeşitli görüşmeler ayarladılar. Bu görüşmeler politikacı, dini lider ve düşünce kuruluşlarıydı. Bu görüşmeleri de Lale Camcı, Sinem Tezyapar ayarladı ve Leyla bu görüşmelerde yardımcı oldu ve bazılarını bizzat katıldı. Lee Thurman diye Amerikalı bir kişi vardı. Bu kişi ile örgütteki birçok bacı tanışmıştı. Sinem Tezyapar bu kişiyi tanır. Bu kişi Obama döneminde bize Amerika Dışişleri Bakanlığı’nda Ortadoğu’dan sorumlu kişi olduğunu söylemişti."

ADNAN OKTAR’A MASON DİPLOMASI VERİLDİ

E.K., Adnan Oktar’ın mason diplomasını alması için İtalyan Mason Locasında Büyük Üstat olan Pilloni ile Sinem Tezyapar’ın bağlantı kurduğunu ve birkaç kez bu kişiyi Türkiye’ye davet ettiğini ve yayınlara çıkardığını da belirtti. E.K, "Adnan Oktar’a mason diplomasını veren kişi de buydu. Bir defasında Pilloni beraberinde Suriye’den Esad’ın siyasi bir adamını birlikte getirdi ve bu kişi ile gizli toplantı yapıldı. Toplantıya Alkas Çakmak, Cihat Gündoğdu, Oktar Babuna veya Ali Sadun Engin’den biri de katıldı" dedi.

ÖRGÜT İÇİ GİZLİ TOPLANTILAR YAPILDI

Televizyon yayınından döndükten sonra örgüt lideri Adnan Oktar’ın her gün gizli toplantılar yaptığını E.K. şunları ifade etti: "Her gün Didem

Ürer, Yeliz Sucu, Merve Büyükbayrak ve Gülgün Göktan ile gizli toplantı yapar, bu toplantılarda para konuları, örgütün işleyiş sistemi, günlük olaylar ile ilgili bilgiler, hukuki konular ve gelen notlar ile ilgili her türlü bilgi Adnan Oktar’a gösterilir Adnan Oktar’da neler yapılması gerektiği konusunda talimatlar verirdi."

İNTERNET ORTAMINDAKİ BİLGİLER SİLİNDİ

İki ay önce Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’ne yönelik operasyon bilgisini alan örgüt mensupları örgüt liderinin talimatı doğrultusunda dijital bazı işlemler de yaptı. İddianamede şikâyetçi olarak yer alan E.A. ifadesinde, "Merve Büyükbayrak’ın Adnan Oktar çok önemli olan ve silinmeyecek bilgilerin internet ortamında bir yere saklanması talimatını verdi. Bu bilgiler internet ortamında bir "drive"da saklanır, Merve Büyükbayrak bu bilgileri bilir. İki ay önce tüm cemaatte bilgi temizliği yapıldı ve her şey silindi ancak şu an operasyon olmayacağı konusunda bir rahatlama var ve bu sebeple yine birçok şey birikmiştir" dedi.

BİLGİSAYARLARIN HARD DİSKLERİ DEĞİŞTİRİLDİ

İtirafçı E.K., "Operasyon olacak söylentileri üzerine hatırladığım kadarıyla Mart veya Nisan 2018 tarihinde Benim, Didem Ürer’in, Yeliz Sucu’nun ve Merve Büyükbayrak’ın bilgisayarlarının hard diskleri çıkarılıp bir yere gönderildi ve bilgisayarları komple değişti. Ayrıca Dragosta Yeliz Sucu, Didem Ürer, Merve Büyükbayrak ve Hukuk grubundaki erkeklerin aynı anda konuşabildiği bir iç hat telefonu kuruldu. Bunu bu isimler dışında evde kalanlar da bilmez. Bunun amacı hukuk ile ilgili gizli konuları tek seferde herkesin şahit olabileceği şekilde konuşabilmekti" dedi.