CASUSLAR DOSYASI : ‘BAE, Trump hakkında casusluk yapması için iş adamına ayda on binlerce dolar ödedi’


‘BAE, Trump hakkında casusluk yapması için iş adamına ayda on binlerce dolar ödedi’

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), ABD Başkanı Donald Trump hakkında ‘casusluk’ yapması için bir iş adamına ayda on binlerce dolar ödediği iddia edildi.

ABD istihbaratının, Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı olan ve Los Angeles kentinde yaşayan yatırım danışmanı Rashid el Malik’in 2017 yılında ülkesi adına ‘ücretli’ gizli istihbarat faaliyetleri yürüttüğü sonucuna vardığı öne sürüldü.

Muhalif haberleriyle bilinen The Intercept tarafından ortaya atılan iddia, resmi dokümanlara ve aileye yakın olduğu söylenen ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırıldı.

Habere göre bir kod adı verilen ve on binlerce dolar tutarında bir maaş bağlanan el Malik, o dönem yeni göreve başlayan Trump yönetiminin Ortadoğu politikası hakkında Birleşik Arap Emirlikleri’ne bilgi sızdırmak amacıyla resmen görevlendirildi. İş adamı kimliği de ‘uygun bir kılıf’ olarak kullanıldı.

Businessman Rashid Al-Malik reported to UAE intelligence on the Trump administration’s Middle East policy as part of a broader influence effort, according to a former U.S. official and documents viewed by The Intercept. https://t.co/IATQZZDvfM

— The Intercept (@theintercept) 10 Haziran 2019

HANGİ KONULARDA BİLGİ TOPLAMASI İSTENDİ?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin özellikle bilgi sahibi olmak istediği konularsa şöyle açıklandı: ABD’nin Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar arasındaki krize karşı tutumu, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile ABD’li yetkililer arasında gerçekleşen görüşmelerin detayları ve ABD’nin Müslüman Kardeşler’e karşı tavrı.

MUELLER SORUŞTURMASINDA İFADE VERDİ

Rashid el Malik’in adı, Donald Trump’ı destekleyen gruplara yapılan illegal bağışlara yönelik başlatılan federal soruşturma kapsamında gündeme geldi.

Başkanlık seçimlerine müdahale iddiasını araştıran Mueller soruşturması kapsamında ‘yasadışı müdahalede parmağı olabileceği’ gerekçesiyle görüşülen iş adamının savcılarla işbirliği yaptığı belirtildi. el Malik’in soruşturmanın ardından ülkesine döndüğü kaydedildi.

‘TRUMP İLE İŞ YAPARAK ONU ETKİLEYECEKLERİNİ DÜŞÜNDÜLER’

El Malik’in; emlak yatırımları, golf kulüpleri ve otelleriyle birlikte geniş bir ‘imparatorluğu’ olan Trump’a iş dünyası aracılığıyla yaklaşmaya çalıştığı da öne sürüldü. İddiaya göre el Malik, Trump’la dolaylı bağlantısı bulunan bir şirkete ortak olmaya çalıştı.

The Intercept, anlaşmanın sağlanıp sağlanmadığına, sağlandıysa da içeriğine dair bir bilgiye ise ulaşamadı. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri’nin istihbarat operasyonları hakkında bilgisi olan bir kaynak, ‘hükümetin Trump’la iş yapmak suretiyle onu etkileyebileceğini düşündüğünü’ söyledi.

TRUMP’A YAKIN İSİMLE ‘BAĞLANTI KURDU’

El Malik’in bağlantı kurduğu sanılan ismin ise Tom Barrack olduğu öne sürüldü. Eski yatırım bankacısı olan Barrack, Trump’ın cumhurbaşkanlığı kampanyasında kıdemli danışman olarak çalıştı, ayrıca Cumhurbaşkanlığı Açılış Komitesi başkanlığı yaptı.

Barrack’ın, uluslararası kamuoyunda ABD politikalarına destek sağlamak amacıyla iş ilişkilerini kullandığı iddia ediliyordu.

AVUKATI: O, ÜLKESİNİ VE ABD’Yİ SEVEN BİR İŞ ADAMI

Beyaz Saray, CIA, Adalet Bakanlığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD’deki elçiliği konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Ancak Rashid el Malik’in avukatı Bill Coffield, müvekkilinin istihbarat ajanı olduğu iddialarını reddetti, onun sadece ‘ülkesini ve ABD’yi seven bir yatırımcı ve iş adamı’ olduğunu söyledi.

Coffield, “Ona hiçbir zaman Trump yönetimi hakkında rapor vermek için ödeme yapılmadı ya da Trump yönetiminin iç işleyişine dair bilgi iletmesi için görevlendirilmedi” dedi.

ABD, BÖLGEDE RİYAD VE ABU DABİ’NİN YANINDA

Donald Trump’ın başkan seçilmesinden itibaren, yönetiminin Ortadoğu politikası hedefleri Birleşik Arap Emirlikleri’ninkiler ile iç içe gelişti.

ABD, bölge ülkeleri tarafından Katar’a uygulanan ambargonun yarattığı kriz ortamında bu ablukanın başını çeken Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni destekledi.

ABD yönetimi ayrıca, bu iki ülkenin Yemen’deki askeri faaliyetlerini de destekledi.

Son olarak Mayıs ayında Birleşik Arap Emirlikleri, ülkesinin açıklarında petrol taşıyan dört tankere düzenlenen saldırıyı ‘sabotaj’ olarak nitelemiş ve ‘hasım güçleri’ sorumlu tutmuştu.

12 Mayıs’taki saldırıda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Norveç’in tankerleri hedef alınmıştı.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ‘sabotajdan’ İran’ı sorumlu tutmuştu. Bu iddiayı reddeden İran objektif bir soruşturma yürütülmesi için çağrıda bulunmuştu.

CASUSLAR DOSYASI : 15 köylüye casusluk suçlaması


15 köylüye casusluk suçlaması

Van’da köylere yapılan baskında bavul ticareti yapan 41 köylü gözaltına alındı. Mahkemeye çıkartılan 15 köylü tutuklandı, suçlama: İran için casusluk yapmak

DUVAR – Van’da geçen hafta içinde gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınan 41 kişiden 15’i İran devletine casusluk iddiasıyla tutuklandı. Bavul ticareti yaparak geçimini sağlayan bu kişilerin telefonda yaptığı “Benim emaneti unutma” gibi konuşmalar, ajanlık faaliyeti olarak değerlendirildi.

Van’ın Saray ve Özalp ilçelerine bağlı köylerde 14 Mayıs sabahı evlere baskın düzenleyen Jandarma Özel Harekat (JÖH) elemanları, 41 köylüyü gözaltına aldı. Anf’de yaralan habere göre, özellikle Bakışık ve Turgalı Köylerinde yoğunlaşan operasyonlarda gözaltına alınan 41 kişi, 4 gün gözaltında tutulduktan sonra Özalp Cumhuriyet Savcılığı’na çıkarıldı. Buradan tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen 41 kişiden 15’i “Devlet sırlarına karşı işlenen suçlar kapsamında casusluk yaptıkları” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Suçlamalar şöyle: “Şüphelilerin yabancı ülke istihbarat çalışanları ile iletişime geçtikleri, Türkiye devletinin veya vatandaşlarının ya da Türkiye’de oturmakta olanların zararına olarak yabancı ülke istihbarat servisinin talepleri doğrultusunda yaşadıkları bölgedeki kamu kurumlarının ve değişik alanların görüntülerini çektikleri, yabancı istihbarat görevlisinin talebi doğrultusunda temin ettikleri bu bilgileri yabancı ülke istihbarat servisine bildirdikleri, yaptıkları işler karşılığında tape kayıtlarından anlaşılacağı üzere menfaat temin ettikleri tespit edilmiştir.”

Gözaltına alınan 26 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

SINIR KÖYLERİ BOŞALTILMAK İSTENİYOR

Son zamanlarda köylüler yoğun “güvenlik kuşatması” altında tutuluyor. Özellikle “33 Kurşun” katliamının işlendiği yer olarak bilenen Yukarı Turgalı köyü sakinleri endişeli. Bir köylü, “Eskiden biz sınırı geçip mazot getiriyorduk. Sınırda mazot götüren 200 kişi son 20 yılda katledildi. Sınır ticareti yapmamız engelleniyor. Bizi kendilerine muhtaç etmek istiyorlar. Karakollar yapıldı, jiletli teller ve duvarlar örüldü… Bu yetmedi şimdi de ‘ajanlık yapmak’la suçlanıyoruz. Burada ajanlaştırma faaliyeti yürütülüyor ve muhtemelen İran sınırında bulunan köylülerin göç etmesini istiyorlar” dedi.

CASUSLUK DEĞİL, BAVUL TİCARETİ

Tutuklanan 15 kişinin tape kayıtlarında İranlı istihbarat ajanlarıyla görüşmeleri olduğu iddia ediliyor. Soruşturmaya ilişkin bilgi veren avukatlar ise şunları söyledi: “Saçma bir durum… Şahıslar bavul ticareti yaparak yaşamını idame ettiriyor. Alışveriş yaptığı insanlarla konuştukları ‘Emanetimi unutma’ gibi cümleler ajan faaliyeti olarak değerlendirilerek tutuklama gerekçesi yapılmış. Çay, sigara 2-3 paket bavul ticareti kapsamındaki işleri ajan faaliyeti olarak görülmüş. Tamamen geçimini sağlamak için bavul ticareti yapan bu insanlar devletin gizli bilgilerini ifşa etmekle suçlanıyor” şeklinde konuştular.

İSTİHBARAT DOSYASI /// Osmanlı’da casusluğun kitabını yazan : Baron de laFage


Osmanlı’da casusluğun kitabını yazan : Baron de la Fage

Osmanlı, Avrupalıların haber alamadığı kaynaklardan bile istihbarat edinebiliyordu. Ticaretin kalbi olan İstanbul, Venedik gibi istihbaratın da merkeziydi.

Aybüke SENGİR/ aybuke.sengir@ensonhaber.com

16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyada neler olup bittiğini anlayan ve her şeyden haberdar olan bir sistem kurmuştu; casusluk. O sistemin içinde yer alan da Baron de la Fage, Katolik dünyasının en üst mercileriyle açıktan açığa dalga geçti, sadece vebayı kandıramadı.

OSMANLI’NIN EN YETENEKLİ CASUSU

Osmanlı casusu Baron de la Fage, İtalya’ya gönderilmişti. Floransa Dükü’nü kandırıp, Roma’da Papa’nın makamına çıkmayı başarmıştı. Orada Papa’yı aldatarak kendisinden imtiyaz belgesi almayı başarmıştı. Baron de la Fage, seyahatinde öğrendikleriyle İstanbul’daki İspanyol casus şebekesini çökertmişti. O yıllarda İstanbul’a konuşlanmış, İspanya’ya çalışan 112 adet de casusu vardı.

KATOLİK DÜNYASININ EN ÜST MERCİLERİYLE DALGA GEÇTİ

Kendini Languedoc’tan bir asılsade olarak tanıtan Baron de la Fage, bize casusluk yaparken, İngilizlere de casusluk yapıp tekrar Hristiyan olacağını iddia ederek İtalya’ya gitmişti. Önce Floransa’da Toskana taşra kralını ve Fransa elçisini dolandırmış, daha sonra Roma’ya geçerek Papa ve kardinallerini üst düzey birçok Osmanlı mühtedisini tekrar Hristiyan olmaya ve Osmanlılara ihanet etmeye hazır olduğuna ikna etmeyi başarmıştı.

İstanbul’a döndüğünde Papa’nın emriyle Kardinal Lucio Sanseverino’nun bizzat imzalayarak kendisine belgeyi göstererek , Katolik dünyasının en üst mercileriyle açıktan açığa dalga geçmişti.

KAFASINDA KIRK TİLKİ…

Roma’da işini bitiren Baron de la Fage’nin bir sonraki durağı Venedik oldu. Burada da rahat durmadı, Habsburg elçisinden para istedi. Ancak genelde casuslara sempatiyle bakan Francisco de Vera, De la Fage’nin değişik bir insan olduğunu hemen anlayıp başından savmıştı. Oyunlarına devam eden yetenekli casus, biri İspanyol, biri yüksek aristokrasiden bir Fransız, ikisi de İtalyan olmak üzere, dört Hristiyan gencine Osmanlı topraklarını gezdirmeyi vaadetip, onları kendisiyle Doğu Akdeniz’e dönmeye ikna etmişti. Bu noktada tehlikeyi sezen kurt diplomat De Vera araya girerek bu dolandırıcının amacının ya kendilerini köle olarak satmak ya da Müslüman olmaya zorlamak olduğunu söyleyerek gençleri bu seyahatten vazgeçirmişti.

De la Fage, dönüşünde de bir takım numaralara çevirmekten ve Adriyatik kıyılarındaki Kotor’a gitmek için bindiği geminin kaptanını dolandırmaktan geri kalmadı. Dalmaçya’ya at almak için gittiğini söyleyerek, kaptanı kendisine mal vermeye ikna etmişti. Saf kaptanın parasını geri alamadığını ve mahvolduğunu söylememize gerek yok. Baron’un ekonomik olarak zarar verdiği bir başka kişi de, mal varlığına el koydurttuğu 1590’lar İstanbul’unun en aktif casuslarından biri olan Venedikli tüccar Marc’Antonio Stanga’ydı. Stanga, servetine kavuşabilmek için 200 duka rüşveti gözden çıkarmak zorunda kalmıştı.

İSTANBUL’A DÖNÜP BURADAKİ CASUSLARI ELE VERİYOR

Seyahatleri boyunca her yeri gözlemleyen Baron de la Fage’ın istihbari faaliyetleri de meyve vermişe benziyordu. İspanya’dan İstanbul’a gelip, İstanbul’daki İspanyol ajanlarının da adlarını öğreniyor. Döner dönmez birçok casus ve muhbiri ele veriyor.

BİR TEK VEBAYI KANDIRAMADI…

İstanbul’daki istihbarat dünyasının bu renkli karakteri ne yazık ki 1592 sonbaharında vebaya yakalanıp hayatını kaybediyor.

FİLM TAVSİYESİ : MÜTHİŞ BİR CASUSLUK AKSİYONU – KIZIL SERÇE (2018 FİLMİ)


FİLMİ BURADAN SEYREDEBİLİRSİNİZ.

Kızıl Serçe / Red Sparrow

Hayatta annesinden ve baleden başka tutkusu olmayan Dominika, geçirdiği bir kaza sonucu baleye veda etmek zorunda kalmıştır. Gelecek planları bir anda tuzla buz olan genç kadın, onun gibi üstün yetenekli gençlere bedenlerini ve zihinlerini bir silah olarak kullanmayı öğreten gizli istihbarat örgütü Sparrow School’a katılır. Zorlu ve sadistik bir eğitimden geçen genç kadın, programın şimdiye kadarki en tehlikeli öğrencisi olur. Dominika şimdi sahip olduğu güçle geçmişiyle yüzleşmeli ve sevdiği herkesin hayatı tehlikedeyken, Dominika’nın güvenebileceği tek kişi olduğunu söyleyen Amerikalı CIA ajanı Nathaniel Nash’le uzlaşma sağlamalıdır…

Akademi ödüllü genç yıldız Jennifer Lawrence başrollü Kızıl Serçe, Amerikalı yazar Jason Matthews’un dünya çapında beğeni toplayan casusluk romanından aynı isimle beyaz perdeye uyarlandı. Başrolünde Lawrence’a CIA ajanı rolünde Joel Edgerton’ın eşlik ettiği filmin zengin kadrosunda aynı zamanda Jeremy Irons, Mary-Louise Parker, Douglas Hodge, Ciarán Hinds, Joely Richardson ve Matthias Schoenaerts de bulunuyor.

CASUSLAR DOSYASI : Casusluk yapmayı reddeden Bosnalı Müslümanlar, Hırvatistan’dan sürüldü


Casusluk yapmayı reddeden Bosnalı Müslümanlar, Hırvatistan’dan sürüldü

Hırvatistan’ın çok sayıda Bosnalı Müslüman’ı casusluk yapmaya ve Bosna Hersek’teki Müslümanlar hakkında bilgi vermeye zorladığı öğrenildi. Bilgi vermeyenlerin çalışma izinlerinin iptal edilip sınır dışı edildiği, geride kalanların da fişlendiği öğrenildi.

Hırvatistan yönetiminin, çok sayıda Bosnalı Müslümanı casusluk yapmaya ve Bosna’daki Müslümanlar hakkında bilgi vermeyi zorladığı; işbirliği yapmayanları ise, çalışma izinlerini iptal edilip sınır dışı ettiği öne sürüldü. Hırvatistan’da kalanların ise, ulusal güvenliği tehdit ettikleri için fişlendiği bildirildi.

Bosnalı haber sitesi olan Zurnal’da yayınlanan haberde; Hırvat istihbarat yetkililerinin, camilere silah ve patlayıcı yerleştirmek için, özellikle Müslüman Selefi gruba yakın olan Bosnalı işbirlikçileri kullanmaya çalıştığı iddia edildi.

BOSNALI BİR SELEFİ’Yİ KULLAMAK İSTEDİLER

Hırvat istihbaratının, Nisan 2018’de Bosna’nın merkezindeki bir camiye silah dolu bir çanta göndermesi için, ‘HC’ olarak bilinen Bosnalı bir Selefi’den yardım talep ettiği de iddia ediliyor.

Bundan önce de bir Hırvat yetkilinin, kendisine Irak İslam Devleti’ni (IŞİD) öven sahte bir Facebook profili oluşturmasını ve Bosna’daki Müslümanları gözetlemek için kullanmasını emrettiğini bildirildi.
HC, Zurnal’a yaptığı açıklamada, Slovenya’da çalıştığı için sık sık Hırvatistan’dan geçerken, Hırvat yetkililerinin, işe alım karşısında kendisine casusluk yapmayı teklif ettiğini, red cevabı verince ise bu ülkeden gidiş-gelişlerde zorluk çıkarıldığını söyledi.

HIRVATİSTAN CUMHURBAŞKANI’NA SUÇLAMA

Bosna Güvenlik Bakanı Dragan Mektiç de, yerel basına verdiği demeçte, "sahte bayrak" operasyonunun Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitaroviç’in, Bosna-Hersek’in "terörizm cenneti" olduğu iddialarını kanıtladığını söyledi.

Bakan Mektic, Hırvat Cumhurbaşkanının, son iki yıl boyunca Hırvat ajanslarının, daha sonra "keşfedilecekleri" Bosna’daki camilere silah taşımak için Selefilerle bağlantılı Bosnalı vatandaşları teşvik etmeye çalıştığını söyledi.

HIRVATİSTAN GÜVENLİK TEŞKİLATI’NDAN İTİRAF

Hırvatistan’ın Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı Müdürü, Bosna’lı Selefilerle görüşmeler yaptıklarını, ancak silah kaçakçılığı talep etmediklerini itiraf etti.
Saraybosna Üniversitesi Kriminoloji ve Güvenlik Araştırmaları Fakültesi Profesörü Goran Kovaceviç, Hırvatistan’ın “Kesinlikle Bosna’ya karşı özel bir savaş tipine öncülük ettiğini" söyledi.
Kovaceviç, El Cezire’ye verdiği demeçte, "Bunu Bosna’ya Hırvat siyasetçiler, diğer yetkililer ve medya aracılığıyla yöneltilen propaganda ile gördük" dedi.

‘AMAÇLARI BOSNA’YI İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK’

Bosnalı güvenlik kurumu izleme komitesinin eski bir üyesi olan Damir Becireviç ise, El Cezire ‘ye verdiği demeçte, bu durumun Hırvatistan’ın yıllardır Bosna’yı küçük düşürme girişimini bir parçası olduğunu belirterek, "Bölgenin dışında, Hırvatistan, Bosna’nın arkadaşı gibi görünüyor. Ancak somut hamlelerle Bosna’nın istikrarsızlaştırılması için elinden geleni yapmaya çalışıyor”dedi.
Üç Bosnalı El Cezire’ye, Hırvat istihbaratının son iki yıl boyunca işbirlikçi olarak girmeleri amacıyla birkaç sorgulama için çağrıldığını söyledi.Bu üç Bosnalı, o zamanlar Hırvatistan’da çalışıyordu; Hırvatistan AB üye ülkesi olduğu için Bosna’dan daha iyi iş fırsatları sunuyordu.

Hırvatistan’da çalışan Bosnalıların kesin sayısı bilinmemekle birlikte, Hırvatistan’ın 2011 nüfus sayımına göre, Hırvatistan’da 6.733 Bosna vatandaşı bulunduğu öğrenildi. Hırvatistan’ın Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı ise, El Cezire’nin yorum isteğine cevap vermedi.

PENTAGON DOSYASI : Pentagon çalışanına casusluk suçlaması


ABD’de, Çin adına casusluk yaptığı suçlamasını kabul eden savunma istihbaratçısı Ron Rockwell Hansen savcılarla vardığı anlaşma sonucu 15 yıl hapis cezası aldı.

ABD Adalet Bakanlığı’nın yazılı açıklamasına göre, 58 yaşındaki Hansen, ulusal savunmayla ilgili bilgileri Çin’e satmaya çalışmaktan suçlu bulundu. 2006’dan beri, Pentagon’un istihbarat faaliyetlerini yürüten Savunma İstihbarat Ajansı’nda (DIA) çalışan Hansen’in, gizlilik seviyesi çok yüksek belgelere erişim yetkisi bulunuyordu. 2014’te Çinli istihbaratçılarla görüşmeye başladı.

​Çin’e sürekli görüşmelere giden Hansen, Çinli istihbaratçılardan onlardan yüz binlerce dolar aldı. Hansen 2018’de, adı verilmeyen bir ülkede savaş çıkmasına ABD’nin ne kadar hazırlıklı olduğu hakkında gizli bilgilere erişmek için bir meslektaşından yardım isteyince yakayı ele verdi. Hansen’den şüphelenen meslektaşı Pentagon’a başvurdu.

Bir süre izlenen Hansen’e başka bir hükümet adına casusluk yapma suçlaması yöneltildi. Hansen başka bir hükümet adına casusluk yapmaya kalkıltığını kabul etti. Soruşturmalarla vardığı anlaşma sonucunda 15 yıl hapis cezası aldı.