CASUSLAR DOSYASI : Casus kahraman olur mu ???


Casus kahraman olur mu ???

İsrail casusu Eli Cohen’in hikayesini anlatan yeni dizi, Mossad ajanını bir kahraman gibi gösterdiği gerekçesiyle tartışmaların odağına oturdu. Son iki yılda İsrailli casusları konu edinen üç yapıma imza atan Netflix, hepsinde de yanlı bir tutum sergiledi. Sadece İsrail’in resmi ve gayri resmi kaynaklarına dayanılarak hazırlanan yapımlarda tarihi bilgilerin de çarpıtıldığı ortaya çıktı.

Netflix’in Suriye’deki İsrail casusu Eli Cohen’in hikayesini anlatan “The Spy” dizisi yayınladı. Ancak, onların casuslar ile ilk yapımları bu değil. Mısır’ın eski Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın damadı ve İsrail gizli servisinin muhbirlerinden olan Eşref Mervan’ın sansasyonel hayatı “The Angel” adıyla filme çekilmişti. Film yayınlandıktan sonra, tüm olayları İsrail bakış açısından ele aldığı için eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Al Jazeera’ya konuşan Fransız yapımcı Simon Estolinan, “Angel” film çekimleri yapılmadan önce Mısır’daki Eşref Mervan’ın ailesine ulaşma ve hatta Mısırlı aktörleri çalışmaya dahil etme çabalarının tamamen red edildiğini söyledi. Diğer yapım ise Holokost’un baş mimarlarından Adolph Eichmann’ın Mossad ajanları tarafından yakalanmasını anlatan Operation Finale isimli film. Adolf Hitler’in Yahudileri katletme planının arkasındaki isimlerden biri olan Eichmann‘ın Mossad ajanları tarafından ele geçirilip kaçırılmasının hikâyesini ele alan filmde Hollywood’un ünlü aktörü Ben Kıngsley rol almıştı. Yönetmenin de yahudi olduğu filmde Mossad ajanları bir Nazi suçlusuna bile merhamet eden kahramanlar gibi gösterilmişti.

DOSYA MEMURUYDU

Yeni yayına giren ve tartışamaların odağındaki Spy( Casus) dizisine gelelim. Başrolünde komedi filmleriyle tanınan Sacha Baron Cohen’in oynadığı The Spy dizisi, Eli Cohen’in masabaşı bir işte çalışırken Mossad’ın en önemli ajanlarından birine dönüşmesi sürecini ve yaptığı istihbarat çalışmalarını anlatıyor. Mısırlı bir Yahudi olan Cohen, gençliğinde, Mısırlı Yahudilerin İsrail’e göçlerine yardımcı olan gizli bir grubun içinde çalışmalar yapıyordu. İsrail’in Mısır’da kurduğu casus ağının üyeleri arasına girmeyi başaran Cohen, bu ağın 1954 yılında ortaya çıkmasının ardından İsrail’e döndü. Bu süreçte askeri istihbarata girmek için girişimlerde bulundu. Fakat bu talebi red edildi.

SURİYE’DE SAVUNMA BAKANI OLACAKTI

İsrail’de bir sigorta şirketinde dosya memuru olarak çalıştı. 1960 yılında ise Mossad tarafından ajan olarak işe alındı.Onun ajan olma sürecini de kısaca anlatalım. Cohen’in Mossad’a katıldığı 1960’lı yıllarda İsrail, Suriye ile sınır konusunda anlaşmazlıklar yaşıyordu. Bu sebeple Mossad, Suriye’den istihbarat sağlayacak bir casusu yetiştirmek istiyordu. Defalarca talepte bulunan Cohen’in isteği en sonunda kabul edildi ve altı aylık bir eğitimden geçti. Suriyeli zengin iş adamı Kemal Amin Thabet kimliğiyle Arjantin’in başkenti Buenos Aires’a yerleşti. Burada Suriye siyasetinin önemli isimleriyle tanıştı ve 1962 yılında Şam’a yerleşmeyi başardı. Suriye’nin Arjantin’deki askeri ataşesi Albay Emin el Hafız ile tanışması onun en büyük şansı oldu. Hafız, Suriye’ye döndükten sonra darbe yaptı ve yönetimi ele geçirdi. Bunun ardından Cohen’in yetkileri arttı. Darbenin ardından devlet başkanı olan Hafız, Cohen’i en yakın isimlerinden biri haline getirdi. Hatta bir dönem Hafız, Cohen’i savunma bakanı olarak atamayı bile düşündü. Tanıştığı kişiler aracılığıyla Suriye’nin askeri üslerine erişim olanağı elde etti. İsrail ile en çatışmalı yerlerden biri olan Golan Tepeleri’ndeki Suriye ordusunun karargâhlarını sık sık ziyaret etme olanağı buldu. Cohen, Golan Tepeleri’nde güneşin altında nöbet tutan askerlerin gölgesinde durabilmeleri için belli yerlere ağaçlar diktirdi. Bu ağaçlar daha sonra 1967 yılındaki Altı Gün Savaşları sırasında İsrail ordusu tarafından askerlerin yerini belirlemede kullanıldı ve hedef olarak vuruldu. En sonunda 1965 yılında Suriye istihbaratının yaptığı teknik takip sonuclandı ve Cohen evinden İsrail’e istihbarat geçerken suçüstü yakalandı ve idam edildi. İsrailli casusun hayat hikayesi bu. Eli Cohen hakkındaki Netflix yapımı “Spy” dizisi, çarpıtılan tarihi gerçekler, ülkesi için ölüme giden kahraman edasıyla tek taraflı anlatılan hikayeler sebebiyle daha çok eleştiri alacağa benziyor.

SÜPER KAHRAMAN GİBİ İŞLENİYOR

Netflix’in yapımlarının eleştirildiği nokta ise Yahudi ajanların bir halk kahramanı gibi gösteriliyor oluşu. Mossad askerlerini çağdaş kıyafetler içinde süper kahramanlara çevirilmeye çalışıldığı söyleniyor. Birçok insanın ölümüne neden olan bu katillerin tıpkı Örümcek Adam ya da diğer Marvel kahramanları gibi gösterilmeye çalışılıyor. Eleştirmenler tüm yapımlarda Araplar’ın tarihi kaynaklarına başvurulmadığına aksine sadece İsrail’in resmi ve gayri resim kaynaklarının dikkate alındığını söylüyor. Her üç yapımda da dikkat çekici tarihi hatalar yapıldığı doğrulandı.

Artık çocuk değiliz

İsrailli gazeteci Isan Shore, Netflix’in artan İsrail ajan filmleri üzeirne, “Uzun kolumuz Hollywood’a ulaştı” şeklinde yorum getirdi. Shore, yaptığı açıklamada şu ifadelere de yer verdi: “Artık altıncı sınıfta değilim ve eski istihbarat hikayeleri bana askeri kahramanlıkla ilgili eski coşkuyu vermiyor. Anlamıyorum ve anlamış da değilim. Mossad hikayeleri neden çarpıtılıyor.”

CASUSLAR DOSYASI : ABD’de casus krizi !


ABD’de casus krizi !

ABD kendi vatandaşı Xuehua Peng’e, Çin istihbarat örgütleri için ajanlık yapma suçlaması yöneltti.

Savcılar Peng’in Çin Devlet Güvenliği Bakanlığı’na gizli bilgiler ulaştırdığını savunuyor.

56 yaşındaki Peng’in 2015 ile 2018 tarihleri arasında beş defa otel odalarında gizli bilgi alışverişi yaptığı belirtiliyor.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Cuma günü California‘da tutuklanan Peng’e kefaletle serbest kalma hakkı verilmedi.

Savcı David Anderson, casusluk sırasında hem geleneksel yöntemlerin hem de son teknolojinin kullanıldığını belirtti.

Yetkililer, FBI‘a da çalışan bir çift taraflı ajanın ABD‘ye, Peng’in para karşılığı gizli bilgileri Çin’e ilettiği yönünde bilgi verdiğini açıkladı.

Peng California ve Georgia eyaletlerinde otel odalarında gizli bilgi alışverişi yapmakla suçlanıyor.

Bunların dördünde Peng’in gizli bilgiler içeren SD kartlar aldığı ve bunları Pekin‘de Çinli istihbarat yetkililerine ilettiği belirtiliyor.

Ulusal Güvenlik Savcı Yardımcısı John Demers, Peng’in tutuklanmasının "Çin istihbaratının ABD’ye ayak basmadan bilgi toplama operasyonuna darbe vurduğunu" söyledi.

Peng’in ABD’ye geçici iş vizesiyle geldikten sonra Şubat 2006’da süresiz oturma izni aldığını, evlendikten sonra 2012’de de ABD vatandaşlığına geçtiği biliniyor.

Peng, Çinli öğrenciler ve turistler için San Francisco’da tur rehberliği yapıyordu.

Çarşamba günü San Francisco’da tekrar mahkeme karşısına çıkacak Peng, suçlu bulunması durumunda 10 yıla kadar hapis ve 250 bin dolar para cezası alabilir.

CASUSLAR DOSYASI : İran’da bir kişiye “ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası


İran’da bir kişiye "ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası

İran Yargı Erki Sözcüsü Gulam Hüseyin İsmaili, "ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) adına askeri ve sivil kurumlarda casusluk faaliyetinde bulunma" suçlamasıyla yargılanan bir kişinin idam cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Fars Haber Ajansı’na göre, başkent Tahran’da düzenlediği basın toplantısında İsmaili, "ABD adına casusluk faaliyetinde bulunan bir kişi idam cezasına çarptırıldı." dedi.

Hakkında idam cezası verilen kişinin ismini açıklamayan İsmaili, sanığın talebi üzerine kararın temyiz mahkemesine gönderildiği bilgisini paylaşmakla yetindi.

ABD ve İngiltere adına casusluk yapan 3 kişiye 10’ar yıl hapis

Öte yandan İran Yargı Erki Sözcüsü İsmaili ayrıca, ABD adına casusluk yapan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur ile İngiltere adına casusluk yapan Emir Neseb isimli İranlıların her birinin 10 yıl hapse mahkum edildiğini kaydetti.

İsmaili, "CIA adına casusluk yapmakla suçlanan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur 10’ar yıl hapis ve 55 biner dolar para cezasına çarptırıldı." diye konuştu.

İran Yargı Erki Sözcüsü, İngiltere’ye casusluk yapmakla suçlanan Emir Neseb hakkında da 10 yıl hapis kararı verildiğini belirtti.

İsmaili, temmuz ayında yaptığı açıklamada, istihbarat yetkililerinin operasyonları sonucu "ülkenin askeri, nükleer ve alt yapı tesislerinde CIA adına faaliyette bulundukları tespit edilen bir şebekenin çökertildiğini" duyurmuştu.

CASUSLAR DOSYASI : Hizbullah ajanı ALEX SAAB’ın İstanbul hedefleri


Hizbullah ajanı ALEX SAAB’ın İstanbul hedefleri

ABD’de son 22 yıldır Hizbullah ve İslami Cihad için terör saldırısı hedefleri araştırmakla suçlanan Lübnan asıllı ‘Alex Saab’ın İstanbul’da da istihbarat topladığı iddia edildi.

Saab’ın bilgisayarında Sultanahmet Camisi, Ayasofya, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü dahil 208 fotoğraf ve 9 video ile üzeri işaretlenmiş bir İstanbul haritası bulunduğu belirtildi.
NEW York’ta temmuz ayı başında Hizbullah ve İslami Cihad için istihbarat toplama kuşkusuyla yakalanan Lübnan asıllı Amerikalı yazılım mühendisi Alex Saab hakkında iddianame hazırlandı. ABD’de Hizbullah için hedef belirlemekle suçlanan Alex Saab’ın İstanbul’da da istihbarat çalışması yaptığı öne sürüldü. Saab suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya.

PATLAYICI EĞİTİMİ ALMIŞ

Mahkemeye sunulan belgelere göre ‘Alexei Saab’, ‘Ali Hasan Saab’, ‘Alex Saab’ ve ‘Rashid’ isimlerini kullanan 42 yaşındaki tutuklu, 1996 yılında Lübnan’da faal olan Şii Hizbullah’a katıldı ve eğitim almaya başladı. ABD, Hizbullah’ı 1997 yılında terör örgütü ilan etmişti. 2004 ve 2005 yıllarında Saab, Lübnan’daki patlayıcı eğitimlerine katıldığında tetikleme mekanizmaları, patlayıcı maddeler ve devrelerin birleştirilmesine dair de eğitim aldı.

2000 yılında Lübnan pasaportuyla ABD’ye giden Saab, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı olmadığını söyleyerek 2008 yılında ABD vatandaşlığına geçti. Ancak Alex Saab’ın Hizbullah ve İslami Cihad ile bağlantıları devam etti. İddianameye göre Saab, Amerika’da yaşadığı dönemde bu ülkede Hizbullah için olası saldırılar için hedef yerlerin gözetimini gerçekleştirdi. Saab, muhtemel bir saldırının en çok yıkıma nasıl yol açabileceğine dair yapısal zayıflıkları belirlemenin yanı sıra bombanın büyüklüğü ve patlayıcı cihazların özellikleriyle ilgili de hesaplama yapıyordu.

New Jersey eyaletinde bir yazılım şirketinde çalıştığı kaydedilen Saab, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi, Özgürlük Anıtı, Rockefeller Center, Times Meydanı, Empire State binası, devlet binaları, havaalanları, tüneller ve köprüler dahil olmak üzere New York’ta onlarca mekânla ilgili bilgi topladı. Ayrıca başkent Washington’da Beyaz Saray, Kongre binasını görüntüledi, bilgi topladı, Boston ve Massachusetts gibi kentlerde de istihbarat çalışması yaptı.
İddianamede Saab’ın 2005 yılında, şüpheli bir İsrail casusunu öldürmeye çalıştığı, yakın mesafeden iki defa ateş etmesine rağmen silahının ateş almadığı bilgisi de yer aldı. İddianame ve savcılığın sanığın ifadelerine dayanarak yaptığı değerlendirmede Saab’ın yolunun İstanbul’dan da geçtiği belirtildi.

İSTANBUL’DA TURİST GİBİ

Savcının aktardığına göre Alex Saab, 15 Ocak 2015’te İstanbul’a geldi. 3-5 gün sürdüğü belirtilen ziyaret sonrasında Suriye’nin başkenti Şam’a uçan Alex Saab, El Safir otelinde ‘Yönetici 2’ diye kodlanan bir kişiyle görüşüp gece de birlikte camları karartılmış bir araçla Lübnan’a geçti. Saab’ın İstanbul üzerinden ABD’ye giderken de bagajı ve üstündeki patlayıcı izleri nedeniyle sorgulandığı belirtildi. Saab’ın daha sonra New Jersey’deki evinde yapılan aramada Sultanahmet’in elle bir daire içine alındığı İstanbul haritası, bilgisayar belleğinde de ‘05-01-14-16 İstanbul’ dosyasının içinde de 208 fotoğraf ve 9 video tespit edildi. İddianamede şüphelinin Türkiye’de de istihbarat çalışması yaptığı belirtildi. Saab’a Hizbullah ile bağlantılı 9 ayrı suçlama ve sahte evlilik suçlamaları da yöneltildi.