CASUSLAR DOSYASI : Casus kahraman olur mu ???


Casus kahraman olur mu ???

İsrail casusu Eli Cohen’in hikayesini anlatan yeni dizi, Mossad ajanını bir kahraman gibi gösterdiği gerekçesiyle tartışmaların odağına oturdu. Son iki yılda İsrailli casusları konu edinen üç yapıma imza atan Netflix, hepsinde de yanlı bir tutum sergiledi. Sadece İsrail’in resmi ve gayri resmi kaynaklarına dayanılarak hazırlanan yapımlarda tarihi bilgilerin de çarpıtıldığı ortaya çıktı.

Netflix’in Suriye’deki İsrail casusu Eli Cohen’in hikayesini anlatan “The Spy” dizisi yayınladı. Ancak, onların casuslar ile ilk yapımları bu değil. Mısır’ın eski Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın damadı ve İsrail gizli servisinin muhbirlerinden olan Eşref Mervan’ın sansasyonel hayatı “The Angel” adıyla filme çekilmişti. Film yayınlandıktan sonra, tüm olayları İsrail bakış açısından ele aldığı için eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Al Jazeera’ya konuşan Fransız yapımcı Simon Estolinan, “Angel” film çekimleri yapılmadan önce Mısır’daki Eşref Mervan’ın ailesine ulaşma ve hatta Mısırlı aktörleri çalışmaya dahil etme çabalarının tamamen red edildiğini söyledi. Diğer yapım ise Holokost’un baş mimarlarından Adolph Eichmann’ın Mossad ajanları tarafından yakalanmasını anlatan Operation Finale isimli film. Adolf Hitler’in Yahudileri katletme planının arkasındaki isimlerden biri olan Eichmann‘ın Mossad ajanları tarafından ele geçirilip kaçırılmasının hikâyesini ele alan filmde Hollywood’un ünlü aktörü Ben Kıngsley rol almıştı. Yönetmenin de yahudi olduğu filmde Mossad ajanları bir Nazi suçlusuna bile merhamet eden kahramanlar gibi gösterilmişti.

DOSYA MEMURUYDU

Yeni yayına giren ve tartışamaların odağındaki Spy( Casus) dizisine gelelim. Başrolünde komedi filmleriyle tanınan Sacha Baron Cohen’in oynadığı The Spy dizisi, Eli Cohen’in masabaşı bir işte çalışırken Mossad’ın en önemli ajanlarından birine dönüşmesi sürecini ve yaptığı istihbarat çalışmalarını anlatıyor. Mısırlı bir Yahudi olan Cohen, gençliğinde, Mısırlı Yahudilerin İsrail’e göçlerine yardımcı olan gizli bir grubun içinde çalışmalar yapıyordu. İsrail’in Mısır’da kurduğu casus ağının üyeleri arasına girmeyi başaran Cohen, bu ağın 1954 yılında ortaya çıkmasının ardından İsrail’e döndü. Bu süreçte askeri istihbarata girmek için girişimlerde bulundu. Fakat bu talebi red edildi.

SURİYE’DE SAVUNMA BAKANI OLACAKTI

İsrail’de bir sigorta şirketinde dosya memuru olarak çalıştı. 1960 yılında ise Mossad tarafından ajan olarak işe alındı.Onun ajan olma sürecini de kısaca anlatalım. Cohen’in Mossad’a katıldığı 1960’lı yıllarda İsrail, Suriye ile sınır konusunda anlaşmazlıklar yaşıyordu. Bu sebeple Mossad, Suriye’den istihbarat sağlayacak bir casusu yetiştirmek istiyordu. Defalarca talepte bulunan Cohen’in isteği en sonunda kabul edildi ve altı aylık bir eğitimden geçti. Suriyeli zengin iş adamı Kemal Amin Thabet kimliğiyle Arjantin’in başkenti Buenos Aires’a yerleşti. Burada Suriye siyasetinin önemli isimleriyle tanıştı ve 1962 yılında Şam’a yerleşmeyi başardı. Suriye’nin Arjantin’deki askeri ataşesi Albay Emin el Hafız ile tanışması onun en büyük şansı oldu. Hafız, Suriye’ye döndükten sonra darbe yaptı ve yönetimi ele geçirdi. Bunun ardından Cohen’in yetkileri arttı. Darbenin ardından devlet başkanı olan Hafız, Cohen’i en yakın isimlerinden biri haline getirdi. Hatta bir dönem Hafız, Cohen’i savunma bakanı olarak atamayı bile düşündü. Tanıştığı kişiler aracılığıyla Suriye’nin askeri üslerine erişim olanağı elde etti. İsrail ile en çatışmalı yerlerden biri olan Golan Tepeleri’ndeki Suriye ordusunun karargâhlarını sık sık ziyaret etme olanağı buldu. Cohen, Golan Tepeleri’nde güneşin altında nöbet tutan askerlerin gölgesinde durabilmeleri için belli yerlere ağaçlar diktirdi. Bu ağaçlar daha sonra 1967 yılındaki Altı Gün Savaşları sırasında İsrail ordusu tarafından askerlerin yerini belirlemede kullanıldı ve hedef olarak vuruldu. En sonunda 1965 yılında Suriye istihbaratının yaptığı teknik takip sonuclandı ve Cohen evinden İsrail’e istihbarat geçerken suçüstü yakalandı ve idam edildi. İsrailli casusun hayat hikayesi bu. Eli Cohen hakkındaki Netflix yapımı “Spy” dizisi, çarpıtılan tarihi gerçekler, ülkesi için ölüme giden kahraman edasıyla tek taraflı anlatılan hikayeler sebebiyle daha çok eleştiri alacağa benziyor.

SÜPER KAHRAMAN GİBİ İŞLENİYOR

Netflix’in yapımlarının eleştirildiği nokta ise Yahudi ajanların bir halk kahramanı gibi gösteriliyor oluşu. Mossad askerlerini çağdaş kıyafetler içinde süper kahramanlara çevirilmeye çalışıldığı söyleniyor. Birçok insanın ölümüne neden olan bu katillerin tıpkı Örümcek Adam ya da diğer Marvel kahramanları gibi gösterilmeye çalışılıyor. Eleştirmenler tüm yapımlarda Araplar’ın tarihi kaynaklarına başvurulmadığına aksine sadece İsrail’in resmi ve gayri resim kaynaklarının dikkate alındığını söylüyor. Her üç yapımda da dikkat çekici tarihi hatalar yapıldığı doğrulandı.

Artık çocuk değiliz

İsrailli gazeteci Isan Shore, Netflix’in artan İsrail ajan filmleri üzeirne, “Uzun kolumuz Hollywood’a ulaştı” şeklinde yorum getirdi. Shore, yaptığı açıklamada şu ifadelere de yer verdi: “Artık altıncı sınıfta değilim ve eski istihbarat hikayeleri bana askeri kahramanlıkla ilgili eski coşkuyu vermiyor. Anlamıyorum ve anlamış da değilim. Mossad hikayeleri neden çarpıtılıyor.”

CASUSLAR DOSYASI : ABD’de casus krizi !


ABD’de casus krizi !

ABD kendi vatandaşı Xuehua Peng’e, Çin istihbarat örgütleri için ajanlık yapma suçlaması yöneltti.

Savcılar Peng’in Çin Devlet Güvenliği Bakanlığı’na gizli bilgiler ulaştırdığını savunuyor.

56 yaşındaki Peng’in 2015 ile 2018 tarihleri arasında beş defa otel odalarında gizli bilgi alışverişi yaptığı belirtiliyor.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Cuma günü California‘da tutuklanan Peng’e kefaletle serbest kalma hakkı verilmedi.

Savcı David Anderson, casusluk sırasında hem geleneksel yöntemlerin hem de son teknolojinin kullanıldığını belirtti.

Yetkililer, FBI‘a da çalışan bir çift taraflı ajanın ABD‘ye, Peng’in para karşılığı gizli bilgileri Çin’e ilettiği yönünde bilgi verdiğini açıkladı.

Peng California ve Georgia eyaletlerinde otel odalarında gizli bilgi alışverişi yapmakla suçlanıyor.

Bunların dördünde Peng’in gizli bilgiler içeren SD kartlar aldığı ve bunları Pekin‘de Çinli istihbarat yetkililerine ilettiği belirtiliyor.

Ulusal Güvenlik Savcı Yardımcısı John Demers, Peng’in tutuklanmasının "Çin istihbaratının ABD’ye ayak basmadan bilgi toplama operasyonuna darbe vurduğunu" söyledi.

Peng’in ABD’ye geçici iş vizesiyle geldikten sonra Şubat 2006’da süresiz oturma izni aldığını, evlendikten sonra 2012’de de ABD vatandaşlığına geçtiği biliniyor.

Peng, Çinli öğrenciler ve turistler için San Francisco’da tur rehberliği yapıyordu.

Çarşamba günü San Francisco’da tekrar mahkeme karşısına çıkacak Peng, suçlu bulunması durumunda 10 yıla kadar hapis ve 250 bin dolar para cezası alabilir.

İSTİHBARAT TEKNİKLERİ DOSYASI /// CIA ‘casus güvercin’ belgelerini açıkladı : 35 gramlık kamerayla görüntü kaydediyorlardı


CIA ‘casus güvercin’ belgelerini açıkladı : 35 gramlık kamerayla görüntü kaydediyorlardı

ABD’nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA, Soğuk Savaş yıllarında güvercinleri ajan olarak kullandığına dair ‘gizli’ belgeleri açıkladı. Gizlilik statüsü kaldırılan belgelere göre CIA; başta SSCB olmak üzere bilgi sızdırmak istediği ülkelerde güvercinlerin yanı sıra yunus, kuzgun ve kedileri de kullandı.

Belgelerde, insanlığın binlerce yıldır haberleşmek için kullandığı güvercinlerin ‘casus’ olarak misyonlarını yerine getirmeleri için nasıl eğitildikleri, yunusların ‘denizaltı görevleri’nde nasıl kullanıldıkları anlatılıyor. Kuzgunların dinleme cihazlarını nasıl pencere kenarlarına bıraktıklarına da işaret eden belgelerde göze çarpan ilginç ayrıntılardan bazıları:

  • 1970’lerdeki kod adı Tacana olan bir operasyonda kullanılan güvercinlere, otomatik fotoğraf çeken küçük kameralar iliştirildi.
  • Tacana operasyonu 1960’larda hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalardan yola çıkılarak yürütüldü.
  • CIA, operasyonda kullanılan bir kuzgunu, ağırlığı 40 grama kadar olan küçük objeleri teşkilatın giremediği adreslere teslim etmek ve o adreslerden almak için eğitti. Kuzgunun adresi bulması için kırmızı lazer ışını kullanıldı.
  • Bir kez Avrupa’daki bir adrese bir güvercin aracılığıyla dinleme cihazı konuldu ancak o cihazdan ses kaydı alınamadı.
  • ‘Acoustic Kitty’ operasyonunda ise bir kedinin içine dinleme cihazı konuldu.
  • 1960’larda yunusların uzaklardaki limanları dinlemesi sağlandı.
  • Yunusların SSCB nükleer denizaltılarındaki sesleri kaydetmeleri ve amacıyla sensörler iliştirilerek denemeler yapıldı.
  • Yunusların seyir halindeki gemilere paket bırakıp o gemilerden paket alması için de çalışmalar yapıldı.
  • 1967’de CIA, yunuslar için yürütülen Oxygas, kuşlar için tasarlanan Axiolite ve kedi ve köpekler için hazırlanan Kechel programları için 600 bin doları aşkın para harcıyordu.
  • Görevi en iyi yapan hayvanlar güvercinler oldu.
  • 1970’lerin ortasında ‘deneme uçuşları’na başlandı.
  • İki adrese yollanan güvercinlere iliştirilen 35 gramlık kameranın çektiği 140 karenin yarısının kalitesinin casus uyduların çektiklerinden çok daha yüksek olduğu saptandı.
  • Bu nedenle güvercinler SSCB’ye yollandı. Gemiyle başkent Moskova’ya yollanan güvercinler CIA elamanı tarafından kalın bir paltonun altından veya park edilmiş bir araçtan istihbarat toplayacakları adrese yollanıyordu. Belgelere göre adresler arasında Leningrad’da, Sovyet denizaltılarının yapıldığı tersaneler de vardı.

Belgelerde yazılanlar yıllar sonra gün ışığına çıktı. Ancak, kaç adet casus güvercin kullanıldığı ve topladıkları istihbaratların içeriği konusundaki gizlilik sürüyor.

CASUSLAR DOSYASI /// Eli Cohen : Netflix’in The Spy dizisindeki Mossad casusunun gerçek öyküsü nasıl ???


Eli Cohen : Netflix’in The Spy dizisindeki Mossad casusunun gerçek öyküsü nasıl ???

1960-65 yılları arasında sahte kimlikle Suriye’de İsrail adına casusluk yapan Eli Cohen’in hikayesi, The Spy adlı mini diziyle Netflix ekranlarına aktarıldı.

İsteğe bağlı video yayın platformu Netflix’in bu ay başında yayınlamaya başladığı altı bölümlük The Spy adlı mini dizide, Orta Doğu’daki istihbarat savaşları tarihinin en önemli isimlerinden Eli Cohen’in öyküsü konu ediliyor.

Mısırlı bir Yahudi olan Cohen, 1960’lı yılların başında İsrail istihbarat teşkilatı Mossad adına çalışmaya başladı ve Suriye‘de çok önemli istihbarat çalışmaları yaptı. Daha sonra Suriye tarafından yakalanan Cohen, 1965 yılında idam edildi.

Başrolünde komedi filmleriyle tanınan Sacha Baron Cohen’in oynadığı The Spy dizisi, Eli Cohen’in masabaşı bir işte çalışırken Mossad’ın en önemli ajanlarından birine dönüşmesi sürecini ve yaptığı istihbarat çalışmalarını anlatıyor.

Sacha Baron Cohen’in canlandırdığı Eli Cohen kimdir?

Mısırlı bir Yahudi olan Eliyahu (Eli) Cohen, 1924 yılında İskenderiye’de dünyaya geldi.

Gençliğinde, Mısırlı Yahudilerin İsrail’e göçlerine yardımcı olan gizli bir grubun içinde çalışmalar yaptı.

Daha sonra İsrail’in Mısır’da kurduğu casus ağının üyeleri arasına girdi. Ancak bu ağ, Mısır tarafından 1954 yılında ortaya çıkarıldı.

1956 yılındaki Süveyş Krizi’nin ardından İsrail’e yerleşen Cohen, askeri istihbarata girmek istedi ancak kabul edilmedi.

Daha sonra bir sigorta şirketinde dosya memuru olarak çalışmaya başladı.

1960 yılında ise Mossad tarafından ajan olarak işe alındı.

The Spy dizisi de dosya memuru olarak çalışırken Mossad’a katılma süreciyle birlikte, bundan sonra yaşanan olayları ele alıyor.

Cohen Mossad’a nasıl katıldı?

Cohen’in Mossad’a katıldığı 1960’ların başında İsrail, Suriye ile sınır konusunda ciddi uzlaşmazlıklar yaşıyordu. Mossad da Suriye yönetiminin niyetleriyle ilgili istihbarat sağlayacak bir casusu yetiştirip, yerleştirmeye karar verdi.

Cohen’in Mossad’a katılmasında Genel Direktörü Meir Amit önemli rol oynadı.

Suriye konusundaki istihbarat çalışmaları için uygun bir casus adayı ararken, reddedilen başvuru dosyalarına bakan Amit’in dikkatini Cohen’in dosyası çekti.

Cohen, iki hafta boyunca yakın takibe alındı. Hakkında geçmişi ve o dönemde yaptığı işler de dahil olmak üzere çok kapsamlı bir dosya hazırlandı.

Mossad, bu süreç içerisinde hem istihbarat teşkilatına hem de kendisine verilecek olan göreve uygun olup olmadığını inceledi.

Daha sonra Cohen ile temasa geçilerek, Mossad’ın kendisini işe almaya kabul ettiği bilgisi verildi.

Cohen, daha sonra altı ay boyunca yoğun eğitim programına alındı.

Eğitimi tamamlamasının ardından hazırlanan raporda, sahada casus olarak çalışabilmek için gereken tüm özellikleri karşıladığı yazıldı.

Kendisine Suriyeli bir işadamı kimliği verildi ve bu kimliğinin oturması için de Güney Amerika’ya gönderildi.

Cohen Mossad’a katıldıktan sonra neler yaptı?

Cohen’in Kemal Amin Thabet adına hazırlanan sahte kimliğiyle ilk durağı Arjantin’in başkenti Buenos Aires oldu.

Thabet’in Suriye siyasetinin önemli isimlerine erişmesi için burada yaşayan Suriyelilerin arasına girmesi ve bağlantılar kurması amaçlanıyordu.

Thabet, Arjantin’de kendini zengin bir işadamı olarak tanıttı ve bu dönemde Suriye diasporası içerisinde çok ciddi bir çevre edindi. Bu çevredeki önemli isimlerden aldığı referans mektuplarıyla 1962 yılında Şam’a yerleşti.

Arjantin’de edindiği bağlantılarla Şam’da da ekonomi ve siyaset dünyasının önemli isimleriyle hızlı bir şekilde bağlantı kurmayı başardı ve partiler ile gece hayatının aranan isimlerinden birine dönüştü.

Sosyal hayatı sayesinde tanıştığı isimler arasında yer alan üst düzey Suriyelilerden çok kritik bilgiler topladı.

Bu dönemde dizide de gösterildiği gibi, Suriye’nin Arjantin’deki askeri ataşesi olan ordunun en etkili isimlerinden Albay Emin el Hafız ile tanışması casusluk kariyeri açısından bir dönüm noktası oldu.

Hafız, Suriye’ye döndükten sonra Baas Partisi’ne mensup bir grup subay ile birlikte darbe yaparak, yönetimi ele geçirdi. Bunun ardından Cohen’in devlet sırlarına erişim olanağı daha da genişledi.

Darbenin ardından devlet başkanı olan Hafız, Cohen’i en yakın isimlerinden biri haline getirdi. Hatta bir dönem Hafız, Cohen’i savunma bakanı olarak atamayı bile düşündü.

İsrail adına hangi istihbaratları topladı?

Tanıştığı kişiler aracılığıyla Suriye’nin askeri üslerine erişim olanağı elde ederken, İsrail ile en çatışmalı yerlerden biri olan Golan Tepeleri’ndeki Suriye ordusunun karargahlarını sık sık ziyaret etme olanağı elde etti.

Faal olarak istihbarat çalışmasında bulunduğu 1961 ile 1965 yılları arasında topladığı bilgileri, evinde gizlediği telsiz vericisiyle Mors alfabesi kullanarak İsrail’e ulaştırdı; elde ettiği belgeleri de Avrupa üzerinden kendisiyle ilgilenen Mossad ajanslarına verdi.

Ayrıca Cohen’in bu dönem içerisinde en az üç kere İsrail’i ziyaret ettiği söyleniyor.

Cohen, Golan Tepeleri’nde güneşin altında nöbet tutan askerlerin gölgesinde durabilmeleri için belli yerler ağaçlar diktirdi.

Bu ağaçlar daha sonra 1967 yılındaki Altı Gün Savaşları sırasında İsrail ordusu tarafından askerlerin yerini belirlemede kullanıldı ve hedef olarak vuruldu.

Ayrıca Suriye ordusunun konuşlandığı noktaları da bildirdi. İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgal etmesiyle sonuçlanan savaşın gidişatında özellikle Suriye’nin tek kademe değil, üç kademeli bir savunma hattı kurduğu yönündeki istihbaratı kritik rol oynadı.

Cohen nasıl yakalandı?

Suriye istihbaratı, yaşanan bir dizi gelişme üzerine içlerinde üst düzey bir casusun olduğundan şüphelenmeye ve bunu araştırmaya başladı.

Suriye İstihbarat Teşkilatı’nın başına Albay Ahmed Sueydani’nin getirilmesinin ardından olası bir casusla ilgili soruşturma daha da derinleştirildi.

Cohen de bu dönem etrafındaki çemberin daraldığının ve aldığı riskin giderek arttığının farkındaydı.

Cohen, Kasım 1964’te hem yeni doğan üçüncü çocuğunu görmek hem de yeni elde ettiği belgeleri teslim etmek için İsrail’e gitti. Burada Mossad’a Suriye’ye geri dönmek istemediğini, kendini tehlikede hissetiğini söyledi. Ancak bu talebi kabul edilmedi ve son bir kez daha Suriye’ye gitmeye zorlandı.

Suriye istihbaratı da bu dönemde elinde olan Sovyetler Birliği’ne ait cihazlarla teknik takip yaparak, telsizle farklı bir frekanstan yasadışı yapılan yayınları tespit etmeye başladı. Bu teknik takip sonucunda, Cohen, Ocak 1965’te evinde İsrail’e istihbarat geçerken suçüstü yakalandı.

Yakalandıktan sonra ne oldu?

Cohen, yakalandıktan sonra Suriye istihbaratı tarafından sorgulandı ve çok yoğun işkencelerden geçirildi.

Çıkarıldığı askeri mahkeme tarafından casusluktan suçlu bulunarak, idam cezasına mahkum edildi.

İsrail, Cohen’in iadesi edilmesi için uluslararası alanda geniş çaplı bir kampanya başlatmış olmasına karşın, Suriye geri adım atmadı.

Cohen, 18 Mayıs 1965 günü Şam’ın Merci Meydanı’nda asılarak idam edildi.

Cohen’in naaşının nerede halen bilinmiyor. Suriye’nin naaşın İsrail tarafından bulunup geri götürülmesini engellemek için en az üç kez yerini değiştirdiği belirtiliyor.

Suriye ile İsrail arasında, 2007 yılında Türkiye’nin arabuluculuğuyla ilişkilerin normalleştirilmesi için yürütülen müzakere sürecinde Cohen’in naaşının iade edilmesi konusu da masaya getirildi. Ancak bir sonuç alınamadı.

Temmuz 2018’de Cohen’a ait kol saati detayları açıklanmayan "özel bir Mossad operasyonu" ile İsrail’e getirildi. Saat, halen Mossad’ın merkezinde sergileniyor.

Bu yılın Nisan ayında, Cohen’in naaşının Şam’dan ayrılan bir Rus heyetine teslim edildiği yönünde haberler çıksa da bu haberler doğrulanmadı.

Cohen, halen İsrail’de bir ulusal kahraman olarak kabul ediliyor.

FİLM TAVSİYESİ : CASUS (THE OPERATIVE) /// (YAKINDA GÖSTERİME GİRİYOR)


Ünlü oyuncu DIANE KRUGER : Mossad’dan eğitim aldım

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=MfvSsvj3fwQ

FİLM Özeti ve Detaylar

Casus, kimliği açığa çıkan bir ajanın hikayesini konu ediyor. Rachel, İsrail’in korkulan ulusal istihbarat örgütü Mossad’ın ajanlarından biridir. Genç kadının hayatı, bir gün aldığı telefonla alt üst olur. Telefondan Rachal’a söylenen tek şey “baban öldü” olur. Rachal’ın aldığı haber kelimenin gerçek anlamından çok uzaktır. Genç kadın, kendisine verilen şifreli mesajda kimliğinin açığa çıktığını öğrenir. Hayatı tehlikede olan Rachel, artık kendi teşkilatı için bile bir risk oluşturur. İyi bir casus olduğundan dolayı teşkilat Rachal’e son bir görev vermeyi planlar. Genç kadın, kendisine verilen gizli görev gereği İran’a gider. Burada Rachel kendisini hiç beklemediği bir durumun içinde bulur. Takip ettiği adama aşık olan Rachel, kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek bir karar vermek zorunda kalır.

Diane Kruger, bir Mossad ajanını canlandırdığı son filmi ‘The Operative’in çekimleri için İsrail’de Mossad eğitiminden geçtiğini ve bu eğitim kapsamında sahte kimlikle Tel Aviv Havalimanı’ndan ülkeye giriş yaptığını söyledi.

Oyuncu Diane Kruger, bir Mossad ajanını canlandırdığı son filmi ‘The Operative’in çekimleri için İsrail’de Mossad eğitiminden geçtiğini ve bu eğitim kapsamında sahte kimlikle Tel Aviv Havalimanı’ndan ülkeye giriş yaptığını söyledi.

Çekimleri Haziran ayında İsrail ve Bulgaristan’da başlayan “The Opoerative” filminde yer alan ünlü oyuncu Diane Kruger, filmin çekimleri için “İsrail’e sahte kimlikle giriş yaptığını” açıkladı.

Yuval Adler’in yönetmenliğindeki filmde bir Mossad ajanını canlandıran Kruger, sıkı bir Mossad eğitiminden geçirildiğini söyledi.

“ÇOK SAYIDA MOSSAD EĞİTİMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Sputnik’te yer alan habere göre; Kruger, "İsrail’e çekimlerden önce geldim ve çok sayıda Mossad eğitimi gerçekleştirdik. Mossad görevlileri bana sahte kimlik verdiler ve bununla Tel Aviv Uluslararası Havalimanı’ndan ülkeye giriş yapmamı istediler" ifadelerini kullandı.

İran’ın başkenti Tahran’da Mossad için çalışan genç bir kadının anlatıldığı film, ünlü yönetmen Adler’in istihbarat servislerini konu edinen ikinci filmi.

İlk olarak Truva filmindeki ‘Helen’ karakteriyle tanınan Almanya doğumlu oyuncu ayrıca, eğitimleri esnasında karakterine esin kaynağı olan ve hala kimliği gizli tutulan Mossad üyesi kadınla ilgili de çok şey öğrendiğini söyledi.

Eğitimi kapsamında sahte kimlikle ülkeye giriş yapan Kruger, bu girişle ilgili diğer ayrıntıları ise paylaşmadı.

“ONLARDAKİ YETENEK AKTÖRLERDE YOK”

Mossad yetkilileriyle yaşadığı tecrübeleri de aktaran ünlü isim, şunları söyledi:

"O ajanlardan biriyle konuşulduğunda tamamen farklı bir paranoya ortamı oluşuyor. Her yıl yapılan 5 bin başvuru arasından yalnızca bir tanesini alıyorlar. Ajanların farkındalıkları ve kararlılıkları dikkat çekici düzeyde. Tanıştığım Mossad yetkililerinin insanları haberleri bile olmadan oldukça başarılı bir şekilde manipule etme yetenekleri vardı. Bu olağanüstü. Bu yetenek aktörlerde yok. Birkaç ay boyunca başkası gibi davranabilirsiniz, ancak bunu yaşamak tamamen başka bir seviye."

Kruger ayrıca, Quentin Tarantino’nun yazdığı ve yönettiği 2009 yapımı ‘Soysuzlar Çetesi’ (Inglorious Basterds) filminde de ajan rolünü oynamıştı.

Çekimler esnasında Tarantino’nun İsrailli eşinin hamile olduğunu hatırlatan Kruger, "Sette çocuk gibiydi. Bir çekimden ya da sahneden memnun kaldığında sevinçten havalara uçuyordu. Şeker dükkanında gibiydi ve çok heyecanlıydı" dedi.

Odatv.com

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Suudiler, İsrail’den casus yazılım alıyor


Suudiler, İsrail’den casus yazılım alıyor

Suudi Arabistan’la İsrail arasında 300 milyon dolarlık bilişim anlaşmasının imzalandığı açıklandı.

Suudi Arabistan’la İsrail arasında 300 milyon dolarlık bilişim anlaşmasının imzalandığı açıklandı. Arap basınında yer alan haberlere göre, anlaşma çerçevesinde, Suudiler İsrail’den casus yazılım ve diğer siber izleme ekipmanları satın alacak. Anlaşmanın en dikkat çekici yanı ise, herhangi bir aracı olmadan, iki ülke arasındaki direkt temas sonucu Londra’da imzalanmış olması.

Suudi Arabistan eski İstihbarat Şefi Prens Turkî el Faysal, İsrail’le ilişkilerde kilit rolde.

Suudi yönetiminin söz konusu yazılımla hem ülke içinde hem de ülke dışındaki siyasî muhalifleri yakından takip edeceği öğrenilirken,anlaşmadan Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de haberdar olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın casus yazılımla izlendiği ortaya çıkmıştı.

İsrail, özellikle casus yazılım ve izleme programları alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olarak biliniyor. İsrail istihbarat servisleri, özellikle Filistinli hedefleri bu sayede takip ediyor.