AK PARTİ DOSYASI : FETÖCÜ YAYIN ORGANI “AKTİF HABER” BU SEFER DE REİS’İN DAMADI BERAT ALBAYRAK’I HEDEFE KOYDU /// İŞTE HABER !!!!!


Berat Albayrak’ın ‘En aptala göre’ hazırlatıp Youtube’a yüklediği ahlaksız videolar

KAYNAK : https://www.aktifhaber.com/analiz/berat-albayrakin-en-aptala-gore-hazirlatip-youtubea-yukledigi-ahlaksiz-videolar-h130955.html

Wikileaks’ın deşifre ettiği Berat Albayrak’ın mailleri arasında Kabataş yalanından beter videolar çıktı. Albayrak’ın talimatıyla hazırlanmış ve Youtube’a yurt dışından yüklenmiş.

Adem Yavuz Arslan’ın TR724’te yayınlanan “Brad ve Billy’e iletilsin, Çok Gizli” başlıklı yazısı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı ve Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın e-mailleri 2016’nın sonbaharında RedHack tarafından ele geçirilmiş ve WikiLeaks aracılığı ile yayınlanmıştı. (Meraklısı varsa hepsi şurada: https://wikileaks.org/berats-box)

RedHack’ın hackleyerek ele geçirdiği ve Albayrak’ın Nisan 2003 ile Eylül 2016 tarihlerini kapsayan yaklaşık 60 bin e-maili WikiLeaks’in web sitesinde yayınlandı.

Söz konusu isim Erdoğan’ın damadı ve Türkiye’nin bir bakanı (o dönem enerji bakanıydı) olunca doğal olarak e- mailler sayısız habere konu oldu.

Mesela adı IŞİD ile petrol ticareti yapmakla anılan Powertrans gibi şirketlerle Albayrak’ın ilişkisine dair yazışmalar manşetlere çıktı. E-maillerde haber değeri taşıyan çok başlık var. Ancak bu yazının konusu e-mailler değil. Erdoğan rejiminin Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan tarafından koordine edilen ‘ABD faaliyetleri’ne bakacağız.

Girişte bahsettiğim video da bu örgütlenmenin bir ürünü.

Berat Albayrak’ın kamu hazinesinden fonladığı Pelikan Çetesi’nin (Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na darbe yapan, her türlü kirli işin ardından çıkan Hilal Kaplan ve çetesi) ardında olduğu biliniyordu.

E-mail detaylarından görüldü ki Berat Albayrak aynı şeyi ABD’de de yapmış. ABD’de konuşlu ‘adamları’ aracılığı kara propaganda siteleri kurdurmuş. Videolar, yalan haberler ürettirmiş.

Yazının girişinde bahsettiğim video mesela.

AKP’nin New York ve Washington’daki adamlarından Halil Danışmaz ile Berat Albayrak arasında geçen yazışmalardan anlaşıldığına göre üretilen kara propaganda videoları ‘hükümetle ilgisi yokmuş gibi’ davranılarak Şili üzerinden dolaşıma sokuluyormuş.

Sözkonusu video Kabataş Yalanını devam ettiriyor.

Üstelik ‘camide içki içtiler’ yalanını daha da rezilleştirip ‘camide çiftleştiler’e kadar götürüyor. Merak eden https://wikileaks.org/berats-box adresinden bulabilir. Bu ve bunun gibi vahim bir çok olayın ardında ise Berat ve Serhat Albayrak ile Bilal Erdoğan’ın olması ise işin haber kısmı. Zira konu artık Berat Albayrak’ın ‘özel hayatı’ olmanın çok ötesinde.

ERDOĞAN’IN PARALEL DEVLETİ

Albayrak’ın e-maillerinde yok yok. Ancak söz konusu videonun izini sürerken daha çok ‘ABD ile ilgili olanlara’ baktım.

Yazışmalarda görüldüğü kadarıyla Erdoğan rejiminin Berat ve Serhat Albayrak kardeşler ile Bilal Erdoğan tarafından koordine edilen ‘gayri resmi’ bir yapılanması var.

Bu arada şu notu da düşmem gerek; Berat Albayrak’ın e-maillerini alıcı gözle incelediğinizde Türkiye’de gerçek bir ‘paralel devlet’ olduğunu, bunun da Erdoğan’ın ailesi çevresinde örgütlendiğini görüyorsunuz. Üstelik söz konusu paralel yapılanma Türkiye ile de sınırlı değil.

Bilindiği gibi son zamanlarda başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde ‘casusluk çetesi’ne benzer yapılanmalar ortaya çıkarılmış ve konu ilgili ülkelerin yargısına intikal etmişti. Hatta geçtiğimiz günlerde ‘Erdoğan’ın uzun kolları’ Avrupa medyasına şema olarak da yansıdı.

Benzer bir soruşturmanın ABD’de de açıldığı, Erdoğan’ın New York ve Washington’da bulunan bazı adamlarının FBI tarafından sorgulandığı e-mail trafiğinden görülebiliyor. FBI’nın soruşturma başlığı ise hayli ilginç; ‘casusluk’ ve ‘Türkiye adına gayri resmi faaliyetler yürütmek’.

E-Maillerde görüldüğü şekliyle ABD’de yapılan tüm faaliyetler Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan’ın bilgisi, talimatı ve talepleri dahilinde yürütülüyor. Albayrak ve Erdoğan’ın ABD’deki sağ kolu ise Halil Danışmaz.

Yazının ilerleyen bölümlerinde Berat Albayrak’ın koordinesinde çalışan ‘ABD yapılanması’na dair detayları başlıklar halinde açacağım. Ancak e-mailleri inceledikten sonra peşinen şunu söylemek mümkün; Söz konusu e-maillerde yer alan faaliyetlerin yarısı bile muhatabını uzun yıllar hapiste tutmaya yeter. Üstelik ABD bürokrasisi ve kamuoyu Berat Albayrak adına Başkan Trump’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Mike Flynn olayından aşina.

‘BRAD’ VE ‘BİLLY’

Yazışmalardan net olarak görülebileceği gibi Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan’ın başını çektiği ‘ABD yapılanması’nda sıkı bir hiyerarşi var. Adeta resmi bir istihbarat örgütü gibi ‘rapor’, ‘bilgi notu’ ve ‘gizli-confidential’ başlıklı yazışmalar üretilmiş.

‘Resmi-istihbari bir jargon’ ile yazışmışlar.

Bu arada muhatapların kendi aralarında ‘kodlama’ yaptıkları ve ‘gizliliğe azami dikkat’ ettikleri –etme uyarısı yaptıkları görülüyor.

Mesela e-maillere göre ABD’de bulunan Halil Danışmaz ve arkadaşları Berat Albayrak’tan bahsederken ‘Brad’ diyorlar. Bilal Erdoğan için ise ‘Billy’ kod adı kullanılmış. İlginç noktalardan birisi de Berat Albayrak’ın kendisine gelen e-maillerdeki önemli konuları mutlaka Serhat Albayrak’a iletmiş olması.

Halil Danışmaz’ın her adımını rapor etmesi, Berat Albayrak’la arasında ‘hiyerarşik’ bir yapılanmanın olması hayli ilginç. Adeta ‘paralel yapılanma’ söz konusu ve resmi bir görevi olmasa da her konu mutlaka Berat – Serhat Albayrak’ların önüne düşmüş.

Bu arada e-maillerden görüldüğü kadarıyla AKP’nin ABD yapılanması iki koldan yürütülüyor. Birincisi Danışmaz ve ekibinin de içinde olduğu AKP Milletvekili Metin Külünk liderliğindeki yapılanma. İkincisi ise AKP milletvekili Yasin Aktay’a bağlı çalışan Murat Güzel ve ekibi. Ayrıca Danışmaz’ın sıklıkla ‘istişare ettiği’ isimlerin arasında İbrahim Kalın ve Mustafa Varank’ta var.

E-maillere göre ABD’de yapılan faaliyetlerin büyük bir kısmı Danışmaz kanalıyla Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan tarafından finanse ediliyor. Ensar ve Türgev de söz konusu yazışmalarda sıklıkla yer alıyor.

NİJERYA’YA GİDEN SİLAHLAR ‘DEVLET İŞİ’YMİŞ

Daha önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 60 bin e-mail yayınlandı. Hepsini takip etmek, okumak, ayıklamak mümkün değil.

Ben daha çok ABD yapılanması ve tanıdığım isimler üzerinden arama yaptım. Zincirin halkalarını birleştirmeye çalıştım.

Mesela Halil Danışmaz bu anlamda tam bir hazine. Özellikle Berat Albayrak ile yaptığı yazışmalar Erdoğan’ın yakın halkasındaki isimlerin sadece ABD’deki değil dünyanın başka bölgelerindeki icraatları hakkında da fikir verebiliyor.

VİDEO LİNK : https://youtu.be/1nT4-IwEKts


Mesela Mart 2014’te Youtube’a düşen bir ses kaydında ‘THY ile Nijerya’ya silah sevkiyatı’ anlatılıyordu. İddiaya göre Erdoğan’ın başdanışmanlarından Mustafa Varank ile dönemin THY yöneticisi Mehmet Karataş arasında yapılan görüşmede THY ile Nijerya’ya silah transferi konuşuluyordu.

Dönemin THY özel kalem müdürü Karataş, Varank’a “Mustafa sana bir konu arz etmiştim hatırlıyor musun şu bizim taşıma hususu ile ilgili” derken Varank, MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı işaret edek “Hakan beyle bir araya gelemedik de ondan dönemiyorum sana” cevabını veriyor.

Asıl bomba ise Karataş’ın cevabında geliyor ; “ Tonlarca malzeme taşıyorum, Nijerya’ya gidiyorum şu anda. Müslümanları mı öldürecek, Hristiyanları mı öldürecek, vebal altındayım haberin olsun” diyor. Ardında Fidan ile istişare etmek için irtibat numarası istiyor.

Sözkonusu olaya dair yazışmalar Berat Albayrak’ın e-maillerinde de var. E-maile (https://wikileaks.org/berats-box/emailid/35540) göre olay ‘devletin gizli bilgisi’ olarak tanımlanıyor ve Albayrak’ın konudan bilgisi var.

Berat Albayrak söz konusu transfer olayında ismi geçenlerle yoğun irtibat halinde.

Daha da ilginç olan detaylardan birisi de şu; e-maillerde İK kodlamasıyla yer alan Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın ile Cemaat aleyhine hukuki süreç başlatması için milyonlarca dolara anlaşılan Robert Amsterdam (RA) Halil Danışmaz aracılığı ile görüşüyor.

Sürpriz değil ama yazışmalara göre Gülen aleyhine yürütülen hukuki süreci Erdoğan ve Albayrak yakın takip ediyor, Amsterdam her adımı bilgilendiriyor.

Maillerden nedeni pek anlaşılamıyor ama İbrahim Kalın Amsterdam’ı Nijerya’da birileri ile görüştürmek istiyor. Aralarında geçen yazışmalar dikkate alındığında Nijerya olayı ‘istisnai bir transfer’ gibi durmuyor. Olaydan çok sayıda AKP yöneticisinin haberi varmış.

Yine e-maillerden içeriği pek anlaşılmıyor ama THY ile ABD’ye 25 koli yollanıyor.

Bunun için emniyetten izinler alınıyor. Türkiye ayağını bizzat Mehmet Karataş ABD ayağını ise Halil Danışmaz takip ediyor. Danışmaz sevkiyata dair tüm süreci bizzat Berat Albayrak’a iletiyor. Berat Albayrak’ın sorumluluk alanında olmamasına rağmen ABD’ye yollanan kolileri neden şahsen takip ettiği bilinmiyor.

AYNI İSİMLER AYNI KADROLAR

Berat Albayrak’ın e-maillerine bakıldığında Erdoğan rejiminin ABD uzantılarında hep aynı isimler karşımıza çıkıyor. Halil İbrahim Danışmaz’ın merkezinde bulunduğu yapılanmada elde edilen tüm bilgiler önce Berat Albayrak’a iletiliyor. Berat Albayrak ise bunları Serhat Albayrak’a forwardlıyor.

Berat Albayrak’a ulaştırılan fişlemeler ise ‘ilgili kurumlara’ gönderiliyor.

Mesela bazı fişlemeler polemiklerin merkezinde yer alan eski aile bakanı Fatma Sayan’ın abisi Fatih Sayan’a iletilmiş. Fişleme taleplerinin bazıları bizzat Berat Albayrak’tan gelmiş. ‘Talebi’ alan ABD ekibi ise titiz bir çalışma ise istenen bilgileri toplamış. Bazen de Danışmaz durumdan vazife çıkarıp ‘gezici-Cemaatçi-HDP’li gördüğü isimleri’ fişleyip Albayrak’a iletmiş.

E-maillere yansıdığı şekliyle Erdoğan rejiminin ABD’de yer alan üç kurumu; ‘Ensar Vakfı’, ‘Türgev’ ve ‘Herşey Türkiye için Platformu’ bütün faaliyetlerin merkezinde. Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak’ın liderliğinde Halil İbrahim Danışmaz, Murat Berk, Mücahit Oktay, Mustafa Tuncer, Metehan Oğuz, Halil Mutlu, Faruk Kabataş ve Memiş Yetimoğlu yer alıyor. Danışmaz’ın e-maillerine göre yapılanma AKP Milletvekili Metin Külünt ve Yasin Aktay ekibi olarak ikiye bölünmüş halde. Murat Güzel’in koordinatörlüğünde 17 kişilik ‘WisdomNet Komisyonu’ da faaliyetlerin içinde yer alıyor.

‘ERDOĞAN ÜMMETİN LİDERİ, AMERİKA ŞER ODAĞI’

Sözkonusu e-mailler Erdoğan rejiminin ‘ideolojik altyapısı’na dair önemli bir kaynak.

‘Kendi aralarında’ yazıştıkları için ‘sansürsüz’ denilebilir. Siyasal İslam anlayışına dair çok çarpıcı örnekler var. ABD yapılanmasında yer alanların ‘radikale yakın’ fikirler benimsediği açıkça görülebiliyor. Erdoğan’ı ‘Ümmetin lideri’ olarak tanımlıyorlar ve ona muhalif herkesi ‘gayri milli-düşman’ olarak sınıflandırıyorlar. Erdoğan için mücadele etmeyi ‘İslami bir vecibe’ olarak tanılmayan bu kişiler ‘ABD-İngiliz-İsrail ve Neoconlar’ı ise ‘şer odağı’ olarak adlandırıyorlar. Özetle “Aleviler, Gülenistler, Kemalistler, Milliyetçiler, Kürtler, CHP, MHP, BDP, kendilerinden olmayan iş adamları ve gazeteciler, kendilerinin olmayan medya… Bunların hepsi ‘Amerika, İngiliz ve İsrail Yahudileri’nin, ‘Reis’ Erdoğan’ın üzerine saldığı ‘gayri milli düşman’lardır. Reis’leriyle birlikte mücadele etmeleri gereken düşmanlarının başı (perdenin arkasındaki gerçek failler) Yahudiler’dir”

E-mailler yaygın olarak bilinen bazı gerçekleri de temellendiriyor.

Mesela Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği diplomatik bir misyondan ziyade iktidar partisinin il başkanlığı gibi çalışıyor. Büyükelçi Serdar Kılıç ile yakın çalışıyorlar. Hatta ABD medyasında yayınlanacak bir yazıya ‘Halil Danışmaz mı yoksa Serdar Kılıç ismini mi koyalım’ tartışması, yazışması yapılmış. Bir başka ifadeyle resmi sıfatı olmayan kişiler ‘devlet adına’ istişarelerde bulunmuşlar.

Peki neler yapmışlar?

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var. Söz konusu yapılanmada yer alan isimler her ne kadar ‘sivil’ olsalarda kullandıkları dil, çalışma şekilleri ve yazışma usulleri ‘casusluk kastıyla ve örgütsel bir sistematik içerisinde’ hareket ettiklerini gösteriyor.

Şöyle ki; mail konu başlıklarında resmi ve istihbari bir jargon var. Takip ve fişleme içerikli e-mailler atılırken ‘bilgi notu’ ‘gizli’ yada ‘confidential’ denmiş. Ayrıca bütün fişleme ve raporlamaların arz edilirken “Brad ve Billy’e iletilsin, çok gizli’ notu düşülmüş. Yazışmalardan Brad’ın Berat Albayrak’ı, Billy’in ise Bilal Erdoğan’ı refere ettiği kolaylıkla anlaşılabiliyor. Mesela 5 Ağustos 2014 tarihli bir e-mailde Halil Danışmaz THY’de çalışan Gülen Cemaatine yakın isimlere dair fişleme notlarını yolluyor.

‘Sivil’ bir isim, neden THY’de çalışan kişileri fişler, bunları raporlaştırır sonra da ‘gizli’ notu düşerek Berat Albayrak’a iletir sorusu makul bir soru. Ancak yazışmalara bütün olarak baktığınızda bu işlemin örgütlü, yaygın ve sürekli olduğunu görebiliyorsunuz.

Bir başka ifadeyle bahse konu e-mailler ‘dedikodu’ değil.

Ayrıca kod isim kullanma ihtiyacı da yaptıklarının legal olmadığını, örgütlü bir yapıda çalıştıklarını ve iradi olarak gizlilikle hareket ettiklerini gösteriyor. Albayrak’ın da sözkonusu fişleme ve takip çalışmalarından haberdar olduğunu, hatta bir çoğunun talimatını verdiği e-maillerde açıkça gözüküyor.

Fişlemelere dair sayısız örnek var.

Öyle ki en küçük bir olayı bile atlamamışlar. Türkiye’de iş başvurusu yapan ve geçmişinden ABD olan kişiler bile Berat Albayrak üzerinden ABD yapılanmasına iletilmiş ve araştırması yapılmış. Halil Danışmaz örgütlü yapıyı teyit ederken Albayrak’a “TR’de iken bahsetmiştim. Ali Çınar’ı ekibe kattım” diyor.

Ali Çınar’a ait bir e-mailde ise Gülen Cemaati mensuplarına yönelik kapsamlı bir fişleme çalışmasından bahsediliyor. Fişlemeler ise belli bir disiplinle yapılmış gözüküyor. Hedef kişilerin vesikalık fotoğrafları, kişisel bilgileri ve referansları not edilmiş.

Sivil birilerinin kendi kendilerine böyle bir fişleme usulü geliştirmeleri pek akla yatkın değil. Mesela bir fişleme dosyasında ;

TaDF baskan yardimcilari;

Ali baba – kilictarogluna videoyu izleyen adam. Alevi/hiristiyan, kurt/ermeni..ve FG ile devamli irtibatli

Cenk Coktosun – Reis e, ailesine ve tum Ak Partiye ana avrat soven, asagilik bir bar fedaisi..

Ekmel Anda – posta212 gazetesinin sahibi. Zicotti Park/gezi olaylarinin duzenleyicisi, ali koc geldiginde bunda kalir..

FYI Muhabbetle,

Halil I Danismaz’

Bülent Erkol gibi isimler ise özellikle IT sektöründe çalışan kişilere dair fişlemeler yapıp bunları Berat Albayrak’a iletmiş. O da bu isimleri BTK Başkanı Fatih Sayan’a iletiyor. E-mailin başlığı “‘Fwd: Turk Telekom Silikon Vadisindeki Fetocu – Argela USA’ şeklinde.

Serhat Albayrak’ın Berat Albayrak’a gönderdiği “ Fwd: Piraye Antika’nın eşinin işleri” konulu bir mailde (From:serhatalbayrak@hotmail.com To: beratalbayrak@yahoo.com Date: 2013-07-13 08:28) (e-mail Şenol Kazancı’ya da yollanmış)

‘Alicim piraye hanımın kocası Isak Antika adında yahudi bir vatandaşımız, büyük ihtimalle piraye hanımda yahudi yada selanik dönmesi.

… Türkiyede yaptıkları işleri yazıyorum

Karma Açıkhava : Billboard firması belediyelerin reklam panolarını kiralıyor. iş yaptıkları iller; Adana,Diyarbakır,Osmaniye,İskenderun,Antakya,Tekirdağ,Sakarya,Malatya. (Ak partili belediyeleri uyarırsın)

ABDULLAH GÜL DE FİŞLENMİŞ

Halil Danışmaz’ın fişlemelerinde Abdullah Gül de yer almış. Halil Danışmaz , Berat Albayrak’a yolladığı ‘Abdullah bey, tuskon da’ başlıklı 22 Eylül 2010 tarihli e-mailde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Tuskon organizasyonuna katılımı raporlaştırılmış.

Danışmaz ayrıca fotoğraflarda ekleyip bunu Berat Albayrak’a iletmiş. Abdullah Gül’ün Albayrak ekibi tarafından ‘pek sevilmediği’ düşünülürse sözkonusu e-mail daha da anlamlı hale geliyor.

Sözkonusu kişilerin ABD’de gerçekleştirdikleri bu tür fişleme ve takip faaliyetlerinin casusluk ve özel hayatın gizliliği suçları yanında nefret suçu da içerdiğini söylemek mümkün. Çünkü fişleme notlarında yer alan bilgiler en azından ABD’de nefret suçu olarak kabul ediliyor.

FBI’IN RADARINA TAKILMIŞLAR

Berat Albayrak’ın e-maillerine göre Halil İbrahim Danışmaz koordinesinde yapılan bu ‘faaliyetler’ FBI’in dikkatin çekmiş ve adı geçen kişileri sorgulamış.

Mesela MUSİAD-USA yöneticisi İbrahim Uyar’ın Berat Albayrak’a yolladığı ‘önemli bir konu’ başlıklı e-maile göre FBI Uyar’ın ofisine gelip 2 saat sorgulamış ve yaklaşık 40-45 soru sormuş.

Uyar’ın anlatımı şöyle “Beni Sayın Cumhurbaşkanımız’ın adına Amerikan siyasetine müdahale etmek için çalışmak ve Türkiye Cumhuriyeti adına gizli ajanlık yapmakla itham ediyorlar. Son iki yıldaki çalışmalarımızı incelemişler ve aldıkları ihbardan dolayı sorgulamak istemişler… Benden sonra Murat Güzel, Mustafa Tuncer ve asistanım Emre Eren’i ve Halil İbrahim Danışmaz’ı da sorguya çekmişler.” İbrahim Uyar’ın konuyu Dışişleri’ne değil de o dönem resmi bir sıfatı olmayan Berat Albayrak’a iletmesi ve ‘detaylı bilgi vermek için ziyaret etmek istemesi’ hiyerarşik bir ilişkinin teyidi olarak görülebilir.

İbrahim Uyar’ın e-mailinden öğrendiğimize göre Uyar’ın Green Card’ı da iptal edilmiş. Bu arada söz konusu e-maillerden bağımsız olarak önemli bir detayı da yeri gelmişken ifade edeyim. Green Card’ı iptal edilen tek esim İbrahim Uyar değil. Benzeri şekilde 3 kişi daha Green Card’ını kaybetti. Bu arada görünüşte Anadolu Ajansı muhabiri olarak ABD’de bulunan bazı isimler apar topar Türkiye’ye döndüler.

AMSTERDAM’A ÖDEME CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN YAPILMIŞ

Berat Albayrak’ın e-maillerinde Robert Amsterdam’ın AMSTERDAM & PARTNERS LLP hukuk bürosu ile AKP rejimi arasındaki ilişkiye dair mebzul miktarda yazışma var. Gülen hareketine yönelik çalışmaları sürdürmesi için anlaşılan Amsterdam Hukuk bürosu ile koordinasyonun Saray’ın kontrolünde olduğu görülüyor. Resmi belgeler Danışmaz ile Albayrak arasında gidip gelmiş. Oysa ki hem Danışmaz hem de Albayrak Adalet Bakanlığı personeli değil. Süreç bizzat Erdoğan tarafından takip edilmiş ve ödeme de Cumhurbaşkanlığından yapılmış. Muhtemelen Amsterdam’a yapılan resmi ödemelerin dışında örtülü ödenekten de ödemeler yapılması için bu yöntem kullanılmış. E maillerde ayrıca Türkiye’de devam eden hukuki süreçlerin backgrounduna dair detaylarda var.

Uzatmama adına detaylara girmiyorum ama Danışmaz-Albayrak yazışmalarında ABD’de yapılan lobi faaliyetleri ile ilgili de hayli detaylı bilgiler edinmek mümkün. Ne kadar paraya hangi gazetede yazı çıkartıldığından tutun derneklerin fonlanmasına kadar herşey görülebiliyor. Bu arada Danışmaz’ın ‘herşeyi’ Albayrak’a raporlaması da dikkat çekici.

Mesela 28 Nisan 2014 tarihli e-mailde Danışmaz “TACCI’nin başına bir Ermeniyi getirdiler” diye Albayrak’a şikayette bulunuyor. Erdoğan ve kurmayları ‘Ermeni açılımları, sıcak mesajlar’ verirken yakın ekibi fişlemeler yapıp Ermenilere karşı nefret suçu işlemiş. Türkiye’de çok önem verilmeyebilir, ama ABD’de bu ayrımcılık ve nefret suçu olarak kabul ediliyor.

Bu noktada e-maillerden çıkardığım bazı notları ekleyeyim;

Erdoğan ABD’ye geldiğinde elinde pankartlarla onu karşılayan ekibi Halil Danışmaz organize etmiş. Türkiye’ye ‘Erdoğan’a sevgi seli’ diye anlatılan gösteriler kurguymuş.
Ensar ve Türgev’in ABD çalışmaları için Ziraat ve Vakıfbank’tan kredi alınması planlanmış.
Görünüşte ‘düşünce kuruluşu’ olan AKP uzantılı think thanklere dair ilginç bilgiler var. Düşünce kuruluşu değil lobici olarak çalışıyorlar. Bu arada bu kurumlardan birisi önümüzdeki günlerde Ergenekonun en parlak isimlerinden bir generali Washington’da konuşmacı olarak ağırlayacak.
PH maksatlı hazırlanan‘Tarikat’ isimli bir kitabın Turkuaz kitaptan çıkarılıp seçim öncesi dağıtılması planlanmış.

ALBAYRAK DESTEKLİ TROL EKİBİ

E-maillerden açıkça görülebileceği gibi Albayrak’ın desteklediği bir troll ekibi var. Bu ekip Türkiye’ye yönelik psikolojik harp faaliyetleri yapmak için örgütlenmiş.

Bu çalışmalarda adı geçen Cüneyt Arvasi ise Danışmaz tarafından Albayrak’a öneriliyor. Danışmaz’ın referansı şöyle ; “ Berat, sen kendisini taniyorsun, Cuneyt Arvasi. Cuneyt Abi, ehli sunnet vel cemaat akidesine saglam bagli bir Naksii’dir. … bizzat silahli mucadelenin icerisinde yer almistir. ..’

Danışmaz’ın e mailine göre şunları yapacaklar; “Bugün hükümete saldıran o sanatçı taifesinin uyuşturucu, fuhuş bataklığı ve geçmişleri ifşa edilecekyani rezil edilecekler. ( bu kısmı Vakit işi gibi olacak) İstihbarat servislerinin sosyal medyada oluşturdukları gruplar afişe edilecek. AK partiye karşı CHP alevi ittifakı aslında Anti sünni ittifakı mıdır? zaviyesinden sorgulanacak vesaire. Bu atölye aynı zamanda sizlerden gelen konuları da anında programlaştırabilecek şekilde dizayn edilecek. Hem normal faaliyetine devam edecek hem de ani saldırılara o anda cevap verebilecek şekilde olacak. …’

Bu arada Danışmaz’ın e-mailinde yer alan ‘bu kısmı Vakit işi gibi olacak’ ifadesi hayli ilginç. Malum olduğu üzere CHP eski lideri Deniz Baykal’ın kasetleri Vakit Gazetesi’nin web sitesinde yayınlanmıştı. Bu yazışma o komplonun failleri hakkında ipucu da veriyor.

PH çalışmalarına yani ‘troll ekibine’ dair çok sayıda yazışma yapılmış. Halil Danışmaz hazırlanan videoları Albayrak’ın beğenisine sunmuş. Danışmaz’ın yazdıklarına göre günde 15 ile 30 video üretilebilecekmiş.

Berat Albayrak ise Danışmaz’dan gelen bu e-maili ‘çok hoşuma gitti’ başlığı ile Serhat Albayrak’a yollamış. (21 Haziran 2013). Video ‘Türkiye’deki Lüt Kavmi’ başlığında. İçerik tahmin edebileceğiniz gibi rezil. Özellikle Aydın Doğan medyasını hedefe koymaları da dikkat çekici. Şu ifadeler o videodan;

‘Aydın Doğan Medyasında yılda 25.000 g.t gösteriliyor. Bu fuhuş şarjının sebebi ne? Doğan Medyanın yazarları neden g.t lalesi?’

‘Sebebi çok basit; Lut kavmini daha da azdırmak. Türkiye’deki Lut kavmi Sünniler’in düşmanı. Sürüler halinde Erdoğan’a saldırıyorlar’

EN APTALA GÖRE HAZIRLANAN VİDEOLAR

Danışmaz’ın maillerine göre bu ve benzeri videolardan günlük 20 civarı üretiliyor ve bunlar Şili üzerinden internete yükleniyor. Danışmaz’ın ifadesine göre ‘en aptala göre hazırlanan videolar’.

Cüneyt Arvasi’nin e-maillerinden anlaşıldığı kadarıyla üretilen bu videolar ‘silahlı mücadeleye’ benzetiliyor ve itibarsızlaştırma, özel hayatın ifşaası gibi gayri ahlaki ve sert saldırılarla mücadele edilecek.

Berat Albayrak bu videoların linklerini içeren e-maili Havuz medyasının başındaki Serhat Albayrak’a yolluyor. Serhat Albayrak’ın Sabah Atv başta olmak üzere tüm Havuz medyasında söz sahibi olduğu, ayrıca çok sayıda ‘tetikçi’ siteye finans desteği sağladığı düşünülürse sosyal medyada dolaşan ve her haliyle suç içeren videoların kaynağı da ortaya çıkmış oluyor.

E maillere göre Berat Albayrak bu videoların üretilmesi için finans desteği sağlamış ve bu para Arvasi’ye ödenmiş.

Yazının girişinde bahsettiğim ‘iğrenç’ videonun kaynağı da işte bu psikolojik harp yapılanması. Yani Aktroller. Finansı ve talimatı da bizzat Berat Albayrak’tan almışlar. ‘Damat’ Türkiye’de Pelikan Çetesi’ni yönetirken ABD’de de troll ordusu kurmuş.

‘BERAT’IN KUTUSU’ BAŞ AĞRITABİLİR

Malum olduğu üzere AKP kurmaylarının ABD ile başı dertte. Reza Zarrab davası nedeniyle iki bakan resmen sanık ve haklarında yakalama kararı var. Ekim Alptekin’in yargılandığı davada da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Berat Albayrak isimleri dosyaya girdi. Hem Zarrab’ın anlatımları hem de New York Güney Bölge Savcılığı’nın elinde bulunan ‘ikinci bir itirafçı’nın ifadeleri ile yeni davalar gelebilir. Üstelik Pazartesi itibariyle ABD, İran’ın Devrim Muhafızları Örgütü’nü terör örgütü listesine aldı. Bu örgütle irtibatlı olan her kişi ve kurumun başı ağrıyabilir. Listenin ilk sıralarında Türkiye’nin bulunduğunu tahmin etmek ise hiç zor değil.

EKONOMİ DOSYASI : Çalık Holding’in Offshore Planı ve Albayrak’ın Varlık Barışı


%C3%87ALIK-HOLD%C4%B0NG-VE-VARLIK-BARI%C5%9EI.jpg

Çalık Holding’in Offshore Planı ve Albayrak’ın Varlık Barışı

Bağlantılı yazı :

Berat Albayrak’ın CEO olarak görev yaptığı sırada Çalık Holding, Türkiye’de vergi ödememek için Malta ve İsveç’te kurulu şirketleri içeren bir offshore sistemi kurdu.

Ama sonunda bu sistemi kullanmaktan vazgeçtiler.

Neden? Çünkü daha basit bir yöntem buldular. Albayrak, 2015 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı seçildiğinde, Çalık Holding’deki eski iş arkadaşlarının yazdığı bir vergi affı kanununun meclise sunulmasına aracı oldu. Varlık Barışı olarak da adlandırılan kanun, Çalık gibi şirketlerin yurtdışında offshore hesaplarda tuttuğu milyonların vergi ödemeden ve hesabı sorulmadan Türkiye’ye girişine izin veriyordu.

European Investigative Collaborations (EIC) konsorsiyumu, Malta’nın ticaret sicil kayıtlarını ve Redhack’in geçtiğimiz sene Eylül’de yayınladığı e-postaları kullanarak Albayrak ve Çalık Holding’in offshore maceralarını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda da Çalık gibi şirketlerin hükümet üzerindeki etkisini ortaya çıkarıyor.

Operasyon: Parayı Türkiye’ye getir

4 Kasım 2011’de gönderilen e-posta uyarıyor:Abi yeni bir sistem kurulacak ama bu sistem Maliyeyi kandırmaya yönelik, yani sakat bir sistem olacak. Yarın bir gün bu tespit edilirse Maliyede itibar iyi olmayabilir.

E-postayı gönderen, Çalık Holding’in Dubai ofisi çalışanı Metin Atalay.

Alıcısı ise o sırada 33 yaşında olan, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak. Metin Atalay’ın gönderdiği e-postalardan anlaşıldığıüzere Atalay, Dubai ofisi için Albayrak tarafından işe alınıyor. Çalık’ın Dubai operasyonu, vergi yükümlülüğünün olmadığı serbest bölgelerden biri üzerinden yürütülüyor.

Atalay’ın aslında gerçek bir iş tanımı yok ve Çalık’la bağlantılı görünmemesi için kendisine kartvizit bile bastırılmıyor. Kendi yazdığına göre patronları Atalay’a “işinin hiçbir önemi yok” ve “[seni] sadece ve sadece bu ince işler için işe aldık” diyor. Yani önüne koyulan belgelere tek bir soru sormadan imza atması için. ÇünküÇalık’ın Dubai şirketinin diğer ülkelerden gelen kârı toplamak dışında gözle görülür bir aktivitesi yok. Kayda değer bir faaliyeti olmamasına rağmen, Dubai offshore şirketlerinin elde ettiği gelir oldukça fazla. Atalayın yazdığı e-postaya göre 2011in sadece ilk altı ayında Çalık Dubaide biriken para 34.7 milyon doları buluyor.

Çalık, bu parayı Türkiye’ye getirmek istiyor. Ancak paranın Dubai’den yasal yollarla Türkiye’ye gelmesi, Çalık’ın getirdiği meblağüzerinden Maliye’ye yüzde 20 vergi ödemesi anlamına geliyor.

O halde hiç vergi ödemeden milyon dolarlar Dubai’den Türkiye’ye nasıl getirilir? Bu görevi Çalık’ın Dışİlişkiler Sorumlusu Şafak Karaaslan üstleniyor. Karaaslan, Malta ve İsveç’i kapsayan bir şirketler ağı oluşturmaya karar veriyor.

Çalık’ın planına göre, Dubai’deki milyonlar Malta’daki şirketlerin hesabına aktarılacak ve para üzerinden Malta Gelir İdaresi’ne yüzde 35 vergi ödenecek. Kağıt üstünde durum Türkiye’deki sistemden daha maliyetli. Ama bir detay var. Çalık’ın hissedarları Malta’da yaşamadığı ve şirket Malta’da kayda değer bir faaliyet yürütmediği için, şirket Malta Gelir İdaresi’ne ödediği verginin yüzde 80’inin iade edilmesini isteyebiliyor. Böylece ülkeye ödenecek vergi pratikte yüzde 5’e iniyor.

Para bu şekilde Avrupa Birliği sınırlarından girmiş oluyor. Bundan sonraki adım parayı İsveç’te bulunan hesaplara aktarmak. İsveç’e Malta’da yüzde 35 vergi ödendiği beyan edilecek, verginin büyük kısmının geri alındığı ise saklanacak. Böylece İsveç, Malta’da halihazırda yüksek seviyeden vergi ödendiğini düşünerek parayı ikinci kez vergilendirmeyecek.

Son aşama, paranın Türkiye’ye gelmesi. İsveç’teki şirketlerden transfer edilen para, yüksek vergili ve offshore olmayan, finansal açıdan saygınlığı yüksek bir İskandinav ülkesinden geldiği için şüphe uyandırmayacak. Dolayısıyla Maliye paranın kaynağını sorgulamayacak.

Aşağıdaki grafik planı açıklıyor:

%C3%87ALIK-HOLD%C4%B0NG-DI%C5%9E-F%C4%B0NANSAL-A%C4%9EI.jpg

Malta Files

Dubai ofisindeki Atalay, Çalık’ı bu plandan vazgeçirmeye çalışıyor. Planın bir parçası da şirketin offshore faaliyetlerini Malta’ya taşımak. Atalay, bir yandan da Malta’ya taşınmak istemediği için Albayrak’a bu karmaşık vergi planından vazgeçilmesini, şirketlerin vergi ödemeden yurtdışındaki servetlerini Türkiye’ye getirmelerine imkan sağlayacak bir vergi affını beklemeleri gerektiğini söylüyor: Abi burası Türkiye. Her zaman yeni bir vergi affı gelir. Gelmediği hiçbir dönem olmamıştır.

Bir ay sonra, 24 Ocak 2012’de Atalay, müdürü Karaaslan’a bir e-posta daha gönderiyor ve Malta’ya taşınma planından şikayet ediyor. Karaaslan, Atalay’ı tersliyor:Şu an sadece gülüyorum ve bir şey söyleyemiyorum diyor. Şirket, menfaatine göre vergi planlaması vs.. yaparak mecburen bir karar alıyor. Buna böyle bakılır başka türlü değil.

Bu yazışmaları takip eden sene içinde Karaaslan işe koyuluyor. 2012’de İsveç’te dört yeni şirket kuruyor: Çalık Textile AB, Çalık Energy AB, Çalık Marketing AB and Çalık Construction AB. Daha sonra 2013’te, Malta’da sekiz şirket daha kuruyor: Fashion Zone Textile Holding Limited, Fashion Zone Textile Limited, Synergy Marketing Holding Limited, Synergy Marketing Limited, Technological Energy Holding Limited, Technological Energy Limited, White Construction Holding Limited, White Construction Limited.

Malta ve İsveç’in sicil kayıtlarına göre bu şirketler şu anda aktif değil. İsveç’te bulunan Çalık Energy AB dışında hiçbirinin adıÇalık’ın yıllık finansal raporlarında geçmiyor. Çalık Energy AB ise gayrı-faal olarak listeleniyor.

Görünen o ki bu Malta ve İsveç şirketleri hiçbir zaman aktif şekilde para transferi için kullanılmamış. Kayıtlar herhangi bir para hareketi göstermiyor.

Sonunda Çalık bu karmaşık ve kanunlara uygunluğu tartışılır sistemi kullanmaya gerek görmüyor çünkü o sırada Berat Albayrak kariyer merdivenlerini başka mecralarda hızla tırmanıyor.

Albayrak’ın yükselişi

Berat Albayrak 2013 yılı sonunda, Malta şirketlerinin kurulmasından aylar sonra, politikaya atılacağı dedikoduları yayılırken Çalık Holding’den istifa etti. Temmuz 2015 seçimlerinde AKP’den İstanbul milletvekili seçildi ve Kasım ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak atandı.

2007’den politikaya atıldığı 2013’e kadar Albayrak, hükümete gitgide daha çok yakınlaşan ve aynı oranda zenginleşen bir şirketi yönetti. Albayrak’ın CEO olarak atanmasından bir yıl sonra Çalık, ihaleye giren tek şirket olarak ATV-Sabah’ı satın almış ve Erdoğan’ın Katarlı iş adamlarına ihalenin finansmanı için lobi yaptığı iddia edilmişti.

Politikayla ilgili bir geçmişi ya da deneyimi olmayan Albayrak, Kasım 2015’den beri Enerji Bakanlığı’nı yönetiyor. Kamuya hizmet etmesi beklenen Albayrak’ın eski şirketinin menfaatini düşünmekten de geri kalmadığı anlaşılıyor.

Çalık’a meclisten vergi kıyağı

Kabineye atanmasından beş ay sonra, Şafak Karaaslan’dan Albayrak’a bir e-posta gidiyor. Karaaslan, e-postaya ”Paranın Yeniden Yeni Merkezi” adlı bir belge de ekliyor. Belge, Amerika’nın, kara para aklamayla mücadele için kurulan Common Reporting Standard adlı uluslararası bilgi paylaşımı sistemine dahil olmayı reddettiğinden bahsediyor.

Çalık’ın Dubai milyonlarını Türkiye’ye getirmesi için ideal zaman gelmiş gibi görünüyor. “Mevcut durumda yurtdışında servet sahiplerine iki seçenek kalmış oluyor” diyor Karaaslan. “Bir tanesi servetlerini ve portföylerini yeni vergi cenneti ABD’ye taşımak ya da servetlerini ülkelerine getirmek.”

“Önceden uygulandığı gibi gizlilik öngören bir vergi barışının dizayn edilmesi ülkemizin vatandaşlarının servetlerini geri getirmesini, yurtdışı kredilerin azalması, bundan sonra uluslararası ticaretin kayıt altına alınmasını sağlayacaktır” diye ekliyor Karaaslan. “Zaman dar olduğu için ivedilikle hareket edilmelidir.”

Albayrak’ı ikna etmek için çok dil dökmeye gerek kalmıyor. Bir ay sonra, 3 Haziran 2016’da, Karaaslan Enerji Bakanı’na bir e-posta daha gönderiyor. Bu sefer ekinde meclise sunulmak üzere hazırlanmış vergi affı yasa tasarısı var.

Karaaslan, eski iş arkadaşı ve yeni bakana yasa tasarısını anlatıyor. Aynı zamanda tasarının özellikle vurgulanması gereken ismini de söylüyor: Varlık Barışı.

“Bilindiği üzere OECD’ye bağlıülkeler ile dünya çapında bugüne kadar vergi cenneti olarak anılan ülkeler de dahil olmak üzere Finansal Kurumlar Bilgi Değişim Anlaşması [Common Reporting Standard] imzalandı” diyor. “ABD istisnadır, ABD bu anlaşmaya imza koymuyor Dünya ticareti ve banka hesapları büyük ihtimal ile ABD’ye kayacak Türkiye bu durumu hem fırsata çevirebilir hem de vatandaşlarına bir çözüm yolu sunabilir. Bunu da bir varlık barışı ile sağlayabilir.”

“Özellikle af kelimesini kullanmıyoruz” diye de ekliyor.

Karaaslan e-postalarında yasanın halka çok iyi anlatılması gerektiğini belirtiyor: “Varlık barışı kanunlaşmadan önce çok iyi tanıtım yapılmalı. Bilgi değişim anlaşmasından insanların ne şekilde mağdur olacağının çok iyi anlatılması, bir şekilde tedirgin edilmesi gerekir ki varlık barışını büyük bir memnuniyetle karşılasınlar ve varlıklarını transfer etmek için bunu bir fırsat olarak görsünler.”

Albayrak’a gönderilen ve meclisten geçirilmesi istenen yasa tasarısı 2013’te çıkan vergi barışı kanununa çok benziyor. Ama Çalık’ın adamı Karaaslan tasarıyı kendine göre değiştirmeyi ihmal etmiyor: “Bu düzenlemenin [2013 yasası] genel hatlarıyla başarılı bir düzenleme olduğunu düşünmekle beraber eksik gördüğümüz ya da düzenlenmesi gereken noktalarda eklemeler yaparak aşağıda sunuyoruz.”

Kanun tasarısına göre, şirketler ve kişiler 2016 yılının son gününe kadar yurtdışındaki para veya altınlarını hiçbir soru sorulmadan ülkeye sokabiliyorlar. Buraya kadar tasarı 2013’te çıkarılan afla benzerlik gösteriyor. Ama Çalık’ın Karaaslan’ının elinde şekillenen tasarıda, normalde yurtdışından afla getirilen varlıkların üzerinden devletin aldığı yüzde 2’lik vergi bir anda sıfıra iniyor. Aynı zamanda, şirketler ve kişiler üçüncü bir kişiyi varlıkları kendi adlarına ülkeye sokmak için tayin edebiliyor, böylece paranın asıl sahibi gizlenebiliyor. Maliye’nin ya da devletin başka kurumlarının paranın kaynağıyla ilgili herhangi bir soruşturma ya da araştırma yapmayacağı da garanti altına alınıyor.

“Son hali. OK mi?”: Ve yasa meclise gelir

Haziran 2016’da, Albayrak, Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Çalık’ın Karaaslan’ı arasında yasa tasarısıyla ilgili bir e-posta trafiği başlıyor. 6 Haziran’da Berat Albayrak, Karaaslan’ın gönderdiği belgeleri Naci Ağbal’a yolluyor.

Hatta yasa, Erdoğan’a kadar ulaşıyor. Albayrak, 20 Haziran’da Erdoğan’ın özel kalem müdürü Hasan Doğan’a da tasarıyı gönderiyor.

21 Haziran 2016’da, Berat Albayrak yasa tasarısı taslağını Karaaslan’a yine e-postayla gönderiyor ve soruyor:”Son hali. OK mi?”

Bundan iki gün sonra Başbakan Yıldırım “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nı TBMM’ye sunuyor. Tasarının içinde Varlık Barışı’nı içeren ve Karaaslan’ın yazdığı“Geçici Madde 2” de var.

Geçici Madde 2, yasa milletvekillerince tartışılmaya başladığı anda meclisi birbirine düşürmüştü. Muhalefet partileri önerilen Varlık Barışı’nın Türkiye’yi kara para merkezi haline getireceğini iddia etmişti. CHP, MHP ve HDP, eğer AKP bu maddeyi gündemden çekmezse tasarının diğer 77 maddesinin görüşmelerini tıkayacaklarını söylemiş, AKP’yi maddenin kaldırılması için ikna etmeye çalışmıştı.

AKP sonunda ikna olmuş, Geçici Madde 2’yi yasa tasarısından kaldırmıştı. 14 Temmuz 2016’da, CHP milletvekili Özgür Özel bunu muhalefetin bir zaferi olarak ilan etmiş ve Varlık Barışı konusu bir daha meclis gündemine gelirse yine karşı duracaklarını söylemişti.

Muhalefetin zaferi çok uzun sürmeyecekti. Ertesi gün, 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Darbe girişimini takip eden günlerde mecliste karmaşa hakimdi ve ekonomi gibi konular bir süreliğine geri planda kaldı.

Politik kaos, KHK’lar, toplu tutuklamalar ve işten atmalar arasında yine de Çalık Holding unutulmadı.

Darbe girişiminden bir hafta sonra, 22 Temmuz 2016’da, Varlık Barışı tasarısı bu sefer Madde 7 olarak Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun” adlı yasa tasarısına eklendi.

Yeni madde Geçici Madde 2’nin daha kısa ve öz haliydi. Ancak metnin kendisi ve içeriği değişmemişti. Bu sefer tasarı meclisten kavga ve gürültü olmadan geçti.

18 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzalaması ve ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla, kara para aklamayı yasal hale getiren Varlık Barışı kanun haline gelmiş oldu.

CHP milletvekili Mehmet Bekaroğlu, konuyla ilgili The Black Sea’ye verdiği demeçte ”Ekonomimiz dağıldı, her yerden para bulmaya çalışıyorlar, o yüzden bu yasa çıktı” dedi ve ekledi, “Maliye Bakanlığı’na bu konuyla ilgili çok soru sordum ne kadar para geldi, paralar kimden geldi, Türkiye’de ne kadar süre durup tekrar para yurtdışına çıktı. Ama hiçbirine cevap gelmedi. Bu bilginin kendilerinde olmadığını söylüyorlar. Bu yasada bir problem olduğu açık.”

Çalık Holding sorularımıza tek tek cevap vermedi ancak “İddialarınız doğru değildir ve bu iddiaları kesinlikle reddediyoruz. Grubumuz hiçbir zaman yasal olmayan işlere girmemiştir,” açıklamasını yaptı.

Berat Albayrak ve Naci Ağbal sorularımıza yanıt vermedi.

LİNK : https://m.theblacksea.eu/malta-files/article/tr/calik-holding-offshore-plani-albayrak