YOLSUZLUK DOSYASI /// Adnan PELVANLAR : Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor. !!!!


Adnan PELVANLAR : Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor…!

E-POSTA : adnanpelvanlar2

AKP Hükümetinin öncelikli hedefi, kredi faizlerini düşürmek. Böylece konut satışlarına yol açıp yandaş müteahhitleri kurtarmak. Tabi bunun için önce enflasyonu düşürmek gerekiyor. Ama nasıl…?

TÜİK, Temmuz’da %16,65 olan enflasyonu, Ağustos’ta %15,01’e düşmüş olarak açıkladı. Oysa, 2019-Ağustos ayında benzine, motorine, çaya, sigaraya, harca, vergiye ve her şeye zam geldi. Doğalgaza, 2019-Ağustos ayında yapılan %30 zamla birlikte son bir yılda yapılan zam %53,8 oldu.

İstanbul Ticaret Odası, 2019-Ağustos ayı için aylık perakende fiyat artışını %2,53, Birleşik kamu iş, zorunlu gıdadan oluşan enflasyonu %54 olarak açıkladı.

Bu iki kurumun açıklamalarını dikkate alırsak, gerçek enflasyon rakamını %40 olarak kabul etmemizde bir yanlışlık olmayacaktır.

AKP Hükümeti ise, TÜİK’in inandırıcı olmayan enflasyon rakamlarına göre kararlar almaya devam ediyor.

2019-Temmuz’da, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 5, memur ve memur emeklilerine yüzde 6 zam yapıldı. Bu durumda; %40 enflasyonu yaşayacak olan işçi, memur ve emeklilerin maaşları, yıl sonuna geldiğimizde aldığı zam sonrası %35 oranında erimiş olacaktır.

Konuyu bir örnekle açıklayalım: Kişinin maaşı 100 lira olsun. %5 zam ile maaşı 105 lira oldu diyelim. Bu durumda kişi, ihtiyaçları için 105 lira harcayabilir durumdadır. Ancak, enflasyon yani fiyatlar %40 artarsa bu kişinin 140 lira harcaması gerekecektir. Fakat cebinde 105 lirası olan kişi, önceki dönemde yaptığı harcamanın 33’ü kadar daha az yani ancak 70 liraya denk gelen alışveriş yapabilecektir.

Vatandaşın bu kayıpları, devletin aldığı gizli vergidir.

Hükümet, 80 milyar bütçe açığını kapatmak için zam yapmaya devam edecek, devam etmek zorunda. Bu zamlar halkımızın sırtına binecek, yoksulluk daha da artacak.

Merkez Bankası, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına dayanarak 25 Temmuz 2019’da banka faizlerini %24’ten %19,75’e çekti. Bunun üzerine bankalar, TL mevduat faizlerini %16’lara, Ticari Kredi faizlerini %19 seviyesine, Tüketici Kredi faizini de ortalama %23’lere çekti.

Merkez Bankasının, 12 Eylül’de faiz oranlarını tekrar 2-3 puan daha düşüreceği kesin görülüyor. Böylece TL mevduat faizleri %12-13’lere, kredi faizleri de %20-21’lere çekilecektir.

Hem enflasyona karşı değerini korusun hem de faiz getirsin diyerek biriktirdiği parasını Bankaya yatıran Vatandaşın parası, %40 enflasyon karşısında, aldığı %12-13 faizi ve hak ettiği ama alamadığı %5 reel faizi de dikkate alırsak %33 kayba uğrayacaktır. Vatandaşın bu kayıpları, yerli/yabancı bankaların ve yandaş müteahhitlerin cebine girecektir. Aynı hesap, %1-2 faiz uygulanan ve faizinden %20 stopaj kesilen döviz mevduat hesapları için de geçerlidir.

Bu durumda, Bankalar tasarruf sahiplerine faiz veriyorum derken gerçek anlamda faiz almaya devam edecektir.

Daha açık bir anlatımla vatandaş her yönden soyulmaktadır.

Diğer taraftan imalatçı şirketler, kurların oynaklığından dolayı maliyet hesabı yapamamakta, zarar endişesi ile siparişleri kabul etmekte zorlanmaktadırlar.

Ülkenin durumu bu iken; Kılıçdaroğlu’nun gündemi ne? Kürtçe eğitim, eşit vatandaşlık, yerel yönetimlere özerklik, Ermenilerle konuşmak…! Bu ihanet içeren istekler, ülkeyi parçalamak isteyen ABD projesi, HDP-PKK yoldaşı Dersimli Ermenici Kemal’in tek amacıdır…!

Peki, çözüm, çıkış yolu nedir?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve halkın çıkarlarını önde tutarak uyguladığı üretime dayalı planlı karma ekonomi modelidir.

Bize, bu hedefleri konuşan siyasetçiler gereklidir. Gerisi yalandır…!

TARİKATLER & CEMAATLER DOSYASI : ŞEYH NAZIM & BANKA AÇAN OFFSHORE’cu TARİKAT & Küresel şirketten Nakşilere dolandırıcılık davası


ŞEYH NAZIM & BANKA AÇAN OFFSHORE’cu TARİKAT & Küresel şirketten Nakşilere dolandırıcılık davası

Barış Terkoğlu
22 Nisan 2019 Pazartesi

Siz de aynı ikilemi yaşıyor musunuz? Yolda avuç açmış bir yoksul görüyorsunuz. Elinizi cebinize atmak mı doğru, yoksa kayıtsız kalmak mı?

Öyle ya Cumhurbaşkanı “sadaka bizim kültürümüzde var” dediği halde zabıtalar her gün onları topluyor. Devlet görevlileri de “para vermeyin” diye uyarıyor. Eğer vicdanınızın sesini dinleyip cebinizdeki paranın yarısını uzatıyorsanız işte bu ahlaktır. Yok, tam geçerken “Allah rızası için” sözünü duyup elinizi cebinize atıyorsanız bu da inançtır. Tüm dinler “güzel ahlak” vaaz ederler. İnancını çıkarlardan arındırmayı başarmış insanlar hem ahlaklı hem de dindar olmayı becerebilirler. Ama konu din üzerinden örgütlenen, inançları siyasete meze yapan “dinciler” olunca, din ahlaksızlığın aracı haline mi geliyor dersiniz?

Öyle ya, son dönemde adı tarikat ya da parti olsun, din örgütlenmelerinden konu açılınca neyi tartışıyoruz? Menzil şeyhinin kaçak Mercedes’ini, Cübbeli’nin duayla açtığı dolandırıcılık devremülkünü, belediyelerdeki rant işlerini… Farkında mısınız, ahlak ile dinci yapılar ne kadar ayrı yerde duruyor.

Nakşibendi hocaların banka oyunu
Geçen yıl şubat ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan Brezilya’ya gidecekti. Ancak ziyaret son anda iptal oldu. Eğer gitseydi önüne 35 milyon dolarlık bir dosya da konacaktı. Zira tarikatın ve dolandırıcılık suçlamasının aynı anda konuşulduğu bu hikâye, Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Faisal İslam Bank isimli Nakşibendi Cemaati’nin para akışını sağlayan bir banka var. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Bensen Safa yapıyor. İslami kurallara ve Kıbrıs yasalarına göre kurulan bankanın Lefkoşa’daki şubesinin 3. katında ise bir başka banka var. Onun adı da Mondial Bank.

Diyeceksiniz ki banka içinde banka nasıl oluyor.
Mondial Bank aslında Faisal İslam Bankası’nın kurduğu bir yan işletme. Offshore denilen sistemle müşterilerine vergiden bürokrasiye bir dizi kolaylık sağlıyor. Kıbrıs’tan Malezya’ya uzanan Nakşibendilik ağının ortasında bulunuyor. Bankanın binasına girdiğinizde ise sizi Şeyh Nazım Kıbrısi’nin büyük bir fotoğrafı karşılıyor.

“Ben bu Şeyh Nazım’ı nereden hatırlıyorum?” diyorsunuz.
2014 yılında ölen bu “çok renkli” şeyh, “Prens Charles Müslüman oldu” açıklamasıyla konuşulmuş, Kıbrıs’ta Papa ile “dinlerarası diyalog” buluşmasını gerçekleştirmişti. MİT ve Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında “İngiliz ajanı” olarak yer alan Şeyh Nazım’ı bir yerlerden daha hatırlıyorsunuz. Ne tesadüf, tam da Malezya’ya büyükelçi yapılan ABD vatandaşı Merve Kavakçı’nın bir otel odasında dizinin dibinde oturduğu kişi, Şeyh Nazım’dan başkası değil.

Diplomatik kriz çıkaran dolarlar
Tarikatı anlattık, gelelim diplomatik krize neden olan dolandırıcılık dosyasına… Brezilya’da Cristalia isimli kimya ve ilaç sektöründe yer tutan kritik bir şirket var. Bu holdingin Hollanda merkezli Edgeworth isimli bir iştiraki var. Her şey bu şirketin Kıbrıs’ta Nakşibendilerin Mondial Bank’taki hesabına 40 milyon dolar aktarmasıyla başladı. Buraya kadar her şey normal görünürken, şirket parasını başka bir adrese yollamak istediğinde kriz çıktı. Çeşitli bahanelerle para bir türlü geri verilmezken, bu sırada şirkete ihtiyaçları için 5 milyon dolar kredi kullandırıldı. Kalan 35 milyon dolar bir türlü alınamayınca iş mahkemeye düştü.

Sizi Türkiye’den Kıbrıs’a uzanan uzun mahkeme süreçlerine boğmayayım.Ancak burada bizi ilgilendiren birkaç nokta var.İlki KKTC’nin tanınmama sorunu nedeniyle Mondial Bank’ın Vakıfbank’ı aracı olarak kullanması. Türkiye’de herhangi bir vatandaş gibi Vakıfbank’ta hesap açan banka, uluslararası para transferlerini Vakıfbank üzerinden gerçekleştiriyor. Adliye süreçlerinde Vakıfbank’ın bu olaylardaki rolü ve bankadaki hesap hareketleri tartışma konusu oluyor. Zira hesap hareketleri incelendiğinde Mondial Bank’ın Vakıfbank üzerinden her yıl milyonlarca dolar hareketi göze çarpıyor.

Öte yandan olayın bir de siyasi boyutu var…
Zira
Cristalia Brezilya’da devletle yakın ilişkileriyle bilinen bir ilaç tekeli. Dünyanın değişik yerlerinde kurduğu iştiraklerle ülkesine taşıdığı ilaç sanayii devlet tarafından destekleniyor. Nakşibendiler ile şirket arasındaki ihtilaf bu nedenle diplomatik mesele haline geldi. 2018 Şubatı’nda ülkeye gelecek Erdoğan’a Mondial Bank’ı şikâyet eden bir dosya hazırlandı. Cumhurbaşkanı’nın ziyaretinin başka nedenlerle iptal olması sonrası olay Dışişleri’ne kaydı.

Dışişleri’nin talimatıyla Brezilya’nın Türkiye’deki büyükelçisi, Vakıfbank yöneticileri ve şirketin avukatı, Vakıfbank’ın İstanbul’daki Genel Müdürlük binasında krize çözüm aradı, bulunamadı.

26 Mart 2018’de Brezilya Büyükelçisi önce Dışişleri Bakanlığı’nda bürokratlarla, ardından Merkez Bankası yöneticileriyle bir toplantı daha gerçekleştirdi. Sonrasında KKTC’nin Merkez Bankası ve bürokratları ile kriz çözülmeye çalışıldı. Hatta baskıların sonunda 1 Ağustos 2018’de Mondial Bank yönetimi ile Cristalia avukatı arasında Cenevre’de bir toplantı yapıldı. Banka, parayı vereceği taahhüdünde bulundu. Ancak beklenen paranın gelmemesiyle ipler yine koptu.

Mondial Bank’tan çıkan para hareketlerinin Kıbrıs’tan Malezya ve Cebelitarık’a doğru uzanmasıyla “kara para aklama” suçlamaları dile getirilmeye başlandı.

Holdingler, dinciler ve yoksullar
Daha az bürokrasi ve vergi için Offshore seçen holdingler, Nakşibendi tarikatına dayanarak banka kuran dinciler, akıllara durgunluk veren dolandırıcılık suçlamaları.

Dincilerin çevirdiği işler bu kez Türk bankacılık sistemine, Türk ekonomisine ve diplomasisine zarar veriyor. Sömürülen yoksul dindar insanlar ne yapıyor?

Tarikat bankası neden ölen şeyhin oğlunun oluyor? Biz öbür dünyada cenneti düşlerken o neden bu dünyada yaşıyor? Bu soruları bir gün soracaklar ve o gün bu düzen böyle devam etmeyecek! [1]

Kıbrıs Mondial Bank

Küresel şirketten Nakşilere dolandırıcılık davası

Türkiye’de son dönemde siyasi ilişkileriyle tartışılan tarikatlar bu kez uluslararası dolandırıcılık suçlamasıyla gündemde.

Dünyanın en büyük ilaç ve kimya şirketlerinden Cristalia Grubu’nun iştiraki olan Hollanda merkezli Edgeworth Investment Grup, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde Nakşibendi tarikatının yönettiği Mondial Bank tarafından dolandırıldığı iddiasıyla yargıya başvurdu. Bankanın Türkiye üzerinden yürüttüğü ticari ağ, içinde Türk Dışişleri ve Vakıfbank’ın da olduğu diplomatik krize neden oldu.

Dünyada birçok bankada hesabı olan Edgeworth Grup, offshore hizmeti veren Mondial Bank’ta da bir hesap açtı. Grup, İsviçre’deki Crédit Agricole bankasındaki hesabından, Mondial Bank’taki hesabına 26 Nisan 2017 tarihinde 10 milyon dolar ve 09 Mayıs 2017 tarihinde 30 milyon dolar olmak üzere toplam 40 milyon dolar havale gerçekleştirdi. Mondial Bank yetkilileri, söz konusu paranın Edgeworth adına açılan hesapta bulunduğunu teyit etti.

Bir süre sonra, Edgeworth parasını kullanmak için transfer etmek istedi. Ancak Mondial Bank yetkilileri bunun için gereken bazı belgelerin eksik olduğunu öne sürdü. İstenen belgeler tamamladıktan sonra da para üzerindeki blokajı kaldırmadı. İlerleyen süreçte Mondial Bank, şirketin iştiraklerinin kendi bankasına kredi borcu olduğunu iddia ederek transfer talebini reddetti. Edgeworth ise iddiayı reddederek hukuka aykırı işlem yapıldığını söyledi. Bu süreçte şirkete 5 milyon dolar kredi kullandıran Mondial Bank ile Edgeworth arasında 35 milyon dolarlık kriz çözülmeyince olay yargıya taşındı.

Dolandırıcılık suçlaması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’na 3 Mayıs’ta başvuran
Edgeworth, Mondial Bank Yönetimi’ndeki Bensen Safa, Behaeddin Adil ve Mehmet Ali Arıkbuka’dan şikâyetçi oldu. Uluslararası şirket, söz konusu isimler için “nitelikli dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlamasında bulundu. Türkiye’deki soruşturma sürecinde Mondial Bank’ın Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alandaki hukuki durumu nedeniyle Türk bankalarını kullandığı ortaya çıktı. Vakıfbank’ta açtığı hesap üzerinden uluslararası faaliyetlerini yürüten Mondial Bank’ın Vakıfbank’taki hesap hareketleri de incelemeye alındı. Savcılık, suçun KKTC’de işlenmiş olması nedeniyle takipsizlik vererek Kuzey Kıbrıs’ı işaret etti. Süreç, Kıbrıs’ta Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde açılan dava ile devam etti. Kıbrıs’taki davada Mondial’in Bank’ın uluslararası ilişkilerini gerçekleştiren Joao Cunha da suçlananlar arasında yer aldı.

Diplomatik kriz
35 milyon dolara varan varlığını Nakşibendilere yakın bankadan alamayan Edgeworth, olayı diplomatik alana taşıdı. Bu kapsamda Brezilya Devleti’nin talebiyle Brezilya’nın Ankara Büyükelçiliği, Türk Dışişleri ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak tarikat-ticaret-siyaset üçgeninde yaşanan krize çare bulunamadı. KKTC’deki dava halen sürüyor.

Davacı şirket brezilya kaynaklı

Hollanda kaynaklı bir şirket olan Edgeworth Investment Group C.V. Brezilya’da ilaç ve kimya sektöründe faaliyet gösteren Cristalia grubunun iştiraki. Cristalia, Brezilya Devleti ile ortak çalışmasıyla da biliniyor.

Mondial Bank, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bankacılık faaliyetlerini icra ediyor. Merkezi Lefkoşa’da olan banka, Nakşibendi cemaatine yakınlığıyla biliniyor. Bankanın halihazırda yönetiminde 2014 yılında ölen Nakşibendi şeyhi Nazım Kıbrısi’nin oğlu Bahaeddin Adil bulunuyor. [2]

[1] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1356768/Bu_dincilerin_ahlaki_mahlaki_yok.html
[2] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1356725/

HACKER DOSYASI : Hackerlar Meksika bankalarını nasıl kolaylıkla soydu ?


Hackerlar Meksika bankalarını nasıl kolaylıkla soydu ?

Güney Amerika ülkesi Meksika’da bulunan bazı finansal kuruluşların 15 ila 20 milyon dolar arasında kayıpla sonuçlanan bir siber soygunun kurbanı olduğu ortaya çıktı.

Wired.com’da yayınlanan habere göre, 2018’in ilk yarısında gerçekleşen hırsızlıktan önce, ocak ayında Kuzey Kore devleti tarafından desteklenen Lazarus grubunun ülkenin en büyük bankaları arasında yer alan Bancomext’e bir soygun amaçlı bir siber saldırı düzenlediği fakat 110 milyon dolar çalmayı hedefleyen grubun başarısız olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz yıllarda Rusya ve Bangladeş merkez bankalarından SWIFT sistemindeki açıktan faydalanarak siber soygun gerçekleştirilmiş, saldırıların arkasında Lazarus grubu olduğu iddia edilmişti.

RSA Güvenlik Konferans’ında konuyla ilgili konuşan güvenlik uzmanı Josu Loza, henüz saldırganların kimliği tespit edilememiş olsa da, saldırının aylar boyu süren bir planlama süreci ve geniş tecrübe gerektirdiğini ifade etti. Hackerların bankanın güvenlik açısından zayıf ağ yapısı ve ülke içi kullanılan para transfer sistemi SPEI’nin güvenliğinin güçsüz olmasından faydalandıkları düşünülüyor.

Oltalama Saldırısı İşe Yaramış

Hedeflenen banka sistemlerindeki güvenlik zafiyetlerini istismar ederek, internet üzerinden bankaların internal sunucularına sızan ve üst yöneticilere yönelik oltalama e-postaları atan saldırganlar bu sayede kullanıcı adı ve parolaları ele geçirdi.

Sisteme erişim kontrollerinin iyi denetlenmemesi ve ağların net şekilde ayrılmaması yüzünden hackerlar sisteme girdikleri ilk andan itibaren SPEI’nin transfer sunucularına ulaşabildiler. Transfer verilerinin düzgün şekilde korunmadığının da ortaya çıktığı saldırı sonrasında, hackerların para transfer bilgilerini manipüle edip etmedikleri araştırılıyor.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz: https://www.wired.com/story/mexico-bank-hack/

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ operasyonlarına karşı Çalık’ın bankasını vurdular


FETÖ operasyonlarına karşı Çalık’ın bankasını vurdular

Dünya gazetesi yazarı Kerim Ülker bugünkü köşesinde, Türkiye ile Kosova arasındaki siyasi krizin başka bir boyuta dönüştüğünü belirtirken, krizin finans alanına taşındığını ifade etti.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Mart ayında Kosova’da bir operasyon yapmış, 6 FETÖ’cüyü Türkiye’ye getirmişti.

Dünya gazetesi yazarı Kerim Ülker bugünkü köşesinde, Türkiye ile Kosova arasındaki siyasi krizin başka bir boyuta dönüştüğünü belirtirken, krizin finans alanına taşındığını ifade etti.

"YENİ BİR GERİLİM OLACAĞI AŞİKAR…"

Ülker, Kosova’nın en büyük bankalarından olan, Ahmet Çalık’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Çalık Holding’e ait Banka Kombetare Tregtare (BTK)’nin, geçen hafta FETÖ ile bağlantısı olduğu için International School of Prishtina adlı okulun çalışanlarına bir e-mail gönderdiğini belirtti. Ülker, İngilizce olarak gönderilen e-mail’de, "Değerli müşterimiz, Banka Kombetare Tregtare, Hizmet Bankacılığı Sözleşmesi’nin genel şart ve koşullarına dayanarak, iç politika ve prosedürleri doğrultusunda, banka hesabınızın kapanışını talep ediyoruz. 30 gün içinde hesabınızı kapatın"ifadelerinin yer aldığını ifade etti.

Ülker, okul çalışanlarının ise, durumu Kosova Merkez Bankası’na bildirdiğini ve şikayette bulunduğunu belirtirken, "Edindiğim bilgilere göre de şikayet Kosova Merkez Bankası’na ulaştı ve BKT hakkında da bir süreç başlatıldı. Türkiye’ye tepki veren Kosova Hükümeti’nin Çalık’ın bankası konusunda ne türlü bir işlem yapacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Eğer bir yaptırım uygulanırsa Ankara-Priştina arasında yeni bir gerilim olacağı aşikar" dedi.

Ülker’in yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

"Mart ayında Kosova ile Türkiye arasında MİT operasyonu ile başlayan siyasi kriz bir başka boyuta dönüşüyor. Ahmet Çalık’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Çalık Holding’e ait Banka Kombetare Tregtare’nin (BKT) bazı müşterilerine gönderdiği ‘hesap kapatma’ çağrısı iki ülke arasındaki gerilimi finansa taşıyacak gibi görünüyor. Önce iki ülkenin yaşadığı siyasi krizi, ardından finanstaki tartışmayı anlatalım.

Hatırlanacağı üzere MİT’in başkent Priştina’da düzenlediği operasyonla terör örgütü FETÖ üyesi 6 kişi önce gözaltına alındı, ardından sınır dışı edilerek Türkiye’ye getirildi. Bu olayın ardından Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, olayın kendinden habersiz yapıldığını belirterek tepki gösterdi ve ülkenin İçişleri Bakanı ve İstihbarat Şefi’ni görevden aldı. Bu olayların ardından Ankara-Priştina arasında gerilim sözlü tartışmalara neden oldu. İşte bu olayın hemen ardından patlak veren finans krizi başladı.

Bilindiği gibi Kosova’nın en büyük bankalarından biri BKT. Arnavutluk merkezli bu bankanın Kosova’da 25 civarında şubesi var. İşte BKT, geçtiğimiz hafta FETÖ ile bağlantısı olduğu için International School of Prishtina adlı okulun çalışanlarına bir e-mail gönderdi.

KOSOVA MERKEZ BANKASI’NA ŞİKAYET ETTİLER

İngilizce olarak gönderilen e-mail’de Ahmet Çalık’ın bankası BKT, ‘Değerli müşterimiz, Banka Kombetare Tregtare, Hizmet Bankacılığı Sözleşmesi’nin genel şart ve koşullarına dayanarak, iç politika ve prosedürleri doğrultusunda, banka hesabınızın kapanışını talep ediyoruz. 30 gün içinde hesabınızı kapatın’ mesajı gönderildi. BKT, bu okulda çalışan müşterilerinin bankaya gelerek hesaplarını düzgün şekilde kapatmalarına dair mesajı gönderdikten sonra olay bir başka boyuta dönüştü.

Okul çalışanları Kosova Merkez Bankası’na şikayette bulundu. Edindiğim bilgilere göre de şikayet Kosova Merkez Bankası’na ulaştı ve BKT hakkında da bir süreç başlatıldı. Türkiye’ye tepki veren Kosova Hükümeti’nin Çalık’ın bankası konusunda ne türlü bir işlem yapacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Eğer bir yaptırım uygulanırsa Ankara-Priştina arasında yeni bir gerilim olacağı aşikar…

Odatv.com