DOĞA SORUNLARI DOSYASI : KIZILDERİLİ ŞEFİ KARA GEYİK VE ATATÜRK’TEN AĞAÇ ve DOĞA KATLİAMCILARINA DERS


ATATÜRK : "Dal kesilmeyecek, köşk yürüyecek!"

1929 yılında Atatürk, İstanbul’dan Bursa’ya giderken Yalova’ya uğrar. Sahilde gördüğü bir çınar ağacının heybetinden çok etkilenir ve bu ağacın altına kendisine bir köşk yapılmasını ister. Köşk çok kısa zamanda tamamlanır ve uzun yıllar Atatürk’ün dinlenme ve özel çalışma mekanı olur.

Aradan yaklaşık bir yıl geçer. Hızla büyüyen çınar ağacının bir dalı, köşkün yan bölümüne zarar vermeye başlar. Durum Atatürk’e bildirilir ve dalı kesmek için izin istenir. Atatürk, doğaya olan sevgisini belki de en iyi ifade eden o ünlü sözünü söyler: "Dal kesilmeyecek, köşk yürüyecek!"

Bunun üzerine gerekli hazırlıklar yapılır ve köşk kızaklar üzerinde kaydırılır. Atatürk, üç gün süren işlemler süresince çalışmaları yerinde takip eder, gerektiğinde bazen talimatlar verir. İki katlı köşk, tam 4,80 metre doğuya doğru kaydırılarak yeni temeli üzerine oturtulur. Bu olayla birlikte Yalova Köşkü, Yürüyen Köşk olarak anılmaya başlar. Atatürk‘ün dinlenme ve çalışma mekanı olarak kullandığı bu köşk, Yalova Valiliği ve Yalova Belediyesi’nin işbirliğiyle 2012’de içindeki tüm eşyalarıyla birlikte aslına uygun restore edilerek ziyarete açıldı.

KIZILDERİLİ ŞEFİ KARA GEYİK

Yıl 1905’di.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt, rezervasyonlardaki kızılderililerin şikayetleri üzerine bir toplantı düzenlemişti. Kızılderili şefleri trenle New York’a getirildi. Bir heyet kendilerini karşıladı. Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı. Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinalarının gürültüsü Kızılderilileri şaşırtmıştı. Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Hehaka Sapa (Kara Geyik) bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.

Yanındaki diğer reisler onayladı. Ama beyaz adamlar inanmadı. Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler. Kara Geyik ısrar etti. Arabayı durdurdu. İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü. Amerikalılar şaşırmıştı.

"Olamaz" dediler, "Sende doğaüstü güçler var."

"Hayır" dedi Karageyik, "Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok."

Amerikalılar, "O zaman biz niye duymadık." dediler.

Kara Geyik cebinden metal 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.. Bir anda herkes "acaba benden mi düştü." diye paraya bakmaya başladı. Kara Geyik yanındakilere sordu.

"Anladınız mı?"

"Anlamadık" dediler.

Anlattı.

"Bir insan için önemli olan nelere değer verdiğidir.. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.. Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız."

Bilinen bir kızılderili hikayesidir bu.. Kıssadan hissedir.. Şimdi sorun kendinize.. Neye değer veriyorsunuz? Neyi görüyor, neyi duyuyorsunuz? Bozuk paranın sesini mi? Ağustos böceklerinin türküsünü mü?

DİN & DİYANET DOSYASI : ATATÜRK’ÜN CAMİLERİ TAMİR ETTİRDİĞİNE DAİR 14 AYRI ARŞİV BELGESİ. (Tamamı Atatürk imzalı)


ÖZEL BÜRO NOTU : HER DÖNEM ATATÜRK’Ü VE DEVRİMLERİNİ SUİSTİMAL EDECEK YOBAZLAR ÇIKMIŞTIR. BUNDAN 100 ÖNCE DE BU İŞLER BÖYLEYDİ, BU KAFA İLE GİDERSEK 100 SENE SONRA DA AYNI OLACAK. AMA BİR TEK ŞEY DEĞİŞMEZ. O DA GERÇEK. YALAN BİR AN İÇİN ÇIKIŞ YOLU GİBİ DE GÖRÜNSE DE GERÇEĞİN KENDİSİ KARŞISINDA TUTUNAMAZ. ON BİNLERCE ŞERİATÇI, YOBAZ TAYFASI 7/24 TÜRKÜN TARİHİNE ALTERNATİF YARATMAYA ÇALIŞIRSA DA GERÇEK ORTADA OLDUĞU MÜDDETÇE ÇABALARI BEYHUDE OLACAKTIR. ONLAR SADECE KENDİLERİ GİBİ OLANLARI KANDIRABİLİR ANCAK. ATA’MIZA YAPILAN SALDIRILAR DA SADECE ATA’NIN HATIRASINI GÜÇLENDİRİR VE BİZLERİ DAHA ÇOK KENETLENDİRİR, BAĞLAR. ATA’NIN DİN DÜŞMANI OLDUĞU YALANI CUMHURİYET TARİHİ İLE EŞ DEĞERDİR. İŞTE BU BELGELERİ İLE BU YALANI SÖYLEYENLERN YÜZÜNE ÇARPIN. BİRAZ UTANMALARI VARSA SUSARLAR.

ATATÜRK’ÜN CAMİLERİ TAMİR ETTİRDİĞİNE DAİR 14 AYRI ARŞİV BELGESİ. (Tamamı Atatürk imzalı)

İÇİNDEKİ BELGELER

  1. BELGE 1 – Yıl 1929, Sultan Ahmet Camii’nin tamir ettirilmesi..jpg
  2. BELGE 2 – Yıl 1929, Edirne’deki 3 şerefeli cami kubbelerinin tamir ettirilmesi..jpg
  3. BELGE 3 – Yıl 1930, Fırtınadan hasara uğrayan camilerin tamiri için Edirne Vakıflar Müdürlüğü’ne 11.000 lira tahsisat gönderildiği..jpg
  4. BELGE 4 – Yıl 1931, İstanbul Eyüp Camii kurşun ve sıva tamiratının emaneten yaptırılması..jpg
  5. BELGE 5 – Yıl 1932, İstanbul Edirnekapı’daki Neslişah Camii’nin emanet usulüyle tamir ettirilmesi..jpg
  6. BELGE 6 – Yıl 1933, Babaeski’deki Cedit Ali Paşa Camii ile Manisa’daki Muradiye Camii’nin tamiri..jpg
  7. BELGE 7 – Yıl 1936, İstanbul’da 6 farklı camiin tamirinin emaneten yaptırılması..jpg
  8. BELGE 8 – Beyoğlu Ağa Cami’de Lefter adlı bir Rum’a satılmıştı. Caminin tamir belgesi..jpg
  9. BELGE 9 – Yıl 1936, Ankara’da tarihi kıymeti bulunan Cenabi Ahmet Paşa Camii’nin emaneten tamir ettirilmesi..jpg
  10. BELGE 10 – Yıl 1932, Ankara’daki Zincirli Camii tamiratının emaneten yaptırılması ve kıymetli eserlerin onarımı için bir uzman mimar çalıştırılması..jpg
  11. BELGE 11 – Yıl 1937, Çankırı Ulu Camii tamirinin emaneten yaptırılması..jpg
  12. BELGE 12 – Yıl 1937, Konya’daki İplikci Camii tamiratının emaneten yaptırılması..jpg
  13. BELGE 13 – Yıl 1938, İstanbul’da Azapkapı’daki Sokullu Cami’nin tamiratının emaneten yaptırılması..jpg
  14. BELGE 14 -Yıl 1938, İstanbul’daki Yeni Cami ve Süleymaniye Cami tamiratının emaneten yaptırılması..jpg

DOKUMANI PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ. ATATÜRK’Ü VE DEVRİMLERİNİ İSTİSMAR ETMEK İSTEYENLERE KARŞI ARŞİVİNİZDE BULUNDURUNUZ.

TARİKATLER & CEMAATLER DOSYASI /// ZAHİDE UÇAR : Süleymancıların camisi ayrıdır. Atatürk’ten ve Türklerden nefret ederler


ZAHİDE UÇAR : Süleymancıların camisi ayrıdır. Atatürk’ten ve Türklerden nefret ederler

Süleymancılar adını Süleyman Hilmi Tunahan’ın adından alır.

Süleyman Hilmi Tunahan Nakşi şeyhidir. 1959 yılında vefat ettiğinde, yerine kimseyi bırakmamıştır.

Tarikat anlayışına göre velayet bitmiştir. O tarihten sonra Süleymancılık cemaate dönüşmüştür. Süleymancılık Antalya bölgesinde çok etkilidir. Antalya’da Süleymancıların desteğini almayan siyasetçi seçim kazanamaz.

Köylüler, ilkokuldan sonra çocuklarını Süleymancıların yurduna teslim eder.

Çünkü başka türlü okutma imkanları yoktur.

Süleymancılar, seçim dönemlerinde siyasi partilerle pazarlık eder, oylarını paraya dönüştürür.

Kurban bayramı öncesi esnafı tek tek gezip kurban sözü alırlar.

Aslında, vermeye mecbur bırakırlar.

Tanık olduğum bir olayı aktarayım:

Süleymancıların yurdunda yetişmiş bir esnafa bir kurban yazdılar. Esnaf kurban parasını verdi.

Belli bir süre sonra kurban parasını vermedin diyerek gene aldılar.

Esnaf “lanet olsun” deyip gene verdi.

Ve aynı kurbanın parasını üçüncü defa istemeye kalkınca, esnaf kafayı sıyırdı.

Süleymancıların camisi ayrıdır.

Süleymancı olmayan imamın arkasında namaz kılmazlar.

Bu bölgede bir cenazeniz olup, Süleymancı hocaların eline düşenlerin vay haline.

Ellerinde hesap makinesi, ölenin namaz borcu hesaplanır.

Sizlere şaka gibi gelebilir ama, maalesef gerçekleri yazıyorum.

Diyelim ki ölen kişi 60 yaşında.

Ölen kişi hiç namaz kılmamış gibi, 53 yıl 365 ile çarpılır.

Çıkan gün sayısı 5 ile çarpılır. Çıkan rakam, her vakit namaz için kendi biçtikleri TL miktarıyla çarpılır ve sonuç cenaze yakınının eline tutuşturulur.

Ve o miktar para tahsil edilir.

Yani, Allahlığa soyunarak, şirk üzerinden din satıyorlar.

Süleymancıların lideri Ahmet Arif Denizolgun bu yıl, Eylül ayı başında vefat etti.

Kız çocuklarının okutulmasını tasvip etmediği söyleniyor.

Denizolgun Ulaştırma Bakanlığı yapmıştır.

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık bölümü mezunudur. Aynı zamanda Colombia Üniversitesi İş İdaresi Bölümü mezunudur.

Bunlar kendileri en iyi okullarda, AB-D’de okurlar. Çocuklarını okuturlar.

Bağlılarına da; “çocuklarınızı okutmayın” derler.

ABD adına etki ajanlığı yapan bir ABD ajanı itirafında ne diyordu?

“Bütün Anadolu’yu gezip, Köy Enstitüleri aleyhinde anti propaganda yaptık. Çünkü 2000 yıllarına gelindiğinde Türkiye’nin genç nüfusu büyüyecek. Köy enstitüleri dursaydı, bu gençliğin alacağı eğitim ülkemizin çıkarları açısından tehlikeli olurdu.”

Türk Milleti, cehaleti öğütleyen, Türklerin din anlayışı olan Maturidiliğe karşı ılımlı islamı, yani Selefiliği savunan, Atatürk düşmanlığı yapan kim varsa, o kişi veya oluşumlara şüphe ile bakmalıdır. Çünkü, bir devlet veya devletler adına etki ajanlığı görevi yapma olasılığı çok yüksektir.

Ve Süleymancı yurtlarında Atatürk düşmanlığı aşılanır. Süleymancılar Atatürk’ü asla sevmez.

Süleymancılar FETÖ sonrası, sadece yurt değil, okul da yapmaya soyundular.

Emperyalizm, kullandığı maşayı deşifre ederken, yerine mutlaka yenilerini de ikame etmiştir.

Bu yazıdan sonra, tarikatlar hakkında seri yazılarımı devam ettireceğim. Çünkü tarikatlar bu ülkeye karşı kullanılan Truva atları haline gelmiştir.

Zahide Uçar

NATIONAL AGRICULTURAL FILES : Turkey’s Atatürk Forest Farm land sold to pro-government religious sect Menzil


Turkey’s Atatürk Forest Farm land sold to pro-government religious sect Menzil

555 thousand square meters of Atatürk Forest Farm land has been sold to the Medipol International Health Center affiliated to the Menzil religious sect known for its strong ties to the ruling AKP

A 555 thousand square-meter public land from the Atatürk Forest Farm (AOÇ) has been handed over to TEBA Foundation, the founder association of Medipol International Health Center known for its strong affiliation with the Menzil network, a Naqshbandi religious sect promoted under the ruling Justice and Development Party (AKP) especially after the failed coup in 2016.

Speaking about the sale of the public land in Ankara to the Medipol Group, Tezcan Karakuş Candan, the President of the Union of Chambers of Turkish Engineers and Architects (TMMOB) Ankara Branch, said: "We are completely experiencing a period of pillage. They are going to destroy the Ankara Rail Terminal Complex, which is the gateway to the Republic, by handing it over to the Medipol International Health Center."

"Similarly, they will give 555 thousand square meters of AOÇ land, which is 3 km away from Bilkent City Hospital in Ankara, designated as the afforestation area, to the TEBA Foundation, the founder association of Medipol, or the Turkish Minister of Health", Karakuş added.

"THE MINDSET LOOTING AOÇ PLUNDERS THE REPUBLIC"

Stating that the AOÇ is the spatial value of the Republic, Karakuş also noted, "In this area, there is the Logistics Unit of the Air Force Command. First, they [authorities] said that they would build a stadium in this area. Then, they canceled the stadium project and declared it an urban transformation area. We filed a lawsuit against these steps."

"Yet, they surprisingly canceled the decision of urban transformation project once again. While it was the first-grade natural protected area, they changed its grade and made it a sustainable controlled area of utilization," she continued.

Karakuş stated that the authorities made this site a private university area by changing the plans at the end of 2018, and they handed it over to TEBA Foundation, in other words, to the Medipol International Health Center.

"Atatürk Forest Farm is the spatial expression of the founding values of the Republic entrusted by the founder of this country, Mustafa Kemal Atatürk, to his people with its own core values and existence."

"The mindset looting the Atatürk Forest Farm plunders the Republic", Karakuş concluded.

The Menzil religious sect, which has strong ties to Medipol Group, is also known to lead the Ministry of Health in Turkey.

With the recent development, the sect has seized an important part of the Atatürk Forest Farm lands.

A SIGNIFICANT PART OF THE FARM LAND HAS ALREADY BEEN DESTROYED

In August 2017, 37 thousand square meters of Atatürk Forest Farm land was sold to the U.S. Embassy in Ankara for the construction of a new embassy building.

AOÇ is a first-degree protected natural site and one of the early symbolic public spaces of the Republic of Turkey, dating back to 1920s. A significant part of AOÇ had already been destroyed with the construction of Recep Tayyip Erdoğan’s presidential palace, Ankara’s former Mayor Melih Gökçek’s extravagant amusement park project ‘Ankapark’, and Ankara boulevard running through the forest.

In 2014, 50 acres of AOÇ had been destroyed for the construction of a new presidential complex for the Turkish President Recep Tayyip Erdoğan despite several court decisions for the termination of construction. Hence the palace is notoriously called "Kaçak Saray" in Turkish, meaning an "illegal palace".

TURKEY: A COUNTRY RULED BY RELIGIOUS SECTS AND CULTS UNDER AKP

Following the Turkish government’s attempts to purge the Gülen community from the state cadres especially after the failed July 15 coup in 2016, the ruling AKP has been in a serious effort to replace the official institutional positions with other religious sects close to the government. Many reports indicate that various cults and religious groups, including the Menzil movement, have become much stronger since the coup attempt in 2016.

Mahmut Tanal, İstanbul deputy from the parliamentary main opposition Republican People’s Party (CHP), had claimed in 2017 that the Ministry of Interior, Ministry of Justice and especially the Ministry of Health in Turkey have been in the hands of the Menzil religious sect.

Stating that the members of the police department got references from the Menzil movement to be promoted, Tanal had said that the state cannot be governed by this kind of religious sects, preventing equality and state of law.

Last week, the so-called ‘Sheikh’ of the Menzil sect had inspected a hospital he built in Istanbul with his followers and doctors groveling to him.

TSK DOSYASI : Atatürk’ü savunduğu için sürgün edilen subay rest çekti !!!


ÖZEL BÜRO NOTU : BU KOMUTANIMIZI HELE Kİ BU DÖNEMDE YAPTIĞI BU DAVRANIŞTAN ÖTÜRÜ YÜREĞİNDEN VE ALNINDAN ÖPERİZ. BÖYLE BİR ZAMANDA NEREDEYSE MESLEKİ İNTİHAR DİYEBİLECEĞİMİZ BİR ŞEY YAPTI. AMA ATA’NIN ASKERLERİNDE BU YÜREK HEP OLMUŞTUR VE HEP OLACAKTIR. ÇÜNKÜ ONLAR “ATATÜRK’ÜN SUBAYLARI”. HERKES SUBAY OLABİLİR AMA ATA’NIN SUBAYI OLMAK İÇİN TABİRİ CAİZSE 1 FIRIN EKMEK YEMEK GEREKİR.

Atatürk’ü savunduğu için sürgün edilen subay rest çekti !!!

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104. yıl anma etkiliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adının anılmaması üzerine etkinliği terk eden ve ardından da tayini çıkarılan Avcılar Askerlik Şube Başkanı Albay Önder İrevul resti çekti.

İstanbul’da Avcılar Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin organizasyonunda düzenlenen 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104. yıl anma etkiliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adının anılmaması üzerine etkinliği terk eden Avcılar Askerlik Şube Başkanı Albay Önder İrevul, Hatay’a sürgün edilmişti.

O Albay, mesaisinin son gününde sosyal medya hesabından hem duygusal hem de sitem dolu bir mesaj yayımladı.

İşte Atatürk düşmanlarına haddini bildirdiği için sürgün edilen Albay Önder İrevül’ün o mesajı:

"Yarın Avcılar’da son mesaim kısmetse. Bir yemek dahi düzenlenmedi, hiç bir resmi kurum amiri hayırlı olsuna gelmedi. Sanırım talimat var ya da korktunuz. . Beni tanıyanlar bilir fazla yemek yemem. Yani olay yemek değil. Ama kuruyemişçi Mehmet Abi’nin, tektsilci Hasan Beyin., lokantacı Mehmet Bey’in, şu siyasetçinin, bu tüccarın, bu bürokratın , ayrılan tüm daire amirlerinin yanında olan ve bununla ilgili paylaşım yapan Avcılar’ın mülki ve idari tüm amirlerine selam olsun. Dik durmak taraf olmak kolay değil. Haklısınız. Herkesin bir yüreği var., Çapı kadar. Sağlık olsun. Ayrılırken tüm Avcılar halkına şükranlarımı sunuyorum. Sizinle olmak harikaydı. Kısmetse yine beraber olacağız. Ben varsa hakkımı helal ediyorum. Siz de ederseniz sevinirim. Memleket sevdasını bir bedeli varsa ben öderim rahat olun. Sizi seviyorum Avcılar."

MEDYA DOSYASI : “Put Adam” romanında Atatürk’le ilgili skandal ifadeler !!!


"Put Adam" romanında Atatürk’le ilgili skandal ifadeler !!!

27.07.2019 09:32

Küresel Kitap yayınlarından çıkan “Put Adam” isimli romanda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik çirkin hakaretler ve iftiraların yer aldığı ortaya çıktı.

Necip Fazıl Kısakürek’in, “Abdullah Abdurrahman” takma ismini kullanarak yazdığı iddia edilen Arapça roman “Put Adam”, Küresel Kitap yayınlarından Türkçe’ye çevrildiği öğrenildi. “Efsane Kitap” diye de satışa çıkarıldı.

Gazi Atatürk’e hakaret ve iftiraların yer aldığı roman ilk kez 1972’de Irak’ta yayımlanmış, Necip Fazıl Kısakürek Irak’a giderek roman için Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid ile görüşmüştü.

Iraklı profesör, Atatürk düşmanı Mustafa Armağan’ın genel yayın yönetmeni olduğu Derin Tarih Dergisi’nde kitap ile ilgili anısı şöyle anlatmıştı: “1968 yılında merhum mühendis Mehmet Ali Orhan ile İstanbul’a gitmiştim. Ziyaretimiz sırasında Üstad Necip Fazıl ile görüşme şansı bulduk. Bizi Bağlarbaşı’ndaki evinde karşıladı. Hayatından, eserlerinden ve Türkiye’nin dört bir yanında verdiği konferanslardan bahsetti, şiirlerini okudu. Harika bir sohbetti. Sebeb-i ziyaretimiz Orhan’ın ondan Atatürk ile ilgili bir kitap yazmasını isteyecek olmasıydı. Çünkü Arap dünyasının Mustafa Kemal hakkındaki bilgileri oldukça sınırlıydı. Üstad bu teklifi kabul etti. “Ben Türkçe yazarım, sen de Arapçaya tercüme edersin” dedi. Telif ve basım hususunda anlaştık ve bu tarihî ziyareti gerçekleştirmenin verdiği mutlu"lukla yanından ayrıldık. 1968 yılındaki görüşmemizin ardından kitabı bitirene kadar bir daha görüşmedik. Nitekim 1972 yılında bize Bağdat’ı ziyarete geleceğini haber veren bir telgraf yolladı. Onu havaalanında karşıladık, Orhan’ın evinde misafir ettik. Kendi el yazısıyla “Put Adam” adını verdiği kitap yanındaydı. Yaklaşık bir hafta içinde Orhan’la birlikte kitabı gözden geçirdiler. Sonra onu İstanbul’a dönmek üzere havaalanından uğurladık. Necip Fazıl’ın Orhan’a, “Kitaba benim adımı koyma, ‘Yazarı: Bir Türk Subayı’ ibaresini kullan” dediğini hatırlıyorum. Mehmet Ali Orhan kitabı Arapçaya tercüme etti. Tabii Necip Fazıl’ın istediği gibi ismini koymadan. Aynı zamanda kitaba tercüman olarak Orhan’ın adı değil de Abdullah Abdurrahman ismi yazıldı.”

İşte kitapta yer alan skandal ifadelerden bir kısmı:

Kaynak Yeniçağ: "Put Adam" romanında Atatürk’le ilgili skandal ifadeler!

EĞİTİM DOSYASI : 1937 Yılında, Atatürk Türkiye’sinde bir dershane


ÖZEL BÜRO NOTU : O DÖNEMKİ EĞİTİM ŞİMDİYE 10 BASAR. ÇÜNKÜ O DÖNEM EZBERCİLİK YERİNE UYGULAMALI EĞİTİM VARDI. DERS GEÇMEK PARA İLE DEĞİL AKIL İLE OLUYORDU. TORPİL YOK DİSİPLİN VARDI. BİLİM VARDI, FEN VARDI, MÜSPET İLİMLER VARDI. O DÖNEMİN İLKOKUL MEZUNLARI BİLE DONANIMLIYDI. ŞİMDİ OKULA BİLE GİTMESEN PARASINI BASTIRIP DİPLOMANI ALIYORSUN. BAKIN YUKARIDAKİ FOTOĞRAFA. YOKSULLUK İÇİNDE BİLE DERSLİK İLİM İRFAN DOLU. NEREDEN NEREYE DİYELİM !!!!