ANMA MESAJI : SÖZDE SOYKIRIM KONUSUNDA “TEK KİŞİLİK ORDU” OLAN Şükrü Server Aya BÜYÜĞÜMÜZÜ ÖZLEM İLE ANIYORUZ.


Sözde Soykırım konusunda AİHM’de iki defa mağlup olmalarına rağmen, emperyalist devletlerin şemsiyesi altında türlü entrika ve yalanlarla hareket edenlere karşı Tek Kişilik Ordu olarak mücadele gösteren Şükrü Server Aya büyüğümüzü aramızdan ayrılışının 1. Yılında özlem ile anıyoruz.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Kalpaksız Kuvayı Milliyeci ve Usta Gazeteci Uğur Mumcu’yu vefatının 27. Yılında özlem ile anıyoruz.


u%C4%9Fur-mumcu1.jpg

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Kalpaksız Kuvayı Milliyeci ve Usta Gazeteci Uğur Mumcu’yu vefatının 27. Yılında özlem ile anıyoruz.

Kalpaksız Kuvayi Milliyeci : Uğur Mumcu

Alev Coşkun / Cumhuriyet / 24.01.2020

Uğur Mumcu’nun gazetecilikte yükselişi Cumhuriyet’te “Gözlem” sütununda yazdığı yazılarla olmuştur. Uğur’un 12 Eylül öncesi Cumhuriyet’teki silah kaçakçılığı ile yazı dizisi büyük ses getirmişti.

Uğur, silah ve uyuşturucu kaçakçılarını, onlarla resim çektiren valileri, güvenlikçileri yazıyor ve “terör örgütleriyle silah kaçakçıları arasındaki yoğun ilişkiyi” ortaya koyuyordu.

Öldürülmeden önce, ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarını ve ılımlıİslam devletinin unsurlarını irdeleyen yazılar yazıyordu.

Uğur, Ortadoğu’da Arap, Müslüman şeyhlerin derdinin imanının para olduğunu belirtiyor ve “Dünyada insan insanın kurdudur. Ama Ortadoğu’da Müslüman, Müslümanın kurdudur” diyordu.

Bilardo Teorisi

Ortadoğu ile ilgili “Bilardo Oyunu” yazısından söz etmek istiyorum. Uğur, şöyle diyordu:

“() Körfez savaşı sonrasının diplomasisi bir bilardo oyunu’ gibi oynanıyor. ABD, bilardo sopası ile Irak’ı vuruyor, Irak topu Kürt topuna vuruyor. Kürt topu da Kıbrıs topuna! Bu zincirleme reaksiyon’ Türk dış siyasetinin manevra alanını iyice daraltıyor. Türkiye, Kürt-Ermeni-Rum-Avrupa ve Amerikan kıskacında büyük bir yalnızlığa itiliyor. Ve bunun adı da aktif politika’ oluyor.()” (Cumhuriyet, 16 Mart 1991)

Uğur, Aralık 1992’de “Tarikat-Siyaset-Ticaret devletin resmi ideolojisinin üç ayağını oluşturuyor” diyordu.

Uğur ve İmam Hatipler

Uğur’un aşırı dincilerin tepkisini çeken en son yazısı, “İmam-Subay” adını taşıyan yazıdır. Uğur, imam hatipli doktor, İmam hatipli yargıç, imam hatipli kaymakam ve vali devrinin açılacağını belirtiyor ve “Yaşa var ol Harbiye / Selamünaleyküm sivil toplum/ Maşallah ikinci cumhuriyet/ Ruhuna el fatiha laiklik” diyordu.

Uğur Mumcu Gazeteciliği

Uğur Mumcu yazılarında bir konuyu alır, inceler somut verilere ulaşır, irdeler ve yazısını yazardı.

Kimileri, “Uğur Mumcu gazeteciliği bana bir şey ifade etmiyor” diyor. Uğur Mumcu gazeteciliği, çalışmaktır, araştırmaktır, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve laik ilkelere inanmak ve savunmaktır. Uğur Mumcu gazeteciliği “Yetmez ama evet”çi değildir. Uğur Mumcu gazeteciliğinde “Bizi de kandırdılar” cümlesi hiçbir biçimde yer almadı. Bu nedenle “yetmez ama evetçiler” Uğur’u sevmezler. Uğur Mumcu gazeteciliğinden de anlamazlar.

Neden Kalpaksız Kuvayi Milliyeci?

Uğur Mumcu’ya neden “Kalpaksız Kuvayi Milliyeci” deniliyordu? Çünkü genç yaşta Anadolu İhtilali’nin temel köklerini benimsemişti. Atatürk’ün antiemperyalist duruşunu özümsemişti. Aydınlanma devrimlerini, çağdaş ve laik Türk toplumunun önemini kavramıştı. Uğur, onun için “Kalpaksız Kuvayi Milliyeci”dir.

Ne demişti Atatürk? “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.”İşte bu onurlu düşünceyi Uğur tüm benliğinde duyumsuyordu. İşte bu nedenlerle antiemperyalist, Kuvayi Milliyeci, Atatürkçü Uğur’u öldürdüler.

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak ünlü vatan şairimiz Nazım Hikmet’i doğumunun 118. Yılında saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz.


CEVRİYE

Cevriye bir hayat kadınıdır. Her gün bir veya birkaç adamla birlikte olur, hayatını kazanmaktadır. Yine böyle bir gün birlikte olduğu adam tarafından çok kötü dövülerek gecenin bir yarısında sokağa atılır. Baygın bir vaziyette kaldırımda yatarken bir adam bunu fark eder ve yardımcı olmak için kaldırmaya çalışır. Cevriye baygındır, her yeri yara bere içindedir, adam Cevriyeyi kucağına alır evine götürür.

Adamın evi tek oda ve bir mutfak ve banyolu ufak bir bekar evidir. Odanın bir köşesinde tek kişilik bir yatak , pencere kenarında küçük bir çalışma masası ve sandalye, masanın üzerinde kitaplar, kalemler birde daktilo ve kağıtlar bulunmaktadır.

Adam kendi yatağına Cevriye yi yatırır kendisi de masada uyuklar.

Sabah olur adam kalkar bir çorba yapar eczaneden ilaçla merhem alır Cevriye yi kaldırır. Cevriye uyanıp kendine gelir tanımadığı bir adam ve bilmediği bir evde bulmuştur kendini.

Adam , lütfen rahat olun, korkmayın der.

Ben sizi dün gece kaldırımda yatarken buldum , durumunuz iyi değildi alıp evime getirdim çorba pişirdim , çorbanızı için sonrada yaralarınıza merhem sürelim der.

Cevriye birçok erkek tanımıştır hiç bir erkek, babası ve erkek kardeşleri dahi kendisine böyle sevecen ve kibar davranmamıştır. Adamdan etkilenmeye başlamıştır.

Birkaç gün daha o evde adamla kalmış, adam kendisine yemekler pişirmiş yaralarına merhem sürüp ilaçlar içirip iyileşmesini sağlamıştır.

Bir gün adam dışarı çıkmış Cevriye evde kalmıştır. Masanın üzerindeki kitaplara bakar , daktilo ile yazılanları okur, yazılanlar çok hoşuna gider bayağı etkilenir. Bunları o yazmış olmalı, ne kadar duygulu şeyler yazmış, ne kadar ince ruhlu birisi diye düşünür.

Bugüne kadar tanıdığı erkeklerden çok farklı üstelikte baya yakışıklı ve çekici diye düşünür.

Cevriye içinden kendi kendine ne o adama aşık mı oluyorum yoksa der. Aşık olsam da oda beni sever mi ki der.

Böyle düşünceler içinde iken akşam olmak üzeredir adam hala gelmemiştir, adamı merak etmeye başlamıştır.

Kendi kendine mırıldanarak ilk defa bir erkeği böyle merak ediyorum, aşk bumu acaba der .

Cevriye bu duygular içinde iken kapı açılır gelen o adamdır. Telaşlı bir şekilde selam verip içeri giren adam valizini çıkarıp eşyalarını içine koymaya başlar.

Cevriye sorar ne o acilen bir yere mi gideceksin nedir bu telaşın

Adam evet gidiyorum bir daha görüşemeyiz belki der.

Cevriye nereye diye sorar

Adam çok uzaklara diye cevap verir.

Cevriye ya ben ne olacağım diye sorar.

Adam ben bu evin bir aylık kirasını vermiştim istersen bir ay burada kalabilirsin der.

Adam valizini toplamıştır telaşlı bir şekilde kapıya doğru yönelir Cevriye ye hoşça kal küçüğüm kendine iyi bak der ve kapıda çıkıp merdivenlerden hızla inerek sokağa çıkar, Cevriye pencereden adamın arkasından sokaktan kaybolana kadar üzgün gözlerle bakar.

Cevriye hiç bu kadar kendin yalnız hissetmemiştir, hayatında hiç bir erkek kendisini bu kadar etkilememiştir.

Böyle kederler içinde akşam yemeği bile yemeden yatağın içine ağlayarak sabahı zor etmiştir…

Cevriye artık iyileştiğini ait olduğu İstanbul sokaklarına geri dönmesi gerektiğini düşünerek evden çıkar Tarlabaşından Taksime doğru yürüyüp Emek sinemasın yanındaki kitapçının önünden geçerken gözü gazete stanlarına takılır. Gazetenin birinde o adamın kocaman bir resminin görüp tam sayfa Vatan Haini NAZIM HİKMET Rusya ya Firar etti yazısını okur ve olduğu yere çöküp kalır…

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak ünlü vatan şairimiz Nazım Hikmet’i doğumunun 118. Yılında saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz.

ANMA MESAJI : Büyük Türk bilim insanı Ordinaryüs Profesör Cahit Arf’ı aramızdan ayrılışının 22.yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.


Cumhuriyetimizin yetiştirdiği matematik dehası, Arf Teoreminin sahibi, Tübitak’ın ilk Bilim Kurulu Başkanı, yurt dışında önüne çıkan tüm imkanları ülkesi lehine değerlendiren ve çalışmalarını sürdürmek için vatanını tercih eden büyük Türk bilim insanı Ordinaryüs Profesör Cahit Arf’ı aramızdan ayrılışının 22.yılında saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şâd olsun.

ÖZEL BÜRO GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak 22 Aralık 1914 tarihinde Sarıkamış Harekatı’nda Şehit olan tüm Mehmetçiklerimizi özlem ve minnet ile anıyoruz.


DAĞITIM :

  1. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
  2. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  3. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  4. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  5. JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
  6. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak 22 Aralık 1914 tarihinde Sarıkamış Harekatı’nda Şehit olan tüm Mehmetçiklerimizi özlem ve minnet ile anıyoruz.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO ekibi olarak 19-26 Aralık 1978 yılında katledilen Alevi kardeşlerimizi saygı ve rahmet ile anıyoruz.


ÖZEL BÜRO ekibi olarak 19-26 Aralık 1978 yılında katledilen Alevi kardeşlerimizi saygı ve rahmet ile anıyoruz.

Maraş katliamı üzerinden 41 yıl geçti !!! Maraş katliamında neler yaşandı ???

Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 100’den fazla insanımızın ölümüne yol açan Maraş Katliamı’nın üzerinden tam 41 yıl geçti. Peki 19 – 26 Aralık 1978 yılında gerçekleşen Maraş katliamında neler yaşandı?

Kahramanmaraş’ta 1978’de yaşanan ve 7 gün süren katliamın 41. yılında yaşamını kaybedenler anılıyor. Genellikle Alevi vatandaşların hedef alındığı katliamın ardından 29 idam ve 7 müebbet kararı verildi. Peki 19 Aralık 1978’de başlayan Maraş olaylarında neler yaşandı?

MARAŞ KATLİAMI NEDİR?

Maraş Katliamı, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen Alevilere yönelik katliam. Resmi rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 120 insan öldürüldü. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. Yirmi üç yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1–24 yıl arasında ceza almıştır. Katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı. 12 Eylül Darbesi’ne sebep olan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir. Millî İstihbarat Teşkilatı’na göre olayların başlamasında “Türk-Kürt meselesi” de etken olmuştur.

İŞTE YAŞANANLAR

Siyasal nedenlerle körüklenen Alevi-Sünni ayrılığının Kahramanmaraş’ta gerginliği tırmandığı bir dönemde, 19 Aralık’ta kentteki Çiçek Sineması’na, o dönemin ender milliyetçi filmlerinden biri olan, Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak isimli filmin gösteriminde, saat 21:00’de patlayıcı madde atılması, olayların başlangıcı olmuştur. Kalabalık sağcı bir grup ile Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın ve Müslüman Türkiye sloganlarıyla seyirci kitlesini coşturarak Cumhuriyet Halk Partisi il merkezine, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) binalarına saldırdı.Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici ve ikinci başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatları ile bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger, Ankara’ya Ülkücü Gençlik Derneğine telefon ederek yardım talebinde bulundu.

Ertesi gün Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi’nde bir kıraathane bombalandı. Bombalama sonucu kahvehanede bulunan mahalle sakinleri yerlere yattı. Bomba şans eseri kahvehane penceresinin altındaki betona isabet ederek kahvehaneye girmedi. Olay sonucunda Gıjgın Dede adlı bir mahalleli vefat etti. 21 Aralık öğle saatleri Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü Alevi öğretmen silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitirdi. O zamanki Kahramanmaraş valisi Tahsin Soylu kentte askeri güç gönderilmesini istemiş, ancak talebi uygun görülmemiştir. 22 Aralık’ta öğretmenlerin cenazelerinin getirildiği camide bulunan sağcı bir grup, ölenlerin cenaze namazının kılınmasına karşı çıkarak engelledi ve kalabalığın dağılması ile cenazeler ortada kaldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaşmayan sağcı grup, kent çarşısına yürüyerek orada toplanmış olan Aleviler ve Sünnilerle çatışmaya girdi. Çatışmalarda üç insan öldürüldü.

24 Aralık’ta saldırıların polis kuvvetlerine yönelmesi üzerine, polis ile halk arasında çatışmayı önlemek amacı ile kentteki bütün polisler görev dışı bırakıldı. Sünni kesim bundan istifade ederek Aleviler üzerindeki baskılarını arttırdı. İnsanlar galeyana gelmiş, durum kontrolden çıkmış ve il genelinde kaos ortamı yaşanmıştır. Günlerce süren karşılıklı saldırıları önlemek amacı ile Kayseri ve Gaziantep’ten askeri birlikler gönderildi.

Maraş olayları patlak verdiğinde CHP iktidar, Bülent Ecevit ise başbakandı. Olaydan sonra CHP’nin içişleri bakanı İrfan Özaydınlı yaptığı açıklamada olayların sebebinin sol örgütler olduğunu söyleyerek partisinden büyük tepki almıştır. Sonrasında da içişleri bakanlığından istifa etmek zorunda bırakılmış, yerine Hasan Fehmi Güneş getirilmiştir. Bülent Ecevit, olayların kendisini uzun süredir direndiği sıkıyönetim talebine zorlamak için kontrgerillalar tarafından çıkarıldığını bildirdi.

Olaylar nedeniyle Diyarbakır, İzmir, Suriye-İran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen iller de dahil olmak üzere birçok ilde sıkıyönetim ilanı gündeme gelmiş ve 26 Aralık 1978 saat 7.00’den itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elâzığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir. Daha sonra bu illerin sayısı arttırılmıştır.

Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 150 kişi öldürüldü, 176 kişi yaralandı, Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı. 100’e yakın işyeri tahrip edildi.Resmi olmayan beyanlara göre ise ölü sayısı 500’e yakındır. Şeyh Adil Mezarlığı’nda topluca defnedilen kurbanların defin yerinin tam olarak neresi olduğu ve defin tarihinde dini tören yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir.

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Komutanımız Yarbay Ali Tatar’ı şehadetinin 10. Yılında özlem, minnet ve sevgi ile anıyoruz.


ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Komutanımız Yarbay Ali Tatar’ı şehadetinin 10. Yılında özlem, minnet ve sevgi ile anıyoruz.

Kumpas soruşturmasında hakkında ikinci kez tutuklama kararı verildikten sonra onur intiharı yapan Yarbay Ali Tatar, ölümünün onuncu yıldönümünde Karşıyaka Mezarlığı’ndaki kabri başında anılacak.

Yarbay Tatar’ın abisi Ahmet Tatar, sosyal medyadan bu mesajla yıldönümü çağrısı yaptı.

Tatar paylaşımında, “Hak’ka yürüyüşünün 10.Yılında Yarbay Ali Tatar’ı 21Aralık 2019 Cumartesi Kabri başında anacağız ve bir kez daha ADALET talebimizi tekrarlayacağız” diye yazdı.

Nasuh Bektaş

Odatv.com

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU ekibi olarak Ata’mızın aziz hatırası önünde saygı, sevgi ve hürmet ile eğilir, saygılarımızı sunarız.


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU ekibi olarak Ata’mızın aziz hatırası önünde saygı, sevgi ve hürmet ile eğilir, saygılarımızı sunarız.