BİYOGRAFİ DOSYASI /// Napolyon’un Donanmasını Yenerek Fransızların İşgalini Engelleyen Amiral : Horatio Nelson


Napolyon’un Donanmasını Yenerek Fransızların İşgalini Engelleyen Amiral : Horatio Nelson

Londra’daki Trafalgar Meydanı’nda kocaman bir heykeli bulunan meşhur amiral Horatio Nelson’ın hikayesini ”anglachelm” anlatmış.

trafalgar savasinda vurulup olen amiral tanimi kendisine cokca atfedilir ancak bu haliyle nelson vurulup hemen oldu diye akillarda yanlis bir imge de birakir.

savasin henuz basiyla ortasi arasinda uniformasiyla quarterdeckte gezinen nelson oleceginin gayet de bilincinde gozukmektedir. bunu kibirle ingilizlikle aciklamak zordur. ilk atislar hms victory’e carpmaya basladiginda gullelerden biri yaveri john scott’u yanindan alip goturmustur. sinematografik olarak dusunursek adam ekrani gulleyle boyle munchausen tadinda terketmis neredeyse ikiye ayrilmistir. bunu goren nelson sogukkanlilikla ikinci yaver hardy’yi goreve atamis o da ilk bes saniyede olumden donmustur. gelen bir gulle 8 deniz piyadesini gozlerinin onunde bicmis, hms victory’nin dumenini alip goturmustur. bir iki dakika sonra da yaverin ayakkabisinin tokasina bir sarapnel isabet eder. nelson da "burasi uzun sure dayanmak icin fazla sicak" diye yasamayi cok da ummadigini belirtir tarzda birseyler der.

bunun uzerinden cok gecmeden redoubtable gemisinden bir nisanci nelson’u amiral uniformasiyla gorur ve yaklasik 15 metreden sol tarafindan ates eder. neredeyse 2cm capindaki mermi de sol omuzdan girer, 4 ve 5inci toraks omurlarindan gecerek sag kurek kemiginin altinda sirt kaslarinin arasinda kalir. sahibinin yasamasi mucize sayilabilecek bir yaradir. hardy olay aninda nasil oldugunu da farkedemez, nelson’u bi anda yaninda goremez, noluyor diye arkaya baktiginda dizlerinin uzerine cokmus nelson da "beni bitirdiler" tarzinda birseyler mirildanir.

nelson bu yarayla alt guvertede 3 saat yasar. savasi idare etmeye mumkun mertebe devam eder. sonra sayiklamaya baslar. savasi kazandigini bile ogrenemez. bir miktar fransiz ve ispanyol gemisinin teslimi haberi kendisine verilir. "oh iyi gorevimi yaptim" tadinda bir mutlulukla olur gider.

olunce cesedi ingiltereye geri goturme hikayesi tam bir mallik abidesidir. koskoca donanmada hicbir gemide cesedi bozulmadan saklayacak ve karada uygun cenaze ortami yaratacak bir madde bulunmamaktadir. haliyle embalming sivilari donanma envanterinde de degildir ama etil metil alkol saf halde zaten yoktur. subaylar toplanip ne yapacaklarina karar vermeye calisirlar. rom ficisinda mi tasinsa daha iyi olur yoksa tereyagina mi bandiralim gibi rezil muhabbetler yapilir. sonra donanma bas cerrahi sirkenin daha uygun olacagini belirtir. royal navy de bu fikri deneyip en buyuk amirallerinin cesedini sirke ficisina koyar.

boylece asit ficisinda ugruna oldugu ingiltere’ye yari sivi yari plazma olarak simsiyah varmistir nelson. cenazesinde de *tabutu kapalidir.

BİYOGRAFİ DOSYASI /// Doğu’nun Nelson’u Olarak Anılan Büyük Japon Amirali : Togo Heihachiro


Doğu’nun Nelson’u Olarak Anılan Büyük Japon Amirali : Togo Heihachiro

Japonya’nın en büyük donanma kahramanı Togo Heihachiro’nun hayat hilkayesi.

(1848 – 1934)

doğunun horatio selson nelson’u olarak anılan büyük japon amirali togo heihachiro, port arthur ve tsushima savaşlarında aldığı muhteşem zaferlerle tanınır.

kagoshima’da doğdu. babası shimazu evine bağlı bir samuray idi. ilk deniz savaşı shogun tokugawa’nın güçleriyle imparatora bağlı bir filo arasında meydana gelen ve japon tarihinde modern gemiler arasındaki ilk deniz savaşı olan awa muharebesidir. bu muharebeye togo yandan çarklı ahşap bir buharlı savaş gemisi olan kasuga’da subay olarak katılmıştır. tokugawa savaşları sırasında togo aynı gemide miyako ve hakodate muharebelerine de tanık oldu.

bu savaştan sonra togo bir değişim programı ile ingiltere’ye gönderildi ve 1871-1878 arasında burada kaldı. hms worchester gemisinde eğitim gördü ve sınıfını ikinci olarak bitirdi. 1875’te ingiliz eğitim gemisi hampshire ile dünyanın çevresini dolaştı. cambridge’de matematik öğretimi gördü, daha sonra kraliyet donanma akademisine ve kraliyet donanma kolejine devam etti. bu arada imparatorluk donanması tarafından ingiltere’ye sipariş edilen üç gemiden biri olan fuso’nun inşasını izledi. 22 mayıs 1878’de togo teğmen rütbesi alarak adı geçen üç gemiden biri olan hiei ile japonya’ya geri döndü.

1884-85’teki fransa-çin savaşında amiral courbet komutasındaki fransız filosunun ve 1. dünya savaşında fransız kuvvetleri genel komutanlığını yapacak olan general joffre komutasındaki kara savaşlarını izledi.

çin-japon savaşına naniwa kruvazörünün komutanı olarak katılan togo çin adına çalışan bir ingiliz nakliye gemisini batırmasıyla bir anda ün kazandı. neredeyse diplomatik bir olaya yol açan bu hareketin kısa sürede uluslararası anlaşmalara aykırılığı bulunmayan bir durum olduğu ortaya çıktı ve ingiliz mahkemelerince de kabul edildi. uluslararası anlaşmalar ve sınırlamalarla ilgili bilgisi togo’yu öne çıkardı. togo naniwa ile yalu muharebesine de katıldı ve bu savaşın sonunda amiralliğe terfi ettirildi.

bu dönemde togo’nun kariyeri pek parlak değildir. sasebo donanma kolejinin komutanlığı ve filo komutanlığı görevinde bulunmuştur.

1903’te togo donanma bakanı yamamoto gonnohyoe tarafından donanma komutanlığına getirilmiştir. kısa bir süre sonra rus-japon savaşının başlamasıyla bu seçimin haklılığı ortaya çıkmış, togo port arthur’da rus pasifik filosunu, tsushima muharebesinde ise ünlü gemisi mikasa ile rus baltık filosunu yok ederek rusların belini kırmış, rus donanmasında isyanların çoğalmasına neden olmuştur.

togo bu dönemden sonra deniz kuvvetleri komutanlığı yapmış, 1913’te büyük amiral rütbesine yükseltilmiş, 1914’ten 1924’e kadar veliaht hirohito‘nun eğitiminde rol almıştır. bu dönemde londra anlaşmasına karşı çıkışı dikkat çekicidir.

togo 1934’te 87 yaşında ölmüştür. cenazesine ingiltere, amerika, italya, hollanda, fransa, çin donanmalarından gemiler ve delegasyonlar katılmıştır. ölümünden sonra tokyo’da adına bir tapınak inşa edilmiştir. togo’ya burada bir shinto kami (tanrı-yüce varlık) olarak tapınılır.

TSK DOSYASI : Amiral Cem Gürdeniz’den Cihat Yaycı’nın tasfiyesine ilişkin ilk değerlendirme


Amiral Cem Gürdeniz’den Cihat Yaycı’nın tasfiyesine ilişkin ilk değerlendirme

Doğu Akdeniz•

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınmasıyla ilgili olarak Aydınlık’a değerlendirmelerde bulundu.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, bugün Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla Genelkurmay Başkanlığı emrine atandı. Yaycı’nın ‘kızağa çekilmesi’ni Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz Aydınlık’a değerlendirdi. "Yaycı’nın görevden alınması sonrası FETÖ kaçaklarının attığı zafer çığlıkları göz önüne alındığında, bu atama kararının yarattığı tesir ile Deniz Kuvvetleri’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğine, personelinin moraline veya FETÖ ile devlet içindeki mücadeleye zarar vermemesini beklemek ve takip etmek, her vatandaşın görevi ve hakkıdır" diyen Gürdeniz, şunları söyledi:

"16 Mayıs sabahı Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın Genelkurmay Başkanlığı emrine atandırıldığı haberi ile uyandık. 2009-2010 yılları arasında Deniz Kurmay Albay olarak emrimde çalışan Amiral Yaycı, Türk deniz tarihinin kaydettiği en önemli akademisyen amirallerden birisi olarak, 27 Kasım 2019 Türkiye-Libya Deniz Sınırlandırması Anlaşması’nın mimarıdır. Muharip subaylığının yanı sıra hem mühendislik hem de sosyal bilimler disiplinlerinde doçentlik seviyesine varan akademik unvanlara sahiptir. Yaycı, aynı zamanda Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşları içinde FETÖ ile mücadelede önemli yere sahip FETÖMETRE’yi geliştirmiştir. Kısacası Deniz Hukuku cephesindeki fikirleri, eylemleri ve kitapları ile başta Yunanistan ve GKRY olmak üzere Atlantik Cephe’yi; FETÖMETRE’nin geliştirilmesi ve Deniz Kuvvetleri’ndeki ciddi çalışmaları sayesinde FETÖ ve kripto FETÖ unsurlarını son derece tedirgin etmiş, devletin çıkarlarını korumuştur. Yunan medyası ve FETÖ’cü sosyal medya hesaplarında bu tedirginlik Amiral Yaycı’yı ölümle tehdit edecek boyutlara kadar gelmiştir. 2020 Yaz Şurası’na 2 ay kalan bir dönemde, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir konjonktürde Doğu Akdeniz’deki öncü ve en önemli dış politika unsuru olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın en üst seviye icra makamı Kurmay Başkanı’nın bir hafta sonu oldubittisi ile görevden alınması son derece yanlıştır. Kaldı ki bu gelişmenin kısa bir süre önce firari FETÖ elemanlarının sosyal medya hesaplarından ‘Önemli bir amiral görevden alınacak’ mesajı ile duyurulması daha da vahimdir. Bu karar, ayrıca onaylanmadan önce Deniz Kuvvetleri Komutanı’na danışılmadan alındı ise daha da ciddi bir yanlıştır. Yaycı’nın görevden alınması sonrası FETÖ kaçaklarının attığı zafer çığlıkları göz önüne alındığında bu atama kararının yarattığı tesir ile Deniz Kuvvetleri’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğine, personelinin moraline veya FETÖ ile devlet içindeki mücadeleye zarar vermemesini beklemek ve takip etmek, her vatandaşın görevi ve hakkıdır. Umarım devlet, Amiral Yaycı’nın gelişmiş bilgi ve tecrübe birikimini en iyi şekilde değerlendirmeye devam eder. Unutmayalım, Türkiye’nin 21. yüzyılda en büyük jeopolitik cephesi olan Mavi Vatan Cephesi’nde değil bir gerileme, duraksamaya dahi tahammülü olamaz."

GÜNDEM ANALİZİ /// Cem Gürdeniz : Amiral Soner Polat’ın yeni kitabı ve Ordu’nun Rüsumat-4 gemisi


Cem Gürdeniz : Amiral Soner Polat’ın yeni kitabı ve Ordu’nun Rüsumat-4 gemisi

Aydınlık Gazetesi, 25.8.2019

19 Ağustos 2019 Rüsumat-4 isimli 300 tonluk, kendi küçük, yaptığı işler bu sayfalara sığmayacak kadar büyük bir sitimli teknenin Kurtuluş Savaşı’nda Ordu kıyılarında yarattığı mucizevi başarının 98. yıldönümüydü. Bir panel ve sosyal etkinliklerle kutlandı. Aynı gün sınıf, dava, koğuş ve kader arkadaşım, değerli meslektaşım Amiral Soner Polat’ın “Mavi Vatan için Jeopolitik Rota” isimli kitabı (Kaynak Yayınları) okuyucu ile buluştu.

TARİHİN YARATICILIĞI

Ne kadar güzel bir rastlantı. Amiral Polat, 2003 yılında Deniz Kurmay Albay rütbesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özel Sekreteri iken ‘İstiklal Harbinde Bahriyemiz’ isimli mükemmel bir kitabı da Deniz Kuvvetleri Kültür hazinesine kazandırmıştı. Kader Rüsumat 4’ün kutlu ve gururlu hatırasının Ordulular tarafından anıldığı hafta ile Amiral Polat’ın yeni kitabını buluşturdu. Bir kez daha gördük ki tarihin yaratıcılığı insanın önünde.

KURTULUŞU KAZANDIRAN GEMİLER

Bu köşede çoğu kez yazdığım üzere Kurtuluş Savaşı’nın lojistiği Rusya’dan gönderilen ve Karadeniz üzerinden taşınan 300 bin ton cephane ile sağlandı. Batı Karadeniz’de Fransız ve Doğu Karadeniz’de İngiliz ve Yunan savaş gemilerinin ablukasına rağmen cephane emniyetle ve kayıp vermeden İnebolu, Trabzon ve Samsun limanlarına intikal edebildi. Toplam tonajı 7800 tonu geçmeyen irili ufaklı 300 tekne ile sağlanan bu başarıda Rüsumat – 4gemimizin ve kahraman Ordu halkının çok özel hikayesi var. Rüsumat – 4, Mustafa Kemal ile Lenin arasında kurulan stratejik bağ sonucu imzalanan 24 Ağustos 1920 anlaşmasından sonra 4 Kasım 1920’de Tuapse’den Trabzon’a taşınan ilk parti cephane yükünü getiren gemilerden biri oldu. Aynı şeklide bu kahraman gemi, Trabzon – İnebolu hattında batıya ilk sevkıyatı götüren gemi oldu.

Ama Rüsumat-4’ü unutulmaz kılan, 18 Ağustos 1921 günü artan düşman deniz tehdidi üzerine Ordu kıyılarında halkın kurduğu insan zinciri ile kısa sürede gemideki ağır toplar ve binlerce cephane sandığının karaya taşınması ve emniyete alınmasıdır. Bu başarıdan sonra gemi, tehdidin geçmeyişi üzerine, 19 Ağustos 1921 günü kontrollü bir şekilde karaya oturtulmuş, kontrollü şekilde batırılmış ve üzerinde suni bir yangın çıkarılarak Yunan torpidobotlarının gemiyi ele geçirmesi önlenmiştir. Kahramanlık burada bitmiyor. 20 Ağustos 1921 günü Ordu halkının fedakarlığı ile harmanlanan yardımlar sayesinde tekrar yüzdürülmüş ve İstiklal Harbi’nin Kuvayı Milliye Donanmasına geri dönmüştür. Batum’da tamir görmüş, göreve devam etmiş, ancak 12 Ekim 1921’de Eynesil’de Yunan savaş gemilerinin hücumuna uğrayarak batırılmıştır.

ORDU HALKI EMANETE SAHİP ÇIKIYOR

Ordu halkı, Büyükşehir Belediyesi ve Ordu Olay Gazetesi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının büyük istek ve işbirliği ile Rüsumat-4 ‘ün benzerini yapıp anıt gemi statüsünde Ordu sahiline yerleştirmeyi hedefliyor. Mustafa Kemal’in 100 yıl önce 13 Kasım 1918 sabahı Geldikleri Gibi Giderlersözünü söylediği Kartal İstimbotu’nun Beşiktaş’ta anıt gemi yapılacak olması gibi, Rüsumat-4 de 100 yıl sonra 19 Ağustos 2021 günü Karadeniz’deki Mavi Vatanın kıyısında Ordu halkının vatanseverliğinin ve fedakarlığının bir sembolü olarak yerini alacaktır. Amiral Polat, İstiklal Harbinde Bahriyemiz kitabında Rüsumat 4’e özel yer ayırmış. Bugün de Karadeniz’in, Anadolu’nun ve Mavi Vatanın savunulmasında çok özel ve önemli yeri vardır. Türk-Rus ilişkileri başta olmak üzere tüm sahildarlar ile ilişkilerin dengeli ve karşılıklı çıkar odaklı geliştirilmesi ile Montreux Sözleşmesi ruhu kapsamında Karadeniz’de son 83 yılda oluşan güvenlik rejiminin güçlendirilmesi 21’inci yüzyıl Türk jeopolitiğinin belki de en önemli önceliklerinden birisi olmalıdır. Aksi takdirde Karadeniz Atlantik sisteme terk edilirse Türkiye iç hatlar durumuna mahkum olur. Buna izin verilmemelidir.

Reklamdan sonra devam ediyor

TÜRKİYE DENİZDEN UZAKLAŞAMAZ

Okuyucu ile yeni buluşan ‘Mavi Vatan için Jeopolitik Rota’ isimli kitabının ‘Başlarken’ bölümünde Amiralimiz şöyle diyor: “Türkiye’ye karşı Ege’nin kuzeyinden başlayan Doğu Akdeniz’in doğusuna kadar uzanan bir duvar örülüyor. Duvarın sağlam olması için Kıbrıs da planlamaların içinde! Türkiye’nin adadan çıkarılması için Batı ülkeleri ortak bir stratejiyle ülkemize karşı tuzaklar kuruyor. Rakiplerimiz ülkemizi Anadolu’ya kilitleyerek denizlerle bağlantısını koparmak istiyor. Denizlerden uzaklaşan Türkiye, ayakta kalamaz. Hızlı bir çözülme sürecine girer.”

GÜNDEM ANALİZİ /// E. TÜMG. SONER POLAT : Eski istihbaratçı amiral diyor ki ! Türkiye NATO’dan çıkacak İncirlik de…


Eski istihbaratçı amiral diyor ki ! Türkiye NATO’dan çıkacak İncirlik de…

Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümamiral Soner Polat, İncirlik’in ABD’ye kapatılmasından F35 uçaklara kadar bir çok konuda flaş yorumlar yaptı. Polat’ın dediğine göre Türkiye NATO’dan çıkacak.

Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümamiral Soner Polat, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun İncirlik üssünün kapatılabileceği açıklaması çok önemli olduğunu söyledi. Aynı zamanda Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Polat, "Çavuşoğlu’nun açıklaması önemli, çünkü Ankara’dan ilk kez İncirlik üssünü kapatılabileceği yönünde bir açıklama geliyor. ABD, Türkiye’ye F-35 vermeyi reddederse, böyle bir olasılık Türkiye gündeminde ciddi bir mesele haline gelir" ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE, BİR GÜN NATO’DAN ÇIKACAK’ : Polat’a göre, Ankara’nın giderek NATO’dan uzaklaştığı görülüyor. Zira Türkiye’nin ulusal çıkarları NATO ülkelerinin ulusal çıkarlarından çok farklı ve bir gün mutlaka NATO’dan ayrılacak. Olayların nasıl gelişeceği, ABD’nin ve Avrasya’daki güçlerin tutumuna bağlı.

ABD F35’LERİ VERMEYECEK Mİ?

Polat, ABD’nin Türkiye’ye F-35 uçaklarını satmayı neden istemediği sorusunu da yanıtladı.

-"Türkiye, programın başlamasından beri F-35’in üretim ortaklarından. Bu nedenle Türkiye’yi projenin dışında tutma isteği kesinlikle uluslararası hukuka aykırı. Uluslararası hukukun siyasi amaçlarına uymadığı zaman ABD için hiçbir önemi olmadığına daha önce de şahit olduk.

-"Türkiye’nin Suriye, Irak, Kıbrıs, Akdeniz’in doğusu ve Ege bölgesindeki politikasında ısrarcı olması, PKK ve onun bağıntıları ile olan mücadelesini sürdürmesi halinde ABD son ana kadar F-35 satmayı reddedecektir. Sevkiyatı müzakereler sürecinde araç olarak kullanacaklar" .

‘S-400 SATIN ALIMI DEV BİR ADIM’

Polat, Türkiye’nin Rus silahlarını satın almak istemesinin sebebinin de askeri uçak çeşitliliğini arttırmak ve tek bir kaynağa bağımlı kalmamak olduğunu vurguladı. Polat’a göre, Türkiye, Avrasya’ya yöneliyor ve bu yönelimi durdurmak neredeyse imkânsız:

‘S-400 satın alma işleminin bu anlamda dev bir adım olduğunu’ ve ‘Türkiye ile Rusya arasında savaş uçakları konusunda anlaşma olasılığını arttırdığını’ vurgulayan Polat "Bu iki ülke, bölgesel jeopolitik dengeyi kendi yararına çevirmeye çalışıyor. Ankara ve Moskova’nın yine de böyle bir işbirliğinde uzun bir yol alması gerekiyor. Zira ABD yanlıları iki ülkede de hâlâ güçlü" dedi.

‘RUS SU-57 F35’DEN DAHA İYİ

Polat, F-35 ve Su-57 arasında da şöyle bir kıyaslama sundu: "İki uçağı kıyaslayacak olursak, ikisinin de avantajları var. Ancak fiyat farkına bakarsak, ‘Su’ serisi uçaklar birçok açıdan daha iyi."

MUHALEFET KAZANIRSA TÜRKİYE BATIYA DÖNECEK

Türkiye’nin ABD’nin F-35 uçakları yerine Rus Su-57 uçaklarını alabileceği iddialarını değerlendiren Polat, şunları ifade etti: "Bu konu 24 Haziran’daki seçimlerle bağlantılı. Muhalefet bu seçimde zafer kazanırsa Batılı ülkelerin talepleri doğrultusunda hareket edecekler. Yani Batı ve NATO yapımı silahlar almaya devam edecekler. ABD’ye, NATO’ya, AB’ye ve daha güçlü başka Batılı kuruluşlara yönelecekler. Batının çıkarları doğrultusunda Rusya, Çin ve komşu ülkelerden uzaklaşacaklar. Bunu seçim öncesi konuşmalarında da açıkladılar."

Polat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kazanması halinde de Rusya ile yakınlaşma politikasının devam edeceğini vurguladı.