YOLSUZLUK DOSYASI : BU KADAR PARA NEREYE GİDİYOR ??? AKP’Lİ BELEDİYE ÇOCUKLARA İMAMLI DERS VERDİ 8 MİLYON HARCADI


BU KADAR PARA NEREYE GİDİYOR ??? AKP’Lİ BELEDİYE ÇOCUKLARA İMAMLI DERS VERDİ 8 MİLYON HARCADI

AKP’li Selçuklu Belediyesi’nin 2012 yılında başlattığı “Değerler Eğitimi Projesi” kapsamında harcanan para 8 milyon TL’ye ulaştı. Öğretmenler yerine imamların ders verdiği proje kapsamındaki etkinlikler için yalnızca 2019 yılında 1 3 milyon TL harcandı.

10 Mart 2020

Bu kadar para nereye gidiyor? AKP’li belediye çocuklara imamlı ders verdi 8 milyon harcadı

Konya Selçuklu Belediyesi’nin 2012 yılında “Öğrencileri ahlaki kararlar ve davranışlar sergilemelerine yardımcı olacak değerler ile donatmak” gerekçesiyle başlattığı ‘Değerler Eğitimi Projesi’ kapsamında bugüne kadar 8 2 milyon TL harcandı.

BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre pedagojik açıdan uygun olmayan görseller içeren kitapların öğrencilere dağıtıldığı proje için 2017 yılında 844 bin TL harcanırken 2018 ve 2019 yıllarındaki toplam harcama 3 4 milyon TL’ye ulaştı.

Selçuklu Değerler Eğitimi Projesi’nin (SEDEP) maliyeti 2012 yılından bugüne katlanarak arttı. Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde SEDEP Koordinatörlüğü oluşturulduğu burada görev alan okul müdürlerinin okullarına gitmeden maaş aldığı da öne sürüldü. İktidara yakınlığı ve provokatif haberleri ile bilinen Yeni Akit’teki yazılarında kadınları hedef alan Yavuz Bahadıroğlu da “Yazarlar Buluşması” adı altında öğrencilerle bir araya getirildi.

MANEVİ DEĞERLER

Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen SEDEP’in ilk kapsamlı etkinlik düzenlediği yıl 2014 oldu. 2014 yılında SEDEP kapsamında yapılan öykü resim ve kısam film yarışması ve yılsonu şenliği gibi etkinlikler için 419 bin TL harcandı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ayşe Türkmenoğlu AKP Konya Milletvekili olarak görev yaptığı dönemde projeyi “Kitap ve kırtasiye ihtiyaçları karşılanan öğrencilerin manevi değerlere olan ihtiyacı da SEDEP ile karşılanacak” sözleriyle savundu. Projenin organizasyon hizmeti için 2014 yılında harcanan 419 bin TL’nin yanı sıra 1 4 milyon TL de SEDEP kapsamında öğrencilere dağıtılan kitapların temini için tüketildi.

Selçuklu Belediyesi projenin 2015-2016 dönemindeki etkinliklerin organizasyonu için harcadığı para ise 447 bin TL olarak gerçekleşti. 2015 yılındaki teması “Saygı” olan proje doğrultusunda yapılan etkinliklerin tamamına yakını AKP propagandasına dönüştü. 2015-2016 eğitim öğretim yılının açılışı nedeniyle SEDEP kapsamında Oğuz Kağan İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinliğe AKP Konya Milletvekili Hüsniye Erdoğan’ın yanı sıra AKP Selçuklu Teşkilatı yöneticileri de katıldı.

Proje 2016 yılında önceki yılların iki katı üzerinde maliyetle gerçekleştirildi. SEDEP’in “Türkiye değerlerini tanıyor” sloganıyla 2016 yılında yaptığı organizasyonlar için belediyenin kasasından 950 bin TL çıktı. Yoğunlukla öğrenci ve öğretmen seminerlerinin gerçekleştirildiği SEDEP’in 2016 yılı etkinliklerinde yine AKP’li isimler hazır bulundu.

MALİYET KATLANDI

SEDEP etkinliklerinin organizasyon hizmeti alım işinin maliyeti 2018 yılında 2 1 milyon TL’ye fırladı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında düzenlediği Ramazan etkinliğinde kullandığı “Tecavüz etmeyi anasının yanında kendi evinde izleyen çocuğa ‘Özgecan’a niye dokundun?’ diye soramazsın” sözleriyle kamuoyunun gündemine gelen Nurten Ceceli de SEDEP’in 2018 yılı etkinliklerinden birinde konuşmacı olarak yer aldı.

İKİ YILDA 3 4 MİLYON TL

Selçuklu Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’nün mali hesaplarına göre projenin 2019 yılındaki maliyeti ise 1 3 milyon TL ile ifade edildi. Böylelikle “Öğrencileri ahlaki değerler kazandırmak” amacıyla başlatılan SEDEP için yalnızca 2018 ve 2019 yıllarında harcanan para 3 4 milyon TL oldu.

LİNK : https://www.gercekgundem.com/egitim/163827/bu-kadar-para-nereye-gidiyor-akpli-belediye-cocuklara-imamli-ders-verdi-8-milyon-harcadi

SİYASİ SUİKASTLER DOSYASI /// BARIŞ PEHLİVAN /// Derin cinayetin üstü kapatılıyor mu : Öldürülen AKP’li yöneticinin telefonu adliyede silindi


BARIŞ PEHLİVAN /// Derin cinayetin üstü kapatılıyor mu : Öldürülen AKP’li yöneticinin telefonu adliyede silindi

Sizi öldürenlerle ölümünüzü araştıranlar arasında bir bağ kurulursa, faili meçhul nedir?

Diyelim ki; öldürüldünüz…

Ardınızda bıraktığınız seveniniz varsa, onlar her gün nasıl ölür?

Sizi öldürenlerle ölümünüzü araştıranlar arasında bir bağ kurulursa, faili meçhul nedir?

Canınıza sahip çıkamayan devlet nasıl can çekişir?

Hazırsanız, yeni yılın ilk günlerinde canınızı sıkacağım.

(Öldürülen Ahmet Kurtuluş, aralarında istihbaratçıların, askerlerin ve yargı mensuplarının da olduğu bir karede…)

ASLINDA NE ÖLDÜRÜLDÜ

30 Mayıs 2019 akşam saatleri…

İzmir’de bir suikast gerçekleşti.

Anadolu Ajansı’nın cinayet haberinde “iş adamı” diye tanıttığı, eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı olduğunu gizlediği Ahmet Kurtuluş’tu öldürülen.

Ahmet Kurtuluş, aynı soyada sahip olduğu Serkan Kurtuluş’un liderliğindeki suç örgütüne yardım etmekle suçlanıyordu.

İddia o ki; gözaltına alınacak FETÖ şüphelilerinin listesini Serkan Kurtuluş’a sızdırmakta aracıydı. Çete, dönemin İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen’den alındığı belirtilen bu listedeki Fethullahçılara, cezaevi öncesi bir çıkış kapısı sağlıyordu.

Kimi Fethullahçılar da, polis süsü verilerek çete tarafından kaçırılıyor, kamera karşısında çıplak tutuluyor, dövülüyor, para vermek zorunda bırakılıyordu.

İçinde siyasetçinin, istihbaratçının, savcının ve mafyanın olduğu bir organizasyondu. FETÖ Borsası işletiliyordu. Özetle, Susurluk gibiydi.

69 sanıklı bir dava açıldı açılmasına ama, örgüt lideri Serkan Kurtuluş Gürcistan’a kaçtı. Batum’da tutuklanması da, şüpheli bir şekilde serbest bırakılması da aniden oldu.

Çeteye “para kopartılacak” FETÖ’cülerin ismini sızdırmakla suçlanan İstihbaratçı Kudret Dikmen tutuksuzdu, Emniyet’te pasif görevde tutuluyordu.

Ahmet Kurtuluş ise ev hapsindeydi. Duyuldu ki; etkin pişmanlıktan yararlanmış, itirafçı olmuş ve FETÖ Borsası’na dair bildiklerinin çok az bir kısmını anlatmıştı. Gelin görün ki, o “çok az” anlattıkları bile taşları yerinden oynatmaya yetti. 26 Ekim 2018’de anlattıklarının sadece firari Serkan Kurtuluş’a değil, siyasilere ve bazı yargı mensuplarına da uzandığı öne sürülüyordu.

Tek konuşandı İzmir’deki FETÖ Borsası’nda…

Verdiği ifadeler, vereceklerinin teminatıydı.

Ve bir gün…

Tesadüf müdür:

Tıpkı, hakkındaki iddianamede suçlandığı yöntemle…

Kendisine “polis süsü” veren birileri tarafından, evinde, 5 yaşındaki oğlunun gözlerinin önünde öldürüldü.

Kimdi öldüren?

Tetikçi Yener Toğa hemen “Serkan Kurtuluş” adını verdi. Neydi bu acele? Zaten firarda olan Serkan Kurtuluş ismi, topu taca atmak değil miydi? Velev ki, tetikçi Serkan Kurtuluş’tan emir aldı… Kurtuluş’a emir verenler de var mıydı?

Zira; asıl soru şuydu:

Ahmet Kurtuluş’un anlattıkları mı cezalandırıldı, daha anlatacakları mı engellendi? Belki de hiç yanıt bulamayacak bir soruydu bu.

KAYIP GÖRÜŞMELER

Ve işte…

Bu çok şüpheli cinayetin soruşturmasında karanlık bir gelişme yaşandı.

Olması gerektiği gibi; soruşturmayı yürüten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, hem öldürülen Ahmet Kurtuluş’un hem de cinayet şüphelilerinin telefonlarının kopyalarını bilirkişiye verdi. Adli bilirkişi, cinayetten 5 buçuk ay sonra, 12 Kasım tarihinde raporunu tamamladı.

Gelin görün ki…

Bilirkişi, öldürülen Kurtuluş’un 3 adet cep telefonunu ve 2 adet sim kartını inceleyip şunu yazdı:

“Telefon içerisinde kurulan iletişimi içerir arama, aranma ve mesaj kayıtları ya da ses kaydını içerir herhangi bir bilgi ya da bulgunun bulunmadığı tespit edilmiştir.”

Yani, özetle deniyordu ki:

“Ahmet Kurtuluş’un öldürülmeden önce kiminle neler konuştuğu ve neler yazıştığı telefonunda yok!”

Bu doğru olamazdı.

Bu kadar kritik bir ismin telefonu da toprağın altına gömülmek isteniyordu.

Kaldı ki…

Bilirkişinin bulamadıkları başkalarının telefonunda vardı.

Ahmet Kurtulmuş 2 ayrı hattında, hem WhatsApp hem de Signal iletişim programlarını kullanıyordu.

Bakın…

Cinayetin işlendiği saatlerde, kızı babasına WhatsApp’tan ne yazmıştı:

Bakın…

Cinayetin işlendiği gün ve öncesinde, eşi Ahmet Kurtuluş’la telefonda ne kadar süre görüşmüştü:

Bakın…

Ahmet Kurtuluş ile avukatları WhatsApp’tan ve Signal programı üzerinden nasıl iletişim halindeydi:

Evet…

Bilirkişi raporunda incelenen telefon ve sim kartlarda olması gereken ama, “bulunamayan” iletişim kayıtlarının bir bölümü yukarıdakilerdi.

KİM NEDEN SİLDİ

O halde…

Şu korkunç şüphe çırılçıplak duruyordu:

Ya yeminli bilirkişi yeminine sadık değildi…

Ya öldürülen Ahmet Kurtuluş’un cep telefonu İzmir Adliyesi’nde saklı tutulduğu sırada, birileri telefondaki iletişim kayıtlarını sildi.

Ya da her iki skandal da birlikte yaşandı.

Farzedelim ki; birileri WhatsApp’ı, Signal’i ve telefonların iletişim geçmişini adli emanetteyken sildi…

Peki…

Öldüren Yener Toğa’nın telefonu için “WhatsApp programının silindiği ancak, sistem dosyalarının kalıntılarının mevcut olduğu tespit edilmiştir” diyen bilirkişi, aynı kalıntıları neden öldürülen Kurtuluş’un telefonunda bulamadı?

O zaman sır şuydu: Ahmet Kurtuluş öldürülmeden önce kimlerle görüştü ve telefonundan silinen yazışmalarda neler vardı?

“ÇOK FAİLLİ KONSORSİYUM”

Bakın…

Şu an cezaevlerinde, yıllar yıllar önce telefon kayıtlarını değiştirip kumpaslar kuran Fethullahçı polisler ve savcılar var.

Gelin görün ki…

Çok ağır bedeller ödediğimiz bu örgütle mücadele sadece onların şahsi isimleriyle değil, yarattıkları ve miras bıraktıkları hukuksuzlukla olmalıydı.

Ama kaç kez yazdık ki; maalesef değişen sadece aktörlerdi.

Şu şüpheye bakar mısınız:

“FETÖ’nün Kandil’i” denilen İzmir’de, FETÖ ile mücadelenin Kabe’si olması gereken adliyede, FETÖ ile mücadeleyi ranta dönüştüren ağın öldürülen isminin telefonu, FETÖ yöntemleriyle silindi.

Sahi…

Cinayeti işleyen tetikçinin “emri ondan aldım” dediği Serkan Kurtuluş’un 3 hafta önce sosyal medyadan attığı “Bazı suikastlar çok failli bir konsorsiyum işidir! Tıpkı Ahmet Kurtuluş cinayeti gibi” mesajı ne anlama geliyordu?

Barış Pehlivan

Odatv.com

USULSÜZLÜK DOSYASI : AKP’NİN 17 YILDA SATTIKLARINI CİMER LİSTELEDİ !!!


AKP’NİN 17 YILDA SATTIKLARINI CİMER LİSTELEDİ !!!

22 Aralık 2019 Pazar

T. C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın “Özelleştirme Listesi” bilgi talebini yanıtladı. AKP iktidarı boyunca 17 yılda özelleştirilen kamuya ait yüzlerce tesisin listede yer aldığı görüldü.

Sözcü Gazetesi’nden Ali Ekber Ertük’ün haberine göre; Cumhuriyet’in birikimlerinin satışından elde edilen gelirler de TL ve dolar bazında tek tek açıklandı. CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın bilgi talebini yanıtlayan CİMER şu bilgiyi verdi: “2002-2019 döneminde gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında 11 liman 98 elektrik santrali 50 tesis ve işletme 11 otel 3 bin 917 taşınmaz ve araç muayene hizmetleri ile maden ruhsatları makine-teçhizat demirbaşlar isim hakları hizmet araçları ve markalar varlık satışı işletme ya da imtiyaz hakkı devri yoluyla özelleştirilmiştir. ” Yüzde 50’nin üzerinde kamu payı özelleştirilen 60 kuruluş ile 159 ayrı işletmede çalışan 117 bin 380 personelden 44 bin 555’i başka kuruluşlara geçti. Buralarda çalışan 72 bin 825 kişiden 9 bin 295’i ise işten çıkarıldı. 63 bin 530 kişi de özelleştirilen yerlerde kaldı. CHP’li Kasap “17 yılda Cumhuriyet’in birikimi yerli ve milli ne kadar kamu kuruluşu varsa elden çıkardı. Ülkenin geleceği ipotek edildi” dedi.

İşte özelleştirilen tesis ve işletmelerden bazıları:

Enerji Santralleri Şeker fabrikaları: Tekel binaları: HES’ler:
1 Ataköy Hidroelektrik Santrali 20 Kırşehir Şeker Fabrikası 30 Adana Sigara Fabrikası Bayburt 63 Kuzuculu
2 Beyköy Hidroelektrik Santrali 21 Turhal Şeker Fabrikası 31 Ballıca Sigara Fabrikası Çemişgezek 64 Turunçova- Finike
3 Çıldır Hidroelektrik Santrali 22 Çorum Şeker Fabrikası 32 Bitlis Sigara Fabrikası Girlevik 65 Besni
4 Denizli Jeotermal Santrali 23 Elbistan Şeker Fabrikası 33 İstanbul Sigara Fabrikası Bünyan 66 Derme
5 İkizdere Hidroelektrik Santrali 24 Muş Şeker Fabrikası 34 Malatya Sigara Fabrikası Çamardı 67 Erkenek
6 Kuzgun Hidroelektrik Santrali 25 Erzincan Şeker Fabrikası 35 Tokat Sigara Fabrikası Pınarbaşı 68 Kernek
7 Mercan Hidroelektrik Santrali 26 Erzurum Şeker Fabrikası 36 Yavşan Tuzlası Sızır 69 Kayadibi
8 Tercan Hidroelektrik Santrali 27 Afyon Şeker Fabrikası 37 Ayvalık Tuzlası İznik-Dereköy 70 Kovada
9 Engil Gaz Türbinleri Santrali 28 Bor Şeker Fabrikası 38 Çamaltı Tuzlası İnegöl-Cerrah 71 Hasanlar
10 Seyitömer Termik Santrali 29 Alpullu Şeker Fabrikası 39 Çankırı Kaya Tuzlası Suuçtu Çağ 72 Ladik-Büyükkızoğlu
11 Kangal Termik Santrali 40 Tuzluca Tuzlası Otluca 73 Durucasu
12 Yatağan Termik Santrali 41 Sekili Tuzlası Uludere 74 Arpaçay-Telek
13 Murgul Hidroelektrik Santrali 42 Kağızman Tuzlası Adilcevaz 75 Kiti
14 Çatalağzı Termik Santrali 43 Kaldırım Tuzlası Ahlat 76 Göksu
15 Kemerköy Termik Santrali 44 Kayacık Tuzlası Malazgirt 77 Berdan
16 Yeniköy Termik Santrali Varto-Sönmez 78 Kısık
17 Orhaneli Termik Santrali Değirmendere 79 Bozkır
18 Tunçbilek Termik Santrali Karaçay 80 Ermenek
19 Soma Termik Santrali
HES’ler:
81 Koçköprü 102 Adıgüzel Fabrika ve Tesisler Madenler
82 Engil 103 Kemer Sümer Holding: Seyitömer Linyitleri İşletmesi
83 Erciş 104 Almus Mazıdağı Fosfat Tesisleri Güney Ege Linyitleri İşletmesi
84 Hoşap 105 Köklüce Adıyaman İşletmesi Murgul Bakır İşletmesi
85 Haraklı-Hendek 106 Yenice Malatya İşletmesi Samsun Bakır İşletmesi
86 Pazarköy-Akyazı 107 Suçatı TÜMOSAN İşletmesi Yeniköy Linyitleri İşletmesi
87 Bozüyük 108 Değirmendere Bakırköy Konfeksiyon San. İşl. Bursa Linyitleri İşletmesi
88 Kayaköy 109 Karaçay Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi
89 Esendal 110 Kuzuculu Diyarbakır İşletmesi
90 Işıklar 111 Anamur Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi
91 Dere 112 Silifke Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi
92 İvriz 113 Bozyazı
93 Fethiye 114 Mut-Derinçay Limanlar: Fabrika, Tesis ve Kamu Şirketleri
94 Manavgat 115 Zeyne Mersin Limanı Sakarya Traktör Sanayi
95 Doğankent 116 Menzelet İskenderun Limanı Ereğli Demir ve Çelik
96 Kürtün 117 Kılavuzlu Samsun Limanı Eti Alüminyum
97 Torul 118 Manyas Bandırma Limanı Eti Bakır
98 Gönen 119 Sütçüler Derince Limanı Eti Elektrometalurji
99 Karacaören 120 Tohma Salıpazarı Limanı (Galataport) Eti Gümüş
100 Kadıncık 121 Dinar Tekirdağ Limanı Eti KromGübre Fabrikaları
101 Şanlıurfa 122 Çine Çeşme Limanı PETKİM
Kuşadası Limanı HAVELSAN
Dikili Limanı THY
Trabzon Limanı TELEKOM
TÜPRAŞ

USULSÜZLÜK DOSYASI /// İYİ PARTİ’li Bahşi : ”İşe Girmek İçin Önce Akp’li Sonra Bir Tarikat Üyesi Olmak Gerek ‘


İYİ PARTİ’li Bahşi : ” İşe Girmek İçin Önce Akp’li Sonra Bir Tarikat Üyesi Olmak Gerek ”

Meclis Genel Kurulu’nda memur alımına AKP tarafından getirilen mülakat sistemine ilişkin eleştirilerini dile getiren İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, "Bir işe gireceksen önce Ak Partili olacaksın, sonra ayrıca olmazsa olmaz olarak 2014 yılına kadar FETÖ’cü, 2014’ten sonra Menzil ya da bir başka cemaate mensup olacaksın" dedi.

Memuriyete alında yapılan mülakat sınavını Meclis gündemine taşıyan İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, "İnsan kayırmacılığının zirve yaptığı yeni Türkiye’de, liyakat sistemini yeniden tesis edebilmek için, memur alımları ve görevde yükselme uygulamaları, muhakkak “merkezi sınav + merkezi yerleştirme” esasına göre yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.

"Bir işe gireceksen önce Ak Partili olacaksın, sonra ayrıca olmazsa olmaz olarak 2014 yılına kadar FETÖ’cü 2014’ten sonra Menzil ya da bir başka cemaate mensup olacaksın" ifadelerini kullanan Bahşi’nin açıklamaları şöyle:

"Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve adalet bir ülkenin olmazsa olmazıdır.

Hazreti Ali kendisine sorulan bir soru üzerine; Devletin dini adalettir, adaleti olmayan devlet dinsizdir diye cevap vermiştir.

Nisa suresinin 58. Ayeti ise; “Kesinlikle Allah size; (devlet yönetimi ve milletin idaresiyle ilgili), emanetleri mutlaka ehil ve emin kimselere vermenizi ve (karar verirken veya tercih yaparken) insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adalet ve hakkaniyetle hükmetmenizi emretmektedir.” şeklindedir.

Adaletin anlamı ise; hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme; doğruluktur.

Adalet olmayan yerde ne ahlak olur ne huzur ne de mutluluk.

Peki, Hak ve Adalet nasıl sağlanır?

Tabii ki ehliyet ve liyakatle.

Ancak günümüzde ehliyet ve liyakat tamamen ortadan kaldırılmış yerine ise sadece ve sadece sadakat geçerli akçe haline gelmiştir."

"BİR İŞE GİRECEKSEN…"

"Siyaset, cemaat veya tarikata bağlılık bir göreve gelmede adeta ön şart haline gelmiştir.

İşe alım sürecinde başvuranların teknik yeterliliği, kişiliği, zekâsı yani işe ehliyeti ve liyakati olup olmadığına bakılmaksızın sadece ve sadece mensup olduğu parti, tarikat veya cemaate bakılmaktadır.

Bir işe gireceksen önce Ak Partili olacaksın, sonra ayrıca olmazsa olmaz olarak 2014 yılına kadar FETÖ’cü 2014’ten sonra Menzil ya da bir başka cemaate mensup olacaksın.

Bunun dışında bir mensubiyetin varsa veya bir mensubiyetin yoksa işe giremiyorsun.

Anayasası’nın “Kamu hizmetlerine girme hakkı” başlıklı 70. maddesinde: “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” denilmektedir.

Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırma zorunluluğunu dile getirmiştir.

Gördüğünüz gibi, memuriyet alımlarında ve görevde yükselmelerde ehliyet ve liyakatin esas alınması gerektiği kanunlarda açıkça belirtilmektedir.

Buna rağmen bizde torpil almış başını gitmiştir.

Anayasa, torpil yapamazsınız demesine rağmen, siyasetçilerin ve yüksek bürokratların, Anayasayı hiçe sayıp torpili Türkiye’de rutin uygulamaya sokmaları, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu gerçeğiyle ne kadar bağdaştırılabilir…

İnsan kayırmacılığının zirve yaptığı yeni Türkiye’de, liyakat sistemini yeniden tesis edebilmek için, memur alımları ve görevde yükselme uygulamaları, muhakkak “merkezi sınav + merkezi yerleştirme” esasına göre yapılmalıdır.

Adına mülakat veya sözlü denilen sınavlar mutlaka kaldırılmalıdır."