AK PARTİ DOSYASI /// AKP’li müdür yardımcısı : “Vallahi İstanbul ‘a zerre üzülmedim”


ÖZEL BÜRO NOTU : DİYORLAR Kİ AK PARTİ GİDEREK ZAYIFLIYOR. E DOĞRU TABİ. AK PARTİ’DE BÖYLE MÜDÜRLER OLDUKÇA DÜŞMANA İHTİYAÇ YOK. ÇÜNKÜ ANCAK BİR DÜŞMAN BÖYLE BİR ZARAR VEREBİLİR AK PARTİYE. BÖYLE AMİGO PARTİZAN TARAFTARI OLDUKÇA AK PARTİ HALKIN NEZDİNDE OY MOY ALAMAZ. KADINCAĞIZIN İSTANBUL YIKILSA UMURUNDA DEĞİL. NEDEN ? ÇÜNKÜ İSTANBUL BELEDİYESİ CHP’YE GEÇTİ. BU MANTIKTAKİ İNSANLAR EN BÜYÜK ZARARI VERİYOR TAYYİP BEYE. BİZ REİSİN YERİNDE OLSAK KADRO TEMİZLİĞİNE BU TÜR AMİGOLARDAN BAŞLARDIK. DOST ACI SÖYLER. KİMSE ALINMASIN !!!

AKP’li müdür yardımcısı : "Vallahi İstanbul’a zerre üzülmedim"

17.08.2019 15:46

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpli-mudur-yardimcisi-vallahi-istanbula-zerre-uzulmedim-245756h.htm

İstanbul’daki şiddetli yağış ardından bazı vatandaşların mağdur olmasıyla ilgili Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan müdür yardımcısı Meral Çevik’ten sosyal medyada skandal bir paylaşım geldi. İstanbul’da sabah saatlerinde başlayan şiddetli yağış kenti teslim aldı. Bazı ev ve iş yerlerini su basarken, bir vatandaş hayatını kaybetti. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcısı Meral Çevik, İstanbul’daki yağışla ilgili Twitter’dan yaptığı paylaşım tepki topladı. "Vallahi İstanbul’a zerre üzülmedim" diyen Çevik, "Her şey çok güzel olacak dediler ve layık oldukları manzarayla karşılaştılar. Kendi düşen ağlamaz" ifadelerini kullandı. Paylaşımının ardından gelen tepkilere daha fazla dayanamayan Çevik, çareyi hesabını gizlemekte buldu.

YOLSUZLUK DOSYASI /// Yurttaşlar iş bulamıyor, AKP’liler çift maaşlı : Kavakçı’ya vekil maaşı yetmedi.


Yurttaşlar iş bulamıyor, AKP’liler çift maaşlı : Kavakçı’ya vekil maaşı yetmedi…

AKP’nin kamu kurumlarını aile şirketi gibiyönetmesine yönelik tepkiler devam ederken, her gün bir başka skandal da ortaya çıkıyor. Özellikle belediyelerde eş, dost- akraba istihdamının geldiği nokta “Yok artık” dedirtiyor. Son olarak, AKP İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın milletvekili seçilmesinden sonra da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Metro İstanbul AŞ. personel listesindeki kadrosuna devam etmesi “çift maaş” kuşkularına yol açtı.

Metro AŞ’nin Tasarım Hizmetleri Müdürlüğü’nde 2669 sicil numarasıyla tasarım mühendisi olarak personel listesinde görünen Kavakçı’nın kıdem durumu, maaşı ve IBAN numarasının yazılı olması, Kavakçı’nın milletvekili maaşının yanısıra belediye iştirakinden de maaş aldığı iddialarını doğurdu.

AYRILIŞ TARİHİ YER ALMIYOR

Cumhuriyet’ten Miyase İlknur’un haberine göre, personel listesinde kök ücreti 3 bin 340 lira olan Kavakçı’nın bin 169 lira görev tazminatı, 120 lira kıdem ücreti ve 167 lira da eğitim tazminatı aldığı yazılı. Toplamda aldığı maaş tutarı 4 bin 796 lira olan Kavakçı’nın işten ayrılış tarihi halen boş olduğuna ve IBAN numarası halen kayıtlarda olduğuna göre diğer personelle birlikte maaşının da otomatik olarak yatması gerekiyor.

SAP adı verilen personel listesinde de adı görülen Kavakçı’nın Metro AŞ sitesinde de resimli kimlik kaydı halen yer alıyor. Personel listesinde ayrılan personelin işten hangi tarihte ve hangi nedenle ayrıldığı tek tek yazılırken Kavakçı’nın ayrılış tarihi ise boş bulunuyor.

KAVAKÇI AİLESİ ÜST DÜZEY KADROLARI KAPATMIŞ DURUMDA

Kavakçı ailesinden birçok kişi halen bürokraside ve siyasette üst düzey kadrolarda görev yapıyor. Eski milletvekili Merve Kavakçı, büyükelçi olarak atanırken Ravza Kavakçı Kan halen AKP İstanbul Milletvekili. Mariam ve Gülhan Kavakçı Cumhurbaşkanı Danışmanlığı görevini sürdürürken, Erva Kavakçı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nde Proje direktörü olarak çalışıyor.

Sözcü Gazetesi yazarı Necati Doğru’nun bir yazısında liste halinde verdiği Kavakçı ailesinin devletteki görevleri bununla da sınırla kalmıyor. Ravza Kavakçı’nın eşi Osman Kan, Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü, Elif Kavakçı ise Emine Erdoğan’ın moda tasarımcılığını yapıyor.

USULSÜZLÜK DOSYASI : AKP’li belediye başkanının yeğeni ve özel kalemi üçer maaş alıyor !!!!


AKP’li belediye başkanının yeğeni ve özel kalemi üçer maaş alıyor !!!!

Erzurum Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Sekmen’in yeğeni ile özel kalem müdürünün üçer maaş aldıkları ortaya çıktı. Sekmen’in yeğeni İbrahim Sekmen,daire başkanlığı görevinin yanı sıra belediyenin şirketlerinden birinde başkanvekili olarak da görev yapıyor 31 Temmuz 2019 Çarşamba 15:23 AKP’li belediye başkanının yeğeni ve özel kalemi üçer maaş alıyor! 31 Mart yerel seçimleri ardından ortaya çıkan belediyelerdeki akraba atamalarına bir yenisi Erzurum’dan eklendi. AKP’li Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in yeğeni ile özel kalem müdürü, üçer maaş aldıkları görevleriyle tartışmaya yeni bir boyut kattı. Ayrıca Başkan’ın kardeşinin kayınbiraderi de belediye kadrosunda.

DAİRE BAŞKANI, YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE GENEL MÜDÜR

Birgün gazetesinin haberine göre, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in yeğeni olan İbrahim Sekmen, belediyenin Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanı olarak görev yapıyor. Belediyenin iştiraki olan Palandöken Yatırım A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanvekili olan İbrahim Sekmen, aynı zamanda bu şirketin Genel Müdürü.

ÖZEL KALEM’E DE ÜÇ MAAŞ

Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in Özel Kalem Müdürü Hasan Şahin de belediyeden üç maaş birden alan isimlerden. Şahin, Özel Kalem Müdürü olmanın dışında aynı zamanda Genel Sekreter Yardımcılığı kadrosunda bulunuyor. Belediyenin iştiraki olan ÇETAŞ’ın yönetim kurulu başkanı da yine Özel Kalem Müdürü Hasan Şahin. KARDEŞİN KAYINBİRADERİNE MÜDÜRLÜK Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ndeki torpilli kadrolar bunlarla sınırlı değil. Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in kardeşinin kayın biraderi Mehmet Bektaş da belediyede Protokol Müdürü olarak yüksek mevkide görev yapıyor. Üstelik Bektaş’ın bu göreve atanması için usulsüz bir yöntem kullanıldı ve konu Sayıştay raporlarına yansıdı. Mayıs 2014’te özel kalem müdürlüğü kadrosuna açıktan atanan Bektaş, yasadaki “25 yaşını doldurmamış olma” hükmü hiçe sayılarak 45 yaşını doldurmuş olduğu halde zabıta yapıldı. Bektaş, bu görevi ise hiç yapmadan Protokol Müdürlüğü’ne terfi ettirildi. ‘BİR TANE AKRABAM YOK’ 2017 yılının ekim ayında yerel kanal Kardelen Tv’de yayına katılan Sekmen, akrabalarını belediyede işe aldığına dair hakkında o dönem çıkan haberlere karşı, “Belediyede şirketlerde bir akrabam yok” açıklaması yapmıştı.

Gerçek Muhabir, Gerçek Gazetecilik

LİNK . https://www.gercekmuhabir.com/turkiye/akpli-belediye-baskaninin-yegeni-ve-ozel-kalemi-ucer-maas-aliyor-h83595.html?fbclid=IwAR3vVQNZtXm9ZbQ9kEI5ilXC0ind_zz9qNzgiHaNGbh6a4Uy0UtyuTs1IDA

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// OSMAN BAŞIBÜYÜK : S-400 Krizinde Kim Kazandı ???


OSMAN BAŞIBÜYÜK : S-400 Krizinde Kim Kazandı ???

KAYNAK : https://sunsavunma.net/s-400-krizinde-kim-kazandi/

3 Temmuz 2019

Osman Başıbüyük, Sun Savunma Net, 03 Temmuz 2019

Türk Subayındaki Değişim

1993 yılında Çekiç Güç kapsamında görev yapan Amerikan helikopter ve nakliye uçaklarında biz genç subayların nöbetçi olarak uçmasına karar verilmişti. Amaç, ABD’nin, Kuzey Irak’ta PKK’ya yardım yapmasını önlemekti.

O dönemden itibaren Türk subayının kafasındaki ABD algısı değişmeye başladı. Bu değişim en üst seviyede ilk defa kendisini 2002 yılında gösterdi. Dönemin Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç, Harp Akademileri Komutanlığı’nın düzenlediği uluslararası bir toplantıda; “Türkiye’nin, Rusya ve İran’ı da içine alacak şekilde bir arayışın içinde olmasında fayda buluyorum” demişti.

ABD’ye başlayan bu güvensizlik, Türk subayının aklına “kendi silahımızı kendimiz yapmamız gerekiyor” fikrini soktu. 1993 yılından itibaren komuta kademesi, her geçen gün artan oranda bu yönde bir çabanın içerisine girdi. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bağımsız bir dış politika izlemesi için bu şarttı.

Zaman içerisinde bu düşünceye sahip komutan ve subaylar Avrasyacı olarak fişlenmeye başladı ve bir süre sonra kumpas davalarla tasfiye edildi. Yerlerine Amerikancı fetöcüler getirildi. Onlar da başarısız bir darbe girişimiyle tasfiye oldular. Yaşanan bu süreçte, Soğuk Savaş döneminden itibaren Batı istihbaratı tarafından palazlandırılarak kullanılan ve nihayetinde iktidara getirilen Siyasal İslamcılar da gerçekleri görmeye başladı.

S-400 Krizi ile Yeni Bir Kırılmanın Eşiğindeyiz

Türkiye’nin, Rusya Federasyonu’ndan S-400 hava savunma füzelerini almakta ısrar etmesiyle çok daha büyük bir kırılmanın eşiğine geldik. S-400, Türkiye’nin ABD’den kopuşuna sebep olabilir. Konuyu biraz açalım.

Foto: AFP

1990’larda PKK’yı destekleyen ABD, bugün Suriye’de müttefik olarak tercih ettiği PYD/YPG’yi ağır silahlarla donatıp, koruma altına aldı. Türkiye’ye yönelik diğer bir önemli tehdit Doğu Akdeniz’den kaynaklanıyor. Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda ABD, Türkiye’nin rakiplerine tam destek veriyor. Geçtiğimiz günlerde ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye karşıtı EastMed Yasası’nı kabul etti. Yasa; ABD’nin Doğu Akdeniz’de etkinliğini arttırarak Yunanistan, İsrail ve Rum Yönetimiyle ortaklığını ilerletmesini öngörüyor.

Bütün bu süreçte yaşananlar yavaş yavaş Türkiye’nin tehdit algılamasını değiştirmeye başladı. Ankara, açıktan dillendirmese de tehdidin Doğu’dan değil de Batı’dan kaynaklandığını görüyor. Bazı kimseler, Türkiye’nin Rusya, İran ve Çin’e yaklaştığı için ABD tarafından sıkıştırıldığını düşünebilir. Bu düşünce temelsizdir. Görüleceği üzere Ankara, kendi isteğiyle değil, Bürüksel ve Washington tarafından itildiği ve tehdit edildiği için mecburen Doğu’ya kaymıştır. 1993 yılından günümüze kadar değişik hükümetler iktidara gelmiş olmasına rağmen bu gidişat değişmemiştir. 28 Şubat 1997 Muhtırası ve 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’nün yaptığı darbe girişimi de bu gidişatı değiştirmeye yetmemiştir. Bu çıkarımdan hareketle, önümüzdeki dönemde AKP’nin politika değiştirmeyeceği veya AKP iktidardan indirilip yerine bir başkası getirilse dahi Batı’nın politikaları değişmediği müddetçe Türkiye’nin bu yöneliminin değişmeyeceği söylenebilir.

Türkiye’yi Ekonomik Yaptırımlarla Hedef Almak ABD’nin İşine Gelmez

S-400 meselesine geri dönelim. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, mevkidaşı Hulusi Akar’a gönderdiği mektupla; Türkiye’nin, 31 Temmuz’a kadar S-400 alımını sonlandırmaması durumunda F-35 programının tamamen iptal edileceğini, ayrıca ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye yaptırım uygulanabileceğini belirtti. Yani bir anlamda Washington, Ankara’ya ültimatom verdi. Böylece Türkiye’de siyaset ve ekonomi 31 Temmuz’a endeksli hale geldi. Bu tarih merakla beklenirken 29 Haziran’da G-20 Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Erdoğan-Trump görüşmesi bir rahatlama yarattı. Trump’ın, yaşanan kriz konusunda Obama yönetimini suçlayarak Türkiye’ye hak vermesi ekonomik yaptırımlar konusunu rafa kaldırmış görünüyor. Zaten ABD’nin bu yönde davranması kendi çıkarlarına uygun olmazdı. Yaptırım ve ambargo konusunda iki önemli unsuru dikkatinize sunarak konuyu biraz açalım:

1) Yaptırım veya ambargo, belli sürede başarı sağlayamazsa hedef ülkeye bağışıklık kazandırır.

2) Hedef alınan ülke sayısı arttıkça, yaptırım ve ambargo onları birbirine yanaştırarak yeni ittifaklar doğmasına yol açar.

Ambargo, hedef ülke halkının, yaşam şartlarını zorlaştırarak, mevcut yönetime isyan etmesini sağlamak ve böylece istenmeyen hükümeti devirip yerine yandaş bir hükümet getirmek maksadıyla kullanılan bir araçtır. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi uzun sürede sonuç alınamaması durumunda, İran ve Rusya Federasyonu örneklerinde olduğu gibi bağışıklık yaratır. Hedef ülkeleri, Batı ekonomik sisteminden bağımsız yaşama yöntemleri bulmaya zorlar. ABD, Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulayarak Ankara’yı Moskova- Pekin-Tahran eksenine yanaşmaya zorlamak istemez. Türkiye, zorlanırsa Avrasya ittifakına balıklama dalacaktır. Batı, ticaret savaşlarının kızıştığı bu dönemde, Türkiye gibi bir pazarı karşı tarafa kaptırmak istemeyeceğinden ekonomik içerikli yaptırımlar beklenmemelidir.

Uzmanlara göre ekonomik yaptırım tehditleri savurmayı alışkanlık haline getiren ABD Başkanı Donald Trump. Foto: Carlos Barria/Reuters

Erdoğan Bağımsız Bir Türkiye mi İstiyor Yoksa Trump’a Teslim mi Oldu?

Türkiye’ye yönelik ciddi ekonomik yaptırımların uygulanamayacak olması, bizi boş bırakacakları anlamına gelmez. Trump ile Erdoğan’ın kapalı kapılar arkasında ne konuştuğunu bilmiyoruz, birçok senaryo yazılabilir. Biz iki tanesini ele alalım:

1) Trump’ın iş dünyasından geldiğini ve iyi pazarlık yaptığını biliyoruz; daha önce Suudi Arabistan’a 110 milyar dolar değerinde silah satmıştı. G-20 zirvesi vesilesiyle Osaka’da yapılan heyetler arası görüşmenin basına fotoğraf verilen bölümünde Trump, Türk heyetine dönerek; “ne güzel insanlar bunlar, onlarla ilişki kurmak ne kadar kolay” dedi. Tabi bu ifade tercümanın çevirisi. Trump’ın kullandığı “deal with” kelimesinin alışveriş, ticaret yapmak anlamı da var. Hal böyle olunca acaba Trump bize neler sattı diye düşünmemek elde değil. Bu ihtimalde Trump, Rusya’dan S-400 alınmasına ses çıkarmama karşılığında, Türkiye’nin 116 adet F-35A uçağının yanı sıra Deniz Kuvvetleri’nin istediği 32 adet F-35B uçağının da satın alınma taahhüdünü elde etmiş olabilir. Belki de başka silah sistemleri de satmıştır, bilemiyoruz.

Eğer Türkiye, 148 adet F-35 uçağı alırsa, bu miktardaki uçağın alım ve idame masrafları milli silah projelerini ve milli silah sanayini bitirecektir. Daha da önemlisi Türkiye, önümüzdeki en az 30 yıl daha ABD’ye bağımlı kalacak ve bağımsız dış politika izleme yeteneğini kaybedecektir. Türkiye’nin Avrasya açılımı son bulacak, yeniden ABD’nin uydusu konumuna geri dönmüş olacaktır. Bu senaryonun gerçekleşmesi, 1993 yılından itibaren başlayan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki kendi silahını yapma düşüncesinde olan subay neslinin de tükenmiş olduğu anlamına gelmektedir.

2) Eğer Erdoğan, büyük sözler vermediyse; Ankara’nın niyeti, 24-30 adet uçak alarak F-35 programından kurtulmaksa; işte o zaman yaptırımlarla karşılaşacağız demektir. Yaptırımlar yine askeri alanda olacaktır. Ancak sadece Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasıyla sınırlı kalmaz. Askeri alanda çok ciddi yaptırımlar beklenmelidir.

Türkiye’nin Acil Olarak Silahlanma Stratejisini Gözden Geçirmesi Gerekmektedir

Askeri yaptırımların hedefi, Doğu Akdeniz ve Ege’de askeri dengeyi Türkiye’nin aleyhine çevirmeye yönelik olacaktır. Örneğin yukarıda bahsettiğimiz EastMed yasası kapsamında Yunanistan’a 3 milyon dolar yardım yapılması kararlaştırılmıştır. Zaten bu yöndeki emareler geçen yıl görülmeye başlamıştı. Atina ile Washington arasında imzalanan anlaşmaya göre, Yunanistan’ın 84 adet F-16 uçağı modernize edilecek. Türkiye’nin elindeki F-16 uçaklarının da çok önemli bir kısmı 2010 yılında başlayan bir program çerçevesinde modernize edildi. Ancak iki ülkeye sunulan modernizasyon programı arasında çok önemli bir fark var: Yunan uçaklarında yeni nesil APG-83 SABR radarı olacak. Bu radar, hava savunma ve deniz hedeflerine taarruz görevlerinde dengeyi değiştirebilecek kabiliyetlere sahip. Türkiye’nin S-400’de ısrar etmesinin sebeplerinden bir tanesi de Ege’de değişecek hava savunma ve deniz kontrolü dengesini yeniden tesis etme düşüncesidir.

Eğer ikinci senaryo gerçekleşirse, Türkiye elindeki Amerikan menşeili silah ve teçhizatı idame ve işletme konusunda çok ciddi zorluklarla karşılaşacaktır. Ayrıca milli olarak yürüttüğü silah projelerinde kullandığı parçaların dışarıdan tedarikinde de önemli sıkıntılar yaşanacaktır. Askeri ambargo altında, elindeki sınırlı kaynaklarla Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’de milli menfaatlerini koruyabilmesi için silahlanma stratejisinde çok ciddi değişiklikler yapma ihtiyacı doğacaktır. Bu konuyu bir başka yazıya bırakarak noktalayalım.

AK PARTİ DOSYASI : ‘Reis bizi Afrin’e götür’ diyen AKP’li Başkan bedelli yaptı


ÖZEL BÜRO NOTU : BU TOPRAKLARDA SAHİCİ CENGAVER DE ÇAKMA CENGAVER DE BOLDUR. SUYUNDAN MIDIR HAVASINDAN MIDIR BİLİNMEZ AMA HER TÜRK GENCİ ASKERE GİTTİĞİNDE EĞER MUHARİP SINIFTA ASKERLİK YAPMADIYSA BİLE ÖMÜR BOYU GİRDİĞİ OPERASYONLARI, ÇATIŞMALARI ANLATIR DURUR. TERÖR YUVASINA ŞÖYLE SIZDIM, KASATURAM İLE ŞU KADAR BOĞAZ KESTİM, HELİKOPTER HAVADAYKEN TERÖRİSTLERİN ÜZERİNE BÖYLE ATLADIM, GİBİ BENZERİ SENARYOLARINI DESTEKLEMEK İÇİN DE HER BÜYÜK ASKERİ BİRLİĞİN OLDUĞU ŞEHİRDEKİ FOTOĞRAFÇILARDA DEMİRBAŞ OLAN KARTONDAN ROKETATAR İLE ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARINI SERVİS EDERLER. İNANDIRICILIK KATSAYISINI ARTIRMAK İÇİN TABİKİ. KANTİNDE ASKERLİK YAPTIYSA BİLE ÖMÜR BOYU BİR ÖZEL KUVVETLER ASKERİNİN BİLE ANLATAMAYACAĞI ASKERİ ANI DOLUDUR BU CENGAVER (!) LER. PEKİ, BUNLAR NEDEN OLUYOR ? ÇÜNKÜ BİZ ASKER-MİLLETİZ. GENİMİZE İŞLENMİŞ. BİZ DE ASKERLİĞİ YAPMAYANA NE KIZ NE İŞ VERİRLER. KAHRAMANLIK BİZ DE ATA SPORU. İŞTE BU HABERDEKİ KARDEŞİMİZ DE AZ EVVELKİ GRUPTAN. YANİ İCRAATİ SIFIR AMA VİTRİNİ ON NUMERO BİR VATANDAŞ. AMA BUNLAR NETİCE İTİBARİYLE BAKTIĞIMIZDA İYİ ÖRNEKLER DEĞİL. ÇÜNKÜ TSK’NIN CAYDIRICILIK GÜCÜNÜ AZALTACAK ETKENLER BUNLAR. BU VATANDAŞI ÖRNEK OLARAK GÖRENLER MUTLAKA VARDIR VE O GENÇLERDE BÖYLE YAPARSA YARIN PEYGAMBER OCAĞI TSK SAVAŞTIRACAK KİMSE BULAMAZ. DEMEDİ DEMEYİN !!!

‘Reis bizi Afrin’e götür’ diyen AKP’li Başkan bedelli yaptı

AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Kongresinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asker üniformalı gençlerle karşılayan Kocaeli İl Gençlik Kolları Başkanı Emre Kahraman, vatani görevini bedelli olarak yaptı. Kahraman 2018’deki kongrede sık sık, “Reis bizi Afrin’e götür” sloganları attırması ile gündeme gelmişti.

Sözcü gazetesinden Uğur Enç’in haberine göre AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Başkanı ve Başiskele Belediyesi Meclis Üyesi Emre Kahraman 18 gün süren bedelli askerliğini tamamladı.

Hatay İskenderun’da askerlik görevini yapan Emre Kahraman, “Vatani görevimizi hayırlısı ile tamamladık. Güzel vatanımızı ve kadim milletimizi savunmak üzere silah altında olan genç kardeşlerimize Rabbimden kolaylıklar diliyorum” dedi.

Kahraman, 28 Ocak 2018’deki AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Kongresi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asker üniformalı gençlerle karşılamış, o dönem gerçekleştirilen Afrin barış harekatına sonuna kadar destek verdiklerini dile getirmişti.

23 Ocak 2018’deki AKP kongresinde, AKP Gençlik Kolları üyelerinin attığı slogan uzun süre tartışılmıştı.

Emre Kahraman başkanlığındaki AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları üyelerinin “Reis bizi Afrin’e götür” tezahüratları üzerine Erdoğan, “Afrin’in kenar kıyılarına ben gittim. Komutana sordum, ‘Ne durumdayız, ihtiyaç var mı?’ ‘Şimdilik henüz yok’ dediler. Olduğu anda beraber gideceğiz” demiş, bu sözler kamuoyunda uzun süre konuşulmuştu.

DOĞA SORUNLARI DOSYASI : Türkiye, AKP döneminde Çanakkale büyüklüğünde ormanlık alanını kaybetti !!!!


Türkiye, AKP döneminde Çanakkale büyüklüğünde ormanlık alanını kaybetti !!!!

CHP’li Altıok “AKP’nin doğa talanı karnesi”ni yayınladı. Altıok, yayımladığı kitapçıkta Türkiye’nin AKP döneminde Çanakkale büyüklüğünde orman alanını kaybettiğine dikkat çekti.

CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, “AKP’nin Doğa Talanı Karnesi” başlığıyla yayınladığı çalışmada AKP döneminde Türkiye’nin Çanakkale büyüklüğünde orman alanı kaybettiğini aktardı. Altıok, “Ülkemiz doğa haklarını korumada her geçen yıl daha da geriye gidiyor. Doğamız tam anlamıyla yağmalanıyor. ‘Doğa Koruma Kriterleri’ne göre Türkiye 180 ülke arasında 177’nci sırada” dedi.

Metropol illeri kirli

Kitapçıkta 81 ilden Sadece Kırıkkale, Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat ve Kırşehir’in havasının sağlık standartlarına uygun olduğunun bilgisini veren Altıok, en kirli havaya sahip şehirlerin de İstanbul, Ankara, Adana, Amasya ve Manisa olduğunu ifade etti.

Altıok, kitapçıkla ilgili BirGün’e yaptığı değerlendirmede, iktidarın ve yandaş şirketlerin doğaya sadece rant gözlükleriyle baktığını kaydetti. Altıok, “İktidar da Türkiye’nin doğasının değil doğayı yok edecek sektörlerinin temsilciliğini yapıyor. Barajlarla ekosistem değişiyor, HES’lerle akarsular kuruyor, RES’lerle ormanlar kesiliyor, yollarla, havalimanlarıyla, köprülerle Türkiye’nin doğası talan ediliyor. Yaban hayatı ve hayvan hakları adına Türkiye bir adım ilerlemiyor. Büyükşehirlerde hava kirliliğinden yurttaşlarımız gaz maskeleriyle dolaşmak zorunda kalıyor. Her yeşil alan betona ve dolayısıyla yandaş talanına kurban ediliyor” dedi.

Altıok, “AKP’nin Doğa Talanı Karnesi”nde şu değerlendirmelerde bulundu: Türkiye artık alarm veriyor. İmar uygulamaları, rant ve talan için feda edilen çevre, kirlilik, yok edilen su kaynakları, çölleşme, karbondioksit emisyonu ile yarınlarımızı göremiyoruz. Bunun en önemli örneklerinden birisi kaybettiğimiz orman alanları. 2004’te 211 bin kilometrekare olan orman alanımız 2017’de 210 bin kilometre kareye geriledi. Yani Çanakkale büyüklüğünde ormanımız AKP döneminde yok edildi. Yine aynı dönemde ortalama 10 bin hektar orman arazisinin niteliği değiştirilerek yandaşlara verildi ve yapılaşmanın önü açıldı. 2003-2017 yılları arasında zarar gören orman alanı 120 bin 927 hektar oldu

“Eskiden kendine yeten ülkeydik”

AKP döneminde görülmemiş ölçüde bir doğa katliamı yaşandı. Avrupa Birliği ülkelerinde meralar, hem hayvanların tabi yem kaynağı hem de çevrenin korumasında çok önemli doğal kaynaklar olarak algılanmaktadır. Bir zamanlar kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olan Türkiye bugün samanı dahi ithal eder duruma geldi. Tarımsal kalkınma ve çiftçinin refahı yerine kar ve betonlaşmayı tercih eden iktidar çiftçiyi yoksullaştırdı, ülkeyi de Avrupa’da en pahalı et tüketen yer haline getirdi.

“İsrail büyüklüğünde alan kayıp”

Türkiye’de toplam tarım arazisi 2003’de 40 milyon 644 bin hektarken 2017’de 37 milyon 992 bin hektar oldu. Yani buradaki kayıp 2 milyon 652 bin hektar ki bu da Arnavutluk kadar bir alan demek.

3’üncü Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu için kesilen ağaç sayısı en az 2 milyon 330 bin. İşlenen tarım arazisi 2003’de 26 Milyon 27 bin hektarken, 2017’de bu rakam 23 milyon 375 bin hektara geriledi. Ekilen tarım arazisi 2003’de 17 milyon 408 bin hektarken 2017’de 15 milyon 532 bin hektar. Yani kayıp 1 milyon 876 bin hektar, bu da İsrail kadar bir alan demek.”

AK PARTİ DOSYASI : ‘Selanik dönmelerini Suriyeliler ile birlikte yollayalım’ demişti… AKP’li ilçe yöneticisine tokat gibi cevap !!!


‘Selanik dönmelerini Suriyeliler ile birlikte yollayalım’ demişti… AKP’li ilçe yöneticisine tokat gibi cevap !!!

AKP Başiskele ilçe yöneticisinin Süleyman Özkaraslan’ın skandal paylaşımına İzmir’den tepki yükseldi. Paylaşıma ilişkin Balkan Rumeli, Adalar ve Sivil Toplum Örgütleri Konak Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirerek Özkaraaslan’a tepki gösterildi.

TUGAY CAN / İZ GAZETE – Kocaeli’nin Başiskele ilçesi AKP yöneticisi Süleyman Özkaraslan’ın sosyal medya üzerinde Mustafa Gül isimli kişi tarafından paylaşılan “1989 yılında gelen Bulgarları,1950’de gelen Selanik dönmelerini,100.000 kaçak Ermeni’yi Suriyeliler ile birlikte gönderelim. Var mısınız çomarlar ” ifadelerinin yer aldığı ibareyi alıntılaması büyük tepki topladı.

Skandal paylaşıma ilişkin Balkan Rumeli, Adalar ve Sivil Toplum Örgütleri Konak Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasında birçok dernekten temsilci yer alırken Konak Belediye Başkanı CHP’li Abdül Batur da basın açıklamasında hazır bulundu.

‘SELANİK’İ BU ŞEKİLDE KONU ETMEK NE ANLAMA GELMEKTEDİR?’

Basın açıklamasını ise katılımcı dernekler adına İzmir Barosu eski Başkanı Aydın Özcan okudu.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşu süreci içerisinde Balkan Türkleri’nin emeğinin yok sayılamayacağını dile getiren Özcan, “Muhacirlere ‘Selanik Dönmeleri’ şeklinde ve 1989 yılında Bulgaristan’dan göç eden soydaşlarımızı ‘Bulgarlar’ diye ifade edilmesi ile ne kast edilmektedir? Selanik’i bu şekilde konu etmek, Kurtuluş Savaşı’nın Başkahramanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu şehir Selanik’i hedef göstermek ne anlama gelmektedir” şeklinde konuştu.

‘ ‘SELANİK DÖNMELERİ’ ‘BULGARLAR’ TABİLERİ HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA SEVK ETMEKTEDİR’

Balkan Türklerinin bugüne dek soykırımlara maruz kaldığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydeden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Balkan Türkleri üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edilmesinin yanı sıra ‘Selanik dönmeleri’ tabiri ile 1989 yılında Bulgar zulmünden kaçıp gelen soydaşlarımız hakkında kullanılan ‘Bulgarlar’ hitabı halkı kin ve düşmanlığa sevk etmektedir. Bu tarz söylemler gerek Selanik’ten mücadele yoluyla gelenler, gerekse 1989 yılında Bulgaristan’dan göç edenler olmak üzere tüm Balkan ve Rumeli camiasını derinden yaralamış ve üzmüştür”

‘EN AMİYANE TABİR İLE CAHİL…’

AKP Başiskele ilçe yöneticisi Süleyman Özkaraaslan ve Mustafa Gül’ün sosyal medya paylaşımlarını nefret ile kınadıklarını söyleyen Özcan ayrıca ilgililerce yapılan açıklamaların kendilerini tatmin etmediğini belirtti.

AKP Başiskele yöneticisinin paylaşımı hakkında ‘En amiyane tabir ile cahil’ tanımını kullanan Özcan AKP Başiskele ilçe yöneticisinin Süleyman Özkaraslan’ın ilçe yöneticiliğinden alınması, parti üyeliğinin sonlandırılması talebinde bulunurken Balkan Türkleri camiasından da özür dilenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Özcan, basın açıklamasını “Balkan Türklerine yapılan bu aşağılayıcı paylaşımlar ile ilgili hukuki haklarımız saklı kalmak üzere bu durumun Balkan dernekleri olarak takipçisi olacağımızı bildiririz” ifadeleriyle noktaladı.

DİSK DE KATILDI

Öte yandan Konak Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklamasına aynı alan üzerinde işten çıkarılan Aliağa işçisine destek olmak adına imza toplayan DİSK üyeleri de katıldı. Ayrıca DİSK adına DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı da bulundu. Basın açıklamasını ardında İzmir Barosu eski Başkanı Aydın Özcan ve İzmir Bakırçay Havzası Balkan Rumeli Göçmenleri Derneği Başkanı Gürol Türkmentepe direnişte bulunan Aliağa işçisi için gerçekleştirilen imza kampanyasına destek verdi.

Bildiriyi imzalayan dernek isim ve yöneticileri ise şu şekilde:

  1. AYDIN ÖZCAN Eski İzmir Baro Başkanı
  2. ABDURRAHİM NURSOY BAL-GÖÇ Genel Başkanı
  3. VAHAP SAVAŞAN Balkan Göçmenleri Federasyonu
  4. SÜLEYMAN PEHLİVANOĞLU Ege Balkan Rumeli Dernekleri Federasyonu
  5. CEMAL ŞENEL Bosna Sancak Derneği Eski Genel Başkanı
  6. BİROL ÖZKARDEŞLER Gültepe Makedonya Göçmenleri
  7. PROF. DR. MUSTAFA KAYMAKÇI Rodos İstanköy ve 12 ada Türkleri Kültür ve Dayanışma er.
  8. MEDAT ŞENAY İzmir Makedonya Göçmenleri Derneği Baş.
  9. İLHAMİ YILDIZ Makedonya Göçmenleri Kült. Ve Day Der.
  10. ATIF SAKARYA Bornova Selanikliler Kült. Ve Day. Der.
  11. GÜROL TÜRKMENTEPE İzmir Bakırçay Havzası Balkan Rumeli Göç. Der
  12. MUSTAFA KURNAZ Batı Trakya Türkleri Day. Der. İzmir Şb.
  13. ÖMER OK İzmir Sancak Rumeli Kült. Ve Day. Der.
  14. ŞABAN YAPRAK Makedonyalı Göçmenleri Birleştirme Kült. Ve Day. Der.
  15. EMİNE ÖZARSLAN İzmir Çağdaş Balkan Kadınlar Derneği
  16. ARSEV DÜŞENKALKAN İzmir Çağdaş Balkan Kadınlar Derneği
  17. MEHMET SERBEST İzmir Avrasya Türkleri Kült. Yard. Ve Day. Der.
  18. MEHMET İŞLETİCİLER Uluslararası Balkan Türk İş Dünyası Derneği
  19. ZAFER GÜZELKASAP İzmir Giritliler ve Mübadiller Der. Kurucu Bşk.
  20. SUAT NEZİR Türkiye Bosna Hersek Der. Fed. Eski Yön.Kurulu Üyesi
  21. BAHATTİN KILIÇ İzmir Trakyalılar Kült. Ve Day. Der.
  22. MURAT ÖZGÜVENÇ Menemen Balkan ve Rumeli Kült. Day. Der.
  23. İZZET ATAN Buca Rumeli Balkan Göçmenleri Kült. Ve Day. Der.
  24. NİHAT YAĞBASAN BAL-GÖÇ Bornova Şubesi
  25. MUSTAFA SERBEST ARAŞTIRMACI-ŞAİR-YAZAR
  26. REMZİ AKYÜREK Karşıyaka Makedonya Göç. Kült. Ve Day. Der.
  27. KEMAL UZUNKAYA Ege Makedonya Göç. Kült. Ve Day. Der.
  28. ALİ KARA Selanik Türkleri ve Buca Yaylacıklılar Der.
  29. HAMDİ YENİDOĞAN MAK-GÖÇ Makedonya Göçmenleri
  30. AYŞE KARADAN Balkan Dernekleri Federasyonu Yön. Kur. Üyesi
  31. GÜLAY ŞENGÜL İzmir Rumeli Kadınları Der. Bşk.
  32. ATIF SAKARYA Bornova Selanikliler Der.
  33. SİBEL SOYKARLI İzbaldef Denetleme Üyesi-Rumeli Kadınlar Der. Üyesi
  34. OKTAY ERÇE Bornova Selanikliler Der.
  35. MUZAFFER ANAR Bornova Selanikliler Der.