VATAN PARTİSİ DOSYASI /// DOĞU PERİNÇEK : “AK PARTİNİN TÜRKİYE’Yİ YÖNETTİĞİ DÖNEM BİTTİ”


DOĞU PERİNÇEK : “AK PARTİNİN TÜRKİYE’Yİ YÖNETTİĞİ DÖNEM BİTTİ”

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek , Türkiye ve dünya gündemine ilişkin NGazete.com imtiyaz sahibi Nuray Başaran Demir’in sorularını cevapladı.

‘Tek başına AK Partinin Türkiye’yi yönettiği dönem bitti. Bundan sonra AK Parti tek başına Türkiye’yi yönetemez. Koalisyon kaçınılmaz.’ diyen Doğu Perinçek, Türkiye’nin çıkış yolunun Erdoğan’ın Türkiye koalisyonunu kurmasından geçtiğini söyledi.

Son zamanlarda tartışılan siyasi ayakla ilgili olarak ise; ‘ Siyasi ayak açık; Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül ve Babacan. Siyasi ayak bunlar. Tayyip Erdoğan onları çiğ çiğ yemek istiyor fakat onları koruyan güçler var. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi.’ diyen Perinçek şöyle devam etti:

İşte Atatürk olsa ezer geçer fakat Atatürk olamadıkları için, birde kendi içlerinde onların uzantıları var. Mesela şu hesabı yapıyorlar; ‘ ben bunun üzerine gidersem benim içimden de 20- 30 milletvekili diğer tarafa geçerse, meclisteki dengeler değişirse, Türkiye ya erken bir seçime götürülürse falan’ gibi. Benim gördüğüm Sayın Cumhurbaşkanı, cezai açıdan bile bu grubun üzerine yürümeyi, hapse atmayı da düşünüyor. Bunu yaptığı zaman ne olacak? Kendi içinde neler olacak? Muhalefetin onlarla tamamen yapışması hangi süreçleri ateşleyecek? İşte bu hesapları yapıyor.

Mesela şimdi siyasi ayağın üzerine git diyorlar. Kılıçdaroğlu diyor bunu fakat Kılıçdaroğlu bizzat o siyasî ayakların içinde. Abdullah Güllerle falan bir ortak cephe içindeler. Amerika’nın iktidar projesinde birlikte yürüyorlar. Siyasi ayağın üzerine git diyor fakat o siyasî ayak Kılıçdaroğlu’nun en yakın müttefikleridir.

Bu arada bölgedeki gelişmeler çerçevesinde, Türkiye’nin doğru politikaları ile daha güçleneceğini de söyleyen Perinçek, ‘ Suriye ile ilişkiyi Rusya üzerinden kurduğunuz zaman, Rusya’yı güçlendiriyorsunuz. Siz doğrudan Suriye ile iletişime geçseniz böyle bir duruma düşmezsiniz

Birinci ticaret ortağımız Rusya, ikinci ticaret ortağımız Çin. Yani Kemalist devrimi tamamlayacağımız bağımsız, üreten bir Türkiye kuracağımız iklim Avrasya’dadır. Yenidünya medeniyeti de oradan yükseliyor

Rusya ile Amerika bir cephede buluşmaz. Çok kutuplu dünyaya baktığımızda buluşmayacak merkezler var. Mesela Rusya ile Amerika buluşmaz. Çin ile Amerikada buluşmaz. Bizim güveneceğimiz müttefik Rusya, İran, Irak, Suriye’dir. ‘

Evet bu ilginç ve özel tespitlerin yapıldığı sohbeti aynen yayınlıyoruz.

işte o sorular ve o cevaplar:

“AMERİKA’NIN KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUM”

Nuray Başaran Demir : Hafter ateşkesi tek taraflı olarak bitirdiğini söyledi . En güncel konu olarak oradan başlarsak , Hafter’in ateşkesi bozması Türkiye’nin planlarını ne derecede etkileyecek? Tam da asker de gönderdiğimiz bir dönemde bu durum bizim için bir tehdit oluşturur mu?

Doğu Perinçek : Ateşkes daha tam bozulmadı. Hafter 2 gün süre istedi. Hafter üzerinde Amerika ve Fransa etkili oldu. Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Rusya bir beraberlik sağladılar, bir eksen oluşturdular. Bir anlamda ağırlıklarını koydular. Tabi bu Amerika’yı çok rahatsız etti. Ve Hafter üzerinden bunu bozmaya çalıştı. İki gün daha bekleyelim. Ben açıkçası Amerika’nın kaybettiğini görüyorum. Batı Asya’da, Doğu Akdeniz’de daha tam kaybetmedi ama.Doğu Akdeniz’de Türkiye, Rusya işbirliğinin yanına Suriye ve Mısır’ı da alır. Almaya doğrudan gidiyor zaten, Amerika’nın o bakımdan Libya’da ki planlarının da çok etkili olmayacağı bir döneme gidiyoruz.

Nuray Başaran Demir : Hafter’i ne kadar Rusya desteklese de, geçmişine baktığımızda CIA’ e uzanan bir hikâye var. Bizim Rusya olan ilişkimiz Hafter’i ikna edebilecek mi?

Doğu Perinçek : Rusya Hafter’i destekliyor diye bir durum söz konusu değil. Büyük devlet olarak Rusya, her yerde olmaya, her sepete bir yumurta koymaya çalışıyor. Putinde açıklama yaptı; ‘ Wagner Rusya’yı temsil etmemekte. Rusya’nın çıkarlarını gözeten ve çalışan bir kuruluş değildir’ dedi. Bence şimdi öyle bir beraberlik oluştu ki , Rusya ile Türkiye arasında onun için şimdi Türkiye, Rusya’nın Hafter üzerindeki etkisini Libya’da’ki süreci yönlendirmek açısından bu beraberliği kullanacak. Yoksa, ‘ Türkiye Serrac’ın yanında, Rusya Hafter’in yanında’ diye bir durum yok. Hafter şuanda gördüğüm kadarıyla Fransa ve Amerika tarafından destekleniyor. O’na yapıcı değil, bozucu roller verilmeye başlandı. Bir süre önce Libya’nın kaderinde önemli bir isim gibi gözüküyordu. Şimdi Türkiye Rusya ile birlikte hareket etmeye başlayınca, Hafter’in payına bozgunculuk düşmeye başladı. Am bu ne kadar gider bakacağız.

Türkiye Rusya birlikteliğinin Doğu Akdeniz’e bir düzen getireceğini görüyorum. Amerika’nın yanında olan bir İsrail ve Yunanistan var ama ağırlıklı güç Türkiye, Rusya, Suriye, Mısır, Libya. Bu güç de Doğu Akdeniz’de belirleyici olur.

“SURİYE’DE ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANIYOR”

Nuray Başaran Demir : Putin’in son ziyaretinde gördük ki, bu ilişki bundan sonra daha sıkı devam edecek. Ama Putin Türkiye’ye gelmeden hemen önce Suriye’ye gitti ve Esat ile görüştü. Suriye ve Esat ile ilişkimiz görünen o ki Putin ve Rusya üzerinden yürütülüyor. Her ne kadar Hakan Fidan Suriye İstihbarat sorumlusu ile görüşse de doğrudan bir görüşme yok. Siz de bunu zaman zaman dile getiriyorsunuz. En son durum nedir bu konuda?

Doğu Perinçek : Ali Memluk ile Suriye İstihbarat Sorumlusu ile görüşerek 9 maddelik bir çerçeve çizdiler. Orada en önemlisi bizim açımızdan , Suriye’de PKK/YPG/YPD’ye karşı işbirliği. Bizi en çok ilgilendiren gelişmeler yaşandı. Türkiye ve Rusya beraber olunca , bu beraberliğin içerisinde Suriye de, İran da oluyor. Akıllı bir siyasette bu sığ olur.

“VATAN PARTİSİ GİBİ BİR HÜKÜMETİN OLMASI GEREKİYOR”

Nuray Başaran Demir : Suriye ile doğrudan bir diyaloğa ihtiyaç var mı yoksa bu şekilde iyi gidiyor mu?

Doğu Perinçek : Biz neden kapı komşumuz ile Rusya üzerinden bir iletişim kuruyoruz?

Nuray Başaran Demir : Sizce neden kuruyoruz?

Doğu Perinçek : Bizim hükümetimizin çok vahim yanlışlığı. Çünkü böyle bir durumda, orada siz Rusya’ya çok büyük kozlarda veriyorsunuz. Yani Suriye ile ilişkiyi Rusya üzerinden kurduğunuz zaman, Rusya’yı güçlendiriyorsunuz. Siz doğrudan Suriye ile iletişime geçseniz böyle bir duruma düşmezsiniz. Mezhep eksenli politikalar iflas etti bölgemizde. Amerika Şii-Sünni blokları kurmaya kalktı, olmadı kuramadı. Bizim ülkemizde buna teslim olmadı. Mezhep eksenli politikaları Türkiyede reddetti, kabul etmedi. Bakın şimdiAstana’ya bakalım, Sünni ağırlıklıTürkiye, Şii ağırlıklı İran ve Hristiyan ağırlıklı Rusya var ve ne mezhepler aynı ne dinler. Ama beraberler. Bir Sünni bloku kuramadı Amerika. Bizde halen bazı Suriye savaşından kalan maalesef bazı bağlantılar var. Türkiye hükümeti sağlam adımlar atarak o bağlantılardan kurtulamıyor. Suriye, 14 Eylül’de çok önemli bir af çıkarttı. ‘Bugüne kadar işlenmiş suçları affediyorum’ dedi. Türkiye’nin Suriye’yi terk etmesi lazım yoksa Suriye içerisindeki şu veya bu grubu ve bir kısmını maalesef El kaide falanda geçmişte ilişkileri olan güçler, yani burda kapsamlı bütünsel stratejiyi kuramadığı için, hükümet aylardır bir takım eski iç savaştan kalan bazı ilişkiler var- vazgeçilmesi gereken ilişkiler- onlara demek ki zamanında bir takım taahhütlerde bulundu isek karşı taraf bunuda karşılıyor. Burada Vatan Partisi gibi bir hükümet olması gerekiyor. Mesela Sisi düşmanlığı, Mısır düşmanlığı.

“MISIR’DA ÇOK ELVERİŞLİ KOŞULLAR VAR”

Nuray Başaran Demir : Mısır düşmanlığına karşı mısınız?

Doğu Perinçek : Tabii ki karşıyım. 3 sene evvel Rahmetli komutanımız Soner Polat başkanlığında, Eski Savunma Bakanı Barlas Doğu ve birkaç arkadaşımız Mısır’a giderek yöneticilerle görüşmelerde bulundu. Orada çok elverişli koşullar var Türkiye için. Burada sorun Türkiye’den kaynaklanıyor Mısır’dan değil.

“YENİDÜNYA MEDENİYETİ AVRASYA’DAN YÜKSELİYOR”

Nuray Başaran Demir : Dış politikada duygusallık olmaz, ülkelerin çıkarları söz konusudur. Biraz önce söylediğiniz gibi yumurtaların hepsi de tek sepete konmamalı. Gelinen noktada, Türkiye- Rusya yakınlaşmasındaki gelişmelere ve bölgesel durumlara baktığımızda bu ilişki doğru olmakla birlikte çok dikkatli olmamızı gerektiren bir durum olduğuna dair görüş de hakim. Zira bazı çevreler, Rusya ile dış politikada sürekli birlikte hareket etmenin amiyane tabirle, ‘ Ayı ile yatağa girmek’ olarak değerlendiriyor. Buna katılır mısınız?

Doğu Perinçek : Biz olaylara Türkiye merkezli bakıyoruz. Yani bir tane hedefimiz var. Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve terörden temizlenmesi, üretim devriminin yapılması. Önümüzdeki gündem bu. Her şeye bu açıdan bakıyoruz. Türkiye Atlantik oluşumu içerisinde olunca ne oldu? Parçalanma ile yüz yüze geldi. Borçlanma ekonomisi ile battı. Atlantik sisteminin bize vaat ettiği ve getirdiği yer bu. Buradan çıkış, Türkiye zaten o sürece girdi. Yani vatan bütünlüğünü sağlamakta, Avrasya’da teröre karşı başarılı mücadelede, Avrasya ve Batı Asya ilişkilerinde üretim ekonomisi ancak Asya ile mümkün. Birinci ticaret ortağımız Rusya, ikinci ticaret ortağımız Çin. Yani Kemalist devrimi tamamlayacağımız bağımsız, üreten bir Türkiye kuracağımız iklim Avrasya’dadır. Yenidünya medeniyeti de oradan yükseliyor. Çin, Hindistan yazılım alanında söz sahibi ülkeler. Bu Türkiye merkezli bir bakış açısıdır. Bir Rusya sepetine yumurta koyayım, bir Amerika sepetine yumurta koyayım, bunu büyük devletler emperyalist politikalar gereği yapabilir ama Türkiye büyük bir karar sürecine girdi. Atatürk dönemine benzer köktenci, kararcı, cesur siyaset izlemek durumunda. Yoksa sepetlere yumurta dağıtarak olmaz. Türkiye’nin bağımsız ve bütünlüğüne bütün yumurtaları koymak lazım. Bağımsızlık, bütünlük ve üretim.

Bakın Rusya ile ilişkilerde Türkiye hiçbir zaman Rusya’nın denetimine girmez. Neden? Bakın projeksiyonlar yapıyorlar, karadan ışık göndermeler vs. 2030 yılında Türkiye Dünya’nın 5. büyük ekonomisi olacak. Rusya 8. ekonomisi oluyor. Türkiye ile Rusya arasında bir fark yok ki, birbirinin denetimine girsin. Türkiye öyle ufak tefek bir ülke değil. Rusya ile ilişkilerinde, Amerika ile ilişkilerinde olduğu gibi arka planda Amerika bizi yönetecek, ona benzer Rusya bizi yönetecek bir durum yok.

“RUSYA’NIN BAŞ DÜŞMANI AMERİKA’DIR”

Nuray Başaran Demir : Rusya’nın arka plandaki Amerika ilişkileri, İsrail ilişkilerine bakınca ; bizim biraz daha dikkatli olmamız gerekmiyor mu?

Doğu Perinçek : Rusya ile Amerika birbirine yaklaşmaz. Bunlar Amerikan merkezli yayılan propagandalar. Rusya’nın baş düşmanı Amerika’dır. Amerika’nın bugün Dünya’da 2 baş düşmanı vardır; Rusya ve Çin. Yani , ‘Rusya ile Amerika iş birliği yapıyor’ şeklindeki bütün tahliller geçersizdir. Aralarında ateşkes olur, geçici anlaşmalar olur. Son zamanlarda aralarında diyalog olabilir, diyalog yanlış bir şey değildir. Diyalogsuz hiçbir şey olmaz. Diyalog başka bir şey, ittifak başka bir şey. Rusya ile Amerika bir cephede buluşmaz. Çok kutuplu dünyaya baktığımızda buluşmayacak merkezler var. Mesela Rusya ile Amerika buluşmaz. Çin ile Amerikada buluşmaz. Bizim güveneceğimiz müttefik Rusya, İran, Irak, Suriye’dir. Devletler süreçlere kendi müdahalelerini katarak bakmak zorunda. Yani biz objektif devlet olarak diyelim, Türkiye devleti olarak süreçlerin dışında aktör değiliz, kurucu değiliz, gazeteci gibi süreci değerlendiriyoruz. Diyelim, Mısır şöyle Mısır’ı değiştirmek de benim görevim. Mısır Hafter’i destekliyor, Mısır Amerika’ya yakın bir durumda ama Türkiye’nin elinde öyle koz ve olanaklar var ki , Mısır’ı yanına çekebilir.

Mesela Mısır’ın kıta sahanlığı, yetki alanları konusundaki menfaatleri Türkiye ile buluşuyor, Güney Kıbrıs işle buluşmuyor. Siz Güney Kıbrıs’ın etrafına 200 millik bir kıta sahanlığı çizerseniz, orada küçücük bir adanın güneyi- o da avuç içi kadar yer -bütün Doğu Akdeniz onun oluyor.

“TÜRKİYE BİR KARAR VERMELİ; KIRIM AMERİKAN TOPRAĞI MI? RUS TOPRAĞI MI?”

Nuray Başaran Demir : Güney Kıbrıs dediğiniz için soruyorum; Rusya’nın da Güney Kıbrıs’ta İngiltere ile bir birlikteliği mevcut. Bize karşı orada muhalif değil mi?

Doğu Perinçek : Çok eskiden gelen bir şey bu. Doğru politika bunu bozar. Mesela biz Rauf Denktaş ile buluştuk, ondan sonra Ruslarla buluştuk. Ne olacaktı? 50 milyar Dolar Rus sermayesi, Güney Kıbrıs’tan Kuzey Kıbrıs bankalarına girecekti. Rauf Denktaş Moskova’da bir devlet başkanı gibi ağırlanacaktı. Bunu konuştuğumuz zaman Rauf Denktaş, ‘ bu her şeyi bozuyor’ dedi. Bu olay, ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni o kadar sağlam bir konuma getiriyor ki ‘dedi. 50 milyar dolarlık Rus sermayesi KKTC bankalarına geliyor. Rusya KKTC ile ilişkileri geliştiriyor falan.

Biz ne yaptık? Mesela 20 gün önce Abhazya’ya gittik, Abhazya Meclisi ile hükümeti ile ortak bir bildiri yayınladık. Orada ne var? Abhazya KKTC’yi tanıyacak, Türkiye Abhazya’yı tanıyacak, Rusya KKTC’yi tanıyacak ondan sonra ne oluyor? Kırım’ın Rusya toprağı olduğunu kabul edeceğiz, Azarbaycan’dan Karabağ’dan Ermeni işgalinin kalkması yönünde Rusya ağırlık koyacak diye ortak bildiri çıkartıldı. Burada Ruslarla da anlaştık. Türkiye orada şöyle bir karar verecek Kırım Amerikan toprağı mı? Rus toprağı mı? Türkiye eğer, ‘ Amerikan toprağı ‘derse , Türk Akımı projesi olmaz.

13 Kasım 2018 tarihinde imzalanan anlaşma ile Amerika – Ukrayna arasında Türk Akım projesi ve Kuzey Akım projesinin engellemeye yönelik bir tehdit oluşturacaklarını Dünya’ya duyurdu. Amerika ve Ukrayna, Türkiye ve Rusya’ya enerji dâhil her konuda karşı duruyor.

Sonra Zelinski’yi buraya getiriyorsunuz buraya bir televizyon soytarısını. O da çıkıp , iki Cumhurbaşkanının olduğu yerde, ‘ şimdi sizi Ukrayna’nın şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum’ diyor. Bu dünyada görülmemiş bir olaydır. Bizimkiler , -Tayyip Erdoğan dâhil herkes – saygı duruşuna geçiyor. Böyle bir emri vaki olur mu?

Şimdi Türkiye bizim yaptığımız gibi müdahil olursa, Abhazya’daki gibi KKTC’yi tanıma noktasında bir ortak bildiriye imza attırıyoruz. Yanımızda KKTC Özel Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf’u götürüyoruz. Onunla Abhazya Cumhurbaşkanı’nı görüştürüp KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile görüştürüyoruz. Bu işin içerisinde Rusya’da var. Siz müdahil olursanız her şey doğru yöne çevrilebilir.

Mesela İstiklal Savaşında, – 1921 Ekim ayında Fransa’yı ekim ayında ikna ediyorsunuz Atatürk olarak- Ankara’da Ankara İtilafnamesi imzalayıp Fransa’yı devre dışı bırakıyorsunuz. Fransa gelmiş Antep’i, Adana’yı işgal etmiş. Onu bir defa oradan atıyorsunuz, sonrada diyorsunuz ki , ‘gel bak İngiltere’den senin menfaatlerin farklı, gel anlaşalım ‘ diyorsunuz. Burada sürece müdahale ediyorsunuz ve karşı bloğu bölüyorsunuz.

Şimdi mesela Doğu Akdeniz’e nasıl müdahale edersiniz? Mısır’a dersiniz ki , ‘Güney Kıbrıs’ın sen 200 millik karasularını kabul ettiğin zaman Mısır’ın denizlerde hükmü olmuyor.’ Aynı şey Suriye içinde geçerli.

Çin’e dersin ki , ‘Kıbrıs’ın Amerika ve İngiliz üssü olmasına ne diyorsun?’ Hemen derki, ‘Hürmüz boğazından benim enerji kaynaklarım geliyor. Hürmüz Boğazını tehdit eden bir Amerika’yı ben istemem. Peki sen? O zaman Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’yi destekleyeceksin.’

“SURİYE KONUSUNDA ÇOK GEÇ KALDIK”

Nuray Başaran Demir : Türkiye Akdeniz’e müdahil olmada geç kaldı mı?

Doğu Perinçek : Tabi geç kaldı. 2014 yılına kadar izlenen o kadar büyük yanlışlar var ki. 2011 yılında ki Kürt açılımı, Ermeni açılımı, FETÖ ile birlikte bir hükümet kurulmuş. Türk Ordusu’nu, Vatan Partisi’ni hapse atıyorsunuz, Suriye’ye Amerika ile birlikte terör ithal ediyorsunuz, o kadar vahim yanlışlar var ki… Düşmanlarla birlikte kendine karşı müdahil oluyorsun. 2014 – 2015 ten itibaren Türkiye başka yola giriyor. Vatan Partisi’nin Türkiye’nin önüne koyduğu siyasetler hâkim olmaya başlıyor. İyi ama orada da ayak süren tavırlar var.

Suriye konusunda çok geç kaldık. Bir yandan sövüyorlar, bir yandan da görüşmeler falan. Suriye ve Mısır ile ortak paydamız var. Biz Suriye’de terörü bitirirdik aslında.

“PKK, FETÖ VE AMERİKA’YA KARŞI SAYIN ERDOĞAN’IN YANINDAYIZ”

Nuray Başaran Demir : 15 Temmuz sonrası Sayın Erdoğan ile yakınlaşmanız oldu. Sizi Erdoğan’ın yanında, ‘Devlet aklı’ olarak gören bir grup da var. Bunları Erdoğan’a söylemiyor musunuz? Hatta Erdoğan bizim çizgimize geldi demiştiniz. Erdoğan sizin çizginizden şimdi uzaklaştı mı?

Doğu Perinçek : Biz Sayın Cumhurbaşkanımız ile PKK ya karşı, FETÖ’ye karşı, Amerika’ya karşı beraberiz, Rusya ile İran’la ittifakta, Çin ile işbirliğinde beraberiz. Bunların hepsi doğru. Vatan Partisi’nin programı bunlar. Bundan önce AK Parti tam tersi bir politika izliyordu. Vatan Partisi Türkiye’nin önündeki süreci o kadar doğru görmüş ve yorumlamış ki, müdahil olmasaydık yanlış politikalar Türkiye’yi sıkıntıya sokardı.

Nuray Başaran Demir : Suriye dışında ayak sürünen politikalar var mı?

Doğu Perinçek : En çok Suriye sonra Mısır, Ekonomi. Bakın ekonomide Türkiye iflas noktasına gelmiş. 1980’de Turgut Özal ile kurulan dünya ile bütünleşen ekonomi iflas etmiş, borca batmış, bunun içinde debelenerek çıkış yolu aranıyor. Kararlı şekilde bundan vazgeçip bir üretim ve devrim programına geçilmesi lazım. Burada da eski ağırlık ve tortular var.

Nuray Başaran Demir : Bunları söyleyemiyor musunuz Sayın Erdoğan’a?

Doğu Perinçek : Söylüyorum

Nuray Başaran Demir : Peki, söylediğimizde karşı bir duruş mu var?

Doğu Perinçek : Sayın Cumhurbaşkanımıza bunları söylemiyoruz ama onlar bizim söylediklerimizi, İzliyorlar tabi ki bunun etkileri de oluyor. Tabi ki yüz yüze gelip, ‘ bunu böyle yap’ demiyoruz. Nezakete de uymaz böyle birşey. Ama bizim programlarımızı, çözümlerimizi izliyorlar. Ve zaten hayat getiriyor oraya onları.

“TÜRKİYE SÜRECE ÇOKTAN GİRDİ”

Nuray Başaran Demir : Türkiye çok kutuplaşmıştı ve kutuplaşmış toplumlar da fabrika ayarlarına döner. Gelinen noktada da Türkiye’nin tekrar Atatürk istikametine yöneldiği açık. Sizde Kemalist bir devrimden bahsediyorsunuz. Sizin Kemalistler için tanımınız nedir? Kemalist devrimin içinde neler var? Neden Türkiye böyle bir şeye ihtiyaç duydu? Neler olacak bu gidişata göre?

Doğu Perinçek : Kemalist devrim, bağımsızlık. Dervişler, müritler ülkesi olamaz yani. Kemalist devrimin bağımsızlık ve toprak bütünlüğü tarafı var. Bir millileşme süreci var. 2. Programı ise Kemalist devrimin; halkçı -devletçi bir ekonomi inşa etmek ve aynı zamanda feodal yani geçmişte kalan çağların, örneğin şeyhlikler, müritlikler, cemaatler tarikatlar, bunları temizlemek var. Zaten Türkiye o sürece girdi. 2014’ten sonra bizim Silivri duvarlarını yıkmamızla başlayan sürece bakarsanız, her şey Kemalist Devrimi tamamlama yönündedir. Zaten dışarıdan bakanlar da Amerikan, Alman gazeteleri falan , ‘Yeşil Kemalist oldu Erdoğan’ diyorlar. Buna benzer şeyler yapıyorlar. Onlar bizim iç politikamızda olmadıkları için daha nesnel süreçleri izleyebiliyorlar.

“FETÖ’DE SİYASİ AYAK : GÜL, DAVUTOĞLU, BABACAN’DIR”

Nuray Başaran Demir : 15 Temmuzdan sonra FETO ile ciddi bir mücadele başladı ama siyasî ayak hala tartışma konusu. Ki bir kaçgün önce Sayın Devlet Bahçeli de, siyasi ayağa tekrar bir el atılması gerektiğini hatırlattı. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Doğu Perinçek : Siyasi ayak açık; Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül ve Babacan. Siyasi ayak bunlar. Tayyip Erdoğan onları çiğ çiğ yemek istiyor fakat onları koruyan güçler var. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi. İşte Atatürk olsa ezer geçer fakat Atatürk olamadıkları için, birde kendi içlerinde onların uzantıları var. Mesela şu hesabı yapıyorlar; ‘ ben bunun üzerine gidersem benim içimden de 20- 30 milletvekili diğer tarafa geçerse, meclisteki dengeler değişirse, Türkiye ya erken bir seçime götürülürse falan’ gibi. Benim gördüğüm Sayın Cumhurbaşkanı, cezai açıdan bile bu grubun üzerine yürümeyi, hapse atmayı da düşünüyor. Bunu yaptığı zaman ne olacak? Kendi içinde neler olacak? Muhalefetin onlarla tamamen yapışması hangi süreçleri ateşleyecek? İşte bu hesapları yapıyor.

Mesela şimdi siyasi ayağın üzerine git diyorlar. Kılıçdaroğlu diyor bunu fakat Kılıçdaroğlu bizzat o siyasî ayakların içinde. Abdullah Güllerle falan bir ortak cephe içindeler. Amerika’nın iktidar projesinde birlikte yürüyorlar. Siyasi ayağın üzerine git diyor fakat o siyasî ayak Kılıçdaroğlu’nun en yakın müttefikleridir.

“FETÖ İLE MÜCADELEDE HÜKÜMET BAŞARILIDIR”

Nuray Başaran Demir : Abdurrahman Dilipak geçen hafta bir yazısında, Tayyip Erdoğan’ın yeni bir kabine kuracağından ve belki yeni partilerin kurulamayacağından bahsetti. Türkiye kabinesi gibi bir tanımda bulundu. Ama Babacan da, Şubat ayında partisini kuracağını, logosunun- adının hazır olduğunu artık yavaş yavaş kamuoyu ile paylaşıyor. Bir siyasi ayak operasyonu olur mu? Bu partilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Doğu Perinçek : Öncelikle ben FETÖ’ye karşı mücadelenin beklenmedik ölçüde başarılı olduğunu görüyorum. Yani çoğu insan hapislere tıkıldı. Ağır cezalar veriliyor. 5-6 yıl önce Türkiye’de konuşulduğunda kimse böyle bir şey beklemiyordu.

Nuray Başaran Demir : Fakathapiste masumların da olduğu söyleniyor. Davalar da böyle olunca, biraz sulandırılıyor biliyorsunuz.

Doğu Perinçek : Onlarla da ilgileniyorum fakat bu söylemin şöyle bir tehlikesi var. Bu söylem FETÖ üzerine yürünmesini engelliyor. Samimi olarak da söyleyen var. Biz şunu artık özellikle bugün vurguluyoruz, bu iş yalnız zabıtayla, polisle, mahkemeyle çözülmez. Türkiye’nin ekonomik, kültürel bir dönüşüme de ihtiyacı var. Tarikatlar, cemaatler, insanların beyinlerini yıkamış bir şekilde ama bir taraftan Türk insanını Atatürk gibi çağdaş, milletini devletini seven bir ideoloji ile donatmamız lazım.

Siz bir yandan FETÖ ile mücadele edip, bir yandan da onunla aynı kaynakları referansları paylaşıyorsanız, bu mücadele gider bir yerde duvara dayanır. Bugün o aşamaya geldik ki, FETÖ ile mücadele sırf mahkeme hapishane yöntemleri ile değil aynı zamanda Türkiye’de çok köklü bir aydınlanma seferberliği ile düzenlenmeli. Türkiye’nin başı dik, aklı ve vicdanı hür bir aydınlanmaya da ihtiyacı var.

“BU ÖYLE BİR DİNAMİT Kİ, EN SONUNDA ERDOĞAN’I DA ÖNÜNE KATIP GÖTÜRECEKTİR.”

Nuray Başaran Demir : Peki, Tayyip Bey bu söylediğiniz sebepler doğrultusunda bir korku yaşarsa? Bu mücadele ne kadar olur ya da eksik kalır?

Doğu Perinçek : Az evvel söylediğim bu ideolojik seferberlik ve aydınlanmayı, o siyası ayağa dokunmaktan daha önemli görüyorum çünkü toplumu değiştirmemiz lazım.

Abdullah Gül’ü hapse attın , Babacan’ı hapse attın ama toplum hala tarikat cemaat ağlarında yaşıyor. Toplumu değiştirmemiz lazım. Fetullah Cemaatinin içindeki ilişkilere bakıyoruz. Yani baktığınızda salyalı bir adamın peşinden bizim toplumumuz budalaca gidiyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Hangi ideoloji ile gidiyor? Atatürk’ün yaptığı gibi toplumu değiştirmek zorunda. Bazıları değiştirmiyorsa toplum orada kalmaz birileri çıkar yine değiştirir. Yani bu toplumun ihtiyacı. Hayat bize neyi dayatıyor? Sürekli olarak Atatürk Devrimini önümüze koyuyor. Bu öyle bir dinamit ki, en sonunda Erdoğan’ı da önüne katıp götürecektir.

Erdoğan kalkıyor ne diyor? Türkiye 1400 yıl öncenin kanunları ile yönetilmiyor. 1400 yıl önce ne vardı? Kur’an-ı Kerim vardı, dini hadisler vardı. İslami kesim şimdi bunu söylüyor, ‘ sen ne diyorsun?’ diyor.

Türkiye’nin ihtiyaçları ve toplumun dinamiği , en sonunda buna direnmek isteyenleri de önüne katıp götürüyor. Şimdi düşünün, siz Türkiye’nin başında olacaksınız ve Türkiye’yi böleceksiniz, bölemezsiniz.

Türkiye’nin başında olup Türkiye’yi tekrar tarikat ve cemaatlerin ağına teslim edeceksiniz, edemezsiniz. Türkiye’nin yarattığı bir birikim ve dinamik var. Buna meydan okumak kimsenin harcı değil.

“PKK İLE İŞ BİRLİĞİ YAPAN BİR CHP’NİN İKTİDAR YOLLARI SONUNA KADAR KAPALIDIR.”

Nuray Başaran Demir : Peki diyelim ki, bu şartlarda sebep ne olursa olsun siyasi ayağa dokunulmadı ve yeni partiler kuruldu. Yeni partiler ne kadar başarılı olur? Beklentiniz nedir?

Doğu Perinçek : Benim gördüğüm, Tayyip Erdoğan’ı indirme projelerinde yüzde 2-3 oylarla CHP, İYİ Parti, HDP (PKK), Abdullah Gül, Davutoğlu, Babacan böyle bir blok. Bu bloğa 2-3 oy Ak Parti’den kopartıp katabilir miyiz hesabındalar. Bu mücadeleyi kazanamazlar.

Amerika gelip Ankara’yı askeri açıdan ele geçirirse, mücadeleyi CHP kazanır. Ama Türkiye, bölünmeyi kabul etmez. Türkiye’ye dayatılan program ; HDP/PKK ile Türkiye’yi bölme programıdır. CHP için iktidar şansı sıfırdır.

Şöyle olabilir; Amerika nasıl Bağdat’ı ele geçirdi orda kendisine uygun Hükümet kurdu. Suriye’ye yapmaya çalıştı olmadı. İran’a diş geçiremedi. Amerika’nın planı bir başkenti almak ve adamlarını orada oturtmak, CHP’nin bunu parlamenter yönden yapamayacağı ortaya çıktı.

Diyeceksiniz ki bir yerel seçim oldu. İstanbul da dahil olmak üzere, AK Parti baş aşağı doğru gitti. Toplumun reflekslerini hesaba katmak gerekiyor, vatandaş HDP/PKK, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi iş birliği ile iktidar olacağını gördüğünde bu işe izin vermez. Bunu askeri yoldan yaparsanız yine tepelenir. Amerika gelip, 2002’de işte biliyorsunuz meşhur Milenyum chalange yapmıştı Amerika. 1000 yılın meydan okuması Kıbrıs’tan başlıyordu. Ondan sonra Amerika, 96 saatte Türkiye’yi işgal ediyordu. Doğu Akdeniz’de başlayan bir kapışma, Amerika İsrail donanmalarını yendi ve oradan geldi işgal ettiler falan, o da olmaz. Türk donanması da yenilmez, Türkiye de yenilmez. Dolayısıyla bütün patileri toplayıp da birbirine çarpsan bunların İktidar şansı yoktur.

Bu arada her şey olduğu yerde durmuyor. Vatan Partisi bu süreçte çok hızlı büyüyor. Bir tek karşı tarafa bakmayalım, bir de Türkiye’ye bakalım. Türkiye tarafında da harekete geçen dinamikler var. Türkiye tarafında da kendini savunma refleksi var, ordusu var, polisi var. Yani şimdi Suriye’nin, Irak’ın kuzeyini elinde tutamayan Amerika, gelip de bu ülkeyi mi eline geçirecek? PKK ile iş birliği yapan bir CHP’nin İktidar yolları sonuna kadar kapalıdır.

“AK PARTİNİN TÜRKİYE’Yİ YÖNETTİĞİ DÖNEM BİTTİ”

Nuray Başaran Demir : Bir de şöyle bir durum var; bunu vatandaşa nasıl anlatacaksınız? Zira ortada bir de 17 yıllık iktidarda yolsuzluk, usulsüzlük, yandaşlık adına yıpranmış bir iktidar partisi var.

Doğu Perinçek : Tek Başına AK Partinin Türkiye’yi yönettiği dönem bitti. Bundan sonra AK Parti tek başına Türkiye’yi yönetemez. Koalisyon kaçınılmaz. Son seçimlerde şunu gördük İstanbul, Adana, Antalya, Mersin bütün kıyılar, Türkiye’nin endüstri merkezleri, Marmara’sı Akdeniz’i vs. Ne dediler? AK Partiye, ‘ bir dur arkadaş!’ dediler.

“PKK İLE FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ VATAN HAİNLİĞİDİR”

Nuray Başaran Demir :Ortada iktidar partisinin bir yıpranmışlığı varken karşı bloğa oy veren yüzde 49’luk seçmene bu durumu nasıl anlatacaksınız. Keza geçtiğimiz seçim kampanyasındaki gibi karşı bloğa oy verenleri ‘vatan haini’ olarak itham etmek ne kadar doğru bir yaklaşım?

Doğu Perinçek : PKK ile FETÖ ile işbirliği; vatan hainliğidir. Atatürk Ankara’ya çıktığı zaman arkasında kaç kişi vardı? Süreç vatandaşı hareketlendiriyor. Biz Türk Milletine güveniyoruz.Bu millet, PKK ile iş birliği yapana kesinlikle iktidar yolunu açmaz.

FETÖ’nün 2014 öncesi ve sonrasına bakarsak, 2015 kalkışmasını kaç kişi öngörebilirdi? Bir tek Vatan Partisi.

Kanka oldular FETÖ ile.Türkiye ile Rusya işbirliği yapacak. Türkiye Amerika kontrolünden çıkabilir mi?Türkiye Amerika’ya kafa tutacak dense kaç kişi inanırdı.

TSK kalkacak , İsrail -Amerika koridorunu ayıracak. Sınır duvarları yıkılacak. 30 sene buralarda kalacağız diyorlardı.

Yani onun için, Türkiye’nin dinamiklerini hesaba katmak lazım. Türkiye’nin bağımsız yaşama iradesini hesaba katmak gerekiyor. Borç batağında boğulmama iradesini göstereceğimize inanıyorum

“TÜRKİYE’YE HÜRRİYET DEĞİL OTORİTE LAZIM, DİSİPLİN LAZIM”

Nuray Başaran Demir : Erken seçim ön görüyor musunuz?

Doğu Perinçek : Erken seçimde olabilir. Koşullar ve ekonomik koşullar erken seçimi dayatır. Türkiye’nin AK Parti tarafından tek başına yönetilemeyeceğini görüyorum.

Nuray Başaran Demir : Milli Mutabakat Hükümeti ne kadar yakın?

Doğu Perinçek : Hükümetin ismi önemli değil. Sayın Cumhurbaşkanının bu sürece vereceği bir tek cevap vardır; böyle bir hükümet kurmak. Ben insanların karar verme yetenekleri, bakış açıları, ufuklarındaki darlıklar, sınırlar falan, o açıdan bakmıyorum. Türkiye’nin ihtiyaçları açısından bakıyorum. Ben süreçleri şöyle tahlil ediyorum. Türkiye diye bir şey var. Bu Türkiye. Tayyip Erdoğan’ın dudakları arasında değil. 2014’den sonrası bize neyi gösterdi ? Türkiye var. Atatürk devrimi var. Bunlar halen Türkiye’nin yoluna çizebilen en önemli faktörler. Esas belirleyici etkene baktığımız zaman şunu görüyoruz. Türkiye burada zorlukları paylaştıran, geniş tabanlı, halk üzerinde otorite kurabilecek olan (Türkiye’ye Hürriyet değil otorite lazım, disiplin lazım) bir hükümet lazım. Bu hükümeti kuramayan, Türkiye’yi yönetemez. Zorluklara hükmeden bir hükümet lazım. Bu benim kanaatim, öngörüm. Tayyip Erdoğan niye Samsun’a çağırıyor? Niye birden Atatürk vurguları artıyor?

Nuray Başaran Demir : AK Parti hükümeti ülkeyi çok kamplaştırdığı için böyle bir hükümetin kurulması ne kadar mümkün olur sizce?

Doğu Perinçek: Böyle bir Hükümet Vatan Partisi olmadan bir defa olmaz, MHP, CHP ile hükümet kurulur. Devlet adamlığı ve liderlik budur. Cumhurbaşkanının yapması gereken budur. Bu öyle bir taktik hamledir ki CHP’yi de mutlaka içine almak gerekir. Bu hamle hükümete direnen unsurları çok olumsuz noktalara itecektir.

“AMERİKA İLE SAVAŞ, 24 TEMMUZ 2015′ DE BAŞLADI”

Nuray Başaran Demir : Peki, bu şartlarda böyle bir hükümet kurulursa FETÖ’nün siyasi ayağıyla korkmadan mücadele edilebilir mi?

Doğu Perinçek : Tabii ki bunun bir programı olacak. Arkadaşlar, ‘ ben sizi Türkiye’nin terörden kurtulması, vatan bütünlüğü, Doğu Akdeniz’de haklarımıza sahip çıkma ve üretim ekonomisini inşa için göreve çağırıyorum. Savaş içindeyiz. Şuanda zaten Amerika ile savaş halindeyiz.’ denmeli.

Ki bu savaş 24 Temmuz 2015’de başladı. Ankara ve İstanbul’da FETÖ ile kanlı savaş yapıldı. Ermeni soykırımı yasası, Türkiye silah kullanmaması için bir baskı idi. Psikolojiyi artırıp PKK rahatlıkla güçlensin, hendek kazsın politikası idi. Kazandığımız mevzilerin farkında değiliz ülke olarak. Biz Avrupa İnsanları Mahkemesinde 3 dava kazandık. Bu önemli idi. Mahkeme kararı yoksa soykırım yoktur. Soykırıma mahkemeler karar verir başkanlar, yöneticiler karar veremez. Biz Soykırım yok dedik ve beraat ettik.

Biz Erdoğan’ın yanında durmuyoruz bu yanlış anlaşılmasın Sayın Erdoğan bizim yanımızda duruyor. FETÖ ile birlikte idi şimdi karşısında, PKK ile açılım yapıyordu şimdi karşısında, Rusya’nın karşısında Amerika’nın yanında idi şimdi tam tersi. Bunlar hep bizim siyasetimiz.

“TÜRK DEVLETİ ŞİMDİ VAR”

Nuray Başaran Demir : Son zamanda büyük bir kesimde, ‘ Devlet var mı ki aklı olsun?’ diye bir algı var.

Doğu Perinçek : Bence Türk Devleti şimdi var. Bakın Türk Devleti olmasa FETÖ’yü ezebilir miyiz? Fırat Kalkanı ile Amerikan koridorunu ezip geçebilir miyiz? Barış Pınarı Harekâtını yapabilir miyiz? Bunları yapan hep devlet. Amerika’ya kafa tutabilir miyiz?

Nuray Başaran Demir: Bir de yeni sistem. Hem oturmadığı konusunda büyük bir görüş hakim. Hem de sizin söylediğiniz bit Türkiye koalisyonu ülkeyi aynı sistem ile mi yönetecek?

‘ATIN ÖNÜNE ARABA KOYMAMAK LAZIM’

Doğu Perinçek: Cumhurbaşkanlığı sistemi geldi, tıkandı. Onlarda yaptığı yanlışın farkına varıyor. Parlamenter sisteme mutlaka geri dönülecektir. Bu kaçınılmazdır. 1876 yılından gelen oturmuş bir sistem var. Sisteme müdahale ile, mafyalaşan ekonomi ile cevap veren, mafyalaşan bir hükümet olmaz. Bütün ipler bir iki kişinin eline veriliyor. Şu an Meclis var mı, Meclis’te bir iktidar var mı? Onun için bu sistem devam etmez. Atın önüne araba koymamak lazım. Türkiye’nin önündeki geleceğini kuramazsın bu şekilde. Sıra ile yapmak lazım. Bu sıra, üretime dayalı ekonomi inşa etmek, Suriye ile işbirliği yaparak PKK yı temizlemek, Doğu Akdeniz’deki tehditleri öncelemek. CHP nin derdi hiç bunlar olmadı. CHP hep rejim meselesini öne koyuyor. Amerika’nın isteklerini yapıyor. CHP Türkiye’yi değiştirmek istemiyor.

Nuray Başaran Demir : Bölgede bir savaş var. Cepheler oluşuyor. Türkiye hangi cephede?

Doğu Perinçek : Cepheler belli zaten. Türkiye, Rusya, Suriye. Dolayısıyla Mısır, İran, Çin ile bir cephe var. Almanya bize daha yakın, Amerika onlara da tehdit. Büyükelçiler buraya bu aralar çok geliyor. İngiliz, Kanada, Avusturalya cephesi, ‘bizi Amerika’nın yanında görmeyin, bizde gözümüzü Asya’ya çevirdik’ diyorlar. Amerika’nın güvendiği ülke Suudi Arabistan , orada ne olacağı belli değil. Her an Amerika orada yıkılabilir. Amerika’nın İsrail’den başka dostu kalmadı.

“GELECEĞE UMUTLA GÜVENLE BAKALIM”

Nuray Başaran Demir : Son olarak Türk halkına ve Sayın Erdoğan’a ne söylemek istersiniz?

Doğu Perinçek : Erdoğan’a söylemek istediğim şeyi buradan söylemeyeyim ayıp olur. O’na karşı söylediklerimi zaten burada konuştuk. Türk Milletine ve halkımıza söyleyeceğim şey; geleceğe umutla, güvenle bakalım. Bu süreçten hiç korkmayalım. Korkacak bir şeyde yok. Türkiye büyük bir tarihi fırsat dönemine girdi. Türkiye büyük bir karar ile çözüme gidiyor. Önümüzde karanlıklar yok, önümüz aydınlık. Borç batağında boğulmak yok, bereket var, bir üretim devrimi var. Onun için karamsar düşünceleri bıraksınlar. Ekonomi ile bizi kıskaca alamazlar. Türkiye’nin öyle bir potansiyeli var ki; insan gücü, ekonomik kaynakları, İnşaAllah Amerika, bazı yaptırımlar ve ambargolar koyarda Türkiye daha köktenci çözümlerle buradan çıkar. Türkiye’nin önünde bir devrimci çözüm var. Buna da Üretim Devrimi diyoruz

Kaynak: PERİNÇEK: “AK PARTİNİN TÜRKİYE’Yİ YÖNETTİĞİ DÖNEM BİTTİ”

KAMPANYA : AK PARTİ 52 SANAT KURUMUNU KAPATMAYA HAZIRLANIYOR /// BUNA DUR DEMEK İÇİN BU İLETİYİ ÇEVRENİZLE PAYLAŞIN !!!!!


Arkadaşlar merhaba,

Aşağıda yer alan metni mümkün olduğunca çok yere ulaştırmayı hedefliyoruz. Lütfen listenizdeki herkese yollar mısınız? Ayrıca CİMER’e de yazabilirsiniz.

Sevgiler ve teşekkürler.

ÖZEL BÜRO GRUBU

***

Değerli Basın Mensupları;

Hükümetin başta Devlet Opera ve Balesi ,Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Devlet çok Sesli Korosu olmak üzere toplam 52 sanat kurumunun kapatılmasını öngören yasa tasarısı bizim ve çocuklarımızın geleceğini yok ediyor.

Bizler Cumhuriyet’in kültür-sanat kurumlarının kapatılmasına sonuna kadar karşıyız. Yapılması planlanan model baskıcı ve gerici bir modeldir ve sanatın özgürlüğünü elinden almaktadır.

Bunun yanı sıra Eğitim fakülteleri, güzel sanatlar liseleri, konservatuvarlar da topun ucunda. Türkiye’de sanatın ölüm fermanı olan 52 sayfalık yasa tasarısı mecliste yarın, öbür gün onaylanabilir.

Cumhuriyet’in çağdaş sanat kurumları tek tek yok ediliyor. Esasında hepimizin bildiği gibi asıl yok edilmek istenen laik Cumhuriyetimizdir.

ATAOL BEHRAMOĞLU

CİMER E-POSTA : https://www.cimer.gov.tr

MACARİSTAN DOSYASI : AK PARTİ MUMLA DOST ARAYACAĞINA MACARİSTAN İLE İLİŞKİLERİ GÜÇLENDİRSİN


ATİLLA’NIN SOYUNDAN GELEN MACARİSTAN HALKI, TÜRKİYE HAKKINDA ÖNE SÜRÜLEN SOYKIRIM SAÇMALIĞINI PROTESTO ETMEK İÇİN MACARİSTAN’IN EN ÜNLÜ KÖPRÜSÜNÜ TÜRK BAYRAKLARIYLA SÜSLEMİŞ !!!! AK PARTİ MUMLA DOST ARAYACAĞINA MACARİSTAN İLE İLİŞKİLERİ GÜÇLENDİRSİN.

TARİKATLER & CEMAATLER DOSYASI : AK PARTİ MENZİL TARİKATİNE YOL VERDİ /// ŞİMDİ TÜM KURUMLARA YERLEŞİYORLAR !!!! TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ ???


Aytunç ERKİN : “Menzil Tarikatı Sağlık Bakanlığı’nı ele geçirdi mi ?”

✔ Saygı Öztürk bu soruyu Menzil şeyhi Saki Erol’a sordu, şeyhin yanıtı açıktı: DOĞRU
✔ Aynı soruyu Menzil’den kopan şeyh Feyzeddin Erol’a sordu, şeyh 2 bakanın adını verdi

1 – Gazeteciliğin temeli muhabirliktir… Aramak, sormak, koklamak ve yürekli bir şekilde ateşin içine atlamak… Kaba tabiriyle ‘deli’ olmak gerekir! 20’li yaşlarımda bir istihbarat aldığımda ilk aradığım isimlerden birisi o dönem Hürriyet’te yazan Saygı Öztürk olurdu. Saygı ağabey eğer bu bilgi kendisine de gelmişse ‘Bilmiyorum’ derdi… Gelmemişse… Arşivini açardı ya da bilebileceklerin telefonlarını verirdi! 20 yıl önce de bugün de SÖZCÜ Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, muhabirlikten kopmadı, heyecanın hep diri tuttu.

Kitap daha yeni çıktı ama şanslı bir gazeteci olarak daha önce okuma fırsatı buldum. Gündemi değiştirecek bir konuyla karşımıza çıkan Öztürk, ‘Menzil-Bir Tarikatın İki Yüzü‘ adlı kitabıyla bir ilki gerçekleştirdi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimin ardından sonra sıkça tartışılan “FETÖ gitti METÖ geldi” yani Menzil tarikatı devleti ele geçiriyorlar iddialarını araştırmak için Adıyaman’daki Menzil Köyü ve Eskişehir’deki Buhara’ya gitti.

Saygı Öztürk, burada şeyhler ile konuştu… O zaman hemen başlayalım…

Saygı Öztürk’ün yeni kitabı Menzil D&R ve seçkin kitapçılarda raflarda yerini aldı

Menzilciler neden ikiye bölündü?

İşte kitaptan bazı başlıklar:

Menzil’e gidenin uyuşturucuyu bırakması için neler yapılıyor?

– Menzil niçin ikiye bölündü? Şeyhler arasında nasıl bir mücadele sürüyor?

Menzil şeyhi niçin zehirlenmek istendi? Yargı ve Emniyet neden kapıştı?

– Alparslan Türkeş, Menzil için kime hangi görevi verdi? Sonunda ne oldu?

– Tarikat, Bilgin Balanlı’nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nı nasıl önledi?

– Menzil, bürokrasi ve siyasette nasıl bir yol izliyor?

– Holding kuran tarikatın ticari işleri nasıl yürütülüyor?

– Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Menzil’e niçin gitti?

Menzil 15 milyon lirayı kurtarmak için kimden yardım istedi?

Menzil Şeyhi Saki Erol Saygı Öztürk’e tarikatlarının iç yüzünü açık açık anlattı.

“Sağlık Bakanlığı Menzil cemaatine bağlı diye liyakatsız insanı almışsa doğru değil”

2 – “Beni, şeyhin yanına götürmek için Menzil Köyü Muhtarı Yücel Özkan ile Adıyamanlı iş insanı Erkan Çakmak geldi. Şeyh Saki Erol, gelmemden dolayı son derece memnun olduğunu, zaman zaman dini konularda gazeteci Ruşen Çakır’la sohbet ettiğini, ikinci görüştüğü gazetecinin de ben olduğumu söyledi. Tabii ki bu sözleri ve herkesin merak ettiği tarikatın içyüzüyle ilgili tepedeki isme sorular yöneltecek olmak beni de mutlu etmişti.”

Saygı Öztürk, Menzil tarikatını yöneten Şeyh Saki Erol’la ilk dakikalarını böyle anlatıyor…

İHALEYE GİRDİĞİNİ NASIL ANLATTI?

Öztürk soruyor: “40’ı aşkın şirketiniz olduğu biliniyor. Neyiniz var?” Şeyh anlatmaya başlıyor: “ Semerkand Holdingimiz var, hastanemiz var, Semerkand TV var, radyo, dergi… O kadarını da bilmem yani tam altını, ne yapıyorlar filan. Kanunlar elverdiği müddetçe her ticareti yaparız. Bu ihale meselesine geliyorum. İhaleye de girdim ben, ama senin hakkının yenilmesine hayır. Senin programın daha iyiyse, buna rağmen ben aldıysam o haramdır. İşi liyakat sahibine, vatanına bağlı olana vermek lazım. Şimdi bazı bakanlıklarda kadrolaştığımız yazılıyor, söyleniyor. Şimdi sizinle tanıştık. Bu durumda benim sizin gazetenizde kadrom mu oldu? İnsanın arkadaşının, dostunun olması kadro mu şimdi?”

“ORTADOĞU BU, AŞİRETSİZ OLMAZ”

İşte röportajın can alıcı yeri!

SÖZCÜ yazarı şu soruya yanıt istiyor: “Menzilcilerin Sağlık Bakanlığı’nı ele geçirdiği biliniyor.”

Şeyh Erol’un cevabı ise açık:

“… Doğru, Recep Akdağ’ı tanıyorum. Buraya (Menzil’e) gelmiş gitmiş. Sağlık Bakanlığı Menzil cemaatine bağlı diye liyakatsız bir insanı almışsa vallaha o doğru değildir. Bir genelleme yapıyorlar. Devlet işine baksın. Devlet devletliğini yapsın. Cemaat de cemaatliğini. Türkiye’de cemaatler sivil toplum örgütü gibi, herkes bir yere bağlıdır. Aşiret, cemaat vs… Batılılar gibi yürüyeceğiz ama yürüyemedik. Ortadoğu bu, aşiretsiz gitmez. Peygamber gelmiş. Yüzde 99 insanlık tarihi burada başlıyor. Almanya’daki insanları gördüm, sağına soluna bakmıyorlar. Resmen adamlar bizim dinimizi yaşıyor. Biz de onların dini gibi yaşıyoruz. Fransa da öyle. Gittim, devlet kiliseye bir şey yapmıyor. Keşke laiklik olsaydı. Devlet de kendine çekidüzen vermelidir.”

Şeyh Feyzeddin Erol Saygı Öztürk’e anlattı.

“On bakanın evimize geldiği günler de oldu”

3 – “… 2019 yılının Ramazan ayıydı. Eskişehir’e bağlı Sivrihisar İlçesi’ni geçtikten sonra ‘Buhara’ tabelasını gördük. Yanımdaki arkadaş, ‘Ben seviyorum abi, onun için fırsat buldukça yanına gidiyorum. Orada kendimi huzurlu hissediyorum’ diyordu.”

Saygı Öztürk’ün görüştüğü diğer şeyh de Menzil’in Buhara kolunun başındaki Feyzeddin Erol

Öğreniyoruz…

Şeyh Erol’a medrese öğrencileri “Sultanım”, “Şeyhim”, “ Seydam” diyor. Öztürk, “Ramazanda Feyzeddin Erol’la konuşmaya gitmiştim. Oruçlu olmadığımı öğrenince önce çay ikram etti, arkasından da yemek. Erol, ‘Ben sosyal bir insanım, yadırganacak bir şey yok’ dedi..” diye anlatıyor görüşmeyi.

Peki Feyzeddin Erol neler anlattı?

Kitaptan okuyalım: “…Rahmetli babam (Şeyh Muhammed Raşit Erol) hakikaten çok büyük ahlakı olan bir insandı. Hiçbir zaman başkasının parasında gözü olmamıştır. Ne vakfımız, ne dergimiz, ne radyomuz, ne televizyonumuz, ne de okulumuz vardı. Bazen on tane bakanın evimize geldiği günler de oldu. Hiçbir zaman devlette, ‘Şunu bu işe al, şu kişiyi işe al, bunu buraya koy’ demedik. ‘Bugünkü Menzil’ diyeceksin. Teyp kapandıktan sonra izah ederim.”

“DEVLETTE HER YERDE VARLAR”

Saygı Öztürk, Menzil’in Buhara kolunun şeyhine net bir soru yöneltiyor: “Sağlık Bakanlığı’nda Menzilcilerin gücü ne?” Cevap da net:

“… Ne olacak… Enerji eski Bakanı Taner Yıldız da Sağlık eski Bakanı Recep Akdağ da bizim evimizde büyüdüler. Her hafta yanımda olan insanlardı. Şimdi selam vermiyorlar. Biz, Menzil’den kopunca bizden koptular. Biz değil, Menzilciler Türkiye’nin her yerinde güçlüdür. Bilmiyorum, devlette her yerde adamları var.”

Not: Saygı Öztürk bugün saat 14’te Ankara Kitap Fuarı’nda Doğan Kitap’ta yeni kitabını imzalayacak…

ABD Büyükelçiliği ve Menzil şeyhlerinden Trabzon’a ‘sır’ ziyaret

29 Ekim 2019

YazarlarAytunç ERKİN

702

PAYLAŞIM

İddia: 1995’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi Marc Grossman ve Menzilciler Trabzon’a gitti

İddia: Türkiye’nin gündemindeki ‘Ilımlı İslam’ ve Anadolu’nun İslam’ı yaşayış biçimi incelendi

İddia: Menzil şeyhlerinin şoförlüğünü ‘milliyetçi’ Emin A. isimli bir üniversite öğrencisi yaptı

ABD’nin Türkiye’deki tarikatlara ilgisi 1990’larda başladı ve ‘Kemalizm’ düşmanlığı yapıldı

1 – SÖZCÜ Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün yeni kitabı ‘Menzil’le ilgili geçen pazar günü kaleme aldığım yazı çok tartışıldı. Kitap da daha çok tartışılacak gibi… Bu arada Adıyaman merkezli Menzil’le ilgili 24 yıl önce yaşanan ve sadece devlet kayıtlarına bir bilgiye de ulaştım. İddiayı hemen aktarıyorum: 1995 yılında ABD’nin Ankara Büyükelçisi Marc Grossman ve tarikatın önde gelen isimlerinin beraber Trabzon ve Rize’ye gittikleri, incelemelerde bulundukları öne sürüldü. Ne mi incelediler? O dönemde planlanan ve sonrasında Türkiye’nin gündemine oturan ‘Ilımlı İslam’ ve Anadolu’nun İslam’ı yaşayış biçimi olabilir! Trabzon’a giden Menzil tarikatının önde gelenlerine şoförlük yapan kişinin de Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden ‘milliyetçi’ bir öğrenci olduğu kaydedildi. Emin A. ismindeki şahsın ziyaret sonrası büyükelçilik tarafından ABD’ye götürüldüğü ve ‘devşirildiği’ de notlar arasında. Emin A.’nın şu anda Balkan ülkelerinde olduğu ifade edildi… Bunlar önemli iddialar ancak… o döneme baktığımızda… Örneğin:

RAND: ILIMLI İSLAM DESTEKLENMELİ

24 Aralık 1995 günü sandığa giden 29 milyon seçmen, Refah Partisi’nin 1994 yılında, belediyecilikteki başarısının karşılığını vermişti. Refah Partisi, yüzde 21.3 ile seçimlerden birinci çıkmış, ANAP ve DYP yüzde 19’ar oy alırken CHP barajı kıl payı geçebilmişti. DSP’nin oyu ise yüzde 14.6’ydı. 1996’da da Refah-Yol kurulmuştu… Altı yıl öncesine gidelim! CIA’nın düşünce kuruluşu Rand Corporation (Araştırma ve Geliştirme Kuruluşu), “Türkiye’de İslam radikalizminin geleceği” konulu bir rapor hazırlar. Raporu ABD Savunma Bakanlığı Pentagon istemiştir… Rand, adını sıkça duyduğumuz CIA ajanı Graham Fuller’in başkanlığında şu tespitleri yapar: “Türk halkı arasında İslam’a ve bunun uygulanmasına ilgi büyük ölçüde artmıştır. Üniversitelerde başlarını örten öğrenciler çoğalmaktadır. Ilımlı İslam desteklenmelidir…”

ABROMOWITZ, GROSSMAN VE FULLER…

Türk gazeteciler içinde bu durumu tespit eden isimlerden birisi de o dönem Radikal’de yazan Murat Yetkin’di. Yetkin, 3 Mart 2012’de köşesinde şu cümleleri kurmuştu: “ABD başkentinde radikal İslam’ın yayılmasına karşı ‘ılımlı’ İslam kavramını ortaya atma fikrini geliştirenler, Türkiye üzerine çalışan isimler oldu. Morton Abromowitz ve Marc Grossman gibi diplomatlar, Graham Fuller gibi CIA uzmanları, Ian Lesser gibi araştırmacılar bunda pay sahibi oldu.”

2 – ABD’nin, ‘Ilımlı İslam’ projesinin geldiği son nokta: 15 Temmuz darbe girişimi

Kitabın adı: Siyasal İslam’ın Geleceği…Türkiye’de. 2004 yılında yayımlandı. Yazarı CIA ajanı Graham Fuller. Basan ise Fetullah Gülen’in Yayınevi TİMAŞ! Fuller, İslami kesime şu öneride bulunuyor: “(Sayfa 345) Ümit edebileceğimiz tek şey, liberal İslamcıların modern çağda yenilenmiş bir İslam anlayışı ve evrensel İslami değerler formu ortaya koyma yönündeki çalışmalarında sebat etmeleri… Süreç boyunca müttefikler bulmaları.”

Graham Fuller, müttefik olarak kimi mi öneriyor? Okuyalım: “İslam dünyasında, ABD tarafından da aktif olarak desteklenen ciddi reformlar ve siyasal değişim olabilir…”

Fuller ve arkadaşlarının ‘Ilımlı İslam’ projesinin ilk ayağı AKP’nin iktidar gelmesiydi ve başarılı oldular. Bunu unutmayalım… Ne zaman ki iktidarla ters düştüler, Fetullahçılarla açık bir şekilde operasyona başladılar. Yani ‘Ilımlı’ dedikleri yapıların geldiği nokta 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi oldu!

3 – AKP’li Taner Yıldız detayı Kayseri’de gündem oldu!

“Menzil tarikatı Sağlık Bakanlığı’nın ele geçirdi mi?” başlıklı SÖZCÜ’de yayımlanan geçen pazar günü çıkan yazımda şunları kaydetmiştim: “Saygı Öztürk, Menzil’in Buhara kolunun şeyhi Feyzeddin Erol’a net bir soru yöneltiyor: …Sağlık Bakanlığı’nda Menzilcilerin gücü ne? Cevap da net: Ne olacak… Enerji eski Bakanı Taner Yıldız da Sağlık eski Bakanı Recep Akdağ da bizim evimizde büyüdüler. Her hafta yanımda olan insanlardı. Şimdi selam da vermiyorlar. Bizim bulunduğumuz topluluğa da gelmiyorlar. Ama babamın döneminde, babama hep gelirlerdi. Biz, Menzil’den kopunca onlar da bizden koptular. Biz değil, Menzilciler Türkiye’nin her yerinde güçlüdür. Bilmiyorum, devlette her yerde adamları var. Niye olmasın ki?”

İşte bu bölüm, Kayseri’de çıkan “Kayseri Olay” Gazetesi’nde dün manşet oldu. Manşette, “Şimdi selam vermiyorlar” denildi ve AKP Kayseri Milletvekili Taner Yıldız detayına çekildi.

4 – 1990’da CIA’nın hedef aldığı isim: ATATÜRK

Tarih 26 Şubat 1990… Cumhuriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Ufuk Güldemir, CIA’nın Ortadoğu Masası eski yöneticisi Graham Fuller’le bir röportaj yapar. Fuller’i Türkiye’yle tanıştıran gazeteciyle CIA ajanı ‘Kemalizm’i konuşurlar ve Fuller şöyle der: “Atatürk’ün düşünceleri, çağı için son derece güçlü düşüncelerdi. Ama Türkiye artık ulusal kimliğini, yörüngesini, dünyadaki rolünü, hatta İslam’ın günlük yaşamdaki yerini yeniden düşünmelidir. Türkiye, demokrasi ile İslam’ın bir arada yaşatılabileceği modern bir formül bulsa, İran ve Arap dünyasına olağanüstü büyük bir entelektüel öncülük yapmış olur. İslam dünyası için geleceğin modeli olur bu.”

“KEMALİZM BİTTİ, LİBERAL İSLAM VAR”

‘Kemalizm bitti’ diyen Fuller, ABD’de yayımlanan “The National Interest (Ulusal Çıkar)” adlı derginin Sonbahar 2000 tarihli sayında da şöyle der: “Bugün Türk devletinin bir sorunu varsa, bu da aslında Kemalizmin değişmez bir değerler paketi olarak var olmayı sürdürmesidir. Hangi türden olursa olsun hiç bir metin, hep ortaya çıktığı şartlar altındaki terimlerle yorumlanamaz. Daha önemlisi liberal olmayan bu düzen, Türkiye’nin demokratik değişimini engellemekte, İslamcılık ve Kürtler gibi iki ana sorunun çözümüne de zorlaştırmaktadır.”

USULSÜZLÜK DOSYASI : AK PARTİ’DE SÜLALE BOYU İŞ GARANTİSİ /// GÖKSU AİLESİNİN ÇALIŞMADIĞI YER KALMAMIŞ 😊


AK PARTİ’DE SÜLALE BOYU İŞ GARANTİSİ /// GÖKSU AİLESİNİN ÇALIŞMADIĞI YER KALMAMIŞ 😊

Listeye yenge hanımın ailesi, kayınçolar, hala/teyze/dayı çocukları ve diğer hısım, akrabalar sığmadı!

Aile boyu maşallah

1.Ali Göksu – İski Genel Şube Şefliği

2.M.C. Göksu -İski Bayrampaşa Şube Şefliği

3.Murat Göksu -Park Ve Bahçeler Şefliği

4.Caner Göksu -Iati Genel Müdürlüğü

5.Adem Göksu -Kültür Ve Etkinlik Müdürlüğü

6.Burhan Göksu -Medya Müdürlüğü

7.Gönül Temiz Göksu -Çevre Temizlik Müdürlüğü

8.Bekir Göksu -3.Bölge Koruma Şefliği

9.Deniz Göksu -4.Bölge Koruma Şefliği

10.Hakan Göksu -Asya 2.Bölge Koruma Şefliği

11.Sakine Göksu -Yazı İşleri Arşiv Müdürlüğü

12.Hacer Göksu -İdari İşler Şefliği

13.Mizrap Göksu -İdari İşler Şefliği

14.Müslüm Göksu -Elektronik İşler Şefliği

15.Selim Göksu – Su Ve Kanal Şefliği

16.Mehmet Göksu -Su Ve Kanal Şefliği

17.Ömer Göksu -1.Bölge Şefliği

18.Halil Göksu -Iaşe İşleri Şefliği

19.B.Fikri Göksu – Sistem Yönetim Şefliği

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : AK Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli Target Karaman, iki çocuğa tecavüz ederken yakalandı !!!


AK Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli Target Karaman, iki çocuğa tecavüz ederken yakalandı !!!

Ak Parti Gençlik Kolları il yönetiminde görevli ve Yeni Malatyaspor’un taraftar grubu olan Derebeyleri Derneği’nin üyelerinden Target Karaman, 2 çocuğa cinsel istismarda bulunurken yakalandığı öne sürüldü.

malatyatime.com’un haberine göre; Target Karaman’ın sosyal medyada paylaşılan fotoğrafında darp edildiği görülüyor. Ayrıca Karaman’ın fotoğrafında boynuna “Ben bir namussuzum, çocuk tecavüzcüsüyüm, beni ıslah edin…” yazılı not asılmış.

USULSÜZLÜK DOSYASI : AK Parti gençlik kolları yöneticisi İçişleri’ne müşavir olarak atandı


AK Parti gençlik kolları yöneticisi İçişleri’ne müşavir olarak atandı

AK Parti Eyüp Gençlik Kolları Başkanı Cihat Biradlı, İçişleri Bakanlığı’na bakan müşaviri olarak atandı. Biradlı’nın herhangi bir sınava girmeden atandığı belirtildi.

DUVAR – İçişleri Bakanlığı’na yapılan müşavir ataması, liyakat tartışmalarını gündeme getirdi.

AK Parti İstanbul Eyüp İlçe Gençlik Kolları Başkanı Cihat Biradlı, İçişleri Bakanlığı’na bakan müşaviri olarak atandı.

Biradlı, Twitter hesabından bu göreve atandığını şu ifadelerle duyurdu:

“İlçe Başkanım Adem Koçyiğit‘in desteği ile İçişleri Bakanımız sayın Süleyman Soylu’nun teveccühüyle, saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan‘ın takdiri ile İçişleri Bakanlığı’na bakan müşaviri olarak atandım. Tebrik ve destek mesajlarını esirgemeyen herkese teşekkür ederim.

İçişleri Bakanlığı’ndaki görevime atanmamdan ötürü, 16.04.2018 tarihinden bu yana sürdürmüş olduğum Adalet ve Kalkınma Partisi Eyüpsultan İlçe Gençlik Kolları Başkanlığı görevimden 19.08.2019 tarihi itbari ile istifa etmiş bulunmaktayım.

— Cihat Biradlı (@cihatbiradli) August 20, 2019

Yeniçağ’daki habere göre ise Biradlı’nın ataması sınavsız, mülataksız yapıldı.

KHK’YLE YENİDEN DÜZENLENDİ

Müşavirlik atamaları, 9 Temmuz 2018’de yayınlanan 703 sayılı KHK’yle yeniden düzenlendi.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na eklenen düzenleme çerçevesinde;

“Madde 172- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun,

a) 61 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Bakan müşaviri

Madde 61/A- Bakanlıklarda, özel önem ve öncelik taşıyan konularda bakana danışmanlık yapmak üzere bakan müşaviri atanabilir. Bakan müşavirleri doğrudan bakana bağlı olarak çalışır.

Bakan müşavirleri, bakanın görev süresiyle sınırlı olarak görev yapar. Bakanın görevi sona erdiğinde, bakan müşavirlerinin görevi de sona erer.

Bakan müşaviri kadrolarına açıktan atananlardan görevi sona erenlerin veya görevden alınanların memuriyetle ilişikleri kesilir.”

657 Kanu’na göre daha önce ancak istisnai kadrolara, devlet memuru olmayan ve sınava tabi olmaksızın atama yapılabiliyordu. İçişleri Bakanlığı müsteşarlığı ise bu istisnai kadrolar arasında yer almıyordu.

İstisnai memurluklar değişiklik öncesi şu kadrolardı:

1- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin memurlukları,

2- Başbakan Başmüşaviri,

3- Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait Başkan, Başkan Yardımcısı, Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Uzman, Uzman Yardımcısı, Müşavir Avukat ve Şube Müdürleri (Uzman),

4- Başbakan Müşavirlikleri,

5-Özelleştirme İdaresi Başkanlığında Başkan, Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Proje Grup Başkanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği,

6-Başbakanlık ve Bakanlık Müşavirlikleriyle Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirlikleri,

7- Başbakanlık Basın Müşavirliği,

8- Bakanlar Kurulu Sekreterliği,

9-Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında veya kadro açıklamalar bölümünde özel nitelikli olarak gösterilen görev yerleri,

10- Özel Kalem Müdürlükleri,

11-Valilikler, Büyükelçilikler, Elçilikler, Daimi Temsilcilikler, dış kuruluşlarda çalışma müşavirlikleri nezdinde görevlendirilecek sendika uzmanlıkları,

12- Din İsleri Yüksek Kurulu Üyelikleri, Milli İstihbarat Teşkilatı memurlukları,

13- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Müşavirlikleri, Hukuk Müşavirliği ve Genel Sekreter Sekreterliği,

14- Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirlikleri ile Devlet Konservatuarında görevlendirilecek uluslararası ün yapmış üstün yeteneklere sahip Devlet sanatçıları,

15- Olimpiyat şampiyonluğu veya olimpik spor dallarından birinde büyükler kategorisinde birden fazla Dünya şampiyonluğu kazananlar arasından atanacak spor müşavirleri.