AK PARTİ DOSYASI /// VİDEO : Erdoğan’ın Ses Kayıtları Doğru Çıktı Yer Yerinden Oynayacak (İDDİA)


ÖZEL BÜRO NOTU : HER ZAMAN SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ İKTİDAR PARTİSİ İLE İLGİLİ YOLSUZLUK YADA USULSÜZLÜK DOSYALARINI YAYINLARKEN BUNLARIN MUTLAKA “İDDİA STATÜSÜ”NDE OLDUĞUNU BİLMENİZ İÇİN ÖZELLİKLE YAYINLIYORUZ. MAHKEMECE BİR KESİNLİK KAZANMADIĞI İÇİN SİTEMİZDEKİ YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜK DOSYALARININ TAMAMI İDDİADIR VE İKTİDAR PARTİSİ BUNLAR İLE İLGİLİ BİR CEVAP YADA TEKZİP METNİ GÖNDERİRSE BUNU BURADAN YAYINLAYACAĞIZ. AMACIMIZ KARALAMAK, ÇAMUR ATMAK DEĞİL TAM TERSİNE HALKIN VARSA OLUMSUZ BİR DURUM BUNU ÖĞRENMESİNİN YOLUNU AÇMAKTIR. BİZ PSİKOLOJİK SAVAŞ KALEMŞÖRÜ DEĞİLİZ. DOĞRU OLDUĞU MÜDDETÇE HANGİ PARTİ, VAKIF VEYA DERNEK OLDUĞUNU ÖNEMSEMEDEN VARSA BİR YOLSUZLUK, VURGUNCULUK, RÜŞVET VEYA USULSÜZLÜK DOSYASINI YAYINLARIZ. TABİ Kİ İDDİA OLARAK. BU DOĞRU İSE BİZİ MUTLU EDER, YANLIŞSA DA YANLIŞ OLDUĞUNU ÇEKİNMEDEN YAYINLARIZ. AMACIMIZ BU ÜLKE KURUMLARININ TEMİZ KALMASINI SAĞLAMAKTIR, DOĞRU BİLGİ VERMEKTİR, PARTİLER ÜZERİNDEN PROPAGANDA YAPMAK DEĞİLDİR. İŞTE BU VİDEODAKİLER DE BİR İDDİADIR. EĞER İDDİALAR SİZCE DOĞRU DEĞİLSE BİZE YAZIN ONU DA ÇEKİNMEDEN YAYINLARIZ.

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=W2buKdLeOFU&app=desktop

AK PARTİ DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TAYYİP ERDOĞAN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TAYYİP ERDOĞAN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR !…

04 Mart 2020

Esad rejimine bağlı hava kuvvetlerinin 27 Şubat 2020‘de, İdlib’de konuşlu Türk birliklerine yaptığı alçakça saldırı sonrasında 33 Mehmetçik şehit oldu. Acımız büyük. Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin devlet aklını ve kurmay aklını yok sayarak yaptığı planlamalar ile Türk Ordusu dört cephede harekât icra ediyor. Yurt dışında Irak, Suriye ve Libya’da harekât icra eden Türk Ordusu yurt içinde İç Güvenlik Harekâtı icra ediyor. Irak, Suriye ve Libya’nın toprak bütünlüğünü sağlamak için asker gönderdiğini iddia eden Erdoğan, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak için işgal edilen 18 Türk Adası’na asker göndermiyor, diplomasiyi de kullanmıyor.

Türk Ordusu’nun aynı anda dört cephede harekât icra etmesi ve harekât devam ederken askerlik süresinin altı aya düşürülmesi stratejik bir hatadır. Yunanistan, Adalar (Ege) Denizi’ndeki askeri yığınağını sürekli olarak artırırken dört cephede harekât icra etmek Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atmaktır. Adalar (Ege) Denizi’nde işgal edilen adalarımıza ilave olarak yeni krizler gündeme gelirse Türkiye nasıl müdahale edecek?

Yurt içinde icra edilen İç Güvenlik Harekâtı hayati önem haiz olup yakın hava desteği ile başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Ancak, yurt dışında üç ülkede icra edilen harekâtı mercek altına aldığımızda, Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin sürekli olarak yalpaladığı, ABD ve İsrail ile eşgüdümlü dış politika izlediği ve Türkiye’yi maceraya sürüklediği açık bir şekilde görülmektedir.

IRAK CEPHESİ

ABD, Saddam yönetimini devirmek, Irak’ı üçe bölmek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak için 2003’te Irak’a savaş açtı. Erdoğan ve AKP Hükümeti 20 Mart 2003 tezkeresi ile ABD ve müttefiklerine Türk Hava Sahasını açarak destek verdi. Saddam yönetimi devrildi, Irak fiilen üçe bölündü. 2003’te, ABD’ye destek vererek Irak’ın fiilen üçe bölünmesini ve İsrail’in güvenliğini sağlayan Erdoğan şimdi de Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyor. Erdoğan kendisi ile çelişiyor.

Türk askeri, 1926 ve 1946 Anlaşmaları ile Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. Maddesi gereği, 1990’lı yıllardan bugüne kadar Kuzey Irak’ta konuşlu olarak görev yapıyor. İhtiyaç duyulduğunda Türk birliklerine yakın hava desteği veriliyor ve Türk savaş uçakları ABD ile koordine edilerek Irak hava sahasını kullanıyor. Kuzey Irak’ta konuşlu birliklerimiz, Kandil Dağı ve sınırımıza yakın bölgelerde bulunan PKK terör örgütünün Türkiye’ye yönelik saldırılarına karşı önemli ölçüde koruma sağlıyor. Türk Askerinin Irak’ta bulunması hayati öneme haiz olup Türkiye’nin güvenliği için harekât ihtiyacıdır. Türk Askeri’nin Irak’taki mevcudiyeti devam ettirilmelidir.

LİBYA CEPHESİ

Libya’da Şubat 2011’de iç savaşın başlaması üzerine Kaddafi’yi yönetimden indirmek için NATO Müdahale Planına karşı çıkan ve “NATO’nun Libya’da ne işi var” diyen Erdoğan, Mart 2011’de çıkarılan tezkere ile TSK unsurlarının NATO Deniz Gücünde görev almasını sağladı. Libya’da barışı desteklemek yerine savaşı destekleyen Erdoğan, Temmuz 2011’de Libyalı muhaliflere 300 milyon dolar para yardımında bulundu. Erdoğan’ın desteklediği muhalifler, Kıbrıs Barış Harekâtında Türkiye’yi destekleyen Kaddafi’yi 20 Ekim 2011’de linç ederek öldürdü. Libya bölündü. İç savaş hâlâ devam ediyor. 2011’de, Libyalı muhaliflere destek vererek Libya’nın bölünmesini sağlayan Erdoğan şimdi de Libya’nın toprak bütünlüğünü savunuyor. Erdoğan kendisi ile çelişiyor.

Erdoğan ve AKP Hükümeti, 27 Kasım 2019’da, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’ndaki sözde kazanımlarımızı korumak maksadıyla, 02 Ocak 2020’de Libya Tezkeresini meclisten geçirerek Libya’ya asker gönderdi. Anılan anlaşma ile toplam 80 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığı, Yunanistan, Libya ve Mısır’a terk edildi. Türk askeri, anlaşma ile terk edilen kıta sahanlığımızın neresini koruyacak?

Mevcut durum itibarıyla Libya hava sahası Hafter’in kontrolünde ve Libya hava sahasını kullanamıyoruz. Libya’ya gönderilen askerlerimiz Hafter birliklerinin tehdidi altında. Libya’da şehit edilen askerlerimizin kamuoyundan gizlendiği ve gizlice defnedildiği ortaya çıktı. Türkiye, Libya’da barışı desteklemeli ve Türk Askeri en kısa zamanda Libya’dan geri çekilmelidir.

SURİYE CEPHESİ

Erdoğan ve AKP Hükümeti, 6/7 Eylül 2007’de İsrail Savaş uçaklarına Türk Hava Sahasını açtı. Hava sahamızı kullanan 5 adet İsrail F-15 savaş uçağı Suriye’yi bombaladı. İsrail uçaklarına ait ilave yakıt tankları (jettison tank) Hatay ve Gaziantep’e düştü. Erdoğan ve AKP Hükümeti İsrail’e nota vermedi.

İsrail’in deniz ablukası nedeniyle Filistin’e ulaşamayan silah ve mühimmat Şii Ekseni üzerinden Filistin’e ulaştırılmaya başlandı. İran-Irak’ın güneyi-Suriye’nin güneyi ve Lübnan’dan geçerek Filistin’e uzanan Şii ekseni Saddam’ın devrilmesine rağmen kesintiye uğramadı. İsrail’in güvenliğini sağlayarak Büyük İsrail Projesini gerçekleştirmek ve Şii ekseninden Filistin’e yapılan silah ve mühimmat akışını durdurmak maksadıyla 2011’de Suriye’de iç savaş çıkarıldı.

Erdoğan ve AKP Hükümetleri barışı desteklemek yerine muhalifleri ve savaşı destekledi. Suriye’deki terör örgütü PYD’nin lideri Salih Müslim 03-05 Ekim 2014’te Ankara’da ağırlandı. 29 Ekim 2014’te Habur sınır kapısı açıldı ve 80 araçlık peşmerge konvoyu Türkiye üzerinde Suriye’ye geçiş yaparak terör örgütü PYD’ye destek verdi. 22 Şubat 2015’te Süleyman Şah Türbesi 37 km. geri çekilerek Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan İsrail koridorunun önü açıldı.

Adana Mutabakatı ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. Maddesi gereği, Fırat’ın batısındaki terör unsurlarını temizlemek maksadıyla 2016-2018 yılları arasında Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı icra edildi. Fırat’ın doğusunda bulunan terör unsurlarını temizlemek maksadıyla 09 Ekim 2019’da başlatılan Barış Pınarı Harekâtı, ABD’nin girişimiyle durduruldu.

Soçi Mutabakatı kapsamında Suriye’nin İdlib bölgesinde TSK tarafından gözlem noktaları tesis edildi. Fırat batısındaki hava sahası Rusya’nın kontrolünde olduğu için İdlib bölgesindeki birliklerimize savaş uçakları ile yakın hava desteği veremiyoruz. Hava desteği olmadan ve hava sahasının kontrolü sağlanmadan müşterek harekat yapılamaz. Devlet aklı ve kurmay aklı yerine belediye kafası ve cahil cesareti ile hava desteği olmadan birliklerimiz İdlib’te konuşlandırılarak ateşin ortasında bırakıldı. Bu durumdan istifade eden Esad rejimi, İdlib’teki birliklerimize hava saldırısı yaparak 33 askerimizi şehit etti.

Müşterek harekâtın gereğinin yerine getirilmemesi halinde ağır kayıplar verildiğini gösteren tarihi örnekler var. Tinian Adası’na atom bombasının bileşenlerini bırakan USS-Indianapolis Kruvazörü’ne dönüş yolunda Taktik Hava Desteği (TASMO) ve denizaltı savunma harbi nitelikli muhrip / destroyer desteği verilmedi. USS-Indianapolis Kruvazörü, 30 Temmuz 1945’te Filipinler’e doğru tek başına seyir halindeyken Japon denizaltısından atılan torpidolarla Büyük Okyanus’ta batırıldı. 300 kadar mürettebat gemi ile birlikte batarak hayatını kaybetti.

Mevcut durum itibarıyla Suriye’de icra edilen harekât, düşük yoğunluklu çatışmadan Esad rejiminin ordusu ile bölgesel savaşa dönüşmüştür. Anayasa’nın 117. Maddesi gereği Başkomutanlık görevi Genelkurmay Başkanı’na devredilmelidir.

Esad rejiminin alçakça saldırısı sonrasında Bahar Kalkanı Harekatı ile misliyle müdahale edilmiş ve rejim birliklerine çok ağır zayiat verdirilmiştir. Türkiye, bu aşamadan sonra itidalli davranmalı ve Esad ordusuyla yapılan bölgesel savaşın genel savaşa dönüşmesinin önüne geçilmelidir.

Suriye’deki birliklerimizin güvenliği için hava sahasının kontrolü ve yakın hava desteği sağlanmalı, birliklerimiz Suriye vatandaşlarının göçünü önleyecek şekilde Suriye içinde yeniden tertiplenmelidir.

VATAN TOPRAKLARINDA YUNAN SANCAĞI DALGALANIRKEN, ERDOĞAN ŞEHİTLER TEPESİ’NDEN BAHSEDEMEZ !…

İdlib olayından sonra Erdoğan’ın, “Şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacaktır” söylemi tam bir akıl tutulmasıdır. Yurt içinde ve yurt dışında yapılan askeri harekâtın maksadı en az kayıpla, verilen hedefe ulaşmaktır.

Şehitler Tepesi, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan topçu ateşi ile toprağa gömülen ve Şanlı Türk Sancağını dimdik tutan Mehmetçik Anıtının bulunduğu Zafer Tepe mevkiidir. Zafer Tepe’de 1924’te Atatürk’ün emri ile inşasına başlanan anıt yine Atatürk tarafından 1927’de törenle açılmıştır.

Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı, Kütahya ilinin Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy yakınlarında yer alan ve Türk Kurtuluş Savaşı şehitlerine atfedilen anıttır.

Tayyip Erdoğan’ın, 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını Yunan askerine teslim etmesiyle birlikte vatan topraklarında Yunan Sancağı dalgalanmaya başlamıştır. 06 Ocak 2009’da Aydın Eşek Adası’na gelen Yunan Cumhurbaşkanı Karolas Papulyas, Türk topraklarında dalgalanan Yunan Sancağını selamlamıştır.

Vatan topraklarında Yunan Sancağı dalgalanırken, Tayyip Erdoğan’ın Şehitler Tepesi’nden bahsetmeye hakkı yoktur, haddine de değildir.

TEK ADAM REJİMİ İDLİB’TE ÇÖKMÜŞTÜR. TAYYİP ERDOĞAN DERHAL İSTİFA ETMELİDİR !…

Müşterek harekâtın en önemli ve vazgeçilmez özelliği birliklerimizin üzerindeki hava sahasını kontrol etmek ve birliklerimizin üzerinde düşman uçağının uçmasını engellemektir.

Başkomutan sıfatını ve yetkilerini kullanan Tayyip Erdoğan, hava sahasının kontrolünü sağlamadan ve savaş uçakları ile birliklerimize yakın hava desteği vermeden İdlib’teki askerlerimizi ateşin ortasına atmıştır. İdlib’te 33 askerimizin şehit olması tam bir faciadır.

Tek adam rejimi İdlib’te çökmüştür. İdlib faciasının baş sorumlusu Tayyip Erdoğan, derhal istifa etmelidir.

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

AK PARTİ DOSYASI /// HALİS GÜLER : CUMHUR’UN REİSİ’NE AÇIK MEKTUP – 1


HALİS GÜLER : CUMHUR’UN REİSİ’NE AÇIK MEKTUP – 1

Sayın Cumhurbaşkanım;

57 yıllık yaşamının yaklaşık 40 yılını gazetecilikle geçirmiş yazmış çizmiş bir Türk vatandaşı olarak sizlere gözlemlerimi anlatmak istiyorum…

Dikkate alırsınız almazsınız o sizin kendi vatandaşınıza olan takdirinizdir…

Sayın Cumhurbaşkanım;

Yıllardır 82 milyonun harmanlandığı yer olan İstanbul’da halkımızı gözlemledim.

Bilirim ki İstanbul Türkiye demek…

Sokak sokak cadde cadde mahalle mahalle ilçe ilçe gezmediğim yer bırakmadım…

Minibüs otobüs metro metrobüs tramvay vapur hemen bütün ulaşım araçlarında halkın nabzını tutmaya çalıştım…

Elimden geldiğince kalemim yettiğince vatandaşın sesi olmaya çalıştım…

Gördüklerim kısaca şu;

Halk mutsuz…

Halk perişan…

Halk fakir…

Halk borçlu…

Halk aşsız…

Halk işsiz…

Gülen surat göremezsiniz…

Sayın Cumhurbaşkanım;

Sizden ricam şu;

Tebdil-i kıyafet edip bir halkın içine girin…

Yanınızda kimsecikler olmadan…

Habersiz ve korumasız…

Esnafa gidin minibüse binin metrobüse binin otobüse binin…

Girin halkın içine bir girin…

Futbol oynadığınız öğrenci olduğunuz zamanlardaki gibi…

İETT’de çalıştığınız zamanlardaki gibi…

Sizden önce yüzlerce partili veya devlet erkanı gidip de ortalığı toparlamadan…

Sahte gülen suratlar yerleştirilmeden…

Çiçeklerle karşılamalar yaşa varol Reis çok yaşa denmeden…

Bir cumhurbaşkanı olarak değil sıradan bir vatandaş olarak…

Sokakları dolaşın…

Esnaftan alış veriş yapın…

Markete girin fiyatları görün inceleyin…

Bakkallara gidin dertlerini dinleyin…

Bir kahvehaneye oturun ve halkla birlikte bir çay için…

Sabah-akşam otobüslere metrobüslere tramvaya veya minibüse binmeye çalışın…

Cumhurbaşkanı geçecek diye bütün trafiği durdurtmadan kendi özel aracınızla İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna gitmeye çalışın…

Türkiye’yi işgal eden Suriyeliler’i bir sorun halka…

Ensar rolünü iyi oynuyorlar mı memnunlar mı hayatlarından…

Özellikle İstanbul Suriçi’ni iyi gözlemleyin…

Bakın bakalım Türk görecek misiniz?. .

Sayın Cumhurbaşkanım;

Pastacıya gidin…

Okullara gidin…

Lokantalara gidin…

Manava gidin…

Fırıncıya gidin…

Devlet kurumlarının işleyişini görün…

Belediyelere gidin mesela…

Tapuya nüfus müdürlüklerine SGK’ya…

Hastanelere gidin bakın bakalım hakikaten kadınlar çocuklarına kız bakmak için mi geliyorlar!.

Üniversitelileri dinleyin…

Gençleri dinleyin…

Çiftçinin halini hatırını sorun bakalım bir dokunup bin ah işitecek misiniz!. .

3-4 çocukla geçinmeye çalışan kişiye sorun bakalım evine yılda kişi başı 15 kilo et giriyor mu?. .

Kahvehanelerde emeklinin geçinip geçinemediğini sorun…

Taşeron firmalarda asgari ücretle çalışan işçilerin halini sorun…

Maaşını zamanında alıp almadıklarını sorun…

Biliyorum; bütün bunları yapmak hayli zor…

Amma velakin; Hazreti Ömer gibi devlet başkanı olmak da kolay değil…

Siz ki kimsesizlerin kimsesi olarak yola çıktıysanız eğer bu gariban kardeşinizin size sormaya hakkı olmalı…

Hem de;

Hak için…

Halk için…

Adalet için…

Sayın Cumhurbaşkanım;

Son olarak da sizden ricam şu;

Devletin bütün birimlerinin size sunduğu halka açıklanan bütün raporlar ile tebdil-i kıyafet gezip halkın nabzını tuttuğunuz gerçek raporu bir kıyaslayın…

Mektubumu sizin de sık sık dile getirdiğiniz Şeyh Edebali’nin öğüdü ile bitiriyorum;

Ey oğul;

Artık Beysin!

Bundan sonra öfke bize uysallık sana.

Güceniklik bize gönül almak sana.

Suçlamak bize katlanmak sana.

Acizlik bize hoşgörmek sana.

Anlaşmazlıklar bize adalet sana.

Haksızlık bize bağışlamak sana…

Ey oğul;

Sabretmesini bil vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma;

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…

Sayın Cumhurbaşkanım;

Vatandaşın halini yakından görmeniz için bu mektubu yazdım…

Sen devletsiiiin sen bilirsin gurban…

Hayırlı günler diler vatandaş Halis Güler…

Saygılarımla…

LİNK : https://www.ciddigazete.com/cumhur-un-reisi-ne-acik-mektup-1-makale720.html

AK PARTİ DOSYASI /// Güngör Ulusoy : “Devrimci” Erdoğan !!!


ÖZEL BÜRO NOTU : ŞU ANA KADAR GÖREVİMİZ GEREĞİ MUHALEFETTE KALARAK HÜKÜMETİN EKSİK POLİTİKALARINI, YANLIŞLARINI, YOLSUZLUKLARINI VE USULSÜZLÜKLERİNİ YAZDIK DURDUK. PEKİ NEDEN BUNU YAPTIK. TAYYİP ERDOĞAN VE AK PARTİ DÜŞMANI OLDUĞUMUZ İÇİN Mİ YAPTIK ? YOKSA CHP’Lİ VEYA İYİ PARTİ’Lİ OLDUĞUMUZ İÇİN Mİ YAPTIK. CEVAP HİÇ BİRİ. YAPTIK ÇÜNKÜ BİZİM İÇİN NE TAYYİP ERDOĞAN’IN SİYASİ GELECEĞİ, NE DE AK PARTİNİN BAŞARISI YADA BAŞARISIZLIĞI ÖNEMLİDİR. YURTSEVER OLARAK TABİKİ ÖNEMLİDİR AMA GAZETECİ HASSASİYETİ AÇISINDAN NÖTR KALIRIZ. HEP SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ BİZ PARTİLERÜSTÜYÜZ. VE BİZİM İÇİN ŞU PARTİNİN YADA BU PARTİNİN NE YAPTIĞINDAN ÇOK MİLLİ MENFAATLERİMİZ ÖNCELİKLİDİR. BİZ BUNA BAKARIZ. MİLLİ EĞİTİMDE, HAZİNE VE EKONOMİDE, MİLLİ SAVUNMADA, DIŞ POLİTİKADA VE DİĞER ÜLKEYİ İLGİLENDİREN TÜM MİLLİ KONU VE SORUNLARDA BİZİM ÖNCELİĞİMİZ MİLLİ MENFAATLERDİR. ŞU VEYA BU PARTİ GELİR GEÇER. BİZ KİM BU KONULARDA İYİ ÇALIŞIR, DOĞRU İŞ YAPARSA ONUN YANINDA YER ALIR VE ALKIŞLARIZ. AMA KİM Kİ YANLIŞ İŞLER YAPAR, SORUNLARI ÇÖZMEK YERİNE ARTIRIRSA ONU DA PARTİBAĞIMSIZ KIYASIYA ELEŞTİRİRİZ. BİZ YURTVERİZ VE KİMSEDEN DE İCAZET ALMAYIZ. KİMSEYE KALEMİMİZİ KİRALAMAYIZ. BUNU BÖYLE BİLİRSENİZ BİZİ DAHA İYİ TANIMIŞ OLURSUNUZ. ŞİMDİ BAZI YENİ ÜYELERİMİZ MESAJ ATIP “BİZE NEDEN İYİ ŞEYLERİ YAZMIYORSUNUZ, NEDEN AK PARTİ CENAHINDAN HABER İLETMİYORSUNUZ” DİYORLAR. DAHA ÖNCE ÇOK DEFA İLETTİK. İŞTE ŞİMDİ YİNE BU HABER İLE YAYIN POLİTİKASINA TAMAMEN ZIT OLDUĞUMUZ BİR GAZETEDEN AKİT’TEN HABER İLETİYORUZ. BU HABER İLE SANIYORUM AK PARTİ VE TAYYİP ERDOĞAN DÜŞMANI OLMADIĞIMIZ BİR KEZ DAHA ANLAŞILMIŞTIR. BİZİM İÇİN 3 İLKE VAR. HABERİN DOĞRU OLMASI, İÇERİĞİNİN AYDINLATICI OLMASI VE KAYNAĞININ BELİRLİ OLMASI. BU İLKELER VARSA İÇERİĞİNE KATILMASAKTA SİZLERİN BİLGİ SAHİBİ OLMASI MECBURİYETİNE BİNAEN YAYINLARIZ. BÖYLE BİLİNE.

Güngör Ulusoy : “Devrimci” Erdoğan !!!

Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, "“Devrimci” Erdoğan!!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Güngör Ulusoy/İzmir

3 Kasım 2002 yılı milletvekili genel seçimlerinde milletin oyuyla tek başına iktidara gelen ve ilk 5 yıl, stratejik ve taktiksel plan gereği büyük bir sabırla putlara ve tabulara dokunmadan, onları ürkütmeden bozulan ekonomiyi düzeltmek için mücadele veren ve her attığı adımla umut olmayı sürdürmeyi başaran, milletin teveccühünü kazanarak gücüne güç katan ve yine her girdiği seçimlerden oylarını arttırarak zaferle çıkan Recep Tayyip Erdoğan’a derin devletin müdahale etmesi kaçınılmazdı. Çünkü kendilerini bekleyen akıbeti hissetmişler. Hatta geç bile kalınmanın telaşıyla alelacele 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23:20’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) resmi web sitesinin Basın Açıklamaları ve Duyurular kısmında “e-muhtıra” olarak nitelendirilecek olan bildiriyi yayınlandılar.

Ancak karşılarında alışıla gelmiş sıradan bir lider olmadığını, 28 Nisan saat 15:15 de, cuntacıların kaleme aldığı yazıya cevaben ve mealen başkomutan sıfatıyla; anayasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanarak askere tabiri caizse, "askeeer hazır ool geriye dön istikamet kışla, uygun adım ileri marş-marş" komutu vererek derin devletin silahlı gücü olan, TSK içinde yapılanmış çetelerin siyasete müdahale etmesini önlemiş ve cuntacı generallere hadlerini bildirmiştir.

Erdoğan’dan önce başbakanlık yapmış bazı “liderler”, derin devleti tanımlarken kontrgerilla, özel harp dairesi, gladio gibi isimlerle ifade etmeye çalışmışlardır. Ancak bu güçlü yapının tasfiyesine yönelik adımları atmaya cesaret edememişlerdir. Ya da etmemişlerdir. Çünkü bu ülkede cuntacı generallerden kara kuvvetleri komutanı kendisini yer tanrısı, hava kuvvetleri komutanı gök tanrısı, deniz kuvvetleri komutanı da deniz tanrısı olarak görüyordu. Bu nedenle, halk tarafından seçilerek iktidara gelen bu “liderler” hiçbir zaman muktedir olamamışlardır.

Oysa Recep Tayyip Erdoğan "La ilahe İllallah" diyerek bütün putları yıkıp şimdiden tarihe geçmeyi hak etmiş bir lider olmayı başarmıştır.

Derin devlet bilindiği gibi üç saç ayağı üzerine inşa edilmiştir. Diğer ayaklardan olan ve gücünü TSK içinde yuvalanmış bu çetelerden güç devşirmek suretiyle sağlayan tröst sermaye ve medya tekeli de, kızıl-yeşil sermaye kompleksine takılmadan ülkeye çekilen yabancı sermaye hamlesiyle bertaraf edilmiştir.

Böylelikle döşenmiş ilk sıra mayınların temizlenip, daha sonraki mayınların temizliği için alan açılması sağlanmıştır. Türkiye’nin içindeki Amerika’ya bağlı olarak çalışan bu firavuncuklar bir bir tasfiye edilirken dışardaki büyük firavunla da mücadele, dünya beşten büyüktür mottosuyla yürütülmekte ve Türkiye, Rusya, İran, Çin gibi güçlü ülkelerin senkronize olarak bir araya gelmesiyle dünyanın güç dengesinin batıdan doğuya doğru kaydığını ve bu durumunda emperyalist devletler aleyhine dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Türkiye’de ve dünyada bunlar yaşanırken, geçmişte her yol devrim sloganıyla Amerikan bayrağını yakan, emperyalizme karşı omuz omuza…nutuklarıyla kitlelere yön vermeye çalışan, Rusya’yı, Çin’i, Küba’yı kendilerine kıblegâh edinen ve aynı zamanda yine kendisini komünist veya sosyalist olarak tanımlayan, devrimci Deniz Gezmiş ve Che Guevara tişörtleriyle dolaşan solcular; yıllar sonra Rusya ile her alanda işbirliğine giden ve Rusya’dan hava savunma sistemleri satın alan, Çin ile ilişkilerini en üst seviyeye çıkaran, Küba’yı, sağlık alanında birlikte çalışalım diye Türkiye’ye davet eden ve yaptığı devrimlerle “devrimci” sıfatı kazanan Recep Tayyip Erdoğan’ı, kaderin cilvesi midir bilinmez Amerika’ya bağlı taşeron terör örgütleriyle CHP çatısı altında toplanarak, yok etmenin mücadelesini vermektedirler. Bu tipitip, fırıldak, nostaljik ve romantik devrimcilere münafıklar demekten başka söylenecek bir söz kalmamıştır.

İt ürür, kervan yürür. Yeni “devrimler” için durmak yok, yola devam.

KAYNAK : https://www.yeniakit.com.tr/haber/devrimci-erdogan-920927.html

AK PARTİ DOSYASI /// AKP, Mavi Marmara anlaşmasında Kudüs’ü başkent olarak zaten tanımış : İşte belgesi !!!


AKP, Mavi Marmara anlaşmasında Kudüs’ü başkent olarak zaten tanımış: İşte belgesi !!!

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıdıklarını ilan etmesine tepkiler devam ediyor. Karara en çok tepki veren ülkelerin başında ise Türkiye geliyor. Ancak Mavi Marmara olayında İSrail ile varılan…

07 Aralık 2017 Perşembe 00:55

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıdıklarını ilan etmesine tepkiler devam ediyor. Karara en çok tepki veren ülkelerin başında ise Türkiye geliyor. Ancak Mavi Marmara olayında İSrail ile varılan tazminat anlaşmasında AKP hükûmetinin imzaladığı belgede bakın ne ifadeler yer alıyor…

Türkiye ile İsrail arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının 6 maddesinin yer aldığı belgede son paragrafta, aynen şu cümleler yer alıyor:

ANKARA VE KUDÜS İFADELERİ

"Bu Anlaşma, Ankara ve Kudüs‘te 28 Haziran 2016 tarihinde her biri eşit derecede geçerli Türkçe, İbranice ve İngilizce dillerinde ikişer nüsha halinde akdedilmiştir. Yorum farklılığı halinde İngilizce metin esas alınacaktır."

Belgede açıkça görüldüğü üzere, Türkiye Kudüs’ü başkent olarak kabul etmese de, AKP Hükûmetinin imzaladığı anlaşmada Kudüs başkent veya yönetim yeri olmadığı halde anlaşmaya bu şekilde giriyor. AKP hükûmeti, uluslararası anlaşmalarda imzaladığı belgelerde, neye imza attığını biliyor mu?

EREN ERDEM MECLİS KÜRSÜSÜNDE AÇIKLADI

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem de, Meclis’te yaptığı konuşmada Mavi Marmara anlaşmasını göstererek, anlaşmada İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ün yazıldığını gösterdi.

Erdem konuşmasına şöyle devam etti

“Mavi Marmara Anlaşması’na gelin beraber bakalım, bizim Dışişlerimiz İsrail’in başkenti olarak nereyi görüyormuş, beraber okuyalım: “Bu anlaşma, Ankara ve Kudüs’te 28 Haziran 2016 tarihinde her biri eşit derecede geçerli Türkçe, İbranice ve İngilizce dillerinde ikişer nüsha hâlinde akdedilmiştir.”

Kaynak: AKP, Mavi Marmara anlaşmasında Kudüs’ü başkent olarak zaten tanımış: İşte belgesi!