İŞKENCE VAKALARI DOSYASI /// Beşikten işkenceci yetiştirmek : Büyüyünce CIA ajanı olmak isteyenlere siteler


Beşikten işkenceci yetiştirmek : Büyüyünce CIA ajanı olmak isteyenlere siteler

KAYNAK : https://haber.sol.org.tr/dunya/besikten-iskenceci-yetistirmek-buyuyunce-cia-ajani-olmak-isteyenlere-siteler-279975

ABD’nin istihbarat servisi CIA, resmi internet sitesinde çocuklara yönelik ‘Casus Çocuklar’ adlı bir köşe barındırıyor. Köşede çocuklara yönelik ajanlık öyküleri ve oyunlar bulunurken, CIA’in çocuklara yönelik seslenmesi tekil bir örnek değil, ABD’nin diğer istihbarat kurumları da çocukları özendirme ve onları kendi bünyelerinde çalıştırma girişimlerine sahip.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (Central Intelligence Agency, CIA) çocuklara sevimli görünmek adı altında 90’lı yıllarda internet sitesinde ‘Casus Çocuklar’ (Spy Kids) adlı bir bölümü kullanıma soktu. Bölüm çocuklar için nasıl ajanlık yapılabileceğine dair "casusluk oyunları", "gözüpek ajanların" hikayeleri ve benzer içerikler barındırıyor. CIA’in bu adımı çocuklara kurumu özendirmenin yanı sıra “Geleceğe yönelik kadro yetiştirme” programının bir parçası olarak nitelendiriliyor. CIA’in o dönemki sözcülerinden Anya Guilsher, 1990’ların sonlarında yaptığı bir açıklamada çocuklar için hazırlanan programı “Önümüzdeki yedi yıl içinde mevcut programın operasyon görevlisi kadrosunun yüzde 30’undan daha fazlasını yeniden inşa edeceğini öngörüyoruz” sözleriyle duyururken, teşkilatın o dönemki işe alım hedeflerini ise “(bu program dolayısıyla) birini üniversite mezunuyken almanıza gerek yok” ifadesiyle özetlemişti.

AMAÇ CIA’İ ‘İNSAN YÜZLÜ’ OLARAK GÖSTERMEKMİŞ

Sözcü Anya Guilsher, 1998 yılında projeyi tanıtırken çocuklara kurumu çekici gösterme çalışmalarını “Amacımız insanlara bu kurumda çalışanları insan yüzüyle göstermek” olarak nitelendiriyor. Proje kapsamında açılan internet sitesinde çeşitli yapboz oyunları, zeka testleri ve boyama kitabı bölümü bulunuyor. Guilsher söz konusu projenin CIA’de çalışanların nasıl insanlar olduğunu ve nelerle uğraştığını çocuklara gösterebilme ve çocuklarla uğraşabilme fırsatı yarattığı görüşünde. Guilsher, projenin hedefini çocukları küçüklükten casusluk fikriyle tanıştırmanın yanısıra “Gerçekten yapmaya çalıştığımız şey çocukları bilgisayarları kullanmaya, coğrafyayı keşfetmeye ve CIA’in ne yaptığını anlamalarını sağlamak” olarak açıklıyor.

ÖNERİLEN HABER

CIA’in işkence tekniklerini tasarlayan psikolog: Bugün olsa yine yapardım

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) çocuk bölümü

HEDEF 6 YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR

Olumlu bir imaj oluşturma ve gelecekteki potansiyel çalışanlarına seslenme çabasıyla, ABD’deki on yedi hükümet kurumunun on bir tanesi "bilgilendirici ve eğlenceli" olması hedeflenen ve CIA ile diğer ABD kurumlarının yaptığı operasyonlara dair çocuklara hitaben "kahramanlık hikayeleri barındıran" internet sitesi açmış durumda.

Program 6 yaşındaki çocuklara hitaben hazırlanmış. CIA’in çocuklar için tasarladığı site Nisan 1997’de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton hükümeti tarafından verilen “çocuklar için çevrim içi eğlenceli ve öğretici içerikler yaratılması” kararı kapsamında kurulmuştu.

NSA, CIA, DIA, BÜTÜN ABD KURUMLARI ÇOCUKLARI İSTİYOR

ABD’ye ait istihbarat kurumlarının birçoğu geçmişte çocuklar için ayrı internet sitelerine sahip oldu. Bunların bir kısmı gerek tasarımın istenilen kitleye ulaşamaması gerekse yetersizlikleri yüzünden ortadan kaldırılan projeler olmakla birlikte hepsinin ortak noktası yapılan faaliyetleri küçük çocuklara özendirme amacı gütmeleri.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) internet sayfasındaki ‘çocuklar için’ olan kısım (Hava savaşı (Air combat) seçeneğiyse platform bazlı bir savaş oyunu. Oyunun başlangıcında ABD askerimiz “Hava savaşına girdiniz, iyi şanslar” diyerek açılış yapıyor. Oyun artık mevcut değil, ancak oyunu oynamış olan internet kullanıcıları ‘oldukça zorlayıcı’ olduğu görüşünde.)

Birçok kurum artık bu projeleri sürdürmüyor, ancak CIA’in çocuk programı hâlâ güncellenerek varlığını sürdürüyor. Artık varlığını sürdürmeyen çocuklara yönelik internet servisleri arasındaysa NSA’in hazırladığı CryptoKids gibi içerikler bulunuyor. NSA’in çocuk sitesi de diğer kurumlarınki gibi vuruş oyunları gibi içerikler barındırırken artık NSA for Kids (Çocuklar için NSA) linki NSA’in lise ve üniversiteli gençlere yönelik eğitim, staj ve yaz kampı programlarının tanıtıldığı "ciddi" bir siteye dönüştürülmüş durumda.

ANAOKULUNDAN LİSEYE ‘CIA’YLE ÖĞRENİN’

CIA’in çocuk programın hedef kitlesi kurumun resmi sitesi tarafından açıklandığı üzere anaokulu çocuklarından 12. sınıfa giden gençlere uzanıyor. Sayfada CIA’in "kahramanlık hikayeleri"nin yanı sıra teşkilatın soğuk savaş sırasında "Sovyetlere karşı güvercinleri nasıl kullandığı" gibi bilgiler de yer almakta.

AJAN MI OLMAK İSTİYORSUNUZ? İŞTE UFAK NOTLAR

NSA’in sitesinde “NSA için Nasıl Çalışabilirim?” kısmındaysa lise son sınıf öğrencilerine yirmi ila otuz iki saatlik "bilgi işlem veya ofis teknolojisi çalışması" karşılığında 20 bin doların ödendiği Lise Çalışması Programı hakkında bilgiler bulunuyor.

Bir diğer taraftan CIA çocukları hemen işe almak istemiyor (CIA ajanı olabilmek için en az 23 yaşında olmak gibi bir ön koşul bulunuyor), ancak gelecekteki beklentilerini geliştirmek için ipuçları sunuyor, örneğin: iyi iletişim kurmak ve yazmak, yabancı bir dil konuşmak gibi tavsiyeler mevcut.

GRU (RUS ASKERİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş


Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş

Leonid Medvedko adlı eski Sovyet askeri istihbaratının (GRU) eski bir ajanı, Rusya basınına verdiği demeçte bir grup emekli Türk subayın, 61 darbesi sonrası idam edilen dönemin başbakanı Adnan Menderes’i devirmek için Moskova’dan yardım talep ettiği iddia etti.

Aynı zamanda yazar ve askeri tercüman olan 91 yaşındaki Leonid Medvedko, Türkiye ile ilgili anılarını Rusya’nın çok okunan gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets’e anlattı.

Medvedko, 1956 yılında Sovyetler Birliği’nin, Türkiye sınırına yakın topraklarında büyük bir askeri tatbikat yapmak için acilen Türkiye’nin dev askeri haritalarını aradığını söyledi. Kendisine haritaları bulma görevi verildiğini belirten Medvedko, ordudan ayrılmış bir diş hekimine tedavi olan eşi sayesinde adını açıklamadığı emekli Türk albayı ile tanıştığını ileri sürdü.

Medvedko, "Önce araştırma yaptım. Söz konusu kişiyi soruşturdum, hakkında bilgi toplamaya çalıştım. Defalarca onunla lokantaya gittik, farklı konularda sohbet ettik. Sonunda eski albayın haritaları bulma işinde bana yardım edebileceğini anladım. Elbette para karşılığında! Ardından, Türk Genelkurmayının haritalarına olan ilgimi açık bir şekilde ima ettim" dedi.

‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’

Ancak emekli albayın haritalar karşılığında Sovyetler’e karşı bir teklifte bulunduğunu iddia eden eski ajan Medvedko, “Onun kafasında başka meseleler vardı. Diğer birçok görevdeki ya da emekli Türk subayı gibi o da dönemin Başbakanı Menderes’ten nefret ediyordu. Bana, ‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’ dedi. Bunun üzerine kendisine Türk başbakanını devirmenin bizim işimiz olmadığını anlattım” diye konuştu.

Eski Sovyet askeri istihbaratı ajanı Leonid Medvedko

Teması kes talimatı

Medvedko, yaptığı görüşmelerin ve emekli albayla aralarında geçen konuşmanın GRU’nun Türkiye’deki istihbarat şefi tarafından Moskova’ya aktarıldığını belirtti. Medvedko, GRU merkezinin yaşananların Sovyetler Birliği’ni darbe aracılığıyla Türkiye’deki siyasi hesaplaşmaya sürüklemek isteyen Türk istihbaratının bir planı olabileceği kanısına vardığını ve kendisine emekli albayla teması acil olarak kesme talimatı verdiğini anlattı.

Eski ajan yine de böyle bir olasılığa inanmadığını belirterek, Moskova’dan gelen talimata rağmen riskleri de göz önüne alarak söz konusu kişi aracılığıyla haritaları ele geçirme çalışmalarına devam ettiğini söyledi.

Medya Günlüğü’nden Fuad Safarov’un haberine göre Medvedko, sonunda para karşılığında emekli albayın İstanbul’daki bir limanın bagaj emanet odasına bıraktığı toplam 400 sayfayı bulan dev askeri haritaları aldığını ve Moskova’ya ulaştırdığını iddia etti. Eski ajan, "Haritaları almaya giderken çok heyecanlandım. Bu bir tuzak da olabilirdi. Ama değilmiş. Hatta 400 sayfanın içinde Suriye’nin haritaları da vardı" dedi.

Merhum Başbakan Adnan Menderes

Bazı ülkelerde gazeteci görünümüyle görev yapan Medvedko, SSCB’nin Ankara Büyükelçiliği’nde askeri ataşenin tercümanlığını yaptığını, ayrıca İstanbul’da askeri deniz ataşeliğinde tercüman olarak toplam 6 yıl çalıştığını anlattı. Medvedko aynı zamanda, bir dönem dış istihbarat servisini de yöneten eski başbakanlardan Yevgeniy Primakov’un yakın arkadaşıydı.

MİT DOSYASI /// BARIŞ TERKOĞLU : MİT ajanından aldığım mektup


BARIŞ TERKOĞLU : MİT ajanından aldığım mektup

Her pazartesi başladığımız rejimleri her salı bırakırız ya. Yine öyle oldu. Hapiste saatlerce mektup okur, mektup yazardım. Açtığım zarflardan çıkan kâğıtları önce koklardım. Betonun ve demirin ortasında insan izi taşırlardı. Diyordum ki, bu alışkanlığı bırakmam. Ama öyle olmadı. E-postalar ya da telefon mesajları, verdiğim sözleri unutturdu.

Geçen hafta uzun sürenin ardından gazeteye gidince posta kutum mektupla dolmuştu. Tahmin ettiğim gibi neredeyse tamamı hapishanelerden geliyordu. İçinde “bilmeseniz olmaz” dediklerim de vardı.

Bir MİT’çinin ‘yazamadığı’ çok şey

İlk mektubun sahibi G.B’ydi. Kendi ifadesine göre bir MİT mensubu. 1986 doğumlu. 2011 yılında Teşkilat’a girmiş ve İstanbul Bölge Başkanlığı’nda görevlendirilmiş. Sizin gibi ben de “herhalde FETÖ’den girdi” diye düşündüm. Ancak mektubun devamında MİT’çi G.B. içeri düşüş hikâyesini şöyle anlatıyor:

Türlü türlü usulsüzlüklerle ülkeyi soyan (somut belgelerle tespit ettiğimiz 1.3 milyar dolar) bir grubu ihbar etmek üzereyken, bir şekilde bu eylemlerimizden haberdar olan grubun karşı hamle yaparak, Emniyet ve siyasi tüm üst düzey iltisaklarını kullanarak, mesnetsiz, soyut, saçma sapan gerekçelerle, insanlık dışı bir muameleyle bizi tutukladılar. Tutuklanma gerekçemiz bu şahısların mal varlıklarının dörtte birini istememizmiş. Yani ‘yağmaya teşebbüs’.”

G.B. 23 aydır tutukluydu. Anlattığına göre cezası kesinleşse ancak bu kadar içeride kalacaktı. Geçen yıl Metris’te yatan G.B., ardından bugün kaldığı Paşakapısı Cezaevi’ne sevk edilmişti. Adli suçlardan hapsedilen memurların olduğu yerde kalıyordu.

Ancak en ilginci, G.B’ye yapılan operasyonun olduğu yer:

Dönemin İstanbul İl Jandarma Komutanı’yla, Maslak’taki konutunda akşam yemek yerken gözaltına alındık. Dosyadaki sanıklar ise emekli albay, emniyet müdürü, işadamı toplamda 5 kişiyiz.”

G.B’nin anlattığına göre polis, İstanbul İl Jandarma Komutanı’nın konutunu basarak asker, polis ve MİT mensubunu gözaltına almıştı. Beraat edip göreve dönme hayali kuran G.B., ardından kimi siyasilerin de olduğu kumpasın kurbanı olduklarını anlatıyordu. G.B., Paşakapısı Cezaevi’nin “görüldü” damgalı mektubunda, “yazamadığım o kadar çok şey var ki” notunu da düşmüştü.

Bir bölümünü aktardığım mektubun ardından MİT Basın Müşaviri Temel Yücel Öztürk’ün makamını aradım. Mektupta anlatılanlar hakkında bilgi istedim. Ancak bu yazı hazırlanana kadar geri dönüş olmadı. MİT’ten yanıt gelirse bu ilginç olayın bir diğer yüzünü belki de okuyacaksınız.

Grup Yorum yazarken de sansürlendi

Bir kısım mektup ise hapisteki Grup Yorum üyelerinindi. Müzisyenler Bahar Kurt, Helin Bölek, İbrahim Gökçek ve Barış Yüksel ve Ali Aracı’nın süresiz açlık grevinde olduklarını haber veriyordu. Burhaniye Cezaevi’nden yazan Bahar Kurt, “Son 3 yıl içerisinde kültür merkezimiz 9 kez basıldı, 20’den fazla arkadaşımız tutuklandı, tüm konserlerimiz yasaklandı” dedikten sonra, “Bedenimizi ortaya koymaktan başka çaremiz kalmadı” diye devam ediyordu.

Silivri Cezaevi’nden yazan grup üyesi İbrahim Gökçek’in mektubu “ne rahatsız ettiyse”, cezaevi tarafından sansürlenmişti. Kısacık mektubun en önemli, çekici görünen yeri silinmişti. Zaten cezaevinde olan biri, hâlâ “okunması sakıncalı” ne yazmış olabilir? Yanıtını bilmiyorum ama silinen kısmın devamı “bu kısa fasılda size yaşadıklarımızı anlatmak istedim” diye sürüyordu.

Ak damatların günahını ödeyen damat

Bir başkasını, eski İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı olarak tanıdığımız, Ömer Faruk Kavurmacı yazmıştı. Tek sayfalık duygusal mektubuna 63 sayfalık mahkeme evrakını eklemişti. Kamuoyu baskısıyla yeniden tutuklandığını anlatıyor, “çoğu insan 41 ay, yani 3 yıl 9 aydır tutuklu olduğumun farkında bile değildir” diye devam ediyordu.

Kavurmacı’nın mektubunda son dönemin “damat”ları üzerine düşündüren şu ifadeler dikkat çekiciydi:

Kayınpederimin Kadir Topbaş olması nedeniyle günah keçisi ilan edildim. Başka siyasilerin damatları ile karşılaştırıldım. Adeta kategorize edildim.”

Kavurmacı’nın sözlerinden Bülent Arınç ya da İsmail Kahraman’ın damatlarına gönderme yaptığı anlaşılıyordu. Ona göre “ak damatlar”ın günahlarının kefaretini, tasfiye edilmiş Topbaş’ın damadı olması sebebiyle kendisi çekiyordu.

Hakkımdaki ezberlerin kamuoyu algısına dönüştüğünü ortaya koyacak” dediği 63 sayfada ise; mahkemeye gelen 30 tanığın lehine beyanları, Bank Asya’ya para yatırmadığını gösteren evraklar, epilepsi nöbetleri yaşadığını söyleyen raporlar, 24 Haziran 2014’te TUSKON’dan istifa ettiğini anlatan noter kaydı vardı.

Hesap hareketlerinin anlatıldığı bölümde şu kısım özel olarak dikkatimi çekti:

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’na (TÜRGEV) 18 Ocak 2015 tarihinde 1 milyon USD (2.448.200.00 TL) tutarında bağışta bulunulmuştur.”

Mektuplar uzayıp gidiyor.

Sanki birlikte doğmuşlar gibi. Oysa mektup yazmanın geçmişi, hapishaneden çok daha eskiye dayanıyor. Bir “hürriyetsizleştirme cezası” olarak hapishanenin tarihini, çok zorlarsanız ancak 16. yüzyıldan başlatabiliyorsunuz. Yine de bugün en düzenli mektuplar hapishanelerde yazılıyor.

Sanki duvarları yıksak tüm mektuplar altında kalacakmış gibi. Buna rağmen inanıyorum, insanlığın bütün suçlarından arındığı gün birbirimize yine mektuplar yazacağız ve o gün duvarlar olmayacak.

MI5 (İNGİLİZ İÇ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI : İngiltere’de ajanlara cinayet ve işkence izni


İngiltere’de ajanlara cinayet ve işkence izni

İngiltere’de mahkeme, iç istihbarat kurumu MI5’in ajan ve muhbirlerinin aralarında cinayet ve işkencenin de bulunduğu suçları işlemesini yasalara uygun buldu. Davalı insan hakları örgütleri temyize gidecek.

Londra’daki MI5 binası

İngiltere’de Soruşturma Yetkileri Mahkemesi (IPT), iç istihbarat kurumu MI5 için çalışan ajan ve muhbirlerin, aralarında cinayet ve işkence gibi şiddet eylemlerinin de yer aldığı ağır suçları işlemesinin yasalara uygun olduğuna hükmetti. Karar, beş üyeli mahkemede üç üyenin oyu ile kabul edildi.

İstihbarat servisleri ile ilgili şikayetleri inceleyen Soruşturma Yetkileri Mahkemesi, dört insan hakları örgütünün MI5 çalışanları ile ilgili başvurusunu değerlendirdi.

İnsan hakları örgütleri, doğrudan hükümet için çalışmayıp istihbarat toplayan ajanlar ve muhbirlerin, aralarında cinayet ve işkencenin de bulunduğu suçları işlemesine izin verilmesinin, İngiliz yasaları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştu.

Konuya ilişkin olarak görüş bildiren hükümet, MI5’in ajanlar olmadan istihbarat toplayamayacağını ve terör saldırılarını engelleyemeyeceğini belirterek, ajanlara gerektiğinde suç işleme yetkisi tanınmasının gerekliliğine dikkat çekmişti. Hükümet, söz konusu ajan ve muhbirlere yargı dokunulmazlığı verilmediğinin de altını çizmişti.

"Halkı terör saldırılarından korumak için"

Hükümetin görüşüne destek veren mahkeme, ülkede son zamanlarda düzenlenen ve ölümlere yol açan saldırıları örnek gösterdi.

Mahkemenin kararında, "Bu vaka, hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu demokratik bir toplumda karşı karşıya kalınan en derin sorunlardan birini ortaya koyuyor” ifadesi kullanıldı. 2017 yılında Manchester ve Londra’da düzenlenen saldırılar hatırlatılarak, bu olayların "halkı ağır terör saldırılarından korumak için istihbarat toplamanın ve diğer faaliyetlerin gerekliliğine vurgu yaptığı” kaydedildi. Mahkeme ayrıca, MI5 çalışanlarının dokunulmazlığı bulunmadığına işaret etti.

Karara tepkiler

İçişleri Bakanlığı, mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı. Yapılan açıklamada, gizli ajanların MI5’in "temel araçlarından” biri olduğu belirtilerek, çalışmalarının "ülkenin güvenliği” için gerekli olduğu kaydedildi.

İnsan hakları örgütleri Privacy International, Reprieve, Pat Finucane Merkezi ve Adaletin Kabulü Komitesi kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Privacy International örgütünden Ilia Siatitsa kararı eleştirerek, "Soruşturma Yetkileri Mahkemesi, MI5’in muhbirlerine İngiltere’de aralarında şiddetin de bulunduğu ağır suçları işlemeleri için gizlice izin verebilmesine hükmetti” dedi.

İnsan hakları örgütleri, MI5’in 1990’ların başından beri başvurduğu bu uygulamasının, eski Başbakan Theresa May’in 2018 yılında bu uygulamanın varlığını teyit etmesi ile ortaya çıktığını belirtiyor. Örgütler, İrlandalı avukat Pat Finucane’in Belfast’daki evinde İngiltere yanlısı militanlar tarafından 1989’da öldürülmesine ilişkin bir rapora atıfta bulunuyor. 2012 tarihli rapor, devletin aktörlerinin katkısı olmaksızın avukatın öldürülemeyeceğine işaret ediyordu.

RUSYA DOSYASI : KGB ajanı Vladimir Putin’i devlet başkanı yapan adam


KGB ajanı Vladimir Putin’i devlet başkanı yapan adam

Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’nin eski bir ajanı olan Putin, bizzat Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve onun yakın çevresi tarafından seçilmiş, Rusya’yı 21’inci yüzyıla taşıma görevi kendisine biçilmişti.

Rus liderlerin iktidara giden yolu yüzyıllar boyunca hep farklılık gösterdi.

Çarlar doğuştan iktidar hakkına sahip oluyordu; Vladimir Lenin devrimle iktidara gelmişti; Sovyet Komünist Partisi’nin genel sekreterleri politbüroya parti kademelerinde tırmanarak geliyor, ülkenin başına geçme sırasını bekliyorlardı.

Ancak yirmi yıl önce Vladimir Putin‘e Kremlin’in anahtarı altın bir tepside sunuldu. Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’nin eski bir ajanı olan Putin, bizzat Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve onun yakın çevresi tarafından seçilmiş, Rusya’yı 21’inci yüzyıla taşıma görevi kendisine biçilmişti.

Peki ama neden Vladimir Putin?

‘Muhteşem bir yardımcı’

Valentin Yumaşev, Vladimir Putin’in Rusya Federasyonu başkanlığına getirilmesinde kilit bir rol oynayan bir isim. Eski bir gazeteci olan Yumaşev, bugün Kremlin’in önemli yetkililerinden biri ve basına çok nadir konuşmasıyla biliniyor. Ancak BBC’yle görüşmeyi ve hikayesini anlatmayı kabul etti.

Yumaşev, Boris Yeltsin’in en güvendiği danışmanlarından biriydi. Daha sonra Yeltsin’in kızı Tatyana’yla evlenerek önce damadı, ardından da özel kalem müdürü oldu. 1997’de Putin’e Kremlin’deki ilk görevini veren kişi de oydu.

"Yeltsin’in eski özel kalemi görevden ayrılırken bana yardımcılık yapacak çok güçlü bir isim tanıdığını söyledi," diye anlatıyor Yumaşev.

"Böylece beni Vladimir Putin’le tanıştırdı ve birlikte çalışmaya başladık. Putin’in muhteşem bir iş çıkaracağını hemen anladım. Yaratıcı fikirler geliştirmekte, analizlerde ve inandığı bir görüşü savunmakta üzerine yoktu."

Peki bu adamın günün birinde devlet başkanı olabileceği hiç aklından geçmiş miydi?

"Yeltsin’in aklında birkaç aday vardı: Boris Nemtsov, Sergey Stepaşin ve Nikolay Aksenenko gibi. Yeltsin’le birlikte halefinin kim olacağı konusunda birçok görüşme yaptık. Bu görüşmelerden birinde Putin’den de söz ettik.

"Yeltsin bana Putin hakkında ne düşündüğümü sordu. Bence muhteşem bir aday olur, diye yanıtladım. Bence kesinlikle onu göz önünde bulundurmalısınız, dedim. İşleri ele alış biçimine bakınca çok daha büyük görevlere hazır olduğunun anlaşıldığını söyledim."

Ama Putin’in KGB geçmişi kendisi için bir dezavantaj mıydı?

"Putin gibi birçok KGB ajanı, kurumun itibarını kaybettiğini fark edip istifalarını sunmuşlardı. Eski bir KGB ajanı olmasının bizim için hiçbir önemi yoktu. Putin bir liberal ve bir demokrat olduğunu defalarca kanıtlamış, piyasada reformlar yapmaya devam edeceğini göstermişti."

Gizli devir teslim

Ağustos 1999’da Boris Yeltsin, Vladimir Putin’i başbakan olarak atadı. Bu, Yeltsin’in Putin’i devlet başkanlığına hazırladığının açık bir işareti olarak yorumlandı.

Yeltsin’in bir yıl daha görevde kalması bekleniyordu, ancak Aralık 1999’da sürpriz bir şekilde görevi bırakmaya karar verdi.

"Yeni yıla üç gün kala, Yeltsin Putin’i konutuna çağırdı. Görüşmede benim ve yeni özel kalem müdürü Aleksandr Voloşin’in de bulunmasını istedi. Putin’e Temmuz’a kadar görevde kalmayı düşünmediğini, 31 Aralık’ta devlet başkanlığından istifa edeceğini açıkladı.

"Bu bilgiye çok az insan haizdi: Ben, Voloşin, Putin ve Yeltsin’in kızı Tatyana. Yeltsin karısına bile bir şey söylememişti."

Valentin Yumaşev, Yeltsin’in istifa konuşmasını kaleme almakla görevlendirildi.

"Yazması çok zor bir konuşmaydı. Tarihe geçeceği aşikar olan bir metindi. Verilecek mesaj çok önemliydi. O nedenle o meşhur ‘Beni affedin’ cümlesini de ekledim.

"Ruslar 1990’lı yıllarda büyük acılar çekmişlerdi. Yeltsin’in bu konuya kesinlikle değinmesi gerekiyordu."

1999 yılının yılbaşı gecesi, Boris Yeltsin Kremlin’deki son ulusa sesleniş konuşmasını kaydetti.

"Odada bulunan herkes şoka girmişti. Metni kaleme alan ben hariç. İnsanlar ağlamaya başlamışlardı. Çok duygusal bir andı.

"Ama haberin dışarı sızmaması çok önemliydi. Resmi açıklamaya daha hala dört saat vardı. Dolayısıyla kimsenin odadan ayrılmasına izin verilmedi. Kapı dışarıdan kilitlendi.

"Kaydı aldım ve televizyon kanalına gittim. Yeltsin’in konuşması öğlen saatinde yayımlandı."

Vladimir Putin geçici devlet başkanı ilan edildi. Üç ay sonra da başkanlık seçimlerini kazandı.

‘Ailenin bir üyesi mi?

Valentin Yumaşev, çoğu zaman ‘Aile’nin bir üyesi’ olarak anılır: Aile ile kast edilen 1990’lı yılların sonlarında Boris Yeltsin’in kararlarını etkilediği düşünülen yakın çevresidir.

Yumaşev, bu Aile iddiasının ‘bir mit, bir uydurma’ olduğunu savunuyor.

Ancak 1990’lı yılların sonlarında, Rusya Federasyonu Başkanı Yeltsin’in sağlığı kötüleşirken, ailesi, dostları ve bazı iş adamlarından oluşan yakın çevresine giderek daha fazla itimat ettiği biliniyor.

Siyaset bilimcisi Valery Solovey, "Putin’in çevresindekilerin böylesi bir etkisi yok," diyor.

"Putin’in fikirlerini aldığı iki grup insan var: Biri Rotenberg kardeşler gibi çocukluk arkadaşları, diğeri de Sovyet KGB’sinde hizmet etmiş kişiler.

"Ama Putin bu insanların sadakatini de gözünde çok büyütmüyor. Yeltsin aile üyelerine güvenirdi. Putin’in ise güvendiği hiç kimse yok."

‘Hiçbir pişmanlığım yok: Ruslar Putin’e güveniyor’

Putin, önce devlet başkanı sonra başbakan olarak yirmi yıldır Rusya’da iktidarı elinde tutuyor. Bu süre zarfında iktidarın kendisinin etrafında dönmesini sağlayacak bir sistem inşa etti. Onun yönetiminde Rusya, giderek otoriterleşen ve demokratik hak ve özgürlüklerden uzaklaşan bir ülkeye dönüştü.

Solovey, "Yeltsin bir misyonu olduğuna inanıyordu. Putin de öyle," diyor. "Yeltsin kendisini Musa olarak görüyordu. Ülkesini komünizmin köleliğinden kurtarmak istiyordu."

"Putin’in misyonu ise geçmişi geri getirmek. ’20’inci yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi’ olarak nitelendirdiği SSCB’nin çöküşünün intikamını almak istiyor. O ve çevresindeki eski KGB ajanları, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının Batılı istihbarat servislerinin işi olduğunu düşünüyorlar."

Bugünün Vladimir Putin’i, Yumaşev’in hatırladığı liberal figürden epey uzak. Peki Putin’in eski patronu, ona Kremlin’in anahtarını sunduğu için pişmanlık duyuyor mu?

"Hiçbir pişmanlık duymuyorum," diyor Yumaşev. "Rusların Putin’e halen güvendikleri çok açık."

Ancak Yumaşev, Boris Yeltsin’in istifasının tüm Rus liderlere bir ders olması gerektiğini düşünüyor:

"Zamanı geldiğinde koltuğu bırakmak ve gençlere yer açmak, çok mühim bir ders. Yeltsin için bu çok önemliydi."

SİYASİ SUİKASTLER DOSYASI : İngiliz Ajan Le Mesurier gizemli kırmızı çantası kayboldu !!!


İngiliz Ajan Le Mesurier gizemli kırmızı çantası kayboldu !!!

Karaköy’de infaz edilen İngiliz Ajan Le Mesurıier’in kırmızı çantası kayboldu! Bütün istihbarat örgütleri ele geçirmek için seferber oldu. İçinde CIA başta olmak üzere 9 istihbarat örgütünde MI6’ya çalışan ajanların listesi vardı.

Le Mesurier, 300 yıldır İngiliz gizli belgelerinin taşındığı kırmızı çantanın benzerine sahipti.

İçinde CIA başta olmak üzere 9 istihbarat örgütünde MI6’ya çalışan ajanların listesi vardı.

Le Mesurier’in ölmeden 2 gün önce evinde kaldığı Türk, MI6 tarafından mercek altına alındı.

İşte Ergün Diler’in bugünkü yazısı:

BU hafta yani bu akşam YAZ-BOZ’un manşetlerinden biri KARAKÖY‘de öldürülen son JAMES BOND James Gustaf Edward Le Mesurier.
Programda başka açıdan ele alınan bir Le Mesurier göreceksiniz. Dünyanın akıllı merkezlerinde yaklaşık 1 aydır konu bu infaz. Türkiye’de ise zaman hızlı akıyor. Çok şeyi anlamadan geçme, unutma gibi bir isteğimiz, eğilimimiz var. Oysa burnumuzun dibindeki çok önemli bir infazın nedenlerini, sonuçlarını görmeden geçemeyiz!
Takip edenler bilir! İlk günden beri İNFAZ olduğunu yazıyorum. Gelişmeler ve sızan bilgiler ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koydu.
Ancak bir de sızmayan ve buralarda bilinmeyen çok ama çok değerli bir yanı var olayın. Gelin bugün isterseniz oradan gidelim. Le Mesurier’in ilişkilerini, dostluklarını, operasyonlarını paylaştım.
Neden hedef olduğunu günlerdir aktarmaya çalışıyorum. ANCAK OPERASYONUN HİÇ BİLİNMEYEN BİR YANI VAR! EN AZINDAN BURALARDA YAZAN, ÇİZEN VE ANLATAN YOK… Gelin o parantezi biz de açalım… Bakalım ortaya çıkacak olanı sevecek misiniz! Keyif alacak mısınız?
Haydi…
James Gustaf Edward Le Mesurier’in 11 Kasım’da İstanbul’da öldürülmesinin merkezinde CIA var. Bunu sadece ben yazmıyorum.
Sadece ben söylemiyorum.
Tüm olanları MI6 kaynakları da doğruluyor. MI6 Le Mesurier’in ajan olduğunu kabul etmese de tüm istihbarat birimleri bu gerçeği biliyordu.
Le Mesurier’i ölüme götüren BÜYÜK SIR neydi? Neden öldürüldüğü hakkında bilgimiz vardı. Yazıldı, çizildi! Ancak kolundaki 80 bin dolarlık saatle ölüme sürükleyen ASIL NEDEN neydi?
Uzatmayalım…
Le Mesurier KIRMIZI ÇANTA için infaz edildi!
Le Mesurier, 1691 yılından beri İngiliz devlet geleneği olarak, gizli belgelerin taşınması için kullanılan kırmızı çantanın (Red Box) benzeri için öldürüldü. O çantanın içinde MI6’nın, CIA başta olmak üzere 9 istihbarat örgütünde kendisine çalışanların isim listesi vardı.
Günlerdir ÖLÜMLER SÜRECEK diye yazıyorum…
Bütün işaretler bu yönde çünkü.
Açalım biraz daha…
Daha önce pek çok İNGİLİZ BAŞBAKANIN elinde gördüğümüz DEVLET SIRLARINI taşıyan KIRMIZ ÇANTANIN benzeri Le Mesurier’deydi! MI6’in çok önemli dokümanları kendisindeydi! Bu KIRMIZI ÇANTA içinde MI6’nın ülke dışındaki operasyonel birimlerinin adım adım çalışmaları vardı. MI6’nın Akdeniz’de son olarak hazırladığı ’20 yıllık Akdeniz’ planları detaylandırılmıştı.
CIA’nın Suriye’deki güvenli evinde ele geçirilen çok önemli belgeler de kırmızı çantadaydı.
Çanta bir hazine kadar değerliydi anlayacağınız…
Şimdi kesin olan şu ki BU ÇANTA ARTIK İNGİLİZ İSTİHBARATI MI6’te değil…
Operasyonun merkezinde olan CIA’nın bunu ele geçirme ihtimali çok ama çok yüksek.
Yankılanan seslere göre TÜRK İSTİHBARATI da İSRAİL İSTİHBARATI da son hamle ile bunu ele geçirmiş olabilir. Ancak CIA’nın elinde olduğu yönünde ağırlıklı bir değerlendirme var! Alman GİZLİ SERVİSİ BND’nin, hatta Rus istihbarat servisi FSB’nin de kırmızı çantanın peşinde olduğu anlaşıldı. MI6 kırmızı çanta için, ‘Dünyanın 8. harikasını kaybettik’ diyor. Le Mesurier, MI6’ya ihanet etmezdi. En azından MI6 öyle düşünüyor. Ancak çantadan kimin haberi vardı?
MI6, açığa çıkma ihtimalini bile görmezden gelerek Türkiye’deki tüm ajanlarını kırmızı çanta için görevlendirdi.
Muazzam bir hareketllik var. Bütün ajanlar sahada!
Her yer allak bullak!
Müthiş bir kovalamaca, müthiş bir araştırma var.
11 Kasım’dan itibaren KIRMIZI ÇANTANIN nerede olduğu büyük bir gizem. Şimdi bu gizemin aydınlanmasından çok daha önemli olan çantanın MI6’ya geri dönmesi… Bu İngiltere’nin geleceği için de çok önemli.
Çünkü içindekilerin yabancı istihbarat birimleri tarafından öğrenilmesi, ulusal güvenliği de tehdit ediyor.
Le Mesurier, 9 Kasım ve 10 Kasım’da kimlerle görüştü?
Çanta yanında mıydı?
MI6 bu soruların cevaplarını ararken, Le Mesurier’in İstanbul’da görüştüğü 3 Türk arkadaşını da incelemeye aldı.
İddialara göre 9 Kasım sabahı Le Mesurier, yine Karaköy’de oturan Türk arkadaşının evinde kaldı. Le Mesurier, İstanbul’da evinin dışında başka bir yerde uyanmayı sevmezdi. Çünkü en güvenli yerin kendi evi olduğunu biliyordu. Çok özel güvenliği bulunan ev, onun en rahat ettiği yerdi.
İşte bu kadar dikkatli olan Le Mesurier, neden 9 Kasım sabahı başka evde uyandı. Ya da hiç uyumadı.
Bir istihbarat servisi ne kadar güçlü olursa olsun, bazı zamanlarda 4 duvar arasında kalabiliyor.
MI6 işte tam bu durumda.
İstanbul, MI6 için hep önemliydi. İstanbul başka istihbarat örgütleri için de hep özeldir. Dün de bugün de… Ancak MI6, kurulduğu 1909 yılından itibaren güçlü olduğu İstanbul’da tarihinin en görkemli dönemini yaşıyordu!
Bütün istihbarat teşkilatları bunu biliyordu!
James Gustaf Edward Le Mesurier cinayetinin üstü kapatıldı. Yanlış bilgilerle cinayetin sıradan bir olay olduğu algısı yayıldı! EN azından böyle gösterilmeye ihtiyaç duyuldu! İngiliz medyasındaki birçok habere sansür uygulandı. The Guardian ve The Times gazeteleri, Türkiye’de hiç kimsenin bilmediği bazı basın kuruluşlarını kaynak gösterdi. İngiliz medyasından açık şekilde sansür istendi, onlar da gereğini yaptı.
Çünkü İngiltere’nin ulusal güvenliği risk altındaydı.
KARAKÖY’deki infaz LONDRA’yı sarsıyordu!
Anlaşılmayan buydu.
Ve bunu başka bir örgüt İSTANBUL’un göbeğinde en güvenli evde yapıyordu!
O KIRMIZI ÇANTA için kesinlikle ve kesinlikleadım ya da adımlaratılacaktır. İngiliz hükümeti de BUCKINGHAM SARAYI da MI6 de ısrarlı ve kararlı birtavır izleyecektir. O çantadakigizli belgelerin bir şekildeele geçirilmesi gerekmekte…
İSTİHBARAT SAVAŞLARI hiç olmadığı kadartırmanacak. Ve bu savaşı bizçıplak gözlerle izleyeceğiz…
İstanbul’da da adımların atılması büyük ihtimal…
Başka şeyler de olacak gibi…
İzleyelim bakalım…