MOSSAD DOSYASI : Mossad ajanlığı mı, vize ihlali mi ? Rus gazeteci Yulia Yuzik neden gözaltında ?


Mossad ajanlığı mı, vize ihlali mi ? Rus gazeteci Yulia Yuzik neden gözaltında ?

Rusya’nın Tahran Büyükelçiliği, Rus gazeteci Yulia Yuzik’in 4 Ekim’de İran’da İsrail’in istihbarat servisi Mossad adına ajanlık yapma suçlamasıyla tutuklandığı açıklandı. Olay İsrail basınında geniş yer buldu.

Rusya’nın Tahran Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada Rusya’dan İran’a eşiyle birlikte giden Rus gazeteci Yulia Yuzik’in havaalanında pasaportuna el konulduğu, ardından gazetecinin Tahran’daki oteline ulaştığında ise İran Devrim Muhafızları’ndan bir ekibin otele giderek gazeteciyi gözaltına aldığı, ardından tutukladığı belirtildi.

RUSYA: ARAŞTIRIYORUZ

Rusya tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada gazetecinin gözaltına alınma sebebi ile ilgili araştırma başlatılarak, İran tarafıyla iletişime geçildiği ifade edilirken, Rus basını bazı kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Rus gazeteci Yulia Yuzik’in İsrail ajanı olmak suçlamasıyla tutuklandığını iddia etti.

İRAN’IN RUSYA BÜYÜKELÇİSİ RUS DIŞİŞLERİNE ÇAĞRILDI

Diğer taraftan, konuyla ilgili bilgi edinmesi amacıyla İran’ın Rusya Büyükelçisi’nin Moskova’da Rusya Dışişleri Binası’na çağrıldığı bildirildi.

RUSYA: SORGU SONRASI SERBEST BIRAKILACAK

Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada "4 Ekim’de Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı İgor Morgulov ile İran’ın Moskova Büyükelçisi Mehdi Sanai arasında tutukluluk koşullarının öğrenilmesi amacıyla görüşme gerçekleşmiştir. Mehdi, Yuzik’in savcılık birimleri tarafından gözaltına alınmasını doğruladı. Mehdi tarafından Yuzik’in sorgu işlemlerinin tamamlanmasından sonra serbest bırakılacağı belirtildi" denildi.

PESKOV: AÇIKLAMA BEKLİYORUZ

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov’dan da gözaltına alınan Rus gazeteci Julia Yazik ile ilgili açıklama geldi. Peskov, gazetecinin gözaltına alınmasını kabul edilemez olarak değerlendirirken, "Yuzik’in gözaltına alınmasıyla ilgili tavrımız net. Biz Rus gazetecinin gözaltına alınmasını kabul edilemez olarak görüyoruz. Yakın bir gelecekte gazetecinin serbest bırakılacağına inanıyoruz ve İran tarafından gerekli açıklamaların yapılacağını düşünüyoruz" dedi.

Fakat Yuzik’in serbest bırakıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

"GÖZALTININ NEDENİ CASUSLUK DEĞİL" İDDİASI

Bugün (7 Ekim) Rus haber ajansına açıklamalarda bulunan İran Hükümeti’nden bir yetkilinin konuyla ilgili "Gözaltında tutulma olayı ajanlık suçlaması ile ilgili değil. Bildiğim kadarıyla bu vize sorunu yüzünde gerçekleşti" açıklamasında bulundu.

Bazı yayın organlarında da İran hükümet sözcüsü Ali Rabiei’nin develt televizyonunda "Dava casuslukla ilgili değil. Hızlıca ele alınıyor" dediği aktarıldı.

CASUSLAR DOSYASI : Hizbullah ajanı ALEX SAAB’ın İstanbul hedefleri


Hizbullah ajanı ALEX SAAB’ın İstanbul hedefleri

ABD’de son 22 yıldır Hizbullah ve İslami Cihad için terör saldırısı hedefleri araştırmakla suçlanan Lübnan asıllı ‘Alex Saab’ın İstanbul’da da istihbarat topladığı iddia edildi.

Saab’ın bilgisayarında Sultanahmet Camisi, Ayasofya, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü dahil 208 fotoğraf ve 9 video ile üzeri işaretlenmiş bir İstanbul haritası bulunduğu belirtildi.
NEW York’ta temmuz ayı başında Hizbullah ve İslami Cihad için istihbarat toplama kuşkusuyla yakalanan Lübnan asıllı Amerikalı yazılım mühendisi Alex Saab hakkında iddianame hazırlandı. ABD’de Hizbullah için hedef belirlemekle suçlanan Alex Saab’ın İstanbul’da da istihbarat çalışması yaptığı öne sürüldü. Saab suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya.

PATLAYICI EĞİTİMİ ALMIŞ

Mahkemeye sunulan belgelere göre ‘Alexei Saab’, ‘Ali Hasan Saab’, ‘Alex Saab’ ve ‘Rashid’ isimlerini kullanan 42 yaşındaki tutuklu, 1996 yılında Lübnan’da faal olan Şii Hizbullah’a katıldı ve eğitim almaya başladı. ABD, Hizbullah’ı 1997 yılında terör örgütü ilan etmişti. 2004 ve 2005 yıllarında Saab, Lübnan’daki patlayıcı eğitimlerine katıldığında tetikleme mekanizmaları, patlayıcı maddeler ve devrelerin birleştirilmesine dair de eğitim aldı.

2000 yılında Lübnan pasaportuyla ABD’ye giden Saab, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı olmadığını söyleyerek 2008 yılında ABD vatandaşlığına geçti. Ancak Alex Saab’ın Hizbullah ve İslami Cihad ile bağlantıları devam etti. İddianameye göre Saab, Amerika’da yaşadığı dönemde bu ülkede Hizbullah için olası saldırılar için hedef yerlerin gözetimini gerçekleştirdi. Saab, muhtemel bir saldırının en çok yıkıma nasıl yol açabileceğine dair yapısal zayıflıkları belirlemenin yanı sıra bombanın büyüklüğü ve patlayıcı cihazların özellikleriyle ilgili de hesaplama yapıyordu.

New Jersey eyaletinde bir yazılım şirketinde çalıştığı kaydedilen Saab, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi, Özgürlük Anıtı, Rockefeller Center, Times Meydanı, Empire State binası, devlet binaları, havaalanları, tüneller ve köprüler dahil olmak üzere New York’ta onlarca mekânla ilgili bilgi topladı. Ayrıca başkent Washington’da Beyaz Saray, Kongre binasını görüntüledi, bilgi topladı, Boston ve Massachusetts gibi kentlerde de istihbarat çalışması yaptı.
İddianamede Saab’ın 2005 yılında, şüpheli bir İsrail casusunu öldürmeye çalıştığı, yakın mesafeden iki defa ateş etmesine rağmen silahının ateş almadığı bilgisi de yer aldı. İddianame ve savcılığın sanığın ifadelerine dayanarak yaptığı değerlendirmede Saab’ın yolunun İstanbul’dan da geçtiği belirtildi.

İSTANBUL’DA TURİST GİBİ

Savcının aktardığına göre Alex Saab, 15 Ocak 2015’te İstanbul’a geldi. 3-5 gün sürdüğü belirtilen ziyaret sonrasında Suriye’nin başkenti Şam’a uçan Alex Saab, El Safir otelinde ‘Yönetici 2’ diye kodlanan bir kişiyle görüşüp gece de birlikte camları karartılmış bir araçla Lübnan’a geçti. Saab’ın İstanbul üzerinden ABD’ye giderken de bagajı ve üstündeki patlayıcı izleri nedeniyle sorgulandığı belirtildi. Saab’ın daha sonra New Jersey’deki evinde yapılan aramada Sultanahmet’in elle bir daire içine alındığı İstanbul haritası, bilgisayar belleğinde de ‘05-01-14-16 İstanbul’ dosyasının içinde de 208 fotoğraf ve 9 video tespit edildi. İddianamede şüphelinin Türkiye’de de istihbarat çalışması yaptığı belirtildi. Saab’a Hizbullah ile bağlantılı 9 ayrı suçlama ve sahte evlilik suçlamaları da yöneltildi.

CASUSLAR DOSYASI : Kremlin’den CIA ajanı hakkında açıklama geldi


Kremlin’den CIA ajanı hakkında açıklama geldi

ABD basınında ABD’nin Rusya’da önemli bir göreve CIA ajanı yerleştirdiği haberleri geçilmişti. Kremlin Sarayı’ndan ajan ile ilgili açıklama geldi. Açıklamada, "CIA ajanı Smolenkov’un Rus istihbaratına ait herhangi bir veriye erişimi olmadı." sözlerine yer verildi.

İddiaya göre ABD, Rusya’daki en yüksek düzey gizli kaynaklarından birini 2017 yılında Rusya’dan başarılı şekilde çıkararak ABD’ye yerleştirdi. New York Times gazetesi de muhbirin uzun yıllar Washington’la gizli bilgi paylaştığını yazdı.

Rusya’nın faaliyetlerini izleme süreçleriyle bilgisi olan bir kaynak, haber ajansı Reuters’a Rus hükümeti içinde böyle bir CIA ajanının var olduğunu doğruladı. Söz konusu kaynak, muhbirin Amerika’ya getirildiğini belirtti.

CNN’in haberine göre ABD Rusya’daki muhbiri 2017 yılı Mayıs ayında Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un son derece gizli istihbarat konularını görüştüklerini temasın ardından Rusya’dan çıkarma kararı aldı.

Reuters’a bilgi veren kaynağa göre ABD’li yetkililer Kremlin’in söz konusu muhbirin ismini belirlediği konusunda ciddi şekilde endişeye düştü.

Rus basını isim verdi

Rus gazetesi Kommersant ise, salı günkü haberinde söz konusu muhbirin 2017 yılında Karadağ’da tatildeyken eşi ve 3 çocuğuyla birlikte ortadan kaybolan ve şu anda ABD’de yaşadığı iddia edilen Oleg Smolenkov olabileceğini yazdı.

Gazete 2018 yılında Smolenkov’un satın aldığı belirtilen ABD’nin Virginia eyaletinde bir evin de fotoğrafını yayınladı. Konuyla ilgili sorulara cevap veren Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, "Smolenkov’un cumhurbaşkanlığında gerçekten çalıştığını ancak 2016 ya da 2017’de kovulduğunu" söyledi.

”Ajan mıydı bilmiyoruz”

Peskov, Smolenkov’un görevinin de üst düzey resmi bir görev olmadığını, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e erişiminin bulunmadığını savundu. Smolenkov’un ABD ajanı olduğunu doğrulayıp doğrulamayacağı yönündeki soruya da gülerek "Bunu doğrulayamam. Ajan mıydı değil miydi bilmiyorum. Sadece daha sonra işine son verilen böyle birinin cumhurbaşkanlığında çalıştığını söyleyebilirim" yanıtını verdi.

”ABD basınındaki haberler ucuz roman”

Kremlin sözcüsü Peskov "Kimin kimi ivedilikle ülkeden çıkardığına ya da kimin kimi kimden koruduğuna ilişkin ABD basınında yer alan spekülasyonlar ucuz roman türünde, polisiye romanlar gibi. O nedenle bu işi onlara bırakalım." ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da salı günü yaptığı açıklamada "Smolenkov adını hiç duymadığını, kendisiyle hiç tanışmadığını, kariyerini ya da hareketlerini hiç takip etmediğini" söyledi.

Lavrov, Trump ile görüşmesinde kimsenin kendisiyle gizli bir bilgi paylaşmadığını belirtti. ABD hükümetinden bir kaynak da Trump’ın Rus yetkililerle yaptığı görüşmelerde muhbirin varlığı ya da kimliğiyle ilgili hiçbir bilgi vermediğini vurguladı.

-Muhbir önce ret sonra kabul etti

New York Times gazetesinin haberine göre CIA yetkilileri, 2016 sonlarında kaynağın güvenliğinden endişe ederek muhbiri Rusya’dan çıkarmaya karar verdi. Ancak muhbir, ailesiyle ile ilgili endişelerini gerekçe göstererek bunu reddetti. CIA merkezinde bazı karşı istihbarat yetkilileri, muhbirin güvenilirliği konusunda şüphe duymaya başladı. Ancak CIA aylar sonra yeniden muhbiri Rusya’dan çıkarmak isteyince bu defa olumlu yanıt aldı.

New York Times gazetesine göre Moskova’daki muhbir, Rusya’nın ABD başkanlık seçimine müdahalesi şüpheleriyle ilgili CIA’in, "Rusya Cumhurbaşkanı Putin’in müdahale emrini verdiğini ve süreci kendisinin yönettiği" bulgusuna varmasında etkili oldu.

ABD’li yetkililer muhbirin kimliğini korumak için hassasiyetle çalıştı. New York Times’a göre durum o kadar hassastı ki dönemin CIA Başkanı John Brennan muhbirle ilgili bilgiyi, 2016 yılında eski Başkan Barack Obama’ya verdiği istihbarat brifinginin dışında tutarak, çoğu bu kaynaktan alınan bilgilere dayanan ayrı istihbarat raporları hazırladı.

CIA DOSYASI : Ülke kötüye gidiyor dedi ! Eski CIA ajanı Kongre üyeliğine adaylığını aksiyon filmiyle duyurdu


VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Ülke kötüye gidiyor dedi ! Eski CIA ajanı Kongre üyeliğine adaylığını aksiyon filmiyle duyurdu

Eski CIA ajanı ve yazar Valerie Plame, Demokrat Parti’den Kongre adaylığını bir video ile duyurdu. Alışıldık tanıtım ve kampanya videolarının ötesinde bir video ile adaylığını duyuran Plame’in hayatı da kampanya filmi kadar ilginç. 2007 Yılında kimliğinin ifşa edilmesinin ardından New Mexico’ya yerleşen Plame, önümüzdeki seçimlerde ABD Kongre üyesi olmak için kampanyasını başlattı.

2003 yılında George W. Bush yönetimi sırasında CIA ajanı olan Wilson’un adının basına sızdırılması ABD’de büyük bir skandal yaratmıştı. Beyaz Saray’ın iki üst düzey yetkilisi Karl Rove ve Lewis Libby’nin adlarının karıştığı skandal sonrasında Plame’in adının basına sızdırılması Amerikan yönetiminin Irak savaşına gidiş gerekçeleri konusunda süregiden tartışmanın önemli bir parçasını oluşturmuştu.

George W. Bush yönetiminin ikinci adamı, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin güvenlikten sorumlu danışmanı Lewis Libby, gizli ajan Valerie Plame’in kimliğinin medyaya sızdırılması skandalı nedeniyle 30 ay hapis cezasına çarptırılmış; adaleti engellemek ve yeminliyken yalan ifade vermekle suçlanmıştı. Ancak Başkan Bush, Libby hakkında verilen hapis cezasını affetmişti.

Gizli ajan Valerie Wilson’ın eşi olan ve Irak Savaşı öncesinde Irak’ın Nijer’den uranyum aldığı istihbaratını araştırmakla görevlendirilen Büyükelçi Joe Wilson, istihbarat çalışması için gittiği Nijer’de, Irak’ın uranyum satın aldığı iddialarının geçersiz olduğunu ortaya koyan bir rapor hazırlamış ve bu durumu medyaya açıklayınca Bush yönetimi ağır darbe almıştı.

Raporun hemen ardından Joe Wilson’un eşi Valerie Plame’in adı medyaya sızdırılmıştı.

Plame ve Wilson, bu durumdan Bush yönetimini sorumlu tutmuş, ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage, haberi basına sızdırdığını itiraf etmişti.

Bush’un politik danışmanı Karl Rove’un da olayla bağlantısı ortaya çıkmış ancak bu iki isme resmi suçlama yöneltilmemişti.

Valerie Plame ve Joe Wilson’ın yaşadıkları 2010 yılında başrollerinde Naomi Watts ve Sean Penn’in oynadığı Fair Game filmine de konu olmuştu.