MI6 DOSYASI /// Yağ fabrikası İngiliz istihbaratının merkezi çıktı !!! İş adamı meğer ajan mış


Yağ fabrikası İngiliz istihbaratının merkezi çıktı !!! İş adamı meğer ajanmış

1925 yılında Adana’da Gilodo Nebati Yağ Fabrikası’nı kuran işadamı Gilodo kardeşler’in İngiliz İstihbarat’ına çalıştığı iddia edildi.

Cumhuriyet’in ilanından iki yıl sonra 1925 yılında Adana’da kurulan Gilodo Nebati Yağ Fabrikası’nın İngiliz istihbaratının merkezi olarak çalıştığına dair iddialar Emniyet Genel Müdürlüğü’nün arşivlerinde yerini aldı.

Gilodo Nebati Yağ Fabrikası’nı kuran sanayici işadamı Rafael Gilodo ve kardeşi Salomon Gilodo’nun, İngiliz istihbarat servisinin emrinde oldukları ileri sürüldü.

Söz konusu iddia Araştırmacı Yazar Dr. Servet Avşar tarafından gün yüzüne çıkartıldı. Avşar tarafından ortaya çıkarılan Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan 11312-11336 numaralı dosyalardaki belge ve takip raporlarında, Rusya’daki Bolşevik ihtilalinin ardından İstanbul’a yerleşen işadamı Rafael Gilodo’nun mütareke döneminden önce İstanbul ve Adana’da Türkiye aleyhine İngiliz istihbaratına hizmet ettiği bilgisi yer alıyor.

Cumhuriyet’in ilanının ardından 1924 yılında Adana’da mecburi ikamete gönderilen Gilodo kardeşler pamuk ticareti ile başladıkları faliyetlerini 1925 yılında Gilodo Nebati Yağ Fabrikası’nı kurarak genişletti.

Daha sonra Türk vatandaşı olan Gilodo kardeşler, İngiltere’den getirdikleri makinelerle soyadlarını taşıyan fabrikada 10 yıl boyunca üretim gerçekleştirdi.

Halk kuşkulandı

Ancak çok sayıda yabancı kişinin fabrikaya girip çıkması yerel halkta kuşku uyandırırken 1934 yılında Adana’da esnaflık yapan ve Kıbrıslı Ahmet Rasim tarafından dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye, yollanan ihbar mektubu ile Gilodo kardeşler, dönemin Türk istihbarat birimi MAH ve Emniyet güçleri tarafından takip edilmeye başlandı.

Dr.Servet Avşar’ın ortaya çıkardığı emniyet raporlarında adı geçen fabrikanın “İngiliz sermayesi ile kurulduğu, tamamen İngiliz emel ve çıkarları doğrultusunda faaliyet yürüten bir bozgun yuvası olduğu” belirtiliyor.

Gilodo kardeşlere ait olarak gözüken fabrikanın “İngiliz istihbaratının Adana’daki gizli şebekesi olarak faaliyet gösterdiği, Adana’da pamukçuluğu öldürmeyi hedeflediği, Filistin’e gidecek Alman Yahudilere yardım merkezi olduğu” bilgisi de belgelerde yer alıyor.

Seyhan Valiliği’nin 7 Kasım 1933 günü Emniyet Siyasi Şube ve İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği yazıda ise şöyle deniliyor “Adana’ya ayçiçeği ekimi, Gilodo tarafından sokulmuştur. Bunun gerekçesi pamuğun iyi para kazandırmaması ve uzun bir süre pamuksuzluktan fabrikasını atıl kapasiteden kurtarmak için hammadde sağlaması gösterilmişse de gerçekte bunun Adana pamukçuluğunu öldürmek için İngilizlerin kurguladığı ekonomik bir politika olduğundan hiçbir şekilde kuşku duyulmamalıdır.”

Bakanlık valiliği uyarmış

İçişleri Bakanlığınca 5 Ekim 1933’te Seyhan Valiliği’ne gönderilen yazıda ise Gilodo Fabrikası çalışanlarının casusluklarını ispat edebilecek tüm hâl ve hareketlerinin izlenmesi talimatı verilirken “İlinizde bulunan Gilodo Fabrikası’nın; İngiliz sermayesiyle kurulmuş, İngilizlerin denetim ve kontrolünde bir işletme olduğu, şu anda da müdürlük görevini yürütmekte olan Gilodo’nun mütareke yıllarında İngilizlerle birlikte çalışmış bir İngiliz ajanı olduğu anlaşılmıştır” deniliyor.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : Öldürülen IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin ABD Ajanı Olduğu İddiası Ne Kadar Doğru ???


Öldürülen IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin ABD Ajanı Olduğu İddiası Ne Kadar Doğru ???

Öldürüldüğü farklı kaynaklarca doğrulanan IŞİD lideri Bağdadi’nin Orta Doğu politikalarındaki rolü üzerine fikir veren bir yazı.

bağdadi, abd’yi biçmiş olan bir teröristbaşıdır

ışid’in 2014’te kurulduğunu zanneden; haritadan ve yakın tarihten haberi olmayan kişilere göre kendisi bir amerikan piyonudur fakat gerçek bu değildir. son zamanlarda amerikan planlarına “haberi olmadan” hizmet etmiş olabilir ama kendisi abd’nin trilyonlarını çalmıştır.

yönettiği örgüt ırak el-kaidesi’nin devamıdır. zervaki’nin mirasıdır. zerkavi abd’ye ırak savaşı’nda en kötü günlerini yaşatmış, abd’nin mutlak zaferini engellemiş ve iran’ın ırak’taki savaşa katılmasına çanak tutmuştur. abd’nin zerkavi ve destekçilerini bir türlü kıramaması, hatta felluce’de ezilecek duruma gelmesi gibi etkenler iran’a alan açmıştır. abd’nin ırak’taki zaferi de ırak el-kaidesi tarafından engellenmiştir.

Irak El-Kaidesi.

zerkavi öldürüldükten sonra yer altına çekilen ırak el-kaidesi kendisine “ırak islam devleti” adını verdi. el- mısri ile “ebu ömer el- bağdadi” boşu boşuna “devlet” adını vermediler örgüte. tarım ürünleri konusunda halktan vergi almalar, kendi kendilerine bakanlar atamalar derken bir devlet düzeni oluşturdular. inanılmaz güçlü bir ağ kurdular.

öldürüldüklerinde girdikleri yer bir musluğun alt kısmıydı. oraya saklanmışlardı.

bu sırada ebu bekir el-bağdadi bucca’dan çıkmıştı. ömer el-bağdadi’den dolayı sanırım, örgütü kendisi devraldı. müthiş bir temel, inanılmaz bir ağ vardı elinde. bucca’da tanıştığı eski baasçıları kullanarak zincirleme şekilde örgütün temelinin üstüne kurmay zekasını da ekleyerek başka bir seviyeye geçti.

yani hiçbir şeyi amerika’dan almadı. amerika, bağdadi’yi öldürmeden çekildi. bu doğru. buradaki temel plan iran’ın yayılışını durduracak, set çekecek bir güç kalmasını sağlamaktı. bağdadi buna uygun görüldü fakat “yardım aldı” demek, “amerikan projesi” demek doğru değil. bağdadi abd projesi olsa baasçılar ile ortak paydada zaten buluşamazdı.

suriye’de savaşa girdiklerinde bütün her şeyi bozdular. tüm ülkelerin yıllık planladını yırtıp attılar. nitelim dünya da esad’dan ışid’e gözünü dikince abd, esad’ı indiremedi. ırak’ta da pkk bölgelerine saldırılar olunca abd’nin planı çöktü ve abd ırak’taki savaşa dönüp ışid’i vurmak zorunda kaldı.

abd orta doğu bataklığına saplanmışken çin gelişti ve yükseldi. burada yazılanlara göre abd kendi kendine bir düşman yarattı ve kendi ekonomisini geçmekte olan çin ile uğraşmak yerine kendi kendine trilyon dolarlar kaybetti. “ama petrol kazandı?” diye sorulabilir. belki zararlarını karşılar petrol. bakın “zarar karşılar” diyorum, sömüremediler istedikleri gibi. saplanıp kaldılar ve sürekli plan değiştire değiştire şu an ırak’ta kaybettiler. suriye’de de ayakta kalmaya çalışıyorlar.

IŞİD’in 2015’ten 2018’e kadar kaybettiği toprakların haritası. / Görsel: BBC

peki ışid abd’ye hizmet etti mi? rusya’ya hizmet etti mi veyahut başka bir ülkeye hizmet etti mi?

bunun cevabı kesinlikle evettir fakat kesin bir bağlılık yoktur. emir komuta zinciri olmadığı için satın alınanlar elbet olmuştur. abd aleyhine olacak bir şeyi rusya elbet desteklemiş istediğini almıştır veya tam tersi fakat herhangi bir ülkeye bağlılıkları yok.

son olarak bağdadi’nin afrika’da bir islami örgüt oluşturduğunu, parçaları tamamladığını düşünüyorum. işte abd’ye farkında olmadan burada hizmet etmiş olması olası. çin’in afrika’da yükselişi böyle durdurulacak.

ayrıca bağdadi’nin ölümü de çok iç açıcı değil. benim anlatılanlardan anladığım adamı ve ailesini tünelde sıkıştırıp üstlerine köpekleri gönderip parçalatmayı düşünmüşler. inanılmaz. bağdadi de kendini havaya uçurmuş esir düşeceğini düşünerek. zaten üstünde intihar yeleği ile gezecek kadar paranoyaklaşmış birisine piyon da diyemezsiniz.

bu adamlara hepiniz “yobaz, geri zekâlı” diye bakıyorsunuz fakat elde teknoloji olmadan, çok az imkânlarla birçok şeyi değiştirdiler. sosyolojiyi çok iyi takip edip kitleleri kandırdılar. aslında bunlar yobaz değil, insanları kullanmaktan; kendi kurallarını dayatmaktan zevk alıyorlar. hepsi kibir abidesi. geri zekâlı değiller, aksine hepsi çok zeki. ülkelere kafa tutabilecek kadar zekiler. gazetelerde ve internet sitelerinde yazanları değil de bu kişiler üstüne yazılmış kitapları okursanız, detaylı şekilde yaptıklarını görürseniz düşünceniz daha iyi şekillenecektir.

benim ciğerimi soğutan şey şu oldu: bağdadi’nin öldürüldüğü operasyonun adına “kayla mueller” adı verilmiş. güzel bir isim olmuş.

Kayla Mueller: IŞİD’in 2015’te esir alarak öldürdüğü ABD’li insan hakları aktivisti. Öldüğünde 27 yaşındaydı.

bağdadi yaptıklarının bedelini ödemeden gitti. hem yaptıklarının bedelini onu bin parçaya bölseler yine ödemezdi. ölüm onun için ödüldü, ona yapılacak en iyi şey onu etkisiz eleman yapıp yaşatmaktı. elindeki gücü alıp onu aciz bir köpeğe çevirmekti. her gün hırsından kafayı yemesini sağlamaktı. kendi oğlunu canlı bomba yapan, bundan propaganda yapmaya çalışan; kendisiyle birlikte çocuklarını öldüren bir cani ölmekten elbetten korkmuyordu. en azından artık yok.

Suriye ve Irak’taki Etkisini Kaybeden IŞİD’in Doğuşu, Yükselişi ve Düşüşü

IŞİD’in kuruluşundan günümüze kadarki sürecinin, akıllarda şüphe bırakmayacak şekilde özetlenen tarihi. Okurken Suriye ve Irak’taki iç karışıklığa dair de pek çok şey öğrenmek mümkün.

1966 yılının sonu yaklaşırken 30 ekim’de hafif hafif yağmur çiseliyordu ürdün’ün zerka kentinin üstüne. remzi mahallesi’nde büyük bir heyecan vardı, beni hasan aşireti bir üye daha kazanacaktı.

anne omm sayel doğum yapmak üzereydi, baba fadel nazzal al-khalayleh endişe içinde aşiretin diğer erkekleri ile birlikte hemen yan odada bekliyordu. en sonunda bir bebek çığlığı duyuldu. bir erkek çocuğu dünyaya gelmişti, omm sayel bebeğini kucağına aldığında heyecanlıydı, titriyordu. kucağındaki bebeğin bütün dünyayı etkileyecek, orta doğu’yu kasıp kavuracak birisi olacağından habersizdi.

baba fadel nazzal al-khalayleh çocuğuna ahmed fadel nazzal al-khalayleh adını verdi. kendi adını taşıyacaktı çocuğu. bu ismin ilerleyen yıllarda unutulup gideceğini bilmiyordu tabii. oğlu başka bir isimle tanınacaktı.

ahmed fadel nazzal al-khalayleh (yazının sonraki bölümlerinde ahmed olarak geçecek) büyürken ailesine epey sorun çıkaran, yaramaz bir çocuktu. ailenin evi mezarlığa yakın olduğu için sık sık mezarlıkta vakit geçirirdi, daha küçüklüğünden ölüm ile yaşam arasındaki farkı keşfetmişti. asabi bir çocuktu. okula başladığında gittiği okul birleşmiş milletlerin filistinli mülteciler için yaptırdığı okul olduğu için filistin mücadelesiyle de erken yaşta tanıştı.

muhafazakar bir aileden geliyordu. ahmed henüz bir yaşındayken israil ile arap ülkeleri arasında "altı gün savaşı" çıkmış, israil büyük bir zafer elde ederek orta doğu’daki varlığını perçinlemişti. yedi yaşına girdiğinde de yom kippur savaşı patlamış, israil bir önceki savaşa göre üstünlük sağlayamasa bile arap ülkelerine bölgede kalıcı olduğunu kabul ettirmişti. böyle bir ortamda büyüdü ahmed, her gün okulda gördüğü filistinli çocuklarla iletişimi güçlendikçe içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir israil nefreti birikiyordu.

Altı Gün Savaşları sırasında Ürdün’den bir kare.

okulu sevmiyordu, çabuk sıkılan biriydi. okuldan kısa süre içinde uzaklaştı ve henüz 17 yaşındayken askere gitti. 18 yaşında babasını kaybetti. askerden döndükten sonra karakteri daha da kontrol edilemez hale geldi. yaşadığı bölgenin suç konusunda başı çeken kişisi oldu. anne omm sayel oğlu ahmed’e söz geçiremeyince oğlunu bölgedeki camiye din eğitimi görmesi için yolladı.

bu yıllarda sovyetler birliği’nin afganistan’a müdahalesi gerçekleşmişti ve soğuk savaş’ın diğer başı amerika birleşik devletleri özellikle körfez ülkelerini kullanarak afganistan’a militan yağdırıyordu. bütün arap ülkelerinden afganistan’a savaşmak için onlarca genç gidiyordu. ahmed gittiği camide dini eğitim gördükten sonra islam için savaşmak istiyordu. etrafındakilere israil’e saldırmaları gerektiğini söylüyordu ama amerika birleşik devletleri öyle sıkı bir propaganda yapmıştı ki afganistan ile sovyetler birliği arasında savaş varken afganistan’ın yanında olmak varken başka eylemlere girişenler tekfir ediliyordu. bu yüzden islam uğruna ilk savaşına afganistan’da girmek zorunda kaldı.

afganistan’a ulaştığında kendisi gibi başka ülkelerden gelmiş birçok genç vardı. amerikan silahı, suudi finansal desteği ile sovyetler birliği’ne diz çöktürüyorlardı. bölgenin arazi şartları da sovyet ordusu için iyi değildi. ahmed bu savaşta kendisini çok gösteremedi, sadece büyük isimlerle tanıştı. bir silah arkadaşıyla kız kardeşini evlendirdi.

Sovyet-Afgan Savaşı’ndan bir kare.

birleşmiş milletlerin yoğun çabası sonrası 1988 yılında sovyetler birliği afganistan’dan çekilmeye karar verince ahmed de yurduna döndü bu aralıkta hayatını değiştiren olay yaşandı: ebu muhammed al-maksidi ile tanıştı.

ebu muhammed al-maksidi ahmed’in görüşlerini şekillendirecek kişiydi. fikir babası olan maksidi’nin yazdığı kitapları okuyanlardan bazı aşırılar suudi arabistan’da terör saldırılarında bulunmuşlardı. öyle bir etkisi vardı. nitekim ahmed de onun etkisi altında kaldı. aynı şeyi düşünüyor, istiyorlardı. bir örgüt oluşturma çabasına girdiler. bu çaba kısa süre içinde ürdün istihbaratı tarafından tespit edildi ve bey’at el-imam adında bir dava açıldı. ahmed ve maksidi de bu davada yargılandı. tutuklanıp sivaka çöl hapishanesi’ne yollandılar.

ahmed hapishaneye girdiğinde koyu görüşleri olan, atılgan bir gençti. çıktığındaysa bambaşka birisi olacaktı.

hapishanede kaldığı süre içerisinde kendi hücresini oluşturdu, herkes tarafından dikkat çeken bir lider figürü oluşturdu. herkesle iyi anlaşıyor, konuştuğu kişileri kolayca kendi tarafına çekebiliyordu. örgütün lideri maksidi’ydi, hapishaneye böyle girmişlerdi ama ahmed öyle bir atak yapmıştı ki maksidi bile onun liderliğini tanımıştı.

ürdün’de kral hüseyin öldükten sonra oğlu yönetime geçti ve terör suçluları için af çıkardı. birçok terör suçlusu ürdün’de yaşayabilecekken hapishanede yaptıklarıyla dikkat çeken ahmed’e sadece iki şart sunuldu. ya ürdün’ü terk edecekti ya da hapishaneye geri dönecekti.

hapishaneye ahmed olarak girmişti ama ebu musab ez-zerkavi olarak çıktı. artık bilinen adı ebu musab ez-zerkavi’ydi.

önüne sunulan bu şartlar sonrası ürdün’de kalmamayı tercih etti, afganistan-sovyetler savaşı’nda edindiği bağlantılar ve hapishanede kurduğu arkadaşlıklar sayesinde pakistan’a geçti. zerkavi’nin buradaki amacı kafkas bölgesindeki islamcı örgütler ile temas kurmak, kendi örgütünü oluşturmaktı. bu sefer de pakistan istihbarat servisi’ne yakalandı ve bir haftalık sorgu ardından sınır dışı edildi.

hapishanede kaldığı süre boyunca maksidi ile birlikte birçok yayın yapmışlardı ve din konusunda yaptığı konuşmalarla tanınmıştı. pakistan’dan ayrıldıktan sonra afganistan’a davet edildi. daveti kabul etti. afganistan’a gittiğinde ilk görüştüğü kişilerden birisi bin ladin oldu.

ilk görüşmede ortaya çıkan şey farklı olduklarıydı. zerkavi kitleleri etkileyecek, korkutacak saldırılar yapmak istiyordu. ladin’in görüşü bu değildi. her ne kadar farklı görüşleri olsa bile ladin ona bir kamp tahsis edebileceğini söyledi. böylece ladin’den destek bulan zerkavi "tevhid ve cihad örgütü" adında bir örgüt kurdu. bu örgütün ana merkezi herat’ta bulunuyordu. çocukluğundan beri arkadaşı olan kişileri yanına aldı, filistinli mültecileri örgütüne katmak istiyordu. birçoğuyla birlikte büyümüştü.

zerkavi örgütünü oluşturmaya çalışırken ladin ile amerika birleşik devletleri’nin arası bozulmuştu. el-kaide birçok noktada saldırılarda bulunuyordu. son olarak 11 eylül’ün olmasıyla birlikte amerika birleşik devletleri’nin günümüze kadar süren afganistan müdahalesi başladı.

amerikan askerlerine karşı ladin ile sırt sırta çarpıştı zerkavi. bir süre amerikan ordusuyla çarpıştı ama onun aklında başka şeyler vardı. amerikan müdahalesinin afganistan ile sınırlı kalmayacağını, ırak’a bir müdahale olacağını düşünüyordu. bunu kime söylese dönüt alamıyordu. bir gün amerika birleşik devletleri hava kuvvetlerinin hava saldırısında kaburgaları kırıldı. iyileşir iyileşmez afganistan’dan ayrılıp iran’ın yolunu tuttu.

daha sonra ailesini yanına aldı. afgan askeri bağlantılarını kullanarak tahran’da bir oluşum yarattı. uzun süredir saddam’ın kuzey ırak’ta güçsüz olduğunu bildiği için kuzey ırak’a geçecek ve orada başlayacaktı yapılanmasına. bazı adamlarını kuzey ırak’a sızdırırken bazı adamlarını türkiye’ye sızdırıp lojistik destek bulacaktı. türkiye’ye sızmak isteyen adamları iran istihbaratı tarafından yakalandı.

büyük bir hezimet yaşamıştı zerkavi, en iyi adamları iran istihbaratı tarafından tutuklanmıştı ve büyük ihtimalle ölene kadar hapishaneden çıkamayacaklardı. kendisi de kuzey ırak’a geçti. kuzey ırak’ta saddam gücü neredeyse yoktu, türk ordusunun yapmış olduğu operasyonlar ile terör örgütü pkk da dağılmıştı. kimsenin olmadığı, silahlı güçten yoksun bir bölgeydi. örgütünün merkezini buraya taşıdı.

zerkavi kuzey ırak’ta güç toplarken; ürdün, suriye, mısır gibi ülkelerden gelen gönüllü geçleri emri altına alırken beklediği şey oldu. amerika birleşik devletleri’nin ırak’a müdahalesi başladı. ilk hava saldırılarında birçok arkadaşını kaybetti ama kurmuş olduğu örgütün temeli bozulmadı.

Zerkavi

ismi de pek duyulmuş değildi. sonra bir anda laurence foley suikasti onun üstüne yıkıldı. amerikan istihbaratı başına para ödülü koydu. daha sonra olan bütün terör saldırılarında ilk şüphenilen kişi zerkavi oldu. çeşitli olaylarda adı geçti, bunlardan birisi ürdün’ün başkentinin kimyasal silahlar ile vurulmasıydı.

batı medyasının zerkavi’nin üstüne düşmesi zerkavi’yi ünlü biri haline getiriyordu. ırak’ta direnişe katılmak isteyen kim varsa zerkavi’nin kapısını çalmaya başladı. böylece zerkavi bir lidere dönüştü. öngörüleri sayesinde istediği şeyi aldı ve amacına yaklaşmak için büyük fırsat yakaladı.

amerikan işgaline en ciddi karşılığı yine zerkavi’nin örgütü verdi. ele geçirilen esirler vahşice katlediliyordu. hatta nick berg’in kafasını kesen kişinin bizzat zerkavi olduğu iddia edildi. felluce’de amerika birleşik devletleri’nin aldığı büyük darbelerde zerkavi’nin parmağı vardı. felluce direnişinde örgütü aktif rol oynadı.

her bölgede amerikan işgaline karşı koyan örgüt 2004 yılında el-kaide’ye biat ettiğini duyurdu ve tevhid ve cihad örgütü ismini bırakıp ırak el-kaidesi ismini aldı.

amerika birleşik devletleri’nin müdahalesi çok ciddiydi. siviller hiçbir şekilde önemsenmiyordu, amerikan askerinin de katı uygulamaları vardı. bunlardan bıkan bütün ıraklılar, ırak el-kaidesi emri altına giriyordu.

amerika birleşik devletleri ırak’a bir müdahalede bulunmuştu ama ırak savaşı günden güne ırak iç savaşı’na dönüştü. iranlı general kasım süleymani’nin ortaya çıkışı ve ırak’taki şiileri desteklemesiyle birlikte mukteda es-sadr liderliğinde mehdi ordusu kuruldu. bu örgüt şii çıkışlıydı ve amerikan işgaline karşı çıkıyordu. amerikan askerlerine karşı savaştıkları gibi sünniler ile de savaşıyorlardı. çeşitli hapishaneler şiiler tarafından ele geçirilmişti. bölgede sözü geçen sünniler yakalanıyor, büyük işkencelerden geçiyorlardı. bu sünniler ve aileleri de zerkavi’nin kapısını çalıyordu. zerkavi de karşılık olarak kapısını çalan kişilerin üstüne bombayı bağlayıp şii bölgelerine yolluyordu. birçok şii bu şekilde katlediliyor, bu sefer şiiler mukteda es-sadr tarafında toplanıyordu. kısır bir döngü oluşmuştu. iki örgüt amerikan askerleriyle mücadele ettiği kadar birbirleriyle de mücadele ediyordu.

amerikan ordusu mehdi ordusu ile çok fazla çatışmaya girmedi. saddam sünniydi ve sünni güçler ile uğraşıyorlardı. bir de şiiler ile savaşa girişmek istemiyorlardı. yer yer ağır çatışmalar, mücadeleler oluyordu ama ırak el-kaidesiyle mücadeleleri kadar sık değildi.

ırak’ta sünniler ile amerikalıların birbirine girmesi iran’a alan açıyordu. iran da kasım süleymani komutasında ırak’ta güç kazanıyordu, seçimlerde başarılı olan şiiler ile ırak’ta iran gücü yükseliyordu. şiiler ile sünniler arasındaki iç savaş şiddetlenirken şiilerin lideri sayılan kasım süleymani, sünni örgütlere desteği de ihmal etmiyordu. böylece hem şii örgütlere muhtaçlık artıyor hem de amerika-sünni savaşı büyüyordu. zerkavi’nin örgütüne iran’ın çokça desteği olmuştu. zerkavi bu desteklerle şiileri vuruyor, bizzat iran’ın desteklediği örgütlere saldırıyordu ama iran’a getirisi daha çoktu bu saldırıların. yani tam bir taktik savaşı mevcuttu.

zerkavi gücün günden güne şiilere kaydığını fark ettiği için saldırıların dozunu yükseltti. özellikle şiiler için önemli sayılan necef’te çok ciddi intihar saldırıları gerçekleşti. zerkavi tarafından seçimler de hedef alınıyordu. şiiler yönetimi ele geçirdiği için ırak ordusu noktalarına da ciddi saldırılar gerçekleşiyordu. özellikle bağdat’ta yapılan canlı bombalar anormal derecede fazlaydı. bağdat’ın her adımında bir bomba patlamıştı. amerika birleşik devletleri bu bombalı saldırıları engellemek için sokaklara dev duvarlar koymak zorunda kaldı.

zerkavi günden güne hedefine yürürken ırak’ta gücü eşitlemek için mücahit şura meclisi’nin kurulduğunu duyurdu. bu meclis 7 terör örgütünü içeriyordu. meclisin amacı ırak’ın her yerinde bu örgütleri kabul ettirmekti. bir diğer yandan bu örgütlerin biri hariç hepsi ırak çıkışlıydı. zerkavi’nin başını ağrıtan başka bir nokta kendi çatısı altında ıraklıların az oluşuydu. o da kendi emrindeki ıraklı örgütleri sahaya sürerek bunu gidermeyi planlıyordu. her yerde ıraklı örgütün mücadeleye giriştiğini göstermek istiyordu. nüfuz alanı da genişleyecekti. en önemlisi de hayalindeki "islam devleti" oluşmaya başlıyordu. ırak’ın birçok noktasındaki sünni örgütleri birleştirerek büyük bir adım atmıştı.

Irak el-Kaidesi tarafından yayınlanan videolarda kullanılan bayraklardan biri.

ebu musab ez-zerkavi 15 ocak 2006’da islam devleti’nin temelini attı, bu hamlesi sonrası 7 haziran 2006’da örgüt evinde toplantı gerçekleştirirken amerikan uçaklarının saldırısı ile öldürüldü.

zerkavi öldükten sonra meclisin başına ebu eyyub el-mısri geçti. mısri 15 ekim 2006’da bu meclisin lağvedildiğini duyurdu. meclisi oluşturan bütün örgütleri tek çatı altında toplayıp, bu çatıya da "ırak islam devleti" dedi.

mısri de zerkavi’den farklı bir şey yapmadı. şiilere saldırılara devam etti, ırak güçleriyle mücadele etti ve amerika birleşik devletleri ile savaştı. ırak savaşı, bir iç savaşa sürüklenmiş şekilde tam bir kaotik ortamda devam etti.

2010 yılında mısri de öldürüldü. mısri’nin ölümü sonrası örgütün tamamen dağıldığı düşünülüyordu ama örgüt varlığını devam ettirdi. mısri öldükten sonra örgütün başına geçen isim bir süre bucca kampı’nda kalmış, bu hapishanede saddam’ın kurmayları ve savaşçıları ile bağlantılar kurmuş ebu bekir el-bağdadi’ydi.

bağdadi ırak’ta bitti denilen terör örgütünü başka bir seviyeye taşıdı. saldırı dozunu arttırarak devam ettirdi. daha önce mücahit şura meclisi’nde yer bulmuş, zerkavi’yi dinlemişti. aynı onun gibi düşünüyordu. ne kadar çok insan ölürse, ne kadar çok kan akarsa o kadar başarılı olacağını hesaplıyordu. bu yüzden aralıksız bombalı saldırılara başladı. saldırılar raydan çıkarken amerika birleşik devletleri artık durumun iyice çığırından çıktığını, kontrol edilemez bir hal aldığını fark etti. mısri’yi bahane ederek ırak’taki terörün bittiğini savundular ve çekilme hazırlıkları başladı. bu sırada bin ladin bir operasyon ile öldürülünce bağdadi’nin değeri arttı. bağdadi de bu ölümü kullandı. bin ladin’in intikamı diyerek ırak’ta farklı yerlerde yüzlerce saldırıda bulundu. binlerce masum insanı katletti. böylelikle hem ırak’taki yerini güçlendirmiş hem de küresel olarak islamcı örgütlerin dikkatini çekmişti.

bu saldırılar devam ederken amerika birleşik devletleri ırak’tan çekildi. bağdadi’nin önünde artık inanılmaz büyük bir alan vardı. bu alan sadece ırak’ı kapsamıyordu, hemen yanı başında karışmaya müsait bir suriye vardı.

El Bağdadi

amerika’nın ırak’tan çekilmesiyle birlikte kamplarda işkence gören islamcılar ve saddam’ın kurmay kadrosu serbest kaldı. bucca’da birçoğuyla iletişim halinde olan bağdadi hapishaneden çıkan birçok arkadaşını örgüte dahil etti. zincirleme şekilde örgüte katılımlar oldu. örgüt böylece askeri disiplini olan kişilerin de katılmasıyla gücüne güç katmaya başladı. saddam’ın saklanan kilit isimleri de bu süreç içerisinde ortaya çıkıp ışid’e destek vermeye başladılar. izzet ibrahim el duri gibi isimlerdi bunlar. mesela duri araba kaçakçısıydı ve bombalı araç saldırılarının çoğunu o düzenledi. daha onlarca isim sayılabilir. baas partisinin eski üyelerinin hepsi neredeyse ışid ile ortak hareket etti. sünni-şii iç çatışması en üst seviyeye çıkarken iran destekli örgütler bir bir yenilmeye başlamıştı ve ırak islam devleti’nin gücü her geçen gün artıyordu. amerikan ordusuyla savaşmayan sünniler savaşı tek cepheye düşürünce ve ciddi bağlantılar elde edince güçlenmişti.

bu sırada suriye’de işler rayından çıkmış, el-nusra adı verilen bir islami örgüt suriye’de toprak kazanmaya başlamıştı. nusra nisan 2013’te el-kaide’ye bağlılığını bildirdikten sonra suriye el-kaidesi diye anılacakken bağdadi nusra’nın ırak islam devleti’ne dahil olduğunu duyurmuş, örgütün yeni ismini ırak ve şam islam devleti olarak açıklamıştı.

el-kaide’nin yönetim kadrosu bunu sert şekilde eleştirdi. bağdadi’nin buna hakkı olmadığını, sadece ırak el-kaidesini yönettiğini, suriye’deki temsilcinin nusra olduğunu belirtse bile dönüt alamadı. günden güne ırak’ta güçlenen ırak islam devleti ve bağdadi, sünnilerin en büyük temsilcisi sayılıyordu bölgede ve nusra’nın içinden birçok kişi ırak islam devleti’ne biat etti. ırak’tan sonra suriye’de de faaliyet gösteren örgüt bir anda bütün aşırı sünnilerin lideri haline geldi. aşiretler, eski askerler ve uç islamcılar… hepsi bağdadi’ye destek veriyordu. bu süreçte el-kaide ile ırak islam devleti’nin arası bozuldu ve hala düzelmiş değil.

2014 yılına gelindiğinde hemen 2014 yılının başı ırak ve şam islam devleti için her şeyin başlangıcı oldu. öncelikle örgüt felluce’yi ele geçirdi. zaten amerikan ordusunun en çok zorlandığı ve saddam’ın destekçilerinin olduğu bölge burasıydı. felluce’nin düşüşüyle birlikte ırak-suriye sınırının ırak tarafını bir bir ele geçirmeye başlayan ışid’e suriye’de de biatlar hızlandı ve nusra’ya ait topraklar bir bir ışid’e geçmeye başladı. nusra’nın genel karargâhının bulunduğu rakka’ya da ışid girdi ve nusra’yı rakka’dan attı.

13 ocak 2014’te de rakka, ırak ve şam islam devleti’nin başkenti ilan edilmiştir.

örgüt ırak’ta yere sağlam basarak elde ettiği toprakları korurken, suriye’de hızla büyümeye başladı ve haziran ayına gelindiğinde suriye’nin %25’ini kontrol etmeye başladı. suriye’deki başarılı ilerleyiş sonrası ırak’ta da ilk durak musul oldu. musul’da ırak ordusu rezilce, savaşmadan üniformalarını çıkarıp, ekipmanlarını atıp, bütün askeri araçları bırakıp kaçtı. 10 haziran 2014’te musul tamamen ele geçirildi. -şehre giren ışid’li teröristler tarafından türk konsolosluğu basılmış, büyükelçi dahil 49 türk ışid tarafından esir alınmıştır.- musul ele geçirildikten sonra ırak ve şam islam devleti durmamış, bu sefer samarra’yı kuşatmıştı. bu büyük yükseliş örgütü rehavete soktu. samarra kuşatıldıktan sonra hedefin bağdat olduğu açıklandı. ardından da telafer ele geçirildi.

ışid’in ilerleyişi bir türlü durdurulamadı ve bağdat’a neredeyse 1 saat uzaklıktaki bakuba da ışid tarafından saldırıya uğramaya başladı. bu haritadan ismi geçen bölgelerin konumlarına bakabilirsiniz:

29 haziran 2014’te hem suriye ile ırak arasındaki el kaim alındı hem de saddam’ın doğduğu tikrit ele geçirildi. hemen ardından bağdadi kendini halife ilan etti ve türkiye’nin kurucusu, kurtarıcısı mustafa kemal atatürk tarafından lağvedilen halifeliği dirilttiğini açıkladı. kendisini halife ibrahim olarak tanıtırken örgütünün adını ırak ve şam islam devleti isminden "islam devleti" adına değiştirildiğini açıkladı. zerkavi’nin en başında hayalini kurduğu islam devleti projesi böylece hayata geçmiş oldu.

2014 tarihli suriye haritası da bu şekilde:

not düşmekte fayda var, harita biraz abartılmış. ışid’in o dönem fırat’ın güneyinde bu kadar gücü yoktu. harita 2015’e biraz yakın ama durumun buna benzer olduğunu söylemek mümkün 2014’te bağdadi halifelik ilanı yaparken. ırak haritası ile suriye haritasını birleştirdiğinizde de ortaya şöyle bir şey çıkıyor:

ırak’taki bu yükselişe dur diyemeyen iran, kasım süleymani’nin sahaya inmesiyle birlikte ırak’ta yeniden taarruza geçti. es-sadr cihad ilan etti ve ışid’e karşı bütün şiilerin savaşmasını istedi. iran, sınırdan ırak’a tonlarca silah soktu ve ırak’ta savaş şiddetlendi. ışid’in bağdat’a yürüyüşü zor bela durduruldu.

temmuzda çatışmalar devam ederken ışid, suriye’de ilerlemeye devam etti. ağustosta ırak’ta sincar’a saldırdı ve sincar’ı düşürdü. sincar’ın düşmesi sonrası ışid’in diğer hedefi kuzey ırak kürt bölgesel yönetimi olunca abd hava kuvvetleri de yeniden savaşa dahil oldu ve ışid’i sincar’da vurmaya başladı. ışid gördüğü hava saldırısı sonrası sincar’dan geri çekilmek zorunda kaldı. bazı ülkeler ırak’a asker göndermeye başladılar.

ırak’ta bunlar olurken suriye’de de kobani kuşatıldı. 2015’in başına kadar sürecek bir savaş başladı. kobani kuşatıldıktan sonra ırak’ta pkk’ya destek veren abd, suriye’de de havadan destek vermeye başladı. kobani’de ilk kez amerikan savaş uçakları suriye’de sorti atmaya başladı. karada yetersiz olan ypg’ye -yani pkk’nın suriye kolu- karadan destek olması için 28 ekim 2014 peşmergenin kobani’ye geçişi gerçekleşti. türk topraklarından olan bu geçiş için cumhurbaşkanı erdoğan şöyle bir açıklama yaptı.

2015 yılının mart ayına gelindiğinde abd hava kuvvetlerinin desteği ile terör örgütü pkk, terör örgütü ışid’i ayn el arab’tan (kobani) temizledi. ırak’ta da iran destekli mislilerin yardımı ile tikrit ışid’den geri alındı.

üst üste kayıplar veren ışid 2015 mayısında yeniden taarruza geçti ve ırak’ta ramadi şehir merkezini düşürürken, suriye’de de şam’a çok yakın olan palmira’yı düşürdü.

suriye’de abd’den destek alan pkk, türkiye sınırında koridor oluşturmaya başladı. suriye’nin güneyinde de ışid şam’a dayandı. değişim haritasını ve 2015’te suriye’nin ne durumda olduğunu görebilirsiniz:

hava saldırıyla bir türlü baş edemeyen ışid, 2015’in sonuna doğru hızla gerilemeye başladı. sincar’dan tamamen çıkarıldılar, tel abyad’ı kaybettiler, mayısta ele geçirdikleri ramadi’yi ırak ordusu yeniden ele geçirdi.

en önemlisi rusya resmi olarak savaşa girdi ve amerikan hava kuvvetlerinin yanında rus hava kuvvetleri de ışid’i vurmaya başladı. ışid’in şam’a yürüyüşü rus hava kuvvetlerinin yardımı ile durdurulabildi. suriye ordusu ışid’i durdurduktan sonra taarruza geçmek için hazırlıklara başladı.

bu sırada türkiye cumhuriyeti açılım denen saçmalığı bitirmiş, doğusunda pkk ile savaşıyordu. 2016 yılına gelindiğinde pkk suriye’nin kuzeyinde kurmak istediği koridora yakındı. işgal edilen kobani ile afrin’i birleştirmek için menbiç ve el-bab’ın alınması yetecekti. 1 ocak 2016 suriye haritası şu şekilde:

ışid 2016’nın başında üst üste darbeler yiyerek haseke’den çıkarıldı, halep’te ağır darbeler yemeye başladı. en önemlisi ırak’ta felluce’yi kaybettiler. her şeyin başlangıcı sayılan felluce kaybedildi. musul için ırak ordusunun hazırlığı başladı ve bu operasyona abd’nin destek vereceği belirtildi.

23 haziran 2016’daysa pkk menbiç’e girdi. türkiye cumhuriyeti doğusundaki terör yuvalarını temizledikten sonra suriye için operasyon hazırlıklarına başlamıştı ve abd’li temsilcilere "fırat’ın batısının" kırmızı çizgi olduğu söyleniyor, pkk’nın afrin hariç fırat’ın batısına geçmemesi gerektiği vurgulanıyordu. menbiç meselesinde abd kendi askerlerinin menbiç’i alacağını açıklamasına rağmen 23 haziran 2016’da pkk bölgeye girdi. iran sınırından hatay’a oluşturulması planan harita önünde sadece el-bab kaldı.

şimdi buraya 17 eylül 2017’ye ait bir harita bırakacağım. tarihe takılmadan pkk’nın elindeki bölgelere bakın. ırak’tan suriye’ye böyle bir durumdalar:

aradaki yeşil bölge el-bab o da türkiye’nin operasyon yaptığı ve koridorun önünü kapattığı bölge. şimdi de yıllar önce gündeme gelmiş terör ülkeleri ve terör örgütü pkk tarafından kurulmak istenen haritaya bakalım: burada.

şimdi iki haritayı karşılaştırın.

bu durum (pkk’nın fırat’ın batısına geçmesi) türkiye ile abd’nin arasındaki ipleri kopardı. pkk’nın menbiç’e girişinden 6 gün sonra 29 haziran 2016’da pkk’nın başka bir kolu tak atatürk havalimanı’nda bomba patlattı, bomba "dış hatlarda" patladı. 29 haziran 2016’dan kısa süre sonra türkiye’de darbe girişimi yaşandı. ırak ve suriye haritası tamamlandıktan sonra 3. ülkeye yol yapılmak istendi. 15 temmuz 2016 atlatıldı ve türk ordusu 24 ağustos 2016’da el-bab’ı almak için suriye’ye girdi ve ışid’e karşı operasyon başlattı.

türkiye’nin 24 ağustos 2016’da el-bab’a yürüyüşü başlarken ırak ordusu, peşmerge, şii milisler, abd hava kuvvetlerinin desteğini alarak 17 ekim 2016’da musul’a operasyon başlattı. amerikan hava kuvvetleri musul’u yok etmeye and içmiş gibi şehri havadan hedef gözetmeksizin bombaladı. bazı bombardımanlar kameralara yansıdı.

17 ekim 2016’da musul’a operasyon başlattıktan sonra 6 kasım 2016’da pkk’nın ışid’in başkenti sayılan rakka’ya operasyon başlattığı duyuruldu.

suriye ordusu da güneyden ışid’e saldırı yapmaya devam ediyordu ve yavaş yavaş kuzeye doğru itmeye başladılar ışid’i.

2017 yılının şubat ayında türk ordusu el-bab’ı ele geçirerek ışid’in halep’in kuzeyinde mevzisini bırakmadı, ışid’i halep’ten attı. hemen bir ay sonra suriye ordusu palmira’yı ışid’den geri aldı.

musul’da ve rakka’da da ışid’e karşı ilerleyiş sürüyordu. 2017 yılının haziranına gelindiğinde pkk, rakka’yı kuşatmayı başardı. (buraya düşülecek not şu: abd uçakları hedef gözetmeksizin yerdekileri bombalıyor, enkaz altında kalan ışid’lileri öldürmeye de mayın eşeği gibi pkk’lılar gidiyor, aslında herhangi bir savaş yok)

10 temmuz 2017’de yapılan açıklamayla birlikte terör örgütü ışid’in musul’dan da temizlendiği duyuruldu. musul’un son hali bu şekildeydi, "kurtarıldıktan" sonra:

musul düşer düşmez telafer’e saldırı başlattı ırak ordusu ve musul’dan bir ay sonra telafer’den de atıldı ışid. devam eden operasyonlarda ırak ordusu ışid’e karşı gücü tamamen ele geçirdi ve havice’yi de aldı.

suriye ordusu deyrizor’a girdi. deyrizor’da yıllarca kuşatma altında kalan suriye ordusu askerleri kurtarıldı. (bu büyük olay gerçekten, yıllarca küçücük bir alanda ışid’e karşı savaştılar ve vermediler bölgeyi, sonunda suriye ordusu deyrizor’a geldi)

deyrizor açıklamalarından sonra rakka’ya da girildi. 17 ekim 2017’de yapılan açıklamalardan sonra rakka’nın da ışid’den alınıp yeniden işgal edildiği açıklandı. rakka’nın son hali de böyle görüntülendi:

kasım ayında suriye ordusunun deyrizor’da terör örgütü ışid’e operasyonları çoğaldı ve ışid’i ebu kemal’e itmeye başladılar. 2016’dan 2017’ye değişim haritaya aşağıdaki şekilde yansıdı. aralık ayında ırak’ın resmi makamları açıklamalar yaparak ışid’in tamamen ırak’tan atıldığını duyurdu. ışid’in elinde sadece yukarıdaki haritada gözüken bölgeler kaldı (bir de biraz idlib’te biraz dera’da bulunuyorlardı).

idlib’te htş’nin (nusra’nın yeni adı. hatırlayacaksınız bağdadi nusra’yı yok etmek istemişti, garip bir tesadüf) dera’da da suriye ordusunun operasyonları ile ellerinde sadece deyrizor kaldı. deyrizor’da da güneyden suriye ordusu kuzeyden terör örgütü pkk’nın operasyonları ile yavaş yavaş silindiler.

son olarak baghuz‘da yaşanan çatışmalar sonrası terör örgütü pkk baghuz’u geçtiğimiz günlerde ele geçirdi. "ırak ve şam islam devleti" adıyla kurulan terör örgütünün ne ırak’ta ne de suriye’de kontrol ettiği bir toprak parçası kalmadı. elbette ölü hücre var fakat ırak ve suriye’de artık yoklar.

yine de bu ışid’in bittiğini göstermiyor, özellikle tunus’ta büyük yapılanmaları mevcut. afganistan’da güç elde etmeye çalışıyorlar ve afrika’da ışid’e biat etmiş birçok örgüt var. afrika’daki güç eksikliği hesaba katılırsa ışid bir anda sözde başkentini bir afrika ülkesine taşıdığını ve oradan devam edeceğini açıklayabilir ama şu kesin: bundan sonra ne ırak’ta ne de suriye’de kolay kolay var olamayacaklar.

türkiye’de, birçok avrupalı devlette, özellikle ırak ve suriye’de sayısız terör eylemi yaptılar ve neredeyse yüz binlerce insanı katlettiler. şimdi de silindikleri bölgede başka bir terör örgütü cirit atıyor.

1 mart 2019 itibarıyla suriye’nin vaziyeti:

suriye’nin %27’sini terör örgütü pkk işgal etmiş durumda ve türkiye fırat’ın doğusundan terör örgütü pkk’nın çıkarılacağını her fırsatta açıklıyor.

ekim 2019 itibarıyla suriye’nin son hali:

DAEŞ (IŞİD) kamp ve hapishaneleri haritada görülebiliyor.

tanımlayacak olursak, ışid ırak ve suriye’den silinmiş, yerini terör örgütü pkk’ya bırakmış olan başka bir terör örgütüdür.

MOSSAD DOSYASI : Mossad eski ajanı, Nisman’ın ölümüne sebep olan olayları açıkladı


Alberto Nisman

Mossad eski ajanı, Nisman’ın ölümüne sebep olan olayları açıkladı

Bir İsrail televizyonu belgeselinin iddiasına göre, Arjantinli Savcı Alberto Nisman, Buenos Aires’te 85 kişinin öldürüldüğü 1994 AMIA terör saldırısının sorumlusunun İran olduğunu İsrail gizli servisi Mossad’ın sağladığı bilgiler sayesinde kanıtlayabilmiş.

İsrail Kanal 12’de yayınlanan ‘Uvda (Gerçek)’ belgeselinde eski bir Mossad ajanı olan Uzi Shaya ile uzun bir söyleşi yer aldı. Uzi Shaya, Nisman ile birçok görüşme yaptığını ve iddiaya göre Arjantin Devlet Başkanı Kirchner’i suçlayarak Nisman’a ilettiği belgelerin “ölümüne sebep olmuş olabileceğini” düşündüğünü dile getirdi.

Arjantin savcısı Alberto Nisman, AMIA Yahudi merkezini patlatan intihar bombacısını Hizbullah teröristi İbrahim Berro olarak belirlemiş ve 2006’daki suçlamasında, saldırının düzenlenmesine 1993 yılında İran’ın başkanlığında yapılan ‘Özel Operasyonlar Komitesi’ toplantısında karar verildiğini söylemişti. Bir sonraki yıl Nisman’ın iddiaları sonucunda, hâlâ Arjantin tarihindeki en kötü terör saldırısı olan bombalama için bazı İranlılar adına uluslararası tutuklama emirleri çıkartılmıştı.

‘Uvda’nın iddiasına göre saldırıyı organize edenleri ve suçluları Mossad ortaya çıkarmış ve bu bilgiyi Nisman’a iletmişti.

Nisman Ocak 2015’te, Arjantin Meclis panelinde dönemin Devlet Başkanı Kirchner’in İran’ın saldırıdaki rolünü örtbas etmeye çalışması hakkında ifade vermesinden bir gün önce, Buenos Aires’teki evinde ölü bulunmuştu. Başta, yakın mesafeden başına ateş edilen tek bir kurşun ile ölen Nisman’ın intihar ettiği iddia edilmiş, fakat daha sonra bunun bir cinayet olduğu kabul edilmişti.

AMIA saldırısını ele alışında ve İran ile ilişkilerinde yasadışı herhangi bir durum olduğunu hep inkâr etmiş olan Kirchner, bugün Arjantin’de başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.

SİYASİ SUİKASTLER DOSYASI : Abdullah Ağar, Kasım Süleymani suikastına karışan CIA ve MOSSAD ajanının görüntülerini paylaştı


Abdullah Ağar, Kasım Süleymani suikastına karışan CIA ve MOSSAD ajanının görüntülerini paylaştı

Haziran 9, 2020

Terör ve güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, İran Devrim Muhafızları Kudüs Kuvveti eski Komutanı Kasım Süleymani’ye yönelik suikasta karıştığı öne sürülen CIA ve MOSSAD ajanının görüntülerini paylaştı. İran da CIA ve Mossad adına çalıştığı iddia edilen ve Süleymani suikastında ABD’ye bilgi aktardığı öne sürülen bir İran vatandaşının kısa süre içerisinde idam edileceğini duyurdu.

İran Adalet Bakanlığı sözcüsü Golam Hüseyin İsmaili tarafından yapılan açıklamada, “CIA ve Mossad’ın bir ajanı olan Mahmud Musevi-Mecid ölüm cezasına çarptırıldı. Kendisi, Süleymani’nin nerede olduğu bilgisini düşmanlarımıza verdi” ifadelerini kullandı.

İşte Abdullah Ağar’ın twitter paylaşımları:

“ABD’nin Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el Mühendis’i yok etmesiyle sonuçlanan hava saldırısına dair Şam-Bağdat-Tahran uçuş detaylarını sızdırmakla ve ABD-İsrail ajanı olmakla suçlanan bu şahıs idam edilecekmiş. O zaman sorular şunlar?

1-Bir ajan bu kadar yakına nasıl sızabildi?

2-ABD yada İsrail nasıl bu kadar yakın bir adamı satın alabildi?

3-Gerçekten ABD yada İsrail ajanıysa ABD yada İsrail ne yapacak? İsmi Seyyid Mahmut Musevi Mecit’miş ve Savunma Bakanlığında görevliymiş”

MİT DOSYASI : CIA ve MOSSAD ajanları gözünden Hakan Fidan tartışması


CIA ve MOSSAD ajanları gözünden Hakan Fidan tartışması

İlhan Tanır Gazeteci, Washington

25 Ekim 2013

Batılı basında Hakan Fidan ve MİT üzerindeki tartışmalar arttıkça, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Amerikan ve İsrail istihbarat kurumları ile olan ilişkileri de dikkat çekiyor.

BBC Türkçe’nin ulaştığı biri CIA, diğeri de MOSSAD’da uzun yıllar çalışmış iki istihbarat görevlisi, kendi çalıştıkları kurumların MİT ile ilişkileri ve Hakan Fidan olayını, yine kendi kurumları penceresinden aktardılar.

Eğer gerçekten MİT bu değerleri biliyor ise bu MOSSAD’ın laçkalığını gösterir, aslında. İsrail’in Türkiye’nin bir süredir onlar için bir düşman ortam olduğunu bilmesi gerekir. MOSSAD, bu tür faaliyetleri terketmeli ve Türkiye’yi ‘reddedilmiş operasyonlar toprağı’ olarak kabul etmeliydi.Reuel Marc Gerecht

Kariyerine CIA’in operasyonlar merkezi (Directorate of Operations) bölümünde başlamış olan Reuel Marc Gerecht, MİT’in gerçekten de basına yansıdığı gibi 10 İsrailli ajanı ele verdiği doğruysa, bundan MİT’den çok MOSSAD’ı sorumlu tutuyor.

CIA’in ”Gizli Servis” olarak anılan bölümünde uzun yıllar görev yapmış Gerecht’e göre, ”eğer gerçekten MİT bu değerleri biliyor ise bu MOSSAD’ın laçkalığını gösterir, aslında. İsrail’in Türkiye’nin bir süredir onlar için bir düşman ortam olduğunu bilmesi gerekir. MOSSAD, bu tür faaliyetleri terketmeli ve Türkiye’yi ‘reddedilmiş operasyonlar toprağı’ olarak kabul etmeliydi.”

Şu anda Demokrasileri Koruma Vakfı (the Foundation for Defense of Democracies) düşünce kuruluşunda İran, Irak, Afganistan, terörizm ve istihbarat konularında çalışmalar yapan Gerecht ayrıca, ele verildiği söylenen ajanların çok önemli ajanlar olmadığına inanıyor: ”Bunlar belki de bazı gizli faaliyet (covert action) ajanlarıydı.”

‘2000’lere dek mükemmel ilişkiler’

BBC Türkçe, eski bir CIA çalışanının yanı sıra, İsrail’in MOSSAD istihbarat kurumunda 1988 ile 2001 yılları arasında çalışmış olan Michael Ross’la da görüştü. Ross, çokça konuşulan MOSSAD ile MİT kurumları arasındaki ilişkilerin gerçekten de çok iyi olduğunu teyit ederek, 2000’li yılların başına kadar bu ilişkileri ”mükemmel” olarak tanımladı:

”13 yıllık MOSSAD çalışma hayatımın bir bölümünde, özel protokol bölümünde, MOSSAD’ın diğer ülkelerin istihbarat kurumları ile ilişkilerini yönettim -ki Türkiye’nin MİT’i de bunun içinde idi. Bu konuda, yetkin bir isim olarak söyleyebilirim ki, o yıllardaki MOSSAD ile MİT arasındaki ilişkiler çok yakın ve mükemmel olarak tanımlanabilir.”

Telif hakkın

Ross aslen Kanadalı ve 2001 yılında, 11 Eylül olayları sonrası kendine kendine ‘yeter’ diyerek kurumdan emekliye ayrılmış, Kanada’ya dönerek burada kendi özel işini kurmuş.

İstihbarat dünyasında, ülkelerin müttefikleriyle sık sık beraber çalıştığını ve bunun yapılacak operasyonlar açısından önemli olduğunu ifade eden Ross, coğrafyasının Türkiye’yi, Avrupa ve Ortadoğu’ya olan sınırlarıyla, bölgesel ulaşım olarak istihbarat kurumları için çok daha stratejik bir pozisyon haline getirdiğini ifade etti.

MOSSAD ile MİT’in ilişkisini açmasını istediğimizde ise şöyle anlattı: ”Birbirlerine güvenir ve saygı gösterirlerdi. Bu tabii ki ayrıca Türkiye ve İsrail’in güçlü askeri geleneklerinin olmasından da kaynaklanıyordu ki, herkesin bildiği gibi iki ülke arasındaki askeri ortaklık da kusursuzdu. Genel olarak da askeri ilişkileri iyi olan ülkelerin istihbarat ilişkilerinin de iyi olduğu görülür.”

‘MİT’in saygınlığına ve imajına darbe vurur’

Hem Gerecht hem de Ross, iki farklı görüşmede, MİT hakkındaki ifşaatların, MİT’in imajı ve saygınlığına çok ciddi bir darbe vuracağına inanıyor.

Gerecht’e göre, ”eğer olay gerçekse, bundan sonra kimse MİT ile bilgi paylaşmaz. Bundan sonra bir ‘parya’ (dışlanmış) kurum olarak görülür. Kimse güvenmez ve MİT’e mesafeli yaklaşılır.”

"Ayrıca, tedbir olarak da İsrail, MİT ile yaşadığı bu olayı çoktan Avrupalı ve Amerikan müttefiklerine ulaştırmış ve ‘Türkiye’ye ona göre davranın’ demiştir."

Ross ise ”İkili istihbarat ilişkilerinin bazı yazılmamış kuralları vardır ki bunlardan biri, birbirinin ajanını ele vermemektir. Ele verme doğruysa bundan sonra insanların sizinle istihbarat paylaşımı yapmayacaklarından emin olabilirsiniz” diyor.

13 yıllık MOSSAD kariyerinde önemli görevler yapmış Ross’un MOSSAD ile MİT ilişkilerini kusursuz olarak tanımlamasına karşın Gerecht, CIA ile MİT için aynı şeylerin söylenemeyeceğini savunuyor:

”CIA’in en yakın ilişki kurduğu istihbarat kurumları İngiltere, Yeni Zelanda, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin servisleridir. İkinci olarak ise İsrail, Fransa ve Almanya gibi ülkeler gelir. Türkler ise bu iki grubun yanına bile yaklaşamazlar.”

‘MİT’e karşı komplo teorisi değil’

Türkiye’de hemen her kesimin MİT ve Hakan Fidan ile ilgili yazılanları bir kampanyanın parçası olarak görmesine karşılık, bu iki eski MOSSAD ve CIA çalışanı, komplo teorilerine inanmadıklarını söylüyor.

Gerecht daha da ileri giderek, bu söylemleri ‘aptalca” buluyor ve bu savların ”Türkiye’deki siyasi kültürün ne kadar az gelişmiş olduğunu gösterdiğini” ileri sürüyor.

Gerecht’e göre, tam tersine Amerika ve Avrupa hükümetleri bir İslamcı hükümet ile yakın ilişkiler içinde olabileceklerini kanıtlamaya çalıştılar, ama son gelişmeler, bunda başarısız olduklarının kanıtı.

Gerecht’in en yoğun itirazı ise MİT’in, Hakan Fidan ile birlikte, ilk kez Türkiye’nin kendi çıkarlarını korumaya yönelmiş olduğu savına.

‘Hiç bir ülke, bedavaya ayrıcalıkları başka bir ülkeye sunmaz. Yani, MOSSAD bazı ayrıcalıklarını Türkiye’de kaybediyorsa, emin olunuz MİT de kayıplar yaşayacaktır, bunun karşısında.Michael Ross

Bu açıklamayı anlamsız bulduğunu söyleyen Gerecht, ”istihbarat kurumları kendi ülkelerinin menfaatleri için çalışır zaten” diyor. ”Farklı bir durum olması varsayımdan ibarettir. AKP hükümetinden önce Türk milliyetçiliğini Batı’nın esiri olarak görmek aptalca. Örneğin 90’larda, Avrupa hükümetlerinin MİT’in, kendi menfaati için değil de başka ülkeler için çalıştığını düşünmeleri imkansız.”

Michael Ross, Türkiye’de son günlerde gündeme getirilen ve MİT’in MOSSAD’a sağlanan bazı ayrıcalıkları iptal ettiğine dair haberlerin hatırlatılması üzerine, şunları söylüyor:

”Hiç bir ülke, bedavaya ayrıcalıkları başka bir ülkeye sunmaz. Yani, MOSSAD bazı ayrıcalıklarını Türkiye’de kaybediyorsa, emin olunuz MİT de kayıplar yaşayacaktır, bunun karşısında.”

Özellikle askeri istihbarat tekniklerinde MOSSAD’ın en ileri teknolojilere sahip olduğunu ve bunların Türkiye tarafından isteneceğini hatırlatan Ross, ülke istihbarat ilişkileri hakkında şunları söyledi:

”Unutmayın ki, istihbarat çift şeritli, gidiş-gelişli, karşılıklı çıkara bağlı bir otoyoldur.”

Ross ayrıca, son haftalarca çok sıkça konuşulan MİT’in Suriye’nin kuzeyindeki el Kaide yakını gruplara farklı şekillerde yardım ettiği konusundaki haberlerden de İsrail’in rahatsız olduğunu ileri sürdü.

”İsrail, bir başka Afganistan’ın ama bu kez hemen İsrail’in yanı başında oluştuğunu düşünüyor. Bu da, bölgesel istikrara yardım olarak görülmüyor.”

İSTİHBARAT DOSYASI : ULUSLAR ARASI OPERASYON AJANLARI VE GELİŞMİŞ İSTİHBARAT TEKNOLOJİLERİ /// CIA-NSA-MİT-BND-MI5-FSB-DGSE-SISMI-GCHQ


KAYNAK : http://www.hurriyet.com.tr/kalabalikta-kisiye-ozel-anons-cihazi-39094859

İSTİHBARAT TEKNOLOJİSİNİN SİVİL KULLANIMI & Kalabalıkta kişiye özel anons cihazı

Ses dalgalarının, her yöne değil, tek bir noktaya iletilmesini sağlayan cihaz icat edildi. Böylece havaalanlarında anonslar, sadece ilgilisine yapılacak, başkaları duymayacak.

26 yaşındaki ABD’li mühendis Joe Pompei’nin geliştirdiği cihaz, normalde her yöne yayılan ses dalgalarını toplayıp tıpkı lazer ışını gibi tek bir dalga halinde yönlendiriyor. Böylelikle kalabalık içindeki belirli bir kişiye, başkası duymadan sesli mesaj gönderilebiliyor. Buluşun temelini ses dalgalarını çok yüksek frekanslara çıkaran bir aygıt oluşturuyor. Normalde kaynaktan çıktıktan sonra havada her yöne ilerleyen ses dalgaları bu aygıttan geçerek çok yüksek frekanslara çıkıyor ve tıpkı bir ışık ışını gibi doğrusal yayılmaya başlıyor.

Heathrow’da denendi

Kaynağından insan kulağının duyamayacağı bir şekilde çıkan ses, havada kırıldıktan sonra hedef kişinin kulağına normal ses olarak yansıyor. ‘Audio Spotlight’ adı verilen müthiş buluşun ilk müşterisi, İngiliz havayolu şirketi British Airways oldu. British Airways, cihazın mucidi Joe Pompei’den, Londra’nın ünlü Heathrow Havaalanı’nda bir gösteri yapmasını istedi. Cihaz, 62 bin sterline (yaktlaşık 40 milyar liraya) maloldu.

Nerelerde kullanılacak

Havaalanı ve garlarda sadece belirli kişileri ilgilendiren anons o kişilere yapılacak, öteki yolcular gereksiz yere rahatsız edilmeyecek. Uçak kaçırma benzeri olaylarda güvenlik güçleri teröristin yanında olsalar bile özel alet kullanmadan merkezden komut alabilecekler. Futbol sahalarında kulübedeki antrenör sahada mücadele eden futbolcularına rakip takım ve hakem duymadan taktik verebilecek

ECHELON VE TEKNOLOJİK İSTİHBARAT

Modern çağın casusluğu olarak ifade edebileceğimiz teknolojik istihbaratın kapsamına bilgisayar, uydu, telefon dinleme girmektedir. 1980’li yılların sonunda hayatımızı renklendiren cep telefonları dinleme tekniklerinin ve hedeflerinin değişimine sebep olmuştur. Bütün dünyada istihbarat servisleri değişik teknikler aracılığıyla cep telefonu kullanıcılarını dinlemektedir. Türk İstihbaratı ve Emniyeti de merkezi uçlandırma ismi verilen bir yöntemle Türksel, Telsim ve Avea hatlarının dinlenmesi için gerekli donanıma sahiptir.

Türkiye’de bütün cep telefonları kablo bağlantıları ile dinlenmektedir. Telefon dinlemeleri dışında kullandığımız bilgisayarlarda teknolojik istihbarat kapsamında izlenmektedir. Kullandığımız bilgisayarların klavyesinden, ekranından, modem kablosundan ve daha değişik yerlerinden yayılan elektro manyetik salınımlar ile klavyade bastığımız tuşlar, ekranımızdaki görüntüler ve modem ile bilgisayar arasında geçen bilgiler birbirleri ile bağlantılıdır. Yeterli donanıma sahip herhangi biri ya da kurum bu salınımları yani ışınları bir iki km mesafeden kaydedebilmekte bilgisayar ekranında ne göründüğünü, klavyenizde ne girdiğinizi modemden ne geçtiğini bu ışınları yeniden işleyerek görebilmektedir.

Elektomanyetik dinlenme, 1985 yılında Hollanda PTT’sinde çalışan Win Van Eric isimli bir mühendisin yazdığı Video Görüntüleme Birimlerinin Elektromanyetik Işınımları Bir Dinlenme Tehlikesimi? Makalesi ile kamuoyunca öğrenilmiştir. Elektromanyetik dinlenme ile internetteki bütün elektronik postalar okunabilmektedir. Kullanıcı elekronik postasını PGP aracılığıyla şifrelese bile sistem bilgisayarınızın radyasyonunu alabilen bir antenle, hassas bir dedektörle filtre ve amplifikatörle bilgisayarınızdaki görüntüleri alabilmektedir.

ECHELON

Echelon, en anlaşılır haliyle sırtını yüksek teknolojiye dayamış 1947–48 yıllarında SSCB’ye karşı geliştirilmiş bir istihbarat sistemidir. Bazı kaynaklara göre merkezi İngiltere’de olan Echelon’un bir diğer merkezi Amerika’dadır.

Fortmead’de NSA’ya bağlı olarak çalışan Echelon’un 8 ana üssü yani dinleme merkezi bulunmaktadır. NSA, Kasım 1952’de dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman’ın bir genelgesiyle kurulmuş ve dünya çapında iletişim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuştur. Bu kuruluş, görevi gereği iç ve dış iletişimi denetim altında tutarak ülke güvenliği açısından gerekli olanları ayırmakta ve tasnif edip ilgili birimlere sunmaktadır. NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır.

NSA, Türkiye’de de ABD üsleri ve büyükelçilik dışında Ankara’da da özel bir “mühendislik” şirketi görünümünde faaliyet gösteriyor.

Nato ülkeleri tarafından desteklenen Echelon’un 50 ülkede 175 merkezi olduğu tahmin edilmektedir. Tahmin edilebileceği gibi bu merkezlerin tamamına yakını ABD tarafından kullanılmaktadır. ABD’nin stratejik ortağı! olan Türkiye’de 9 Echelon merkezi vardır. Ağrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Adana, İzmir, Kars, İstanbul ve Sinop. Echelon üslerini kendi çıkarlarına kullanan ABD ve İngiltere gerekli görmesi halinde Echelon’a ait bilgileri paylaşmamak gibi bir ayrıcalığa sahiptir. Echelon, dünyada 5 ana stratejik uyduyu kullanmaktadır. Bu uyduların her birinin yeryüzünde bir ana üssü yani istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlar, İngiltere’nin kuzeyindeki Menvith Hill, Endonezya uydularını besleyen ve beslenen Avustralya’nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uyduları ile bağlantılı Kanada’nın Başkenti Ottowa’da Leitrim, Almanya’da Bab Ailing ve Japonya’da Misawa istasyonlarıdır.

Türkiye’de son günlerde patlayan telefon skandallarını anlamaya çalışanlar için Echelon dakikada 2 milyon günde 3 milyar telefon görüşmesini izliyor ve dinliyor. Peki bu Echelon nasıl çalışıyor? Echelon, belli bir hedefi seçerek çalışmaktadır. Yazılımlara ve programlara dünyanın hemen tüm dillerinde kullanılan özellikle seçilmiş kelimeler yerleştirilmekte ve uzun ve titiz bir süreçte belirlenen bu kelimeler gerekli zamanlarda değiştirilmektedir. Uyuşturucu kaçakçılığı, Terörizm, Kara para aklama, Sanayi ve Ekonomi casusluğu, Siyasal terimler Echelon arşivlerinde kayıtlıdır. Kayıtlı bu kelime ve kavramların geçtiği her iletişim izlenerek kayıt altına alınmaktadır. Echelon arşivindeki bu kelimeleri tesadüfen kullansanız dahi artık Echelon takibindesiniz demektir. Konuşmanın yapıldığı elektronik posta adresi ve konuşmalar depolanarak bütün Echelon merkezlerine gönderilir. Echelon telefon görüşmelerinde ses renklerini analiz ederek tespit yapabilmektedir.

Echelon sistemi ile takip edilen telefon görüşmeleri, ses tanıma özelliğine sahip bilgisayarlar tarafından analiz edilir. Takip edilmesi istenen kişinin ses örneği sistemde kayıtlı olduğu için, kişi telefon görüşmesi yaptığında sesinden tanınarak takibe alınabilir. Konuşmalar ses kaydı olarak elde edildikten sonra, otomatik olarak metne dönüştürülür. Kişinin yaptığı seyahatler, para harcamaları, ticari işleri, kredi kart kullanımı, her türlü iletişim, arabaları çalıştıran çipler, bilgisayar ekranlarının açık olması Echelon’un dinleme işlevini kolaylaştırmaktadır. Echelon vasıtasıyla bütün dünyayı gözetleyen Küresel Efendiler Echelon’un varlığını inkar etmektedirler. Fakat, Echelon’un varlığı resmi olarak, 23 Mayıs 1999’da Avustralya, Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) başkanı Martin Brady’nin yaptığı bir açıklamayla kabul edilmiştir.

DIG-INT (ECHELON’UN YAPAY ZEKA VERSİYONU – TOP SECRET)

ABD GİZLİ SERVİSİ NSA’NIN GELİŞMİŞ İSTİHBARAT TEKNOLOJİSİNE MARUZ KALMIŞ BİR TÜRK VATANDAŞININ KOMPLO TEORİSİ TARZINDAKİ AÇIKLAMALARI

DÖKÜMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

İSTİHBARAT ÇEŞİTLERİ

OSINT (OPEN SOURCES INTELLIGENCE) – AÇIK KAYNAKLARA DAYALI İSTİHBARAT

Açık kaynakların kullanıldığı basın, televizyon, radyo, internet ve diğer açık elemanların kullanıldığı istihbarat çeşidi.

SIGINT (SIGNALS INTELLIGENCE) – SİNYAL İSTİHBARATI

Radyo ve elektronik & dijital ekipmanlara dayalı frekans ve haberleşme istihbaratı.

IMINT (IMAGERY – OR IMITATIVE – INTELLIGENCE) – GÖRSEL İSTİHBARAT

Fotoğraf, Uydu Resimleri ve diğer elektronik ve dijital basım ürünleri üzerine yapılan istihbarat.

MASINT (MEASUREMENT AND SIGNATURE INTELLIGENCE) – SES & AKUSTİK İSTİHBARATI

SIGINT VE IMINT ile sağlanan bir takım teknik formları kullanarak yapılan istihbarat.

DETAYLI BİLGİYİ WEB SİTEMİZ www.mit.ist TE BULABİLİRSİNİZ.

İSTİHBARAT ÇARKI NEDİR ;

1.adım-İstihbarat Toplama/Elde etme

2.adım-Değerlendirme ve Analiz

3.adım-İlgili Kuruluşlara Dağıtma

4.adım-Önlem ve Siyaset Geliştirme

Bir operasyon ajanının bilmesi gereken temel prensipler

İstihbarat biliminin dünyanın hiç bir yerinde -kamuya açık- olarak bir öğrenim merkezi yoktur. Tüm adaylar öncelikle kişilik, beceri, stres, genel kültür, pratik ve analist düşünce yeteneği, yabancı dil, kendini ifade, psikolojik ve fiziki testler gibi uzun bir süreçten geçirilir. Uygun görülen adaylar, o ülkenin Güvenlik & İstihbarat Akademi’sinde (Örneğin CIA’deki istihbarat akademisinin bilinen adı ÇİFTLİK’tir) yada diğer adıyla Gizli Servis Akademisinde istihbarat ile ilgili temel prensipler hakkında hem teorik hem de pratik eğitim görürler. Örneğin MİT’e girmeye hak kazananlar öncelikle MİT AKADEMİSİ’nde yoğun bir istihbarat eğitimi alırlar. Hem teorik bilgiler hem de pratik bilgiler kazandırılır.

Bu konular başlıca; (Aşağıdaki konular tüm sivil ve askeri Operasyon Ajanlarının aldığı temel kursları kapsamaktadır)

  • Espiyonaj, Kontrespiyonaj,
  • Gizli haberleşme,
  • Gizli faaliyetlere giriş ve fert,
  • Gizli faaliyetlerde emniyet, Bireysel ve Grup Önlem Geliştirme,
  • Örtülü Hayat Hikayesi (Cover Story)
  • Sahte Resmi Belge Üretimi
  • Temel Hacking
  • Maske,
  • Kimlik tespiti,
  • Gizli harekat tekniği,
  • Mülakat ve sorgulama,
  • Gizli buluşmalar,
  • Takip ve takipten kurtulma,
  • Döküman inceleme ve sahte döküman,
  • Gizli yazı – zarf açma,
  • Gizli girme – arama – dinleme,
  • Fotoğrafçılık,
  • İstihbarat ve istihbarata karşı koyma (İKK)"
  • Gayri nizami harbe giriş ve tarihi,
  • Gayri nizami harbin hukuki yapısı ve mevzuatı,
  • Gayri nizami harpte tanıma – teşhis,
  • Bölge etüdü,
  • Emniyetli İntikal & Tuzaklı İntikal,
  • Keşif,
  • Dikiz ve göz keşfi,
  • Hedef analizi,
  • Tahrip,
  • Gayri nizami harbin genel teşkilatlanması,
  • Gayri nizami harbin planlanması ve uygulanması,
  • Gayri nizami harp harekatı,
  • Mukavemet harekatı,
  • Yeraltı teşkilatı ve yeraltı harekatı,
  • Gerilla teşkilatı ve gerilla harekatı,
  • Kurtarma – kaçırma teşkilatı ve kurtarma – kaçırma harekatı,
  • Özel kuvvetler teşkilatı ve özel kuvvetler harekatı,
  • Yardımcı kuvvetler ve yardımcı unsurlar,
  • Psikolojik harekat, Psikolojik Harekata Karşı Koyma,
  • Gayri nizami harpte personel faaliyetleri,
  • Liderlik,
  • Sabotaj,
  • Muhabere,
  • Lojistik,
  • Gizli depolama,
  • Karadan İkmal,
  • Gizli hava harekatı,
  • Gizli deniz harekatı,
  • İç güvenlik harekatı değerlendirmesi,
  • Hayatı idame,
  • İlk yardım gibi konularda gerek teorik gerekse pratik dersleri konularında uzman hocalardan alırlar.

Yukarıda adı geçen eğitimler genel olarak verilmiştir. Alınan göreve veya atanacak bölüme göre eğitimlerde uzmanlık alanlarına göre farklılık gösterebilir. Örneğin görevi takip olan bir personelin uzmanlık sahasında aldığı eğitimle, uyuşturucu ve organize suç takibi yapan bir personelin aldığı eğitim farklıdır.

Ancak günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve nüfusun artmasına paralel olarak globalleşme gibi nedenlerden dolayı tüm istihbarat personeli, güvenlik akademilerinde tüm bu eğitimleri başlangıçta olmasa da yapılan kurs ve seminerler gibi eğitimlerle ek olarak almakta ve uygulamaktadır.

Özellikle UYDU kullanım projesinin kullanıma girmesi ve elektro manyetik izleme sistemlerinin gelişmesi ile zaman ve yer mefhumu kalmamış, hedef kişi/grup rahatlıkla 7*24 olarak sürekli gözetim altına alınabilmiştir.

Sorun günümüzde bu uygulamanın yapılması değil ABD ve bazı başka servislerin sistemi kullanan elemanlarının GÜÇ GÖSTERİSİ yapmak gibi nedenlerden olur olmaz şekilde sivil masum vatandaşları hedef almalarıdır.

Örnek vermek gerekirse başlangıcı 1950’li yılara ve hatta NAZİ dönemine varan MIND CONTROL & MKULTRA & UKUSA projeleridir. Ancak servisler her zaman olduğu gibi açıklanan bilgileri yalanlamak ve KOMPLO TEORİMİNE sokmakta da ustadırlar.

Bunun yanı sıra tüm saha ajanları psikoloji bilimi ve teknoloji konusunda da gerekli argümanlara sahiptirler. Yurtdışında rahatça operasyonel faaliyet icra edebilecek eğitim ve donanıma sahip olmaları için sıkı bir eğitimden geçirilirler. Bu eğitimler şunlar,

  • Suçlu psikolojisi,
  • Etkili konuşma ve ses analizi,
  • Network (Muhbir ağı) oluşturma, Muhbir ve bilgi edinme elemanı tesisi,
  • İstihbarat Teknolojileri, böcek, jammer, gizli kamera kullanımı,
  • Birey ve Kitle psikolojisi,
  • Karakter tahlili,
  • Delil alma & Sahte Delil
  • Yaklaşma zamanının (hedef şahıs yada gruba) belirlenmesi,
  • İstihbarat ve İstihbarata karşı koyma,
  • Terör ve anti-terör stratejisi geliştirme,
  • Stres altında düşünme-harekat-yönetme kabiliyetinin geliştirilmesi,
  • Stres altında proje ve operasyon uygulama ve idare,
  • Zaman yönetimi,
  • Psiko-Sorgu ve mülakat teknikleri,
  • Kripto kullanımı ve gizli haberleşme,
  • Şüpheden düşme teknikleri,
  • Bilgi alınması amacıyla şüpheli şahsa yada gruba yemleme malzemesi hazırlama teknikleri (Kısaca zarflama diye de anılır…Değişik çeşitleri vardır.)
  • Gizli buluşma teknikleri (İstihbari adı : Brush contact – Fırça teması)
  • Kaynak kullanımı,
  • Eleman kullanımı,
  • Gizli kamera kullanımı, bug yerleştirme teknikleri, Kontr-Takip
  • Fotoğraf, bilgisayar, ve diğer ekipman ve cihaz kullanımı; (Gizli kamera, bug…)
  • Organize suç yada terör gruplarına sızma yöntemleri,
  • Yakın dövüş ve fiziki güç kullanımı,
  • Silah ve patlayıcı eğitimi (Her tür silah ve patlayıcı eğitimi),
  • Hedef analizi ve bireysel önlem geliştirme,
  • İstihbari analiz gibi tamamen teoriğe ve pratiğe dayalı sıkı bir eğitimden geçirilirler.

Yukarıda adı geçen eğitimlerde başarılı olan adaylar çırak-üstad ilişkisi içerisinde yeni görev yerlerine atanırlar.

  • Operasyonlar Dairesi,
  • İstihbarat Dairesi (Yurt içi – Yurt Dışı İstihbarat),
  • Espiyonaj-Kontr-espiyonaj bölümü,
  • Terörle mücadele (Kontr-Terör Dairesi),
  • Organize Suç ve Kaçakçılık Dairesi,
  • Teknik Şube Müdürlüğü,
  • Takip ve Gözetim Dairesi,
  • Psikolojik Harekat Dairesi

gibi bölümlerde artık derslerde öğrendiklerini bizzat uygulama safhasına geçilir.

Tüm adayların görev yaptığı süre içerisinde öncelikli kural "Kimliklerini hassasiyetle muhafaza etmeleri-deşifre olmamaları" dır. Bu nedenle çok elzem olmadığı takdirde -olağanüstü bir durum yok ise- kesinlikle kimlik ibraz edemezler. Ve kimliklerini açıklayamazlar. Aksi sonuçlar idari ve hukuki takibata neden olur. Aynı zamanda bir ajanın kimliğini başka bir kaynağın yada vatandaşın deşifre etmesi de "Aktif ajanın hayatını tehlikeye atma" nedeniyle takibata yol açar. GİZLİ SERVİS PERSONELİ operasyonel değildir. Polis gücünün yetkilerini sadece belirli durumlarda, Örneğin yurt içinde faaliyet gösteren bir yabancı ajanın yakalanması hallerinde kullanabilir. Tutuklama yetkileri bu nedenle sınırlıdır.

Ajanların birbirleriyle ve merkez ile teması, karargah tabir edilen merkezi bölümden telsiz yada KİŞİYE ÖZEL ANONS SİSTEMİ gibi başka elektronik cihazların kullanımı ile yapılır.(bkz.sig-int) Bu teknolojinin sivil adı AUDIO SPOTLIGHT’dır. Aşağıdaki linke tıklarsanız bu teknolojinin sivil olarak nasıl kullanıldığını anlatan videoları izleyebilirsiniz.

AUDIO SPOTLIGHT VİDEOLARI : https://www.youtube.com/results?search_query=audio+spotligt+technology

Ayrıca gizli servis mensupları durum gerektirdiğinde tüm polis yetkilerine sahiptir.

Kısacası, bir ülkenin milli güvenliği ciddi bir iştir. Dolayısıyla, küreselleşen tehditlere karşı koymak içinde sürekli teknolojinizi ve eğitiminizi güncel durumda tutmak zorundasınız…

BU KONUDA AŞAĞIDAKİ DOKUMANLARI DA İNCELEYEBİLİRSİNİZ. BURADAN İNDİRİN. DOKUMANLAR İNGİLİZCE’DİR.

TOPLU LİSTE

  1. (Contributions to Economics) Lucía Martínez Ordóñez (auth.)-Military Operational Planning an.pdf
  2. (Elite) Leigh Neville Richard Hook-Special Operation Forces in Iraq-Osprey Publishing (2008).pdf
  3. (Military Strategy and Operational Art) A. Walter Dorn, A. Walter Dorn-Air Power in UN Operations_ Wings for Peace-Ashgate Publishing Company (2014).pdf
  4. (Military Strategy and Operational Art) Scott N. Romaniuk, Francis Grice (eds.)-The Future of US Warfare-Routledge (2017).pdf
  5. (NL ARMS) Paul A.L. Ducheine, Frans P.B. Osinga (eds.)-Netherlands Annual Review of Military Studies 2017_ Winning Without Killing_The Strategic and Operational Utility of Non-Kinetic Capabilities in .pdf
  6. (Wiley Series in Psychology of Crime, Policing and Law) Pär Anders Granhag, Aldert Vrij, Bruno Verschuere-Detecting Deception_ Current Challenges and Cognitive Approaches-Wiley-Blackwell (2014).pdf
  7. a209271 operation Thunderclap p – Unknown.pdf
  8. Andrew J. Birtle-U.S. Army Counterinsurgency and Contingency Operations Doctrine, 1942-1976 (Paperbound) -Defense Dept., Army, Center of Military History (2006).pdf
  9. Annie Jacobsen-Operation Paperclip The Secret Intelligence Program that Brought Nazi Scientists to America-Little, Brown.pdf
  10. Arturo Munoz-U.S. Military Information Operations in Afghanistan_ Effectiveness of Psychological Operations 2001-2010-RAND Corporation (2012).pdf
  11. B_0018_GOLDSTEIN_FINDLEY_PSYCHLOGICAL_OPERATIONS(1).PDF
  12. B_0018_GOLDSTEIN_FINDLEY_PSYCHLOGICAL_OPERATIONS.PDF
  13. Barton Whaley Stratagem Deception and Surprise in War Artech House Information Warfare Library.pdf
  14. Barton Whaley-Stratagem_ Deception and Surprise in War (Artech House Information Warfare Library) (2007).pdf
  15. Carnes Lord, Frank R Barnett-Political Warfare and Psychological Operations_ Rethinking the US Approach-Government Printi.pdf
  16. Cia covert operation economic.pdf
  17. cia-manual-trickery-deception-2009.pdf449859964.pdf
  18. Col. Gregory Fontenot, E. J. Degen, David Tohn On Point The United States Army in Operation Iraqi Freedom Through May 2003 .pdf
  19. Covert Military Operations.pdf
  20. Daniel Smith-Banned Mind Control Techniques Unleashed_ Learn The Dark Secrets Of Hypnosis, Manipulation, Deception, Persuasion, Brainwashing And Human Psychology-CreateSpace Publishing (2014).pdf
  21. Elham Ghashghai-Communications Networks To Support Integrated Intelligence, Surveillance, And Reconnaissance Strike Operations (2003).pdf
  22. Encyclopedia of Deception – Levine, Timothy R_.pdf
  23. Fabian Escalante The Secret War CIA Covert Operations Against Cuba 1959-1962.pdf
  24. Frank L. Goldstein, Benjamin F. Findley Jr. – Psychological Operations_ Principles and Case Studies (2002, Air University Press).pdf
  25. Glenn P. Hastedt Steven W. Guerrier-Spies Wiretaps and Secret Operations 2 volumes _ An Encyclopedia of American Espionage-.pdf
  26. Gordon Corera-Secret Pigeon Service_ Operation Columba, Resistance and the Struggle to Liberate Europe-William Collins (2018).pdf
  27. -Israeli Spy Operations On U.S Soil-American Free Press (2005).pdf
  28. Jr. Edgar F. Raines Ph.D The Rucksack War U.S. Army Operational Logistics in Grenada, October-November 1983.pdf
  29. Kevin D. Mitnick, William L. Simon, Steve Wozniak The Art of Deception Controlling the Human Element of Security-1.pdf
  30. Philip Houston, Michael Floyd, Susan Carnicero, Don Tennant-Spy the Lie_ Former CIA Officers Teach You How to Detect Deception-St. Martin’s Griffin (2013).pdf
  31. Psychological Operations U.S.-Field Manual 3-05.30(1).pdf
  32. Psychological Operations U.S.-Field Manual 3-05.30.pdf
  33. PSYOP_ProvideComfort.pdf
  34. Robert J Girod-Advanced Criminal Investigations and Intelligence Operations_ Tradecraft Methods, Practices, Tactics, and .pdf
  35. Robert J Girod-Advanced Criminal Investigations and Intelligence Operations_ Tradecraft Methods, Practices, Tactics, and Techniques-CRC Press_Taylor & Francis (2014)-ToshibaPC.pdf
  36. Scot Macdonald-Propaganda and Information Warfare in the Twenty-First Century_ Altered Images and Deception Operations (Cont.pdf
  37. Stan Walters-The Truth About Lying_ How to Spot a Lie and Protect Yourself from Deception-Sourcebooks, Inc. (2000).pdf
  38. Tayacn CIA Psycohological Operations in Guerrilla Warfare.pdf
  39. Thomas L. Carson-Lying and Deception_ Theory and Practice (2010).pdf
  40. Winning Without Killing_The Strategic and Operational Utility of Non-Kinetic Capabilities in .pdf

Teknolojinin yarınlarınıza ışık tutması dileğimizle;

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

İSTİHBARAT DOSYASI : ULUSLAR ARASI OPERASYON AJANLARI VE GELİŞMİŞ İSTİHBARAT TEKNOLOJİLERİ / // CIA-NSA-MİT-BND-MI5-FSB-DGSE-SISMI-GCHQ


KAYNAK : http://www.hurriyet.com.tr/kalabalikta-kisiye-ozel-anons-cihazi-39094859

İSTİHBARAT TEKNOLOJİSİNİN SİVİL KULLANIMI & Kalabalıkta kişiye özel anons cihazı

Ses dalgalarının, her yöne değil, tek bir noktaya iletilmesini sağlayan cihaz icat edildi. Böylece havaalanlarında anonslar, sadece ilgilisine yapılacak, başkaları duymayacak.

26 yaşındaki ABD’li mühendis Joe Pompei’nin geliştirdiği cihaz, normalde her yöne yayılan ses dalgalarını toplayıp tıpkı lazer ışını gibi tek bir dalga halinde yönlendiriyor. Böylelikle kalabalık içindeki belirli bir kişiye, başkası duymadan sesli mesaj gönderilebiliyor. Buluşun temelini ses dalgalarını çok yüksek frekanslara çıkaran bir aygıt oluşturuyor. Normalde kaynaktan çıktıktan sonra havada her yöne ilerleyen ses dalgaları bu aygıttan geçerek çok yüksek frekanslara çıkıyor ve tıpkı bir ışık ışını gibi doğrusal yayılmaya başlıyor.

Heathrow’da denendi

Kaynağından insan kulağının duyamayacağı bir şekilde çıkan ses, havada kırıldıktan sonra hedef kişinin kulağına normal ses olarak yansıyor. ‘Audio Spotlight’ adı verilen müthiş buluşun ilk müşterisi, İngiliz havayolu şirketi British Airways oldu. British Airways, cihazın mucidi Joe Pompei’den, Londra’nın ünlü Heathrow Havaalanı’nda bir gösteri yapmasını istedi. Cihaz, 62 bin sterline (yaktlaşık 40 milyar liraya) maloldu.

Nerelerde kullanılacak

Havaalanı ve garlarda sadece belirli kişileri ilgilendiren anons o kişilere yapılacak, öteki yolcular gereksiz yere rahatsız edilmeyecek. Uçak kaçırma benzeri olaylarda güvenlik güçleri teröristin yanında olsalar bile özel alet kullanmadan merkezden komut alabilecekler. Futbol sahalarında kulübedeki antrenör sahada mücadele eden futbolcularına rakip takım ve hakem duymadan taktik verebilecek

ECHELON VE TEKNOLOJİK İSTİHBARAT

Modern çağın casusluğu olarak ifade edebileceğimiz teknolojik istihbaratın kapsamına bilgisayar, uydu, telefon dinleme girmektedir. 1980’li yılların sonunda hayatımızı renklendiren cep telefonları dinleme tekniklerinin ve hedeflerinin değişimine sebep olmuştur. Bütün dünyada istihbarat servisleri değişik teknikler aracılığıyla cep telefonu kullanıcılarını dinlemektedir. Türk İstihbaratı ve Emniyeti de merkezi uçlandırma ismi verilen bir yöntemle Türksel, Telsim ve Avea hatlarının dinlenmesi için gerekli donanıma sahiptir.

Türkiye’de bütün cep telefonları kablo bağlantıları ile dinlenmektedir. Telefon dinlemeleri dışında kullandığımız bilgisayarlarda teknolojik istihbarat kapsamında izlenmektedir. Kullandığımız bilgisayarların klavyesinden, ekranından, modem kablosundan ve daha değişik yerlerinden yayılan elektro manyetik salınımlar ile klavyade bastığımız tuşlar, ekranımızdaki görüntüler ve modem ile bilgisayar arasında geçen bilgiler birbirleri ile bağlantılıdır. Yeterli donanıma sahip herhangi biri ya da kurum bu salınımları yani ışınları bir iki km mesafeden kaydedebilmekte bilgisayar ekranında ne göründüğünü, klavyenizde ne girdiğinizi modemden ne geçtiğini bu ışınları yeniden işleyerek görebilmektedir.

Elektomanyetik dinlenme, 1985 yılında Hollanda PTT’sinde çalışan Win Van Eric isimli bir mühendisin yazdığı Video Görüntüleme Birimlerinin Elektromanyetik Işınımları Bir Dinlenme Tehlikesimi? Makalesi ile kamuoyunca öğrenilmiştir. Elektromanyetik dinlenme ile internetteki bütün elektronik postalar okunabilmektedir. Kullanıcı elekronik postasını PGP aracılığıyla şifrelese bile sistem bilgisayarınızın radyasyonunu alabilen bir antenle, hassas bir dedektörle filtre ve amplifikatörle bilgisayarınızdaki görüntüleri alabilmektedir.

ECHELON

Echelon, en anlaşılır haliyle sırtını yüksek teknolojiye dayamış 1947–48 yıllarında SSCB’ye karşı geliştirilmiş bir istihbarat sistemidir. Bazı kaynaklara göre merkezi İngiltere’de olan Echelon’un bir diğer merkezi Amerika’dadır.

Fortmead’de NSA’ya bağlı olarak çalışan Echelon’un 8 ana üssü yani dinleme merkezi bulunmaktadır. NSA, Kasım 1952’de dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman’ın bir genelgesiyle kurulmuş ve dünya çapında iletişim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuştur. Bu kuruluş, görevi gereği iç ve dış iletişimi denetim altında tutarak ülke güvenliği açısından gerekli olanları ayırmakta ve tasnif edip ilgili birimlere sunmaktadır. NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır.

NSA, Türkiye’de de ABD üsleri ve büyükelçilik dışında Ankara’da da özel bir “mühendislik” şirketi görünümünde faaliyet gösteriyor.

Nato ülkeleri tarafından desteklenen Echelon’un 50 ülkede 175 merkezi olduğu tahmin edilmektedir. Tahmin edilebileceği gibi bu merkezlerin tamamına yakını ABD tarafından kullanılmaktadır. ABD’nin stratejik ortağı! olan Türkiye’de 9 Echelon merkezi vardır. Ağrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Adana, İzmir, Kars, İstanbul ve Sinop. Echelon üslerini kendi çıkarlarına kullanan ABD ve İngiltere gerekli görmesi halinde Echelon’a ait bilgileri paylaşmamak gibi bir ayrıcalığa sahiptir. Echelon, dünyada 5 ana stratejik uyduyu kullanmaktadır. Bu uyduların her birinin yeryüzünde bir ana üssü yani istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlar, İngiltere’nin kuzeyindeki Menvith Hill, Endonezya uydularını besleyen ve beslenen Avustralya’nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uyduları ile bağlantılı Kanada’nın Başkenti Ottowa’da Leitrim, Almanya’da Bab Ailing ve Japonya’da Misawa istasyonlarıdır.

Türkiye’de son günlerde patlayan telefon skandallarını anlamaya çalışanlar için Echelon dakikada 2 milyon günde 3 milyar telefon görüşmesini izliyor ve dinliyor. Peki bu Echelon nasıl çalışıyor? Echelon, belli bir hedefi seçerek çalışmaktadır. Yazılımlara ve programlara dünyanın hemen tüm dillerinde kullanılan özellikle seçilmiş kelimeler yerleştirilmekte ve uzun ve titiz bir süreçte belirlenen bu kelimeler gerekli zamanlarda değiştirilmektedir. Uyuşturucu kaçakçılığı, Terörizm, Kara para aklama, Sanayi ve Ekonomi casusluğu, Siyasal terimler Echelon arşivlerinde kayıtlıdır. Kayıtlı bu kelime ve kavramların geçtiği her iletişim izlenerek kayıt altına alınmaktadır. Echelon arşivindeki bu kelimeleri tesadüfen kullansanız dahi artık Echelon takibindesiniz demektir. Konuşmanın yapıldığı elektronik posta adresi ve konuşmalar depolanarak bütün Echelon merkezlerine gönderilir. Echelon telefon görüşmelerinde ses renklerini analiz ederek tespit yapabilmektedir.

Echelon sistemi ile takip edilen telefon görüşmeleri, ses tanıma özelliğine sahip bilgisayarlar tarafından analiz edilir. Takip edilmesi istenen kişinin ses örneği sistemde kayıtlı olduğu için, kişi telefon görüşmesi yaptığında sesinden tanınarak takibe alınabilir. Konuşmalar ses kaydı olarak elde edildikten sonra, otomatik olarak metne dönüştürülür. Kişinin yaptığı seyahatler, para harcamaları, ticari işleri, kredi kart kullanımı, her türlü iletişim, arabaları çalıştıran çipler, bilgisayar ekranlarının açık olması Echelon’un dinleme işlevini kolaylaştırmaktadır. Echelon vasıtasıyla bütün dünyayı gözetleyen Küresel Efendiler Echelon’un varlığını inkar etmektedirler. Fakat, Echelon’un varlığı resmi olarak, 23 Mayıs 1999’da Avustralya, Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) başkanı Martin Brady’nin yaptığı bir açıklamayla kabul edilmiştir.

DIG-INT (ECHELON’UN YAPAY ZEKA VERSİYONU – TOP SECRET)

ABD GİZLİ SERVİSİ NSA’NIN GELİŞMİŞ İSTİHBARAT TEKNOLOJİSİNE MARUZ KALMIŞ BİR TÜRK VATANDAŞININ KOMPLO TEORİSİ TARZINDAKİ AÇIKLAMALARI

DÖKÜMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

İSTİHBARAT ÇEŞİTLERİ

OSINT (OPEN SOURCES INTELLIGENCE) – AÇIK KAYNAKLARA DAYALI İSTİHBARAT

Açık kaynakların kullanıldığı basın, televizyon, radyo, internet ve diğer açık elemanların kullanıldığı istihbarat çeşidi.

SIGINT (SIGNALS INTELLIGENCE) – SİNYAL İSTİHBARATI

Radyo ve elektronik & dijital ekipmanlara dayalı frekans ve haberleşme istihbaratı.

IMINT (IMAGERY – OR IMITATIVE – INTELLIGENCE) – GÖRSEL İSTİHBARAT

Fotoğraf, Uydu Resimleri ve diğer elektronik ve dijital basım ürünleri üzerine yapılan istihbarat.

MASINT (MEASUREMENT AND SIGNATURE INTELLIGENCE) – SES & AKUSTİK İSTİHBARATI

SIGINT VE IMINT ile sağlanan bir takım teknik formları kullanarak yapılan istihbarat.

DETAYLI BİLGİYİ WEB SİTEMİZ www.mit.ist TE BULABİLİRSİNİZ.

İSTİHBARAT ÇARKI NEDİR ;

1.adım-İstihbarat Toplama/Elde etme

2.adım-Değerlendirme ve Analiz

3.adım-İlgili Kuruluşlara Dağıtma

4.adım-Önlem ve Siyaset Geliştirme

Bir operasyon ajanının bilmesi gereken temel prensipler

İstihbarat biliminin dünyanın hiç bir yerinde -kamuya açık- olarak bir öğrenim merkezi yoktur. Tüm adaylar öncelikle kişilik, beceri, stres, genel kültür, pratik ve analist düşünce yeteneği, yabancı dil, kendini ifade, psikolojik ve fiziki testler gibi uzun bir süreçten geçirilir. Uygun görülen adaylar, o ülkenin Güvenlik & İstihbarat Akademi’sinde (Örneğin CIA’deki istihbarat akademisinin bilinen adı ÇİFTLİK’tir) yada diğer adıyla Gizli Servis Akademisinde istihbarat ile ilgili temel prensipler hakkında hem teorik hem de pratik eğitim görürler. Örneğin MİT’e girmeye hak kazananlar öncelikle MİT AKADEMİSİ’nde yoğun bir istihbarat eğitimi alırlar. Hem teorik bilgiler hem de pratik bilgiler kazandırılır.

Bu konular başlıca; (Aşağıdaki konular tüm sivil ve askeri Operasyon Ajanlarının aldığı temel kursları kapsamaktadır)

  • Espiyonaj, Kontrespiyonaj,
  • Gizli haberleşme,
  • Gizli faaliyetlere giriş ve fert,
  • Gizli faaliyetlerde emniyet, Bireysel ve Grup Önlem Geliştirme,
  • Örtülü Hayat Hikayesi (Cover Story)
  • Sahte Resmi Belge Üretimi
  • Temel Hacking
  • Maske,
  • Kimlik tespiti,
  • Gizli harekat tekniği,
  • Mülakat ve sorgulama,
  • Gizli buluşmalar,
  • Takip ve takipten kurtulma,
  • Döküman inceleme ve sahte döküman,
  • Gizli yazı – zarf açma,
  • Gizli girme – arama – dinleme,
  • Fotoğrafçılık,
  • İstihbarat ve istihbarata karşı koyma (İKK)"
  • Gayri nizami harbe giriş ve tarihi,
  • Gayri nizami harbin hukuki yapısı ve mevzuatı,
  • Gayri nizami harpte tanıma – teşhis,
  • Bölge etüdü,
  • Emniyetli İntikal & Tuzaklı İntikal,
  • Keşif,
  • Dikiz ve göz keşfi,
  • Hedef analizi,
  • Tahrip,
  • Gayri nizami harbin genel teşkilatlanması,
  • Gayri nizami harbin planlanması ve uygulanması,
  • Gayri nizami harp harekatı,
  • Mukavemet harekatı,
  • Yeraltı teşkilatı ve yeraltı harekatı,
  • Gerilla teşkilatı ve gerilla harekatı,
  • Kurtarma – kaçırma teşkilatı ve kurtarma – kaçırma harekatı,
  • Özel kuvvetler teşkilatı ve özel kuvvetler harekatı,
  • Yardımcı kuvvetler ve yardımcı unsurlar,
  • Psikolojik harekat, Psikolojik Harekata Karşı Koyma,
  • Gayri nizami harpte personel faaliyetleri,
  • Liderlik,
  • Sabotaj,
  • Muhabere,
  • Lojistik,
  • Gizli depolama,
  • Karadan İkmal,
  • Gizli hava harekatı,
  • Gizli deniz harekatı,
  • İç güvenlik harekatı değerlendirmesi,
  • Hayatı idame,
  • İlk yardım gibi konularda gerek teorik gerekse pratik dersleri konularında uzman hocalardan alırlar.

Yukarıda adı geçen eğitimler genel olarak verilmiştir. Alınan göreve veya atanacak bölüme göre eğitimlerde uzmanlık alanlarına göre farklılık gösterebilir. Örneğin görevi takip olan bir personelin uzmanlık sahasında aldığı eğitimle, uyuşturucu ve organize suç takibi yapan bir personelin aldığı eğitim farklıdır.

Ancak günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve nüfusun artmasına paralel olarak globalleşme gibi nedenlerden dolayı tüm istihbarat personeli, güvenlik akademilerinde tüm bu eğitimleri başlangıçta olmasa da yapılan kurs ve seminerler gibi eğitimlerle ek olarak almakta ve uygulamaktadır.

Özellikle UYDU kullanım projesinin kullanıma girmesi ve elektro manyetik izleme sistemlerinin gelişmesi ile zaman ve yer mefhumu kalmamış, hedef kişi/grup rahatlıkla 7*24 olarak sürekli gözetim altına alınabilmiştir.

Sorun günümüzde bu uygulamanın yapılması değil ABD ve bazı başka servislerin sistemi kullanan elemanlarının GÜÇ GÖSTERİSİ yapmak gibi nedenlerden olur olmaz şekilde sivil masum vatandaşları hedef almalarıdır.

Örnek vermek gerekirse başlangıcı 1950’li yılara ve hatta NAZİ dönemine varan MIND CONTROL & MKULTRA & UKUSA projeleridir. Ancak servisler her zaman olduğu gibi açıklanan bilgileri yalanlamak ve KOMPLO TEORİMİNE sokmakta da ustadırlar.

Bunun yanı sıra tüm saha ajanları psikoloji bilimi ve teknoloji konusunda da gerekli argümanlara sahiptirler. Yurtdışında rahatça operasyonel faaliyet icra edebilecek eğitim ve donanıma sahip olmaları için sıkı bir eğitimden geçirilirler. Bu eğitimler şunlar,

  • Suçlu psikolojisi,
  • Etkili konuşma ve ses analizi,
  • Network (Muhbir ağı) oluşturma, Muhbir ve bilgi edinme elemanı tesisi,
  • İstihbarat Teknolojileri, böcek, jammer, gizli kamera kullanımı,
  • Birey ve Kitle psikolojisi,
  • Karakter tahlili,
  • Delil alma & Sahte Delil
  • Yaklaşma zamanının (hedef şahıs yada gruba) belirlenmesi,
  • İstihbarat ve İstihbarata karşı koyma,
  • Terör ve anti-terör stratejisi geliştirme,
  • Stres altında düşünme-harekat-yönetme kabiliyetinin geliştirilmesi,
  • Stres altında proje ve operasyon uygulama ve idare,
  • Zaman yönetimi,
  • Psiko-Sorgu ve mülakat teknikleri,
  • Kripto kullanımı ve gizli haberleşme,
  • Şüpheden düşme teknikleri,
  • Bilgi alınması amacıyla şüpheli şahsa yada gruba yemleme malzemesi hazırlama teknikleri (Kısaca zarflama diye de anılır…Değişik çeşitleri vardır.)
  • Gizli buluşma teknikleri (İstihbari adı : Brush contact – Fırça teması)
  • Kaynak kullanımı,
  • Eleman kullanımı,
  • Gizli kamera kullanımı, bug yerleştirme teknikleri, Kontr-Takip
  • Fotoğraf, bilgisayar, ve diğer ekipman ve cihaz kullanımı; (Gizli kamera, bug…)
  • Organize suç yada terör gruplarına sızma yöntemleri,
  • Yakın dövüş ve fiziki güç kullanımı,
  • Silah ve patlayıcı eğitimi (Her tür silah ve patlayıcı eğitimi),
  • Hedef analizi ve bireysel önlem geliştirme,
  • İstihbari analiz gibi tamamen teoriğe ve pratiğe dayalı sıkı bir eğitimden geçirilirler.

Yukarıda adı geçen eğitimlerde başarılı olan adaylar çırak-üstad ilişkisi içerisinde yeni görev yerlerine atanırlar.

  • Operasyonlar Dairesi,
  • İstihbarat Dairesi (Yurt içi – Yurt Dışı İstihbarat),
  • Espiyonaj-Kontr-espiyonaj bölümü,
  • Terörle mücadele (Kontr-Terör Dairesi),
  • Organize Suç ve Kaçakçılık Dairesi,
  • Teknik Şube Müdürlüğü,
  • Takip ve Gözetim Dairesi,
  • Psikolojik Harekat Dairesi

gibi bölümlerde artık derslerde öğrendiklerini bizzat uygulama safhasına geçilir.

Tüm adayların görev yaptığı süre içerisinde öncelikli kural "Kimliklerini hassasiyetle muhafaza etmeleri-deşifre olmamaları" dır. Bu nedenle çok elzem olmadığı takdirde -olağanüstü bir durum yok ise- kesinlikle kimlik ibraz edemezler. Ve kimliklerini açıklayamazlar. Aksi sonuçlar idari ve hukuki takibata neden olur. Aynı zamanda bir ajanın kimliğini başka bir kaynağın yada vatandaşın deşifre etmesi de "Aktif ajanın hayatını tehlikeye atma" nedeniyle takibata yol açar. GİZLİ SERVİS PERSONELİ operasyonel değildir. Polis gücünün yetkilerini sadece belirli durumlarda, Örneğin yurt içinde faaliyet gösteren bir yabancı ajanın yakalanması hallerinde kullanabilir. Tutuklama yetkileri bu nedenle sınırlıdır.

Ajanların birbirleriyle ve merkez ile teması, karargah tabir edilen merkezi bölümden telsiz yada KİŞİYE ÖZEL ANONS SİSTEMİ gibi başka elektronik cihazların kullanımı ile yapılır.(bkz.sig-int) Bu teknolojinin sivil adı AUDIO SPOTLIGHT’dır. Aşağıdaki linke tıklarsanız bu teknolojinin sivil olarak nasıl kullanıldığını anlatan videoları izleyebilirsiniz.

AUDIO SPOTLIGHT VİDEOLARI : https://www.youtube.com/results?search_query=audio+spotligt+technology

Ayrıca gizli servis mensupları durum gerektirdiğinde tüm polis yetkilerine sahiptir.

Kısacası, bir ülkenin milli güvenliği ciddi bir iştir. Dolayısıyla, küreselleşen tehditlere karşı koymak içinde sürekli teknolojinizi ve eğitiminizi güncel durumda tutmak zorundasınız…

BU KONUDA AŞAĞIDAKİ DOKUMANLARI DA İNCELEYEBİLİRSİNİZ. BURADAN İNDİRİN. DOKUMANLAR İNGİLİZCE’DİR.

TOPLU LİSTE

  1. (Contributions to Economics) Lucía Martínez Ordóñez (auth.)-Military Operational Planning an.pdf
  2. (Elite) Leigh Neville Richard Hook-Special Operation Forces in Iraq-Osprey Publishing (2008).pdf
  3. (Military Strategy and Operational Art) A. Walter Dorn, A. Walter Dorn-Air Power in UN Operations_ Wings for Peace-Ashgate Publishing Company (2014).pdf
  4. (Military Strategy and Operational Art) Scott N. Romaniuk, Francis Grice (eds.)-The Future of US Warfare-Routledge (2017).pdf
  5. (NL ARMS) Paul A.L. Ducheine, Frans P.B. Osinga (eds.)-Netherlands Annual Review of Military Studies 2017_ Winning Without Killing_The Strategic and Operational Utility of Non-Kinetic Capabilities in .pdf
  6. (Wiley Series in Psychology of Crime, Policing and Law) Pär Anders Granhag, Aldert Vrij, Bruno Verschuere-Detecting Deception_ Current Challenges and Cognitive Approaches-Wiley-Blackwell (2014).pdf
  7. a209271 operation Thunderclap p – Unknown.pdf
  8. Andrew J. Birtle-U.S. Army Counterinsurgency and Contingency Operations Doctrine, 1942-1976 (Paperbound) -Defense Dept., Army, Center of Military History (2006).pdf
  9. Annie Jacobsen-Operation Paperclip The Secret Intelligence Program that Brought Nazi Scientists to America-Little, Brown.pdf
  10. Arturo Munoz-U.S. Military Information Operations in Afghanistan_ Effectiveness of Psychological Operations 2001-2010-RAND Corporation (2012).pdf
  11. B_0018_GOLDSTEIN_FINDLEY_PSYCHLOGICAL_OPERATIONS(1).PDF
  12. B_0018_GOLDSTEIN_FINDLEY_PSYCHLOGICAL_OPERATIONS.PDF
  13. Barton Whaley Stratagem Deception and Surprise in War Artech House Information Warfare Library.pdf
  14. Barton Whaley-Stratagem_ Deception and Surprise in War (Artech House Information Warfare Library) (2007).pdf
  15. Carnes Lord, Frank R Barnett-Political Warfare and Psychological Operations_ Rethinking the US Approach-Government Printi.pdf
  16. Cia covert operation economic.pdf
  17. cia-manual-trickery-deception-2009.pdf449859964.pdf
  18. Col. Gregory Fontenot, E. J. Degen, David Tohn On Point The United States Army in Operation Iraqi Freedom Through May 2003 .pdf
  19. Covert Military Operations.pdf
  20. Daniel Smith-Banned Mind Control Techniques Unleashed_ Learn The Dark Secrets Of Hypnosis, Manipulation, Deception, Persuasion, Brainwashing And Human Psychology-CreateSpace Publishing (2014).pdf
  21. Elham Ghashghai-Communications Networks To Support Integrated Intelligence, Surveillance, And Reconnaissance Strike Operations (2003).pdf
  22. Encyclopedia of Deception – Levine, Timothy R_.pdf
  23. Fabian Escalante The Secret War CIA Covert Operations Against Cuba 1959-1962.pdf
  24. Frank L. Goldstein, Benjamin F. Findley Jr. – Psychological Operations_ Principles and Case Studies (2002, Air University Press).pdf
  25. Glenn P. Hastedt Steven W. Guerrier-Spies Wiretaps and Secret Operations 2 volumes _ An Encyclopedia of American Espionage-.pdf
  26. Gordon Corera-Secret Pigeon Service_ Operation Columba, Resistance and the Struggle to Liberate Europe-William Collins (2018).pdf
  27. -Israeli Spy Operations On U.S Soil-American Free Press (2005).pdf
  28. Jr. Edgar F. Raines Ph.D The Rucksack War U.S. Army Operational Logistics in Grenada, October-November 1983.pdf
  29. Kevin D. Mitnick, William L. Simon, Steve Wozniak The Art of Deception Controlling the Human Element of Security-1.pdf
  30. Philip Houston, Michael Floyd, Susan Carnicero, Don Tennant-Spy the Lie_ Former CIA Officers Teach You How to Detect Deception-St. Martin’s Griffin (2013).pdf
  31. Psychological Operations U.S.-Field Manual 3-05.30(1).pdf
  32. Psychological Operations U.S.-Field Manual 3-05.30.pdf
  33. PSYOP_ProvideComfort.pdf
  34. Robert J Girod-Advanced Criminal Investigations and Intelligence Operations_ Tradecraft Methods, Practices, Tactics, and .pdf
  35. Robert J Girod-Advanced Criminal Investigations and Intelligence Operations_ Tradecraft Methods, Practices, Tactics, and Techniques-CRC Press_Taylor & Francis (2014)-ToshibaPC.pdf
  36. Scot Macdonald-Propaganda and Information Warfare in the Twenty-First Century_ Altered Images and Deception Operations (Cont.pdf
  37. Stan Walters-The Truth About Lying_ How to Spot a Lie and Protect Yourself from Deception-Sourcebooks, Inc. (2000).pdf
  38. Tayacn CIA Psycohological Operations in Guerrilla Warfare.pdf
  39. Thomas L. Carson-Lying and Deception_ Theory and Practice (2010).pdf
  40. Winning Without Killing_The Strategic and Operational Utility of Non-Kinetic Capabilities in .pdf

Teknolojinin yarınlarınıza ışık tutması dileğimizle;

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU