SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// Ali Berham ŞAHBUDAK : İDLİB’DE, AFRİN’DE EVLATLARIMIZ NEDEN ŞEHİD EDİLİYOR ???


Ali Berham ŞAHBUDAK : İDLİB’DE, AFRİN’DE EVLATLARIMIZ NEDEN ŞEHİD EDİLİYOR ???

OKUNMAYA DEĞER DÜŞÜNCELER!

Türk askerinin Afrin’e girdiği günlerde, komşuma temizlik yardımına gelen Fatma (gerçek adı bende saklı), “Afrin bizim neyimiz olur Abla?” diye sormuştu. “Afrin bizim bir şeyimiz değil, komşu ülke Suriye’nin bir bölgesi,” dediğimde şaşırmış, kafası karışmış, “O zaman işimiz ne orada?” demişti. Kaygısı, askerde olan oğlu içindi.

Aynı şekilde, İdlib’in Türkiye sınırları içinde bir yer olduğunu, Türk askerinin orada vatan toprağını savunmak için çarpışıp şehit düştüğünü sanan çok sayıda vatandaşımız bulunduğunu söyleyecek olursam, “yok canım!” demeyin. Tahmin değil bilgi ile konuşuyorum.

Suriye’nin kuzeyindeki Türk askerî ve mülkî varlığının, iktidarın resmî söylemiyle “Güney sınırımızdan Türkiye’ye gelecek terör tehdidini önlemek için” olduğu ezberi yıllardır kafalara, bilinçlere kazınmış da olsa, normal yurdum insanının doğal tepkisi ve sorusu: “Neden el alemin memleketine girip oralarda çocuklarımızı şehit veriyoruz? Sınırlarımızı neden kendi topraklarımızdan koruyamıyoruz? Hele de sınırımıza, batıdan doğuya, ta İran’a kadar güçlü bir güvenlik duvarı çekilmişken!” olur.

Gerçekten de, neden ülkemizi komşu ülkelerin topraklarına girmeden, oralara binlerce asker, birlik, ağır silah, tank, top, vb. sevk etmeden, toplum mühendisliği yaparak yörenin nüfus bileşimini, etnik dokusunu değiştirip yerel yönetimi büyük ölçüde ele almadan savunamıyoruz? ALINTIOya Baydar. Haber 24t

BUNDAN SONRASINI BİZ DEVAM EDELİM!

97 YILLIK BU CUMHURİYETİ KAOSA SÜRÜKLEMEK İÇİN YILLARDIR KARNIMIZDAN KONUŞANLAR KİM BU CUMHURİYETTE!

Bizim o topraklarda ne işimiz var, oralarda savaşan, yaralanan, şehit düşen çocuklarımız ne uğruna ölüyorlar, sorusunu açık açık sormaya cesaret edebilen sanırım bugüne kadar AKP’ye ve SARAY rejimine soran pek yok” MHP ’yönetimini ve MHP Milletvekillerini de unutmamak gerek!

Konu netameli. Yazması, konuşması zor. Devlet’in şahin kanadının sözcüsü Bahçelinin “Boğazlarını sıkacağız, ümüklerin’e basacağız, taş taş üstünde bırakmayacağız, asacağız, keseceğiz” ünlemeleri eşliğinde sürdürülen saldırgan Suriye politikasını eleştirmeyen, yanlışlığını düşünmeyen aklı başında kimse yok. Ancak; bizim o topraklarda ne işimiz var, oralarda savaşan, yaralanan, şehit düşen çocuklarımız ne uğruna ölüyorlar, sorusunu açık açık sormaya cesaret edebilen pek yok.

Bu konuda; ama oy kaybetmemek, ama terörist diye damgalanmamak için, ya da devletçi-milliyetçi reflekslerle, HDP hariç bütün muhalefet partileri AKP-MHP iktidarının dümen suyundan ayrılmıyorlar. Oysa bu soru sorulmadan, etraflıca tartışılmadan, AKP-MHP koalisyonunun ülkemizi içerde ve dışarda çıkmaza sürükleyen çatışmacı dış politikası açığa çıkarılmadan, toplumsal-siyasal-ekonomik, hiçbir sorunumuz çözülemez.

Geçenlerde, Afrin’de şehit düşen bir askerimiz konusunda TSK’dan yapılan açıklama şöyle başlıyordu: “Suriye’nin Halep kentine bağlı, Zeytin Dalı Harekatı ile özgürleştirilen Afrin İlçesi Kamar Üs Bölgesi’ne teröristlerce açılan ateş sonucunda…”

Bir komşu ülkenin topraklarına girip yerleşmiş olmanın bundan daha açık itirafı olamazdı. Suriye için Halep; Türkiye’de İzmir, Bursa, Adana gibi kentler neyse odur. Halep’in Afrin ilçesine girip orayı “özgürleştirmişsiniz”. Şimdi duygudaşlık (empati) yapalım; topuyla, tüfeğiyle, askeriyle sınırlarımızdan 20-40 km. kadar içeri girmiş ve oralara yerleşmiş herhangi bir komşu ülkeden, -Allah korusun, ağzımdan yel alsın!- şöyle bir resmî açıklama geldiğini farz edelim: “Türkiye’nin X kentine bağlı, bilmem ne harekâtıyla özgürleştirdiğimiz Z ilçesindeki üssümüze yapılan saldırıda bir askerimiz şehit oldu…”

Buna dayanabilir miyiz? Senin benim ülkemde, benim topraklarımda ne işin var, üs kurmak ne, kimi kimden özgürleştiriyorsun, diye sormaz mıyız; sormakla kalmayıp milletçe karşı koymaz mıyız bu duruma. X kenti ve Z ilçesi yerine, mesela Şırnak’ın Cizre ilçesini, Ardahan’ın Şavşat ilçesini, mesela Edirne’nin Havsa ilçesini koyun ve bir düşünün.

İDLİB’DE ŞEHİT DÜŞMEK NE DEMEK!

Son günlerde sürekli saldırı, çatışma, şehit haberlerinin geldiği İdlib’e bir bakalım. Bu konuda hem bölgeyi hem de Türkiye’nin Orta Doğu politikasını çok iyi bilen, sürekli yazıp çizen uzmanlar varken bana söz düşmez. Ama aklıselim (sağduyu) diye de bir şey var. İdlib; El Kaide kalıntılarının, çeşit çeşit Cihatçı artıklarının, Nusra Cephesi’nin, Tahrir el Şam örgütünün yuvalandığı bir bölge.

Türkiye, Soçi anlaşmasıyla bölgedeki El Nusra’cı, cihatçı, vb. terör yapılarını pasifize etmeyi, silahsızlandırmayı, bölgede güvenliği sağlamayı taahhüd etmişti. İdlib’e bu amaçla girilmiş, orada 12 gözlem noktası, yani 12 askerî üs oluşturulmuştu. O zamandan bu zamana taahhüt yerine getirilmediği gibi, tarafsız gözlemcilerin aktardığına göre, bu örgütlerden kimisine müzahir de olundu, ya da din ve mezhep kardeşliğinin ikna gücü yetmedi, görev başarılamadı.

Bu arada, bizimkilerinRejim Güçleri” olarak adlandırdılar, aslında Suriye topraklarını, çeşitli adlar altındaki boy boy Cihatçılardan, El Kaide artıklarından temizlemeye (geri almaya) çalışan Suriye Ordusu, (kimi AKP’lilerin açıkça “Orayı ilhak ettik” dediği) İdlib’de, ne yazık ki karşısında El Kaideci, El Nusracı, vb. terör örgütlerini değil TSK’yı buldu. Gözlem noktalarından birine yapılan saldırı sırasında bir evladımız daha şehit oldu, onlarca askerimiz yaralandı.

Orhan Bursalı, 1 Temmuz’da Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “İdlib Vatan Toprağımız mı?” başlıklı yazısında, “Ankara İdlib’de ne yapmayı planlıyor? diye soruyordu. Ben de soruyu şöyle tamamlamak istiyorum: “Bir ülkenin (Suriye’nin) kendi topraklarını Cihatçı, El Kaideci ve benzeri işgalcilerden kurtarmaya, ülke bütünlüğünü sağlamaya hakkı yok mudur? Suriye’deki, Irak’daki varlığını terör saldırılarına karşı önlem olarak açıklayan, terörle mücadele ettiğini, bunun bir beka sorunu olduğunu sürekli tekrarlayan Türkiye; Suriye devletinin, terör yapılanmalarını püskürtüp kendi topraklarını savunmasına destek olacağına, neden Suriye güçleriyle karşı karşıya gelmektedir?

Baştan sona yanlış Suriye politikasının maliyeti; Erdoğan AKP’sinin, Davutoğlu’nun ideolojik rehberliğinde şekillenen Suriye ve Ortadoğu politikasının dayandığı düşünsel temel; şimdilerde bir hayli geriye itilen -ama yüreklerden kafalardan çıkmayan- bölgede Osmanlı nüfuzunu yeniden kurmaktı. (Hele bir de İhvan üzerinden olursa, tadından yenmezdi.)

İşin diğer yüzü; Kuzey Suriye’de, Türkiye sınırı boyunca uzanan Rojava bölgesindeki Kürt varlığıydı. Devlet’in kadim bölünme travması ve Kürt korkusu/düşmanlığı ile pekişen Sünnî Türk milliyetçiliği, Suriye düğümünü çözülemez hale getirdi. AKP’nin; ilk dönemde IŞİD dahil, El Kaideci, Nusra’cı, vb.,vb. çeşitli İslamcı gruplara, -hadi ‘zülf -ü yar’a dokunmamak için desteği demeyelim de -hoşgörüyle yaklaşmasının nedeni “Aman sınırımızda Kürtler olmasın da, varsın Cihatçılar olsun!” mantığıydı.

İflas eden ve Türkiyeyi her alanda batağa sürükleyen Bahçeli takviyeli (hatta güdümlü) bu politikanın ülkemize, halkımıza, hepimize maliyeti tahminlerimizin çok üstünde. Öncelikle; başka bir ülkenin topraklarındaki çatışmalarda evlatlarımız, canlarımız gidiyor. Yok seçimlerdi, yok ekonomik krizdi falan derken şehit ve yaralı haberleri -ne acı, ne utanç vericidir ki- arada kaynıyor/ kaynatılıyor. O şehitler, birilerinin iktidarlarının ve zihniyetlerinin bekası uğruna ölüyor.

İkincisi; Türkiye, dünyada saldırgan, güvenilmez, çatışmacı, savaşçı bir imaj ediniyor. Bölgede işler karıştıkça, Amerika-Rusya tahtaravallisinde bir o yana bir bu yana savruldukça, dış politikayı karşısındakileri bezirgan usulü idare etme kurnazlığı sandıkça, uzlaşma yerine güç kullanımı ve savaşı yeğledikçe bu imaj değişmiyor, pekişiyor. Üçüncüsü; dışar’da gerginlikçi-savaşçı politikalar, içer’de güvenlikçi- otoriter- cepheleştirici, hak ve özgürlük karşıtı yönetimi güçlendiriyor. Demokrasinin son kırıntıları da elden gidiyor.

Dördüncüsü; savaşa harcanan milyar dolarlar… Sınır ötesinde savaş sürdürmenin, sınır ötesine yerleşmenin, Suriye’deki savaşın ürünü olan 5 milyona yakın mültecinin Türkiye’ye maliyeti ne kadar? Bugün yaşadığımız ve derinleşecek olan ekonomik krizde, yıllardır süren silahlanmanın, savaşın payı nedir? S-400’lere, F-35’lere, daha bilmem nelere ne harcanıyor? Bu soruları soran bir muhalefet olmadıkça, savaş cephesi köpeksiz köyde değneksiz gezerek bildiğini okuyor.

Beşincisi: Suriye’deki çözümsüzlük, gerginlik, savaş ortamı, özellikle Kürt sorunu ve mülteciler üzerinden toplumsal dokumuzun çözülmesine, dağılmasına, ülke içindeki fay hatlarının derinleşmesine neden oluyor.

Muhalefet gerçekten muhalefet olacaksa, İstanbul seçimlerindeki başarıdan sonra hayal edilmeye başlanan iktidara gerçekten talipse, bu soruları sormak ve cesaretle cevaplandırmak zorunda. “Millî meseledir” diyerek iktidarın arkasına sıralanmakla, “Esad’la anlaşın” demekle iş bitmiyor. Mesele; çatışmacı, savaşçı, saldırgan milliyetçi ve yayılmacı zihniyeti sorgulamakta. Hele de kendinizi “demokrasi cephesi” gibi büyük adlara layık görüyorsanız…

Ali Berham ŞAHBUDAK

ALEVİ DOSYASI /// Rasim BOZBUĞA : AFRİN ALEVİLERİ


Rasim BOZBUĞA : AFRİN ALEVİLERİ

KAYNAK : http://sahipkiran.org/2018/03/07/afrin-alevileri/

07 Mart, 2018

Afrin operasyonu ile birlikte Afrin Alevilerinin yavaş yavaş gündeme girdiği görülmektedir. Afrin Alevileri, Anadolu Alevilerinin devamı olarak varlığını sürdüren gruplardan biri olarak dikkat çekmektedir. Irak’ta zamanında çok büyük nüfusa sahip olmalarına rağmen Alevi nüfusun tamamına yakının Şiileşerek yok olmasına karşın Afrin Alevileri, Bulgaristan Alevileri gibi varlığını sürdüren Türkiye dışı iki Alevi topluluğu olarak öne çıkmaktadır.

Afrin’de Alevi nüfus, ilçenin Mahabatlı nahiyesinin merkezi olan Maabatlı / Maabat / Mabata / Muhabbet / Muhabbetli (Muhabet-Alevi Dede tarafından söylenen isim) kasabasında yaşamaktadırlar.[1] Maabatlı kasabası 2004 sayımına göre 1.941 nüfusa sahip bir yerleşim yeridir. Kasabanın günümüzde de çok büyük nüfus barındırmadığı, bir kısmının PYD’nin politikaları (zorunlu askerlik gibi) ve başta ekonomi olmak üzere diğer sebeplerle kasabayı terk ettiği belirtilmektedir. Ayrıca, kasabanın hepsi Alevi olmayıp yarısı Sünnidir.

Ayrıca kasabanın nüfusu küçük olsa da Afrin’deki Alevi nüfus başta Halep olmak üzere Suriye’nin farklı vilayetlerine de göçtüğü, bir kısmının da kasabaya çatışmalar nedeniyle geri döndüğü konuştuğumuz Afrinliler tarafından dile getirilmiştir. Suriye’deki Kürt Alevi nüfusunun toplam 5-6 bin civarı olduğu da belirtilmiştir.

Kasabadaki Aleviler, köken olarak Malatya, Maraş, Elbistan civarından geldiklerini belirtmektedir. Afrin’deki Alevi nüfusun tek bir noktadan değil yukarda sayılan bölgelerdeki farklı yörelerden Afrin’e geldiği Afrinlilerin anlatımlarından çıkmaktadır. Alevilerin bölgeye çoğunluğu “İzzeddinli” aşiretinden olan grupların yerleşik hayata geçtiği 1850’lerden sonraki dönemde yerleştiği değerlendirilmektedir. Ayrıca, Afrin’de köken olarak Dersim/Tunceli bölgesinden gelen Alevi nüfus bulunmamaktadır.

Kasabadaki Alevi nüfus 40 yıldır cem yapmadıklarını Aleviliklerini gizlediklerini söylemektedirler. Afrin Alevileri inanç olarak Anadolu Alevileri gibidir. Kasabada Alevi Sünni evlilikleri konusunda çekincelerin olduğu ifade edilmektedir.[2] Uzun yıllar bölgeye Dedenin gelmemesi nedeniyle bölgede Alevilik büyük bir gerileme içine girdiği bir miktar Sünnileşme, bir miktar da Şiileşme etkisi içinde olduğu belirtilmektedir.

Afrin Alevileri (en azından bir kısmı) Hızır Uryan Ocağına bağlıdır.[3] Hızır Üryan Ocağı Adıyaman/Çelikhan Bulam/Pınarbaşı beldesi kökenli olup Ocağın piri Büyükşahin ailesidir. Bulam’da bulunan aşiret temel olarak Xısor ( Xıdsor) aşiretinden olduğu ifade edilmektedir. Pir Ali Büyükşahin dedesinin ve babasının Afrin’e gittiğini, orada talipleri olduğunu, kendisinin iki defa Afrin’e gittiğini, halkın Aleviliğe ilgisinin büyük olduğunu, Afrin’de Cem yaptırdığını ifade etmektedir.[4] Son 5-6 yıldır savaş nedeniyle gidemediğini söylemektedir. Bununla birlikte Alevi dedesinin oldukça eski tarihte gittiği yada gittiğinde oldukça sınırlı bir grupla iletişim kurduğu Afrin’li Alevilerin sözlerinden anlaşılmaktadır.

Kasabada Aleviler Berberoj diğeri de Yağmur Dede adında iki ziyaretleri bulunmaktadır. Yağmur Dede’ye (Yağmur Dede Makamı) her cuma gidip lokma dağıtanlar olup yağmur yağması için niyaz verildiği, Yağmur yağması için dua edildiği yerel halk tarafından ifade edilmektedir.[5] Yağmur dede makamı Mabata İlçesi’ndeki Hebeş bölgesinin 1 km güneyine düşmektedir.[6]

Kasaba’da her ne kadar Hızır Üryan ocağı talipleri de olsa “Yağmur Dede” ocağına bağlı olanların da bulunduğuna ilişkin işaretler mevcuttur. Afrin Mabeta Alevi Meclisi Başkanın isminin “Yağmur Dedeyi Piri Pir Comert (Comert Sıto)” olarak ifade edilmesi yörede Yağmur Dede ocağına bağlı taliplerin de olabileceğini düşündürtmektedir.[7] Türkiye’de ve Balkanlardaki birçok yerde çoğunluğu Alevi yerleşimlerinde olmak üzere Yağmur Dede Türbesi veya makamı (Kırıkkale, İzmir, Bulgaristan ve Tokat gibi) bulunmaktadır. Ayrıca Yağmur Dede ocağına da bağlı olan Alevi nüfusun da Antalya’nın Alevi köyleri gibi farklı yörelerde yaşadığı görülmektedir.[8]

Afrin’deki Alevi nüfusun eski tarihlerde daha fazla olduğu, bir kısmının Sünnileştiği bölgedeki Aleviler tarafından dile getirilmektedir. Bu iddiayı teyit edebilecek kaynak tespit edilememiş olsa da bölgedeki yer adları bu duruma ilişkin işaretler taşımaktadır. Afrin’de yer alan “Kızılbaş” (Suriye rejimi tarafından Ras El Ahmer olarak değiştirilmiştir.) köyünün adı bu kapsamda değerlendirilebilecek en önemli yerleşim yeridir.

PYD’nin Afrin’deki Alevi toplumunu kazanmak için gayret gösterdiği görülmektedir. Bu kapsamda PYD tarafından Maabatlı nahiyesinde Alevi Merkezi açılmıştır. Sönmeye yüz tutmuş Alevilik Maabatlı’da tekrar uyandırılmaya çalışıldığı Merkezin açılış toplantısında konuşmacılar tarafından ifade edilmektedir.[9] PYD tarafından oluşturulan Afrin kantonu Başkanı Hêvî İbrahim Mustefa Alevi kökenlidir.[10]

Rasim BOZBUĞA

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

DİPNOTLAR

, erişim 25 Şubat 2018.

, erişim 25 Şubat 2018.

[3] AFRİN / SURİYE ÜRYAN HIZIR OCAĞI TALİPLERİ http://www.uryanhizir.com/?pnum=47&pt=AFR%C4%B0N+%2F+SUR%C4%B0YE+%C3%9CRYAN+HIZIR+TAL%C4%B0PLER%C4%B0 erişim 1 Mart 2018

, erişim 25 Şubat 2018.

, https://www.pirha.net/afrinin-mabetada-yagmur-dede-turbesine-alevilerin-ilgisi-yogun-74352.html/, erişim 25 Şubat 2018.

[6] https://demokrasi44.com/2017/10/02/efrinde-asure-etkinligi-duzenlendi/

[7] Mabeta’daki Aleviler: Yolumuzu bırakmıyoruz, https://www.pirha.net/mabetadaki-aleviler-yolumuzu-birakmiyoruz-105865.html/, Erişim 1 Mart 2018

[8] 28 MAYIS KAFi BABA GEZİSİ, http://www.aleviderneklerifederasyonu.org/duyurular.asp?id=37, erişim 1 Mart 2018.

[9]Afrinli Aleviler: Artık Aleviliğimizi gizlemiyoruz http://avrupaforum.org/afrinli-aleviler-artik-aleviligimizi-gizlemiyoruz/, erişim 1 Mart 2018

[10] Çiviroğlu Mutlu, Interview Head of Afrin Canton: ‘We Exist and We Are Here’ http://www.rudaw.net/english/interview/02022014, erişim 7 Mart 2018

AK PARTİ DOSYASI : ‘Reis bizi Afrin’e götür’ diyen AKP’li Başkan bedelli yaptı


ÖZEL BÜRO NOTU : BU TOPRAKLARDA SAHİCİ CENGAVER DE ÇAKMA CENGAVER DE BOLDUR. SUYUNDAN MIDIR HAVASINDAN MIDIR BİLİNMEZ AMA HER TÜRK GENCİ ASKERE GİTTİĞİNDE EĞER MUHARİP SINIFTA ASKERLİK YAPMADIYSA BİLE ÖMÜR BOYU GİRDİĞİ OPERASYONLARI, ÇATIŞMALARI ANLATIR DURUR. TERÖR YUVASINA ŞÖYLE SIZDIM, KASATURAM İLE ŞU KADAR BOĞAZ KESTİM, HELİKOPTER HAVADAYKEN TERÖRİSTLERİN ÜZERİNE BÖYLE ATLADIM, GİBİ BENZERİ SENARYOLARINI DESTEKLEMEK İÇİN DE HER BÜYÜK ASKERİ BİRLİĞİN OLDUĞU ŞEHİRDEKİ FOTOĞRAFÇILARDA DEMİRBAŞ OLAN KARTONDAN ROKETATAR İLE ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARINI SERVİS EDERLER. İNANDIRICILIK KATSAYISINI ARTIRMAK İÇİN TABİKİ. KANTİNDE ASKERLİK YAPTIYSA BİLE ÖMÜR BOYU BİR ÖZEL KUVVETLER ASKERİNİN BİLE ANLATAMAYACAĞI ASKERİ ANI DOLUDUR BU CENGAVER (!) LER. PEKİ, BUNLAR NEDEN OLUYOR ? ÇÜNKÜ BİZ ASKER-MİLLETİZ. GENİMİZE İŞLENMİŞ. BİZ DE ASKERLİĞİ YAPMAYANA NE KIZ NE İŞ VERİRLER. KAHRAMANLIK BİZ DE ATA SPORU. İŞTE BU HABERDEKİ KARDEŞİMİZ DE AZ EVVELKİ GRUPTAN. YANİ İCRAATİ SIFIR AMA VİTRİNİ ON NUMERO BİR VATANDAŞ. AMA BUNLAR NETİCE İTİBARİYLE BAKTIĞIMIZDA İYİ ÖRNEKLER DEĞİL. ÇÜNKÜ TSK’NIN CAYDIRICILIK GÜCÜNÜ AZALTACAK ETKENLER BUNLAR. BU VATANDAŞI ÖRNEK OLARAK GÖRENLER MUTLAKA VARDIR VE O GENÇLERDE BÖYLE YAPARSA YARIN PEYGAMBER OCAĞI TSK SAVAŞTIRACAK KİMSE BULAMAZ. DEMEDİ DEMEYİN !!!

‘Reis bizi Afrin’e götür’ diyen AKP’li Başkan bedelli yaptı

AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Kongresinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asker üniformalı gençlerle karşılayan Kocaeli İl Gençlik Kolları Başkanı Emre Kahraman, vatani görevini bedelli olarak yaptı. Kahraman 2018’deki kongrede sık sık, “Reis bizi Afrin’e götür” sloganları attırması ile gündeme gelmişti.

Sözcü gazetesinden Uğur Enç’in haberine göre AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Başkanı ve Başiskele Belediyesi Meclis Üyesi Emre Kahraman 18 gün süren bedelli askerliğini tamamladı.

Hatay İskenderun’da askerlik görevini yapan Emre Kahraman, “Vatani görevimizi hayırlısı ile tamamladık. Güzel vatanımızı ve kadim milletimizi savunmak üzere silah altında olan genç kardeşlerimize Rabbimden kolaylıklar diliyorum” dedi.

Kahraman, 28 Ocak 2018’deki AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları Kongresi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asker üniformalı gençlerle karşılamış, o dönem gerçekleştirilen Afrin barış harekatına sonuna kadar destek verdiklerini dile getirmişti.

23 Ocak 2018’deki AKP kongresinde, AKP Gençlik Kolları üyelerinin attığı slogan uzun süre tartışılmıştı.

Emre Kahraman başkanlığındaki AKP Kocaeli İl Gençlik Kolları üyelerinin “Reis bizi Afrin’e götür” tezahüratları üzerine Erdoğan, “Afrin’in kenar kıyılarına ben gittim. Komutana sordum, ‘Ne durumdayız, ihtiyaç var mı?’ ‘Şimdilik henüz yok’ dediler. Olduğu anda beraber gideceğiz” demiş, bu sözler kamuoyunda uzun süre konuşulmuştu.

TAZİYE MESAJI : ŞIRNAK’IN CUDİ DAĞI BÖLGESİNDE TERÖRİSTLERCE AÇI LAN ATEŞ SONUCU 1 KORUCUMUZ ŞEHİT OLDU, 1 KORUCUMUZ İLE 1 ASKERİMİZ YARALI.


DAĞITIM

1. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

2. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

3. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

4. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

5. JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

Sayın Komutanım,

Şırnak’ın Cudi Dağı bölgesi Kemerli köyü mevkiinde operasyonel faaliyet yürüten asker ve koruculara, bir grup PKK’lı terörist tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmesi sonucu çatışma çıktı. Çatışmada, 2 korucumuz ile bir askerimiz yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan durumu ağır olan güvelik korucumuz Abdurrahman Avcı, Şehit oldu.

Şehidimize Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı korucularımıza ve askerimize acil şifa dileriz.

Allah Şanlı Ordumuza muvaffakiyet ve zafer nasip etsin.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

TAZİYE MESAJI : ŞIRNAK’IN CUDİ DAĞI BÖLGESİNDE TERÖRİSTLERCE AÇILAN ATEŞ SONUCU 1 KORUCUMUZ ŞEHİT OLDU, 1 KORUCUMUZ İLE 1 ASKERİMİZ YARALI.


DAĞITIM

1. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

2. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

3. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

4. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

5. JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

Sayın Komutanım,

Şırnak’ın Cudi Dağı bölgesi Kemerli köyü mevkiinde operasyonel faaliyet yürüten asker ve koruculara, bir grup PKK’lı terörist tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmesi sonucu çatışma çıktı. Çatışmada, 2 korucumuz ile bir askerimiz yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan durumu ağır olan güvelik korucumuz Abdurrahman Avcı, Şehit oldu.

Şehidimize Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı korucularımıza ve askerimize acil şifa dileriz.

Allah Şanlı Ordumuza muvaffakiyet ve zafer nasip etsin.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

TAZİYE MESAJI : İstanbul’da polisimiz ve astsubayımız arasında silahlı kavga sonucunda Polisimiz vefat etti Astsubayımız yaralı.


DAĞITIM

1. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE İLGİLİ EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ

2. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

3. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

4. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

5. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

6. JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

Sayın Amirim, Sayın Komutanım,

Bugün, 07.30 sıralarında Çekmeköy Çamlık Mahallesi Akınalp Sokak’ta, Cezaevinde görevli astsubay ve polis memurumuz arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı çıkan kavgada polis memurumuz Süleyman Yaşar olay yerinde hayatını kaybederken, polisimizin gardiyan eşi ve cezaevinde görevli astsubayımız yaralandı.

Polisimize Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı askerimize ve değerli eşine acil şifa dileriz.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com