ADNAN HOCA ÖRGÜTÜ DOSYASI : Emekli generalin Adnan Oktar Suç Örgütü’nden koparamadığı kızı hakkındaki o detaylar ortaya çıktı !!!


Emekli generalin Adnan Oktar Suç Örgütü’nden koparamadığı kızı hakkındaki o detaylar ortaya çıktı !!!

Adnan Oktar Suç Örgütü hakkında son dakika haberi geldi. Örgüt hakkında hazırlanan iddianamede eski Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Mehmet Yılmaz Erdoğan‘ın kızı Server Görkem Erdoğan‘ın örgüt içinde yer aldığı, emniyet güçleri tarafından operasyon yapılınca babanın mutlu olduğu ortaya çıktı. Emekli Tümgeneral, kızının saçlarını kazınmış halde gördüğünü ifade etti. işte son dakika haberinin ayrıntıları….

Eski Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Mehmet Yılmaz Erdoğan, müşteki olarak iddianamede ifade verdi. Kızının lise eğitimini İngiltere’de tamamladığını, 2000’den itibaren İstanbul’da yaşamaya başladığını Adnan Oktar Suç Örgütü’ne katıldıktan sonra çok çaba harcasa da kızını onlardan koparamadığını belirtti; son dakika detayları burada…

Mehmet Yılmaz Erdoğan’ın müşteki olarak iddianameye yansıyan ifadesi şöyle:

Kızım 1982 doğumlu. Londra’daki ataşelik görevinden ötürü kızım lise eğitimini İngiltere’de tamamladı ve City of West Minister Üniversitesine girdi. 2000’den itibaren eğitimi nedeniyle İstanbul’da yaşamaya başlamıştı.

Kızım eskiden bizi en az haftada bir kez mutlaka arar, yanımıza gelir. Eşim de sıklıkla İstanbul’a kızımın yanına giderdi. Fakat 2007’den itibaren bizi aramamaya, yanımıza gelmemeye ve bizim de onun yanına gitmemizi istememeye başladı. Kızım en son yanımıza 2008’de Adana’da görevli olduğumda geldi. Bir daha hiç gelmedi. Biz yine de onun yanına gidiyorduk.

ANLATTIM AMA BENİ DİNLEMEDİ

2010’dan itibaren fiziksel görünümü de değişmeye başlamıştı. Saçı açıktı fakat kolları vs. kapalıydı. Adeta paçavra gibiydi. Kızımızın bir tarikata girmiş olabileceğini düşündük. Kızım bize Adnan Oktar‘ın sohbetlerine katıldığını söyledi. Ben de Adnan Oktar örgütünün örgütsel reflekslerini bildiğim için kızıma tedbir alabilmesi amacıyla bazı bilgiler verdim: Adnan Oktar’ın fiili livata eyleminde bulunduğu, yanına aldığı kadınları cariye olarak kullandığı ve onları her türlü maddi ve manevi olarak sömürdüğü gibi hususları kızıma anlattım. Kızım bize "Böyle şeylere inanmayın. Ben Adnan Hoca ile beraber cennete gideceğim" dedi.

YANINDA ÖRGÜTTEN BİRİ VARDI

Kızımız adeta elimizden kayıp gidiyordu bunu hissetmeye başladı. Kızımız biz geldiğimiz zaman da bize çok soğuk davranıyordu ve bunu hissettiriyordu. 2011’den sonra kızımız ile görüşmelerimiz artık evde olmamaya başladı. Nerede ikamet ettiğini dahi bilmiyorduk. Fenerbahçe Ordu Evi, Harbiye Ordu Evi ya da bir AVM’de gerçekleşiyordu ve yanında mutlaka Adnan Oktar örgütünden olduğunu düşündüğümüz 1 kişi konuşmalarımıza şahitlik ediyordu. Kızım tuvalete bile yanındaki kişiyle birlikte gidiyordu.

SAÇLARINI KAZITMIŞ

Kızım kardeşinin 2015’deki nişanına ve 2016’daki düğün törenine katılmadı. Eşim belki kızını görebilme ihtimaliye A9 TV izliyordu. Kızımı A9 kanalında saçları kazınmış vaziyette gördük. Adnan Oktar‘ın ceza verdiği kızların saçlarını kazıttığını basından öğrenmiştik. Kızımızın ailesinden bu kadar uzaklaşması benim ve eşimi psikolojik buhrana uğratmıştı. Kızımız elimizden kayıp gidiyor bir şey yapamıyorduk.

ETKİN PİŞMANLIKTAN VAZGEÇİRDİLER

11 Temmuz 2018 günü bu örgüte yapılan operasyonu medyadan öğrendiğimiz zaman ailece çok mutlu olduk. Ancak kızımızla ilgili ne olacağına dair endişelerimiz vardı. Fakat en azından artık kızımızın Adnan Oktar isimli şahsın kontrolünde değil de devletimizin güvenli kollarında olduğunu bilmek bize güven veriyordu. Başlangıçta kızımız etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma konusuna meyilliydi. Ancak örgüt tarafından gönderilen avukatlar ve koğuş arkadaşlarının da etkisiyle vazgeçti. Adnan Oktar ve onun liderliğini yapmış olduğu örgüt bizi ve yakın çevremizi büyük manevi zarara uğrattı. Bu sebepten ötürü Adnan Oktar’dan ve onun liderliğini yaptığı örgütten şikayetçiyim."

ADNAN HOCA ÖRGÜTÜ DOSYASI : Oktar’ın İsrail Konsolosluğu’ndaki ilginç irtibatı !!!!!


Oktar’ın İsrail Konsolosluğu’ndaki ilginç irtibatı !!!!!

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nde bacılar grubunda yer alan “Bola” kod adlı şüpheli Ayça Gökçaylar’ın ablası T.G.’nin 10 yıldır İsrail Konsolosluğu’nda çalıştığı ileri sürüldü. Örgüte yönelik hazırlanan iddianamede tanık olarak ifade veren S.S. “Özellikle İsrail ve MOSSAD konusunda rahatsızlıklarım vardı. Bu rahatsızlığımda kedicik diye bilinen Ayça Gökçaylar’ın ablası olan T.G.’nin İsrail Konsolosluğu’nda yaklaşık 10 yıldır çalıştığını ve halen devam ettiğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım” dedi.

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’ne yönelik hazırlanan iddianamede çarpıcı bir tanık ifadesi dikkat çekti. İddianamede, bacılar grubunda yer alan "Bola" kod adlı şüpheli Ayça Gökçaylar’ın 1990’lı lise yıllarında Adnan Oktar ile tanıştığı, daha sonra örgüt liderinin talimatıyla bir özel şirkete işe girdiği ifade edildi. Hatta örgüt içindeki üyelerin işe girdiğinde "şahit" adı altında bir başka örgüt üyesinin de işe yerleştirildiği kaydedildi.

Ayça Gökçaylar

GÖREV DAĞILIMINDAN SORUMLU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, örgüt üyesi Ayça Gökçaylar’ın haftada birkaç kez örgüt lideri Adnan Oktar’ın Kandilli’deki evini ziyarete gittiği, imam bacılar gibi sorumlu oldukları konularda diğer örgüt üyelerine görev dağılımı yapan ve bu konuları takip eden örgüt üyelerinden olduğu belirtildi. İddianamede, örgüt lideri Adnan Oktar’ın talimatıyla şüpheli Ayça Gökçaylar’ın örgütten ayrılanlara karşı montaj yapılmış resimler hazırladığı ve internete yüklenmesinde şüpheli Ozan Süer’e verdiği, ama şüpheli Ayça Gökçaylar’ın örgüt liderinden cebir, cinsel saldırı ve tacizlere maruz kalmasına rağmen örgütsel tutum sergileyerek suçlamaları reddettiği kaydedildi.

ÖRGÜTTEN AYRILANLARA KEPSLER

İddianame kapsamında itirafçı olan E.K. isimli şahıs da ifadesinde şaşırtıcı iddialarda bulundu. Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün iftira ve karalama faaliyetlerinde son dönemde şüpheli Ayça Gökçaylar’ın aktif çalışanlar arasında olduğunu belirten E.K. ifadesinde şunları söyledi: "Münafık kepsleri olarak adlandırılan ayrılanlar için yapılan hakaret içerikli paylaşımlar da bu klasörlerde bulunur, hukukçular uygunluğunu denetlerdi. Bu kepsleri Ayça Gökçaylar yapardı. Bu kepsler flash üzerinde yapılır ve bilgisayara yüklenmezdi. Türkçe ve İngilizce homoseksüel, FETÖ bağlantılı, kadın satıcısı gibi yapılan aşağılayıcı kepslerdi. Ayça Gökçaylar’ın da bilgisayarlarının hard diskleri değiştirildi. Eski hard diskleri de hatırladığım kadarıyla imha edilip denize atıldı. Son dönemlerde örgütten ayrılanlara hakaret ve iftira içerikli resimli kepslerin hazırlanmasında aktif görev almıştır."

"ABLASI 10 YILDIR İSRAİL KONSOLOSLUĞUNDA ÇALIŞIYOR"

İddianamede en dikkat çeken ayrıntılardan biri de Ş.S. isimli bir tanığın ifadesi oldu. Ş.S. ifadesinde, "…Bu süre zarfında benimle sanki dostluk ilişkisi kurmuş gibiydiler. Eski hâkim ve asker çocuğu olmam vesilesi ile birçok yargı mensubu akrabam olduğunu öğrenmişlerdi. Beni kullanabileceklerini düşündüğüm için bu gruba mesafeli davranmaya başladım.

Ancak bazılarını üst düzey yargı mensuplarının odalarında ya da sekretaryasında ziyaretçi olarak geldiklerine denk geldim. Bu süre zarfı içerisinde Adnan Oktar grubuna birçok konuda şüpheli olarak bakmaya başladım. Özellikle İsrail ve MOSSAD konusunda rahatsızlıklarım vardı. Bu rahatsızlığımda kedicik diye bilinen Ayça Gökçaylar’ın ablası olan T.G.’nin İsrail Konsolosluğu’nda yaklaşık 10 yıldır çalıştığını ve halen devam ettiğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Yine T.G.’nin Adnan Oktar grubunun kedicikler diye tabir edilen grubun ilk üyelerinden olduğunu sonradan öğrenmiştim."

ADNAN HOCA ÖRGÜTÜ DOSYASI : Adnan Oktar, casusluktan elde ettiği bilgileri gizletti


Adnan Oktar, casusluktan elde ettiği bilgileri gizletti

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü iddianamesinde, örgüt lideri Adnan Oktar ve örgüt mensuplarının bir casusluk faaliyeti içerisinde olduğu, uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlarının olduğu ve örgüt içinde gizliliğin hâkim olduğuna dair bilgiler itirafçı ifadelerinde yer aldı. Örgüt yöneticileri şüpheliler Ulviye Didem Ürer, Yeliz Sucu, Merve Büyükbayrak ve Sinem Tezyapar’ın örgütün uluslararası casusluk ağında elde ettikleri bilgileri Adnan Oktar’ın talimatıyla sakladığı da ortaya çıktı.

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü iddianamesinde, örgüt yöneticileri şüpheliler "Dido" kod adlı Ulviye Didem Ürer, "Yellow (Sarı)" kod adlı Yeliz Sucu, "Fevzi" kod adlı Merve Büyükbayrak ve "Tez" kod adlı Sinem Tezyapar örgütün uluslararası casusluk ağında önemli faaliyetleri olduğu bilgisi yer aldı. Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün uluslararası casusluk faaliyetlerinden elde ettiği bilgileri bu isimler aracılığıyla sakladığı bilgisi itirafçıların ifadelerinde ortaya çıktı.

OKTAR’IN AMERİKA, İSRAİL VE RUSYA BAĞI

İddianamede, İsrail’in istihbarat örgütü MOSSAD ile irtibatı bulunan, Amerikan eski askerleri ve ajanlarıyla sürekli görüşen örgüt mensupları ve örgüt elebaşı Adnan Oktar’ın ayrıca Rusya’da tercümanlık yapan "Leyla" isimli tercüman aracılığıyla yıllarca Rusya’dan da bilgi aldığı, hatta 2017-2018 yılları arasında 20-25 yıldır Rusya’da yaşayan "Leyla" isimli tercümanın Rusya’da yapılan Akkuyu ve Kırım görüşmelerini örgüt liderine sızdırdığı ifade edildi.

Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün sapkın yüzü hazırlanan iddianame ile gözler önüne serildi

SUUDİ PRENSLERLE İLGİLİ BİLGİLERİ DE VERMİŞ

İddianamede etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen E.K., "Leyla" isimli tercüman ve örgütün uluslararası casusluk faaliyeti hakkında şu itiraflarda bulundu: "Leyla İstanbul’a geldiğinde Rusya’da aldığı notları Fatih Menet aracılığı ile Dragos’a gönderdi. Bu notlarda Suudi prensleri ile ilgili bilgiler vardı. Bu bilgilerde veliaht prenslerden hangi prensin Amerika’nın adamı olduğu, hangisinin Rusya’ya yakın olduğu gibi bilgiler vardı. Hangi okullarda okudukları vs bilgiler vardı. Ben de bu bilgileri Adnan Oktar’a ilettim. Leyla Türkiye’ye geldiğinde ben, Merve Büyükbayrak ve Lale Camcı ile de tanıştı. Gelen bu tarz bütün bilgileri Adnan Oktar gördükten sonra lazım olduğunda kullanılmak üzere Didem Ürer, Merve Büyükbayrak ve Yeliz Sucu’ya verilirdi. Onlar bu notları tarayarak flash bellek veya bilgisayarlarında gerektiğinde Adnan Oktar’ın emriyle bilgileri kullanmak üzere saklarlardı."

ORTADOĞU’DAN SORUMLU AMERİKALI İLE NE GÖRÜŞÜLDÜ?

İddianamede, Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün örgütün İsrail sorumlusu şüpheli Sinem Tezyapar’ın Rusya’daki görüşmeleri de ayarlayan isimlerden olduğunu belirten E.K. ifadesinde şunları söyledi: "Bir defasında da İbrahim Tuncer ve Zafer Fırat’a Rusya’da çeşitli görüşmeler ayarladılar. Bu görüşmeler politikacı, dini lider ve düşünce kuruluşlarıydı. Bu görüşmeleri de Lale Camcı, Sinem Tezyapar ayarladı ve Leyla bu görüşmelerde yardımcı oldu ve bazılarını bizzat katıldı. Lee Thurman diye Amerikalı bir kişi vardı. Bu kişi ile örgütteki birçok bacı tanışmıştı. Sinem Tezyapar bu kişiyi tanır. Bu kişi Obama döneminde bize Amerika Dışişleri Bakanlığı’nda Ortadoğu’dan sorumlu kişi olduğunu söylemişti."

ADNAN OKTAR’A MASON DİPLOMASI VERİLDİ

E.K., Adnan Oktar’ın mason diplomasını alması için İtalyan Mason Locasında Büyük Üstat olan Pilloni ile Sinem Tezyapar’ın bağlantı kurduğunu ve birkaç kez bu kişiyi Türkiye’ye davet ettiğini ve yayınlara çıkardığını da belirtti. E.K, "Adnan Oktar’a mason diplomasını veren kişi de buydu. Bir defasında Pilloni beraberinde Suriye’den Esad’ın siyasi bir adamını birlikte getirdi ve bu kişi ile gizli toplantı yapıldı. Toplantıya Alkas Çakmak, Cihat Gündoğdu, Oktar Babuna veya Ali Sadun Engin’den biri de katıldı" dedi.

ÖRGÜT İÇİ GİZLİ TOPLANTILAR YAPILDI

Televizyon yayınından döndükten sonra örgüt lideri Adnan Oktar’ın her gün gizli toplantılar yaptığını E.K. şunları ifade etti: "Her gün Didem

Ürer, Yeliz Sucu, Merve Büyükbayrak ve Gülgün Göktan ile gizli toplantı yapar, bu toplantılarda para konuları, örgütün işleyiş sistemi, günlük olaylar ile ilgili bilgiler, hukuki konular ve gelen notlar ile ilgili her türlü bilgi Adnan Oktar’a gösterilir Adnan Oktar’da neler yapılması gerektiği konusunda talimatlar verirdi."

İNTERNET ORTAMINDAKİ BİLGİLER SİLİNDİ

İki ay önce Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’ne yönelik operasyon bilgisini alan örgüt mensupları örgüt liderinin talimatı doğrultusunda dijital bazı işlemler de yaptı. İddianamede şikâyetçi olarak yer alan E.A. ifadesinde, "Merve Büyükbayrak’ın Adnan Oktar çok önemli olan ve silinmeyecek bilgilerin internet ortamında bir yere saklanması talimatını verdi. Bu bilgiler internet ortamında bir "drive"da saklanır, Merve Büyükbayrak bu bilgileri bilir. İki ay önce tüm cemaatte bilgi temizliği yapıldı ve her şey silindi ancak şu an operasyon olmayacağı konusunda bir rahatlama var ve bu sebeple yine birçok şey birikmiştir" dedi.

BİLGİSAYARLARIN HARD DİSKLERİ DEĞİŞTİRİLDİ

İtirafçı E.K., "Operasyon olacak söylentileri üzerine hatırladığım kadarıyla Mart veya Nisan 2018 tarihinde Benim, Didem Ürer’in, Yeliz Sucu’nun ve Merve Büyükbayrak’ın bilgisayarlarının hard diskleri çıkarılıp bir yere gönderildi ve bilgisayarları komple değişti. Ayrıca Dragosta Yeliz Sucu, Didem Ürer, Merve Büyükbayrak ve Hukuk grubundaki erkeklerin aynı anda konuşabildiği bir iç hat telefonu kuruldu. Bunu bu isimler dışında evde kalanlar da bilmez. Bunun amacı hukuk ile ilgili gizli konuları tek seferde herkesin şahit olabileceği şekilde konuşabilmekti" dedi.

ADNAN HOCA ÖRGÜTÜ DOSYASI : Adnan Oktar’ın çarpıcı İsrail bağlantıları ! Sözde Mehdiliğini Hahamlar vasıtasıyla yaymak istemiş


Adnan Oktar’ın çarpıcı İsrail bağlantıları! Sözde Mehdiliğini Hahamlar vasıtasıyla yaymak istemiş

Adnan Oktar Suç Örgütü’nün elebaşı Adnan Oktar’ın İsrail ve masonlarla gerçekleştirdiği toplantılar deşifre oldu. Oktar’ın ‘Mehdi’ olduğu iddiasını Hahamlar sayesinde dünyaya yaymaya çalıştığı belirlenirken Siyonizmi ise ‘Mehdiyet’ olarak tanımladığı ortaya çıktı. Örgütün İsrail İstihbarat Teşkilatı Mossad dahil olmak üzere Tapınak Şovalyeleri ile bağlantısının da örgüt üyesi Sinem Tezyapar tarafından yapıldığı tespit edildi.

Adnan Oktar Suç Örgütü’nün İsrail, mason locaları ve tapınak şövalyeleri ile olan irtibatı deşifre oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede örgütün İsrail imamının ‘Sinem Tezyapar’ olduğu ifade edilirken örgüt üyelerinden ele geçirilen bir ses kaydında Oktar’ın Siyonizm’i ‘Mehdiyet’ olarak tanımladığı ortaya çıktı. İsrail’den gelen Hahamların toplu bir şekilde Mesih’i beklediklerine dair dua ederek Oktar’ın etrafında döndükleri de iddianamede yer alan detaylar arasında…

‘SİYONİZM MEHDİYETTİR’

Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Ebru Umur’a ait el konulan dijital materyallerin incelenmesi sonucu yaklaşık 1 buçuk saatlik bir ses kaydı bulundu. İşte Adnan Oktar’ın o ses kaydı: "İsrail karşıtlığını bıraksınlar İsrail öfkesini de bırakın. Bu çok yanlış… Demir kubbe sistemini kurduralım İsrail’e. Onlar istiyor, biz kuralım demir kubbe sistemini. Havada roket uçak ne varsa vuruyor giremiyor. Bunu yaptıralım. Yok Siyonizm yok… Ya kardeşim Siyonizm Mehdiyettir. Mehdinin dünya hakimiyetinin adıdır Siyonizm. Siyonizm diye bir şey yok. Bir şeye kafayı taktın mı öyle dümdüz gidiyorlar.

‘İSRAİL’LE UĞRAŞAN HER DEVLET YIKILDI’

İsrail’le uğraşan her devlet yıkıldı. Tarihe baksınlar İsrail’le uğraşmak doğru değil. Neymiş Siyonizm dünya hakimi olacakmış. Ya kardeşim 3 Milyon Yahudi var her yere hakim olsa ne olur. Sizde hesap yok mu kafa yok mu nasıl insansınız. Koskoca Roma İmparatorluğu İsrail’le uğraştı yerle bir oldu."

MOSSAD’LA İRTİBATI TEZYAPAR KURARDI

Etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyerek itirafçı olan şüpheli Sıdıka G. ise ifadesinde, "İsrail, Mossad, Tapınak Şovalyeleri, Masonlar, İsrail Basını, siyasetçilere ziyaret ve Türkiye’ye getirilmeleri de dahil olmak üzere tüm yazışma ve görüşmelerin her detayından Sinem Hatice Tezyapar sorumlu. Bu isime Oktar Babuna, Cihat Gündoğdu, Altuğ Revnak Eti yardım ederdi" dedi.

BAĞLANTIYI BACILAR KURDU

İsrail’le görüşmelere aracılık eden isimlerden Altuğ Revnak Eti ifadesinde, İsrail ve dünyadaki en güçlü Haham organizasyonu olan ‘Sanhedrin Meclisi’ ile bağlantının ‘Bacılar’ olarak adlandırılan kadın örgüt üyelerinin mail trafiği sayesinde sağlandığını söyledi. İfadeye göre Hahamlar, ‘Bacılar’ grubuna mensup üyelerin ‘Beraber çalışalım’ şeklinde attığı mailler sonrası, örgüt tarafından İstanbul’a davet edildi. Bu meclis dünyadaki en tanınmış 250 Haham içerisinde 70 en seçkin olanıydı.

OKTAR’IN ETRAFINDA MEHDİ DİYE DÖNDÜLER

İddianamede ifade şu şekilde yer aldı: "Davete ilk olarak Abrahamson, Yesheyahu Hollander ve beraberindeki yaklaşık 8 kişi geldi. Masrafları örgüt karşıladı. Oktar ile A9 TV’de yayına çıktılar. Yayın öncesinde toplantılar yapıldı. Yüksek sesle el ele tutuşarak toplu ‘Moişah’ yani Mesih’i beklediklerine dair dualar edip Oktar’ın etrafında dönüyorlardı. Oktar Hahamlar sayesinde ‘Mehdiyet’ planını dünyaya yayma planı içerisindeydi.

ESED’İN ÜSTADI’YLA GÖRÜŞMÜŞ

2014 ya da 2015 yılında İtalyan Locası Üstadı birkaç Mason ile birlikte Türkiye’ye geldi. A9 TV’de programa çıktılar. Bu ekipte Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’ın da üyesi olduğu Suriye Mason Locasının Üstadı vardı. Oktar, Esed’e barış yönlü bir mektup yazalım dedi. Oktar bacılara bir mektup yazdırdı ve Suriye Mason Locası Üstadı mektubu Esed’e götürdü. Oktar’ın Masonlar ile yaptığı görüşmelerde Oktar Babuna da olurdu."

GÜLEN’DEN TEPKİ VAR MI?

FETÖ’nün İsrail imamı Harun Tokak, Adnan Oktar ile görüşmek üzere Dragos denen örgüt merkezine geldi. Oktar kendisine tepki olup olmadığını öğrenmek istedi. Tokak da kendilerinin Oktar’ı sevdiğini söyledi. Örgüt yöneticisi İbrahim Tuncer, Adnan Oktar’ın emriyle Bolu’daki İsmail’in yeri mekanının sahibi İsmail aracılığıyla Fetullah Gülen’den ziyaret amaçlı talepte bulundu.

BAKAN YARDIMCISIYLA DİRSEK TEMASI

İtirafçı şüpheli Ceyhun G. de Oktar’ın İsrail Bakan yardımcısı Maksim Babitski ile yaptığı görüşmeye tanıklık ettiğini anlattı. İşte o ifade: "2012 yılında Gayrettepe’de bir otelde İsrail’den gelen üst düzey haham ve İsrail Bakan yardımcısı gibi şahıslar Oktar’ın misafiri olarak geldi ve toplantı yaptılar. Ben de katıldım. Toplantıda İsrail’i koruyan kollayan konuşmalar oldu. Türkiye ile İsrail’in arası o dönem bozuktu. Oktar birden kendini bu ilişkileri düzeltmeye adadı. Benim anlamadığım daha önce İsrail karşıtı kitaplar yazmasına rağmen o dönemde İsrail’i savunmasıydı."

ADNAN HOCA DOSYASI : Adnan Oktar’ın kilit ismi belli oldu


Adnan Oktar’ın kilit ismi belli oldu

Düzenlenen operasyonla tutuklanıp gözaltına alınan Adnan Oktar’ın kurduğu çetenin dış bağlantılarını Oktar Babuna’nın gerçekleştirdiği ortaya çıktı.

Adnan Oktar organize suç örgütünün yurt dışı bağlantılarını sağlayan kilit ismin Oktar’ın sağ kolu olan Oktar Babuna olduğu ortaya çıktı. Örgütün dış güçlerle bağlantısını bizzat yöneten Oktar Babuna’nın 2011’den sonra yaptığı ziyaretler dikkat çekti.

Adnan Oktar ve grubunun geçmişe dönük yurtdışı bağlantıları gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bu temasların neredeyse tamamında yer alan isimlerin başında ise Oktar Babuna ismi dikkat çekiyor. Adnan Oktar ve müritlerinin ilginç faaliyetleri arasında 7 Ağustos 2011 tarihi önem taşıyor. Bu tarihte, ABD ordusundaki pilotların eğitildiği Teksas Lackland Hava Üssü’nde, Oktar’ın temsilcisi tarafından ‘Darwin teorisinin çöküşü’ ve ‘Kur’an mucizeleri’ başlıklı iki sunum yapılırken, Adnan Oktar’ın fotoğraf ve video görüntüleri barko vizyondan askerlere gösterildi. O dönem Amerikan Hava Kuvvetleri’ndeki iki din adamından biri olan Yüzbaşı Sharior Rahman tarafından organize edilen konferansın sonunda, temsilci aracılığı ile Oktar’a iletilmek üzere madalya yollandı. Ancak etkinliğin ardından hem Amerikan ordusu yetkilileri, hem deAdnan Oktar’ın internet sitesinden çelişkili açıklamalar yapıldı. Amerikalılar etkinliğe sadece Müslüman askerlerin katıldığını duyururken, Oktar ve müritleri ise konferansı gayrimüslim askerlerin de takip ettiğini öne sürdü.

MOSSAD İÇİN ÇALIŞTIĞINI İTİRAF ETMİŞTİ

1 yıl sonra Oktar ve Hüma Babuna, Foundation adlı düşünce kuruluşunun direktörü Daniel Levi ile Washington DC’deki Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası’nı ziyaret ettiler. Babuna kardeşlerin görüştükleri Levi 2007 yılında Mısır’da hapse atılan Muhammed El Attar’la gündeme gelmişti. Mısır’a girerken, İsrail’e bilgi sızdırmak suçuyla tutuklanan El Attar, Kanada ve Türkiye’de olduğu sıralarda İsrail gizli servisi MOSSAD için çalıştığını itiraf etmişti.

HAHAM ARACILIĞIYLA NETANYAHU İLE GÖRÜŞME

Oktar Babuna ve Dr.Cihat Gündoğdu’nun temas kurduğu isimlerin başında İsrail’deki Tapınak Tepesi Mirası Vakfı Başkanı Haham Yehuda Glick geliyor. Babuna ve Gündoğdu, Glick’in girişimleri sayesinde İsrail’deki TV24 kanalının haber bültenine çıkarken, 2 yıl önce de; İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşme fırsatı yakaladılar. İsrail’de Adnan Oktar grubu ile temas eden ilk kişinin Rav Frouman olduğu ise 2 yıl önce Rafael Sadi tarafından kaleme alındı. Haham Glick’in aracılığı ile İsrail’de temaslarda bulunan Babuna ve Gündoğdu, Başbakan Netanyahu’nun yanı sıra, Savunma Bakanı Moşe Bugi Yaalon, Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev, Enerji Bakanı Yuval Steinitz, Kudüs İşleri Bakanı Zeev Elkin, Bakan Yardımcısı Eyüp Kara ile görüştüklerini açıkladılar.

(Kaynak: Internethaber)

ADNAN HOCA DOSYASI /// Adnan Oktar uyarısı : Arşivi patlarsa, birçok kişinin canı yanar !


Adnan Oktar uyarısı : Arşivi patlarsa, birçok kişinin canı yanar !

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar ve örgütüne yönelik operasyonla ilgili uyarıda bulundu. Dilipak, “Adnan Oktar’ın arşivi patlarsa, her kesimden birçok kişinin canı yanar onu söyleyeyim” diye yazdı.

Oktar ve grubuna 11 Temmuz’da eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, 31 farklı suç isnat edilen gruptan 187 kişi gözaltına alınmıştı. Oktar dahil 168 kişi, 19 Temmuz’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürülmüştü. Oktar’ın Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürülmesi bekleniyor.

Dilapak’ın "Aman dikkat" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

Yazmam gereken o kadar çok şey var ki!

Yazınca birileri üzülüyor. O zaman kendi kendime soruyorum; “Hakk’ın hatırı mı, halkın hatırı mı?” Cevabım belli. O içimizdeki gözü dönmüş, sınır tanımayan hainler, cahiller ve ahmaklardan da korkmuyor da değilim ama neyse ki, Allah’tan daha çok korkuyorum.

Ha! Bu arada ben “yanılmaz ve günahsız” biri değilim. Allah beni affetsin. Ben de yanılırım. Gayb hazinesinin anahtarı ve sırları benim elimde değil. Bu sır kapısının anahtarının ve gayb hazinelerinin anahtarının kendi ellerinde olduğunu söyleyenlere de inanmayın. Onların bazılarını Şeytan Allah’la aldatıyor da, farkında değiller.

"FUHUŞ BATAKLIĞINDA DEBELENEN SİYASET, BÜROKRASİ, SERMAYE VE STK…"

Adnan Oktar yakalandı ya, benzerlerini ve bunların tuzağına düşen fuhuş bataklığında debelenen siyaset, bürokrasi, sermaye ve STK içindeki gaflet sahiplerinden de söz edeceğim, bu “Cemaat” denilen yapıların nasıl kontrol altına alınması gerektiğinden de. Bunları kendi haline bırakırsanız hepsi birer FETÖ’ye de dönüşebilir.

Siyaset, bürokrasi “nefs muhasebesi”, yani “otokontrol” yapmıyor da, bunlar yapıyor mu sanıyorsunuz. Bunların bazıları masumiyet iddiasında ve kendilerini nebilerden üstün gören zavallılar. İnsanlar da bunların peşine takılmış gidiyor.

Sanırım daha çok yazmak için daha çok okumam, çalışmam ve daha az gezmem gerekiyor. Şu konferanslara en azından bir süre ara vermem gerekiyor. Kitlelere hitap etmek değil, küçük gruplarla istişare etmem gerekiyor. Birbirimizi anlamamız, dinlememiz gerekiyor. Kaş yaparken göz çıkarmamamız gerekiyor. Unutmamak gerekir ki, bir yandan “ameller niyetlere göredir”, ama aynı zamanda “cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.”

"ARŞİVİ YABANCI İSTİHBARAT SERVİS EDEBİLİR"

Bakın uyarıyorum: Türkiye, siyasi, iktisadi, dini, sosyal, fikri anlamda çalkantılı bir döneme giriyor. Sabırlı olacağız. Artık övünmeyi, dövünmeyi bir kenara bırakalım da, aklımızı başımıza toplayalım.

Adnan Oktar’ın arşivi patlarsa, her kesimden birçok kişinin canı yanar onu söyleyeyim. Henüz arşiv ele geçirilmedi deniyor. Arşiv yurtdışında host edilmiş, ama yabancı istihbarat örgütleri bunları servis edebilir ya da bunları şantaj için kullanabilir. Yani bu arşiv her halûkârda birilerinin ipini çekmek, ya da birilerini kullanmak için kullanılacak. Hayırlı bir iş yaptınız, süreci yönetemezseniz, bu iş döner sizi vurur."

ADNAN HOCA DOSYASI /// Sadettin Tantan : Oktar’ın elinde çok büyük bir arşiv var !


Sadettin Tantan : Oktar’ın elinde çok büyük bir arşiv var !

Adnan Oktar ve suç örgütüne yapılan operasyona ilişkin olarak konuşan İçişleri eski Bakanı Saadettin Tantan, "Uzun yıllardır büyük bir arşiv var. Şantaj mekanizmasını işletiyorlar ve mal varlıklarını böylece büyütüyorlar. Yabancı istihbarat örgütleriyle çetrefil ilişkiler kurulmuş. Neslimiz büyük tehdit altında" dedi.

1999’da örgüte yönelik ilk operasyonu başlatan Tantan, "Adnan Hoca bir tarikat değil, dinle falan da ilgisi yok. ‘Neden 19 yıl beklediler’ sorusuna takılmayın. Şu anda bu operasyonu yapan yetkililere destek vermemiz gerekir" ifadesini kullandı.

Hürriyet’ten İpek Özbey’e konuşan Tantan’ın ifadelerinden bazıları şöyle:

FETÖ ve Adnan Oktar‘ın kullandıkları taktiklerde benzerlikler var mı?

Tabii ki var. Teknolojiyi depoluyorlar, yeri ve zamanı geldiğinde kullanıma sokabiliyorlar. Siyasetin kilit noktalarına, iş çevrelerine ve medyaya hissettirmeden çok iyi nüfuz edebiliyorlar. Fethullah Gülen hareketi çok daha farklı, her alanda nitelikli eleman yetiştirerek ülke yönetimini teslim alacaktı, gençler öyle kirletildi, kimliksizleştirildi. "Sizler altın nesilsiniz, ülkeyi sizler yöneteceksiniz" diyerek bu gençlerin zihinlerine girildi. Kendi ailelerinden, ülkesinden, yurttaş kimliğinden uzaklaştırılıp tek kişinin emrine verildiler.

FETÖ’ye baktığımızda yargının, polisin içine sızdıklarını görüyoruz. Bunlar da sızdı mı?

Bunların bulaşmadığı yer yok. Sızmamış olsa bile; insanlar "Bana da bulaşır" diye korkuyorlar.

Operasyonun üstünden 19 yıl geçti. Bugünkü güçleri ne kadar?

Çok. Acayip bir ekonomik ve teknik güce ulaştılar. Diyanet İşleri Teşkilatı’nı dahi tehdit edecek gücü buldular kendilerinde. Burada Diyanet’e çok iş düşüyor. İnsanların ihtiyacı olan inanç değerlerini köşe başında ne idüğü belirsiz hoca bozuntularına bırakmamalı. Burada kesin tavır koyması gerekiyor. Yoksa ortamı geleneksel Türk İslâmı’nın dışındaki dayatmalara açık hale getirirsiniz. Baktığınız zaman bu gibi yapılar sadece Türkiye’de yok. Mesela Hindistan’da Ahmedilik bir İngiliz istihbaratı yapılanmasıdır. Keza Hizbul-Tahrir de öyle. Boko Haram’da da benzer bir durum görürsünüz. Bunlar, istihbarat örgütlerinin güdümündedir. Ülkeler bunlar üzerinden istikrarsız hale getirilir, çatışma ortamı yaratılır ve aynı inanç içerisinde insanlar birbirine düşman kılınır. Irak ve Suriye laboratuvarında bunu görürsünüz. Türkiye’nin de aynı tehlike ve tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz. Bu örgütlerin bir an evvel önünün alınması gerekiyor.

Yakalanmasıyla çok insanın uykusu kaçmış mıdır?

Hiç şüpheniz olmasın. Türkiye’de teknolojiyi en iyi kullanan örgüt Adnan Hoca’nın örgütüdür. Teknik takiple siyaseti ve basını teslim alanlar bunlardır. Gazete sahiplerinden, yayın yönetmenlerine, milletvekillerine arşivledikleri çok kişi vardır. Teknik takipte kullandıkları teknoloji o zaman polisin elinde bile yoktu. Arşivledikleri milletvekilleri sonradan bana teşekküre geldiler. Ama bunlar arasında özür dileyecek misin diye önerge verenler de oldu.

FETÖ ile de bir temasının olduğunu düşünüyor musunuz?

Belli istihbarat teşkilatlarının belli insanları kirleterek kendilerine hizmet etmesi bakımından ortak çalışılmış olabilir, net bir bilgim yok.

Elindeki kasetlerle şantaj yaptığı iddia ediliyor. Birinin kaseti varsa, ne yapması gerekir?

Benim kasetim var diye korkup susmayın. Cesaretle hareket edin. Çok mağduriyet var. İktidar sahipleri içeriden ve dışarıdan devlete sızmaya çalışan bu yapıları süratle temizlemeli. Bunun gibi istihbarat güçlerinin takibinde vakıf, cemaat, sivil toplum örgütlerinin üzerine gidilmeli. Bunun gibi çok yapı var, Türk gençliğini, evlatlarımızı bunların elinden kurtarmamız gerekiyor. Yoksa Türkiye’yi yönetecek kadroları bulamayız. Kasedi olan savcılığa gitsin. Kişisel verilerin korunması anayasal hak… Bir bilgi gelirse size sunacağım ama benim verilerimi gizli tutun demek lazım. Savcılar bunu imha edebilir.

İki dil bilen, iyi yetişmiş, eğitimli, varlıklı ailelere sahip gençler… Peki niçin Adnan Hoca gibi birinin kölesi olmayı seçiyorlardı?

Asıl araştırılması gereken bu. Vaktimiz olmadı. Mesela Hizbullah terör örgütü insanları evlerin bahçesine gömdüğünde, o konudaki tüm yetkin insanları toplayarak araştırma başlatmıştık. Bu insanlar nasıl oluyor da amcasını, dayısını, babasını yargılıyor, bilgisayar ortamında arşivliyor ve gömüyordu? Bunu yapmıştık. Bizim vaktimiz olmadı ama şimdi Adnan Hoca konusunda da aynı çalışmayı yapmak gerekiyor. Bu insanlar neye kanıyor? Acaba geçmişten kaynaklanan muhafazakâr bir yapıdan dolayı bir takım zafiyetlerini Adnan Hoca’nın sunduğu yakışıklı erkekler ve güzel kızlarda mı kullanıyorlar? Bu şekilde insanların kaydedilmesi, arşivlenmesi sayesinde büyüyen bir şantaj ağı çalıştırıyorlar. Böyle bir ağ iç ve dış odaklar tarafından desteklenmeden oluşamaz