EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN DİRENSEYDİ, ÖZAL, 9 ADA’YI GERİ ALACAKTI !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN DİRENSEYDİ, ÖZAL, 9 ADA’YI GERİ ALACAKTI !…

*Anadolu Ajansı, 09 Eylül 2020’de verdiği haberde büyük bir skandala imza attı. Midilli Adası sığınmacı kampında çıkan yangın haberini veren Ajans, Midilli Adası’nın Yunanistan’a ait olduğunu iddia etti. Gazeteler ve TV kanalları da aynı haberi kullandı.

*Anadolu Ajansı’nın 19 Nisan 2019’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a bağlanması ile birlikte Ajans’ta eksen kayması başladı. Anadolu Ajansı, 14 Ağustos 2019’da verdiği haberde de Semadirek Adası’nın Yunanistan’a ait olduğunu iddia etmişti.

*Anadolu Ajansı’nın, Atina Haber Ajansı gibi hareket etmesi ve Yunan ağzıyla haber vermesi dikkat çekiyor.

*Yunanistan, 1987 yılında, Bern Mutabakatı’nı ihlal ederek kendi karasularının ötesinde Taşoz Adası etrafında petrol arama ve sondaj çalışmaları başlattı.

*Turgut Özal, Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait savaş gemilerini Taşoz Adası’na gönderdi ve TSK’ya alarm verdi.

*Özal, Yunanistan’ın direnmesi ve krizi sürdürmesi halinde, Taşoz-Ahikerya arasındaki toplam 9 adaya Türk askerini yerleştirecek ve Yunanistan’ın adaları kullanma hakkına son vererek adaları geri alacaktı.

İLKER BAŞBUĞ’UN SÖYLEMLERİ COĞRAFİ TANIMLARA UYMUYOR !…

*İlker Başbuğ, basına yaptığı açıklamada, “Yunanistan’ın işgal ettiği 7 ada ile 13 adacık Türkiye’ye aittir” dedi. Başbuğ, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Keçi, Koçbaba, Ardıççık v.b. adaları, adacık olarak tanımlamış.

*Ancak, Yunanistan’ın işgal ettiği adaların en küçüğü İstanbul’daki Büyükada veya Meis Adası büyüklüğünde olup bir kısmı da Büyükada ve Meis Adası’nın 2, 3, 5 ve 7 misli büyüklüktedir. Ayrıca anılan yerler Türk Deniz Kuvvetleri haritaları ile ABD, İngiliz haritaları ve Google Earth haritalarında da ada olarak gösterilmiştir.

*Mevcut Durum itibarı ile 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. İşgal altındaki ada ve kayalık miktarları ile coğrafi tanımlar doğru ifade edilmeli ve kamuoyunda kafa karışıklığına neden olacak söylemlerden kaçınılmalıdır.

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : LOZAN’I ELEŞTİREN ÇAVUŞOĞLU, KENDİ DÖNEMİNDE İŞGAL EDİLEN ADALARIN HESABINI VERMELİDİR !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : LOZAN’I ELEŞTİREN ÇAVUŞOĞLU, KENDİ DÖNEMİNDE İŞGAL EDİLEN ADALARIN HESABINI VERMELİDİR !…

*Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 16 Eylül 2020’de CNN Türk “Tarafsız Bölge” Programına verdiği mülakatta, isim vermeden 1923 Lozan Antlaşması’nı hedef aldı.

*Çavuşoğlu, “Meis’i İtalyanlara vermişiz, onlar da Yunanistan’a vermiş. Yanı başımızdaki adaları vermişiz, geçmişteki anlaşmaları büyük bir başarı öyküsü olarak ders kitaplarında bize ilkokullarda, ortaokullarda anlatmaya çalıştılar ama maalesef işte görüyoruz” dedi. Ancak, Çavuşoğlu’nun söylemleri tarihi gerçeklerle bağdaşmıyor.

*1912’de İtalya, 1913’te Yunanistan, 1915’te Fransa tarafından işgal edilen Meis Adası, 1921’de tekrar İtalya’ya devredildi. Yani, Meis Adası 30 Ekim 1918 öncesi ve sonrasında işgal altında olup Misak-ı Milli sınırları içinde değildir.

YUNAN İŞGALi ALTINDAKİ GAVDOS ADASI, MEİS ADASI’NIN 7 MİSLİ BÜYÜKLÜKTEDİR !…

*Meis Adası’nı gündeme getirenler, Gavdos Adası’ndaki işgali görmezden geliyor.

*AKP Hükümetleri döneminde 2004’te Yunanistan tarafından fiilen işgal edilen adalar arasında bulunan Gavdos Adası, Meis Adası’nın 7 misli büyüklüktedir.

*Yunanistan, 2004 yılında işgal ettiği Gavdos Adası’na 4 otel inşa etti. Anılan oteller arasında bulunan Gavdos Studios adlı Yunan otelini Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un etstur şirketi işletiyor. Türk vatandaşları, kendi adamız olan Gavdos Adası’na pasaport ve vize ile götürülüyor.

ÇAVUŞOĞLU’NUN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DÖNEMİNDE, 2 TÜRK ADASI VE 1 TÜRK KAYALIĞI DAHA İŞGAL EDİLDİ !…

*2002 Yılında iktidara gelen AKP Hükümetleri döneminde, 2004 yılında 16 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı işgal edildi. Çavuşoğlu, 2014’den bugüne kadar Dışişleri Bakanlığı görevini yürütüyor. Çavuşoğlu’nun döneminde, 2016’da Ardıççık Adası ve Marathi Adası, 2020’de de Plati Kayalığı işgal edildi.

*Çavuşoğlu her fırsatta Lozan’a saldırıyor. Ancak, Lozan’da hiçbir ada verilmedi.

*Çavuşoğlu, savaş ortamında olmadığımız halde kendi döneminde işgal edilen 2 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı ile AKP Hükümetleri döneminde işgal edilen toplam 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı’nın hesabını vermelidir.

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : LOZAN’I ELEŞTİREN ÇAVUŞOĞLU, KENDİ DÖNEMİNDE İŞGAL EDİLEN ADALARIN HESABINI VERMELİDİR !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : LOZAN’I ELEŞTİREN ÇAVUŞOĞLU, KENDİ DÖNEMİNDE İŞGAL EDİLEN ADALARIN HESABINI VERMELİDİR !…

*Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 16 Eylül 2020’de CNN Türk “Tarafsız Bölge” Programına verdiği mülakatta, isim vermeden 1923 Lozan Antlaşması’nı hedef aldı.

*Çavuşoğlu, “Meis’i İtalyanlara vermişiz, onlar da Yunanistan’a vermiş. Yanı başımızdaki adaları vermişiz, geçmişteki anlaşmaları büyük bir başarı öyküsü olarak ders kitaplarında bize ilkokullarda, ortaokullarda anlatmaya çalıştılar ama maalesef işte görüyoruz” dedi. Ancak, Çavuşoğlu’nun söylemleri tarihi gerçeklerle bağdaşmıyor.

*1912’de İtalya, 1913’te Yunanistan, 1915’te Fransa tarafından işgal edilen Meis Adası, 1921’de tekrar İtalya’ya devredildi. Yani, Meis Adası 30 Ekim 1918 öncesi ve sonrasında işgal altında olup Misak-ı Milli sınırları içinde değildir.

YUNAN İŞGALi ALTINDAKİ GAVDOS ADASI, MEİS ADASI’NIN 7 MİSLİ BÜYÜKLÜKTEDİR !…

*Meis Adası’nı gündeme getirenler, Gavdos Adası’ndaki işgali görmezden geliyor.

*AKP Hükümetleri döneminde 2004’te Yunanistan tarafından fiilen işgal edilen adalar arasında bulunan Gavdos Adası, Meis Adası’nın 7 misli büyüklüktedir.

*Yunanistan, 2004 yılında işgal ettiği Gavdos Adası’na 4 otel inşa etti. Anılan oteller arasında bulunan Gavdos Studios adlı Yunan otelini Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un etstur şirketi işletiyor. Türk vatandaşları, kendi adamız olan Gavdos Adası’na pasaport ve vize ile götürülüyor.

ÇAVUŞOĞLU’NUN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DÖNEMİNDE, 2 TÜRK ADASI VE 1 TÜRK KAYALIĞI DAHA İŞGAL EDİLDİ !…

*2002 Yılında iktidara gelen AKP Hükümetleri döneminde, 2004 yılında 16 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı işgal edildi. Çavuşoğlu, 2014’den bugüne kadar Dışişleri Bakanlığı görevini yürütüyor. Çavuşoğlu’nun döneminde, 2016’da Ardıççık Adası ve Marathi Adası, 2020’de de Plati Kayalığı işgal edildi.

*Çavuşoğlu her fırsatta Lozan’a saldırıyor. Ancak, Lozan’da hiçbir ada verilmedi.

*Çavuşoğlu, savaş ortamında olmadığımız halde kendi döneminde işgal edilen 2 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı ile AKP Hükümetleri döneminde işgal edilen toplam 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı’nın hesabını vermelidir.

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : İşgal Altında Olmayan Ayasofya Kurtarıldı. İşgal Altındaki Adalarımızı Kim Kurtaracak ????


MÜYESSER YILDIZ : İşgal Altında Olmayan Ayasofya Kurtarıldı… İşgal Altındaki Adalarımızı Kim Kurtaracak ????

Eşek Adası başta olmak üzere, Yunanistan’ın 16 adamızı işgal etmesi egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın ihlali değil midir?

E-POSTA : konuk_yazar

15 Temmuz 2020

Müyesser Yıldız, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, G4 Blok

Haziran başında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini savaş sebebi sayacaklarını açıklayan Yunanistan Savunma Bakanı Panagiotopoulos, “Her türlü senaryoya hazırlanıyoruz. Elbette bu olasılıklar arasında askeri müdahale de var. Bunu yapmak istemiyoruz, ancak egemenlik haklarımızı azami derecede korumak için mümkün olan her şeyi yapacağımızın anlaşılmasını sağlamak istiyoruz” dedi.

Erdoğan ona şu karşılığı verdi:

“Yunanistan boş durmuyor, kuru sıkı atıyor. Türkiye’ye laf atılır mı? Haddini bil! Bilmezsen Türkiye’nin yapacağı şey bellidir.”

Gerilimin yükseldiği bugünlerde iktidar yazarlarından birisi, Türkiye’yi çevreleme planının Irak, Suriye, Libya ve Akdeniz’de nasıl püskürtüldüğünü anlatırken, Yunanistan’a da şu uyarılarda bulundu:

“Eğer Yunanistan İsrail’in, AB’nin, Mısır’ın gazına gelip Türkiye ile boy ölçüşmeye kalkışırsa, bu ülkelerin kendisini bir terör örgütüne, bir araca, bir malzemeye dönüştürdüklerini görecektir. Eğer Atina, bu ülkelerin gazına gelip adalar üzerinden Türkiye’yi sıkıştırmaya kalkışırsa çok geçmeden On İki Ada meselesi Atina’nın aleyhine şekilde masaya sürülecektir. İşte o zaman bu ülkelerin verdikleri ‘gaz’ kadar Atina için yapacakları çok şeyleri olmayacağı görülecektir. [Türkiye’nin] Ege’de attığı adımlar çok ciddi jeopolitik akıl içeriyor. Atacağı adımlar da öyle olacaktır.”

O bunları yaparken Ankara’nın yeniden peşinden koşmaya başladığı Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Joseph Borell, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la Türkiye-Yunanistan sınırındaki Kestanelik Geçiş Noktası’na gelip Ege ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerimizle ilgili, “Avrupa Birliği’nin dış sınırlarını korumakta kararlı olduğumuz çok nettir. Yunanistan’ın egemenliğini güçlü bir şekilde destekliyoruz.” diye meydan okuyordu.

Ankara’nın “Uzlaşmacı” Tavrı

Sonra ne oldu?

İçeride eski Başbakan Çipras, dışarıda Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “Erdoğan’la görüş” tavsiyesi üzerine, Yunanistan Başbakanı Miçotakis 26 Haziran’da Erdoğan’ı telefonla aradı. İki taraftan da, “iki liderin, iletişim kanallarının açık tutulması hususunda mutabık kaldığı” açıklaması yapıldı. Ayrıca koronavirüsle mücadele, sınırların açılması ve turizm konularını da ele aldıkları bildirildi.

Daha sonraki günlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Türk-Yunan askeri heyetinin 4. toplantısının Ankara’da yapılmasını beklediklerini duyurdu.

Yunanistan ne yaparsa yapsın, hangi tehdidi savurursa savunsun Ankara’nın böylesine “uzlaşmacı” bir tavır sergilemesine hayranım!.. Keşke şu anlayış ve sabrın %1’ini avukatlar başta olmak üzere AKP’li olmayanlara da gösterebilseler!..

Erdoğan – Miçotakis görüşmesinin ardından iktidar yazarlarından bir diğeri de, “Atina Türkiye’ye karşı yelkenleri indiriyor mu? Tehdit dilinin yerini müzakere dili almaya başladı denebilir mi? Son günlerde yapılan açıklamalara ve bir takım gelişmelere bakılacak olursa evet öyle görünüyor…. Bir görüşme ne sağlayabilir diye ayrıca üzerinden düşünmek gerekir tabi ama en azından böyle bir temas, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz nedeniyle Türkiye’ye karşı aldığı sert tutumunu (taktik icabı bile olsa) değiştirmek zorunda kaldığını göstermesi bakımından önem taşıyor… Bakalım bu işlerin arkası nasıl gelecek?” ifadelerini kullandı.

Eşek Adası’nın Sahibi Belli

Bu işlerin arkası şöyle geldi:

29 Haziran’da Yunanistan’ın çiçeği burnunda cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropulu, adeta meydan okurcasına, Aydın ilimize bağlı Eşek Adası’na çıkarma yapıp “Helenizm” nutukları attı. Yunanistan bu adamızda açtığı okulu, hapishaneyi, sözde belediye başkanlığını ziyaret etti. Yine adada konuşlandırılmış Yunan askerlerini, “Türk kıyılarından gelen zulmü kuşattıkları” için kutladı.

Bazı muhalif gazeteler ve yazarlar ile Milli Savunma Bakanlığı’nın eski Genel Sekreteri Ümit Yalın ve CHP’li Onur Öymen dışında bu rezaletle ilgileneni görmedim. Sadece Yunanistan Cumhurbaşkanı orada iken 2 Türk jetinin 24 bin feet yükseklikte üçüş yaptığı duyuruldu. Bunu duyuran da Yunanistan Genelkurmayı oldu.

Hakkını yemeyelim, iktidarın gazetesi Yeni Şafak da “Yunan tahriki” başlığıyla bu ziyareti aktardı. Haberde “Eşek Adası’nın 16 yıldır Yunanistan işgali altında olduğu” vurgulandı.

Yetkililerimizden bir ses çıktı mı?

Sadece Milli Savunma Bakanı Akar, Libya ziyaretinde, “Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalara aykırı olarak 23 adadan 16’sını silahlandırmasının ve askeri statü kazandırmasının Lozan’ın ihlali” olduğunu belirtip şunları söyledi:

“Dünyanın hiçbir yerinde karasuları 6 mil hava sahası 10 mil olan bir ada yoktur. EGEAYDAK’ta [egemenliği anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar] hiçbir şekilde mutabakat sağlanmamışken ‘Hepsi benim’ diyorsunuz. Bazı Yunan akademisyenler, siyasiler, emekli askerler de bizim dediğimiz yönde yorumlar yapmaya başladı. Yunanlı dostlarımızdan aklıselimle yapılan bu değerlendirmeleri dikkate almalarını bekliyoruz.”

Eşek Adası’nın sahibi belli: Türkiye. NOKTA!..

Akar, işte bu sözlerinin hemen ardından da Türk-Yunan askeri heyetinin toplantısının Ankara’da yapılmasını beklediklerini kaydetti.

Ankara’da sadece bu kadarcık ses çıktığı sırada Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’yi “uluslararası hukuka uymamak ve tüm bölgeye istikrarsızlık yaymak” ile suçlayıp, “Türkiye, Yunanistan’ı Türk gölünde veya denizindeki bir adaya dönüştürmek istiyorsa bunu unutsun.” diyordu.

Yunanistan Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floras ise Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinin bu bölgede “herhangi bir kaza yaşanma riskini yükselttiği, Türkiye ile askeri açıdan bir kaza yaşama riskinin oldukça ciddi sonuçları olabileceği” tehdidini savuruyordu.

Şuraya geleceğim; Erdoğan Ayasofya’nın ibadete açılması kararı öncesinde ve sonrasında, ısrarla ve haklı olarak bunun ülkemizin egemenlik hakları ile ilgili olduğunu vurgulayıp, “bu konuda her türlü tavrın ve ifadenin, bağımsızlığımızın ihlali kabul edileceğini” açıkladı.

Şu Olayları Hatırlıyorsunuz, Değil Mi?

Birkaç gün önce Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da ziyaret ettiği Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sonuna kadar destekleyeceklerini vurgulayıp, “Türkiye olarak Kırım’ın ilhakını tanımadık, tanımayacağız.” dedi.

Şimdi soruyorum; Eşek Adası başta olmak üzere, Yunanistan’ın 16 adamızı işgal etmesi egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın ihlali değil midir?

Yunanistan’ın kılını bile kıpırdatmayan kuru, genel geçer, beylik sözler dışında yapılacak bir şey yok mudur?

Şu olayları hatırlıyorsunuz, değil mi?

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Suriye sınırına gidip uyarıda bulunmuş ve Suriye, teröristbaşı Öcalan’ı göndermek zorunda kalmıştı.

İktidar Suriye sınırındaki mayınları temizleme işini İsrail’e vermeye niyetlendiğinde de önce BBP’nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve sonra dönemin CHP lideri Deniz Baykal, yine sınıra gidip bu projeye karşı çıkarak kamuoyunu alarma geçirmişti.

İşe bu örneklerden hareketle; en önce Milli Savunma Bakanı Akar ve komutanların, olmadı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, yanlarına Aydın Belediye Başkanı’nı da alıp bizim olan Eşek Adası’na giderek, “Bu işgali tanımadık, tanımayacağız.” demeleri gerekmiyor mu?

Sincan’dan Silivri’deki Barış Pehlivan’a, Hülya Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler…

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti


Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti

31 Ağustos 2019

Emekli Albay Ümit Yalım: Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti’

Emekli Albay Ümit Yalım, “Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “1923’te Lozan’a razı ettiler. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” sözlerine ilişkin emekli Albay Ümit Yalım “Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.

“İşgal 2004’te başladı. 2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler” diyen Yalım “Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Sözcü’den Özlem Gürses’in haberine göre, Osmanlı hayranları ile Cumhuriyetçilerin bitmeyen tartışması “Lozan Antlaşması” bir kez daha gündemde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarlarla yaptığı toplantıda söylediği “Lozan Antlaşması bir zafer değildir” cümlesi günlerdir konuşuluyor.

“Lozan Antlaşması zafer midir, hezimet mi?” Sorusuna Yalım şu yanıtları verdi:
Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Cumhuriyet tarihinin en büyük toprak kaybına nasıl izin verdiğinin hesabını versin! AKP döneminde Ege’de 17 ada, Yunanistan’a geçti. Bu adalarda Yunan belediyeleri var. İzmir, Aydın ve Muğla sınırlarındaki 17 ada ve bir kayalığımızda artık sadece Yunan varlığı var.

2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler. İşgal 2004’te başladı. Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor. Diğer bir iddia da 6-7 Eylül olaylarından sonra Türkiye’den göç eden Rumların mallarına karşılık olarak bu adaların verildiği…

Ümit Yalım, Kuleli Askeri Lisesi mezunu. Bosna’da NATO subaylığı, Irak Savaşı sırasında Ürdün’de Askeri Ataşelik, Genelkurmay Karargahı’nda Harbe Hazırlık Şubesi ve Harekat Komuta Merkezi Amirlikleri, son olarak da Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.

Gizli mutabakat yapıldı

Bu gizli bir mutabakat. Kayıtları var mı bilmem. 2006’dan itibaren Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başladı. Bu görüşmeler maalesef gizli olarak, Türkiye’den üç diplomat, Yunanistan’dan da iki diplomat ve bir amiral tarafından yürütüldü. Kamuoyuna bilgi verilmedi.

Sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi vardı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir personeli olarak benim de haberim yoktu, ta ki 2008’deki bir hava sahası ihlaline kadar.

Genelkurmay Başkanlığı’nda Komuta ve Harekât Merkezi’nin amiriydim. Bir gün, bir hava sahası ihlali oldu. Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı hava ihlali yaparak Bulamaç Adası’na indiler. Bulamaç Adası, Didim açıklarında, Türkiye toprağı. Tabii şaşırdım, elimde harita var, dedim ki “Bu adamların bizim adada ne işi var?” Bir araştırdık ki ada işgal edilmiş!

Yunan Belediyesi, Yunan askerleri var o adada. Sadece onda değil, başka adalarımızda da. Zaten Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı da askerlerinin Noel’ini kutlamak için gitmişler adaya.

Bunun üzerine olay büyüdü. 4-5 gün sonra, Ocak 2009’da, bu kez Yunan Cumhurbaşkanı yine bizim olan Eşek Adası’na indi ve oradaki Yunan sancağını selamladı! Bir de baktık ki, dehşet bir durum var, Yunan Cumhurbaşkanı, adadaki belediyeyi ziyaret ediyor.

Belediyenin levhasının önünde poz veriyorlar, ve o levhada şöyle yazıyor: Yunanistan Belediyesi, 12 Ada Bölgesi, Eşek Adası nahiyesi ! Bakın, artık fiilen işgal olduğu gibi Yunanistan bu adaları hukuken de kendi ülke sınırları içine almış.

Ben 18 Mayıs 2011’de muhabirlerle adaya gitmek istedim. Kendi vatan toprağıma pasaportla girdim! O belgeler ve resimler de Türk medyasında yayınlandı. O adalar boştu. Ama bu toprakları bizim hükümetin alenen vermesi üzerine, Yunanistan’dan önce askerler, sonra da Yunan vatandaşları getirilip buraya yerleştirildi.

En büyük toprak kaybımız
Bu Cumhuriyet tarihimizin en büyük toprak kaybıdır! Ayrıca, bu adaların karasuları var, bitişik bölgesi, kıta sahanlığı var. AKP hükümeti Ege Denizi’nin kontrolünü Yunanistan’a vermiş oldu böylece.

Bulamaç ve Eşek adaları, ismen belirtilerek herhangi bir anlaşma ile hiçbir ülkeye devredilmemiş, Osmanlı Adası kimliğini korumaktaydı. İddia edildiği gibi Yunan adaları değiller. Her iki adanın da Lozan Barış Antlaşması Madde 12 gereği silahsızlandırılmış olmaları gerekmektedir. Ama bu adalarda artık Yunan askerleri var.

Bu hükümet Ege’de veriyor, Kıbrıs’ta vermeye çalışıyor, Doğu’da PKK’ya teslim ediyor, Suriye’de Süleyman Şah Türbesi’nin yerini değiştiriyor. Şu anda AKP hükümetinin dış politikası da bu yönde… Anayasaya aykırı hareket ediyorlar. Meclis’te CHP ve MHP’den namuslu ve şerefli milletvekilleri, bu adalar konusunda 100’e yakın soru önergeleri verdiler. Hiçbir sonuç yok.

Hükümet kabul etti

Sözcü manşet yaptı, AKİT gazetesi bile bu haberi manşetten verdi, Yeni Şafak ve TRT haberi aktardı, hükümet işgali kabul etti, ama 5 yıldır CHP ve MHP genel başkanları bu konuda tek kelime söylemediler. CHP ve MHP bunun üzerine gitseydi, AKP baraja bile takılırdı. Çünkü milletimiz vatan topraklarını Yunanistan’a teslim edenlere oy vermez! Bu kadar açık ve net.

O işgal edilen adalara Fener Rum Patrikhanesi tarafından papaz gönderilmiş. Patrikhanenin kendi internet sitesinde bu bilgi var. Patrik, Türk vatandaşı. Bu görevlendirme yasaya aykırı. Ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı buna da sesini çıkarmadı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Erdoğan’ın kaldığı otele saldıran askerlerden ikisinin Keçi Adası’nda saklandığı ortaya çıktı. Keçi Adası bize ait. Burada aramayı bizim yapmamız lazım. Ama ne yazık ki biz Keçi Adası’na asker gönderemedik! Neden? Çünkü pasaportla girmemiz gerek. Orada Yunan askeri var artık. Dolayısı ile aramayı Yunan komandoları yaptı!

Sorumluların yargılanmaları gerekir. Binali Yıldırım, Başbakan olunca gördük ki, kendi seçim bölgesi olan Koyun Adası’na pasaportla girmiş! Koyun Adası, İzmir’e bağlı. Türkiye Başbakanı vatan toprağına pasaportla giriyor, hem de Yunan gümrüğünden geçerek! Daha da vahim bir şey var.

Yıldırım, teknedeki Türk Bayrağı’nı rulo yaparak saklıyor ve tekneye Yunan Bayrağı çekiyor! Bu şekilde 3 kere gitti Koyun Adası’na. Milletin gözüne bakarak “Tek bayrak” diyen Başbakan, Yunan Bayrağı ile vatan toprağına gidiyor. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde savcıların bu işin peşine düşmesi lazım.

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// BARIŞ DOSTER : İşgal altındaki adalar ve Türkiye’nin şanssızlığı


BARIŞ DOSTER : İşgal altındaki adalar ve Türkiye’nin şanssızlığı

16 Mayıs 2020

İktidar, üzerinde durmasa da, ciddiye almasa da, görmezden gelse de, kamuoyunda tartışılmasını istemese de Ege Denizi’nde Türkiye’ye ait 18 ada ve 2 kayalığın, 2004 yılından beri Yunanistan tarafından işgal edildiği biliniyor. Bu konuda en çok çabalayan ve kamuoyu oluşturmaya çalışan isim, eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Ümit Yalım. İşgal altındaki adalar konusunda farklı düşünenler ise adaların aidiyetinin belirsiz olduğunu, Türkiye’ye ait olduğu yönünde kesin bir antlaşma olmadığını öne sürüyorlar. Fakat dayanakları zayıf.

İşgal altındaki Türk adaları sorunu, birkaç gün önce bir kez daha gündeme geldi. Getiren, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz oldu. Fakat Çeviköz, partisinin şimdiye dek izlediği çizginin tam tersi bir çıkış yaptı. CHP milletvekillerinden, Ege adalarıyla ilgili soru önergesi vermemelerini istedi. Milletvekillerine yolladığı bilgi notunda, “Bu konuda soru önergesi vermemiz iktidarı sıkıştırmaktan çok, bizi zor durumda bırakabilecek bir durum oluşturur” dedi. Dışişleri Bakanlığı’nın Ege adaları konusundaki önergelere uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye’nin durumuna zarar vermemesi için yanıt vermeyeceğini söyledi. Çeviköz, “Adacık ve kayalıklar konusunda basındaki birtakım demeçler veya dayanaksız iddialar üzerinden hareket etmek belki kısa vadede birtakım çevrelerde heyecan yaratabilir; ancak orta ve uzun vadede ne CHP ne Türkiye için kazançlı olur. Bu nedenle, uluslararası mahkeme kararlarına dayalı olması gereken argümanları ileri sürerken ortak menfaatları düşünerek hareket etmemiz, daha doğru bir yaklaşım olur” diye yazdı.

Çeviköz’ün yaklaşımı yanlış. Nedenlerini sıralayalım.

Muhalefet niçin tutum değiştirdi?

Birincisi, Çeviköz, Ege adalarıyla ilgili sorunun, “işgal” yerine, gerekirse “adaların silahsızlandırılması” bağlamında ele alınmasını öneriyor. Bu sözüyle adaları peşinen Yunanistan’a bırakıyor. Müzakereler yoluyla, silahsızlandırılmalarını istiyor.

İkincisi, konuyu önemsemeyen, gereğini yapmayan iktidarın bu yanlış tutumunu daha yüksek sesle eleştirmek yerine, iktidar ve Dışişleri ile aynı çizgide buluşuyor

Üçüncüsü, partisinin işgal altındaki adalar konusunda, şimdiye dek izlediği siyaseti yok sayıyor. Tersini savunuyor. CHP Genel Başkanı’nın, adaların Yunanistan tarafından işgal edildiği yönündeki demeçlerini, milletvekillerinin bu konudaki açıklamalarını boşa düşürüyor. Böylesi milli bir meselede, şahsi bakışını ortaya koymanın ötesinde, partisinin yıllardır savunduklarının tersini savunup, partisini kamuoyu önünde zor durumda bırakıyor. Kendisinden önce CHP’de milletvekili olarak görev yapan, kendisi gibi Hariciye kökenli olan, Şükrü Elekdağ, Onur Öymen, Osman Korutürk, Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı gibi isimlerin, yaklaşımını ve çabasını da yadsımış oluyor.

Dördüncüsü, geçmişte, hiçbir antlaşma ile Yunanistan’a verilmemiş olan Kardak Adası’na, Yunanistan’ın asker çıkarıp, fiili durum yaratıp, işgal etme girişimine karşı, Türkiye’nin attığı askeri adımın haklılığını, doğruluğunu ve meşruluğunu gölgeliyor.

Beşincisi, bu yeni görüş, partinin yetkili organlarında tartışılmış, uzlaşılmış, parti görüşü olarak benimsenmiş midir? Öyle ise tutum değişikliğinin sebebi nedir? Şimdiye dek, Türkiye’nin savunduğu görüşü benimseyen CHP, niçin tavır değiştirmiştir? Neden iktidarın bu konudaki yanlış siyasetiyle uyumlu olma ihtiyacı duymuştur? Açıklama, içte ve dışta belli merkezlere mesaj vermek için mi yapılmıştır?

İşin doğrusu ne?

Belirtmekte yarar var. Ege Denizi’ndeki mevcut durum, Londra, Atina, Lozan ve Paris antlaşmaları ile saptanmıştır. Antlaşmalarda, “Şu hattın gerisinde kalan ada, adacık ve kayalıklar Yunanistan’a aittir” gibi bir madde yoktur. Lozan ve Paris antlaşmaları, isim vererek, hangi adanın, hangi devlete ait olduğunu hükme bağlamıştır. Türkiye’nin, ismi verilmiş, aidiyeti belli adalar konusunda itirazı yoktur.

Antlaşmalarla, isim verilerek Yunanistan’a bırakılan adalarda Yunanistan’ın antlaşma koşullarına uymasını beklemek, Türkiye’nin hakkıdır. Özellikle silahlardan arındırma, silahsızlandırma konusunda Yunanistan, antlaşmalara uymamaktadır. Yunanistan’ın antlaşmaları işine geldiği gibi yorumlaması, bazılarına saygı göstermesi, bazılarını yok sayması, bazılarını delmesi, bazılarını esnetmesi, bazılarını tartışmaya açması kabul edilemez. Bir antlaşma varsa, tüm tarafların, tüm maddelere uymaları esastır.

Türkiye, herhangi bir antlaşma ile Yunanistan’a verilmeyen ada, adacık ve kayalıklarda; aidiyeti Türkiye’de olan ada, adacık ve kayalıklarda Yunanistan’ın fiili durum yaratmasına, asker çıkarmasına, yerleşime açmasına karşıdır. Yunanistan’ın 18 ada ve 2 kayalığı işgal etmesine Türkiye’nin sessiz kalması, Yunanistan’a hamle avantajı vermektedir. Karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge konusundaki yayılmacı emellerini cesaretlendirmektedir.

Türkiye’nin şanssızlığı şudur: “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” diyen Atatürk’ün kurduğu Türkiye, günümüzde, en temel konularda bile milli hassasiyetini, millet olarak milli çizgide mücadele etme kabiliyetini yitirmiştir maalesef. Atatürk’ü yok sayan sözde komünistlerin, Atatürk’e hakaret edip “Milli Mücadele’de keşke Yunan galip gelseydi” diyen ve yüksek kabul gören kimi muhafazakârların etkisi fazladır. Yunanistan’da ise iktidar ve muhalefet, komünist parti ve kilise, medya ve üniversiteler, hele de Türkiye karşısında, aralarındaki tüm ayrımları bir kenara atıp, aynı çizgide buluşmaktadır.

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Ege Denizi’nde Silahlandırılan Adaların Haritası


Ege Denizi’nde Silahlandırılan Adaların Haritası

Libya ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanı anlaşmasının mimarı olarak gösterilen Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın son kitabında yer alan ifadeler gündemde bomba etkisi yarattı. Yaycı’nın “Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla” adlı son kitabında yer alan ’23 ada gayri askeri statüde kalmak şartıyla devredilmişti. Bu devir artık tartışmalı hale geldi’ ifadesinde 1923 Lozan ve 1947 Paris Anlaşmalarında silahsız olması kaydıyla Yunanistan’a devredilen 23 adanın 16’sının açık kaynak haberlerde silahlandırıldığını, bu nedenle söz konusu anlaşmaların ihlal edildiğini ve adaların devir işleminin tartışmalı hale geldiğini belirtti.

Ege Denizi’ndeki söz konusu 23 ada: Taşoz, Bozbaba, İpsara, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Ahikerya, Sisam, İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Çoban, İleki, İncirli, Kelemz, İleryöz, Batnoz, Lipso, Sömbeki, İstanköy ve Meis

Cihat Yaycı’nın kitabında yer alan Ege Denizi’nde silahlandırılan adalar

Cihat Yaycı, kitabında Ege’deki Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan deniz mili sorununa ilişkin de “Ege Denizi’nde kara suları genişliklerinde bir değişikliğe gidilecekse, Lozan Antlaşması kapsamında “WW”ye dönülerek her iki ülke için de Ege’de 3 millik kara suları genişliğinin uygulanmasının teklif edilmesi uygun olacaktır.” ifadesine yer verdi.

Cihat Yaycı’nın teklifinde altını çizdiği Ege Denizi’ndeki 3 mil sınırlarının haritası

Türkiye ile Yunanistan arasında herhangi bir deniz sınırı anlaşması yapılmadı. Öte yandan Atina hükümeti, 1936 yılında tek taraflı olarak Ege’de deniz yetki alanlarını 6 mile çıkardığını duyurmasıyla birlikte 1964’ten bu yana da adaları silahlandırmaya başladı.

Türk Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ve Yunanistan’ın Ege’deki kara sularının 6 mil olduğunun altını çizmiştir. Tartışma konusu olan nokta, Yunanistan’ın Türkiye’nin sınırlarının hemen yanındaki adaların da bu yetkilerle donatıldığını öne sürmesidir. Yunanistan’ın bu iddiası uygulamada Türk gemilerinin limandan çıkamaması anlamına gelmektedir.

6 ve 12 Mile Göre Ege Denizi’ndeki Kara Suları

Yunanistan’ın tüm bu iddialarına kara suları alanını 12 mile çıkarmaya yönelik açıklamalarının eklenmesi, Türkiye’nin aleyhine tek taraflı bir politika olarak kabul ediliyor.

Ege Denizi’nde 6 ve 12 mil kara sularının haritası

Ege Denizi’nde 12 mil kara sularının geçerli olması halinde;

  • Şu anda adalar nedeniyle Ege Denizi’ndeki kara suları oranı %40 olan Yunanistan’ın %70’e çıkacaktır.
  • Açık deniz büyüklüğü %51’den %19’a düşecektir.
  • Türkiye’nin kara sularının Ege Denizi’ndeki oranı %10’un altına düşmektedir.

Kaynak: StartejikOrtak.com

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Ege’deki adaları Yunan’a bırakmışız , öyle mi ???




Ege’deki adaları Yunan’a bırakmışız, öyle mi ???

Yazan Cahit Armağan Dilek

21 Şubat 2020

Asıl konuya geçmeden sıcak gündem İdlib’le ilgili birkaç cümle söyleyelim.

Erdoğan’ın söylediği gibi, İdlib’te savaş an meselesi. Ama bu savaş Türkiye ile Suriye arasında kalmayacak ve Rusya’yı da kapsayacak gibi görünüyor. Pentagon da aynı değerlendirmeyi yaptı. Tabi ki savaştan kaçınmak halen mümkün. Ama sahadaki aşırı gergin askeri pozisyonlar, askeri-politik resim silahların patlayacağına işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’te Suriye ordusuna karşı başlayacak harekatın (ki bu bir savaştır) nihai ve siyasi hedefini açıklamalıdır. Suriye ordusunu Suriye toprağı İdlib’ten çıkarmak ve bunu 6 aylık geçici süre için imzalanmış Soçi Mutabakatı’na dayandırmak doğru değildir.

İktidar, ABD tarafından Suriye’de savaşa itildiğini ve girdiğinde arkasına dönüp baktığında yalnız kalacağını görmeli. Bu Saddam Irak’ının Kuveyt’e girmesinin önünün açıklamasına çok benziyor ve dikkat diyorum.

Bu hafta boyunca Türk ve Yunan Millî Savunma Bakanlık heyetleri arasında Atina’da Ege’de güven artırıcı önlemler başta olmak üzere karşılıklı iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan görüşmeler yapıldı. Fotoğraflar güzel, tam bir barış havası var!

Muhtemelen benzeri kısa bir süre sonra Ankara’da yapılacak. Benzer görüşmeler geçen yıl da yapılmıştı.

O zaman da yazmıştık. Bunlar ipe un sermekten farklı olmayan istikşafi görüşmelerin bir parçası. Ama milim ilerleme yok. Olmaz da. Çünkü mevcut statüko Yunan lehine.

Yunanistan Ege’de uluslararası anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş adalarımızı işgal etmiş, devlet uygulamaları yapıyor, adaları silahlandırıyor, asker konuşlandırıyor. Bu konu gündemde değil ama iki tarafın heyetleri güven artırıcı önlemleri görüşüyor. Yersen.

Yunanistan, dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde karasularını 6 mil ama hava sahasını 10 mil kabul ediyor. Ve özellikle Türk heyetler Atina’dayken Türk savaş uçaklarının 10 millik hava sahasını ihlal ettiği haberlerini manşetlere çıkarıyor.

Halbuki egemenlik üç boyutludur, hacimdir yani. Nasıl karasal alanda vatan toprağının altı, üstü hava sahası o devletin egemenliğindeyse karasularının altı, üstü ve üstündeki hava sahası da o devletin tam egemenliğindedir.

Yani 6 millik karasuyun varsa hava sahasının genişliği de 6 mildir. Yunan bu yalanıyla ortalığı ayağa kaldırıyor, Türkiye’yi hukuksuzlukla suçluyorlar ama biz Yunan’dan halen güven artırıcı önlem bekliyoruz. Çok bekleriz.

Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunan böyle oyunlar oynuyor ama Türkiye de karar ve uygulamalarıyla Yunanistan’a adeta ortam yaratıyor, ekmeğine yağ ve bal sürüyor.

Bakın aşağıdaki fotoğraflar Ortaokul 8. sınıf öğrencileri için Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabından.

Fotoğrafları 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın gönderdi. Sn. Yaşın, hukukçu ve Balkanlar konusu yanında Ege ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs konularında Türkiye’nin bir elin parmağı kadar sayıdaki önde gelen uzmanlarından.

Çocuğuna ders çalıştırırken görüyor rezaleti. Çünkü tam da kendisinin uzmanlık konusu. Ders kitabında Lozan Anlaşmasının hükümleri anlatılırken yazılan İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Yunanistan’a bırakılacak ifadesi, Gözde hanımı çıldırtıyor tabi ki. Çıldırmamak da elde değil ki. Gökçeada’yı İmroz diye yazmakta neyin nesi?

Kitaba koyulan bir cümleyle Ege Yunan gölü yapılmış olmuş bitmiş. Bu doğru olsaydı Ege’de şimdi Yunanla sorunumuz olur muydu? Güven artırıcı önlemleri görüşmeye, istikşafi görüşmeler yapmaya gerek olur muydu? Karasuları hava sahası sorunları olur muydu? Olmazdı.

Bu kitabı yazan, inceleyen, editörlük yapan, basımını ve ders kitabı olarak okutulmasına karar verenler ne diyecek bu duruma? Milli Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ne diyecek? Bu Türkiye’nin kabul ettiği hukuksal bir sonuç mu? Milli politikamız bu mu?

Gözde hanım o kadar üzgün ki. Bakın nasıl isyan ediyor ve ciddi uyarılar yapıyor:

İki ada hariç Ege’deki adaların Yunanistan’a bırakıldığını ders kitaplarımıza yazar, Türk çocuklarına bu yanlış bilgiyi öğretirseniz neyin mücadelesini, nasıl vereceğiz? Hem İmroz da nedir? Niye Gökçeada yazılmamış? Editörlerin gözünden kaçacak denli önemsiz bir konu mu? Ege’de anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş Türkiye’ye ait adaların Yunanistan tarafından işgal edildiği bugün tüm yetkilerce kabul ediliyor. Sadece işgalin "ne zaman" gerçekleştiği konusunda anlaşmazlık var. Uluslar arası anlaşmalarda ismen sayılarak Yunanistan’a -ve İtalya’ya- bırakılan adalar dışındaki adalar Türkiye’ye aittir. Hangi devlet çocuklarına tarihlerini ve hukuki zemini oluşturan antlaşma hükümlerini yanlış öğretir? İş davayı takibe gelince koca insanlar bu yüzden afallıyor, işin doğrusunu kim bilir diye araştırmaya başlıyorlar… Oğluma doğrusunu öğretmek için bu sınıfın ve lise sınavlarının bitmesini mi beklemeliyim yoksa üniversite sınavlarına dek müfredat böyle mi olacak? Size yanlış öğretiyorlar dersem "devlet" fikrini zedelemeden nedenini nasıl anlatırım? Yunanistan’da böyle bir ders kitabı hangi tepkilere yol açar?

Evet yanıt bekliyoruz… Yanıtlayacak haliniz varsa.

Milli Eğitim Bakanlığı cephesinde bu rezalet yaşanırken Dışişleri Bakanlığı cephesinde de benzer sıkıntılar var. Üst düzey bir diplomatın benzer konularda ABD’de verdiği konferansta kullandığı bazı ifadelerin ne anlama geldiğini de başka bir yazıda anlatırız.

A

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// YILMAZ ÖZDİL : ADALARA TEZKERE İÇ İN BURALARIN SİYASAL DİNCİLERE Mİ AİT OLMASI GEREKİYOR ???


YILMAZ ÖZDİL : ADALARA TEZKERE İÇİN BURALARIN SİYASAL DİNCİLERE Mİ AİT OLMASI GEREKİYOR ???

04 Ocak 2020

Yılmaz Özdil “Teee Fizan’a tezkere çıkaran sayın AKP hükümetimizin bu adalarımıza tezkere çıkarması için bu adaların illa siyasal dinci Müslüman Kardeşlere mi ait olması gerekiyor?” diye sordu.

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil bugünkü köşesinde Yunanistan yönetimindeki İzmir Koyun Adası Aydın Eşek Adası Muğla Keçi Adası Aysın Hurşit Adası Kardak kayalıkları Keçi Adası Kilimli Adası ve Didim Bulamaç Adası’nın görsellerini paylaştı.

Özdil “Teee Fizan’a tezkere çıkaran sayın Akp hükümetimizin bu adalarımıza tezkere çıkarması için bu adaların illa siyasal dinci Müslüman kardeşlere mi ait olması gerekiyor?” diye sordu.

İŞTE O YAZI

Burası İzmir’in Koyun adası… Büyükada’nın üç misli büyüklüğünde… Yunanistan kara kuvvetleri Stegafis kuvvet komutanı olur olmaz ilk ziyaretini buraya yaptı komandolarıyla birlikte fotoğraf çektirdi Yunan genelkurmayının resmi internet sitesinde yayınladı.

Burası Aydın’ın Eşek adası… Büyükada’nın iki misli büyüklüğünde… Yunanistan savunma bakanı heyetindeki papazlarla birlikte geldi adaya yerleştirilen askerlerle birlikte mangal yaptı.

Burası Muğla’nın Keçi adası… Yunanistan savunma bakanı Yunanistan kara kuvvetleri komutanıyla birlikte Muğla’nın Keçi adasını ve Aydın’ın Bulamaç adasını ziyaret etti adaya yerleştirilen askerlerle Noel kutlaması yaptı Yunan müziğiyle kadeh tokuşturdu.

Burası Aydın’ın Hurşit adası… Büyükada’nın iki misli büyüklüğünde… Yunanistan kara kuvvetleri komutanı ziyaret etti adaya yerleştirilen sivillerin ellerine silah verip askeri üniforma giydirdi Yunan genelkurmayının resmi internet sitesinde yayınladı.

Burası savaşı göze aldığımız Kardak kayalıkları… Yunan savunma bakanı Kardak’ın üstünde helikopterle tur attı burada hayatını kaybeden üç Yunan askerinin anısına denize çelenk bıraktı.

Burası Keçi adası… Karşıda gördüğünüz beyaz evler Bodrum Turgutreis… Yunan geldi oturdu dağına taşına Yunan bayrağı kazıdı bayrağın üstüne top koydu topun namlusu Bodrum’a bakıyor!

Görmek istemeyen gözler için Keçi adasındaki topun yakından görünümü!

Görmek istemeyen gözler için Keçi adasındaki Yunan bayrağı sekiz metreye yirmi metre dürbünle bakmaya gerek yok kabak gibi!

Keçi adasına kondurdukları kilise Aziz Nikola kilisesi direğinde Yunan bayrağı yanında top.

Keçi adasının yaz mevsiminde çekilmiş hali… Türkiye’ye bakan tarafını askeri bölge yaptılar açık denize bakan tarafını lokanta-plaj yaptılar diğer adalardan şakır şakır günübirlik turist taşıyorlar.

Burası Kilimli adası… Bodrum Gümüşlük’ün hemen karşısında Kardak’ın komşusu Gümüşlük’ten çıplak gözle bile görülebiliyor uluslararası antlaşmalara göre çivi bile çakılmaması gerekiyor gözetleme kulesi var radyo istasyonu var uçaksavarlar var iskelesi var tabur var.

Burası Didim’e sadece iki mil uzaklıktaki Kuşadası’nın burnunun dibindeki Bulamaç adası… Kilise diktiler balıkçı ayaklarıyla silahlı milisler yerleştirdiler.

Süleyman Şah türbesinin boş sandukalarını sırtlayıp sıvışan Suriye’deki vatan toprağımızı terkeden sayın hükümetimiz… Bu fotoğraflarda gördükleriniz gibi 18 adamızı Yunanistan’a bıraktı.

Bu adalarımızda beş bin Yunan askeri var.

Yedi kara üssü dört deniz üssü iki helikopter üssü kurdular.

Askeri istihbarata filan gerek yok…

Bu fotoğrafları cep telefonunuzla bile çekebilirsiniz.

Yunan genelkurmayının resmi internet sitesinde görebilirsiniz.

Teee Fizan’a tezkere çıkaran sayın Akp hükümetimizin bu adalarımıza tezkere çıkarması için bu adaların illa siyasal dinci Müslüman Kardeşlere mi ait olması gerekiyor?

Özdil: Adalara tezkere için buraların siyasal dincilere mi ait olması gerekiyor? – ABC Gazetesi

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de terk edilen 18 Türk adasının ardından 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de yaşanan Yunan işgaline yaşanan yeni bir gelişmeyi gündeme getirdi.

Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk adasının ardından Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini belirtti.

Gazeteci Zahide Uçar’ın haberine göre Yalım’ın açıklamaları şu şekilde:

"Yunanistan, 2015 yılında Taşoz Adası Türk Karasularında İsrail ile birlikte petrol çıkarmaya başladı. Yunanistan ve İsrail, her gün 3823 varil Türk petrolünü çalıyor. Bölgede 111 Milyon varil petrol rezervi var. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetleri bu hırsızlığın cevabını veremiyor. Yunanistan 1987 yılında aynı bölgede petrol aramak istediğinde, Özal Hükümeti donanmayı Taşoz Adası’na göndererek Yunanistan’ın petrol arama girişimini engellemişti."

"KITA SAHANLIĞI DA YUNANİSTAN’A TERK EDİLDİ"

"Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’e gönderdiği resmi mektupta Doğu Akdeniz’deki 9 boylamlık Kıta Sahanlığımız 5 boylam doğuya çekilerek 4 boylama indirildi. Bölgede bulunan 5 Türk Adası ile 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığı Yunanistan’a terk edildi. Bu son derece vahim bir durum. Bakanlık Önümüzdeki aylarda Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol araması planlanan Amerikan Exxon Mobil ile ortağı Qatar Petroleum şirketlerinin önünü açtı."

"DÖNÜŞ YAPAN YAPAN OLMADI"

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere çok yere başvuru yaptığını yalnız dönüş alamadığını belirten Yalım, sözlerine şöyle devam etti:

"Ege Denizi’nde işgal edilen adalarımız ile ilgili olarak görsel ve yazılı basın üzerinden Milletimiz ile paylaştığım bütün bilgi ve belgeleri devlet kurumları ile paylaştım. Ancak hiçbir kurum benimle temasa geçmedi. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere işgalden sorumlu olan yetkililer yazı ve haberlerimi tekzip etmedi, edemedi."

Kaynak Yeniçağ: 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı