PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile Senatör Lindsey Graham : PKK – PYD – YPG konusu


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=AOHeOKaybcc&feature=share&fbclid=IwAR0tCa-9Gi897KpBA1RAjyJ-LINHeLMuCjCO1Ug_iZnWBOrkw4zM8brMMqg

[tags PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile Senatör Lindsey Graham : PKK – PYD – YPG konusuh

İSTİHBARAT DOSYASI : ABD terörle mücadele analisti gizli bilgi sızdırma suçundan tutuklandı


ABD terörle mücadele analisti gizli bilgi sızdırma suçundan tutuklandı

Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, Frese "kişisel kazanıma yönelik hassas ulusal güvenlik bilgilerini açıkladığı için yakalandı. Çok gizli bilgilerin yetkisiz bir şekilde ifşa edilmesinin makul bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal güvenliğine olağanüstü derecede zarar vermesi beklenebilir.” denildi.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın eski terörle mücadele analisti Henry Kyle Frese, Virginia eyalet savcısı tarafından gizli bilgileri muhabirlere iletme suçlamasıyla tutuklandı.

Virginia’nın doğu bölgesi genel avukatı G Zachary Terwilliger, 9 Ekim’de Henry Kyle Frese’nin tutuklandığını duyurdu.

Diğer şeylerin yanı sıra, sızan malzemeler beş istihbarat raporu içeriyordu ve yabancı bir ülkenin silah sistemleriyle ilgiliydi. Sağlanan bilgiler en az sekiz haber makalelerinde kullanıldı.

Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada, Frese "kişisel kazanıma yönelik hassas ulusal güvenlik bilgilerini açıkladığı için yakalandı. Çok gizli bilgilerin yetkisiz bir şekilde ifşa edilmesinin makul bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal güvenliğine olağanüstü derecede zarar vermesi beklenebilir.” denildi.

Savcı, Frese’nin birlikte yaşadığı gazetecinin, meslektaşına yardım etmesini istediğine inanıyor. Makalesi için silah sistemleri hakkında bilgiye ihtiyacı vardı. Frese sözde kabul etti, ancak karşılığında kız arkadaşının işyerinde terfi almasını istedi.

Gazeteciler iddia edilen sızıntıya karşı iddianamede isimlendirilmedi, ancak The Wall Street Journal onları CNBC muhabiri Amanda Macias ve NBC muhabiri Courtney Kube olarak tanımladı.

Friz Çarşamba sabahı işe geldiğinde tutuklandı.

Kaynak: Guardian

KÜRT SORUNU DOSYASI /// ARSLAN BULUT : ABD’NİN ASIL HEDEFİ TÜRK-KÜRT SAVAŞI MI ???


ARSLAN BULUT : ABD’NİN ASIL HEDEFİ TÜRK-KÜRT SAVAŞI MI ???

09 Ekim 2019

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD askeri birliklerinin Suriye’nin kuzeyinden çekileceğinden şüpheli olduklarını bildirirken, ABD Başkanı Donald Trump ise Twitter hesabında, Michael Doran’ın "Obama döneminde Kürtlerle değil, müttefikimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin can düşmanı olan PKK ile iş tuttuk. Bu politikayla Türk-PKK savaşının tohumlarını ekiyor, aynı zamanda Türkiye’yi Rusya’nın kollarına atıyorduk." mesajını paylaştı!

ABD yönetiminde, "PKK’yı Türklerin başına bela ettik, Suriye’de de PKK’nın kolunu 100 bin kişilik kuvvet haline getirdik. 30 bin TIR silah yetmedi, ‘çekileceğiz’ dedikten sonra da 80 TIR silah ve araç daha gönderdik. Türkleri bu gücün hakkından gelemez. Gelirse de ‘Kürtleri yok ediyorlar’ diye dünyayı başlarına yıkarız" tarzında bir hazırlık olduğu seziliyor.

***

Suriye sorununun asıl sebebi, ABD’nin, Türkiye, S. Arabistan, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ile IŞİD ve PKK’yı kullanarak bu ülkeyi paramparça etmesidir. AKP iktidarını çıkmaza sokan da ABD’nin Suriye projesine yardım ve yataklık etmiş olmasıdır. AKP iktidarı, bu sebeple ABD’nin organize ederek Türkiye, Ürdün ve Irak üzerinden Suriye’ye gönderdiği IŞİD’lilerin sorumluluğunu da üstlenmek zorunda kaldı!

Kamuoyunda ise farklı endişeler var. Deniliyor ki, "15 Temmuz darbesi, AKP’nin sistemi değiştirerek iktidarını sürdürmesini sağladı. Suriye’yi karıştırarak, Türkiye’ye yönelik güvenlik tehdidi oluşturulmasını sağlayan da AKP iktidarıdır. Güvenli bölge harekâtının sonunda da rejim tamamen değiştirilebilir!"

***

Suriye’yi parçalayıp Türkiye’nin güvenliğini de tehdit altına sokan, ülkenin nüfus yapısını değiştiren, üretimi zayıflatarak ekonomiyi çökerten ve milli kimliği tanımayanların, şimdiki sorunun altından kalkma ihtimali var mıdır?

Trump’ın tehditlerine, neden Cumhurbaşkanı Yardımcısı seviyesinde cevap verildi? Fuat Oktay, "Türkiye kendi göbeğini kendi keser. Hiçbir şartta da kendi yanı başında terör koridoru ve terör devleti oluşturulmasına asla ve asla müsaade etmez, bedeli ne olursa olsun" dedi ama Trump’ın "güvenli bölge" diye çevirdiği tel örgüler içinde hareket edeceklerini garanti etmişlerdir!

Buna rağmen, Trump niçin Türkiye’yi tehdit etmeye yeltendi? Çünkü geçmişten acı tecrübeleri var. Kıbrıs’ta Türkiye’nin, birinci harekât ile elde ettiği üçgen içinde kalmasını önceden kabul etmişlerdi. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, bunu Mehmet Ali Birand’a itiraf etmiştir. Türkiye ise ikinci harekâtı yaparak, bugünkü KKTC’nin sınırlarını çizdi. Bu yüzden Türkiye’ye ambargo koydular. Şimdi ABD, Erdoğan’ın veya Türkiye’nin, "güvenli bölge" diye Trump’ın çizdiği sınırları aşarak, PYD devletini yok etmesinden korkuyor, bu yüzden tedbir alıyor!

Yılmaz Özdil herhalde, "Ecevit gibi dik dur, canımı ye" derken "Kıbrıs Barış Harekâtı"ndaki kararlılığı kastetti. Şimdi yapılacak harekâtın adı da "Barış Pınarları" ya…

Güzel de böyle bir ihtimal var mı?

***

Trump, birinci tehdidinin yeterli olmadığını hissetti ki "Kürtler Türkiye’nin doğal düşmanı, yüz yıllardır savaşıyorlar. İnsancıl değerlerin dışına çıkarlarsa aşırı zarar görmüş bir ekonominin gazabına uğrarlar. Bunu daha önce rahip Brunson için yapmıştık." diye bir daha saldırdı!

Türkiye’nin, Suriye’de veya Irak’taki Kürtlerle bir sorunu yok. Aksine tarih boyunca Türkler nerede hâkimiyet kurmuşsa, içinde Kürtler de bulunmuştur. ABD, 1915’te Ermenileri kışkırtarak oynadığı oyunu şimdi Kürtler üzerinden tekrarlamaya çalışıyor ama 30 bin TIR değil 300 bin TIR silah da gönderse başaramayacak çünkü Kürtlerin kaderi Türklerle birlikte yazılmıştır, bunu hiçbir proje değiştiremeyecektir.

HUKUK DOSYASI /// MUSTAFA SOLAK : ABD’YE DİRENMEDE MEDENİ KANUN’UN ÖNEMİ


MUSTAFA SOLAK : ABD’YE DİRENMEDE MEDENİ KANUN’UN ÖNEMİ

Medeni Kanun’un amacı dine göre değil güncel ihtiyaçlara dayalı, kadını erkeiyle çağdaş bir toplum yaratmaktır. 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilir, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girer.

Ziya Gökalp’e göre eski hayat ve geleneklerin yerini yeni bir hayat almalıydı. Ziya Gökalp, evlilikte, boşanmada ve mirasta kadın-erkek eşitliğini savunmuştur. [1] Mustafa Kemal Paşa, 7-8 Temmuz 1919 gecesi Mazhar Müfit Kansu’ya tesettürün ve fesin kalkacağını söyler. [2]

Cumhuriyet’in ilk yıllarında çabalar

Mahmut Esat Bozkurt, Mecelle olmak üzere temel bazı yasaları yeniden düzenlemek üzere kurulan komisyonların ıslahatın sosyal ve ekonomik sisteme dokunmadığını belirterek Adliye bakanını, büyük kısmı “13 asır evvel Bağdat çöllerinde yazılmış ve bir kısmı da Frenk kokan yasalar” diyerek eleştirir. [3] Daha sonra Adliye Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt, Şükrü Kaya [4] ile birlikte “Avrupa’dan medeni yasa almak” fikrini Atatürk’e iletirler.[5]

Sonuçta İsviçre Medeni Kanun’un ve Borçlar Kanun’unun, bazı değişikliklerle, bütün olarak alınıp benimsenmesine karar verilir.

Mahmut Esat’ın Medeni Kanun’a yazdığı gerekçe

Medeni Kanun’a yazdığı gerekçede Mahmut Esat Bozkurt, yeni kanuna ihtiyacın dinin değişmez doğasının bütün ihtiyaçları karşılaşmaktan uzak olduğundan dolayı ihtiyaç duyulduğunu açıklar:

“Mecelle’nin temeli ve ana çizgileri dindir; oysa insanlık yaşamı, her gün, hatta her an köklü değişimlerle karşı karşıyadır. Bunun değişimleri, yürüyüşü, hiçbir zaman bir nokta çevresinde saptanamaz ve durdurulamaz. Yasaları dine dayalı devletler kısa bir zaman sonra yurdun ve ulusun isterlerini karşılayamazlar. Çünkü dinler, değişmez kurallar kapsarlar. Yaşam yürür; gereksinimler hızla değişir; din yasaları, her ne olursa olsun ilerleyen yaşamın karşısında, biçimden ve ölü sözcüklerden ileri bir değer, bir anlam taşıyamazlar. Değişmemek, dinler için bir zorunluluktur. Bu nedenle dinlerin yalnız bir vicdan işi olarak kalması, çağdaş uygarlığın temellerinden ve eski uygarlıkla yeni uygarlığın en önemli ayırıcı niteliklerinden biridir. Köklerini dinlerden alan yasalar, uygulandıkları toplumları ilkel çağlara bağlarlar ve ilerlemeleri engelleyici belli başlı neden ve etkenler arasında bulunurlar. Türk ulusunun alın yazısının, bugünkü çağda bile ortaçağ düzen ve kurallarına bağlı kalmasında, dinin değişmez kurallarından esinlenen yasalarımızın en güçlü etken olduklarından kuşku duyulmamalıdır.”

Medeni Kanun’un getirdiği önemli haklar

1) Resmi nikâh zorunlu hale getirildi.

2) Tek eşli evlilik zorunlu hale getirildi.

3) Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.

4) Tek taraflı olarak erkeklerin olan boşanma hakkı eşit koşullarla kadınlara da tanındı.

5) Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanındı.

6) Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri sona erdi.

7) Laik hukuk anlayışı toplumun her kesiminde uygulanır duruma geldi.

8) Türkiye’de hukuk birliği sağlandı.

Medeni Kanun’un öncesine dönüyoruz

Emine Bulut’un eski eşi tarafından, çocuğunun önünde öldürülmesi katledilmesi gibi her yıl binlerce kadının eşi tarafından öldürülmesi, yaralanması hangi eğitimsel ve kültürel ortamından besleniyor anlamamız lazım ki çözüm üretelim.

Bunlar arasında ders kitapları ve Diyanet’in fetvalarından, Medeni Kanun’un hükümlerine ve amaçlarına aykırı bazı örnekler sunalım.

1. Nişanlılar flört edemezler, el ele tutuşamazlar.

2. Kocaya 4’e kadar çok eşli olma hakkı.

3. Boşama yetkisi kocaya verilmiştir, koca yetkisini başkasına devredebilir. Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, “boş ol” demesi yeterli.

4. Mirastan kız çocuklara, erkeğin yarısı kadar pay.

5. Kadın, göstermediği sürece saçını siyaha boyayabilir,

6. Cariyenin kendi sahibesini doğurması kıyamet alameti sayılıyor,

7. Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir,

8. Kadının “açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte elleridir.”

Dindar gençlik yetişiyor mu?

Dindar gençlik yetiştirmek amacıyla bu ifadeler müfredata ve fetvalara eklense de saha araştırmaları da gösteriyor ki hiç de dindar gençlik yetişmediği gibi ruh dengeleri bozulmuş gençler yetişiyor. Örneğin “Atatürk’ü toprak kabul etmedi, betona gömdüler” diyen öğrencim; başka bir zaman da “Allah çarpsın en iyi içki Jack Daniels” demişti. Neyi savunduğunu bilemeyen gencin ruhi dengesi yerinde midir?

Neredeyse her davranışı vicdan, emek, akıl bağlantısından kopararak sevap, günah, haram, helal kavramlarına sıkıştıran anlayış psikolojik sorunları artırır. Nitekim çocuğunu, “çocuğum artık anaokulundan itibaren dinini öğrenecek” gerekçesiyle sıbyan mektebine gönderen aileler yakınmaya başladılar. Gazeteden okuyalım:

“Evde ne yapsak ‘günah’ demeye başladı. Örneğin resim yapmak istiyor, ‘ama resim yapmak günah’ diyor…sorunlar giderek büyüdü. Doktora götürdüm. Çocuk çok ciddi psikolojik sorunlar yaşıyormuş. Neyin günah olup neyin olmadığının çelişkisini yaşadığı için depresyona girmiş. En çok da kardeşinden hırsını almaya çalışıyor. Çocuk gece altını ıslatmaya başladı. İçine kapandı, evdeki eşyalara zarar verdi. 5 yaşındaki çocuk bir gün dedi ki: ‘Annelerin çalışması günah. Anne ne olur günah işleme, lütfen çalışma. Babam bize baksın, senin paran da günahmış, o parayla bana sevdiğim şeyleri alma.’”

Aile en sonunda şunu diyor:

“Bence en doğrusu çocuğa dini bilgiyi ailesinin vermesi.”

ABD’ye etkili mücadelede Medeni Kanun’un önemi

Bunları söyleyen bir çocuğun annesine, kardeşine davranışı bu ise siz başka kadınlara, millete, milli birliğe, kendi dininden, mezhebinden olmayana davranışını düşünün!

Ülkemiz ABD tarafından Suriye’nin kuzeyi, Kıbrıs, Ege’den sıkıştırılır ve FETÖ, PKK aracılığıyla milli devletimiz parçalanmak istenirken Medeni Kanun’a aykırı müfredat ve fetvalar milli birliğimizi zedeliyor. DolayısIyla emperyalizme karşı birleşmiş bir millet için bundan vazgeçilmelidir. Sendikalar, dernekler, partiler bunun için birbirlerini ve milleti görüşmelerle, panel, konferanslarla uyarmalıdır.

NOT: Müfredat ve ders kitaplarındaki kadın düşmanlığına dair ifadeleri “Gayrimilli Eğitim” ve “Diyanet’in Fetvaları” kitabımı mücadelede değerlendirebilirsiniz.

Tarihçi

Mustafa Solak

[1] Ziya Gökalp, Yeni Hayat–Doğru Yol, (haz: Müjgan Cumhur), Kültür Bakanlığı, Ankara, 1976, s. 32.

[2] Mazhar Müfid Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, C.I, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986, s. 131-132.

[3] TBMM Zabıt Ceridesi, 2. Dönem, C.X, s.175-177.

[4] Şükrü Kaya’nın hukukun laikleştirilmesine yönelik çabaları için bakınız. Mustafa Solak, Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya, Kaynak Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2013.

[5] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İstanbul, 1969, s. 370.