JEO POLİTİK DOSYASI : ABD’li yazardan ‘Türkiye’nin sınırları yakında değişecek’ iddiası


KAYNAK : https://tammakale.com/2018/11/abdli-yazardan-turkiyenin-sinirlari-yakinda-degisecek-iddiasi-iyi-oku-canim-turkiyem/?fbclid=IwAR38gT0J26OjNMg7DRa6ktWgnHxdwrPrKMR99bmNT1sPIDpabdlVdA8P21Q

ABD’li yazardan ‘Türkiye’nin sınırları yakında değişecek’ iddiası

Amerikalı neo-con yazar Michael Rubin’e göre Türkiye’nin bölünme sürecinin psikolojik aşaması tamamlandı ve Erdoğan tarihe ‘kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan kötü adam’ olarak geçecek.

15 Temmuz darbesini önceden yazan Amerikalı neo-con yazar Michael Rubin, Türkiye’nin bölündüğünü, ancak henüz Kürtlerin ayrı bir devlet mi kuracakları yoksa Türkiye’nin içinde bir federasyon mu olacaklarının belli olmadığını öne sürdüğü bir yazı kaleme aldı. Rubin’e göre Türkiye’nin bölünme sürecinin psikolojik aşaması tamamlandı ve Erdoğan tarihe ‘kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan kötü adam’ olarak geçecek.

Rubin yazısını şöyle bitirdi: “Türkiye parçalara ayrılmış durumdadır. Sınırları yakında değişecek; tek mesele bölünme iki ayrı devlet şeklinde mi olacak yoksa Türkiye’ye dahil bir federasyon mu henüz belli değil.

Erdoğan kendisini büyük bir lider ve yeni Atatürk olarak görüyor olabilir. Fakat Atatürk modern Türkiye’yi inşa ederken, Erdoğan onu yıkmaktan başka bir şey yapmadı. Erdoğan tarihe bir kahraman olarak geçmeyecek, kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan yozlaşmış bir kötü adam olarak geçecek.”

İşte Rubin’in Türkiye’nin bölünme senaryosunu yazdığı o yazısı:

Bir ülke ne zaman parçalanır? İç savaş ve şiddet dolu karışıklıklar parçalanma aşamasının ön adımlarıdırlar. Çekoslovakya’nın barışçıl bölünmesinin karşısında Yugoslavya ve Hindistan örnekleri de bulunuyor.

Etiyopya’dan kopmasından önce Eritre’de onlarca yıl çatışmalar sürmüştü, ya da Güney Sudan bağımsızlığını ilan ederek Sudan’dan koparken de durum farklı değildi. Bangladeş’in Pakistan’dan kopması ise sadece bir yıl almıştı fakat o bir yıl içerisinde Suriye’de son beş yılda ölen insandan daha fazlası hayatını kaybetmişti.

Ancak bu örneklerin hepsinin ortak özellikleri politik ayrışmalar ile bölünme öncesinde ortaya çıkan psikolojik bölünme halidir. Eritreliler bağımsızlıklarını ilan etmeden çok uzun zaman önce kendilerini Etiyopyalı olarak görmekten vazgeçmiş ve ayrı bir topluluk olarak düşünmeye başlamışlardı.

Bangladeşliler içerisinde yaşadıkları toplumdan farklı bir dil konuşuyorlardı ve oldukça farklı bir kültürel kimliğe sahiptiler. Çekler ve Slovaklar zorla birlik haline getirilirlerken farklı tarihsel altyapılara ve dillere sahiptiler.

Donald Trump’ın seçim galibiyetinden sonra ayrılık konuşmalarının ortaya çıktığı California’da ise durum aynı değil. Eyaletler arası otoyol sisteminden tutun da Hollywood’un Ulusal Futbol Ligine kadar, California Amerika’nın ta kendisidir.

Californialılar, öteki 49 eyalette bulunan vatandaşlarıyla birlikte dünyanın farklı yerlerinde savaşmışlardır. California halkının büyük bölümü trump’tan hoşlanmıyor olabilir, California halkının büyük çoğunlu da kendisine oy vermemiştir. California’nın ayrılık konuşmaları strest atmaktan başka bir anlama gelmeyecektir.

Şimdi bir de Orta Doğu’ya bakalım: Kürtler kendilerini ulus olamamış büyük bir topluluk olarak görüyorlar. Onlarca milyon Kürt dört bölge ülkesine yayılmış halde yaşamaktadırlar: Türkiye, Suriye, İran ve Irak.

Kürtler Irak’ta onlarca yıldır süren bir mücadele içerisindeler. Irak monarşisi süresince, Kürtler ve monarşi güçlerinin arada sırada çatıştıklarına şahit oluyorduk fakat o günler 1961’de kaldı, sadece üç sene sonra Irak ordusu bir darbe ile monarşiyi yıktı ve Kürtlerin mesafeli kaldığı Bağdat bu topluluğun üzerine ateş püskürmeye başladı.

Ayaklanmalar ve düşük yoğunluklu çatışmalar sonraki on yıl da sürdü. 1970 senesinde, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Molla Mustafa Barzani, şimdiki lide Msut Barzani’nin babası olur, Saddam Hüseyin’in barış sağlanabilecek pragmatik bir lider olduğunu düşünmüştü.

Baba Barzani ve Saddam birlikte Kürtlere otonom haklar tanıyan bir anlaşmaya varmışlardı. Çok kısa bir süre sonra ise Barzani Saddam’ın samimiyetsizliğine tanık olacaktı.

Çatışmalar bir kez daha başlamıştı. Çatışmaların sertleşmesi ve Saddam’ın baskıcı bir tutumu benimsemesi Kürtlerin kendi tarihsel miraslarına yönelerek Iraklı liderin kafalarına sokmaya çalıştığı düşünceleri reddetmeye yöneldiler.

1991 senesi, Saddam’ın bir hesap hatası ile şekillenmişti: Saddam sivil devlet memurlarını geri çekmiş ve ablukaya aldığı Kürtlere boyun eğdirmenin yolunu aramıştı. Irak Kürtleri ise durumdan avantaj sağlayarak kendi hükümetlerini kurmuşlardı.

TÜRKİYE’NİN SINIRLARI YAKINDA DEĞİŞECEK

O günlerin üzerinden 25 yıldan fazla zaman geçti. Genç nesiller Saddam’la asla karşılaşmadılar, ve çoğu sivil Kürt savaşı asla deneyimlemediler, İslam Devleti’nin Kürt kentlerine birkaç düzine mil yaklaşmasını önemsemediler.

Kürtçe konuşuyorlar ve Arapça anlamıyorlar. Kürt şarkıcıları dinliyorlar ve Kürt televizyonu izliyorlar. Bırak Irak’ın güneyini, pek azı daha önce Bağdat’ta bulundu.

Çok azı kendisini Iraklı hissediyor. Bu yeni birşey değil, çok sayıda akademisyen ve gazeteci Irak Kürdistan’ını ziyaret ederek aynı gözlemlerde bulunuyorlar. Basra, Necef, Kerbela ve hatta Bağdat’ta Irak Kürdistan’ının ne kadar farklı olduğuna dair konuşmalar yapılıyor fakat onların da pek azı bölgeyi ziyaret etmişler.

Eğer Kürdistan dağlarında yaz tatili merkezleri inşa edilmiş olsalardı, Iraklılar buraları ziyaret ederlerken sanki yabancı bir ülkeye giriyormuş gibi pasaport kontrolünden geçeceklerdi.

Oysaki bir zamanlar okullarda Arap milliyetçiliğinin birlik olabilmek için verdiği savaşı öğreniyorlardı, çok sayıda genç Iraklı genç Irak Kürdistanı’nın ülkeye bütünüyle entegre olması gerektiği konusunda umursamaz durumda. Irak Kürtlerinin kazançları sadece bölgelerinin kontrolü ile kısıtlı kalmadı, aynı zamanda psikolojik olarak kendilerini kabul ettirmeyi de başardılar.

Türkiye’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kürtlere karşı kanlı ve küçük düşürücü bir girişim içerisinde. Yapmaya çalıştığı seçimlerde Kürtlerin büyük bölümünün oyunu alabilmekti, fakat kısa süre önce Kürtlerin oylarına ihtiyacı kalmadığında verdiği sözleri de unuttu. Barış sürecine olan inancında samimi değildi.

Çok geçmeden gördü ki Kürtler HDP’ye oy veriyorlar, kavurucu dünya siyasetini benimseyerek Cizre, Silopi, Nusaybin gibi kasabaları yıkarak Suriye’nin Halep’ine benzetirken, düşmanının kaynaklarını kurutmaya yöneldi.

Barış görüşmesinin ardından gelen ve 1980’lerin ortalarını anımsatan şiddet deneyimi Türkiyeli Kürtlerin Türk vatandaşları ile müşterek gelecek düşüncesinden vazgeçmelerine neden oldu.

Kafa yapısı değişen ise sadece Kürtler değiller. Erdoğan Türk basını üzerinde oldukça güçlü bir kontrole sahip, Türkler şimdiye kadar olmadığı denli baskı altında tutulan ve konuşmasına izin verilmiş kısık seslere maruz kalıyorlar.

Sonuç olarak, yeni nesil Türkler eğer düşman olarak değilse Kürtleri en azından öteki olarak görüyorlar. Batılı yaşam tarzına sahip Türklerin büyük çoğunluğu Türkiye’nin Güney Doğu bölgesine adımını bile atmamış, bölgede yaşayan Kürtlerin büyük çoğuluğu ise Antalya, Bursa ve İzmir’i asla ziyaret etmeyecekler.

Türkiye psikolojik anlamda bir bölünme sürecinden geçiyor. Hatta Erdoğan’ın kendisi dahi bir aşamada bu bölünmenin kaçınılmaz olduğunu anladı, ve hatta ekonomi politikalarından Kürt bölgelerini silmesinden bu durumu anlayabiliriz.

Psikolojik bölünme etnik bir temizliği tersine çevirmeyi imkansız hale getirmektedir. Neredeyse imkansız hale gelmesi bir yana, Kürtler de silahlı ve savaş deneyimine sahipler. Türkler gerçeklerle yüzleşmeliler:

Türkiye parçalara ayrılmış durumdadır. Sınırları yakında değişecek; tek mesele bölünme iki ayrı devlet şeklinde mi olacak yoksa Türkiye’ye dahil bir federasyon mu henüz belli değil. Erdoğan kendisini büyük bir lider ve yeni Atatürk olarak görüyor olabilir.

Fakat Atatürk modern Türkiye’yi inşa ederken, Erdoğan onu yıkmaktan başka bir şey yapmadı. Erdoğan tarihe bir kahraman olarak geçmeyecek, kibiri uğruna Türkiye’yi yıkan yozlaşmış bir kötü adam olarak geçecek.

Michael Rubin

Kaynak: https://www.aei.org/publication/has-there-been-psychological-partition-in-turkey/

Çeviri: Şıvan Okçuoğlu – Odatv.com

GÜNDEM ANALİZİ /// NACİ KAPTAN : TÜRKİYE ABD TARAFINDAN BİR TEHDİT ALTINDA MIDIR ?


Sayın Türker Ertürk değer vererek okuduğum yurtsever saygın bir asker ve yazardır . Aşağıda paylaşmış olduğum yazısında ABDnin bir HAYDUT DEVLET (Rogue State)olduğunu yazmış ki bu tanımıçok doğrudur . ABD Dünyanın her bir bölgesinde ve kendi ülkesinden onbinlerce km uzaklıktaki ülkelerde karargah kurmuş , askeri ve örtülü eylemlerde bulunmuş ve doğrudan veya dolaylı olarak veya askeri güç kullanarak bu az gelişmiş / yoksul ülkelerde yönetimde söz sahibi olmuştur. İşte HAYDUT DEVLET olmak budur .

Peki herkesi haydutlukla suçlayan ama kendisi en büyük haydut devlet olan ABD (Trump) neden Türkiyeye karşı düşmanca davranarak Ulusal onurumuzu aşağılacak söylem ve davranışlarda bulunuyor ? Neden Terörist grupları eğitip ordulaştırarak silahlandırıyor ve sınırımıza yığıyor ? BOPta sıra Türkiyeye mi geldi ?

TÜRKİYE ABD TARAFINDAN BİR TEHDİT ALTINDA MIDIR ?

ABD TÜRKİYEYE KARŞI BİR KUŞATMA UYGULAMAKTA MIDIR ?

ABD İLE TÜRKİYE ARASINDA BİR SAVAŞ OLASILIĞI VAR MIDIR ?

Bu üç soruya vereceğim yanıt ; EVETtir.

OLGULAR ;

Trump ülkemizi doğrudan tehdit etmektedir. Delidir ne söylese yeridir diyemezsiniz! Türkiyeye karşı söyledikleri ve ekonomik kıskaca alma çalışmaları unutulmamalıdır ;

1. ABD Başkanı Donald Trump, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılanmasına devam edilen ABDli din adamı Andrew Craig Brunsonın serbest bırakılmaması durumunda Türkiyeye geniş yaptırımlar başlatacağı tehdidinde bulundu. (27.07.2018 )

2. 14.01.2019 Eğer Türkiye Kürtleri vurursa, Türkiyeyi ekonomik yönden mahvederiz. 20 millik (32 km) güvenli bölge kuracağız. Aynı zamanda Kürtlerin Türkiyeyi provoke etmesini istemiyorum Bu deyişi not ediniz .

3. Türkiyeye ABD ile ticarette vergi avantajı sağlayan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) kapsamındaki ülkeler listesinden Türkiye çıkartıldı (17.05.2019)

4. ABD Başkanı Donald Trumpın, Ortadoğu politikasında özellikle İsrailin varlığı için tehdit olarak gördüğünü sıkça vurguladığıİranın ekonomisini hedef alarak siyasi rejimini zor durumda bırakma politikası devam ediyor. Bu çerçevede ABD yönetimi, Türkiyenin de aralarında bulunduğu 8 ülkeye geçici süreyle İrandan petrol alımına devam etmeleri konusundaki ayrıcalığı da Mayıs başında sona erdirdiğini açıkladı. İrana yönelik Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği ambargo kararı olmasına rağmen ABD yönetimi, eğer kendisi tarafından ilan edilmiş yaptırımlara uyulmazsa Türkiye gibi üçüncü ülkelere ve İranla ticaret yürütecek şirketlere ticari yaptırımlar uygulayacağını yineledi. (06.05.2019)

5. 20 Mart 2019 Kudüs Zirvesinde ABD Dışişleri Bakanının Türkiye için kullandığı malign (habis) tanımlaması

ABDnin ASKERİ GÜÇ KULLANMA OLASILIĞI

Aslında ABD Türkiyeye karşı barış ortamında İKİ KEZ planlı askeri güç kullandı ;

1. MUAVENET MUHRİBİMİZ 2 Ekim 1992de Display Determination-92 / Kararlılık Gösterisi-92 adlı NATO tatbikatı sırasında Egede ABD uçak gemisi Saratoganın ateşlediği 2 adet Sea Sparrow füzesiyle planlı ve bilerek vuruldu . 5 denizcimiz şehit oldu . 22 denizcimiz yaralandı . Muhrip görev dışı kaldı .

2. ÇUVAL OLAYI 4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irakın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri tarafından Türk Özel Kuvvetleri Bürosuna yapılan baskınla, 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirilip kelepçelenerek esir alındı.ABD böylece 1 Mart tezkeresinin reddine karşılık verdi. Daha sonraları CIA ajanı Henri barkey bir toplantıda şunu söyledi ; AKP ile anlaşarak Türk ordusunu kafesledik

SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ , BU NEDENLE SÜREKLİ TETİKTE OLMAK GEREK !

A * ABDnin Güneydoğu sınırımızda KÜRT DEVLETİ kurma projesi

1. (11.12.2017) Pentagon 2018de YPGye yardım için 500 milyon dolar ayırdı. YPGye 12 bin kalaşnikof, binlerce ağır makineli tüfek, roket atar, anti-tank füzesi, uydu telefonu ve gece görüş dürbünü gönderilecek. Pentagonun 2018 Mali Yılı Bütçesinde Suriyede IŞİDe karşı savaşan muhalefete yani PKKnın Suriye kolu YPGnin ana omurgasını oluşturduğu SDGye (Suriye Demokratik Güçleri) 500 milyon dolarlık yardım öngörülüyor.Yapılacak silah yardımının bütçesi 104 milyon dolar olarak hesaplandı. Bütçe detayında 12 bin adet AK-47 Kalaşnikof otomatik tüfek, 6 bin PKM makineli tüfek, 3 bin 500 DShK ağır makineli tüfek, 3 bin adet RPG-7 roketatar, bin adet Türkiyede PKKlıların üzerinde yakalanan AT-4 veya SPS-9 sofistike anti-tank füzesi, 80 adet 60 mm, 80 adet 82 mm ve 75 adet 120 mm havan topu bulunuyor. Bu silahlarda kullanılacak mühimmatlara ise 157.6 milyon dolar ayrıldı.

SİLAH YARDIMI 8 KAT ARTTI

2. Emekli albay ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı Erol Başaran Bural, YPGye yardımın artmasınışöyle değerlendirdi: 2017de Suriye eğit-donat programına 250 milyon dolar tahsis edilmişti. Silahlı gruplar için 13 milyon 200 bin dolarlık hafif ve ağır silahların alınmasını öngörülmüştü. Yapılan yardımlar yeterli gelmediğinden talep edilen 180 milyon dolarlık ek bütçeyle birlikte PKK/PYDye 2017 yılında yapılan yardım toplam 430 milyon dolara ulaştı.

30 BİN SİLAHLI ADAM

3. Pentagonun bütçe detayında şu anda bölgede 25 bin silahlı adam olduğu belirtiliyor. Bu yıl 5 bin kişinin daha eğitilerek bu gruba katılacağı ve 2018 sonunda ABD yardımıyla sahada savaşan 30 bin silahlı terörist olacağı ifade ediliyor.

LİNK : https://www.mynet.com/abdden-ypgye-2018de-500-milyon-dolarlik-silah-daha-110103549070

60 BİN KİŞİLİK ORDUYA YETER

4. (22 Aralık 2018) Suriye kuzeyindeki PKKlı teröristlere ABD tarafından ilk kapsamlı sevkiyat 2014 yılında yapıldı. Hatta o dönem havadan atılan cephanenin bir kısmı PKKya bir kısmı da DEAŞa gitti. ABD ordusu, o günden bugüne toplamda 22 bin TIR ve 5 bin kargo uçağı dolusu silah, araç, teçhizat ve cephaneyi terör örgütüne teslim etti. Bu miktarda cephanenin en az 60 bin kişilik bir orduyu donatabileceği belirtiliyor. 60 bin kişilik bir orduyu donatacak sayıdaki silahların Türkiyeye karşı kullanılmasından endişe ediliyor.

LİNK : https://www.yenisafak.com/dunya/o-silahlar-ne-olacak-3416572

Kürt grupları eğiten ve silahlandıran , düzenli ordu olarak yapılandıran , Türkiyeye tehdit oluşturan bu grupları koruma kalkanı altına alan bu nedenle de sözde stratejik ortak olduğunu zanneden ülkeyi MAHVEDERİMdiye tehdit eden HAYDUT bir devletle karşı karşıyayız .

Sorudur ; ABD , PKK / PYD / YPG habire isim değiştiren ama özde aynı olan bu gruplardan neden düzenli ordu yaratıyor ?

ABD bu oluşumlara neden 2014 yılından buyana 22 bin TIR ve 5 bin kargo uçağı dolusu silah, araç, teçhizat ve cephaneyi teslim etti 60 bin kişilik orduyu donatacak silah , cephane neden verildi ? Bu güç kime karşı kullanılacak ?

Türkiye ABD tarafından Güneydoğudan kuşatılmıştır. Devam edelim

BATIDAN EGE DENİZİNDEN KUŞATMA

EGE ADASINDA BULUNAN ADA ADACIK VE KAYALIKLARIMIZ YUNANİSTAN TARAFINDAN İŞGAL EDİLDİ SİLAHLANDIRILDI

1933, 1943 tarihli İngiliz haritalarıyla, 1951 ve 1957 tarihli Amerikan haritalarında adaların Türkiyeye ait olarak gösterilen Egedeki Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba ve Ardacık adacıkları ve İzmir önlerindeki Venedik Kayalıkları ile Girit Adası etrafındaki Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi adacıklarının Yunanistan tarafından işgaline AKP iktidarı sessiz kaldı . Adalara 5 bin Yunan askerinin konuşlandırıldığı ve Lozan hilafına silahlandırıldığı gündemdedir. Yunan ordusu anakaraya çok yakın olan adalarımızda köşe başlarını tutmuştur . Bunlar öncü kuvvettir .

YUNANİSTANIN EGE ADALARINI İŞGALİ ABD SENARYOSU İLE PEKİŞTİRİLİYOR VE TÜRKİYE SAVAŞA ÇEKİLİYOR !

ABDnin tatbikat uygulamalarının ve nezaketinin dışına çıkarak doğrudan Türkiyeyi hedef aldığı 2 tatbikat . Bu tatbikat senaryolarında NATO müttefiki bir ülkenin senaryoda açık şekilde düşman statüsüne alınması Türkiyeye ciddi bir mesaj ve diplomatik hakarettir.

1. (Millenium Challenge 2000 gibi) jenerik bir coğrafya, uydurma isimler ya da semboller üzerinden Türkiyeyi isim vermeden ve açık tarifle işgal edilecek ülke olarak tanımlayarak mesaj vermeye çalışıyordu.

2. (Aegean War) Senaryo, Kıbrısa Yunanistanın balistik füzeler yerleştirmesini Türkiyenin bunu önlemesi ve fırsattan yararlanarak benzer silahların yerleştirileceği Limni, Midilli, Sakız, Sisam ve İstanköy adalarını işgal etme niyeti üzerine kurgulanmış. Senaryo gereği, Egede gerçekleştirilen deniz kampanyasında silahlıçatışma alanı olarak sadece deniz tarafı kullanılmış. ABD 6. Filosu, başlangıçta Yunanistanın ve Güney Kıbrısın toprak bütünlüğünü sağlamak ve Yunan Donanmasının yokoluşunu önlemek için Kıbrısa giden Türk amfibi konvoyuna ve filosuna karşı Aegis sınıfı kruvazörleri gönderiyor. Türkiye birini batırıyor. Onlar da adaya giden Türk tank çıkarma gemisini (LST) batırıyor. Gemiyle birlikte 700 kişi kaybediliyor. Daha sonra savaş Egeye yayılıyor, Türkiye Boğaz önü ve Doğu Ege adalarını işgale yöneliyor. (E. Tüma. Cem Gürdenizin makalesinden )

LİNK : http://nacikaptan.com/?p=67634

Batıdan kuşatma Yunanistan ile başlatılmış ve göreceli olarak güçlendirilmektedir. ABD ve AB ardında beklemektedir.

GÜNEYDEN KUŞATMA & DOĞU AKDENİZ HAVZASINDA KİMİN KAÇ GEMİSİ VAR?

Doğalgaz sebebiyle son aylarda ciddi hareketliliğin gözlendiği Akdenizde şu an 60 civarında savaş gemisi bulunuyor. Bu gemiler Türkiyenin güneyinde tehdit oluşturacak düşman bir filo olarak kabul edilmelidir.

Aralarında NATO ve Türkiyenin de yer aldığı 12 ülke Akdenizdeki olayları deniz güçleriyle yakından takip ediyor. Akdenizde; ABDnin uçak gemilerinden Harry Truman, USS Roosevelt ve USS Donald Cook adlı modern destroyeri ile toplam 12 muharip gemisi var. Rusyanın ise 25 savaş gemisi bulunuyor. NATO üyesi Fransanın Doğu Akdenizde Charles de Gaulle adlı uçak gemisinin yanı sıra 2 fırkateyni, bir denizaltısı yer alıyor. Bölgede ayrıca İtalyanın ve İngilterenin 2, Kanada, İspanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan ve Hollandanın ise birer savaş gemisi seyir halinde. Tabii ki Türkiye de bölgede yeteri miktarda deniz gücü bulunduruyor.

TRİLYONLARCA DOLAR

Rakamlara dudak uçuklatan cinsten. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezinin tahminlerine ve Türkiyenin elindeki verilere göre, Doğu Akdenizde toplam 15 trilyon metreküplük doğalgaz ve 55 milyar varil petrol rezervi var. İkisinin toplam değeri onlarca trilyon dolar ediyor.

GAZZE ABLUKASININ TEMELİ

Tunus ile Sicilya Adasının doğusundaki bölgeyi ifade eden D. Akdeniz, dünyanın en büyük hidrokarbon yataklarından biri. Bölgede ilk büyük keşif, İsrailin Tamar yatağıydı. 200 milyar metreküplük bu doğalgaz yatağı 2001 yılında açılmıştı. Ki bu alan İsrail Filistin bölgesi dahilinde. Bu yüzden 2006 yılında Gazze ablukaya alındı. Ardından daha büyük doğalgaz yatakları bulundu. En büyükleri ise İsrailin 650 milyar metreküplük Leviathan ve Mısırın 850 milyar metreküplük Zohr yatakları oldu. 2011 yılında, Kıbrıs kıta sahanlığında yeni bir doğalgaz yatağı bulunmuş ve buna Afrodit ismi verilmişti. Halihazırda burada bulunan doğalgaz miktarının, 200 milyar metreküp olduğu değerlendiriliyor.

İngiltere Kıbrısa yığınak yapıyor: 121 savaş uçağı yerleştirecek!

(9.4.2019) İngiltere Hava Kuvvetlerine ait 121 adet F-35B tipi savaş uçağının, sonbaharda Kıbrıs Rum Kesimindeki Ağrotur Üssüne geleceği bildirildi. İngilterenin şu anda 17 tane olan F-35B savaş uçağı sayısı, 138e çıkarılacak.

LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/ingiltere-kibris-a-yiginak-yapiyor-121-savas-ucagi-yerlestirecek-dunya-nisan-2019

KIBRISTA FRANSAYA DENİZ ÜSSÜ

(22.05.2019) Kıbrıs Rum yönetiminin Fransaya deniz üssü verilmesini öngören askeri anlaşmayı, 6 ay içinde hayata geçireceği bildirildi. Anlaşmaya göre Fransa donanması, Rum sözde parsellerindeki doğalgaz çalışmalarının güvenliğini de sağlayacak; çakışan alanlara yönelik muhtemel Türk müdahalelerini de göğüsleyecek.

LİNK : https://sptnkne.ws/m3ED

BÖYLECE TÜRKİYE GÜNEYDEN DE KUŞATMA ALTINDADIR.

Yunanistan ,Bulgaristan, Romanya, Gürcistandaki ABD askerleri ayrı bir hikayedir.

İÇTEN KUŞATMA

1. Ülkemiz ağır yoğunluklu bir İSTİKRARSIZLAŞTIRMA baskısı altındadır . Öncelikli olarak Türk toplumu iktidar tarafından KÖKEN ve İNANÇ üzerinden bölünmüş , düşmanlaştırılmış ve birbirine hasım kılınmıştır .

2. Çıkarcı özelleştirmeler ve akıl almaz oranda dış borçlarla , hesapsız harcamalarla EKONOMİ çökmüş, işssizlik , enflasyon , pahalılık nedeniyle toplum direnci kırılmıştır.

3. TSKnın hiyerarşik düzenli yapısı dağıtılmış, askeri okullar kapatılmış, komuta heyeti siyasetin içine çekilerek liyakat ortadan kaldırılmış, Askerlik görevi sermayeleştirilmiştir. Askerlik süreci ise sürekli kısaltılmaktadır . Hatta bayram öncesi 6 ayını tamamlamış olan erlerin terhisi söz konusu olmuştur. Sayısı belki 100 bin civarı olan 6 aylık askeri bir anda kışladan gönderdiğinizde doğabilecek güvenlik zafiyeti Milli güvenliğimizi tehlikeye sokacaktır . Daha sonra terhis olayı bayram sonrasına bırakılmıştır. Bekleyelim görelim!

4. Ülkemize yaklaşık 5 milyon Suriyeli kayıtsız olarak alınmıştır . Bu Türkiyenin demografik yapısını değiştirmek için yapılmış planlı bir operasyondur . Bir milyon Suriyeli asker olacak yaştadır ve bu sayı bizim ordumuzun toplamından fazladır. Türkiye içinde her an bir karmaşa çıkartabilecek yapı ve çoğunluktalar.

Türkiye 2002den bu yana gittikçe artan siyasi , ekonomik , sosyal kargaşa ve savrulmalarla zayıflamıştır . Bu zafiyeti en çok yaşayan Ergenekon, Balyoz operasyonlarıyla en değerli kuşaklarını kaybeden TSKnın savaş gücü kasıtlı ve planlı olarak kırılmıştır . TSK komuta kademesi siyasetin parçası yapılmıştır.

Devlet ehil ve akil kişiler tarafından yönetilmiyor. Liyakatli, bilgili kişiler devletten uzaklaştırıyor . Devlet kurumları zayıflıyor . Ülke zayıflıyor ve işgale açık hale geliyor . Sonuç olarak Türkiye BOP kurallarına uygun sistematik olarak zayıflatılmış ve güç kaybına uğratılmıştır . İşte bu nedenle Yunanistan fiili yaptırımlarla adalarımız işgal ediyor fakat herşeyden sorumlu olduğunu söyleyen saraydaki yöneticimiz sessiz kalıyor . Ülkemiz işgal altında Gen.Kur.Başkanı da sessiz !!!

ABD bizi açıkça düşman ilan ediyor, hakaret ediyor Anayasal kurumlarımız çökertildi. yargıçöktü. Ekonomi çöktü. İhvan-ı müslimci yönetimin aklı fikri laik cumhuriyeti de çökertmek . Çevrede dostumuz kalmadı . Üzülerek söylüyorum ki Türkiye Osmanlının hasta adam devrine yol almaya başladı.

Görüşüm ; S 400 Hava savunma sistemi gecikmeden alınmalıdır . ABDnin sadece savunmaya yönelik sistemi almamıza karşıçıkmasının ardında TÜRKİYENİN SAVUNMASIZ kalması isteği yatmaktadır . Bu sistem BOP kurgusuna karşı bize kalkan sağlayacaktır . ABD ve müttefiklerinin saldırı gücünü düşürecektir. Türkiye NATOda kalarak olası bir savaşa karşı en azından Natonun içinde az da olsa bir koruma kalkanınıüzerinde tutmalıdır .

Marshall planında ökseye tutulan Türkiye, sancılı ve zor da olsa bu açmazdan çıkacaktır.

UNUTMAYALIM ;

ABD – FRANSA – YUNANİSTAN -İSRAİL -İNGİLTERE PASTAYI PAY ETMEK İÇİN APORTTA BEKLİYOR !

Naci Kaptan / 01.06.2019

CIA DOSYASI : Geçen haftalarda Assange’a 17 yeni suçlama yöneltme kararı alan ABD, Wikileaks kurucusuna “CIA sızıntısı” ile ilgili yeni bir suçlama yöneltmeyecek !!


Geçen haftalarda Assange’a 17 yeni suçlama yöneltme kararı alan ABD, Wikileaks kurucusuna "CIA sızıntısı" ile ilgili yeni bir suçlama yöneltmeyecek

ABD Adalet Bakanlığı’nın Wikileaks kurucusu ve eski Genel Yayın Yönetmeni Julian Assange‘ı CIA’in en gizli casusluk araçlarından bazılarını ortaya çıkarma konusunda suçlamama kararı aldığı iddia edildi.

Politico’dan Natasha Bertrand’ın iki ABD Adalet Bakanlığı yetkilisinden aktardığına göre Assange’a yöneltilen sert suçlamalara bir tanesinin daha eklenmemesi insanları şaşırttı. ABD Adalet Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Assange’a 17 yeni casusluk suçlaması yöneltmişti. Politico’nun kaynaklarının aktardığına göre Assange, ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı’nın en kuvvetli dijital kodlarını ve "hackleme aletlerini" ortaya çıkardığı için cezalandırılmayacak. Wikileaks’in bu konu ile ilgili yayımladığı dosyalar CIA tarihinin en büyük sızıntılarından biri kabul ediliyor. Bu sızıntının ardından CIA bu araçları bir daha kullanamamıştı.

Savcıların bu kararı almasında ABD’nin Assange’ın Britanya’dan iadesini istemesi için kısıtlı süresi olması ve bir iddianamenin daha CIA ile ilgili daha çok gizli bilgiyi ortaya çıkarma ihtimali olmasının etkisi olduğu belirtildi.

TIKLAYIN – BM raportörü Assange’da psikolojik işkenceye bağlı belirtiler tespit etti: Demokratik ülkeler çete gibi çalıştı

ABD Assange’ı hâlâ Chelsea Manning’e yardım etmek ve casusluk kanunu ihlal etmek ile suçluyor. Bir ABD devlet çalışanı ve vatandaşı olmayan Assange’ın, genelde devlet çalışanlarına yönetilen "Casusluk yasaları" ile yargılanması insanları şaşırtmıştı. Savcılığın, Assange’ın ABD’ye iadesini sağlayacak kadar güçlü bir iddianameleri olduğunu düşündükleri aktarıldı.

ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER DOSYASI : SADAT MİLİSLERİ VE ABD’Lİ YAZAR MICHAEL RUBİN’İN İDDİALARI


MICHAEL RUBİN KİMDİR ??? BURAYA TIKLAYIN.

SADAT var, Osmanlı Ocakları örgütlenmesi var.

Osmanlı Ocakları, tamamen AKP’nin silahlanmış milis güçleri… Gezi eylemlerindeki o barışçıl eylemler sonrasında, herhangi bir sivil eyleme karşı müdahale amacı ile kuruldular.

Erdoğan’ın, Gezi Parkı eylemlerinden sonra kurdurduğu iddia edilen özel ordusu SADAT… (Uluslararası Savunma Danışmanlığı). Gezi Parkı direnişinden sonra kurulan son örgüt ise Osmanlı Ocakları…

“ÖZEL ORDU VE SİLAHLI MİLİSLER”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, referandum gecesi, CHP’nin sokağa çıkmama nedenine ilişkin eleştirileri yanıtladı. ozguruz.org haber portalından Hayko Bağdat’a konuşan Ağbaba, “AKP’nin birçok sivili silahlandırdığı o akşam belki bir olay olabileceğini düşündük” dedi.

Ağbaba’nın konuya ilişkin sözleri şöyle:

“SADAT var, Osmanlı Ocakları örgütlenmesi var. Osmanlı Ocakları, tamamen AKP’nin silahlanmış milis güçleri… Gezi eylemlerindeki o barışçıl eylemler sonrasında, herhangi bir sivil eyleme karşı müdahale amacı ile kuruldular.

15 Temmuz sonrası görüntülere bakıldığı zaman onların silahlı olduğunu tahmin edebiliriz. Ayrıca bu silahlı örgütlenmelerle işbirliği yapan birkaç mafya grubunun olduğuna dair duyumların da Genel Başkanımıza bilgi olarak geldiğini söylemek isterim.

AKP’nin birçok sivili silahlandırdığı o akşam belki bir olay olabileceğini düşündük. Belki ortamı terörize ederek, eylemcilerin arasına provokatörler sokarak %50 üzerindeki pırıl pırıl, meşru birleşmeyi provake edecek olaylar olabilir duygusuyla bu çağrıyı yapmadık.”

Peki nedir bu SADAT?

Türkiye’de uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek şirket olduğu belirtilen ve eski TSK mensuplarının görev aldığı Sadat, askeri ve “iç güvenlik” yani “terörle mücadele” alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veriyor. Askeri ve güvenlik alanında pek çok eğitimi veren şirketin, kursları arasında “Gayri Nizamı Harp” ve “Keskin Nişancılık” gibi başlıklar da dikkat çekiyor. “Kara Harekatı”, “Keskin Nişancılık”, “Koruma”, “Tahrip”, “Gayri Nizami Harp”, “İleri Tek Er Muharebe”, “Topçu ve Havan İleri Gözetleyicilik”, “Tank / Zırhlı Araç Avcılığı” gibi kurs eğitim paketleri bulunuyor

İÇGÜVENLİK HİZMETLERİ

SADAT’ın resmi internet sitesinde belirtilen “Hizmetleri”nin yarısı “İç güvenliğe” ayrılmış durumda.

İç Güvenlik-Danışmanlığı başlığı altında şunlar sıralanıyor:

SADAT A.Ş.; T.C. Emniyet Teşkilatından emekli 1. Sınıf emniyet müdürlerinden ve emekli Jandarma personelinden teşkil edilen ehil ekiplerle, yapılan tespit ve hazırlanan rapor doğrultusunda, Emniyet gücünün teşkilatlanmasını ve kuruluşunu yaparak;

Mesleğe Giriş,

Temel Eğitim,

Meslekte Yükselme,

Atama ve yer değiştirme esasları ile birlikte, görev, yetki, sorumluluklarını ve malzeme kadrolarını belirleyebilir.

İç güvenlik alanında Eğitim hizmetleri ise daha dikkat çekici:

2) Polis Yetiştirme

SADAT A.Ş.; T.C. Emniyet Teşkilatının her türlü eğitim müesseselerinde eğitici ve idareci olarak görev yaptıktan sonra emekli olmuş, 1. Sınıf Emniyet Müdürlerinden oluşan ehil ekipler vasıtası ile Emniyet Teşkilatının reorganizasyonunu gerçekleştirebilir. Yine ehil eğitici, idareci ve danışmanlar eliyle, Emniyet Teşkilatı için;

Polis Akademileri,

Polis Meslek Yüksek Okulları,

Polis Kolejleri,

Polis Eğitim Merkezleri,kurarak, bu eğitim müesseselerinin eğitim ve idarecilik hizmetlerini bizzat veya danışman olarak yürütebilir.

KİM BU ADNAN TANRIVERDİ?

Kara Kuvvetleri Sağlık Daire Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 30 Ağustos 1996 yılında kadrosuzluktan emekliye sevk edilen Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Erdoğan’ın yeni başdanışmanı oldu.

1964 yılında Kara Harp Okulu’na giren Tanrıverdi, 1976-1978 yıllarında Kara Harp Akademisi’nde öğrenim görerek 1978 yılında kurmay subay statüsünü kazandı. Aynı zamanda eski Akit yazarlarından biri olan Tanrıverdi 30 Ağustos 1992 tarihinde ise tuğgeneralliğe yükseltildi.

1944 Konya Akşehir doğumlu olan Adnan Tanrıverdi, 1963-1964’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümündeki öğreniminin ardından 1964 yılında girdiği Kara Harp Okulun’dan 1966’da topçu subayı olarak mezun oldu ve 1996 yılındaki emekliliğine kadar 30 yıl TSK’da görev yaptı.

1980’de kurmay subay olan ve “Gayrinizami Harp Kursu” de gören Tanrıverdi’nin görev yaptığı birlikler arasında Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı ile KKTC Sivil savunma Teşkilat Başkanlığı da bulunuyor.

MÜRTECİ

1992’de tuğgeneralliğe yükseltilen Tanrıverdi, İstanbul’daki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın ardından Kara Kuvvetleri Sağlık Daire Başkanlığı yaptı ve 1996’da kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edildi. Tanrıverdi’nin geçmişte ve atamasının ardından “TSK içinde irticai faaliyetler yürüttüğü için” emekli edildiği iddiaları sıkça gündeme getirildi.

Emeklilikten sonra da Üsküdar FM Radyosunun Genel Koordinatörlüğünü, İhlâs Marmara Evleri Camii Yaptırma ve Yardım Derneği Yönetim Kurulu üyeliğini yapan Tanrıverdi’nin genel başkanlığını yaptığı, 2000 yılında kurulan Adaleti Savunanlar Derneği’nin (ASDER) TSK’dan ihraç edilen ve emekli askerlerden oluştuğu sıkça eleştiri konusu oldu.

Kuruluş, bünyesindeki Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) aracılığıyla TSK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik eleştiriler geliştirdi. Atama sonrasında basında yer alan iddialar arasında 15 Temmuz sonrasındaki kararnamelerle TSK’ya getirilen yeni düzenlemelerin bu önerilerle paralellik taşıdığı da var.

EMEKLİYE AYRILDIKTAN SONRA…

Adnan Tanrıverdi, emekliye ayrıldıktan sonra, 5 yıl Adaleti Savunanlar Derneği’nin Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Tanrıverdi, ASDER Onursal Başkanı olarak, Müslüman ülke silahlı kuvvetlerinin organizasyonu ve stratejik kullanımına danışmanlık, son kullanıcıdan eğitici seviyesi kadar özel konularda eğitim ve harp, silah ve araçlarının temini, bakım ve onarımı hizmetlerinde görev yapmak üzere SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi’ni kurdu.

Parlamentohaber’in yorumu: SADAT tanımı itibariyle, Osmanlı’da Erkan’ı Harp başkanlığına bağlı olan bilindiğinin aksine bir istihbarat örgütü değil, Müslüman sömürge ülkelerde ihtilal ve direniş örgütleyen Teşkilat’ı Mahsusa’ya benzemektedir. Teşkilat, tamamıyla Genelkurmay’a bağlıdır, personeli, devletin maaşlı elemanlarıdır.

EĞİTİM DOSYASI : ABD’de FETÖ üniversitesi “eğitim kalitesi yoksunluğu”ndan kapanıyor


ABD’de FETÖ üniversitesi “eğitim kalitesi yoksunluğu”ndan kapanıyor

Göçmenlik Çalışma Merkezi, raporunda Virginia Yüksek Eğitim Kurulu’nun Virginia’da bulunan FETÖ üniversitesinin akreditasyonunu iptal emeye hazırlanandığını belirtti

Virginia Eyalet Yüksek Eğitim Kurulu’nun kıdemli üyesi olan Akademik İşler ve Planlama Müdürü Dr. Joseph G. DeFilippo ve ekibinin hazırladığı raporda Virginia International Üniversitesi’nin kapatılması için 60 günü süre verdi.

FETÖ’nün ‘tabela’ üniversitelerindeki öğrenci sayıları düşüşte

Geçtiğimiz senelerde 2 bine yakın öğrencisi bulunan üniversitenn bugün 270 öğrencisi bulumakta. Bu sene üniversite sadece 85 mezun verdi.

Raporda ayrıca FETÖ okulunun “eğitim kalitesinden yoksun” ve “ABD’ye gelen kişilere F1 öğrenci vizesi almaya odaklı” olduğu notuna yer verildi.

FALSE FLAG OPERASYONLARI DOSYASI : GLOBAL SERVİSLER ASKERİ — TELEGRAM SİLAHI — ÜZERİNDEN BUGÜN ABD’Yİ VURDU /// 12 ÖLÜ 6 YARALI


Değerli Yurtseverler,

MK ULTRA PROJESİ görünen o ki ABD’yi vurmaya devam ediyor. Bu cihaz Rusların mı ?, Küresel Örgütlerin mi ?, CIA karşıtı servislerin mi ? yada bizatihi CIA’ninmi ? elinde bilinmez ama son 10 yıldır bu şekilde işlenen katliam ve cinayet saldırısında artış gözlemledik. Bu konuda ayrıca bir rapor hazırlayacağız. Son 25 yıldan bu yana, bu şekilde ABD genelinde kaç olay var istatistiki olarak önünüze koyacağız. Tabi biz her zaman bilim ve mantıktan yana olduğumuz için bu tür ciddi olaylarda KOMPLO TEORİLERİ havada uçuşsa da ilgi alanımızda değil. İşimiz doğru, nicelikli ve nitelikli bilgi vermek. Ama bu gelişen hadiseler biz de de bu tarz bir düşünce bloğunun oluşmasına neden oldu desek yalan söylemeyiz. Çünkü aşağıda okuyacağınız şekilde yakın zamanda çok olay oldu ve bunları sitemizden okuyabilirsiniz. Herkes kendince bir fikir oluşturabilir. Ama kesin bir gerçek var ki GLOBAL İSTİHBARAT SERVİSLERİ her alanda, her coğrafyada ve her şekilde birbirlerine FALSE FLAG OPERASYONLARI uygulamaya devam edecekler. Onlar orada kapışadursunlar ve T.C. sınırlarını ihlal etmesinler. Çünkü ederlerse DÜŞMAN tanımının gerçek sözlük anlamını da öğrenirler.

Bizden uyarması !!!

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

ÖNCE BU HABERİ OKUYUN !!!!!

HABER BAŞLIĞI : Katliamın ayrıntıları ortaya çıkıyor! İşte saldırganın kimliği (HABER TARİHİ : 02.06.2019)

ABD’nin Virginia Beach kentinde ateş açarak 12 kişinin ölümüne ve 6 kişinin yaralanmasına neden olan kişinin DeWayne Craddock isimli bir mühendis olduğu açıklandı. Polis şefi Cervera, “Pek çok boş şarjörün yanı sıra bir de 45 kalibrelik tabanca bulduk. Şüphelinin artırılmış şarjörleri tekrar tekrar tabancasına takarak, binadaki ve polis memurları ve kurbanlara ateş etti” dedi.

ABD’nin Virginia Beach kentinde ateş açarak 12 kişinin ölümüne ve 6 kişinin yaralanmasına neden olan kişinin kimliği tespit edildi. Yerel polisin yaptığı açıklamada, 31 Mayıs’ta düzenlenen silahlı saldırının sorumlusunun, kentin bayındırlık işleri biriminde görevli mühendis DeWayne Craddock olduğu bildirildi. Zanlının polisle girdiği bir çatışmada öldürüldüğü açıklandı.

Polis Şefi James Cervera yaptığı açıklamada, Craddock’un, Virginia Beach’te son 15 yıldır bir mühendis olarak istihdam edildiğini söyledi. Polise göre ayrıca, olay mahallinde ve Craddock’un evinde de silahlar bulundu.

AYRINTILAR ORTAYA ÇIKIYOR

Polis şefi Cervera, “Pek çok boş şarjörün yanı sıra bir de 45 kalibrelik tabanca bulduk. Şüphelinin artırılmış şarjörleri tekrar tekrar tabancasına takarak, binadaki ve polis memurları ve kurbanlara ateş etti” dedi.

Virginia Valisi Ralph Northam düzenlenen basın toplantısında, mağdurların ailelerine başsağlığı dile getirirken, Belediye Başkanı Bobby Dyer ise olayı anlamsız suç ve yerel halkın en karanlık saati olarak nitelendirdi.

KAYNAK : http://www.hurriyet.com.tr/dunya/katliamin-ayrintilari-ortaya-cikiyor-iste-saldirganin-kimligi-41233293

BU DA ABD BASININDAN BİR HABER !!! SALDIRGANIN MK ULTRA PROJESİNE MARUZ KALMIŞ OLABİLECEĞİNİ SÖYLÜYOR.

HABER BAŞLIĞI : Is Race or Mind Control the Reason that Shooters Like DeWayne Craddock Are Never Taken In Alive ? (HABER TARİHİ : 02.06.2019)

Yeah, I know.

I’m supposed to look at this nigga and be like, well, we always wanted “equality”. Now we’ve got niggas just as crazy as any white boy.

But now I’m thinking or rather wondering; is it because they’re Black that the cops never seem to bring in alive any of the Black mass shooters?

Or is it because they’re under some kinda mind control, a mind control that might break over time and subject them to an awful batch of truth-telling, that causes cops to murk them?

Because of course, being a Negro myself, I’m supposed to think that the reason that everything is done in America is “racist”.

But also being an Economist – with a degree in it and all – I’m supposed to know better.

So it could be that maybe the only mass shooters to get brought in alive – looking at you Dylann Roof, Nikolas Cruz, et. al – are the organic ones.

The “real” nuts.

The ones that snapped on their own and that need to be “studied”.

The modern day David Berkowitz‘s, but without the patience to continue over a protracted period nor the dogmatic approach.

That being the possible case, then maybe this fool DeWayne Craddock, this moron that walked into a municipal building where he worked in Virginia Beach, Virginia yesterday and killed 11 before the cops killed him, might just have been no better than Micah Johnson, Gavin Eugene Long, two probably mind-controlled Black nuts that also mass-shot cops, were ex-GIs and didn’t make it as far as being arrested.

Wouldn’t that be something?

Add the element of “race” to an already hot button issue like mass-shootings.

Get the gun control people and the racist all stirred up, but to what end?

Well, as best as I can wing it from my perch here on an early Saturday, black coffee on my writing table, chips devoured and non-sugared water on the floor, I’d imagine that, as always, fear-based capitalism mixed with simple politics is at play here.

And I know that’s the easy out, but I can’t see a greater boogeyman behind all this than money and power.

Ironically, mass shootings send people running to gun shops while they also, predictably, kick start another pathetic round of talking head blatherings about “gun control”.

A neat trick would be if somehow, these Black mass shooters were able to be used as proof that Negroes should, more than anybody else, be almost entirely restricted from legal gun ownership – which was what the first gun “laws” were about anyway – but it also helps I’m sure that a Black mass shooter could be so readily dismissed as “disposable”.

Nobody mourns even the “good” Negro.

The Negro mass murderer, far less.

But Dickie Bhee, wouldn’t that still make it racist?

Well, yeeeeeeeeeeeeeaaaaaaaaah…

But only technically.

Playing on racism for profit isn’t as genuinely racist as forming opinions based on race.

Opinions that can prevent you from hiring the best candidate, getting the best qualified workers, making the country the best it can be.

You can’t imagine that some of the people that were legally prevented from learning to read over 150 years ago weren’t smarter than some of the ones that were, simply because of skin color.

That being the case and as I always say, racism has cost America far more than it’s ever benefited the country.

But, oh well, the white “middle-class” has simply gotta have a group toward whom they can feel a sense of superiority.

And Mexicans would never be that group.

As far as living arrangements are concerned, they’ve got options.

KAYNAK : https://dickiebheeonthestreetz.com/2019/06/01/is-race-or-mind-control-the-reason-that-shooters-like-dewayne-craddock-are-never-taken-in-alive/