EĞİTİM DOSYASI : Öğretmenlerimiz atama beklerken “Formasyonsuz Suriyeliler devlet okullarında görevlendirildi”


Öğretmenlerimiz atama beklerken "Formasyonsuz Suriyeliler devlet okullarında görevlendirildi"

Öğretmen olmayı bekleyen yüz binlerce üniversite mezunu varken, Milli Eğitim Bakanlığı, çok sayıda Suriyeliyi okullarda görevlendirdi

Konuyu TBMM Genel Kurulu’nda gündeme taşıyan CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, sadece Adana’da 830 Suriyelinin “sözleşmeli eğitici” olarak okullarda görevlendirildiğini açıkladı.

Sümer’in açıklamaları şu şekilde:

“Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine entegrasyonu desteklemesi adlı bir proje başlatmıştı. Bu kamsamda geçici eğitim sistemleri oluşturulmuş ve buralarda Suriyeli eğitimciler görevlendirilmişti. Bu merkezler kapatıldıktan sonra binlerce Suriyeli öğrenci devlet okullarına yerleştirilmişti. Şimdide kapatılan bu merkezlerde çalışan binlerce Suriyeli eğitici devlet okullarında görevlendirilmeye başlandı. Sadece Adana’da göreve başlayan Suriyeli Sözleşmeli Öğretmen sayısı 830. Hangi eğitimi aldığı devlet tarafından dahi bilinmeyen, pedagojik formasyonu olmayan bu Suriyeli eğiticilere çocuklarımız teslim ediliyor. Eğitimini tamamlamış her türlü yeterliliği olan 10 binlerce gencimiz öğretmen olarak sırada beklerken Suriyelilere bu hak kim tarafından nasıl tanınmıştır”diye konuştu.

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : İmam Hatip’te erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan Kuran hocasına ‘iyi hal ‘indirimi


İmam Hatip’te erkek çocuğa cinsel istismarda bulunan Kuran hocasına ‘iyi hal’ indirimi

İstanbul Fatih Atatürk İmam Hatip İlköğretim Okulu’nda ücretli öğretmenlik ve Kuran kursu hocalığı yapan Seyfettin Tekin, öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Tekin’in cezasında iyi hali indirimi uygulandı.

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre, B.A’nın ailesinden 3 yıl boyunca gizlediği cinsel istismar, 2017 yılında makat bölgesinde kanama şikayetiyle Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne götürülmesiyle anlaşıldı. Muayene sonucunda B.A’nın cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıktı. Annesinin suç duyurusunda bulunması üzerine B.A. Fatih Çocuk Büro Amirliği’nde yaşadıklarını anlattı. 2015 yılında 8. sınıftayken Kur’an Kursu hocası Seyfettin Tekin tarafından cinsel istismara uğradığını açıklayan B.A, hocanın kendisi ile çok ilgilendiğini, kıyafet, ayakkabı aldığını, her bayram kendisini hamama götürdüğünü bundan ilk başlarda şüphelenmediğini aktardı. B.A, bir gün okuldan çıktıktan sonra kursa gittiğini ve çok uykusunun geldiğini belirterek Tekin’in kendisine uyku ilacı gibi bir şey verdiğinden şüphelendiğini dile getirdi. B.A, şüpheliye uyumak istediğini söylediğinde şüphelinin ‘gel benim odamda uyu’ dediğini, uyuyup uyandıktan, Tekin’i yanında pantolonu giyerken gördüğünü, kendisinin ise pantolonsuz olduğunu ve makatın çok acıdığını ve ıslak olduğunu fark ettiğini anlattı. Olay yerinden hemen uzaklaşıp evine gittiğini daha sonra sanığın kendisini her gördüğünde özel bölgelerine dokunduğunu aktardı.

İTİRAF ETTİ

Cinsel istismarın çocuğun beyanıyla ortaya çıkmasının ardından aynı gün, Fatih Çocuk Büro Amirliği’ne çağrılan Seyfettin Tekin ise cinsel istismarı itiraf etti. Tekin, B.A’nın 3 sene önce İstanbul Fatih’te bulunan Atatürk İmam Hatip Kuran kursu derslerine girdiğini belirtti. B.A.’ya maddi yardımda bulunduğunu da beyan etti. Seyfettin Tekin, ifadesinde mağdur ile cinsel ilişkiye girmediğini ancak cinsel davranışlarda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyledi.

MAHKEMEDEN İSTİSMARA İYİ HAL İNDİRİMİ

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında ise daha önceki ifadesini reddeden sanığa, çocuğun nitelikli cinsel istismarından 30 yıl hapis cezası verildi. Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulayan mahkeme heyeti cezayı 25 yıla indirdi. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası da yine indirimle 3 yıl 1 ay 15 güne çevrildi.

Dava süresince tutuksuz yargılanan sanık, karardan sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İHD’DEN AÇIKLAMA

İHD İstanbul Çocuk Hakları Komisyonu Twitter hesabından şu açıklama yapıldı:

Bugün, Çağlayan Adliyesi 9.Ağır ceza mahkemesinde görülen ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak takip ettiğimiz B.A davasında, istismarcı sanık cami hocası 28 yıl ceza aldı ve mahkemede tutuklandı.

BU ÇOCUKLAR KİMLERE EMANET EDİLİYOR

Gazeteci Burcu Karakaş "Dindar nesil yetiştirme gayesiyle başlatılan “Camiler Çocuk Dolsun, Ahlakı Kuran Olsun” projeleri yürüten devlet, aşağıdaki formları hazırlamak dışında (!) çocuk Kuran kurslarını ne kadar denetliyor? Bu çocuklar kimlere emanet ediliyor?" diyerek şu belgeyi paylaştı:

Karakaş açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Kuran kursu hocası hapis cezası alarak cezaevine gönderildi, peki ya kurs yöneticileri? Kursları denetlemeyenler? Din eğitimi altında çocuk istismarına göz yumanlar? Çocukların çıkaramadığı ses olmak zorundayız.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti


Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti

AKP İktidarı döneminde dünyanın “En başarılı” istihbarat örgütü haline geldiği söylenen, “Suriye’yi sokak sokak biliyor” denilen MİT, ülkenin tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ tehlikesini fark edemedi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden haberdar olamadı.

Olamayınca da Erdoğan, vatandaşlardan yardım istemek zorunda kaldı. 15 Temmuz’dan 25 gün sonra 10 Ağustos’ta önce işadamlarına şu çağrıda bulundu:

“O camiadan dostlarınız arkadaşlarınız olabilir. Ben diyorum ki, bunları ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lâzım. Bu bir vatanseverlik borcudur. Herkes istihbarat bilemeyebilir, emniyet bilemeyebilir ya da yetişemeyebilir, bakın adamlar kaçıyor.”

Ardından 28 Ağustos’ta Gaziantep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda vatandaşlara şöyle seslendi:

“Bu şarlatanların peşinden gidenlerden bildikleriniz varsa, bunları karakollara, savcılıklara bildirin, gerekeni yapalım.”

Son olarak 27 Haziran 2017’de AKP’lilerle bayramlaşma programında, şunları söyledi:

“Hepinize sesleniyorum; Nerede, bildiğiniz, bulduğunuz bir FETÖ terör örgütü mensubu varsa, bunu bizlere muhakkak bildireceksiniz. Eğer bildirmiyorsanız, sorumlusunuz. Siz hangi mahallede kim var, bunları gayet iyi bilirsiniz. Bulacaksınız, biz de araştıracağız, inceleyeceğiz, hukuk içinde gereğini de yapacağız.”

Sonuç; Geçtik siyasi çekişmeleri, karı-koca kavgasında bile, “Kocam FETÖ’cü” ihbarları yapıldı… Alacak-verecek meseleleri veya kişisel husumetler, benzer ihbarların konusu oldu…

Ardından, “Lekelenmeme hakkı” hatırlandı ve isimsiz ihbarların işleme konulmayacağı müjdelendi!..

AKP TEŞKİLÂTININ LİSTESİ

Bu girişten sonra ilginç bir “İhbar” olayını anlatmak istiyoruz.

Erdoğan’ın 10 Ağustos’ta işadamlarına yaptığı çağrıdan sadece 5 gün sonra, 15 Ağustos 2016’da bir büyük ilimizin önemli ilçelerinden birisinin Emniyet Müdürlüğü’nde şu tutanak tutulur:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı …… …., Ak Parti İlçe Yönetimi, Kadın Kolları ve Gençlik kollarının yapmış olduğu çalışmalar sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin aidiyeti, iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti bulunduklarını düşündükleri kişi ve kuruluşlar hakkında hazırladıkları toplam 4 sayfadan oluşan liste ile bu husustan tanzim edilen ihbar tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması hususunu arz ederim.”

Tutanakta, dağıtımın Terörle Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüklerine yapılacağı belirtilir.

Ekine de 1 sayfalık ihbar tutanağı ile 4 sayfalık ihbar listesi konur.

İhbar tutanağı şöyledir:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …, Ak Parti İlçe Yönetimi başta olmak üzere Kadın Kolları, Gençlik Kolları gibi parti organlarına, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden sözlü olarak bildirimler geldiğini ve bunların teyitlerini yapamadıklarını, ancak bu kişi ve kurumların emniyet birimlerince araştırılması gerektiğinden bahisle; ……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …’un sözlü ve şifahi, çok ham ve olgunlaştırılması gereken, duyum şeklindeki bilgileri içeren beyanları, tutanağa geçmek üzere kısa notlar şeklinde alınarak aşağıdaki şekilde temize geçilmiştir.”

Sonrasında bildirilen isimler tek tek sıralanır. Çoğu birer cümlelik bilgilerin yanına parantez içinde “Detay veremiyor” notu da düşülür.

Bu isimlerin peşinden “Ayrıca” denilerek, yine aynı AKP ilçe başkanı, ilçe yönetimi ve parti organlarına atıfla şöyle devam edilir:

“Ulusal güvenliğimizi tehdit eden FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında çeşitli bildirimler geldiğini, ancak sözkonusu bildirimlerin teyitlerini kendilerinin yapamadıklarını; Kendilerine bildirim yapılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında bu kişilerin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olabilme ihtimali ve düşüncesiyle emniyet birimlerince araştırılması için 4 sayfalık bir liste hazırladıklarını, bu 4 sayfalık listede 40 kişiden oluşan 3 sayfalık bilgisayar çıktısı ile 1 sayfalık 13 maddeden oluşan el yazısı ile yazdıkları liste haline getirdiklerini beyan etmiştir.”

Tutanağın sonuna AKP İlçe Başkanı’nın, “Emniyetçe yürütülecek inceleme, araştırma ve soruşturmalarda, yaptıkları bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi talebinde bulunduğu” kaydı da konur.

ÜYEMİZDİ ÜYELİĞİNİ SİLDİRDİ

Eklerdeki listelere gelirsek;

İlki, bir firmanın antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, 13 kişinin adının olduğu ve bazılarının karşısında ihbarı yapanların isimlerinin de yer aldığı bir listedir.

Bilgisayar çıktısı çizelgede ise çoğunluğu kamu kurumlarında çalışan ve sadece nerede çalıştıklarının belirtildiği toplam 40 isim vardır.

1 ila 33 arasındaki isimlerin yazdığı listenin üzerine el yazısıyla, “Kadın Kolları üyelerimiz verdi” notu düşülmüştür.

Aralarında temizlik personeli ve askeri okul öğrencilerinin yanısıra bir “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisinin” adının da bulunduğu bu listede bir kadın için, “…. Mah. Oturuyor. Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” yazmaktadır. Aynı kadın için ilk listede ise “Abla” denilmektedir.

SORUŞTURMA SONUCU

İhbarlar haliyle ciddiye alınır. Cumhuriyet Savcılığı, Emniyet’in tüm ilgili birimlerinden bu isimlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini isterken, “Facebook, Twitter, Whatsapp gibi sosyal medya paylaşımlarına ilişkin araştırma yapılması” talimatını da verir.

Tam 1 yıl sonra Emniyet’ten, Savcılığa gönderilen raporda; Listede geçen bazı isimlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı belirtilir. Diğerleri için ise, “Belirtilen şahsın şu kişi olabileceği değerlendirilmektedir” denilerek, kendileri ve aileleri hakkında çeşitli bilgiler verilir.

Sonuç; AKP’lilerin ihbar ettiği 59 isimden 37’sinin “FETÖ/PDY müzahiri şahıslarla irtibatı” tespit edilememiştir.

Bunlar arasında, “Abla” veya “Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” denilen kadın ile “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisi” de vardır.

İHBARCILARI NEREDEN BİLİYORUZ

Buraya kadar, her şeyin normal olduğunu varsayalım.

İyi de ihbarı, AKP İlçe Başkanı ve parti organlarının yaptığını nereden biliyoruz?

Şuradan;

AKP İlçe Başkanı’nın, “Bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi” talebine rağmen yukarıda aktardığımız tutanak ve yazılar İstanbul’da görülen bir davanın dosyasına geçtiğimiz aylarda aynıyla vaki girmiş durumda.

Her haliyle tam Aziz Nesin’lik bir olay, değil mi?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

CIA DOSYASI : CIA SUUDİ İSTİHBARATINI EĞİTMEYİ REDDETTİ


CIA SUUDİ İSTİHBARATINI EĞİTMEYİ REDDETTİ

Suudi güvenlik makamlarının ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA ile 2011’de yaptığı anlaşma gereği her yıl belli bir oranda Suudi Arabistan İstihbarat teşkilatı yetkilisinin eğitimi gerçekleştiriliyordu. ABD’li diplomatik kaynaklardan alınan bilgilere göre, CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı kamuoyunda oluşan aşırı baskılar nedeniyle 2020’de Suudi yetkililer eğitimine ilişkin anlaşmanın reddedildiğini belirtti.

Diplomatik kaynaklar, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Suudi Arabistan’ın istihbarat servisini eğitme teklifini reddettiğini belirtiyor. Dışişleri Bakanlığı’nı ile CIA yetkililerini tedirgin eden ve teklife karşı çıkmalarına neden olan gelişmenin, Suudi Arabistan’ın muhalifleri zorla Suudi Arabistan’a geri getirme, Cemal Kaşıkçı ailesini gözetleme ve insan hakları savunucularını gözaltına alma gibi istismarcı uygulamalarına devam etmekte olduğuna dair çıkan haberler olduğu ifade ediliyor.

ABD’li yetkililer, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri istikrara kavuşturmak için istihbaratın hesap vermesi ve reformlar yapılması gerektiğini halen anlamamış olmasından endişe ediyor. ABD’li kaynaklar, Hazine Bakanlığı tarafından Kaşıkçı’nın öldürüldüğü operasyonu düzenleyen isim olduğu belirlenen Suud el Kahtani hakkında halen bir suçlama yapılmamış olmasından ve perde arkasında halen faaliyet göstermeye devam etmesinden de hoşnut değiller. ABD’li diplomatik kaynaklar, aynı zamanda Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in ve Kaşıkçı’nın oğullarından birinin bu yaz Londra’da izlendiğini ve bu konuda endişelerinin devam ettiğini belirttiler.

DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU DOSYASI /// VİDEO : Çin’in toplama kamplarını ifşa eden gazeteci Olsi Jazexhi – Sahte bir hikayeyi dünyaya sunamazdım


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=RP9iLSSna3g&feature=share&fbclid=IwAR0xR1DXw_NDq7g5RAQP52et4L0gvD-ohaDNrxZS0t-ijHfnHNX6Ft1_9sU

ÇOCUK İSTİSMARI DOSYASI : 15 yaşındaki kız çocuğunu kaçırıp Özgecan Aslan’ın videosunu izletip 3 gün boyunca tecavüz etmişler !!!


15 yaşındaki kız çocuğunu kaçırıp Özgecan Aslan’ın videosunu izletip 3 gün boyunca tecavüz etmişler !!!

Mersin’de 15 yaşındaki lise öğrencisi, bir şahıs tarafından kaçırıldığını ve 3 gün boyunca cinsel istismara uğradığını iddia etti. Özgecan Aslan’ın yaşadıkları anlatılarak korkutulduğunu, ailesiyle tehdit edildiğini öne sürülen kız çocuğu, serbest bırakılan şahsın cezalandırılmasını istedi.

Mersin’in merkez Toroslar ilçesinde ailesiyle birlikte yaşayan lise 2’inci sınıf öğrencisi Z.G.K. (15), kendisinden yaşça oldukça büyük bir şahıs tarafından kandırıldığını ve tehdit edilerek kaçırıldığını öne sürdü. 3 gün boyunca alıkonulduğunu ve bu süre boyunca da birçok kez cinsel istismara uğradığını iddia eden Z.G.K, cep telefonuyla arkadaşının annesinden ‘Beni kurtarın’ diye yardım istediğini, telefon sinyalinin geldiği yeri tespit eden polis tarafından bulunduğunu ve kurtarıldığını anlattı. Z.G.K, daha sonraki süreçte annesi ve babasıyla birlikte Çocuk İzleme Merkezine gittiklerini ancak orada şikayetçi olmadığını söyleyerek, “Çünkü beni ailemle tehdit etti. Dayımın en küçük oğluna zarar vereceğini söyledi. Benim yüzümden kimseye zarar gelmesini istemediğim için şikayetçi olmadım. Daha sonra annemlere anlattım ve şu anda şikayetçiyim. Cezasını çeksin. Bu, kimsenin yanına kalmasın istiyorum” ifadelerini kullandı.

“İÇİMDEKİLERİ KENDİME BİLE ANLATAMIYORUM

Özgecan Aslan’ın yaşadıkları anlatılarak korkutulduğunu, hala yaşadığı dehşetin izlerini taşıdığını ifade eden Z.G.K, kendisini çok kötü hissettiğini vurgulayarak, “Akşamları hiç uyuyamıyorum. İçimdekini kendime bile anlatamıyorum. Kendime anlatamadığımı size de anlatamıyorum. Çok korktum ve hala da korkuyorum. Her an sanki kapıdan geleceklermiş gibi hissediyorum. Bazen babama bakarken onları görüyorum. İyice psikolojim bozuldu. Üç gün ne olduysa her akşam onlar geliyor aklıma. ‘Beni bulmasalardı onların elinde ne hale gelirdim’ diye düşünüyorum. Geceleri tek uyuyamıyorum, ablama sarılıp yatıyorum. Akşam yatarken sayıklıyormuşum” dedi.

“KENDİME SÖZ VERDİM, POLİS OLACAĞIM”

Ailesinin, yaşananların ardından kendisine çok iyi davrandığını belirten Z.G.K, “Şu an tek isteğim okuluma gitmek. Okula giderken karşıma çıkarlar, bir şey olur diye annemler beni açık öğretime yazdırdılar. Ablam, kardeşlerim okula gidiyor, ben gidemiyorum ve kendimi çok kötü hissediyorum. Okula gitmek istiyorum. Polis olmak istiyorum. Çünkü başıma gelenleri belki başkaları da yaşayacak. Ben de sesini duyuramayan insanlara el uzatmak istiyorum. Kendime bir söz verdim; polis olacağım. O insanların içeri girmelerini, diğer insanlarınsa rahatlıkla nefes almalarını sağlamak istiyorum” diye konuştu.

AİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Kızlarının yaşadıklarının ardından yaklaşık bir ay önce Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan aile, CİMER’e de dilekçe yazarak şikayetini bildirdi. Aile şimdi her iki şikayetin de sonucunu bekliyor. Çocuğunun kaybolduğunu, üç gün boyunca bulamadıklarını, daha sonra kaçırıldığını öğrendiklerini söyleyen Anne Nergis K., “Çocuğumu ben aldım ama nasıl aldım? Üç gün içinde ne yaşadığımı bilemedim. Kaçıran şahıslar bir aydır dışarıda geziyor. Üç gün boyunca çocuğumun sağ mı ölü mü olduğunu bilemedim. Adaletten yardım istiyorum. Benim çocuğum yandı, başka anne-babaların çocukları yanmasın, böyle bir olay yaşamasın. Davacıyım ve bu şahısların cezalarını çekmelerini istiyorum. Özgecan’ın videosunu izleterek çocuğuma tecavüz etmiş. Gereken neyse yapılmasını istiyorum” şeklinde konuştu.

Baba Derviş K. de, “Büyüklerimizden adalet istiyorum. Bu şahısların cezalarını çekmelerini istiyorum” ifadelerini kullandı.