FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..


Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..

FETÖ’cü hainlerin kendilerini kurtarma adına yaptıkları "itiraf"lar yüzünden binlerce masum, KHK ile işlerinden atıldılar. Son dönem "kontörlü arama" yüzünden aynı işlem yapılıyor. 8-10 yıl önce hiç tanımadığı, hiç bir zaman gitmedikleri illerden aranmışlar. Bir saniye bile görüşme yok. Ama sorgusuz-sualsiz atılanlar var. Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı "Yeni bylock kullananları tesbit ettiklerini bunlardan 1680 kişinin kamu kuruluşlarında halen çalıştığını" açıkladı. Bylock ölçü ise 11 bin 700 kişi de "mor beyin" denilen sahte bylock çıkmış ve cezaevlerinden tahliye edilmiş, çoğu da beraat etmişti. Mor beyin gadrine uğrayan çok sayıda tanıdığım var. Emekli Albay Semih Ayan, haksızca 11.5 ay hapis yatmıştı. Eşi de KHK ile işinden atıldı. Suçsuzluğu kanıtlanınca geri döndüler. Geç gelen adalet, adalet olmasa da kendi yeğenlerimin başına da gelmişti. İki yıllık aradan sonra güç-bela döndüler. İşine dönemeyen yaklaşık 200 bin kişi daha var. Her gün yenileri ile tanışıyorum. Taksi şoförlüğü yapan Afrin Gazi’lerinden tutun, temizlikte çalışan ve hatta kağıt toplayan masum genç subaylar var. Garsonluk yapanlarla da karşılaştım. Aile desteği ile işsiz-güçsüz evde oturup adaletin tecelli edeceği günü bekleyenler de çok.

Evrensel hukuk da "suçun şahsiliği ilkesi" vardır. Dünyanın hiç bir yanında suç işleyenlerin aile bireyleri işten atılmaz. PKK’lı teröristlerin bile ailelerine uygulanmadı. Biz Balyoz kumpası esnasında "düşman savaş hukuku"na rastlamıştık. FETÖ’nün söz konusu uygulaması bu gün iktidar tarafından devam ettiriliyor. Babası, eşi 15 Temmuz darbesine şu veya bu şekilde bulaşmış diye, eşini, oğlunu, kızını, kardeşini ve hatta yeğenleri KHK ile atılan yüzbinden fazla insanın birinci, ikinci, üçüncü derece akrabaları ile kapsama alanları 2 milyonu geçmektedir.

Bunlardan birini, en bariz örneğini değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum. Yüzbaşı Vahit Berat Candar…

2004 yılında Maltepe Askeri Lisesinden, 2008’de ise Kara Harb Okulundan mezun. Babası da emekli Albay. Ailede FETÖ’nün zerresi yok. FETÖ’cü olmadığı için okullarda dereceye girememiş. 2014 ve 2015 yıllarında kurmay olmak için girdiği yazılı sınavlarda dereceye girmesine rağmen akademiye alınmamış. Berat Yüzbaşı üstelik "Tümgeneral Hamza Koçyiğit"in damadı… EDOK Kurmay Başkanı iken 15 Temmuz gecesi görevden alınıp, kuvvet emrine verilen Koçyiğit; ünlü EDOK Davasında Metin İyidil ve İhsan Yanıkoğlu ile beraber ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Dosya şu an İstinaf da, Yargıtay’da bozularak beraat edeceklerine inanıyorum. 2008 mezunu genç Berat Teğmen, 2009’da yeni mezun Gülşah Teğmen’e aşık olur. Yaklaşık 7 ay flört döneminden sonra 19 Aralık 2009’da şu an I. Ordu Komutanı olan o dönem ki Tümgeneral Musa Arsever’in taktığı yüzük ile nişanlanırlar. Yani FETÖ’cüler gibi "katalog evliliği" yapmamıştır. 19 aylık nişanlılık döneminden sonra 10 Temmuz 2011 tarihinde evlenmişlerdir. Teğmen Gülşah Koçyiğit artık Candar soyadını almıştır. General kızı ve damadı hiç torpilli görevlerde bulunmadıkları gibi en zor yerlerde çalışmışlar. Subaylık sicil notları hep FETÖ’cü amirler tarafından düşük verilmiştir. FETÖ’cü subayların eşleri çalınan sorular sayesinde 100 tam puan alırken, Gülşah ve Berat 75’in altında kalmıştır. 15 Temmuz gecesinin önemli karargahlarından birisi de "Kara Havacılık Okulu"dur. Berat henüz teğmen iken 160 teğmen ile beraber helikopter pilotluğu önerilmesine rağmen Berat’ın bunu kabul etmeyişi K.K.K. Bilgi Sistemi ağında mevcuttur. Sadece bu bile "FETÖMETRE Kriterleri"ne göre, Berat’ın kesinlikle FETÖ’cü olmayacağının göstergesidir. Berat ve Gülşah çiftinin bir de çocukları var.

Tümgeneral Hamza Koçyiğit, Aralık 2017 de henüz yargılama bitmeden ihraç edildi.

Hemen ardından Ocak 2018’de çıkan KHK ile babasından dolayı Üsteğmen Gülşah da ihraç edilir.

Ve nihayet Temmuz 2018’de Yüzbaşı Berat, eşinden ve kayınpederinden dolayı ihraç edilir.

Adalete bakar mısınız?

Ne yüzbaşı Berat ne de eşi üsteğmen Gülşah, general babaları yüzünden hiç bir zaman "Personel Temin Merkezi", yurt dışı görev, yüksek lisans eğitimi, dil kursları, personel-atama daireleri, istihbarat başkanlıkları gibi kritik olup FETÖ’cülerin çöreklendikleri yerlerde görev yapmadılar. Askeri liseler ve Harb okullarında Takım-Bölük Komutanlıkları yapmamışlardır. OHAL döneminde KHK ile sorgusuz-sualsiz mesleklerinden atılan Berat ve Gülşah çiftinin OHAL Komisyonuna verdikleri dilekçeye henüz cevap verilmedi!

Sözü fazla uzatmadan bu haksızlığı Türk kamuoyuna havale ediyor ve takipçisi olacağıma söz veriyorum… Ve bu arada, Şereflikoçhisar nüfusuna kayıtlı Hamza Koçyiğit’in 1970’li yıllarda Aksaray Ülkü Ocaklarında görevli olduğunun da bugün yüzlerce tanığı var. Hapishanelerde çok sayıda Milliyetçi-Atatürkçü subay, astsubay, uzman çavuş ve er olduğunun da altını çizsem kim ilgilenir ki…

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti


Müyesser Yıldız : AKP’liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti

AKP İktidarı döneminde dünyanın “En başarılı” istihbarat örgütü haline geldiği söylenen, “Suriye’yi sokak sokak biliyor” denilen MİT, ülkenin tüm kılcal damarlarına sızan FETÖ tehlikesini fark edemedi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden haberdar olamadı.

Olamayınca da Erdoğan, vatandaşlardan yardım istemek zorunda kaldı. 15 Temmuz’dan 25 gün sonra 10 Ağustos’ta önce işadamlarına şu çağrıda bulundu:

“O camiadan dostlarınız arkadaşlarınız olabilir. Ben diyorum ki, bunları ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lâzım. Bu bir vatanseverlik borcudur. Herkes istihbarat bilemeyebilir, emniyet bilemeyebilir ya da yetişemeyebilir, bakın adamlar kaçıyor.”

Ardından 28 Ağustos’ta Gaziantep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda vatandaşlara şöyle seslendi:

“Bu şarlatanların peşinden gidenlerden bildikleriniz varsa, bunları karakollara, savcılıklara bildirin, gerekeni yapalım.”

Son olarak 27 Haziran 2017’de AKP’lilerle bayramlaşma programında, şunları söyledi:

“Hepinize sesleniyorum; Nerede, bildiğiniz, bulduğunuz bir FETÖ terör örgütü mensubu varsa, bunu bizlere muhakkak bildireceksiniz. Eğer bildirmiyorsanız, sorumlusunuz. Siz hangi mahallede kim var, bunları gayet iyi bilirsiniz. Bulacaksınız, biz de araştıracağız, inceleyeceğiz, hukuk içinde gereğini de yapacağız.”

Sonuç; Geçtik siyasi çekişmeleri, karı-koca kavgasında bile, “Kocam FETÖ’cü” ihbarları yapıldı… Alacak-verecek meseleleri veya kişisel husumetler, benzer ihbarların konusu oldu…

Ardından, “Lekelenmeme hakkı” hatırlandı ve isimsiz ihbarların işleme konulmayacağı müjdelendi!..

AKP TEŞKİLÂTININ LİSTESİ

Bu girişten sonra ilginç bir “İhbar” olayını anlatmak istiyoruz.

Erdoğan’ın 10 Ağustos’ta işadamlarına yaptığı çağrıdan sadece 5 gün sonra, 15 Ağustos 2016’da bir büyük ilimizin önemli ilçelerinden birisinin Emniyet Müdürlüğü’nde şu tutanak tutulur:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı …… …., Ak Parti İlçe Yönetimi, Kadın Kolları ve Gençlik kollarının yapmış olduğu çalışmalar sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ilişkin aidiyeti, iltisakı, irtibatı ve mensubiyeti bulunduklarını düşündükleri kişi ve kuruluşlar hakkında hazırladıkları toplam 4 sayfadan oluşan liste ile bu husustan tanzim edilen ihbar tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup, gerekli araştırma ve soruşturmanın yapılması hususunu arz ederim.”

Tutanakta, dağıtımın Terörle Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüklerine yapılacağı belirtilir.

Ekine de 1 sayfalık ihbar tutanağı ile 4 sayfalık ihbar listesi konur.

İhbar tutanağı şöyledir:

“……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …, Ak Parti İlçe Yönetimi başta olmak üzere Kadın Kolları, Gençlik Kolları gibi parti organlarına, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden sözlü olarak bildirimler geldiğini ve bunların teyitlerini yapamadıklarını, ancak bu kişi ve kurumların emniyet birimlerince araştırılması gerektiğinden bahisle; ……. Ak Parti İlçe Başkanı ….. …’un sözlü ve şifahi, çok ham ve olgunlaştırılması gereken, duyum şeklindeki bilgileri içeren beyanları, tutanağa geçmek üzere kısa notlar şeklinde alınarak aşağıdaki şekilde temize geçilmiştir.”

Sonrasında bildirilen isimler tek tek sıralanır. Çoğu birer cümlelik bilgilerin yanına parantez içinde “Detay veremiyor” notu da düşülür.

Bu isimlerin peşinden “Ayrıca” denilerek, yine aynı AKP ilçe başkanı, ilçe yönetimi ve parti organlarına atıfla şöyle devam edilir:

“Ulusal güvenliğimizi tehdit eden FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili hem vatandaşlardan hem de partililerden, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında çeşitli bildirimler geldiğini, ancak sözkonusu bildirimlerin teyitlerini kendilerinin yapamadıklarını; Kendilerine bildirim yapılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişiler ile özel sektör şirketleri ve buralarda çalışanlar hakkında bu kişilerin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olabilme ihtimali ve düşüncesiyle emniyet birimlerince araştırılması için 4 sayfalık bir liste hazırladıklarını, bu 4 sayfalık listede 40 kişiden oluşan 3 sayfalık bilgisayar çıktısı ile 1 sayfalık 13 maddeden oluşan el yazısı ile yazdıkları liste haline getirdiklerini beyan etmiştir.”

Tutanağın sonuna AKP İlçe Başkanı’nın, “Emniyetçe yürütülecek inceleme, araştırma ve soruşturmalarda, yaptıkları bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi talebinde bulunduğu” kaydı da konur.

ÜYEMİZDİ ÜYELİĞİNİ SİLDİRDİ

Eklerdeki listelere gelirsek;

İlki, bir firmanın antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, 13 kişinin adının olduğu ve bazılarının karşısında ihbarı yapanların isimlerinin de yer aldığı bir listedir.

Bilgisayar çıktısı çizelgede ise çoğunluğu kamu kurumlarında çalışan ve sadece nerede çalıştıklarının belirtildiği toplam 40 isim vardır.

1 ila 33 arasındaki isimlerin yazdığı listenin üzerine el yazısıyla, “Kadın Kolları üyelerimiz verdi” notu düşülmüştür.

Aralarında temizlik personeli ve askeri okul öğrencilerinin yanısıra bir “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisinin” adının da bulunduğu bu listede bir kadın için, “…. Mah. Oturuyor. Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” yazmaktadır. Aynı kadın için ilk listede ise “Abla” denilmektedir.

SORUŞTURMA SONUCU

İhbarlar haliyle ciddiye alınır. Cumhuriyet Savcılığı, Emniyet’in tüm ilgili birimlerinden bu isimlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının bulunup bulunmadığının tespit edilmesini isterken, “Facebook, Twitter, Whatsapp gibi sosyal medya paylaşımlarına ilişkin araştırma yapılması” talimatını da verir.

Tam 1 yıl sonra Emniyet’ten, Savcılığa gönderilen raporda; Listede geçen bazı isimlere ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı belirtilir. Diğerleri için ise, “Belirtilen şahsın şu kişi olabileceği değerlendirilmektedir” denilerek, kendileri ve aileleri hakkında çeşitli bilgiler verilir.

Sonuç; AKP’lilerin ihbar ettiği 59 isimden 37’sinin “FETÖ/PDY müzahiri şahıslarla irtibatı” tespit edilememiştir.

Bunlar arasında, “Abla” veya “Hocaya koyu hizmet edenlerden. Üyemizdi üyeliğini sildirdi” denilen kadın ile “Tulumbacı” ve “Balık pişiricisi” de vardır.

İHBARCILARI NEREDEN BİLİYORUZ

Buraya kadar, her şeyin normal olduğunu varsayalım.

İyi de ihbarı, AKP İlçe Başkanı ve parti organlarının yaptığını nereden biliyoruz?

Şuradan;

AKP İlçe Başkanı’nın, “Bildirimin kendileri tarafından yapıldığının gizlenmesi” talebine rağmen yukarıda aktardığımız tutanak ve yazılar İstanbul’da görülen bir davanın dosyasına geçtiğimiz aylarda aynıyla vaki girmiş durumda.

Her haliyle tam Aziz Nesin’lik bir olay, değil mi?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : DEAŞ’lıları almadan önce delil topluyorlar


DEAŞ’lıları almadan önce delil topluyorlar

Avrupa ve diğer batılı ülkeler, terör örgütü DEAŞ üyesi vatandaşlarını tespit için Ürdün’deki Amerikan askeri üssünde arşiv incelemesine başladı. 10 binlerce belgeyle birlikte bilgisayar ve cep telefonlarını inceleyen ülkelerin istihbarat ve güvenlik birimleri, teröristlerin kimliklerini, karıştıkları suçları tespit etmeye çalışıyor.

SÜDDEUTSCHE Zeitung gazetesinin haberine göre ABD ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 25 ülkenin istihbarat elemanları ile polisleri, belgeleri titizlikle araştırıyor. Gazetenin haberinde, Türkiye, Irak ve Suriye’deki hapishanelerde bulunan DEAŞ üyesi teröristlerin teslim alınması durumunda yargılanıp mahkûm olmaları için delil araştırması yapıldığını da yazdı. Haberde, CIA, FBA, Alman İstihbarat Teşkilatı BND ve Alman Asayiş Dairesi BKA çalışanları ile Europol teşkilatı mensupları da Ürdün’deki askeri üsteki arşivlerde inceleme yapıyor.

Gelecek yıl ise üsteki çalışmalara Alman Devlet Güvenlik Birimi mensupları da dahil olacak. Hükümet, Almanya’ya getirilecek DEAŞ üyesi teröristlerle ilgili politikasını üç unsur üzerine kurdu. Federal İçişleri Bakanlığı sözcüsü üç unsuru şöyle sıraladı; Her bir teröristin durumu ayrı ayrı incelenecek, kimliklerinin net tespiti yapılacak ve alınacak teröristin ülkenin güvenliğine tehlike oluşturup oluşturmayacağına bakılacak. Almanya, teslim alınacak teröristlerin mahkemede beraat etmemeleri için önceden yeterli ve güçlü delilleri toplamak istiyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte Adil Öksüz’ün gizlendiği iddia edilen yer


İşte Adil Öksüz’ün gizlendiği iddia edilen yer

Alman istihbarat ekipleri iddiaya göre Almanya’ya gönderilen 69 kişilik terör listesinin ilk sırasında yer alan Adil Öksüz’ü Berlin Mitte yakınlarında gizlendiği evde buldu ve kontrol altına aldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, FETÖ’nün sözde TSK imamı Adil Öksüz’ün nerede olduğunu bildiklerine dair açıklaması gündeme bomba gibi düştü.

Terörist Öksüz’ün Almanya Berlin Mitte bölgesinde olduğu iddia edildi. FETÖ’nün sözde TSK imamı Adil Öksüz’ün nerede olduğunu bildiklerini vurgulayan Soylu, "Yeri konusu ise bize kalsın" karşılığını vermişti. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olması üzerine Öksüz, Akıncı Üssü’nden kaçarken jandarma tarafından yakalanmış ardından da serbest bırakılmıştı.

Yeni Asır’dan Fatih Şendil’in haberine göre, Türkiye’nin verdiği listenin ilk sırasında bulunan ve 15 Temmuz darbe girişiminin beyni olan Adil Öksüz, Almanya’da iki katlı bir evin giriş katında yaşıyor.

Adil Öksüz, Berlin’in Mitte bölgesinde bulunan bu evin giriş katında BND tarafından kontrol altına alındı.

İADESİ İÇİN GİRİŞİM

Daha önce Almanya’da olduğu yönünde ciddi bulgulara ulaşılan Adil Öksüz’ün Alman istihbarat teşkilatı BND tarafından geçtiğimiz hafta sonu bu evde kontrol altına alındığı öğrenildi. Öksüz’ün BND ajanları tarafından sorgulandığı ve onların kontrolünde olduğu ileri sürüldü. Sorguya Türk istihbaratının da katıldığı iddia edilirken Öksüz’ün iadesinin sağlanması için girişim başlatıldı.

KÜRT SORUNU DOSYASI /// ARSLAN TEKİN : KÜRT MÜ, KÖRTLE Mİ ??? ?


ARSLAN TEKİN : KÜRT MÜ, KÖRTLE Mİ ????

Prof. Dr. Erhan Aydın, Eski Türk Dili üzerinde çalışıyor. Çin’de de üniversitede epey araştırmalar yaptı. (Çin, hayret edilecek şekilde, Türk tarihini, Türk dilini de araştırsanız, ilmî çalışmaya engel çıkarmıyor. Kendilerine dokunmasınlar, milleti uyandırmasınlar yeter, diyorlar herhâlde!)

Prof. Dr. Erhan Aydın’ın birçok kitabı var. Son olarak "Taşa Kazınan Tarih: Türklerin İlk Yazılı Belgeleri" ve "Sibirya’da Türk İzleri-Yenisey Yazıtları" çıktı. (Kronik Yayınları)

Türklerin, Sibirya’daki varlığına dair en önemli kaynak olan Yenisey Yazıtları bazı tarihî olaylara işaret etmesinden dolayı çok büyük bir fonksiyona sahip.

Erhan Aydın, ilmî kriterlerden taviz vermeden, büyük bir titizlikle, okumamızı ve anlamamızı kolaylaştıracak şekilde metinleri ortaya koşmuş.

Prof. Dr. Aydın, çok tartışılan "Yenisey Yazıtları"nda "Kürt" kelimesi geçiyor mu, geçmiyor mu, buna bir açıklık getiriyor.

Hassas zamandayız. PKK denen bir illet çıktı, kimilerinin aklını karıştırdı. Sen Türk’sün, sen Kürt’sün, sen şusun, sen busun ayırımı kadar abes bir şey olamaz. Hele 36 etnisite tekmili birden sayılamaz! Böyle bir ayrıma giden, ülkeye ve bütün etnisiteye, hepsinin çatısı Türk milettine ihanet ediyor demektir. mülevves emelleri için "Türk" bölümleyerek eritiyor, "millet/ümmet"i korumasız bırakıyor demektir. İslâmı yanlış yorumlayarak insanların ahiretine ipotek koyuyor demektir. Netice itibarıyla emperyalist ülkelerin oyununa geliyor demektir.

"Taşa Kazınan Tarih" ve "Sibirya’da Türk İzleri" hepimizin kitaplığında bulunması gereken eserlerdir.

Yıllardır bildiğimiz Yenisey’deki Elegest Yazıtı’nda "Kürt" kelimesi, sonraki yıllarda farklı okunmuş ve bu farklı okunanın asıl kelime olduğu ortayA çıkmıştır. Zamanında, Prof. Dr. Talat Tekin’i kaynak göstererek yazmıştım. Erhan Aydın’ın "Taşa Kazınan Tarih"in tartışmayı sonlandıran satırlarını aktarmak istiyorum:

"[Elegest 1] yazıtın[ın] 5. satırı, üzerinde en çok konuşulmuş sözcükleri barındırmaktadır. Satır şöyledir: Körtl kan al

uruŋu altunlıg kėş egnin yütüm bėlde banım tokuz sekizon yaşım "(Ben) Körtle Han Alp Urungu’yum. Altınlı (altınla süslü) okluğu sırtıma vurdum, belime bağladım. Yetmiş dokuz yaşımda." Cümleden, adına yazıt dikilen Körtle Han Alp Urungu unvanlı kişinin altınla süslü okluğu beline bağladığını, yaşının ise yetmiş dokuz olduğunu anlamaktayız.

Vaktiyle, Körtle Han adı, kürt el kagan biçiminde okunarak Kürt halkının adının bu yazıtta geçtiği iddia edilmişti. Yazıtı ilk yayımlayanların bir bölümünün okuyuşlarının bu yönde olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazıt, Kürt adının geçtiğinin iddia edilmesi dolayısıyla çok sayıda makale ve kitaba da konu olmuştur. Kürtlerin bir Türk boyu olduğunun öne sürülmesi bir yana, aslında Hint-Avrupa dil grubunda yer alan Kürtçenin, Türkçenin bir kolu olduğu ifade edilmişti.

Körtle adı, Elegest II (E 52) yazıtında ise Körtle Saŋun ‘General Körtle’ olarak tespit edilmiştir. ‘Güzel’ anlamıyla karşılayabileceğimiz Körtle sözcüğü Doğu Türkistan’da bulunan Yar-Gol (Yar-Hoto) duvar yazılarında da körtle çor biçiminde tanıklanmıştır. Yani körtle, Türkçenin farklı dönemlerinde iyi bilinen ve kişi adı olarak da kullanıldığını gördüğümüz bir sözcüktür." (s. 301-302).

Son söz: İlimden şaşmayalım.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Dr. Sinan Oğan : IŞİD Lideri Ebu Ala El-Afri’nin Şaşırtan Kimliği


Dr. Sinan Oğan : IŞİD Lideri Ebu Ala El-Afri’nin Şaşırtan Kimliği

Abdurrahman Mustafa el-Şeyhlar veya nam-ı diğer Ebu Ala El-Afri kimdir? Asıl mesleği nedir? Nasıl bir ailede büyümüştür? Bölgedeki Amerikalılarla ilişkileri var mıydı? En önemlisi etnik kökeni nedir? Türkmen bir aileden geldiği doğru mudur? Bu sorular bugün bütün dünyanın kafasını karıştıran sorular. Biz de El Afri’nin veya yerel adıyla Hacı İmam’ın mahalleden çocukluk arkadaşı ile konuştuk. Edindiğimiz bilgiler aslında IŞİD yapılanmasının da şifrelerini çözecek nitelikte… İşte şaşırtan gerçekler… Asıl mesleği Fizik Öğretmenliğidir. Daha Saddam döneminde Telafer’deki camilerde gizli gizli vaazlar verip etrafında geniş kitleler oluşturmuş etkileyici bir hatip, karizmatik bir liderdir. IŞİD’in yeni lideri Abdurrahman Mustafa el-Şeyhlar Telaferlidir. Soyadından da anlaşılacağı üzere Telafer’in meşhur Şeyhlar Aşiretindendir.

Telafer’in dış mahallesinde geniş ve saygın bir Türkmen aile olan Şeyhlar Şıh veya Şeyh Aşiretindendir. Şeyhlar aşireti Telafer’in Sunni Türkmen aşiretidir. Ebu Musab es-Suri’nin takipçilerinden olan El Afri uzun yıllar Tel Afer ve Ninova’da fizik öğretmenliği yapmıştır. Telafer bölgesinde Hacı İmam olarak çağrılır. İŞİD’in liderli Ebu Ala El-Afri lakaplı Abdurrahman Mustafa al-Şeyhlar ilginç etnik kökene sahip. Zira Abdurrahman Mustafa, Şeyhlar aşireti tarafından 3 yaşında iken evlat edinilmiştir. Abdurrahman Mustafa ailesi Konya’dan göç eden Ermeni kökenli bir aileden gelmektedir. Ailesini daha doğduğunda kaybeden El Afri bir yaşında yetim kalmıştır. Yetim El Afri, ŞEyhlar aşiretince evlat edinilmiş ve dini yönü ağır olan Şeyhlar aşiretinde tamamen Sünni Türkmen gelenekleri ile yetişmiştir. Abdurrahman Mustafa al-Şeyhlar’ın Ermeni kökenli olması onun bölgede Amerikalılarla kolay ilişki kurmasını da sağlamıştır. Özellikle 2004 yılında bölgedeki Amerikalılarla sıkı ilişkiler içerisinde olmuştur. Tutuklanma ve sorguya çağrılma bahanesiyle sık sık Amerikalıların bölgede misafiri olmuştur.

(Dr. Sinan Oğan’ın 14 Mayıs 2015 tarihinde yayınlanan analizi, konunun güncelliği sebebiyle yeniden paylaşılmaktadır.)