FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Adil Öksüz’ün firarının sırrı !!! Karakolda böyle ifşa olmuş…


Adil Öksüz’ün firarının sırrı !!! Karakolda böyle ifşa olmuş…

15 Temmuz hain darbe girişiminin bir numaralı imamı Adil Öksüz’ün nasıl serbest bırakıldığına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Sabah Gazetesi’nden Nazif Karaman‘ın haberine göre; Öksüz’ü karakolda ön mülakat yapan İstihbaratçı polis Serter Koçak tespit etti ve bağırarak "Bu gördüğünüz kişi sizin üstlerinize emir ve akıl veren imamdır, Hava Kuvvetleri İmamıdır. Gelsin kurtarsın kurtarabiliyorsa sizin Fetullahınız" diye ifşa etti.

SABAH’ın ele geçirdiği belgelere göre Öksüz’ü karakolda ön mülakat yapan İstihbaratçı polis Serter Koçak tespit etti ve bağırarak "Bu gördüğünüz kişi sizin üstlerinize emir ve akıl veren imamdır, Hava Kuvvetleri İmamıdır. Gelsin kurtarsın kurtarabiliyorsa sizin Fetullahınız" diye ifşa etti.
Fakat bu ifşaya rağmen Adil Öksüz, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen araca bindirilmedi. Öksüz hakkındaki örgütsel bilgi, sevk edildiği Sincan Adliyesi’ne ulaştırılmadı.

Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğü polislerinden Serter Koçak’ın Öksüz’ün kim olduğuna ilişkin bilgiyi İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan emniyet amiri Bilge Kağan Aksoy’u aramak suretiyle öğrendiği tespit edildi.
Adil Öksüz’ün FETÖ‘nün mahrem imamı olduğunun jandarma karakolunda görevli herkes tarafından bilindiği ifadelere de yansıdı. Çok sayıda jandarma görevlisi, ifadelerinde Serter Koçak’ın Öksüz’ü ‘FETÖ imamı’ diye afişe ettiğini beyan etti.

‘SEN İNMEYECEKSİN KAL’
Davanın tanıklarından jandarma er İzzettin Yüksel, Adil Öksüz’ün bindirildiği polis aracından bordo renkli tişörtlü sivil polisin isteğiyle indirildiği bilgisini verdi. İzzettin Yüksel, "Bordo tişörtlü sivil polis, resmi polise Adil Öksüz’ün aracın bindirilmesiyle ilgili olarak neden kafanıza göre iş yapıyorsunuz diye söyledi ve daha sonra Adil Öksüz’ bu araçtan indirdi" dedi.

Yine davanın tanıklarından jandarma onbaşı Abdullah Kaya da sivil polislerden tanımadığı birinin Adil Öksüz’e, "Sen binmeyeceksin, kal" diyerek onu indirdiğini söyledi. Tanıkların bu ifadeleri, kamera kayıtlarıyla birleştirilince Adil Öksüz’ü araçtan indiren kişinin Ankara İstihbaratçı Şube Müdürlüğü’nde görevli bir polis memuru olduğu anlaşıldı.

TERÖR DOSYASI /// Güray ALPAR : Terörle Değer Yaratmaya Çalışmak


Güray ALPAR : Terörle Değer Yaratmaya Çalışmak

07 Mayıs 2020

Nisan ayının sonuna doğru bütün dünyanın virüse karşı var gücü ile mücadele ettiği bir dönemde PKK/YPG terör örgütünün Suriye’de Afrin ilçe merkezinde bomba yüklü bir yakıt tankeri ile gerçekleştirdiği saldırıda 44 sivil hayatını kaybetti, en az bir o kadar kişi de yaralandı. Ölenler arasında 11 çocuk da vardı. Aslında bu PKK/YPG’li teröristlerin sivil ve çocuklara karşı ilk saldırıları da değildi.

Olayın ardından PKK/YPG’li terörist failler yakalandı. Suriye’de neredeyse 10 yıldır süren savaş esnasında ölen ve yaralananlarını kaydını tutmaktan başka bir işe yaramayan BM saldırının ardından terör eylemini (lütfen) kınadı.

Türkiye’nin gerçekleştirdiği harekatlardan sonra bölge huzur ve güven ortamına kavuşturulmuş ve yıllarca acı çeken bu insanlar artık biraz da olsa rahata ermişti. Okullar, ibadethaneler açılmış, ticaret canlanmış, insanların yüzleri gülmeye başlamıştı. Bu durum PKK/YPG terör örgütünü rahatsız ediyor. Çünkü herkes bilir ki, terör bütün insanlığın düşmanıdır ve huzurlu ve güvenli ortamı sevmez ve mutlu insanlara tahammül edemez. Barış ve huzur ortamını sevmeyen başkaları da var şüphesiz.

Avrupa Birliği’nden (AB) de sözlü bir kınama geldi. Bölgede huzur ve güvenliğin sağlanması için bugüne kadar hiçbir şey yapmayan, yapılanları da engelleyen AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği yaptığı yazılı açıklamada, saldırıyı yapan örgütün ismini vermeden saldırıya tepki gösterdi ve bu saldırının hiçbir gerekçesinin olmayacağı açıkladı. İfadede sanki AB bu konuda bir adım atacakmış gibi “saldırının sorumluları hesap vermelidir” deniliyordu.

İngiltere Ortadoğu Bakanı saldırı için “dehşet verici” ifadesini kullanırken, terör örgütünün isminden bahsetmedi. Bir kınama’da ABD’den geldi. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Böylesi şeytani bir eylem hiçbir taraf için kabul edilemez.” derken her nedense bu açıklamada da sivillere karşı bu acımasız eylemi yapan örgütün isminden bahsedilmiyordu.

ABD Dışişleri Bakanı’nın tespitlerine katılmamak mümkün değil. Şüphesiz ABD terör tehlikesini yaşamış bir ülke. Terörle mücadelesini de Türkiye başta olmak üzere birçok ülke saygı duyuyor ve destekliyor. Sivillere karşı gerçekleştirilen ve 11 masum çocuğun öldüğü bu saldırı, bütün terör saldırıları gibi gerçekten de bir terör örgütünden beklenecek şekilde şeytani. Bunu herkes biliyor. Ama her nedense akla garip garip sorular geliyor. Acaba diyor insan, bu terör örgütünü kimler destekliyor, ortadan kaldırılmasını ve bütün insanlık için bir tehlike olmasını kim engelliyor, kimler kendi ülkesinde insanlara bir maske bile veremezken ve dışarıdan yardım talep ederken bu terör örgütüne milyonlarca dolarlık sağlık malzemesi desteği sağlıyor. Diğer bir soru ise bu kadar yardımı alan PKK/YPG terör örgütü kimin komutasında bu eylemleri gerçekleştiriyor. Eğer kendisini destekleyenlerden aldığı talimatlarla bu şeytani saldırıyı gerçekleştirmişse, bu çok kötü. Çünkü bu ülkeler terörü kendisi yaratıyor demektir. Hayır eğer “bizim haberimiz olmadan gerçekleştirdi” deniyorsa o zaman daha da kötü, çünkü bütün dünya kontrolsüz bir terör örgütünün yaratacağı tehlikelerle karşı karşıya. Bu kadar silah ve malzeme desteği almış ve kontrolsüz kalmış bir terör örgütünün bundan sonra yaratacağı tehdit gerçekten çok daha şeytani olacaktır. Bu durumda gerçekleşen ve gerçekleşecek şeytani terör eylemlerinin sorumlusu olarak kimi görmek gerekecektir.

Bugüne kadar yapılan on binlerce tır silah ve malzeme yardımları ve nisan ayı başında 1 milyon 200 bin dolarlık yardımlara ilave olarak, Afrin’deki terör olayının hemen ertesinde ABD Ordusunun “Irak-Suriye Özel Ortak Görev Gücü resmi twitter hesabında” PKK/YPG terör örgütüne ABD ordusu tarafından sağlık malzemelerinin teslim edildiği duyuruldu. ABD koronavirüs’ten en fazla etkilenen ülkelerden birisi ve resmi verilere göre 1 milyondan fazla insan Covid-19 ile mücadele ediyor. ABD yönetiminin bu kriz esnasında bazı konularda yetersiz kaldığı da zaman zaman medyada geniş biçimde yer alıyor. Ama her nedense kendi halkına yardım götüremeyen ABD, sivilleri ve çocukları katleden bir örgüte karşı yardımlarını böylesi bir ortamda dahi aksatmadan yerine getiriyor. İnsanlığı şaşırtan böylesi ilginç bir durum, belki de koronavirüs sonrası bütün dünyada ve ABD kamuoyunda en çok tartışılacak konulardan birisi olacak görünüyor.

Soğuk Savaş Dönemi ertesindeki 30 yıla yakın bir süreyi yönlendirilmiş sahte hedeflerin peşinde harcayan ve kamuoylarını bu doğrultuda ikna eden büyük devletler asıl tehdidi göremediler ve beklenilmeyen bir virüs salgını karşısında darmadağın olarak büyük bedeller ödemek zorunda kaldılar. Bütün dünyanın koronavirüs (covid-19) salgını ile mücadele ettiği bir dönemden sonra yeni dönemde daha önce yapılan hataların tekrar etmemesi ve bütün ülkelerin gayretlerini insanlığın huzur ve refahına yönlendirmeleri beklenir. Ancak PKK/YPG terör örgütünün gerçekleştirdiği terör saldırısında görüldüğü üzere, değişimin farkına varmayan bazıları kaldığı yerden aynı hataları yapmaya devam etmek niyetindeler.

Terör örgütünün öldürdüğü çocukları kendi çocuklarımız gibi göremediğimiz ve onların ailelerinin acılarını yüreğimizin derinliklerinde hissetmediğimiz sürece, terör örgütleri de hallerinden memnun bir şekilde var olmaya devam edecektir. Sonuçta bu terör eylemine kınama dışında bir yaptırım uygulanmadı. İlkel ve bencil bir düşünce anlayışı içinde sadece Suriye’deki savunmasız, kimsesiz garip çocuklar ve siviller zarar gördüğü düşünüldüğü için de herhangi bir yaptırım uygulanmayacak gibi. Üstelik bu terör eyleminden sonra eylemi yapan terör örgütüne” sanki eylemin bir mükafatı” gibi yardım yapıldığı da ABD ordusu tarafından resmi olarak açıklanıyor. Dolayısıyla terör örgütü de kendisine sağlanan korumalı bir alanda eylemlerine rahatça devam ediyor. Ödül ve yardım devam ettiği sürece de önümüzdeki dönemde böylesi şeytani saldırıları muhtemelen göreceğiz. Bu durumu bombalı saldırıda ölen çocukların ve sivillerin ailelerine ve bütün dünyaya nasıl anlatacağız? Bu terör örgütlerinin hür ve demokratik dünyayı esir alması manasına mı geliyor? Peki bundan sonra dünyanın herhangi bir yerinde bir terör eylemi olduğunda insanlık olarak nasıl bir araya geleceğiz, hangi terörle ve nasıl mücadele edeceğiz? Yapılacak çağrıların samimiyetine insanları nasıl inandıracağız? İşte terör örgütlerinin tam olarak başarmak istedikleri de budur.

Yıkıcı silahlara ve büyük ordulara sahip olmak güçlü olmak demek değildir. Güçlü olmak; adaletsiz olmak ve her istediğini yapmak da değildir. Güçlü olmak ancak insanı esas alan değerleri geliştirmek ve onların gönüllerinde yer etmekle mümkündür. Şu iyi bilinmelidir ki, terörü ve terör örgütleri kullanılarak değer yaratılamaz. Çocukları ve sivilleri katlederek insanlara mesajlar verilemez, dahası büyük devlet olunamaz. Terörün ve terör örgütlerinin er geç kendini destekleyenleri vurduğu da bilinen bir gerçektir. Diğer taraftan elbette virüs salgını sonrası dönemde Batılı ülkelerin vatandaşları da kendi yönetimlerinden, neden sahte tehditlere milyarlarca doları harcarken kendilerini virüs tehdidine karşı korumasız bıraktıklarının hesabını soracaklardır. Değişim çoktan başlamıştır. Şüphesiz yeni dönem, insanları birbirine düşürenlerin değil, insanı merkeze alarak değer yaratanların ve onlara huzur ve refah sunanların dönemi olacaktır.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : PYD’nin Ermeni kolu


PYD’nin Ermeni kolu

PKK/YPG’li teröristler, uluslararası kamuoyunun dikkatini Suriye’ye çekmek için sözde “Ermeni Taburu” kurdu. MİT, taşeron örgütün Kandil’den gelen teröristlerden oluşturulduğunu belirledi.

1970’li yıllarda ASALA, 1980’li yıllardan itibaren de PKK terör örgütünü piyasaya süren Türkiye karşıtı emperyal güçler, bu kez PKK/PYD içine odaklanmış yeni bir mikro terör örgütünü devreye soktu.

PYD’nin Ermeni kolu olarak kurgulanan sözde Nubar Ozanyan Taburu adlı bu örgüt adını, 2017’de öldürülen terörist Ozanyan’dan alıyor. Örgüt, PKK/PYD güdümündeki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı teröristlerden oluşuyor.

PYD’nin ABD’den aldığı desteği güçlendirmek üzere uluslararası kamuoyunun dikkatini Suriye’ye çekmek için kurduğu bu yapının kuruluşu, organizasyon şeması ve planları Türkiye tarafından tespit edildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kaynaklarına göre bu yapı içinde, 40-50 civarında silahlı unsur barındırıyor. PKK/PYD’nin bu sözde taburu ‘Ermeni soykırımı’ propagandaları ve ‘SDG’nin bölgedeki tüm azınlıkları temsil ettiği’ söylemlerini işlemek için kullandığı gelen bilgiler arasında.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü’nün edindiği bilgilere göre 2019 yılında kurulan Nubar Ozanyan Taburu ASALA Terör Örgütü’nü kendisine öncü olarak kabul ediyor.

PYD içinde bir mikro örgüt gibi kurgulanan bu tabur, kurulma hedefini; ‘sözde Ermeni soykırımı üzerinden uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek, SDG’nin kazanmalarını sonuna kadar müdafaa etmek ve Ermeni halkını, dilini ve kültürünü korumak’ şeklinde tanımlıyor.

Örgüt içindeki silahlı unsurların büyük çoğunluğu, Ermeni olmayan, bölgenin yerel halkıyla da bağlantısı bulunmayan, PKK/KCK-PYD/YPG’ye bağlı terörist unsurlardan oluşuyor. Yani sözde Ermeni meselesi için kurulmuş yapılanmada Ermeni yok. Ayrıca tabur içinde bünyesindeki unsurlar içerisinde tamamı YPG/YPJ’de faaliyet göstermiş kadın teröristler de yer alıyor.

Sözde taburun komutanlığını TKP/ML yanlısı Marksist/Leninist görüşleri ile tanınan Monte Vartanyan, yardımcılıklarını ise Nubar Melkonyan ile Masis Mutanyan yürütüyor.

ERMENİ DİASPORASINDAN DESTEK BULMADI

MİT kaynaklarında, söz konusu taburun Haseke/Tel Tamir cephesinde SDG saflarında, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu’na karşı faaliyet gösterdiği yönünde bilgiler mevcut.

Bununla birlikte taburun kayda değer bir muharip özelliği bulunmuyor. Yapılanmanın, organik olarak SDG’ye bağlı olmakla birlikte, SDG’nin karar mekanizmaları içerisinde etkin bir rolü de yok.

Hiçbir sorumluluk verilmeyen ve örgüt içinde son derece etkisiz bir hacme sahip olan sözde taburun sahadaki mevcudiyetinde de son dönem itibarıyla herhangi bir artış yaşanmadı. Daha önemlisi ABD başta olmak üzere Ermeni Diasporası’nın etkin olduğu ülkelerde taburun faaliyetlerinin, diaspora ana akımlarında karşılık bulmadığı, diasporalardan tabura katılım yönünde bir eğilim bulunmadığı yönünde bilgiler mevcut.

ESAD REJİMİYLE İLİŞKİLERİ İYİ

Bahse yapılanmanın Suriye Rejimi ile de geçmiş döneme dayanan iyi ilişkilere sahip olduğu, yapılanma mensuplarının rejim kontrolündeki bölgelerden sorunsuz geçiş ve dolaşım gerçekleştirebildikleri yönündeki bilgiler de MİT’in tespitleri arasında yer alıyor.

Gençleri yanına almaya çalışan, direnenleri ise öldüren PKK/KCK-PYD/YPG yürüttüğü bu propaganda faaliyetleri ile Ermeniler, hatta Hristiyanları kazanarak, hayatını kararttığı nesillere yenilerini dâhil etmek istiyor.

Kandırdığı bu kitleleri ise çatışma bölgelerine sürerek hain emelleri doğrultusunda kullanmayı planlıyor.

Örgütün konuyu Ermeni meselesiymiş gibi göstererek bunun savunuculuğunu üstlenmesi, gerek dünyada gerekse Türkiye’de huzur ve barış içinde yaşayan Ermeni kökenlilerin ise günden güne artan tepkilerine yol açıyor.

AMAÇ SURİYE’DEKİ KAZANIMLARI KARALAMAK

Bilindiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından; Türkiye’nin sınırlarını korumak, Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasını engellemek, DEAŞ ve PKK/KCK-PYD/YPG başta olmak üzere millî güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerini ve teröristleri etkisiz hale getirmek, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak, sivil halkı korumak ve Türkiye’ye yönelik göç baskısını azaltmak üzere bir dizi sınır ötesi harekat gerçekleştirildi.

Bu harekâtlar PKK/KCK-PYD/YPG’nin silahlı gücüne ve geleceğine çok büyük darbeler indirdi.

Örgütün, bu harekâtları karalamak, meşruiyetine damga vurmak adına birçok menfi kara propaganda yöntemini devreye sokmasına rağmen Mehmetçik, sınır ötesi operasyonlarda sivillere ve özellikle de ibadethanelere zarar vermeyerek bu sinsi plana geçit vermedi.

Harekâtlar sonucunda örgüt, gerek silahlı gücü gerekse psikolojik anlamda önemli ölçüde güç kaybetti. Bu kayıplar ve çaresizlik örgütün stratejilerinin de çeşitlenmesine yol açtı. İşte örgütte yaşanan bu kaos ve yönetim zafiyeti de Nubar Ozanyan sözde taburu gibi yeni enstrümanları ortaya çıkarıyor.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : Centcom’un Çabalarına Rağmen YPG Terörist Tabiatını Sürdürüyor


Centcom’un Çabalarına Rağmen YPG Terörist Tabiatını Sürdürüyor

Yazan Mete Han Kutlusan

16 Mayıs 2020

Şarkul Awsat’ın haberine göre[1]ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Başmüfettişliği, Irak ve Suriye’de IŞİD’e yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporda, PKK’nın Suriye yapılanması YPG’nin Demokratik Suriye Güçleri (DSG) yönetimine Arapları dahil etmemekte ısrar ettiği belirtildi.

Son aylarda DSG’nin çatı bir kuruluş haline getirilerek YPG terör örgütünün kontrolü altında bulunan birtakım diğer Arap aşiretler ve YPG’ye dahil olmayan Kürt grupların da buna eklemlenmesine yönelik bir ajanda güdülüyor.

Raporda göze çarpan hususlardan birisi de ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile Savunma İstihbarat Ajansı’nın (DIA) arasındaki görüş ayrılığı.

CENTCOM, Arap nüfusun büyük çoğunluğunun YPG ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi yapıları desteklediğine ilişkin bir kanaat sürerken; DIAise YPG’nin Arapları SDG yönetimine dahil etmek istemediğini vurguladığı raporda belirtiliyor. Bunun temel sebebi hali hazırda ABD ve Rusya tarafından desteklenen YPG terör örgütünün DSG çatısı altındaki özgül ağırlığını ve pastadaki payını kaybetmek istememesi.

"DIA, PENTAGON’aDSG içindeki YPG’nin, Arapların yoğun yaşadığı ve Arap milislerin çoğunlukta olduğu bölgeler söz konusu olduğunda bile Araplarla güç paylaşımına girme konusunda isteksiz davrandığını bildirdi. DIA’ya göre bu emareler, YPG’ninDSG bünyesinde halihazırda oldukça az seviyede olan Arap otonomisini de yok etme girişimini gösteriyor."

Raporda vurgulanan durum, haliyle YPG terör örgütününDSG içindeki gücünü elinde tutup karar verici konumda olması. CENTCOM’un, Arap aşiretleri DSG çatısına eklemlemeye yönelik son dönemlerdeki çabaları ve görüşmeleri de rapora bu anlamda yansıyor.

Şarkul Awsat’ın değerlendirmelerine göre raporda yer alan birtakım önemli tespitler şu şekilde:

  • YPG’nin kontrol ettiği bölgelerde yaşanan etnik rekabet, yoksulluk ve güvenlik sıkıntıları Arap toplumunun DSG’ye yönelik desteğini olumsuz etkiliyor.
  • YPG’nin gençleri zorla silah altına alma uygulaması Araplar tarafından büyük bir tepkiye yol açıyor. Bu uygulamaya karşı zaman zaman protestolar da düzenleniyor.
  • Arap sivil toplum aktivistlerinin siyasi muhalefetten dolayı YPG militanları tarafından esir alınıyor.
  • YPG, Türkiye’nin askeri harekatları sonucunda uğradığı kayıpları kapatmakta güçlük çekiyor.

Sonuç olarak YPG kontrolündeki bölgelerde yaşanan rahatsızlıklar insan hakları ihlallerine kadar varmış durumda. Her ne kadar CENTCOM bunu saklamaya çalışsa da DIA bu sorunları dile getiriyor. En nihayetinde YPG, her ne kadar sivil bir yapı kimliği kazandırılmaya çalışılsa da terörist tabiatını sergilemeye devam ediyor. CENTCOM, YPG’ye legal bir meşruiyet ve halk desteği kazandırmak için bazı girişimlerde bulunsa da, uzun vadede bu bölgede her an patlamaya hazır siyasal, ekonomik, toplumsal ve güvenlik boyutlarında birçok sorun bulunuyor.

LİNK : [1]

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Fetullah’ın gen haritası çıkartıldı !!!.. Fetullah Gülen’in soyu İran Ermenilerine çıktı !!!


Fetullah’ın gen haritası çıkartıldı !!!.. Fetullah Gülen’in soyu İran Ermenilerine çıktı

İşte FETÖ’nün gen haritası

Gerçek Hayat dergisi, dünyanın en alçak terör örgütü FETÖ’nün yüz yıllık hikayesini özel sayı olarak yayınladı. Özel sayıda, FETÖ ve Pensilvanya’daki elebaşı Fetullah Gülen’e dair birbirinden çarpıcı bilgi ve belgeler yer alıyor.

Gerçek Hayat Dergisi, özel bir sayı ile ihanet şebekesi FETÖ’nün gen haritasını ortaya çıkardı. Terörist başı Fetullah Gülen’in gizli teşkilatlarla ilişkileri, masonlarla bağlantıları, bugüne kadar yayınlanmayan bilgi, belge ve detaylarla ortaya konuldu.

İNÖNÜ VE GÜLEK İLE BAĞLANTILARI

Örgütün kuruluş amacının yanısıra örgütlenme modeli de en ince detayına kadar aktarıldı. Devletin kılcal damarlarına kadar sızan örgütün yolunu açan yerli ve yabancı işbirlikçiler ifşa edildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ve CHP’nin kudretli mason Genel Sekreteri Kasım Gülek’in terörist Gülen’e destekleri, 27 Mayıs Milli Birlik Komitesi Genel Sekreteri Albay M. Şükran Özkaya ve gazeteci İnal İnanç’ın arşivinden çıkan özel belgelerle ifşa edildi.

KARANLIK İLİŞKİLER AĞI

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Musevi işadamı İshak Alaton, CHP eski Milletvekili Aydın Bolak, Vehbi Koç, Özel Harpçi Resat Taylan, CIA Ortadoğu Şefi Graham Fuller, Amerikan Yahudi Örgütü Başkanı Abraham Foxman ve CIA ajanı Henri Barkey gibi isimlerin FETÖ’nün kurulması, gelişmesi ve yayılması için yaptığı yardımlar kapsamlı bir şekilde gözler önüne serildi.

SOY AĞACI İRAN’A UZANIYOR

Sayıdaki en dikkat dosyalardan birisi de terörist Fetullah Gülen’in şaibeli soy ağacı ve öz geçmişi oldu. Dosyada Gülen’in soy ağacının İran Ermenilerine dayandığı ifade edildi: “Baş terörist Gülen’in babası Ramiz, fiili olarak Van-Erciş-Hevirzok doğumludur. Ancak nüfusa Hasankale olarak yazılmıştır. İran’daki 1852 Babi (Bahai) ayaklanmasına katılanlardan olan baba dedeleri Anadolu’ya kaçmış Ermenidir. Terörist başı Gülen’in annesinin nüfustaki kızlık ismi Rebia idi. Evlendiğinde nüfusta ismi Rabia’ya dönüşmüştür. Mezar taşında Refia yazsa da aile içindeki ismi Rabin’dir. Gülen de 1986 yılında pasaport alırken annesinin bu 3 adından biri olan Rabin’i yazmıştır.”

DEVLETE BÖYLE SIZDI

Gülen’in devlete bizzat sızış öyküsü sayfalarda yerini aldı. Yaşı tutmamasına rağmen imam yapılması, hiç okula gitmediği halde ilkokul diploması verilmesi, devlet memuru olabilmesi için yaşının büyütülmesi ve CHP ile ilk teması satır satır ortaya döküldü. Gülen’in en büyük hamilerinden birisi olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür’ün de portresine yer verildi.

TUNAGÜR’Ü FETÖ MÜ ÖLDÜRDÜ?

Masonik Manevi Cihazlanmacılarla yakın teması olan Tunagür’ün de bizzat hamilik yaptığı Gülen tarafından öldürülmüş olabileceği anlatılarla özel sayıya taşındı: Oğlu Mehmet Tunagür’ün anlattığına göre, hastanede tedavi gören Tunagür, taburcu olacağı için eşyaları hazırlanır. Hastaneden çıkmalarına artık dakikalar vardır. Son bir kere daha muayene etmek için doktorlar yanına girer. Tunagür onlar gidince tekrar yatağa düşer ve bir iki saat sonra ölür. Bu hastane son anda Hakan Fidan yetişmeseydi Recep Tayyip Erdoğan’ın da ameliyat masasında kalacağı rivayet edilen Sema Hastanesi’dir….

DİYALOG FİTNESİ NASIL DOĞDU?

FETÖ’nün en büyük fitnelerinden birisi olan ‘dinler arası diyalog’ projesinin köklerine de özel sayıda inildi. ‘İbrahim’i dinler projesi’ başlıyor’ başlıklı dosyada özetle şu bilgilere yer verildi: Masonlar 1955’te İstanbul’u üç dinin başkenti yapmak da dahil ‘dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü’ projesi başlatır. 1960 darbesi ili proje sekteye uğrar. 1963 yılında bu kez de görev mason Gülen’e tevdi edilir…

TERÖR DOSYASI /// E. TUĞG. OKTAY BİNGÖL : ABD’nin Terörizm Ülke Raporları 2016 ve Türkiye


ABD’nin Terörizm Ülke Raporları 2016 ve Türkiye


Hazırlayan: Oktay BİNGÖL
Emekli Tuğ General, Doç. Dr. MSE Bşk.

Giriş.,

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yıllık olarak hazırlanan Terörizm Ülke Raporların dan 2016 yılı verilerini ve değerlendirmelerini kapsayanı 19 Temmuz 2017 tarihinde açıklanmıştır.1

Rapor, Yedi Bölümden oluşmaktadır:

1 Country Reports on Terrorism 2016, US Department of State, https://www.state.gov/j/ct/rls/crt/2016/index.htm

• Stratejik Değerlendirme,

• Ülke Raporları (Altı kısımdan oluşmaktadır: Afrika, Doğu Asya ve Pasifik, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Güney ve Orta Asya ile ABD kıtası),

• Terörizmi destekleyen ülkeler,

• Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer Terörizm ile Küresel Mücadele

• Terörist Güvenli Bölgeler,

• Yabancı Terör Örgütleri (Tablo 1),

• Mevzuat İhtiyaçları ve Anahtar Terimler.

Raporun Türkiye için önem taşıyan bölümlerinde yer alan tespit ve değerlendirmeler müteakip bölümlerde sunulmaktadır.

Türkiye Terörizm Raporu.,

Türkiye Terörizm Raporu, 2’nci Bölüm 3’üncü Kısım’da yer almaktadır. Raporda, PKK, TAK, IŞİD ve DHKP-C’nin Türkiye’de terör eylemeleri yaptığı, Hükümetin bu örgütlere ilaveten ülke içinde faaliyet gösteren Türkiye’deki Hizbullah, TKP/ML ve TİKKO, MLKP gibi çok sayıda örgütü terör örgütü olarak ilan ettiği ifade edilmektedir. Türkiye’nin PKK bağlantısı nedeniyle Suriye’de PYD ve askerî kanadı YPG’yi terör örgütü olarak kabul ettiği belirtilmekte, bu cümlenin ardından Türkiye’nin HAMAS’ın siyasi lideri Halid Meşal ile diplomatik işbirliğine devam ettiği vurgulanmaktadır. Bu şekilde, ABD’nin terör örgütü olarak ilan ettiği Hamas’a Türkiye’nin desteği öne çıkarılırken ABD’nin PYD/YPG ile işbirliği normalleştirilmeye çalışılmaktadır.

Raporda, kendi isteğiyle ABD’de “sürgünde” yaşayan "din adamı" Fetullah Gülen’in dini hareketinin Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulu’nun 26 Mayıs 2016’da aldığı kararla terör örgütü olarak kabul edildiği ve FETÖ olarak adlandırıldığı ifade edilmektedir. Türkiye’de Hükümetin Gülen Hareketi’nin 15 Temmuz
darbe girişimini planladığı ve yönettiğini iddia ettiği, FETÖ’nün Körfez İşbirliği Örgütü ve İslam İşbirliği Örgütü tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği belirtilmektedir. Raporda Türkiye’nin FETÖ hakkındaki işlemlerine yer verilmekle birlikte terimler tırnak içinde kullanılarak ve iddia olduğu belirtilerek ABD yönetiminin Türkiye’nin kararlarına şüphe ile yaklaşıldığına işaret edilmektedir. Bölüm içinde FETÖ yerine Gülen Hareketi teriminin tercih edilmesi, FETÖ ile ilgili paragrafta 15 Temmuz sonrası OHAL ilanı ile kamu görevlerinden ihraçların ve tutuklamaların fazlalığına vurgu yapılması dikkat çekmektedir.

Raporda dikkat çeken diğer bir konu, Türkiye’de terörizmin geniş tanımına ve ABD’nin ifade ve toplanma özgürlüğü olarak gördüklerinin Türkiye’de suç olarak kabul edilmesine yönelik eleştiridir. Türkiye’de yetkililerin, siyasi muhalifleri, gazetecileri ve aktivistleri etkisizleştirmek için mevcut yasaları geniş olarak yorumladıkları öne sürülmektedir. 20 Temmuz 2016’dan beri devam eden OHAL nedeniyle şüphelilerin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, mahkemelerin yetersiz delillerle tutuklamalar yaptığı diğer bir eleştiridir.

Raporda Türkiye’nin IŞİD ile 2016 yılındaki mücadelesine özel bir vurgu olduğu görülmektedir.
Ayrıca Türkiye’nin aldığı sınır güvenlik tedbirleri, radikalleşmenin önlenmesi yönündeki çabaları, uluslararası terörizmin finansmanının kesilmesine yönelik girişimleri ile uluslararası işbirliğine olumlu vurgular öne çıkmaktadır.

Yabancı Terör Örgütleri.,

Raporun 6’ncı bölümünde ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği 61 örgüt sıralanmaktadır. Bu örgütler içinde El kaide ve IŞİD bağlantılı olanlar çoğunluğu oluşturmaktadır. Türkiye’den PKK ve DHKP-C listede yer alırken FETÖ, PYD/YPG, TKP/ML TİKKO ve Türkiye’deki Hizbullah yer almamaktadır.

Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul etmediği başta HAMAS olmak üzere çok sayıda örgüt ABD listesinde yer almaktadır.

Teröre Destek Veren Ülkeler.,

Raporun 3’üncü bölümünde İran, Sudan ve Suriye’nin teröre destek veren ülkeler olduğu ifade edilmektedir.

İran’ın; Suriye, Irak, Lübnan, Filistin ve Bahreyn’deki gruplara; Sudan’ın; Abu Nidal, Filistin İslami Cihadı, Hamas ve Hizbullah’a; Suriye’nin ise 2011’den itibaren ülke içindeki yandaş terör gruplarına destek verdiği ve El Kaide bağlantılı gruplara zaman zaman ılımlı davrandığı ifade edilmektedir.

Teröristler İçin Güvenli Bölgeler

Raporun 5’inci bölümünde teröristler için güvenli bölgeler olarak; Somali, Mali, Yemen, Suriye, Irak, Mısır, Lübnan, Libya, Pakistan, Afganistan, Kolombiya, Venezüella ve Filipinler’in tespit edilmiş bölgeleri dikkat çekmektedir.

Rapora İlişkin Değerlendirme

ABD’nin raporunda kendisinin ve yakın müttefiklerinin ulusal güvenliğine ve ABD’nin ülke dışındaki tesis ve personeline tehdit teşkil eden gruplara ağırlık verdiği, bu kapsamda El Kaide ve bağlantılı grupların öncelik aldığı görülmekte dir. ABD’nin terörizmle uluslararası mücadelede sıklet merkezinin, içinde etkin olarak yer aldığı uluslararası kuruluşların kararlarına diğer ülkelerin uymasını ve
işbirliği yapmasını sağlamaya yönelik olduğu, bu kapsamda terörizmin finansmanını kesmeyi ve personel teminini engellemeyi sağlayacak tedbirlere öncelik verildiği görülmektedir.

ABD’nin, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer silahların terör örgütleri tarafından kullanılmasını öncelikli bir tehdit olarak görürken, siber teröre ağırlıklı vurgu yapmamasının, siber savunma/taarruz kapasitesine duyduğu güveni yansıttığı düşünülmektedir.

Türkiye ile ABD arasında terörizm kavramı, terör örgütü tanımı ve cezai tedbirler konusunda önemli farklılıklar olduğu rapora da yansıtılmıştır. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde FETÖ ve PYD/YPG’nin terör örgütü olarak kabul edilmesinde bir ilerleme yaşanmasının zor olduğu kıymetlendirilmektedir.

Tablo 1. ABD’nin Yabancı Terör Örgütleri Listesi-2016

  1. Abdallah Azzam Brigades (AAB)
    2. Abu Nidal Organization (ANO)
    3. Abu Sayyaf Group (ASG)
    4. Al-Aqsa Martyrs Brigade (AAMB)
    5. Ansar al-Dine (AAD)
    6. Ansar al-Islam (AAI)
    7. Ansar al-Shari’a in Benghazi (AAS-B)
    8. Ansar al-Shari’a in Darnah (AAS-D)
    9. Ansar al-Shari’a in Tunisia (AAS-T)
    10. Army of Islam (AOI)
    11. Asbat al-Ansar (AAA)
    12. Aum Shinrikyo (AUM)
    13. Basque Fatherland and Liberty (ETA)
    14. Boko Haram (BH)
    15. Communist Party of Philippines/New People’s Army (CPP/NPA)
    16. Continuity Irish Republican Army (CIRA)
    17. Gama’a al-Islamiyya (IG)
    18. Hamas
    19. Haqqani Network (HQN)
    20. Harakat ul-Jihad-i-Islami (HUJI)
    21. Harakat ul-Jihad-i-Islami/Bangladesh (HUJI-B)
    22. Harakat ul-Mujahideen (HUM)
    23. Hizballah
    24. Indian Mujahedeen (IM)
    25. Islamic Jihad Union (IJU)
    26. Islamic Movement of Uzbekistan (IMU)
    27. Islamic State of Iraq and Syria (ISIS)
    28. Islamic State’s Khorasan Province (ISIS-K)
    29. ISIL-Libya
    30. ISIL Sinai Province (ISIL-SP)
    31. Jama’atu Ansarul Muslimina Fi Biladis- Sudan (Ansaru)
    32. Jaish-e-Mohammed (JeM)
    33. Jaysh Rijal Al-Tariq Al-Naqshabandi (JRTN)
    34. Jemaah Ansharut Tauhid (JAT)
    35. Jemaah Islamiya (JI)
    36. Jundallah
    37. Kahane Chai
    38. Kata’ib Hizballah (KH)
    39. Kurdistan Workers’ Party (PKK)
    40. Lashkar e-Tayyiba (LeT)
    41. Lashkar i Jhangvi (LJ)
    42. Liberation Tigers of Tamil Eelam (LTTE)
    43. Mujahidin Shura Council in the Environs of Jerusalem (MSC)
    44. Al-Mulathamun Battalion (AMB)
    45. National Liberation Army (ELN)
    46. Al-Nusrah Front (ANF)
    47. Palestine Islamic Jihad (PIJ)
    48. Palestine Liberation Front – Abu Abbas Faction (PLF)
    49. Popular Front for the Liberation of Palestine (PFLP)
    50. Popular Front for the Liberation of Palestine-General Command (PFLP-GC)
    51. Al-Qa’ida (AQ)
    52. Al-Qa’ida in the Arabian Peninsula (AQAP)
    53. Al-Qa’ida in the Indian Subcontinent (AQIS)
    54. Al-Qa’ida in the Islamic Maghreb (AQIM)
    55. Real IRA (RIRA)
    56. Revolutionary Armed Forces of Colombia (FARC)
    57. Revolutionary People’s Liberation Party/Front (DHKP/C)
    58. Revolutionary Struggle (RS)
    59. Al-Shabaab (AS)
    60. Shining Path (SL)
    61. Tehrik-e Taliban Pakistan (TTP)

LİNK : www.merkezstrateji.com
E-POSTA : bilgi – Analiz
Tlf.: +90 3122362199
GSM: +90 5332303018