TERÖR DOSYASI : Almanya’da Müslümanlara, gamalı haçlı tehdit !!! !!


Türkler’in ve diğer yabancıların posta kutularına gamalı haçlı bu bildiriler atıldı.

ÖZEL BÜRO NOTU :EĞER BU SEFER ALMAN DEVLETİ ORADAKİ TÜRKLERİ KORUMAYI BAŞARAMAZ İSE TÜRKLERİN TEK ÇÖZÜMÜ 1970’Lİ YILLARDAKİ “DAZLAK ALMAN ÇETELERİ”NE KARŞI YAPTIKLARI GİBİ TÜRK GENÇLERİNİN SAVUNMA İÇİN OLUŞTURDUKLARI TÜRK ÇETELERİNİ TEKRAR DEVREYE SOKMAKTIR. BU IRKÇILARA ANLADIKLARI DİLDEN CEVAP VERMEK HUKUKİ BİR ÇÖZÜM OLMASA DA TEK SEÇENEK GÖRÜNÜYOR. BU YÖNTEM O DÖNEM O KADAR BAŞARILI OLDU Kİ DAZLAK’LAR BIRAKIN SALDIRIYI, TÜRKLERİN ŞERRİNDEN KORKTUKLARI İÇİN SOKAĞA BİLE ÇIKAMAZ HALE GELDİLER. TABİ BİZLER BUNU TASVİP ETMEYİZ. POLİS VE HUKUK HALLETSİN İSTERİZ. AMA ALMAN IRKÇILARI’NA ALMAN DERİN DEVLETİNİN YOL VERDİĞİ ÜNLÜ NSU DAVASINDA KANITLANDI. NSU DAVASINI HERKES BİLİR. BU NEDENLE AYNI HADİSENİN TEKERRÜR ETMESİ HALİNDE TÜRK GENÇLERİNE DE BAŞKA BİR ÇÖZÜM ŞANSI BIRAKMAMIŞ OLACAKLAR. OLUŞACAK ŞİDDETTEN VE AKAN KANDAN DA ALMAN DERİN DEVLETİ VE POLİSİ SORUMLUDUR. BUNU DA ŞİMDİDEN BELİRTELİM.

Tam 15 yıl önce bir Türk kuaförü önüne bisikletin selesine yerleştirilen bomba patlamış ve bazıları ağır olmak üzere 22 kişi yaralanmıştı. Türk mahallesinde Türklere gözdağı verme amaçlı olayın, daha sonra ırkçı neonazi NSU örgütü tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı.

YENİ BİR ÖRGÜT ADIYLA BİLDİRİ

8’i Türk 10 kişiyi de öldüren NSU’lular kısa süre önce yargılanırken, ırkçılık yeniden hortladı. Dün ve bugün, Türk mahallesi olarak bilinen Keupstr‘nin çevresindeki evlere, işyerlerinin posta kutularına, adı yeni duyulan “Atomsilahları Tugayı Almanya” imzalı, üzerinde gamalı haç bulunan tek sayfalık bildiriler bırakıldı.

“HEPİNİZ HEDEFİMİZSİNİZ”

Bildiride, “Almanya’daki Müslümanlar! Ülkemizi işgalinizi engelleyeceğiz. Alman halkı uyanıyor ve her geçen günü, sizin düşman olduğunuzu ve bizden nefret ettiğinizi daha net anlıyor. Siz, Almanya ve Avrupa’yı mahvetmek isteyen Yahudiler’in gönüllü araçlarısınız. Bu yüzden de her biriniz, hedef olmayı hak ediyorsunuz“ denildi.

Alman TV’si, WDR dağıtılan bildirileri ilk duyuran kanal oldu. Bu bildirilerden sonra, polis Keupstr ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Pazar günü yapılacak 15’inci yıl kınama etkinliklerinin de yoğun güvenlik altında gerçekleştirileceği açıklandı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// FUAT UĞUR : Fetullah Gülen neden intihar girişiminde bulundu ?


FUAT UĞUR : Fetullah Gülen neden intihar girişiminde bulundu ?

Olay büyük.

Çatışmanın su yüzüne çıktığının emarelerini üç aydan beri açıkça görmeye başlamıştık ama böyle bir noktaya geleceğini doğrusu kimse tahmin etmiyordu.

Amerikan istihbaratının ve Küresel Batı’nın FETÖ içindeki en derin mutemedi olan Mustafa Özcan ile Fetullah Gülen arasındaki çatışmadan söz ediyorum. Daha önce de bunu yazmıştım hatırlarsanız.(*)

Türkiye üzerine birtakım hazırlıklar var. Aşağıda daha detaylı anlatacağım. Amerikan derin devleti FETÖ öncülüğünde yürütülecek yeni operasyonu Mustafa Özcan eliyle yapmak istiyor. Sebebi de "mehdiliği" bir takıntı hâline getiren Fetullah Gülen’in “Olacak hadiseleri” daha önceden haber verme saplantısı yüzünden sürekli şifreli konuşması, bu “gizem dolu” konuşmaların da Türkiye’de deşifre edilmesi.

15 Temmuz öncesinde hâkî renkli(askerî) cübbelerle çıkıp konuşmalar yapması, sözlerinin arasına sürekli olarak hazırlıkları yapılan darbe girişiminin ipuçlarını serpiştirmesi bu odaklar tarafından not edilmişti.(**)

Şimdi işi sıkı tutmak istiyorlar.

GÜLEN-ÖZCAN KAPIŞMASI/YÜZLEŞME

Mustafa Özcan işareti alır almaz Fetullah Gülen’in yazılı olarak dikte ettirdiği talimatları değiştirmeye ve üzerinde oynamaya başladı. Ancak Fetullah Gülen’in Bamteli adıyla yayınlanan video konuşmalarının içeriği ile bu mesajlar birbiriyle çelişmeye başladı. Pensilvanya’daki "tapınağa" giden elemanları bu durumu Fetullah Gülen’e ilettiler doğal olarak.

Kıyamet orada koptu.

Fetullah, Mustafa Özcan’ı yanına çağırarak hesap sordu. İlginçtir Mustafa Özcan bu kez kıvırmadı, yalan söylemedi, yan yollara sapmadan doğrudan doğruya “Bundan sonra süreci biz yöneteceğiz” deyiverdi.

NASIL İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNDU?

Bu restleşme ramazandan bir ay önceydi. Fetullah Gülen ipin ucunu kaçıracağını anlayınca son kozunu oynamaya karar verdi. Kendi ölümünün örgütün dağılması anlamına geleceğini çok iyi bildiğinden Mustafa Özcan’ı kendi ölümüyle tehdit etti. Bunu daha önce de yapmıştı. Alenen intihar edeceğini iletmişti CIA’e. Ancak Mustafa Özcan bu sözleri şantaj olarak algıladı ve ciddiye almadı. Bu arada Bamteli adlı Fetullah konuşmalarının yayını da kesildi. Örgütü hem içerideki kaynakları hem de açık alan üzerinden takip eden Ümit Akdemir Bamteli’nin yayınlanmamasından kuşkuya kapılıp iz sürmeye başladı. Sonunda kaynakları yukarıda anlattıklarımızla ilgili bilgileri aktardı Ümit’e.

Ancak son gelen bilgi inanılmazdı. Fetullah Gülen dediğini yapmış ve intihar girişiminde bulunmuştu. Ancak kurtarılmıştı. Ümit’e ulaştırılan aşağıdaki fotoğraf intihardan kurtarılan Fetullah’ın eli. Serum takılmış ve uzun süre kaldığından dolayı da morarmış bir el.

Peki Fetullah Gülen nasıl intihar girişiminde bulunmuştu? Bu, inancına aykırı değil miydi? Sonuçta ayaküstü bin tane takiyye yapıp buna da bir kılıf bulabilirdi ama yine de intihar Müslüman olan için kesinlikle yasaklanan bir eylem. Başkasını öldürmekten daha ağır bir günah.

Ümit Akdemir FETÖ elebaşının günde sayısı belirsiz derecede çok kullandığı ilaçlarından bol miktarda alarak intihara teşebbüs ettiğini tahmin ediyor. Çünkü Fetullah cehennemde intihar eylemini gerçekleştirdiği yöntemle ceza göreceği bilgisiyle kendini bu konuda da garantiye aldı. Lâkin Fetullah’ın intiharı fark edildi ve müdahale edildi. Ramazan ayı da bu nedenle nekahetle geçti.

YİNE KIYAFET MESAJI: BU KEZ KEFENLE

Aradan epey zaman geçtikten sonra Fetullah Gülen’in ilk Bamteli konuşması Ramazan Bayramı münasebetiyle yayınlandı. Normalde 35-40 dakika olan Bamteli konuşması ilginçtir sadece 5-6 dakikaydı.

Fetullah bembeyaz bir kıyafetle çıkmıştı bu kez.

Onun subliminal mesajlar vermeye meraklı olduğunu bildiğimiz için hemen KEFEN olduğunu anladık doğal olarak. Yine mesaj veriyordu örgüt elemanlarına ve aynı zamanda Mustafa Özcan’a, onun arkasındaki güçlere:

“Her an kendimi öldürebilirim, örgüt dağılır ve hiçbir halt edemezsiniz!..”

“İÇİMİZİ YAKAN BİR MEVZU”

Konuşmasını dinlediğinizde de zaten olan biteni, olacakları bu kez gayet şifresiz, apaçık ve net biçimde neler yapabileceğini anlatmaktaydı:

“Bu ramazan bayılıp bayılıp sana kulluğumu gösteremedim. Gafilane geçti. Bir daha böyle ramazan olur olmaz mı, bir daha olursa da namaz kılacak kadar sağlıklı olur muyuz bilemiyorum. Toprağın altında mı oluruz üstünde mi oluruz, o verilecek karara zerre kadar itiraz edecek hâlimiz yok. Baş göz üstüne deriz. Acaba biz gidince iyi mi olur, kötü mü olur onu bilemediğimden dolayı, bazı büyüklerimiz de öyle diyor:

‘Eğer hayatım hayırlıysa, bir işe yarıyorsa sen yaşat. Vefatım hayırlıysa sen emanetini al.’

Dünyada kalmak, ahirete gitmek mevzuunda kararı yine de karar sahibine bırakmak lazım.(Bu cümlede intihar ettiğini itiraf ediyor ama bundan şimdilik vazgeçtiği imasında bulunuyor)

(Örgüte seslenerek)

Bugüne kadar gerekenleri yaptınız. Bundan sonra farklı bir fasla geçmek gerekiyormuş. Şimdi sıra geldi Fatiha’ya. Bu ramazanı bayılasıya yaşadığımı söyleyemem. Bu, mübalâğa olur. Fakat ara sıra İÇİMİZİ YAKAN BİR MEVZU OLDUĞUNDAN DOLAYI inşallah Cenab-ı Hak o gayeyi hayali realize etmeyi muvaffak eylesin inşallah…”

Evet, konuşma bu.

Kavga aleniyete döküldü. Kartlar yeniden karıldı ve son kozlar oynanıyor.

23 HAZİRAN HAZIRLIKLARI

15 Temmuz’u ABD’nin baskısıyla yapmak zorunda kaldıklarını itiraf eden FETÖ yeniden harekete geçmek için gün sayıyor. Ümit Akdemir yine bir hareketliliğe işaret ediyor.

23 Haziran’daki seçim sonucuna göre A ve B planları hazırlanmış durumda.

Ama bu kez farklı. Sebebini de ben söyleyeyim.

15 Temmuz öncesi yazdığım “Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk tarda sayılır” başlıklı yazım(***) darbe girişiminde yamultulan FETÖ’yü ve onların siyasetteki uzantılarını çıldırtmıştı.

Şimdi yine o yazıdaki gibi söylüyorum. Devlet bu kez de izliyor ve yakın takipte. Ama MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dediği gibi kararlı oldukları bir nokta var:

“Artık mahkeme süreçleri yok.”

…..

(*) https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/598988.aspx

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/598758.aspx

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/588256.aspx

(**)https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/590725.aspx

(***)https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/591124.aspx

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// E. ASK. HAKİM AHMET ZEKİ ÜÇOK : FETÖ’nün bir numarası ya Jack ya John


E. ASK. HAKİM AHMET ZEKİ ÜÇOK : FETÖ’nün bir numarası ya Jack ya John

Fetullahçı terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar ve açılan davalar sebebiyle yurt dışına kaçan ya da haklarında yakalama kararı olan çok sayıda kişi var. Ve bunların hepsi de kendilerine kucak açan ülkelerin hamiliğinde Türkiye aleyhine faaliyetlere devam ediyorlar. Dahası, FETÖ’yle mücadele eden kişileri itibarsızlaştırmaya dönük kara propaganda ve ölüm tehditlerine de… Örneğin, TSK’daki kripto hainleri tespit etmek için geliştirilen FETÖMETRE’nin mucidi Tümamiral Cihat Yaycı’nın telefonunu bayramda Twitter başta olmak üzere sosyal medyada açılan kripto hesaplar üzerinden vererek, hedefe koymuşlardı… Yani alçaklık devam ediyor. Hem de pervasızca. Dolayısıyla da akla gelen soru şu:

Bunların yerleri belli, MİT orada bir şey yapamaz mı? Yanıtı kendisi de yine FETÖ’nün hedefinde olan Hava Kuvvetleri Komutanlığı eski başsavcısı, emekli Albay Ahmet Zeki Üçok veriyor:

“Hepsiyle ilgili iade taleplerimiz var, kırmızı bültenlerimiz var ama hiçbirisine işlem yapmıyorlar. Onları kullandıkları için böylesine uluslararası bir örgütlenmeye sahip Fetullahçı terör örgütünü kaybetmek istemiyorlar. Almanya, ABD, İngiltere gibi ülkelerde siz de bir şey yapamazsınız. Çünkü radikal siyasi sonuçları olur. Ama onun haricindeki Afrika, Asya ülkelerinden olsun, MİT de, Emniyet’in bir birimi var, onlar da alıp getiriyorlar.”

Ne olur Berlin’den de gidip alsa?

“En azından BM’nin birçok sığınmacılara ilişkin olan kurallarını çiğnemiş olursunuz. Çünkü neredeyse Avrupa’dakilerin tamamına sığınma hakkı verdiler. Hatta onlarla ilgili eski Maden Sendikası’nın oteli vardı, orayı sığınmacıların kaldığı yer haline getirdiler. Gelen bütün FETÖ’cüleri yatırdılar, yedirip içirdiler bu sığınma sürecinde. Sonra da bunlardan sığınma hakkı verdiklerine ev tahsis ettiler, maaş bağladılar. Yani hukuki bir statü kazandırdılar onlara.”

Kalkan amaçlı hukuki statü yani?

“Tabii. Kazandırmasalardı bu sefer yurt dışına kaçmış Türk vatandaşı olacaklardı. Şimdi ise Almanya’ya sığınmış mazlum havası verdiler. Uluslararası bir koruma kalkanı geliştirdiler onlara. Mesela şimdi ABD’de bir sürü FETÖ’cü var, bunları getiremez miyiz? Getirebiliriz. Operasyon yaparak hepsini olmasa bile en azından bir kısmını Almanya’da olsun, Fransa’da olsun, getirebiliriz. Ama şu var. Bunların hepsine uluslararası hukuk mevzuatı çerçevesinde hukuki güvenceler sağladılar ve Türkiye bir şey yapsa da karşılık versek diye hazır bekliyorlar. O nedenle, biraz bu tür yöntemlere çekinceli davranıyoruz. Artı Almanya’daki FETÖ’cülerin kollarına panik butonu taktılar kaçırılmalara tedbir olsun diye.”

FETÖ’yü en çok ABD, Almanya, İsrail’in kullandığını ve örgütün gerçek liderinin de Fetullah Gülen olmadığını belirten Üçok, devam ediyor:

“Fetullah Gülen tabii ki örgüt içerisinde çok önemli ama FETÖ’nün bir numarasının adı ya Jack’tir ya John’dur. Çünkü bu ABD’nin, CIA’nın ve buna benzer istihbarat örgütlerinin kurduğu ve yönettiği bir örgüt. Başındaki Fetullah Gülen de bu örgütün sembolik lideri, beyin falan değil. Gerçek yöneticileri Fetullah Gülen’i şu anda ABD’de barındıran, onu kontrol eden CIA… Kuran, dünyanın 169 ülkesinde örgütleyen o…”

Fetullah Gülen ölse ya da iade etseler bir şey değişmez yani?

“Katiyen değişmez. Böylesine olağanüstü bir örgütü adam öldü diye dağıtır mı o istihbarat örgütleri? Mümkün değil; Fetullah gider, yerine Metullah gelir.”

Niye vermiyor o zaman?

“ABD’nin sadece Fetullah Gülen diye bir örgütü yok ki. Malezya’da, Filipinler’de ya da başka yerlerde başında filanca kişinin olduğu bir sürü örgütleri var. Şimdi Fetullah’ı iade ederse, bu sefer diğerleri ABD ile olan ilişkilerini sorgularlar. Kendilerinin de teslim edileceğini düşünürler. O yüzden de ABD bugüne kadar hiç kimseyi vermedi. Fetullah’ı da vermez. İşi bitince teslim eder falan değil, işi bitmez. İşi biterse de ölür adam, öyle işi biter. Yoksa Fetullah Gülen çok mu önemli ABD için? Onun yerine koyacağı, yetiştirdiği adamları da hazırdır zaten…”

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// AYTUNÇ ERKİN : ‘FETÖ borsası’ndaki infazın ipuçları iddianamede var


AYTUNÇ ERKİN : ‘FETÖ borsası’ndaki infazın ipuçları iddianamede var

1990’lardaki ‘polis yelekli’ infazların adresi bu kez İzmir…

AKP’li Ahmet Kurtuluş’u polis yelekli şüpheli öldürdü. Geride, 396 sayfalık iddianame kaldı

İddianamede, 60 kişilik FETÖ’cü listesinde yer alanların nasıl kurtarıldığı anlatıldı

2 – Tarih 4 Kasım 1993… Başbakan Tansu Çiller, İstanbul’da Holiday Inn Oteli’nde ellerinde PKK terör örgütüne haraç veren işadamlarının ve sanatçıların listesi olduğunu açıklad, “Onlardan hesap soracağız” dedi.

Behçet Cantürk ve şoförü Recep Kuzu’nun cesedi 15 Ocak 1994’te Sapanca yakınlarında bulundu. Cantürk ismi öldürülecek 67 Kürt işadamı listesinin ilk sırasında yer alıyordu. Fevzi Aslan ve yeğeni Şahin Aslan 28 Mart 1994’te İstanbul Şehremini’de bir kafede otururken, polis olduklarını söyleyen 4 kişi tarafından gözaltına alınmıştı. Oto alım satımı yapan Aslanlar’ın cesedi ertesi gün Hendek’te bulundu. Savaş Buldan ve Hacı Karay, 3 Haziran 1994’te İstanbul’da bir otelden çıkarken çıkarken üzerinde ‘polis’ yazan çelik yelekli silahlı kişilerce alıkonulduktan iki gün sonra Bolu’nun Yığılca İlçesi’ndeki Melen Çayı kenarında öldürülmüş halde bulundular. Neden 26 yıl öncesine döndüm?

‘ÖRGÜT İÇİ HESAPLAŞMA’ MI?

Çünkü, 30 Mayıs 2019’da, İzmir’in Narlıdere İlçesi’nde polis yeleği ile evine gelen şahsın silahlı saldırısında hayatını kaybeden AKP eski İzmir İl Başkan Yardımcısı ve iş insanı Ahmet Kurtuluş’un hikayesi de 1990’ları hatırlattı! Birinci tespit şu: Geçen ocak ayında, Serkan Kurtuluş’un liderliğini yaptığı suç örgütüne yönelik aralarında İzmir eski İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Kurtuluş’un da bulunduğu 69 şüpheli hakkında dava açılmıştı. İddianameye göre ikinci tespit de şöyle: Bazı devlet görevlilerinin mafya ile işbirliği yaparak ‘FETÖ borsası’ kurdukları tespit edildi. Üçüncü tespit ise en can alıcı olanı: Öldürülen Ahmet Kurtuluş, ‘organize suç örgütü’ hakkında bildiklerini anlatmış ve ev hapsine çıkmıştı. Sanki bir ‘örgüt içi’ hesaplaşma! Dördüncü tespit de şöyle: Savcı Deniz, öldürülen Ahmet Kurtuluş’a dönemin İzmir MİT Bölge Başkanı G.Y. ve MİT görevlisi H.B. ile ilişkisini de sormuş.

O zaman İzmir Cumhuriyet Savcısı Ferhat Deniz’in hazırladığı 396 sayfalık iddianameye bakalım…

2 – ‘100 bin dolar istediler vermeyince, tutuklandım’

İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede Serkan Kurtuluş’un liderliğini yaptığı ‘organize suç örgütü’nün tehdit, şantaj, silahlı saldırı gibi eylemlerle maddi menfaat elde ettiği ifade edildi. Serkan Kurtuluş’un örgütünde İzmir Emniyet eski İstihbarat Şube Müdürü Kudret D. ve AKP İzmir eski İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş (öldürülen) da şüpheliler arasında yer aldı.

Ahmet Kurtuluş

Savcı iddianamede, “FETÖ Borsası olduğu kuşkusu uyanmıştır” tespitinde bulundu. Peki savcı, “FETÖ borsası” kuşkusuna nasıl ulaştı? İddianamede yer alan ve iş adamı olan FETÖ/PDY suçundan şüpheli Tamer Kömürgöz’ün ifadesi ‘kuşku’nun ilk ayağı!…Kömürgöz’ün ifadesini okuyalım:

CEMAATÇİ KURTULMUŞ

“… Y.P.’nin bir akrabası Gaziantep’te üst düzey bir emniyet görevlisiymiş. Bu kişi de İzmir ilinde görevli İstihbarat Şube Müdürü Kudret D. ile yakın ilişki içerisinde. Onun sayesinde bu işlerden kurtulmuş… Nisan 2016’da cemaatçi Y.P., işyerime geldi ve cemaate operasyon yapılacağını söyledi. 100 bin dolar vermesi halinde aklanacağımı ifade etti, kabul etmedim. 17 Ağustos 2016’da Serkan Kurtuluş bana gözaltı listesinin elinde olduğunu söyledi ama İstihbarat Şube Müdürü’nün tanıdığı olduğunu belirtti. Bu listeden kendisini çıkaracak kişinin kendisi olduğunu anlattı. Parayı vermedim ve tutuklandım.”

3 – İnfaz edilen Kurtuluş listeyi istihbaratçı müdürden almış

Yine iddianamede şüpheli Ilgın Şentürk’ün ifadesi de “FETÖ borsası”nın nasıl işlediğini açıkça anlatıyor. Okuyalım: “… 5-6 yıl kadar önce Ege Üniversitesi’nde memur olarak çalışmaktaydım, tam tarihini hatırlamadığım bir gün oturmuş olduğum semtte bir pastaneye girdiğimde Serkan peşimden geldi ve benimle tanışmak istedi. Bu süre içerisinde kendisi bana sürekli mesaj atıp arardı. Serkan işadamı gibi kendisini tanıttı. Yaklaşık 6-7 ay kadar birbirimizi tanıdıktan sonra birlikte yaşamak için ev tutmaya ısrar etti. Yeşilova semtinde Myvia isimli apart dairelerden daire kiraladık.”

AYAKKABICI OLAYI

“… Ayakkabıcı olayında (Tamer Kömürgöz) Serkan Kurtuluş, bir şahsı Yakup Y.’a vurdurtmuştu ve bundan dolayı 50.000 TL almışlardı. Serkan aynı ayakkabıcı için cemaatçi olduğunu söyleyip, bu şahıstan 1 trilyon para almak için uğraşıyordu. Ayakkabıcı denen şahıs bildiğim kadarıyla daha sonra FETÖ örgüt suçundan tutuklanarak cezaevine girdi. Bahse konu 60 kişilik listeyi (FETÖ’cü listesi) Serkan bana Whatsapp üzerinden yedeklemek için gönderdi.”

Serkan Kurtuluş

KURTULUŞ’A GELEN LİSTE

“Serkan bana bu liste gelmeden evvel bir FETÖ listesi geleceğini söylemişti. Bu listede bulunan şahısları kaldırıp para alacaklarını, bu listenin Kudret D.’den geleceğini anlatmıştı. Daha sonra Serkan bu ekran görüntüsünü bana attı.

Ben de kendisine bu listeyi nerden aldın diye tekrar sorduğumda bana Ahmet Kurtuluş tarafından kendisine geldiğini, Kurtuluş da bu listeyi Kudret D.’nin verdiğini söyledi.”

Sonuç: FETÖ’yle mücadele gerçekten beka sorunu ise ‘borsa’ların üzerine gitmek gerekiyor.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : IŞİD’in ‘en yüksek rütbeli’ kadın üyelerinden İbrahim, Bağdadi’nin yakalanması için CIA ile işbirliği yapıyor


IŞİD’in ‘en yüksek rütbeli’ kadın üyelerinden İbrahim, Bağdadi’nin yakalanması için CIA ile işbirliği yapıyor

Radikal İslamcı terör örgütü IŞİD’in tutuklu bulunan en yüksek rütbeli kadın üyesi olan Nesrin İbrahim’in, IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin yakalanması için CIA ile işbirliği yaptığı öğrenildi.

The Guardian’ın Orwell ödüllü Orta Doğu muhabiri Martin Chulov’un aktardığına göre ‘Umm Sayyaf’ ismiyle de tanınan İbrahim, Bağdadi’nin yakalanması için ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile Kürt yönetimi istihbarat yetkililerine IŞİD sığınak ve iletişim ağlarının tespit edilmesi konusunda yardımcı oluyor.

The Guardian’a konuşan IŞİD üyesi kadın, istihbarat teşkilatlarına Bağdadi’nin Musul’da saklandığı evin yerini söylediğini belirtti. Chulov’un aktardığına göre ABD hava kuvvetleri çevredeki sivil halkın kalabalığı sebebiyle evi vuramadı.

İbrahim, terör örgütünün 2015’te öldürülen yöneticilerinden Fathi Ben Awn Ben Jildi Murad al-Tunis ile evliydi. İbrahim bu evlilik sayesinde IŞİD liderliğinde önemli rol oynadı; toplantılara ve tartışmalara hakkı olan nadir kadınlardan biriydi. İbrahim’in IŞİD’in en kan dondurucu saldırılarından bazılarında rol oynadığı da biliniyor.

Kürt güçleri tarafından yakalanan İbrahim’in idam cezasına çarptırılmasına karar verilmişti.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : Almanya’da 14 bin PKK’lı


Almanya’da 14 bin PKK’lı

Alman istihbaratının Mayıs 2019 istihbarat raporu basına sızdı. Terör örgütlerini, istihbarat örgütleri faaliyetlerini ve terör örgütlerinin militan sayısına ilişkin bilgiler içeren raporda, Almanya’da 6 bin ila 7 bin MİT personeli bulunduğu öne sürüldü.

337 sayfalık raporda PKK terör örgütünün yanı sıra İran Devrim Muhafızları, Müslüman Kardeşler, Hamas, Neo-nazi grupları, PEGIDA, Antifa gibi dini, siyasi ve ırk temelli grupların da Almanya’da yürüttüğü faaliyetler hakkında bilgiler yer aldı.

Alman İç İstihbarat teşkilatının Bavyera ofisinden Mayıs 2019 istihbarat raporu sızdı. Aşırı sağ-sol terör örgütleri, istihbarat örgütleri faaliyetleri, yönelimleri ve genel bilgiler içeren raporda terör örgütlerine ilişkin militan rakamlarına yer verilmesi dikkat çekti. Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) faaliyetlerinin arttığını da savunan rapor, Almanya’da 6.000-7.000 arasında “tam zamanlı” MİT personeli bulunduğunu öne sürdü.

TERÖRİSTLERİN SAYISINI YAZDILAR

Raporda ‘Yabancı Ekstremistler’ başlığı altında Türkiye merkezli birçok terör örgütünün Almanya’daki faaliyetleri ve üye sayısı hakkında bilgiler yer aldı. Terör örgütü PKK’nın Almanya’da yaklaşık 14 bin militanı olduğu kaydedilirken, DHKP-C’nin 650, TKP/ML’nin 800, MLKP’nin 600 militanı olduğuna yer verildi. Alman raporunda ‘Ülkücü Hareket’ de PKK, DHKP-C ve MLKP gibi terör örgütlerinin bulunduğu ‘Yabancı Ekstremistler’ başlığı altında sınıflandırıldı ve 10 bin civarında üyesi olduğu belirtildi. Almanya’da binlerce FETÖ’cü olmasına rağmen raporda hiç bir sayıya yer verilmedi.

MİT İÇİN ABARTILI RAKAM

“Diğer İstihbarat Aktiviteleri” başlığı altında Türk istihbaratı MİT de yer aldı. Türkiye’nin güvenlik yapılanmasında merkezi noktada MİT’in bulunduğunu kaydeden rapor, Türk istihbaratının Almanya’daki kadrolarını genişletmeye çalıştığını yazdı. Raporda, Almanya’daki MİT elemanı sayısında özellikle son yıllarda artış gözlemlendiği savunuldu. “Çalışan sayısını yaklaşık 1.500 dolaylarında arttıran MİT’in 6.000-7.000 civarında tam zamanlı çalışanı bulunuyor” ifadesi kaydedildi. Ancak Alman istihbaratının bu abartılı rakamları, ülkede bulunan sivil toplum kuruluşu çalışanları, Diyanet personelini de “MİT elemanı” olarak değerlendirildiği yorumlarına neden oldu.

FETÖ DİASPORAYMIŞ!

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte teşkilatın direkt olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlandığı böylece parlamentonun ve diğer mercilerin MİT üzerindeki kontrolünün sona erdiği belirtildi. Ek olarak raporda, “MİT, Almanya’da casusluk faaliyetlerini diasporadakilerin Türk yasalarına göre suç teşkil eden politik faaliyetlerine yoğunlaştırmış durumda. Başarısız darbe girişiminden bu yana ise ‘Gülen’ hareketi MİT’in odak merkezinde” ifadesi kullanıldı.