SOSYAL MEDYA TROLLERİ DOSYASI : AKP’lilerden ilginç Binali Yıldırım montajı


AKP’lilerden ilginç Binali Yıldırım montajı

Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon’da gerçekleştirdiği ve yoğun katılımın sağlandığı miting görüntüsüne Binali Yıldırım’ın montajlanması dikkat çekti.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon mitinginde çekindiği bir fotoğrafın AKP’liler tarafından montajlandığını dile getirdi.

İmamoğlu, Geçtiğimi günlerde Karadeniz turu yapmış, Trabzon mitingine on binlerce kişinin katıldığı İmamoğlu, Karadenizlilerin desteğini arkasına almıştı.

Söz konusu mitingde seçim otobüsü üzerinden kalabalığın fotoğrafını çeken Adıgüzel’in fotoğrafının montajlandığı ortaya çıktı.

Binali Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım’ın eklendiği fotoğrafı Twitter hesabından paylaşan CHP’li Vekil, paylaşımına “Aktroller @ekrem_imamoglunun Trabzon mitinginde benim otobüs üstünde çektiğim selfiye montaj yapmışlar. Sağ köşeden merhaba diyorum onlara. Ha bir de korumanın sol bacağını unutmuşsunuz. Yazıktır..” notunu düştü.

Fotoğrafın gerçeği ise şöyle:

Kaynak Yeniçağ: AKP’lilerden ilginç Binali Yıldırım montajı

YAPAY ZEKA DOSYASI : Google’den insan sesini taklit eden yapay zeka teknolojisi


Google’den insan sesini taklit eden yapay zeka teknolojisi

VİDEO LİNK : https://youtu.be/QxI99T-QG5M

Dünyanın önde gelen teknoloji devi Google, bilim kurgu filimlerini aratmayacak son teknolojisini tanıttı.

Şirketin her yıl yazılım geliştiricilerine yönelik ABD’nin San Francisco kentinde düzenlediği I/O etkinliğinde tanıttığı ‘Duplex’ isimli yeni yapay zeka programı herkesi şaşkınlığa uğrattı.

Google tarafından geliştirilen bu yapay zeka yazılımı insan sesini taklit edebilecek bir şekilde telefonda insanlarla iletişime geçiyor ve karşısındaki kişi, konuşanın robot olup olmadığı ayırt edemiyor.

Siri ve Alexa gibi kişisel bir asistan olan Google Duplex, doğal konuşma şekliyle konferansa katılan izleyicileri adeta hayran bıraktı.

Google’ın CEO’su Sundar Pichai, yeni yazılma dair detayları paylaştıktan sonra Google Assistant ve gerçek kişiler arasında geçen bir konuşmayı dinletti. Assistant randevu almak için bir kuaför salonunu arıyor. Kuaförün karşısındaki sesin bir yazılım programına ait olduğunu anlamaması salonda kahkahalara sebep oldu.

VİDEO LİNK : https://youtu.be/D5VN56jQMWM

Henüz piyasaya sürülmeyen Duplex şimdiden birçok insanın ilgisini çekmeye başladı. Duplex’in kullanıcılara ne zaman sunulacağı henüz belli değil. Söz konusu teknoloji, her ne kadar heyecanla beklense de, birçok uzman önemli uyarılarda bulundu.

Bu uygulamaların insanları aldatmak için kullanılabileceğini, buna karşılık konuşanın yapay zeka olduğuna dair karşısındakini bilgilendirmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Google’un ses getiren teknolojisi kullanıcıların hizmetine girdiğinde en çok kullanılan yapay zekalardan biri olacağı kesin gözüyle bakılıyor.

YAPAY ZEKA DOSYASI : Yapay zeka sesimizi klonlayabilir


Yapay zeka sesimizi klonlayabilir

Semih Sönmez

Yapay zeka sesinizi başarılı bir şekilde taklit edebiliyor. Öyle ki kişinin annesi bile bilgisayarda üretilen sesi kendi çocuğunun sesinden ayırt edemiyor.

Yapay zeka artık sesinizi de taklit edebiliyor ve bu konuda oldukça başarılı. Geçtiğimiz ay Bloomberg’den Ashlee Vance, Montreal merkezli Lyrebird adlı şirketin kurucularıyla bir araya geldi. Lyrebird ‘dünyadaki en gerçekçi yapay sesleri üretmek’ için çalışıyor.

VİDEO LİNK : https://youtu.be/VnFC-s2nOtI

Şirketin geliştirdiği yazılıma Vance’in sesi kaydedildi ve dakikalar içinde yazılım sesi klonlamayı başardı. Yapay zekanın taklidi o kadar başarılıydı ki Vence telefonla annesini arayıp bilgisayardaki ses üzerinden konuştuğunda annesi konuştuğu kişinin kendi oğlu değil de bir bilgisayar yazılımı olduğunu anlayamadı.

Lyrebird’ün teknolojisi bir çok kişiye yardımcı olmak için kullanıldı. ALS Ice Bucket Challenge’ın kurucusu Pat Quinn de bunlardan birisi. Quinn ALS hastalığına yakalandı ve bir süre sonra konuşma yetisini kaybetti. Lyrebird Quinn’in kayıtlı konuşmalarını kullanarak yazılımı eğitti ve Quinn’in yazıyı sese aktaran robotik sesini kendi sesiyle değiştirdi.

Kötüye kullanılabilir

Ancak ses klonlama teknolojisi kötüye de kullanılabilir. Örneğin Vance Lyrebird’ü kullanarak ABD Başkanı Donald Trump’ın sesini taklit etti. Kötü niyetli birinin elinde bu teknoloji diplomatik kriz bile çıkarabilir.

Lyrebird kurucularından Jose Sotelo ise “Teknolojimizin pozitif şeyler için kullanılmasını istiyoruz. Bu korkmamız gereken bir şey değil. Bu teknoloji dikkatli bir şekilde kullanmamız gereken, heyecan verici bir gelişme.” şeklinde konuştu. Şirket bu teknolojiyi insanlara tanıtarak böyle bir teknolojinin mevcut olduğunu ve insanların özellikle internette gördükleri ya da duydukları her şeye inanmaması gerektiğini göstermek istiyor.

DEEP WEB DOSYASI : İnternetin %90’ını Oluşturduğu Söylenen Gizemli Ağ Deep Web Nedir ???


İnternetin %90’ını Oluşturduğu Söylenen Gizemli Ağ Deep Web Nedir ???

Deeb Web (Derin Ağ) nedir? Deep Web’de neler var? Deep Web’e nasıl girilir? İnternetin arka bahçesi Deep Web hakkında merak edilen pek çok şey içeriğimizde.

internet olarak adlandırılan sanal dünyayı kabaca özetlemek gerekirse

sunucular ve bu sunuculardan alınan verilerin web sayfalarına aktarılmasından oluşur. deep web yani derin interneti tek cümle ile açıklayacaksak internetin dışlanmış kısmı diyebiliriz. deep web yahoo, yandex, google vb. gibi arama motorları tarafından indekslenmeyen sunucuların bulunduğu ortama verilen genel isim. bir anlamda internetin arka bahçesidir. surface web yani internetin bizim kullandığımız kısmından çok daha fazla içeriğe sahip olduğu söylenmekte. normal internetin %10 deep web olarak adlandırılan bölgenin ise %90 oranında interneti oluşturduğu tahmin ediliyor. normal web siteleri sunucularını bir şirketten kiralar ve site dosyalarını burada barındırır. aranan siteler ve içerikleri otomatik olarak arama motorları tarafından fark edilir ve indekslenir. deep web ise arama motorları tarafından fark edilmez ya da fark edilmek istenmez. bunun genel nedeni arama motorlarının kendi güvenliğini ve kullanıcılarının güvenliğini düşünerek bunları görmezden gelmesi , burada bulunan içeriklerin büyük bir bölümünün illegal olması ve deep web’de bulunan sitelerin çoğunun iz bırakmamak amacıyla kişisel sunuculardan oluşmasıdır. deep web zaten herkesin ulaşamaması için tasarlanmıştır. ancak belirli kişiler ve belirli amaçlar için ulaşılabilir internet siteleri ve içeriklerinden oluşan bir sanal alemdir.

deep web’de normal internet kullanıcısı için işe yarar sayılabilecek çok az içerik bulunmaktadır

deep web için kimsenin erişemediği ancak çok önemli ve faydalı bilgilerin bulunduğu bir dünya söylentisi tamamen abartıdır. tüm sitelerin kişisel sunuculardan oluştuğu bu dünyada herhangi bir denetim , kontrol , kanun , takip söz konusu olmadığı için kimsenin aklına dahi getiremeyeceği uç noktadaki içeriklere sık rastlanır. bu dijital ortam çoğunlukla hacker gruplarının , uyuşturucu tüccarlarının , katillerin , pedofililerin , politik aktivistlerin , paralı askerlerin , terörist grupların , veri tüccarlarının , kaçakçıların , hırsızların ve buna benzer pek çok normal olmayan insanın barındığı bir yerdir. böyle olması nedeniyle burada görebileceğiniz insanlık dışı vahşet içerikli videolar , çocuk pornosu , organ ticareti , uyuşturucu alım ve satışları , katiller , bebeklerin alınıp satılabildiği siteler , çalıntı mal satışları , ordular ve kolluk kuvvetleri haricinde satışı yasak olan silahların ticareti , bomba ve patlayıcı madde imali , çalınmış kredi kartı bilgileri , milyonlarca insanın kişisel bilgilerinin ve daha adını sayamadığımız , aklımıza gelmeyen her türlü illegal işlemin yapıldığı bir ortamdır. yani içeriğin çok büyük bir kısmı illegaldir. deep web’de çok az oranda işe yarar içeriğe ulaşmak içinde gerekli yönlendirmeleri bulmak çok zaman alacaktır. bulsanız bile içeriğin büyük bölümünün ingilizce olması çok iyi derecede ingilizce bilmeyenlerin her an karşılaşmak istemedikleri içeriklerle karşı karşıya kalması olasıdır. giriş yaptığınızda bilgisayarınıza virüs bulaşması kaçınılmazdır. ayrıca paylaşım yapmanız durumunda bazı kişiler ip adresiniz üzerinden size ait bilgileri elde edebilir. burada bulunan çok sayıdaki terör örgütüyle karşılaşabilecek olmanızda cabası. ayrıca deep web’e girmek için özel tarayıcılar kullanmak gerekmekte. tor browser ile bilinen popüler dizinlere girebilirsiniz. kişi ve grupların sanal tüneller sayesinde bağlantıların maskelenmesi ve ip numaralarının sürekli değişmesi mantığıyla çalışan tor ile deep web’in başlangıç seviyelerinde gezinebilirsiniz fakat bu şekilde de erişiminiz çok kısıtlı olacaktır. ayrıca tor browser sürekli ip değiştirdiğinden sisteme girdiğinizde siz başka birinin ip adresini başka biride sizin ip adresinizi kullanıyor olacağı için ip’nin suça bulaşma ihtimalide vardır. yani deep web’e girin bir başkası herhangi bir içeriğe sizin üzerinizden erişecek ve sizde bir nevi köprü görevi göreceksiniz.

deep web’i açıklamak gerekirse

.onion uzantılı sitelerin oluşturduğu kendi içinde bir internettir diyebiliriz. bu siteler standart domainler, standart url ler yerine harf ve rakamların karışık olduğu adresler taşır. site ismi olarak karışık harf ve rakamlardan oluşan ve sonunda .onion uzantısı olan adresler görülür. bildiğimiz taracıyıcılar tarafından denendiğinde açılmazlar. çoğu gizliliklerini korumak için sürekli adreslerini değiştirmektedir. deep web’in görünen yüzü giriş kapısı hidden wiki’dir. bu dünyayı merak edip de girmek isteyenlerin ilk uğradığı nokta burasıdır. hidden wiki’de legal, illegal, aklınıza gelebilecek her şey ile ilgili bilgi mevcuttur. aynı zamanda bu site bazı deep web sitelerinin sürekli değişen adreslerinin güncellenmiş yeni adreslerini de paylaşır.

bugün dünyada kullanılan internetin 10 farklı seviyeden oluştuğu söylenmektedir

herkesin kullanabildiği surface web yani yüzeysel internetten sonra kademeli olarak deep web başlar. bu kademeler içeriğin illegalliği arttıkça değişir. deep web başlangıç seviyesi olarak adlandırılan 2. seviye bergie web ile başlar. ama asıl illegal işlerin döndüğü 3. seviye sonrasıdır. 3. seviyeden sonrası proxy seviyesidir. bununda bir üstü olarak adlandırılan 4. seviye charter web’dir. buraya kadar bahsettiğimiz kısma her internet kullanıcısı tor browser ile girebilir. ancak bundan sonrası için kişisel bilgisayarlar veya bir web tarayıcısına değil özel cihazlara ihtiyaç vardır. farklı içerikler barındıran ancak farklı programlar ile ulaşılabilecek olan 5. 6. 7 ve 8. seviyelerden sonraki seviye kapalı sistem olarak adlandırılan 9.seviyedir. o meşhur devlet sırlarının barındırıldığı, dünyaya düzenini sağlayan siyonist ailelerin, para babaları ve tarikatların kullandığı iddia edilen seviye muhtemelen burasıdır. wikileaks belgeleri bu seviyeden çıkmıştır. bu seviye için özel işletim sistemine sahip cihazlara gerek vardır. henüz ulaşılamamış olan 10. ve son seviye adını dünyanın en derin noktası olan mariana çukuru’ndan alan marianas web’dir.

seviye 0 (common web): günlük kullandığımız interneti oluşturan katmandır.
komega / tht

seviye 1 (surface web): yüzey internet. ulaşmak için arama motorları üzerinden basit bazı sorgular yapmanız gereken internet. güvenlik kameraları sunucuları, access veritabanları buna örnek gösterilebilir. temp mail hizmetleri, dns sorgulama hizmetleri türü hizmetlerin verildiği sitelerde bu seviyede hizmet verir.

seviye 2 (bergie web): yalnız internet. bu seviyede arama motorlarının arama sonuçlarını kitlediği siteler, ftp serverlar, indexlenmeyen adult filmler bulunmaktadır. ulaşmak için arama motorlarında detaylı sorgular yapmanız gerekebilir. bu seviyeye giren pek çok site arama sonuçlarında en son sayfalara atılır. bu seviye normal yollarla ulaşabileceğiniz son seviyedir.

bundan sonraki katmanlara ulaşım için proxy kullanımını gerektirir

komega / tht

seviye 3 (deep web): başlangıç deep web seviyesi. ikiye ayrılır

1. proxy seviyesi: .onion sitelerin bulunmadığı fakat illegal olan her tür sitenin bulunduğu seviyedir. arama motorları tarafından çoğu kez indekslenmezler. pek çoğu sunucu kullanır. içlerinde php kodlama sitelerde bulunur. bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: illegal araştırma sonuçları, hafif düzeyde illegal yetişkin filmler, hacker grupları, virüsler, script kiddie’ler, ünlülerin skandalları, vip dedikodular, bilgisayar güvenliği ile alakalı konular, suikast videoları vb. bu içerikler genelde illegal forum tarzı sitelerde barınır.

bundan sonraki katmanlara ulaşım için tor kullanımını gerektirir

2. tor seviyesi: .onion sitelerin işin içine girdiği seviyedir. sitelerin geneli kişisel sunuculardadır. bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: eliza dataları, hacklenen sunucuların bilgileri, data tüccarları, gizli devlet belgeleri, wikileaks belgeleri, devlet sırrı satan casuslar, terör örgütleri, bomba ve silah eğitimleri, federal bilgiler, istihbarat sırları, illegal bilimsel araştırmalar, bilim adamları, shell network, assembly programcıları, gerçek hackerlar, microsoft gizli ağ bilgileri, güvenlik ve data analistleri vb. bu içerikler genelde html kodlama sitelerde ve kişisel sunucularda barınır. sunucu sahipleri, sunucularını korumak için her şeyi yapabilirler.

seviye 4 (charter web): ayrıcalıklı deep web seviyesi. bu seviyeye ulaşmanız kolay değildir fakat ulaşabilirseniz size getirisi de ufak şeyler olmayacaktır. ikiye ayrılır:

1. tor seviyesi: sadece tor browser kullanılarak ek bir şey yapılmadan ulaşılabilen seviyedir. bu seviyede; gizli şirket ve piyasa bilgileri, önceden belirlenmiş milyonluk bahis sonuçları, bilyon dolarlık satışlar, dünyaca ünlü silah kaçakçıları, tank – füze- savunma sistemi satışları, yasaklanmış filmler – videolar – kitaplar – müzikler, üst düzey görevlerde bulunan devlet casusları, önemli ses kayıtları, paralı askerler, paralı ordular, paralı özel timler, kara kutular, aşırı illegal ve yasaklanmış yetişkin içerikler, devlet görevlilerinin seks kasetleri, detaylı gizli wiki ansiklopedileri, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, yasaklanan kimyasalların ve ilaçların ticareti, kan bankalarından kaçırılan kanların ticareti, çocuk *****ları, yamyamların – vampirlerin öldürmek için insan arayışları, illegal deneyler için insan denek aranması, sniperlar, mafyalar, pedofililer gibi şeyler bulunmaktadır. bu seviyenin geneli .onion sitelerden oluşur. tehlikeli seviyelerdendir.

bundan sonrası için kapalı erişim gerekir

2. özel erişim seviyesi: kesinlikle kontrol edilemeyen seviyedir. şu ana kadar ulaşılabilmiş en tehlikeli seviyedir. ulaşmanız için tor browser’lar yetersiz kalır. “closed shell system” adı verilen özel bir ulaşma yöntemi vardır. bu seviyede bulunan şeylere örnek vermek istersek: yapay zekalı ölüm makineleri, yapay zeka işlemcileri, gggeqp işlemcileri, tesla’nın planları, kristalize güç kontrolörleri, hava durumunu değiştirebilen cihazlar, gizli haarp projeleri, atlantis’in yeri ve hakkındaki gizli araştırmalar hatta atlantis’in bulunduğu yerin detaylı konumları, özel üretim motorların planları, tanrının olduğunu kabul etmeyenler ve ispatları, masonlar, illüminati, gizli algoritmalar ve hesaplamalar, global terör ağı, global cinayet ağı, global uyuşturucu ağı, global insan ticareti ağı, süper bilgisayarlar ve yapay zekalar vb vb. bu kategorinin genelini bilimadamları oluşturur. sitelerin tamamı kişisel sunucular yada özel üretim gizli sunucular üzerindedir. bu seviyede uygulanıldığında dünyayı değiştirecek ispatlanmış deneyler bulunur. ulaşmak için normal bilgisayarlar ve internet ağları yetersiz kalabilir.?

şu ana kadar anlatılan seviyeler deep web’in %80’lik kısmını oluşturmaktadır. geriye kalan %20 nedir peki?

buradan sonrası için kuantum teknolojisi ile çalışan cihazlar ve internet gerekir

seviye 5 (marianas web): bu seviye hakkında fazla bilgimiz yoktur. çünkü daha ulaşılamamıştır. bu seviyeye ulaşmak için şu an kullandığımız teknoloji yetersizdir. kuantum teknolojisi ile çalışan bilgisayarlara ve internete ihtiyacımız vardır. bilinen en tehlikeli seviyelerdendir. adını dünyanın en derin çukuru olan mariana çukuru‘ndan alır. seviyenin sınırları belirsizdir fakat sonu vardır. içerisinde bulunacak sitelerin dünyayı değiştirebileceği bilinmektedir. bu seviye için “eğer olurda birgün ulaşılırsa o gün internetteki savaş bitecektir” denilmiştir. yüksek teknolojiye sahip ar-ge laboratuvarlarında bulunan pek çok bilim adamının bu seviyeye ulaştığı ve bilgi paylaşımı yaptığı söylenir. burada bulunan bilgilerin tüm canlı yaşamını değiştirebilecek ve dünyaya hakimiyet kurulabilecek güçte olduğu bazı bilim çevrelerince belirtilmiştir. bazı devletlerin ve hacker gruplarının da bu sistemlere eriştiği söylenir fakat bu konuda bilgi yoktur. bazı bilim çevrelerinden sızan haberlere göre buradaki bilgilerle tüm dünyadaki nükleer füzeler çalıştırılabilir. istihbarat örgütlerinin buradaki hackerlara nükleer sistemleri yok etmesi için iş teklif ettikleri iddia edilmektedir.

seviye 6: bilinen en tehlikeli seviyedir. hakkında hiçbir bilgi yoktur. sınırları belirsiz ve sonu belli değildir. en gelişmiş teknolojiyle bile erişelememiştir.

seviye 7 (the fog/virus soup): 7. seviye savaş bölgesi olarak tabir edilir. eğer bir gün ulaşılabilinirse herkes kendi için savaşacaktır. amaç seviye 8’e başka insanların çıkmasını önlemektir.

seviye 8 (the primarch system): 8. seviye direkt erişime açık değildir. ne bir hükümet veya organizasyonun ne de kimsenin tam olarak bilmediği bir primarch sistemi tarafından kontrol edilir. bu sistem ilk olarak 2000’li yıllarda tesadüfen keşfedildi. sistem tepkisiz ve tüm internete değiştirilemeyen rastgele komutlar göndermektedir. seviye 8 günümüz bilgisayarların baş edemeyeceği devasa bir işlem gücü olan “level 17 quantum t.r.001 level function lock” kullanır. en son olarak seviye 8 “internetin en son patronu” olarak geçer.

not

deep web’de yasadışı bütün işlerde haliyle yasal ödeme metodları kullanılmayacağı için ödeme bitcoin ve diğer kripto paralarla yapılır. deep web’e girmek , deep web kullanmak veya tor browser kullanmak yasal olarak suç değildir. ancak illegal içerikleri görüntülemek, cihazınıza indirmek, bu gibi içerikleri sosyal medyada paylaşmak veya bazı sitelerden yasa dışı ürün almak veya satmak suçtur.

SOSYAL MEDYA /// Bedri Baykam : KİM BU ADSIZ KAHRAMAN ? LÜTFEN YARDIM EDİN…


Bedri Baykam : KİM BU ADSIZ KAHRAMAN ? LÜTFEN YARDIM EDİN…

06.06.2019

Sosyal medyanın zamanımızı “çaktırmadan” yuttuğu kesin. Sosyal medyaya girip de aksini söyleyen yalan söylüyordur. Artık insanlar bekleme salonlarında, tualetlerde, plajlarda, otobüslerde, dolmuşlarda ellerinin uzantısı gibi gördükleri akıllı telefonlarıyla haşır neşirler. Ne yazık ki kitap okuyan insanlar azalmış görünüyor. Umarım böyle gitmez, yoksa yazarlar artık karşılıklı birbirlerinin kitaplarını okumakla yetinecekler!

Ben sosyal medya düşmanlarından değilim. Eskiden basın organları şu ya da bu sebeple veya ihmal nedeniyle bir aktivitenizi yazmazlarsa, o salon boş kalırdı; ne konuşmacılardan ne de konudan insanların haberi olmazdı. Şimdi ise basından bağımsız olarak buna benzer etkinlikler için düğmeye basarsanız karavana çekmezsiniz. Ben toplumla alışverişi çok olan bir profesyonel kategoride olduğum için, yalan söylemeyeyim, sosyal medyadan memnunum. Yeter ki, yanınızdaki dostları ihmal etmeyin!

Aynı sosyal medya gibi, televizyonlara da karşı değilim. Bizi dünyaya bağlayan bu hatlar sayesinde en inanılmaz spor karşılaşmalarını istediğimiz yerde izliyoruz, inanılmaz derecede başarılı emek verilmiş belgeseller, harika filmler görebiliyoruz, dünyada olup bitenleri takip edebiliyoruz. Ama tabii her şeyi dozunda yapmak lazım.

Konuyu şöyle bağlayacağım: Günlük alışkanlıklarımız arasında sosyal medyadan bize gelen çok şaşırtıcı, ilginç, çarpıcı paylaşımları başka dostlarımıza iletip onlara da bu keyfi yaşatmak gibi bir alışkanlığımız var. Ben de geçen hafta bana imzasız gelen harika bir metni çeşitli dostlarımla paylaştım. Bu arkadaşlardan biri günlük rutinde yaptığımız bu işlemi benim bir yazım sanmış ve “Bedri Baykam’dan muhteşem bir anlatım” diyerek bunu etrafına yaymış! Ertesi gün bu çok farklı yerlerden önüme düşünce, o güzel yazının her yere gittiğine sevindiğim kadar, yanlış şekilde benim imzamla yayıldığını görerek bu yanlışlığı düzeltmek istedim. Facebook ve Twitter hesaplarıma hemen düzelti koyduğum gibi, bana bu maili WhatsApp’tan yollayan arkadaşlarıma da aynı uyarıyı ilettim. Ertuğrul Özkök bana mesaj atıp sordu, ona da durumu bu sözlerle aktardım. Hatta dün kendisi de yazmış köşesinde…

Her okuyanı etkileyebilecek bir güçte olan bu yazıya denk geldiniz mi bilmiyorum, burada tekrar paylaşıyorum ve artık öğrenmek istiyorum bu muhteşem yazıyı kim kaleme aldı? Lütfen yardım edin bana ve bu adsız kahramanı bulup hakkını verelim. Çünkü 30 yıldır toplumumuzu kemiren ayrımcılık, mezhepçilik, saldırgan milliyetçilik başta olmak üzere, her türlü sosyo-politik hastalığı o kadar sade bir dille teşhis etmiş ki… İnsan ancak “helal olsun” diyebiliyor. Keyifle okuyun…

İnek Şaban mesela…

Neydi acaba mezhebi?

Alevi miydi Belgin Doruk, Sünni miydi Ayhan Işık?

Kürt kökenli miydi, yoksa Çerkez miydi Sadri Alışık?

Şakayla karışık sormuyorum bunları…

Kaçımız biliyordu veya doğrusu hiç merak eden olur muydu, Sami Hazinses’in Ermeni olduğunu?

Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, dört yapraklı yonca… İster türbanlı ol, ister çarşaflı, saçlarını örtmedikleri için sevmeyen var mıydı onları?

Ömercik’e kahrolmayan Musevi, Ayşecik’e gözyaşı dökmeyen Rum var mıydı?

Hulusi Kentmen gibi dedesi olmasını kim istemezdi ki… Peki, hiç kimse düşündü mü bugüne kadar, Hulusi Kentmen’in umreye gidip gitmediğini?

Bizans’ı haşat eden Cüneyt Arkın yabancı düşmanı mıydı?

Hem Karaoğlan, hem Tarkan, yani Kartal Tibet neciydi?

Kaptan Ediz Hun, subay İzzet Günay, savcı Fikret Hakan, polis Ekrem Bora, şafak bekçisi pilot Göksel Arsoy, Jön Türkler’imiz… Osmanlı aleyhtarı mıydı?

Mirasını komple Mehmetçik Vakfı’na bırakan Zeki Müren, darbeci miydi?

Milli duygularımızı doruğa çıkaran efsane film “Bir Millet Uyanıyor”un görüntü yönetmeni Kriton İlyadis, hangi milletin uyanışını anlattı o filmde, Japon milletinin mi?

Emel Sayın’la Tarık Akan’ın şarkılar söyleyerek el ele dolaşmasına sevinmeyen…

Bıraktık mezhebi kökeni filan, Adile Naşit’i Münir Özkul’u sevmeyen insan, insan mıdır?

Siyah beyaz ama, rengarenk değil miydik?

Gençler, sorun büyüklerinize…

Şu veya bu ayrımı var mıydı mahallede?

Elbette farklı farklıydık ama, hepimiz değil miydik?

Birlikte üzülür birlikte sevinir, birlikte güler birlikte ağlamaz mıydık?

Lefter’e milli takım kaptanlığını mesela, Niko’ya ay yıldızlı formayı Lozan Antlaşması gereğince mi vermiştik?

Var mı o günleri özlemle iç çekerek anmayan?

Sevgili okurlarım, siz de merak etmediniz mi bu esrarengiz yazarı? Lütfen kendisi kesin şekilde ortaya çıksın, teşekkür edelim, haftaya size buradan kendisini tanıtayım. Hele onca aklımıza sığmayan olayın başımıza dayatıldığı şu son aylarda, şu bayram günlerinde bundan daha iç açıcı, daha gözümüzü yaşartıcı bir metin bulamazsınız!

Evet biz o günleri yaşadık! Çok şanslıyız! Hiçbir politikacı o günlerde biz ve onlar diye toplumu bölmezdi. Hiçbiri sanatçıları küçümseyerek onlara saldırmazdı. Hiçbiri mizah dergilerinde veya tiyatro sahnelerinde kendisi ile dalga geçilmesinden rahatsız olmazdı, tersine bu gösterileri izlemeye , alkışlamaya giderlerdi. Hiç kimse komşusunun etnik kökenini öğrenmeye çalışıp dedikodu üretme sevdasına düşmezdi. Silahlı terör örgütlerinden uzak durmak dışında hiç kimse kimin sağcı veya solcu olduğuyla uğraşmaz, dostlukların güzel yanlarını geliştirmeye bakarlardı.

Şimdi bakıyorum, 20-25 yaşında gençler, ömürleri yalnız bu ayrılıkların yarattığı örümcek kafa ortamının kavga gürültüsünde geçmiş… Bir de buna spor ve özellikle futbolu, hatta basketbolu bir kavga, kin kusma ve hesaplaşma vesilesi olarak gören mankafaları eklediğimizde ortaya çıkan tablo dehşet verici… Bu nedenle bunları en güzel ve en sade dille anlatan bu arkadaşımızı arıyoruz. Çocuklarımıza veya torunlarımıza bu güzelliklerle dolu “eski Türkiye”yi hissettirmek için…

İyi bayramlar sevgili okurlarım! Lütfen sürat yapmayın, fazla yemeyin, biraz kitap okuyun, birkaç yıldır görüşemediğimiz arkadaşlarınızı arayın, hatta küs olduğunuz birini hatırlayıp barışın… Hepinize güzel Ege’den kucak dolusu sevgi ve saygılar!

BİLİM DOSYASI /// SİBEL ÇAĞLAR : Bir Dahi Gibi Düşünün !


Bir Dahi Gibi Düşünün !

Sibel Çağlar

Bir dahi gibi düşünmek için dahi, akıl ustası ya da çok eğitimli olmanıza gerek yoktur.

Deha, tecrübelerinizden daha önce kimsenin yapmadığı – yaptılarsa da içgüdüsel olarak bir şey yapabilmek için sezgilerine yeterince güvenmemişlerdir- çıkarımlar yapmakla alakalı bir olgudur.

***

Piyasaya ilk kez 1980 yılında sunulan post-it’ler, hızlı not alma ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde, renkli ve yapışkanlı not kağıtlarının ortak ismi haline geldi. Post-it’i yaratan, 3M( Minnesota Mining and Manufacturing) firmasında görev yapan iki bilim insanı Arthur Fry ve Spencer Silver, post-it’le birlikte not alma alışkanlıklarının değişmesini sağladılar.

Dr. Spencer Silver, esas olarak yapışkanlar üzerine yoğunlaşmıştı. Organik kimya alanında kazandığı bilgi ve deneyimleri yapıştırıcı teknolojilerini geliştirmek için kullanmakta olan Silver, o güne kadar geliştirilen en güçlü ve sert yapıştırıcıyı bulmak istiyordu.

1968 yılında Spencer Silver, akrilik kürelerden oluşan yeni bir yapışkan buldu. Yüzeylere hem kolay yapışan, hem de yapıştığı yüzeylerden kolayca çıkartılan bu yapışkan, fazla güçlü olmamakla birlikte, kağıtları bir arada tutacak kadar güçlüydü.

Yaptığı bir dizi seminerde, bu buluşunu meslektaşlarına anlattı. Bu seminerlerden birine katılan Arthur Fry‘ın çok iyi bir fikri vardı.

Boş zamanlarını kilise için yardım faaliyetlerinde geçiren Fry, her Çarşamba gecesi kilise korosunda ilahiler söylüyordu. Programda söyleyeceği ilahileri işaretlemek için Arthur Fry, küçük kağıt parçalarını kullanıyordu. Fakat bunlar kalıcı olmuyor, program sırasında kayıp düşüyordu.

Aklına kağıtların arkasına kolay çıkabilme özelliğine sahip bir yapıştırıcı sürme fikri geldi. Bu düşüncesini sınamak için Spencer Silver‘dan bir miktar yapıştırıcı istedi. Yer imi oluşturmak için küçük bir kağıdın kitap sayfasına değecek yüzeyine az miktarda yapıştırıcı sürdü. Kağıdı sayfaya kolayca yapıştırdı ve bunu çıkartırken sayfa yüzeyinde hiçbir zedelenme oluşmadığını da gördü.

O, aklında yanan bir ışığı takip ederek harekete geçmişti. Etrafındaki dünyayı incelemiş ve bir problemi çözebilmek için iki fikri bir araya getirmişti.

***

Bette Nesmith Graham‘ın aslında mucit olmak gibi bir derdi yoktu. 10 parmak daktilo kullanan Bette, IBM’in yeni daktilolarını kullanan birkaç sekreterden biriydi. Ancak bir sorunu vardı: Daktilo hatalarını silmeyi denediğinde, mürekkep kâğıdın üzerinde lekeler bırakıyordu.

Ressamların hatalarını gidermek için tuvali yeniden boyadığını hatırladığında, kafasında bir fikir şekillenmeye başladı. Eğer ressamlar hatalarının üstünü boyayabiliyorsa, neden o da kendi daktilo hatalarının üstünü boyayarak kapatamasındı?

Beyaz tempura boyası kullandı ve daha sonra bunu diğer sekreter ve ofis çalışanlarına satmaya başladı. 1956 yılında, daha sonra ismini Liquid Paper olarak değiştireceği Mistake Out Company adlı firmasını kurdu. Mutfağını bir laboratuvara çeviren Graham, çeşitli kimyasal maddelerle yeni karışımlar deneyerek icadını geliştirmeye koyuldu. Liquid Paper, 20 yıl sonra Gillette Firması tarafından satın alındı.

***

Bunlar sadece iki örnek…

Aşağıda bir dâhinin dünyayı algılayış biçimine dair bazı gözlemler ve kendi düşünme süreçlerinizi dönüştürmek için birkaç basit yöntem sıralanmış durumda…

1. Problemlerinizi başarıya açılan bir kapı gibi görmeye çalışın.

2. İki fikir arasında yeni bir bağlantı algıladığınızda buna dikkat edin önemi üzerinde araştırmalar yapın. Söz konusu bağlantı bir benzerlik veya karşılaştırma olabilir.

3. Beyinlerimiz sürekli olarak karşılaştırmalar yapar. Bu bizim dünyayı algılayış biçimimizdir. Bir dahi, karmaşık ve çok katmanlı bir bağlantılar sistemi geliştiren kimsedir.

4. Bir dâhi, kati olgulara bakarak bunların arkalarındaki yapıları analiz etmek için genellemeler yapabilir.

5. Bir dahi, akıl oyunlarından keyif alır -bazıları buna gündüz düşü diyebilir-. Yeni düşünce alanları keşfetmek hedefe ulaşma üzerine kurulmuş olan, sonuçlara, işlerin tamamlanmasına ve para kazanmaya çok fazla önem veren bir dünyada elverişsiz görünebilir. Bir dahi, bir sonuca ulaşmaya çalışmaktansa süreçleri keşfetmek üzerinde çok fazla vakit harcamaktan mutlu olur.

Bir düşüncenin içinde kaybolun. Öyle odaklanın ki zaman mefhumunu kaybedin. Gerçekten bir şey yaratmanın ve sezgisel olmanın tek yolu budur.

6. Yaşamın derin gizeminde merak duygunuzu geliştirin. Hiç kimse merak etmeden bir şey keşfetmemiştir.

7. Fikirleriniz basit ve güzel olsun.

8. İlgi alanlarınızı genişletin. Bir dahi, uzmanlık alanına tutkuyla bağlıdır; ancak bu alanı besleyen başka çok sayıda ilgi ve bilgi alanından da bir yelpaze oluşturmuştur.

9. Hâlihazırda “biliyor” olduğunuzla uyuşmayan bilgiyi eleme telaşına karşı koyun. Var olan bilginiz ile yeni ve yabancı fikirler arasında bir köprü oluşturmaya çalışın.

10. Fikirlerinize hayat kazandırın. Bazen en belirgin fikirler en orijinal olanlardır, ancak biz bunları bir başkasının da zaten düşünmüş olacağını farz ederek çoğunlukla göz ardı ederiz.

Müthiş bir fikir gelir aklımıza, ancak o kadar basit, o kadar taze ve o kadar barizdir ki” Yok, bunu zaten binleri yapıyordur” diye düşünürüz.

Acaba gerçekten öyle mi? Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?

Kaynaklar:

LİNK : https://dunyalilar.org/hatalari-silerek-basariyi-kazanan-bir-kadin-bayan-bette.html/

LİNK : www.blog.ofix.com/arthur-fry-ve-spencer-silver/

Michael Powell – Akıl Oyunları syf: 72-74

Paylaşmak Güzeldir