FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..


Yavuz Selim DEMİRAĞ : Berat Yüzbaşı..

FETÖ’cü hainlerin kendilerini kurtarma adına yaptıkları "itiraf"lar yüzünden binlerce masum, KHK ile işlerinden atıldılar. Son dönem "kontörlü arama" yüzünden aynı işlem yapılıyor. 8-10 yıl önce hiç tanımadığı, hiç bir zaman gitmedikleri illerden aranmışlar. Bir saniye bile görüşme yok. Ama sorgusuz-sualsiz atılanlar var. Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı "Yeni bylock kullananları tesbit ettiklerini bunlardan 1680 kişinin kamu kuruluşlarında halen çalıştığını" açıkladı. Bylock ölçü ise 11 bin 700 kişi de "mor beyin" denilen sahte bylock çıkmış ve cezaevlerinden tahliye edilmiş, çoğu da beraat etmişti. Mor beyin gadrine uğrayan çok sayıda tanıdığım var. Emekli Albay Semih Ayan, haksızca 11.5 ay hapis yatmıştı. Eşi de KHK ile işinden atıldı. Suçsuzluğu kanıtlanınca geri döndüler. Geç gelen adalet, adalet olmasa da kendi yeğenlerimin başına da gelmişti. İki yıllık aradan sonra güç-bela döndüler. İşine dönemeyen yaklaşık 200 bin kişi daha var. Her gün yenileri ile tanışıyorum. Taksi şoförlüğü yapan Afrin Gazi’lerinden tutun, temizlikte çalışan ve hatta kağıt toplayan masum genç subaylar var. Garsonluk yapanlarla da karşılaştım. Aile desteği ile işsiz-güçsüz evde oturup adaletin tecelli edeceği günü bekleyenler de çok.

Evrensel hukuk da "suçun şahsiliği ilkesi" vardır. Dünyanın hiç bir yanında suç işleyenlerin aile bireyleri işten atılmaz. PKK’lı teröristlerin bile ailelerine uygulanmadı. Biz Balyoz kumpası esnasında "düşman savaş hukuku"na rastlamıştık. FETÖ’nün söz konusu uygulaması bu gün iktidar tarafından devam ettiriliyor. Babası, eşi 15 Temmuz darbesine şu veya bu şekilde bulaşmış diye, eşini, oğlunu, kızını, kardeşini ve hatta yeğenleri KHK ile atılan yüzbinden fazla insanın birinci, ikinci, üçüncü derece akrabaları ile kapsama alanları 2 milyonu geçmektedir.

Bunlardan birini, en bariz örneğini değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum. Yüzbaşı Vahit Berat Candar…

2004 yılında Maltepe Askeri Lisesinden, 2008’de ise Kara Harb Okulundan mezun. Babası da emekli Albay. Ailede FETÖ’nün zerresi yok. FETÖ’cü olmadığı için okullarda dereceye girememiş. 2014 ve 2015 yıllarında kurmay olmak için girdiği yazılı sınavlarda dereceye girmesine rağmen akademiye alınmamış. Berat Yüzbaşı üstelik "Tümgeneral Hamza Koçyiğit"in damadı… EDOK Kurmay Başkanı iken 15 Temmuz gecesi görevden alınıp, kuvvet emrine verilen Koçyiğit; ünlü EDOK Davasında Metin İyidil ve İhsan Yanıkoğlu ile beraber ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Dosya şu an İstinaf da, Yargıtay’da bozularak beraat edeceklerine inanıyorum. 2008 mezunu genç Berat Teğmen, 2009’da yeni mezun Gülşah Teğmen’e aşık olur. Yaklaşık 7 ay flört döneminden sonra 19 Aralık 2009’da şu an I. Ordu Komutanı olan o dönem ki Tümgeneral Musa Arsever’in taktığı yüzük ile nişanlanırlar. Yani FETÖ’cüler gibi "katalog evliliği" yapmamıştır. 19 aylık nişanlılık döneminden sonra 10 Temmuz 2011 tarihinde evlenmişlerdir. Teğmen Gülşah Koçyiğit artık Candar soyadını almıştır. General kızı ve damadı hiç torpilli görevlerde bulunmadıkları gibi en zor yerlerde çalışmışlar. Subaylık sicil notları hep FETÖ’cü amirler tarafından düşük verilmiştir. FETÖ’cü subayların eşleri çalınan sorular sayesinde 100 tam puan alırken, Gülşah ve Berat 75’in altında kalmıştır. 15 Temmuz gecesinin önemli karargahlarından birisi de "Kara Havacılık Okulu"dur. Berat henüz teğmen iken 160 teğmen ile beraber helikopter pilotluğu önerilmesine rağmen Berat’ın bunu kabul etmeyişi K.K.K. Bilgi Sistemi ağında mevcuttur. Sadece bu bile "FETÖMETRE Kriterleri"ne göre, Berat’ın kesinlikle FETÖ’cü olmayacağının göstergesidir. Berat ve Gülşah çiftinin bir de çocukları var.

Tümgeneral Hamza Koçyiğit, Aralık 2017 de henüz yargılama bitmeden ihraç edildi.

Hemen ardından Ocak 2018’de çıkan KHK ile babasından dolayı Üsteğmen Gülşah da ihraç edilir.

Ve nihayet Temmuz 2018’de Yüzbaşı Berat, eşinden ve kayınpederinden dolayı ihraç edilir.

Adalete bakar mısınız?

Ne yüzbaşı Berat ne de eşi üsteğmen Gülşah, general babaları yüzünden hiç bir zaman "Personel Temin Merkezi", yurt dışı görev, yüksek lisans eğitimi, dil kursları, personel-atama daireleri, istihbarat başkanlıkları gibi kritik olup FETÖ’cülerin çöreklendikleri yerlerde görev yapmadılar. Askeri liseler ve Harb okullarında Takım-Bölük Komutanlıkları yapmamışlardır. OHAL döneminde KHK ile sorgusuz-sualsiz mesleklerinden atılan Berat ve Gülşah çiftinin OHAL Komisyonuna verdikleri dilekçeye henüz cevap verilmedi!

Sözü fazla uzatmadan bu haksızlığı Türk kamuoyuna havale ediyor ve takipçisi olacağıma söz veriyorum… Ve bu arada, Şereflikoçhisar nüfusuna kayıtlı Hamza Koçyiğit’in 1970’li yıllarda Aksaray Ülkü Ocaklarında görevli olduğunun da bugün yüzlerce tanığı var. Hapishanelerde çok sayıda Milliyetçi-Atatürkçü subay, astsubay, uzman çavuş ve er olduğunun da altını çizsem kim ilgilenir ki…

SİYASİ DOSYA /// BATUHAN ÇOLAK : TEK PARTİ DÖNEMİNİN TÜRKİYE’YE ETTİĞİ ZULÜM !!!!


BATUHAN ÇOLAK : TEK PARTİ DÖNEMİNİN TÜRKİYE’YE ETTİĞİ ZULÜM !!!!

E-POSTA : BATUHANCOLAK

06 ARALIK 2019

5 Aralık 1934…Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verdi. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanınırken "Medeniyetin beşiği Avrupa"da ise kadınlar ‘ikinci sınıf insan’ gibi görülüyorlardı. Durumları o kadar vahimdi ki; Fransa 10 İtalya 11 Belçika 14 Yunanistan 15 İsviçre ise tam 36 yıl sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyacaktı.

***

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Atatürk dönemine ilişkin şu sözleri sarf etti:"Tek parti yıllarında olduğu gibi İslam’ı gerilik emaresi olarak gören faşist zihniyet ülkemizde tarihe karışmıştır. Gerici yobaz takunyalı diyerek insanımızın inancıyla kavga edenler son 17 yılda olduğu gibi hep kaybetmeye mahkumdur. "

***

5 Aralık 2019…Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiği günden tam 85 yıl sonra bir gün içinde kadınlarımızla ilgili çıkan haberler:

***

Samsun’da 54 yaşındaki Düriye Koyun 20 yıllık eşi Saadettin Koyun tarafından önce yumruklandı sonra üzerine kaynar su dökülerek yakıldı. Nöbetçi mahkeme saldırgan adamı serbest bıraktı. Olayın basına yansıması üzerine Savcılık itiraz etti ve saldırgan cezaevine gönderildi.

***

Nevşehir’de 2 çocuk annesi Yeter Ç. (25) gece geç saatlerde 10’uncu kattaki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdi. Polis şüpheli ölümle ilgili çok yönlü soruşturma başlattı.

***

Kadıköy vapurunda kadınlara yönelik "zincirleme cinsel taciz" suçunu işlediği iddiası ile hakkında 3 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Rıza E. ‘nin yargılanmasına başlandı. Sanık Rıza E. Sosyal medyaya da yansıyan görüntülerle ilgili olarak "Hastalığımın etkisiyle istemsiz davranışlarda bulunuyorum" savunması yaptı. Mahkeme sanığın tutuksuz yargılanmasına devam kararı vererek erteledi.

***

Antalya’da öğle yemeği için bir restorana giren Ebru Avaz’ın (21) elini yıkamaya giderken masada bıraktığı çantasındaki 750 lira çalındı. Maaşından kalan son para olduğunu belirten Avaz "Borcumu ödeyecektim. Çocuğuma bez alacaktım" diyerek gözyaşı döktü.

***

Samsun Karadeniz Kız Yurdu’nda görevli güvenlik müdürü M. K. kendisine kapıyı açmadıkları iddiasıyla 2 kadın güvenlik görevlisini darp etti. Olaydan sonra saldırgan M. K’nın sadece görev yerinin değiştirildiği anlaşıldı.

***

Evlerinin önünde bıçaklanarak öldürülen Ceren Özdemir’in katili emniyette verdiği ifadede olaydan pişmanlık duymadığını ve kendisine zayıf bir hedef seçerek planlı bir eylem yaptığını söyledi. Katil Özgür Arduç’un cinayet hükümlüsü olduğu daha önce cezaevinden 2 kez firar ettiği ve buna rağmen izinli olarak gezdiği ortaya çıktı. Katil Özdemir’i daha önce tanımadığını da belirtti.

***

Hükümete yakınlığıyla bir gazetede köşe yazarlığı yapan N. Ş. isimli şahıs yine hükümete yakınlığıyla bilinen bir kanalın canlı yayınında saldırıya uğrayan gazetecilerle gülerek dalga geçti. N. Ş. "Saldırı denilmez onlar aile içi şiddet" sözleriyle içi şiddeti de meşrulaştırmak istedi. ***Tek parti dönemi gerçekten bu ülkeye büyük zulüm etti!

Kaynak Yeniçağ: Tek Parti döneminin Türkiye’ye ettiği zulüm!

Batuhan ÇOLAK

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/tek-parti-doneminin-turkiyeye-ettigi-zulum-54135yy.htm

YOLSUZLUK DOSYASI : Samsun-Sivas Demiryolu Sayıştay raporunda ! 72 milyon Avro’ya ne oldu ????


Samsun-Sivas Demiryolu Sayıştay raporunda ! 72 milyon Avro’ya ne oldu ????

Yapımı yılan hikâyesine dönen, birçok soru ve sorunlarla dolu Samsun-Sivas Demiryolu, ‘Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda’ geniş şekilde yer bulurken önemli eleştirilerde yer aldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 21 Eylül 1924’te ilk kazmayı vurarak çalışmalarını başlattığı, 378 kilometrelik Samsun-Sivas (Kalın) demiryolu hattının, 30 Eylül 1931’de tamamlandı. 29 Eylül 2015 tarihinde yenilenme çalışması nedeniyle ulaşıma kapatılan ve aradan geçen 4 yıla rağmen açılamayan Samsun-Sivas Demiryolu, 2018 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda geniş yer buldu. Denetim raporunda, “Gecikmeler nedeniyle ülkenin 72 milyon Avro (455 milyon 760 bin TL) kayba uğradığı” belirtiliyor.

ARA ÖDEME MERKEZİ BÜTÇEDEN

“Ulaştırma Operasyonel Programı içerisinde yer alan Samsun-Kalın Demiryolu Hattı Modernizasyonu projesinde, AB fon taahhütlerinin 2017 yılı sonuna kadar kullanılması gerektiği halde, projede yaşanan gecikmeler nedeniyle, AB fonlarının kullanılamaması sonucunda yaklaşık 72 milyon Avro tutarında bir fon kaybı gerçekleşmiştir” denilen denetleme raporunda, “Projede yaşanan bu gecikme nedeniyle 2018 yılı içerisinde projeye ilişkin ara ödemelerin tamamı merkezi yönetim bütçesinden karşılanmıştır” ifadelerine yer veriliyor.

SORUMLU KİM?

72 Milyon Avroluk kayıpla ilgili olarak Sayıştay Denetleme Raporu’nda “Katılım öncesi AB’den sağlanacak fonların yönetimine ilişkin 2011/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi” ile IPA Uygulama Tüzüğü’ne atıf yapılıyor. Katılım öncesi AB’den sağlanacak fonların yönetimine ilişkin 2011/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin “Kurumsal Yapılar” bölümünde, “Program otoritelerinin desteklenecek proje ve faaliyetlere ilişkin olarak, programlama, ihale ve sözleşme yapılması, proje ve faaliyetlerin yürütülmesi, ödemelerin yapılması, muhasebeleştirilmesi ile buna ilişkin kontrol, izleme ve değerlendirmelerin gerçekleştirilmesi görevlerinin yerine getirilmesinden sorumlu oldukları” belirtiliyor.

GEREKLİ TEDBİRLER ALINMASI DÜŞÜNÜLMEKTEDİR

IPA Uygulama Tüzüğü’nün program otoritelerinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 28’inci maddesinde de, “Program otoritelerinin sağlam mali yönetim ilkelerine uygun olarak programları yürütmek ve bu kapsamda programların uygulanmasını izlemekle sorumlu oldukları” hükmüne yer veriliyor. Sayıştay Raporu’nda bu bilgiler aktarıldıktan sonra “Dolayısıyla, Ulaştırma Operasyonel Programının program otoritesi olan Bakanlığın IPA projelerini sağlam mali yönetim ilkelerine uygun olarak yönetmenin yanında proje süreçlerini kontrol ve izleme sorumluluğu bulunmaktadır. AB tarafından IPA projeleri için sağlanan fonların süresinde harcanamaması nedeniyle iade edilmesinin, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılamamasına ve sözleşme süresi devam eden projelere ilişkin bakiye ödemelerin bütünüyle merkezi yönetim bütçesinden karşılanmasına neden olduğundan bu fonların zamanında kullanılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasının yerinde olacağı düşünülmektedir” deniliyor.

BAKANLIK NE DİYOR?

Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinin Sayıştay’ın eleştirilerine verdikleri cevapta bir taraftan “İhale onay sürecinin beklenenden çok daha uzun sürmesinden” diğer taraftan da “Yüklenicinin sahada işe geç başlaması, ek süre talepleri ve iş programına uyum konusunda gösterdiği düşük performanstan” yakındıkları görülüyor.

NE OLMUŞTU?

Türkiye ile Avrupa Birliği’nin bugüne kadar imzaladı en büyük ortak projesi Samsun-Sivas (Kalın) Demiryolu Hattının yenilenmesidir. Ortaklık sözleşmesine göre 2015’de başlayan yenileştirme çalışmaları 2017 Aralık sonunda bitecek, sistem 1 yıllık deneme sürüşünden sonra 2018 sonunda ulaşıma açılacaktı. Ancak aradan 3 yıl geçmesine rağmen henüz deneme sürüşüne bile başlanılamadı.

BÜYÜKELÇİ ZİYARET ETMİŞTİ

16 Kasım 2018 tarihindeAvrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, Samsun Tren Garı’na gelerek, AB hibeleriyle AB sınırları dışında gerçekleştirilen en büyük proje olma özelliğini taşıyan Samsun-Sivas (Kalın) demiryolu hattında incelemelerde bulunmuş ve deneme seferine çıkmıştı.

SamsunHaberTV.com

EĞİTİM DOSYASI : Öğretmenlerimiz atama beklerken “Formasyonsuz Suriyeliler devlet okullarında görevlendirildi”


Öğretmenlerimiz atama beklerken "Formasyonsuz Suriyeliler devlet okullarında görevlendirildi"

Öğretmen olmayı bekleyen yüz binlerce üniversite mezunu varken, Milli Eğitim Bakanlığı, çok sayıda Suriyeliyi okullarda görevlendirdi

Konuyu TBMM Genel Kurulu’nda gündeme taşıyan CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, sadece Adana’da 830 Suriyelinin “sözleşmeli eğitici” olarak okullarda görevlendirildiğini açıkladı.

Sümer’in açıklamaları şu şekilde:

“Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine entegrasyonu desteklemesi adlı bir proje başlatmıştı. Bu kamsamda geçici eğitim sistemleri oluşturulmuş ve buralarda Suriyeli eğitimciler görevlendirilmişti. Bu merkezler kapatıldıktan sonra binlerce Suriyeli öğrenci devlet okullarına yerleştirilmişti. Şimdide kapatılan bu merkezlerde çalışan binlerce Suriyeli eğitici devlet okullarında görevlendirilmeye başlandı. Sadece Adana’da göreve başlayan Suriyeli Sözleşmeli Öğretmen sayısı 830. Hangi eğitimi aldığı devlet tarafından dahi bilinmeyen, pedagojik formasyonu olmayan bu Suriyeli eğiticilere çocuklarımız teslim ediliyor. Eğitimini tamamlamış her türlü yeterliliği olan 10 binlerce gencimiz öğretmen olarak sırada beklerken Suriyelilere bu hak kim tarafından nasıl tanınmıştır”diye konuştu.