İSRAİL DOSYASI /// İSRAİL’İN YAŞADIĞI SİYASİ İSTİKRARSIZLIK VE İSRAİL TOPLUMU İÇİN İ Kİ OLASILIK : DESTEKLİ DEMOKRASİ Mİ ASKERİ DARBE Mİ ??


İSRAİL’İN YAŞADIĞI SİYASİ İSTİKRARSIZLIK VE İSRAİL TOPLUMU İÇİN İKİ OLASILIK : DESTEKLİ DEMOKRASİ Mİ ASKERİ DARBE Mİ ??

Bünyamin Netanyahu liderliğindeki Siyonist muhafazakâr Likud Partisi ile merkez sol Yeş Atid ve Direnç Partisi’nin tek liste olarak oluşturdukları eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz liderliğindeki Mavi ve Beyaz İttifakı, Mart 2020’de gerçekleştirilen üçüncü erken seçimden sonra koalisyon oluşturmuşlardı. Ancak bütçe oylaması sırasındaki anlaşmazlık sebebiyle hükümet düştü ve yeniden erken seçim kararı alındı. 1977’den beri yükselişte olan Likud ile İsrail toplumsal sınıflarındaki değişim de sosyalist ideolojiden muhafazakâr ideolojiye kaydı. Ancak yine de Filistin-İsrail görüşmeleri ve bölge barışı adına kayda değer bir gelişme yaşanamadı. Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın istifası ile 2018’de başlayan erken seçim ve siyasi istikrarsızlık sürecinde Netanyahu karşıtı toplumsal gösteriler de düzenlenmişti ve Netanyahu bu durumu ‘Soros’un tertibi’ olarak tanımlamıştı. Kendisi de bir Yahudi olan Soros’un İsrail’i ve İsrail yönetimini neden hedef aldığı sorusuna bulunabilecek tatmin edici karşılık ulus devlet-küreselci çatışması olarak verilmiştir. Buna göre Likud ve taraftarları Siyonizmi küresel değil ulusal bir ideoloji olarak tanımlamaktadırlar.

İsrail’de Muhafazakâr Yahudi-Laik Yahudi

Ultra Ortodoks Yahudiler ve Resmi bürokrasi

Siyonistler ve İki Toplumlu çözüm arayışında olanların yanına bir de

Netanyahu ve karşıtları eklendi. Bu denli bölünmüş bir toplumsal yapının bir de siyasi istikrarsızlığa sahne olması İsrail’in kendi kendisini yönetebilme iradesini büyük oranda zedelemiştir. Bir erken seçim yaşanacaktır ancak bu seçimi diğer seçimlerin izleyip izlemeyeceği bilinmemektedir. İsrail’in içinde bulunduğu bu durum siyasi yapısı bakımından bazı olasılıkların değerlendirilmesini gündeme getirir:

1) İsrail bölgede Türkiye’den sonra demokratik tek devlettir ve yaşadığı siyasi olumsuzluklar bu demokratik yapısını daha iyi göstermektedir. Partiler, sivil toplum ve toplumsal grupların gücü ülke yönetiminde bir uzlaşı gerektirmektedir.

2) İsrail’in içinde bulunduğu süreç içsel olarak demokrasi dışındaki girişimleri cesaretlendirmeye olanak sağlayacaktır. Aslında İsrail her ne kadar demokratik bir ülke olarak gösterilse de siyasi yapısı Türkiye’nin 1990’larda ki durumuyla benzerlik göstermektedir. Ordu komutanlarının siyasete aktif müdahil oldukları ya da eski ordu komutanlarının siyasi görev üstlendikleri bu düzen siyaset ile militarizm arasındaki mesafeyi oldukça küçültmüştür.

İsrail ordusunun ruhunun, ordunun askeri tarihi mirasına, Yahudi geleneğine, evrensel ahlaka ve demokratik değerlere bağlı olduğu vurgulanmaktadır. İsrail Silahlı Kuvvetlerinin temel değerleri arasında ise İsrail’de yaşayan Yahudileri ve İsrail’i her türlü tehdit ve tehlikelere karşı korumak yer almaktadır. Bu durum Türkiye’de bir dönem yer alan ünlü 35. Madde benzeridir ve orduya eşsiz bir konum sağlamaktadır. Bu sebeple İsrail Genelkurmayı ve Savunma Bakanlığı, başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere diğer bakanlıklara göre oldukça baskın konumda bulunmaktadır. İsrail ordusunun ise geleneksel bir askeri akademisi bulunmamakta İsrail vatandaşları orduya er olarak kabul edildikten sonra istekli olup gerekli aşamalardan geçebilenler ordu personeli olarak istidam edilmektedirler. Bu bakımdan İsrail ordusu tam anlamıyla yurttaş tipi anlayışa dayanan bir askeri modeli yansıtmaktadır. Ordunun farklı ülkelerden göçen Yahudileri tek bir ulusal kültür altında birleştirmekteki önemli rolü başka hiçbir kurumda bulunmamaktadır. Farklı ülkelerden göçenler için ordu içerisinde İbranice ve Yahudi kültürü kursları açılmıştır. Ordu’da ki toplumsal sınıfların çekişmesi ise son dönemde daha belirginleşmiştir. Buna göre Avrupa kökenli Aşkenazlar merkezde yer alırken, Asya ve Kuzey Afrika’dan göçen Mizrahi Yahudileri silahlı kuvvetler içerisinde hiçbir biçimde yükselememişlerdir. Dünya’nın ordularının değişimine paralel olarak İsrail ordusu da teknolojik olarak modernize olma eğilimindedir. Ancak 2006 yılında İsrail-Lübnan savaşında istenilen sonucun alınamaması üzerine ordunun olağanüstü biçimde küçültülmesi kararından vaz geçilmiştir ve teknoloji destekli asimetrik harp ve insan unsuru öne çıkartılmak istenmektedir. Ordu personel dağılımında bu duruma göre Kara Kuvvetleri ağırlığını korumaktadır ve bunu hava ve deniz kuvvetleri izlemektedir.

İsrail’de ordu ve siyaset arasında yaşanan çatışmalardan önemlisi Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin bölgeden boşaltılmaları sırasında ortaya çıkmıştı ve bazı askerler siyasetin bu kararına uymakta zorluk çıkarmışlardı. Yine İsrail’de ordu mensuplarıyla siyasiler arasındaki çekişmenin en somut örneği kısa süre öncesinde yaşanmıştı. İsrail ordu kuvvetlerinde üst rütbelerde görev yapan ve isimleri Genelkurmay Başkanlıkları için geçen Yair Golan ve Nitzan Alon, Siyonistler ve Netanyahu taraftarları tarafından hedef alınmışlardı. Bu askerler İsrail’in Filistin politikalarına yönelik alternatif bakışlar geliştirmek istemişlerdi.

İsrail’de yerleşik bürokrasi kendisi için tehlike görürse demokratik durumu güvenlik gerekçesiyle askıya alabilir. ABD’nin her sene İsrail’e gerçekleştirdiği yardımların koşullarından birisinin İsrail’in demokratik yapısının sürdürülmesi şartıdır. Ancak ABD ve yerleşik ABD diaspora Yahudileri statükolarını koruyabilmek adına İsrail’de ki demokrasi dışı girişimlere en azından sessiz kalacaklardır. Ayrıca bu demokratik yapının evrensel anlamda bir demokrasiyi içermediği çok açıktır. Yukarıda bahsedilen olasılıklardan ikincisi, İsrail’de gelişme ihtimali bulunan darbe girişimi katsayısı her geçen gün yükselmektedir. Dünya’da genel olarak halkların siyasi kurumlara olan ilgisizlikleri ve güvensizlikleri artarken bu durumun İsrail’e yansıması da askeri darbe girişimi olarak görülebilecektir.

Türkiye’nin uzun yıllar devam eden asker-sivil ilişkilerinin kırılganlığı, yaşadığı askeri darbeler ve son yıllarda yaşadığı demokratik dönüşüm ve sivil kontrol bir model olarak İsrail’in faydalanması gereken somut örnektir. Türkiye ve İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin beklentisi ile İsrail’in yaşadığı toplumsal buhranı daha hafif atlatması düşünülebilir. Bunun adı ise destekli demokrasidir. Aksi durumda İsrail siyaseti ve toplum arasındaki mesafe ve sürekli yenilenen seçimleriyle iç ve dış düşman belirleme refleksi üzerine bir devlet inşa etmiş olan İsrail’in vatandaşlarını ötekileştirme, milli güvenlik politikalarını uygulayamama ve yanlış ikili ittifaklara yönelme tutumu bu ülkenin iddia ettiği gibi bölgesel güç olabilme kapasitesinin çok gerisinde, Ortadoğu’nun Yunanistan’ı gibi bir yapıda yalnızca lobilerden medet uman ve tampon ülke olma vasfına sahip azalan önemli bir ülke olmasının yolunu açacaktır.

*Bu rapor, açık kaynaklar ve İsrail’de yaşayıp temas edebildiğimiz kişilerin verdikleri bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s