CÜNEYT ŞAŞMAZ /// ASALA ÖRGÜTÜ DOSYASI : ÖZAL & ASALA !?


Feyzi İşbaşaran, Türk siyasetçi ve iş adamı…

Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi’ni bitirdi.

Özel sektörde yöneticilik yaptı.

Turgut Özal’ın Başbakan Başdanışmanlığı ve Başbakan Özel Kalem Müdürlüğü, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevlerinde bulundu.

Bugün Londra’da yaşıyor.

Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor.

Deneyimli siyaset adamı Feyzi İşbaşaran, geçen hafta Twitter’da paylaştığı bir flood’unda, Türkiye’nin yakın tarihinde özenle bulandırılan su’daki duruluk nedir ne değildir’i anlattı!?

Dün’ün hikayesi dün’de kaldı.

Başaran, yeni gün’e dair yeni şeyler söylüyor.

Yazısında, iktidarları döneminde Asala Terörü ile mücadelede ortada bir yanlış, hata, eksiklik var ise altını, üstünü çiziyor.

Hasılı:

Sorgulayan beyin olmadan ufuk’un ötesini görmek mümkün değil, tecrübe işin tuzu biberi.

Başaran, bakış açısını net olarak ortaya koyuyor, tutarlı, naçizane takdir bizden.

Ufku geniş.

Akıl akıldan üstündür.

Nacizane düşüncem, düşünen beyin kir tutmaz, bir şey’i seven gönül’den vatan’a da millet’e de kötülük çıkmaz!

Bugün aslında dün’dü.

Nüans?!

Çağ’ın ruhu’na hitap etmek, her daim hayat memat mesele.

Hal böyleyken…

İletişim’de temel kural, karşındakinin anladığı kadar varsın!

Bir diğer kural ise kişi ne anlamak ister ise onu duyarmış.

Nüans?!

Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!

Başaran, bıçak’sırtı ise gündem, bıçak’ın sap’ı kim ya da kimlerin elinde’ye bakmak gerekmez mi diyor?!

Üslub-u beyan, ayniyle insan!

Beyan esas, itimat kontrol’e mani değil!

Gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine!

Başaran’ın anlattıkları, bir döneminin gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor:

"1975’te 3-4 Terör örgütü bir araya gelerek Beyrut’ta ASALA’yı kurdu.

Tek hedefleri; yurt dışındaki Türk diplomatlar, Elçilik, Konsolosluk, THY büroları ve Türk vatandaşları idi.

Türkiye kendi içinde sağ/sol iç çatışması yaşıyordu, ASALA’nın saldırılarına karşı etkin bir dış politika yapamadı.

12 Eylül darbesi ile beraber ASALA eylemlerini iyici arttırdı.

MİT, ASALA’ya karşı bir türlü etkili bir mücadele veremedi, çünkü iç sorunlarla uğraşıyordu…

Özal’ın Başbakan olması ile beraber ASALA ile mücadele için yeni bir yol haritası çizildi.

MİT’in dış operasyonlar tecrübesi neredeyse hiç yoktu.

Yeni bir organizasyon gerekiyordu ama Kenan Evren ve Genelkurmay buna yanaşmıyordu?!

Özal, MİT’in elinde olan sınırlı personel imkanını arttırdı, gerekli parasal kaynak sağlandı.

Mesleğe dış operasyonlarda kullanılmak üzere alınan personelin eğitimi çok ağır yürüyordu, diğer tarafta ASALA’nın eylemleri Türkiye’yi sarsıyordu.

MİT Başbakan’a bağlı ama Özal doğru dürüst bilgi alamıyordu.

MİT, her ne kadar Özal’a bağlı olsa da fiili olarak Kenan Evren’in damadı Erkan Gürvit’e bilgi veriyordu.

Özal sıkıştırıyordu ama bir türlü netice alamıyordu.

Özal sıkıştırdıkça MİT; "Efendim yeni bir tim görevlendirdik, büyük darbe vuracağız!"

Ama gelen bilgiler hiç öyle değildi.

MİT’in dış operasyonlar tecrübesi olmadığı için Türkiye’de yerleşik bir takım suç örgütü mensubu çeteleri görevlendiriyordu.

MİT, bu çetelere milyon dolarlar harcadı ama alınan sonuç sıfır elde sıfır.

MİT’ten bir grup Alaattin Çakıcı ile görüşüyordu, bir grup da Abdullah Çatlı/Ülkücülerle görüşüyordu.

Çakıcı’nın ASLA’ya yönelik bir operasyonu olmadı, hep hazırlık aşamasında kaldı.

MİT’in diğer grubu Abdullah Çatlı ile iyi bir hazırlık yaptığını, Avrupa’daki Ülkücülerle netice alacağını düşünüyordu.

Gereken destek verildi ama çok cılız iki eylem yapabildiler.

Paris’te bir Ermeni anıtına ve bir arabanın altına tesirsiz ses bombası koydular.

Abdullah Çatlı’nın bu eylemi Türkiye’deki gazetelerde çok abartılı haber yaptırıldı ama işin aslı bir fiyaskoydu.

Zaten bu eylemden sonra Çatlı ve arkadaşları uyuşturucu ticaretinden yakalanıp hapse girdiler.

Özal, MİT’in bu başarızlığından sonra, MİT’e küstürülmüş gerçek profesyonel istihbaratçı HİRAM ABAS’ı geri getirdi.

Hiram Abas direkt Özal’a bağlı çalıştı.

Bu MİT’te çok rahatsızlık yarattı ama başarısızlıklarından dolayı susuyorlardı.

Hiram Abas’ı yakından tanıdım, sürekli görüşme halindeydik.

Kahraman bir vatanseverdi.

Allah adeta onu istihbaratçı yaratmıştı.

Aynı zamanda dünyanın en iyi Sniper’lerinden (Keskin nişancı) biriydi.

Hiram Abas, kısa zamanda ekibini kurdu, "Örtülü Ödenek"ten her türlü destek verildi.

(Hiram Abas ile ekibinde görev alanların adları tek tek MİT’te kayıtlı.

Bunların ismini tabi ki yazmayacağım)

Bu ekipte görev alanların hiçbiri bugün adı geçenler değil.

Hiram Abas ilk operasyonu Beyrut’taki ASALA’nın merkezine yaptı.

ASALA çok kayıp verdi ve Beyrut’taki merkezi kapatmak zorunda kaldı.

Hiram Abas, ASALA’nın Beyrut’tan sonra Atina’ya taşınacağını önceden biliyordu ve ekibini ona göre hazırlamıştı.

ASALA’ın kurucularından biri olan Agop Agopyan (Kod adı) Atina’da öldürülünce ASALA Değişik ülkelere dağıldı.

Özal, ASALA’nın bitmeyeceğini ve yeniden örgütleneceğini biliyordu.

Bu arada Özal, ABD’nin de desteğini alarak ASALA’yı terör örgütü listesine aldırdı.

ASALA’yı siyasi olarak da bitirmek gerekiyordu.

Özal, Jak Kamhi’yi davet etti; "Bay Jak bana Ermeni diasporası ile gizli bir toplantı düzenleyebilir misin?!"

Bay Jak geçenlerde vefat etti.

Onun Türkiye’ye hizmetleri unutulamaz.

(Özal, Bay Jak dediği için öyle yazdım)

Kısa geçiyorum, Jak Kamhi, David Rockefeller ile görüşerek Rockefeller’in New York’taki malikanesinde bir toplantı düzenlendi.

50-60 Ermeni iş adamı ile bir araya gelindi.

Bunlar Ermeni diasporasının en büyükleriydi.

Özal ile Ermeni iş adamları arasında çok sert tartışma yaşandı.

Özal:

– Türkiye’de bir toprak talebinde bulunacaksanız bunu kafanızdan çıkarınız. Ermenistan bizim komşumuz ve 2.5 milyon insan açlıkla karşı karşıya.

Siz neden yardım etmiyorsunuz?!

Özal:

– Destek verdiğiniz ASALA terör örgütü benim Büyük Elçilerimi, Konsoloslarımı, vatandaşlarımı öldürüyor.

Burada hedef benim.

Türkiye’de çok büyük infial var.

Siz de,Türkiye’de kontrol edemeyeceğim örgütlerin hedefi olabilirsiniz.

Bu sorunu beraber çözelim!

Ermeni diasporası iş adamları:

– Sayın Özal, bizi tehdit mi ediyorsunuz?!

Özal:

– Tehdit etmiyorum.

Ermeni vatandaşlarım var, komşum Ermenistan ile sorunum yok.

Sorunum, ASALA terör örgütü!

Avrupa/Amerika’da milyonlarca Türk var, onların da karşı teröre karışmasını istemiyorum!

Özal, Ermeni iş adamlarına:

– Burada sayın David Rockefeller’in huzurunda herkes yapacağı yardımı beyan etsin, sizin yapacağınız yardımın on katını yapacağıma burada söz veriyorum. Döner dönmez Türkiye-Ermenistan sınırını açacağım.

100 bin ton da buğday göndereceğim!

Ermeni diasporası tam şok yaşamıştı.

Ermeni diasporası sözcüsü:

– Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan ile de mutabık kalırsanız, biz sizin teklifinizi kabul ediyoruz.

Biz parasal yardımımızı kendimiz organize ederiz, siz iki devlet olarak anlaşırsanız sorun biter.

Ermeni diasporası ile toplantıdan birkaç gün sonra Özal ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan bir gizli görüşme yaptı.

O görüşmede de mutabakat sağlandı.

Levon Ter-Petrosyan Ermenistan’ın başına gelen en iyi Cumhurbaşkanı/Devlet adamı.

Özal yapılan toplantıları, görüşmeleri S. Demirel ile paylaştı.

Demirel; "Hükümet olarak böyle bir işin içinde olamayız!" deyince, Özal onun korkusunu anladı.

Özal; "Sayın Başbakan, endişe etmeyiniz, bu işi sayın Türkeş ile görüşerek yürüteceğim" deyince, Demirel rahatladı.

(Bu arada çok görüşmeler yaşandı, kısa geçiyorum)

Özal, Alparslan Türkeş’i akşam yemeğine davet etti.

Uzun bir görüşme oldu.

Özal, ASALA’yı bitirme ve Ermenistan ile iyi komşuluk yapmanın detaylarını anlattı.

Özal, Türkeş’e, Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan ile ‘Özel temsilci’ sıfatı ile görüşmesini ve hazırlanan mektubun müzakere edilmesini ve hazırlanacak ortak bir mutabakat metnini "benim adıma onaylamanızı rica ediyorum" dedi.

Türkeş memnuniyetle kabul etti.

(Kısa geçiyorum)

Özal’ın ricası üzerine, Alparslan Türkeş ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan Paris’te bir araya geldi.

(Gerekli otel, yol vs işini bizzat ben takip ettim)

Görüşme olumlu geçti.

Türkeş dönüşte varılan mutabakat metnini Özal’a getirdi.

Ermenistan ile varılan mutabakat ilk etapta öz ve kısaydı:

– Kapılar karşılıklı açılacak.

– 100 bin ton buğday hibe edilecek.

– 10 yıl içinde 350 milyon dolar kredi kullandırılacak.

– 100 bin Ermeni’ye peyderpey çalışma izni verilecek.

Ermenistan Cumhurbaşkanı, Türkiye ile varılan anlaşma metnini Ermeni diasporasına gönderdi ve onlar da kabul etti.

Böylece ASALA KENDİNİ FESHETTİ!

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, kendi lideri Alparslan Türkeş’in Özal ile birlikte hareket ederek ASALA’yı bitirmelerini görmemezlikten gelip, bir takım suç örgütü liderlerini kahraman ilan etmesi çok üzücü!"

Sayın Başaran, konuya ilişkin başka bilinmeyenleri ileri bir tarihte açıklayacağını bildirip yazısını sonlandırıyor…

Kafası karışık okur’a düz, en basit cümleler ile yazsan da anlamıyor, birçok eklenti’den oluşan metin sunsan da okumuyor.

Geçmiş’ten her şey alınır, bugün’ün sorun’ları için kopya çözüm alınmaz!

Bugün’ün sorunlarını çözmek için çağ’ın ruhu’na uygun düşen stratejik akıl şart.

Kanmak istemeyeni hiçbir mantık kandıramaz ise kabahat sadece kandıran’da olmasa gerek.

Demem o ki:

Düşman kazık’ı yoktur, dost kazık’ı vardır.
Global köy’e dönen günümüz dünya’sını anlamak için geçmiş’i geçmiş’te bırakmak elzem.
Aksi halde sadece kafalar karışmaz, ülke’lerin içleri de karışır.
Kaldı ki, sorun da, sorun’la çözülmez.
Kaç değişken’e ne kadar süre ile hakim’sin sorusuna verilen ‘nitelikli cevap’ın yüksek matematiği üzerinden kor’düğüm çözülür ya da ilmek ilmek, süreç’in içinde.

Demem şu ki:

Süreç’te, "Enformasyon zehirlenmesi" işin bir boyut’u.
Diğer husus; "herkes çevresi ile tutsaktır!"

Nüans?!

Kimi zaman ne’yin söylendiği önemlidir, kimi zaman kim’in söylediği, kimi zaman da kimin neyi söylediği vb.

Beyan esas, ne var ki, her daim itimat da kontrol’e mani değil.

İçinden geçiyoruz alacakaranlık kuşağı’nın.

Gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine!

Hülasa:

Küçük ama "genel" hakkında fikir veren o kadar çok "Nüans" var ki, yazmakla bitmez.

Güz 2020 takvim’i kapsamında çekilen fotoğraf ortada.

Bu çerçeve’de, Laik, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti de sonsuza kadar diri kalacak ise niyet bu ise çağ’ın ruhuna hitap eden "stratejik akıl" da hayat memat mesele.

Ezcümle:

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi Bir Duvar Süsü Değildir, Erken Uyarı Sistemidir!

http://www.ngazete.com/ozal-asala-2241yy.htm

Cüneyt Şaşmaz

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s