T.S.G.A. /// DİN & DİYANET DOSYASI : KABE VE GERÇEKLER


Defalarca yazdım beni bu mail gruplarından çıkarın diye hiçbir şey yapılmadı,

Benim inançlarıma saldırı mailleriniz başladı şimdide, Allahın laneti bu maili yazanın üzerine olsun, çıkarın beni bu mail grubundan!

ETRA HOLDİNG A.Ş. bu mesajın içeriği, izinsiz kullanımı ve/veya paylaşılmasından kaynaklanan hiçbir hukuksal sorumluluğu kabul etmez. Bu e-posta ve ilişikteki dosyalar hukuken gizli ve şahsa münhasır bilgileri içermektedir ve sadece gönderilen gerçek veya tüzel kişinin, gönderim amacıyla sınırlı olarak kullanımı içindir. Bu mesajın muhatabı olmamanıza rağmen tarafınıza ulaşmış olması halinde mesaj içeriğinin gizliliği ve bu gizlilik yükümlülüğüne uyulması zorunluluğu tarafınız için de söz konusudur. Eğer bu mesajın muhatabı veya muhatabın bu mesajı okumakla yetkilendirdiği kişi değilseniz lütfen bu bilgileri herhangi bir şekilde kullanmayınız, çoğaltmayınız, yayınlamayanız, başka kişilere yönlendirmeyiniz ve mesajı gönderen kişiyi derhal uyararak bu mesajı siliniz. Mesaj ve eklerinde yer alan bilgilerin doğruluğu ve güncelliği konusunda gönderenin ya da ETRA HOLDİNG A.Ş.’nin herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır. ETRA HOLDİNG A.Ş. mesajın ve eklerinin size değişikliğe uğrayarak veya geç ulaşmasından, bütünlüğünün ve gizliliğinin korunamamasından, virüs içermesinden veya bilgisayar sisteminize verebileceği herhangi bir zarardan sorumlu tutulamaz. Bu mesaj aksi sözleşme ile belirtilmedikçe herhangi bir icap, icaba davet, ön sözleşme, niyet mektubu, kabul veya sair işlem teklifi amacını taşımamaktadır. Şirketimizin temsil ve ilzamı sadece yürürlükteki en son imza sirkülerine göre ilgili işlem için imzaya yetkili olan şirket yetkililerinin atacakları ıslak imza ile mümkündür. Bunun haricinde göndericinin, şirket imza yetkilisi olsa dahi, bu e-posta ile, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve sair mevzuat kapsamında şirketi temsil ve ilzam için herhangi bir saiki, niyeti, iradesi ve yetkisi bulunmamaktadır.

From: ozel-buro-istihbarat-grubu-tr@googlegroups.com [mailto:ozel-buro-istihbarat-grubu-tr@googlegroups.com] On Behalf Of Özel Büro (MİT Dağıtım)
Sent: Tuesday, November 17, 2020 7:02 PM
To: ‘MAIL GRUBU – ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ <ozel-buro-istihbarat@googlegroups.com>; ‘MAIL GRUBU – TÜRK SİYASET VE GÜVENLİK AKADEMİSİ’ <ozel-buro-istihbarat-grubu-tr@googlegroups.com>; ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK STRATEJİ KURUMU GOOGLEGROUPS) <turk-strateji-kurumu@googlegroups.com>; ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU WORDPRESS (MİT . İST) <8744159926@mit.ist>; ‘ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU WORDPRESS (STRATEJİK GÜVENLİK)’ <>; ÖZELBÜRO (Master Dağıtım) <503104@ozelburoistihbarat.com>
Subject: T.S.G.A. /// DİN & DİYANET DOSYASI : KABE VE GERÇEKLER

KABE VE GERÇEKLER

Kasım 23, 2011

İslam dünyası için son derece önemli bir bina olan KABE ve gerçekleri…

kabe’yi kim yaptı? kabe bir hindu yapısı mı? hz ibrahim ve kabe, kabe’nin koruyucusu sureycliler…

bunlar tarih boyunca hep merak edilmiş, cevabı aranmış sorular…şimdi bilinmeyen, ya da pek az bilinen yönleri ile kabe’yi ele alalım…

KABE’Yİ HZ İBRAHİM Mİ YAPTI?

kuran-ı kerim’de yer alan büyük bir tarihi hatadır. kabe’nin tarihi olarak ibrahim peygamber tarafından yapılmış olması imkansızdır.

–ALINTI–
Tevratta yaptığım aramada tek bir yerde bile “Kabe”den bahsedilmediğini fark ettim. Bilinen diğer isimleriyle de sonuç değişmedi.

Neden…???

Kuran’ın anlatımına göre, Mekke’de bulunan Kabe peygamber ibrahim tarafından yapılmıştır.

Kendisi ve oğlu ismail Arabistan’a gelmişken o binayı inşa etmişler. Bu öğretişle Arapların tapınma merkezi olan Mekke bugüne kadar önemini devam ettiriyor.

Onun için buna şimdi biraz dikkat edelim, acaba ibrahim gerçekten o binayı yaptı mı?

Dikkatle ve tarafsız araştırdıktan sonra anlayacağız ki, bu sonradan uydurulmuş bir öğretiştir.

1) Bu bilgi ibrahim’in biyografisine uymuyor

ibrahim’in hayatını adım adım Tevrat’ın Tekvin kitabında okuyoruz, bugünkü Irak’ta bulunan Ur kasabasında doğdu, sonra Türkiye’deki Harran kasabasında yaşadı. Bir zaman için Mısır’a kaçtığını da okuyoruz. Hayatının geri kalan günlerini de Filistin’de geçirdi. Ama hiç bir yerde Arabistan’a ayak bastığını okumuyoruz.
Öyle olsaydı, Tevrat onu yazmayacak mıydı?

Müslümanlar bunun gibi çıkmaz durumlara düşerken “Ama tevrat değiştirildi” lafını ortaya atıyorlar.
Tabii ki, öyle bir şey mümkün ama tevratı değiştirip Kabe’nin ibrahim tarafından yapıldığını anlatan bölümlerin çıkartılması kimin ne işine yarayacaktır? Bunun mantıklı tarafı da yoktur.

Elimizdeki Eski Ahit el yazmaları Muhammed’in zamanından 600 seneden daha eskidir.
Ve onlarda ibrahim’in Mekke’ye ya da Arabistan’a gittiğini okumuyoruz. Muhammed’den önce kimse “ibrahim Arabistan’a gelip, Kabe’yi kurdu” teorisini ortaya atmamıştı.
Muhammed’den 600 sene önce kişilerin daha Arapların peygamberinin ortaya çıkacağından haberleri yoktu. Nasıl o zaman kendi kutsal saydıkları kitabını değiştirmeye ihtiyaç duysunlar?

Kuran’ın anlattığına göre, ibrahim Mekke’deki Kabe’yi oğlu ismail ile birlikte yapmış;

bakara suresi 127. ayet:
Ve o zaman ki, Ibrahim Beyt’in temellerini yükseltiyordu. Ismail ile birlikte söyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur. Çünkü daima işiten, daima bilen Sensin ancak Sen!”…

Tevrat’ta ise, öyle bir şey okumuyoruz. Bu Arapların boş hayallerinden fırlama bir öğretişdir.

Zira ismail soyunun Arapları oluşturduğu farzedilir,tevrata göre vaad edilmiş çocuk aslında ishak’tır ve ibrahim’in gerçek eşi Sara’dan olmadır, halbuki ismail hizmetçisi Hacer’den olmadır ve kuvvetle muhtemel Araplar bir şekilde bu durumdan bir hayıflanma gösterdiklerinden kabe yapıcıları olarak ibrahim ve ismail’i öne çıkartmaya çalışmışlardır.

ismail için bugün hala Araplar “Arapların babası” terimini kullanırlar ki bu herhalde yeterli bir etkendir.

2) Bu bilgi tarihe de uymuyor

Tarihe bakarsak, Mekke’deki Kabe ilk olarak isa’dan önce 60 senesinde Roma’lı bir tarihçi olan Diodorus‘un kitaplarında geçiyor. Onu bütün Araplar tarafından büyük saygı gören bir “putevi” olarak anlatıyor.

ibrahim isa’dan 2000 sene önce yaşadı. Bütün bu zaman içide bir kere olsun, tarihçiler Mekke’deki Kabe’yi anlatmıyorlar.

Mesela, tarihçilerin babası olan Yunanlı Herodot isa’dan 440 sene önce iran’ı ve de Arabıstan’ı anlatırken, Arapların adetleri ve inançlarından da söz ediyor. Kuran’da geçen Al ilah putunun adını kullanıyor. Fakat kabe’den hiç söz etmiyor.

ilginç…

Demek ki Kabe, Herodot’un zamanı (isa’dan önce 430 senesi) ile Flavius’un (isa’dan önce 60 senesi) zamanının arasında yapıldı.

Bütün bunlar gösteriyor ki, Kabe ibrahim’den çok sonra yapıldı.

3) Bu öğretiş hadislere de uymuyor

Son olarak, Müslüman kaynaklarında yer alan ve birbirlerine ters düşen iki bilgiye de yer verelim.

Yukarıda gördüğümüz gibi, Muhammed de Arapların “Kabemiz ibrahim tarafından kuruldu” masalını Kuran’ın içine aldı. Bunun mümkün olmadığını da gördük.

Ama aynı zamanda en büyük Hadis koleksiyonu olan ve Kuran’dan sonra ikinci önemli kitap olarak anılan Buhari’nin hadislerinde Muhammed’in şu sözünü okuyoruz:
———–
Abu Dar şöyle rivayet etti:
Ben dedim: “Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?” O da dedi: “(Mekke’deki) Mescidi Haram.” Ve ben sordum: “Ya ondan sonra hangisi yapıldı?”. O da cevap verdi: “(Yeruşalim’deki) Mescidi Aksa”. Ben gene sordum: “Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?” O da, “Kırk sene” diye cevap verdi…
(Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)
———–
Mekke’deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa kudüs’teki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman isa’dan önce 953 senesinde tamamladı.

Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da ibrahim’in hayatından 1100 sene sonradır.
Bu durumda birisi yanlış söylüyor ya Kuran ya da Buhari’nin hadisi.

ikisi aynı anda doğru olamaz.
–ALINTI–

e şimdi kabe’yi ibrahim peygamber ve oğlu ismail yapmadı da kim yaptı?

düşünün ki al ilah putunun ismi bir tarihi kaynakta geçiyor ama kabe aynı tarihi kaynakta yok…neden?

bu sorunun cevabını bulmak için kabe’nin mimarisine bir göz atacak olursak, gözümüze çarpacak ilk şey kabe’nin güneydoğu kenarında bulunan hacer ül esved taşı olur.

Kabe’nin köşesindeki bu kara taş, müslümanlar tarafından kutsal Kabul edilir ve Hacerül Esved diye adlandırılır. Bu, Sanskritçe bir kelime olan “Sanghey Ashweta” dan gelir ve “beyaz olmayan taş” anlamındadır. “Shiva Lingam”ın adı da “Sanghey Ashweta”dır. Kabe’de bulunan bu taş, Hindu kutsallarıyla büyük benzerlik gösterir.

–ALINTI–
not:
Shiva Lingam: Hinduizm’de kutsal olan ve yaratıcının enerjisini simgeleyen taş.
–ALINTI–

hindular nereden çıktı şimdi?

cevap basit;
brahma–>abraham–>ibrahim…

neyse…
mimari diyorduk …

hacer ül esved taşının yönüne dikkat edelim…

–ALINTI–
Saivagama ve Veda Kutsal Kitaplarında bütün Shiva tapınakları, Shivalinga (Shiva’nın sembolü) doğu yönüne bakacak şekilde inşa edilirler.
Dünyadaki tüm tapınaklarda bu gözlemlenir. Tapınağın giriş kapısı her zaman doğu veya kuzeydoğu yönüne bakar. Vaastu’ya gore (bir mekanı fiziksel ve metafiziksel güçlerle uyum içinde olacak şekilde düzenlemek, tasarlamak), ibadet bölümü her zaman evin kuzey doğusunda olmalıdır ve tanrı-tanrıça simgeleri de doğuya bakmalıdır. Evin giriş kapısı doğuya ya da kuzey doğuya bakmalıdır. Bu durum, Kabe’nin girişi ve Hacerül Esved’in yerleştirildiği yerde de aynı şekilde görülebilir.
–ALINTI–

neyse efendim toparlayalım,

–ALINTI–
Klasik Arap dili bugünkü Arabistan’da değil, Levant denen, Arabistan yarımadasının kuzeyinde, Akdeniz’den başlayarak bugünkü Suriye ve Irak’ı içine alan geniş bölgede gelişmiştir.
islam ortaya çıkmadan çok once de, Kabe bir hac yeriydi. Kabe kelimesi olasılıkla yaklaşık MÖ 1700 lerde, Tamil dilinden gelme bir kelimedir.
Tamil’de Nadu Kabaalishwaran tapınağı tanrı Shiva’nın tapınağıdır ve Kabaall, tanrı Shiva’yı temsil eder.
–ALINTI–

–ALINTI–
Kabe’de sekizgen şekilli kaide (bir taş) ibrahim’in makamı adıyla bilinir. Hinduizm’de yaratıcı Brahma’nın kaidesi de sekizgen şeklindedir.
Müslüman hacılar, Kabe’nin etrafını yedi kere dönerler. Hindular da tanrı ve tanrışalarını tavaf (paradakshina) ederler. Bu, Kabe kutsallığının islam öncesi dönemden gelen bir geleneğidir.
Müslüman hacıların, aynen Hinduların kendi kutsalları etrafında tavaf yapmaları gibi, Kabe’yi tavaf etmeleri, söylenenin aksine, islam’da taşların kutsal olmadığı iddiasının doğru olmadığını gösterir.
–ALINTI–

görüldüğü üzre kabe’nin mimarisinde hinduizmin etkisi büyük. e haliyle hinduizmin ve bölgedeki diğer dinlerin de islamiyet üzerinde etkisi büyük olacaktır.
lakin kabe’nin bir hindu mabedi olduğuna dair asıl kanıtı sona sakladım,

–ALINTI–
Kral Vikramaditya yazıtı, kutsal Kabe’de asılı duran altın bir kabın üzerinde bulunmuştur. Bu, hiç bir şüpheye yer bırakmaksızın, Arap yarımadasının tarihteki Hindistan imparatorluğunun bir parçası olduğunu kanıtlar.

(Kaynak: Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) kütüphanesi, Sayar-ul Okul, sayfa 315).
–ALINTI–

yani işin aslı şu ki, biz hacca gidip kabe’yi tavaf ederken ve hacer-ül esved taşına dokunup onu öperken aslında tanrı shiva’ya yapılan bir ibadeti gerçekleştiriyor ve shankara taşına dokunabilmek için birbirimizi eziyoruz.

zaten kuran-ı kerim’de haccın esaslarından bahsederken farklı manalardan bahsediliyor lakin günümüzde bu shiva hindu ibadeti uygulanıyor.

haccın orijinal haline gelince…yukarıda da bahsettiğimiz üzre hinduizm bağlantıları çok kuvvetli,

bir hindu ibadeti olarak hac ve tavaf:

daha önce yapmış olduğumuz tespitlerde de belirttiğimiz üzre islamiyet çevresindeki daha eski dinlerden etkilenmiş ve bu dinlerin ritüellerini birer farz haline getirerek yeni bir dinmişçesine lanse edilmiştir.

işte bu etkileşimlerden(daha doğrusu çalıntılardan) biri de islamın şartlarından biri olan hac ibadeti ve tavaftır.

kabe malum müslümanlar için kutsal bir binadır. lakin kabe’nin islamiyetle ne derece alakalı olduğuna bir önceki yazımızda değinmiş, kabe hakkında bilinmeyen bir gerçeği ortaya çıkarmaya çalışmıştık;
(bkz: kabe nin hz ibrahim tarafından yapıldığı yalanı/#12868768)

iş bu yazımızın neticesinde de kabe’nin aslında hindular tarafından inşa edildiği kanısına varmıştık…

varaka bin nevfel‘i bilenler bilir…kendisi hz muhammed’in hanımı hz hatice’nin eski nişanlısı(ya da bir rivayete göre ilk eşidir. gerçi islami kaynaklar varaka’yı hatice’nin akrabası olarak gösterirler ki bu da araplar arasında akraba evliliğinin pek geçerli olduğu düşünüldüğünde son derece mantıklı bir savunmadır) ve islamiyet’in kurgulanmasındaki perde arkasındaki en önemli isimdir.

bu zat-ı muhterem hindu shiva metinlerinden hatırı sayılır bir bölümü alıntılayarak allah’a uyarlaması, dua edilmesi, kabe’ye beyaz elbiseler içinde gidilip 7 kere dönerek tavaf edilmesi gibi harika ibadetleri islam dinine uyarlayıvermiştir.

bu gün hacılarımızın kabe denilen yerde yaptıkları ibadetlerin hindular tarafından garbha(kabe’ye ne kadar da benziyor) denilen tapınaklarda binlerce yıldır yapmaları tesadüf olabilir mi?

hadi diyelim ki bu tesadüf.

peki ya bu garbha tapınaklarının güneydoğu köşesinde shankara taşlarının konulması, bu taşlara insanların ellerini, yüzlerini sürüp temenniler yapması da mı tesadüf…


–ALINTI–
Kabe’de sekizgen şekilli kaide (bir taş) ibrahim’in makamı adıyla bilinir. Hinduizm’de yaratıcı Brahma’nın kaidesi de sekizgen şeklindedir.
Müslüman hacılar, Kabe’nin etrafını yedi kere dönerler. Hindular da tanrı ve tanrışalarını tavaf (paradakshina) ederler. Bu, Kabe kutsallığının islam öncesi dönemden gelen bir geleneğidir.
Müslüman hacıların, aynen Hinduların kendi kutsalları etrafında tavaf yapmaları gibi, Kabe’yi tavaf etmeleri, söylenenin aksine, islam’da taşların kutsal olmadığı iddiasının doğru olmadığını gösterir.
–ALINTI–

e hacılar tüm bunlar alıntı değil, putperestliğin ilahi bir dine uyarlanması değil de nedir?

kuran’da hac kavramı geçmiyor mu peki?

elbette geçiyor…ama gidin hindu tapınağının etrafında 7 kez tavaf edin denilmiyor…

aslında 7 defa tavaf ritüeli var ammavelakin 7 kez tavaf edilecek bina kabe değil…

e peki neresi?

“allah tarafından bina edilenin etrafında tavaf edin”

peki allah tarafından bina edilen neresi? kabe mi? başka bir yer mi?

şimdilik yorum yok…

demek istemem şu ki sayın müminler, ibadetinizi arapların ve arap sevicilerin söyledikleri gibi değil de hz muhammed’in aktardığı gibi yapınız.

ha bu arada kabe ile ilgili bir gerçek daha var…hz muhammed demişken bakın hz muhammed kabe’yi kimlere emanet etmiş;

kabe nin anahtarı kıyamete kadar türklerdedir:

islam için en kutsal mekan olan kabe’nin bilinmeyen gerçeği, peygamber efendimizin uygulamasıdır bu söz…

11 ocak 630 senesinde islam orduları ve muzaffer komutanı hz. muhammed mekke’yi feth etmiş sıra kabe’ye girilip kabe’nin putlardan temizlenmesine gelmiştir.
müslümanlar ve sahabe kabe’nin önünde toplanmış bu tarihi ana şahit olmak üzeredirler. lakin kabe’nin kapısı kilitlidir ve anahtarı osman bin talha isimli zattadır.
bunun üzerine hz muhammed hz ali’den gidip anahtarı alıp gelmesini ister.(ne şekilde olursa olsun)
hz ali bunun üzerine osman bin talha’nın yanına giderek anahtarı ister, o anda müslüman olmayan osman bin talha anahtarı vermek istemez, bunun üzerine hz ali osman bin talha’nın elini sıkarak cebir kullanarak anahtarı elde eder ve hz muhammed’e götürür.

lakin hz muhammed ali’den anahtarı tekrar osman bin talha’ya teslim etmesini ister. herkes şaşırmıştır, zira allah tarafından peygamber’e o anda vahiy gelmiş, “emaneti ehline veriniz” buyrulmuştur.
bunun üzerine hz ali anahtarı tekrardan osman bin talha’ya iade eder ve olanları anlatır. bunun üzerine osman bin talha kelime-i şahadet getirerek müslüman olur ve kabe’nin anahtarını rızasıyla hz muhammed’e teslim eder.

kabe’nin anahtarı uzun zamandır osman bin talha ve soyunda durmaktadır, peki kimdir bu insanlar?
osman bin talha süreyc kabilesindendi,
süreycliler için;

–ALINTI–
Bütün Arap kaynaklarında Süreyc kabilesinden bahsedilir. Süreyclilerin Orta Asya’dan gelen Türkler olduğu, Arap tarihçilerinin eserlerinde de geçmektedir. “Ubeydullah Türk’tü” derler. Ubeydullah Süreyc kabilesindendir. Bu sülâlenin mesleği kılıç ustalığıdır. Bu aile Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan da Mekke’ye kervanlarla gitmişler ve Mekke’ye yerleşmişlerdir.

Türk kılıçlarını uzun uzun anlatmışlar ve övmüşlerdir. Sureyc’de Mekke’de bir Türk demirci ustasıydı. Kılıç yapmasıyla meşhurdu. Osman Bir Talhâ Sureyc’in torunlarından olup, bu aileye mensuptur. Sureyc kelimesi Arapça’da esserc kelimesinden alınmıştır. Aslında biraz lakabî bir isimdir. Daha sonra es-sureyciyat diye anılmış, manası ise, Sureyc tarafından imal edilmiş kılıçlar demektir. Çarşı ve pazarda kılıçlar bu isimle satılmıştır. O dönemde, herkes bu kılıçlara sahip olmak istemektedir.
–ALINTI–

şeklinde yazılara rastlanmaktadır.

buradan yola çıkarak kabe’nin yani allah’ın evinin tüm bilgisi, ilmi, sırları allah tarafından türkler’e verilmiştir.
pek kıymetli arap sevdalıları’nın dikkatine.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s