ANALİZ : Ünal Atabay : Korona Sonrası Dünya


Ünal Atabay : Korona Sonrasının Yeni Dünyası (BÖLÜM 1)

06 Mayıs 2020

İnsanlık tarihi, salgın hastalıklarla mücadeleyi defalarca yaşamış ve buna maruz kalmak veya mücadele etmek insanlığın ortak kaderi olmuştur. Yaygın bulaşıcı hastalıklar ve büyük afetler, dünya üzerinde önemli etkiler bırakarak insanlık tarihinde her zaman derin değişimlere yol açmıştır. Bugün yaşanan salgının yaratacağı etki de yine benzer olacaktır.

Ancak, her şeyin korona sonrası, ani bir değişime uğramayacağını, aksine zamana yayılacağını kabul etmek gerekir. Yani değişimin ne kadar kısa sürede olacağına veya olmayacağına, insanlığın bu süreçte yaşadığı ile bundan çıkaracağı derslerden ve bunların kabullenilmesi oranında kendisini gösterecektir.

Tüm dünyamız, korona sonrasında geleceğini halen tartışmaya devam ediyor. Tartışanların temel olarak iki gruba ayrıldığını söyleyebiliriz. Birinci grup; küreselleşmenin bittiğini, askeri eğilimler ile milliyetçiliğin, ulus devlet modellerinin daha öne çıkacağını, ikinci grup ise; küreselleşmenin hızında herhangi bir değişiklik olmayacağını ve bu haliyle süreceğini savunmaktadırlar.

Dünyamız, salgına karşı ilk başlangıçta ortak refleks vermekte iyi sınav verememiştir. Bu başarısızlığın ilk kurbanı, küreselleşmeye doğru giden dünyamızın bugüne kadar bir şey kazandırmadığı, aksine başarısız olduğu, küreselleşme olgusunun bir nevi çöktüğü ve sınıfta kaldığı fikrini oluşturmuştur.

Bu tartışmalar, aslında somut tespit ve verilerden ziyade insanın var olan korku refleksinin ilk etapta içine kapanma duygusuyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz, müteakip günlerde bu yaklaşıma baktığımızda ise, bu defa aksinin yaşandığını ve tartışıldığını görmekteyiz. Çünkü, ilk anda yaşanan korku ve paniğin yarattığı ortamda, gerçekçi bir analizin yapılamadığını, daha çok peşin hükümlü, duygusal görüşlerin gerçek durumun anlaşılmasını zorladığını söylemek mümkündür.

Salgının ilk günlerinde söylenenlerin aksine, bilakis ülkeler; süratle sınırları aşan bir iş birliğini, iletişimi, birlikte hareket etme duygusunu, ortak aklın hakimiyetini, çareyi beraber araştırma / bulma iradesini, hatta bunun sürdürülebilirliği noktasında bölgesel ve küresel sistemlere olan ihtiyaçları konuşmaya başlamışlardır.

Orta çağ döneminde yayılan veba hastalığı sonucunda, ekonomik darbe yiyen o dönemin; kralları, asilleri, tüccarları, toprağa dayalı yerel feodal yapıları, yerini ulus devletlere bırakmış ve merkezi idarenin oluşumuna yol açmıştır. Ancak, dünyanın geldiği bugünkü koşullar, hiç tartışmasız o dönemin koşulları gibi değildir. Günümüz koşulları, kuşkusuz kendisine has, özgün sistemini yaratacaktır.

Bu noktada doğrudan şunu ifade etmek uygun düşecektir. İki grubun tartışmasının aksine tüm dünyada; siyasi, coğrafi, ekonomik ve teolojik birliktelikleri içeren, hem bölgesel hem de küresel sistemlerle bütünleşen bir düzenin hakim olma olasılığını peşinen söylemek yerinde olacaktır.

Dünyada, toplumsal beklentileri somut görünürde ifade edebileceğimiz sosyolojik gerçek; orta sınıfın küreselleşmeye karşı tavırları söz konusu iken, alt yaş gruplarının bu durumun aksine, küreselleşmeye bir yaşam şekli olarak bakan, daha ziyade kent odaklı yaşayışı benimseyen kitleler olarak görülmektedir.

Bu gerçek durum bize, yeni dünya düzeni için lokomotif rolünü etkileyecek nesilin genç nesil olduğunu göstermektedir. Bu genç nesilin korona öncesi oluşan algısı ve sonrasında gelişecek algıları arasındaki farklar, korona sonrasında beklentilerde belirleyici rol oynayacaktır.

Öteden beri toplumlar arası bağlarını güçlendirmeyenler / güçlendiremeyenler, tek başlarına, çöküş veya krizlerden kurtulmaları pek mümkün görünmemektedir. Bu şekilde yaşayanların durumu, korona sonrasında da farklı olmayacaktır. Virüs; sınıfsal, ırkî veya dinsel hiçbir ayırım gözetmeksizin sınırları aşan özelliğiyle tehdit ettiğine göre, dünya insanı bu ve benzeri tehditlere / krizlere karşı birlikte hareket etmek, ortak sistemler içerisinde bulunmak zorunda olacaktır.

Mevcut uluslararası sistemlerin; halkın sağlığını, ekonomisini ve sosyal güvenliğini, korumakta yetersiz kalmaları, bu sistemi doğrudan sorgulanır hale getirecektir. Buna karşılık toplumda oluşan güvensizlik duygusu, yeni sistem arayışının kapısını aralayacaktır. Söz konusu arayışta, belki hiçbir ülke; kendisini ayrı ve müstakil bir topun kumaşı olduğunu söyleyemeyecek hale gelecektir.

Dünya, Yeni Siyasal / İdari Sistemle Tanışacak

Korona öncesindeki dünyamızda olduğu gibi; sadece siyasi birlik veya sadece ekonomik birliktelik ya da askeri müttefiklik gibi tercihlerin, ani reaksiyon ve dayanışmalar için tek başına yeterli olmayacağı, bu nedenle bundan sonraki dünyamızın modelinde, oluşacak yeni ülke ittifaklarında; hayatın her alanında var olan tüm ihtiyaçlar manzumezisini kapsayan, ortak hükûmetlere kadar varan bir iş birliği ve entegrasyon yapısının öne çıkacağı kıymetlendirilmektedir.

Neoliberel sistemin ruhunda var olan acımasız rekabet ve buna bağlı erozyana uğrayan bazı ahlaki değerler, toplumsal dayanışmayı ve güvenliği derinden etkilemiştir. Bu çerçevede korona sürecinde yardımlaşma kültürünün tutukluluk / bencillik süreci yaşadığını söyleyebiliriz. Bunun aşılması ve dayanışma ruhunun tekrar insanlığa hakim kılınması artık insanlığın önemli bir ihtiyacı olarak karşımıza çıkacak ve bu dayanışma değerini yaşatacak, geliştirecek sistemlerin hakim olması sağlanacaktır.

Bu çerçevede, öz üretimi ve kapasitesiyle kendi kendine yeterli olabilen güçlü ulus devletlere dayalı ülkelerin inkişafı ile bu ulus devletlerin yakın çevre ülkeleriyle bölgesel ölçekli entegrasyonu içeren bir döneme girilecektir. Kısacası, bölgesel iş birliği ile ortak kurumların oluşturulacağı; siyasi, ekonomik, askeri ve sosyal dayanışmayı önceleyen bölgesel bloklara doğru yönelinecektir.

Bir diğer ifadeyle, öncelikle güçlü ulus devlet modelini içeren, ama bir taraftan da yakın kuşak devletlerle birliktelikler oluşturan modeller öne çıkacaktır. Belki bu modeller, ağırlıklı olarak; ekonomik koridorların ve ticaret güzergâhlarının bağlantıları ölçeğinde oluşturulacak, ancak bölgesel birlikteliği her alanda kavrayacak şekilde yönetim sistemi geliştirilecektir.

Özellikle korona sürecinde ülkeler arası somut destek ve dayanışma sağlayan açık politika izleyen ülkeler; güven sağlayacak ve bu ülkeler korona sonrasında da birbirleri arasında yeni yaklaşımlarla ittifak ve bloklar oluşturacaklardır. Nekahet dönemini kısa yaşayan ülkeler, bu yapılaşmada model olacaklardır.

Korona sürecinde devletlerin gösterdikleri refleks ve aldıkları tedbirler ile ekonomik kapasitelerinde gösterebildikleri dirençleri üzerinden bakıldığında, muhtemelen, batı dünyası; ABD’nin denklem dışında kaldığı Fransa-Almanya’nın önderliğinde, doğu dünyası ise Rusya-Çin liderliğinde olacak şekilde iki yarım küreli dünya modelinin gelişeceği düşünülmektedir.

İki yarım küresel dünyanın insanlarını bir arada tutma ve ortak bilinç içerisinde hareket etme arzusunun arkasında, elbette, insanlık için ortak menfaat oluşturacak insani gelişmişlik kriterleri olacaktır. Nedir bunlar; Birleşmiş Milletler’in insani gelişme endeksinde de kullanılan; uzun, sağlıklı ve yaratıcı hayat yaşamak, bilgi ve eğitim alabilme imkânlarına sahip olmak, insana yaraşır bir hayat için gerekli kaynaklara ulaşabilmektir.

3 Bölüm Halinde Yayımlanacaktır.

Ünal Atabay : Korona Sonrası Dünya : Yeni Liderlerini mi Bekliyor ? (BÖLÜM 2)

10 Mayıs 2020

Ortak Akılla, Güçlü-Kontrol Edilebilen Bir Dünya

Dünyayı kasıp kavuran olağan dışı felaketlere karşı yapılacak mücadelenin öğrettikleri hususlardan birisi de; ulusal ölçeğin ötesinde mutlak küresel ortak akla olan ihtiyaç ve bu ihtiyacın doğuracağı dayanışma-iş birliği zorunluluğudur.

Bu zorunluluğun yaratacağı beşeri münasebetler nedeniyle; birbirleriyle ezeli uyuşmazlıkları olan ya da çatışmaya aday ülkeler / toplumlar bu süreçte dış politikalarını, uluslararası ilişkilerini yeniden tanımlamak zorunda kalacaklardır.

Daha ziyade bölgesel ittifakların bir araya gelerek, ortak dünya aklını oluşturacak / entegre olacak yeni bir düzenin kurulacağına şahit olunacaktır. Günümüzde kontrolsüz bir şekilde ilerleyen ve genişleyen küreselleşme olgusu, bölgesel ittifakların entegre edildiği dünya çapında yapısal bir sisteme dönüşerek daha disiplinli bir dünya düzenine doğru gidilecektir.

Devletlerin mevcut acil durum kararnameleri; korona esnasında ülkelerin süreci atlatması adına, yapabilecekleri başka seçeneğin kalmadığı kötü sistemler olarak tarihte yerini alacaktır. Yeni düzende ise, acil durumlar öncesi alınacak tedbirlerin neler olduğunu, olacağını, algoritmik olarak, toplumların önünde daima sunulmuş kurumsal paketler halinde bulundurulacaktır. Bu bir hükûmet yönetiminden ziyade, değişik hiyerarşik grupların üreteceği ortak aklın küresel sistem üzerinde etkili hale gelmesi şeklinde kendisini gösterecektir.

Öte yandan, tartışılanların aksine, daha aşırı bir küreselleşme eğilimi gerçekleşebilir. Çünkü, ekonomik çöküşlerin küresel ölçekte olduğu görülmekte, o halde çare arayının kapısı da küresel dayanışmaya çıkacaktır. Diğer bir ifadeyle, toplumlar kendi egemenliklerinin öncelenmesinden ziyade, güvenlik ve ekonomilerinin karşılığını alabileceği, güçlü ama kontrol edilebilen bir dünyanın hedefleneceği düşünülmektedir.

Büyük çaplı felaketlerde, kutsal görünen bazı değerlerin; bu tür kaoslarda varlık gösterememesi, görünememesi ve çaresizliğin bir parçası olması durumunda, kabul edilebilir kıymetini yitirmektedirler. Bunun yerine toplumlar; sahada uygulamalarıyla somut destek sağlayan, çareler üreten bilime yönelecektir.

İnsan tedavilerinde, felaketlerden kurtulmak için, dini hassasiyetlerden istifadeyle insanların duygularını sömüren, mankurtlaştıran, cemaat, tarikat ve sahte din adamlarının telkinlerinden kurtulmak için bir fırsat olacaktır. Önümüzdeki dönemde, özellikle yeni yetişen nesilin kutsal değerleri sorgulamalarına cevap verebilecek ve bunların iknası görevi gerçek din adamlarına kalacaktır.

İnsanlar artık kendi hayatlarını ve geleceklerini dar kesitli yönetimlerin eline emanet etmek yerine, yani temsiliye demokrasisi yerine, katlılımcı demokrasi hakim olacaktır. Sürekli katılım, sürekli düzenlenme / güncellenme ilkesi hayatımızın bir parçası olacaktır.

Yeni Dünyanın Yeni Liderleri Olacak

Yeni dünya, yeni liderleri de tayin edecektir. Halkından kopuk, otoriter, popülist liderler yerine daha halkçı, sosyal yaşamıyla örnek olabilen, halkı ile birlikte içi içe yaşayan, üreterek büyümeyi benimseyen, hakça paylaşmayı savunan liderler yeni dünyamızın liderleri olacaktır. Hatta bunlar, varlıklarıyla sadece sembol olma özelliği taşıyacaklar, daha ziyade sistemler kurumsal özellikleriyle işlevsel olacaktır.

Korona süresince salgının yarattığı korku ve çaresizlik duygusundan istifadeyle otorite olma eğiliminde bulunmak isteyen yönetimler, korona sonrasında da böyle olacağı anlamına gelmeyeceği gibi, bu tür fırsatçılığın insanlığa vereceği zararı gözlemleyen toplumlar yeni dönemde bu yaklaşıma sahip yönetimleri tarihe gömeceklerdir.

Salgın hastalığın yarattığı korku ve panik, ekonomik kaygılar gibi insanlar üzerinde açtığı yıkımları, siyasi yönetimlerin kendi iktidarlarına olabilecek tepkileri baskılamak adına, salgın idaresini lehlerine sonuç verecek şekilde istismar etmiş / edebilecek yönetimler elbette çıkabilecektir.

Bu nedenle, acil olağanüstü durumlarda keyfiyete kaçabilen ve kendi ikballeri için sertleşebilen, özgürlükleri daha ziyade kendi lehlerine kısıtlayabilen yönetimleri ve liderleri, sahip oldukları gücü istismar edebilecekleri endişesiyle, gelecekte bu tür fırsatlara imkan vermemek adına geniş yetkili liderler arzu edilmeyecektir. Aksine, lider kimliğine dayalı yönetimleri tasfiye eden idari sistemler çekici olacaktır.

Bu kapsamda, devlet aygıtını siyasi zümrelerin yönetmesi yerine, halkın tamamının katılımcılığını sağlayan örgütlü kongrelerin tesisi, sivil toplum örgütlerinin tüm alanlarda örgütlenmesi, halkın tüm kesiminin yatay ve dikey katılımcılığını ortaya koyan bir devlet sisteminin hayata geçirileceği düşünülmektedir.

Ünal Atabay : Korona Sonrası Dünya : Yeni Çatışmalarla Şekillenecek (BÖLÜM 3)

14 Mayıs 2020

Çatışma Alanları Genişleyecek

Korona sonrası yeni ihtiyaçlar dünyasının ortaya çıkması, buna bağlı yeni siyasi ve ekonomik süreçlerin yaşanması gibi olası faktörler, ülkelerin tüm güvenlik sistemini de doğrudan etkileyeceğinden, korona sonrasında; çatışmaların, kavgaların, anlaşmazlıkların ve yeni ittifakların iç içe girdiği bir süreç yaşanacaktır.

Toplumlar, salgın döneminin yaratacağı ekonomik-ticari etkinin; insanlar üzerinde yaratabileceği fakirleştirme sonucuna, toplumun kendi devletini ve dünyanın var olan mekanizmalarının ne kadar güvenilir ve gelecek vaad ettiğine bakacaktır. Kendilerini yanlız ve çaresiz bırakan sistemi daha yakından teşhis ederek, insanı boyunduruğu altına alan ama bu tarz çöküş dönemlerinde fayda sağlamayan düzenlere karşı toplumsal refleksler gelişebilecektir.

Diğer taraftan, ülke yönetimleri; ekonomik sistemi ayakta tutma arzusu nedeniyle, öncelikle büyük sermaye sahiplerini destekleme girişimlerinde bulunabilecekleri, diğer kesimlerin ise her ne kadar devletin ekonomik desteklerinden istifade etseler dahi, krizin olası büyüklüğü karşısında yetersiz kalabileceği ve büyük sermaye sahiplerine veya tanınan ayrıcalığa karşı ciddi tepkiler yaşanabilecektir.

Dünya üzerinde salgın, ekonomik kriz, siber saldırı vs. insanlığı ortak mücadeleye zorlayan tehditlerin takibi ve tetbiri noktasında, ortak güvenlik, takip ve uygulama merkezlerinin kurulması, ortak algoritmanın oluşturulması ve paylaşılması bir zorunluluk olacaktır. İnsanoğlu tüm bu tedbirler manzumesinde, güvenlik-özgürlük dengesinin bozulmasını, demokratik hakların yitirilmesini istemeyecek ve bu nokta önemli bir çatışma alanı olacaktır.

Yüzyılardır dünyadaki değişimleri; belirli ülkeler veya toplumlar ani veya tedrici geliştirdikleri değişim hamleleriyle, dünyanın birçok noktasını etki altına alarak yön verirlerken, korona sonrasında ise tüm dünya toplumları; belirli çevreleri kapsayan bu tarz dayatıcı değişimleri red ederek, başta; sosyal haklar, sosyal güvenlik ve sağlık güvencesi gibi tüm insanlığın ortak hizmetine şamil olacak taleplerin öne sürüldüğü yüksek sesli hareketlilikler yaşanabilecektir.

Özellikle geri kalmış ülkelerde veya bazı ülkelerde; salgının yarattığı fırsattan istifadeyle toplum üzerinde kurulmak istenilen sosyal baskı ve boyun eğdirme gibi girişimler, salgın sonrası kin ve nefretin körükleyicisi olarak mevcut yönetimlere karşı; özgürlük, refah ve koruyucu sosyal devlet anlayışını haykıran kitleleri harekete geçirebilir.

Dünyanın birçok noktasında, korona öncesi varlıklarını sürdürdükleri yerlerden / coğrafyalardan ayrılarak kendi ana karalarına dönecek ülkelerin / güçlerin meydana getireceği boşluğun doldurulması için, harekete geçecek olan ülkeler / güçler arasında bölgesel çatışmalara kadar varan yeni güç mücadeleleri yaşanacaktır.

Özellikle büyük güçler; artan maliyetler nedeniyle küresel anlamda her yerde bulunamaz hale gelirken, maliyetleri nedeniyle bölgeleri şekillendirme siyasetini, bölgesel güçlerle / bölge dışı ve devlet dışı aktörlerle daha yakın iş birliği ile ortaklaşma şeklinde konumlanmaya ağırlık vereceklerdir.

Salgın sürecinde tüm devletler; enerjilerini toplum sağlığına ve mücadelesine odaklanmaları nedeniyle, terör örgütleri bu süreçte devletin gözetiminden uzak durarak bazı yapılanma, düzenlenme ilişkileri geliştirmiş olabileceği gibi, korona sonrasında artan bir tehdit olarak önümüze çıkabilecektir.

Ülkelerin güvenliğinde önemli rol oynayan istihbarat örgütleri, bundan böyle ekonomik istihbarattan tıbbi istihbarata, tarımsal istihbarattan teknolojik istihbarata kadar hayatın tüm alanlarında istihbaratın organizesi ve işlevselliği yeniden kurgulanacaktır. Ayrıca, küresel tehditlerin önceden önlenmesi, ortak mücadelenin derhal uygulamaya konulabilmesi için, küresel anlamda müşterek yeni istihbarat sistemleri geliştirilecektir.

Ayrıca, göçmenler / mülteciler bu süreçte, zor koşullarda edindikleri gelirlerini kaybedebileceklerdir. Bu durum, göçmenlerin saldırgan hale gelmesinini sağlayabilecek, bunun sonucu olarak ülkelerin ekonomik koşullarının daha da derinleşmesine hizmet edecek ve önümüze ciddi bir güvenlik sorunu olarak çıkabilecektir. Göçmenlerin yaşam mücadelesi için, devletler bu kesimlere yönelik ilave mali külfet getiren yeni ulusal / uluslararası programlar yapmak durumunda kalacaklardır.

Ekonomik ve Sosyal Hayatta Yapısal Değişiklikler Yaşanacak

Bu tür salgınlar, ekonomik krizler, hatta bilgisayar ağlarını tehdit eden virüslerin küresel ölçekte etkileri hissedilmekte, diğer bir ifadeyle bu ve benzeri tehditler, sonuçları gereği küresel özelikte olmaktadır. Bu nedenle, olası bir krizin etkisinden devletler / ülkeler doğal olarak tek başlarına ayağa kalkmakta zorlanacaklardır. Devletler ve toplumlar arasında bağların kurumsal mekanizmalarla güçlendirilmesine ihtiyaç daha da artacak, yani bazı yapısal değişikliklere yönelinecektir.

Dünyada var olan eşitsizlik ve adaletsizliğin korona ile birlikte sosyal ve ekonomik hayata vurduğu darbe, bu eşitsizliği ve ekonomik uçurumu daha da derinleştirecek ve bu durum toplumsal hareketlenmelere yol açarken, güvenliğin yanı sıra sosyal ve ekonomik hayata dair acil çareler aranması kaçınılmaz olacaktır.

Başta sanayi dünyası gibi ana üretim sistemleri; bundan sonra gelecekteki kriz dönemlerini atlatacak ve dayanışmayı sağlayacak tarzda, sektörler kendi aralarında ortak finas havuzları oluşturacak ve hatta küresel düzeyde acil durumlarda kullanabilecekleri ortak oluşturdukları finans kurumlarına kadar varan kuruluşlar / sistemler geliştirilecektir.

Salgın süreci içerisinde ekonomileri büyük zarar gören ülkelerin bir kısmı kendilerini yeniden toparlamak amacıyla; başka ülkeler ile yeni ekonomik ortaklıklara gitmek zorunda kalacaklar ve daha da ileriye, yani siyasal birlikteliğe kadar giden yolu açacaklardır. Buna mukabil, bu süreçte küçük veya büyük ekonomik güçlerini koruyanlardan motor rolü üstlenebilecek kabiliyetleri olanlar ise yeni aktörler olarak saha da yerlerini alacaklardır.

[[1]] 3 Bölüm Halinde Yayımlanmıştır.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s