DEMOKRASİ DOSYASI /// Gürsel Tokmakoğlu : Sağlam Demokrasi


Gürsel Tokmakoğlu : Sağlam Demokrasi

2 Temmuz 2020

Günümüz şartları çok ileri tartışmaların yapıldığı gayet kaotik ortamları tarif eder mahiyettedir. Bu şartlarda politika en belirgin hedef konumundadır. Konuyu; politik rekabet ortamının yeni aktörleri ve usulleri, küreselleşmenin etkileri, demokrasilere baskılar, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve dikkatli olmak başlıklarıyla inceleyeceğiz. Tezimiz ise ‘Sağlam Demokrasi’ olacak.

Politik Rekabet Ortamının Yeni Aktörleri ve Usulleri

Günümüzde terör örgütlerinin uluslararası aktörlerce desteklendiğini görmekteyiz. Bu örgütlerin korku salmak, bölücülük yapmak ve yıpratıcı faaliyetlerle süreçleri etkilemek gibi fonksiyonları var. Bütünüyle Vekalet Savaşı denen bir mücadele biçimi de tanımlanmış durumdalar. Daha çok propaganda ve eylemler vasıtasıyla kendini gösteren terör örgütleri, zamana ve şartlara bağlı gelişen değişik çıkar ve amaçlarla, vekil olarak bir görev üstlenmekteler, bunundukları yerlerde her türlü olumsuz faaliyeti gerçekleştirmektedirler.

Hemen bunun yanısıra günümüzde Siber Savaş konusu da bütün ağırlığıyla uygulanmaktadır. Siber Savaş ile ilgili unsurları (birey, anonim örgüt, terör örgütleri ve hasım devletler) etkisiz kılmak adına girişilen çabalar yine imkanlar nispetinde gerçekleştirilebilmektedir. Bugün Siber Savaş küresel bir etkiyle sahne almaktadır.

Bir de Hibrit Savaş var. Bilgi Savaşı, Gayrinizami Harp, Siber Savaş, Terörizm, Vekalet Savaşı, Politik ve Ekonomik Yaptırımlar, Medya ve Sosyal Medya üzerinden yönlendirme, vs. bütün bunların karışımıyla ortaya çıkan Yumuşak Güç (Soft Power) ve Akıllı Güç (Smart Power) uygulamaları var.

Siber konular, dijital veya bilgi devrimi ile ortaya konan imkanlarıyla ve çağımızın en ileri teknikleriyle alakalıdır. Bireylerin hak ve özgürlüklerine, iletişim ve haberleşme kabiliyetlerine dönük bütün çabaları kapsamaktadır. Ayrıca tüzel kişilikler de bu alanda olmak zorundadır. Sanal dünya ile ilgili büyük endüstriler ve piyasalar devreye girmiştir. Bütün bunlar ayrıca birer güç unsuru haline dönüşmüştür.

Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erkleri yanında 1950’lerden itibaren medya da bir Dördüncü Güç halinde kendini göstermiş idi. Sanal dünyadaki ilerlemelerle birlikte özellikle 1990’lardan bu yana sosyal medya da mevcut medya imkanlarına eklemlenmiş ve dolayısıyla demokraside başka bir boyutun doğması tartışılmaya başlanmıştır.

Ayrıca bugün sosyal medya terörü kavramı ortaya çıkmıştır. Belli alan ve konuları hedef alan hasım kurum ve kuruluşlar, teröristler, suç örgütleri, suç işlemeye meyilli ve bu konulara bilmeden müdahil olan kişiler, ayrı ayrı veya müştereken sanal dünyadan gerçek dünya şartlarına ve hedeflerine kaotik durumlar yaratabilir olmuştur.

Küreselleşmenin Etkileri

İnternetteki ve dijitalleşmedeki imkanlar ile birlikte ‘kontrol-denetleme’ fonksiyonu da çokça tartışılır olmuştur. Bireylerin gözetlendiği, izlendiği ve yönlendirildiği gibi başka konular tartışılır olmuştur. Panoptikon bahsi üzerinde filozoflar çeşitli eleştirilerde bulunmuştur.

Hatta demokrasiye müdahale olarak örnekleri olan (ABD 2016 Başkanlık seçimi ve Brexit) Gerçeklik Ötesi (Post Truth) ismiyle anılan ciddi olaylar

Küreselleşme ile ortaya çıkan şartlarda politikanın ne şekilde yapılması hususu da başka bir tartışma konusudur. ABD’de dahi bu konu tartışırken diğer coğrafyalarda başka tartışma konularıyla karşımıza çıkan değişik olaylar vardır, olacaktır da.

Diğer taraftan güncel neoliberal ve postkapitalist politikalar her türlü değerin ve kavramın tartışılmasına vesile olmaktadır. Demokrasi ile idare edilmeyen Çin ve Rusya gibi güçlü ülkelerin dahi neoliberal ekonomiyi desteklemeleri genel bakışla ülkeler ötesi güç mücadelelerini, ekonomik güçler arası savaş bahsini sahneye koymaktadır.

Demokrasilere Baskılar

Ancak günümüzün küresel güçleri, çıkar alanlarına değişik yolları ve fırsatları baskılayarak, amaç olarak; yönetilebilir ülkeler yaratmak üzerine bir süreci işletmektedir. Bu amacı başarabilmek adına yatırım yapmışlardır, profesyonel ve kapsamlı çabalar içindedirler.

Peki bu alanda devletler ve demokrasiler nasıl bir önlem paketi içinde hareket etmeliler?

Şurası açık ki sonuçta masum talepler ile terör örgütlerinin (veya kötü niyetlilerin) faaliyetleri birbiriyle çatışır bir hal almıştır. Devletlerin bu gelişmelere göre alacakları önlemler vardır. Alınacak önlemler arasında yasal, teknik, eğitim, vs. hususlar olduğu gibi, politikada da belli anlayışların gelişmesi önem kazanmıştır.

Demokrasi bakımından bir ülke içinde anlayış birliğinin ve yüksek kültürün tam olması beklenmektedir. Ancak bu anlayış birliğinden dışarı çıkarak, acımasız bir rekabet haline dönüşmüş, başka tür politikalarla iktidarı ele geçirme çabaları söz konusu olmaya başlamıştır.

Türkiye’de Demokrasinin Gelişmesi

Bilindiği gibi Türk demokrasisi çeşitli müdahaleleri görmüştür. Henüz demokrasi (hemen her on yıldaki müdahaleleri hatırlayalım) tam olgunlaşmadan bu belirtilen güncel değişimlerin içine girmek durumunda kalmıştır. Bugün Türkiye’de bireysel özgürlükler, sosyal medya, terörizm ve politika sahasında muhalefet etme konuları ileri boyutta iktidar-muhalefet tartışmalarına sahne olmaktadır.

Türkiye özelinde terör konusuyla ilgili çok hassas durumlar, aktörler ve tecrübeler yaşanmıştır ve yaşanmaktadır da. Politika ve terör bahsi halen önemli bir gündemdir. PKK terör örgütü, FETÖ, DHKP-C, DAEŞ ve diğer El Kaide uzantısı örgütler, çevredeki ülkelerin mezhep temelli çatışmaları ve buralarda kullandıkları Hizbullah gibi milisler vardır. ABD gibi ülkeler PKK terör örgütünden PYD/YPG/SDG dönüşümüyle sınırımıza yakın garnizon devlet kurma girişimi zaman zaman içerideki yansımalarıyla da etkili olmaktadır. Hatta halen terör örgütüyle iltisaklı partiler vardır. Bu partiler Avrupa ve ABD tarafından desteklenmektedir. Bazı partilerin içerisine sızmış örtülü faaliyet içinde olan terör örgütü uzantılarının olduğu hususları tartışılmaktadır. Zaman zaman bu yönde yargıya sevk edilen siyasiler olmaktadır. Meşru siyasal zeminde terörizm her yönüyle tartışma yaratan bir konu hüviyetindedir.

Türkiye yaşadığı tecrübeleri gerekçe göstermiş ve yukarıda belirtilen tehditleri de işaret etmiş, küreselleşmenin etkilerini ve demokrasilere olan baskıları değerlendirmiş, neticede, yürütmede daha etkin hareket etmek ve beka anlayışını esas almak suretiyle, bir seçim sonucunda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmiştir. Buna karşılık, halen muhalefetten belli partiler, bu konuyu eleştirmekte ve eski parlamenter yapıya dönülmesi politikasını sürdürmektedirler.

Birey, devlet ve demokrasi ilişkisinin klasik formdaki görüntüsü başlıkta yer alan grafikte gösterilmektedir. Erkler, birey-devlet ilişkisi, politika-uygulama konuları belli çerçevededir. Peki, bu noktada araya giren nedir? Küresel ve ekonomik güçlerin desteğini alan siber aktörlerin, vekillerin veya teröristlerin propaganda ve eylemleri ile politik sahnede yeni tartışmaların meydana gelmesi ve bütün bunlardan vatandaşın algısının etkilenmesi hadisesi.

Günümüzde basit konular bile üst perdeden tartışılır olmaktadır. Prensipte ifade ediyorum: Her durumda devlet üzerine düşeni yapmak zorundadır; yasama, yürütme ve yargıda işler eksiksiz yürütülmelidir; halk kendi lehine olan çabalara iştirak etmelidir, bunlar belli konulardır.

Örneğin bugün Kişisel Verileri Koruma Kurulu, fotoğraf, video paylaşım ve mesajlaşma uygulaması TikTok hakkında son günlerde basın yayın organlarında yer alan kişisel verilerin korunmasına yönelik veri güvenliği açığı haberleri ve ihbarlar üzerine bir inceleme başlattı. Bir hafta önce Hindistan ülkesinde 59 uygulamayla beraber TikTok’u yasaklamıştı. Demek ki günümüzde sosyal medya platformları çok iyi denetlenmelidir.

Peki, bu yönde taraflarca bilinmesi gerekenler nelerdir? Demokrasilerin bozulması, kurum ve kuruluşların yıpratılması ve bireysel hak ve özgürlüklerin istismar edilmesi, kolay yönetilebilir olmanın şartlarını kabul etmek değildir. Tam tersine, her türlü menfi etkiden ayrılarak, bugünün şartlarına ve tehditlerine göre gelişmiş bir ülke olmaktır. Ancak bu surette refah ve güvenlik artacaktır. Refahın ve güvenliğin arttığı ülkeler daha güçlü ve bu tür ülkelerde toplum daha özgür olur.

Yanlış bilinen ve istismar edilen bir konu var. ‘Demokrasi geliştiğinde, özgürlüklerin arttığında, yabancı sermayenin rahatça gelebildiği şartlar oluşturulduğunda ekonomik kalkınma da olur.’ Bu çok genel bir bakış açısıdır. Özelde ve gerçekte; terörü alenen besleyen ülkelerin ve küresel güçlerin var olduğu bir coğrafyada olduğumuzu unutmamamız gerekmektedir. Bir yanda özgürlük talebinin hukuksuz sınırlara çekilmesi ve diğer yanda teröre destek, buradan gelecek olan nasıl bir ekonomik kalkınma olabilir ki?

O zaman doğru açıklama ne? Standartların en üst düzeyde olduğu ve denetimlerin eksiksiz yapılabildiği ülkeler güven verir!

Her şey çok normalmiş gibi konuşanları ben anlayamıyorum doğrusu!

İşte tam da bu noktada, halkın iradesini yönlendirmek amacıyla, sosyal medya başta değişik platformların vasıtasıyla, propaganda ve Gerçeklik Ötesi yöntemlerle, günlük yaşama etki sağlanıyorsa, bu durumda halkı, demokrasiyi ve kurulu sistemi kim koruyacak? Yasalar, devlet, bürokrasi ve halkın bilinçli yapısı bunun için değil mi?

Dikkatli Olmak: Sağlam Demokrasi

Bundan sonra her türlü şartın yerli yerine oturduğu, belirgin olduğu, dingin bir dünya olmayacak. Sürekli diken üzerinde bulunacağız. Çevre olayları dahi insanları ve ülkeleri etki altında tutacak. Bu bir geçiş dönemi değil, kalıcı kaotik düzen. Buna göre bir anlayışla hareket etmemiz gerekiyor, dikkatli olmak zorundayız!

Demokrasinin gelişmesi, özgürlüklerin, refah ve güvenliğin artması hedeftir. Buna karşılık zamanın icaplarıyla alakalı tehditler de bellidir. Devletin eksiksiz yasalarını düzenlemesi ve uygulaması dışında başka bir beklentide olmak gayet anlamsızdır. Devlet esasen halkının yaşam kalitesini artırmak adına gerekli düzenlemeleri yapar, sahayı ve aktörleri denetler.

Otokrasi değil ama sağlam demokrasi. Başka ifadeyle kontrol vus’ati güçlü demokrasi. İleri (Virtual) Demokrasi, Eksik (Deficient) veya Kusurlu (flawed) Demokrasi şeklinde iki tür demokrasi var. Ben ileri olana alternatif öneriyorum, günümüz şartlarında olması gerekenin adı bu: Sağlam (strong) Demokrasi.

Politika yapanlar dikkatlidirler. Politikacılar ve yasal politika kurumları, halkın refah ve güvenlik şartlarını ve ilgili kavramlarını kullanarak belli istismar çevrelerinin uzantısı konumuna düşenlere karşı, gerekli tedbirleri alırlar.

İleri demokrasi için Sivil Toplum Kuruluşları (STK) da dikkatli olmak zorundadır. Bir defa STK’lar kanunu ve denetimi bilerek hareket etmelidir. STK’lar kendi otokontrollerini yapamayacak haldelerse veya kötü niyetlilerin belli etkilerine maruzlarsa, toplum adına yararlı biçimde varlık göstermeleri söz konusu olabilir mi?

Bireyler bilinçli olmak zorundadırlar. Demokrasi bireysel ve kurumsal kültür işidir. Organizasyon kabiliyetinin yüksek olması üzerine kurulan sistemlerin idaresini ve gelişmesini demokrasiler temin eder. Demokraside oy veren ve taleplerini takip edecek olan halkın bizzat kendisidir. Her şeyin ötesinde bireyler, kendi varlığını istismara sebep olanları çok iyi bilmek zorundadır. Algı yönetimi topluma ve günümüzde doğrudan bireye yönelik yapılır. Bireyin ‘beğendim, evet, istiyorum’ dediği konular üzerinden yine onun istismarının gerçekleştirilebildiği işlerin bina edilebildiği akıllı yöntem ve teknolojik gereçlerin kullanıldığı bir çağdayız.

Gürsel Tokmakoğlu

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s