TÜRK SANATI DOSYASI : ANADOLU ÖNCESİ TÜRK SANATI – KARAHANLILAR


Muğak Attari Cami

10 Nisan 2017

İnşa Tarihi: Muğak Attari Cami’nin, 10. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Konumu: Yapı, Özbekistan’da yer alan Buhara Şehri’nin merkezinde bulunmaktadır.

Mimari Tanım

Orta Asya’da inşa edilmiş ve günümüze ulaşmış önemli yapılardan biri olan Muğak Attari Cami, mimari kompozisyonu açısından bölgenin bilinen ilk ve tek örneğidir. Cami zaman içerisinde pek çok değişikliğe uğramıştır. Yapının orijinal hali hakkında net bir bilgi bulunmamakla birlikte yapılan araştırmalar ışığında farklı fikir ve görüşler öne sürülmüştür. Muğak Attari Cami üzerinde ilk bilimsel incelemeler, A. Christensen , A. A. Semenov , B. N. Zasıpkin ve İ. İ. Umnyakov tarafından yapılmıştır ancak ilk esaslı araştırma ve kazılar V. A. Siskin ile birlikte N. M. Baçinskiy tarafından 1934-1935 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 10. yüzyıl Arap tarihçilerinden Narsahî’nin verdiği bilgiye göre; cami, Buhara Şehri’nde önceleri Mâh sonra Muğak Attari Camisi olarak bilinen şehir kapısı yakınlarında yer almaktaydı. Bu yüzden yapı Mâh Camisi olarak da bilinmektir.

Plan Özellikleri

Magak-i Attari Cami (Plan)

Çeşitli dönemlerde değişikliğe uğrayan Muğak Attari Cami, bugün içten 17.70 x 13.30 m ölçülerine sahip dikdörtgen planlı bir yapıdır. Harimi altı ayağın ve sivri kemerlerin taşıdığı 12 kubbe örtmektedir.

Doğu-batı yönde uzanan cami üç sahınlı bazilikal bir düzenlemeye sahiptir. Orta sahında yer alan iki kubbe, yükseltilmiş sekizgen kasnaklar üzerine oturarak belirgin kılınmıştır. Bu kasnakların her birinde harimi aydınlatan sivri kemerli pencereler yer almaktadır.

Diğer kubbeler ise daha aşağıda olup basıktır. Harimi kasnak pencereleri dışında güney, kuzey ve doğu cepheye sonradan açılmış dikdörtgen pencereler de aydınlatmaktadır.

Caminin doğu ve güneyinde birer portal yer almaktadır. Doğu portal onarımlar sırasında eklenmiştir. Portalin duvar ekseninde olmayışı eski yapı ve arazi durumuyla ilgili olabilir.Güney yönde yer alan portal oldukça abidevi ölçülere sahip dışa taşkın bir düzenlemeye sahiptir. Orta Asya geleneğinin görüldüğü portal tezyinat açısından dikkat çekicidir.

Batı yönde yer alan mihrap basit bir sivri kemer içerisine alınmış olup, zeminden yükseltilmiştir. Mihraba merdivenle ulaşılabilmektedir.

Yapı plan kompozisyonu açısından oldukça önemlidir. Kimi araştırmacılar plan kompozisyonun kaynağını İslam öncesi dört ayaklı cami planından almış olduğunu düşünür. Kimi araştırmacılar ise Orta Asya’da üç nefli bazilikal planlı kiliselerin Muğak Attari Camisi’nin mimari kompozisyonunu etkilemiş olabileceğini düşünmektedir.

Muğak Attari Camisi, zamanla harap duruma geldikten sonra, 12. yüzyılda yeni bir cami inşa edilmiştir. Bu değişiklikle cami, günümüzde dikdörtgen planlı, altı ayaklı ve üç sahınlı bazilikal planlı tipe dönüştürülmüştür.

Süsleme Özellikleri

Yapı günümüzde onarım gördüğü için tezyinatının bir kısmı yok olmuştur. Var olan parçalar ve arkeolojik buluntulardan hareketle caminin tezyinat açısından önemli bir örnek olduğu düşünülebilir. Muğak Attari Camisi’nin portalindeki süslemelerin esasını tuğla malzeme teşkil etmektedir. Süslemeler tuğlanın çeşitli şekillerde istif edilmesi ve terrakota uygulamasıyla meydana getirilmiştir. Süslemeler zengin bir çeşide sahip olmakla beraber ahenkli şekilde kompoze edilmiştir.

12. yüzyıla ait olup günümüze ulaşan güney portal, yapıda dikkat çeken önemli bir mimari unsurdur. Dışa taşkın portal sivri kemerli bir niş içerisine alınmıştır. Portal nişinde harime girişi sağlayan bir kapı açıklığı bulunmaktadır.

Portal, stilize bitkisel ve geometrik motiflerle yoğun bir şekilde bezenmiştir. Portal bezemeleri çeşitli boyut ve stillerde hazırlanmış olup tuğlaların değişik şekilde istiflenmesiyle oluşturulmuştur. Güneydeki portalin sivri kemerinde yer alan, turkuaz renginde sırlı Arapça nesih yazı kuşağı, helezon seklinde dal kıvrımları, ufak stilize yapraklar, rumi, palmet ve lotuslar arasında yer almaktadır.

Portalin çeşitli bölümlerinde; yay, meandır, geçme, sekizgen, dörtgen, sekiz köseli yıldız, örgülü geçme, zencirek, fırıldak, küçük yuvarlak, ufak topuz ve baklava motifleri ile satranç tahtası gibi örülmüş çiftli tuğla grupları arasında küçük fiyonk ve -8- şeklinde geometrik motifler bulunmaktadır.

Portal nişinin dış köşelerinde yumuşak kum taşından kolonlar vardır. Kolonların başları birer çizgi şeklinde yatay olarak istiflenmiştir.

15. yüzyılda harap duruma gelen cami 16. yüzyılda önemli değişiklikler geçirmiştir. Özellikle yapının mihrabında, ayaklarında, kemerlerinde ve kubbelerinde dönemin zevkine göre değişiklikler yapılmıştır. Bugün gördüğümüz cami genel hatlarıyla 16. yüzyıldaki mimari özelliklerini yansıtmaktadır.

Cami, 20. yüzyıl başlarında gerçekleşen onarımlarla bazı değişikliklere uğramıştır. Bu onarım sırasında, doğu cephesine klasik portal tarzında yeni bir portal inşa edilmiştir. Portal abidevi ölçülere sahip olup klasik bir görünüştedir. Güney portalden daha sade bir görünüşe sahip olan portal köşelerde yuvarlak köşe sütunceleriyle sınırlandırılmıştır. Portal nişi ve duvar yüzeylerinde geometrik desenler portali hareketlendirmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • İbrahim Çeşmeli – Orta Asya Camilerinde Tipoloji (7-13. Yüzyıllar)
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)

Degaron Camisi

6 Nisan 2017

İnşa Tarihi : Degaron Camisi’nin, 10-11. yüzyılda inşa edildiği bilinmektedir.

Konumu: Degaron Camisi, Özbekistan’da Nevai (Kermine) şehrine bağlı ve bu şehrin 30 km batısındaki Hazara köyünün 1-2 km güneyinde yer almaktadır.

Degaron Camisi, Mimari Tanım

Degaron Camisi

Orta Asya’da günümüze kadar ayakta kalmış önemli bir yapı olan Degaron Cami, ölçüleriyle oldukça mütevazi bir yapı olmasına rağmen, mimari kompozisyonu açısından Orta Asya camileri içinde bilinen tek örnektir. Karahanlılardan kalan en tipik cami örneği olan Degaron Cami, Hazara Cami diye de bilinir. Plan özelliğiyle de önemli olan yapı, dört ayaklı merkezi kubbeli camilerin ilk bilinen örneğidir.

Degaron Camisi aksonometrik görünüşü.

Degaron Cami, ilk olarak 1934 yılında Yakubovskiy tarafından yapının konumu, plan ve süsleme özellikleri, mimari form ve keramik özellikleri göz önüne alınarak incelenmiş ve 8-9. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Daha sonra birçok araştırmacı tarafından yapılan incelemeler sonucu yapının tarihiyle ilgili farklı görüşler öne sürülmüştür. V.Voronina ve S. Kabanov’un 1940 yılında yaptıkları araştırmada yapıda görülen mukarnas kornişlerin ve basamaklı mukarnasların, Day Hatun Kervansarayı ile benzerlik göstermesi yanında, caminin Ebû Fazıl Türbesi’nin kubbe kasnağındaki konstrüksiyonuyla benzerliklerden dolayı camiyi 11. yüzyıla tarihlendirmişlerdir.

Genel olarak 10-11. yüzyılda inşa edildiği düşünülen yapı 1910 yılında önemli bir onarım geçirmiştir. Bu onarım sırasında caminin doğu bölümü yeniden inşa edilmiştir. Doğu bölümündeki kapı, pencereler, küçük kubbeler, tonoz, duvarlar ve küçük kemerler tuğladan yapılmıştır. Muhtemelen mihrabı da bu onarım sırasında değiştirilmiştir.

Degaron Camisi (Plan)

Degaron Cami, planı ve mimarisi bakımından gelişmiş bir örnektir. Cami, dıştan 16.35 x 16.20 m, içten 14.20 x 13,75 m ölçülerinde, kareye yakın, dört ayaklı, merkezi kubbeli bir plana sahiptir. Harimi merkezde sivri kemerlerin taşıdığı dört yuvarlak ayak üzerine oturan bir kubbe örtmektedir. Kubbeye geçişte tromp kullanılmıştır.

Tuğla malzemeden inşa edilmiş olan payeler, görünüş açısından Yunan sütunlarını andırır. Bodur payelerin üzerinde kare bir başlık yer alır ve kemerler bu başlık üzerinde yükselir.

Bir kasnak üzerinde yükselen ve hafifçe sivrilen merkezi kubbe, 5.40 metre çapındadır. Sivri kubbe tipi, özellikle İslami dönem Orta Asya ve İran mimarisinde yaygın olarak uygulanmıştır.

Degaron Camisi merkez kubbesi.

Yapının kuzeydoğu ve güneydoğu köşelerindeki kare alanların üzeri küçük birer kubbe ile örtülmüştür. Kubbeler bir köşede duvar ve merkezi kubbenin ayağına oturmaktadır. Kubbeye geçişte pandantif kullanılmıştır.

Caminin dört yanındaki dikdörtgen alanların üzeri ise duvar, ayaklar, küçük ve büyük sivri kemerler ile desteklenen tonozlarla örtülüdür. Tonozlar iki küçük kemerin üzerinde, karşılıklı olarak inşa edilmiştir. 43 cm genişliğindeki tonozların mukarnas kornişleri, dekoratif bir görüntü vermiştir. Tonozların ortasında, birer aydınlık açıklığı bulunmakta olup günümüzde bu açıklık kapatılmıştır.

Yapıda inşa malzemesi olarak tuğla ve kerpiç kullanılmıştır. Ayak, kemer, tonoz, kubbe ve sonradan inşa edilen doğu duvarda tuğla malzeme kullanılırken kuzey, güney ve batı cepheler kerpiçten inşa edilmiştir. Muhtemelen doğu cephe de ilk inşa edildiğinde kerpiçten yapılmıştır. Caminin duvarları taş temeller üzerinde yükselmekte olup temeli killi toprak ile sağlamlaştırılmıştır.

Batı duvarının ortasında sonradan betondan yapılan sivri kemerli, dikdörtgen planlı bir mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap, duvar kalınlığı içinde yer almaktadır. Caminin minberi ise bugün orijinal olmayıp ahşap malzemeden sade görünüştedir.

Caminin şu an ki döşemeleri tuğla ile kaplanmıştır. Ancak eski döşemelerin killi, samanlı kerpiçten yapılmış olduğu bilinmektedir. Yapıya giriş doğu yönde bulunan açıklıktan sağlanır. Bu kapının iki yanında kapı görünümünde birer dikdörtgen pencere yer almaktadır. Bu iki pencerenin üzerinde, sivri kemerli birer küçük pencere yer almaktadır. Caminin gösterişli bir portali yoktur. Portalin uygulanmamasının sebebi merkezi kubbeli yapı kompozisyonuna büyük bir portalin uygun düşmeyeceği düşüncesinden dolayı olabilir.

Yapıdaki diğer giriş sonradan açılmış olup güney duvarının ortasında yer almaktadır.

Süsleme Özellikleri

Yapı tezyinat açısından sade bir görünüme sahip olmakla birlikte var olan süsleme programı daha çok harimde yoğunlaşmıştır. Harim, tuğla örgülerin sadeliği, kemerlerin hafifliği, plan ve mimarinin olgun ahengi ile kuvvetli bir etki bırakır.

Merkezi kubbeyi taşıyan kemer yüzeylerinde onar adet çıkıntılı süslemeler yer almaktadır. Bu süslemelerden güney ve kuzey kemerde olanlar yuvarlak kenarlı olup üçlü yonca yaprağı şeklindedir. Bu tarz kemer süslemeleri çok sık karşılaşılan bir uygulama değildir. Muhtemelen milattan önce yapılmaya başlayan ve daha sonra uygulamasına devam edinilen Hindistan ve Budist mimarisindeki kaya tapınaklarındaki taşa oyulmuş çıkıntılı süslemelere sahip kemerlerden kaynaklanmış olabilir. Degaron Camisi’nde kullanılan kemerler Budist mimarisi ile kısmen benzerlik gösterse de Degaron Camisi kemerlerinin kendine has özellikleri vardır.

Bir diğer süsleme ayrıntısı sivri kemerlerin üzerine oturduğu bodur payelerin yüzeyinde yer almaktadır. Üç sıra yatay bir sıra dikey tuğla kullanılarak almaşık bir görüntü verilmiştir.

Mihrap, duvara açılan bir nişle inşa edilmiş olup herhangi bir süsleme unsuru yoktur.

Yararlanılan Kaynaklar

  • İbrahim Çeşmeli – Orta Asya Camilerin Tipoloji (7-13. Yüzyıllar)
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)

Ribat-ı Melik Kervansarayı

31 Mart 2017

İnşa Tarihi: Ribat-ı Melik Kervansarayı’nın 11. yüzyılda Şems-ül Mülk unvanı ile tanınan Karahanlı hükümdarı Nasır bin İbrahim tarafından hicri 471 (M: 1078-1079) de inşa edildiği bilinmektedir.

Konumu: Yapı, Buhara-Semerkand arasında Malik bozkırında Kermin yakınlarında bulunmaktadır.

Ribat-ı Melik Kervansarayı, Mimari Tanım

Ribat-ı Melik Kervansarayı

Karahanlılardan kalan en önemli mimari eserlerden biri de Ribat-ı Melik Kervansarayı’dır. Bir yapı kompleksinin parçası olan kervansaray, yapılan araştırma ve arkeolojik kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla, iki farklı dönemde inşa edilmiştir. Yapının 11. yüzyılda Karahanlılar zamanında Şems-ül Mülk zamanında (1068-1080) inşa edildiği ve Arslan Han (1102-1130) zamanında 12. yüzyılda önemli değişikliklere uğradığı düşünülmektedir.

Plan Özellikleri

Ribat-ı Melik Kervansarayı (Plan)

Ribat-ı Melik dıştan 91 x 91 m, içten 86 x 86 metre ölçülerinde, kare planlı bir yapıdır. Yapı güney ve kuzey olmak üzere iki bölümden meydana gelmektedir. Yapıya giriş , güney bölümde yer alan portalden sağlanır. 15 m yüksekliğindeki portal oldukça abidevidir.

Ribat-ı Melik Kervansarayı (Portal)

Güney bölüm, üç ana birimden oluşmaktadır. Portalden girildiğinde ortada uzun bir geçit yer alır. Bu geçitin batı ve doğusunda birer avlu yer almaktadır. Merkezdeki geçit 20.20 x 36.60 m ölçüsündedir. Avlular ise kare planlı olup 37.90 x 32.10 m ölçüsündedir.

Portal ve cephe duvarı.

Portalin hemen arkasında uzanan geçitle kuzey bölümüne ulaşılmaktadır. Kuzey bölümüne bir kapı ile geçilmektedir ve kuzey bölümü de temel olarak üç ana kısımdan oluşmaktadır. Ortada bulunan kare planlı bir avlu, 47.50 x 47.50 m ölçüsündedir. Bu avlunun batısında ve doğusunda dikdörtgen planlı birer avlu daha yer almaktadır. Kuzey bölümünde, etrafı mekanlarla çevrilmiş olan merkezdeki avlunun ortasında, 22.50 x 22.50 m ölçüsündeki kare alanda, sekizgen bir alan yaratan çiftli sütunlar yerleştirilmiştir. Bu alanın ortasında da sekizgen planlı bir set yer almaktadır. Bu bölümün, 18 m çapında kubbe ile örtülü olabileceği düşünülmektedir. Bu kubbeli kısmın, 12. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Son kazı ve araştırmalarda Ribat-ı Melik Kervansarayı’nın asıl mekanını örten 18 metre çapındaki büyük kubbesinin plan sistemi çizilerek çıkarılmıştır. Bu kısım taht-kabul salonu olarak kullanılmış olabilir.

Ribat-ı Melik Kervansarayı

Ribat-ı Melik Kervansarayı’nın günümüzde portali ile cephe duvarı ayakta kalmıştır.

Kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla cephe köşelerde yuvarlak kuleleri vardır. Takviye kuleleri tuğladan, iri yarım silindir biçiminde yivlerle düzenlenmiş, bunlar üstte kırık sivri kemerlerle kademeli olarak birbirine bağlanmıştır.

Ribat-ı Melik Kervansarayı Cephe Duvarı

Ribat-ı Melik Kervansarayı’nın su ihtiyacını karşılamak için kubbeli bir su sarnıcı vardır.

Ribat-ı Melik Kervansarayı’nın yakınında bulunan su sarnıcı.

Süsleme Özellikleri

Ribat-ı Melik Kervansarayı, 1841’de yapılmış bir gravürden anlaşıldığı kadarıyla, cephe düzenlemesiyle dikkat çeken bir yapıdır. Yapının abidevi portali, yapıya anıtsallık katan silindirik köşe kuleleri ve geometrik süslemeli nişleriyle dikkati çeken bir mimari örnektir. Yapıda duvarlar kerpiç ile inşa edilip dışı tuğla örgü ile kaplanmıştır. Tuğla örgü cepheyi hareketlendirmiştir.

Portal

Yapının portali sadece Türk mimarisinde değil İslam mimarisinde de dikkate değer en eski portallerdendir. Portali en dışta silindirik formlu zincir motifleri çevreler. Zincir motifli iki bordür süslemesinin arasında geniş bordür bulunmaktadır. Bu bordür sekiz köşeli yıldızlarla bezenmiştir. Yıldızların ortası birer rozet şeklindedir. Yıldız motifinin aralarında bulunan bitkisel süslemeler çok ince bir işçilik göstermektedir.

Ribat-ı Melik Kervansarayı Portal Yıldız Motifi

Portalin giriş yüzeyi, iç içe geçmiş sivri kemerli silmelerle hareketlendirilmeye çalışılmıştır. Dışta sivri kemerli bir yazı kuşağı yer alır. Yazı kuşağı portal tezyinayında önemli bir unsurdur.

Bu portal kompozisyonu, Karahanlılardan başlayarak, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Osmanlı ve Timur devri mimarisinde esas olmuştur.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • İbrahim Çeşmeli – Orta Asya Camilerinde Tipoloji (7-13. Yüzyıllar)

Talhatan Baba Cami

28 Mart 2017

İnşa Tarihi: Yapının: Talhatan Baba Cami’nin,11-12. yüzyıllar arasında inşa edildiği bilinmektedir.

Konumu: Yapı Merv şehrinin 30 km güneyinde eski adıyla Talhatan, yeni adıyla Yolöten denilen yerleşimin 8 km güney doğusunda yer almaktadır.

Mimari Tanım

Talhatan Baba Cami, Anadolu Türk mimarlığı açısından önemli bir yere sahiptir. Camilerde mekan birliğini sağlamak amacıyla denenen kubbeli örneklerin temsilcisi olan cami, Mimar Sinan’ın merkezi mekan anlayışıyla inşa ettiği camilerin kaynağını oluşturması bakımından dikkate değerdir. Yapıyla ilgili herhangi bir kitabe ve eski kaynaklarda kayıt olmamasına rağmen yapının mimari ve süsleme özellikleri açısından 11. yüzyıl veya 11. yüzyıl sonu 12. yüzyıl başına ait olduğu tahmin edilmektedir. Yapı gerek mimari özellikleri gerekse tezyinatıyla Ortaçağ’dan günümüze ulaşmış önemli bir eserdir. Yapı kaynağını İslamiyet öncesi ve sonrası, geleneksel İran ve Orta Asya dini ve sivil mimarisinden almış merkezi planlı üç bölümlü cami geleneğiyle inşa edilmiştir. Talhatan Baba Camisi’nden önce inşa edilen yapılarda merkezi mekan yan bölümlere kemerlerle açılmıştır. Bu uygulama Talhatan Baba Camisi’nde ise merkezi kubbeli mekan olarak geliştirilmiştir. Talhatan Baba Camisi’nde merkezi kubbeli alanda gördüğümüz mimari özellikler, 11-12. yüzyılda İran’da yapılmış olan “köşk tipi” denilen camilerdeki mihrap önü kubbeli alanlarında da görmekteyiz.

Plan Özellikleri

Talhatan Baba Cami (Plan)

Talhatan Baba Cami, tamamen tuğla malzemeden yapılmış olup dikdörtgen planlı bir yapıdır. Yapı 18 x 10 m ölçülerine sahiptir. Harim, karşılıklı olarak yerleştirilmiş birer ayakla, üç bölüme ayrılmıştır. Orta sahın, yan sahınlardan daha geniş ve belirgin kılınmıştır. Kare formlu tuğla ayaklar, birbirlerine sivri kemerle bağlanmaktadır.

Talhatan Baba Camisi İç Mekan

Harim mihrap önü kubbeli olup yan sahınlar tonoz ile kapatılmıştır. Yan sahınlara ikişer kemerle geçilmektedir. Kubbeyi, mihrap duvarı ve dört büyük ayak taşımaktadır. Kubbeye köselerinde sivri kemerli trompların olduğu sekizgen kasnakla geçilmektedir.

Trompların arasında, kare seklinde nişler yer almaktadır Mihrap nişi, duvar kalınlığı içinde yer almaktadır. 15 x 10 metre boyutlarındaki caminin önünde geniş bir avlu bulunmaktadır. Avluda, iki sanduka bulunmaktadır. Bunlar rivayete göre, asıl adı Ebu Bekir Fazlullah Muhammad bin İbrahim bin Ahmed bin Abdullah olan Talhatan Baba ve onun medrese arkadaşına ait mezarlar olduğu sanılmaktadır.

Yapının cephesi nişlerle örülmüştür. Harime giriş kuzeydoğu cephede yer alan ortada daha geniş olmak üzere üç sivri kemerle sağlanmaktadır. Caminin güneybatı cephesinde, köşelerinde sütunceleri olan dikdörtgen planlı, sivri kemerli dört adet niş bulunmaktadır. Bu nişlerden güney köşesine yakın olan nişin ortasına bir sivri kemerli bir kapı açılmıştır.

Talhatan Baba Camisi’nin kuzeydoğu cephesi

Süsleme Özellikleri

Talhatan Baba Cami, süsleme programı açısından dikkat çekicidir. Tezyinatta daha çok tuğlanın çeşitli şekilde istiflenmesiyle oluşan düzenlemelere ağırlık verilmiştir. Yapının dış cephesi açılan nişlerle hareketlendirilmiştir. Dış cephe tuğla malzeme kullanılarak geometrik ve bitkisel bezemeyle işlenmiş olup ince bir işçilik gösterir. Güneybatı cephede sivri kemerli dört adet niş bulunmaktadır. Nişler terakotadan yapılmış, baklava, kare, palmet, rumi gibi bitkisel ve geometrik motiflerle işlenmiştir. Bu cephedeki izlerden, süslemelerin bazılarının firuze renkli sırla kaplandığı anlaşılmaktadır. Caminin güneydoğu ve kuzeybatı cephesi, benzer düzenlemelere sahip olup köşelerinde sütuncelerin olduğu sivri kemerli dörtgen seklindeki üç nişle hareketlendirilmiştir.

Sivri kemer içerisine alınan nişler tuğlanın yatay ve dikey şekilde istiflenmesiyle oluşturulmuş zikzak motifiyle hareketlendirmiştir. Niş birbirine bakan S şeklinde düzenlenmiş ince bir bordürle sınırlandırılır. Sivri kemerin iki yanında baklava motifleri görülür.

Talhatan Baba Cami Süsleme

Kemer araları dikdörtgen iki bordürün sınırladığı nişle ayrılır. Sivri kemerli nişin içi zikzak motifiyle doldurulmuştur. Yüzeyler fiyonk ve sonsuzluk motifine benzer bir şekilde düzenlenmiştir.

Kuzeydoğu cephe de üç sivri kemer açıklığında tuğladan ve terrakotadan yapılmış süslemeler yer alır. Kemer yüzeyleri baklava, üçgen ve kare panolar içinde fırıldak gibi motifler ile süslenmiştir.

Harim de dış cephe gibi bezenmiştir. Süsleme programı mihrap nişi ve üst örtüde yoğunlaşmıştır. Duvarlar sade bir düzenlemeye sahip olup yapımında tuğla malzemeden yararlanılmıştır.

Duvarın üstünde orta mekanı çepeçevre dolanan iki süsleme frizi bulunmaktadır. Alttaki friz yuvarlak ve oval motiflerden oluşan geçmelerden meydana gelmiştir. Üstteki daha dar friz ise ufak baklava motiflerinden meydana gelmiştir.

Talhatan Baba Camisi kemeleri ve kasnak bölümü

Kubbe içi tuğla malzemenin istiflenmesiyle oluşturulmuş olup bakıldığında sonsuzluk hissi uyandırır.

Kubbeye geçişte kullanılan trompların içinde, geometrik geçmeli motifler ile kademeli olarak küçülen birer üçgen niş yer almaktadır. Yan sahınların üzerini örten tonozlarda benzer düzenlemeye sahiptir.

Trompların sivri kemerlerinin üst köşelerinde de baklava motifleri yer almaktadır. Trompların aralarındaki kare seklinde nişlerde de baklava motifleri bulunmaktadır.

Kubbe eteklerinde üçgen motifler bulunmaktadır. Mihrap nişinde ise, baklava, çeşitli tipte geometrik süslemelerin yanı sıra, stilize çiçek motifleri de bulunmaktadır.

Talhatan Baba Camisi Mihrabı

Yararlanılan Kaynaklar

  • İbrahim Çeşmeli – Orta Asya Camilerinde Tipoloji (7-13. Yüzyıllar)
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • AOF Lise – Sanat Tarihi

Özkent Türbeleri

26 Mart 2017

Konumu: Özkent Türbeleri, Özkent (Uzgen) şehir meydanının güney doğu köşesinde yer almaktadır.

İnşa Tarihi: Orta Türbe 1012-1013, Kuzey Türbe 1152 ve Güney Türbe 1187 yılında inşa edilmiştir.

Bani ve Mimar: Orta Türbe, Nasır bin Ali ve Kuzey Türbe, Celaleddin Hüseyin için yaptırılmıştır.

Mimari Tanım

Özkent Türbeleri, solda Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin için), Ortadaki Orta Türbe (Nasır bin Ali için) ve sağdaki Güney Türbe.

Karahanlıların en eski portalli mimari örneklerinden olan Özkent Türbeleri, Özkent (Uzgen)’te inşa edilmiş yan yana sıralanan üç türbeden ibarettir. Yapılar “ Orta Türbe”, “Kuzey Türbe” ve “Güney Türbe” diye adlandırılmıştır. Orta Türbe 1012-1013 senesinde Karahanlılardan Nasır bin Ali için yapılmış olup Kuzey türbe Celaleddin Hüseyin tarafından 547 (1152)’de yaptırılmıştır. Güneyde bulunan üçüncü türbe, kitabesine göre 582 (1187) inşa edilmiştir. Ancak kitabe tahrip olduğu için isim yazılı olan orta kısım kaybolmuştur. 1920 yılında yapılan araştırmalara göre ilk inşa edilen türbenin Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi) olduğu anlaşılmaktadır. Kuzey türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi) inşa edilirken orta türbenin bir duvarı ve taşıyıcı elemanından faydalanılmış, güney türbe yapılırken de aynı şekilde bu işlem tekrarlanmıştır.

Plan Özellikleri

Özkent (Uzgen) Türbeleri (Plan)

Üç türbeden oluşan Özkent Türbeleri, Özkent (Uzgen) şehir meydanının güney doğu köşesinde yer almaktadır. Özkent Türbeleri benzer özelliklere sahip olup Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi) daha büyük inşa edilmiştir. Yapıların duvar kalınlıkları fazladır. Türbeler plan açısından benzerlik gösterir. Üç türbe de kare planlı ve kubbeli yapılardır. Kubbeye geçişte tromp kullanılmıştır. Köşeleri yuvarlatılmış silindir bölümler cepheyi sınırlandırır. Yapılar içte ve dışta tuğla ve alçı malzeme kullanılarak bezenmiştir.

Özkent Türbeleri

Orta Türbe: Yapı topluluğunun en eski ve en büyük yapısı olan Orta Türbe’nin bugün sadece tromp ve portalin bir kısmı günümüze gelebilmiştir. Diğer türbelere nazaran daha büyük inşa edilmiş olan Orta Türbe kare planlıdır.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Yapı içte 8.50 X 8.54 m dışta 11.44 X 11.28 m ölçülerine sahiptir. Türbe kubbe ile örtülmüş olup kubbeye tromplarla geçilmiştir ve kubbeyi köşelerde sivri kemerler taşımaktadır. Taşıyıcı kemerler duvara kademeli şekilde bindirilmiştir. Tromplarda tuğlalar, içe doğru darlaşıp dışa doğru açılır bir örgü sistemi ile örülmüştür.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Türbenin her yüzünde benzer ölçülere ve özelliklere sahip kapıları bulunur. Bu özelliğiyle, ünik bir eserdir. Zemini kireç taşından yapılan türbenin batı cephesi diğer cephelerinden daha geniş tutulmuştur. Cepheyi köşe silindirleri sınırlandırmaktadır.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Türbenin zemini kireç taşından yapılmıştır. Batı cephe güney ve kuzey türbeden daha geniştir. Yapı birçok onarım geçirmiştir. Orta Türbe birçok onarım geçirmiştir. Onarımın etkileri doğu cephesinden açıkça belli olmaktadır. Bu cephede tuğla örgü sistemi değişikliğe uğramış, nişler yarı yarıya kapanmıştır. Batı cephesi de birkaç tamir geçirmiştir.

Kuzey Türbe: Orta türbenin kuzeyinde bulunan kuzey türbe ise kare planlı kubbe ile örtülü bir yapıdır. Kubbeye geçişte tromp kullanılmıştır. Tromplu kubbe dört duvar üzerine oturur. Türbe cephesi ve dış görünüşü bakımından, Türk mimarisinin çığır açan en önemli eserlerinden biridir. Sivri kemerli portal nişi, geniş geometrik bordürlerle çevrilmiş, iki tarafta köşeler birer silindirik paye ile yumuşatılmıştır.

Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi)

Güney Türbe: Kuzey türbeden 33 sene sonra yapılmış olan Güney Türbede kitabe tahrip edildiği için yapının kimin için yapıldığı bilinmemektedir.

Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi)

Türbe Orta ve kuzey türbeden daha küçüktür. Yapı diğer türbeler gibi kare planlı kubbeli bir plana sahiptir. Kubbeye geçişte tromp kullanılmıştır. Trompların yüzeyi üçer nişlidir.

Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi)

Türbe içten 6.40 X 6.43 m ölçülerine sahiptir. Yapının yüksekliği ise 11 m’dir. Yapıda sivri kemer kullanımı yaygın olarak görülür. Türbeye giriş cephede yer alan üç açıklıktan sağlanır. Bunlardan biri orta türbeye geçişi sağlar. Güney yönündeki diğer kapı Kara Derya Nehri tarafına açılır. Bu kapı sonradan tuğlayla örülüp kapatılmıştır.

Süsleme Özellikleri

Özkent Türbeleri tezyinat açısından oldukça gelişmiştir. Geometrik motiflerin geniş yer kapladığı tezyinat programında, alçı ve tuğla malzeme ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Yapılar içte ve dışta işlenmiş olup türbelerin genellikle ön cepheleri bezenmiştir.

Özkent Türbeleri Süsleme Örnekleri

Orta türbenin portalinde tuğla ve alçı süslemelerden yararlanılmıştır.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Yapının orijinal parçası olan köşe silindirleri tuğla örgülerle süslenmiştir. Batı cephede yer alan sivri kemerli portalde tuğla örgü ile bir sıra bordür oluşturulmuştur. Portalin sağlam kalan geniş bordüründe, tuğladan birbirini kesen yarım sekizgenlerin meydana getirdiği dörtlü düğüm ve yıldız şekilleri sonraları Türk sanatında geometrik kompozisyonun gelişmesini sağlamıştır.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Yapının içi de dış cephesi gibi bezenmiştir. Kubbeye geçişte kullanılan trompların altında küçük nişlerde lotus ve pametlerden oluşan bitki süslemeleri dikkati çeker. Tromp altlarında beyaz alçıdan iki sıra halinde işlemelere yer verilmiştir. Üst sıra alçı üzerine süsleme desenleri, alt sıra ise yazıya da yer verilen süsleme alanı durumundadır. Tromplar tuğla konsollar üzerine oturur ve tromp konsolunun başlangıcı buradaki süsleme kuşağının arasına isabet etmektedir. Orta türbede tromplara kadar duvarlar pişmiş tuğladan yapılmıştır. Tuğla örgü sisteminde çift tuğla düzeni uygulanmış ve duvar yüzeyine bir satranç tahtasının görünümü verilmiştir.

Orta Türbe (Nasır bin Ali Türbesi)

Kuzey türbede ise geometrik kompozisyonun yanında bitkisel bezemenin yoğunluk kazandığı görülmüştür. Portal niş kemerini kaplayan kitabe rumilerle işlenmiştir. Portal alınlığında damarlı rumiler, lotus ve palmetlerden ibaret ince detaylı süslemeler, üç sivri kemerli sathi nişe bölünmüş olan yüzeyi tamamen doldurmaktadır. Portal niş kemerinin iç yüzünde terrakotadan iri sekizgen yıldızlar, ayrıca dört kolla birbirine bağlanarak aradaki boşluklar kıvrık dallar palmet ve rumilerle doldurulmuştur. Bu kompozisyon da geometrik ve bitkisel motiflerin bir arada kullanılarak oluşturdukları uyumu görmek mümkündür.

Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi)

Tezyinatta daha çok portal yüzeyine önem verilen kuzey türbenin süslemeleri orta türbeden daha dikkat çekicidir.

Kuzey Türbe (Celaleddin Hüseyin Türbesi)

Kuzey türbede alçı ve tuğlanın yanında çini malzeme de kullanılmıştır. Türbedeki çini, portal alınlığının tam ortasında kemerin en sivri noktasının üstünde küçük bir parçadan ibarettir. Çini parçası alt kısmında köşeli kırık çizgi meydana getirmek üzere beş kenarlıdır. Türbenin kuzey ve doğu duvarları işlemesiz olup yapının içi de oldukça sade tutulmuştur.

Güney türbe ise tezyinat açısından gelişmiş bir örnektir. Yapının portali ve sırsız terrakota üzerine yazılmış yazılar ve aynı usulle hazırlanmış terrakota süsleme plakaları yeni bir teknik uygulamanın somut örneklerini verir.

Güney Türbe Süsleme

Portali sivri kemerli derin bir nişe sahip olan türbede cephe yüzeyi zengin bir süslemeye sahiptir. Süslemelerde bordürler ve panolar halinde çeşitliliğe yer verilmiştir. Nişteki süslemeler genel olarak geometriktir.

Güney Türbe

Türbenin portali inşa yönünden kuzey türbe ile aynı esaslara dayanırsa da süsleme tekniği ondan farklıdır. Tuğladan yuvarlak köşe payelerinin zengin baklava örgüsü, derin portal nişinde sütunlar üzerine oturan kitabeli kemer, ince kıvrık dallar, plastik rumi ve palmetlerle zenginleştirilmiş nesih bordür kitabeleri yanında örgülü kufi kitabe bordürleri ve diğer geometrik süslemeler yapıyı dikkat çekici yapmaktadır.

Güney Türbe

Güney türbe yapılırken inşaat tekniğinde ilerleme olmakla beraber asıl farklılık ve gelişme süsleme tekniğindedir. Güney türbenin doğu ve güney cephelerinde süsleme yoktur.

Özkent Türbeleri Arka Cepheden

Yararlanılan Kaynaklar

  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • http://www.islamansiklopedisi.info/
  • archnet.org

Ayşe Bibi Türbesi

27 Ocak 2017

Ayşe Bibi Türbesi, Kazakistan’ın Ayşe Bibi köyünde inşa edilmiştir. Yapıya ait bir inşa kitabesi yoktur. Bazı araştırmacılar, yapının mimari ve teknik özelliklerine göre Karahanlılar devrine ait olduğunu düşünürler. Genel kabul, türbenin Karahanlı hükümdarlarından Şemsü’l Mülk Nasır bin İbrahim ile evlenmiş olan Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın kızına ait olduğudur.

Tuğla malzemeden inşa edilen yapı, kare planlı olup 7×7 ölçülerine sahiptir. Cephe köşelerinde, yukarıya doğru incelen silindirik köşe kuleleri bulunmaktadır. Cephelerin ortasında, sivri kemerli birer eyvan yer alır. Doğu cephe hariç diğer cephe yüzeylerindeki eyvanların içinde, sivri kemerli birer pencere açıklığı yer alırken; doğu cephede, yapıya giriş, sivri kemerli açıklıktan sağlanır.

Kubbe, trompların oluşturduğu sekizgen bir kasnak üzerine oturur ve kasnağın kenarlarına dikdörtgen profilli bölümler yapılmıştır.

Ölçüleri dıştan 8.50×8.50 metre olan yapının duvar kalınlığı, yaklaşık 1.60–1.65 metredir.

Yapı, süslemeleriyle dikkat çeker. Çok zengin bir süsleme programına sahip türbede geometrik bezemeler, bitkisel desenleri andıracak biçimde işlenmiştir. Tezyinatta, terrakota ve tuğla malzeme kullanılmıştır. Cepheler, benzer süsleme programına sahiptir ve boş yer kalmayacak biçimde bezenmiştir.

Günümüzde büyük oranda onarım geçiren yapının batı cephesi, iki bölümlü olarak tasarlanmıştır. Merkezde, eyvan açıklığı yer alır. Eyvanın köşeleri, tuğladan mukarnas bingilerle doldurulmuş; ortası ise, düz bir kemerle örtülmüş kavsaraya sahiptir. Kemer, köşelerde bitkisel öğelerle bezenmiş vazo şekilli başlıklı sütunçeler üzerine oturur. Cephenin alt kesiminde duvarlar, eş büyüklükte kare şekilli plakalarla kaplanmıştır Her plaka, çiçek motifiyle süslenmiştir. Eyvan kemerinin üst kesiminde, eyvan kemeri ile iki tarafında kalan kesimler, süsleme şeritleriyle çevrelenmiştir. Bu alanlar, sekiz kollu yıldız ve bu yıldızları birbirine bağlayan haç biçimli plakalarla kaplanmıştır.

Köşe kuleleri, yukarı doğru daralır ve tekrar yukarıda genişlemeye devam eder. Kulenin yüzeyi, tamamen işlenmiştir. Alt kesimler, yan yana yerleştirilmiş altı kollu yıldızlardan oluşmaktadır. Yıldızlar arasında kalan boşluklar, eşkenar dörtgenlerle doldurulmuştur. Yıldızların ortasında, birer gül motifi; eşkenar dörtgenlerin üzerinde ise, asimetrik yerleştirilmiş yaprak motifleri yer alır. Üstteki bölüm ise, sekiz kollu yıldızlar ve bu yıldızları birbirine bağlayan haç profilli plakalardan oluşur. Yıldız formlu parçaların üzeri, birer çiçek motifiyle; haç formlu parçaların üzeri ise, geometrik örneklerle bezelidir. Bu iki bölüm arasına, çiçek ve kıvrım dallarla bezeli bir süsleme bordürü yerleştirilmiştir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Rüçhan Bubur – Kazakistan, Jambul’da, Ayşe Bibi Türbesi
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)

Balacı Hatun Türbesi

25 Ocak 2017

Kazakistan’ın Talas Havzasında yer alan Ayşe Bibi Köyü’nde inşa edilen Balacı (Babacı) Hatun Türbesi, bölgenin erken tarihli ender örneklerdendir.

İnşa kitabesi tahrip olan yapının, ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre, türbenin banisinin İlhan Şah ve mimarının Muhammed olabileceği düşünülmektedir.

Balacı Hatun Türbesi, 11. yüzyıl Karahanlı Dönemi yapılarının karakteristik özelliklerini yansıtır. Bu sebeple pek çok araştırmacı, yapıyı 11. yüzyıla tarihlendirmiştir. Türbede, tuğla malzeme kullanımı ve bununla birlikte Orta Asya’da 11. yüzyılda sıkça kullanımına rastlanılan nesih yazı türünün kitabede tercih edilmesi, bu özelliklerin bir kaçıdır. Ayrıca yapının teknik ve tezyinat özelliklerine bakıldığında, Ayşe Bibi Türbesi’nden daha erken tarihlerde inşa edilmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulur.

Plan, malzeme ve cephe düzenlemesi bakımından daha çok erken Karahanlı dönemi yapılarına benzeyen türbe, 7X7 metre ölçülerinde kare planlı bir kuruluşa sahiptir.

Yapıya giriş, doğu cephesinde yer alan taç kapı şeklinde düzenlenmiş açıklıktan sağlanır. Türbenin kubbesi, on altı dilimli kasnak üzerine oturur ve kubbeye geçişte tromp kullanılmıştır.

Zaman içerisinde yıkılan kubbenin kasnak kısmı, günümüze gelmiştir ve kalıntılara göre, içten sekiz dilimli bir kubbe, dıştan 16 kıvrımlı piramit şeklinde bir külahla örtülmüştür.

Balacı Hatun Türbesi İçten Kubbe Görünüşü

Türbenin kuzey ve güney cephesinde, birer pencere açıklığı görülür. Bu açıklıklar, yuvarlak kemerle sınırlandırılmıştır. Türbe, tuğla örgü tekniğiyle inşa edilmiş olup, sağlamlığını arttırmak için ardıç ağacı kullanılmıştır.

Türbe, genel olarak sade bir görünüşe sahiptir. Türbenin giriş cephesinde, 3 adet niş yer alır. Ortadaki niş, yan nişlere göre daha geniş ve yüksek tutularak belirgin kılınmıştır. Nişlerin iki yanında, yuvarlak madalyonlar bulunmaktadır. Madalyonlar, batı cephesi haricindeki cephelerde pencere ve kapı nişlerini oluşturan kemerlerin köşelerine yerleştirilmiştir. Cepheyi, dikdörtgen bir şerit sınırlandırır ve üzerindeki tuğla dilimler, cepheyi hareketlendirir. Kubbe kasnağına geçişi oluşturan kuşakta, testere dişi şeklinde bir düzenleme görülür.

Türbenin iç kısmında ise, hiçbir dekoratif unsur yoktur.

Orta Asya ve İslam sanatını kaynaştıran Karahanlıların en önemli eserlerinden biri olan Balacı Hatun türbesi, mimari gelişimiyle kendinden sonra gelen Selçuklu türbe mimarisine de örnek olmuştur.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Gulbanu Koshenova – Kazakistan, Taraz’da Babacı Hatun Türbesi
  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)

Karahanlı Minareleri

23 Ocak 2017

Burana Minaresi

Burana minaresi, 11. yüzyıla ait olup, Orta Asya’da inşa edilen en eski minarelerden biridir. Tokmak şehrinin 15 km güneyinde bulunan minare, yapılan araştırmalara göre, ilk inşa edildiğinde yüksekliği 45 metre olup, 15 yada 16. yüzyıllarda gerçekleşen bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülmektedir. Burana’nın şimdiki yüksekliği, 24,6 metredir.

Sekizgen bir kaide üzerinde yükselen silindirik gövdeli minare, yukarı doğru gittikçe daralan bir forma sahiptir. Bu form Karahanlı ve Selçuklu döneminde gelişerek devam etmiştir.

Yapılan sondaj çalışmalarıyla, temelin 5 metre derinliğe sahip olduğu anlaşılmıştır. Temel, dörtgen formda olup, taşlar üst üste konularak örülmüştür.

Tuğla malzemeden inşa edilen kaidenin her yüzü, sivri kemerli ve derin olmayan nişlerle hareketlendirilmiştir. Nişlerinin gerek içleri, gerekse kenarları, tuğla örgüler yoluyla dekoratif bir görünüme kavuşturulmuştur.

Minarenin gövdesi, ince tuğlalarla örülmüştür. Gövdede yer alan 13 kuşağın her birinde, düz örgüden grift örgü sistemine varıncaya kadar çeşitli tipte örgülerle geometrik bir dizi süslemeler yapılmıştır. Süslemelerde, yine tuğla malzemeden yararlanılmıştır.

Minarede kullanılan tuğla örgü tekniği, Uzgend (Özkent) minaresine nazaran daha kaba bir görünüme sahiptir. Süslemede, tuğla örgü dışında alçı süslemeden de yararlanılmıştır. Ancak dayanıklı bir malzeme olmadığı için, günümüze kadar önemli bir kısmı dökülmüştür.

Burana minaresinin güney yönünde, yerden 5.3 metre (6,45) yükseklikte, bir giriş kapısı bulunmaktadır. Bu girişten, spiral merdivenlere ulaşılır. Merdivenlerin üzeri, tahta ile kaplanmıştır.

Uzgend(Özkent) Minaresi

Adını, inşa edildiği Özkent bölgesinden alan Uzgend (Özkent) minaresi, 11. yüzyılda inşa edilmiştir.

Dönem özelliğini yansıtan minare, sekizgen bir kasnak üzerine oturmaktadır. Kasnak üzerinde yükselen silindirik gövde, on iki süsleme kuşağına ayrılmıştır ve her kuşak, farklı şekillerde bezenmiştir. Teknik ve tuğla işçiliğinin geliştiği minarede, gövde kuşakları birbirinden dikey tuğla örgü sırası ile ayrılmıştır. Geniş kuşaklar, daha zengin bir süsleme programına sahiptir.

Tuğla bir gövdeye sahip olan Uzgend minaresi, kuvvetli bir temel üzerine inşa edilmiştir. Toprak altında 2 metrelik bir derinliğe sahip olan temel üzerine inşa edilen kaide yüzeyleri, dikdörtgen sağır nişlerle hareketlendirilmiştir. Minare kapısının bulunduğu sekizinci kenar, süslemesizdir. Yukarı doğru daralan silindirik minare, şerefe ile birlikte 27.40 metre boyutundadır.

Minareye, spiral bir merdiven ile çıkılır. Merdiven basamakları, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Minare merdiveninin aydınlatılması için, mazgal açıklığı şeklinde 2 pencere vardır.

Görünüş itibariyle sıkça Burana minaresiyle karşılaştırılan minare, süsleme ve işçilik açısından Burana minaresinden daha üstündür. Uzgend minaresinin genel görünüşü, onun, Burana minaresinden hemen sonra yapıldığını gösterir. Günümüzde yapılan onarımlar ve eklemelerle özgünlüğünü bir ölçüde yitirmiştir. Minareye, daha sonraki yıllarda sekiz kemerli bir şerefe eklenmiştir.

Kalan Minaresi

Buhara’nın en büyük külliyesinin bir parçası olan Kalan minaresi, gövdesinde yer alan çini kitabeye göre, 1127 yılında Karahanlılardan Arslan Han tarafından yaptırılmıştır.

Tuğla malzemeden inşa edilen minarenin yüksekliği, 45.60 metre (45.30 m., 46.50 m.) ölçüsündedir. Ongen bir kaide üzerinde oturan silindirik gövdeli minare, yukarı doğru daralır. Gövde sonunda, mukarnaslı konsol kısmı ve 16 adet sivri kemerli açıklık bulunan galeri bölümü yer almaktadır. Galeri üzerinde, mukarnas dolgulu bir şerit yer alır ve en üstte, sivri külahlı tepelik kısmıyla son bulur.

Gövde, 13 kuşak halinde geometrik kabartmalarla süslüdür. Her kuşak, farklı tipte sırlı ve sırsız tuğladan geometrik motiflerle bezenmiştir. Minarede, ikili tuğla gruplarının yatay olarak dama tahtası gibi örülmesi ve aralarının ufak yuvarlak, üçgen ve dikine tuğlalarla dolgulanması şeklinde elde edilmiş süslemeler, baklava, yuvarlak, zencirek, meander, haç, zigzag, fırıldak, sekiz köşeli yıldız, entrelacs gibi motifler yer almaktadır.

Orta kuşaklardan bir tanesinde, kare şeklinde terrakota levhaların yer aldığı bölümde, kitabede kûfî karakterde, Arslan Han ismi geçmektedir.

Mukarnas konsolun altındaki turkuvaz renginde sırlı tuğladan motiflerin olduğu kuşakta, yapının tarih kitabesi yer almaktadır. Bunlar, sırlı tuğlaların Orta Asya’daki ilk örnekleri arasındadır.

İçteki spiral merdivenlerde, aydınlık, silindirik gövdedeki mazgal açıklıklarından sağlanmaktadır.

Çar Kurgan Minaresi

Çar Kurgan minaresi, Özbekistan’da yer alan Tirmiz şehrinin 75 km kuzeyindeki Çar Kurgan köyünde yer almaktadır. Minare, kitabesine göre Ali bin Muhammed el Serahsî tarafından, 1108/1109 tarihinde yapılmıştır.

Sekizgen bir kaide üzerinde yükselen minare, yukarıya doğru daralan yivli gövdesiyle, dönemin önemli bir yapısını oluşturur.

Minare kapısının da yer aldığı kaidenin her yüzeyinde dar ve uzun nişler yer alır. Kapının etrafında, sekizgenlerin kesişmesiyle meydana gelen dörtlü düğüm motifleri kullanılmıştır. Kaide üzerinde, bir şerit halinde dikdörtgen panolarda kûfî karakterde yazılan kitabeler yer alır.

Silindirik gövdeli minarenin yüzeyi, on altı yuvarlak yivli dilime ayrılmıştır. Küçük kemerli nişlerle son bulan yivler üzerinde, kûfî karakterli bir kitabe kuşağı daha yer almaktadır. Yazı kuşağından sonra, yivlerin kısa bir bölüm halinde devam ettiği görülür.

Minare gövdesi, günümüze kadar yıkılmış ve 21.60 metrelik bir bölümü sağlam kalmıştır. Gövde, tuğlaların yatık ve dikey olarak zikzaklı dizilmesiyle hareketlendirilmiştir. İçinde spiral bir merdiven yer alan minarenin şerefe kısmı, günümüze ulaşamamıştır.

Vabkent Minaresi

Buhara’nın kuzeyindeki Vabkent şehrinde yer alan minare, kitabesine göre I. Burhaneddin Abdülaziz tarafından, 1197-98 de inşa edilmiştir.

Kaidesiyle birlikte 40.30 metre yüksekliğindeki minarenin temeli, toprak altında 2 metre derinliğindedir.

Onikigen bir kaide üzerinde yükselen silindirik gövdenin üst kısmında, mukarnaslı konsol bölümü yer alır. Konsol üzerine, on adet sivri kemerli açıklık bulunan galeri kısmı inşa edilmiştir. Galeri üzerinde, benzer mukarnaslı saçak kısmı yer alır ve minare, sivri külahlı bir tepelik ile son bulur.

Gövde, 18 süsleme kuşağına ayrılmıştır. Tezyinatta, tuğla ve terakota malzemeden yararlanılmıştır. Süsleme programında, ağırlıklı olarak geometrik ve bitkisel motifler tercih edilmiştir. Geniş kuşaklar, aralarında farklı tipte geometrik motifler olan ikili tuğla gruplarıyla örülmüştür. Kuşak süslemelerinde; fırıldak, meander, geçme, üçgen, yuvarlak, sekiz köşeli yıldız, baklava, sekizgen, zencirek gibi geometrik motifler yer almaktadır. Bunun yanında kûfî ve divani karakterde kitabe kuşakları da gövdeyi hareketlendirir.

En alttaki kitabe kuşağında, minarenin kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı belirtilmiştir. En üstte, turkuvaz sırlı stilize bitkisel motiflerle zenginleştirilmiş kitabe kuşağında ise, minarenin bitiş tarihi verilmektedir.

Minare, gövdesine açılan iki mazgal pencereyle aydınlatılmıştır. Gövdeye oyulan giriş kapısı, yüksekte olup, bir köprü ile yanında bulunan camiye bağlanmıştır. Benzer uygulamaları, o dönemde inşa edilmiş birçok minarede görmek mümkündür.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)
  • İbrahim Çeşmeli – Orta Asya Camilerinde Tipoloji
  • blog.kavrakoglu.com

Karahanlı Sanatı

15 Ocak 2017

Orta Asya’da kurulan ilk Türk İslam devleti olan Karahanlılar, Maveraünnehir ve Doğu Türkistan bölgesinde, 842-1212 yılları arasında hüküm sürmüşlerdir. Orta Asya geleneklerine bağlı olarak kurulmuş olan Karahanlılar, Karluk Türkleri tarafından Çiğil ve Yağma Türkleri ile birleşerek kurulmuştur. Kendilerine merkez olarak Balasagun kentini seçen Karahanlılar, bu bölgede İslamiyet sonrası ilk Türk sanatını oluşturmuş ve sanat anlayışlarını, daha sonraki medeniyetlere miras bırakmışlardır. Böylece Türk sanatında, ilk kez cami, medrese, tekke, zaviye gibi yapılar inşa edilmiştir.

Mimari

Karahanlı mimarisinde, yaşanılan coğrafyanın etkisiyle, yapı malzemesi olarak kerpiç ve tuğla kullanılmıştır. Örneğin; camilerde, yapının bütününde kerpiç malzeme kullanılırken; minarelerde, tuğla malzeme kullanılmıştır. Kerpiç, dayanıksız bir malzeme olduğu için, yapılar genelde kalıcı olmamış ve günümüze yalnızca tuğladan inşa edilen minareler gelmiştir.

Zamanla yapı inşasında, tuğla malzeme kullanımı artmıştır. Bu geçiş, bir anda olmamış, Küçük Degaron Camii’nde olduğu gibi, her iki malzemenin birlikte kullanıldığı örnekler görülmüştür. 11. ve 12. yüzyıllarda, tuğla malzeme kullanımı artmış ve Talhatan Baba Camii’nde olduğu gibi tamamen tuğladan inşa edilmeye başlanmıştır.

Tuğla malzeme, yapı inşasında kullanıldığı gibi tezyinatta da tercih edilmiştir. Süslemede ayrıca stüko, alçı ve çini malzemede kullanılmıştır.

Camiler

Karahanlı mimarisinin en önemli özelliği, merkezi plan anlayışıdır. Merkezi plan anlayışının ilk uygulandığı mimari yap,ı Talhatan Baba Camii’dir. Bununla birlikte oluşturdukları hafif sivrileşen kubbe tasarımı, tipik Selçuklu kubbesini ortaya çıkarmış, zamanla Timurlu ve Hint-Türk mimarisinde olduğu gibi, bu kubbeler, yüksek bir kasnak ile daha da anıtsal hale getirilmiştir.

Ortada geniş, yanlarda daha dar üç kemerle dışarı açılan Talhatan Baba Cami planı, 16. yüzyılda Osmanlı devrinde, Mimar Sinan’ın, tek kubbeli camileri, aynı prensiple yanlara doğru genişletilerek mekan mimarisi araştırmalarına başlaması bakımından dikkate değerdir.

-Türbeler

Karahanlılar, İslam sonrası Türk sanatına türbe mimarisini getirmiş ve en önemli yapı grubunu oluşturmuşlardır. Kazakistan’ın Talas şehrinde, 12. yüzyılda inşa edilen Ayşe Bibi Türbesi ve Balaci Hatun Türbesi, Karahanlılarda türbe mimarisinin gelişimini yansıtır. Türbelerde, genel olarak kare ve sekizgen plan kuruluşu hakimdir. Tuğla ve kerpiç malzeme birlikte kullanılmıştır.

Soldaki Ayşe Bibi Türbesi, Sağdaki Balacı Hatun Türbesi

Karahanlı türbeleri, zengin süslemeleri ile de öne çıkmaktadır. Özkent, Ayşe Bibi ve İbrahim bin Hüseyin Türbeleri, dış süslemeleriyle; Şah Fazıl Türbesi ise, iç süslemeleriyle dikkat çeker.

Şah Fazıl Türbesi

Karahanlı mimarisinin dikkate değer bir diğer gelişimi de, kubbeye geçişte yonca biçimli trompun kullanılmasıdır. Bu uygulamanın en güzel örneğini, Tim’deki Arap Ata Türbesi’nde görmek mümkündür.

-Minareler

Karahanlı minareleri de oldukça önemlidir. Adeta bir kule görünümü veren minareler, yukarı doğru daralan, silindirik gövdeli yüksek yapılardır. Gövde, kaide üzerinde yükselir ve yüzeyinde mazgal pencereler yer alır. Gövde, şeritlere ayrılır ve her şeritte farklı bir tuğla dizimiyle oluşturulan süslemeye yer verilir. Külah kısmı bulunmayan minareler, daha çok kubbeyle son bulur. Karahanlı döneminden kalan Özkent (Uzgend), Burana ve Kalan minareleri, bu türün önemli örnekleridir.

Soldan sağa doğru Özkent (Uzgend), Burana ve Kalan minareleri

Karahanlılara ait Burana Kale diye de anılan Burana minaresi, en eski Türk minaresi olması yönünden önemlidir. Bir başka önemli minare de Özkent minaresidir. Özkent minaresi, süsleme ve işçilik bakımından Burana minaresine göre daha üstündür.

Türk mimarisindeki eyvanlı medreselerin ilk örneklerine, Karahanlılar’da rastlanılmaktadır. Tamgaç Buğra Han Medresesi, bu tipin önemli bir örneğidir.

-Kervansaraylar

Türk mimarisinde, en eski kervansaraylar, Karahanlılardan kalmış olup, bunlara ribat adı verilmiştir. Karahanlı kervansaraylarının mimarisi ve planları, daha sonra Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklularının yaptırdığı kervansaraylarda geliştirilmiştir. Ribat-ı Melik kervansarayı, Karahanlı döneminin en önemli eserlerinden biridir. Cephe ortasında yükselen, sivri kemerli portal kompozisyonu, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Osmanlı ve Timur devri mimarisinde esas olmuştur.

İki avlulu kervansaraylara örnek olan Akçakale Kervansarayı, kerpiç ve tuğla malzeme ile inşa edilmiş olup, dört eyvanlı plan tipine uygun yapılmıştır. Kervansaray, dış görünüşü ve planı yönünden Büyük Selçuklu eseri Ribat-ı Şerif’in öncüsü sayılmaktadır.

Soldaki Akçakale kervansarayının sağdaki ise Başane-Kurtlutepe kervansarayının planı.

Kurtlu Tepe şehir (Başane) harabelerinde bulunan kervansaray ise, diğerlerinden farklı bir planla ve Analdolu’da Selçuklu kervansaraylarının küçük bir benzeri olarak karşımıza çıkar.

Karahanlı mimarisinde saraylar, merkezde avlu ve avlunun simetri eksenleri üzerinde eyvanlar, köşelerde ise odalarla oluşturulmuş bir mimari plana sahiptir. Tirmiz Sarayı, dönemin önemli bir eseridir.

Edebiyat

Uygur hanlığının varisi sayılan Karahanlı devletinde edebiyat dili, Uygur-Karluk ve Oğuz-Kıpçak dillerine dayanıyordu. Edebiyatın biçim, tür ve nitelikleri ise, büyük ölçüde Arap ve İran edebiyatlarından etkilenirdi. Bozkır kültüründen geçiş aşaması olan bu dönemin en önemli eserleri, Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat’it Türk” adlı eseri ile Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig” adlı eseridir.

Ahmet Yesevî’nin tasavvuf düşüncesiyle temellenen “Divan-ı Hikmet” adlı eseri, bazıları aruz, bazıları da hece vezninde söylenmiş şiirlerden oluşur.

Karahanlı Dönemi edebiyatından günümüze kadar kalan metinler, sözlü halk edebiyatından, İslâm dininin benimsenmesinden sonraki edebiyata geçiş döneminin ürünleridir. Bu eserler, din dışı konuları henüz işlemeye başlamamıştır. Bunlar, genel nitelikleriyle didaktik, dini ve tasavvufî ürünlerdir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Oktay Aslanapa – Türk Sanatı
  • Mustafa Cezar – Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimari (İş Bankası Kültür Yayınları)
  • MEB – Sanat Tarihi 2

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s