TARİHTE İSYANLAR DOSYASI /// Necati Kartal : ‘Otuz üç kurşun’ üzerinden siyasal hesaplaşma


Necati Kartal : ‘Otuz üç kurşun’ üzerinden siyasal hesaplaşma

Vurulmuşum;

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım kanlı, upuzun…

Vurulmuşum;

Düşüm, gecelerden kara

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara.

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…

Ahmet Arif

Ahmet Arif’in Otuz üç Kurşun şiiriyle başladım. Toplumun yaşanmışlığından çıkan şiir, öykü ve türkülerin bir önemli hikayesi vardır mutlaka. Onları değerli ve ölümsüz kılan da ardındaki bu yaşanmışlıktır zaten.

Otuzüç Kurşun ise, kendi hikayesini çoktan aşmış, ülkenin siyasi iktidar çatışmalarına dahil olmuş bir özellik de barındırıyor.

Sosyolog Prof Dr. Neşe Özgen’ın, " Toplumsal hafızanın hatırlama ve unutma biçimleri" adlı araştırmasında 33 Kurşun’la ilgili ilginç bir nokta var.

33 Kurşun, Cumhuriyet tarihinde çokça grifit ilişki ve siyasal çatışmada yeniden hatırlanan, bir hesaplaşmanın adı olarak geçiyor.

***

33 Kurşun Olayı, 28 Temmuz 1943’te, Van’ın Özalp ilçesinin Çilli Geçidi mevkiinde 33 köylünün sınır kaçakçısı oldukları gerekçesi yargı kararı olmaksızın öldürülmesiyle ilgilidir.

33 Kurşun, siyasi tarihimizde, bir çok kez ele alınmış ve siyasal hesaplaşma aracı olarak kullanılmıştır.

İlk olarak, Demokrat Parti(DP) tarafından önce 1948’de, sonra yargılamaların başladığı 1950’de ve ardından 1956’da bu olayı yeniden gündeme getirmiş ve bunun Kürtlere yönelik bir ayrımcılık olduğunu, dönemin bütün iktidar partisi milletvekillerini ve bizzat İnönü’nün yargılanmasını istemiştir.

Ne var ki, 1956’daki soruşturma hemen kapatılmıştır. Çünkü DP Milletvekillerinden Kemal Yörükoğlu’nun 1943’te Van’da Cumhuriyet Savcısı olduğu ve o dönemde görevini yerine getirmediği anlaşılmış, soruşturma başlatılırsa bunun Yörükoğlu gibi pek çok DP önde geleninin başını belaya sokacağı düşünülmüştür.

Daha sonraları 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde generaller 33 Kurşun’la önlenen Muğlalı sendromunu ileri sürerek tam güvence istemiş, ardından Susurluk olayında da Muğlalı sendromu savunma aracı olarak kullanılmıştır.

***

Ancak bütün bunlardan daha önemli bir hesaplaşmayı anlatır 33 Kurşun ve Mustafa Muğlalı.

Çünkü Muğlalı Paşa, Cumhuriyetin tarihinin ideolojik çatışmasının da özel bir ürünüdür.

33 Kurşun ve Mustafa Muğlalı’nın izi sürüldüğünde iki önemli olgu ortaya çıkar; biri Ağrı ve Dersim olayı olarak bilinen ve Şeyh Sait’i (1925) idama götüren Kürt isyanları; diğeri, Menemen olayı ve Said-i Nursi ve Nakşiler’in Cumhuriyet’in yeni ideolojik motifiyle hesaplaşması.

***

(1:Mustafa Muğlalı, 2: Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay)

Mustafa Muğlalı, 15 Ocak 1931’de Menemen’de Kubilay’ın katledilmesiyle sonuçlanan gerici ayaklanmanın – Ki buna bazı İslami kaynaklar ayaklanma yoktu tezgahtı derler- yaşandığı ‘Menemen’e derhal!’ emriyle gönderilen ve Nakşilerin en büyüklerinden Şeyh Esat hakkında idam hükmü veren Menemen Askeri Mahkemesi’nin Başkanıdır.

Şeyh Esat, Menemen Askeri mahkemesi tarafından 24 Ocak 1931’de idama mahkum edilmiş, yaşı göz önünde tutularak cezası indirilip ve kesinleşmesini beklerken hastanede ölmüştür.

***

33 Kuşun olayı özellikle DP içindeki Nakşibendi kaynaklı İslami kesimlerce sıkça gündeme getirilmiş ve 1950’de TBMM’de soruşturma açılıp, bu olayla ilgili olarak o dönemde Diyarbakır 3. Ordu Müfettişi olan Mustafa Muğlalı Paşa ve bir grup astı yargılanmış, sadece Muğlalı Paşa hüküm giyerek idama mahkum edilmiş ve yaşı dolayısı ile cezası 20 yıla indirilmiş, Yargıtay kararı beklerken, aynı Şeyh Esad gibi hastanede ölmüştür.

Yani Nakşibendi tarikatının ileri gelenlerinden Şeyh Esat ile onu idama mahkum eden Muğlalı Paşa 20 yıl arayla aynı kaderi paylaşmışlardır.

Bir anlamda Şeyh Sait ve Şeyh Esat’ın hesaplaşması olmuştur.

***

Şair aslında başka şey için yazmış, ama izini sürdüğümüzde, 33 Kurşun; bir nostaljik şiir değil; partiler arası, ideolojiler arası, gruplar arası, çeteler arası bir siyasal hesaplaşma öyküsüdür.

Bu öykünün birçok hesaplaşmayı içine alan yanı, genç Cumhuriyetin üniter ve laik kimliği ile kurulmuş olmasından kaynaklanıyor. Olayın siyasal yanı bu.

Velhasıl, geleneklerimizde sıkça gördüğümüz, hatta günümüzde de devam eden,

İrrasyonel öç almalarla dolu bir siyasal öyküye dönmüş otuzüç kurşun…

Girişte de dediğim gibi, toplumun yaşanmışlığından çıkan şiir, öykü ve türkülerin bir önemli hikayesi vardır ve onları ölümsüz kılan da ardındaki bu yaşanmışlıktır zaten.

Ama artık, irasyonel öç almaların hikayesi değil, toplumumuzun folklorik yaşanmışlığının öykülerin yazıldığı bir ülke olmamız dileğiyle.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s