CIA DOSYASI : Türkiye’de 50 üst düzey ajan var !!!! /// Büyükada’da toplanan CIA ajanları darbe başarılı olsaydı.


Büyükada’da toplanan CIA ajanları darbe başarılı olsaydı…

Levent Albayrak Akşam gazetesinde 15 Temmuz gecesi 10 CIA ajanı ve 6 Türk’ün Büyükada yaptığı toplantının izlerini sürmeye devam ediyor. İstanbul Büyükada’da darbe toplantısı yapan CIA ajanları başarılı olunacağını düşünerek her şeyi hazırlamışlar.

Kaldıkları otele basın açıklamaları ve canlı yayınlar için dev ekran kurdurmuşlar. 15 Temmuz

akşamı bu ajanm akademisyenler darbeyi dünya basınına anlatarak desteklerini göstereceklerdi.

DÜNYAYA KARA PROPAGANDA

İstihbarat birimlerinin verdiği bilgilere göre Fetullah Gülen destekçisi Henri Barkey en başta devreye girerek, darbecileri destekleyecek ve dünya basınına olan bitenleri yanlı bir şekilde anlatacaktı.

HEDEF İÇ SAVAŞ MIYDI?

AKŞAM’ın önceki gün yayınladığı “Büyükada’da 10 CIA Ajanı” manşeti gündeme bomba gibi düşmüştü. O gün toplantıya katılanları isim isim deşifre eden AKŞAM, bu uzmanların iç savaş ve istikrarsızlık yaşanan ülkelerden hiç ayrılmadıklarını ve sürekli bu ülkelerle ilgili planlar yaptıklarını açıklamıştı.

Katil Yunanistan’a kaçtı!

13 Temmuz’da Türkiye’ye gelen isimlerden en dikkat çekeni idam mahkumu bir katil olan Scott Peterson’du. Şahsın Yunanistan’a kaçtığı düşünülüyor.

Büyükada’ya gelen isimlerin içinde en gizemli olanı 44 yaşındaki azılı ABD’li suçlu Scott Lee Peterson. 44 yaşındaki ABD’li suçlu 2002 yılında hamile olan karısı Laci Peterson’ı öldürmekten birinci derece cinayet ile hüküm giydi ve aynı yıl ABD’de en azılı suçlularının kaldığı California’daki San Quentin Devlet Hapishanesi’nde gönderildi. Hakkında ‘iğneyle idam cezası’ hükmü verilen Patterson davayı California Temyiz Mahkemesi’ne taşıdı. Kayıtlara göre Peterson ‘VN2100’ koduyla halen hapishanede görünüyor. Böylesine bir azılı suçlunun, ABD’nin en güvenlikli cezaevinden nasıl çıkarıldığı ise akıllarda büyük soru işareti uyandırdı.

Gizli anlaşmayla suikast talimatı

İddiaya göre idam mahkumu Scott Peterson’un bazı gizli anlaşmalar yaparak Türkiye’ ye getirildi, kendisine verilecek suikastleri başardığı takdirde ise hakkındaki temyiz davasının da olumlu sonuçlanacaktı. İstihbarat yetkililleri deşifre olan idam mahkumunun deniz yoluyla Yunanistan’a kaçtığı bilgisi üzerinde duruyor.

Türkiye’de 50 üst düzey ajan var!

Neredeyse her köşe başından bir istihbaratçı çıkmaya başladı. Peki kim bu insanlar? Birbirlerinin ayaklarına basmadan nasıl çalışıyorlar? Nerelerde kalıyorlar? Amaçları, çalışma yöntemleri ne? 1986 ile 1989 yılları arasında İstanbul’daki CIA ekibinin direktörlü olan ve 18 yıl Amerikan ajanı olarak çalışan Philip Giraldi’ye bunları sorduk.

– Bölgedeki istihbaratçılar nasıl çalışır, oradan başlayalım.

– Önce kaynak bulmayı denersin. Bunu ya Amerikalı ya da Türk istihbaratçılar yapar. Kaynak da ne yapacağını öğrenmeye çalıştığın organizasyonun içinden biridir. Ancak sorun şu: Ona hiçbir zaman güvenemezsin. Çünkü hem seninle konuşur hem de öbür taraftakilerle. Sana verdiği kötü istihbarattan dolayı onlara güvenmezsin. Ama bir yandan da elindeki istihbarat imkânlarından onları ufak da olsa yararlandırırsın. İletişim malzemesi verirsin. Bazı uydu fotoğrafları verirsin. Telefon dinleme kaydı verirsin.

– Tüm bunları yaparken bir istihbaratçının temel amacı nedir?

– İki temel amaç vardır. Birincisi, neler olduğunu öğrenmek. İkincisi de işin paramiliter boyutu. Bu gruplara destek verme faslı.

– Desteklemek mi, yönlendirmek mi?

– Yönlendirmezler. Çünkü yeteneklerini ve ne yapacaklarını tam bilemediklerinden yönlendirme konusunda emin olamazlar. CIA’in bugün bölgedeki temel amacı, isyancıların kimlerden oluştuğunu, onları kimin kontrol ettiğini, başarı şanslarının ne olduğunu öğrenmek.

– Kaç CIA ajanından bahsediyoruz?

– Bugün Türkiye’de bu iş için 15-20 arasında CIA ajanının görevlendirildiğini tahmin ediyorum.

– Sadece o kadar mı?

– Evet, çünkü bu tür bir operasyonu gerçekleştirebilecek ekip bu kadardır. Bunlar sadece istihbarat görevlisi değil, aynı zamanda paramiliter ajanlar.

– Nerede çalışırlar?

– Adana’da bulunan ABD Konsolosluğu’ndaki geçici bir merkezde ve İncirlik Üssü’nde askerle ortak bir üste çalışırlar. Aynı zamanda sahadadırlar. Antakya’da örneğin. Ama Suriye’de değil. Türkiye tarafında, Suriye’ye geçmezler.

– Türk istihbaratıyla nasıl bir ilişki içindedirler?

– Çok yakın çalışırlar.

– Yapacakları faaliyetler için izin almaları gerekir mi?

– Evet, gerekir. Ama bu karşılıklı bir ilişkidir. ABD de Türk istihbaratına elindeki uydu fotoğraflarını verir. Elindeki bütün fotoğrafları. Ayrıca normalde paylaşmadığı çok hassas teknik bilgileri de paylaşır.

– Mesela bir CIA ajanı, Özgür Suriye Ordusu’ndan bir yetkiliyle teke tek görüşebilir mi?

– Bir Türk istihbarat yetkilisi de her zaman orada bulunur. Bu bir kural değildir. “Kimseyle tek başına görüşmeyeceksin” demezler ama böyle işler.

– Bahsettiğimiz CIA ajanlarının vasıfları nasıldır? Çok mu iyi Türkçe ve Arapça konuşurlar mesela?

– Hayır, bu bir sorun. Esasında, çeviri için MİT ‘e güvenirler. Amerikalı istihbaratçılar için bu her zaman bir sorun olmuştur. Bir ekipmanı nasıl kullanacağınızı öğretmede son derece vasıflıdırlar. İstihbarat paylaşmada da. Ama Arapça ve Türkçe gibi dillerde üst düzeyde vasıflı sadece belli sayıda ajan vardır. Bütün teşkilatta çok iyi Arapça konuşan muhtemelen 10 kişidir.

– Şaka mı yapıyorsunuz?

– Hayır. Size bütün teşkilatta çok iyi Türkçe konuşan kaç ajan olduğunu da söyleyeyim: Beş.

– Neden bu kadar az?

– CIA’nin çalışma şekli nedeniyle. CIA’de, Türkiye’ye atandınız diyelim, iki-üç yıl sonra başka bir yere gönderilirsiniz. O kültürde, dilde uzmanlaşmak için yeterince vaktiniz olmaz. Bunun sonucunda da yapabilecekleriniz sınırlı kalır. Türkiye’deyken İngiliz ve Rusları da gördüm. Onlar çok daha iyiydi. Bir Rus ajanı Türkiye’ye gitmeden önce iki yıl dil okuluna gider. Sonra Türkiye’de 10 yıl kalabilir.

– Siz ne kadar kaldınız Türkiye’de?

– Üç yıl kaldım. Normalde iki yıldır. Dördüncü yılımı da geçirmek istedim ama izin vermediler. Barselona’ya gitmem istendi. Bunun için tabii bir de İspanyolca öğrenmem gerekti.

Halen Ortadoğu konularında çalışan Washington merkezli Ulusal Menfaat Konseyi (CNI) adlı bir sivil toplum örgütünün başında olan Philip Giraldi (66), terörle mücadele ve askeri istihbarat konularında uzman. Savaş karşıtı görüşleri ve Amerikan dış politikasına getirdiği sert eleştirilerle bilinen Giraldi, ABD’nin Ortadoğu ve dünyada daha az müdahaleci bir çizgi izlemesi gerektiğini savunuyor.

– MİT ve CIA dışında bölgede kaç ajan olduğunu tahmin ediyorsunuz?

– Bellibaşlı her ülkeden birkaç kişi. Birkaç İngiliz, birkaç Fransız, birkaç Alman. Belki Yunanlılar da olabilir ama sanmıyorum.

– Nerede konuşlular?

– Tahminim İncirlik Üssü. Çünkü orası aynı zamanda bir NATO üssü.

– Ya Suudiler gibi NATO’da olmayanlar?

– O başka bir kanal. Katar, Suudi Arabistan Türk Dışişleri ve MİT ile koordineli çalışır.

– Şimdi karşı taraf sayılan istihbaratçılara gelelim. Türkiye’de İran ajanları yakalandı.

– Evet, gördüm. İran ajanları bazen hacı kılığındadır, bazen işadamı… Yakalananların gerçekten neyi temsil ettiğinden emin değilim. İranlıların Türkiye’de bir operasyon yürütmesi için aptal olması gerekir. Çünkü yakalanırlar.

– Ama videolar yayınlandı…

– Belki de gerçekten ajandırlar. Ama bilemezsiniz. “Kontrol bizde, karışmasan iyi edersin” mesajıdır bu. Söylemeye çalıştığım şu: İşin içinde bir istihbarat örgütü varsa, misyonu gerçeğin bir versiyonunu yaratmaktır. Yaratılan gerçek olduğu anlamına gelmez. Ben de hep bunu yaptım. O yüzden biliyorum.

– Peki hem müttefikler hem de diğerlerini düşününce, Türkiye’nin Suriye sınırında kaç casus olduğunu tahmin ediyorsunuz?

– Muhtemelen çok. Ama üst düzey istihbarat görevlisi olarak bakarsanız farklı. Örneğin Türkiye’nin çok iyi Arapça konuşan 10-20 ajanı vardır şu anda. CIA var. Fransızlar, Almanlar, İngilizler, hepsini toplarsanız şu anda bölgede 50 üst düzey istihbaratçı vardır. Ayrıca alt düzeyde birçok istihbaratçı ve muhbir de olduğunu unutmayın. Bunlar silah taşır ve polisinkine benzer görevler yürütür. Muhbirlerle de alt düzey istihbaratçılar temas halindedir. Fakat önemli nokta şu: Bu kişilerin hepsi MİT’in ekibidir. CIA ve diğer yabancı istihbarat örgütleri, alt düzey adam yollamaz.

– Türk istihbaratçıların vasıfları nasıl?

– Mükemmel. O bölgede çalışıyorsanız Türk istihbaratçılar en az herkes kadar iyidir. Bana göre herkesten iyidir. Yaptıkları işten her zaman çok etkilendim. Bölge konularına gelince onların yanında amatörsünüzdür. Bir CIA ajanıysa teknik konularda çok üst düzeydedir. Telefon dinleme, yerde hareket eden insanların uydu fotoğrafları…

– Bölgede bugün birçok casus olduğunu hükümet yetkilileri de gazetecilere söylüyor. Peki bunların kendi aralarındaki ilişki nasıl? Kim domine ediyor?

– Eğer Türkiye’de olmasa CIA domine eder. Ama Türkiye’de koordinasyona MİT liderlik eder. Türkiye NATO üyesi olduğu için de Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan ajanları hep birlikte çalışır. Muhtemelen her iki günde bir kendi aralarında toplantı yapıyorlardır. Bence NATO üyesi olarak da ellerindeki istihbaratı birbirleriyle paylaşıyorlardır. Bu ortamda hiçbir bilgiyi kendinize saklamazsınız.

– Kimse kendi önceliğine göre hareket edemez mi?

– Hayır. Herkes liderlik eden Türk istihbaratını referans alır.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s