ERGENEKON DAVASI : YÜZYILIN KUMPAS DAVASINDA NELER OLDU ?? AYTUNÇ ERKİN YAZDI !!!! HATIRLAYALIM !!!!


Aziz Yıldırım suç örgütü kurmadı, şike yapmadı

Ergenekon gerekçeli kararında, Fenerbahçe Kulübü, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarına kurulan kumpasla ilgili şu çarpıcı değerlendirme yapıldı:

✔ Aziz Yıldırım soruşturmanın en başında sonu belli olan bir yargılamaya hedef alındı

✔ Soruşturma ve kovuşturmada görev yapan kolluk ve yargı mensupları kumpas kurdu

✔ Hedef alınan Yıldırım’a ‘örgütten’ ceza verilmese şike ve teşvikten ceza verilemezdi

✔ SÖZCÜ, Ergenekon kararından 10 yıl önce “Operasyonların arkasında Feto var” dedi

1 – Yeniden görülen Ergenekon davasında sanıkların tümünün (235 kişi) örgüt üyeliğinden beraatine karar veren İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi 739 sayfalık gerekçesini açıkladı. Gerekçede, “Ergenekon adı altında bir terör örgütünün varlığına hükmedilemedi” denildi ve Fetullahçı Terör Örgütü’nün kurduğu bütün kumpaslar ayrı ayrı incelendi.

Gerekçeli kararda çarpıcı olan değerlendirmelerden birisi de Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile yöneticiler Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu başta olmak üzere 3 Temmuz 2011 operasyonunda yer alan isimlerle ilgili olan bölümdü. Neden mi? Yeniden yargılamayla beraat eden ve dosyası yaklaşık 4 yıldır onanması için Yargıtay’da bekleyen davayla ilgili İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi “Örgüt yok, delil yok, şike de yok” tespiti yaptı!

Yani bugüne kadar davanın sadece ‘hukuka aykırı dinlemelerden’ dolayı beraate dönüştüğünü söyleyenlerin elindeki önemli bir argüman alınmış oldu.

Gerekçeli kararın 446’ncı sayfasında şu ifadeler yer aldı: “… En son değerlendirilen şike ve şike-kumpas soruşturma ve kovuşturmalarında olduğu gibi 17 ve 25 Aralık, Selam-Tevhid, Tahşiye soruşturma ve kovuşturmaların birer kumpas olduğu soruşturma ve kovuşturmalarda görev yapan kolluk ve yargı görevlilerinin FETÖ/PDY üyesi olduklarına dair sonradan soruşturma ve kovuşturmalar yapıldığı özetlenmiştir.” Yani…

Aziz Yıldırım’ın “Ne şikesi memleket elden gidiyor” isyanı mahkeme tarafından kabul edildi.

2 – ‘Suç unsuru yokken dinleme yapılamaz’

Fetullahçı Terör Örgütü’nün Fenerbahçe üzerinden futbolu ele geçirmeye çalıştığı gerekçeli kararda 438’inci sayfadan 446’ncı sayfaya kadar ayrıntılarıyla değerlendirilmiş. 8 sayfada ilk defa şu tespit yapılmış:

‘YASAL DAYANAK YOK’

“… Sanık Aziz Yıldırım’a yönelik şike yapabilmek için örgüt kurma suçlamasından mahkumiyet kararı verilirken 6222 sayılı yasa (Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa) öncesi de şike eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabulünden hareket edilmiştir. Ortada nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları yokken, şike de suç olarak düzenlenmemişken, alınan ‘suç örgütü kurmak ve buna bağlı olarak örgütün faaliyetleri’ adı altında dinleme kararlarının hiçbir yasal dayanağı olmadığı açıktır.”

ÖRGÜT NASIL KURULSUN?

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında ‘hukuk’ kavramının altını devamlı çizmiş. Okumaya devam edelim: “… Yasal dayanaktan yoksun bu dinleme kararlarıyla kabul edilen örgüt suçunun da oluşmadığı açıktır. Kanunun o tarihte suç olarak düzenlemediği eylemi gerçekleştirmek için örgüt kurulamayacağını izaha gerek yoktur…”

3 – Sonu başından belli olan yargılama yapıldı

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında özetle şu tespitler yapıldı:

6222 sayılı yasa öncesi şike/teşvik suçu diye bir suç yoktu. Ancak polis ve savcılık ‘Aziz Yıldırım ve arkadaşlarını dinleyelim, nasıl olsa bir suç işlerler’ anlayışıyla dinleme yaptı.

FETÖ’CÜ HAKİM-SAVCI

Aziz Yıldırım daha soruşturmanın en başında sonu belli olan bir yargılamaya hedef kılınmıştı.

Yargılamayı yapan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkan ve üyeleri FETÖ sebebi ile meslekten men edildiler. Şike kararını onayan heyetin üç üyesi de FETÖ’den tutuklu.

Soruşturma aşamasında görev yapan polisler şu anda farklı dosyalarda FETÖ’den yargılanıyor.

Bu şekilde soruşturma ve kovuşturmada görev yapan kolluk ve yargı mensupları Selam-Tevhid, Tahşiye’de olduğu gibi kumpas kurdular.

“YILDIRIM’I VER KURTUL”

Örgütten ceza verilmesi mutlaka gerektiği için Yargıtay, örgütün hukuki unsurlarını bile evirdi. Örgütten ceza verilmese şike ve teşvikten ceza verilemezdi.

Sanıklara “Aziz Yıldırım’ı ver kurtul” denilerek kulübü ele geçirmeyi hedeflediler.

Sanıklar, dolandırıcılık suçlamasından delil yetersizliği sebebi ile beraat etmiştir. Deliller yetersiz ise kuvvetli suç şüphesi ile dinleme kararı nasıl verilebildi?

4 – SÖZCÜ, Ergenekon gerekçeli kararını ve Fetullah örgütünü 10 yıl önce yazmıştı

Şimdi gelelim dün görülen SÖZCÜ Gazetesi’ne yönelik “FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasıyla açılan davaya… Çünkü… Bugün “FETÖ’den suçlanan” SÖZCÜ, 12 Haziran 2007’de başlayan Ergenekon kumpasıyla birlikte, TSK’ya indirilen Balyoz’u ve diğer kumpasları anlattı, devleti hep uyardı.

ÖRGÜTÜN RADARINA GİRDİ

Ergenekon gerekçeli kararında anlatılan kumpasları “Soruşturmanın ardında Fetullah var” diyerek SÖZCÜ öncü oldu ve örgütün radarına girdi.

Hatırlatalım…

Tarih 20 Ekim 2008… O dönemdeki adıyla ‘cemaat’ basınına ve onlara destek olan iktidara yakın gazetelere göre ‘Asrın Davası’ başladı.

ZEKERİYA ÖZ’Ü YAZINCA…

12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bulunan el bombaları üzerine firari Savcı Zekeriya Öz harekete geçti ve dalga dalga Türkiye esir alındı. Davadan iki hafta önce Aydınlık Dergisi’nin kapak dosyası ‘Ergenekon Savcısının Gizlenen 4 Yılı’ydı ve Zekeriya Öz’ün aslı faslı bu kapak dosyasında yer almıştı. Dergi çıktıktan bir gün sonra 6 Ekim 2008’de, SÖZCÜ yazarı ve Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, “Ergenekon Savcısını tanıyor muyuz?” başlıklı yazı kaleme aldı. İşte ip tam da burada koptu.

ZAMAN: KARANLIK TERTİP

FETÖ’nün amiral gemisi Zaman, 13 Ekim 2008’de Aydınlık, SÖZCÜ ve Cumhuriyet’i hedef gösterdi. Gazete, “Karanlık tertip” dedi ve şunları yazdı: “…Savcı Zekeriya Öz hakkında karalama kampanyası başlatıldı. Aydınlık, Cumhuriyet ve SÖZCÜ gazetelerinin gündeme getirdiği haber kampanyanın dikkat çekici örneğini oluşturuyor.”

Yani… Ergenekon gerekçeli kararı SÖZCÜ’nün 10 yıllık yayınlarının toplamı.

Ali Tatar, Kaşif Kozinoğlu Kuddusi Okkır gibi isimler bu davada ölmüşlerdir

Ergenekon gerekçeli kararıyla FETÖ’nün cinayet işlediği kabul edildi

Gerekçeli karar: Bu örgütün yürüttüğü soruşturmalarda mağduriyetler ve ölümler yaşandı

Kuddusi Okkır: Kanserden ölmek üzere iken cezaevinden tahliye edildi ve hayatını kaybetti

Ali Tatar: Bir kez tutuklandı ve tahliye edildi, ikinci tutuklamayı kabul etmedi ve intihar etti

Kaşif Kozinoğlu: İlk duruşması 22 Kasım 2011’de yapılacaktı. 12 Kasım’da kalp krizinden öldü

Ergenekon kumpasının gerekçeli kararı açıklandı… 739 sayfalık kararda, devleti ele geçiren ‘Fetullah’çılarla ilgili önemli bilgiler yer aldı. Sayfa 452… Bölümün adı: “Silahlı Emniyet ve Yargıyı Cebir Şiddette Kullanmak (17-25 Aralık 2013)…” Okuyalım: “… Paralel yapılanma tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda birçok kişi haksız yere gözaltına alınıp uzun süre tutuklu bırakılarak mağduriyetlerine yol açılmıştır.”

ÖRGÜTÜN YÜRÜTTÜĞÜ DAVALAR

“Ergenekon, Balyoz gibi davalar başta olmak üzere bu örgütün yürüttüğü birçok soruşturmada kişi mağduriyetleri ve ölümler yaşanmıştır. Haksız yere tutuklandığını ve suçlandığını düşünen gururuna düşkün birçok kişi cezaevi şartlarına dayanamayıp veya gözaltı öncesi intihar etmiştir. İntiharı seçenler haksız yere polis gücü ve devletin yargı teşkilatını kendilerini suçlamasına dayanamayıp ölümü tercih etmişlerdir…”

ŞAİBELİ ÖLÜM VE İNTİHARLAR

“Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne yönelik operasyonda genel sekreter cezaevinde intihar etmiştir. Ergenekon davasında örgütün kasası olduğu iddia edilen Kuddusi Okkır kanser hastalığından ölmek üzere iken tahliye edilmiş ve akabinde ölmüştür. Kaşif Kozinoğlu şaibeli bir şekilde intihar ettiği ileri sürülerek ölmüştür. Gözaltına alınmak istenen Albay Ali Tatar intihar etmiş ve davalar sebebi ile birçok ölüm yaşanmıştır.”

“Ergenekon’un kasası” dediler cezaevinde kanser ettiler

Kuddusi Okkır… Ergenekon soruşturması çerçevesinde yapılan operasyonda İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla 20 Haziran 2007 günü tutuklandı. Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderildi. Okkır’ın, Ergenekon örgütünün finansörü olduğu ortaya atıldı. Cezaevine girdiğinde sağlıklıydı. 2008’de “majör depresyon” teşhisiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilen Okkır’a, zatürree ve böbrek yetmezliği teşhisi de konuldu. Hastane hastane dolaştırıldı… 10 Mayıs 2008’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırıldı ve yapılan tetkiklerde “akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası” olduğu ortaya çıktı.

Kuddusi Okkır 2007’de tutuklandı, kanser oldu. 6 Temmuz 2008’de hayatını kaybetti.

Eşi Sabriye Okkır isyan etti… Çünkü, hastalığından dolayı Zekeriya Öz’ün yetkili mahkemesine tahliye için başvurdu, hep reddedildi. Neden mi?

“Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası” olan Kuddusi Okkır delilleri karartabilirdi.

Teşhis konulduktan üç ay sonra 1 Temmuz 2008’de serbest bırakıldı.

Sağlığı bir hayli bozulmuş ve konuşamıyor, ayakta duramıyor, ağız yoluyla ilaç tedavisi olamıyordu.

Bilinci de kapalıydı. Tahliye edildikten beş gün sonra hayatını kaybetti. Öldüğünde iddianamesi bile yoktu. Sabriye Okkır, “Eşim kahrından öldü” diyerek, davalar açtı. Okkır’ı tutuklayan yargıya, şikayetlere rağmen dokunulmadı.

Unutmadan ekleyelim…

Kuddusi Okkır’ın “Ergenekon’un kasası” olduğuna dair bir delile de hiçbir yerde rastlanılmadı…

ABD’den yayın yapan internet sitesi yazdı, Tatar tutuklandı

Ali Tatar… Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in önüne 2009 yılında bir dosya konuldu. Fetulahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) polis, asker ve yargı içindeki elemanları “amirallere suikast” yapılacağını ihbar etmişti.

Ali Tatar, “Amirallere suikast” iddiasıyla başlatılan soruşturmada 5 Aralık 2009 günü gözaltına alındı ve tutuklandı. Tatar’la ilgili ihbar Amerika merkezli http://www.dersim.iphox.com adlı internet sitesinden yapıldı.

Özel Yetkili Savcı Süleyman Pehlivan tarafından 5 Aralık 2009 günü sorgulandı ve tutuklandı. Ancak… Süreç devam etti…

Dosyayı inceleyen 11. Ağır Ceza, 16 Aralık 2009’da tahliye kararı verdi ve Hasdal’dan ölüme uzanan yolculuk başladı.

Savcı Süleyman Pehlivan, Yarbay Tatar’ın tahliyesinden bir gün sonra tahliye kararına itiraz etti. Mahkeme Başkanı Şeref Akçay, üyeler Oktay Açar ve Metin Özçelik, itirazı inceledi. Mahkeme Başkanı Akçay, Tatar’ın tutuklanmasına karşı çıktı, diğer iki isim tutuklanmasını istedi. Çünkü ikisi de FETÖ’cüydü.

Yakalama kararını kabul etmeyen Ali Tatar, 19 Aralık 2009’da intihar etti.

Sırlarını anlatamadan Silivri’de ‘kalp krizi’ geçirdi…

Kaşif Kozinoğlu…

MİT Orta Asya Başmüşaviri Kozinoğlu, Odatv kumpasında sanık oldu.

Savcı Zekeriya Öz’e, 10 Mart 2011 günü verdiği ifadesinde özgeçmişini şöyle anlattı: “… 1976 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldum. 1980 yılında Özel Harp Dairesi’nde göreve başladım. 1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Tim Komutanlığı’nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı’nda görev yaptım. 1995 yılında MİT’e girdim. Suriye, Bosna Hersek ve Afganistan Bölgesi’nde görev yaptım. Asya Bölgesi’nin tamamı sorumluluk alanımda olduğu için, Orta Asya’dan Çin’e kadar gidip geldim. Son olarak da 2010 yılında Asya Bölge Komutanlığı’ndan geri döndüm. Eylül 2010 yılında yeni Müsteşarımız Sayın Dr. Hakan Fidan’ın talimatıyla Başmüşavir olarak Asya Bölgesi’ne atandım. Eylül ayından itibaren de 5 defa yurt dışı görevine gönderildim. 9 Mart’ta bu görevden Türkiye’ye döndüm. İfade vermem gerektiği söylendi ve ifade vermeye geldim.

Aynı gün tutuklandı.

Kozinoğlu, ilk duruşmasına çıkacağı 22 Kasım’dan 10 gün önce, 12 Kasım 2011 tarihinde Silivri’de ‘kalp krizi’ geçirdi ve öldü.

Kendi el yazılarından oluşan “Kaşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar” adlı kitabında örgütü yani FETÖ’yü deşifre etti…

Ergenekon kumpasını başlatan Gül ve Koru artık konuşmalı

Ergenekon gerekçeli kararıyla birlikte dava çöktü ve yeni süreç başladı…

✔ Abdullah Gül, “Delillendirin, savcı bulun” dedi ve operasyonlar başladı
✔ Gül, bir grup gazeteciye “Ümraniye’deki bombaların arkası gelecek” dedi
✔ Fehmi Koru, sözde Ergenekon belgelerini ilk kez 2001’de yazan ‘gazeteci’
✔ Aynı Koru, FETÖ ile mücadele eden SÖZCÜ’ye operasyonu başlatan isim

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayınladığı 739 sayfalık gerekçeli kararda “Ergenekon adı altında bir terör örgütünün varlığına hükmedilemedi” denildi… O zaman arşivi açalım… Bir grup gazeteci, İstanbul Çırağan’da önemli bir yemeğe davetlidir. İsimlerini yazmıyoruz çünkü Can Dündar hariç hiçbiri o yemeği daha anlatmadı… (Siz o gazetecileri tahmin edersiniz) Yıl 2007’dir ve Ümraniye’de bir gecekonduda el bombaları bulunmuştur… İşte o günlerde Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül gazetecilere off the record (yazılmamak kaydıyla) şu cümleleri kurar: “… Bu bombalara dikkat edin. Bunun arkası gelecek…” Milliyet’te yazdığı günlerde Can Dündar bu cümleyi tam 5 yıl sonra açıklar… 13 Aralık 2012’de yazısının başlığı “Abooov”dur ve Gül’ün anlattıklarından sadece bir cümleyi öğrenebiliriz! Yani Gül, Fetullahçılar’ın operasyonlarını önceden biliyordu ve Ergenekon’un arkasının geleceğini de birileri ‘fısıldamıştı’… Belki de operasyonların tam göbeğindeydi! Ümraniye’deki bombalardan 1 yıl geriye dönelim…

Abdullah Gül, 2007 yılında kendine yakın gazetecilere “Bu bombaların devamı gelecek” demişti.

Abdullah GÜL MİT VE EMİYET’TEN BRİFİNG ALDI

Tarih 17 Mayıs 2006… Alparslan Arslan’ın faili olduğu Danıştay cinayetiyle Türkiye başka bir rotaya hızla ilerledi. Cinayetten üç saat sonra dönemin Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Meclis’te, “Sürprizlere hazırlıklı olun” dedi. 18 Mayıs 2006’da da Bakan Şahin’in ‘gizli’ diye açıklamadığı bilgileri, İstanbul Emniyeti’nden üst düzey bir polis müdürü, Hürriyet’e şöyle özetledi: “Avukat Alparslan Arslan’ın otomobilinde ‘Ulusal Haber’e ait kart ile ‘Vatansever Kuvvetleri Güç Birliği Hareketi Genel Başkan Yardımcısı’ yazan bir kartvizit bulundu. Danıştay saldırısını yapanlarla Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalayanlar yüzde 99 aynı kişiler. Eyleme katılanlar toplam 3-4 kişi. Arslan, siyasallaşmış mafya uzantısı.” Ve saldırıdan iki yıl sonra 4 Temmuz 2008’de Radikal’den İsmet Berkan’dan şunu öğrendik: “…2006 Mayıs ayında Alparslan Arslan, Danıştay’da katliam girişiminde bulunduktan hemen sonra, Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Abdullah Gül, Emniyet ve MİT’ten kendisine bu saldırıyla ilgili bilgi sunmalarını istedi. Kısa süre sonra iki kuruluş art arda gelerek Gül’e birer brifing verdiler. Bu brifinglerde Emniyet Genel Müdürü bir de ilişkiler şeması gösterdi Gül’e. Bu şema, aynı zamanda Ergenekon’un ‘çete’ tarafını oluşturan, silahlı-külahlı işlere karışanların şemasıydı. Aslında Abdullah Gül çok kararlıydı, ‘Haydi’ dedi, (Bana anlattığınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.)…” Ve deliller arka arkaya yağmaya başladı… Devam edelim…

‘SAVCI BULUN, DELİLLENDİRİN’ TALİMATIYLA KUMPAS BAŞLADI

Ne Ergenekon var ne de Danıştay saldırısı olmuş… Emniyet İstihbaratı’nda Fetullah’ın “Yüksek Askeri Şura” Başkanı polis şefi Recep Güven (Firari) bir şema hazırlar… Şema ciddiye alınmaz… Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na Ramazan Akyürek getirilince… Bir de arkasından Şubat 2007’de Ergenekon operasyonunu yürütecek olan polis müdürü Ali Fuat Yılmazer, Ankara’dan İstanbul’a atanınca… 17 Mayıs 2006’da yaşanan Danıştay cinayetinin ardından sözde şema Abdullah Gül’e de sunulur. Gül, “Savcı bulun, delillendirin” der. O savcı Zekeriya Öz olur ve 12 Haziran 2007’den sonra dalga dalga operasyonlar gelir. Yani… Gül’ün Çırağan’da bir grup gazeteciye ‘O bombaların arkası gelecek’ cümlesi bilinçli bir konuşmadır… Ki, Gül’ün bütün adımları bilinçlidir! Peki… Çırağan’daki o gazeteciler neden hâlâ konuşmuyor? Şimdi gelelim konuşması gereken esas isme…

Fehmi Koru, Pensilvanya’ya gidip Feto’nun yazdığı mektubu Gül’e getirmişti.

Abdullah Gül’ün yakın arkadaşı, Savcı Zekeriya Öz’ün evrakçısı, SÖZCÜ’ye kumpasın mimarı Koru!

Tarih 2 Mart 2001… Tuncay Güney isimli şahıs, araçlara sahte ruhsat ve plaka hazırlamaktan şikayet üzerine İstanbul Asayiş Şube tarafından gözaltına alınır. Sorgusu sürerken, Emniyet İstihbarat’tan bir polis Güney’i merak eder ve Asayiş Şube’ye gider. Çünkü genç yaşta Fetullah Gülen, Veli Küçük gibi isimlerle ilişkiye geçebilen Güney’i tanımak ister. İstihbari anlamda da rapor hazırlayacaktır. O görüşme kayıt altına alınır. Fetullahçı olmayan polisin Güney’le görüştüğü duyulunca ‘cemaatin’ Organize Şube’deki memurları Serdar Güldalı ve Ahmet Davulcu Ankara’dan gelen talimatla harekete geçer. Tuncay Güney Asayiş Şube’den Organize Şube’ye götürülür. Güldalı ve Davulcu, Emniyet İstihbarat’tan polisin Güney’le kayıt altına aldığı sohbeti okuyup soru hazırlar. Ve kritik isim

Tuncay Güney’in ifadelerini yazan ilk isim Fehmi Koru’ydu

Ankara’dan gelir. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın Organize Şube Müdürü Recep Güven… Bugün firari olan Güven’in başkanlığında sorular hazırlanır ve Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan bilgilendirilir. Meşhur 9 saatlik ifade çıkar. Saçan, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e ifadeyle ilgili raporunu sunar. Engin de ‘Kurumları incitmeyecek şekilde araştırın’ der. Güney’in anlattıkları uzun bir süre araştırılır ve delillendirilemez. Hatta bir arkadaşıyla kaldığı evde yapılan aramada çıkan “Ergenekon Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi”, “Lobi”, “Ulusal Medya”, “Birleşik Komün Girişimi” gibi belgeler de incelenir. Yine delil bulunamaz… Ancak… 30 Nisan 2001’de Fehmi Koru (Taha Kıvanç) Tuncay Güney’den çıkan belgeleri kaleme alır. 12 Mayıs 2001’de de ‘cemaatin’ dergisi Aksiyon ‘Sivil Ergenekon’ başlıklı kapak dosyası hazırlar! Yani Ergenekon’un alt yapısını Abdullah Gül’ün yakın arkadaşı Fehmi Koru hazırlar! Ve aynı Fehmi Koru… SÖZCÜ Gazetesi’ne karşı başlatılan ve süren FETÖ operasyonun da merkezindeki kişi… 24 Nisan 2010 tarihinde Yeni Şafak’ta Taha Kıvanç kod adıyla yazdığı köşesinde çıkan yazısıyla 7 yıl sonra SÖZCÜ’ye yönelik davalar açıldı… Aynı Koru mahkemeye gelip bu ifadesini yalanladı ve “Esprili bir yaklaşımla yazdım” diye kendisini savundu.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s