ANALİZ /// METE DURİNGA : BATAN GEMİNİN MALLARI


METE DURİNGA : BATAN GEMİNİN MALLARI

Uzun zamandır yaşanan ekonomik, politik, bölgesel ve ulusal sorunlardan dolayı ülkemiz büyük bir krizin içine düşmüş ve hatta ekonomik olarak kırılma noktasına gelmişti. Kimilerine göre bu krizin sebebi iktidarın izlediği yanlış politikayken kimilerine göre büyüyen Türkiye’yi kıskanan dış güçlerdi. İktidara göreyse böyle bir kriz yoktu, tam tersi yükseliş aynen devam ediyordu.

Ama değişmeyen tek bir gerçek vardı: ‘’ENFLASYON’’

Enflasyon halk ağzında yaşam pahalılığı anlamına gelen ve halkın alım gücüyle ters orantılı olan büyük bir dert.

Gelişmekte olan ülkelerde sürekli olarak azalan enflasyon 17-25 Aralık olaylarında ‘iktidar-cemaat’ ilişkilerinin sendeye uğraması sonrası yükselen döviz ve değerini kaybeden TL ile beraber sürekli artmış ve halkı iflasa sürüklemişti. Bu durum 15 Temmuz sonrası şiddetini arttırarak devam etti.

Herkesin aklına geldiği gibi benim aklıma da aynı soru geliyor. Ortadoğu’nun, Avrupa’nın, Asya’nın gözbebeği Türkiye Cumhuriyeti neden başka ülkelerin politikalarına alet edilip eli kolu bağlı kalıyor.

Ve bir soru daha: Neden donumuza kadar başka ülkelerden ithal ediyoruz?

BATIYORUZ

1995 yılında devlete ait 278 kurum bulunurken AKP İktidarının özelleştirme politikasıyla bu rakam günümüzde 71’e geriledi. Bunların içinde çay, şeker, kağıt, silah fabrikalarından tutunda bir çok otel ve global şirketlerin hisseleri bulunuyor. Santraller, bankalar, elektrik dağıtım şirketleri, tersane ve limanlar… Özelleştirme adı altında kimileri üç beş kuruşa yandaşa kiraya verildi kimileriyse sözde müttefik bildiğimiz ülkelerin zengin iş adamlarına satıldı.

Yok olan ‘207’ kurum da çalışan binlerce işçi işsiz kaldı. Birçoğu da ağır iş şartları nedeniyle hala grev yapıyor.

Geçmişte satın aldığımız ürünlerin, elektriğin, suyun, doğalgazın fiyatını devlet belirlerken özelleştirmeyle beraber bu durumu şahıslar tayin etmeye başladı. Ham maddenin işlenecek fabrikanın olmaması ve olanlarında kapatılması nedeniyle ülkemiz hammadde pazarı haline geldi. Düşük maliyetle Türkiye’den hammadde ithal eden ülkeler aldıkları hammaddeleri işleyip yüksek fiyatlarla Türkiye’ye geri satıyorlar. Bu da ülkemizde üretilen ürünlerin maliyetini arttırıyor ve arttırmakla kalmayıp yabancı yatırımcıyı da kaçırıyor.

Maliyetin yüksek ve yatırımcının az olması nedeniyle fabrikalar ve birçok kurum günümüzde iflasını vermiş durumda.

Bunca şey toplumun gözü önünde yaşanmışken içinde bulunduğumuz duruma yani krize şaşırmak oldukça garip.

Toprağı en verimli toprak olan Türkiye olarak patatesi bile savaş durumunda ki Suriye’den ithal etmiş olmamız ülkemizin düştüğü durumu anlamamızı sağlayacaktır.

AKP İktidarı sağladığı rantlarla arkasında yüz binlerce insanı toplamayı başardı. En büyük ve en iyi politikasıysa Müslümanların büyük değeri olan İslamiyet’i kullanmak oldu.

Yıllarca din elden gidiyor diye kandırılan halk ta ki tenceresini kaynatmaya zorlandığı zaman gözünü açtı. Endüstriyel ve mutfak ürünlerine gelen zamlar, yükselen vergiler, özelleştirilen kurumların elektrik-su-doğalgaz gibi hizmetlerin fiyatlarını arttırması sefil halkı daha da sefilleştirdi.

%10 Olan işsizlik oranı AKP Hükümetiyle beraber günümüzde %25’lere yaklaşmış durumda. İş bulup çalışanlarsa mecburen haline şükretmekle yetiniyor.

Günümüzde halkın uyuduğu uykudan uyandığına inandığımız gibi İktidarında bu düzenin böyle devam etmeyeceğini fark ettiğine inanıyoruz. 2019 Yerel Seçimlerde beklediği sonuçları alamayıp hüsrana uğrayan AKP İktidarı büyük bir sallantıyla karşı karşıya kaldı.

Türkiye’nin gözbebeği olan İstanbul art arda tam 2 kere kaybedilmişti. Seçim sonrası kulaklarımızda Recep Tayyip Erdoğan’ın o muhteşem sözü yankılanıyordu: ‘İstanbul’u kaybedersek Türkiye’de tökezleriz…’

Öyle de oldu.

İstanbul-Ankara gibi önemli kentler başta olmak üzere birçok Büyükşehir’i ve Belediye’yi açık ara farklarla kaybetmişlerdi. Kimilerine göre bunun sebebi ülkemize mülteci olarak göç edip bizden rahat yaşayan Suriyeliler kimilerine göreyse AKP’nin umarsız yöneticileriydi.

AKP’nin seçimleri kaybetmesinin nedenin bir tane değildi, onlarca farklı nedeni vardı…

Bu nedenlerden en önemlisi de içinde bulunduğumuz kriz ve artan enflasyondu.

Eğer böyle devam ederse elindeki gücü kaybedeceğini anlayan AKP İktidarı izlediği politikaları değiştirmeye başladı. Ama bu denli ayrıştırılmış bir millet değişen politikaların gerçekliğine inanır mı bilmiyorlardı.

Çökme noktasına gelen Türkiye’yi toparlamaya çalışıyor gibi yapıp ‘Batan Geminin Mallarını’ rant için yandaşa ve yabancılara peşkeş çekmek AKP’nin yeni politikasıydı.

  • 21 Mart. İstanbul Çekmeköy’de bir fabrika, 13 milyon 596 bin 945 TL bedel ile icrada satışa çıkarıldı.
  • 21 Mart. Adana Yüreğir’de arsası ile bir fabrika, 77 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 21 Mart. İzmir Kemalpaşa’da arsası ile bir fabrika, 10 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 21 Mart. Manisa Turgutlu’da bir fabrika, 11.9 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 21 Mart. Gebze’de bir fabrika, 18.3 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 22 Mart. Kırıkkale Yahşihan’da bir fabrika, 8.1 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 24 Mart. Kırşehir’de bir fabrika 12 milyon 533 bin 593 TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 24 Mart. İstanbul Çekmeköy’de bir fabrika, 14.2 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 24 Mart. Kahramanmaraş Pazarcık’ta bir fabrika, 5.7 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 24 Mart. Kayseri Organize Sanayide bir fabrika, 7.4 milyon TL’ye icrada satışa çıkarıldı.
  • 15 Nisan. Büyükçekmece 2. İcra Dairesi, Esenyurt’ta fabrikayı arsası ile 7.6 milyon milyon TL’ye satışa çıkardı.
  • 8 Mayıs. Lüleburgaz 1. İcra Dairesi, 3 bin 920 parseldeki fabrikayı arsası ile 16.6 milyon TL’ye satışa çıkardı.
  • 10 Mayıs. Manisa 4. İcra Dairesi bir fabrikayı, müştemilatı ile arsası 9.8 milyon TL’ye satışa çıkarıldı.

Geçtiğimiz yıllara nazaran en çok fabrika satışının olduğu 2019 Yılı, gündeme damgasını vuran onlarca üzücü olaya şahitlik etmeye devam ediyor.

Yüzlerce canlının bulunduğu ve doğa güzelliği Kaz Dağı’nda Kanadalı bir maden şirketinin yaptığı çevre katliamına hepimiz şahit oluyoruz. Doğa’nın güzelliği ve ekosistemin en büyük parçası olan bitkiler ve hayvanlar iktidarın gözü önünde siyanürlere yok ediliyor. Bu acı durum hükümetin yaptığı sözleşme neticesinde 15 yıl daha devam edecek.

Her yanan ormanın ardından boşalan arazilere yapılan oteller, doğa güzelliklerinin yok edildiği ve yandaşların yaptığı yatırımlarla turistik alanlara çevrilen yerler ve betonlaşan Türkiye toprakları AKP İktidarının politikasını anlamamıza yetiyor da artıyor.

Gücünün yok olduğunu ve yıkılacağını anlayan AKP iktidarı son bir nefesle ülke değeri olarak görülen ne var ne yoksa elden çıkartıyor. İzledikleri olumsuz politikalar binlerce canlının hayatına ve geri dönülmez sonuçlara yol açıyor. Satılan fabrikalarda üretim duruyor ve bir çoğu toparlanamayacak şekilde yıkılıyor.

Bu yazdıklarımız halkın %51 oyu ile İktidara gelmiş AKP’nin ülkemize verdiği zararın sadece görünen tarafı. Görünmeyen tarafını inanın onlar da bilmiyor…

Mete Duringa

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s