NATO DOSYASI /// SÜLEYMAN ÇELİK /// NATO : ORTAK MIYIZ YOKSA FEDAİ Mİ ?


SÜLEYMAN ÇELİK /// NATO : ORTAK MIYIZ YOKSA FEDAİ Mİ ?

Süleyman Çelik (scelik44)

Recep Tayyip Erdoğan, kordiplomatiğe verdiği iftar yemeğinde, Batı’lı (AB-D’li) büyükelçilere seslenerek; "Biz NATO üyesiyiz. Öyleyse diğer NATO üyelerinin bize yanlış yapmalarını kabullenmemiz mümkün değil. Zira hem NATO üyesi olacaksın, NATO’da stratejik ortak olacaksın, ondan sonra size yaptırım konuşulacak. Bu anlaşılabilir bir şey değil. Böyle ortaklık olmaz” demiş (Sabah, 10.05. 2019).

Doğru söze ne denir!

Gerçekten böyle ortaklık olmaz!..

Bu sözlerin eksiği var, fazlası yok!..

Örneğin, ayrıca diyebilirdi ki “Soğuk Savaşın sürdüğü 1970’lerde, NATO’nun varlık nedeni sayılan Sovyet tehdidine en açık olan ülkemize silah ambargosu uyguladınız. Geçmişte ASALA, günümüzde PKK/ PYD/ YPG gibi Türkiye karşıtı ve ülkemizi bölmek isteyen terör örgütlerini desteklediniz ve desteklemeye devam ediyorsunuz. Hiçbir tarihsel gerçeği olmadığı halde, AİHM kararını da dikkate almaksızın, ülkemizi Ermenilere soykırım yapmakla suçluyorsunuz. Türkleri azınlık statüsüne indirgeyerek Kıbrıs’ı bir Rum devleti yapacak Annan Planını, siz istediğiniz için biz destekledik ve soydaşlarımıza, ‘yes be annem’ dedirterek kabul ettirdik. Fakat, Türklere en küçük yaşam hakkı bile vermek istemeyen Rumlar bunu bile kabul etmedikleri için çözüm olmadı. Buna karşın Kıbrıs Türklerini yok sayıyor; Rumları tüm varlığınızla destekliyor, adanın kıta sahanlığının tümüyle onlara ait olduğunu kabul ediyor ve onlarla ortak petrol/ doğal gaz sondajları yapıyorsunuz. Laik- demokratik cumhuriyetimizi yıkmak isteyen tarikat ve cemaatleri destekliyor, ülkelerinizde yuvalanmalarına izin veriyorsunuz; geçmişte bizi de aldatıp suç ortağı yaparak, onlarla birlikte ordumuzu çökertecek kumpaslar kurdunuz; ulusal savunma sırlarımızın bulunduğu Kozmik Oda’ya girip devletimizin bekası ile oynadınız; ele geçirdiğiniz bilgilerle terör örgütlerinin içindeki ajanlarımızı deşifre edip şehit edilmelerine neden oldunuz; hatta silahlı terör örgütüne dönüşmüş bir cemaat ile darbe yapıp rejimimizi değiştirmeye kalkıştınız; vs.vs. vs…” Bu liste daha çok uzatılabilir…

* * *

Adamlar aslında bizi NATO’ya almak istemiyorlardı. Çünkü AB gibi NATO’da bir Haçlı örgütüdür. Haçlı zihniyetinin bize bakış açısını, Birinci Dünya Savaşı başlarken yayımladıkları ortak bildiri göstermektedir.

Karşımızdaki İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya ve ABD bu bildiride şöyle diyorlardı: “Uygar dünya bilmelidir ki müttefiklerin savaş amaçları, Türklerin kanlı yönetimine düşmüş halkları kurtarmak ve Avrupa uygarlığına kesinlikle yabancı olan onları Küçük Asya’dan atarak, geldikleri yere (Orta Asya’ya) geri göndermektir.”

Bu amaç, düzenlemiş oldukları Haçlı Seferlerinin, hep Türkler tarafından başarısızlığa uğratılmış olmasına bağlı, bilinçaltındaki bin yıllık kinin dışa vurumu idi.

Fakat o arada Kuzey ve Güney Kore arasında savaş çıktı ve bu, Çin- ABD savaşına dönüştü. NATO üyesi ülkeler birer bölük, en kabadayısı bir tabur asker göndererek ABD’nin yanında yer aldı. Ama NATO üyesi olmamamıza karşın Adnan Menderes, Anayasa’ya aykırı olarak TBMM’nin onayını bile almaksızın, 4500 kişilik bir tugay gönderdi.

Askerlerimiz uzun bir deniz yolculuğundan sonra karaya çıkar çıkmaz doğru cepheye sürüldü. Kunuri’de Çinliler, Amerikan askerlerini çembere almış, yok etmek üzere idi. Tugayımıza, Çinlilere arkadan saldırı emri verildi. Biz saldırınca, Çinliler Amerikalıları bırakıp bizimle savaşmaya başladı. Bunun fırsat bilen Amerikalılar sıvışarak kaçıp biz Çin ile baş başa bıraktı. 745 şehit, 250 kayıp ve binlerce yaralı vererek saldırıyı durdurmayı başardık. Bu arada Amerika’nın kalleşliğine isyan eden bazı subaylarımız karşılaştıkları birkaç coniyi öldüresiye patakladı! Amerika hemen psikolojik algı operasyonunu devreye soktu. Tugay komutanına üstün hizmet madalyası verip, askerlerimizin kahramanca savaştığı nutukları atarak gazımız aldı…

* * *

Amerikalılar hesap insanıdır; her şeyi parayla ölçerler. Türk askerinin kendilerine maliyetini hesapladılar: baktılar 23 cent; yani kendi askerlerinin maliyetinin yüzde birinden az. Üstelik iyi de savaşıyor. “O zaman bunları kullanalım. Hem bizim askerler ölmez hem de kar ederiz” dediler ve bizi NATO’ya aldılar. Yıllar sonra Başkan Reagan da anılarında bundan söz etmektedir: “Bir Türk askeri yılda 6 bin dolara mal oluyor, Amerikan askerinin maliyeti ise 90 bin dolar. Turgut Özal ile çok iyi anlaşıyor, çatışma bölgelerinde Türk askerlerini kullanıyorduk.” Aynı şekilde, 2000’li yıllarda da CIA bağlantılı işadamı Soros, “sizin en iyi ihraç malınız askeriniz” dedi. Yani adamlar yıllardır aynı görüşte!…

NATO’ya alınca, Pentagon ordumuzun NATO standartlarına göre donatılmasını gündeme getirdi. Amerikan Derin Devleti’nin ileri gelenlerinden Rockfeller, Başkan Eisenhower’a mektup yazarak, “oltadaki balığa yem verilmez, buna gerek yok” dedi. Bunun üzerine, 2.Dünya Savaşı’ndan kalma savaş atığı silah ve malzemelerle süt tozu, dondurulmuş et gibi yiyecekleri, yardım diye kakaladılar. Hiçbir zaman da eşit ortak yapmadılar. Sovyetler saldırdığında, Kunuri’deki gibi düşmanı üzerimize çekip ölene kadar savaşacak, düşman tüm güçleri ile içimize girdiğinde Amerika bir atom bombası atacak, düşmanı yok edecekti! Yani Amerika ve Avrupa’nın fedaisi olmuştuk. Bu arada Atom bombası, elbette Türkiye’yi de yaşanmaz duruma getirecekti.

Bu senaryolar tatbikatlarda açıkça oynanıyor ve komutanlar da politikacılar da biliyordu. Ama kimse “bu ne biçim ortaklık?” demiyordu.

Mütareke döneminde çareyi İngiliz ya da Amerikan mandasında görenlere karşı, “Bağımsızlıktan yoksun bir millet uşak muamelesi görmekten kurtulamaz. Esir yaşamaktansa yok olmak daha iyidir. O halde ya İstiklal ya ölüm!“ diyen Atatürk’ün yanında yer alan ve binlerce şehit vererek düşmanı yurttan kovup, dünyanın saygı duyduğu özgür ve tam bağımsız yeni bir devlet yaratan Türk milleti ne hallere düşürülmüştü! Dün uşaklarını denize döküp, yurdumuzdan kovduğumuz emperyalistlerin şimdi fedaisi olmuştuk.

* * *

Elbette, “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk gibi düşünüp, bu duruma isyan edenler de vardı. Onlara, “komünistler Moskova’ya” denilerek saldırıldı, öldürüldü, hapishanelerde çürütüldü…

Nazım Hikmet, yazdığı “23 Centlik Asker” şiirinde isyanını dile getirdi ve Mehmetçiğe “23 Cent” değer biçenlere Türk milletinin tarihini anlattı: “Size tanesini 23 sente sattıkları asker,/ mevcuttu, daha sizin devletinizin adı bile konmadan./ Mevcuttu, yeller eserken yerinde sizin New York’un,/ Kurşun kubbeler kurdu o/ gökkubbe gibi yüksek,/ haşmetli, derin./ Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek./ Halı dokur gibi yonttu mermeri,/ ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına/ ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri…/ Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,/ ucuzdur vardır illeti./ Hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mal olursa size,/ bu 23 sentlik asker,/ yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,/ her millet gibi büyük Türk milleti.”

Adnan Menderes, yanıt verdi: “Nazım Hikmet vatan hainliğine hala devam ediyor!”

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği gençler, Mütareke yıllarındaki düşman donanmaları gibi, Dolmabahçe önlerinde demirleyen Amerikan 6. Filosunun askerlerini tutup denize attılar. Samsun’dan Ankara’ya “Mustafa Kemal’in yolunda tam bağımsız Türkiye” yürüyüşü yaparak halkımızı uyarmak istediler vs. Fakat emperyalistler iktidarları teslim almış, sahip oldukları propaganda gücü ile aydınları yozlaştırmış, halkı uyuşturmuştu. O gençleri, kendilerine “Milliyetçi ve Mukaddesatçı” diyenler, Amerikan uçak gemisini kıble yapıp namaz kıldıktan sonra, güvenlik güçlerinin de yardımıyla bıçaklayarak öldürdüler; Sıkıyönetim zindanlarında işkence ile öldürdüler ya da darağaçlarında sallandırdılar…

* * *

Sovyetler Birliği çöktükten sonra Türkiye’nin fedailiğine ihtiyacı kalmayan ABD, eski düşlerini anımsadı. Kısaca BOP adını verdiği, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini hazırlayarak Türkiye dahil, 22 Müslüman ülkeyi parçalayacağını açıkladı. Bu projeyi başlatmak üzere Afganistan’a saldırı emrini veren Başkan Bush, “bu bir Haçlı Seferidir” diyerek bilinçaltını dışa vurdu. Eskiden, “23 centlik asker” ya da “oltadaki balık” gibi, ülkemizi aşağılayan nitelemeleri kapalı kapılar ardından yapıyorlardı. Şimdi açıktan yapmaya başladılar.

2002 yazında, Türkiye dışındaki NATO ülkelerinin de katıldığı Millennium Challenge (Bin Yılın Meydan Okuması) adını verdikleri bir tatbikat yaparak Türkiye’yi nasıl işgal edeceklerinin provasını yapıp doğrudan düşmanca bir tavır ortaya koydular. Daha sonra gerçekleştirilen Ergenekon, balyoz, Kozmik Oda vb. TSK’yı çökertme operasyonların bu tatbikatla bağlantılı olduğu öne sürülmektedir (https://odatv.com/kozmik-oda-operasyonu-neden-yapildi-0201101200.html).

Görevli Türk subaylarının da bulunduğu NATO toplantısında Türkiye’yi parçalayacak haritayı masaya koydular. Askerlerimizin başına çuval geçirdiler. Muavenet muhribimizi bombalayıp 4 denizcimizi ve Kürdistan kurma planlarını deşifre eden J. Gn. K. Orgeneral Eşref Bitlis’i şehit ettiler.

Amerikan ve Yunanistan donanmaları, Millennium Challenge’a benzer ortak bir deniz tatbikatı yaptılar. Senaryosunu, geçmişte NATO Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığını yapmış, Yunan asıllı Oramiral Stavridis’in yazdığı bu tatbikatta, Türk Donanmasını nasıl yok edileceği oynandı…

* * *

Bunlara rağmen stratejik ortaklığımız sürerken, BOP’un Suriye ayağında yollarımız ayrıldı.

Başlangıçta birlikte olduğumuz Suriye’de, Rusya’nın devreye girmesiyle işler karmaşıklaştı. Bu gelişme karşısında ABD, Kürdistan’ın Suriye ayağını kurma işini öne alınca Türkiye ile karşı karşıya geldi.

Sonunda gidiş o hale geldi ki “mukaddesatçı” görüşten gelen ve geçmişte, ABD ile kol kola çalışmış, hatta BOP Eşbaşkanı olduğunu bildirmiş, projenin Irak, Libya ve (başlangıçta) Suriye ayağında yanlarında yer almış olan Tayyip Erdoğan bile, “böyle ortaklık olmaz” demek zorunda kaldı. Bununla birlikte, Trump’ın, diplomatik nezaket kurallarından yoksun, “eğer PYD’yi vurursanız ekonominizi mahvederiz” tehdidine “üzüldük” demekle yetindi.

* * *

Atatürk, dünyada emperyalizmi ilk kez mağlup eden, dahi bir komutan ve devlet adamı. Daha sonra tüm mazlum uluslar onu örnek alarak emperyalizmle mücadele ettiler ve bağımsızlıklarını kazandılar. Ülkesinde sosyalist bir devrim gerçekleştirmiş olan Fidel Castro bile, “emperyalizme karşı mücadele ederken biz Atatürk’ü örnek aldık” demiştir. Buna karşılık, Atatürk’ten sonra ülkemizi yönetenler onu örnek almadılar, yolundan ayrıldılar, özellikle dış politika olmak üzere uyguladığı politikayı terkettiler.

Atatürk, “Bir millet yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz” demiştir. “Emperyalist devletlerle olan politikamızı çok dikkatli saptamalı ve ilişkilerimizi mesafeli yürütmeye özen göstermeliyiz. Onlarla uyuşma, kaçınılmaz olarak Türkiye’nin sömürgeleştirilmesi anlamına gelecektir” demiştir. Bunlara benzer, emperyalizm karşıtı, kitapları dolduracak kadar sözleri var. Fakat ardılları, sanki O, bu milletin kurtarıcısı, bu devletin kurucusu değilmiş, sanki bağımsızlığımız emperyalizme karşı milli mücadele ile kazanılmamış gibi, gittiler emperyalizmin kucağına oturdular; hem de Mehmetçiğin canı ve kanı ile rüşvet vererek.

Eğer O’nun fikirlerinin öğrenmeye/ söylediklerini anlamaya çalışmış, yolundan/ özellikle uyguladığı dış politikadan ayrılmamış olsaydık bugünlere gelmezdik.

Çıkış yolumuz da belli: O’nun yoluna dönmek…

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s