ERMENİ SORUNU DOSYASI : BAHAETTİN ŞAKİR’E ATFEDİLEN SAHTE MEKTUPLAR VE TANER AKÇAM’IN KANDIRMACALARI


BAHAETTİN ŞAKİR’E ATFEDİLEN SAHTE MEKTUPLAR VE TANER AKÇAM’IN KANDIRMACALARI

KAYNAK : https://avim.org.tr/tr/Yorum/BAHAETTIN-SAKIR-E-ATFEDILEN-SAHTE-MEKTUPLAR-VE-TANER-AKCAM-IN-KANDIRMACALARI

21 Nisan’da Agos Gazetesinde “Bahaettin Şakir’in Ermenilerin imhasına dair mektupları” başlığıyla Taner Akçam tarafından bir makale yayınlandı. Makalede Akçam, Aram Andonyan tarafından yayınlanan ve Bahaettin Şakir’e atfedilen iki adet sahte mektubun gerçek olduğunu iddia etmekte ve bunu Andonyan mektuplarındaki imzanın Bahaettin Şakir’e ait yazı ve mektuplardaki gerçek imzalara benzemesiyle açıklamaktadır. Daha önce farklı AVİM çalışmalarında Akçam’ın Andonyan belgelerini doğrulamak için yayınladığı kitapta ne tür tahrifatlar yaptığı ve kendisinin eleştirdiği Şinasi Orel ve Süreyya Yuca’ya ait ifadeleri nasıl çarpıtarak bağlamı dışına çıkardığı ve bu sayede argümanlarını çarpıtarak kendini haklı göstermeye çalıştığı etraflı bir şekilde gösterilmiştir. [1]

Her zaman olduğu gibi bu defa da Akçam’ın iddia ve açıklamaları yanıltıcı ifadeler ve büyük eksikliklerle doludur ve imzalar hakkında ileri sürdüğü savlar ciddi çelişkiler içermektedir.

İlk olarak, sahte imzalar ile gerçek imza örnekleri arasında şeklen kabaca bir benzerlik bulunmasına karşın, imzalar etraflıca incelendiğinde gerçek imzalar ile Andonyan belgelerinde bulunan sahte imzalar arasında ciddi farklar bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Aşağıda sunulan tablonun sol sütunda Bahaettin Şakir Bey’e ait gerçek imzalardan örnekler verilmektedir. Tablonun sağ sütununda ise Andonyan belgelerinde yayınlanan ve Bahaettin Şakir’e atfedilen sahte mektuplardaki imzalar sunulmaktadır. İki imza grubu arasındaki farkları okuyucuların daha iyi görebilmesi için gerçek imza örneklerinin sahte örneklerde bulunmayan farklı kısımları kırmızı daire içine alınarak gösterilmiştir.

Tablodan da net bir şekilde görülebileceği üzere, gerçek ve sahte imzalar arasında ciddi farklar bulunmakta ve sahte imzaların gerçekleri taklit edilerek benzetilmeye çalışıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada Bahaettin Şakir’in imzalarının neye dayanarak taklit edildiği hususunda okuyucuların zihninde bazı soru işaretleri belirebilir. Ancak hem İttihat ve Terakki Cemiyet’inin önde gelen isimleri arasında olması ve hem de çeşitli Jön Türk yayın organlarına yazdığı açık mektuplardan Bahaettin Şakir’in imzası zaten kamuoyu tarafından bilinmekteydi. Yani para kazanmak için sahte belge üreten biri çeşitli dönemin gazete ve dergilerine bakarak Bahaettin Şakir’in imzasını taklit etme şansına sahipti. Nitekim aşağıda sunulan ve 1902-1910 yılları arasında basılan Şura-yı Ümmet gazetesine ait bir sayıda Bahaettin Şakir Bey’e ait bir imza oldukça net bir şekilde yayınlanmıştır.

Bu nedenle sahte imza grubundaki imzaların kabaca ve şeklen gerçek imzalara bir nebze de olsa benzemesi şaşkınlık yaratmamalıdır.

Üstelik bu imzaların sahte olduğunun tek göstergesi gerçek imzalar ile sahte imzalar arasındaki fark değildir. Andonyan belgelerindeki mektuplar coğrafi konum ve kronoloji ilişkisi açısından da sorunludurlar. Şubat ve Mart 1915 tarihinde İstanbul’dan Adana’ya yollanmış olduğu iddia edilen ve Bahaettin Şakir Bey’e atfedilen iki adet mektup bizi açıklanması imkânsız bir çelişkiye sokmaktadır. Zira Mektupların yollandığı tarihlerde Bahaettin Şakir Bey İstanbul’da değil Erzurum’dadır. Akçam son dönemde çarpıtılmış Ermeni söyleminin sözcüsü haline gelen Agos’taki makalesinde de Bahaettin Şakir’in o tarihlerde Erzurum’da olduğunu ve Nisan 1915’e kadar İstanbul’a dönmediğini kabul etmektedir. Ancak mektupların İstanbul’dan yollanması hususunu göz ardı ederek belgelerin sahte olduğunu gösteren bu müthiş çelişkiyi görmezden gelmekte ve belgelerin gerçek olduğu yönündeki mesnetsiz iddialarını sürdürmektedir.

Mektuplardaki imzaların detaylı olarak karşılaştırılması ve söz konusu mektupların içerik ve tarih bakımından incelenmesi Andonyan Belgelerinin sahte olduklarını şüpheye mahal vermeyecek bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Akçam’ın Agostaki makalesi ise her zaman yaptığı gibi kullandığı kaynakları çarpıtarak bir sonuç bir elde etme çabasından öteye geçememektedir.

[1] Ömer Engin & Yiğit Alpogan, “Review Article: Killing Orders: Talat Pasha’s Telegrams and the Armenian Genocide.” Review of Armenian Studies, Issue 37 (2018).

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s