TARİH /// Turhan ÇALAY : Kumlalı Ramazan Reis’in Gemisi Korsanlarca nasıl zaptedildi ?


Turhan ÇALAY : Kumlalı Ramazan Reis’in Gemisi Korsanlarca nasıl zaptedildi ?

Venedik Devlet Arşivi’nde bulunan 1560 tarihli Osmanlıca belgeye göre hadisenin tespiti…

Osmanlı Devleti’nin denizlerde en güçlü olduğu bir dönemde, Arnavutluk’un Draç kasabası açıklarında ilginç bir olay yaşanır. Kumlalı Ramazan Reis, ticaret yapmak amacıyla bölgeye gelmiştir. Denizde seyir halindeyken, Venedikli korsanlar Ramazan Reis’in gemisini zaptederler. Gemide bulunan zeytinyağı, pirinç ve diğer mali ara el koyarlar. O dönemde Venedik ve Osmanlı Devleti arasındaki ticari anlaşmaya göre, böyle olaylar yaşandığında, iki devlet, karşılıklı olarak zarar ve ziyanı tazmin edecektir. Ramazan Reis de hakkını aramak için Istanbul’daki Venedik Balyosuna / elçisine başvurur. Görüşme anlaşmayla sonuçlanır ve Ramazan Reis, 1.100 altın fori alarak bütün haklarından feragat eder. Taraflar, yaptıkları anlaşmayı İstanbul kadısına onaylatırlar. Bu anlaşmanın metni İstanbul Balyosu tarafindan Venedik hükümetine gönderilir ve olay sonuçlanır.

Gemlik, Kumlalı Ramazan Reis’le ilgili 1560 yılının 8 Eylül tarihinde İstanbul kadısı huzurunda, Venedik Balyosu’yla Ramazan Reis’in uzlaşması ve sulh yapılmasıyla ilgili belgenin dayanakları; Yavuz Sultan Selim’in Venedik Devleti’yle yaptığı antlaşmalar ve oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın 1540 yılında bu ülkeyle yaptığı ticari antlaşmalarının sonucudur. Daha sonra bu ve buna benzer antlaşmalara “Kapitilasyonlar” denilmiştir.

Kanuni’yle antlaşmalar yapılırken, karlı çıkan tarafın Osmanlı Devleti olduğu sanılmıştır. Çünkü Venedik, Osmanlı’nın bu antlaşmayı imzalamasıyla, üç yıl içinde 100.000’er altından 300.000 altın Filori ödemeyi kabul etmiştir. Karşılıklı olarak ticaret gemileri iki devletin kara sularında ve limanlarında, gümrük vermek şartıyla (gümrük vergisi %5’tir) her türlü ticareti yapabileceklerdir. Bu antlaşma sonucunda her iki taraf, yani Osmanlı Devleti ve Venedik tüccarlarına karşılıklı olarak ticari serbestlik tanınmıştır. Bunlardan başka bu antlaşma sonucunda karşılıklı olarak iki ülkenin ticaret gemilerine karşı korsanlık sona erecektir. Eğer herhangi bir olursa; korsanların ticaret gemilerine verecekleri her türlü zarar ve ziyanı iki devletin üstleneceği kararlaştırılmıştır. Bundan böyle Venedik, İstanbul’da bir Balyos bulundurabilecek ve iki ülke arasındaki bütün anlaşmazlıklar, Balyosla görüşüp neticelendirilerek karara bağlanacaktır.

Mayıs 1542 yılındaki bir olaydan sonra, Osmanlı Kaptanı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa bile, Venedik Balyosu’yla zararının karşılanabilmesi için sulh yapmak zorunda kalmıştır. Mayıs 1542’de henüz Preveze Deniz Zaferi’nin üzerinden 4 yıl bile geçmeden, Venedikli korsanlar Barbaros’un içerisinde inci ve bunlar gibi değerli mallar yüklü iki “Kalita”sını Filo Kaptanı Murat Reis’le birlikte ele geçirmişlerdir. Barbaros, bulunduğu mevki dolayısıyla bizzat Venedik Doçu’yla irtibata geçmiş, bu konuyla ilgili, Ocak 1543’te Doç’a mektup yazsa da, bir netice alamamıştır. Araya aracılar sokmuş ve bunların sonucunda Venedik Doçu’yla anlaşarak, zararı olan 27.750 altın Filoriyi İstanbul’daki Venedik Balyosu’ndan alarak sulh olmuştur.

Büyük Kumlalı Ramazan Reis’in macerasına gelirsek; Venedik’in İstanbul Büyükelçisi tarafından ülkesine gönderilen, Zilhicce 967/8 Eylül 1560 tarihli ve 86 numaralı belgenin özeti şöyledir: Venedik kapudanlarından Contarini’nin saldırısına uğrayarak, gemisiyle birlikte, gemisindeki malları da zaptedilen Gemlik Kumlalı Ramazan Reis’in zarar ve ziyanına mahsuben Venedik Balyosu Marino Cavalli’den 1.100 flori (altın) alıp, sulh olduklarına / anlaşma yaptıklarına dair Galata Kadısı’nın tescil / kayıt belgesi.

Belgenin Latin harflerine çevirisi şöyledir:

“El-emir fi el hakika, kema-zir fi, El vesika. Hırz-ı efkar Ab-dülbari, Abdülbaki bin Mehmed Kefevi el mevali bağlta / balta.

Mehr (i) sebeb (i) tahrir kitab oldur ki; Vilayet-i Anadolu’da kasaba-i Kumla’dan Ramazan Reis ibn-i Recep nam kimesne, meclis-i şer-i şerıfde, Venedik Beğleri’nin vekili ve kaymakamı “Marino Kavalli” nam Balyos’un, kaziye (i) atiyye (i) tasdike bi-ma hüve tarik’ül sübut, şera ve vekalet-i sabite olan, iş bu hamilii’l-Kitap Mikel bin Petro mahzarında ikrar ve takrir-i meram idüb, eyiddi-ki: ‘Bundan akdem Draç nam kasaba kurbunda deryada gelürken, Venedik kapudanla-rından Kontarini nam Efrenci gelüb, benüm gemüm içinde nice eşyam ile gemüm basub, alub, ba’ade ben dahi Asitane-i Saadet’e gelüb, arz-ı hal ittüğümde, evvel zamanda gemüm alub, kabız idüb, içinde olan esbablardan zeytinyağı ve pirinç ve sair olan esbabı zayi olmak ile haliya, mezburun Venedik Beğlerinin vekili olan merkum Balyos’un yedinden cemmi gemüm içinde olub, zayi olan esbabım mukabelesinde 1.100 tam altun Flori alub, kabz idüb, zikr olan gemüm içinde olub, zayi olan esbaba müteallik merkum Balyos’un vekillerinin zimmetlerin ibra’a ilam ile ibra ve iskat ettim’. ‘Şol vech üzere ki, kaziyen mezbureye müteallik mezkurlar ile minba’ d davam dahi vakıa olursa, And el-hüküm mesmu-u olmaya didik de’; Mesfur Mikeli bil-muvacehe tasdik idüb, ma vakıa gıb-el taleb ketb olunub, yedine defa’a olundu. Adı; El Hace bi zikir mecra-i ola. Tahriren fi evasıt Zilhuice (Zilhicce), min şehvar. Sene; seba ve sittin ve tesamiye?” şuhud-ül hal: ‘Mehmed Çelebi ibni Kasım el Katib’ ve ‘Mustafa bin Ali’ ve ‘Hüseyin bin Abdullah’ ve ‘Keyvan bin Abdullah’ ve `Graham min El-Hazrin’ ve ‘Ali Dede bin Mehmed’ ve ‘Ali bin Hüseyin’ ve ‘Hamza bin Abdullah’ ve ‘Muslihiddin bin Sinan’ ve ‘El-Hac Ferruh bin Abdullah’.”

Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa

Değerlendirme ve Sonuç

Gemlikli reislerin o günkü gemilerle uzak diyarlara gidip ticaret yapabilmeleri dikkat çekicidir. Bu dönemde Bursa çok önemli üretim ve ticaret merkeziydi. Mudanya, Gemlik, Kumla ve Eşkel limanları Venedik gemileri-nin yanaştığı limanlardı. Bunun sebebi; o yıllar, Osmanlı Devleti’nin denizde donanmasının, karada ordusunun en güçlü olduğu yıllardır. Akdeniz adeta bir Türk Gölü gibidir. Venedik’le yapılan antlaşmalardan doğan güven ortamı, karşılıklı yapılan ticaretin üst seviyeye çıkmasını sağlamıştır. Ara sıra bazı münferit olaylar da meydana gelmektedir. Bunlardan biri de Ramazan Reis’in başına gelen olaydır. Bu olaydan 30 yıl önce, Osmanlı Arşiviinde bulunan 1530 tarihli ve 166 numaralı İcmal Defteri bizlere bir fikir vermektedir. 1530 yılında, Kumla ve Karacalar’da 52 evli erkeğe karşılık, 55 yetişkin bekar erkeğin bulun-ması, bazı başka sebepler olsa da, en önemli sebebinin aylarca açık denizlerde seyahat eden ve belki de evine yılda bir kez ancak uğrayabildiğinden, evlenmeye fırsat bulamayan denizcilerin çokluğundan olduğunu düşün-dürmektedir. Gemlik Körfezi’nin çevresinde, bilhassa Samanlı Dağları’nda o yıllardaki ahşap gemileri yapmak için kereste elde edilen kıymetli ağaçlar vardı. Bunların varlığını, aynı devirde tutulan “Mühimme Defterleri”ndeki kayıtlardan anlıyoruz. En iyi gemi küreği yapmaya uy-gun gürgen ağaçları bu dağlarda bulunurmuş. Kanuni, bunların kesilmesine engel olunması için, çevredeki bütün kadılara ferman yazmıştır. Kios’a Gemilük / Gemlik adının verilmesi ve burada çeşitli ticaret gemileri ve Osmanlı Devleti’ne çağının en büyük savaş gemileri olan kalyonların yapılması boşuna değildir. Gemlik’in Türkler tarafından ele geçirilmesinde denizcilerin büyük payı vardır. Körfezdeki sahillerde köyler kuran bu denizcilerin torunlarının uzak deryalara açılıp ticaret yapmaları normal karşılanmalıdır.

Sonuç: Kumlalı Ramazan Reis, 1.100 altın Floriyi alıp, hakkına razı olmuştur.

Turhan ÇALAY

1953 Yılında Bursa Çalıköy’de doğdu. Evli ve üç çocuk babasıdır. İlk yazısı 2012 yılında BURSAV “Bursa Araştırmaları ve Kent Kültürü Tarih Vakfı Dergisi’nde yayınlandı. Araştırmaya Çalı’dan başladı. Çalı ile ilgili Osmanlı arşiv belgelerinden yola çıkarak BURSAV’da Osmanlı Belgeleri ışığında Fodra, Tahtalı ve Yaylacık köyleri gibi köylerin tarihlerini yazdı. "Şehrengiz" ve "Bursa’da Yaşam" dergilerinde araştırma yazıları yayınlandı. Osmangazi Belediyesi’nin, Bursa’nın alınışı dolayısıyla çıkardığı Köy Kitapları’na katkı yapmaktadır. Mayıs 2018’de doğduğu yer olan “Çalıköy”ün aynı adla kitabı yayınlandı. Halen çevrede yaşayanların “Sıra Köyler” dedikleri ve doğudan batıya doğru birer inci tanesi gibi sıralanmış olan; Misi, Demirci, Çalı, Yaylacık, Tahtalı, Kayapa, Hasanağa ve Akçalar köylerinin kitabı üzerinde çalışmaktadır. Osmanlıca bilmektedir. E-Posta: turancalay

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s