TARİH : ÇANAKKALE SAVAŞI VE ENVER PAŞA HAKKINDA 2 FARKLI KAYNAK 2 FARKLI YORUM


Rıza Zelyut : Çanakkale Savaşı’nı Enver Paşa kazandı

ULUSALCI AYDINLIK’IN YORUMU.

Üç kağıtçı siyasetçiler, Türk tarihinin büyük zaferlerinden birisi olan Çanakkale savaşını, “yeşil sarıklı görünmeyen kahramanların kazandığı”nı yayıp duruyorlar.

Halbuki Çanakkale öncesinde büyük felaketler var. Bu yenilgiler döneminde acaba o yeşil sarıklılar nereye saklanmışlardı?
1911’de Kuzey Afrika’da hezimet var.

Daha da kötüsü; 8 Ekim 1912’de başlayan Balkan Savaşları sırasında Bulgar orduları Osmanlı ordularını bozguna uğratmış, Balkanlar boydan boya elimizden çıkmış, düşman kuvvetleri neredeyse Çatalca’da…

O günleri yakından yaşayan şair Mehmet Akif’in şiirlerini okuyun. Her yer virane olmuş… Binlerce camiyi yıkmışlar. Bir buçuk milyon Balkan Türk’ü perişan halde İstanbul’a kaçıyor. Yüz binlercesi yollarda can vermiş… Ama ne din ne iman kurtarabilmiş bunları… Yeşil sarıklılar da yok ortalıkta…

PADİŞAHÇI KADRONUN REZALETİ

Bu kanlı bozgun döneminde, devleti, Hürriyet ve İtilaf Partisi (HİP)yönetiyor.

Bu parti, tam günümüzün AKP’si gibi bir parti.

Dinci, padişahçı, hilafetçi… Kurtuluşu İslam’da arayanların, halkı bu yolla uyutanların partisi…

Savaştan önce bu dindar iktidara, Bulgar-Yunan-Sırp devletlerinin Osmanlı’ya saldırılacağı bilgisi de veriliyor. Ama padişahçılar, bunu barış düşmanlarının propagandası sayıp dikkate almıyorlar. Yetmiyor; Sırpların Almanlar’dan aldıkları ağır silahları, başka yerden ülkelerine sokamamaları üzerine buna Osmanlı yönetimi izin vererek Selanik limanını bu iş için kullandırıyor.

Böylece o silahlarla Osmanlı ordusu darmadağın ediliyor.

İşte bu felaketli günlerde, İttihat ve Terakki Partisi lideri Enver Bey, 23 Ocak 1913’te padişahçı iktidarı indirmek için Babıali’ye arkadaşları ile baskın yapıyor; hükümeti düşürüyor.

Ve ardından da Balkan ülkeleri arasında çıkan anlaşmazlıktan faydalanıp orduyu harekete geçiriyor; Trakya’yı ve Edirne’yi geri alıyor. Peşinden de Harbiye Bakanı olarak Osmanlı ordusunu yeniden kuruyor.

Eski kafalı ve padişahçı 2000’den fazla subayı atıyor. İngiltere ve Almanya ile ilişkiler kurup orduyu yeniden silahlandırıyor. Buralara İttihat ve Terakki çizgisindeki subayları getiriyor.

MİLLİYETÇİ TÜRKLER
Çanakkale Zaferi, işte bu yeni ordunun, dolayısı ile de İttihat ve Terakki Partisi’nin kazandığı bir zaferdir. Ne yazık ki kimse bu büyük gerçeği dile getirmiyor.

İttihat ve Terakki Partisi, “Vatan-millet-hürriyet” sloganları çevresinde padişahçı yönetim karşıtı ilerici bir parti olarak şekillendi. Bu parti Türk milliyetçiliğini temel aldı. 1908 Meşrutiyet devrimi ile aslında 1923’te başlatılan cumhuriyet devrimlerinin de temelini attı.

İşte bu İttihat ve Terakki yönetimi, İngiliz ve Rus emperyalizminin Osmanlı Devleti’ni “Hasta Adam” ilan ettiğini biliyordu. Osmanlı’yı paylaşmak için anlaşma yapan bu güçlü devletlere karşı, ülkeyi korumak için Almanya ile işbirliğinden başka çare yoktu. Bu yüzden de zorunlu olarak Almanya’nın yanında Birinci Dünya Savaşı’na girdi.

Ve işte bu milliyetçi Türklerin yeniden kurduğu ordu, Çanakkale’de hiç beklenmeyen bir direniş sergileyerek bütün dünyayı şaşkına çevirdi.

MUSTAFA KEMAL’İN ROLÜ

Çanakkale Savaşları’nı yürüten ordunun komutanı Alman Generali Limon von Sanders idi. Harbiye Bakanlığı görevinde ise Mustafa Kemal ile aynı yaşta olan Enver Paşa bulunuyordu. Enver Paşa cephede görev isteyen Yarbay Mustafa Kemal’e 19. Tümen Komutanlığı görevini vermişti.

Çanakkale’yi denizden geçmeye kalkışan düşman donanması çok kayıp vererek 18 Mart’ta geri çekilmişti. Karaya çıkarma yapmaları bekleniyordu.

Bölgedeki ordunun komutanı Limon von Sanders, İngilizlerin Saros Körfezi ve Anadolu tarafına çıkacağını öngörüyordu. Mustafa Kemal ise bunların Anafartalar bölgesine çıkacaklarını ileri sürmekteydi. Sonunda onun dediği doğru çıktı. Böylece öngörülü bur subay olduğu kabul edildi.

Bundan daha da önemlisi; çıkarma yapıldığı duyulunca Mustafa Kemal emrindeki alay ile hiç emir almayı beklemeden çıkarma bölgesine hareket etti.

Buraya ulaştığında bölgedeki Osmanlı askerlerinin bozulup kaçtığını gördü. Hemen onları durdurdu. Verdiği emirlerle süngü taktırıp mevziye soktu. Sonra da ünlü, “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!” biçimindeki emrini verdi. Ve düşmanın ilerleyişini durdurdu.

Bundan sonra 7 ay sürecek göğüs göğüse çarpışmalar başladı. Mustafa Kemal, ölülerle dolmuş siperlerde, aç ve hasta askerinin yanı başında durarak ve milim milim ilerleyerek kendi birliklerinden kat kat güçlü ortak düşman ordusunu geri püskürttü. Ve böylece de bir sene içinde yarbaylıktan tuğgeneralliğe yükseltildi.

Çanakkale’de rütbe olarak Mustafa Kemal’den çok daha üst düzeyde subaylar vardı. Ama o; bu çok dar alanda üst üste kazandığı zaferlerle yenilgiyi kaçınılmaz gibi gören Osmanlı ülkesine büyük bir moral aşıladı. Askerin de milletin de kendisine güveni geldi.

Bu büyük zaferi bize mal eden İttihat ve Terakki Partisi’ne onun sonları hüzünle biten tepe yöneticileri olan Enver-Talat-Cemil paşalara minnetimizi sonsuza kadar kalbimizde taşıyacağız…

SÖMÜRGECİLİĞE DARBE OLDU
Mustafa Kemal, Çanakkale’de milletin kalbine girmiş; ülkemiz işgal edildiğinde o, ortaya çıkarak milleti peşine takmış ve Kurtuluş Savaşı’mızı başarıyla sonuçlandırmıştır.
Çanakkale direnişimizle Rusya’daki Çarlık yönetimine Batı’dan yardım gidememiş buradaki imparatorluk çökertilmiş ve Sovyet sistemi kurulmuştur. Sovyet yönetimi de Kurtuluş savaşımızı kuvvetle desteklemiştir.

Türkiye’nin emperyalizme direndiğini ve başarılı olduğunu gören Asya’nın ve Afrika’nın sömürgeleştirilmiş milletleri de uyanmışlar; 25-30 yıl içinde büyük bölümü bağımsızlıklarını kazanmışlardır.

Enver Paşa’nın Sarıkamış’ta yaptığı hesapsız atılganlık burada 20 bine yakın askerimizin donarak ölmesiyle sonuçlanmış olsa bile onun kurduğu ordu, tam 4 yıl boyunca tam 10 ayrı cephede çok başarılı savaşlar çıkarmıştır. Bu yüzden Enver Paşa’yı Ermenilerin ve Batılı emperyalistlerin gözüyle değil Türk milletinin gözüyle görmek zamanı artık gelmiştir.

41 yaşında Orta Asya’da Sovyet kuvvetleriyle çarpışırken ölen bu büyük insan ışıklar içinde yatsın…

Sözün özü: Çanakkale zaferi, dincilerin değil devrimci milliyetçilerin kazandığı bir zaferdir.

BU DA DİNCİ BİANET’İN YORUMU.

Enver, Talat ve Cemal Paşalar Nasıl Kaçtı ???

KAYNAK : https://m.bianet.org/bianet/siyaset/60508-enver-talat-ve-cemal-pasalar-nasil-kacti

İstanbulda görevli Alman Yüzbaşı, o günlerde paşaların Galata Köprüsündeki sokak fener direklerine asılacakları söylentisinin yayıldığına dikkat çekip, Almanya yanında savaşa girdikleri için bu kişilere yardım kararı uyarınca görev yaptığını açıklıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nu I. Dünya Savaşı’na sokan ve yenilginin baş sorumlusu olarak görülen Enver, Talat ve Cemal Paşaların İstanbul’dan nasıl kaçtıkları, ortaya çıktı.

İmparatorluğun yenilgisini belgeleyen imzalanan Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) kısa bir süre sonra ortadan kaybolan İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin İstanbul’dan ne zaman ve nasıl kaçtıkları şimdiye kadar farklı biçimlerde açıklanıyordu.

Almanya’da yaşayan araştırmacı-yazar Dr. Mete Soytürk ünlü paşalarla, toplam dokuz üst düzey İttihatçı’nın kaçışlarını bizzat organize eden Alman Deniz Kurmay Yüzbaşı Hermann Baltzer’in bu konuyu ele alan yazısını bularak, Türkçe’ye çevirdi.

1933’de kaleme alındı

Yüzbaşı Baltzer’in paşaları 1 Kasım 1918 gecesi İstanbul’un çeşitli köşelerinden toplayıp, Tarabya’da dermirli Alman torpido gemisine nasıl götürdüğünü ve oradan Sivastopol’a nasıl yolcu ettiğini anlatan yazısı Kasım 1933’de "Orientrundschau" adlı dergide "Dünya Savaşı’nın üç büyük Türkü, Talat, Enver ve Cemal Paşa’nın Romantik Sonları. 1 Kasım 1918’den bir anı" başlığı altında yayınlanmış.

İşgal altındaki İstanbul’dan üç paşa ve arkadaşlarını kaçıran Balztzer, bu olaydan sonra İstanbul’da 8 ay daha kalmış ve bu sürede sürekli İngiliz ve Fransız işgal güçlerinden subayların sık sık "Paşaların ne zaman ve nasıl yurtdışına çıktıkları" yolunda sorularıyla karşılaşmış.

Baltzer’in 1933’te bu olayı anlatmasına rağmen, Türkiye’de halen bu konuda farklı açıklamalar bulunuyor ve tarih kitaplarında paşaların, bir Alman denizaltısıyla İstanbul’dan kaçırıldıkları ileri sürülüyor.

Savaşın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından iktidardan düşürülen İttihatçı liderlerle ilgili olarak İstanbul’da "Galata Köprüsü üzerindeki sokak feneri direklerine asılacakları" yolundaki söylentilerin ortalığı kapladığı sırada, İstanbul’daki Alman Akdeniz Filosu Karargahı’nda paşaların kaçırılmasına karar verildiğini belirterek yazısına başlayan Yüzbaşı Baltzer, yakın tarihimizin bu ilginç dönüm noktasına tanıklığını aşama aşama anlatıyor.

"Parola Enver’i söylediler"

1 Kasım 1918’de, İstanbul’da Alman Akdeniz Filosu Karargahı’nda Türkiye’nin 1914 yılında bizim yanımızda savaşa girmesini borçlu olduğumuz, eski bakanlara nasıl bir yardımda bulunabileceğimiz konuşuldu. Bunun üzerine karargahın en genç kurmay subayı olarak ben paşaların kaçırılması planını gerçekleştirmeye aday oldum."

Kaçırma operasyonuna akşam saat 21.00 sularında başladığını anlatan yüzbaşı, askeri demiryollarına ait bir motorla Eminönü’nden denize açıldıklarını, önce Moda iskelesinde, parolayı sorduklarında "Enver" yanıtını aldıktan sonra Talat Paşa, eski İstanbul Valisi Bedri Bey ve beş kişi aldıklarını, ardından Arnavutköy’den yanında birkaç kişiyle birlikte Enver Paşa’yı, son olarak da Boyacıköy’den Cemal Paşa’yı alarak, Tarabya açıklarında duran Alman torpidosuna götürdüklerini, ayrıntılarıyla açıklıyor.

Tüm yolcuların ellerinde küçük birer valizle geldiklerini, motora biner binmez feslerini çıkarıp, birer şapka taktıklarını yazan Yzb. Baltzer, konuklarını eskiden Rusların Karadeniz Filosu’na ait olan ve birkaç haftadır Alman bayrağı altında görev yapan R-1 torpidosunun "geniş ve ferah kaptan kamarası"na bıraktıktan sonra, Tarabya’da oturan askeri rahibin evinde kalan gemi kaptanı Yüzbaşı Alfred Kagerah’ı çağırmaya gittiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

Şimdi Almanya’nın başpiskoposu olan Rahip Müller bu gece yarısı ziyareti karşısında epey şaşırdı. Biraz sonra kaptanı gemisine götürdüm ve Türk konuklarımızı mümkün olduğunca hızla Sivastopol’a götürüp, karaya çıkarma emrini ilettim"

"Kendilerini belirsiz bir gelecek bekliyordu"

Paşalarla vedalaşmasını "Geminin kaptan kamarasındaki yuvarlak masa etrafında toplanmış, sessizce oturan Türk konuklarımızın ellerini sıktım. Bu kişiler kendilerini belirsiz bir geleceğin beklediğini biliyorlardı. Fakat bir zamanlar Türkiye’nin en güçlü üç kişisinin sonunun, bir kaç yıl sonra yabancı diyarlarda feci bir şekilde olacağını kimse bilemezdi" sözleriyle anlatan yüzbaşı, geminin 2 Kasım 1918’de gönderdiği telsiz mesajında Türk karasularını terk ettiklerini ve açık deniz olduğunu bildirdiğini belirtiyor.

Yüzbaşı Baltzer’in ünlü paşalara ilişkin anıları burada sona eriyor.

Ancak, bu önemli belgeyi ortaya çıkararak, konuyu açıklığa kavuşturan Dr. Soytürk, 3 Kasım’da Sivastopol’a ulaşan yolcuların buradaki maceralarını da orada Ruslarla Almanlar arasında imzalanan barış anlaşmasından sonra deniz trafiğini denetlemek amacıyla görevli komisyonun başkanlığını yapan Alman Amiral Albert Hopman’ın anılarını yazdığı kitaptan bulmuş.

Burada torpidonun 3 Kasım sabah 08.00’de Sivastopol Limanı’na girdiğini açıklayan Amiral, geminin kaptanı karargahına gelerek, paşaların yanında olduğunu, Almanya’ya gitmek istediklerini kaydediyor.

"Gidip eski dostların ellerini sıkmak istedim, fakat gizlilik gereği bundan vazgeçtim" diyen Amiral Hopman, siyah gözlük takmış ve kılık değiştirmiş olan Enver Paşa’yla karargahının bulunduğu otelde karşılaştığını, ancak tanımamış gibi yaptığını anlatıyor.

Amiral’in anılarına göre Enver Paşa, burada Almanlardan Kafkasya’ya gidebilmek için araç istediğini, olumsuz yanıt alınca da bir Tatar yelkenlisiyle Karadeniz’e açıldığını ve maceralı bir yolculuk sonunda hedefine ulaştığını açıklıyor.

Bilindiği gibi Sıvastopol’da 3 Kasım’da ulaşan paşalar, İstanbul’u bir daha göremediler. Enver’den burada ayrılan Talat ve Cemal paşalarla, arkadaşları Almanya’ya gittiler.

Talat Paşa, 1921’de Berlin’de ve Cemal Paşa 1922’de Tiflis’te Ermeniler tarafından, Enver Paşa’da 1922’de Ruslarla girdiği bir çatışma vurularak öldürüldüler. (GK/BA)

Gürsel Köksal

Gazeteci. Frankfurt’ta yaşıyor.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s